Yemeğin tadına bakmak, diş fırçalamak, kolonya koklamak orucu bozar mı?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Oruç > Yemeğin tadına bakmak, diş fırçalamak, kolonya koklamak orucu bozar mı?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Oruç > Yemeğin tadına bakmak, diş fırçalamak, kolonya koklamak orucu bozar mı?
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Yemeğin tadına bakmak, diş fırçalamak, kolonya koklamak orucu bozar mı?  (Okunma Sayısı 12538 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« : 09 Ağustos 2012, 05:08:15 ÖÖ 05 »

Yemeğin tadına bakmak, diş fırçalamak, kolonya koklamak orucu bozar mı?

Soru: Ramazan'da iftar yemeği hazırlayan hanımlar, pişirdiği yemeğin dil ucuyla tadına tuzuna bakıyor, sonra da dilinin ucundakini tükürüyor, dişlerini fırçalıyor. Bunlar orucu bozar mı?..


Cevap: Bu gibi şüpheli durumlarda dikkat edilecek temel ölçü şudur: Gerek dil ucuyla yemeğin tadına, tuzuna bakmada, gerekse diş fırçalama sırasında boğazdan aşağıya bir şey kaçıyor mu? Mühim olan budur. Bu ölçü ile baktığımızda şöyle diyebiliriz:

- Oruçlu hanım, pişirdiği yemeğin tadına tuzuna dil ucuyla bakar da, sonra dili ucundakini boğazından aşağı kaçırmaksızın dışarıya atarsa, yeme de yok, içme de... Öyle ise bununla oruç bozulmaz. Diş fırçalama da böyledir. Boğazından aşağıya macun parçası veya su kaçırmazsa orucu bozulmaz, kaçırırsa bozulur. Çünkü boğazdan aşağıya bir şeylerin kaçması halinde yeme ya da içme gerçekleşmiş olur, oruç bozulur; ancak hata ile bozulan bu orucun kazası gerekir, kefaret yüklenmez.

Böyle şüpheli durumlarda oruçlu kimseler, orucu bozma tehlikesi taşıyan davranışlardan uzak kalsalar, daha isabetlisini yapmış olurlar. Yemeğin tadında tuzunda bir eksiklik olursa, yemeği yiyenler bunu tabii bulmalı, oruçlu hanımı dil ucuyla da olsa pişirdiği yemeğin tadına tuzuna bakmaya mecbur bırakmamalılar, diye düşünmek de mümkündür.

Soru: Oruçlu kimsenin esans, kolonya, gül gibi şeyler koklaması orucu bozar mı?

Cevap: Kokular orucu bozmaz. Ancak oruçlu kimsenin bozar mı bozmaz mı, diye şüphe ettiği şeylerden uzak durması, vesveseden kurtaran, yerinde bir dikkat ve tedbir olur.

Soru: Abdest alırken, yahut havuzda, banyoda yıkanırken boğazından aşağıya su kaçtığını anlayan kimse, orucum bozuldu, tutmaya gerek kalmadı artık diyerek o gün orucunu böyle bir zanna dayanarak yese, bu kimse kefaret mi yüklenmiş olur? Yoksa sadece yediği günün orucunu mu tutması gerekir?

Cevap: Normalde başladığı Ramazan orucunu mazeretsiz bilerek yiyen kimse, kefareti yüklenmiş olur. Ancak bu kimse orucunu (kasten) yemiyor da, artık orucum bozuldu tutmak gerekmez (zannıyla!) yemiş bulunuyorsa, bu (zan!) onu kefaretten kurtarır, yediği günü sonra kaza etmekle kurtulur, diyenler çoğunluktadır.

Soru: Sahura kalkan kimse, yıkanması gerektiğini anlasa, ne yapacak? Yıkanmaya girse sahur vakti geçecek, aç kalacak; yıkanmadan yemek yese cünupken yemek yemiş olacak?

Cevap: Sahurda gusletmeye mecbur kalan kimse yıkanmaya vakit bulamazsa ekmeğe değen elini, ağzını yıkar, normal olarak sahur yemeğini yer, sonra da bulduğu fırsatta guslünü yaparak orucuna devam eder. Cünupluk hali, sahur yemeye ve oruca niyetlenmeye mani olmaz.

Soru: Özel halinin bittiğini anlayan hanımın namaz kılma mükellefiyeti, o halin bittiğini anladığı andan itibaren mi başlar, yoksa daha sonra guslettikten sonra mı başlar?

Cevap: Özel halinin sona erdiğini anladığı andan itibaren namaz mükellefiyeti başlar. Yıkandıktan sonra kalmışsa kılamadığı o namazlarını kılması gerekir.

Ahmed Şahin
Logged
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #1 : 09 Ağustos 2012, 05:09:24 ÖÖ 05 »

Diş tedavisi, göze ilaç, kadında özel hal, astımlının spreyi ve insülin, orucu bozar mı?

1. Soru: Oruçlu iken morfinli morfinsiz diş çektirmek doldurtmak, kaplatmak orucu bozar mı?


Cevap: Diş tedavisi sırasında boğazdan aşağıya, bedenden içeriye bir şey gitmezse, mesela kan ve ilaç yutulmazsa oruç bozulmaz. Bununla beraber, şüpheden kurtulmak için bu gibi acil olmayan tedavileri iftardan sonraya tehir etmekte isabet olduğu unutulmamalıdır.

2. Soru: Göze, burun ve kulağa damlatılan ilaç orucu bozar mı?

Cevap: Göze ve zarı delik olmayan kulağa damlatılan ilaç orucu bozmaz. Ancak buruna damlatılan ilacın (yemek borusu ve mideyle bağlantısı bulunduğundan dolayı mideye doğru akacak kadar çok olması halinde) orucu bozabileceği görüşü ağırlık kazanmaktadır. Bu itibarla, buruna akıtılan ilaç bulaştığı burun içi cidarlarda kalır da karın boşluğuna akacak kadar çoklukta olmazsa orucu bozmaz. Diyanet ilmihaline de bakılabilir.

3. Soru: Kadın, özel halinin başlayacağı günü de oruca niyet etmeli midir? Yoksa âdet görme ihtimali olan günde oruca niyet etmese de olur mu?

Cevap: Âdet göreceğini sandığı günü de oruca niyet etmesi uygun olur. Özel hal başlamazsa orucunu tamamlar. Başlarsa hemen bırakır. Bir karışıklık söz konusu olmaz. Hatta iftar saatine yakın da olsa özel halin başlamasıyla orucun bozulması uygun olur. O halde iken oruç tutulmayacağı ifade edilmektedir.

4. Soru: İlaç alarak âdeti Ramazan'dan sonraya tehir ettirmek uygun olur mu?

Cevap: Uygun olsa da sıhhî açıdan mahzur ihtimali akla gelmektedir. En iyisi, oruç tutulmalı, özür başlayınca bırakılmalı, yenilen günleri de sonra kaza ederek borçtan kurtulma yolu tercih edilmeli, ilaç alarak zorlamaya gerek duyulmamalıdır. Çünkü 'tut' emri de dinî emirdir, âdet başlayınca 'ye' emri de.. Bu sebeple tutunca itaat etmiş de tutmayınca isyana yönelmiş olunmaz. Belki her iki halde de Rabb'imizin emrine uyulmuş, ikisinden de sevap kazanılmış olunur. Bundan dolayı bir maneviyat büyüğünün hanımlara şu hitabı düşünülmeye değer görülmüştür. Demiş ki:

-Hanımefendiler, sizler Allah'ın ne bahtiyar kullarısınız!. Orucunuzu tutar sevap alırsınız, tutmaz yine sevap alırsınız. Çünkü her iki halde de emre uymuş olursunuz. Emre uyan sevap alır, günaha maruz kalmaz.

5. Soru: Astımlı hastaların kullandığı sprey orucu bozar mı?

Cevap: Nefes almakta zorluk çeken astımlının boğazına pompaladığı özel karışımlı ilaç orucu bozmaz!. Çünkü bu bir hayatî ihtiyaçtır. Ayrıca yutulan özel hava zerreciklerinin içeriye gittiği doğru olsa bile akciğerden ileriye geçmediği, mideye ulaşmadığı ve susuzluk ihtiyacını karşılamadığı da ileri sürülmektedir. Bu sebeple astımlının nefes almayı kolaylaştıran oksijenli hava pompalamasının orucu bozmayacağı yolunda Diyanet'in de fetvası vardır.

6. Soru: Oruç tutan şeker hastalarının mecbur oldukları iğneyi yaptırmaları orucu bozar mı?

Cevap: Belli aralıklarla enjeksiyon yoluyla (insülin) almaları gereken şeker hastalarının oruç tutmalarında tıp bakımından bir sakınca bulunmazsa, oruçlu iken (insülin) iğnelerini yaptırmaları oruçlarını bozmaz. Çünkü şeker hastaları bunu yaptırmadan yaşayamaz. Hayati bir tehlikenin olduğu anlarda iğne yasağı yoktur zaten. Ancak, hastalığın şiddetlenmesi gibi ciddi bir mahzur yoksa iğneler iftardan sonraya bırakılırsa daha sağlamı tercih edilmiş olunur.

Ahmed Şahin
Logged
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #2 : 09 Ağustos 2012, 05:10:42 ÖÖ 05 »

Unutarak ya da hata ile oruç bozmalarda ne yapılır?

Soru: Ramazan'ın ilk günlerinde en çok maruz kalınan oruç bozmalar, unutarak yemek, içmek gibi hallerle oluyor. Bu gibi unutarak oruç bozmalarda, hatırlayınca hemen oruca devam mı edilir? Yoksa orucumu nasıl olsa bozdum diyerek yeme sürdürülebilir mi?


Cevap: Unutarak orucunu bozanı Rabb'imiz bağışlamaktadır. Bu sebeple hatırladığı anda hemen ağzındakini çıkarıp orucuna devam eder. Rabb'imiz (kasti değil de) unutarak bozmaları affetmektedir. Yeter ki hatırladığı anda ağzındakileri hemen dışarıya çıkarıp orucuna devam etsin, yemeyi sürdürmesin.

Soru: Bazen de unutarak değil de hata ile oruç bozmalara maruz kalınmaktadır. Bu hata ile bozmalarda ne yapılır?

Cevap: Oruçlu olduğunu hatırladığı halde bir dikkatsizlik ve ihmal sonunda oruç bozmaya hata ile bozma denmektedir. Mesela, abdest alırken, yahut da guslederken oruçlu olduğunu hatırında tuttuğu halde istemeden kaza ile boğazından aşağıya su kaçıran kimse, orucunu hata ile bozmuş sayılır. Bu kimse orucuna yine devam eder. Ancak Ramazan'dan sonra hata ile bozmuş olduğu bu orucunu yeniden tutması gerekir. Bir de imsak vakti girdiği halde girmedi zannı ile yemeye devam eden insan ya da iftar vakti girmediği halde girdi zannıyla orucunu açan kimse de hata ile bozmuş olur. Bu da orucuna yine devam eder, ancak Ramazan'dan sonra hatasız bir oruçla değiştirmesi gerekir.

Soru: Oruç ezanla başlar ezanla mı biter? Yoksa vakitle başlar yine vakitle mi biter?

Bu konudaki yanılmaları nasıl önleyebiliriz?

Cevap: Hemen ifade edelim ki, ezanlar orucun başlama vaktini değil namazın başlama vaktini bildirir. Ayrıca ezanı okuyan insan acele edip erken de okuyabilir, yanılıp geç de kalabilir. Bu ihtimallerden dolayı orucun başlama ve bitme vaktini takvimdeki imsak ve iftar dakikaları ile tespit etmek gerekir ki, ezanın geç yahut da erken okunması hallerinde hata ile oruç bozmaya maruz kalınmasın.

Soru: Oruca gece ne zaman niyet edilir?

Cevap: Her oruç tek başına bir ibadet olduğundan her oruca iftardan sonra imsak vaktine kadar niyet etmek mümkündür. Zaten kendini oruca baştan kilitleyen insanlarda bu niyet Ramazan boyunca kendiliğinden oluşur. Niyet etmedim diye bir vesveseye kapılmaya gerek olmaz. Ancak sahura kalkarak az da olsa bir şeyler yemek, en azından bir bardak su içmek hem sahur sünnetini yerine getirmek olur hem de Ramazan ayının özelliğini fiilen yaşamış, niyetini de fiilen yapmış sayılır.

Soru: Oruç günlerinde bir mecburiyetle karşılaşıp da bir gün oruç tutmaması gereken insan ne yapabilir? Mesela, yarın mutlaka hastaneye gidecek, oruç bozucu tedaviyle karşılaşacaktır. Orucunu bozsa kefaret yüklenecek, bozmasa hastanede buna mecburiyet vardır, muayenede oruç bozucu şeyler yaptırmaktalar.

Cevap: Böyle oruç bozma zaruretiyle karşılaşacak kimse, o gece oruca niyet etmez. Ertesi günü karşılaştığı oruç bozma mecburiyeti de ona bir kefaret yüklemez. Niyet etmediği bu orucunu da Ramazan'dan sonraki müsait bir günde tutarak oruç borcundan kurtulur. Böyle mecburiyetlerle karşılaşacak olan kimse o gece oruca niyet etmezse o gün oruçlu olmadığı için orucunu bozmuş sayılmaz. Böylece tutmadığı bu orucunu sonra kaza eder, kefaret yüklenmiş de olmaz.

Ahmed Şahin
Logged
can-dan
CANDAN
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 10


« Yanıtla #3 : 13 Ağustos 2012, 12:43:47 ÖÖ 00 »

Sayın TaLiA,hanımların özel günlerinde oruç tutulmaz diye bir hüküm mü var?.Gerçekten Allah(cc)'ım böyle bir yasak getirmişse bilmek ve uymak isterim .Benim okuduğum Kur'an bilgilerinden bayana özel gününde yasak olan tek şey eşiyle birlikte olmak.Bu erkeğe de yasak. ''Sana adet halini de sorarlar. De ki: "O, insana rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı oldukları sırada kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın............''(Bakara/222)
Yüce Allah(cc) bayanların bu durumlarını eziyetli bir hal olarak bildirmiş,yani hastalık hükmüne bağlamıştır.İsteyen bayan orucunu tutar hasta olan da ALlah(cc)'ın verdiği ruhsat üzerine tutmaz, daha sonra öder veya kefaretini verir.Sevgi ve dua ile...

Logged
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #4 : 13 Ağustos 2012, 03:47:08 ÖS 15 »


konu hakkındaki detaylı açıklamaya BURADAN ulaşabilirsiniz
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.089 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu