DUA

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Oruç > DUA
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Oruç > DUA
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: DUA  (Okunma Sayısı 2111 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Rahmetli
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1058



DUA
« : 14 Ağustos 2012, 11:56:25 ÖÖ 11 »




DUA

Dua bir çağrıdır.
Kulun yetmediği yetiremediği anda Rabbü'l Alemini imdada çağrısıdır.
“Ya Rabb gücüm tükendi, mecalim kesildi, bana gösterdiğin yolda yürüme azmi ver, güçlüklere göğüs germemi sağla” deyişidir dua.

O yol ki sonunda, gidilmeye azmedilen, yüceler yücesinin övgüyle bahsettiği asıl durak, varılacak yerlerin en hayırlısı cennet vardır. Ama yol çetindir, sarptır.

Bir sürü ağırlıklarla donatılmış insan; zorlanır yürürken yolu. Zaman zaman ağırlıklarından vazgeçmesi gerekir. İsteklerinden, tutkularından... İşte neyi terk edeceğini, ne yapacağını bilemediği anlarda Rabbü'l Alemine yönelişidir dua.

Duanın özünde hep hidayeti dileme, geçmişte yapılan hataların affı vardır.
Duanın edebinde dünyevi varlık hesabı asla yoktur.
Dua, kişinin kendi acizliğini dile getirişidir. Aynı zamanda istekte bulunduğu varlığı yüceltmesidir.
Dua eden kul bilmelidir ki, isteği kabule layık ise kabul edilir. "Ben istedim, hem de çok istedim ama kabul edilmedi" deme hakkı yoktur.
Bilmelidir ki istekte bulunduğu varlık onun emir eri değildir, her isteğine cevap vermez. Verse de isteyenin hayrı ne ise öyle gerçekleşir istek.
Kul acizdir, zaman zaman şerri hayır görerek isteyebilir çünkü.


Dua kul ile Rabbi arasında gerçekleşen bir olaydır. Arada hiçbir varlık barınamaz. Olduğu an adı şirk olur, dua dua olmaktan çıkar. Kul bilir ki O her an hazır ve nazırdır. Ve bilir ki en olmaz isteklerini bile duyar Rabbi. Hatta dillendiremediği kalbinin derinliklerinde sakladığı duygu ve düşüncelerini de. İstemesini bilmek asıl olan.

Olması gereken asıl istek, “Yol boyunca yolda kalmama isteği, varılacak yere ulaşma isteği” dir.

Duanın zamanı da yoktur. Dedik ya Allah, her an hazır ve nazırdır. Her daim görüp gözeten bir varlık olan yüceler yücesi Rabbimizin, kulunun isteğini duymama gibi acziyeti olabilir mi? Ya da kabul etmek için eşref saati? Böyle bir tanımlamada bulunmaktan Allaha sığınırım.

Rabbimin beni duyması için mukaddes gün ve geceler takip etmem gerekmez.

Bana şahdamarımdan daha yakın olan O’dur. Belki topluca, kullar olarak hep bir ağızdan yönelmenin belirlenen vakti olabilir. Böylesi anlardır Şehr-i Ramazanlar, Leyle-i Kadirler... Affedilmeyi bekleme zamanı değilde, bir olma, birlik olma zamanı. Beraberce elele tutuşma, küfre karşı dik duruşumuzu gösterme zamanı belki. Yoksa affolunmayı arzu eden bir kulun beklemeye bir saniyesi bile olamaz. Ne gecesi ne ayı ne de saati. Açıp elini bir an önce bağışlanmayı dilemeli, yolu üzerinde ki engellerin kaldırılması için dua etmeli, ağırlıklarını bırakabilme gücü talep etmelidir. Sadece Rabbinden, yalnızca O’ndan istemelidir.

Dualarımız olmasa biz ne işe yarardık...


Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu