MEKRUH VAKİTLER

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Namaz > MEKRUH VAKİTLER
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Namaz > MEKRUH VAKİTLER
Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: MEKRUH VAKİTLER  (Okunma Sayısı 23876 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #30 : 14 Ağustos 2012, 02:54:34 ÖS 14 »




neden niçinini sorgulaya sorgulaya ya fenafillaha erecem ya imandan olacam cehenneme erecem....
Azn



valla hakaret olarak algılamaz isen bu gidişle fenafillaha eremeyeceğin kesin onu söyleyeyim. Zira şüphecilik bir hastalıktır. Bu şüphecilik bizi öyle bir baskı altına alır ki sonra bütün zihnimizi, bedenimizi felce uğratır. Yorgun düşersin kardeşim, bıkkınlık gelir ve artık ibadetlerinden zevk alamazsın. Din kuşa döner. Tecrübe ile sabittir.

Elbette sorgulayalım, araştıralım, doğrusunu öğrenelim ama haddimizi ve sınırımızı da bilelim.

Logged
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #31 : 14 Ağustos 2012, 03:16:10 ÖS 15 »

Hadislerle ilgili konuşmak zordur. Ciddi bir birikim gerektirir. Başka bir birikimden aktaramayacağım için özellikle bir hadis yazamayacağım.

Hayri Kırbaşoğlunun hadis konusundaki titiz çalışmaları ve bize hadisi anlamak konusunda çizdiği çerceveden bahsederek kimseye cevap olmayacak sadece öylesine bir cevap olarak yazıyorum...

Peygamberden anladığım ; Kişi eğitimidir. Şahsiyet oluşturmadır. Kendisi olabilen arkadaşlar üretmedir. Hadisler işte kişilerin eğitim sürecinin çeşitli basamaklarında üretildiği için ayet gibi anlamı tüm zamanlara şamil değiller işte.

Celalettin Vatandaşın Vahiyden Kültüre kitabında anlatmaya çalıştığı , hani toplu ihtidalarla muharref geleneğin vahiy ekseninde yetişen toplumu nasıl çeşitlendirdiğini de akılda tutarak.

Bir din , hayat , karşı duruş , farklı ve farkında oluş gibi sosyal değişimleri de amaçlayan peygamberin o dönemdeki baskın yönelişlerden ayrıştırmak anlamındaki girişimlerinin mantığını kavrayabiliriz.

Eğer bu günde sünnetin ruhunu kavrayan etkin ulema (nerde gezer) mekruh vakitleri güncelleyebilirse Din yeniden bir hayat, karşı duruş ve ciddi bir sosyal değişim anlamına neden gelmesin?
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #32 : 14 Ağustos 2012, 03:27:17 ÖS 15 »


valla hakaret olarak algılamaz isen bu gidişle fenafillaha eremeyeceğin kesin onu söyleyeyim. Zira şüphecilik bir hastalıktır. Bu şüphecilik bizi öyle bir baskı altına alır ki sonra bütün zihnimizi, bedenimizi felce uğratır. Yorgun düşersin kardeşim, bıkkınlık gelir ve artık ibadetlerinden zevk alamazsın. Din kuşa döner. Tecrübe ile sabittir.

Elbette sorgulayalım, araştıralım, doğrusunu öğrenelim ama haddimizi ve sınırımızı da bilelim.



 begen1
Logged

serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #33 : 14 Ağustos 2012, 03:28:50 ÖS 15 »

Alıntı
serender

"Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab'ı, hikmeti ve daha önce bilmediğiniz birçok şeyi öğreten bir peygamber gönderdik."
Bakara 151

Demek ki peygamberin bize kitabın ve hikmetin dışında bilmediğimiz şeyleri öğretmek gibi bir görevi var değil mi?
 


peygambere kitabı ve hikmeti allah verdi. bunun dışında başka bir bilgi kaynağı mı var peygamberin ki bilmediğimiz başka (off the record) kaynak mı var ?

....


Üstteki yorumumda vahiyle kesinleşmeyen uygulamaların hayata şamil olamaycağını söylemiş oldum. Şu tezini kabul ediyorum. Çok düşündüm haklı olabilirsin.

Alıntı
şöyle bir tez öne sürebilirim (belki de duydum biryerlerden ama hatırlamıyorum)

peygamber döneminde az da olsa güneşe tapanlar vardır. güneş doğarken batarken tepede iken secde ediyorlardır güneşe.
peygamber de nasıl yahudi ve hristiyanlara benzememek için tedbirii uygulamalarda bulundu ise güneşe tapanlara benzememek için güneş doğuş batış anlarında ve tepede iken  namaz kılmayın DEMİŞ OLABİLİR.

demiş olsa bile;
günümüzde bu tedbirii uygulama geçerli olur mu olsa ne olur olmasa ne olur ?

Buraya kadar tamam da alıntıladığım ayetden ne anlamalıyız?

Kuranda peygambere kuran dışı vahiy geldiğine dair işaretler var. Buna haniflerin cevapları gerçekten yetersiz.

Soru şu olabilir;kuran dışı gelen vahiylerin tüm dönemlerin değil o dönemin problemini çözmeye yönelikti de o yüzen mi kurana alınmadı?

Konu tartışmalı...
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #34 : 14 Ağustos 2012, 05:30:17 ÖS 17 »


Kuranda peygambere kuran dışı vahiy geldiğine dair işaretler var. Buna haniflerin cevapları gerçekten yetersiz.

Soru şu olabilir;kuran dışı gelen vahiylerin tüm dönemlerin değil o dönemin problemini çözmeye yönelikti de o yüzen mi kurana alınmadı?

Konu tartışmalı...

Kuran'da Peygamberimize kuran dışı vahy geldiğine dair işaretlerin neler olduğunu bize de aktarırsanız memnun oluruz. Necm 3-4 ayetlerini delil getireceksiniz o konuya haniflerden çok daha iyi çalıştık ona göre : ))

Peygamberlerin vahy kaynaklı sözlerinin Kuran ayetleri gibi vahy olmadığının birinci faktörü, "salt aktarılagelirken bozulmuş olabileceği ihtimali" değildir kardeşler. Burada birinci amil, Kuran tarafindan bunun açıkça ortaya konmamış olmasıdır. Yani Kuran'da Peygamber sözlerinin Kuran ayetleri gibi "vahy olduğuna" ve bu sözlere "tıpkı Kuran ayetleri gibi muamele edilecegine dair" bizlere açık ifadeler kullanılmamıştır. Bunun gibi çok önemli bir meseleyi Rabbimizin zikretmemiş olması düşünülemez.

Ayrıca Peygamberler sadece Allah'dan aldıklarını insanlara ileten birer "elçi" dirler. Bunun Kuran'da özellikle vurgulanmasının nedeni, Allah kelamı ile kul kelamı arasına çok keskin bir sınır çizmektir. Rasulullah'ın (a.s) hadis yazımını kesin dille yasaklaması da bu amaçladır. Allah sözü ile kul sözü karışmamalıdır. Çünkü bu, tevhid akidesinin temelidir. Bu sözler karışırsa, Hiristiyanlarin durumuna düşmek an meselesi olur. Evet aynen böyle olur.
İlahi dinler de her defasında benzer şekillerde ve benzer yollarla tahrif edilmemişler midir? Günümüzde durum farklı mı? Bugün önde gelen kişilere atfedilerek oluşturulan kaynaklar Allah'ın kitabını gölgede bırakmıyor mu?

Velhasıl;

Dikkat edin Kuran, Peygamberlerin de diger insanlar gibi çarsılarda pazarlarda dolaşan birer "beşer" olduklarına, görevlerinin sadece mesaji iletmek ve insanlara ayetleri teblig etmek olduğuna, "asla ve asla" ilahlaştırılmamaları gerektiğine isaret ederek bu sayede vahyi, yani Kuran'ı ayrı tutar ve tevhid akidesinin temelini inşa eder.
Bazıları ne yapıyor peki? Bazıları "hadisler de vahydir" diyerek Kuran'ın bu "platformlar üstü" konumunu alaşağı ediyor ve farkında olmadan tevhid akidesini zedeliyor.

Neyse bu konu son derece ciddi ve hayati bir konu ve yeri bu başlık değil.
Logged
Elemîn
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 279


« Yanıtla #35 : 14 Ağustos 2012, 06:23:09 ÖS 18 »


Kuran'da Peygamberimize kuran dışı vahy geldiğine dair işaretlerin neler olduğunu bize de aktarırsanız memnun oluruz. Necm 3-4 ayetlerini delil getireceksiniz o konuya haniflerden çok daha iyi çalıştık ona göre : ))


Selamun aleykum ,

Başka ayetler de olabilir ama şu an aklıma gelen aşağıdaki ayet sanırım Kuran dışı vahiyden bahsediyor :   

Tahrim suresi 3.ayet :

Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber, "Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi" dedi.

+
Ayrıca okumakta  olduğumuz  Kuran sureleri / ayetler dizilişi de Resulullah (s.a.v.)'e  gelen Kuran dışı vahiyle oluşturulmuş.

Allah (cc)'na emanet olunuz.
Logged

Muhammedün beşerun veleyse ke'l-beşeri, Bel hüve yâkûtetün ve'n-nâsü ke'l-haceri
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #36 : 14 Ağustos 2012, 06:28:20 ÖS 18 »

Vahyi metluv ve gayri metluv konusu yıllardır tartışılır durur. İki tarafta kendine göre delilleri ortaya koyarlar. Bu konuda M.Yaşar Soyalan "Vahiy Savunması: Gayri Metlu Vahyin İmkansızlığı " adlı bir kitap yazmış, orada Peygambere Kur'an dışında vahiy indirilmediğinin kendince delillerini sunmuştur. Vahyi Metlüvün olabilirliğini ortaya koyan ve kendilerince bunu ayet ve hadislerle destekleyen bir çok alimin eserleri de vardır.
Bu konu tartışılırken bir taraf hadislerin gayri metlüv olduğunu söyleyecek kadar ileri giderken, öbür taraftan da Peygamberle Allah arasındaki irtibatı ve iletişimi sadece Kur'an'la sınırlandırmakla yetinmişlerdir.
Mevdudi tefsirinde sanırım 8-10 ayrı delille vahyi gayri metlüvün olduğunu delillendiriyordu. Bu delillere karşı başka tezler de sunulabilir belki.

Allah ile Peygamberi arasında bir tür iletişim olması lazım. Ama bizi bağlayıcı olan iletişim Kur'an'dır. Hadisleri vahyi gayri metlüv olarak değil de tarihsel bir veri olarak faydalanmak gerekir. Ama bunu da Kur'an süzgeçinden geçirmek gerekir. Ne toptan çöpe atmak çaredir, ne de her hadis diye söylenenleri kabullenmek, tartışmasız doğru kabul etmek çaredir.

Allah ile Peygamberi arasında bir iletişimi yok sayarsak , surelerin içerisine ayetlerin yerleştirilmesi olayını nasıl değerlendireceğiz? Peygamberimiz kendi kafasına göre ayetleri surelerin içerisine yerleştirdi yoksa vahiyle mi ? Bildiğimiz gibi, Kur'an bir kitap olarak nazil olmadı. 23 yıllık süre zarfında indirildi. Ve bir sure mesela Bakara suresi bir anda nazil olmadı, 7-8 yıllık zaman zarfında nazil oldu. Ayetler peyderpey nazil olduğuna göre, ayetlerin sure içine yerleştirilmesi ile ilgili Kur'an'da herhangi bir ayet var mı?. Yani şu ayeti şu sureye koyun diye bir emir yok. Bu emri Peygamberimiz nereden alıyordu?. Demek ki Allah ile Rasulu arasında bizim idrak edemediğimiz bir iletişim vardı. Bu iletişime ister gayri metlüv densin, isterse başka bir isim verilsin.



Neyse bu konu son derece ciddi ve hayati bir konu ve yeri bu başlık değil.

Doğru bu konu ciddi bir konu
Logged

derail
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 81


« Yanıtla #37 : 14 Ağustos 2012, 06:50:57 ÖS 18 »

ben Allahın emirlerini ve Hz Peygamberin dediklerini asla SORGULAMAM  gücümün yettiğince ve nefsim den kurtulabildikçe İTEAT ederim sadece.
Logged

İbrahim elindeki baltayla içimdeki putları devir
serender
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4815


Dosdoğru ol!


« Yanıtla #38 : 14 Ağustos 2012, 06:52:31 ÖS 18 »

Katılıyorum. Vahyin niteliğini bilemiyoruz. Tartışmalıdır kabul.


Kuranda peygambere kuran dışı vahiy geldiğine dair işaretler var. Buna haniflerin cevapları gerçekten yetersiz.

Soru şu olabilir;kuran dışı gelen vahiylerin tüm dönemlerin değil o dönemin problemini çözmeye yönelikti de o yüzen mi kurana alınmadı?

Konu tartışmalı...

Kuran'da Peygamberimize kuran dışı vahy geldiğine dair işaretlerin neler olduğunu bize de aktarırsanız memnun oluruz. Necm 3-4 ayetlerini delil getireceksiniz o konuya haniflerden çok daha iyi çalıştık ona göre : ))


Bunları biliyorsunuz: Necm; 3-4, Nisa; 113, Bakara; 151, Tahrim; 3
Necme nasıl çalıştığını gerçekten öğrenmek isterim. Tartışmak için değil öğrenmek için.

Peygambere kuran dışıı bir vahiy gelmişse de bunun kurana alınmamış olması bizim sorumluluk alanımızla alakalıdır.

Hadisi kutsi olayında ki gibi bir savunma yapmayacağım aklınızda bulunsun..
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #39 : 15 Ağustos 2012, 12:03:00 ÖÖ 00 »

Alıntı
Müslüman

neden niçinini sorgulaya sorgulaya ya fenafillaha erecem ya imandan olacam cehenneme erecem....
Azn
valla hakaret olarak algılamaz isen bu gidişle fenafillaha eremeyeceğin kesin onu söyleyeyim. Zira şüphecilik bir hastalıktır. Bu şüphecilik bizi öyle bir baskı altına alır ki sonra bütün zihnimizi, bedenimizi felce uğratır. Yorgun düşersin kardeşim, bıkkınlık gelir ve artık ibadetlerinden zevk alamazsın. Din kuşa döner. Tecrübe ile sabittir.
Elbette sorgulayalım, araştıralım, doğrusunu öğrenelim ama haddimizi ve sınırımızı da bilelim.

estağfurullah istediğinizi ifade edebilirsiniz ben hakaret almam güler geçerim.  Wink
benimkisi şüphecilik değil yalnız sadece işin mantığını/hikmetini bilmek istiyorum. bir yasak varsa sebebi vardır. bir emir varsa sebebi vardır onu bilmek ona göre ayağımı uzatmak ve imanımı pekiştirmek istiyorum.

belki allaha bunu sormam haddim değildir ama peygamberime sorarım. ama bu hesap sormak değil hikmetini sormaktır....

çünkü ezbere uygulayanlar yanılırlar ama neden niçinini hikmetini mantığını bilenler her daim bir çözüm bulurlar allahın izni ile....



Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #40 : 15 Ağustos 2012, 12:07:22 ÖÖ 00 »

Alıntı
serender
.....Peygamberden anladığım ; Kişi eğitimidir. Şahsiyet oluşturmadır. Kendisi olabilen arkadaşlar üretmedir. Hadisler işte kişilerin eğitim sürecinin çeşitli basamaklarında üretildiği için ayet gibi anlamı tüm zamanlara şamil değiller işte.

Celalettin Vatandaşın Vahiyden Kültüre kitabında anlatmaya çalıştığı , hani toplu ihtidalarla muharref geleneğin vahiy ekseninde yetişen toplumu nasıl çeşitlendirdiğini de akılda tutarak.

Bir din , hayat , karşı duruş , farklı ve farkında oluş gibi sosyal değişimleri de amaçlayan peygamberin o dönemdeki baskın yönelişlerden ayrıştırmak anlamındaki girişimlerinin mantığını kavrayabiliriz.

Eğer bu günde sünnetin ruhunu kavrayan etkin ulema (nerde gezer) mekruh vakitleri güncelleyebilirse Din yeniden bir hayat, karşı duruş ve ciddi bir sosyal değişim anlamına neden gelmesin?


hah işte bu bakış açısını arıyorum ben. bu, ezbere konuşan değil bu işin mantığını bilen bir zihin yapısıdır. bu bakış açısı ile peygamberin - sünnetin - hadisin dindeki yerini ele almalı ve doğru yere oturtmalıyız.

Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #41 : 15 Ağustos 2012, 12:13:03 ÖÖ 00 »

Alıntı
serender
Buraya kadar tamam da alıntıladığım ayetden ne anlamalıyız?
Kuranda peygambere kuran dışı vahiy geldiğine dair işaretler var. Buna haniflerin cevapları gerçekten yetersiz.
Soru şu olabilir;kuran dışı gelen vahiylerin tüm dönemlerin değil o dönemin problemini çözmeye yönelikti de o yüzen mi kurana alınmadı?
Konu tartışmalı...

kuran dışı vayih kanalını açarsak o kanaldan islamdışı ne kadar konu varsa kanalizasyon gibi akmaya başlar bu temiz ırmağa...
zaten islama aykırı pek çok konunun kaynağı o kanaldır.

dediğin gibi;

konu tartışmalı

ama

allah kitabından sorumlu kıldı ise bizleri;
kitabının dışındaki kaynağa da itibar etmem kusura bakmayınız...

haa peygamber diyecek olursanız  o zaten yaşayan kurandı;  birlikte yaşamış olsam aynen sahabenin dediği gibi ;  EMRET YAA RESULLAAH.

ama rivayet kültüründen bizlere intikal ettiği için kuran süzgecini tutup öyle benimserim.



Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #42 : 15 Ağustos 2012, 03:27:02 ÖS 15 »

selam,

'mekruh' için,

isra 22-38 arasını okuyunuz ve 38 de geçen ibareye özellikle dikkat ediniz:

"ınde rabbeke mekruha"

Kur'an'da mekruh ile Fıkıh usulündeki mekruh kavramı aynı değildir. Kur'an'daki mekruh, Allah'ın kesinkes yasakladığı ve haram olan fiillerdir.
Fıkıh Usulündeki mekruh ise Alimlerce ya da müslümanlar tarafından hoş karşılanmayan amellerdir. Ayrıca Fıkıh'ta mekruh ikiye ayrılır:
1-Tenzihen Mekruh ( Helale yakın mekruh)
2-Tahrimen Mekruh ( Harama yakın mekruh )

Logged

Müslüman
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 516


Allah c.c kelamını kul kelamı ile eşitlemeyin.


« Yanıtla #43 : 15 Ağustos 2012, 04:11:34 ÖS 16 »

Sünnetin vahiy olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakalım. Hadislerin vahiy olduğunu iddia etmek cehaletten başka bir şey değildir. Ebu Hanife başta olmak üzere bir çok alimin sahih dediğine diğer alimler sahih dememiştir, usul'de bunu bile görmek hadislerin vahiy olmadığının en büyük kanıtıdır.

Pekala Sünnet vahiy midir?

FECR kardeşimin sözlerine katılıyorum, Allah ile Peygamber arasındaki bir iletişimin varlığını inkar edemeyiz. Elemin kardeşin verdiği Tahrim suresi 3.ayet ve daha başkaları buna açık delildir.
Siz buna gayr-i metluv vahy dersiniz veyahutta bir başa şey dersiniz sorun değil. Sorun hadisleri de aynen Kuran gibi mutlak vahy olarak aynı kefede görme hastalığıdır.
Hadis eşittir vahiy denirse sonu gelmez bir mecraya sürükleniriz kardeşler. Sonra kimse işin içinden çıkamaz. Size öyle hadisler getirirler ki "vahy diye", tevhidi müslüman olarak geçindiğiniz su forumda vallahi zor durumlarda kalırsınız.

Meselenin özeti bana göre şöyledir; Rasulullah (sa), Kuran'da çatısı kurulmamış, hiçbir şekilde "genel konsepti ana hatlarıyla oluşturulmamış" bir konuda hüküm getirmez. Kuran'da sınırları çizilmiş/belirlenmiş hükümlerin ya da konuların detayını açıklar, tafsil eder, uygulanma biçimini toplumun/şahısların durumuna göre detaylandırır, ama bunu "Kuran'ın çizdiği sınırlarının dışına çıkmadan" yapar. Sözgelimi Kuran namazı genel anlamıyla ifade eder, sınırları çizip konsepti oluşturur, rükunlarını belirler. Rükun sayısı, okunacaklar vs Allah'ın elçisi tarafından detaylandırılır.

Şimdi bazıları Rasule itaatin ayrı zikredilmesinin Kuran'dan başka bir şeye işaret ettiğini bunun da hadisler olduğunu söylüyorlar. Her zaman verdiğim bir örnek vardır, bir abimden öğrendiğim. Bir sınıf düşünün. Müdür sınıf başkanını takdim ederken "Arkadaşlar bu sınıf başkanınızdır, o ne derse onu yapacak ona itaat edeceksiniz ve yasakladığı şeyleri de yapmayacaksınız" diyor. Burada sınıf başkanına itaat aslında ona değil onun şahsında Müdür'ün kurallarına itaattir. Aynen bunun gibi Rasule itaat onun şahsında Kuran'a yani Allah'a itaattir.

Uzatmayalım velhasıl;Kuran'ı nebevi sünnetten koparamayız. Siyer kitaplar, kaynaklar, külliyatlar, yüzyillardır tıpkı Kuran gibi önümüzdedir. Bunlara vahy muamelesi yapmadan, vahy ile karşılaştırarak ve en önemlisi de Allah kelamı ile kul kelamını eşitlemeden dikkate almak durumundayız.



Logged
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« Yanıtla #44 : 15 Ağustos 2012, 04:17:03 ÖS 16 »

Bir misal daha verelim:
Kur'an'da ceza kelimesi "karşılık " anlamına gelir. Hem iyi hem de kötü anlamda kullanılır. Kur'an'da yaklaşık 42 yerde "ceza" kelimesi geçer ve hem iyilik sahibi kimseler için hem de kötülük sahibi kimseler için kullanılır.
Birisi  bir iyilik yaptığını zaman " Cezakellahu " Allah cezanı ( yaptığın iyiliğin karşılığını ) versin. " denilir

Bugün adamın birisine "Allah cezanı versin" dediğin zaman , kızar Afro
Logged

Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.624 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu