Son Mesajlar

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > Son Mesajlar
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

  İslami Düşünce Platformu > Son Mesajlar
Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
 91 
 KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) / Tefsir Sohbetleri / Sözlerin Sahibi Rabbimizden, Dünyanın Geçiciliği Hakkında Harika Anlatımlar
 : 06 Mart 2018, 11:25:21 ÖS 23 
Başlatan Pınar Evrende - Son mesaj Gönderen: Pınar Evrende
Bedeniniz, canınız, varlığınız, dünyevi hırslarla topladığınız mallarınız, en sevdikleriniz -mesela çocuklarınız-, dünyevi yatırımlarınız, kariyeriniz, şirketiniz, sıkıntılarınız, acılarınız, kederiniz, o gördüğünüz büyük saltanatların sahipleri, dünyadaki haksızlıklar...Hepsi geçici, bitici, sonlu. Her şey kuruyacak, gerçek anlamda çer çöp olacak ve haydi bakalım Ahirete...Seç bakalım. Azap mı istersin o gerçek hayatında (bitmeyen hayatında), Allah'tan bir af, hoşnutluk ve yakınlık mı?

Aklınıza ne gelirse, bir düşünün. Rabbimizden başka her şey ama her şey ölümlü, yani geçici, bitici...

Hangi yatırım gerçekten en karlı? Bitecek bir şey, sanki sonsuza dek sürecekmiş gibi yaşamanın, aldırmamanın nesi mantıklı?

İnsan, tükeneceğini bildiği bir şeye, tüm varlığı ile yatırım yapar mı?

Öyleyse, bitmeyecek olanın, gerçek çıkarımızın peşinden koşalım.

Çıkar filan deyince de, hemen birilerinin aklı bulanmasın. Sanki sevgisiz, merhametsiz bir şekilde, salt kendi çıkarını düşünen insanlardan olalım diyorum...Rabbimiz bir sürü ayetiyle bizi sevgiye, merhamete, iyilik etmeye, refaha, insanların mutluluğunu sağlamaya çağırıyor. Bunları yaparken hem başkalarının dünyadaki çıkarına, hem de kendimizin bu dünyadaki ve ahiretimizdeki çıkarlarına yani gerçek ve güzel kazanımlarına hizmet etmiş oluyoruz.


Hadid Suresi 20.ayet:
Bilin ki şu dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden, bir süsten, aranızda bir övünmeden, mallarda ve evlatlarda çoğalma yarışından başka bir şey değildir. Bir yağmur misali ki, çıkardığı bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. Ama biraz sonra, o ot kurur, sapsarı kesilir. Nihayet bir ot ufantısı haline gelir. Ahirette şiddetli bir azap var, Allah'tan bir af ve hoşnutluk da var. Dünya hayatı bir aldanış aracından başka şey değildir.


Sebe Suresi 37.ayet:
Sizi bize yaklaştırıp, katımızda size yakınlık sağlayacak olan, ne mallarınızdır ne çocuklarınız. İman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlar müstesna. Onlara, yaptıklarının kat kat fazlası ödül vardır. Onlar, seçkin odalarda güven içindedirler.



Mümtehine Suresi 3.ayet:
Kıyamet gününde ne hısımlarınızın ne de çocuklarınızın, size hiçbir yararı olmaz. O, sizi birbirinizden ayıracaktır. Allah, işleyip ürettiklerinizi açık açık görmektedir.


En güzel sözlerin Sahibinden, Sahibimiz Rabb'imizden; ölüm, dünyevilik, gitmekte olduğumuz dönüş yolumuz hakkında harika açıklamalar...Daha fazlası için bkz Kur'an.


 92 
 İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) / İslami Bilgiler ve Konular / Dinimizde, Estetik, Bakım ve Temizlik...Kur'an'dan Örneklerle.
 : 06 Mart 2018, 11:07:55 ÖS 23 
Başlatan Pınar Evrende - Son mesaj Gönderen: Pınar Evrende
En mutlu, en huzurlu yaşamın anahtarı; Allah katından büyük bir af, büyük bir hoşnutluk ve büyük bir yakınlık kazanmak için yaşamaktır. Bu doğrultuda İslam; insanların mutluluğu, refahı ve iyiliği için çabalayan bireyler inşa eden bir dindir.

Kalite, sevgi, merhamet, konforun yaşanması ve yaygınlaştırılması, bireylerin mutluluğunu ve huzurunu gözetmek, güvenliği ve barışı sağlamak, hasetten uzak bir dayanışma; işte bunlar, Kur'an'ın gösterdiği örnek mümin bir topluluktan ayrılamaz unsurlardır.

Kur'an'ımızda, mekanların estetik ve süs içinde donatılmasına, bunun kötü değil, şükür vesilesi olarak gösterilmesine dikkat çekilen bir ayet:

Süleyman Peygambere, cinlerin yaptığı heykeller, havuzlar, saraylar bize şükür aracı olarak ve güzel bir yaşam olarak örnek gösteriliyor.

Sebe Suresi 13.ayet:
Ona dilediği şeyleri, mihraplar (saraylar), heykeller, havuz gibi büyük çanaklar, yerinden oynamayan kazanlar yapıyorlardı. Ey Davud Ailesi! Şükrederek çalışın! Kullarımdan, şükredenler azdır.


Elbiselerimizin ve yaşadığımız yerlerin, hatta yediğimiz gıdaların temizliğine özen gösterilmesine de vurgu var.
Müddessir Suresi 4 ve 5.ayetler:
Elbiseni temiz tut ve pislikten uzaklaş.


Ashabı kehf'ten bir genç, o mucizevi uykudan uyandıklarında, şehre gönderecekleri arkadaşlarına hitaben, şöyle buyurmuş.

Kehf 19.ayet:
Hangi yiyecek daha temiz ise, ondan size yiyecek getirsin.


Ashabı Kehf de, Süleyman ve Davud Peygamber de, bizler için en güzel örneklik kişiler olarak, Kur'an'da sunuluyor...

Araf 31.ayet:
Ey ademoğulları! Bütün mescidlerin yanında ziynetlerinizi kuşanın.


Şu ayette temizliğe bir örnek;
Bakara 222.ayet:
regl halinde olan kadınlarınıza yaklaşmayın ve temizleninceye kadar onlarla ilişkiye girmeyin. Temizlendikten sonra ise, Allah'ın emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz, Allah tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.


Bu ayetlerden sonra, müslümanları, sefil-bakımsız-konfordan-sanattan-estetikten uzak bir yaşama yöneltmeye çalışanların vay haline diyorum...

Allah, ayetleri ile bizlere; bakımı, temizliği, giyim kuşamda ve mekanlarda estetiği, ziynet ve süsleri kullanmayı, kazanmamız gereken bir yaşam tarzı olarak gösteriyor...

 93 
 GENEL (Bilgi Platformu) / Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Günce
 : 06 Mart 2018, 12:55:45 ÖS 12 
Başlatan Kararsız - Son mesaj Gönderen: Maveraî

Sevmediğin kişilerden, onlara benzemeyerek ancak uzaklaşırsın; kötülerden, ancak insaflı merhametli adaletli ve hakkaniyetli biri olarak kurtulup özgürleşir ve farklı olursun..

Herkesten veya her şeyden değil; fakat enerjini yok eden faydasız ve yararsız, yetmezmiş gibi zararlı ve tüketen, psikolojini bozan, ayak bağı olanlardan kurtulmalısın!

Bu bir kişi olur, iş olur, eşya veya huy olur; yanlış dini inanışlar, politik toplumsal baskı ve dayatmalar vd. ...kısacası eline ayağına zincir olan her şey..

Yapman gereken şey ise, tüm bu zincirlerden kurtulup hürriyete ulaşmak.

Bırak yüklerini ve kurtul!

                           ~E.K-A~

 94 
 GENEL (Bilgi Platformu) / Resimler / Ynt: Günün Fotosu...
 : 03 Mart 2018, 12:55:54 ÖS 12 
Başlatan TaLiA - Son mesaj Gönderen: Maveraî



 95 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Rivayet Hadislere Gösterdiğimiz Saygıyı, İtinayı, Allah ın Ayetlerine Göstermiyo
 : 02 Mart 2018, 08:05:20 ÖS 20 
Başlatan halukgta - Son mesaj Gönderen: halukgta
Bizler ne yazık ki, rivayet hadislere gösterdiğimiz saygıyı, Kur’an ayetlerine göstermiyoruz. Onun içinde Kur’an ın gerçekleri ile buluşamıyoruz. BİR MÜSLÜMAN IN ÖLÇÜSÜ YALNIZ KUR’AN OLMALIDIR. Eğer Kur’an ın dışından farklı ölçü Kullanırsak, inancımız mutlaka Kur’an ile çatışır ve ters düşer, bunu asla unutmayalım. Doğru tekdir, oda Kur’an dır. Kur’an a uymayan, onayından geçmeyen hiçbir söz, bir Müslüman ı bağlamaz. SİZCE ALLAH IN RESULÜ, KUR’AN IN ONAY VERMEDİĞİ TEK BİR SÖZ SÖYLER Mİ? Cevabınızın, söylemez olduğunu biliyorum. ÇÜNKÜ ALLAH ELÇİSİNE, KUR’AN İLE HÜKMET ME EMRİ VERMİŞ VE BİZLERİ, KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİNİ SÖYLEMİŞTİR. O zaman bizlerde bu gerçeği hayatımıza lütfen geçirelim.  Yoksa peygamberimize iftira atmış olacağımızı unutmayalım.

Yazdığım makalelerimde, Allah ın Resulünün söylemesi mümkün olmayan, rivayet edilen hadisleri örnek gösterip, ayetlerle bunu anlatmaya çalıştığımda, sen sünnet inkârcısısın iftirası ile karşı karşıya kalıyorum. Yine bir yazıma cevap veren, rivayet hadislerin neredeyse tamamına, kuşku duymadan inandığı sözlerinden anlaşılan ve bu hadislerin doğruluğunu, genel çoğunluğun kabulüyle açıklayan bir kardeşimiz, bakın bana nasıl bir cevap vermiş.

“CEHENNEMLİKSİNİZ HABERİNİZ OLSUN, HADİSLERİ BU KADAR MÜSLÜMAN KABUL EDİYOR DA, SİZ NEDEN KABUL ETMİYORSUNUZ, BU KADAR ÂLİM HOCA MÜSLÜMAN MI YANLIŞ, YOKSA SİZ Mİ?”

