Zekat İle İlgili Bilgiler

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Zekat > Zekat İle İlgili Bilgiler
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Zekat > Zekat İle İlgili Bilgiler
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Zekat İle İlgili Bilgiler  (Okunma Sayısı 12494 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« : 15 Ağustos 2012, 03:04:04 ÖS 15 »

Zekat İle İlgili Bilgiler


Temizlik, artma, bereket. Bir malın belli bir miktarını, Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'de saydığı sekiz sınıftan birisine veya bir kaçına Allah rızası için vermek.

Terim olarak zekât; İslâm'ın beş şartından birisi olan malî ibadetin adıdır.
 
 
 
Fakirin hakkı çıkarılarak malı, cimrilik kirinden arındırarak da şahsı temizlediği ve malda berekete sebep olduğu için bu malî ibadete zekât denilmiştir (Subkî, el-Menhel, Beyrut, 1394, XI,113). Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de Ey Muhammed! Mallarının bir kısmını kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al" (el-Tevbe, 9/193) ve "...Sarfettiğiniz her hangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar." (Sebe, 34/39) buyurulur.
 
 
 
Zekâta sadaka da denilir. Bu ismin verilmesinin sebebi zekâtın malı temizleyip sıhhat ve kemaline sebep olması, zekât verenin de imânındaki sadakat ve olgunluğuna delalet etmesidir. Ancak sadaka; hem farz hem de nafile olan malî ibadetler için kullanıldığı halde zekât sadece farz olanına mahsustur (M. Hamdi Yazır, Hak Dini, II, 933).
 
 
 
Zekât'ın Hükmü
 

 
 
Zekât'ın farz oluşu esah olan görüşe göre fevrîdir. Yani kendisine zekât vermesi gerekli olan kişi hiç geciktirmeden hemen zekâtını vermelidir. Aksi halde günahkâr olur (el-Merginânî, el-Hidaye, I, 96; Mehmet Zihni, Nimetü'l-İslâm, II, 5).
 
 
 
Bir kimseye zekâtın farz olması için bazı şartların tahakkuk etmesi gerekir. Bu şartlar biraz ileride ele alınacaktır.
 
 
 
Zekâtın Önemi ve Hikmeti
 

 
 
Bir şeyin önemi, insanlığın ona olan ihtiyacı ve temin ettiği fayda ile ölçülür. Zekâtın; zekât veren, zekât alan ve zekât alınıp verilen toplumda sağladığı faydalar göz önüne alındığında, onun ne derece büyük bir önem ifade ettiği ortaya çıkar.
 
 
 
Zekât, her şeyden önce kulun Allah'ın emrine itaat edip, kulluğunu göstermesinin en güzel nişanesidir. Çünkü, zekât vermeyi Allah emretmiştir. Kulun vazifesi; öncelikle neden ve niçinini araştırmadan Rabbi tarafından emrolunduğu şeyi yapmaktır. Müslüman; sevdiği, inandığı Rabbinden aldığı emri, canının yongası olan malın hiç bir maddî karşılık beklemeden vererek, kulluk borcunu en güzel şekilde ödemiş olur. Bunun yanı sıra zekât kişiyi, günah ve cimrilik kirlerinden temizler. İnsandaki, mal sevgisini kırıp, Allah sevgisinin ön plana geçmesine sebep olur. "Ey mü'minler! Sizi mallarınız ve çocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın, böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır" (Münafıkun, 63/9) âyet-i kerîmesinin işaret ettiği manayı gerçekleştirir.
 
 
 
Zekât fakirler açısından da son derece önemlidir ve onlar için en büyük garantidir. Çünkü, o sadece fakirin hakkıdır ve mutlaka fakire verilecektir. İnsanların koyduk(arı vergilerin toplanma ve sarfedilme yerleri devirlere ve devletlere göre değişebilir. Devlet gelirlerinin sarfında fakirlerden çok zenginlerin gözetildiği de olabilir. Kaynak ve sarf yerini Allah ve Rasûlünün tesbit ettiği zekât ise böyle değildir. Bunun kimden alınıp kime verileceği Kur'ân'ı-a belirtilmiştir. Bunu hiç bir kimsenin değiştirmesi mümkün değildir. Yani bu fon sadece fakirler için kullanılır.
 
 
 
Zekâtın, toplum açısından önemi de; zekâtı veren ve alan açısından öneminden daha aşağı değildir. Allah insanların tümünü aynı kabiliyet ve güçte yaratmamıştır. İnsanların fizikî yapılarında olduğu gibi malî güçlerinde de farklılıklar vardır. İnsanlar; ya zengin, ya fakir ya da orta hallidirler.
 
 
 
Dünyanın çeşitli yörelerinde zenginlerin alabildiğine lüks ve israfa dalmaları, sayelerinde kazanç sağladıkları fakirleri düşünmemeleri, onlara yardım ellerini uzatmamaları, fakirlerin kendilerine kıskançlık ve kin duymalarına sebep olmuştur. Bunun neticesi olarak da toplumlarda sosyal patlamalar, huzursuzluklar ve isyanlar görülmüştür. İşte zekât, bütün bu olumsuz hadislerin önünde en güzel seddir. Toplum içerisindeki fertlerin düşecekleri dar durumlarda onları koruyan sosyal bir düzendir. İnsanlar arasındaki dayanışmanın sağlanmasına yardımcı olur. Zenginlere fakirler arasındaki mesafeyi daraltır. Fakirlerin gönüllerinde zenginlere karşı doğabilecek kıskançlık ve kinleri söndürür. İnsanlar arasında sevgi ve kardeşliği yayar. Böylece; hem fakirin aç, susuz ve çıplak kalmasını önler hem de cemiyetin düzen ve huzurunun bozulmasına engel olur.
 
 
 
Zekâtın Rüknü ve Sebebi
 
 
 
Zekâtın rüknü, temliktir. Yani, bir malın menfaatına her yönden kendisinden kesip, zekât verilebilecek kişilerden birine veya bir kaçına vermektir. Temlik olmayan yollarla yapılan bağışlar zekât sayılmaz. Buna göre; bir zenginin fakirden olan alacağını zekâtına sayması, Zekât niyetiyle okul, cami vs. gibi bir hayır kurumu yaptırması Zekât sayılmaz.
 
 
 
Zekâtın sebebi; Zekât verecek olan kişinin belirli bir miktarda mala sahip olmasıdır. Zekât verilecek malın cinsine göre farklılık gösteren bu miktara, nisap denilir. Çeşitli malların nisapları, Zekâta konu olan mallar başlığında ele alınacaktır (Ayrıca bk. Nisap).
 
 
 
Zekâtın Farz Olmasının Şartları
 

 
 
a- Mükellef açısından gerekli olan şartlar:
 
 
 
Zekât verecek olan kişi akıllı, hür, erginlik çağına ermiş, dinen zengin ve Müslüman olmalıdır.
 
 
 
Buna göre; Müslüman olmayanlara, delilere, çocuklara ve hürriyetini kaybetmiş olan köle ve esirlere zengin de olsalar zekat farz değildir.
 
 
 
Zekâtın farz olmasına engel olan akıl hastalığında (delilik) iki hal düşünülebilir:
 
 
 
1- Çocukluktan itibaren deli olanlar: Bunların hastalığı devam ettiği müddetçe mallarına zekât gerekmez. Erginlik çağına geldikten sonra sıhhate kavuşacak olurlarsa, o tarihten itibaren kendilerine zekât farz olur.
 
 
 
2- Erginlik çağına geldikleri zaman akıllı oldukları halde sonradan akıl hastalığına tutulanlar. Bu durumda olanların hastalıkları bir sene aralıksız devam ederse, o sene kendilerine zekât gerekmez. Fakat, sene içerisinde bir iki gün gibi az bir zaman için de olsa sıhhat bulana o senenin zekâtı farz olur. Bu söylenilenler İmam Muhammed'in görüşüdür. İmam Ebû Yusuf'a göre; senenin çoğunu sıhhatli geçirmeyen akıl hastalarına o sene için zekât gerekmez. Bunaklık da; delilik hükmündedir.
 
 
 
Zengin olan çocukların; erginlik çağına geldikleri andan, küçükken akıl hastası olup da erginlik çağına geldikten sonra sıhhat bulanların da sıhhat buldukları andan itibaren bir sene geçince zekât vermeleri gerekir.
 
 
 
Toprak mahsullerinde, hem çocuklara hem de delilere zekât gerekir. Buna; öşür denilir.
 
 
 
Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre; hiç bir ayırım yapılmadan çocukların ve akıl hastalarının tüm mallarından zekât gerekir (Merginânî, a.g.e., I, 96; Mevsılî, el-İhtiyar II, 130; el-Cezîrî, Kitabu'l-Fıkıh ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, I, 590, 591).
 
 
 
b- Mal açısından gerekli olan şartlar:
 
 
 
1- Mal, mal sahibinin aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından fazla olarak, nisab* miktarı veya daha fazla olmalıdır.
 
 
 
Aslî ihtiyaç; kişinin ve ailesinin ihtiyaçları olan mal, eşya ve aletlerdir (bk. "Havâic-i Asliyye" mad).
 
 
 
2- Mal, hakîkaten veya hükmen artıcı olmalıdır.
 
 
 
Hakîkaten artıcı olmasından maksat; malın, ticaret veya üreme yoluyla çoğalıcı olmasıdır. Buna göre; her türlü ticaret malı, nesli, sütü ve tüyü alınmak üzere kırlarda otlatılan erkek ve dişi hayvanlar hakîkaten artıcıdır. Bu şekilde hayvanlara; saime * denilir.
 
 
 
Malın hükmen artıcı olması; sahibinin veya sahibinin vekili elinde bulunması suretiyle artırılmaya elverişli olmasıdır. Altın, gümüş ve paralar bu kabildendir.
 
 
 
3- Malın üzerinden bir yıl geçmiş olmalıdır. Buna; Havelân-ı Havl veya Havl-i Havelân denilir (bk. "Havelan-ı Havl" mad).
 
 
 
Nisâb miktarı mala sahip olan bir kimseye; o mala sahip olduktan itibaren bir sene geçtikten sonra zekât vermesi farı olur. Nisâbın, hem senenin başında hem de sonunda mevcut olması gerekir. Arada azalıp çoğalmasına itibar edilmez. Zekât verirken malın, sene başındaki veya sene ortasındaki değil, sene sonundaki değerine itibar edilir. Mesela; sene başında 500.000 lirası olan bir kimsenin sene ortasında 300.000 liraya düşse fakat sene sonunda 600.000 olsa bu şahıs zekâtını 600.000 lira üzerinden verecektir.
 
 
 
Şafiî mezhebine göre; nisâbda muteber olan zaman senenin sonudur. Sene sonunda nisâb miktarı olan bir mal, sene başında nisabtan az bile olsa o mala zekât gerekir.
 
 
 
Zekât verilmesi gereken bir mal; üzerinden bir sene geçtikten sonra artacak olsa, artan miktar için üzerinden bir sene geçmedikçe zekât icab etmez. Toprak mahsûllerinin zekâtında; mahsûlün üzerinden bir sene geçmesi şart değildir. Hasadı yapıldıktan sonra zekâtlarının verilmesi gerekir.
 
 
 
4- Sahibi, mala tam olarak malik olmalıdır. Bundan maksat; malın, sahibinin elinde olması ve onda bir başkasının hakkının bulunmamasıdır. Buna göre; kadının henüz eline geçmeyen mehrine ve insanın elinde bulunmakla beraber, buna karşılık borcu olan malına zekât gerekmez. Ancak, borcuna mukabil olanı çıktıktan sonra geriye kalan miktar nisâba ulaşırsa o fazlalık için zekât gerekir. Buradâki borçtan maksat; kul borcudur. Keffaret, nezir, hacc, gibi dinî borçlar zekâtın gereğine manî değildir. Eskiden kalma zekât borcu da nisâba manidir. Buna göre; elinde nisâb miktarı malı olan bir kimsenin, eski senelerden kalma zekât borcu olur ve bu borç düşüldüğünde geri kalan miktar nisâbtan aşağı düşerse, o kimseye zekât icabetmez.
 
 
 
Satın alınıp henüz teslim alınmayan mal, borçlu tarafından inkâr edilmeyen, edilse bile isbatı mümkün olan alacaklar ve yolcuların memleketlerinde olan mallarına zekât gerekir.
 
 
 
Bir kimsenin, sahibi olmakla beraber elinden çıkan ve faydalanması ya da bir daha kendisine dönme umudu olmayan (denize düşen, kaybolan mallar; borçlu tarafından inkâr edilip isbatı mümkün olmayan alacaklar) mallardan dolayı zekât icabetmez.
 
 
 
Haram yolla kazanılan malın zekâtı verilmez. Bu malın, varsa sahibine verilmesi, bilinmiyorsa fakirlere dağıtılması gerekir.
 
 
 
Zekât Verilirken Bulunması Gereken Şart

 
 
 
Zekât verecek olan bir kimsenin, verdiği zekâtın sahih olması için niyet etmesi gerekir.
 
 
 
Niyet, ya bizzat zekât veren tarafından fakire verilirken veya zekâtını verilmesi için bir başkasına teslim ederken ya da zekât olarak verilmek üzere ayırırken olmalıdır.
 
 
 
Niyet edilmeden fakire verilen bir mal, henüz fakirin elinde iken zekâta niyet edilecek olursa, zekât olarak sahih olur. Mal fakirin elinden çıktıktan sonra niyet edilirse bu zekât yerine geçmez.
 
 
 
Zekât verilirken, onun zekât olduğunun fakire bildirilmesi şart değildir. Hattâ, içten zekâta niyet edildiği halde, verirken hibe veya borç demek onun geçerliliğine engel olmaz.
 
 
 
Zekâta Konu Olan Mallar ve Bunların Nisapları
 

 
 
Mallar; açık (zâhire) ve gizli (bâtıne) olmak üzere iki kısma ayrılır (bk. Emvâl-i Zâhira" ve "Emvâl-i Bâtına mad.)
 
 
 
Yılın altı ayından fazlası kırlarda otlayarak beslenen ve ticaret için değil de, eti, sütü, yünü vs. için tutulan (Sâime) hayvanlar, bazı toprak mahsulleri, madenleri, yer altından çıkartılan defineler ve gümrüklerden geçen ticaret malları açık (zâhir) mallardır. Nakit paralar, altın, gümüş ve depolarda ya da mağazalarda bulunan ticaret malları da gizli (bâtın) mallardandırlar. Bu mallardan her biri belirli ölçülerde zekâta tabîdirler.
 
 
 
Hayvanların Zekatı
 
 
 
Senenin yarıdan çoğunu kırlarda otlayarak geçiren sâime hayvanlar; eti, sütü ve yünü için beslendikleri takdirde özel nisaplarla zekâta tabi olurlar. Bu hayvanlar; koyun, keçi, sığır ve develerdir. Koyun ve keçiler aynı sınıf olarak mütalaa edilirler.
 
 
 
a- Koyunlar ve keçilerin zekatları:
 
 
 
Koyun ve keçilerin nisâbı kırktır. Daha aşağısına zekât gerekmez. Bunlar biribirlerine ilâve edilirler. Erkek ve dişileri arasında fark yoktur.
 
 
 
Sayıları kırktan fazla olan koyun ve keçilerin zekâtları şöyledir:
 
 
 
Bundan sonraki her yüzde bir koyun veya keçi verilir. Bu rakamların arası zekâttan muaftır. Yani 40 koyun için bir koyun verileceği gibi,120 koyun için de bir tek koyun zekât verilir.
 
 
 
b- Sığır ve mandaların zekâtı:
 
 
 
Sığır ve mandalarda zekât otuzdan başla. Bundan sonrası için zekât şu şekilde verilir:
 
 
 
Altmış sığırdan itibaren hesap; ilk nisâb olan otuz üzerine otuz veya kırk ilâvesiyle yapılır. Otuzdan sonraki her kırk için üç yaşına giren bir dana, her otuz için de iki yaşına giren bir buzağı verilir. Meselâ; altmış sığır için iki tane iki yaşına girmiş buzağı, yetmiş sığır için de bir tane iki yaşına girmiş buzağı ve bir tane de üç yaşına girmiş dana verilir. Seksen sığırın zekâtı da; iki tane üç yaşında danadır.
 
 
 
Zekât olarak verilecek hayvanın erkek veya dişi olması arasında fark yoktur.
 
 
 
c- Develerin Zekâtı:
 
 
 
Develerin nisâbı beştir. Deve sayısı beşten yirmi beşe varıncaya kadar her beş için bir koyun zekât verilir. Yirmi beşten sonra zekât; devenin kendi cinsinden verilir. Ancak, sayı arttıkça verilecek devenin yaşı ve sayısı değişir.
 
 
 
Develerin erkekleri ve dişileri zekâta konu olma yönünden aynıdırlar. Ancak, zekâtın dişi develerden verilmesi icab eder.
 
 
 
Yukarıya aldığımız nisâplar; sâime olan hayvanlara aittir. Senenin yarıdan çoğunu kırlarda otlamayıp, ahırlarda veya paralı otlaklarda beslenen hayvanlara; alûfe denilir. Alûfeler ticaret için tutulmadıkları takdirde kendilerine zekât gerekmez. Ticaret için beslenen besi hayvanları, ticaret malı olarak zekâta tabi olurlar.
 
 
 
Atlar, eşekler ve katırlar sâime de olsalar bile, ticaret için bulundurulmadıkları takdirde sayıları ne olursa olsun zekâta tabi değildirler.
 
 
 
Çalıştırılan ve yük taşımak için bulundurulan sığır ve develer de zekâta tabi değildirler. Ticaret için tutulup, altı aydan daha fazla kırlarda otlayarak beslenen hayvanlar da ticaret malı olarak zekâta tabi olurlar. Dolayısıyla bunların sayılarına değil kıymetlerine itibar edilir.
 
 
 
Saime hayvanlar arasında bulunan kör, zayıf ve yaşını doldurmamış hayvanlar da nisaba dahildirler. Ancak bunların kendileri zekât olarak verilemezler. Küçük hayvanlar, aralarında kendi cinslerinden bir tane de olsa büyük hayvan bulunmazsa sayıları ne olursa olsun zekâta tabi değildirler.
 
 
 
Altın, Gümüş ve Nakit Paranın Zekâtı

 
 
 
Altın ve gümüş, ister külçe ister mamul olsun, nisâb miktarında olup da üzerinden bir sene geçince %2.5 oranında zekâtlarının verilmesi gerekir.
 
 
 
Hanefîlere göre; ister zinet olarak, ister bir ihtiyaca sarfedilmek üzere bulundurulsun, elde bulunan bütün altın ve gümüşlere zekât gerekir. Şafiîlere göre ise; kadınların ziynetlerine ve erkeklerin gümüş yüzüklerine zekât icabetmez.
 
 
 
Altının nisabı, 20 miskal, gümüşün nisabı da, 200 dirhemdir. Dirhemin, örfî ve şer'î olmak üzere iki ayrı ölçüsü vardır. Ancak, memleketimizde bu gün için bu ölçüler kullanılmadığına göre, nisâbda şer'î dirheme itibar edilmelidir. Buna göre, 20 miskal altının karşılığı; 80.18 gr., 200 dirhem gümüşün karşılığı da; 561.2 gr.dır.
 
 
 
Altın ve gümüşün zekâtlarında kıymetlerine değil, ağırlıklarına itibar edilir.
 
 
 
20 miskal (80.18 gr)'dan fazla olan altın 4 miskal (16.03) gr.'a, 200 dirhem (561, 2 gr)'den fazla olan gümüş de; 40 dirhem (112.22 gr'a) varmadıkça bu fazlalıktan dolayı zekât gerekmez. Ancak bu fazlalık, varsa paraya veya ticaret malına eklenir.
 
 
 
Her birisi nisâba ulaşmayan altın ve gümüş, İmam Azam'a göre kıymetleri, İmameyn'e göre ise miktarları itibariyle biribirlerine eklenirler. Bunlar, paralara veya ticaret mallarının kıymetlerine de eklenirler. Çünkü ticaret malları ve paraların nisâbının aynı cinsten olması şart değildir. Dolayısıyla, bir kimsenin her biri nisâba ulaşmayan altın, gümüş, para ve ticaret malı olsa bunların toplam kıymetleri nisâba ulaşırsa hepsi birden zekâta tabi olurlar.
 
 
 
Elde bulunan nakit paralar veya her an paraya çevrilebilen tahviller, aynen altın ve gümüş gibi zekâta tabidir. Bunların ve ticaret mallarının nisâbı, hem altına hem de gümüşe göre değerlendirilebilir. Bu konuda fakir için daha faydalı olanı esas alınmalıdır. Ancak, günümüzün ekonomik şartları gözönüne alındığında, bu malların nisâbının tayininde altının esas alınmasının daha uygun olduğunu görürüz (Yusuf el-Kardavî, Fıkhu'z-Zekât, Beyrut 1981, I, 265).
 
 
 
Para elde değil de, başkasının zimmetinde alacak olarak bulunursa alacağın çeşidine göre zekât durumlarında farklılıklar olur.
 
 
 
a- Kuvvetli alacakla: Satılan ticaret malının bedeli ve borç olarak verilen paranın karşılığı olan alacaklardır. Bu alacaklar, borçlular tarafından inkâr edilmedikçe, borçlunun zimmetinde kaldıkları sürenin zekâtı alacaklar tahsil edilince ödenir.
 
 
 
b- Orta alacaklar: Ticaret için olmayan bir malın satılması karşılığında olan alacak ve kira bedelleridir. Bu tür alacaklar da zekâta tabi olma yönünden birinci maddedekiler gibidir. Fakat tam nisâb miktarı kadarı tahsil edilmedikçe zekâtlarının hemen verilmesi gerekmez.
 
 
 
c- Zayıf alacaklar: Kadının kocasından alacağı, mehir *, vârisin * elinde kalan vasiyet * bedeli gibi, bir mal karşılığı olmayan alacaklardır. Bu türden olan alacaklarda geçmiş seneler için zekât gerekmez. Tahsil edilip, üzerlerinden bir sene geçtikten sonra zekâtlarının verilmesi gerekir.
 
 
 
Borçlu olan kişi önce borcunu inkâr eder, bir kaç sene sonraki borcunu kabul edip alacaklıya öderse geçmiş senelere ait olan zekâtın ödenmesi gerekmez.
 
 
 
Ticaret Mallarının Zekatı
 

 
 
Cinsi ne olursa olsun, ticaret maksadı ile alınıp satılan tüm mallar nisâba ulaştıkları takdirde % 2.5 oranında zekâta tabidirler. Bu malların nisâbı, kıymetlerinin altın ve gümüş nisâbına ulaşması ile sabit olur.
 
 
 
Ticaret mallarında zekât, elde edilen kâra göre değil, sermaye ve kârın toplamına göredir. Bu durumda, sene başında nisâb miktarına ulaşmış olan ticaret mallarının sene sonundaki kıymetleri esas alınarak zekâtları verilir.
 
 
 
Ticaret malları kendi aralarında birbirlerine eklendikleri gibi, ticaret için olmayan altın, gümüş ve paraya da ilave edilirler. Sene içerisinde bir başka mal ile değiştirilmeleri, malın üzerinden bir sene geçmesi şartını engellemez.
 
 
 
Bir malın, ticaret malı sayılması satın alınırken veya satması için bir kimseye verilirken ticaret maksadıyla olduğuna niyet edilmesine bağlıdır.
 
 
 
Ticaret maksadıyla kırlarda veya ahırlarda beslenen hayvanların zekâtı, kıymetlerine göre % 2.5 nisbetinde verilir.
 
 
 
Toprak Mahsullerinin Zekâtı
 
 
 
Öşüre * tabi arazilerden elde edilen mahsul, İmam Ebû Hanîfe'ye göre; miktar ve cinsine bakılmaksızın belirli oranda zekâta tabidir. Bu oran, sulama masrafı gerektiren arazilerde % 5, gerektirmeyenlerde % 10'dur. Ebû Yûsuf ile Muhammed'e göre, toprak mahsûllerinde zekâtın gerekli olması için, mahsûlün en az 5 vesk (Irak ekolüne göre yaklaşık bir ton) olması ve ürünün müdahalesiz bir yıl kalabilecek cinsten bulunması gerekir.
 
 
 
Toprak mahsullerinden alınan bu zekâta; öşür denilir.
 
 
 
Çocukların ve delilerin arazilerinden elde edilen mahsûle de zekât gerekir.
 
 

Maden ve Definelerin Zekatı

 
 
 
Zekâta konu olmaları yönünden madenler üç çeşittir:
 
 
 
a- Ateşte eriyenler (demir, bakır vb): Bu madenlerin % 20'si zekât olarak devlete aittir. Kalanı madenin bulunduğu arazi sahibinindir. Devlet arazisinde bulunan madenler tamamıyla devlete aittir.
 
 
 
b- Ateşte erimeyenler (mermer, alçı vb): Bu madenlerin aynına zekât gerekmez. Maden, bulunduğu arazinin sahibi varsa ona, yoksa bulana aittir.
 
 
 
c- Sıvı halinde olanlar (petrol vb): Bunlar da, ikinci maddedeki madenler gibidirler.
 
 
 
Ancak, bu madenleri işletenler, madenden ellerine geçen paranın zekâtını verirler.
 
 
 
Define: Önceden toprak altına gömülüp, sonradan başkaları tarafından bulunan mal ve paradır(bk. Define). Bunların zektları da definenin durumuna göre farklılık gösterir.
 
 
 
Define islâmî ise yani bulunan malın üzerinde; Allah, şehadet kelimesi gibi, onun müslümanlara ait olduğuna delalet eden bir işaret bulunursa bu define yitik mal hükmündedir. Biliniyorsa sahibine verilir, bilinmiyorsa, fakirlere dağıtılır (bk. "Lukata" mad). Define cahilî ise yani bulunan malın üzerinde put resmi gibi, kâfirlere ait olduğuna dair bir işaret varsa bunun % 20'si devlete, kalanı içinde bulunduğu arazi sahibine aittir. Arazi sahipsiz ise bulunan mal, bulanın olur. Definenin İslâmî mi yoksa cahilî mi oldu bilinemiyorsa; bir görüşe göre bu mal İslâmî sayılır, diğer bir görüşe göre cahilî sayılır.
 
 
 
Fabrika, Kiralık Bina ve Ticarî Maksatla Kullanılan Taşıt Araçlarının Zekâtı
 
 
 
Müctehid alimlerin yaşadıkları devirlerde, büyük çapta atölye ve fabrikalar, kira elde etmek için yaptırılıp kiraya verilen binalar ve büyük taşıt araçları yoktu. Onun için bu tür malların zekâtları konusunda büyük imamlardan fazla bir şey nakledilmiş değildir. Sadece Ahmed b. Hanbel'den, evini kiraya veren bir kimsenin, kirayı alınca onun zekâtım vermesi gerektiğine dair bir görüş nakledilmiştir (İbn Kudâme, el-Muğnî,III, 29, 47).
 
 
 
Asrımızda fıkıhla uğraşan tanınmış âlimlerinden Muhammed Ebû Zehra, Abdü'l-Vehhab Hallâf ve Abdurrahman Hasen'in 1952'in senesinde Şam'da yaptıkları bir toplantı neticesinde vardıkları sonuca göre: Bu tür malların zekâtları menkul ve gayri menkul oluşlarına göre değişir. Kiraya verilen bina, mağaza ve fabrika gibi gayri menkul (taşınmaz) olanlar araziye benzerler. Yani bunların aynılarından zekât alınmaz. Gelirlerinden toprak mahsûllerinde olduğu gibi % 5 veya % 10 oranında zekât alınır. Eğer masrafları çıkarılmak suretiyle bu malların safi gelirleri tesbit edilebilirse zekât oranı % 10, safi gelir tesbit edilemiyorsa zekât oranı brüt gelirin % 5'i dır.
 
 
 
Otobüs, kamyon ve gemi gibi taşınır nakliye vasıtalarının zekâtları ise; kendi kıymetlerinin % 2.5 dır (Kardavî, a.g.e., I, 476-479). Ancak, Yusuf el-Kardavî, bu tür malların taşınır ve taşınmaz diye bir ayırma tabi tutulmadan birlikte mütalâa edilmesi gerektiğini söyler (Kardavî, a.g.e., I, 480).
 
 
 
Zekâtın Ödenmesi
 

 
 
Esas itibariyle açık (zahir) malların zekâtını almak devlete aittir. Gizli (batın) malların zekâtlarını ise sahipleri kendileri istediklerine verirler. Ancak, zamanımızda bu görevi yerine getirecek bir islâm devleti bulunmadığı için bütün malların zekâtlarının sahipleri tarafından hak sahiplerine verilmesi gerekir. Zekât; malın üzerinden bir sene geçtikten sonra verilebileceği gibi, daha önce de verilebilir. Zekât malın aynından da kıymetinden de verilebilir. Kıymet takdir edilirken, zekâtın farz olduğu günkü değeri esas alınır.
 
 
 
Zekâtın, fakire mülkü olması üzere verilmesi gerekir. Dolayısıyla, zekât niyetiyle fakire yemek yedirmek, cami, okul-gibi bir hayır kurumu yaptırmakla zekât verilmiş sayılmaz.
 
 
 
Zekâtın verileceği yerler, Kur'ân-ı Kerîm'in Tevbe sûresinde belirtilmiştir (bk. et-Tevbe, 9/60). Bu âyette belirtilen sınıflar şunlardır:
 
 
 
a- Fakirler (bk. "Fakir" mad)
 
 
 
b- Miskinler (bk. "Miskin" mad).
 
 
 
c- Âmiller (bk. "Âmil" mad).
 
 
 
d- Müellefe-i Kulûb (bk. Müellefe-i Kulûb)
 
 
 
e- Mükâteb Köle (bk. "Mükatebe" mad).
 
 
 
f- Borçlular: Borçlu * olup, bunun karşılığından fazla olarak nisap miktarı malı olmayanlardır.
 
 
 
g- Allah yolunda cihad edenler: Bunlar, Allah için savaşa katılmak istediği halde maddî imkânsızlıktan dolayı silah ve nafakasını temin edemeyenlerdir.
 
 
 
h- Yolcular: Memleketlerinde malları olsa bile, gittikleri yerde parasız kalanlardır.
 
 
 
Zekât, bu sayılan gruplardan her hangi birisine verilebilir. Her gruba verilmesi şart değildir. Şafiî mezhebine göre zekâtın, en az her gruptan üç kişiye verilmesi gerekir.
 
 
 
Aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâb miktarı mala sahip olan kişiye, bu malı artıcı olsa bile zekât verilemez (bk. "Zenginlik" mad).
 
 
 
Bir kimse zekâtını, hanımına, usûl ve fürû'na veremez (bk. "Usul-fürû" mad). Bunların dışında zekâta ehil olan herkese verilebilir. Ancak, önce kendi akrabalarından başlaması daha iyidir. Zekât verilen kişinin müslüman olması şarttır. Müslüman olmakla beraber, dinî Görevlerini yerine getirmeyen veya aldığı zekâtı meşru olmayan yollarda harcayacağı bilinen kişilere zekât verilebilirse de salih müslümanlara verilmesi daha uygundur.
 
 
 
Zekâtın, malın bulunduğu yerdeki fakirlere verilmesi daha efdaldir. Başka bir yere gönderilmesi de caizdir.



alıntı
Logged
gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #1 : 15 Ağustos 2012, 06:26:12 ÖS 18 »

slm aziz kardeşim ..Yazınızı okudum.Belkide islamda en çok kafamı karıştıran konudur zekat!
demişsinizki ,zekat maldan alınır kardan değil..
benim 1o trilyonluk bir fabrikam var.yıllılk net karım  1 trilyon..tabii bu paranın hepsi cebe gitmiyor yatrıma gidiyor.bana kalan yıllık 200 000 tl kar..
ben şimdi hersene fabrikanın 10 trlyonluk sermayesi artı benim karımın zekatınımı vereceğim??
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #2 : 16 Ağustos 2012, 08:53:57 ÖÖ 08 »

slm aziz kardeşim ..Yazınızı okudum.Belkide islamda en çok kafamı karıştıran konudur zekat!
demişsinizki ,zekat maldan alınır kardan değil..
benim 1o trilyonluk bir fabrikam var.yıllılk net karım  1 trilyon..tabii bu paranın hepsi cebe gitmiyor yatrıma gidiyor.bana kalan yıllık 200 000 tl kar..
ben şimdi hersene fabrikanın 10 trlyonluk sermayesi artı benim karımın zekatınımı vereceğim??


Fabrikanın ne kadar demirbaş malı var, araç ve gereçleri var?. Ayrıca fabrikanın piyasaya olan toplam borçları ve alacakları ne kadar? Fabrikanın gayri menkulleri ne kadar?
Zekatı hesaplarken bunların bilinmesi lazım. Çünkü zekat hesaplanırken bunlar dikkate alınarak hesaplanır. Gayri menkul olarak çok malınız olabilir ama onların ne kadarı ticarette aktif haldedir. Nakitsel anlamda ne kadar ( bunlara alacaklar da dahil ) paranız var? Toplam nakitler ile toplam borçlarınız hesaplanarak zekatınızı hesaplayacaksınız.

Sözün özü; daha açık veriler olması lazım. İster buradan ,isterseniz özel mesajla verileri bildirirseniz zekatınızı hesaplayabiliriz.
Logged

gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #3 : 16 Ağustos 2012, 10:18:40 ÖÖ 10 »

fabrikamın arazisi  ve kendisi bina 5 tirilyon..iş makinaları 2 tirilyon..fabrikaya ait hurda veye işlenmemiş depo(demir ,aluminyum..)1 trilyon..fabrikaya ait yatırım amaçlı arazi ve ev.gibi gayrı mekullerin değeri 2 trilyon...
fabrikanın alacağı 3 trilyon ,,borç 1 trilyon...

fabrikamın geçen seneye göre aktif karlılığı sıfır..yani hiç karım yok ..

şimdi zekatım ne?Huh?Huh?Huh??
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #4 : 16 Ağustos 2012, 10:45:49 ÖÖ 10 »

fabrikamın arazisi  ve kendisi bina 5 tirilyon..iş makinaları 2 tirilyon..fabrikaya ait hurda veye işlenmemiş depo(demir ,aluminyum..)1 trilyon..fabrikaya ait yatırım amaçlı arazi ve ev.gibi gayrı mekullerin değeri 2 trilyon...
fabrikanın alacağı 3 trilyon ,,borç 1 trilyon...

fabrikamın geçen seneye göre aktif karlılığı sıfır..yani hiç karım yok ..

şimdi zekatım ne?Huh?Huh?Huh??

Fabrikanın arazisine ve binasına zekat gerekmez. Ama Fabrikanın arazi veya binasından kira elde ediyorsanız yani başka birilerine fabrikanın bir kısmını veya arsayı kiraya vermişseniz onun geliri zekata tabidir.
Fabrikaya ait olan araç ve gereçler zekata tabi değildir. Ama o araç ve gereçlerden para kazanıyorsanız yani onları kiraya verip para alıyorsanız veya size gelir elde getiriyorsa o zaman onların geliri zekata tabidir.
Fabrikaya ait olan hurda ve işlenmemiş depo malları zekata tabidir.
Şimdi sizin verdiğiniz verilere göre;

Fabrikanın alacağı: 3.000.000 (3 milyon TL -Eski paraya göre 3 trilyon )
Fabrikadaki mallar: 1.000.000 (1 milyon TL-Eski paraya göre 1 trilyon)

Toplam : 4.000.000 Tl

Toplam Borç: 1,000.000 TL

4.000.000-1.000.000 = 3.000.000 TL Zekata değer mallar

Zekatı: 75.000 TL ( %2.5 )
Yalnız bu % 2,5 miktarı asgari olandır. % 5 - %10 veya daha çok da verebilirsiniz.
Sahabe %2,5 zekatı cimrilerin zekatı olarak kabul ederlerdi.
NOT:  Eğer gayri menkul, araç ve arazilerden kira geliri elde ediyorsanız o zaman geliri alacak hanesine ekleyip yeniden hesaplamanız gerekir. Arazilerden elde ettiğiniz tarımsal gelir varsa, o gelirin yüzde 2.5'u değil de % 10 u yani öşürü hesaplanır.
Logged

Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #5 : 16 Ağustos 2012, 11:14:21 ÖÖ 11 »


Fabrikanın alacağı: 3.000.000 (3 milyon TL -Eski paraya göre 3 trilyon )
Fabrikadaki mallar: 1.000.000 (1 milyon TL-Eski paraya göre 1 trilyon)

Toplam : 4.000.000 Tl

Toplam Borç: 1,000.000 TL

4.000.000-1.000.000 = 3.000.000 TL Zekata değer mallar


"Alacaklar" tahsil edilmeleri kesin değilken nasıl zekata dahil edilebilir?
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #6 : 16 Ağustos 2012, 11:44:07 ÖÖ 11 »

Verecekler nasıl dahil edilirse alacaklar da dahil edilir. Ama batak dediğimiz alacaklar yani alamayacağınız alacaklar dahil edilmez.

Logged

gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #7 : 16 Ağustos 2012, 08:53:52 ÖS 20 »

Alıntı
Fabrikanın arazisine ve binasına zekat gerekmez. Ama Fabrikanın arazi veya binasından kira elde ediyorsanız yani başka birilerine fabrikanın bir kısmını veya arsayı kiraya vermişseniz onun geliri zekata tabidir.

şimdi bir soru ,fabrikanın üzerine bir sürü gayrımenkul alıyorum..Aslında ölü gibi duruyorlar.hiç işletmiyorum gibi görünüyor.500 000 tl ye aldığım arsa 5 yılda 2 trilyona çıkmış  Grin ,işlenmemiş arazi diye zekatı verilmeyecekmi ?


Alıntı
Fabrikaya ait olan araç ve gereçler zekata tabi değildir. Ama o araç ve gereçlerden para kazanıyorsanız yani onları kiraya verip para alıyorsanız veya size gelir elde getiriyorsa o zaman onların geliri zekata tabidir
fabrikanın iş makınalarından(torna ,freze..) para kazanırsanız zekat verirsiniz demişsiniz,yukarda ise fabrikaya ait araç gereçler zekata tabi değil demişsiniz ^-^bu bir çelişki değilmi?anlamdım..



Başka bir soru sormak istiyorum..benim bir arkadaşım var gelirimiz aynı ikmizde nisab miktarı mala sahibiz.arkadaşım devamlı ,arazi ,ev alırken ben likitte kalıyorum..arkadaşımın 4-5 dairesi ,5 dönüm arazisi var .arkadaşım devamlı bu mal alımı için bankadan kredi çekip borçlandığı için ,ona zekat düşmez iken benim 100 000 tl ye hersene zekat düşmesi mantıklımı?
arkadaşım ,bana evden ve araziden zekat olmaz diyor,arazinin pirmini evin pirmini hiç hesaba katmıyor bu doğrumu?

arkadaşım 5 dairenin kirasından zekat veriyor.5 dairenin ,mal değerini ortaya koymuyor.sizin zekat tanımınızda "zekat kardan değil maldan alınır"demiştiniz..malın primlenmesi hesaba katılmıycakmı?arkadaşım ,5 daire birkaç dönüm arazi ile çok büyük sermaye elinde bulundurmasına rağmen çok az(sadece kiradan zekat) zekat vermesi nekadar doğru??

teşekkurler!!!!!!!
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #8 : 16 Ağustos 2012, 09:18:53 ÖS 21 »



şimdi bir soru ,fabrikanın üzerine bir sürü gayrımenkul alıyorum..Aslında ölü gibi duruyorlar.hiç işletmiyorum gibi görünüyor.500 000 tl ye aldığım arsa 5 yılda 2 trilyona çıkmış  Grin ,işlenmemiş arazi diye zekatı verilmeyecekmi ?


 
Öncelikle arsayı hangi maksatla aldınız?. Arsalar iki amaç için alınır. Ya üzerine bina yaparak gelir elde etmek için ya da arsayı elde tutup kar elde etmek için alınır. Birincisinde arsayı bina yapmak için , ya da kira elde etmek için almışsanız o zaman arsana zekat düşmez. Ama arsana bina yaptıktan sonra kiraya verip kazanç elde edersen sadece kazancından zekat düşer.
İkincisinde ise eğer arsayı ticaret için almış iseniz yani alıp satıp kâr elde etmek için almışsanız o zaman arsanıza zekat düşer. Arsanızın piyasa değeri üzerinden zekatı verirsiniz.
Yine arsanız üzerinde bina yapıp satıyorsanız onlar için zekat verilir. Çünkü daire alım satımını ticaret için yapmış oluyorsunuz.

Sizin arsayı alma niyetine ve o arsa üzerinde tasarrufunuza göre zekat düşer de düşmez de. Yani "innemel a'malu bin niyat" ameller niyetlere göredir.


fabrikanın iş makınalarından(torna ,freze..) para kazanırsanız zekat verirsiniz demişsiniz,yukarda ise fabrikaya ait araç gereçler zekata tabi değil demişsiniz ^-^bu bir çelişki değilmi?anlamdım..



 

Hiç bir çelişki yok. Olay çok basit. Sizin fabrikada 20 tane iş makinanız var. Bunları kendi işinizde kullanıyorsanız zekat düşmez. Ama onların bir kısmını veya hepsini bazı şirketlere kiraya veriyorsanız o zaman o araçlardan elde ettiğiniz kazancın zekatını vermeniz gerekir.




Başka bir soru sormak istiyorum..benim bir arkadaşım var gelirimiz aynı ikmizde nisab miktarı mala sahibiz.arkadaşım devamlı ,arazi ,ev alırken ben likitte kalıyorum..arkadaşımın 4-5 dairesi ,5 dönüm arazisi var .arkadaşım devamlı bu mal alımı için bankadan kredi çekip borçlandığı için ,ona zekat düşmez iken benim 100 000 tl ye hersene zekat düşmesi mantıklımı?
arkadaşım ,bana evden ve araziden zekat olmaz diyor,arazinin pirmini evin pirmini hiç hesaba katmıyor bu doğrumu?

arkadaşım 5 dairenin kirasından zekat veriyor.5 dairenin ,mal değerini ortaya koymuyor.sizin zekat tanımınızda "zekat kardan değil maldan alınır"demiştiniz..malın primlenmesi hesaba katılmıycakmı?arkadaşım ,5 daire birkaç dönüm arazi ile çok büyük sermaye elinde bulundurmasına rağmen çok az(sadece kiradan zekat) zekat vermesi nekadar doğru??

teşekkurler!!!!!!!

Kişi o arazi ve daireleri ticaret için alıp satıyorsa yani bunu kendine bir iş edinmişse o zaman o evlere de arabalara da zekat düşer. Yani bir nevi galericilik ve emlakçılık yapıyorsa sene sonunda elindeki araba ya da arsa , daireleri hesaplayarak zekatını vermesi lazım. Tabi bu arada arabanın ve arsaların vergi, kredi gibi  borçları varsa onları düşerek hesaplar.


 
Logged

gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #9 : 16 Ağustos 2012, 09:45:54 ÖS 21 »

Cevabınız için çok teşekkurler  Grin.şimdi anladım..Ozaman çoğu millet ,haşa allahı kandırıyor...zekatta allaha karşı samimi niyetimizle kendimizi sporgulamalıyız..evden toprakdan zekat olmaz! diyerek sermayeyi buralara döküp zekattan sıyrılmaya çalışmak çok büyük gaf! bence...

"şüphesiz o,kalpleri en iyi bilendir"
Logged
gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #10 : 16 Ağustos 2012, 09:53:22 ÖS 21 »

sunu eklemeyi unuttum..zekat verirken malın parasal değeri olarak altını kullanmayı uygun buluyorum.
para supekulasyona çok açık!altında ve gümüşde süpekulasyon çok zor..
çünkü kaçak basamıyorsun..

Logged
gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #11 : 17 Ağustos 2012, 11:02:15 ÖÖ 11 »

zekat tanımlamalarıyla iligili biu yanıtlarda yine açıkalar ortaya çıkmakta..
Bir bakkalın benim elimde tutuğum mala ,nisabın üzerinde ise zekat verir demişsiniz,fakat fabrikanın sermayesine el sürülmemiş ,zekat yok denmiş..
başka bir cevabda:
Alıntı
Kişi o arazi ve daireleri ticaret için alıp satıyorsa yani bunu kendine bir iş edinmişse o zaman o evlere de arabalara da zekat düşer. Yani bir nevi galericilik ve emlakçılık yapıyorsa sene sonunda elindeki araba ya da arsa , daireleri hesaplayarak zekatını vermesi lazım.
kişi o arazileri  evleri ticaret için alıp satmıyor.sadece ,likit sermayem erimesin diye bunu yaparsa bu şahsa zekat düşmiycekmi??

Verilen cevablar sakın yanlış anlamayın ,sanki kaçamak gibi oluyor birdaha okuyunca sorun tekrar ortaya çıkıyor...

net soru  nisaba ermiş bir kişi ,emlak işi yok,devlet memuru..

yatırım amaçlı ev  3 ev almış .evin daire fiyatı 150 000 tl ,aylıkda her evden 600 tl geliride var ..

size göre zekatı;   600 tl x 12 ay x 2.5/100 =180 tl zekat blush


sizin diğer tanıma görede(maldan) 150 000x3  x2.5/100  =11250 tl Clap


birinici işlemde insan nefsini raghatsız eden nerdeyse 5000 bin tl ölü yatırımı elinde tutandan emlakcı olmadığı için 180 tl gibi gülünç bir zekat almak..
ikincisin ise buna şeyhlerinde itirazı olacağından hiç şüphen olmasın ,"ya kardeş hersene 11250 tl zekatmı olur,çok ağır" serzenişi olacaktır...

Logged
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #12 : 17 Ağustos 2012, 11:40:15 ÖÖ 11 »

SELAMUN ALEYKUM

GAVS KARDEŞİN :

 '' fabrikaya ait yatırım amaçlı arazi ve ev.gibi gayrı mekullerin değeri 2 trilyon...  ''

DENİLEN MAL VARLIĞINA ZEKÂT DÜŞMEZ Mİ ?  

HER NE KADAR ANILAN MALLAR FABRİKAYA AİT ( ÜSTÜNE )  DURUYORSA DA FABRİKANIN İŞLEYİŞİ,İŞLEVİ İLE ALÂKASI YOK. FABRİKANIN ÜRETİMİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK BİR YATIRIM, HARCAMA DEĞİL YANİ !

BURDA ASLINDA '' YATIRIM AMAÇLI '' İFADESİ MASAYA YATIRILMALI ?  

KİŞİ PARA KAZANIYOR , KÂR ELDE EDİYOR VE BUNDAN ZEKÂT VERMESİ GEREKİRKEN , ( NASIL OLSA ÜSTÜNDEN DE BİR YIL GEÇMEDİ DİYEREK ! )  PARAYI DAİRE , ARSA VS ALARAK DEĞERLENDİRİYOR VE FAKİRE FUKARAYA BİR ŞEY KALMIYOR. ?  ASLINDA FAKİRE VERECEĞİ PARA İLE YANİ FAKİRİN PARASI İLE KENDİNE DAİRE ALIYOR , ARSA ALIYOR VS ?  TORUNUN TORUNUNU DÜŞÜNEREK DAİRE KOLLEKSİYONU YAPAN İNSANLAR EĞER KİRALARDAN VERDİKLERİ  ZEKATLARLA KURTULACAKLARINI SANIYORLARSA -ALLAHU ALEM- YANILIYORLAR.

SONUÇ OLARAK , ALLAH (CC) RAZI OLSUN ÇOK DEĞERLİ MEZHEP İMAMLARI YİNE ÇOK DEĞERLİ İÇTİHATLAR YAPMIŞLAR FAKAT BİLHASSA ZEKÂT KONUSUNDA GÜNÜMÜZ MALİ YAPISINA / İŞLEYİŞİNE GÖRE  YENİ İÇTİHATLAR LAZIM DİYE DUSUNUYORUM.

NİSAB MİKTARININ ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇME ŞARTI  , HAVAİC-İ ASLİYE MESELESİ , VS VS

MESELA :

200 000 TL Sİ OLAN İKİ ADAMIN BİRİ 200 000 TL LİK ARABA ALIYOR , DİĞERİ  İSE 30 000 TL LİK ARABA ALIYOR VE 170 000 TL DEN ZEKAT VERIYOR.  İKİSİ DE '' BİNEK '' DENEBİLİR Mİ ?    TURKİYE ŞARTLARINDA ASLİ İHTİYAÇ BİNEK=ARABA MAX LİMİT 50 000 TL , ÜSTÜ ZEKÂTA TABİİ DİYE BİR İÇTİHAT YAPILAMAZ MI ?  OLAYIN LUX , İSRAF,AZGINLIK,GÖSTERİŞ VS  BOYUTUNA HİÇ GİRMİYORUM O APAYRI BİR KONU.

CUMANIZ MUBAREK OLSUN

ALLAH (CC)'NA EMANET OLUN
Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #13 : 17 Ağustos 2012, 12:28:18 ÖS 12 »

Zekat konusunda Mevdudi'ye sorulan sorulara verdiği cevabı buraya aktarıyım. Bakalım mesele daha net anlaşılacak mı?

 SORU:Fabrikalar ve diğer iş yerleri için zekatın farz olması­nın ölçüsü nelerdir?

CEVAP: Fabrikaların makine ve aletlerine zekat düşmez. Sade­ce yıl sonunda ellerinde bulunan hammadde, ürün ve nakit paralarına zekat düşer. İş adamları için de aynen bu geçerli­dir. Yani onların dükkanı, evi ve mobilyasına, büro demir­başlarına zekat düşmez. Sadece yıl sonunda ellerinde bulu­nan mal ve paraları zekata tabidir.  Bu konuda usul şu­dur: Bir mükellef şahıs, işlerinde kullandığı üretim araçları­nın zekatını ödemeye mükellef değildir. Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "Bir kişi sulama işi için çalıştırdığı develer için zekat ödemez.” Çünkü, onların zekatı çalışmaların­dan elde edilen tarım ürünlerinden zaten alınıyor. Buna kı­yaslayarak fakihler görüş birliğiyle üretim aletleri zekatın dışındadır demişlerdir.

 SORU:Hangi gayri menkullere ve eşyalara, mevcut sosyal du­rumlar göz önüne alınarak, hangi durumlarda zekat vermek farz olur? Özellikle aşağıda zikrettiğim şu eşyaların durumu ne olacaktır?
a. Nakit, altın, gümüş, takı ve mücevherler.
b. Metal sikkeler (altın, gümüş vs.) ve kağıt paralar.
c. Bankalarda tutulan paralar, banka veya başka yerde saklanmış eşya, alman borç, rehin bırakılmış arazi ve paylaşılamayan gayri menkul, davalı olap geri alınabilecek mülk.
d. Bağışlar, hibeler.
e. Sigorta taksitleri ve sosyal fonlarda biriken paralar.
f. Hayvanlar ve süt mamulleri, tarım ürünleri, tahıl, seb­ze, meyve, çiçek vs.
g. Madenler.
h. Çıkarılmış defineler
i. Arkeolojik eserler.
j. Yabanî ve evcil arıların balı.
k. Balık, inci ve sudan çıkan diğer eşya.
l. Petrol.
m. İthalat ve ihracat.


CEVAP:
. Şeriatta zekata tabi olan şeyler şunlardır: Hasad so­nunda tarım ürünleri,   üzerinden bir yıl geçen altın, gümüş ve nakit paralarn Neslini çoğaltmak üzere beslenen dört ayaklı hayvanlar, ticari mallar, maden ve defineler. Bütün bunların yıl sonunda nisaba uygun veya ondan fazla oluşu halinde zekatı gerekli olur.
a. Nakit, altın, gümüş ve takılara zekat düşer. Takılar­dan, sadece altın ve gümüş ağırlığına göre hesab edilir. Diğer mücevherat, takı şeklinde de olsa başka bir şekilde de olsa, zekattan müstesnadır. Fakat mücevherat ticareti yapan bi­risi, diğer ticaret malları gibi zekatını verecektir. Yani mü­cevherlerin değerinin yüzde iki buçuğunu vereceklerdir. El-Mezâhibu'l Erbaa'da, pırlanta, yakut ve diğer değerli taşla­ra ticari amaçlı olmadıkları takdirde zekat düşmez. Bütün mezhepler bu görüş üzerinde müttefiktir." (1/595) denilmek­tedir.
b. Madeni ve kağıt paralar, zekata tabidirler. Çünkü on­ların değeri metal ve kağıt oluşları yüzünden değil, yasallaş­tırılmış satın alma güçlerinden dolayıdır. Bunlar altın veya gümüş olmasalar da, altın veya gümüş yerine geçmektedir. El-Mezahibu'l Erbaa'da: "Fakihlerin çoğu, para ve mal yeri­ne geçen kıymetli kağıtların, zekata tabi olduğunu söylüyor. Çünkü onlar gerçekte altın ve gümüş verine geçmekte ve ko­layca altın ve gümüşe çevrilebilmektedir. Bunun içindir ki, İmam Ebu Hanife, İmam Mâlik ve İmam Şafiî'ye göre bunla­ra zekat düşer." şeklinde bir ibare vardır. (1/605)
c. Bankalara yatırılan mevduatlara, da zekat düşer. Dev­let tarafından tanınmış diğer kuruluşlara yatırılan emanetler de bankalardaki gibi zekata tabidir. Eğer emanet verilen kuruluşların hesaplarının teftişi mümkün değilse, onlardan zekatı tahsil etmek hükümetin görevi değildir. Çünkü ora­daki emanet emval-i bâtına (gizli mal) tanımına girmekte­dir. Emanet sahipleri, zekatlarım hesaplamak ve vermekle mükelleftirler.
Alınan borçlar zorunlu ihtiyaçlar için kulanılmışsa, onla­ra zekat düşmez. Fakat yıl boyu bu borcu yanında tutarsa ve nisab miktarı kadarsa, zekat düşer. Eğer bu borçlar ticarete yatırılmışsa, borçlunun sermayesi sayılacaktır ve bu gibi borçlar ticari zekatından müstesna olmayacaktır.
Verilen borçlar kolayca geri alınabiliyorsa, onlara da ze­kat düşer. Bazı fakihlere göre, bunların zekatı her yıl verile­cektir. Bu, Hz. Osman (r.a), İbn Ömer, Câbir b. Abdullah, Tâvûs, İbrahim Nehâî ve Hasan Basri'nin de görüşüdür. Ba­zılarına göre, bu borçların geri alınmasında geçen tüm yılla­rın zekatı ödenecektir. Bu da Hz. Ali (r.a), Ebu Sevr, Süfyân-ı Sevrî ve Ebu Hanife'nin görüşüdür. Eğer borçların geri alın­ması kuşkuluysa bize göre geçerli görüş geri alındığı takdirde sadece bir yılın zekatının ödenmesidir. Bu, Hz. Ömer (r.a), İbn Abdülaziz, Hasan, Leys, Evzaî ve İmam Mâlik'in görüşü­dür. Bu görüşte hem beytü'l mâl'in hem de mal sahibinin menfaati göz önünde bulundurulmuştur.
Rehin bırakılmış mülkün zekatım, bunu halihazırda elinde bulunduran şahıs verecektir. Mesela; eğer rehin bırakılmış arazi rehin alanın elinde ise arazinin öşürünü, rehin alan verecektir. Paylaşılamayan mülkün zekatını, paylaşılıncaya kadar onu elinde bulunduran kişi verecektir. Davayı kazanan bundan sonra zekat vermeye mükellef olacaktır. Dava ile geri alınabilecek mülk için de aynı şey geçerlidir. Bu mülkü elinde bilfiil bulunduran kişi onun zekatını vermekle mükellef olacaktır. Çünkü bir şeyden istifade eden kişinin ondan doğan mükellefiyetleri de yerine getirmesi gerekir.
d. Bağış, eğer nisab miktarı kadarsa; üstünden bir yıl geç­tikten sonra zekatı verilir.
e. Sigorta ve sosyal fonlara yapılan ödemeler eğer zorunlu ise güçlükle geri alınabilen borç ve emanetler gibidir ve onlar için de aynı hüküm geçerlidir. Paralar geri alındığı takdirde bir yıllık zekatı verilir. Fakat bunlar ihtiyari ise, kanaatimi­ze göre, her yıl biriken paraya zekat vermek gerekir. Çünkü; her ne kadar vaktinden önce çekmesi mümkün değilse de, bu paraları o duruma kendi rızasıyla sokmuştur, onun için de zekatını vermelidir.
f. Çiftlik ve mandıradaki hayvanlar, üretim araçları kap­samına girdiğinden onlara zekat düşmez. Ürünlere ise, diğer fabrika ürünlerinde olduğu gibi zekat düşer.
Stoku yapılabilen tarım ürünlerine öşür ve yarı öşür uy­gulanır. Bu stoku yapılabilen meyveler için de geçerlidir. Meselâ, kuru meyve ve kuru hurma gibi. Yağmura dayalı su­laması olan arazilere öşür düştüğü gibi, yapay sulama siste­miyle sulama yapılan arazilere de yarı öşür düşer.
Stoku yapılamayan sebze, meyve ve çiçeklere öşür yok­tur. Üretici onları pazarda satarsa, nisab miktarı mal için ti­cari zekat neyse o verilecektir. Bu muameledeki nisab diğer ticaret mallarındaki gibidir. Yani ticari sermayesi yıl başın­da ve yıl sonunda ikiyüz dirhem gümüş veya daha fazla ol­malıdır.
g. Madenlerle ilgili en doğru görüş, bize göre, Hanbeli'lerin görşüdür. Yani; yerden çıkan bütün madenlere, ister katı olsun, ister likit (petrol, cıva vs.), yüzde ikibuçuk zekat dü­şer. Yalnız özel mülkiyete ait ve nisab miktarı kadar olmala­rı şartı aranacaktır. Hz. Ömer ibn Abdülaziz döneminde bu kural uygulanmıştır.[281]
h. Bulunan definenin yüzde yirmisinin alınması emredil­miştir. Rasûlullah (s.a) defineler hakkında: "Bulunan defi­nelerin beşte biri zekat olarak alınır" buyurulmuştur.
ı. Antika olan eserlere (evde hatıra olarak saklanan eski eserler) zekat düşmez. Fakat, bunlar ticari amaçlı olarak kullanılıyorsa, bunlara da ticari zekat kaidesi uygulanır.
j. Bal hakkında, "Balın bir bölümü mü zekat olarak veril­melidir, yoksa buna da ticari zekat kaidesi mi uygulanmalı­dır?" ihtilafı vardır. Hanefilere göre, balın kendisi zekata ta­bidir. Ahmed b. Hanbel, İshak Raheveyh, Ömer b. Abdüla­ziz, İbn Ömer ve İbn Abbas aynı görüştedirler. Hz. İmam Şa­fiî'nin bir kavli de bunu destekler niteliktedir. Halbuki, İmam Malik ve Sufyân-ı Sevri (r.a) balın kendisinin zekata tabi olmadığı görüşündedir. İmam Şafii'nin meşhur olan kavli de budur. İmam Buhari ise: "Balın zekatıyla ilgili sahih hiçbir hadis yoktur." demektedir. Bize göre de en doğrusu,ticareti yapılan bala zekat uygulanmasıdır.
k. Balık bizatihi zekata tabi değildir, fakat ticareti yapılı­yorsa zekata tabidir. İnci, amber ve denizden çıkan diğer şey­lere, madenlerle ilgili hükümdeki zekat kuralı uygulanır. Bu İmam Malik'in görüşüdür. Hz. Ömer b. Abdülaziz dönemin­de uygulanmıştır. [282]
l. Petrol hakkında, madenler bölümünde gerekli açıkla­ma yapılmıştır.
m. İhracata hiç bir zekat yoktur. İthalattan Hz. Ömer (r.a.) zamanında alman vergi, zekat değildi. O, komşu ülkelerin müslüman memleketlerinden ithal edilen mallara uy­guladıkları vergiye cevap mahiyetinde bir vergiydi.

KAYNAK: FETVALAR-MEVDUDİ
Logged

gavs
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #14 : 17 Ağustos 2012, 02:11:18 ÖS 14 »

SELAMUN ALEYKUM

GAVS KARDEŞİN :

 '' fabrikaya ait yatırım amaçlı arazi ve ev.gibi gayrı mekullerin değeri 2 trilyon...  ''

DENİLEN MAL VARLIĞINA ZEKÂT DÜŞMEZ Mİ ?  

HER NE KADAR ANILAN MALLAR FABRİKAYA AİT ( ÜSTÜNE )  DURUYORSA DA FABRİKANIN İŞLEYİŞİ,İŞLEVİ İLE ALÂKASI YOK. FABRİKANIN ÜRETİMİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK BİR YATIRIM, HARCAMA DEĞİL YANİ !

BURDA ASLINDA '' YATIRIM AMAÇLI '' İFADESİ MASAYA YATIRILMALI ?  

KİŞİ PARA KAZANIYOR , KÂR ELDE EDİYOR VE BUNDAN ZEKÂT VERMESİ GEREKİRKEN , ( NASIL OLSA ÜSTÜNDEN DE BİR YIL GEÇMEDİ DİYEREK ! )  PARAYI DAİRE , ARSA VS ALARAK DEĞERLENDİRİYOR VE FAKİRE FUKARAYA BİR ŞEY KALMIYOR. ?  ASLINDA FAKİRE VERECEĞİ PARA İLE YANİ FAKİRİN PARASI İLE KENDİNE DAİRE ALIYOR , ARSA ALIYOR VS ?  TORUNUN TORUNUNU DÜŞÜNEREK DAİRE KOLLEKSİYONU YAPAN İNSANLAR EĞER KİRALARDAN VERDİKLERİ  ZEKATLARLA KURTULACAKLARINI SANIYORLARSA -ALLAHU ALEM- YANILIYORLAR.

SONUÇ OLARAK , ALLAH (CC) RAZI OLSUN ÇOK DEĞERLİ MEZHEP İMAMLARI YİNE ÇOK DEĞERLİ İÇTİHATLAR YAPMIŞLAR FAKAT BİLHASSA ZEKÂT KONUSUNDA GÜNÜMÜZ MALİ YAPISINA / İŞLEYİŞİNE GÖRE  YENİ İÇTİHATLAR LAZIM DİYE DUSUNUYORUM.

NİSAB MİKTARININ ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇME ŞARTI  , HAVAİC-İ ASLİYE MESELESİ , VS VS

MESELA :

200 000 TL Sİ OLAN İKİ ADAMIN BİRİ 200 000 TL LİK ARABA ALIYOR , DİĞERİ  İSE 30 000 TL LİK ARABA ALIYOR VE 170 000 TL DEN ZEKAT VERIYOR.  İKİSİ DE '' BİNEK '' DENEBİLİR Mİ ?    TURKİYE ŞARTLARINDA ASLİ İHTİYAÇ BİNEK=ARABA MAX LİMİT 50 000 TL , ÜSTÜ ZEKÂTA TABİİ DİYE BİR İÇTİHAT YAPILAMAZ MI ?  OLAYIN LUX , İSRAF,AZGINLIK,GÖSTERİŞ VS  BOYUTUNA HİÇ GİRMİYORUM O APAYRI BİR KONU.

CUMANIZ MUBAREK OLSUN

ALLAH (CC)'NA EMANET OLUN
konuyu anladın sanırım.senin vurguladığın yatırım amaçlı maldan zekat alınmaz demişsin..efendim her insan yatırımıcı.Yatırımcı olmayanmı var?
sadece ifade edilimiyor okadar..
bir marketten ,bir çifticiden hemen zekat alırken adamın iş makınaları dolu fabrikasından zekat yok!bu mantığa uyuyormu?

sizin gibi "yatırım amacı" ,fikrini ortaya koyarsak,fabrikada zekattan muaf oluyor,bir bakkal ,bir market sahibide zekattan muaf oluyor..sadece aktif karlılıklarından zekat veriyorlar ..bu daha mantıklı...

fakat proplem zekat kardanmı alınır ,maldanmı alınır ? kavgası başlıyor..

kardan zekat alınır dersen ,ölü yatırmcı diyorum bu ev arsa alanlara..Bunlarla hiç zekat düşmüyor..peki bu mantıklımı?

Bence tüm gayrı menkul den yeniden zekat tanımlanmalıdır..Ancak böyle adaletli olunur..her 5 yılda bir tüm gayrı menkul raiç bedelleri tekrar belirlenir.pirim yapanlardan zekat alınmalıdır....

bizim ulema ,sanki zengini korumuş gibi bir hava görüyorum zekat fetvalarında..
Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.474 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu