Tesbih

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Namaz > Tesbih
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler ve Konular > Namaz > Tesbih
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Tesbih  (Okunma Sayısı 3279 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
FECR
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4697


Selam Hidayete Tabi Olana


WWW
« : 15 Şubat 2009, 07:25:10 ÖS 19 »

Tesbih


Ömer b.Yahya dedesinden nakletmiştir.


Sabah namazından önce Abdullah b. Mes'-ûd (r.a)'un kapısında duruyorduk. Evinden çıkınca beraber mescide yürüyecektik. Ebû Musa'l-Eşarî (r.a.) yanımıza geldi. "Abdullah daha çıkmadı mı?" diye sordu. "Hayır" dedik. O da bizimle beklemeğe başladı. Derken Abdullah evinden çıktı. Hepimiz kalkıp etrafını sardık. Ebu Musa ona dedi ki: "Ey Abdullah" Demin mescidde garibime giden bir olay gördüm. Fakat, bereket versin ki, hayırlı bir iş olarak görünüyordu.

Abdullah: "-Neydi o iş?" diye sordu.

Ebû Musa: "-Yaşarsan (beklersen) sen de görürsün" dedi. Sonra şöyle anlattı: "Mescidde halka olmuş cemaatler gördüm. Her halkada bir adam, elinde çakıl taşları olduğu halde komut veriyordu: “Yüz defa tekbir!” Cemaat yüz tekbir getiriyordu. Sonra aynı adam: “Yüz defa Lâ ilâhe illallah!” diyordu. Cemaat emrin gereğini yerine getiriyordu. Sonra adam: “Yüz defa Subhânallah!” diye tekrar komut veriyor ve cemaat gene emre uyuyordu".

Abdullah: "- Sen onlara bir şey söylemedin mi?"

Ebû Musa: "- Hayır, hiçbir şey demedim. Senin görüşünü almak istedim".

Abdullah: "Sen onlara: "Siz o çakıl taşlarıyla günahlarınızı sayın, size hayrınızın eksilmeyeceğine garanti vereyim. Diyemedin mi?"

Sonra Abdullah mescide yürüdü. Biz de beraber gittik. Mescide gelince bu halkalardan birine rastladı. Tepelerine dikildi.

Abdullah: "- Nedir sizin şu yaptığınız?".

Onlar: "-Ey Abdullah, bunlar çakıl taşları; tekbîr, tahlil ve tasdiklerimizi sayıyoruz.."

Abdullah: "- Siz o taşlarla günahlarınızı sayın, ben size hayrınızın eksilmeyeceğine garanti veriyorum. Ey Muhammed ümmeti! Helakınız ne de hızlı yaklaşıyor!. Hem de aranızda bu kadar Sahabe dururken, Resulullah'ın kefeni daha nemlenmemişken, yemek tabağı henüz kırılmamışken. Beni kudretiyle saran Allah adına söyleyin: Siz Muhammed ümmetinden daha mı fazla hidayette olan bir ümmetsizin? Yoksa siz delâlet kapısını açanlar mısınız?!..

Onlar: “- Ey Abdullah, Allah'a andolsun ki, bizim hayır işlemekten başka bir niyetimiz yok.”

Abdullah: “-Nice hayır uman insan var ki asla umduğu hayrı bulamamıştır. Resulullah: "Kur'ân okuyan, fakat okudukları kalblerine işlemeyen bir topluluk tarif etmişti. Andolsun ki, sanki o tarife uyan kimselerin çoğunluğu sizin aranızda.”

Sonra onlardan yüz çevirip ayrıldı.

Amr. B. Seleme dedi ki: "Nehrevân olayında, bu adamların çoğunluğunu, Hâricilerle beraber bize saldırırlarken gördük."

KaynakDârimi, Sünen, Mukaddime, 23. Bab 210 no.lu rivayet



     
Logged

duaekseni
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 497


« Yanıtla #1 : 16 Şubat 2009, 12:30:29 ÖÖ 00 »


Tesbih  : Allah`ı  zatına yakışmayan şeylerden tenzih etmek/ uzak tutmak/münezzeh kılmak, yüceltmek, her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu  kavramak ve bunu sürekli dile getirmek.

Sübhan : Çok tenzih edilen/münezzeh, her türlü  noksanlıktan,kusurdan  uzak olan.

Yaratılmışların tesbihatı;

Yerlerde,göklerde ve bu ikisi arasında olan her şey Allah’ı tesbih eder buyurur Kur’an.

Dağlar,kuşlar….Allah’ı tesbih ederler.

Peki , elde 99 luk şıkır-şıkır taşları olan boncuklarla oturup “subhanallah” mı derler?

Elbette hayır!

Tüm mahlûkatın Allah’ın koyduğu yasalara boyun eğip/secde edip, yaratılış maksadına uygun hareket edip, kusursuz uyumuyla her bakana Allah’ı hatırlatmasıdır. Onlar kendi “lisanlarıyla” Yaratıcı’sını tesbih ediyorsa-ki ediyor-;

O halde Ey insan!

Bırak “boncuklarla oynaşmayı” !

İçinde farkına varmadığın tesbihat; Hücrelerinin her zerresinin sen istesen de istemesen de yapmış olduğu secdesine/boyun eğmesine/tesbihatına ;

İradeli bir varlık olduğuna göre dışından da elinle, dilinle, yüreğinle, amellerinle iştirak et.

Tüm bu kâinat korosunun şarkısı olan “Subhanallah” a en yüksek sesinle sen de katıl.
Çatlak ses verip ahengi bozma.

(eklediğim linkte TESBİH kavramına ilişkin kapsamlı bir çalışma eklenmiştir.)

http://www.islamidusunce.net/forum/index.php?topic=6836.0




Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
ramiksan
mavikuş
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 37


« Yanıtla #2 : 05 Ağustos 2012, 12:46:01 ÖÖ 00 »

 Çok güzel bir yazı.Yeni okudum çok beğendim. Tebrikler.
Logged
derail
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 81


« Yanıtla #3 : 14 Ağustos 2012, 07:01:36 ÖS 19 »

  İst- Tophanede  Kılıç Ali Paşa  Camiinde İmam kukla olmuş ,güvenlikler cemaate mudahale ediyor İMAMIN  sesi sedası çıkmıyor.
İmam namazı kıldırıp  camiyi terk edip gidiyor ,İman değil sadece MEMUR   ve Memurdan hoca olursa VAYYY O CEMATİN DE CAMİLERİNDE HALİNE..
Pars Güvenliğin Güvenlikçileri Cemaati TACİZ ediyor ,Ramazan dolayısı ile Oruçlu olan yaşlı ve ihtiyar cemaat  namaz vakitlerini beklerken camii kenarlarında bitap düşüp uyuduğu için Güvenlikçilerin Saldırılarına Maruz kalıyorlar HEYYY GİDİ HEYYY..
Pars Güvenliğin  Adanalı  Sedat adlı KİTAPSIZ GÜVENLİĞİ  Cemaat ile Cami içinde KAVGA ediyor .. İmam pıspırık ve basiretsiz ve HÜKÜMSÜZ olunca Camilerde Zalimlerin TAHAKKÜMÜNE GEÇİYOR...
Kılıç Ali Paşa Camii İMAMI Allaha HESAP vereceksin MAHŞER GÜNÜ ve Cemaatin elleri YAKANDADIR... Namaz kıldırıp kaçıp gitmem İMAMLIK değildir...Aldığın PARA HARAMDIR
Logged

İbrahim elindeki baltayla içimdeki putları devir
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.123 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu