Kurban konusunda önemli ön bilgiler

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Kurban > Kurban konusunda önemli ön bilgiler
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Kurban > Kurban konusunda önemli ön bilgiler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Kurban konusunda önemli ön bilgiler  (Okunma Sayısı 3150 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« : 18 Ekim 2012, 02:21:38 ÖÖ 02 »


Kurban konusunda önemli ön bilgiler
 

Kurban hakkında bazen şüphe verici üsluplar kullanılıyor, kafaları karıştıracak yersiz yorumlar yapılıyor. Halbuki kurbanı hafife alacak yorumlara hem sebep hem de gerek yoktur. Çünkü kurban hayatımıza yeni girmiş bir ibadet değildir ki, bizim yeni yorumlarımıza ihtiyaç duyulsun..
 

Kurban, bin dört yüz küsur sene önceden Medine’de hicretin ikinci senesinde meşru kılınmış, Efendimiz (sas) Hazretleri de bulunduğu dokuz bayramda da kurbanını keserek ümmetine bizzat örnek olmuş, şüpheye düşüp eksik yoruma sebep olacak bir durum asla söz konusu olmamıştır.

Nitekim Rabb’imiz Kevser Sûresi’nde de:  “Rabb’in için namaz kıl, kurban kes!.” buyurmuştur.

Bu emirden sonra Peygamberimiz (sas ) Hazretleri önce Medine’de bayram namazını kıldırmış, sonra da kurban kes emrini büyük bir dikkatle yerine getirmiş, hiçbir bayramda kurbanını bıraktığı  görülmemiştir. Ayrıca durumu müsait olup da kurban kesmeyen zenginleri de ağır bir ifade ile ikaz ederek buyurmuş ki:

- Malî durumu müsait olduğu halde kurbanını kesmeyen kimse namazgâhımıza yaklaşmasın!

Tüm bunlardan anlaşılıyor ki, kurban hafife alınacak bir mükellefiyet değildir. Efendimiz (sas) Hazretleri, hayatında bir defa olsun kurbanını bırakmamış, bırakan zenginlerin de namazgâhtan uzak kalmaları gereken kötü örnekler olduğuna dikkat çekmiştir..

İşte bu gibi önemli gerekçelerle Hanefi müçtehitlerinin çoğunluğu, kurbanın malî durumu müsait olan zenginlere vacip olduğunu ifade etmişler, Şafiler ise (onlarda vacip kavramı olmadığından) vacip derecesinde kuvvetli sünnet olduğu görüşünü tereddütsüz benimsemişlerdir. Her iki görüşte de kurbanın ihmal edilmesi caiz olmayan önemli bir ibadet olduğunda görüş birliği söz konusu olmuştur.

Kaldı ki, kurbanda sosyal bir yardımlaşma ve toplumla kucaklaşma gibi çok muhtaç olduğumuz önemli özellik ve güzellikler de dikkatimizi çekmektedir. Bu açıdan da kurban asla basit bir âdet gibi görülemez, önemli bir sosyal dayanışma ve kucaklaşma vesilemiz olduğu da dikkatten uzak tutulamaz.

Burada dikkate alınması gereken bir ön bilgi de, kurbanı vacip kılan zenginliğin miktarıdır. Ne kadar zenginlik kurban mükellefiyeti getirmektedir imkan sahibi insanlara?

Geçmiş tespitlere bağlı kalarak diyoruz ki: Zekât gibi kurbanda da zenginlik ölçüsü, seksen gram altını satın alacak paradır. Sabit geliriyle normal ihtiyaçlarını karşılayan kimsenin boşta bekleyen bu miktar altını satın alacak parası (yedi-sekiz bin lirası) varsa kendini kurbanla mükellef bilse yanlış düşünmüş olmaz.

Hanefi’de servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde kimin şahsına ait bu miktar imkanı varsa onun kurban kesmesi gerekir.. Ancak diğer mezheplerde aile adına aile reisinin kestiği tek kurban yeterli bulunur, fazlası isteğe bağlı olur.

Aslında kurban mükellefiyeti konusunda sözü öyle fazla uzatmaya gerek de yoktur.  Efendimiz (sas) Hazretleri insanları kendi vicdanlarıyla baş başa bıraktığı meşhur hadisinde şöyle bir ölçü de vererek buyurmuş ki:

- Müftü sana fetva verse de sen bir de kalbine sor!

Gerçekten de (sağlam bilgi ile beslenmiş) selim bir kalp de doğru cevap veren vicdanın sesi her zaman duyulur. İçinden gelen bu vicdanî ses diyebilir ki:

- Kurban almakla bir sıkıntıya maruz kalmayacaksın, cimrilik etme, kurbanını kes, mükellefiyetini yerine getir! Ya da:

-Senin acil ihtiyaçların var, kurbana ayıracak boşta bekleyen paran yoktur, sıkıntıya girme.. de diyebilir..

- Buna rağmen, kendisine kurban vacip olmayan gönlü zengin bir insan da kurban kesse ne olur?

- Nafile kurban sevabı alır. Kestiği kurbanın tüyleri sayısınca günahı silinir, sevaba nail olur!.

- Kurbanın kesim vakti bayram namazından sonra başlar, bayramın üçüncü günü güneşin batmasına kadar devam eder. Bundan sonraya kalan kurban mevcutsa kendisi, mevcut değilse parası yoksula verilerek ihmal edilen görevin vebalinden kurtulmaya çalışılır..

Ahmed Şahin
Logged
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #1 : 18 Ekim 2012, 02:22:57 ÖÖ 02 »

Kurban üzerine ayrıntılı bilgiler..

Kurban konusunda bazı önemli hükümlerin bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu kesin hükümleri kısaca şöyle dikkatlere arz edebiliriz:
 

1 - Kurban, evinde olan kimseye vâciptir. Yâni seferde olan kimseye kurban kesmek vâcip değildir.

Bu itibarla, bayram günü yolda olanların kurban kesmeleri gerekmez. Nitekim hacılar, seferî oluşları yüzünden bu kurbanı kesmezler. Kestikleri kurban, haccı yapmaya muvaffak kılan Allah’a şükür kurbanıdır. Bununla beraber seferi sayılan kimseler kurban kesseler bir mahzur da söz konusu olmaz. Aksine sevapları çoğalır, günahları azalır, yine de onlar kazanırlar.

2- Kurbanı zengin keseceği için, fakir mecbur olmaz. Ancak, fakir de kesmek isterse bir yasak da söz konusu olmaz. Nâfile kurban sevabı almış olur. Aile efradı ve yakın çevresine et ikramında bulunmuş olur. Hattâ, sıkça et alma imkânı yoksa, kestiği kurbanın tamamını da evinde bırakabilir. Çoluk çocuk uzun müddet kurban etiyle bayramın havasını devam ettirebilirler. Bunda yoksul için bir mahzur olmaz.

3- Adak kurbanlarının bayramdan önce ve sonra kesilmesinde bir engel söz konusu olmaz. Yalnız, adak kurbanın etinden adayanla, yakınları yiyemezler. Yerlerse parasını bir yoksula vermeleri gerekir. Ölmüşlerinin vasiyetini yerine getirmek için kesilen kurban da aynı şekilde adak kurbanı hükmünde sayılır. Kesen ve yakınları yiyemezler.

4 – Mükellef olduğu kurbanı kesmeyip bir yoksula parasını vermek kurban yerine geçmez. Kurbanın mutlaka kesilmesi lâzım gelir. Bu sebeple, kurbanını kendi kesemeyenler birini vekil olarak tâyin edip kestirmelidirler. Çünkü kurban kesilmezse borçlu kalınmış olunur.

5 - Kurbanlık hayvanlar: Koyun, keçi, sığır, manda ve deveden olur. Koyun-keçi bir yaşını bitirmiş olmalıdır. Ancak, koyunun altı ayını bitirmişi, bir yaşını bitirmiş gibi etli ise kurban olması uygundur denmiştir..

6 - Koyun, keçi tek kişi adına kesildiği hâlde, sığır, manda, deve yedi kişi adına da kesilebilir. Yeter ki, ortakların hepsi de kurban niyetiyle ortak olsunlar, içlerinden biri sâdece ucuz ve taze et almak gibi dünyevi niyetle ortak olmasın..

Şâyet ortaklardan biri ibâdet niyeti taşımaz da, sadece et almayı niyet etmiş olursa; hepsinin de kurbanı et mahiyetini alır, kurban kesmiş olmazlar. Zira niyette bölünme câiz olmaz.

8- Kurbana adak, nafile, akika, ölmüşlere kurban diye niyet edenler ortak olabilirler. Çünkü bunların hepsinde de ibadet ve sevap niyeti vardır. Sadece dünyevi et ihtiyacı için ortak olmak isteyenlerin ortaklığı sahih olmaz.

9- Kurban, tavuk, horoz, ördek, kaz gibi küçük hayvanlardan kesilmez. Hattâ bunlardan kurban kesmeyi adayan kimseye adak borcu da tahakkuk etmez. Zira bu cinslerden adak da olmaz, adak kurbanı da..

10- Ortak kurbanlarda eti paylaştırırken çok dikkatli olmak gerekir. Götürü paylaştırmalarda taraflardan birine çok, diğerine az düşebilir. Titrenmesi gereken kul hakkı da böyle dikkatsizliklerde söz konusu olabilir. Bu sebeple etler eşit değerde ayrılarak tartıldıktan sonra sahiplerinin kur’a ile tespitinde de isabet vardır. Bundan sonra da ortakların anlayış göstererek gönülden samimi şekilde helalleşmeleri çok yerinde bir hassasiyet olur.

Aslında böyle ortaklıklarda mühimsenecek derecede bir hak geçmesi de pek söz konusu olmaz. Buna rağmen insan yine de basit farklardan etkilenerek gönlünde bir burukluk duyabilmektedir. Bayram günleri ise böyle bir burukluğun küçüğünden dahi kaçınmak zamanıdır... Bununla beraber meydana gelmesi muhtemel küçük hakları da mesele yapmayıp ortaklar gönülden helal etmelidirler. Yoksa iğnenin gözü ile karıncanın izini hesap edenler, kimseyle ortak iş yapamaz, tek başına yaşamak zorunda kalabilirler toplumda. İslam ise müminin toplumla kaynaşıp anlaşmasını emretmektedir. Nitekim Efendimizin (sas) bu konudaki ikazı özellikle bayramlarda kulaklarımızda yankılanmaktadır:

Mümin, çevresiyle anlaşan, çevresini de anlaştıran kimsedir. Kendisi anlaşmayan, başkalarının anlaştırmasına da razı olmayan müminde hayır yoktur!

Ahmed Şahin
Logged
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #2 : 24 Ekim 2012, 01:51:59 ÖÖ 01 »

Merhametli Müslüman’da kurban kesim ahlakı?


Müslümanların yapacağı her işte yanılmaz örnekleri vardır.
 

 Neyin nasıl yapılacağını bizzat uygulayarak gösteren Allah Resulü’nün (sas) şaşmaz örnekliği söz konusudur. Bu bakımdan Müslüman, kurban kesiminde de Allah Resulü’nün örnekliğini esas alır, O’nun ikaz ve tavsiyelerine göre hareketlerini tanzim ve tayin eder.

Nitekim kurbanlık koyunun ayağını bağlayıp yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye başlayan bir laubali adamı gören Efendimiz (sas) Hazretleri o adamın şahsında tüm Müslümanlara ölçü veren ikazını şöyle yapar:

Ey Allah’ın kulu! der, bu hayvanı sen iki defa mı öldürmek istiyorsun? Nedir bu acımasızlık? Hayvanı kesecek olan kimse her türlü hazırlığını önceden yapsın, bıçağını da önceden bilesin; unutmasın ki en güzel kesim, hayvana en az acı veren kesimdir!

Sözlerine şu bilgileri de ilave ederek buyurur ki:

Siz yeryüzündeki canlılara merhametli davranın ki, gökyüzündeki melekler de size merhametli davranılması için dua etsinler! Unutmayın der, dünyada merhamet etmeyene ahirette merhamet olunmaz!

Evet, Müslüman’ın örnek aldığı Allah Resulü Efendimiz (sas) Hazretleri işte böyle ikazlarda bulunuyor kurbanlıklara gösterilmesi gereken şefkat ve merhamet konusunda..

Bundan dolayıdır ki, kurbanlık hayvanı kesim yerine ite kaka sürükleyerek götüren bir adama Hazreti Ömer (ra) Efendimiz de şöyle ölçü verir:

Ey Allah’ın kulu! Hayvanı kesim yerine eziyet etmeden götür, acı çektirmeden yatır, bekletmeden kesimi bitir!.

Evet, merhametli Müslüman da kurban kesim hassasiyeti böylesine şefkat ve merhamet anlayışı içinde yaşanmıştır.

Hatta kurban kesiminde bu acıma ve şefkat etme hassasiyeti Müslüman’da o kadar ihmal edilmez önemde yerleşmiş ki, kesime hazır hale getirilen kurbanı son anda öylesine eziyetsiz ve hızlı şekilde kesmek ister ki, besmelenin bile tamamını okumadan sadece (Bismillahi Allahü Ekber) diyerek bıçağı boğaza bir anda bastırıp çekmesiyle kesimi bitirmesi bir an meselesi olur. Kurban dahi hissedemez ne olduğunu. Ehil kimsenin bir anda eziyetsiz şekilde gerçekleştirdiği bu hızlı kesimin acısını kurbanın dahi tam hissetmeyeceğine işaret etmişlerdir Bediüzzaman Hazretleri gibi maneviyat büyükleri..

Kesim anına ait diğer önemli bilgileri de şöyle sıralayabiliriz:

1- Kesim anında bazen aceleyle (Bismillahi Allahü Ekber) demeyen de olabilir. Bu durumda niyete bakılır. Şayet heyecandan yahut da unutmaktan söylememişse bir mahzur olmaz. Ama inkardan yani inanmadığı için Allah’ın ismini anmamışsa bu et yenmez. Eğer kesenin ne inançta olduğu bilinemezse kestiği yenecek inançta kimse diye kabul edilir, şüpheye gerek duyulmaz.

 2- Kurbanın tümü de Allah için olduğundan ne etinden ne de derisinden kesim ücreti verilemez. Kesim ücreti ayrı olarak verilir. Et ikram edilecekse bu da ayrıca hediye edilir, kesim ücretine mukabil tutulamaz.

3- Kurban dinin bir emri olarak kesildiğinden eti, derisi de dine karşı olan yerlere verilmez. Yani din kendi aleyhine kullanılır duruma düşürülmez. Hep dine saygılı yerler tercih edilir. Ancak komşu hakkı unutulmaz, dini hayat yaşamasa da komşuya kurban eti ikramında bulunulur. İsterse bu komşu gayrimüslim olsun..

4- Kurbanı kolay kesen kim ise, kesime layık olan da odur. Bu itibarla, bilen sahibinin bizzat kesmesi mümkün olduğu gibi, kesimi iyi bilen ehil bir başkasını bulup ona hakkı verilerek eziyetsiz kestirmek daha doğrusu olur.

5- Kurbanın kesimi kolay olsun diye önce şokla bayıltıp kesmek de caizdir. Ancak kurban şoktan sonra hemen kesilmeli, geç kalıp da öldükten sonra kesmek gibi bir büyük hataya düşülmemelidir. Şayet ölüm şokla gerçekleşmiş de sonra ölü hayvan kesilmişse bu hayvan murdar sayılır, eti yenmez.. Bu ihtimali dikkate alan bazı hocalarımız şokla kesime pek taraftar olmamaktalar.

6- Kurban eti tek başına yenilirse lezzeti eksik olur. Komşulara da gönderilerek yenirse işte o zaman kurban etinin lezzeti, verdiği şükür duygusuyla yüksek dereceye ulaşır. Efendimiz (sas) Hazretleri komşularının bacasından et pişirdiklerini gösteren dumanlar yükselmedikçe kendi kurban etinden yemeyi tercih etmemiş, komşularının yemediğini yiyen, giymediğini giyen komşu olmak istemediği mesajını vermiştir bizlere.



Ahmed Şahin
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu