ÖĞRETİCİ HİKAYELER

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Nükteler (Moderatör: Yonetim) > ÖĞRETİCİ HİKAYELER
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > GENEL (Bilgi Platformu) > Edebiyat > Nükteler (Moderatör: Yonetim) > ÖĞRETİCİ HİKAYELER
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: ÖĞRETİCİ HİKAYELER  (Okunma Sayısı 6661 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Maveraî
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 473


Elhamdulillâhi alâ kulli hâl sivel kufri veddalâl


« : 28 Şubat 2012, 11:00:38 ÖS 23 »

          
               Din Nedir?


Çok eski zamanlarda bir bilge yaşarmış şehrin birinde.
Çok yaşlanmış bu, ölüm döşeğinde ve demiş ki:
'Sizlere son nasihatlerimi yapacağım, herkes toplansın! Söyleyeceklerim unutulmasın!'

Biri demiş ki: 'Bize aşkı anlat!'
Anlatmış 'bilge kişi'.
'Birisi, ticaretten bahset!'
Anlatmış..
Bir diğeri demiş ki: 'Aileden bahset!'
Anlatmış..
Bir başkası: 'Siyasetten, devletten bahset!
'Paradan bahset!'
Anlatmış da anlatmış..
Acıdan bahset!
'Mutluluktan bahset!' demişler.
Anlatmış da, anlatmış..
Ve en sonunda biri demiş ki: ''BİZE DİNDEN BAHSET!''
Bilge demiş ki: 'Bahsettim ya, hiç dinlemedin mi?
Yani; ticaret, bilim, sanat, siyaset, ölüm, yaşam, hayatta aklınıza gelen her bir şey dinden bağımsız değildir.

*Dinden bahsetmeyi yaşamdan, yaşamın sorunlarından kaçmak gibi algılamayın!
Yukarıda Bilge kişinin anlattığı şeylerin tamamı Din'di aslında. Bu bilince ulaşmak dileğiyle....*
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Hêja
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


« Yanıtla #1 : 26 Şubat 2013, 04:26:43 ÖÖ 04 »



Zamanın iyi ve üretken olarak kullanımı konusunda zaman zaman kurslar düzenleniyor.
İşte bu kurslardan birinde zamanı kullanma uzmanı öğretmen, çoğu hızlı mesleklerde çalışan öğrencilerine:
-"Hadi, küçük bir sınav yapalım" demiş.
Masanın üzerine kocaman bir kavanoz koymuş.
Sonra bir torbadan irice kaya parçaları çıkarmış, dikkatle üst üste koyarak kavanozun içine yerleştirmiş. Kavanozda taş parçaları için yer kalmayınca sormuş;

-"Kavanoz doldu mu?"
Sınıftaki herkes,
-"Evet, doldu" yanıtını vermiş.
-"Demek doldu ha" demiş öğretmen.

Hemen eğilip bir kova küçük çakıl taşı çıkartmış, kavanozun tepesine dökmüş, kavanozu eline alıp sallamış, küçük parçalar büyük taşların sağına soluna yerleşmişler...
Yeniden sormuş öğrencilerine:
-"Kavanoz doldu mu?"

İşin sanıldığı kadar basit olmadığını sezmiş olan öğrenciler,
-"Hayır, tam da dolmuş sayılmaz" demişler.

-"Aferin" demiş zamanı kullanım hocası. Masanın altından bu kez de bir kova dolusu kum çıkartmış. Kumu kaya parçaları ve küçük taşların arasındaki bölgeler tümüyle doluncaya kadar dökmüş. Ve sormuş yeniden:
-"Kavanoz doldu mu?"

-"Hayır dolmadı!" diye bağırmış öğrenciler. Yine
-"Aferin" demiş hoca.
Bir sürahi su çıkarıp kavanozun içine dökmeye başlamış.
Sormuş:
-"Bu gördüklerinizden nasıl bir ders çıkarttınız?"

Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış:
-"Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz."

-"Hayır" demiş öğretmen. "Çıkartılması gereken asıl ders şu; Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız."

Ve tabii, herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş:
-"Yaşamınızdaki büyük taş parçaları hangileri? Onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarıda mı bırakıyorsunuz?"...
Logged
kutbay
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2519



WWW
« Yanıtla #2 : 26 Şubat 2013, 09:53:55 ÖÖ 09 »


Atılgan bir öğrenci hemen fırlamış:
-"Şu dersi çıkarttık. Günlük iş programınız ne kadar dolu olursa olsun, her zaman yeni işler için zaman bulabilirsiniz."

begen1


-"Hayır" demiş öğretmen. "Çıkartılması gereken asıl ders şu; Eğer büyük taş parçalarını baştan kavanoza koymazsanız daha sonra asla koyamazsınız."

Ve tabii, herkesin kendi kendisine sorması gereken soruyu sormuş:
-"Yaşamınızdaki büyük taş parçaları hangileri? Onları ilk iş olarak kavanoza koyuyor musunuz? Yoksa kavanozu kumlarla ve suyla doldurup büyük parçaları dışarıda mı bırakıyorsunuz?"...

Bunları biraz daha açar mısınız ?
Logged

Allâhûmme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve Alâ Âli Seyyidinâ Muhammed
Verda Naz
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 297



« Yanıtla #3 : 26 Şubat 2013, 12:33:43 ÖS 12 »

Çok güzeldi teşekkürler Hêja.. Grin
Logged

Bu dünyası olmayan dinin, öteki dünyası da yoktur..!
Maveraî
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 473


Elhamdulillâhi alâ kulli hâl sivel kufri veddalâl


« Yanıtla #4 : 02 Mart 2013, 06:39:48 ÖÖ 06 »

                                            
                 Beş Top


Üzeyir Garih yıllar önce Çukurova'ya gelmiş,
Adana'da 'İş adamları toplantısında' bir konuşma yapmış.

Bugünlerde yaşanılan ilişkileri görünce...  Şöyle demiş Garih;

"Hayat, havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur.
Bu toplardan sadece bir tanesi lastik, diğer 4 top ise camdandır.
Bu toplar; İşimizi, Ailemizi, sağlığımızı, Dostluklarımızı ve Benliğimizi temsil etmektedir.

Belirttiğim gibi bu 5 top içinde bir tek İŞİMİZ lastik bir toptur. Düşürürsek zıplatabiliriz.

Ancak diğer 4 top camdan yapıldığından düşerse KIRILIR, yerine konulamazlar.

Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız.  

Oysa hepimiz o lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini KIRIP dökmekte değil miyiz?

Dostlarınızı çantada keklik sanmayın! SIKICA asılın onlara, TIPKI hayata asıldığınız gibi...
Çünkü onlarsız hayatta anlamsızdır.

Hayatı çok HIZLI KOŞMAYIN, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın...

Hayatın bir YARIŞ değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan ÇIKARMAYIN...

DÜN TARiH OLDU... YARIN BiR SIR... BUGÜNÜN KIYMETiNi BiLiN...


Dr. Üzeyir Garih
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
Hêja
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


« Yanıtla #5 : 06 Mart 2013, 04:09:36 ÖÖ 04 »



Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi.
Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti.

Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu.
Hoca ilk dersinde çocuğa karşısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı.

Çocuk bir gün hocasına "hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek" dedi.
Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu.

Bir gün hoca elinde bir kâğıtla geldi. Kâğıtta, çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı.

Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, "hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim".
Hocası ise "sen sadece hareketi yap" cevabını verdi.

Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı.
Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.

Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu "hocam nasıl olur anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum".

Hocası çocuğa baktı ve dedi ki; "senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. Ve bir tek savunması vardır o da; rakibin sol kolunu tutmak".
Logged
Hêja
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 19


« Yanıtla #6 : 16 Nisan 2013, 04:40:48 ÖÖ 04 »



Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti.

Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:
- Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim! dedi. Sonra düşündü:
- Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!

Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:
- Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz! dedi.

Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu.

Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı:
- Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti...
Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4698


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #7 : 19 Temmuz 2013, 10:56:10 ÖÖ 10 »

Fransa da Peçe'li bir bacımız süper markette alış-verişini bitirdikten sonra ücretini ödemek için sırada bekler...

Birkaç dakika sonra sıranın kendisine gelmesiyle kasiyere doğru ilerler...

Kasadaki bayan tesettürsüz bir müslümandır...


Bu bayan çarşaf'li peçeli bayanın eşyalarını birer birer kasadan geçirmeye başlar, bir müddet sonra müşterisine kendini beğenmiş bir uslubla,,

"Bizim bu ülkede birçok problemimiz var ve senin peçen de bunlardan biri...

Biz gurbetçiler ticaret için buradayız, dinimizi veya tarihimizi göstermek için değil...

Eğer dinini yaşamak ve çarşafını giymek ve peçeni takmak istiyorsan, Arap ülkene geri dön, orada ne yapmak istiyorsan onu yap...

Peçe'li kardeşimiz elindeki poşetleri yere koyarak yüzündeki örtüyü kaldırdı...

Kasiyer bayan tamamen şok halindeydi, Sarışın ve mavi gözlüydü ve şunları söyledi

" Ben bir Fransızım, Arap değilim, hele bir göçmen hiç değilim...

Bu benim ülkem ve İSLAM BENİM DİNİM
Siz müslüman doğumlular, dinlerinizi çıkarlarınız uğruna sattınız ve bizde onları sizlerden satın aldık der...
Logged

Maveraî
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 473


Elhamdulillâhi alâ kulli hâl sivel kufri veddalâl


« Yanıtla #8 : 04 Şubat 2018, 08:47:56 ÖS 20 »


Keşke Herkes Böyle Yaşasa!

“Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye. Muhabbetçi bir arkadaş, O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı.

- Üstü kalsın kardeşim” dedim.
Döndü bana doğru:
- Vaktin var mı ağabey ?” dedi.
- Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda)
Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

- Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”
- “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”
- Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.”
Döndü bana, attı kolunu arkaya:
- “Vaktin var mı ağabey?”
- “Var.”
- Çek kapıyı o zaman.”

5 dakika konuştuk. İngiltere’de Profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler:

- “Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.”
“Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.”

“Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.
- “Ne anlatırdı baban ?”
- “Hayatta nasıl başarılı olunur ?”

” O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.”
- Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı,”Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi.

Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire.

Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”
- “Ne bıraktı?”
- “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan…

“Ağabey, aradan 15 yıl geçti…”
“Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.”
“Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.”

“Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :
- “Asıl mirası bizim baba bırakmış.”
“Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.”

Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:
- “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”
- Nedir bomban ?”
- Nerede oturuyoruz biliyor musun ? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.”
Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.


Ahmet Şerif İzgören
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
chamdali
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279



« Yanıtla #9 : 04 Şubat 2018, 10:22:13 ÖS 22 »


Keşke Herkes Böyle Yaşasa!

“Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye...


Ahmet Şerif İzgören

İzlememiş olanlar için; bu anlatının da olduğu konuşmanın tümü şurada:

https://www.youtube.com/watch?v=O_TwpFmbmWw

Not: Mutlaka izleyin!
Logged
Maveraî
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 473


Elhamdulillâhi alâ kulli hâl sivel kufri veddalâl


« Yanıtla #10 : 05 Şubat 2018, 12:40:18 ÖS 12 »

İzlememiş olanlar için; bu anlatının da olduğu konuşmanın tümü şurada:

https://www.youtube.com/watch?v=O_TwpFmbmWw

Not: Mutlaka izleyin!

Daha evvel dinlemiştim, yine dinledim bugün. Bilhassa sona yakın kısımlar harika!

Lâkin bilmeniz gereken bir şey var; taksi anekdotu yok, bu yanlış yönlendirmeden ötürü artık o anının geçtiği video linkini de bulup eklemeniz vacip oldu Cool
Logged

Aynayım, bakanlar beni değil ancak kendini görür..
chamdali
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279



« Yanıtla #11 : 05 Şubat 2018, 09:14:36 ÖS 21 »

Lâkin bilmeniz gereken bir şey var; taksi anekdotu yok, bu yanlış yönlendirmeden ötürü artık o anının geçtiği video linkini de bulup eklemeniz vacip oldu Cool

o kadar emindim ki o konuşmada olduğundan Smiley

bir ara internette bulabildiğim tüm videolarını izlemeye çalışmıştım. acaba hangisindeydi? biraz baktım ama diğer kısa videolarında bulamadım.

o yüzden üst paylaşımdaki ifademi düzelteyim:

o anlatı içinde olmasa da linkteki videoyu izleyin Smiley
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.319 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu