PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) => Hadisler => Konuyu başlatan: Aysegul üzerinde 20 Haziran 2007, 09:01:09 ÖS 21



Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 20 Haziran 2007, 09:01:09 ÖS 21
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
 
Ben kıyamet şöyle yakın olduğu halde gönderildim!" buyurdular ve şehadet parmağıyla orta parmağını yanyana gösterdiler.

Buhari, Rikak 39


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 20 Haziran 2007, 09:01:50 ÖS 21
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Kim (gasben başkasının) arazisine bir karış haksız tecavüz ederse yedi kat yerin dibine kadar boynuna dolandırılarak cezalandırılır.

Buhari, Bed'ül-Halk 2, Mezalim 13


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 20 Haziran 2007, 09:02:28 ÖS 21
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Allah Teala hazretleri şöyle buyurdular: "Ey ademoğlu! Kendini ibadetine ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakrını kapayayım. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakrını da kapamam."  

Tirmizi, Kıyamet 31


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: ebrar üzerinde 21 Haziran 2007, 02:03:13 ÖÖ 02
  Günün Hadis-i Şerifi
Efendimiz (sav) buyuruyorki;
Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa ona sevdiğini söylesin.
(Ebu Davud, Edeb 122)
 


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: LaEdri üzerinde 17 Temmuz 2007, 11:25:14 ÖÖ 11
" Allah mü'min kulunu ancak ummadığı yerden rızıklandırmayı diledi. " 

Hz. Muhammed (s.a.v.)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: LaEdri üzerinde 18 Temmuz 2007, 09:45:12 ÖÖ 09
"Cennet'e onu arzu eden girer. Cehennem'den korkan, uzak kalır.
Allah ise merhamet edene merhamet eder." 

Hz. Muhammed (s.a.v.)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: selen üzerinde 19 Temmuz 2007, 09:26:43 ÖÖ 09
Enes (r.a.)'dan: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki; "Kişi ile şirk arasında namazın terki vardır." diğer rivayetlerde; "Küfür ile iman arasında" ve "Kul ile küfür arasında" lafızlarıyla da gelmiştir.  Ahmed-Müslim-Tirmizi



Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: LaEdri üzerinde 20 Temmuz 2007, 10:30:32 ÖÖ 10
Selman-ı Farisi´den:

"Allah Tealanın 100 rahmeti vardır. Ondan (yeryüzüne indirdiği) bir rahmet ile canlılar birbirlerine acırlar. Doksan dokuz rahmeti ise kıyamet günü içindir."
(Müslim - 2702)
---
Bir diğer rivayet şöyledir:

"Allah Teala gökleri ve yerleri yarattığında 100 rahmeti vardı. Her bir rahmet, gökle yer arasına dolduracak genişliktedir.
Yüz rahmetin birini yeryüzüne indirdi. Bu rahmet sebebiyle (işte) anne yavrusuna şefkat gösterir. Vahşi hayvanlar ve kuşlar birbirlerini severler.
Kıyamet günü olunca, Allah rahmetini kemale erdirecektir. (Diğer 99 rahmetini de kulları için indirecektir)"


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: LaEdri üzerinde 21 Temmuz 2007, 09:55:49 ÖÖ 09
"Allahu Teala şöyle buyurdu; 'Ben kulumun zannına göreyim... O halde, Benim için hayır zannında bulunsun ve Ben Beni andığı zaman kulumun yanındayım."   

Hz. Muhammed (s.a.v.)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 24 Temmuz 2007, 07:41:00 ÖS 19
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Kıyâmet günü, mü'minin mizanında güzel ahlaktan daha ağır basan bir şey yoktur. Allah Teâla hazretleri, çirkin (düşük söz ve) davranış sahiplerine buğzeder .

Tirmizi, 2003


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 27 Temmuz 2007, 12:24:12 ÖS 12
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Büyük günahlar dışında, beş vakit namaz ve iki Cuma Namazı, aralarında işlenen günahlara kefaret olurlar

Müslim, Tahare 14


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 30 Temmuz 2007, 01:51:21 ÖS 13
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Yalan söylemekten kaçının. Çünkü yalan kişiyi günaha; günah da Cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye neticede Allah katında "Kezzab" - çok yalancı - olarak yazılır.

Buhari, Edep 69


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 31 Temmuz 2007, 06:15:01 ÖS 18
İbnu Abbâs (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri buyurdular ki: "Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim izarımdır. Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa, onu cehenneme atarım."
(kutubu sitte-7234)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 02 Ağustos 2007, 12:45:49 ÖS 12
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Kur'an-ı Kerimi okuma ve anlamasını bilen mü'min, mana alemindeki bazı meleklerle beraberdir. Okuma, öğrenme ve ezberlemede zorlukla karşılaşan kimseye de iki kat sevap vardır.  

Buhari, Tevhid 52


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: ebrar üzerinde 13 Ağustos 2007, 11:55:43 ÖÖ 11
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Öyle bir devir gelecek ki, insanoğlu aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı oduğuna hiç aldırmayacak. (Buhari, Büyü 7, 23)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 14 Ağustos 2007, 02:13:00 ÖS 14
Mazlumun (bed)duasından sakının. Zira onunla Allah arasında hiç bir perde yoktur. (Buhari)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 18 Ağustos 2007, 03:38:34 ÖS 15
''iki haslet vardır ki, mü'minde bir arada bulunmazlar: cimrilik ve kötü ahlak''

(Tirmizi, birr 41)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 23 Ağustos 2007, 03:24:51 ÖS 15
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl.

Tirmizi, 2141


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 24 Ağustos 2007, 02:57:54 ÖS 14
Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü denildi. Ümmetinden, görmediğin kimseleri (Kıyamet günü) nasıl tanıyacaksın?" Şu cevabı verdi: "Ümmetim, abdest sebebiyle alınlarında nur, kollarında nur, ayaklarında nur taşıyacaklar (bu nurla onları tanıyacağım)."

Kütüb-i Sitte, 6041


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 27 Ağustos 2007, 07:08:18 ÖS 19
“Kim Kur’an-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lam mim bir harftir demiyorum. Elif bir harftir. Lam bir harftir, mim de bir harftir.”
(Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 16)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 28 Ağustos 2007, 12:59:01 ÖS 12
Hz. Ebu Bekir (ra) bir defasında Efendimiz’e şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resûlü, ihtiyarladınız!” Peygamberimiz’in (sas) cevabı şu oldu: “Hud, Vâkıa, Mürselât, Amme Yetesâelun, İzeşşemsü Küvvirat (sûreleri) beni ihtiyarlattı.” Hadisi açıklayan alimler şu noktaya parmak basıyorlar:
“Bu sûrelerde âhiret halleri ile ilgili bilgiler yer alıyordu. Peygamber’in mübarek canına bir şey olacak değil; fakat O, bize bizden daha şefkatli olduğundan bizim başımıza gelecekleri ve ümmetinin o sûrelerde tasvir olunan ahval içindeki yerini düşünüyordu, ağarma bundandır.”
 (İbn Sa’d, Tabakat, I, 435)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 31 Ağustos 2007, 01:48:18 ÖS 13
Numan bin Beşir (r.a)dan rivayet edildigine göre, efendimiz şöyle buyurmuşlardır: ''Mü'minler, birbirlerini sevmekte ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vucudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlarda bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar''

(Buhari Edeb 27; Muslim Birr 66)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 03 Eylül 2007, 01:33:32 ÖS 13
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Hiçbir farz namazını kasten terk etme. Kim namazı kasten terkederse, ilahi koruma ve teminattan mahrum kalır.

İbni Mace, Fiten 23


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: tekgsm üzerinde 04 Eylül 2007, 05:40:35 ÖS 17
"Sizden hiç kimse, maruz kaldığı bir zarar sebebiyle ölümü temenni etmesin. Mutlaka bunu yapmak mecburiyetini hissederse, bari şöyle söylesin: "Rabbim, hakkımda hayat hayırlı ise yaşat, ölüm hayırlı ise Canımı al!"

Hz. Muhammed (s.a.v.)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 05 Eylül 2007, 03:41:33 ÖS 15
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

''Muhakkak ademoglunun kalbinin her vadide bir subesi vardır.Sayet onun kalbi butun bu subelere takılırsa Allah c.c ,onu hangi vadide helak edecegini umursamaz

(hadis-i serif,kuda'i,Şihabü'l-ahbar)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: tekgsm üzerinde 06 Eylül 2007, 09:04:22 ÖÖ 09
Nefsimi kudret elinde tutan Zat'a kasem olsun, ya ma'rufu emreder ve münkerden de yasaklarsınız veya Allah'ın katından umumi bir bela göndermesi yakındır.

O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez."

Hz. Muhammed (s.a.v.)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: ebrar üzerinde 09 Eylül 2007, 05:49:44 ÖS 17
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (SallAllahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki;

Müslümanın başına gelen hiçbir yorgunluk, hastalık, tasalanma, üzülme hali, eziyete uğrama, gam çekme, hatta vücuduna batan bir diken yoktur ki, Allah bunlardan biri ile onun günahlarından bir kısmını affedip bağışlamasın.

(Müslim - 2573)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 20 Eylül 2007, 05:07:16 ÖS 17
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

''Gunahtan tovbe ederek donen,hic gunah islememiş gibidir''

(buhari)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 20 Eylül 2007, 11:02:40 ÖS 23
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Sana sıkıntı zamanında okuyacağın bir duayı öğreteyim mi?: Allahu, Allahu Rabbi, la üşriku bihi şey'en. (Rabbim Allah'tır, Allah! Ben ona hiçbir şeyi ortak koşmam!)

Ebu Davud, 1525


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 21 Eylül 2007, 04:08:53 ÖÖ 04
Peygamber efendimiz s.a.v buyurmuslardır ki:

''Ademoglu, mideden daha serli bir kap doldurmaz. Oysa belini dogrultacak bir kac lokmacık yeterlidir. Ancak nefsin galebesiyle, illa da mideyi doldurma işini yapacaksa bari onu uce ayırsın: ucte birini yemege, ucte birini suya, ucte birinide nefesine tahsis etsin, ucte birden fazlasına yemek koymasın. Her turlu hastalıgın kupu midedir''

(Tirmizi zuhd 47)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 25 Eylül 2007, 03:37:30 ÖÖ 03
Peygamber efendimiz s.a.v buyurmuslardır ki:

Eğer siz Allah’a gereği gibi güvenseydiniz, Allah kuşları doyurduğu gibi sizi de rızıklandırırdı.
Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam dolu kursaklarla dönerler.

(Tirmizi zühd 33, ibn mace zühd 14)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: zehra_61 üzerinde 30 Eylül 2007, 06:21:56 ÖS 18
Ebu Hureyre (r.a)'den. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Allah için duadan daha kıymetli bir şey yoktur. (Tirmizi, 3591)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: zehra_61 üzerinde 30 Eylül 2007, 06:22:53 ÖS 18
Hiçbiriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek iman etmiş olamaz.

Buhari iman 7, Müslim iman 71


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: zehra_61 üzerinde 30 Eylül 2007, 06:23:47 ÖS 18
Kişinin kendinden sonra bıraktığı şeylerin en hayırlısı üç tanedir: Kendisine dua edecek salih evlat, kendisine sevabı ulaşacak olan sadaka-i câriye ve kendisinden sonra onunla amel edilecek ilim.
( İbn Mace )


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: zehra_61 üzerinde 30 Eylül 2007, 06:24:47 ÖS 18
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Size öyle bir zaman gelecektir ki, o zamanda şu üçten daha değerli bir şey olmayacaktır:
Helâl para, candan arkadaşlık yapılacak bir kardeş, uygulanacak bir sünnet."

Huzeyfe radıyallahu anh. Taberâni


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: DeryaSevde üzerinde 01 Ekim 2007, 12:48:10 ÖS 12
Mü'minin Rabbine karşı hüs-ü zanda bulunması ibadetlerinin güzelliğindendir..


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: DeryaSevde üzerinde 01 Ekim 2007, 12:50:38 ÖS 12
sana inanan bir kardeşine, YALAN söylemenden daha büyük bir hıyanet yoktur..

(ebu davud edep:79)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: EbrarEsma üzerinde 01 Ekim 2007, 03:42:44 ÖS 15
Efendimiz Buyuruyor ki;
"Mü'minin dili, kalbinin gerisindedir. Konuşmak istediği zaman önce kalbi ile düşünür, sonra söyler. Münafığın dili ise, kalbinin önündedir. Söylemek istediğini düşünmeden söyler."


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: EbrarEsma üzerinde 01 Ekim 2007, 03:45:35 ÖS 15
Efendimiz buyuruyor ki;
"Allah katında dünyanın harab olması, bir müslümanın haksız yere öldürülmesinden daha önemsizdir."

NESEİ


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: zehra_61 üzerinde 02 Ekim 2007, 01:30:12 ÖS 13
 Resulullah (sav) buyurdular ki: "Cehennemliklerin azab cihetiyle en hafif olanı, ayağında ateşten bir nalın ve nalın bağı olan kimsedir ki, ayağındakiler sebebiyle, tıpkı tencerenin kaynaması gibi, başında dimağı kaynar. Öyle tahammülfersa bir azab duyar ki, azabca insanların en hafifi olduğu halde, kendinden şiddetli azab çeken olmadığını zanneder."

Buhari, Rikak 8; Müslim, İman 363 (213); Tirmizi, Cehennem 12, (2607)  


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 06 Ekim 2007, 03:12:57 ÖS 15
Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''

Tirmizi, Cihâd 3, (1624).



Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 15 Ekim 2007, 04:47:26 ÖS 16
“İbn Ömer'in (r.ahm.) anlattığına göre: Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Her sarhoşluk veren şey (dinde yasaklanan içki olan) hamr grubundandır ve sarhoşluk veren her şey haramdır. "


(Müslim, Eşribe,73-l, 1587 )


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 16 Ekim 2007, 12:13:03 ÖS 12
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah (ASM)'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"

(Ebu Davud, Sünne, 6)

 



Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: hacet üzerinde 18 Ekim 2007, 08:30:49 ÖÖ 08
Âhir zamanda birtakım deccallar, yalancılar çıkacak. Size, sizin ve babalarınızın işitmediği hadisler getirecekler. Aman onlardan sakının! Sizi sapıtarak fitneye düşürmesinler!” (Müslim, Mukaddime 7)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: zehra_61 üzerinde 23 Ekim 2007, 11:16:26 ÖS 23
Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte mü'minlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir uzuv rahatsız olsa, diğer uzuvlar uykusuzluk ve hararette ona iştirak ederler.


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 02 Kasım 2007, 11:13:00 ÖÖ 11
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :
 
Allahım, huşu duymaz bir kalpten, dinlenmeyen bir duadan, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden sana sığınırım.

Tirmizi


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: vuslat_sevdasi üzerinde 14 Kasım 2007, 04:19:05 ÖS 16
PEYGAMBER EFENDİMİZ BUYURUYORLAR Kİ;
HAMD ALLAH'ADIR, ONA SIĞINIR ONDAN MAĞFİRET DİLERİZ. NEFİSLERİMİZİN ŞERRİNDEN DE ONA SIĞINIRIZ. ALLAH KİME HİDAYET VERİRSE, ONU KİMSE SAPTIRAMAZ, KİMİ DE SAPTIRIRSA ONU KİMSE HİDAYETE GÖTÜREMEZ.
ŞAHADET EDERİM Kİ, ALLAH'TAN BAŞKA İLAH YOKTUR. YİNE ŞEHADET EDERİM Kİ, MUHAMMED ONUN KULU VE ELÇİSİDİR. ONU HAK İLE KIYAMETTEN ÖNCE MÜJDELEYICI VE KORKUTUCU OLARAK GÖNDERDİ. KİM ALLAH VE RASULÜNE İTAAT EDERSE DOĞRU YOLU BULMUŞTUR. KİMDE O İKİSİNE İSYAN EDERSE, BİLSİNKİ SADECE KENDİSİNE ZARAR VERİR ALLAH'A HİÇ BİR ZARAR VERMEZ.
BUHARİ...


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 28 Ocak 2008, 06:07:19 ÖS 18
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb'i:

- Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir."

(Tirmizî, Mevâkît 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 149; Nesâî, Salât 9; İbni Mâce, İkâmet 202 )


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 01 Şubat 2008, 02:38:55 ÖS 14
“Enes'in (r.a.) haber verdiğine göre: Allah Resulü (a.s.): "Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahur yemeğinde bereket vardır" buyurmuştur.

Hadis Müslim, Sıyam 45 (l, 770)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 14 Şubat 2008, 03:28:24 ÖS 15
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
'Kıyamet günü mizana ilk konulacak olan şey güzel ahlaktır.'
(Taberani el-mu'cemü'l kebir 24/253)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: vuslat_sevdasi üzerinde 14 Şubat 2008, 07:23:16 ÖS 19

Amr İbnu'l-As radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Şüphesiz, her derede, âdemoğlunun kalbinden bir parça bulunur (yani kalp her şeye karşı bir ilgi duyar). Öyleyse kimin kalbi bütün parçalara ilgi duyarsa, Allah onun hangi vadide helak olacağına hiç aldırmaz. Kim de Allah'a tevekkül ederse, kalbinin her şeye (ilgi kurarak dağılmasını önlemek için) Allah ona yeter."


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 20 Şubat 2008, 06:20:17 ÖS 18
Peygamberimiz (s.a.v) Buyurdu:
Bir kimse yumuşak davranmaktan mahrum ise hayrın tamamından mahrumdur. (Müslim, 2592)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 21 Şubat 2008, 01:58:48 ÖS 13
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki


“Hiçbiriniz; «Ben insanlarla beraberim, eğer insanlar iyilik yaparlarsa ben de iyilik yaparım, kötü davranırlarsa ben de kötü davranırım.» diyen şahsiyetsiz kimselerden olmasın! Aksine insanlar iyilik yaparlarsa iyilik yapmak, kötü davranırlarsa haksızlık etmemek için nefsinizi terbiye edin.” (Tirmizî, Birr, 63)



Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 26 Şubat 2008, 11:48:47 ÖÖ 11
Essalâtu vesselâmu aleyke Yâ Rasûlallâh...
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki :

Sahip olunan şeylerin en efdali; Zikreden bir dil, şükreden bir kalb, kocasının imanına yardımcı olan saliha bir zevcedir.

Tirmizi, Tefsir, Berae


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: filozof58 üzerinde 10 Mart 2008, 09:30:50 ÖS 21
Peygamberimiz (SAV) Buyurdular ki:
Kim günah işleyip de tövbe eden kimseyi, işlediği o günahtan dolayı kınarsa, kendisi o günahı işlemeden ölmez.
Hadis (İmam Ahmed).


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 12 Nisan 2008, 03:18:41 ÖS 15
Ebû Hüreyre radıyallahu ahn'ın şöyle dediği rivayet edildi:
Hazreti Peygamber buyurdu ki:
"Bir zaman gelecek, insanlar mezarlığa sık sık gidip, kabirler üzerine kapanarak: 'Ah! Şu mezarın benim olmasını ne kadar isterdim!' diyecekler.”
Bunun üzerine Hazreti Peygamber'den soruldu:
'Ey Allah'ın Resulü! Nasıl olur?'
Hazreti Peygamber:
'Zamanın maddî, manevî ızdıraplarla dolu olması; belâ, musibet ve fitnelerin çok olması sebebiyle olur..."


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: tuba üzerinde 13 Nisan 2008, 01:37:37 ÖÖ 01
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki:
Hiçbiriniz beni babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olamaz.

[ buhari]


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: ebrar üzerinde 28 Nisan 2008, 04:49:35 ÖS 16
بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Abdullah İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı) Rahmân'dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa, Allah da ondan (rahmet bağını) koparır."

Tirmizi, Birr 16, (1925); Ebü Dâvud, Edeb 66 (4941)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: vuslatsevdası üzerinde 30 Nisan 2008, 10:36:18 ÖS 22


(http://sapphire.kucukresim.com/uploads/32aef31c55sf64bbd4.gif) (http://www.kucukresim.com)

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى


~~~*~~~*~~~ 


"Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek:

"Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp

gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız" buyurmuştur."

 
~~~*~~~*~~~


Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42

 


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: vuslatsevdası üzerinde 30 Nisan 2008, 10:37:47 ÖS 22

(http://sapphire.kucukresim.com/uploads/32aef31c55sf64bbd4.gif) (http://www.kucukresim.com)

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

~~~*~~~*~~~

"Küçüklerimize merhamet etmeyen,

büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir."

~~~*~~~*~~~
 
Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

 


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: vuslatsevdası üzerinde 30 Nisan 2008, 10:40:58 ÖS 22

(http://sapphire.kucukresim.com/uploads/32aef31c55sf64bbd4.gif) (http://www.kucukresim.com)

خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

~~~*~~~*~~~
 
 "Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır."

~~~*~~~*~~~

Tirmizî, Radâ', 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

 


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: badısabah üzerinde 06 Mayıs 2008, 08:39:54 ÖS 20


(http://future.kucukresim.com/uploads/dinigif70lqd4bbd.gif) (http://www.kucukresim.com)

(http://future.kucukresim.com/uploads/kiyamet-sorgua30ff.gif) (http://www.kucukresim.com)

Ebu Berze Nadle İbni Ubeyd el-Eslemî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz." [1]

Açıklamalar

İnsanlar, kıyamet gününde, dünyada yaptıkları her işten hesaba çekilirler. Burada sayılan beş şey, hesap esnasında sorulacak olanların en önemlileridir. Yoksa, sadece bunlardan sorumlu tutulup başka şeylerden sorumlu olmayacakları düşünülemez. Fakat sayılanlar dışında kalan
şeyler, bunların detayları, şubeleri kabul edilebilir. İnsanın hayatı kendisine Allah'ın bir emanetidir; bu emanete hıyanet etmemesi gerekir. Bir insan, hayatım Allah'ın emirleri ve yasakları doğrultusunda geçirirse, emanete hıyanet etmemiş olur.

İslami anlayışa göre ilim, insana doğruyu ve yanlışı gösterir. Bilen kimse, öncelikle bilgisini hareketlerine hakim kılar ve ona göre davranışlar ortaya koyar. Böylece başkalarına örnek oluşunun yanında, insanları bilgilendirme sorumluluğunu da taşır. Herkes, kıyamet gününde,
Allah huzurunda, bildiği kadarıyla vazifesini yapıp yapmadığından, ilmini hayatına uygulayıp uygulamadığından hesaba çekilecektir.

İslam dini, insanın mal kazanması ve zengin olmasına engel olmaz. Tam aksine, çalışıp çabalamayı, elinin emeğiyle geçinmeyi ve başkasına muhtaç duruma düşmemeyi tavsiye eder. Bütün bu konularda koyduğu tek prensip, malı ve mülkü helal yollardan kazanmak, haram yollara sapmamak ve malın hakkını vermektir. Fakat sadece meşru yollardan kazanmakla iş bitmemekte, kazancın nereye ve nasıl sarfedildiğinin de bilinci içinde olunması gerekmektedir. Bunlar yerine getirildiği takdirde, kişinin Allah huzurunda hesap verebilmek için üzerine düşen asgarî şartlara uyduğu söylenebilir; istenilen de bundan ibarettir.

İnsana verilen nimetlerin en kıymetlilerinden biri de sağlık ve sıhhattir. Çok kere bir nimeti kaybetmeden onun kıymetini bilemeyiz. Hasta olmadan önce sağlığın kıymetini bilemeyişimiz de bunun önemli örneklerinden biridir. Vücut ve ruh sağlığına sahip olmak, her şeyden önce gelir. Bunları korumak için bütün tedbirleri almak, en başta gelen görevlerimiz arasındadır. Zira kıyamet gününde, vücudumuzu koruyup korumadığımızdan da hesaba çekileceğiz.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Kıyamet gününde hesap haktır.

2. insan bu dünyada yaptığı her şeyden hesaba çekilecektir.

3. Hayat insan için bir nimet olup, bunun kıymetini bilmesi gerekir.

4. İnsan faydalı ilimler öğrenmeli ve ilmiyle amil olmalı, ibadet ve taatlerinde samimi davranmalıdır.

5. Mal ve mülk helal yoldan kazanılmalı ve meşru şekilde harcanmalıdır.

6. Haramlardan sakınmak suretiyle sağlık ve sıhhatimizi korumak görevimizdir.

KüTüBi SiTTe






Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 07 Mayıs 2008, 03:39:13 ÖS 15
(http://destiny.kucukresim.com/uploads/0015gl1af9e.jpg) (http://www.kucukresim.com)

(http://destiny.kucukresim.com/uploads/kiyamet-sorgu9fa62.gif) (http://www.kucukresim.com)

Mü'minlerin emîri Ebü Hafs Ömer ibni Hattab radıyallahu anh, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken dinledim, dedi:

"Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah'a ve Resülü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Resülü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.

Açıklamalar :

"Yapılan işler niyetlere göre değerlenir" hadisi, insanın kazanacağı sevap ve günahlar ile yakından ilgili ve son derece önemlidir. Ahmed İbni Hanbel, Ebü Davud, Tirmizî, Darekutnî gibi büyük alimler, bu hadisle, İslamiyet'in üçte birini anlamanın mümkün olduğunu söylemişlerdir. İmam Şafiî, bu hadisin yetmiş ayrı konuyla ilgisi bulunduğunu, bu sebeple de onu din ilminin yarısı saymak gerektiğini belirtmiştir. İmam Buharî ise, kitap yazanlara bir nasihatte bulunarak, eserlerine bu hadisle başlamalarını tavsiye etmiştir.

Şimdi niyetin ne olduğunu görelim:
Niyet, bir işi Allah rızası için yapmayı kalbden geçirmektir. İş ya kalble, ya dille veya diğer organlarla yapılır. Kalbimizle yaptığımız işler, niyet ve düşüncelerimizdir. Dilimizle yaptıklarımız konuşmalarımızdır.

Organlarımızla yaptığımız işler de fiil ve davranışlarımızdır. Sözler ve davranışlar çoğu zaman niyete bağlı olduğu için, iyi niyet bazan başlı başına bir ibadet olur.

Ameller yani yapılan işler niyete göre değer kazanır sözü, çoğu zaman organlarımızla yaptığımız işleri kapsar. Yoldaki bir taşı, insanlara zarar vermesin düşüncesiyle ve sevap kazanmak ümidiyle kaldırıp atmak bir ibadet sayılır. Birinin malım meşru olmayan yollardan elde etmeye karar vermişken, Allah korkusuyla bu düşünceden vazgeçmek de aynı şekilde sevap kazanmaya vesile olur.

Kalbden geçen düşünceler, iyi niyete dayandığı zaman Allah katında değer kazanır. Bu esnada kalbin uyanık ve şuurlu olması gerekir.

Dil bir şeye niyet ederken kalb bu düşünceye katılmazsa, niyet makbul olmaz. Çünkü Allah Teala bizim şeklimize, kalıbımıza değil, kalblerimize bakar, niyetlerimize değer verir.

Abdullah İbni Ömer'in alim ve zahid oğlu Medine'nin yedi fakihinden biri olan Salim, halife Ömer İbni Abdülaziz'e yazdığı mektupta şöyle demişti:

"Şunu iyi bil ki, Allah Teala'nın kuluna yardımı, kulun niyeti kadardır. Kimin niyeti tam olursa, Allah'ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne kadar azalırsa, Allah'ın yardımı da o kadar azalır."

Herkesin yaptığı işin karşılığını niyetine göre alması şu gerçeği vurguluyor: Yapılan bir ibadet ve herkesin takdirini kazanan bir hizmet görünüş bakımından kusursuz olabilir; ancak o ibadet ve güzel hizmetin samimi bir niyetle ve sadece Allah'ın rızasını kazanmak maksadıyla yapılması şarttır. İnsanların takdir ve teveccühünü kazanmak veya hem Allah rızasını hem de insanların takdirini kazanmak düşüncesiyle yapılan ibadet ve hizmetlerin Allah katında hiçbir kıymeti yoktur. Yapılan işleri Allah katında değerli kılan bizim ihlas ve samimiyetimiz, yani o işleri sadece Allah rızası için yapmış olmamızdır. Mesela insanlar beni görsün ve takdir etsin diye namaz kılmak, zekat vermek şirk derecesinde büyük bir günahtır. Fakat gösterişi aklından geçirmeyen bir mü'minin, başkalarını o ibadeti yapmaya teşvik etmek niyetiyle herkesin göreceği bir yerde namaz kılıp zekat vermesi faziletli bir davranıştır. Böyle bir mü'min hem görevini yapmış hem de iyi niyetinden dolayı ayrıca sevap kazanmış olur.

İyi niyete dayanmayan, sadece gösteriş için yapılan ibadetlerin ve güzel davranışların Allah katında hiçbir değeri bulunmadığını Peygamber Efendimiz ibretli bir misalle ortaya koymuştur. Bu hadis-i şerife göre kıyamet gününde ilk defa bir şehid hakkında hüküm verilecek. Allah Teala ona ne yaptığını sorduğunda:

- Senin uğrunda çarpıştım, sehid edildim, diyecek. Fakat Cenab-ı Hak ona:
- Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın, buyuracak ve o adam yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kur'an okuyan bir kimse getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacak.
- İlmi öğrendim ve öğrettim. Senin rızanı kazanmak için Kur'an okudum, diyecek. Allah Teala ona:
- Yalan söyledin. İlmi, sana alim desinler diye öğrendin. Kur'anı ise, güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öyle de denildi, buyuracak. O adam da yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Hadis-i şerifin devamında zengin bir kimsenin huzura getirileceği, onun da malını Allah rızası için harcadığını söyleyeceği, ona, "cömert adam" desinler diye malını sarfettiği söyleneceği ve diğerleri gibi onun da cehenneme atılacağı belirtilmektedir.[2]

Bu niyet hadisinden şöyle bir sonuç da çıkmaktadır:
Aslında ibadet olmayan bazı işler, iyi niyetle yapıldığı takdirde ibadete dönüşebilir. Mesela yemek yiyen kimse, bu gıdalardan elde edeceği kuvvetle ibadet edeceğini düşünürse, yemek yerken bile sevap kazanmış olur. Normal ticaretini yapan kimse, işini en iyi şekilde yaparak insanlara hizmet etmeyi, onları aldatmamayı düşünürse, hem para hem de sevap kazanabilir.

Hadis-i şerifimizde "Kimin niyeti Allah'a ve Resülü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah'a ve Resülü'ne hicret sevabıdır" buyuruluyor. Hicret, bir şeyi terketmek demektir. Allah Teala'nın yasak ettiği şeyleri terkedip yapmamak da genel manada hicret sayılmaktadır. Bu sebeple Peygamber Efendimiz:

"Muhacir, Allah'ın yasakladığı şeyleri bırakan kimsedir" buyurur

Hadiste sözü edilen hicretten maksat, kafirlerin elinde bulunan vatanı bırakıp İslam yurduna göçmek demektir. Hz. Peygamber ile ashabı, Mekke'den Medine'ye bu maksatla göçmüşlerdir. Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ue sellem'in söylemek istediği şudur:

Bir adam hicret ederken dünyevî bir çıkar düşünmemiş, sadece Allah'ın rızasını kazanmayı ve Resülullah'ı hoşnut etmeyi hedef almışsa, hicreti makbul olmuştur; Allah ve Resulü'ne hicret etme sevabını elde etmiştir. Kim de hicret ediyor görünse bile, aslında bir dünyalık elde etme veya bir kadınla evlenme arzusuyla yola çıkmışsa, onun hicreti makbul sayılmaz ve hiçbir sevap kazanamaz. Bu gerçeği Allah Teala şöyle belirtmiştir:

"Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını çoğaltırız. Dünya kazancını isteyene de dünyalık veririz; ama onun ahirette bir nasibi olmaz".

Bu hadis-i şerifin söylenmesine şöyle bir olayın sebep olduğu anlatılır:

Sahabîlerden biri, Ummü Kays adlı bir hanımla evlenmek ister. Fakat o günlerde Ümmü Kays Medine'ye hicret etmeyi düşünmektedir. Kendisiyle evlenmek isteyen sahabîye, niyeti ciddi ise Medine'ye hicret etmeyi ve orada evlenmeyi teklif eder. Mekke'deki kurulu düzenini terketmeyi henüz düşünmeyen o sahabî Ümmü Kays'la evlenmek arzusuyla Medine'ye hicret etmek zorunda kalır. Bu durumu bilen sahabîler, Ümmü Kays'ın muhaciri anlamında "Muhaciri Ümmü Kays" diye takıldıkları o zatın, hicret sevabı kazanıp kazanmadığını tartışmaya başlarlar. İşte o zaman Peygamber Efendimiz, bu hadis-i şerifle meseleye açıklık getirerek herkesin niyetine göre sevap kazanacağını belirtir.

Hadisten Öğrendiklerimiz:

1. Yapılan işlerden sevap kazanabilmek için o işlere iyi niyetle başlamak gerekir.
2. Niyetin kalben yapılması önemli olduğu için, bunu ayrıca dille söylemek şart değildir.
3. Allah rızası gözetilmeden yapılan işlerden sevap kazanılamaz.
4. İnsan göründüğü gibi olmalı, dünyevî bir çıkar için dini kullanmamalıdır.
5. İhlas, niyet sağlamlığı demektir

KüTüB-i SiTTe



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 08 Mayıs 2008, 04:37:09 ÖS 16
(http://future.kucukresim.com/uploads/516a2c6768pc7d23f0.gif) (http://www.kucukresim.com)

Numan ibni Beşir radıyallahu anhüma' dan rivayet edildiğine göre, Rasülullah saîlallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."

Açıklama

Bu hadîs-i şeriften, mü'minlerin, sevgi, merhamet ve yekdiğerini esirgeyip koruma gibi son derece üstün nitelikli işlerde birbirlerine yar ve yardımcı olmaları gerektiğini öğreniyoruz. Buna göre, mü'minler birbirlerini sevmeli, birbirlerine merhamet etmeli, acımalı ve birbirlerine şefkat edip yardımcı olmalıdırlar. Çünkü hem müslümanların salahı hem ümmetin felahı, gönüllerini ve kafalarını bu engin fazilet hisleriyle doldurmuş ve hayatlarına bu duygular yön veren kadrolarla sağlanabilir. Bu güzel duyguların karşıtı olan sevgisizlik, merhametsizlik, şefkatsizlik ve ilgisizlik hastalıklarından kurtulmak gerekir. Mü'minler, sadece kendi iç bünyelerinde değil, başka din mensupları veya herhangi bir dine mensup olmayanlara karşı da tam bir insanî yaklaşım sergilemekle emrolunmuşlardır.

Efendimiz'in üstün nitelikli teşbihleriyle belirttikleri gibi, uykusuzluğun sebebi, vücudun bir uzvunda hissedilen acılardır. Humma yani ateşli hastalıklar ise uykusuzluk sebebiyle daha da artar. Sevgisizlik, merhamet yoksulluğu ve şefkatsizlik, acı veren ve insanı ateşler içinde yakıp kavuran bir hastalık gibidir. Humma tabiri dilimizde, sıtma kelimesiyle ifade edilir; aynı zamanda bütün ateşli hastalıkların da genel adıdır. Sıtma, diğer ateşli hastalıklar arasında en ağır olanı ve bütün vücudu sarsan bir hastalıktır. Bu sebeple Peygamberimiz'in teşbihi çok dikkat çekicidir. Birimizin parmak ucundaki küçücük bir sivilce nasıl bütün vücudumuzun ıstırap içinde kalmasına ve acı duymasına sebep oluyorsa, yeryüzünün herhangi bir yerindeki mü'minin acı ve ıstırabı bizi ilgilendirir ve rahatsız eder.

Mü'minler fert ve cemiyet olarak acılardan, ıstıraplardan ve hastalıklardan kurtulmak için, İslam'ın sunduğu reçetelere bağlı kalmalıdırlar.

Sevgi, merhamet, şefkat ve yardımlaşma iyi mü'min olmanın ve Allah'ın kul olarak yarattığı insana saygının birer simgesi ve önemli göstergeleridir. Bütün insanlara karşı anlayışlı ve tüm yaratılmışlara karşı merhametli olmak, İslam’ın insanı ulaştırmak istediği kemalin esasıdır. Bu ise, önce mü'minlerin kendi aralarında başlar, sonra insanlığı ve bütün yaratılmışları içine alır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Mü'minler sevgi, merhamet, şefkat ve yardımlaşmada bir vücut gibi olmalıdırlar.

2. İnananlar, birbirlerinin sevinç ve kederine ortak olmak zorundadırlar.

3. İslam toplumu bir vücut gibidir; bir uzvun hastalığının bütün vücudu rahatsız etmesi gibi, bir müslümanın başına gelen bela ve musi­betleri, bütün müslümanlar kendilerine dert edinmelidir.

KÜTÜB-İ SİTTE



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 09 Mayıs 2008, 02:58:48 ÖS 14

(http://football.kucukresim.com/uploads/anim2qd0cb804.gif) (http://www.kucukresim.com)

(http://football.kucukresim.com/uploads/kiyamet-sorgu869ab.gif) (http://www.kucukresim.com)

Ebü Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kendi yetimini veya başkasına ait bir yetimi himaye eden kimseyle ben, cennette şöyle yanyana bulunacağız."

Hadisin ravisi Malik İbni Enes, -Peygamber aleyhisselam'ın yaptığı gibi- işaret parmağıyla orta parmağını gösterdi.[1]

Açıklamalar

Erginlik çağına gelmeden önce babasını kaybetmiş çocuğa yetim deriz. Hadîs-i şerîf yetimleri, soy itibariyle yakınlık bakımından, insanın kendi yetimleri ve başkasına ait yetimler diye ikiye ayırmaktadır. Bir kimsenin kendi yetimleri: torunu, erkek veya kız kardeşinin çocuğu, öz veya üvey kardeşi, oğulluğu veya kocası ölen bir hanıma göre geride kalan çocukları, yahut bu neviden yakınlarıdır.

Yetim bir yavrunun babadan anadan kalma malı bulunabilir. O takdirde bu yavru erginlik çağına girene kadar kendisine sahip çıkmak, malının yok olup gitmesine meydan vermemek onu himaye etmek olur. Şayet malı yoksa, onun himayesi, babasının yokluğunu aratmamaya
çalışmakla mümkün olur. Her toplumda olduğu gibi bizde de hadsiz hesapsız yetim vardır. Nice yetimler, ellerinden tutacak, kendilerini hayatın zor ve katı şartlarına alıştıracak rehberleri olmadığı için ezilmişler, itilip kakılmışlar ve adeta kötü insan olmaya zorlanmışlardır.

Bu yavrulara sahip çıkanlar, toplumun bir açığını kapamış, bir yarasını sarmış olurlar. Kısacası, insan olmanın sorumluluğunu duymuş olurlar. Hayatın kahredici çarkının bir insanı ezmesine göz yummayanlar, emsalsiz bir insanî zevki tadarlar. Ayrıca şu hadîs-i şerîfin vadettiği hesapsız mükafatı kazanırlar:

"Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır".[2]

Her saç teline karşılık bir sevap, ne büyük mükafattır...

Şu halde yüreğinden kopup gelen derin bir şefkat duygusuyla bir yetimi kucaklayıp bağrına basan, yanaklarına öpücükler konduran, ona yalnızlığını ve yetimliğini unutturmaya çalışan bir kimse, ilahî rahmet sağanağı altında yıkanmış ve günahlarından arınmış olmaktadır.

Bir yetim gülüyorsa, başına şefkat eli değdiği içindir. Bir yetim gülüyorsa, bütün bir toplum gülüyor demektir.

Şu hadîs-i şerîf de bu gerçeği pekiştirmektedir:

"Bir kimse, müslümanların arasında bulunan bir yetimi alarak yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir suç işlemediği takdirde, Allah Teala onu mutlaka cennete koyar".[3]

"Affedilmeyecek suç" ifadesi hatıra iki büyük günahı getirmektedir:

Biri Allah'a şirk koşmak yani Allah'dan başka bir ilahın varlığını kabul etmek, diğeri de kul hakkı yedikten sonra onu helal ettirmemektir.

Cennet'e girebilmek, şüphesiz büyük bir saadettir. Ondan da üstünü, Cennet'te Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'e komşu olabilmektir. Cennet'i yaratan ve oradaki üstün mevkileri bazı iyilikleri yapanlara ayıran Allah Teala, sevgili Resülü'ne komşu olma bahtiyarlığını, yetimleri koruyanlara lütfetmiştir.

Ne mutlu o bahtiyarlara!..

Hadislerden Öğrendiklerimiz

1. Cennette en üstün mevki, Hz. Peygamber'e komşu olabilmektir.

2. Bu üstün mevkii kazanmanın bir yolu, yetimi himaye etmektir.

3. Kendisinin veya başkalarının yetimlerini koruyanlar, Allah Teala'yı hoşnut ederler.


KüTüB -i SiTTe


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 10 Mayıs 2008, 04:22:19 ÖS 16
(http://future.kucukresim.com/uploads/435d3512.gif) (http://www.kucukresim.com)

(http://future.kucukresim.com/uploads/sadakaa8c06.jpg) (http://www.kucukresim.com)

Yine Ebu Zer radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binaenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır, iyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rek'at namaz bütün bunları karşılar." [1]


Açıklamalar

İnsan vücudundaki her mafsal (eklem) için bir sadaka vardır. Bir başka hadise göre de vücutta 360 eklem bulunmaktadır. O halde herkesin hergün bu kadar sadaka vermesi gerekmektedir. İlk bakışta, çok yüklü gözüken bu sadaka borcu, hadisimizdeki açıklama ile oldukça kolaylaşmaktadır. Söylenecek her sübhanellah (tesbih), elhamdülillah (tahmid), La ilahe illallah (tehlil) ve Allahu ekber (tekbir) kelimeleri ayrı ayrı birer sadakadır. İyiliği emretmek, bir kötülükten nehyetmek, evet bunların her biri birer sadakadır. Görüldüğü üzere dinimizde hayır yolları pek çok olup sayılamayacak kadar sınırsızdır.

Hele böyle tek tek hayır ve iyilik olan konuların yanında bir de toptan hayır olanlar vardır ki, bunlar işi daha kolaylaştırmaktadır. Hadisimizde işte bunlardan biri, kuşluk (duha) vakti kılınan namaz olarak bildirilmiştir. Halkımızın "Kuşluk Namazı" dediği bu ibadet, iki rekat ile sekiz rekat arasında değişen nafile bir ibadettir. Bu namaz, hadiste sayılan sadakaları topluca ödeme imkanıdır. Çünkü namaz, bedenin bütün organlarıyla yapılan bir ibadettir. Namaz kılmakla her organ kendi şükrünü yerine getirmiş olur. Öte yandan her türlü tesbih ve tahmid, tehlil ve tekbir namazda bir arada bulunmaktadır. Namaz, nefse hayrı emretmek ve onu münkerden nehyetmektir. Nitekim bir ayet-i kerîmede, "Namaz her türlü kötülük (fahşa ve münkerden) alıkor" [2] buyurulmuştur.

Hadisimizde insan vücudundaki mafsalların sayılmaması, maksadın anatomi dersi vermek olmadığındandır. Öte yandan "sadakadır" diye belirtilenlerin tamamı, "maddî" yönü olmayan hususlardır. "Sadaka" deyince, akla hemen malî iyilikler gelir. Oysa hadisimiz her hayırlı işin sadaka olduğunu bize öğretmektedir. Oturup kalkarken, uzanıp yatarken bile insanın "sadaka" niteliğinde iyilikler yapabileceğini bildirmektedir.

"Kuşluk Namazı", güneşin doğuşundan yaklaşık kırk beş dakika sonra başlayıp zeval vaktine yarım saat kalıncaya kadar devam eden zaman içinde kılınır. Gündüzün dörtte biri geçtikten sonra kılınması daha uygundur. Bu namazın bu kadar faziletli oluşu, muhtemelen, bu zaman kesiminin herhangi bir namazın vakti olmaması dolayısıyla çoğu kişinin ibadeti düşünmemesindendir. Zira bizim gibi ılıman iklim kuşağında bulunan ülkelerde öğle öncesi yoğun iş saatleridir. Meşgale veya gaflet zamanında yapılan ibadetlerin fazileti daima farklıdır. Bu sebeple gecenin seher vakti de aynı üstünlüğe sahiptir (Kuşluk namazı hakkında geniş bilgi için bk. 1141-1145 numaralı hadisler).

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. İyilik ve hayır yapmaya gayret gösterilmeli, malî ve fiilî olarak yapılamazsa, tesbih, tekbir gibi sözlü olarak yapılmalıdır. Sadaka ve hayır yollarının çeşitli olduğu unutulmamalıdır.

2. "Kuşluk Namazı" önemli, şükür ve sadaka niteliği yüksek bir nafile ibadettir. Hz. Peygamber bu namazı hem kılmış hem de kılınmasını teşvik etmiştir. İki rek'at olarak kılınması da yeterli olmaktadır.

KüTüB-i SiTTe


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 12 Mayıs 2008, 01:38:28 ÖÖ 01
(http://football.kucukresim.com/uploads/c2151813df41ba4f6b39.jpg) (http://www.kucukresim.com)

(http://football.kucukresim.com/uploads/kiyamet-sorgua5f07.gif) (http://www.kucukresim.com)

Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhüm'dan rivayet edildiğine göre, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Ben, Allah'tan başka bir ilah bulunmadığına, Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet edip, namazı dosdoğru kılıncaya ve zekatı hakkıyla verinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum. Bunları yaptıkları takdirde, kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar, İslam’ın gerektirdiği haklar ise bunların dışındadır. Onların gizli hallerinin hesabı Allah'a aittir."

Açıklama

İslamda harp değil sulh esastır. Savaş, bir gaye ve hedef olarak kabul edilmez. Sulhu ve sükunu sağlamak, insanlığı mutlu kılmak için her türlü çareye başvurulduktan sonra netice alınmazsa, savaşmak mecburiyetinde kalınabilir. İslam'a göre savaşın gayesi, yeryüzünü küfür ve şirkin hakimiyetinden, zalimlerin zulmünden arındırmak, Allah'ın dininin herkese ulaşmasını sağlamak, Allah ile kulları arasındaki engelleri ortadan kaldırmaktır. Kimse müslüman olmaya zorlanamaz; ancak müslüman olmak isteyenlere engel olunması önlenir; müşrikler ve kafirler ya İslam'a girmek, ya İslam'ın hakimiyetini kabul etmek, ya da sulh yapmak yollarından birini tercih ederler.

Hadisimizde kendileriyle savaşılacağından söz edilen kimseler, öncelikle müşrikler ve kitap ehli olmayan putperestlerdir. Kitap ehli olan yahudi ve hıristiyanlarla savaşılmasının sebebi ise, Allah'a inanmakla beraber, inançlarının bozukluğu ve Hz. Muhammed'in Allah'ın resulü olduğuna inanmayışlarıdır. Bu kimseler İslam'ın hakimiyetini kabul etmeye ve müslüman olmadıkları takdirde cizye vermeye mecbur edilirler.

Allah'a ve Resülüne inandıklarını söyleyenlerle, yani kelime-i şehadet getirenlerle artık savaşılmaz. Daha sonra onlardan namaz kılmaları, zekat vermeleri ve İslam’ın diğer şartlarını yerine getirmeleri istenir. Çünkü kelime-i şehadet getirip İslam'a girenler, İslam dininin bütün gereklerini yerine getirmeyi kabul etmiş sayılırlar. Bunları yapıp yapmadıkları, İslam yönetimi tarafından takip edilir. Dinin gereklerini yerine getirmeyenlere ise gereken yapılır.

Bütün bunlara, insanların zahirî halleri, dışa akseden söz ve davranışları esas alınarak karar verilir. Onların içlerinde sakladıkları niyet ve düşüncelerin, yaptıkları gizli kapaklı işlerin hesabı Allah'a aittir. Kimsenin niyeti, kafasında ve gönlünde gizlediği düşüncesi, başkalarını ilgilendirmeyen özel hayatı araştırılmaz.

"İslam'ın hakkı" denilerek istisna edilen kısım ise, işlediği suçtan dolayı ölümü hak edenin öldürülmesi, malının alınmasını gerektiren bir suç işleyenin malının alınmasıdır.

Hz. Ebu Bekir, zekat vermeyi reddedenlerle savaşmaya karar verirken, Kur'an'ın ilgili ayetleri ile birlikte bu hadisi de kendisine delil edinmişti. Hadisin gösterilen kaynaklarından bazısında, bu açıkça belirtilmektedir. Bu hadis, pek çok sahabe tarafından rivayet edilmiş olup, mütevatir hadisler arasında sayılır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Müslüman olduğunu söyleyen ve İslam'ın emirlerini yerine getiren kimseyle savaşmamak dini bir vecibedir.

2. Bir kafirin müslüman olduğuna hükmetmek için kelime-i şehadet getirmesi yeterlidir.

3. Kişiler, dış görünümleri ve davranışlarına göre değerlendirilir, haklarındaki hüküm de buna göre verilir.

4. Gizli olan niyet ve düşüncelerin hesabını sormak, kulların vazifesi olmayıp Allah'a aittir.

5. Kelime-i şehadet getiren ve İslam'ın emirlerine uyan bir kimse, işlediği suçlardan dolayı hesaba çekilir ve ölüm cezasına veya başka bir cezaya çarptırılır.

6. Kelime-i şehadet getiren bid'atçı tekfir olunmaz, imansızlıkla suçlanmaz.

KüTüB-i SiTTe


Konu Başlığı: Dilde Alim, Kalpte Cahil
Gönderen: pambuli üzerinde 12 Mayıs 2008, 03:41:50 ÖS 15
Tamamen fayda vermesi gereken ilmin nasıl zararlı hale geldiğini
ve vardırdığı sonuçları
Efendimiz (A.S.) şöyle anlatıyor:

"Adi kimselerle mücadele, alimlere karşı üstünlük taslamak ve bu suretle
yalnız insanların teveccühüne mazhar olmak için ilim öğrenmeyin!
Bu gaye için ilim öğrenenler cehennemdedir."
(ibn-i Mace).

"Sizin için Deccal'den ziyade Deccal olmayanlardan korkarım.
" "Onlar kimdir?" sorusuna "Saptıran imamlardır" buyurdu.
(Ahmed b. Hanbel).

"Kıyamet gününde alim getirilir ve cehenneme atılır; bağırsakları dışarı
dökülür ve değirmen çeviren merkep gibi onunla döner.
Cehennem halkı etrafına toplanır ve ?Bu çektiğin nedir?' diye sorarlar.

Alim şöyle cevap verir: iyiliği emrettim, kendim yapmadım; kötülükten menettim,
fakat onu kendim yaptım (da onun için)."
(Buharî, Müslim)

Hz. Ömer (R.A.): "Bu ümmet hakkında en çok korktuğum, ilim sahibi olan münafıktır."
buyurarak en büyük endişesini dile getirir. "Bilgili münafık nasıl olur?"
sorusuna, "Dilleri ile alim, kalp ve amelleri ile cahil olmakla!" şeklinde cevap verir.


Faydasız ilme sahip olanlar, ilimlerinin gereğini yerine getirmedikleri için genellikle
ALLAH'ın zikrinden de uzak kalırlar ve arzularına mağlup olurlar. Bu tür kişilere karşı çok
dikkatli olmak gerektiğini şu ayet ortaya koyar:

"Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, keyfinin peşine düşen ve işi haddini aşmak olan kimseye itaat etme!"
(Kehf/2 )

Faydalı ilim, yaşanan ve ALLAH'a ulaştıran ilimdir. Faydalı ilme sahip olan yeryüzünde
takva üzere dolaşır, hiçbir şey onu şımartmaz. Bütün gayreti ALLAH'ın kitabına,
Rasulü'nün Sünneti'ne uymak ve bu dünyadan göçünceye kadar ALLAH'ın ölçülerini
aşarım endişesi ve hassasiyeti içerisinde yaşamaktır.

Bu haliyle o, Resul-i Ekrem (A.S.)'ın şu hadislerini canlandırmaktadır:

"ilim üçtür: Konuşan kitap (Kur'an), yaşanan sünnet, bir de ?bilmem' demektir."
(ibn-i Mace).


"İSLAM garip olarak doğdu ve garip olarak gidecektir. Gariplere müjdeler olsun.
" "Garibler kimdir?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Benim sünnetimden insanların bozduğunu ve terkedilen sünnetlerimi yaşatanlardır.
" (Müslim)

"ALLAH'ım!
Faydasız ilimden,
ürpermeyen kalpten,
doymayan nefisten
ve karşılık görmeyen duadan sana sığınırız!"
Amin...
 


Konu Başlığı: Ynt: Dilde Alim, Kalpte Cahil
Gönderen: SuVaRi üzerinde 12 Mayıs 2008, 04:44:21 ÖS 16
"İSLAM garip olarak doğdu ve garip olarak gidecektir. Gariplere müjdeler olsun.
" "Garibler kimdir?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Benim sünnetimden insanların bozduğunu ve terkedilen sünnetlerimi yaşatanlardır.
" (Müslim)
inş..yaşatanlardan oluruz..

"ALLAH'ım!
Faydasız ilimden,
ürpermeyen kalpten,
doymayan nefisten
ve karşılık görmeyen duadan sana sığınırız!"
Amin...
amin ..Allah cc razı olsun pampuli  ;)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 12 Mayıs 2008, 11:05:13 ÖS 23
(http://football.kucukresim.com/uploads/99tn2jsyr62901e.gif) (http://www.kucukresim.com)

(http://football.kucukresim.com/uploads/din-nasihat9311d.gif) (http://www.kucukresim.com)

Ebü Rukayye Temîm İbni Evs ed-Darî radıyallahu anh' den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem :

"Din nasihattir" buyurdu. Biz kendisine:

- Kimin için nasihattir? dedik. Peygamber Efendimiz:

- "Allah, Kitabı, Resulü, mü'minlerin yöneticileri ve tüm müslümanlar için nasihattir" buyurdu.[1]

Açıklamalar

Nasihat, Arap dilinin en kapsamlı kelimelerinden biridir. Bazı dil bi­limciler, Arapçada nasihat ile felah kelimeleri kadar dünya ve ahiret hayırlarını bünyesinde toplayan kelime olmadığını söylerler.

Nasihat sözlükte öğüt vermek, iyi ve hayırlı işlere davet, kötü ve şer olan şeylerden nehyetmek, bir işi sadece Allah rızası için yapmak, yırtık olan elbiseyi dikmek, balı mumundan süzüp arındırmak gibi çok çeşitli ve muhtevalı manalar ifade eder.

Hadisin anlamı "Dinin direği ve dini ayakta tutan nasihattir" demektir. Buna göre nasihat, neredeyse din ile aynı manada kullanılmış gibi bir intiba vermektedir. Bu, konunun önemini anlatması açısından böyledir. Nitekim, "Hac Arafattır"[2]  hadisi de, haccın temelinin ve hac sayılmasının şartının Arafat'ta bulunmak olduğunu, Arafat'ta bulunmayanın haccının olmayacağını anlatır.

Nasihat hadisi, cevamiü'l-kelîm denilen, az sözle pek çok manalar ifade eden hadislerden biridir. Bu sebeble İslam alimleri, nasihat hadisini, İslam’ın esasını oluşturan hadislerden biri ve en önemlisi kabul ederler.

Bu kısa açıklamalar, nasihatin, dilimizde çokça kullanılan, büyüğün küçüğe verdiği sözlü öğütlerden ibaret olmadığını ortaya koymuş oluyor.

Şimdi nasihatla kastedilen geniş ve kapsamlı manalara ve anlatımlara, hadiste zikredilen esaslar dahilinde açıklamalar getirebiliriz.

a.Dinin Allah için nasihat oluşu:

Bir mü'min için öncelikler vardır. Bunların başında Allah'a iman, ilk sırada yer alır. Tabiî ki Allah'a iman, sadece "inandım" demekle yerine gelmiş olmaz. Nitekim ayet-i kerîmede: "İnsanlar "inandık" demekle, imtihandan geçirilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?"[3] buyurulur. İşte dinin Allah için nasihat oluşunun ilk basamağı Allah'a imandır. O'na şirk koşmamak, O'na kulluk ve ibadette ihlaslı davranmak, daima Allah'a itaat üzere olmak, O'na isyandan şiddetle kaçınmak, Allah için sevmek, Allah için buğz etmek, Allah'a itaat edene dost, isyan edene düşman olmak, Allah'ı inkar edenlerle cihad etmek, nimetlerine şükretmek, insanları bu sayılan vasıflara davet ve teşvik etmek, bütün insanlara nezaket göstermek; işte bunlar Allah'a imanın gereği ve dinin Allah için nasihat oluşunun îcabıdır. Müslümanın bütün söz ve davranışlarında bun­ların gereğini yerine getirmesi, hem dünyada hem de ahirette kendisine fayda verir.

b.Dinin Allah'ın Kitabı için nasihat oluşu:

Allah'ın Kitabından maksat Kur'an-ı Kerîm'dir. Bir müslüman, bütün semavî kitapların Allah katından indirildiğine, Kur'an'ın o kitapların sonuncusu ve onlara şahit olduğuna inanır. Bu konudaki inanç temelleri şunları da içine alır:

Kur'an'ın Allah kelamı olduğu, Allah tarafından gönderildiği ve yine O'nun tarafından korunacağı, kul sözlerinden hiçbirinin ona benzemediği, kullardan hiçbirinin onun bir benzerini getiremeyeceği gerçeklerini kabul edip inanmak. İşte bütün bunlar, Kur'an'a yönelik inanç esaslarıdır.



Dinin Kur'an için nasihat oluşuna şu prensipleri de ilave etmemiz gerekir: Kur'an'ı okumak ve hıfzetmek. Çünkü Kur'an'ı okumakla ilim ve irfan kazanılır; nefs temizliği ve gönül saflığı elde edilir; insanın takvası artar. O halde Kur'an'ı okumak, sadece lafzını okuyup sevap kazanmak değil, Kur'an bilgisine sahip olmaya gayret etmek anlamındadır. Şunu da hemen ifade edelim ki, Kur'an okumakla insan büyük sevap kazanır ve Kur'an kendisini okuyana şefaatçi olur. Ancak bunların tahakkuk etmesi için bir takım şartların yerine getirilmesi gerekir.

Kur'an okurken ona saygı ve ta'zim göstermek, tecvidine ve adabına riayet ederek okumak, harflerinin hakkını vermek, huşu içinde okumak gerekir. Bu konu, Kur'an'ın kıraatı ile ilgili kitaplarda genişçe ele alınır.

Kur'an'ı okurken manalarını düşünmek, ayetlerin mahiyetini anlamaya çalışmak icab eder. Nitekim Allah Teala: "Bunlar Kur'an'ı düşünmezler mi? Yoksa kalbleri kilitli midir?"[4] buyurarak bizi uyarır.

Kur'an-ı Kerîm'i müslüman nesillere öğretmek, Kur'an'ın korunması konusunda onlara mes'uliyetlerini hissettirmek, ona dil uzatanlara karşı müdafaa görevini yerine getirmek, her müslümanın vazifesidir. Kur'an'ı öğrenmek ve öğretmek bizler için izzetin, şerefin ve saadetin önemli bir vesilesidir. Peygamber Efendimiz "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğretenlerinizdir"[5] buyurmuşlardır. Bütün müslümanların Kur'an'ı okumayı öğrenmeleri ve ayrıca onu anlamaya çalışmaları, üzerlerine düşen önemli görevlerden biridir. Bütün yeryüzü müslümanları, buna özel bir ilgi ve ihtimam göstermelidirler. Çünkü bu konu, müslümanların müştereklerinin başında gelir.

Kur'an'ı anlamak ve onunla amel etmek esastır. Anlama azmi olmadan ve sevap kazanma duygusundan mahrum olarak sadece okumak ve amel etmeksizin sadece anlamak bir hayır ve fazilet olarak kabul edilemez. Amel edilmeyen bilgi fayda vermediği gibi hoş da karşılanmaz. Allah Teala: "Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyi söylüyorsunuz? Yapmadığınız şeyi söylemeniz Allah katında büyük gazaba sebeb olur."[6] buyurur.

Kur'an ilimlerinin her birini öğrenmek, neşretmek, muhkemini, müteşabihini, nasih ve mensühunu, umum ve hususunu bilmek de ümmet üzerine farz olan hususlardır. Bu konularda alim yetiştirilmezse topyekün ümmet sorumlu olur.

Buraya kadar ana hatlarına işaret etmeye çalıştığımız hususlar, dinin, Kur'an için nasihat oluşunun çerçevesini meydana getirir.

d.Dinin Allah'ın Resulü için nasihat oluşu:

İslam, Allah katından insanlığa gönderilen son din, Kur'an son kitab olduğu gibi, Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de en son peygamberdir. Bir mü'minin Peygamber Efendimiz'le ilgili inancı şu esasları da ihtiva etmelidir. Hz. Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğunu kalb ile tasdik, dil ile ikrar etmek. Allah Resülü'nün Kur'an ve sahih sünnetle getirip bildirdiklerine iman etmek. Onu sevip itaat etmeyi, Allah'ı sevip itaat etmek gibi kabul etmek. "Ey Muhammed de ki: "Allah'ı seviyorsanız bana uyun, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın"[7]; "Peygambere itaat eden Allah'a itaat etmiş olur"[8] gibi Kur'an ayetleri bunun delîlidir. Allah'ın Resülü'nü dost edinenleri dost, düşmanlarını düşman bilmek. Ehl-i beytini ve ashabını sevmek, Peygamber'e inanmanın gerekleridir.

Hz. Peygamber'in sünnetini ihya edip hayata geçirmek, bid'attan ve bid'atçılardan kaçınmak, İslam'ın davetini yeryüzüne yaymak, sünnet ilimlerini öğrenmek, bunları başkalarına da öğretmek, ilmi öğrenir ve öğretirken edeblerine riayet etmek, alimlere saygı göstermek, terbiye ve nezaket kaidelerine uymak, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem' in ahlakıyla ahlaklanıp edebiyle edeplenmek gibi görev ve sorumluluklar, her müslümanın hassasiyetle uyması gereken esaslardır.

Belli başlılarını sıralamaya çalıştığımız bu prensipler, dinin, Allah'ın Resulü için nasihat oluşunun ne anlam ifade ettiğini ortaya koyar.

d.Dinin mü'minlerin yöneticileri için nasihat oluşu:

Hadiste geçen "eimme" tabirini, yöneticiler diye tercüme ettik. Esasen bu kelime, "imam" kelimesinin çoğuludur. İmam ise, toplumun önünde bulunan ve onlara önderlik yapan, toplumun da kendisine uyduğu kişidir. Daha özel anlamıyla imam, İslam ümmetinin başında bulunan liderdir. Ümmet denilmesinin sebebi de, bir imama tabi olduklarındandır. Bu lidere imam, halife, emir, sultan ve bunlara benzer isimler verilmiştir. Hangi adla anılırsa anılsın, imam, ümmetin önünde, onlardan sorumlu olan ve onları yöneten kişidir. Toplum içinde devletin yöneticisi adına hüküm verme yetkisine sahip kılınan herkes, her seviyedeki yönetici bu tabirin kapsamına girer. Ayrıca toplumda doğruyu ve yanlışı bildirme vazifesiyle mükellef olan alimler, insanlara örnek olması gereken mürşidler ve muslihler de bu tabirin muhtevasına dahildirler.

Muhteva tesbitini yaptıktan sonra, konunun esasına yönelik açıklamalara geçebiliriz.

Müslümanları yönetenler, onların işlerinin başına geçenler, müslümanlardan olmalıdır. Çünkü müslümanların kendilerini yönetenlere itaat etmeleri bir fariza, bir vecîbe, bir zorunluluktur. Müslüman olmayanlara nasıl itaat edilebilir? Allah Teala şöyle emreder: "Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, Resüle itaat edin ve sizden olan buyruk sahibi yöneticilere itaat edin"[9]. Bizlerin yöneticilere nasihatımız, onlara karşı vazifemiz, kendilerinin iyi ve dürüst olmalarını, doğru yolu bulmalarını, adaletli davranmalarını istemektir. Onlara karşı saygımız ve sevgimiz, şahıslarını tanımamıza veya birtakım özel işlerimizi onlar vasıtasıyla gerçekleştirmemize bağlı olamaz. Böyle bir saygı ve sevgi dinimiz nazarında makbul de sayılmaz. Yöneticilerin adil idareleri altında bütün İslam ümmetinin birliğini ister, bunun için gayret ederiz. İslam ümmetinin parçalanmışlığı yüreğimizi yaralar; insanların zalim yöneticilerin zulmü altında inlemesi, içimizi parçalar. Bu sebeble "yeryüzünü, Allah'ın halis kulları, gerçek mü'minler idare etmelidir" deriz ve bunun tahakkuku için var gücümüzle çalışmamız gerektiğine inanırız.

Dinin idareciler için nasihat oluşu, şu prensipleri de içine alır:

- "Hak üzere oldukları sürece onlara yardımcı olmak, hakdan ayrılmamaları yönünde onları uyarmak, yaptıkları yanlışları hatırlatmak, bunları yaparken kendilerine karşı yumuşak ve nezaket kaideleri içinde davranmak, yöneticilerine nasihatkar olmayan, zalime "sen zalimsin" demeyen, nasihatçılarının ağzı kilitlenmiş, hak söze karşı da kulakları tıkanmış olan bir ümmette hayır olmayacağını bilmek.

- Emir olan kişinin arkasında namaz kılmak, ona toplamakla yükümlü olduğu zekatı vermek, onunla birlikte cihada gitmek, kendisine hayır dua etmek, yalancı övgülerle onu aldatmamak.

- İşaret ettiğimiz bu noktalar, dinin imamlar yani yöneticiler için nasihat oluşunun neler ihtiva ettiğini ortaya koyar. Bunların izahı ve uygulama safhası ile ilgili açıklamaların yeri burası değildir. İslamî ilimlerin her birinde, ilgili oldukları bölümlerde konuya gereken önem ve hassasiyet gösterilir. Ancak doğrudan doğruya devlet yönetimiyle ilgili eserler de telif edilmiştir. Belli başlı bilgileri bu çeşit eserlerde bir arada ve topluca bulabiliriz.

Alimler, mürşidler ve muslihleri de toplumun önderi ve yöneticileri olarak kabul edenler bulunduğunu söylemiştik. Buna göre, Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünnetinin anlaşılıp hayata geçirilmesinde alimlerin sorumlulukları çok büyüktür. Onlar Kitap ve Sünnet'in emir ve yasaklarını, kendi heva ve hevesleri, sapık düşünce ve anlayışları doğrultusunda çarpıtmaya çalışanlara karşı koyma ve onların yanlışlarını, hatalarını ilmî bir tarzda reddetme mes'uliyeti taşımaktadırlar. O halde öncelikle alimler, mürşid ve muslihler dini çok iyi bilip, kendileri salah bulmuş olmalıdırlar. Kendileri salah bulmayanların başkalarını ıslah etmeleri mümkün olmaz.

Din alimleri, toplumu yöneten idarecilere, Allah'ın Kitabı ve Resülü'nün sünneti yönünde nasihat etmeyi ve kendilerini hakka davet etmeyi büyük ve şerefli bir görev saymalı, bu hususta görevlerini yerine getirmezlerse, Allah katında en büyük sorumluluktan kaçmış olmanın cezasını çekeceklerini bilmelidirler. Çünkü "En büyük cihad, zalim idarecice karşı hakkı haykırmaktır"[10]. Bunu yerine getirmediği gibi, zalimlerin zulümlerine ortak olan, onları tutan, azgınlıklarına göz yuman, zalimlere övgüler yazanlar Allah katında nasıl makbul olabilir ve Cenab-ı Hakk'ın huzurunda nasıl hesap verebilirler?

Gerçek alimler, her asırda ümmete yol ve yön göstermiş, toplumu sapmaktan korumuş, yöneticileri de gerektiği şekilde ikaz etme görevini yerine getirmişlerdir. Bunu yapmayanların bulunuşu, bütün ulemayı, muslihleri ve mürşidleri suçlamayı gerektirmez, gerektirmemelidir. Çünkü alimlere her asırda şiddetle ihtiyaç duyulmuştur. Ümmete düşen görev, gerçek alimlere tabi olmaktır.

e.Dinin tüm müslümanlar için nasihat oluşu:

Bütün müslümanların alim olması, alim olanlarının da her şeyi bilmesi mümkün değildir. Her yaştan, her renkten, her ırktan, her cinsten ve her seviyede insanıyla ümmet bir bütündür. Burada herkesin birbirine karşı vazife ve mes'uliyetleri vardır. İşte bunları öğrenmek, öğretmek, din ve dünyalarına ait faydalı olan şeyleri insanlara göstermek, onlara yardımcı olmak, kusurlarını örtmek, onlara eziyet etmemek, iyilikleri emir, kötülükleri nehyetmek, başkalarını aldatmamak, haset etmemek, hürmet, şefkat ve merhameti aralarında yaymak, kendisi için arzu ettiklerini onlar için de istemek, kendi nefsi için arzu etmediklerini onlar için de istememek, canlarını, mallarını, ırz ve namuslarını korumak ve müdafa etmek, dinin bütün müs­lümanlar için nasihat oluşunun gereğidir.

Bu açıklamalardan sonra, nasihatin din ve İslam anlamına kullanıldığını söyleyebiliriz. Başlangıçta ifade ettiğimiz ve bu açıklamalar­la görüldüğü üzere nasihat, yaygın olarak anlaşıldığı gibi sadece "öğüt vermek" anlamında kullanılmış değildir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Nasihat dinin emirlerinden olup farz-ı kifayedir. Gücü yeten herkes, gücünün yettiği nisbette nasihatten sorumludur.

2. Nasihat sadece "öğüt vermek" değil, dinin bütün emir ve yasaklarını ihtiva eden bir mana taşır.

3. Müslümanlar bir imamın önderliğinde Allah, Kur'an ve Resul inancına dayalı ümmet olma azmi, gayreti ve kararlılığı içinde bulunmak ve neticede yeryüzünde bunu gerçekleştirmekle mükelleftirler.

4. Nasihati kabul edilecek kişinin nasihat etmesi vacip olur.

5. Nasihat edene bir kötülük geleceğinden korkulursa, onun nasihati terketmesine ve şartlar teşekkül edinceye kadar beklemesine ruhsat vardır.
--------------------------------------------------------------------------

[1] Müslim, İman 95. Ayrıca bk. Buhari, İman 42; Ebü Davüd, Edeb 59; Tirmizî, Birr 17; Nesaî, Bey'at 31, 41
[2] Tirmizî, Tefsîri süre (2); Ebü Davüd, Menasik 68
[3] Ankebut süresi (29), 2
[4] Muhammed süresi (47), 24
[5] Buharî, Fezailü'l-Kur'an 21
[6] Saf süresi (61), 2-3
[7] Al-i İmran süresi (3), 31
[8] Nisa süresi (4), 80
[9] Nisa süresi (4), 59
[10] Ebü Davud, Melahim 17; Tirmizî, Bey'at 37


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 14 Mayıs 2008, 05:08:30 ÖS 17
(http://future.kucukresim.com/uploads/adsiz1cad3.bmp) (http://www.kucukresim.com)

Ebu Berze Nadle İbni Ubeyd el-Eslemî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Hiçbir kul, kıyamet gününde, ömrünü nerede tükettiğinden, ilmiyle ne gibi işler yaptığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, vücudunu nerede yıprattığından sorulmadıkça bulunduğu yerden kıpırdayamaz."

Açıklamalar

İnsanlar, kıyamet gününde, dünyada yaptıkları her işten hesaba çekilirler. Burada sayılan beş şey, hesap esnasında sorulacak olanların en önemlileridir. Yoksa, sadece bunlardan sorumlu tutulup başka şeylerden sorumlu olmayacakları düşünülemez. Fakat sayılanlar dışında kalan
şeyler, bunların detayları, şubeleri kabul edilebilir. İnsanın hayatı kendisine Allah'ın bir emanetidir; bu emanete hıyanet etmemesi gerekir. Bir insan, hayatım Allah'ın emirleri ve yasakları doğrultusunda geçirirse, emanete hıyanet etmemiş olur.

İslami anlayışa göre ilim, insana doğruyu ve yanlışı gösterir. Bilen kimse, öncelikle bilgisini hareketlerine hakim kılar ve ona göre davranışlar ortaya koyar. Böylece başkalarına örnek oluşunun yanında, insanları bilgilendirme sorumluluğunu da taşır. Herkes, kıyamet gününde,
Allah huzurunda, bildiği kadarıyla vazifesini yapıp yapmadığından, ilmini hayatına uygulayıp uygulamadığından hesaba çekilecektir.

İslam dini, insanın mal kazanması ve zengin olmasına engel olmaz. Tam aksine, çalışıp çabalamayı, elinin emeğiyle geçinmeyi ve başkasına muhtaç duruma düşmemeyi tavsiye eder. Bütün bu konularda koyduğu tek prensip, malı ve mülkü helal yollardan kazanmak, haram yollara sapmamak ve malın hakkını vermektir. Fakat sadece meşru yollardan kazanmakla iş bitmemekte, kazancın nereye ve nasıl sarfedildiğinin de bilinci içinde olunması gerekmektedir. Bunlar yerine getirildiği takdirde, kişinin Allah huzurunda hesap verebilmek için üzerine düşen asgarî şartlara uyduğu söylenebilir; istenilen de bundan ibarettir.

İnsana verilen nimetlerin en kıymetlilerinden biri de sağlık ve sıhhattir. Çok kere bir nimeti kaybetmeden onun kıymetini bilemeyiz. Hasta olmadan önce sağlığın kıymetini bilemeyişimiz de bunun önemli örneklerinden biridir. Vücut ve ruh sağlığına sahip olmak, her şeyden önce gelir. Bunları korumak için bütün tedbirleri almak, en başta gelen görevlerimiz arasındadır. Zira kıyamet gününde, vücudumuzu koruyup korumadığımızdan da hesaba çekileceğiz.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Kıyamet gününde hesap haktır.

2. insan bu dünyada yaptığı her şeyden hesaba çekilecektir.

3. Hayat insan için bir nimet olup, bunun kıymetini bilmesi gerekir.

4. İnsan faydalı ilimler öğrenmeli ve ilmiyle amil olmalı, ibadet ve taatlerinde samimi davranmalıdır.

5. Mal ve mülk helal yoldan kazanılmalı ve meşru şekilde harcanmalıdır.

6. Haramlardan sakınmak suretiyle sağlık ve sıhhatimizi korumak görevimizdir.

KüTüB-i SiTTe



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 16 Mayıs 2008, 06:23:43 ÖS 18
(http://rain.kucukresim.com/uploads/5f525d9a61rn74073b.gif) (http://www.kucukresim.com)(http://rain.kucukresim.com/uploads/uc387an20kuc59e2f5f4.gif) (http://www.kucukresim.com)
~~~*~~~*~~~
 


اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ


~~~*~~~*~~~
 

"(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu."

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144

 


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 16 Mayıs 2008, 06:27:04 ÖS 18
(http://rain.kucukresim.com/uploads/hareketli-resimc2a3b.gif) (http://www.kucukresim.com)      (http://rain.kucukresim.com/uploads/nk3f1a0.gif) (http://www.kucukresim.com)         (http://rain.kucukresim.com/uploads/hareketli-resimc2a3b.gif) (http://www.kucukresim.com)
 


مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

~~~*~~~*~~~

"Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin.

Allah'a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun.

Allah'a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun."

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75

 


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: batın üzerinde 29 Mayıs 2008, 07:37:46 ÖS 19
Eğer dünya Allah nazarında bir sivrisineğin kanadı kadar bir değer taşısaydı tek bir kafire ondan bir yudum su içirmezdi.
(Tirmizi)


Konu Başlığı: Dikkat Rasul beddua ediyor...
Gönderen: serender üzerinde 09 Ekim 2008, 01:13:44 ÖÖ 01
Paraya pula tapan yok olsun!
Giyim kuşam hastası olan yok olsun!
çünkü; varsa ne ala, ne hoş.. yoksa kızar köpürür...
Böylesinin burnu sürtülsün, başı devrilsin!
Ayağına diken batarsa çıkmasın!



(Buhari, cihad 70 Rihak10; ibni mace zühd 8 )


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 09 Ekim 2008, 10:56:58 ÖÖ 10
serender bu nasıl beddua... bu ne şiddet bu ne celal derler adama :-\
ıslah mı ediyoruz imha mı?


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 09 Ekim 2008, 12:30:15 ÖS 12
ben demedim Rasul dedi ...
bana sorma ona sor ..?


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 09 Ekim 2008, 12:38:38 ÖS 12
ben demedim Rasul dedi ...
bana sorma ona sor ..?

onun dediği kesin mi? emin gördüm seni?
ben de onun deme ihtimaline şaşırdım zaten

Alıntı
Ayağına diken batarsa çıkmasın!

ben böyle bir kin ve nefret görmedim yahu. hele rahmet peygamberi...


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 09 Ekim 2008, 12:40:44 ÖS 12
işte sorun asıl burada
hangi eğitimci sadece müsbetle yol alabildi ki?
dönemi düşün, medine de örneğin münafıkların hucum ettiği bir durumda
insan Rasul demiş olamaz mı, ben vahye aykırı görmüyorum bu hadisi, tartışalım ama?


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 09 Ekim 2008, 01:09:04 ÖS 13
beddua-lanet edilecek insanlar vardır. edilmeyecek insanlar...

kurandan bakalım, Allah ve lanet ediciler kimlere hangi vasıflarından dolayı lanet etmekteler...

para pula tapan hele giyim kuşam düşkünü olmak iman meselesi değil, karakter sorunudur.

ayağına giren tiken girsin de çıkmasın diyecek kadar bu öfke neden, bunu anlayamadım? (ben çıktım, akşama irdeleriz inşaAllah)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: yıldız üzerinde 09 Ekim 2008, 03:21:11 ÖS 15
Bende bu hadisi şerifi okuduğumda ilk aklıma gelen acaba gerçekten "Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. " ayetine nail olan bir peygamber böyle bir cümle söylemiş midir? sorusu oldu.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 09 Ekim 2008, 11:04:38 ÖS 23
Bismillah..

Ilımlı islam veya barış ve hoşgörü elçisi gibi söylemlerle Hz Rasul zannımca hep tek taraflı anlatılmış ve müslüman kesim tarafından belleklere kazınan "koyun rasul" imajı artık reddedilemez bir amentü ile kabul edilegelmiştir.

ama realiteler bu yargının yanlı olduğunu göstermektedir.

şimdi bu realitelere biraz göz gezdirelim.

öncelikle rahim olan Rabbin (ki onu her anışımız da rahman ve rahim dite nitelememizi ister) aynı zaman  da da kahhardır! kahhar olması rahman olmaması anlamına gelmez elbette.

kuranı kerime yabancı olmayan herkes bilir ki ;cehennem ve azap ayetleri çok dehşetlidir. işte bütün bunlar Rahman olan Allahın rahman olmadığı anlamına gelmez.

aynı şekilde merhamet elçisi, insanlara  dünya ve ahiret saadeti vadeden davetcinin de beddua niteliğinde ki hadisleri onun merhametsiz veya kinci olduğu anlamına gelmez-gelmemelidir.

öncelikle bilirsiniz ki rasul mekkede bir davetcidir. ama medine de bir devlet adamıdır. ve sık sık savaşmak zorunda olan bir ordu kumandanıdır.Bedirden hendeğe .. hudeybiyeden mekke fethine varana kadar bir çok savaşın başında olmuştur.

 " islam, tabilerinden her durumda kesin bir teslimiyet ister. islam devletinde devletin alacağı öşür vergisi(yirmide bir yada onda bir), mali sıkıntılarda infak ve zekat gibi mali zorunluluklar islam devletinde ki müslümanların sorumluluklarından bazılarıdır.ve malumunuzdur ki; maddi destekde en az manevi güç kadar önemlidir."

(bunu bir iktisatcı olarak en iyi sen bilirsin max:))

infak konusundaki ayetler, zekat konusunda ki hükümler yine kuranda mevcuttur. aynı şekilde cimrilikle alakalı ayetlerde malumunuzdur.

kuranda ki azap ayetleri sadece kafirler için değildir. hatta dikkat ediniz ki kuranı müslümanlar okuyor kafirler hakkın da yazılan ayetlerin de ilk muhatapları müminlerdir. ve biz bu ayetlerden bağımsız değiliz.
şimdi (kuranı parçalamayı sevmiyorum)  aşağıda kısa suredeki  vurguya dikkat ediniz:
Alıntı
1, 2. Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline!     
 
3. O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır.     
 
4. Hayır! Andolsun ki o, Hutâme'ye atılacaktır.     
 
5. Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin?     
 
6, 7. O, Allah'ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir.     
 
8, 9. Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.
 

soruyorum hutameyi hakeden kişinin suçu neydi?

Ve hutameyi yaratan sizce çok mu kinci?

tekrar rasul hayatına dönelim;

şimdi bir beddua hadisi daha:

"Anne ve babası yanında yaşlandığı halde cennete giremeyen kişinin burnu sürtülsün (üç kere)"


şimdi (yaşlı psikolojisini bilenler daha iyi anlar) evindeki anne ve babasına eski eşya muamelesi yapan bir müslüman için bence bu beddua az bile!
ne güçlüklerle büyütmüş olduğu çocuğu tarafından resmen eskiciye (huzurevine)bırakılan o annenin yürek yangınını rasul böyle önlüyor işte..

daha bir çok beddua hadis var.

unutmayalım ki asla eğitim tek taraflı sürdürülemez, rahmeti koruyabilmek için icbar gereklidir. insan fıtratı gereği denge ancak böyle sağlanıyor...

...

?
itiraz edilen yerleri gösterirseniz devam edebilirim..:)






Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 10 Ekim 2008, 02:20:52 ÖÖ 02
serender öncelikle sertlikten rahatsız oluşumuza ve daha kibar olması gerekmez mi diye soruşumuza bakarak bizi "hoşgörü havarisi" zannetmen ya da öyle açıklama duyman bile şık olmadı...

siz ne zaman gördünüz benim çiçek böcek edebiyatı yaptığımı "sevelim sevilelim" " gel ne olursan ol gell" muhabbeti yaptığımı ?

ama bu demek değildir ki asacaz kesecez.

ne demiştik, kurandaki lanetleme ayetlerine bakalım kimi neyden dolayı lanetliyor....

hümeze suresi mekki bir suredir ve hali ile hedef tahtasında müşrikler inkarcılar düşmanlar vardır

rivayete göre hümeze suresindeki eleştirilerin hedefi (inkarcı küstah ve zengin kodaman) umeyye bin halef'ti.

hatta bir adım ileri gideyim aydın doğan cinsi yaratıkların mekke döneminde yaşayanlarındandı... !!!

yani hedefte, Allah'a kafir olmanın ötesinde bir de insanlara insanlığa düşmanlık yapanlar vardı. duble suç yani.
ve bu somut örneklik üzerinden müminlere mesaj = ayağınızı denk alın işte sonu hüsran olanın yaptıkları. onun yaptıklarını yapmayın !!!

tamam uyarı ikaz tehdit bile olacaktır. ama inkar değil; basit bir karakter sorunundan dolayı ayağına diken girsin de çıkmasın içinde patlasın diyecek kadar garezlenmek yıldız arkadaşımızın da paylaştığı ayette olduğu gibi müminlere karşı müfik peygamber imajına oturmadı...

şu da olabilir genelde peygamberin sözleri söylendiği ortam ve şahıslardan koparılarak alınıyor aktarılıyor. bu da verilen mesajı ya da hedefi eksik - yanlış kılıyor.

hadis kavramının en büyük handikapı bu değil midir? hayattaki yerinden koparılmış havada asılı kalmış tek başına sözler....


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: yıldız üzerinde 10 Ekim 2008, 09:42:56 ÖÖ 09
Eğer böyle bir hadisi şerif varsa bence bu hadis şu şekilde anlaşılmalıdır.

Paraya pula tapan yok olsun!
Giyim kuşam hastası olan yok olsun!
çünkü; varsa ne ala, ne hoş.. yoksa kızar köpürür...
Böylesinin burnu sürtülsün, başı devrilsin!
Ayağına diken batarsa çıkmasın!

Furkân Sûresi 43. ayet
Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın? 

Hepimizin bildiği gibi şirk şekillerinden biri de Allah'ın kurallarını hiçe sayıp nefsinin kurallarıyla hayatını sürdürmektir. Bunu de en iyi yukarıdaki ayet açıklar.

Hadisi şerifte paraya pula tapan yok olsun, giyim kuşam hastası yok olsun sözleri zaten başka şeyleri ilah haline getirmiş kişiyi yani kafiri anlatır. Eğer böyle bir hadisi şerif var ise bu kafirler için söylenmiş sözlerdir.

Müslüman olup da bu şekilde davrananlar yok mudur? Müslüman tabiki hata yapar. Ancak hatasında ısrar etmeyen kişi müslüman olarak kalır. Hz. Adem hata yaptı ama hatasında ısrar etmedi ve tevbe etti. Allah tevbeleri kabul edendir. Bununla birlikte şeytan da hata yaptı ve hatasında ısrar edip Allah'a kafa tutmaya kalktı tabiri caizse. Bir müslümanın kafirle arasındaki fark da budur.

Sonuç olarak müslümanların bazı hatalarından dolayı peygamber efendimizin (selam onun ve bütün peygamberlerin üzerine ve üzerimize olsun) bu kadar ağır eleştireceğini hatta beddua edeceğini düşünmüyorum. Bu hadisi şerif eğer söylenmişse kafirlerin azmalarından dolayı onları Allah'a bir şikayettir.
Allah en doğrusunu bilir.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 11 Ekim 2008, 08:42:47 ÖS 20
Arkadaşlar malum hadisi çok sağlam bir kaynaktan okudum.
açıklamayı yaşayan yazarına bıraktım:) mail attım cevap gelirse paylaşacağım.

fakat algıda yanlışlıklar var onlara minicik işaret etmeden de duramadım doğrusu hele en son yıldızın cevabını görünce hepten dayanamadım.

mesela :

hümeze suresini max: müfessirlerin tefsirine göre farklı kişiler için inmiş olduğunu söyledi.
tefsir usulünde şöyle bir kural var;
"esbabın şumulü; ahkamın umumiliğini etkilemez"
bu şu demektir:
herhangi bir hüküm; ayet hangi konu ve kişi için inmiş olursa olsun, sadece onu ilgilendirir, diğerlerini ilgilendirmez gibi bir durum söz konusu değildir. aynı şekilde zümer suresindeki (3.ayet) bazı hükümler dönem müşriklerinin hallerini açıklamak için indirildi ama bu güne de tefsir edilebilir. (42 de kesin şefaat yoktur ayeti de yine müşriklerin taş putlar için şefaat beklentilerine cevap niteliğinde indi fakat hüküm geneldir)
evet bu mantığı sizde kabul etmezsiniz sanırım . çünkü kuranı öylece parselleyecek olursak bize bişey kalmaz.
hani o ayet filanca içindi bu ayet filanca içindi dersek , e bize hangi kitap hükmedecek???

şimdi gelelim kafir müşrik gibi kavramlara:(nerden çıktı demeyin bakın yıldız diyor ki özetle:
söz konusu hadis: ancak kafirler için söylenmiş olabilir.)

sevgili yıldız, kuranı kerimin usulüne dikakt ediniz, ilk surelerde kafir müşrik münafık gibi tamamlayıcı sıfatlardan pek  bahsedilmez. o kavramlar oluşum aşamasındadır. henuz doğmamıştır.(kavramsal inşaları tamamlanamamıştır.)

ama mümin için:takva, tasdik,haşyet, birr, gibi terimler kullanılmıştır.
işte bu terimler yavaş yavaş mümin kavramını doğurmuş sonralarda ise bu kavram yani mümin sıklıkla kullanılmıştır.

yine:
küfür, şirk kavramı için de:şakavet, fucr,icram, tekzib, tuğyan, istiğna, istikbar terimleri ile kuran talebelerinin dimağlarına kafir yada müşrik kavramları inşa edilmiş.daha sonraları sıklıkla kullanılmıştır.

işte vahiy öğrencilerine ilk dönemlerde inkarı çok sık kullanmamış (zaten inkar edilecek çok az ayet var) belli sıfatlara karşı eğitilmiştir.
işte bu dönemde de yine sözkonusu olan hadisin söylenmiş olma olasılığıda mevcuttur.
hümeze diyorum yine ve ısrarla çünkü orada küfürle ilgili herkangi bir terim yok. sadece kötü ahlakın hutameyi hakettiği vurgulanıyor.
yine konumuz olan cimrilik, maltutkusu için hadisin de sağlamasını yapmak üzere kurana başvuralım:
fecr suresinin 15 ile 20 ci ayetleri (ki ilk inen surelerdendir. ve henuz asıl kavram dediğimiz mümin kafir oluşmamıştır.)
yine beled suresi 1..den 7 ye (surenin tamamını tefsirden okuyunuz. orada da ölçüsüz harcamak ve birktirmek dahası yanlış madde algısı var)
adiyatın tamamı özellikle 8 inci ayet??(dikkat burada da kafir kavramından sözedilmiyor. yani sure bizi-müminleri ilgilendirmez kafirler için indi diyebileceğimiz bir durum yok.
ve tebbet:

Alıntı
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.

bütün bu açıklamalardan sonra yine kalkıp serender tebbeti ebu leheb okusun demeyin sakın.
unutmayınız ki:
kuranın her cümlesi her harfiyle sorumluyuz!
yine çarpık mal algısı için de bir başka örnek cimrilik bakınız Allah ne diyor:

Alıntı
Al-i İmran
(180) Allah'ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun, kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! O kendileri için bir şerdir. cimrilik ettikleri şey kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 


yine kalem de,müddessirde de yanlış mal- madde algısına vurgu var. yine kafir-müşrik demeden tabi.. maun suresinde de yine yanlış madde algısı var (yetimi doyurmayı teşvik etmez)


kapkara İbrahimin kara tahminleri doğru çıkıyor gibi: bu durumda eğer amerika tümden yıkılacak olursa yerinde kurulacak olan inşaAllah İSLAM DEVLETİnin bayrağında :
Paraya pula tapan yok olsun!
Giyim kuşam hastası olan yok olsun!
çünkü; varsa ne ala, ne hoş.. yoksa kızar köpürür...
Böylesinin burnu sürtülsün, başı devrilsin!
Ayağına diken batarsa çıkmasın!


(Buhari, cihad 70 Rihak10;ibni mace zühd )

göreceğiz demektir.
çünkü takip ettiğim kadarıyla çöküşün fitilini yanlış mal algısı (cimrilik-saçıp savurma) ateşledi.

?
devam edelim inşaAllah..


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 11 Ekim 2008, 11:45:22 ÖS 23
serender açıklamaya gerek yok.

bu sözü böyle söylendiği mekandan şartlardan muhataplardan koparıp kullanırsanız beğenmem.
zira bunun oturduğu bir temel yok. olsa bile o temel nefret ve kin temelidir. o da mümine, hele peygambere yakışmaz.

yok hala bunu kesin peygamber söyledi diyosanız;

"peygamberim; biraz abartmadın mı" diye sorarım kusura bakmayın.

not: tekrar ediyorum söylendiği şartlar iyi tahlil edilmeli. muhatap ve şartlara göre söylenme ihtimali tabiki var.
ama böyle armut gibi kullanıldığı ortamdan koparıp ortaya koyduğunuz bir cümle islam adına peygamber adına iman adına yakışır bir cümle olmayacaktır...!!!


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 11 Ekim 2008, 11:49:59 ÖS 23
max dikkat ediyorum kırmamaya
fakat ille de peygambere kinci demeni kabul edemiyorum lütfen
ne kadar açıkladıysam ki sen bu çabamı gereksiz görüyorsun - anlamamakta ısrarcısın.
bazen sende yanlı(ş) tarafından bakabilirsin-bakabilmiş olabilirsin. ve bu ihtimal dairesindedir.
ama ben bu hadisi özellikle buraya aldım ki insanlar koyun peygamber tanımının dışına çıksınlar.!
buda benim gayet net ve açık gayem.
yine açıklayacağım çünkü ben gerekli görüyorum.
hatta farklı kişilerden yorum da istedim buraya ekleyeceğim.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 11 Ekim 2008, 11:54:15 ÖS 23
ok; niyetin koyun peygamber imajını kırmak ise yanındayım, benim peygamberim koyun değildir.

o küfre zulme karşı arslandır ama mümine mazluma karşı koyundur.. o denge insanıdır.

fikrin güzel ama kullandığın malzeme ihtilaflı. bence (nacizane tavsiyem) hadis kullanma sünnet-siyer kullan.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 13 Ekim 2008, 07:04:38 ÖS 19
hadis kullanmamda bir mahsur yok. çünkü hadislerin topunu çöpe atacak kadar süfeha değilim çok şükür. yalnız yanlışım hadisi sebebi virüdsüz eklememdi.

şunu düşündüm önce kendime sonra çevreme bakarak her sonraki yıl biraz daha kıyafete düşkün oluyorum, daha fazla kıyafet alıyorum, evet Müsrifleri Allah sevmez biliyoruz-biliyorum ama bu yetmedi ve bu hadis uyarı gibi oldu.. neyse özür dilerim.. islamoğluya da uyarısı için teşekkür ederim...

"Aziz talib-i ilim,
Bu tür hadisler sebeb-i vürudsuz nakledilmemeli. Eğer nakledilirse tepkiler böyle olur ve hadise yazık olur."


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Aysegul üzerinde 13 Ekim 2008, 10:36:18 ÖS 22
Bu paylaşımı özellikle takip ettim.
Bir yöntemi ve önemli noktaları da öğrenmiş bulundum.
Allah razı olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 13 Ekim 2008, 11:17:22 ÖS 23
 :) islamoğlundan kopyamı çektin serender? :)

bu ne senin, ne de sadece bu hadisin sorunu serender. bu hadis literatürünün sorunudur.
aynı şeyi m. kemale de yaptılar. çoğu meşhur insanlara yaparlar zaten.
hayatın içinde bir yeri olan sözü yerinden koparırlar ve o söz artık zamansız mekansız muhatapsız anlamsız bir şekilde gezinir ortalıkta. ama unuttukları bir şey var ki; zamanı zemini mekanı muhatabı şartları bilinmeyen söz bir anlam ifade etmez.

o yüzden hadis diyerek peygamberin hayatından koparılan sözler hep sorun olmuştur müslüman kültüründe. ve bu sorun üzerine doğmuştur hadis tartışmaları...

bektaşi fıkrası bu noktada güzel gider:

Bektaşiye demişler:

Niçin namaz kılmıyorsun?
-Allah, Kuran’da “namaza yaklaşmayınız” diyor, demiş
-İyi ama demişler, ayetin devamını okusana (Ey inananlar, sarhoş iken namaza yaklaşmayınız ki ne dediğinizi bilesiniz). Neden öyle yarım okuyorsun?
-O kadarını bilmem, ben hafız değilim demiş!....

muhabbetle...saygılar


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: serender üzerinde 14 Ekim 2008, 12:43:17 ÖÖ 00
bu hadis üzerinde yaptığım tüm araştırmalar hadisin sıhhatinin sağlam olduğunu gösterdi bana
bende islamoğluna direkt sordum.
ayrıca hadisi okuduğum yazar henuz cevaplamadı..onu da ekleyeceğim.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: abdulhamit üzerinde 22 Ekim 2008, 03:52:41 ÖS 15
Hayret nasıl olduda bu tartışma gözümden kaçtı. Söylenen söylenmiş.

Max kardeşimin fikirlerine olduğu gibi katılıyorum. Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin sözü olamaz bu hadis.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: abdulhamit üzerinde 22 Ekim 2008, 05:43:15 ÖS 17
Paraya pula tapan yok olsun!
Giyim kuşam hastası olan yok olsun!
çünkü; varsa ne ala, ne hoş.. yoksa kızar köpürür...
Böylesinin burnu sürtülsün, başı devrilsin!
Ayağına diken batarsa çıkmasın!

Nakledilen hadisin ayagına diken batsın de çıkmasın ifadesi eğer kafir ve münafıklara söylenmiş söz ise bu peygamberimizin onlara olan bedduası çok hafif kalmıştır. Çünkü Allahın peygamberine açık emri var. Münafık ve kafirlere karşı çok sert ve acımasız ol onlara merhamet etme ve merhamet dileme diye. Hatta bunların cenaze namazını bile sakın kılma der. Bizlere de emir var Onlara hiç acıma duymayınız .

Paraya pula tapan nefsini ilah edinmiştir. Allaha şirk koşmuştur. O halde bu ayağına diken batarsa çıkmasın hadisi kuranla uygun bir sözdür ki, Bana göre peygamberin sözü olarak kabul edebiliriz.

İlk açıklamamı söylenen sözün yalnızca giyim kuşam üzerine yapıldığını varsayarak bu hadisin doğru olamayacağını söylemiştim. Bu sözleri birlikte ele aldığımızda ise para pula tapanın Allaha şirk halinde olduğu ve giyim kuşam hastası olduğunu kabul ettiğimizde doğrudur. Yoksa başka hallerde değil



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: FECR üzerinde 18 Aralık 2008, 11:04:39 ÖÖ 11
Alıntı
Paraya pula tapan yok olsun!
Giyim kuşam hastası olan yok olsun!
çünkü; varsa ne ala, ne hoş.. yoksa kızar köpürür...
Böylesinin burnu sürtülsün, başı devrilsin!
Ayağına diken batarsa çıkmasın!
(Buhari, cihad 70 Rihak10;ibni mace zühd

Dün forumda bu bölüme göz atarken bu hadis üzerindeki tartışmaları gördüm.Ben de merak ettim bu hadisi.Metnini bulayım diye internette araştırdım,bulamadım.Akşam eve gidince kütüphanemdeki Sahih-i Buhari’ye bakıp hadisin metnini buldum.Bilmediğim kelimeleri Arapça-Türkçe sözlükten araştırdım.ve bu şekilde tercümenin yanlış olduğunu fark ettim.
Genellikle İslam araştırmacıları Kuran meallerdeki çeviri/tercüme/meal hatalarını ele alan eserler veya yazılar kaleme almışlardır ama Hadis kitaplarındaki çeviri hataları üzerinde durulmamıştır.(ya da ben bilmiyorum).
Hadisin metni şu şekilde:
“teise abdul dinari ve abdul dirhemi ve abdul hamisati in u’tiye radiye ve in lem yu’ta sehita ,teise ve entekese ve iza şîke fela ntekaşa”

anlamını şöyle verebiliriz:
“Dinarın kulu,dirhemin kulu ve giyimin kulu yok oldu,yüz üstü süründü.Şayet  bu kimselere bir şey verilirse razı olurlar,verilmezse öfkelenir kızarlar yani bu durumdan hoşlanmazlar.Böyle kimselerin yüzü sürünür,ayaklarına bir diken batsa bu dikeni çıkaracak kimse bulunmaz .veya bulunmasın.”

Hadisleri okurken ya da anlamaya çalışırken eğer varsa hadisin sebeb-i vurudunu bilmek hadisi anlamamıza yardımcı olur.Bunun sebebi vurudu ile ilgili herhangi bir şey bilmiyoruz.Ama Buhari bu hadisi “Kitabul Cihad” bölümüne almasından bu hadisin sebebi vurudu hakkında tahminde bulunabiliriz.
Bu hadis büyük ihtimalle;ortada savaş ortamı veya savaş için malların infak gerekliliği gibi bir durumda söylenmiş olabilir.
Mallardan infak zamanın gerektiği bir ortamda dinar(en yüksek para birimi o zamanki-bugünkü milyon ytl gibi),dirhem (küçük para pirimi-bugünkü kuruş gibi)ve giyim kuşam peşinde koşmanın Allah’tan uzaklaştıracağını söyleyen ve bir anlamda Müslümanları uyaran bir hadis.
Bir de hadise şu açıdan baktığımızda sorun kalmaz.
Hadis usulünde “Hadislerde Tergib(teşvik,yöneltme,rağbet ettirme,müjdeleme) ve Terhib (korkutma,uyarma,ikaz etme,durumun vehametini gösterme)” diye bölüm vardır.Hadis kitaplarında bu tür hadisler çoktur.Bu hadisi de bu tür hadis olarak ele aldığımız zaman ortada sorun kalmaz,cümleler üzerinde takılı kalmamış ve işin özünü  ön plana çıkarmış oluruz.
Günlük hayatta da bu hadisin benzeri sözler yani durumunun vehametini ortaya koyan cümleler sık sık kullanılır:
“Dini imanı para olmuş adamın, bu adam iflah olmaz,bu adamdan din adına bir şey beklenmez.” “Gecesi gündüzü hep dünyalık peşinde koşan adamdan hayır gelmez ”gibi cümleler kullanılır.
Dolayısıyla bu hadisin Kur’an ayetlerine bir aykırılığını ben göremedim.

Allah en doğrusunu bilir.



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 18 Aralık 2008, 12:14:46 ÖS 12
Alıntı
karine

anlamını şöyle verebiliriz:
“Dinarın kulu,dirhemin kulu ve giyimin kulu yok oldu,yüz üstü süründü.Şayet  bu kimselere bir şey verilirse razı olurlar,verilmezse öfkelenir kızarlar yani bu durumdan hoşlanmazlar.Böyle kimselerin yüzü sürünür,ayaklarına bir diken batsa bu dikeni çıkaracak kimse bulunmaz .veya bulunmasın.”

Dolayısıyla bu hadisin Kur’an ayetlerine bir aykırılığını ben göremedim.
Allah en doğrusunu bilir.

eğer ki sizin tercümeniz doğru ise tabiki peygamberin söyleme ihtimali vardır.
zira önceki itiraz ettiğimiz ifadeler geleceğe dair atıflar ve beddualar iken sizin tercümeniz geçmişe dair durum tespitlerinden oluşmaktadır. saygılarımla...

dönüp dolaşıp şu cümleyi yine kurmak zorunda kalıyorum :
bu ne senin ne de sadece bu hadisin sorunu serender. bu hadis literatürünün sorunudur.
aynı şeyi m kemale de yaptılar. çoğu meşhur insanlara yaparlar zaten.
hayatın içinde bir yeri olan sözü yerinden koparırlar ve o söz artık zamansız mekansız muhatapsız anlamsız bir şekilde gezinir ortalıkta. ama unuttukları bir şey var ki; zamanı zemini mekanı muhatabı şartları bilinmeyen söz bir anlam ifade etmez.

o yüzden hadis diyerek peygamberin hayatından koparılan sözler hep sorun olmuştur müslüman kültüründe.ve bu sorun üzerine doğmuştur hadis tartışmaları...

muhabbetle...saygılar


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Hatice-tul Kubra üzerinde 24 Aralık 2008, 05:36:35 ÖS 17
Rasulullah s.a.v. sorulur:
Biri cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hengisi Allah yolundadır?

Efendimiz s.a.v:
''Kim, İslamiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.''

Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: maxpayna üzerinde 25 Aralık 2008, 12:28:27 ÖÖ 00
Rasulullah s.a.v. sorulur:
Biri cesaretini göstermek, diğeri milletini korumak, öteki kendine yiğit adam dedirtmek için savaşan kimselerden hengisi Allah yolundadır?

Efendimiz s.a.v:
''Kim, İslamiyet daha yüce olsun diye savaşıyorsa, o Allah yolundadır.''

Buhari, Müslim, İbni Mace, Tirmizi

Allah yolunda ölenlere şehid denildiğine göre, buradan, sulandırılan şehid kavramının gerçek anlamını içeriğini ve nasıl kazanılacağını tesbit edebiliriz... teşekkürler...


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: vesâir üzerinde 13 Haziran 2009, 03:36:16 ÖS 15
"İnsanlar bize iyilik yaparsa, biz de iyilik yaparız. Eğer haksızlık yaparsa, bizde haksızlık yaparız" diyen şahsiyetsiz insanlardan olmayın! Tam tersine, kendinizi, insanlar iyilik yaparsa iyilik yapmaya, kötülük yaparlarsa da haksızlık yapmamaya alıştırın.(Tirmizi - Birr 62)"


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Leyl üzerinde 15 Şubat 2010, 08:28:33 ÖS 20
Ey insanlar! Sözlerin en güzeli Allah’ın kitabının sözleridir.Allah kimin kalbini Kur’an’la süsler ve onu küfürden sonra İslam’a mensup kılarsa ,O da Kur’an’ın sözlerini insanların sözlerine tercih ederse;işte o kimse felaha erer,kurtulanlardan olur.Allah’a ve Rasülüne uyan doğru yolu bulmuştur.Allah’a ve Rasulüne karşı gelen de azgınlık ve taşkınlığa saplanmış,sapıklığa düşmüştür.Allah’ın sizi sakındırdığı şeylerden sakının.Bundan daha üstün bir hatırlatma ve bundan daha değerli bir nasihat yoktur.

Ey insanlar! Sadece  Allah’a ibadet edin.O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.O’ndan sakınılması gerektiği gibi sakının.Allah’ı sevin,Allah’ın sevdiğini sevin.Allah’ın kitabından usanmayın.O’nun zikrinden kalbinize darlık gelmesin.O’nun kitabı,yaratılan her şeyin üstününü seçip ifade eder.Amellerin hayırlısını,kulların seçkinlerini,kıssaların iyisini anlatır.Haram ve helalleri bildirir.Güzel sözlerinizle Allah’ın söylediklerini tasdik edin ve söyleyin.Allah’ın ihsan ettiği rahmet ve sevgiyle birbirinize karşı muhabbetli olun.

Ey İnsanlar! Allah’tan başkasında kuvvet ve kudret yoktur.Allah’ın düşmanlarına düşman olun.O’nun yolunda gereği gibi cihad edin.

Ey insanlar!Kendinizi ahirete hazırlayın.Ahiret azığınızı önceden gönderin ki oraya gittiğiniz zaman hazır bulabilesiniz.Şunu bilin ki, hepinizi öleceksiniz ve malınız sahipsiz ,sürüleriniz çobansız kalacak.Rabbiniz  size ‘’Benim Elçim size gerekli şeyleri bildirmedi mi? Ben sana mal verdim,ihsan da bulundum.Sen bunlardan kendine aihret payını ayırdın mı? ''diye soracak.Eğer azığınızı önceden göndermemişseniz sağınıza bakacaksınız,solunuza bakacaksınız ve cehennemden başka bir şey göremeyeceksiniz.Öyle ise yarım hurma ile de olsa,kendinizi cehennemden uzak tutun.Gücü yeten hayır işlemeyi ertelemesin.Onu bulamayan da güzel sözle kendini cehennemden korusun.

Mescid-i Cuma ‘da Rasulullah (s.a.v) tarafından verilen Cuma hutbesinden bir bölüm.

Taberi,Tarihu’r-Rusul ve’l mülük,II/255,256; İbn-i Kesir,El-Bidaye ve’n –Nihaye,III/259; Kurtubi,El-Cami’u li Ahkami’l Kur’an.XVIII/98


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: gecenin_rengi üzerinde 15 Şubat 2010, 09:17:47 ÖS 21
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ:

 

ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لَا يُحِبُّهُ إِلَّا لِلَّهِ وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ.



Hazreti Enes b. Malik (radiyallahü anh)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz Efendimiz (sallalahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur:

 

Üç haslet vardır ki, kimde bulunursa o kişi imanın tadına ermiş sayılır: İlki, Allah’ı ve Rasulü’nü her şeyden daha çok sevmesi; ikincisi, sevdiklerini sadece Allah için sevmesi ve üçüncüsü, bir kere imanı vicdanında duyduktan sonra küfür bataklığına düşmekten ateşe atılmaktan ürperdiği gibi ürperti duyması.

(Sahih-i Buhari, 1/14)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Leyl üzerinde 26 Şubat 2010, 01:09:40 ÖÖ 01
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.   Müslim, Cuma, 43

“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir”.  Nesâi, Îdeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime

“Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.”  Müslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet, 6



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: TaLiA üzerinde 30 Eylül 2010, 01:20:29 ÖS 13
Sahih-i Müslim'de Ebû Hüreyre (r.a.} tarafından bir rivayette;
Peygamberimiz, giyindiği halde açık olan, yani ince ve şeffaf elbise ile dolaşan kadınların Cehennemlik olduklarını, Cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirirler.

{Müslim, Libas,125}


Konu Başlığı: Her Güne Bir Hadis...
Gönderen: müslümanlardan üzerinde 19 Aralık 2010, 12:15:22 ÖS 12
Hamd Allah'a özgüdür. Salât ve Selam O'nun kulu ve Rasulü'nün üzerine olsun.

İmam Ahmet Müsned'inde, Tabarâni, İbn-i Hibbân, El-Hakim Müstedrik'inde, Ebu Umame el-Bahili (radıyallahu anh)'dan Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şu hadisini rivayet etmişlerdir:

"İslam'ın düğmeleri birer birer çözülecektir. Her bir düğme çözüldükçe insanlar onu takibenden diğer düğmeyi çözmeye teşebbüs edeceklerdir. İlk çözülecek düğme HAKiMiYET, sonuncusu ise NAMAZ olacaktır."


Konu Başlığı: Ynt: Her Güne Bir Hadis...
Gönderen: Verda Naz üzerinde 27 Aralık 2010, 02:35:01 ÖS 14
Hz. Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Rasûlullah (s.a.) ahlâk yönünden insanların en güzeli idi. Ben çocuk­luğumda kendisine hizmet ettiğim sıralarda bir gün beni bir ihtiyâç için bir yere göndermişti. Ben de o günkü çocukluğun verdiği bir sorumsuzlukla:

Vallahi ben bu işe gitmem; dedim, oysa içimde Allah'ın Peygam­berinin emrettiği işe gitmek niyyeti vardı. Derken çıktım bu iş için yo­la koyuldum. Sokakta oynaşan çocuklara tesadüf ettim, onlarla birlikte oyuna dalıp işimi unuttum. Bir süre sonra bir de baktım ki; Rasûlullah (s.a.) arkamdan başımı tutmuş gülümseyip duruyor. Bana:

Ey Enescik, sana dediğim yere gitsen ya" dedi. Ben de:

Evet ya Rasûlullah şimdi gidiyorum, dedim. Hz. Enes (rivayetine devam ederek) dedi ki: "Allah'a yemin olsun, ben kendisine yedi ya da dokuz yıl hizmet ettim. Yaptığım bir işten dolayı -niye böyle yaptın- yapmadığım bir işten dolayı da -niye böyle yapmadın?- dediğini bilmiyorum..


Müslim, Fedâil 54. Sünen-i Ebu Davud kitabul edep 4773


Konu Başlığı: Ynt: Her Güne Bir Hadis...
Gönderen: imam hüseyin üzerinde 28 Aralık 2010, 01:02:49 ÖÖ 01
Resulullah buyurdu ki: Her doğan çocuk ancak fıtrat üzere doğar. Bundan sonra anası, babası onu Yahudi yaparlar, Nasrani yaparlar, Mecusi yaparlar.
(Müslim K. el-Kader- Ebu Ya'la el-Müsned)

Böylece sen, batıl olan her şeyden uzaklaşarak yüzünü kararlı bir şekilde (hak olan) dine çevir ve Allah'ın insan bünyesine nakşettiği fıtrata uygun davran: (ki,) Allah'ın yarattığında bir bozulma ve çürümeye meydan verilmesin: bu, sahih (bir) din(in gayesi)dir; ama çoğu insanlar onu bilmezler.
(Rum-30)

Abdullah b. Mes'ud en büyük günahların şirk, ço­cuğunu öldürme ve komşunun karısıyla zina olduğunu. Peygamber’den rivayet ettikten son­ra diyor ki: Şu ayet, Resulullah’ın bu sözünün tasdik etmektedir.

Ve onlar ki, Allah'la beraber, asla birtakım düzmece tanrılara yalvarıp yakarmazlar ve hukuki bir gerekçe olmadıkça Allah'ın dokunulmaz kıldığı cana kıymazlar ve zina etmezler. Çünkü (bilirler ki,) bunlardan herhangi birini işleyen kimse, bir kötülüğe bulaşmış olmakla (kalmayacak)
(Furkan-68)

Allah resulünden hadis nakleden sahabelerin dikkat ettikleri hususlardan biride o söylenmiş olan sözün Kur’anın tefsiri olduğunu anlatmak idi. Töhmet ve tereddütten uzak durmak ve Resulün hayatının sözlerinin genelinin Kur’an tefsiri olduğunu ispat etmektedir.

Hadis usulünü bilmeden günümüzdeki iki yanlış anlayışa karşı ne ifrat ne de tefrite düşmeden denge esas alınarak Allah resulünün yaşamını anlamak lazım...


Konu Başlığı: Ynt: Her Güne Bir Hadis...
Gönderen: Verda Naz üzerinde 29 Aralık 2010, 06:33:04 ÖS 18
Ebû Umame'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:

"Ben, haklı olduğu halde tartışmayı terkeden kimse için cennetin kenarında, şakadan da olsa yalan söylemeye yanaşmayan kimse için cennetin ortasında, huyunu güzelleştiren kimse için de cennetin en yüksek yerinde bir köşk verilmesine kefilim."


Tirmizî birr, 158/ Nesâî, cihad 19/ İbn Mâce, mukaddime 7/ Sünen-i Ebu Davud, kitabul edeb 4800


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: TaLiA üzerinde 04 Mart 2011, 08:22:59 ÖS 20
Enes İbni Mâlik (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurdu:

“Üç özellik vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar:
Allah ve Rasûlünü (bu ikisinden başka) herkesten daha fazla sevmek.
Sevdiğini Allah için sevmek.
Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.”

(Buhârî, İman 9; Müslim İman 67)



Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: TaLiA üzerinde 23 Mart 2011, 03:41:21 ÖÖ 03
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Bir kul, bu dünyada başka bir kulun ayıbını örterse, kıyamet gününde Allah da onun ayıbını örter. "


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: müslümanlardan üzerinde 10 Haziran 2011, 06:26:13 ÖS 18
insanları kızdırarak Allahı hoşnut eden kimseye insanlardan gelebilecek sıkıntılara karşı Allah o kimsenin sıkıntısında o kişiye yardım eder,Allahı kızdırarak insanları hoşnut eden kimseyi,insanlar Allahtan hiç bir şekil müstağni kılamazlar....hadis hz aişeden nakledilmiş....

KAYANAK ZADUL MEAD..İbni kayyım el cevziye....


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi
Gönderen: Maveraî üzerinde 19 Haziran 2011, 04:08:01 ÖÖ 04
Muhammed Resul'den aktarımla:

“Dinde aşırı gitmekten sakının, sizden öncekiler dindeki aşırılıkları yüzünden helak olmuşlardır. [Ahmed b.Hanbel, I; 215]

Allah bir kısım farzlar koymuştur, siz bunları daraltmayın; bir kısım da yasaklar (sınırlar) koydu, bunları da aşmayın. (Söz ve davranışlarında ileri gidip) Haddi aşanlar helâk oldular. Resûl-i Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı. [Müslim, Sahih, İlim, 47/4]
 
Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni din, mağlup eder.” [Nesai]


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 11 Mart 2012, 12:27:50 ÖS 12
Hz.Peygamber (s.a.v.): '' İnsanlara öyle bir zaman gelir ki; bu zamanda bir kişi, ele geçirdiğinin helalinden midir, yoksa haramdan mıdır? olduğuna hiç aldırmaz.'' buyurmuştur.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi
Gönderen: Maveraî üzerinde 13 Mart 2012, 08:36:52 ÖS 20
Muhammed Resul'den aktarımla:

“İnsanların gelip geçtiği yollarda (caddelerde) oturmaktan sakının. Mutlaka oturacaksanız o zaman yolun hakkını verin. Yolun hakkı ise şunlardır:

Harama bakmamak, Yoldan gelip geçen insanlara sıkıntı ve eziyet vermemek, Ta’cizde bulunmamak, Verilen selamları almak, İyiliği teşvik etmek, Kötülükten de sakındırmak.”
[Ebu Davud]


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 18 Mart 2012, 12:50:55 ÖS 12
HZ MUHAMMED (S.A.V.) BUYURDULAR:

‘’ÖYLE BİR GÜN GELECEK Kİ; KÂFİRLER, GÜNLERCE AÇ KALMIŞ İNSANLARIN YEMEĞE SALDIRDIKLARI GİBİ SİZE SALDIRACAKLAR. ‘’

SAHABE SORAR: ‘’BİZ O GÜN SAYICA AZ MI OLACAĞIZ, YA RESULALLAH? ‘’

‘’HAYIR BİLAKİS SİZİN SAYINIZ FAZLA OLACAK AMA SEL ÖNÜNDE SÜRÜKLENEN ÇERÇÖP GİBİ (DEĞERSİZ) OLACAKSINIZ. ZİRA ALLAH HEYBETİNİZİ DÜŞMANLARINIZIN KALBİNDEN ÇEKİP ALACAK VE SİZİN KALBİNİZE ‘’VEHEN‘’ YERLEŞTİRECEK. ‘’

SAHABE YİNE SORAR: ‘’VEHEN NEDİR YA RASULALLAH?‘’

‘’DÜNYAYI SEVİP, ÖLÜMDEN KORKMAKTIR‘’  ( EBU DAVUD )


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: AYETULLAH üzerinde 26 Mart 2012, 03:19:24 ÖS 15
"Biriniz yemeğe davet edildiği zaman gitsin, şayet oruçluysa yemek sahibine dua etsin, oruçlu değilse yesin."


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 07 Haziran 2012, 07:14:57 ÖÖ 07
MÜSLÜMAN OLMAYANLAR, SEL ÖNÜNDE SÜRÜKLENEN ÇÖP TANELERİ KADAR DEĞERSİZ MÜSLÜMANLARI GÖRÜNCE (MÜSTESNA ŞAHSİYETLERİ TENZİH EDERİM), DEĞİL ÖZENMEK, AKSİNE İSLÂM'DAN SOĞUDU VE UZAKLAŞTI...

ALLAH (CC) HEPİMİZE, SON NEFESE KADAR İMANIMIZI KORUYUP, CEK EDİP, DEVAMLI TAZELEMEYİ; İLİM , AMEL, İHLÂSLA KENDİNE KULLUK ETMEYİ VE DİĞER İNSANLARA GÜZEL BİRER ÖRNEK OLMAYI NASİB VE MÜYESSER EYLESİN. AMİN.

ALLAH (CC)'NA EMANET OLUNUZ.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: TaLiA üzerinde 24 Temmuz 2012, 02:50:59 ÖS 14
Abdullah bin Mugaffel (r.a.) rivayet ediyor:

Resûlullah (s.a.v.), "Hırsızların en yamanı, namazından çalan kişidir" buyurdu.

İnsan namazdan nasıl çalar? dediler.
-Resûlullah şöyle buyurdu:
"Rükû ve secdelerini tam yapmaz.
İnsanların en cimrisi de, selâm vermede cimrilik yapan kimsedir."

Müsned, 3:70 (11518)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: TaLiA üzerinde 07 Ağustos 2012, 05:35:39 ÖÖ 05
“Eğer ümmetim Ramazan ayının kıymetini, şerefini ve önemini hakkıyla bilmiş olsaydı, bütün bir yılın Ramazan olmasını temenni ederdi.”
[et-Tergib ve’t-Terhib, 2:102]


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 05 Ekim 2012, 07:03:15 ÖS 19
ABDULLAH BİN MESUD (R.A.)UN RİVAYET ETTİĞİNE GÖRE ALLAH RESULU (SALAT VE SELÂM ONA OLSUN) ŞÖYLE BUYURMUŞTUR:

‘’HANGİNİZ VÂRİSİNİN MALINI KENDİ MALINDAN DAHA ÇOK SEVER?‘’

DEDİLER Kİ: ‘’EY ALLAH’IN RESULU, HİÇBİRİMİZE KENDİ MALINDAN DAHA SEVİMLİ (DEĞERLİ) BİR MAL OLAMAZ‘’.

ALLAH RESULU (SALAT VE SELÂM ONA OLSUN) ŞÖYLE BUYURDU:

‘’KİŞİNİN ÖNDEN GÖNDERDİĞİ KENDİ MALI, GERİDE BIRAKTIĞI İSE VÂRİSİNİN MALIDIR.’’


(Buhârî, Rikâk 12)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi
Gönderen: Maveraî üzerinde 25 Ocak 2013, 08:02:12 ÖS 20
Muhammed Resul'den aktarımla:

“Hiçbir Müslim olan yoktur ki; Allah'a dua etsin de, Allah, duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin.
1- Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir.
2- Duanın karşılığını ahirete erteler.
3- Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir.
Bu sözü işitince sahabeler sevinç içinde: öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler.
Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah'ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur..”


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 29 Mart 2013, 03:10:45 ÖS 15
Berâ b. Âzib'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Ensar'dan bir adamın cenâzesini defnetmek için çıktık, kabre geldiğimizde kabir henüz kazılmamıştı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- oturunca, biz de onun meclisine saygıdan dolayı sanki başımızda kuş duruyormuşçasına hepimiz hareketsiz bir şekilde onun etrafında oturduk. Elinde bir çubuk vardı ve düşünceli bir şekilde çubuğun bir ucuyla yeri eşeliyordu. Başını kaldırdı ve -iki veya üç defa-: 'Kabir azabından Allah'a sığının, buyurdu. Sonra şöyle buyurdu: Mümin kul, dünyadan ayrılmak ve âhirete yönelmek üzere olduğunda ona gökten yüzleri sanki güneş gibi olan beyaz yüzlü melekler iner. Yanlarında cennet kefenlerinden ve kokularından vardır. Onun görebileceği yere otururlar. Sonra ölüm meleği gelir, baş tarafına oturur ve şöyle der: Ey güzel ruh, çık ve Rabbinin mağfiretine ve rızâsına gel. Bunun üzerine o ruh, tulumun ağzından damlayan bir damla gibi çıkar ve ölüm meleği onu alır. Ölüm meleği, mü'min kulun ruhunu aldığında, melekler onu göz açıp kapayacak kadar -bir an olsun bile- ölüm meleğinin elinde bırakmazlar. Onu ölüm meleğinin elinden alırlar ve bu kefene koyarlar. O ruhtan, yeryüzünde bulunan en güzel mis kokusu gibi bir koku çıkar. Onu melekler arasından geçirirken: Bu güzel ruh nedir? derler. Dünyadaki en güzel isimlerini söyleyerek: 'Falan oğlu falandır' derler. Dünya semâsına ulaşıncaya kadar çıkarırlar. Melekler onun için kapının açılmasını isterler. Onlara kapı açılır. Bunun üzerine yedinci semâya ulaşıncaya kadar her semâda bulunan Allah'a yakın melekler o ruha eşlik ederler. Nihâyet Allah -azze ve celle- şöyle buyurur: 'Kulumun amel defterini, İlliyyîn'e yazın ve ruhunu yeryüzüne geri gönderin. Çünkü ben, onları ondan (topraktan) yarattım ve yine ona döndüreceğim. Bir defa daha onları (hesaba çekmek üzere) topraktan çıkaracağım.' Bunun üzerine mü'min kulun ruhu bedenine iâde edilir. Ardından iki melek yanına gelip onu oturturlar ve:

Rabbin kimdir? derler.
Mü'min kul: Rabbim Allah'tır, der.
Onlar: Dînin nedir? derler.
Mümin kul: Dînim İslâm'dır, der.
Onlar: Size gönderilen adam hakkında ne dersin? derler.
Mümin kul: O Allah'ın elçisidir, der.
Onlar: Sana bunları bildiren nedir? derler.
Mümin kul: Allah'ın kitabını okudum, ona inandım ve onu tasdik ettim, der.

Bunun üzerine semâdan bir ses gelir:Kulum doğru söyledi.Cennet'ten bir yer döşeyin (makamını hazırlayın), onu cennet elbiselerinden giydirin ve ona cennetten bir kapı açın, der. Bunun üzerine ona cennetin esintisinden ve güzel kokusundan kokular gelir, gözünün görebileceği yere kadar kabri genişletilir. Sonra ona, güzel yüzlü, güzel elbiseli ve güzel kokular içerisinde olan birisi gelir ve seni mutlu edecek şeyle sevin. Bu gün sana va'd olunan gündür, der. Bunun üzerine o: Sen kimsin? Senin o hayırlı yüzün nedir, der. O: Ben, senin sâlih amelinim der. Bunu işitince,Yâ Rabbi! Kıyâmeti çabuk kopar ki, âileme ve malıma kavuşayım, der.

Kâfir kul, dünyadan ayrılmak ve âhirete yönelmek üzere olduğu zaman, yanlarında kaba ve sert elbise olan siyah yüzlü melekler gelir ve onun görebileceği bir yerde otururlar. Sonra ölüm meleği onun yanına gelip başucunda oturur ve ona: Ey pis ruh, haydi çık! Allah'ın öfkesine ve gazabına gel! der. Bunun üzerine ruhu bedenine dağılır ve ıslak yüne dolaşan pıtrağın[1] yünden çekilip çıkarıldığı gibi, ölüm meleği onun ruhunu bedeninden çekip alır (ruhu bedeninden güçlükle ayrılır). Ölüm meleği ruhunu alınca da, melekler onu göz açıp kapayacak kadar -bir an olsun bile- ölüm meleğinin elinde bırakmazlar. Onu ölüm meleğinin elinden alırlar ve kaba ve sert elbisenin içine koyarlar. Ondan yeryüzünde bulunan en pis leş kokusu gibi bir koku çıkar. Onu semâya yükseltirler. Her semâda bulunan meleklerin yanından geçerken onlar: "Bu pis ruh kimindir? derler. Melekler, dünyadaki en kötü ismini söyleyerek: "Falan oğlu falandır, derler. Dünya semâsına gelince, onun için semânın kapılarının açılmasını isterler, fakat ona kapılar açılmaz.

Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu âyeti okudu:"(Öldükleri zaman) onlar (ın ruhların)a gök kapıları açılmaz ve deve, iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremezler. Suçluları işte böyle cezâlandırırız."(A'râf Sûresi: 40)Allah -azze ve celle- şöyle buyurur: "Onun amel defterini Siccîn'e ( en aşağı tabakaya) yazın". Sonra onun ruhu, gökten yere fırlatılıp atılır.

Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şu âyeti okudu: "Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki o, gökten düşüp de parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış veya rüzgâr onu uzak bir yere sürükleyip atmış kimse gibidir." (Hac Sûresi:31).
Ardından ruhu bedenine iâde olunur da (Münker ve Nekir adlı) iki melek ona gelip yanına oturur ve:

Rabbin kimdir? derler.
Kâfir kul: Hah…Hah… Bilmiyorum, der.
Onlar: Dînin nedir? derler.
Kâfir kul: Hah…Hah… Bilmiyorum, der.
Onlar: Size gönderilen adam hakkında ne dersin? derler.
Kâfir kul: Hah…Hah… Bilmiyorum, der.

Bunun üzerine semâdan bir ses: 'Yalan söyledi, ona cehennem'deki yerini hazırlayın ve ona cehennemden bir kapı açın' der. Cehennem ateşinin sıcağından ve sıcak rüzgârından gelir ve kaburgaları birbirine geçecek şekilde kabri ona daraltılır.Çirkin yüzlü, kötü elbiseli ve pis kokulu bir adam ona gelir ve şöyle der: Seni üzecek şeye sevin! Bu gün, va'd olunduğun gündür. Kâfir ruh ona: Sen kimsin? Çirkin yüz kötülük getirdi, der. O da: Ben senin çirkin amelinim, der. Bunun üzerine: Rabbim! Kıyameti koparma, der."

( İmam Ahmed, hadis no: 17803, Ebû Dâvûd, hadis no: 4753, Elbânî "Ahkâmu'l-Cenâiz", sayfa: 156'da "hadis sahihtir" demiştir.)


ALINTI KAYNAK (http://islamqa.info/tr/ref/22203)


Konu Başlığı: Günün Hadis-i Şerifi
Gönderen: Hêja üzerinde 08 Haziran 2013, 04:46:01 ÖÖ 04

Allah'ın Rasulü Muhammed: “Allah’a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hakk’ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır.”
(Buhârî, Fezâilü’l-ashâb 9, Meğâzî 38; Müslim, Fezâilü’s-sahâbe 34)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 13 Ağustos 2013, 05:36:07 ÖS 17
PEYGAMBER EFENDİMİZ (SALÂT VE SELÂM ONA OLSUN) BUYURDULAR Kİ:

‘’MÜSLÜMAN MÜSLÜMAN’IN KARDEŞİDİR. ONA ZULMETMEZ. ONU YARDIMSIZ BIRAKMAZ. ONU ALÇALTMAZ.‘’

SONRA ÜÇ DEFA KALBİNE İŞARET EDEREK DEVAM ETTİ:

‘’TAKVA ŞURADADIR. MÜSLÜMAN’IN KARDEŞİNİ HAKİR GÖRMESİ KİŞİYE KÖTÜLÜK OLARAK YETER. HER MÜSLÜMANIN NAMUSU, KANI VE ONURU MÜSLÜMAN’A HARAMDIR. ‘’

(MÜSLİM)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 10 Eylül 2015, 06:15:43 ÖS 18
Ebu Hureyre (r.a.), Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

"Gelecekte bir takım fitneler olacaktır. Fitne zamanında oturan kişi ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden; yürüyen koşandan hayırlıdır. Her kim fitnelerin başına dikilirse fitneler onu yıkar. Her kim fitne zamanı sığınacak bir yer bulursa hemen oraya sığınsın."

Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5136

Not: Değerli kardeşlerim, Allah (cc) bizleri insan olarak yarattı ve İslâm'la şereflendirdi Elhamdulillah. Sonrasında da bizi türk, kürt v.b. kabilelere ayırdı ki, birbirimizi tanıyalım. Bu fitne zamanında ltf. herkes sakin olsun, yerinde dursun, birbirini sükûnete davet etsin. Sokaklar boşaltılsın. Halkı sokağa dökecek çağrı ve söylemlere asla ve asla itibar edilmesin. Selam ve dua ile.


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 23 Ekim 2015, 05:13:15 ÖS 17
İbn Mes’ûd’ dan rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle demiştir:

Doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür. İnsan doğru söyleye söyleye Allah katında ‘’sıddîk (dürüst)‘’ olarak tescillenir. 

Yalan söylemek kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür. İnsan yalan söyleye söyleye sonunda Allah katında ‘’yalancı‘’ olarak tescillenir.

 
(Buhari, Müslim)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Elemîn üzerinde 03 Aralık 2015, 01:13:08 ÖS 13
Ebû Ya'lâ Şeddad b.Evs'ten (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle demiştir:

Akıllı insan kendini sorgulayan ve ölüm ötesi için çalışandır.

Âciz insan ise, nefsini çirkin arzularına uyduran ve Allah'tan olmayacak şeyler umandır.


(Tirmizî)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: İSRA üzerinde 15 Şubat 2019, 03:13:21 ÖS 15
(https://i.hizliresim.com/36gZ00.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: Günün Hadis-i Şerifi..
Gönderen: Hêja üzerinde 03 Haziran 2019, 01:36:28 ÖS 13

Ebu Said el Hudri radıyallahu anh'den rivayet edilen hadiste buyrulur ki;
“Doğu tarafından bir takım insanlar zuhur edecek, onlar Kur’an-ı Kerim’i okuyacaklar, fakat Kur’an-ı Kerim onların gırtlaklarından aşağı geçmeyecek...”
****

Enes (r.a.) rivayet ediyor. Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kur'ân'ı, gırtlaklarından aşağı inmeyen bazı kimseler okuyacaktır. Bunlar, dinden okun yaydan çıkması gibi çıkacaklar." (Camiussağir - 4766)
****

“−Bu ümmet içinde öyle bir kavim çıkacak ki, siz onların namazlarının yanında kendi namazlarınızı küçük göreceksiniz. Onlar; Kur’an da okuyacaklar, fakat Kur’an onların boğazlarını geçmeyecek. Onlar, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklar…” buyurdu. (Müslim 147, Buhari 6796, 6797)
****

“Aranızda öyle bir grup ortaya çıkacaktır ki, namazınızı onların namazları, oruçlarınızı onların oruçları ve diğer amellerinizi de onların amelleri yanında az göreceksiniz. Onlar Kur’ân okurlar, fakat okudukları boğazlarından aşağı geçmez. Onlar okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar...” (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36)
****

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Öyle bir zaman gelecek ki, okumaya meraklı kurrâ çoğalacak; fakîhler (dini anlayıp yaşayan âlimler) ise azalacak ve bu sûretle, ilim çekilip alınacak ve herc çoğalacak!”

Ashâb-ı kirâm:
“–Herc nedir ey Allah’ın Rasûlü?” diye sorunca şöyle buyurdular:

“–Birbirinizi öldürmenizdir. Daha sonra öyle bir zaman gelecek ki insanlar Kur’ân okuyacaklar, okudukları boğazlarından aşağı geçmeyecek...” (Hâkim, Müstedrek, IV, 504/8412)