Ne yazık ki din adına Kur’an dışından, imanımızı etkileyen, hatta dine hüküm koyan sözlerin kabul görme kriteri-ölçüsü, genel çoğunluğun kabul etmesi ve geçmiş yüzlerce yıl öncesinden günümüze rivayet yoluyla bizlere ulaşan, âlim ve hocaların bunları söylediğini iddia etmeleri, bizler için doğru ve sağlam bilgi olarak kabul edilebiliyor. Hâlbuki Allah ayetinde bizleri nasıl uyarmıştı. ÇOĞUNLUĞA UYARSAN SİZLERİ DİNDEN SAPTIRIRLAR. İlginçtir, bu sözleri söylediği rivayet edilen kişiler, acaba bu sözleri gerçekten söyledi mi diye hiç kendimize soruyor muyuz? Ya söylemedilerse? Aslında bunun örnekleri Kur’an da var, ama kıssadan hisse almadıktan sonra, ne söylesek boş. Çünkü Kur’an ile bağlantımız koparılmış. Adı üstünde bu bilgiler rivayet. Rivayetin anlamı, dilden dile SÖYLENTİ YOLUYLA BİZLERE ULAŞMIŞ, doğruluğu hakkında tam emin olunamayan, ama içinde doğruda olabilecek sözler demektir.

Yazımın ilk cümlesinde söylediğim gibi, bizler rivayet edilen hadislere gösterdiğimiz saygıyı, itinayı, inanın Kur’an ayetlerine, Allah ın sözlerine göstermiyoruz. Rivayet hadisleri aklayabilmek adına, Allah ın sözlerini görmezden geliyoruz, ayetlerin üstünü örtüyoruz. Hatırlatırım bunun hesabını Allah ın huzurunda veremeyiz. Öyle yanlışlar yapıyoruz ki, Allah ın sözlerinin önüne, emin olamayacağımız rivayetleri geçiriyoruz, böylece ayetler hükümsüz kalıyor hayatımızda. Bunun acısını da, Müslüman toplumlar olarak çekiyoruz. Sizlere bu konuda yaptığımız yanlışlara, bazı örnekler vermek istiyorum.

Allah Kur’an da birçok ayetinde, şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatçinin fayda etmediği o günden sakının dediği halde, Kur’an ın asla onaylamadığı, hatta tam tersini söyleyen rivayet hadislerde, peygamberler, din ulemaları, veliler, şeyhler de şefaatçidir dedikleri hadislere inanmıyor muyuz? Bu hadislere inandığımız takdirde, onlarca ayete iman etmemiş olacağımızın, artık farkında olalım. İşin kötüsü, ayetlerin bir kısmında kelimelerin anlamını değiştirip, farklı anlamlar yükleyip, kendimize kanıt arıyoruz. Diğer ayetlerle ters düşmesi, Kur’an da çelişki yaratması, umurumuzda bile olmuyor.

Kur’an zina, fuhuş yapmanın cezasını açıkça yazdığı, izah ettiği, hatta zina yapan erkek, zina yapan kadınla evlenir örneğini de verdiği halde, hala doğru olması mümkün olamayan rivayet hadise inanıyoruz ve bakın ne diyoruz. “Zinanın cezası aslında Kur’an da recm cezasıydı, ama Kur’an a geçmedi”. Rivayet edilen hadisi, ayetin önüne getirip, Allah ın sözlerini geçersiz kılanlar mı cehennemliktir, yoksa bu yanlışı hatırlatıp, Kur’an a davet edenler mi cehennemliktir, onu Allah ın huzurunda hep birlikte göreceğiz.

Allah Kur’an da bizleri uyarıp, yalnız Kur’an ın ipine sarılın, emin olamayacağınız bilginin ardına düşmeyin, hesabını sorarım dediği halde, Kur’an ın asla onay vermediği ve bir rivayete göre diye başlayan söylentilere göre imanımızı nasıl yaşarız. Onca ayetin üstünü örtüp, görmezden gelip, Allah ın uyarılarına kulak asmayıp, rivayetleri nasıl aklamaya çalışırız, apaçık Allah ın ayetleri önümüzdeyken.

Allah görev verdiği elçisinin, görev ve sorumluluğunu bizlere Kur’an da anlatırken, şu sözlerle uyarıyor. Peygambere düşen, apaçık tebliğden başka bir şey değildir. (Ankebut 18) Biz Resulleri sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.(Kehf 56) Ben sadece bana vahyedilene uyarım, ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.( Ahkaf 9) Senin görevin sadece tebliğ etmektir. ( Rad 40) diye Rabbimiz bizlere apaçık bildirdiği halde, bizler nasıl olurda emin olamayacağımız onlarca hatta yüzlerce, Kur’an a göre doğru olması mümkün olmayan rivayet hadisleri savunmak adına, ayetleri görmezden geliriz. Bu kadar mı Kur’an ı terk ettik, bu kadar mı gözlerimiz dönmüş.

Allah Kehf 26. ayetinde, KENDİ HÜKMÜNE ALLAH KİMSEYİ ORTAK ETMEZ dediği halde, ne yani peygamberimiz postacımıydı diyerek, Allah ın elçisine vermediği yetkileri bizler verip, Allah elçisine Kur’an ın misli kadar hüküm verme, yetkisi vermiştir diyecek hale geldik. Bunları söyleyip inandığımızda ise, yüzlerce ayeti inkâr ettiğimizin, ne yazık ki farkında bile değiliz. Bunları da emin olamayacağımız, rivayet hadisleri aklamak adına yapıyoruz.

Buna benzer verilecek o kadar çok örnekler var ki, gözlerinde perde olan, gönülleri mühürlenmişlere ne anlatsak boşuna, bunu biliyorum. Ama bir Müslüman a düşen görev, din kardeşini sonuna kadar Kur’an ile uyarmak olmalıdır. Bazı kardeşlerimiz hadisleri İslam dininde meşrulaştırmak, dinin ana unsuru yapabilmek adına şunları söylüyor. “ Peygamberimiz Kur’an ı sağlığında yazdırmamıştır, hadisleri de yazdırmamış olmasının ne önemi olabilir. Kur’an peygamberimizin ölümünden sonra yazıldıysa, hadislerde daha sonra yazılmasının ne sakıncası olabilir” Bu sözler aklın ve mantığın kabul etmeyeceği, nefsimizi kandırmak için söylediğimiz sözlerdir. ALLAH IN ELÇİSİ KUR’AN I SAĞLIĞINDA SAYFA SAYFA TEK TEK YAZDIRMIŞTIR, AMA CİLT HALİNE GETİRMEMİŞTİR, ÇÜNKÜ VAHİY DEVAM EDİYORDU. Ciltlenme işlemi daha sonra yapılmıştır. Verdikleri örnek, nefislerimizde yarattığımız şeytani düşüncenin, dışa vurmuş halidir, lütfen bu düşüncelerin etkisinden kurtulalım. Tüm söylenenleri bir tarafa bırakın, Kur’an ı Allah ben koruyorum diyor. Bu delil, güvence bizlere yetmiyor mu? Emin olamayacağımız rivayetlerin, doğruluk adına garantisini kimler veriyor?

Hepimiz insanız hata yapabiliriz, bende hata yapabilirim. Ama lütfen beni, kendi doğrularınızla değil, ALLAH IN DOĞRULARI, REHBERİ, SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR’AN İLE UYARINIZ. Ömür çok uzun gibi gelebilir, ama bir nefes alışı kadar kısa olduğunu bir gün anlayacağız. Tabi o zaman affedilmeyecek büyük hatalar yatıysak, bu hatalarımızı telafi edecek, vaktimizde olamayacak.

Değerli din kardeşlerim. Bir birimizi lütfen sen kâfirsin, sen cehennemliksin sözleriyle itham etmeyelim. Kur’an ehli, zikir ehli bir Müslüman, Allah ın Kur’an da ki uyarısını bilir ve karşısındaki din kardeşine asla böyle bir söz söylemez. Çünkü Allah İsra suresi 84. ayetinde, “YOLCA DAHA DOĞRU GİDENİN, KİM OLDUĞUNU RABBİMİZ DAHA İYİ BİLİR” diye bizleri uyarır. Kim bilir dinsizlikle itham ettiğimiz kişi, belki de bizden Allah katında daha makbuldür, biz bilemeyiz Allah bilir. HADİSLERİ KUŞKU DUYMADAN, ÖLÇÜMÜZ OLAN KUR’AN İLE KONTROL ETMEDEN, ÖYLE BİR SAVUNUYORUZ Kİ, AYETLERİ İNKÂR ETME DURUMUNA DÜŞÜYORUZ.

Kurtuluşa ermek istiyorsak, sorumlu tutulacağımıza Allah ın hükmettiği, KUR’AN IN İPİNE SARILALIM. Allah kurtuluşa erecek olanların, Kur’an a sarılacak olanlar olduğunu bildiriyorsa bizlere, gelin ebedi hayatımızı tehlikeye atmayalım. Emin olamayacağımız rivayetleri aklanmaya çalışırken, yüzlerce ayete iman etmemiş olduğumuzun da farkına varalım. Allah Kur’an da Enam suresi 19. ayetinde, elçisine bizlere söylemesini istediği çok önemli bir hatırlatma var. Bu hatırlatmayı, ikazı lütfen hayatımıza geçirelim, yoksa mahşer günü, PİŞMAN OLANLARIN SAFINDA OLURUZ.

“BU KUR’AN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKEZİ UYARAYIM.”

Bu uyarıyı duyanlara, hayatına geçirenlere, sorumlu tutulacağımıza hükmedilen, emin olduğumuz Kur’an ın ipine sarılanlara, her sözü, bilgiyi Kur’an süzgecinden geçirip, inancını emin kaynaklarla yaşayanlara ne mutlu. Allah ın elçisi bizler için örnek gösterilmiştir. Onun örnek oluşu, yaşamı insanlara karşı davranışı ve İslam ı topluma anlatırken takındığı tavrındandır. Onun güzel sözlerini, elbette birbirimize aktaralım ama şunu unutmayalım, Allah ın elçisi ümmetine yalnız Kur’an ile hükmetmiş ve yalnız Kur’an ın hükümlerini topluma anlatmıştır. Onun adını kullanarak, dine hurafe sokmaya çalışanlara fırsat vermeyelim, çünkü Peygamberimiz bu konularda bizleri bakın nasıl uyarmıştır.

“BENDEN KUR’AN DIŞINDA HİÇBİR ŞEY YAZMAYIN. Kim, benden Kur’an dışından bir şey yazmışsa, onu imha etsin.”
Müslim-Zuhd/72(3004)/4137 Ebu Davud-ilm/3(3647)/4136 Musned-c.3/12.21.39 Darimi-Mukaddime/42

5176-Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor.” Resülulllah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: BENİM HAKKIMDA YALAN SÖYLEMEYİN. ZİRA BENİM ÜZERİME YALAN UYDURAN, CEHENNEME GİRER.”
Buhari, ilm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, ilm 8,(2662)


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/



 96 
 GÜNDEMDEKİLER / GÜNDEM / Ynt: Kazananlar ve Kaybedenler...
 : 27 Şubat 2018, 12:30:08 ÖS 12 
Başlatan Ahirzaman - Son mesaj Gönderen: canlar
Bir savaşın kazanan ve kaybedeni ölenler ve yaşayanlar üzerinden okunmaz. suriye yi israil karşısın da zayıf düşürmek ve iran islam inkılabının verdiği silahların  suriye üzerinden filistine giden silah akışını önlemek için 2011 yılında başlayan adına  iç savaş denilen   gerçekte ise  yüze yakın ülkenin vekalet savaşı yürüterek Amerikan emperyaliz mi ve israilin  yandaş ,dost ve uşakları ile birlikte suriyeyi yıkıma uğratıp işid devleti kurmak için başlatılan savaş başarıya ulaşmadığı için, suriye devleti yıpratılsa da berteraf edilemediği için  kazanan  iran islam inkılabı ,Hİzbullah ,Hamas ,islami cihad ve mazlum suriye halkı olmuştur. her savaşın bir bedeli vardır . suriye halkı da bu savaşta yüzbinlerce şehit vererek vatansever olan herkes devletinin yanın da durarak karşı durmuştur. kaybedenler ise Amerika ,israil onların dost ve uşakları olmuştur...

 97 
 GÜNDEMDEKİLER / GÜNDEM / Ynt: KATIKSIZ İRAN DÜŞMANI SİYONİST FETÖCÜLERİN PERS MASALLARI...
 : 27 Şubat 2018, 12:22:25 ÖS 12 
Başlatan Ahirzaman - Son mesaj Gönderen: canlar
fetöcüleri aklamak için yaptığın izahat beyhudedir ...çünkü Anadolu da herkes fetöcülerin iran islam düşmanı olduğunu biliyor .yazdığın fantastik fantaziler ise şeytan aklının ürünü olduğu için gerçekte bir karşılığı yok .şeytan ile melekler arasında bir benzerlik kurmak  ne kadar zor ise hak ile batıl ,gece ile gündüz gibi de zorlama benzerlikler kurmak da o kadar zordur. geçmişte ve şuan fetöcülerin okul açamadığı dünyada ülkeler iran islam inkılabı ve suriye dir. Okul açamamasının sebebi benzerlikler değil zıtlıklar dan dolayıdır. feötüceler Amerikancıdır. iran islam inkılabı 40 yıla yakındır Amerikan ambargosuna karşı direnmiştir. Fetöcüler israil yandaşıdır. iran islam inkılabı ise kurulduğu 1979 devriminden itibaren Hamas ve islami cihada silah yardımı yaparak israile karşı dolaylı bir savaşı daima destekleyen tek ülkedir.
Sebatayist İslamcıların! Taktiklerine örnek verecek olursak, Rahmetli imam Humeyni döneminde de İslam devrimini engelleyemeyen İsrail kurnazca halkların kafasını karıştırmak için “İsrail, İran ile birliktedir” dediğin de imam Humeyni şöyle demiştir;”İsrail kendisinin necis olduğu biliyor bizi de kendisi ile birlikte göstererek necasetini bize bulaştırmak istiyor diyerek “ tarihi cevabını vermiştir.

 98 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / İzlediğimiz Yolun Doğruluğundan, Ne Kadar Eminiz?
 : 25 Şubat 2018, 04:18:45 ÖS 16 
Başlatan halukgta - Son mesaj Gönderen: halukgta
Bir kardeşimiz bana verdiği cevapta, yazılarımın ana fikrini tenkit ederek, bazı uyarı ve ikazlarda bulunmuş. Ben fikirlerimin tenkit edilmesine çok önem veririm. Çünkü hepimiz hata yaparız, hatasız insan olmaz. Onun içindir ki, her tenkit ve uyarıdan sonra, düşüncelerimi tekrar gözden geçirir ve Kur’an a danışırım, tekrar araştırırım. Gelin bana verilen cevaplar üzerinde, birlikte düşünelim ama HAKEMİMİZ, DANIŞACAĞIMIZ REHBERİMİZ YALNIZ KUR’AN OLMALIDIR. Bunun nedenini biliyorsunuz, çünkü Allah SİZLERİ YALNIZ, KUR’ANDAN SORUMLU TUTUYORUM HÜKMÜNÜ VERMİŞTİR. Hatta Allah ın elçisi de sizleri, yalnız Kur’an ile uyarma görevi aldım demiyor muydu? Önce tenkitleri yazalım.

“Kur’an ı kerimin ayetlerini herkes kendine göre yorumlayamaz, mana veremez. KUR’AN I KERİMİ KENDİ AKLINIZLA YORUMLAMAYA KALKARSANIZ, BU YAPTIĞINIZ EN BÜYÜK HATA OLUR. O yüzden hadisleri inkâr etmek, Kur’an a aykırıdır. Kur’an da velilerin, tarikatların hak olduğu beyan edilmiştir.

Kur’an ın bazı ayetlerini alıp, bazı ayetlerini almayarak Kur’an ı eksik anlatıp yalnız Kur’an a inanın hurafelere inanmayın diyerek, hadis inkârcılığını yapanlarla bizim hiçbir şekilde işimiz yoktur. Yazılarınızı inceledim, velilere özellikle atıfta bulunuyorsunuz. KUR’AN AYETLERİNİ KULLANIYORSUNUZ, ORADA Kİ KUR’AN AYETLERİ DE DEĞİL, ORADA Kİ MEALLER. KÂFİRLERE SÖYLENMİŞ OLAN AYETLERİ, VELİLERE KULLANIYORSUNUZ. Fikirlerinize onun için katılmıyorum.

BİZİM DİNİMİZDE TARİKAT, ŞERİAT VARDIR KUR’AN I KERİMLE HADİSLERLE SABİTTİR, VELİNİN GERÇEK OLDUĞU HAK OLDUĞU. Yedi tane ayette sabittir. Şefaatinde hak olduğu şefaate izni olacakların hak olduğu açıkça Kur an da ifade edilmiştir. Dinimizi mealden değil Kur’an dan öğrenin.

Allah ın velileri vardır, Allah ın evliyaları vardır. DİN SADECE KUR’AN I OKUMAKLA BİTMEZ. Ona göre paylaşımlar yapın, yanlış yapıyorsunuz. Velilere karşı tavrınız var. Allah ın velilerine Allah ın dostlarına seçtiği insanlara düşmanlık yapmayın, benim velilerime savaş açmayın size harp ilan ederim diyor Allah. Benim görüşüm ehlisünnet velcemaatir. Hem Kur’an ı kerim, hem de sahih hadislerin ışığında dır yolumuz. YALNIZ KUR’AN DİYEN İNSANLARA, BİZ MEYLETMEYİZ.”

Bu cevapların doğruluğunu, eğer yalnız Kur’an ile karşılaştırma yoluna gitmezsek, Allah ın ayetlerine taban tabana zıt bir inanç yaratmış oluruz kendimize. Kur’an a aykırı düşen hiçbir düşünceyi kabul edemeyiz. Hepimiz bu dünyada, imtihan oluyoruz. Buna İnanıyoruz demekle iş bitmez. Gereğini de yerine getirmeliyiz. Allah yemin ederek, bu kitabı sizler anlayasınız diye kolaylaştırdık, onun için aklınızı kullanın, düşünün emrini veriyorsa, düşünerek aklımızı kullanarak ayetlerin anlaşılamayacağına inanırsak, Kur’an a değil Kur’an ı anlatanların sözlerine iman etmiş oluruz.

Allah ile kulu arasında hiç kimse yoktur. Allah elçisine bile, tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer diye bildirir. Bizlerin sorumlu olduğu MUHKEM ayetler, yoruma kapalıdır, onun için herkes kendince yorumlayıp, ben böyle anladım diyemez. Muhkem şüphe duyulmayacak kadar açık ve anlaşılan demektir. Allah ayetleri okuduğumuzda, düşündüğümüzde anlayamayacağımız ayetlerden bizleri nasıl sorumlu tutar ve imtihan eder, bunu da mı düşünemiyoruz. Kendi aklımızla düşünmeyip, başkalarının aklıyla ayetleri anlarsak, imtihanımızı başkalarının sözleriyle vermeye çalışmış oluruz. Sizce böyle bir imtihan olur mu?

Kur’an dan bazı ayetleri alıp, bazılarını görmezden gelemeyiz. Bunu yaptığımızda zaten kendimizi kandırırız. Allah bir ayetinde apaçık bir hüküm veriyorsa, bir başka ayetinde onun tam tersini asla söylemez. Ama bizler rivayet hadisleri aklamak adına, ne yazık ki bu yanlışları yapıyoruz ve ellerimizle Kur’an da çelişki varmış izlenimi yaratıyoruz. Allah şefaat yani affetme, bağışlama yetkisi yalnız benim yetkimdedir, HİÇBİR ŞEFAATİN FAYDA ETMEYECEĞİ O GÜNDEN SAKININ DEDİĞİ HALDE, başka ayetlerde kelime oyunları ile Allah ın yanında şefaatçiler de vardır anlamını ayetlerden çıkartmaya çalışırsak, Allah a şirk koşmuş oluruz. Veliler konusunda Kur’an ın uyarılarının, o dönemdeki inkârcılara hitap ettiğini söylüyor arkadaşımız. İyide Kur’an ın tamamı zaten kâfirleri, inkârcıları doğru yola iletmek için inmedi mi? Yani buna benzer ayetlerin, bizlerle ilgisi yok mu? Bizlere hitap etmiyor mu? İşte ayetler işimize gelmediğinde, böyle birer birer devre dışı kalıyor, hatta bazı hadisler örnek gösterilip, ayetlerin nesih edildiğini, yani hükmünün kalktığını dahi söyleyebiliyorlar. Bizler günümüzde, cahiliye devrinin yaptığı yanlışların aynısını, ne yazık ki yapıyoruz.

Hatırlayınız Muhammed suresi 19. ayetinde, Allah elçisine bakın ne diyor hatırlayalım. “ HEM KENDİNİN HEM DE MÜMİN ERKEKLERİN VE MÜMİN KADINLARIN GÜNAHLARININ BAĞIŞLANMASINI DİLE.” Bakın Allah ın elçisi, kendi günahı için bile Allah a dua ediyorsa, nasıl olurda bugün bizlerin imanı konusunda bilgisi olmayan, hatta mahşer günü söyleyeceği sözleri hatırlayın, BENİM ÜMMETİM KUR’AN I TERK ETTİ diyecekse, Kur’an ı terk eden bir toplumun günahları için dua bile etmeyeceği çok açık değil mi? Ayete lütfen dikkat, Peygamberimiz kendisine iman etmiş Müslümanlar için, Allah a dua et, bağışlanmalarını Allah dan dile diyor.

Şefaat haktır diyerek, yalnız Allah ın şefaatini kabul etmeyip, şefaatçiler edinenlerin durumunu Kur’an çok açık anlatıyor ve o gün geldiğinde hepsi birbirinden kaçacağını bizlere bildiriyor. Arkadaşımız, velilere Allah dostlarına itaatin Kur’an da ayetlerle sabit olduğunu söyleyebiliyor. Hâlbuki Allah Bakara suresi 107. ayetinde bakın ne diyor.

“BİLMEDİN Mİ Kİ GÖKLERİN DE YERİN DE MÜLK VE SALTANATI YALNIZ ALLAH'INDIR. SİZİN İÇİN ALLAH'TAN BAŞKA NE BİR VELİ VARDIR, NE DE BİR YARDIMCI.”

Bunca açık Allah ın ayetinin, tam tersinde hüküm veren bir hadisi nasıl alıp kabul ederiz ve imanımızın asli unsuru yaparız, hiç düşünmüyor muyuz? Bakara 257. ayette, Allah iman edenlerin velisidir der. Acaba bazı kardeşlerimize Allah ı veli edinmek yetmiyor mu? Allah Enam suresi 51. ayetinde, “RABLERİNİN HUZURUNDA TOPLANACAKLARINDAN KORKANLARI KUR'AN'LA UYAR.” diye bizlerin dikkatini çeker. Bu uyarıdan sonra, Kur’an ın dışından hangi kaynağı kabul edebiliriz, bunu da mı anlayamıyoruz. Allah ın elçisine hitaben ayetleri hatırlayın ne diyordu deki onlara diye. BEN YALNIZ KUR’AN A UYARIM, SİZLERİ YALNIZ KUR’AN İLE UYARIRIM.”

Araf 3: RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! (Diyanet meali)

Bakın bu ayetin orijinalin de evliya diye geçer ve sakın Allah ın indirdiği Kur’an ın dışında evliyalara, velilere uymayın diye apaçık bildirir bizlere. Allah ın yolundan giden her kul, Allah ın sevgili kuludur, Allah ın dostudur ayetlerinde bu şekliyle bahseder. Ama kimin Allah ın en doğru yolunda gittiğini de, Rabbimiz yalnız ben bilirim der ayetinde. Onun için bizler kimin Allah ın sevgili kulu olduğunu bilemeyiz. Bunun acı örneklerini günümüzde görüyoruz ama ne yazık ki ders alamıyoruz. Araf suresi 3. ayetinde Allah, tüm iman edenlere seslenerek ne diyordu hatırlayalım, veliler konusunda.” RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN; O'nun berisinden BİR TAKIM VELİLERİN ARDINA DÜŞMEYİN!”

Arkadaşımız dinimizde tarikat vardır demiş ve ayet ve hadislerle sabittir diye de eklemiş. Kur’an da tek bir tarik, yani yol vardır oda Allah ın Kur’an da açıkladığı, elçisinin uyduğu yoldur. Bunun dışında Allah, sakın dinde bölünmeyin emrini vermiş, bölünenlerin Kur’an ın yani dinin dışına çıkanlar olduğunu söylemiştir. Şeriat Allah ın kanunudur, asla hiç kimse tarafından değiştirilemez, ilave yapılamaz. Buda yalnız Kur’an hükümleridir. EĞER, BEŞERİ HÜKÜMLERLE ŞERİAT YARATIRSAK, BU ALLAH IN DEĞİL, BEŞERİN YARATTIĞI ŞERİATTIR UNUTMAYALIM.

Dinimizi mealden değil, Kur’an dan öğrenin diyen kardeşimize sormak isterim. Araplar kendi dillerinde indirilmiş Kur’an ı mı yaşıyor, yoksa dini bölüp parçalayıp, beşeri şeriatın yaratıldığı mezheplerin oluşturduğu FIKIH inancını mı yaşıyor. Demek ki Kur’an ı Arapça okumak değil önemli olan, Allah ın hükümleri ile yaşamak önemli. İlginçtir hadislerin orijinali de Arapçadır, ama Türkçeye çevrilmiş halinden hiç kimse şikâyet etmez, Kur’an a takındıkları tavrı onlara takınmazlar. Bu hadisler Türkçeye çevrildiğinde gerçek hadis olamaz, diyeni hiç duymadım. Bu farklı tavrı akılla, mantıkla açıklamak çok zor. Kur’an meali Kur’an değildir diyen kişilere, aslında Âlim insan İmamı Azam, çok güzel cevap vermiş yüzlerce yıl önce, hatırlayalım bakalım ne demiş.

“İmamı Azam Görüsünün Hanefi FUKAHASINCA ayrıntılanan gerekçesi söyle özetlenir. Kuran kâğıtlarda Yazılmış ve bizim Okuduğumuz Lafızlar değildir. ESAS KURAN O LAFIZLARIN TAŞIDIĞI MANADIR ki, bir kelam-i nefsi ( ALLAH ın zati ile var olmaya devam eden söz ) OLARAK KALIPTAN KALIBA DÖKÜLÜR. O kalıplar sonradan yaratılmış ( Muhdes ) Varlıklardır. OYSAKİ ESAS KURAN, MAHLÛK OLMAYAN BİR MANADIR.
 
O HALDE ESASİ İTİBARİ İLE MANA OLAN KURAN I ARAPÇA LAFIZ YERİNE, BAŞKA LAFIZLARDAKİ ÇEVİRİSİNDEN OKUMAK MÜMKÜNDÜR.”

Arkadaşımız, din yalnız Kur’an ı okumakla bitmez demiş ve dini yaşamak için Kur’an ın yanında başka kaynaklarında olduğunu, rahatlıkla söylemiş. Benim Allah ın dostlarına veli kişilere, Allah ın seçtiği insanlara düşmanlık yaptığımı söylüyor. Böyle bir şeyi aklı başında hiç kimse yapmaz. Daha doğrusu böyle bir tavır hiç kimseye yapılamaz. Unutmayalım, günümüzde ismi kullanılıp anlatılan, onca bilgiler acaba bahsedilen kişilerin söylediği sözler mi? Kim garanti verebilir bizlere?

Allah Kur’an da, elçisini bizlere örnek olarak göstermiştir. İslam ı yaşama azmi, insanlara karşı tavrı,  davranışları hayat görüşü ile bizler için örnektir Peygamberimiz. Hatırlayınız tarikatlar, mezhepler, Peygamberimizin ölümünden yüzlerce yıl sonra ortaya çıkmıştır. Bu bölünmüşlüğü nasıl savunuruz. Allah yasaklamış. Yaradan dinde sakın bölünmeyin diyor, birileri çıkıyor, dinde bölünmekte zenginlik vardır diyor. Siz Allah a mı inanıyorsunuz, yoksa bu sözleri söyleyenlere mi?

Arkadaşımız izlediği yolunun, hem Kur’an ı kerim, hem de sahih hadislerin yolu olduğunu söylemiş. Sahih kelimesi sağlam, güçlü, şüphe duyulmayacak kadar doğru anlamındadır. Sizce Allah ın ayetlerinden başka sahih, şüphe duyulmayacak kadar doğru olduğuna emin olabileceğimiz sözler var mıdır? Kur’an Allah ın korumasında, bunun dışında hangi bilgi, söz Allah ın korumasındadır, bunun garantisini bizlere aramızda verebilecek var mı? Allah Maide 50. ayetinde, Kimin hükmü/sözü Allah ın kinden daha güzeldir diyor. Araf 185. ayetinde, O halde Kur’an dan sonra hangi söze inanacaklar, diye uyarıyor. Nisa 87. ayetinde, Kimdir sözü Allah ın kinden daha doğru olan diyor. Bakın Allah ın elçisi yalnız nereye uymuş, bakalım arkadaşımızın söylediği gibi, Peygamberimizin uyduğu başka kaynaklar, bilgiler var mı?

BANA VAHYE DİLENDEN BAŞKASINA DA UYMAM! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim.(Ahkaf 9)

“Ey kavmim! ANDOLSUN Kİ BEN SİZE RABBİMİN VAHYETTİKLERİNİ TEBLİĞ ETTİM ve size öğüt verdim.” (Araf 79) . Bu Kuran bana vahyolundu ki, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM. (Enam 50)

(Ey Muhammed!) SANA VAHYOLUNANA UY ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. (Yunus 109) Bu Kuran bana vahyolundu ki, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM. (Enam 19)

Bakın Allah ın elçisi, ben yalnız Kur’an a uydum ve yalnız Kur’an ı tebliğ ettim sizlere diyor. Ama bazı kardeşlerimiz Kur’an ın yanında, emin olamayacağımız rivayetlerin de dinin asli unsuru olduğunu, peygamberimizin din adına tebliği olduğunu söyleyebiliyor. Acaba hangi Müslüman, Allah ın ve elçisinin yolunda yürüyordur? Karar sizlerin, imtihan sizin imtihanınız. Son olarak enbiya suresi 10. ayeti hatırlatmak istiyorum.

Enbiya 10: Yemin olsun, SİZE BİR KİTAP GÖNDERDİK Kİ, ÖĞÜT VE UYARINIZ/ZİKRİNİZ/ŞEREFİNİZ YALNIZ ONDADIR. Hâlâ aklınızı çalıştırmayacak mısınız? (Yaşar Nuri Öztürk meali)

Allah size öyle bir kitap gönderdik ki, bütün şanınız, şerefiniz, öğüt ve uyarınız yalnız ondadır diyor. Ama bu uyarılar, bu ikazlar bizlere yetmiyor, Allah ın kitabının yanında, asla emin olamayacağımız rivayet bilgileri de, din adına yaşamaktan çekinmiyoruz ve kendimize yol ediniyoruz. Gerçekler ortaya çıktığında, pişmanlık duymak istemiyorsak, Allah ın emrettiği gibi, en garantili yolu izleyelim ve YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILALIM.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

 99 
 GENEL (Bilgi Platformu) / Resimler / Ynt: Günün Fotosu...
 : 25 Şubat 2018, 02:16:59 ÖS 14 
Başlatan TaLiA - Son mesaj Gönderen: Maveraî



 100 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Ynt: Sırat-ı Müstakim Üzerinde Olmak, Ne Anlama Geliyor.
 : 18 Şubat 2018, 01:28:51 ÖS 13 
Başlatan halukgta - Son mesaj Gönderen: maxpayna


Tamam abi,
Buradan ayılabilirsin, tercihine saygı duyarız.
Ama dünyadan (kendi isteğin ile) ayrılamazsın.
Hakem (Allah) ölüm düdüğünü çalana kadar maç devam ediyor.

Allaha (hakemin adaletine) emanet olasın.

(yaw seni anlamakta zorlanıyorum) Smiley

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.837 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu