Son Mesajlar

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > Son Mesajlar
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > Son Mesajlar
Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
 91 
 GENEL (Bilgi Platformu) / Sağlık / Ynt: Kanserle Yaşam ve Savaş
 : 06 Haziran 2018, 09:18:20 ÖS 21 
Başlatan Mustafalar - Son mesaj Gönderen: İSRA
Yazıda önerilen: http://www.geocities.ws/kansertedavisi/ linkte yanlış bilgilendirme söz konusu.

Kanser öncesi önlemler arasında domatesin yararı vardır; ancak kanser hastalığı süresince bilhassa da kemoterapi gören hastalara, hekimler, domates tüketmemeleri hususunda uyarıda bulunur ve tüketecekleri gıdalar hususunda bilgilendirme yaparlar. Çünkü, domates, hastalık sürecinde tüketildiği taktirde kanser hücrelerini aktifleştirir ve çoğaltır.

Rastlanılan her yazıya araştırmadan ve sorgulamaksızın itibar etmemeli, o konuda işin ehline müracaat edip, ilgili mütehassıslara danışılmalıdır.

 92 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Ynt: YAZIKLAR OLSUN-VAY HALLERİNE
 : 06 Haziran 2018, 07:59:13 ÖS 19 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: FECR

vayyy,
senin mekanında senin malını pazarlıyor öyle mi fecr abi




Malın/bilginin  pazarlanmasına diyecek hiç bir şeyimiz yok. Önemli olan başkasının emek sarf ederek hazırladığı bilgileri kendi emeği gibi sunmamaktır. Hiç olmazsa kendi ismini veya mahlasını yazmayıp da "ALINTI" diye yazması daha insani, daha ahlaki ve daha islami olurdu

 93 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Ynt: YAZIKLAR OLSUN-VAY HALLERİNE
 : 04 Haziran 2018, 09:38:07 ÖS 21 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: maxpayna

vayyy,
senin mekanında senin malını pazarlıyor öyle mi fecr abi

hanif bir kul, okuduğun kuran bu konuda ne der açıklarmısın lütfen


 94 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Oruçlarımızı, Neden Hicri/Ay Takvimine Göre Tutuyoruz.
 : 31 Mayıs 2018, 07:42:13 ÖS 19 
Başlatan halukgta - Son mesaj Gönderen: halukgta

İslam ı yaşarken, her zaman bizlere öğretilenleri,  ya da söylenenleri Kur’an ile sorgulamalıyız deriz.  Bazı kardeşlerimiz ise sorgulamak insanı dinden çıkartır, din sorgulanır mı diye itiraz eder. Hâlbuki sorgulamak, kesin bilgi ile karşılaştırmaktır. Oda iman ettiğimiz Kur’an dır. Allah bile indirdiği ve uymamız gereken ayetleri, hemen körü körüne inanmamızı istemez, bizlerin ayetler üzerinde önce düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ister. Elbette bununda bir nedeni vardır.  Eğer böyle yaparsak, doğru olduğundan emin olduğumuz bir şeyi, gerektiği gibi titizlikle yerine getirmemizi ve savunmamızı sağlar bu çabalarımız. BUDA BİZLERİN İMANININ, KALPLERİNE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE YERLEŞMESİNE NEDEN OLUR. Bunu yapmadığımız takdir de, dine giren batıl ve hurafeyi din zannetmemiz kaçınılmazdır.

Bu düşünceler ışığında, günümüzde tartışılan bir konu hakkında, sizlerin düşünmenize vesile olmak istiyorum. Şöyle bir düşünceyi, tartışmaya açanlar var. “RAMAZAN ORUCUNU, NEDEN AY TAKVİMİNE YANİ HİCRİ TAKVİME GÖRE TUTUYORUZ. GÜNEŞ TAKVİMİNE YANİ MİLADİ TAKVİME GÖRE TUTUP, SABİTLESEK DAHA İYİ OLMAZ MI? ÇÜNKÜ ALLAH ORUCUNUZU, AY TAKVİMİNE GÖRE TUTUN DEMİYOR KUR’AN DA.”

Aslında son kısımda söylenen doğru, Allah orucunuzu, ayın ismi olan Ramazan ayına gelince, o ayı oruçlu geçirin diyor. Çünkü Kur’an güneşten ve aydan bahsederken, onlar bir hesaba göre hareket ederler diyerek, ikisinin de bizler için, günleri, ayları belirleyen zaman ölçüsü olduğunu söylüyor.  Gelin bu konuyu, Kur’an ın verdiği bilgiler ışığında, düşünerek, aklımızı kullanarak anlamaya çalışalım.  Önce konuyla ilgili ayetleri yazalım.

Bakara 185: Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O HALDE BU AYA ULAŞANINIZ ONU ORUÇLU GEÇİRSİN….(Yaşar Nuri meali)

Rahman 5: GÜNEŞ VE AY BİR HESABA GÖRE HAREKET ETMEKTEDİR. (Diyanet meali)

Enam 96: Allah, sabahı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamanı, GÜNEŞ VE AYI VAKİTLERİN TAYİNİ İÇİN BİRER HESAP ÖLÇÜSÜ KILANDIR. İşte bu, güçlü olan ve her şeyi pekiyi bilen Allah'ın takdiridir. (Bayraktar Bayraklı meali)

Dikkat ettiyseniz, Allah o gün kullanılan takvimde, ayın ismi olan Ramazan ayından bahsedilerek, Kur’an ın bu ayda indirilmeye başlandığını söylüyor ve bu aya erişen, onu oruçlu geçirsin diyor. Dikkat ederseniz hangi takvim olduğu konusundan bahsedilmiyor. Diğer iki ayette ise, güneşin ve ayın, bir hesaba göre hareket ettiğinden bahsederek, ikisinin de vakitleri tayin için, zaman ölçüsü olduğu bilgisini veriyor. Konuyu daha iyi anlayabilmek için, Kur’an dan araştırmaya devam edelim.

Bakara 189: Sana, hilâl şeklinde yeni doğan ayları sorarlar. De ki: ONLAR, İNSANLAR VE ÖZELLİKLE HAC İÇİN VAKİT ÖLÇÜLERİDİR. ( Diyanet vakfı meali)

İşte bu ayette Allah, aslında bizlere çok önemli bir bilgi veriyor ve de yol gösteriyor. Tabi düşünen, aklını kullanan kulları için. Allah özellikle ay takviminden bahsederek, bu takvim sizlerin Hac aylarını tespitiniz için önemlidir diyor. Yani Hac aylarını, bu kelimeyi özellikle kullanıyorum, çünkü Allah Bakara 197. ayetinde, HAC BİLİNEN AYLARDADIR der. Ama bizler günümüzde, ne yazık ki HACCI zilhiccenin birkaç gününe sıkıştırarak, Müslümanları çok büyük zorluklarla karşı karşıya gelmesine neden olmuşuz. Allah Bakara suresi 189. ayetinde, Hac aylarında Hac ibadetimizi, AY takvimine göre özellikle yerine getirmemizi emretmiştir.

Peki, Allah bunu neden emretmiş olabilir? Bildiğiniz gibi Güneş takvimi sabittir ve Ay takvimi güneş takvimine göre 11 gün önce gelir.  Ay takvimi sabit değil hareketlidir. Ay takviminde aylar tüm mevsimleri dolaşır. Bundan dolayıdır ki, Allah özellikle tüm dünya Müslümanlarının, ülkelerinin hava şartlarını da düşünerek, Hac aylarının her mevsimi dolaşmasından dolayı, adaletin sağlanması adına, Hac ibadetimizi AY TAKVİMİNE BAĞLAMIŞTIR.

Şöyle bir soru sorabilirsiniz. Çok doğru Allah, Hac vakitlerini Ay takvimine bağlamış, ama Oruç konusunda böyle bir hüküm vermemiş diyebilirsiniz. Yani Oruç konusunda, Güneş takvimini kullanabiliriz diyenler var.  Değerli din kardeşlerim, Allah bazı konularda bizlere yol gösterir ve bakalım gösterdiğim yolu, farklı yaşantılarında, konularda kullanacaklar mı diye de, diğer konuların hayata geçirilmesini bizlere özellikle bırakır.  Bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz için, Kur’an dan sizlere iki farklı örnek vermek istiyorum.

Allah Cuma salâtı, toplu ibadet, yani Cuma namazı konusunda emrini verir, ama bunun hangi gün yapılacağını söylemez, çağrıldığında gidilmesini bildirir. Bu ayeti yerine getirebilmek için, ayetin indiği günlerde Allah ın elçisi ve ashabı, bir araya gelmişler. Yahudiler haftalık toplu ibadetlerini cumartesi, Hıristiyanlarda Pazar günü yaptıkları için, Müslümanların Cuma günü yapmasının daha uygun olduğuna karar verilmiş. Ama her ne hikmetse, bu konuda aynı itiraz yapılmıyor ve Cuma günü yaptığımız toplu namazı, Perşembe günü yapalım, hangi gün yapılacağı Kur’an da yok demiyorlar. 

İkinci örneğe gelince. Yine Allah haram ayların, bir yıl içinde dört ay olduğunu bildirmiş Kur’an da, ama hangi aylar olacağını belirlemeyip, o günkü toplumun birlikte karar vermesini istemiştir. Tabi Haram ayların ne maksatla, Allah ın emrettiği konusunu da doğru anlamalıyız.  Ama bu emrin sulandırıldığını, sayısını sabit tutup, işlerine geldiği gibi yerlerini değiştirmelerine, Allah kızıyor ve bunu sakın yapmayın diye uyarıyor Kur’an da. 

Bu bilgilerden sonra, gelelim asıl konumuza. Allah Hac konusunda özellikle Ay takvimini kullanmamızı istemesinin nedenini söylemiştik. Tüm mevsimi dolaşarak, dünyada yaşayan tüm Müslümanların adaletli bir şekilde, her mevsimde Hac görevini yapmaları adınaydı. Bir Müslüman ın önünde, Allah ın böyle bir örneği dururken, sizce Oruç konusunda farklı bir takvimi kullanması mümkün mü? Allah ın elçisi ve ashabı, elbette bu örnekten yola çıkarak, kendilerinin Oruç konusunda da, Ay takvimini kullanma kararı aldıkları çok açıktır. Onun içindir ki, oruçlarımızı güneş takvimine göre sabitleyelim demek, asla dünya Müslümanları adına, mevsim farklılıklarından dolayı adaletli olmayacaktır. Bu ve buna benzer konularda, tüm Müslümanların birlikte hareket etmesi de çok önemlidir. Yani biz ülke olarak, oruçlarımızı güneş takvimine sabitliyoruz demek yanlış olur.

Bu konuda şunu da belirtmek isterim. Güneş takvimi çok daha hassas ve daha teknik bilgiler gereken bir takvimdir. SIRASI GELMİŞKEN SÖYLEMEK İSTERİM. DAHA HASSAS VE BİLİMSEL ÖLÇÜLERLE HESAPLANDIĞI İÇİN, HESABI ZOR OLDUĞUNDAN, KARIŞIKLIK OLMAMASI VE DÜNYA MÜSLÜMANLARI ARASINDA, DAHA KOLAY BİRLİKTELİK SAĞLANMASI ADINA, AY TAKVİMİNİN DİNİ KONULARDA KABUL EDİLMİŞ OLMASI, KUVVETLİ MUHTEMELDİR. Çünkü ay takviminin takibi, gözlemleyerek yapılabiliyor. Yeni ayın ilk günü, hilalin görülmesiyle başlar.

Bu konuda söylememiz gereken çok önemli bir konuda, güneş takviminin genel hayatımızda, günümüzde asla vazgeçilemez bir takvim oluşudur. Çünkü ilmin gelişmesiyle, ayların ve yılların çok daha hassas tespiti, güneş takvimiyle sağlanmıştır.  Güneş takvimiyle bir yılın 365 gün 6 saat olduğu, çok ince detayları ile hesaplandığı halde, ay takvimiyle bu ince hesap yapılamadığından, ay takvimi, 354 gündür. Yani güneş takviminden 11 gün eksiktir.

Sonuç olarak, şunu söylemek isterim. Hac görevimizi ve Ramazan oruçlarımızı tutarken, Ay takviminden istifade etmemiz, dünya Müslümanları arasında daha adaletli olacağı, çok açık anlaşılmaktadır. Bu konuda tartışmanın da akılcı olmayacağını, Kur’an dan aldığım örneklerden yola çıkarak söyleyebilirim.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/




 95 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Maide Suresi 50. Ayet. Cahiliye Toplumunun Yanlışlarını Yapmak İstemiyorsak.
 : 26 Mayıs 2018, 08:25:21 ÖS 20 
Başlatan halukgta - Son mesaj Gönderen: halukgta
Bizlerin günümüzde yaşadığımız İslam anlayışının, ne yazık ki cahiliye toplumunun yaşadığı İslam anlayışından hiçbir farkı yok. Allah ın uyarıcı kitaplar göndermesinin nedenini, daha önce gönderdiğim uyarıları göz ardı edip batıla, hurafeye sapmaları nedeniyle gönderdiğini söyler. En son olarak da gönderdiği Kur’an da, geçmiş toplumların yaptığı yanlışlara örnekler verir ki, aynı hataları yapmayalım. Bu makalemde, üzerinde sizleri düşünmeye davet ettiğim ayeti önce yazalım.

Maide 50: Onlar hâlâ cahiliye devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kesin olarak inanacak bir toplum için, KİMİN HÜKMÜ ALLAH’INKİNDEN DAHA GÜZELDİR? (Diyanet meali)

Bakın bu ayet, bugün bizlerin yaptığı yanlışları, bizlere hatırlatıyor ve diyor ki, Allah dan başka hüküm koyan yoktur, sakın dinde Kur’an dan başka hüküm koyucular aramayın. Kimin hükmü Allah ın kimden daha doğrudur, güzeldir diyerek bizleri çok açık bir şekilde uyarıyor. BİR BAŞKA DEYİŞLE ALLAH DAN BAŞKA HÜKÜM KOYUCULAR ARAMAK, CAHİLİYE TOPLUMUNUN İNANÇLARIDIR DİYOR YARADAN.

Peki, bizler bu uyarılardan ders alıyor muyuz? Cahiliye toplumunun yaptığı yanlışları yapmıyor muyuz? Ne yazık ki hepsini, belki de daha fazlasını bugün bizler yapıyoruz ve diyoruz ki hiç korkmadan, “Allah ın elçisinin de, dinde hüküm koyma yetkisi vardır. Kur’an da her bilgi yoktur, detay verilmemiştir. Allah ın elçisinin rivayet hadisleri olmasaydı, ne namazımızı kılabilirdik, nede orucumuzu tutabilirdik.” Bu sözlere inanıp yaşadığımız içinde, İslam toplumlarından dinde bölünme, savaş, düşmanlık eksik olmuyor. Elimizde apaçık Allah ın kitabı durduğu halde, Kur’an ı terk edip, beşeri bilgileri dinleştirmenin acısını çekiyoruz. Aynı uyarıları Allah Kur’an da birçok kez yapmış, hatırlayalım.

KARŞILARINDA OKUNUP DURAN BIR KITABI, SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMİYOR MU? (Ankebut 51)

O HALDE KUR'ÂN'DAN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (Araf 185)

ALLAH'TAN VE O'NUN AYETLERİNDEN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (Casiye 6)

KİMDİR SÖZÜ ALLAH’IN KİNDEN DAHA DOĞRU OLAN? (Nisa 87)

Ama gözlerde perde, gönüllerde mühür olunca, batıl inançlar ne yazık ki Kur’an ın önüne geçiyor. Bunları söylediğimizde, verdikleri cevap çok ilginç. Siz peygamberimizi postacı yaptınız. Biz asla böyle bir şey söylemedik, bunu söyleyen, hurafeyi, rivayetleri dinleştirmek isteyenlerin kendi nefislerinde uydurdukları yakıştırmalardır. Allah ın elçisiyle, postacı karşılaştırılır mı? Neymiş postacı getirdiği postanın içeriğini bilmiyormuş. Bilmiş olsaydı, Allah ın elçisine postacımı derdiniz. Peygamberimiz elbette postacı değildi, O örnek insan Allah ın güven elçisiydi. Ama lütfen unutmayalım, Peygamberimiz, ALLAH IN DİNDE HÜKÜM ORTAĞIDA DEĞİLDİ.

Allah Kur’an da, Kehf suresi 26. ayetinde, “KENDİ HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ” diye bizlere bildirir. Yine Furkan suresi 2. ayetinde, “HÜKÜMRANLIĞINDA, ONUN HİÇBİR ORTAĞI OLMAMIŞTIR”, diyerek, İslam dininde hüküm koyucu yalnız Allah, onun kitabı Kur’an olduğunu birçok kez bizlere, üstüne basa basa bildirmiştir. Allah ın ayetlerine gözlerini kapatıp, beşerin sözleriyle imanlarını yaşayanlara Kur’an gerçeklerini hatırlatmak, her Müslüman ın görevidir.

Sizlere hatırlatacağım, aşağıdaki ayet üzerinde lütfen dikkatle düşünelim, inanın düşünmeden yaptığımız yanlışlar, hesap günü bizleri çok üzecek hatırlatırım.

İsra 73–74–75: Müşrikler, SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ YALAN YERE BİZE İSNAT ETMEN İÇİN seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin. O ZAMAN, HİÇ ŞÜPHESİZ SANA HAYATIN VE ÖLÜMÜN SIKINTILARINI KAT KAT TATTIRIRDIK; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.  (Diyanet vakfı meali)

Allah ayetlerini muhkem, yani apaçık gönderdiğini söyler, tabi batılın etkisinde kalanlar, gönül gözleri açık olmayanlar, bu gerçekleri göremezler. Allah elçisine, bakın ne diyor. Sana vahyettiğimiz ayetlerden başka şeyleri de, yalan yere Allah a nispet etmeni istediler. Böylece bizim gönderdiğimiz ayetleri görmezden gelmeni sağlayarak, ayetlerimizi inkâr etmeni sağlayacaklardı diyor. Ne kadar ilginç ve dikkat çekici bir ayet. Devamında ise, eğer seni sebatkâr bulmasaydık, yani ayetlerimize itaatkâr olmasaydın, onlara meyledip, onların sözlerini de dinin içinde gibi gösterecektin diyor. Eğer bu yanlışı yapsaydın, seni cezalandırırdık diyor.

Gelelim günümüze. Bizler eğer, Allah ın elçisinin izinden gittiğimizi söylüyorsak, Allah ın elçisinin yaptığı gibi İslam ı yaşamalıyız. Çünkü ayette de bahsettiği gibi, Peygamberimiz yalnız Kur’an a uymuş, asla Kur’an ın dışından hiçbir bilgiyi, sözü dinin içine ilave ederek, bunlarda İslam ın emridir dememiştir. Demesinin de mümkün olmadığının, açık kanıtıdır bu ayetler.

Sizlere son olarak bazı ayetler hatırlatmak istiyorum. Bu ayetler, Kur’an ın sınırlarını aşarak, batılın etkisinde İslam ı yaşayıp, Allah ın hükmüne ortak koşanlara hatırlatmadır.

Bakara 5: İşte onlar, RABLERİNDEN GELEN BİR HİDAYET ÜZEREDİRLER ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. (Diyanet vakfı meali)

Muhammed 2: İman edip yararlı işler yapanların, Rableri tarafından HAK OLARAK MUHAMMED'E İNDİRİLENE İNANANLARIN GÜNAHLARINI ALLAH ÖRTMÜŞ VE HALLERİNİ DÜZELTMİŞTİR. (Diyanet vakfı meali)

Yunus 109: (Ey Muhammed!) SANA VAHYOLUNANA UY VE ALLAH HÜKMÜNÜ VERİNCEYE KADAR SABRET. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır. (Diyanet meali)

Allah düşünen kullarına, çok açık hükümler veriyor ve bakın ne diyor. Kurtuluşa erecek olan kullarım, benim gönderdiğim Kur’an a uyanlar olacaktır diyor. Hatırlatırım başka kaynaklardan bahsetmiyor. Allah diğer ayetinde de aynı konuyu tekrar ediyor, anlama zorluğu çekenlere ne diyor? Hak olarak Allah katından, Muhammed e indirilen Kur’an a inanların Allah günahlarını affeder diyor. Yunus 109. ayette de elçisine seslenerek bakın ne diyor. Sana vahyettiğim Kur’an ayetlerine uy ve sakın acele etme sabret, gerektiğinde ihtiyacın olan ayetler indirilecektir diyor. Hani Allah ın elçisi de dinde hüküm koyardı, ne oldu? Allah buna izin vermediğini, apaçık daha nasıl söylesin.

Değerli din kardeşlerim, lütfen batılın, hurafenin, atalar inancının etkisinden kurtulalım, bunu yapmayıp, düşünmeden, araştırmadan imanımızı yaşamaya devam edersek, huzuru mahşerde şaşıran, üzülenlerin safında buluruz kendimizi.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/



 96 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Ynt: ALLAH KİMLERE YARDIM EDER?
 : 25 Mayıs 2018, 10:47:36 ÖÖ 10 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: FECR
Sayın Hanif Kul Kardeşim
Niye başkalarının çalışmalarını kendi çalışman gibi altına imzamı atıyorsun  Smiley
Hiç olmazsa "ALINTI" yazabilirsin.
Bu çalışmada da eski çalışmalarımdan birisidir. Bir çok forumda da yayınlandı. Blogumda da mevcut

http://kuranneslifecr.blogspot.com.tr/2009/02/allah-kimlere-yardim-eder-1-savasta-zor.html

 97 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / Ynt: YAZIKLAR OLSUN-VAY HALLERİNE
 : 25 Mayıs 2018, 10:38:11 ÖÖ 10 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: FECR
Sayın Hanif Kul Kardeşim
Niye başkalarının çalışmalarını kendi çalışman gibi altına imzamı atıyorsun Smiley
Hiç olmazsa "ALINTI" yazabilirsin.
Yukarıdaki çalışmayı yıllar önce yaptım ve forumlarda yayınladım. Burada da yayınlanmıştı.
http://www.islamidusunce.net/forum/index.php/topic,5964.0.html


 98 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / ALLAH KİMLERE YARDIM EDER?
 : 25 Mayıs 2018, 05:53:52 ÖÖ 05 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: hanif_bir_kul
ALLAH KİMLERE YARDIM EDER?

1-Savaşta Zor Durumda Kalanlara Müminlere
And olsun ki, siz düşkün bir durumda iken, Bedir'de, Allah size yardım etmişti; Allah'tan sakının ki şükredebilesiniz.3/Ali İmran-123
And olsun ki Allah size birçok yerlerde, ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydası da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti.9/Tevbe-25

2-Peygamberine
Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına «Üzülme, çünkü Allah bizimledir.» diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir.9/Tevbe-40
Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.40/Mümin-51

3-Allah’ın Dinine Yardım Edenlere
Ey inananlar! Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar.47/Muhammed-7
Onlar haksız yere ve «Rabbimiz Allah'tır» dediler diye yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kısmını diğeriyle savmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çok anılan camiler yıkılıp giderdi. And olsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.22/Hacc-40
And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.57/Hadid-25

4-Müminlere-İman Edenlere
Şüphesiz peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin şahitlik edecekleri günde yardım ederiz.40/Mümin-51
And olsun ki! Senden önce, birçok peygamberleri ümmetlerine gönderdik, onlara belgeler getirdiler; dinlemeyip suç işleyenlerden öç aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmuştu.30/Rum-47

5-Dilediğine
Allah dilediğine yardım eder. O güçlüdür (galibdir) esirgeyendir.30/Rum-5
Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.3/Ali İmran-13

6-Mazluma-Zulme Uğrayana
İşte böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.22/Hacc-60
Haksızlığa uğratılarak kendilerine savaş açılan kimselerin karşı koyup savaşmasına izin verilmiştir. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kadir'dir.22/Hacc-39

7-Allah’ı Veli-Otorite Edinenlere
Sakın zalimlere eğilim, yakınlık göstermeyiniz. Yoksa cehennem ateşi yakalar sizi; Allah'tan başka bir dostunuz, bir dayanağınız yoktur. O zaman O'nun yardımını göremezsiniz.11/Hud-113
Hayır! Sizin mevlanız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.3/Ali İmran-150

Kur'an tek kaynak Kur'ansız din düşünülemez

SAYGILARIMLA
HANİF_BİR_KUL

 99 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / İNANÇSIZLIĞIN SONU
 : 25 Mayıs 2018, 05:46:48 ÖÖ 05 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: hanif_bir_kul
İNANÇSIZLIĞIN SONU

1850 ile 1883 yılları arasında yaşamış Fransız hikâyecilerinden Maupassant'ın şöhreti dünyanın dört bucağına yayılmıştır.

Saç isimli hikâyesinde zengin olduğunu, istediği her şeyi alabildiğini, Fransız usulünce dilediği kadınla kalabildiğini anlattıktan sonra, "Geçmişi arıyorum, halden korkuyorum, gelecek ise ölümdür. Her şeye acıyorum, her canlıya ağlıyorum. Elimden gelse zamanı durduracağım ve geriye çevireceğim. Saatler dursa çok iyi olur amma, durmadan işliyor, zaman ilerliyor, benden saniyeleri koparıp, yokluk adına alıp götürüyor. Ölmek ve bir daha yaşamamak, işte bu gerçek beni çıldırtıyor." diyor.

Gerçekten Maupassant çıldırmış, yıllarca hastane köşelerinde kalmış ve genç yaşta ölmüştü.

Meşhur muzdaripler bu kadar değildir. Hıristiyanlıktan uzaklaşan, İslamiyet'e giremeyen pek çok Avrupalı ilim adamı, devlet adamı ve filozoflar, çektikleri ıstırapla da meşhur oldular, kocaman akıllarıyla ıstırap çektiler.

Alman filozoflarından Nietzsche ve Schopenhauer bunlardan sadece ikisidir. Zaman zaman İslamiyet'in lehinde şeyler söylemiş olan Voltaire de muzdariptir.

Bunların Müslüman olmamasında zahiri iki mühim sebep vardır. Biri, İslamiyet'i bütünüyle öğrenmemiş olmaları, diğeri de, Müslümanları görüp, İslamiyet'ten yüz çevirmeleridir. Amma, Asr-ı Saadet'ten günümüze kadar, Müslümanların sayısı, gayrimüslimlerin Müslüman olmasıyla artmıştır. Bu da ayrı bir gerçek.

İspanya'da yüzlerce sene saltanat sürmüş olan Endülüs Emevi Devleti, pek çok Hıristiyan'a tesir etmiş; hatta Müslüman gibi yaşayan Hıristiyanların sayısı çokmuş. İngiliz tarihçilerinden Prof. Dr. Philip K. Hitti'nin yazdığı ve Prof. Dr. Salih Tuğ tarafından tercüme edilen İslâm Tarihi'nde deniliyor ki: "Halife Abdurrahman devrinde, harem sistemi dâhil, Endülüs Müslümanlarının dil, edebiyat, din ve diğer sosyal müesseselerin tesir ve cazibesi o derece büyük oldu ki, fiilen İslamiyet'i kabul etmemiş Hıristiyan şehir ahalisinin çoğu, Müslümanlar gibi bir yaşayış içine girdiler..."

Bir zamanlar Avrupalılar, Müslümanları taklit edermiş, şimdi de Müslümanlar Avrupalıları taklit ediyor. Şu tablo gösteriyor ki biz, o ecdada layık torunlar değiliz.

Endülüs, Selçuklu ve Osmanlı İslâm devlerinin tesir sebebiyle Esop gibileri Müslümanların kıssalarını alıp, anekdot diye anlattılar. Victor Hugo, "Sefiller" isimli romanında, evliyaların hayatını, papazların ve Jan Valjan gibi sefillerin üzerinde dile getirdi. Dante ise hem cehennem tarifini Kur'an'dan aldı, hem de İslâm büyüklerini cehennemde gösterme küstahlığına gitti. Bu misallerin sayısını artırabiliriz. Neticede, Avrupa'yı taklit eden Türkiye'de iki türlü anlayış meydana geldi: Ahirete inananlar ve inanmayanlar.

Ahirete inanmayanlar, "Bu dünyada ne yaparsak, yanımıza kâr kalır" düşüncesiyle, her türlü kötülüğü yapabiliyor. Fakat akılları, geçmiş zamanın pişmanlıklarını ve gelecek zamanın korkularını hatırlatıyor. Özellikle ölümden çok korkuyorlar. Maupassant'ın çömezleri sayılacak bu gibi kimseler, ölümü hatırlamamak için kendilerini ya içkiye veriyorlar veya kumara. Böylece hayat daha da zorlaşıyor.

Her türlü ekonomik meseleyi tartışabilen sosyalistler, ölüm hakkında konuşmak istemezler. Onlar akıllarına göre bir hayat yaşamak isterler, bu da İslamî açıdan çok uzaktır. Kapitalistler de bunlardan daha iyi değil.

Ölüm yokluk ve hiçlik değildir. Ruhunu tekâmül ettiren insan, ölümden korkmaz. Ecnebilerin dediği gibi, "life for life", yaşamak için yaşamak şeklinde hayatını sürdürüyorsa, ölümden korkar.

Saygılarımla
ANİF_BİR_KUL

 100 
 İSTİŞARELER (İstişare Platformu) / Serbest Kürsü / SEVGİLİ MUHAMMED, A.S
 : 25 Mayıs 2018, 05:42:09 ÖÖ 05 
Başlatan hanif_bir_kul - Son mesaj Gönderen: hanif_bir_kul

SEVGİLİ MUHAMMED, A.S

AHZAP:21 GERÇEK ŞU Kİ, Allah'ı ve Ahiret Günü'nü (korku ve umutla bekleyen) ve O'nu her daim anan (hatırlayan) kimseler için Allah'ın Elçisi güzel bir örnektir. (Ahzap 33/21)

Allah (cc) insanlar için insan elçiler göndermiştir ki örnek edinilebilsin, arkasından gidilebilsin, izi sürülebilsin. Kur'an müşriklerin insan üstü vasıflarda peygamber anlayışından bahseder ve Allah'ın resulü hz. Muhammed'e (sav) "Ben de ancak sizin gibi bir insanım.(kehf 18/110) demesini emreder. Aslında müşriklerin insanüstü peygamber anlayışı vazifeden kaçmak içindi.
Eğer resul insanüstü güçlere sahip olursa onun örnek edilmesi mümkün olmaz dolayısıyla kendileri için peygambere methiye düzmekten başka bir vazife gerekmezdi.

Nitekim müşrikler sağlığında isyan ettikleri resulleri öldükten sonra benimsemiş onları yücelterek en kutsal makama oturtmuş ancak onun izinden gitmedikleri için şirke düşmüşlerdir.

Hz. Muhammed'in (sav) resul olarak geldiği müşrik toplumun hz. İbrahim'i peygamber kabul ettiğini ve onu sahiplendiklerini unutmayalım.
Allah hz. Muhammed'i (sav) örnek edinen ve onun izinden giden müminleri de bütün insanlara örnek gösteriyor. Yani bizler hz. Muhammed'i (sav) gereğince örnek ve önder edinmediğimiz için insanlara örnek bir ümmet olma özelliğini kazanamıyoruz. Bunun vebali çok ağırdır.
Bu yazıda kurana göre hz. Muhammed'in (sav) iki konudaki örnekliğinden bahsedeceğiz.

HZ. MUHAMMED'İN (sav) TEBLİĞ METODU

Bu (Kur'an), insanlara bir tebliğdir. Bununla uyarılsınlar...(İbrahim 14/52)
De ki: Ben, sizi vahiy ile uyarıyorum.(Enbiya 21/45.)
Bu Kur'an bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu.. (En-am 6/19)
Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir millete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. (Rad13/30)
Sana indirilen bir kitaptır. Onunla uyarman, inananlara öğüt hususunda kalbinde bir sıkıntı olmasın. (Araf 7/2)
Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver. (Kaf 50/45)
Yukarda naklettiğimiz ayetler Hz. Muhammed'in (sav) izlediği metodunu bize göstermektedir. O kendisine vahiy olunanana uyuyor insanları vahiy ile uyarıyordu. Biz de hz. Muhammed'in (sav) yolundan gidecek, onun sünnetine uyacak isek onun yaptığını yapmalı ve insanları vahy ile uyarmalıyız.
O bir peygamberdi öyle yapıyordu . Biz onun yaptığı gibi yapamayız deme hakkımız da yok. Bu onun yolunu inkar olur. En azından onun metodunu takip için gayret göstermeliyiz. Tabi bunun için vahiy yani kur'anı iyi öğrenmemiz gerekir.

Sana bu Kitab'ı her şeyi açıklayan ve Müslümanlara yol gösterici, rahmet ve müjde olarak indirdik. (Nahl 16/89)
Dikkat edelim kuran sadece Allah resulüne değil tüm Müslümanlara yol gösterici bir rehberdir.
Asra yemin ederim ki, İnsanlar hüsrandadır. Ancak iman edip Salih ameller işleyenler hak ile ve sabır ile tavsiye edenler müstesnadır. 103/1,2,3.
Hak, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma! (Bakara2/147.)
Hz. Muhammed'in (sav) yolundan gitmez isek hak ile yani vahy ile yani kuran ile tavsiyeleşmezsek , bu hususta sabretmezsek hüsranda olduğumuzu Allah bize bildiriyor.
İnsanları Kuran ile uyarmak, öğüt vermek Hz. Muhammed'in (sav) sünnetidir. Müminler de insanları Kuran ile uyarmak, öğüt vermek bunun içinde kuranı iyi bilmek zorundadırlar.
Yine hz. Muhammed (sav) Allah'ın indirdiği ile hükmetmiş ve Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenleri kafir ilan etmiştir.(Maide 5/44 ) Bu da hz. Muhammed'in (sav) en önemli sünnetlerinden biridir.

HZ MUHAMMED'İN (sav) HÜKMETMESİ:

Sen, sana vahy olunana uy ve Allah hükmedinceye kadar sabret. O hakimlerin en hayırlısıdır. (Yunus 10/109.)
Bir konuda Allah hükmünü açıklamamışsa o konuda hz. Muhammed'in (sav) kendi başına hükmetmesi söz konusu değil. Nitekim kur'an'da sana den soruyorlar de ki şeklinde bir çok ayet var.Allah resulü hükmü açıklanmamış konularda kendisine soru sorulduğunda eğer inmiş olan ayetlerde bir açıklama yok ise ya da vahiy bütünlüğünde verecek bir cevabı yoksa ayetler inene kadar bekliyordu.
Bize vahiy gelecek değil ama bir konuda kuran bilgimiz yeterli değil ise o konuyu iyice öğrenene kadar hüküm bildirmememiz gerekir.
De ki: Ben Resullerden bir bidatçi(Yenilikçi) değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahy edilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. (Ahkaf 46/99)
Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma! (Nisa 4/105)
Allah resulünün hainlerden taraf olması beklenemez ancak burada resul hz. Muhammed (sav) (a) şahsında hepimize bir uyarı söz konusu.
İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberleri gönderdi. Anlaşmazlığa düştükleri konularda İnsanlar arasında , hükmetsin diye, onlarla beraber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi.

Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan ötürü dinde anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenlere, üzerinde ihtilafa düştükleri gerçeği izniyle gösterdi. Allah dilediğini doğru yola iletir. (Bakara 2/213)
Dikkat! Resullere ve resullerle birlikte indirilen kitaba tabi olması gerekenlerin bu kitaplarla hükmetmeleri bekleniyor.
Yoksa onlar cahiliye idaresini mi arıyorlar? İyi anlayan bir topluma göre, hükümranlığı Allah'tan daha güzel kim vardır? (Maide5/50)
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a mahsustur. İşte, bu Allah, benim Rabbimdir. O'na dayandım ve O'na yönelirim. (Şura42/10)
Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür. (Nisa 4/58)
Dikkat edersek yukarıdaki ayetlerde hükmün yalnızca Allah'a ait olduğu söyleniyor ancak resullerin ve insanların da hükmetmesinden bahsediliyor. Bu durumda Hükmetmenin iki manasından söz etmek mümkündür.
1. Kanun koymak, yasalar yapmak manasına. Örnek:T.B.M.M. kanun yaparak hüküm vaaz eder.
2. Kanun hükümlerini uygulamak manasına. Örnek: Mahkemeler T.B.B.M. nin koyduğu hükümleri uygular yani hükmeder.
Din adına hüküm koymak yalnız Allah'a mahsustur. Kim Allah'ın hükmüyle hükmetmezse kafirdir,zalimdir, fasıktır/ yoldan çıkmıştır. (5/44-45-46) Fakat bu hükümleri uygulayan insanlardır.
Allah Kuran'da, genel hükümleri, toplumun yapısını sağlamlaştıracak, insanları kula kul olmaktan çıkaracak hükümleri koymuştur. Mal emniyetini,can emniyetini, nesil emniyetini, din emniyetini sağlamayla da insanları/ Müslümanları vazifelendirmiştir.
Toplumun düzenini sağlamak için yönetim emanetini ehliyetli insanlara verdiğimiz taktirde (4/58- emaneti ehline veriniz.) Allah'ın genel kanunlarına uygun bazı düzenlemeler yapmaları, insanların da Kuran'a ters düşmeyen bu düzenlemelere 4/9 . ayetteki Sizden olan emir sahibine uyun emri gereği uymaları gerekmektedir.

Bu durumda ulülemrin/ kamu yetkililerinin 42/32 ayeti gereği kararı danışma ile alması gerekir.
Allah'ın resulü hayatta iken hem elçilik vazifesini yerine getirmekte hem de müminlerin emirliğini/ yöneticiliğini üslenmekte idi. Toplumun yapısına, insanların ihtiyaçlarına, çevre şartlarına, ekonomik yapıya dair bazı düzenlemeler yapması, şartlar değiştiğinde bu düzenlemeleri de değiştirmesi kaçınılmazdı. Kuran zaten bu bakış açısını resule ve müminlere vermektedir.
Kısaca toparlarsak makro planda yani helal haram koymak , din vaaz etmek ,genel hükümler koymak açısından Allah'ın hükmünde ortağı yoktur. Allah'ın koyduğu hükmü yürürlükten kaldırmak, değiştirmek, yeni hükümler koymak ilahlığa soyunmak demektir.
Mikro planda hükmetmek ise Allah'ın hükümlerini uygulamak ve o hükümlere uygun düzenlemeler getirmekle olur.
Allah Kuranda can emniyeti üzerinde duruyor ve gelişen teknoloji ile trafik devamlı can alıyor ise trafik kuralları (kanunları / hükümleri) koymak Allah'ın hüküm sahasına girmek değildir. Aksine Allah'ın mal ve can emniyetini koruma ile ilgili emirlerini yaşama geçirmektir.
Allah zinayı yasaklarken bu devirde tecavüz olmadıkça zina yasaklanamaz demek ise Allah'ın hükmüne muhalefet etmek dolayısıyla küfürdür.
Hz. Muhammed'in (sav) sünneti Allah'ın indirdiği hükümleri hayata geçirmesi, insanlar arasında adaletle hükmetmesi ve zaman mekan ve imkanlar çerçevesinde hukuki düzenlemeler yaparak adaleti tesis etmesiydi. İnşallah bizlerde bu sünnete uyanlardan oluruz.

Sayfa: 1 ... 8 9 [10]
MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.913 Saniyede 17 Sorgu ile Oluşturuldu