Kur'an Tek Kaynak mıdır?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Kur'an Tek Kaynak mıdır?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Kur'an Tek Kaynak mıdır?
Sayfa: 1 2 [3]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kur'an Tek Kaynak mıdır?  (Okunma Sayısı 27045 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
müslümanlardan
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1182


« Yanıtla #30 : 06 Mart 2013, 08:51:47 ÖÖ 08 »


Ben konu dışı bir soru sormak istiyorum, bilgisi olanlar cevaplarsa çok memnun olurum.

"Elçiye İtaat" edin ayetlerinin tamamı Medine'de devlet olunduktan sonra indirildiği doğru mudur?

Doğru ise bundan ne anlamamız gerekiyor.
Müslüman adlı üyeden alıntı

Bizim düşüncelerimizin temeli işte bu sorunun cevabında yatmaktadır....Kuran onüçyıl boyunca yani Mekke  dönemi süresince insanların öncelikle düşüncede müslüman olmasını amaçlamıştır...Düşüncede Allah’ı  “Rab” ve “İlah” olarak benimseyememiş toplumların elçiye itaat etmeyeceği gibi İslamın diğer emirlerinin bazı rükunlarlarını yerine getirmesi de kendisine bir kazanç sağlamaz...


Düşüncede iman etmemiş bir topluma elçiye itaat edin direktifi anlam ifade etmeyeceği gibi,bir yaptırımı da düşünülemez.....Günümüzde de durum aynı..Düşüncede Uluhiyet ve Rububiyet tevhidlerinin netleşmesi için insanlara namaz,oruç,zekat gibi meseleler yerine bu Kuran’i metod takip edilmelidir............


Bunu kuranın şu kıssasıylada açıklasak daha net olur inşaaallah..

musa rasul,kavmi ile birlikte denizi yarıp geçtikten sonra Harun rasulu başlarına bırakıp 30 günlük rabbisinden vahiy alacağı yere gider ve bu 30 günlük süreye bi 10 daha eklenince kavmi arasında çıkan SAMİRİ ADINDAKİ GAVS,KUTUP,SADAT,BELAM ,onları saptırmaya yetecek bi BUZAĞI yapar ve musa rasulun kavmi başlar bu buzağıyı İLAH edinmeye,musa rasul 40 günlük süresinden dönünce ELİNDE YENİ ALDIĞI VAHİY LEVHALARIYLA,bakıyorki kavmi bi buzağıyı ilah edinmiş,BURAYA DİKKAT,MUSA rasulun ilk yaptığı iş,ALDIĞI YENİ SÜRÜM VAHİY LEVHALARINI Bİ TARAFA ATMAK,yani bu buzağıyı İLAH edinmiş halkın ilk başta yanlış inaç ilahını doğru bi ilah anlayışına döndürmek,YANİ SİL BAŞTAN BAŞLAMAK,yoksa YENİ SÜRÜM VAHİYLERİ BU ŞAŞKINLARA SÖYLESENDE BOŞ OLUR,VE MUSA Rasul burda yaptığı hareketin ne kadarda RABBANİ Bİ METODDA OLDUĞU VE OLMASI GEREKTİĞİ METODUNDA BU OLDUĞU ÇIKIYOR..

Sonuç olarak Son rasulun,yani muhammed rasulun 13 yıllık mekkede yaptığıda ZİHİNSEL Bİ TEVHİD METODUDUR,ve zihnini bulanıklıklardan temizledikten sonraki aşama FİİLSEL Bİ TEVHİDE GEÇİŞTİR..

Günümüzde ise ,BİZ MEKKEMİ,YOKSA MEDİNE DÖNEMİNDEMİYİZ,sorusuna,BİZİM HER İKİSİNDEDE OLMAYIP,MİLENYUMDAYIZ,ve biz bu çağın olması gereken TEVHİDİNİ HAYATIN MERKEZİNE YERLEŞTİRMEDEN önce,ZİHİNLERDE YER ETMESİNİ ÖNCELEMELİ VE ,halifelik,islam devleti,islam hukuku ve işleyişini oluşturmak HEDEFTE OLSADA,BU LEVHALARI, BU BUZAĞILARI,GAVSLARI,HOCALARINI İLAH EDİNENLERE GÖTÜRMEK BOŞA KÜREK ÇEKMEK OLUR..
Logged
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 511


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #31 : 06 Mart 2013, 11:10:49 ÖÖ 11 »

Cevaplar için teşekkür ediyorum Allah razı olsun lakin

ben bu soruyu konumuzla alakalı olarak sormuştum "Kuran Tek Kaynak mıdır?"

Eğer elçiye itaat ile ilgili ayetler medeni ise (ki size bu soruyu sorduktan sonra ilgili ayetleri tek tek taradım ve  tefsirlere bakarak medeni mi mekki mi olduğunu araştırdım hala da devam ediyor) ve Mekki ayetlerin vurgusu sürekli inanca ve akideye dair ise inancın konusu sadece Kuran olmalıdır.

Rasulullah'a itaat farzdır. Fakat bu itaat ilahı kaynaklı ilkelerle sınırlı olduğundan itaatin meşruiyetinin kaynağı yine Kuran'dır. Peygamberimizi de bizler gibi Allah'a itaatle yükümlü olduğu için Kuran'a aykırı hükümler vermez, vermemiştir.

Öyledir de;

Peygamberimizin bir lider, örnek, imam olması ona Allah'ın mesajını iletme, açıklama, tatbik etme görevi de verir. Lakin bu görev Kuran'da olmayan konularda Peygamberimize bir takım teşri, yasak, haram, helal koyma yetkisi verir mi?

Mesela; bir kadını aynı anda teyzesi veya halası ile beraber nikahlamak yasağı, eşek etinin haram kılınması veya yasaklanması, altın'ın haram edilişi vs gibi. Eğer bu yetkileri verir ise bunlar her Müslüman için bağlayıcı mıdır yoksa illete bağlı yasaklar olup illetin ortadan kalkmasıyla hükmün de ortadan kalktığı uygulamalar mıdır? Yani dönemin şartlarına göre geçici olarak bir sebebe binaen konmuş yasaklar mıdır?

Sanırım hadislere yaklaşımımızdaki en temel yanlış bunları doğru kavrayamamaktan kaynaklanıyor.

Velhasıl biz eğer bu durumu bu şekilde algılamaz ve sınırlandırmaz ve elçiye itaati iki tane din oluşturucunun oluşturduklarına inanmak şeklinde anlar ve Peygamberi haşa Allah'la eşitlemeye kalkışır ve bir takım Kuran dışı vahiylerin varlığından bahsedersek tevhid akidesini zedelemiş ve Hritiyanların durumuna düşmüş oluruz.

Biraz karışık oldu gibi ama sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Bu konunun son derece ciddi ve hayati bir konu olduğunu ve ihtilaflarımızın en temel sebebin de bunların teşkil ettiğini düşünüyorum.

Logged
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1056



« Yanıtla #32 : 06 Mart 2013, 12:26:16 ÖS 12 »


Peygamberimizin bir lider, örnek, imam olması ona Allah'ın mesajını iletme, açıklama, tatbik etme görevi de verir. Lakin bu görev Kuran'da olmayan konularda Peygamberimize bir takım teşri, yasak, haram, helal koyma yetkisi verir mi?

Mesela; bir kadını aynı anda teyzesi veya halası ile beraber nikahlamak yasağı, eşek etinin haram kılınması veya yasaklanması, altın'ın haram edilişi vs gibi. Eğer bu yetkileri verir ise bunlar her Müslüman için bağlayıcı mıdır yoksa illete bağlı yasaklar olup illetin ortadan kalkmasıyla hükmün de ortadan kalktığı uygulamalar mıdır? Yani dönemin şartlarına göre geçici olarak bir sebebe binaen konmuş yasaklar mıdır?

Sanırım hadislere yaklaşımımızdaki en temel yanlış bunları doğru kavrayamamaktan kaynaklanıyor.

Velhasıl biz eğer bu durumu bu şekilde algılamaz ve sınırlandırmaz ve elçiye itaati iki tane din oluşturucunun oluşturduklarına inanmak şeklinde anlar ve Peygamberi haşa Allah'la eşitlemeye kalkışır ve bir takım Kuran dışı vahiylerin varlığından bahsedersek tevhid akidesini zedelemiş ve Hritiyanların durumuna düşmüş oluruz.

Biraz karışık oldu gibi ama sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır. Bu konunun son derece ciddi ve hayati bir konu olduğunu ve ihtilaflarımızın en temel sebebin de bunların teşkil ettiğini düşünüyorum.



Şunu gözardı etmemek gerekir. İster Hz.Peygamber'in yapıp-etmelerine sadece Kur'an şekil vermiştir diyelim, isterse Kur'an dışı (vahyi gayri metluv) bir vahiy de yapıp etmelerinde rol oynamıştır diyelim

Hz.Peygamber ve arkadaşlarının 23 yıllık bir sürede  ortaya koydukları hayat, vahyin (Kur'an'ın) kontrolünden geçmiş bir hayattır. Gerektiğinde hem peygamberin kendisine hem de çevresinde olup bitene müdahale eden Rabbimiz, o 23 yıllık dönemi yapılan hataları tashih ederek örnek almamız gereken bir model halinde sunmuştur.

Fakat o dönemi bize anlatan haberlerdeki zaaflar, ortaya konulan o modelin nereye kadar beşeri nereye kadar ilahi kaynaklı bir model olduğunu karmaşık hale getirmiştir.

Abdullah b. Ömer'in taşın etrafını turlaması olayını hatırlarsak, bu zaaf sahabe döneminde bile yaşanan zaaflardandı. Sırf Peygamberi taklid etme gayretinde olan kişiler, ondan sadır olan amellerin -hangisi senden hangisi Allah'tan- sorusunu sorma ihtiyacı duymayanlardır. Bu ve benzeri insanların peygamberden sadır olan fiilleri günümüze ulaştıran haberlerinde ciddi sıkıntılar vardır.

Bunların giderilmesi adına, köklü çalışmalar yapalım derken, Hz.Ömer'in Müellefe-i Kulub konusundaki tutumunu, Peygamber uygulamaları dahil, Kur'an'a da tatbik ederken neyi ölçü alacakları konusu kafaları karıştırmaktadır.

Oturan boğaların fıkıh üretmesi çözümden çok problem oluşturur. Hareket fıkhı, anı yaşamanın ana çözüm getirmenin fıkhıdır. Bin yıl sonra kurulacak devletin ekonomik sisteminin nasıl oluşturulacağı kaygısıyla hareket edenler, hayali üretimler içinde boğulup gitmeye mahkumdur.

Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5127



WWW
« Yanıtla #33 : 12 Eylül 2013, 12:29:27 ÖS 12 »






Hz Aişe'nin "Onun ahlakı Kur'andı" sözü
 sünneti Kur'ana paralel olarak koyanlara bir itirazdı


 http://www.youtube.com/watch?v=0LoBMaYiCt0#




Logged
ozan_er
ozaner
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 223

adalet ve özgürlük dinimdir


« Yanıtla #34 : 13 Eylül 2013, 01:46:30 ÖÖ 01 »

              
  KURAN NİÇİN  TEKKAYNAKTIR  Huh??

Alemlerin Rabbi yeryüzünü yaratıp yeryüzünün inşasını gerçekleştirmiş ve yeryüzünün yasasını koymuş ve bu yasanın çalışma Kurallarını da belirlemiştir.Buda yetmemiş insana hatırlatma ve öğüt bağlamında vahyi göndermıştır. Ancak insan vahye tabı olamanın zorluğunu gördüğü için Bilginin kaynağını Allah in dışındaki varlıklarla hak ve talep etmedikleri halde ortak etmişlerdir.

“Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. Rabbinizden size indirilene uyun; O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin. Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” (7:2-3)

Bu ayette görülüyor ki uyulması gereken kaynak Allah’tan insanlara indirilen Kuran’dır. “O'nun berisinden birtakım velilerin ardına düşmeyin” ifadesi Allah’ın vahiy ettiği dışında hiçbir kaynağa uymamamız gerektiğini vurguluyor.

Allah, elçisine şunu hatırlatıyor ki, insanlar için Kuran dışında bir kılavuz bulunmamaktadır:
“Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemiştik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı göndermemiştik.” (34:44)

Yine başka bir ayette“Müslümanlar’a suçlular gibi mi davranalım? Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz? Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz? Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?” (68:35-38)

Bu ayette geçen “Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz” ifadesi bize, inananların din adına okuyup ders alacakları tek Kitap’ın Kuran olduğunu gösteriyor.
Kuran dışında ders alacağımız başka dinî bir kaynak olmadığı şu ayetle de destekleniyor:
“Veya onlara bir kitap verdik de ondaki bir delile mi dayanıyorlar? Doğrusu, zalimler birbirlerine ancak aldatıcı sözler verirler.” (35:40)   

“Onlara bundan önce bir kitap verdik de ona mı dayanıyorlar?” (43:21)Huh?Huh?Huh?
Peygamber kendince din algısı geliştirebilirmi bakalım
“Eğer bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun can damarını koparırdık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.” (69:44-47)Huh?Huh?Huh??
Ve  Kurandan başka kaynak arayanlara da; “Eğer bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, elbette onu kıskıvrak yakalardık. Sonra onun can damarını koparırdık. Hiçbiriniz buna engel de olamazdınız.” (69:44-47) Yani peygamberlerde Allahın mesajının dışında bilgi kaynağı oluşturamazlar

“Ne oluyor size, nasıl hüküm veriyorsunuz? Hiç düşünmüyor musunuz? Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var? Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin!” (37:154-157)

“De ki, ‘Doğru sözlü iseniz, Allah katından bu ikisinden daha iyi yol gösteren bir kitap getirin, ben ona uyayım.’” (28:49)
Aslında bu bir hastalıktır .İnanmamak için bindereden su getirir Kurandan başka Kuran

KAYNAKTAN BAŞKA KAYNAK  arar oysa inanacak değildir

“Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: ‘Musa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!’ Bunlar daha önce Musa'ya verileni inkâr etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: ‘Birbirini destekleyen iki büyü.’ Ve dediler: ‘Biz bunların ikisine de inanmıyoruz.’" (28:48)
Çünkü Tek kaynağın dışında kaynağa ihtiyaçları vardır.BU esas kaynak yanınada Şeriki ortağı kaynak uydurmakla geçer ömür.Pratik olarakda evrenin yaratıcısı ve donatıcısı nın dışında bilgi ve yönetme (Hüküm) koyabilecek bir güç ve otoritede yoktur.
 
“Kitap’ın indirilmesi, Üstün ve Bilge olan Allah’tandır. Şüphesiz, sana bu Kitap’ı hak ile indirdik; öyleyse dini yalnızca O'na has kılarak Allah’a ibadet et. Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah’ındır! O'nun yanında birilerini daha veliler edinerek ‘Biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz.’ diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” (39:1-3)

“Sana vahiy ettiğimiz kitap, kendinden öncekini doğrulayıcı olarak gelen gerçektir. Allah, kullarından haberdardır, görendir. Sonra, kullarımız arasından seçtiklerimizi Kitap'a mirasçı kıldık. İçlerinden kendine zulmeden var. Orta yolda gideni var. Allah’ın izniyle hayırlarda öne geçeni var. İşte bu, büyük lütfun ta kendisidir.” (35:31-32)

PEKİ  ELÇİYE İTAAT  NE OLUYOR?Huh?Huh?Huh???
Adı üzerinde elçiye itat elçinin kendine değil getirdiğine itaattır .Yoksa Ahmete Mehmete itaat değildir.Yani elçi Allahtan gelen mesajın yanına bu da benim mesajım bunuda unutmayın yada bu nada uyun dememiştir.

“Bu, aynı zamanda, Allah ve elçisinden tüm halka, büyük hac günü yayımlanmış bir duyurudur: Allah putperestlerden uzaktır, elçisi de... Tövbe ederseniz sizin için daha iyidir. Dönerseniz, bilin ki siz Allah’ı aciz bırakamazsınız. İnkarcılara acı bir azabı müjdele.” (9:3)
“Ey inananlar! Allah’a ve elçisine itaat edin. İşitip durduğunuz halde ondan yüzünüzü çevirmeyin.” (8:20)
“Elçiye itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse çevirsin; biz seni onların üzerine bekçi göndermedik.” (4:80)

BU ayetlerin açıklamasını aşağıdaki şu ayetlerden  anlıyoruz
“Senden önce de kendilerine vahiy ettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun. Açık delillerle, kitaplarla gönderdik. Sana da bu hatırlatıcıyı (Zikir’i) vahiy ettik ki, kendilerine indirileni insanlara bildiresin de derin derin düşünebilsinler.” (16:44)

“Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme (Zikir) olarak... O halde, bundan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın.” (7:2)
“Sen, bu tebliğin için onlardan bir ücret istemiyorsun. O, bütün âlemler için bir hatırlatmadan (Zikir’den) başka şey değildir.” (12:104)
 
“Dediler ki: ‘Ey kendisine hatırlatıcı (Zikir) indirilmiş olan, sen bir delisin. Doğru sözlü isen bize melekleri getirsene.’ Biz melekleri ancak belli bir amaç için göndeririz, o zaman da kimseye süre tanınmaz. Kuşkusuz hatırlatıcıyı (Zikri) biz, evet biz indirdik ve onu koruyacak da elbette yine biziz.” (15:6-9)

“Bu, kutsal bir hatırlatıcıdır (Zikir’dir) ki, onu indirdik. Yoksa siz onu inkâr mı ediyorsunuz?” (21:50)

“Biz o peygambere şiir öğretmedik. Şiir ona yaraşmaz da. Ona vahiy edilen, bir hatırlatıcı (Zikir) ve apaçık bir Kuran'dan başka şey değildir.” (36:69)

“Onlar, o hatırlatıcı (Zikir) kendilerine geldiğinde inkâr ettiler. Halbuki o, eşsiz yücelikte bir Kitap'tır. Bâtıl ona, ne önünden gelebilir ne de arkasından. Bilge olan ve çok övülen Allah’tan bir indirmedir o.” (41:41-42)

“Sen, sana vahiy edilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Gerçek şu: Bu Kuran sana ve toplumuna elbette ki bir hatırlatıcıdır (Zikir’dir). Bundan sorumlu tutulacaksınız.” (43:43-44)

“Ey elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, inkâra batmış topluluğa kılavuzluk etmez.” (5:67)

AÇIKCASI OLMAYAN SORUN ÜRETİP BAK BU KURANDA YOK DEMEKKİ (haşa) ALLAH UNUTTU FALAN KİŞİ TAMAMLADI ODA ALLAHIN SIFATINA ORTAK ANLAYIŞI YAYGINDIR 

Açıkcası Tamamlanmış Kuran  kendini açıklayamamakta ise ve eksikleri varsa Bu kitaptan rabbimiz bizi niçin hesaba çeksin43/44

ELÇİNİN  GÖREVİ   NE
Asıl mesele bunu kavramak elbette  elçinin görevi sadece Kuranı okuyup geçmek değil .Kuranı anlamayı anlatmaktır.VEKutlu elçide bunu yapmıştır.Yani Kuranda bir konu bazen yapısı itibarı ile farkıl süreç ve benzeşim(Mütaşabih) yoluyla anlatılır işte  Peygamberlerin asıl işi Kuranı nasıl Kullanacağız nasıl anlayacağız bunun öğretilmesidir

“Bak, iyice kavrayıp anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.” (6:65)
“Muhakkak ki biz, bu Kuran'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.” (17:89)

“İşte biz, ayetleri çeşitli biçimlerde böyle açıklıyoruz. Öyle ki sana: ‘Sen ders almışsın’ desinler ve biz de bilen bir topluluğa onu açıkça göstermiş olalım.” (6:105)
Sonuç olarak elimeze karışık kuruşuk tutarsız anlaşılmaz kaynağı belli olmayan çelişik bilgiler manzumesi sunulmak istenmektedir.bu algı ve anlayış Kuranın evrensel pak masajı değildir ve kurtuluşa da götürmeyecektir.Tek otoritenin kainatın sahibinin olmadığı dinin adı İslam olamaz yaşadığımız yüzyıllardır eziklik kargaşa mezhep meşrep savaşlarının temeli budur.

Oysa bizim Şanı Yüce Rabbimizin gönderdıği pak arı duru temiz net bir mesajımız var .Ona tabi olmak istemeyenler yani Kirli su arayanlar Pak kaynaktan elbette yararlanamayacaklardır


ZATEN BUNLAR ŞÖYLEDİR BÖYLEDİR DİYECEK ARKADAŞLAR  KURANİ CEVAP BULSALAR İYİ OLUR KİMSE ONLARI DİNLEMEZ VE YETERSİZLİK İFADESİDİR

Logged
müslümanlardan
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1182


« Yanıtla #35 : 13 Eylül 2013, 08:28:03 ÖÖ 08 »

Kuranın müslümanlara ilk öğrettiği akidedir ve bu akidesini SABİTLEMESİNİ sağlar...

Akidenin dışında,yani akidede ölçü ihtilafsızlıktır,yani tevhidin bi toplumda doğru anlaşılması ancak VAHDEDE GÖTÜRMESİYLE ALAKALIDIR ,EĞER Bİ YERDE İSLAM KONUŞULUYOR VE İSTİŞARE EDİLİYORSA TEVHİDİ ANLAMDA VE BU KONUŞANLAR ARASINDA Bİ VAHDEDE GÖTÜRÜLMÜYORSA,İSTİŞARE EDENLER ARASINDA DEMEKKİ TEVHİD TAMAMEN ANLAŞILMIŞ DEĞİLDİR DEMEKTİR..

İtikadde,teşri[hüküm] koymada[haram helal] Allahın hiçbir ortağı yoktur vevevki bu Rasulde olsa,yani kuranda belirtilmeyen haramlar FIKHI VE ZAMANA MEKANA VE ŞARTLARA BAĞLI HARAMLARDIR,bununda dayandığı temel sabitede yine kuranın çizdiği sınırlardır...örneğin domuz ve içki Allahın hükmünde haramken,kıtlık veya ihtiyaç durumunda zaman ve mekan,şartlar oluşunca HADDİ AŞMADAN YEMEK İÇMEK HELAL OLABİLİyor ve bunu rasulde,bi başka müslümanda bu şartlar oluşunca çok kolay HARAM OLAN BU DOMUZ VE İÇKİYİ HÜKMEN O İLLET DÖNEMİNDE HELAL KILABİLİYOR VE BU ALLAHIN HÜKMÜNÜN ÇİZDİĞİ DAİREDE OLDUĞU İÇİN DOĞRU Bİ UYGULAMA OLUYOR..

Bu günün fıkhının oluşturulmamasının temel sebebi GEREK MÜSLÜMANLAR,GEREK GELENEKÇİLERİN KENDİ DİNLERİNİN ÖZNESİ OLMAMAKTAN KAYNAKLANIYOR..Üretici olmaktansa,geçmişi şablonik olarak günümüze taşıyorlar,bütün ihtilafları ve karmaşıklığıylada bu böyle oluyor,DÜŞÜNÜN HİLALİN GÖZLENLENMESİ BİLE BU GÜN ÇOK TRAJİ KOMİK Bİ HAL OLMUŞ VE ÇÖZÜMÜ YOK GİBİ...

Son söz itikatte kuran tek kaynaktır,ameli [sosyal hayattaki evrensel] konumuylada kuranın çizdiği dairede ve serbestlikte kurana bağlı tarihi malumat değerlendirile bilindiği gibi,bazı durumlarda hiç alakası olmaya bilinirliği unutulmadan bu saha,yani sosyal hayattaki evrensellikle alakalı ameli konularda KURANIN TEK KAYNAK OLMASI KONUSU OLAN İTİKATLE ÇAKIŞMADAN,HER ZAMANIN FIKHI OLUŞTURULMALI Kİ İNSANLARA VERİLEN AKIL NİMETİNİN ŞÜKRÜ VE AKLIN ÇALIŞMASININ ÖNÜNDEKİ ENGEL KALKSIN VE KURANIN EVRENSELLİĞİDE BUDUR ZATEN.
Logged
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 511


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #36 : 13 Eylül 2013, 12:39:14 ÖS 12 »

Evet, Kuran subut-i kati olan tek kaynaktır ve Kuran’a denk başka bir kaynak yoktur. İnancın Kuran’i ilkelere uygunluğu zorunludur ancak Kuran’ın pratize edilişi olan Peygamberin Sünneti de Müslümanlar için bağlayıcıdır. Kuran’ı nebevi sünnetten ayıramazsınız. Yüce Kuran’ı bize Muhammed (a.s) aracılığıyla gönderen Allah, tabii ki onun bu Kuran’ı en iyi anlayan, algılayan ve özümseyen olmasını da dilemiştir doğal olarak.

Ayrıca Resule itaat Allah’a itaat ile sınırlı olsaydı Allah’a ve Resule itaat ayrı ayrı zikredilmezdi. Allah’a itaat ettik peki Resule itaat nedir? Yine Allah’a itaat ise neden sadece Allah’a itaat edin denmemiş ve Resul ayrıca zikredilmiş? Yani peygamberin getirdiği ve Allah katındandır diye bilinen bir kitapta, Peygambere uyun emri niye sadece Kuran’a uyun demek olsun.

Bir sahabi neye inanmak kimin emrini dinlemek zorundaysa bugünün müslümanı da öyledir, fazladan bir ayrıcalığı yok.

" Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler." (3/164)

 "Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah en güzel örnektir." (33/21)

"Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah güçlü olandır. Hakim olandır.Doğrusu seni şahit (Kuranı mücessemleştirici), müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Ey insanlar, siz de Allah'a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, O'na saygı gösteresiniz ve O'nu sabah akşam tesbih edesiniz." (48/7.8.9)

 

Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #37 : 13 Eylül 2013, 01:13:42 ÖS 13 »

Kur'an'dan başka kaynak tanımayız diyenlere pek inanasım gelmiyor nedense Smiley

Hayatlarına baktığımız zaman nice kaynakları sahiplendiklerini müşahede ediyoruz.Bazılarını sayıyım:
1-Basın-medya,gazete,tv
2-Batılı yazarlar
3-Müşteşrikler(Oryantalistler)
4-Kendi zanları, hevaları
5-Bulundukları çevre vs.vs

Kur'an tek kaynak , başka hiç bir kaynağı tanımayız diyenlere bakıyorsunuz ne ilmi eserler okurlar ne de Kur'an'ın indirildiği dil olan Arapça'ya vakıfiyetleri var. Bunlar Kur'an'ın anlatmak istediğini değil de kendi anladıklarını adeta  Kur'anlaştırıyorlar. Bunlara göre Peygamber ve Sahabenin sözlerinin bir Batılı ya da Oryantalistlerin söylediği sözler kadar değeri yoktur. Kur'ansız bir sünnet anlayışı nasıl sakatsa, Sünnetsiz bir Kur'an anlayışı da o kadar sakattır.Sünnet derken de  uydurulan sünnet-hadis anlayışını kast etmediğimizi belirtelim

Logged

Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.198 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu