GENEL (Bilgi Platformu) => Mizah => Konuyu başlatan: esen üzerinde 30 Ekim 2007, 11:29:05 ÖS 23



Konu Başlığı: günün fıkrası
Gönderen: esen üzerinde 30 Ekim 2007, 11:29:05 ÖS 23
Güya vaktin birinde dilencinin biri bir zenginin evinin yanına gelmiş, pencereden gördüğü zengin kişiye seslenip sadaka istemiş. Zengin kişi hizmetçilerine seslenmiş: "Küşdadedil, Bezmicihân'a söyle, o da Dilşikeste'ye söylesin, o da Mihrumâh'a söylesin, Mihrumâh şu adama 'Allah versin' desin." Bunun üzerine fakir el açıp dua etmiş: "Allah'ım İsrafil'e söyle, o da Mikâil'e söylesin, o da Cebrâil'e söylesin, o da Azrâil'e söylesin, Azrâil bu adamın canını alsın."  --


Konu Başlığı: fıkra işte ..
Gönderen: ikra üzerinde 14 Kasım 2007, 12:27:03 ÖÖ 00
:)Allah rzı olsun.


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: Müderriscevadmazhar üzerinde 20 Kasım 2007, 01:28:23 ÖÖ 01
esen hanım çok komiksiniz(!)


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: esen üzerinde 20 Kasım 2007, 11:14:58 ÖÖ 11
allah allah  >:(


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: GeDa üzerinde 27 Aralık 2007, 04:22:50 ÖÖ 04

Komik degil............ :(


Konu Başlığı: günün fıkrası
Gönderen: vervo üzerinde 13 Mart 2008, 02:34:30 ÖS 14
Cemâl gazetesinden başını kaldırıp sorar:
- Haa bu uşaklar ne koşaylar böyle?

(http://www.turkishnoc.org/imj/Faaliyet%202006/kosu1.jpg)


Temel cevap verir:
-Ula bunlar koşicudur,
başbakanlık kupası için koşaylar.
-Ha kupayı çime vereceklerdur?
    * Birinciye.
- Öbürkilere bir şey yok midur?
 - Yoktur.
 - Öyleyse onlar niye koşaylar :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: vuslat_sevdasi üzerinde 13 Mart 2008, 03:02:23 ÖS 15
 :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: SuVaRi üzerinde 13 Mart 2008, 05:24:45 ÖS 17
:D :D :D
he doğru diooo onlar nie koşayyy


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 13 Mart 2008, 08:08:21 ÖS 20
güzeldi..  :)


Konu Başlığı: HE diyirem
Gönderen: vervo üzerinde 17 Mart 2008, 05:46:23 ÖS 17
Begenmenize sevindm


HE diyirem :)

Erzurum'a bilgisayarın daha yeni yeni gelmeye başladığı zamanlara
ait bir anıyı Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu'ndan Mansır
Bey anlatıyor...

Bir işyerine bilgisayar ve stok programı satılır. Teknik servis elemanı
bilgisayarı işyerine kurduktan sonra stok programının kullanımı ile ilgili
bilgi verir ve ayrılır.

Aradan bir iki saat geçer, işyerinden telefon:
"Kardeşim sizin anlattıgınız kimi yapirem fegat program düzgün çalışmiir."

Teknik servis elemanı sorar:
"Nasıl yapıyorsunuz?"

"Senin anlattıgın kimi."

"Hata ne?"

"Yazdıgım bilgiler kaydetmeme ragmen saklanmiir."

"İşlem basamaklarını tek tek anlatır mısınız?."

"Tamam" diyor ve başlıyor anlatmaya...

"Programı açirem. Malın adı bölümüne adını, adedi bölümüne adedini, birim
fiyatını vb. yazirem. Hepsini yazdıhtan sonra senin anlattıgın kimi kayıt
bölümüne basirem.

"Tamam hata kodu nedir "

Ekrana bir yazı geliir:
Kaydetmek ister misiniz?
E / H
yazısı çıkir. Ben de diyirem Hee...


Konu Başlığı: Beni BYBURTA bir FAKSLA
Gönderen: vervo üzerinde 26 Mart 2008, 04:25:34 ÖS 16
Beni BYBURTA bir FAKSLA

Bayburtlu nun acil olarak bayburta gitmesi gerekiyormuş.
Otobüsü kaçırınca bayburta nasıl giderim diye kara kara düşünüyormuş.
Birden gözü bir dükkanın camına takılmış.
" itina ile faks çekilir" yazısını görünce içeri dalmış.
Gümüşhaneli olan dükkan sahibi sıkıntılı olduğunu görünce ;
-Buyrun beyefendi nasıl yardımcı olabilirim? diye sormuş.
Bayburtlu;
-Emi emi acilen bayburta gitem lazım. Beni fakslayabilirmisin demiş.:D
Gümüşhaneli:
-Ne demek hemşerim sen Bayburtlu olacaksında ben seni fakslamayacağım öylemi?
otur şu sandalyeye bayburtlu dünden razı oturmuş.
Bu arada Gümüşhaneli pirize fi takmış çıplak kablo uclarını Bayburtlunun eline tutuşturmuş.
Tabii 250 voltluk elektiriği alınca bayburtlu bir yandan titremeye biryandan da hareketten doleyı terlemeye başlamış.
Canı yanan bayburtlu;
-Emi şu an nerdeyiz? diye sormuş
Gümüşhaneli;
-Erzincan dağını geçiyoruz demiş
İyice canı yanan Bayburtlu;
-Saol Emi beni burada indir buradan oyanı dolmuşla giderim demiş. :D

..... 


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: murat üzerinde 26 Mart 2008, 04:42:11 ÖS 16
 :) :)


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: maxpayna üzerinde 21 Nisan 2008, 09:34:04 ÖS 21

valla fıkra kültürüm yoktur. anlatmasını da sevmem. zira hayatımız fıkra olmuş bir de fıkra mı anlatayım.
ama bir mail geldi paylaşmak istedim :


Dursun, saatlerin geri alinacagini duyunca, evdeki tüm saatleri toplayip Saatci Temel'e gider:

- Ula Temel, saatler geri alunacakmis. Biz de evdeki saatleri senden satin aldigimiz için sana getirdik. Bunlari geri alacaksun da.

Temel kendinden emin bir sekilde:

- Oyle yagma yok. Ben de duydum ama, sadece 1 saat geri alinacakmis. 1 tanesini alirim, digerlerini almam. 



Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: vuslatsevdası üzerinde 21 Nisan 2008, 09:38:54 ÖS 21
 :D :D ;D


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: pambuli üzerinde 22 Nisan 2008, 12:00:26 ÖS 12
temelde olmasa kime gülecez biz  :D


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: SuVaRi üzerinde 22 Nisan 2008, 12:40:21 ÖS 12
max  :D


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: maxpayna üzerinde 22 Nisan 2008, 01:00:08 ÖS 13
temelde olmasa kime gülecez biz  :D


max  :D

bir dakkaa.. üstteki sorudan sonra benim adımı yazınca.
temel yerine bana mı güleceksiniz yani ? doğru mu anladım ?
yani ben temel kadar akıllı !!! birisiyim hemi  :D


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: SuVaRi üzerinde 22 Nisan 2008, 01:13:00 ÖS 13
temel max  ;D
fıkrayı siz paylaştığınız için..tşk babında gülümseme idi. :)


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: ozanca üzerinde 26 Nisan 2008, 10:18:36 ÖÖ 10
Yarış
Bir ihtiyar, yaşlandığı için kendini yormamasını ve istirahat etmesini isteyenlere şu cevabı vermiş:
- Eğer bir yarışa katılmış olsaydınız, hedefinize yaklaştığınızda yavaşlar mıydınız?

Kahve
Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili Churchill'e kızgın kızgın şöyle seslenir:
- Eğer karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım.
Churchill, oldukça sakin bir şekilde kadına döner ve lafı yapıştırır:
- Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.

Yağmur
Sokrates ve eşi bir türlü iyi geçinemezlermiş. Bir gün eşi Sokrates'e verip veriştirmiş, ağzına geleni söylemiş. Bakmış kocası hiç bir tepki göstermiyor; bir kova suyu alıp başından aşağı boşaltmış.
 Sokrat, gayet sakin bir şekilde:
 - Bu kadar gök gürültüsünden sonra bir sağanak zaten bekliyordum, demiş.

İğneleme öyle olmaz böyle olur
Bernard Shaw ile Churchill hiç geçinemez ve sık sık birbirlerini iğneleyici sözler sarf ederlermiş. Bernard Shaw, bir oyununun ilk gecesine, Churchill'i davet etmiş ve davetiyeye de bir pusula iliştirmiş:
- Size iki kişilik davetiye gönderiyorum. Bir dostunuzu alıp gelebilirsiniz. Tabii dostunuz varsa.
Churchill, hemen cevap göndermiş:
- Maalesef o gece başka bir yere söz verdiğim için oyununuzu seyretmeye gelemeyeceğim. İkinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece de oynarsa.

Kulak spekülasyonu
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile’ye hasımlarından biri:
- Efendim, demiş, kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile:
- Doğru, demiş, benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?

Sır saklamak
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
- Sen sır saklamayı bilir misin, diye sormuş. Vezir:
- Evet hünkârım, bilirim, dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
- İyi, ben de bilirim.


Şans
Bir filozofa sormuşlar:
- Şansa inanır mısınız?
Filozof:
- Evet, yoksa sevmediğim insanların başarılarını neyle açıklayabilirdim.

Laf
- Lafı uzatanlara ne yapmak lâzım, diye Farabî'ye sormuşlar. Farabi şöyle demiş:
- Uzun konuşanı kısa dinlemeli.

Elbise
İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada, Gandi'nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü vardır. Davetten çıkınca bir gazeteci sormuş:
- Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi?
Gandi, hiç aldırmadan cevap vermiş:
- Kral, ikimize de yetecek kadar giyimliydi.

Yama
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış. Kral bunları görünce dayanamayıp:
- Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı, diye sorunca, İncili Çavuş:
- Osmanlılar, adama göre adam gönderirler.  Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek, cevabını vermiş.

Napolyon
Vaktiyle Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon Bonapart‘ı bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek:
- Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapt etmeliydiniz, gibi fikirler yürütmeye başlayınca Napolyon:
- Evet, onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım, demiş.


Moral Dünyası Dergisi



Konu Başlığı: fıkra işte..
Gönderen: erva üzerinde 27 Nisan 2008, 11:48:09 ÖS 23
Karıkoca birlikte tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar.
 
Tatillerinin ikinci gününün akşamı güzel bir yemek yiyip uykuya dalarlar.

 Birkac saat sonra kadın uyanır ve kocasını da uyandırır.Adam uyku sersemidir;
 
güzel bir rüyadan uyandırıldığı için de biraz kızgındır:

 'Ne oldu?Ne istiyorsun?' diye sorar.
 
Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle.' Adam gökyüzüne bakar

ve cevap verir:
 
-'Bunun için mi uyandırdın beni?.Baktım işte. Bir sürü yıldız
 
görüyorum,ışıl ışıl parlayan milyonlarca yıldız.
 
Karısı tekrar sorar.Peki, bu sana neyi gösteriyor?
 
Artık iyice uykusu kaçan adam biraz düşünür ve cevap verir:
 
'Teolojik olarak Allahin kudretini ve kendi acizliğimizi
 
görüyorum.
 
Felsefi olarak, evrenin sonsuzlugunu ve onun karşısındaki
 
önemsizliğimizi görüyorum.
 
Astronomik olarak galaksilerin,yıldızların, gezegenlerin
 
varlığını görüyorum.
 
Yıldızların konumuna bakarak saatin 3 olduğunu görüyorum.
 
Meteorolojik olarak da bugün havanın çok güzel olacağını
 
görüyorum.
 
Niye sordun bunu bana?
 
Sana neyi gosteriyor?
 
'Necati, çadırımızı çalmışlar!!!




Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: sahra üzerinde 27 Nisan 2008, 11:52:20 ÖS 23
  :D  :D  :D


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: vuslatsevdası üzerinde 28 Nisan 2008, 01:12:27 ÖÖ 01
Ha Pu Mayli Alan Sayun Kisi,

Su anda pir adet Laz Virüsü almis puluniysunuz.. .

Piz, Trabzon-Türkiye'de henüz yeterli teknolojik imçanlara sahip

olmatugumuzdan, pu pir MANUEL virustur!!

Lutfen, çendi hart disçinizdeki pütün tosyalari çendinuz silerek yok

edinuz ve bu mayli biltugunuz herçese conderinuz!!

Eger condermessenuz celup sizi furacaaaguz. Pize yardimci

oltugundan dolayi çok teşeççür ediyruz.

İMZA: Hacker Temel


Lazlara özel not : Ha pu bir saka e-maylidur.Bu Mayle uyup da hard disçinizdeki tosyalari silmeyinuz !!


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: eslem üzerinde 28 Nisan 2008, 01:19:22 ÖÖ 01
demek birde temel hacker varmişş......

mazallah allh bizi korusun hackerlardan ..... ::)


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: vuslatsevdası üzerinde 28 Nisan 2008, 01:21:47 ÖÖ 01
demek birde temel hacker varmişş......

mazallah allh bizi korusun hackerlardan ..... ::)

özellıkle ikimizi korusun eslem....
habire hacklenip duruyoruz.... :(


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: eslem üzerinde 28 Nisan 2008, 01:34:00 ÖÖ 01
ahhhh bu hackerlar yokmu aahhhhh..... :(


vuslatım diyanet işleri başkanını arayıp fetva verdırtecem haclemek haktır die.... ;D


Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: murat üzerinde 28 Nisan 2008, 12:18:23 ÖS 12
neden fıkraların çoğunluğu karadenizli kardeşlerimizi saf ap..gibi gösteriyor!?  doğudakileride kıro olarak...

kim bu fıkraları yazıyor...neden ırkçılık yapılıyor..neden sınıf ayrımı yapılmaya zorlanıyor..!




Konu Başlığı: Ynt: fıkra işte ..
Gönderen: ozanca üzerinde 28 Nisan 2008, 01:03:16 ÖS 13
Mizahın özünde bu vardır Murat ...
Normal olmayanı malzeme yapmak ...
Mizah dokunulmazlara dokundugu için mizah oluyor ...
Hani bilirsiniz Hoca Nasreddinde mizahı kullanmıştır ama onun mizahi yönü eleştirisel yönünün gerisindedir ...
Yani daha fazla kahkaha beraberinde daha fazla dokunulmaza dokunmakla mumkun oluyor ..
Arz talep meselesi yani ...
Selamlar ...


Konu Başlığı: BİR FIKRA
Gönderen: narcicegi üzerinde 02 Mayıs 2008, 06:39:16 ÖS 18
Bir GS’li, bir FENERLİ ve BJK’li Arabistanda yasak olmasına rağmen bir otelde içki içerken yakalanırlar.... Mahkemeye çıkarılırlar... karar İDAM... itiraz ederler ve karar ömür boyu hapis cezasına çevrilir. Ama o gün bayrama denk geldiği için Prens Hazretleri cezayı kaldırıp hepsine 20 kırbaç ceza verir. Bizimkileri sempatik bulduğu içinde bi kıyak daha yapıp herkese cezasını hafifletmek için bir istek hakkı tanır...
BJK’li: "Sırtıma bir yastık bağlayın" der. 10 kırbaçtan sonra yastık paramparça olur ve pek fayda etmez.
Uyanık FENERLİ bunu görünce "Sırtıma iki yastık bağlayın " der. Ama iki yastık bile 10 kırbaca dayanamaz.
Sıra GALATASARAYlıya gelince Prens Hazretleri: "Bak GALATASARAYLI sana acıdım. Süper Ligi kaçırdınız 100’üncü senenizde başarısız oldunuz,hekemlerden çektiniz. Bu yüzden sana iki istek hakkı veriyorum"
Peki der GALATASARAYLI:"O zaman bana 40 kırbaç vurulsun". Herkes şaşkına döner.
Prens Hazretleri:"peki ikinci isteğin nedir?" diye sorar...
GALATASARAYLI pis pis sırıtarak " FENERBAHÇELİYİ sırtıma bağlayın" der...


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: Aysegul üzerinde 02 Mayıs 2008, 06:52:21 ÖS 18
 ;D ;D Fenerbahçeliler görmesin abla.. ne yaptınız böyle.. :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: narcicegi üzerinde 02 Mayıs 2008, 07:04:00 ÖS 19
Bu fıkra yeni değil ama yine de Fenerbahçelilieri kızdırmak güzel :D
Napalım.Ancak onları kızdırmakla avunuyoruz. ;D
Şanlı Trabzonspor'un başarıları mazide kaldı artık :'(


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: hayrunnisa üzerinde 02 Mayıs 2008, 07:14:28 ÖS 19
gördüm bile.lütfen kıskançlığınızı fıkralara saklamayın :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: FeNerLi üzerinde 02 Mayıs 2008, 07:18:25 ÖS 19
anca böle avunun işte :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: narcicegi üzerinde 02 Mayıs 2008, 07:20:37 ÖS 19
Ama fıkra güzeldi.Kabul edin :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: FeNerLi üzerinde 02 Mayıs 2008, 07:27:27 ÖS 19
ben sevmedim fıkrayı :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: hayrunnisa üzerinde 02 Mayıs 2008, 07:30:57 ÖS 19
ben de sevmedim


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 14 Mayıs 2008, 04:38:40 ÖÖ 04
    Benden Kuvvetli
Babası oğluna sonar: "Öğretmen seni her gün niçin dövüyor?"
" Benden kuvvetli de onun için. " :)

Mezarlığa
Din dersinde öğretmen sorar:
" Bir insan öldükten sonra nereye gider? "
" Mezarlığa.  :)

Saçlarına Bir Şey Olmamış
Adamın biri hem ahmak hem lafazandır. Sakalı süt gibi beyaz olmasına rağmen saçına hiç ak düşmemiştir. Bir mecliste bu adamın saçıyla sakalı arasındaki bu farkın neden kaynaklandığı konuşulur.
Zariflerden biri der ki:
- Bunda bilinmeyecek ne var? Bir şey çok kullanılırsa elbette ki çabuk eskir. Bunun da çenesi çok kullanıldığı için eskiyip ağarmış. Beyni ise hiç kullanılmadığı için saçlarına bir şey olmamış!  ;D

Maymundan mı?

Din dersi öğretmeni, öğrencilere bütün insanların Adem ve Havva'dan geldiğini söyledi. Bir öğrenci söz aldı:
-- Yapma be hocam babam bizim maymundan geldiğimizi söyledi.
-- Sevgili çocuğum, dedi öğretmen, sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor. ;D

Cemal İngiltere'de

 Cemal İngiltere`ye gidecekti. Onun için bir arkadaşından İngilizce hakkında bilgi istemişti. Arkadaşı Türkçe kelimelerin son hecesinin uzatılması şeklinde Cemal`e bilgi verdi. Cemal uçağa bindi ve on dakika sonra hostesi çağırmak için, Hosteeees. O da ne hostes gelmişti. Cemal İngilizce`yi sökmeye başladığını düşünüyordu. Havaalanından çıktı...Taksiiiii Vay be taksi de durmuştu. Cemal ağır ağır kendini kaptırdı...Hoteeeeeeel Otele gitti. Odasına çıktı, duş aldıktan sonra dışarı çıktı, Londra sokaklarında dolaşmaya başladı. Parkta bir adam gördü: -Merhabaaaaa,nasılsınıııız? Adam: -İyiyiiiiim,sağoooooool. Cemal: Türk müsünüüüüz? Adam: Eveeeeet Temel: Kardeşim Türksün de neden iki saattir İngilizce konuşuyorsun ? :D

Telsiz Telefon

 Cemal bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır.
Sıra Türkiye`ye gelir ve Cemal başlar anlatmaya:
-Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağıya indik ama hiç birşey bulamadık. Öyleyse bizim atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır. ;D

Cemal Askerde

   Yeni asker olan Cemal'e komutanı sormuş: -"Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?" Cemal heyecanla cevap verir: -Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım. Komutan tekrar sormuş. "-Peki, karşıdan geliyorsa? -Karşıya ateş açarım, komutanım. -Arkadan geliyorsa ? deyice komutan, Cemal dayanamamış: -"Komutanım, bu ordunun bir askeri ben miyim da?" ;D

Espri

Temel espiriye üç kez gülermiş:
Birincici, anlatılınca.
İkincisi, izah edilince.
Üçüncüsü, anlayınca... ;D










Konu Başlığı: ismin ne senin
Gönderen: SuVaRi üzerinde 14 Mayıs 2008, 02:08:39 ÖS 14
Adamın biri yolda bir çocuk görmüş. Adını sormuş. Çocuk tam adını söyleyecekken Dur Dur demiş adam. Ben tahmin edeyim senin adını. Sen sadece baş harfini söyle. Çocuk "Y" demiş. Adam başlamış saymaya.
-Yunus
-Hayır
-Yakup
-Hayır
-Yusuf
-Hayır
Tüm y ile baslayan erkek isimlerini saymis
Adam sinirlenmiş. Başlamış kız isimlerini saymaya.
-Yeliz
-Hayır
-Yeşim
-Hayır
...
En sonunda adam kızarak:
- ismin ne senin!!!
Sonra çocuk:
-Yamazan  :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: hayrunnisa üzerinde 14 Mayıs 2008, 02:18:14 ÖS 14
 :D :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: vervo üzerinde 14 Mayıs 2008, 07:14:55 ÖS 19
küçük bir cesaret anlatımı;

karacilarin komutani bir asker çagirmis.
asker -"emret komutanım" diyerek yanına gitmis.

komutanı yere yatmasını istemiş. daha sonra da
bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir
vermiş asker kilini bile kıpırdatmadan yattigi
yerde beklemis ve malumunuz ezilmis. komutan
digerlerine dönerek -"iste cesaret" demis.

havacilarin komutani bir asker cagirmis. asker
yine -"emret komutanim " diyerek komutanının
yanına gitmis. komutani helikoptere binmesini
emretmis. asker helikoptere binmis ve
havalanmis daha sonra komutani askere aşağıya
parasütsüz atlamasını emretmis asker de
emre itaat etmis ve atlamis. yere cakilmis,
ölmüs. komutan da digeri gibi dönerek
-"iste cesaret " demis.

sira gelmis denizci komutana. denizci komutan askerini
çagirmis. asker caki gibi hazirola geçmiş ve
-"emret komutanım" demis
komutan
-derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş.
asker -"hadi len" demiş.
komutan diger komutanlara dönerek
- "iste asıl cesaret bu " demiş  ;D ;D
 


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: narcicegi üzerinde 14 Mayıs 2008, 08:11:32 ÖS 20
Fıkra güzeldi Nahide :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: hayrunnisa üzerinde 14 Mayıs 2008, 08:51:52 ÖS 20
çok güzel fıkralar nahide eline sağlık


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: ozanca üzerinde 15 Mayıs 2008, 12:32:17 ÖÖ 00
Bunu diyende Kesin Temeldir ...
Bu cesaret ancak Karadenizlilerde olur :P
Selamlar ...


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: vervo üzerinde 23 Mayıs 2008, 05:26:29 ÖS 17
Karadenizli Yilanlar

Iki karadenizli yilan, karadeniz ormanlarinda geziyorlarmis.
Biri digerine sormus
- Ula piz zehirlu yilanmiyik da?
- Haçan nerden çikti pu simdu?
- Az önce dilimu isirdimda...
:D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: leylifer üzerinde 23 Mayıs 2008, 06:21:34 ÖS 18
Karadenizli Yilanlar

Iki karadenizli yilan, karadeniz ormanlarinda geziyorlarmis.
Biri digerine sormus
- Ula piz zehirlu yilanmiyik da?
- Haçan nerden çikti pu simdu?
- Az önce dilimu isirdimda...
:D

 :D :D :D :D :D :D :D  saollasıınnn çok güzeldiiiii  ;D ;D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: leylifer üzerinde 23 Mayıs 2008, 06:27:28 ÖS 18
bi tanede benden olsun :


Adamin biri California'da bir kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, adam lambayı kumların içinden çıkarmış. Dalgasına belki cin cıkar deyip ovalamış lambayı, harbi harbi cin çıkmış.
Adam çok şaşırmış, cin başlamış konuşmaya:
- Tamam, tamam. Beni lambadan kurtardin vs...
- Bu, bu ay içinde dördüncü çıkarılışım ve bu işten sıkılmaya başladım bu yüzden 3 dileği unut. Sadece 1 dilek hakkın var!
Adam oturmuş ve bir süre düşünmüş ve:
- Her zaman Hawaii'ye gitmek istedim ama uçaktan korkarım ve deniz beni çok tutar. Benim için Hawaii'ye bir köprü yap böylece arabayla oraya gidebileyim
Cin gülmüş ve:
- Bu imkansiz. Bu işin lojistiğini düşün! Köprünün ayakları nasıl Pasifik'in dibine ulaşabilir? Ne kadar beton gerektiğini, ne kadar çelik gerektiğini düşün. Hayır, başka bir dilek düşün.
Adam tamam demiş ve gerçekten güzel bir dilek düşünmeye başlamış. En sonunda:
- Dört kere evlendim ve boşandım. Bütün karılarım her zaman duyarsız olduğumu ve onunla ilgilenmediğimi söylerdi. Bu yüzden, kadınları anlayabilmeyi diliyorum... Nasıl hissettiklerini ve neden ağladıklarını, bir şey söylemedikleri zaman gerçekten ne istediklerini...onları nasıl gerçekten mutlu edebileceğimi bilmek istiyorum...
Cin cevap vermis:
- Köprü iki şeritli mi olsun dört şeritli mi_!


 ;D ;D ;D ;D ;D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: vervo üzerinde 30 Mayıs 2008, 11:55:47 ÖÖ 11
çocuk bir gün öğretmenine sorar:


öğrenci: hocam salakla zeki arasındaki farklar nelerdir.
öğretmen: salaklar her zaman kesin konuşur ama zekiler daima şüphecidir.
öğrenci: emin misiniz hocam??
öğretmen: kesinlikle
:D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: leylifer üzerinde 03 Haziran 2008, 03:58:32 ÖS 15
çocuk bir gün öğretmenine sorar:

öğrenci: hocam salakla zeki arasındaki farklar nelerdir.
öğretmen: salaklar her zaman kesin konuşur ama zekiler daima şüphecidir.
öğrenci: emin misiniz hocam??
öğretmen: kesinlikle
:D

 :D :D :D


Konu Başlığı: Huriye, Nuriye ve Düriye
Gönderen: BaD-ı SaBa üzerinde 14 Haziran 2008, 03:10:10 ÖS 15
Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında, çok eski üç arkadaştır. Bir gün Huriye Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.
   Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler. Biraz sonra Düriye yine "Ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim" der...
   Huriye ve Nuriye birşey demezler ve içerler.
Aradan biraz zaman geçer.
   Düriye yine "size bir kahve bile yapmadım hemen yapayımda içelim" der ve yapar getirir.
   Bizimkilerde yine itiraz yok.
Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düşerler. Yolda bastonları ile yavaş yavaş yürürken aralarında şu konuşma geçer;
Huriye : "Kız Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmuş...
   Bize bir kahve bile ikram etmedi"
   Nuriye : "Kıızzz Düriye'yi ne zaman gördün??


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: kardelen üzerinde 15 Haziran 2008, 10:40:56 ÖS 22
bir gün bir adam yolda giderkan adamı yanlışlıkla öldürmüş ve adam mahkemelik olmuş avukata (avukat nolur beni kurtar demiş) eger beni kurtarırsan ne istersen yaparım demiş
avukatta:hakim ne derse (dır dır dır)de demiş ozaman hakim seni deli sanıp serbest bırakır demiş ve hakim adama sormuş
hakim:adamı seni öldürdün
adam:dır dır dır demiş
hakim:niye öldürdün demiş?
adam:dır dır dır demiş tekradan ve hakim
hakim:bu adam deli raporunu verin ve çıksın gitsin demiş ve salmışlar adamı
dışarı çıkınca avukat ee benim param nerde deyınce adam avukata şöyle demiş
adam:dır dır dır demiş
ve avukat kendi kazdıgı kuyuya kendi düşmüş :D :D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: küçük mücahide üzerinde 21 Haziran 2008, 10:13:30 ÖS 22
TİRYAKİ YOKSA

Bir köylü telaşla bir başka köylüye koştu :
-Bana bak, senin inekler sigara içer mi?
-Çıldırdın mı sen? İnek sigara içer mi hiç?
-Öyleyse ahirin yanıyor, kardeşim.


FARK

Fen bilgisi imtihanında şöyle bir soru gelmişti:
- Güneş ışığı ile elektrik lambasının ışığı arasındaki fark nedir?
Ali hemen cevabı yazdı:
- Elektrik lambası için her ay para ödüyoruz ama güneş ışığı için bir para ödemiyoruz.


TERLEMEK İÇİN

Tıp fakültesinin son sınıfında imtihana giren talebeye mümeyyizler sordular:
- Hastayı terletmek için ne yaparsın?
- Arkasına tentürdiyot sürerim.
Başka?
- Kâfur ile yağlarım.
- Başka.
- Aspirin veya benzeri bir tablet aldırırım.
- Başka?
- Biberli pamuk tatbik ederim.
- Başka?
- Çocuk fena hâlde kızarmış, kan-ter içinde kalmıştı. Aklına başka bir şey gelmiyordu.
Birden sevinçle haykırdı:
- Getirir huzurunuzda imtihana sokarım!...


ALİ BULDU

Bir gün coğrafya dersinde, öğretmen Ali'yi tahtaya kaldırır. Tahtanın yanında asılı duran Dünya haritasında Amerika'nın yerini bulmasını ister.
Ali de, şıp diye, elini Amerika’nın üzerine koyar. Öğretmen bu kez bütün sınıfa döner ve:
"Söyleyin bakalım çocuklar. Amerika'yı kim buldu?" diye sorar.
Sınıf hep bir ağızdan cevaplar:
"Ali buldu öğretmenim! Ali buldu!"


İKİNCİ SORU

Öğretmen, öğrencilere :
-Sizlere sorular soracağım. Birinci soruyu bilene ikinci soru sorulmayacak. Şimdi söyle bakalım Ahmet, bir hindinin kaç tane tüyü vardır?
-9567 tane tüyü vardır öğretmenim!
-Nereden öğrendin bunu?
-Öğretmenim, hani birinciyi bilene ikinci soruyu sormayacaktınız?


BÜYÜK BEBEKLER

Öğretmen Ali'ye sorar:
- Sizin köyde doğan büyük adam var mı?
Ali cevap verir:
-Hayır öğretmenim, bizim köyde hep bebekler doğuyor.


ONU GÖRMÜŞLER

Afrika'da bir fil ile karınca arkadaş olmuşlar. Devamlı birlikte geziyorlarmış. Bir gün bunların canı sıkılmış. Ne yapacaklarını düşünmeye başlamışlar. Karınca başka bir ülkeye gitmeyi teklif etmiş. Bu fikir filin de aklına yatmış. Ve o gece sınıra gelmişler. Karınca, file: "Ben önden gideyim; sen de beni geriden takip et. Bir şey olursa sana bağırırım." demiş. Başlamışlar yürümeye... Ve bir müddet sonra karıncanın olduğu yerden sesler gelmiş. Karınca olanca gücüyle bağırmış: "Fiiil yere yaaaat; beni gördüler!"


AYAKKABI

Adamın biri ayakkabı almak için mağazaya gitmiş.
Denediği ve beğendiği ayakkabılardan birisinin ayağını sıktığını söylemiş.
Mağaza sahibi de:
- Bir hafta sonra açılır, demiş.
Adam:
- İyi o zaman, ben bir hafta sonra gelip alayım, demiş.


Sobadaki hikmet

       Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar.
        Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.
Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
        Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.,
       Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."


huriye, nuriye ve düreye'yi çok beğendim hepsi güzeldi ;D ;D ;D


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: hayrunnisa üzerinde 27 Haziran 2008, 06:08:26 ÖS 18
hoca teravih namazı kıldırıyormuş.o kadar hızlı kıldırıyormuşki kimse yetişemiyormuş.sonunda temel eğilirken hocaya:hocam çok hızlı kıldırıyorsun sadece subhanerabbilazim söyleyebiliyorum demiş.hoca da:sen yine söyleyebiliyorsun.ben onu bile söyleyemiyorum demiş


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: Aysegul üzerinde 30 Haziran 2008, 01:31:32 ÖS 13
Bu fıkrayı kampta Hülya Şekerci ablamız anlattı..
Fıkra mı onu da yanlış tanımlamış olduysam özürlerimi şimdiden sunuyorum..
İnşallah yanlış hatırlamıyorumdur ve anlatabilirim..

Şimdi kıyamet gününde.. Kendilerine çeşitli ilahlar edinenlere; melekler sorarlar:

Sizler kime bağlısınız?

- Bir grup şu'na..
- Diğer grup bu'na derken.. ve ilahlarını telaş ve korkuyla ararlarken..

Bir grup ise şu cevabı verir:

- Biz de MERKEZ e bağlıyız..


Bu kadar..


(not:yaa biliyorum anlatamadım.. ama dersin çok güzel bir yerindeydi bu anlatım.. çok güzeldi.. paylaşayım istedim..)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: murat üzerinde 10 Temmuz 2008, 11:37:51 ÖS 23
Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası gözkulak oluyordu.
Aslında bu pek de zor bir şey değildi. Yavrucak halının üzerinde "çay seti" oyuncağıyla oynarken baba da koltuğunda gazetesini okuyor, ara sıra da bebeğinin kendisine -çay seti oyuncağının minik plastik fincanlarıyla- ikram ettiği suları çay niyetine içerek oyuna iştirak ediyordu.
 
Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu.
Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti.
Sonra gayet sakin bir tavırla elindekilerle mutfağa geçerken eşine seslendi:
 
"Uzanabildiği tek su kaynağının tuvalet olduğunu biliyorsun, değil mi?"
 
 
Sonuç-1: Anneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir.
Sonuç-2: Babalar evlatlarına dair bir çok şeyi bilmez ama onları çok sever: "Babalar en son duyar" boşuna söylenmemiştir. :)
 
netten


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: vesâir üzerinde 11 Temmuz 2008, 01:01:08 ÖÖ 01
iki zenci amerikada teknoloji fuarını geziyorlardı.bide baktılarki bir makine kulübe kadar" içine zenci giren beyaz çıkar bedeli on dolar" yazıyor.biri der "kardeş bak bulduk işte bu renkten kurtulmanın yolunu bende 11 dolar var" .
  diğeri derki "ama bende 9 dolar var "."olsunkardeşim" der birinci "ben girip çıkayım makine faydalıysa bir dolar senin sende girersin  hemen "ve girer zenci girer beyaz çıkar diğeri havalara sıçrar "kardeşim bembeyaz oldun ver o bir dolarıda bende gireyim "
 birinci adam şöle der "hadi ordan pis zenci":))


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: murat üzerinde 11 Temmuz 2008, 08:08:24 ÖÖ 08
birinci adam şöle der "hadi ordan pis zenci":))

 :D :D
---------------------------------------

hoşgeldiniz havzen


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: vesâir üzerinde 11 Temmuz 2008, 03:03:30 ÖS 15
eyvallah ...hoşbulduk :)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: kardelen üzerinde 01 Ağustos 2008, 01:09:35 ÖÖ 01
Yaşayacak

Sibirya'nin köylerinden birinde cenaze mezarliga götürülüyormus. Misir tarlasinin ortasinda tabut köylülerin ellerinden düsüvermis. Tabutun içindeki ceset düsüp dereye yuvarlanmis. Akinti, cesedi dinamitle avlanan balikçilarin yanina sürüklemis. Balikçilar"Acaba adami dinamitle biz mi öldürdük" diye endiseye kapilarak cesedi askeri kislanin tellerine birakmislar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklastigini düsünerek cesedi yaylim atesine tutmus. Hemen ambulans çagrilmis. Delik desik olan ceset hastaneye kaldirilmis. Operasyon alti saat sürmüs.
Ameliyattan çikan doktor alnindan akan terleri silmis ve "çok zor oldu ama galiba yasayacak" demis.

 :D :D :D  


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: ozanca üzerinde 10 Ekim 2008, 08:56:27 ÖS 20
Korkmayın uyarısı korkuttu!


Bush krize karşı önlemleri artırmak için kameraların karşısına geçti ama beklediğinin tam tersi bir tepki aldı. Bakın rakamlar ne oldu?


 
Krizin etkileri gittikçe sertleşiyor. Amerikan Başkanı Bush bu durumun daha da kötüye gitmesini engellemek için kameraların önüne geçti ve "korkmayın tedbirimiz var" dedi.

FAİZ İNDİRİMİ KURTARACAK

ABD Başkanı George Bush, hem yatırımcılar hem de halkta baş gösteren ''aşırı kaygının'', finans krizini daha da kötüleştirdiği uyarısında bulundu. ABD'nin elinde krize karşı kullanabileceği birçok mekanizma bulunduğunu belirten Bush, bunların devrede olduğuna işaret etti. Bush ayrıca, ABD'nin, dünyadaki diğer ortaklarıyla krizin çözümü yönünde birlikte çalıştığını kaydetti.

Başkan Bush, ABD Hazine Bakanlığı'nın, 700 milyar dolarlık finans sektörünü kurtarma planının en kısa sürede uygulamaya girmesi için çalıştığını hatırlattı ve borsada manipülasyon çabalarının engellenmesi için gerekli önlemlerin alınmakta olduğunu söyledi.

BUSH KONUŞTU KAYIP ARTTI

Ancak Bush'un açıklamaları piyasalardaki kayıpların artmasına neden oldu. Yeni tedbirler bekleyen ve yüzde 8 gibi rekor düşüşle açıldıktan sonra toparlanan ABD Borsası Bush'un açıklamalarından hemen sonra düşüş hızlandı. Dow Jones'ta kayıplar yüzde yüzde 2.5'e ulaştı.

internethaber


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 04 Kasım 2008, 02:11:59 ÖS 14
vatikan güney afrika da bir yam yam kabilesine bir papaz gönderir hiristiyanlığı yayması için. aradan aylar geçer giden papazdan haber yok...kilise yeni bir tane daha gönderir aynı yere. yeni papaz gider gitmez kabile reisine sorar:
-yahu biz buraya geçenlerde bir papaz göndermiştik.ne oldu?
reis cevap verir:
-o kadar çok konuştu ki....sıkıldık ve sonunda yedik onu...


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: ozanca üzerinde 04 Kasım 2008, 04:23:01 ÖS 16
Bektaşi fıkrasını anlatmışmıydımki ...
Aanlattıysamda dinleyenler dinlemeyenlere haber versin :)

Bir bektaşi dervişi yol geçmez bir dağ başı köyüne varmış ...
Uzunca bir yoldan geldigi için selam vermiş ekmek su istemiş ..
Köylü köy odasında buyur etmiş , karnını doyurmuş , çayını ikram etmiş ...
Hasılı karnı doyan Bektaşi başlamış anlatmaya ...
O konuştukca Köylü mest olmuş , köylü mest oldukca bektaşi çoşmuş ...
Derken namaz vakti girmiş haydin namaza demişler ...
Bektaşiyede aman hocam yaman hocam şeref verdin birde namazımızda bize imam ol demişler ..
Bektaşi tamam demiş durmuş namaza ..
Cemaat arkada bu önde kılınmış akşam namazı ...
Namaz bitmiş , iltifat bitmemiş ..
Aman hocam yaman hocam , Kabe imamları bile bu kadar güzel namaz kıldırmıyor söylemleri ...
İltifatların bini bin para yani ...
Bektaşi iyice çoşmuş havaya girmiş ...
Pehhh demiş siz birde beni abdestliyken görseniz ....

Ya işte böyle erenler siz birde beni Ala'nın yanında görseniz ...


Selamlar ...


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 04 Kasım 2008, 05:19:53 ÖS 17
Küçük kız annesine "İlk insan nasıl dünyaya geldi?.. diye sormuş. "Tanrı Adem ve Havva'yı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum.." diye izah etmeye çalışmış annesi.. Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına da sormuş, "Binlerce yıl önce maymunlar vardı.." demiş babası, "Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik..!" Farklı iki cevaptan aklı karışan kız tekrar annesine gidip "Nasıl olur anne?.." demiş "Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum..!" "Karıştırılacak bir şey yok, çok açık..!" demiş annesi hafif sinirlenerek, "Ben sana benim ailemin evrimini, baban da kendi ailesinin bu güne kadar gelişini izah etmiş bitanemm


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: eliflamra üzerinde 22 Aralık 2008, 12:34:45 ÖÖ 00
Nuh gönültaşın yazısından
tamamını okumak için tıklayın (http://www.haber10.com/haber/149632/)

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.

"- Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş.

Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha yaklaşmış olduğunu görüyormuş.

Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı da adamın üzerine atlamış ve pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam:

"- TANRIM!!!" diye bağırmış.

Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.

Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:

"- Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş.

Adam utanç içinde:

"- Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz" demiş.

Ses:

"- Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.

Nehir tekrar akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş ve ardından iki pençesini de göğe doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış:

"Allah'ım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere."


 :P :P :P Qani ayılar kovalamasın seni emi
yani ışık pençeden önce görünsün ;)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: Aysegul üzerinde 22 Aralık 2008, 12:56:06 ÖÖ 00
Bu fıkrayı biliyor(d)um..
İnşallah demek istedim qani için..


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: hattabhamza üzerinde 22 Aralık 2008, 01:43:24 ÖÖ 01
Bende size lisede yaşadığım bir olayı anlatayım. Dinkültürü dersinden sınav oluyoruz. Sorunun bir tanesinde namzın kılnış şeklini sordu hoca. 2 rekatlık bir namza. Tarif edecez yani...Sınıfımız 7 kişiydi. 5 erkek 2 kız...Bir arkadaş yazıyomuş diğeride ondan kopya çekiyomuş...Neyse sınav bitti, sınavlar açıklanma zamanı hoca geldi bu arkadaşlara
-ikinizde aynı yerde hata yapmışsınız namazı tarif ederken dedi.
-bizim kopya çeken arkadaş ayağa kalktı ve dedi ki
-HOCAM BİZ NAMAZI CEMAATLE GILİİİDİK(kılıyorduk) :) :) :)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: eliflamra üzerinde 22 Aralık 2008, 02:09:51 ÖÖ 02
 :) :)
arkadaşın çok zekiymiş çok güldüm sağolasın
bu anıyı okuyunca aklıma geldi
ders dinler tarihi.Kuran ve Tevrat kıyaslamalı hz musa olayını anlatıyoruz
sınıfta tık yok kimse çalışmamış
millet soruyor ne yazdın diye
-''ey musa kutsal vadidesin çarığını çıkar......
-ne çarığı o ne
-o ne?si yok yaz işte
-çarığım yok ama
-tm sen ayakkabısını-terliğini çıkar ;)
neyse uzatmayayım uzunca bir diyalogdan sonra
kulaktan kulağa millet hz. musaya neler yaptırmış(töbeeeee)
not:burası lise değil ama


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: maxpayna üzerinde 22 Aralık 2008, 07:31:46 ÖS 19
Alıntı
hattabhamza
... lisede....Sınıfımız 7 kişiydi. 5 erkek 2 kız...

o sınıf nasıl bir sınıf ?
7 kişilik dersane bile yok
ki 7 kişiden oluşan topluluğa sınıf bile demem ben...
öyle enaz 30 40 hatta 50 felan olacak en arkalara geçeceksin kaynak yapacaksın..vs...vs
7 kişi  :-\ yazık size yahu :)

saygılar :)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 23 Aralık 2008, 01:44:39 ÖS 13
Trakyalı nine ve dede çizgi film seyrediyorlar.
- A be ne güzel masal bu be ya -coşku içinde lâflıyor nine- İlk önce çirkin bi' kurbağaydı, sonradan büyüleyici prenses oluverdi be ya.
- Evet be ya, masallarda öyledir -yakınıyor dede- Hayatta büsbütün tersi olur be ya.


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 24 Aralık 2008, 02:20:08 ÖS 14
Bir diyetisyen, huzurevinde geniş bir kalabalığa konferans vermektedir: "Midemize indirdiğimiz her şey bizleri her an öldürebilecek kadar tehlikelidir. Kırmızı et kanser yapar, gazlı içecekler midemizin dokusunu tahriş eder, sebzeler öldürücü bakteriler barındırabilir, Çin yemekleri karbonhidrat yüklüdür. Ayrıca hiçbirimiz içme suyunun barındırabileceği mikropların uzun vadedeki etkilerinin farkında bile değiliz. Fakat bir yiyecek vardır ki içlerinde en tehlikelisidir. Hepimiz onu mutlaka yemişizdir ya da yemek zorunda kalabiliriz. içinizde birisi en ciddi rahatsızlıkları yaratacak ve uzun yıllar bizlere acı verebilecek bu gıdayı tahmin edebilir mi ?
Ön sıralardan hayli yaşlı bir ihtiyar ayağa kalkar ve titrek sesiyle "Düğün pastası" der...


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: narcicegi üzerinde 04 Mayıs 2009, 11:46:13 ÖÖ 11
Hafıza Testi

Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler. Doktor ilk yaşlı adama sorar:
-Üç kere üç kaç eder?
-274..?
yanıtını alınca doktor üzgün bir şekilde
ikinci yaşlı adama döner:
-Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?
-Salı..?
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
-Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?
-Dokuz..?
cevabını sevinçle karşılayan doktor
-Bu harika, nasıl buldunuz? der.
Üçüncü yaşlı adam sakince:
-Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım.?



Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 10 Mayıs 2009, 11:53:17 ÖS 23
Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün Bey demiş ki:
- Bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız.
Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş. Biri içeri alınmış. Bey sormuş:
- Sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Olur mu efendim? Ben filan Bey'in yanında şu kadar, fişmekan Bey'in yanında da bu kadar sene dalkavuk olarak çalıştım.
Bey:
- Olmadı, sen çık, demiş.
Derken ikinci, üçüncü..... adaylar gelmiş, konuşma hep aynı, cevaplar hep aynı.
Bey, dalkavuğunu bulamayacağını düşünmeye başlamış ki, içeri biri girmiş. Bey:
- Söyle bakalım sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun.
- Hayır, hiç benzemem efendim.
- Dur bakayım, biraz da benziyorsun galiba.
- Evet efendim. Ben biraz da dalkavuğa benzerim.
Bey hemen dışarı haber salmış:
- Tamam ben dalkavuğumu buldum


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 11 Mayıs 2009, 03:46:39 ÖS 15
Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında "Bu ev kiralıktır'' yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında "Bu da'' yazısını görürseniz bilin ki Trabzon'dasınız. Veya Rize'desiniz.


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: narcicegi üzerinde 11 Mayıs 2009, 04:02:52 ÖS 16
 :) :)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: Aysegul üzerinde 11 Mayıs 2009, 04:52:21 ÖS 16
cıks inanmam..
gözlerimle görmem lazım :)


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 21 Mayıs 2009, 04:02:02 ÖS 16
Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşır asıyormuş. Kadın kocasına "Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor" demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?
"Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim" diye cevap vermiş kocası.


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 23 Mayıs 2009, 01:02:47 ÖS 13
Evlilik törenlerinde takılan yüzük yıllarla aşınıp incelince kadın memur kocasından yeni bir yüzük almasını istemiş, "Ama bu sefer pırlantalı olsun" demiş şımarıkça.. Birlikte gittikleri kuyumcu dükkânında tezgâhtar delikanlının önerdiği yüzükleri beğenmeyen kadın "Yaşlandım artık yavrum.." demiş "Gözlerim çok zayıfladı.. Görebileceğim irilikte olsun taşları.."
Dükkânın köşesinde çaresizlikten büzülmüş kocaya yardımcı olmak için dönüp "Karıştırmak bana düşmez ama.." demiş tezgâhtar, "Hanımefendi önce bir gözlük alsanız ve konuyu biraz daha ucuza çözseniz daha mantıklı olmaz mı?..


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA(KADININ FENDİ)
Gönderen: pragmatik üzerinde 24 Mayıs 2009, 01:02:29 ÖS 13
Üç erkek ormanda yürürken, vahşi bir nehir görürler. Karşı kıyıya geçmek isteyen erkeklerden birincisi, dizlerinin üstüne çöker ve Tanrı'ya dua eder: "Bana güç ver" diye yakarır. Birdenbire kendisini son derece güçlü kuvvetli hisseder ve nehrin karşı kıyısına geçebilir; ama 2 saat boyunca dalgalarla boğuşmak zorunda kalmıştır. İkinci erkek, Tanrı'dan hem güç, hem de karşıdan karşıya geçmek için bir araç talep eder. Tanrı ona bir tekne verir. Birkaç kere teknenin alabora olma tehlikesi belirir ama sonunda hedefine ulaşır. Üçüncü erkek, hem güç ister, hem araç, hem de zekâ. Tanrı, erkeği bir kadına dönüştürür; kadın haritaya bakar, nehrin biraz yukarısına doğru yürür ve köprünün üzerinden karşıya geçer.


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA (YIL 2050)
Gönderen: pragmatik üzerinde 29 Mayıs 2009, 05:44:56 ÖS 17
Yıl 2050, AB Komisyonu Başkan odasında otururken; yardımcısı içeriye heyecanla girer:
-Efendim,  Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları alacakmıyız Avrupa Birliğine.
AB Başkanı: -Yok canııım, henüz olmaz. Git duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak. Türkçeyi yasaklıyorum.
-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?
-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.
-Aman efendim onu yemeyi 2005 te bıraktılar.
-Ya ne bileyim ?  Kınayı yasaklayın.
-Oooooo.  Beyefendi  onu çoktan bıraktılar. AB Başkanı  düşünüp taşınmış ve ;
DAĞITIN   LAN   AVRUPA   BİRLİĞİ''Nİ...


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 06 Haziran 2009, 01:59:17 ÖS 13
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 28 Haziran 2009, 12:20:49 ÖÖ 00
İki fare aynı evde yaşıyorlarmış.. Bir gün çatı katında yiyecek ararlarken biri diğerinin ağız şıpırtılarını duyup "Ne buldun" diye sormuş.. "Tam emin değilim ama" demiş öteki "Eski bir filmden kopmuş parçaya benziyor. Aaa.. Evet. Rüzgar Gibi Geçti'den bir parça.."
"Nasıldı?"
"Bence kitabı daha iyiydi.."


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA(KADIN OLMAK)
Gönderen: pragmatik üzerinde 30 Haziran 2009, 12:14:30 ÖÖ 00
Kadın olmak
Adam, her gün işe gidip gelmekten muzdarip, Allah'a dua eder: "Bir gün eşim benim yerime geçsin de, nasıl zor bir hayat yaşadığımı görsün." Hikâye bu ya, adamın dileği yerine gelir. Karısının bedeninde uyanan erkek, hemen yataktan fırlar, eşinin kahvaltısını hazırlar, çocuklarının kahvaltılarını yaptırır; ellerine beslenme çantalarını verir, çocukları okula götürür. Eve dönünce etrafı toparlar, çamaşırları ve bulaşıkları yıkar. Akşam için alışverişe gider; yemeği hazırlar. Koşar çocukları okuldan alır. Derslerini kontrol eder, bu arada yıkadığı çamaşırları ütüler. Kocası eve geldiğinde onu sofraya tabakları yerleştirirken bulur. Yemekten sonra kocasına kahve pişirir. Masayı toplayıp bulaşıkları yıkar. Eşinin ve çocuklarının ertesi gün giyeceği kıyafetleri kontrol eder; sıra nihayet çocukları yatırmaya gelmiştir, onlara hikâye okur. Tam televizyon seyretmek ve biraz da gazete okumak için salona dönüyordur ki, eşi onu yatak odasına çağırır. "Ne de olsa adamcağız bütün gün onlar için çalışıp yoruldu, biraz gevşetmek gerekiyor."
Adam ertesi sabah gene karısının bedeninde uyanınca Allah'a yalvarmaya başlar: "Özür dilerim Allah'ım. Meğer karımın hayatı hiç de rahat değilmiş. Ne halt ettiğimi şimdi anladım. Lütfen beni eski halime döndür."
Ve işte Allah'ın cevabı: "Evet dersini aldığını görüyorum. Her şeyi değiştireceğim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasın. Çünkü dün gece hamile kaldın."


Konu Başlığı: BİR FIKRA(İstihbarat yarışması)
Gönderen: hattabhamza üzerinde 30 Haziran 2009, 10:54:37 ÖÖ 10
Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş. Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan onar kişilik ekipleri Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler.
Ormanın girişinde görevlerini açıklanmış:
- "Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır..."
Önce KGB liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.
Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.
En sonunda bizim MİT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.
Yarışmayı düzenleyenler "Bu da nedir?.." diye sorunca fil atlamış:
"Abi valla ben zürafayım..."


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: ilahisevda üzerinde 30 Haziran 2009, 11:32:14 ÖÖ 11
evet türkiyede işkencelerden geçirilerekyapmadıkları suçları bile masum insanlara itiraf ettiren bir oligarşik işkenceci derin zihniyet mevcuttur.
fıkra onların bu baskıcıve işkenceci zihniyetlerini çok net deşifre ediyor.


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA(İstihbarat yarışması)
Gönderen: maxpayna üzerinde 30 Haziran 2009, 11:58:21 ÖÖ 11
Bir gün, CIA, KGB ve MİT teşkilatlarından hangisinin daha başarılı olduğunu tespit etmek için bir "istihbarat yarışması" düzenlenmiş. Bu yarışma uyarınca, her üç teşkilatın en iyi adamlarından oluşan onar kişilik ekipleri Kongo'nun balta girmemiş ormanlarına göndermişler.
Ormanın girişinde görevlerini açıklanmış:
- "Ormana girip, en kısa sürede bir zürafa bulup getiren kazanır..."
Önce KGB liler gitmiş. 15 dakika sonra bir zürafa ile çıkagelmişler.
Sonra CIA gitmiş. 10 dakika sonra zürafa ile gelmişler.
En sonunda bizim MİT gitmiş, 7 dakika sonra bir fille dönmüşler.
Yarışmayı düzenleyenler "Bu da nedir?.." diye sorunca fil atlamış:
"Abi valla ben zürafayım..."


aklıma bildik bir fıkra geldi
hemen hemen aynı ;


BIR GUN MISIRDA BIR MUMYA BULUNUR VE BUNUN KAC TARIHINE AIT OLDUGUNU OGRENMEK ICIN AMERIKA,INGILTERE VE TURKIYEDEN UZMANLAR ISTENIR.TURKIYEDEN EMNIYET GOREVLILERINDEN KURULU BIR EKIP GIDER.

        ILK AMERIKALILAR PIRAMITE GIRER VE SAATLERCE YAPTIKLARI ARASTIRMALAR SONUCUNDA 500-600 YILLARINA AIT BIR MUMYA OLDUGUNU SOYLERLER.
       DAHA SONRA INGILIZLER GIRER VE IKI GUNLUK BIR ARASTIRMADAN SONRA ICERDEKI MUMYANIN 300 ILE 400 YILLARINA AIT OLDUGUNU SOYLERLER.

       VE NIHAYET BIZIM EMNIYET MENSUPLARI  PIRAMITE GIRERLER.ARADAN GUNLER GECER BIZIMKILERDEN HABER YOK.ON GUN OLUR,ONBES GUN OLUR BIZIMKILER YOK.YIRMINCI GUNUN  SABAHI KAN TER ICINDE CIKARLAR   VE 427 YILINA AIT DERLER.

        HERKES SASKIN,BU  KADAR KESIN BIR RAKAMI NASIL VEREBILDIKLERINI SORARLAR.BIZIMKILER GAYET CIDDI:

-BIRAZ ZOR OLDU AMA SONUNDA DILI COZULDU KERATANIN... ::) :)





Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: pragmatik üzerinde 01 Temmuz 2009, 06:32:06 ÖS 18
"Kedinin biri ağaca çıkmış ve inmek istemiyor.. Kediyi o ağaçtan indirmek için ne yaparsınız?.." Burada düşünün ve cevabınıza göre kariyer analizinizi bulun..
1-Ağaca tırmanırsınız;
2-Ağaca merdiven dayayıp çıkarsınız.
3-"Gel pisi pisi" diye bağırırsınız;
4-Dişi bir kedi bulup ağacın altına getirirsiniz;
5-İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri ararsınız;
Şimdi yanıtınızı analiz edelim..
1-Ağaca tırmandıysanız; Cesur ve girişkensiniz.. İyi bir Satış Temsilcisi olursunuz..
2-Ağaca merdiven dayayıp çıktıysanız; Hedefe nasıl ve ne yöntemlerle ulaşacağınızı planlayabiliyorsunuz.. İyi bir Halkla İlişkiler Müdürü olursunuz..
3-"Gel pisi pisi" diye bağırdıysanız; Saflık derecesinde iyimsersiniz.. Ne yaparsanız yapın, sakın kendi işinizi kurmaya kalkmayın..
4-Dişi bir kedi bulup ağacın altına getirdiyseniz; Kendi işinizi kurup çok başarılı ve ünlü olabilirsiniz..
5-İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri aradıysanız; Sorumluluğu başkalarına atmayı iyi beceriyorsunuz.. İyi bir Üst Düzey Yönetici olursunuz..

 


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: maxpayna üzerinde 01 Temmuz 2009, 07:43:44 ÖS 19
Alıntı

"Kedinin biri ağaca çıkmış ve inmek istemiyor.. Kediyi o ağaçtan indirmek için ne yaparsınız?


inmek istemiyor ise niye uğraşıyorsunuz ki istemiyorsa otursun orada.
yok soru hatalı aslında inmek istiyor ama inemiyor diyorsanız ;
çıkarım aşagı atarım inerim  BİTTİ
çok yüksek atılmaz diyorsanız; koynuma sokar inerim ama o da çırmalamayacagına söz versin
iyilikten maraz doğarmış freddy gibi çizikler açmasın naçizz bedenimde....

bu analiz olayıydı değil mi;
iyi bir satış temsilcisi olurmuşum.....hımmm
mümkün degil benden bi nane olmaz.
tutmadı; sadece hayvan (özelikle kedi)  sevdigim için yaptım insan olsa karışmam ....!!!


Konu Başlığı: oğlum salamon
Gönderen: erbaiin üzerinde 08 Temmuz 2009, 10:17:51 ÖS 22
Salamon, hidayete erip Müslüman olduğu günün akşamında ölmüş. Annesi de oğlunun başına gelip feryadı basmış. “Oğlum, cenazene Yahudiler gelmez, Müslümanlar da seni bilmez, ortada kaldın gitti.”


Konu Başlığı: Ynt: Fıkra
Gönderen: ozanca üzerinde 29 Temmuz 2010, 10:35:49 ÖÖ 10
Hüsnü Mübarek yardımcılarından birine "Söyle bakalım, ben mi büyüğüm yoksa Nasır mı büyük" diye sormuş. Bunun üzerine yardımcısı "Tabii ki siz büyüksünüz efendim" demiş.

Mübarek "Neden büyüğüm" demiş. Cevap, "Nasır İsrail'den korkardı siz korkmuyorsunuz o yüzden" olmuş.

Mübarek yine sormuş "Söyle bakalım ben mi büyüğüm yoksa Enver Sedat mı büyük." Cevap, "Siz büyüksünüz" olmuş. "Neden" diye sormuş Mübarek. Cevap "Çünkü Enver Sedat İhvan-ı müslimin'den korkardı siz korkmuyorsunuz."

Hüsnü Mübarek hep "en büyük sizsiniz efendim" cevabı karşısında işi ilerletmiş ve "Söyle bakalım, Ömer mi (Hz. Ömer) büyük ben mi büyüğüm." Yardımcısı yine "Siz efendim" demiş. Neden büyüğüm peki?

"Çünkü Ömer Allah'tan korkardı, siz korkmuyorsunuz!"


Konu Başlığı: Ynt: Fıkra
Gönderen: kardelen üzerinde 05 Ağustos 2010, 02:19:25 ÖÖ 02
  guzeldi... :D cok fikra biliorum ama anlatma kabiliyetim sifir bazen anlatmaya baslarim gulme kirizine girerim millet fikradan vaz gecer gulmeme guler.... :D o halde sizden  devamini beklioruz


Konu Başlığı: Ökkeş
Gönderen: KaRNeC_81 üzerinde 05 Ağustos 2010, 09:21:51 ÖÖ 09
Bir öğretmenin tayini Maraş'a çıkmış. Göreve başlamadan önce biraz araştırmış ve Maraşlıların çocuklarına genellikle Ökkeş ismini verdiklerini öğrenmiş.
Okul başlamış, öğrenciler gelmişler. Öğretmen sınıfa girer girmez sormuş:
Adı Ökkeş olanlar parmak kaldırsın demiş. Herkes parmak kaldırmış bir kişi kaldırmamış. Öğretmen şaşkın şaşkın sormuş:
Oğlum senin adın ne peki ?
Hacı Ökkeş  öğretmenim diye cevap vermiş öğrenci ;)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: erbaiin üzerinde 29 Mart 2011, 10:16:26 ÖÖ 10
geçen pazar yapılan 2011 YGS de çıkmış bir felsefe sorusu.
bu soru herhangi bir fıkra değilse mutlaka daha komik bir fıkradır.
buyrun felsefe bölümü 36. sorusu:



   
Filler neden büyük, gri ve kırışıklar? Çünkü ufak, beyaz ve yuvarlak olsalardı aspirin olurlardı. Ufak bir fil hayal ederek ona “ufak bir fil” diyebiliriz. Beyaz bir fil hayal ederek ona “beyaz bir fil” diyebiliriz. Kırışıksız bir fil de “kırışıksız bir fil” olur. Başka bir deyişle büyüklük, grilik ve kırışıklılık, Aristotelesin’in bir fili fil yapan şeyin olduğunu tanılama sınavını geçemez. Çünkü aspirin gibi ufak, beyaz ve yuvarlak bir şey bir fil olamaz ve böyle bir nesneyle karşılaştığımızda aklımıza “Hey, ağzına attığın bir aspirin mi yoksa alışılmamış türden bir fil mi?” diye sormak gelmez.


internet sitelerinde  bu soru  hakkında  gırrla geyik dönüyor-e.
YGS deki FiL Ve Aspirin kardeşliği adında bir facebook sayfası kurmuşlar :)
tasarım da  yapmışlar :)

(http://img856.imageshack.us/img856/3816/aspirinfil.jpg)



Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: serender üzerinde 29 Mart 2011, 12:04:46 ÖS 12
:)
Torunlarımız buna gülecekler demeyeceğim. Torunlarımız daha komiğine şahit olacak...
bitmiyor malesef...


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: serender üzerinde 07 Mayıs 2011, 10:47:03 ÖS 22
İmamın küsen eşine mektubu:) :

Sebebi medden Hemzem! Neden muttasıl iken Munfasıl olduk?!
Ariza'ya bağlama ne olur!..
Lazim-i sükun evine dön...!
Söz bir daha gunne yapar gibi kafanı ütülemeyeceğim!
Kelimelerimi seçerken özellikle muhaffef olanları tercih edeceğim...
Sen konuşurken hep dinleyeceğim....
Ariz-i olur durur isen, kaç vecih olur isen ol kabulümsün....
ısmamına kurban olduğum yalvartma gayrı
Mahrecim sıfatım kalmadı Avam kıraatı gibi dağıldım.
Sekte sonrası nefesi kesilen imama döndüm..
Gel dön evine eskisi gibi iklab olalım.
Daha olmadı kendine uydur te'ye uğramış dal gibi mütecaniseyn et beni,
İsteklerim olur ise nacizane-i male yapmadan kısa yollu kasr edeceğim.
Sana karşı makabli kesreli ra gibi ince olacağım.
Ne olur sende birşeyler söyle,
Hurufi mukattaa gibisin, anlamıyorum seni.
Biraz muhkem ol.....


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: FECR üzerinde 08 Mayıs 2011, 11:59:56 ÖÖ 11
Osmanlı döneminde evlenme teklifi.


Osmanlı zamanında bir adam bir bayanın karşısına geçer der ki ;

"-Ey dilberi rana! Ey tesadüf-ü müstesna! O mahrem suratınızı görünce size lahza-i kalpten sarsıldım... Niyetim acizane-i taciz etmek değildir.. Bilakis efkar-i umumiyede ufak bir aile bacası tüttürmektir.. Sözlerim sizi temin ve tatmin edecekse şayet, zevc-i izdivacınıza talibim!.."

Bayan da cevaben der ki ;
"-O mahrem suratınıza bir sille-i osmaniye nakşedersem sekte-i kalpten terk-i hayat edersiniz..."



Konu Başlığı: Ynt: Fıkra
Gönderen: kutbay üzerinde 02 Haziran 2011, 05:43:49 ÖS 17
ilkokul yıllarım aklıma geldi.
İlkokul hocamız akıl ve parayla ilgili münazara yaptırmıştı.
"para" konusunu araştırma ve savunma bizim grubundu.

1 hafta sonra münazara başladığında bize "akıl"ı savunacaksınız dediğinde ne kadarda çok kızmıştık.
sonradan öğrendik ki, çürütmeye çalıştığın konuyu, en az savunanı kadar iyi bileceksin.


Konu Başlığı: Ynt: Fıkra
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 22 Ocak 2012, 12:17:26 ÖÖ 00
 Bütün ülkelerin bilim adamlarının davet edildiği bir uzay konferansı için Türkiye'den de Temel gönderilmiş.
Konferans başlamış. Rus bilim adamı uzaya ilk biz gittik diye hemen böbürlenmiş. Amerikalı bilim adamı, Ay'a ilk basan biziz diye böbürlenmiş. Sırayla tüm ülkelerin bilim adamları konuşmuş.
 Bir ara Amerikalı bilim adamı Temel'e dönmüş " Siz ne yaptınız, ne gibi çalışmalarınız var" diye sormuş. Salonda derin bir sessizlik olmuş ve bütün başlar Temel'e çevrilmiş. Temel şöyle bir etrafına bakmış, ayağa kalkmış ve göğüsünü kabartarak "Biz Güneş'e gideceğüz" demiş. Birden bir uğultu ve ardından kıpırdanmalar olmuş.
 Rus hemen"Ama mümkün değil. Henüz Güneş'e erimeden ulaşacak bir uzay gemisi yapılmadı" demiş.
Temel yine göğüsünü kabartarak cevaplamış: "Biz onu da düşündük, akşam serinliğunda gideceğuz..." :)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 10 Şubat 2012, 06:29:55 ÖS 18
  Bir bilim adamı ile hanımı tatile çıkarlar. Gittikleri yerde kamp kurarlar. Akşam çadırlarına girip uyurlar. Bir kaç saat sonra hanım uyanır ve beyini uyandırır. Adam hanımını kendisini niye uyandırdığını sorar. Hanımı "Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle" der.
  Adam önce yıldızlı gökyüzüne sonra da hanımına bakar: "Bunu sormak için mi uyandırdın? " diye sorar. Hanım tekrarlar: "Yukarıya bak ve bana ne gördüğünü söyle." Adam yukarıya bakıp:" Baktım işte bir sürü yıldız görüyorum"
  Hanımı: "Peki bı sana neyi gösteriyor?"
  Adam cevap verir: "Teolojik olarak; Allah'ın kudretini ve kendi acizliğimizi görüyorum. Felsefi; olarak evrenin sonsuzluğunu ve onun karşısındaki önemsizliğimizi,astronomik olarak; galaksilerin, yıldızların varlığını, yıldızların konumuna bakarak saatin üç sularında olduğunu görüyorum. Meteorolojik olarak; bugün havanın güzel olacağını görüyorum.
  Niye sordun şimdi bana? Sana neyi gösteriyor?"
  "Hayatım çadırımızı çalmışlar!" :)   


Konu Başlığı: PLAN BOZULDU
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 10 Şubat 2012, 06:41:00 ÖS 18
Akıl hastanesinde deliler bi araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır :
-Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. Sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onuda kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki :
-Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.
:D :D :D


Konu Başlığı: Ynt: PLAN BOZULDU
Gönderen: nur sena üzerinde 19 Şubat 2012, 07:48:49 ÖS 19
bu deliler bana bir yerlerden tanıdık geldi ama


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 23 Şubat 2012, 05:11:27 ÖS 17
(http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/426951_10150815639929408_141207344407_12682899_1821413410_n.jpg)


Nasrettin Hoca pazarda zeytin satıyormuş...
İki üç sokak ileride oturan yarıbuçuk tanıdığı bir kadın gelmiş.
Kadın: - Zeytinin iyi mi?
... Hoca: - Tadına bak.
Kadın: - Ben orucum.
... Hoca: - Madem oruçlusun zeytini al git parasını sonra ver.
Hocanın birdenbire aklına düşmüş; Ramazanlık değilmiş çünkü...
Hoca: - Tuttuğun oruç ne orucu ki?
Kadın: - Üç sene önceden borcum vardı da onları tutuyorum.
Hoca tam zeytinleri veriyormuş vazgeçmiş...
Kadın: - Biraz önce al git dedin nolduda vazgeçtin Hoca?
Hoca: - Get anam get... Allah'a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu ne zaman getirirsin kimbilir. :)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 07 Mart 2012, 09:27:44 ÖS 21
(http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/408107_197051990386313_184079665016879_395214_1912190689_n.jpg)

Trabzon'da düzgün diksiyonda simit almak isteyen biri.

Vatandaş; Bir simit alabilirmiyim?
Simitçi; Paranmı yok?
Vatandaş; Param var
Simitçi; Ozaman niye yalvariysun... :D :D :D :-* :-*


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: Beyza üzerinde 14 Mart 2012, 07:32:25 ÖS 19
                                HAKSIZLIK
 öğretmen iki öğrenciye kızar ve yüzer kez isimlerini yazmalarını söyler. Ama biri itiraz eder        nedenmiş o onun adı ali benimki ise Abdurrahman  :D :D :D :D :D :D :D :D :-* :-* :-* :-*


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 14 Mart 2012, 07:47:02 ÖS 19
    Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında "şunlara son
bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?" demişler. Bunun üzerine iki deliyi
bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz
dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve: - "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler. Delilerden
bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, öteki araya girmiş: - "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri
nasıl olsa duruyor!"  :D ;D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 14 Mart 2012, 07:48:19 ÖS 19
    İki deli bir gün deliler hastanesinden kaçmışlar. Kimse bu delileri bulamamış.
Doktorlar ümitlerini kestikleri an deliler çika gelmiş. Doktorlar hayretle "niye geldiniz?"
demişler.. Deliler: - "Yarın kaçacağız da, onun provasını yaptık."  :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 14 Mart 2012, 07:49:51 ÖS 19
  Delinin biri yolun kenarındaki uçurumda durmuş aşağıya bakarak "13, 13, 13...."
diye söyleniyormuş. Oradan geçen biri, delinin ne yaptığını merak etmiş, yanaşarak
"ne yapı...." diyemeden deli onu birden uçurumdan aşağıya atıvermiş ve devam
etmiş "14, 14, 14......"  :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HİCRET üzerinde 14 Mart 2012, 07:54:18 ÖS 19
  İki deli, yolda giderken bir direksiyon bulunca çok sevindiler. O sevinçle saatte 160la
uzunca bir süre yol aldıktan sonra benzincinin önünde durdular. Arabayı süren:
"Yüz bin liralık", dedi. "Süper olsun." Benzinci ikisini de tepeden tırnağa süzdükten
sonra:  "Gidin işinize be!" diye bağırdı. "Sizin civatalarınız gevşek!" İkincisi, araba
kullanana döndü:  "Gördün mü! Araba masraf kapısı açtı bile!"  :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HİCRET üzerinde 14 Mart 2012, 07:56:23 ÖS 19
    İki deli oturuyormuş, birisi aniden ayağa kalkmış ve yürümeye başlamış.
Oturan deli sormuş: - "Nereye?" - "Seni aramaya.." - "İyi.. Çabuk gel, ben seni burda bekliyorum.." :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 26 Mart 2012, 11:52:41 ÖS 23
(http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/s320x320/545001_10150694673039483_1878259598_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 27 Mart 2012, 08:37:59 ÖS 20
Adamın biri bir gün Afrika’ya gider,
“Hazır gitmişken bir de deveye bineyim, öyle döneyim.” der.
Neyse deve kiralanan bir yer bulur ve sahibine: “Nasıl kullanacağım?” diye sorar.
Yerli:
“ Ohh deyince gider, Ohhhh Ohhh diyince de koştura koştura gitmeye başlar.” der.
Adam yine sorar: “Eee nasıl duracağım.”
“Amin deyince de durur”

Sonunda bizim adam biner deveye, ‘ohhh’ der, başlar deve yavaş yavaş gitmeye.
Neyse bir süre sonra sıkılır vee ‘ohhhh ohhhh!” der.
Bu defa deve de koşturmaya başlar.

Adam çok keyiflidir.
Bir yandan koştura koştura giderken, bir yandan da çevreyi seyretmektedir.
Tam bu sırada bir bakar ki karşısında bir uçurum.
Ne yapacağını şaşırır.
Heyecandan da ne söyleyeceğini unutur.

“Neyse bari son bir kez dua okuyayım” der ve okumaya başlar.
Duasını bitirince de “amin” der ve deve “zınk” diye durur uçurumun tam kenarında.
Bizim adam kurtulmanın verdiği ferahlıkla derin bir nefes alır veee

-“Ohhhh bee” deer..  :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 27 Mart 2012, 08:42:34 ÖS 20
Savcı, morgdaki üç cesedi incelemek üzere gelmişti.
Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu.
"Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı,sevincine dayanamadı, kalp
krizi geçirdi ve öldü", dediler.
İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu;
-Bu neden sırıtıyor?
"Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü" diye açıkladılar.
Üçüncü ceset Temel'in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.
"Bu neden öldü?" diye sordu savcı.
"Efendim, buna yıldırım çarptı" dediler.
-Peki neden sırıtıyordu?
-Fotoğrafını çekiyorlar sanmış. :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 28 Mart 2012, 06:17:13 ÖS 18
Temel paraşüt satıyormuş. bir müşteri gelmiş:
"Beyefendi bu paraşütle 40000 fitten atladık diyelim."
"Evet."
"Açılmazsa ne olacak?"
"1.düğmeye bas açılır."
"Ya açılmazsa?"
"2.düğmeye bas açılır."
"Ya açılmazsa?"
"Kardeşim 3. düğmeye bas kesin açılır."
"Tamam beyfendi 3. düğmede de açılmadı, ne olacak?"
"2 yıl garantisi var, getir değiştiririz."
:D  ;D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 01 Nisan 2012, 12:21:53 ÖS 12
Temel, Dursun'a misafirliğe gitmiş.
Gece sağnak halde yağmur başlayınca;
Dursun konukseverlik göstermiş:
Temel çok fena yağmur yağıyor, eve gitme
burada kal.
Temel kabul etmiş, ama ansızın ortadan kaybolmuş. Aradan
epeyce zaman geçtikten sonra kapı çalmış, bakmışlar kapıda
sırılsıklam Temel:
-Neredesun ula Temel merak ettik ?
-Eve cittum pijamamu aldum da  :D :D 


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 04 Nisan 2012, 03:11:42 ÖÖ 03
(http://a8.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/558762_10150708429567141_523987140_9295099_163937983_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 05 Nisan 2012, 04:26:48 ÖS 16
(http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/s320x320/527419_362325743811127_100001011139788_1031078_1723368964_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 14 Nisan 2012, 08:54:47 ÖS 20
(http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/s320x320/536606_371914719498365_183456731677499_1188875_1803340112_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 15 Nisan 2012, 09:07:25 ÖS 21
(http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/523119_288418507899295_230418357032644_673738_1478930661_n.jpg)


Konu Başlığı: Fıkra-lar
Gönderen: Maveraî.. üzerinde 15 Nisan 2012, 09:46:29 ÖS 21

Sobadaki Hikmet..

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar.

Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır.
Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış."

Fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş."

Jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış."

Matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış."

Antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş."

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar.

Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."
---------------------------------------------------------------------------------------

Üç erkek ormanda yürürken, vahşi bir nehir görürler.
Karşı kıyıya geçmek isteyen erkeklerden birincisi, dizlerinin üstüne çöker ve Tanrıya dua eder:
"Bana güç ver" diye yakarır. Birdenbire kendisini son derece güçlü kuvvetli hisseder ve nehrin karşı kıyısına geçebilir; ama 2 saat boyunca dalgalarla boğuşmak zorunda kalmıştır.

İkinci erkek, Tanrıdan hem güç, hem de karşıdan karşıya geçmek için bir araç talep eder. Tanrı ona bir tekne verir. Birkaç kere teknenin alabora olma tehlikesi belirir ama sonunda hedefine ulaşır.

Üçüncü erkek, hem güç ister, hem araç, hem de zekâ.
Tanrı, erkeği bir kadına dönüştürür; kadın haritaya bakar, nehrin biraz yukarısına doğru yürür ve köprünün üzerinden karşıya geçer.
---------------------------------------------------------------------------------------

Küçük kız annesine "İlk insan nasıl dünyaya geldi?.. diye sormuş. "Tanrı Adem ve Havvayı yarattı, çocukları oldu ve insanoğlu yeryüzüne yayılmaya başladı yavrum.." diye izah etmeye çalışmış annesi..

Birkaç gün sonra küçük kız aynı soruyu babasına da sormuş, "Binlerce yıl önce maymunlar vardı.." demiş babası, "Bizler de evrim geçirerek onlardan türedik..!"

Farklı iki cevaptan aklı karışan kız tekrar annesine gidip "Nasıl olur anne?.." demiş "Sen bana insanın Tanrı tarafından yaratıldığını, babam da maymunlardan geldiğini söylüyor.. Karıştırıyorum..!"

"Karıştırılacak bir şey yok, çok açık..!" demiş annesi hafif sinirlenerek, "Ben sana benim ailemin evrimini, baban da kendi ailesinin bu güne kadar gelişini izah etmiş bitanem!
---------------------------------------------------------------------------------------

Cemal İngiltere`ye gidecekti. Onun için bir arkadaşından İngilizce hakkında bilgi istemişti.
Arkadaşı Türkçe kelimelerin son hecesinin uzatılması şeklinde Cemal`e bilgi verdi.
Cemal uçağa bindi ve on dakika sonra hostesi çağırmak için, Hosteeees.
O da ne hostes gelmişti. Cemal İngilizce`yi sökmeye başladığını düşünüyordu.
Havaalanından çıktı...Taksiiiii Vay be taksi de durmuştu.
Cemal ağır ağır kendini kaptırdı...Hoteeeeeeel Otele gitti.
Odasına çıktı, duş aldıktan sonra dışarı çıktı, Londra sokaklarında dolaşmaya başladı.
Parkta bir adam gördü: -Merhabaaaaa, nasılsınıııız?

Adam: -İyiyiiiiim, sağoooooool.

Cemal: Türk müsünüüüüz?

Adam: Eveeeeet.

Temel: Kardeşim Türksün de neden iki saattir İngilizce konuşuyorsun?
---------------------------------------------------------------------------------------

Temel espriye 3 kez gülermiş:
1. anlatılınca.
2. izah edilince.
3. anlayınca.
---------------------------------------------------------------------------------------

Bende size lisede yaşadığım bir olayı anlatayım.
(Benim lise hatıratım değil tabi ) alıntı)

Din kültürü dersinden sınav oluyoruz. Sorunun bir tanesinde namazın kılınış şeklini sordu hoca. 2 rekatlık bir namazı tarif edecez yani... Sınıfımız 7 kişiydi. 5 erkek 2 kız. Bir arkadaş yazıyormuş diğeri de ondan kopya çekiyormuş. Neyse sınav bitti. Sonuçların açıklanma zamanı, hoca geldi bu arkadaşlara:

-İkinizde aynı yerde hata yapmışsınız namazı tarif ederken' dedi.

Bizim kopya çeken arkadaş ayağa kalktı ve dedi ki:
-HOCAM BİZ NAMAZI CEMAATLE GILİİİDİK. (kılıyorduk)
---------------------------------------------------------------------------------------

Adamın biri ayakkabı almak için mağazaya gitmiş.
Denediği ve beğendiği ayakkabılardan birisinin ayağını sıktığını söylemiş.
Mağaza sahibi de: -Bir hafta sonra açılır, demiş.
Adam: -İyi o zaman, ben bir hafta sonra gelip alayım.
---------------------------------------------------------------------------------------

Adamın biri yolda bir çocuk görmüş. Adını sormuş.
Çocuk tam adını söyleyecekken, Dur Dur! demiş adam. Ben tahmin edeyim senin adını.
Sen sadece baş harfini söyle. Çocuk "Y" demiş. Adam başlamış saymaya.
-Yunus? -Hayır.
-Yakub? -Hayır.
-Yusuf? -Hayır.

Tüm y ile başlayan erkek isimlerini saymış. Adam sinirlenmiş. Başlamış kız isimlerini saymaya.
-Yeliz? -Hayır.
-Yeşim? -Hayır.

En sonunda adam kızarak:- ismin ne senin oğlum?!!!

Sonra çocuk: -Yamazan, demiş.
---------------------------------------------------------------------------------------

Yeni asker olan Cemale komutanı sormuş: -"Savaşta siperdesin, sağ taraftan düşman askeri geldiğini gördün. Peki ne yaparsın?" Cemal heyecanla cevap verir: -Hemen çevirir silahımı üzerlerine ateş açarım komutanım.
Komutan tekrar sormuş. "-Peki, karşıdan geliyorsa? -Karşıya ateş açarım, komutanım.
-Arkadan geliyorsa? deyince komutan,
Cemal dayanamamış: -"Komutanım, bu ordunun bir askeri ben miyim da?"
---------------------------------------------------------------------------------------

Huriye, Nuriye ve Düriye 75-80 yaşlarında, çok eski üç arkadaştır. Bir gün Huriye, Nuriye'ye telefon eder ve Düriye'ye gitmeye karar verirler ve giderler.

Biraz muhabbetten sonra Düriye kahve yapar ve içerler.
Biraz sonra Düriye yine "ay kusura bakmayın unuttum, birer kahve yapayım da içelim" der...

Huriye ve Nuriye bir şey demezler ve içerler.

Aradan biraz zaman geçer.
Düriye yine "size bir kahve bile yapmadım hemen yapayım da içelim" der ve yapar getirir.

Bizimkilerde yine itiraz yok.

Akşama doğru Huriye ve Nuriye kalkarlar, yola düşerler. Yolda bastonları ile yavaş yavaş yürürken aralarında şu konuşma geçer;
Huriye : "Kız Nuriye, gördün mü Düriye'yi..!!! Ne kadar pinti olmuş...
Bize bir kahve bile ikram etmedi"

Nuriye : "Kıızz Düriye'yi ne zaman gördün??''
---------------------------------------------------------------------------------------

Din dersinde öğretmen yeni başladığı sınıfında öğrenciyi kaldırmış...
-adın ne evladım?
-Kevser, öğretmenim.
-ne güzel isim, oku bakalım Kevser suresini!
-öğrenci sureyi ezbere okumuş.
-aferin evladım, ağzına sağlık!

-senin adın ne evladım?
-Fatih, öğretmenim.
-çok güzel isim, oku bakalım Fatiha suresini demiş,
-öğrenci ezbere okumuş.
-aferin evladım, ağzına sağlık!..

Öğretmen birde bakmış, bir çocuk masanın altına saklanmaya çalışıyor..
-evladım kalk bakayım, senin adın ne demiş
-Yasin, öğretmenim; ama arkadaşlar bana kısaca 'Subhaneke' derler!
---------------------------------------------------------------------------------------

Bir gün, üç Arap ülkesinin liderleri, uçakta iken, biri diğerlerine hava atmak için demiş ki;
- Şimdi uçaktan 1 çuval pirinç atsam halkım bana, bir hafta dua eder.

Yanındaki lider de;
- Ben 1 çuval pirinç atsam halkım bana bir ay dua eder demiş.

Üçüncü lider de, ben 1 çuval pirinç atsam halkım bana bir yıl boyunca dua eder demiş.

Bu konuşmaları duyan pilot dayanamamış,
-Şimdi üçünüzü de aşağı atsam bütün Arap dünyası bana ömürleri boyunca dua ederler, demiş.
---------------------------------------------------------------------------------------

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturduğu masaya oturur.

Profesör kaşlarını çatarak: "Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!" der.

-Öğrenci: "O zaman ben uçuyorum..." diye cevap verir.

Profesör cevaba çok sinirlenir, sınavda öğrenciye takar ve sınavının başarısız geçmesi için elinden geleni yapar.
Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bi şekilde cevaplar. Profesör öğrenciye: Sana son bir soru soracağım - der ve..
'Yolda yürürken iki torba buldun, birinde akıl var, diğerinde ise para. Hangi çuvalı alırsın?' diye sorar

-Öğrenci: "Para olan çuvalı seçerdim..."

Profesör: "Ben akıl olan çuvalı seçerdim..." demesi üzerine

-Öğrenci: "Normal! Kimde ne eksikse onu seçer...diyerek cevap verir.

Profesör çok daha sinirlenir, öğrencinin not defterini alıp içine "Öküz" yazar.

*Öğrenci nota bakmadan odadan çıkar; fakat, bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralar ve şöyle der:

"Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz."
---------------------------------------------------------------------------------------

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.
Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.
Juan: 'Yalnızca kum', diye yanıt verince,
Polis: -Aç bakalım çantaları, der.
Juan çantaları açar, polis, didik didik kontrol etmesine rağmen kumdan başka bir şey bulamaz çantada!
Bununla yetinmeyen polis, gece yarısına kadar kumu her tür tahlilden geçirtir, ancak saf kumdan başka bir şey yoktur!
Polis, çantalarını Juan'a geri verir ve sınırdan geçmesine izin verir.
Ertesi gün Juan, Motosikletinin arkasında iki büyük çantayla tekrar sınırda belirir.
Polis, Juan'ı yine durdurur, didik didik arar, bir şey bulamaz ve Juan'ı serbest bırakmak zorunda kalır.
Bu olay, polis emekli olana dek yıllarca devam eder!
Bir gün emekli polis Meksika'da bir kafe de otururken, Juan'ın içeri girdiğini görür ve derhal yakasına yapışır;
-Senin yıllardır bir-şeyler kaçırdığından eminim. Çıldıracağım! Geceleri uyku uyuyamıyordum senin yüzünden.
Lütfen anlat bana ne kaçırdığını. Aramızda kalacağına emin olabilirsin.

Juan gülümseyerek yanıtlar:  'Motosiklet.'

*DETAYLA BOĞUŞURKEN ASLOLANI/ÖZÜ KAÇIRMAYALIM*
---------------------------------------------------------------------------------------

Adamın birisinin tekeri patlamış. Sonra tekeri değişeyim derken, bijonları sökmüş.
O kadar da yağmur yağıyormuş ki; bütün bijonlar mazgala düşmüş.
Ne yapayım ne edeyim diye düşünürken, çitlerin arkasında bir deli buna bakmış ve gülmüş.

-Ne gülüyon Allah'ın delisi, demiş.

Deli: Neye gülecem; senin baka kalmana gülüyorum, bir tekeri takamadın.

-Nasıl yapayım, diye sormuş.

Diğer tekerlerden bir tane bijon sök, sonra en yakın benzin istasyonuna kadar seni götürür.
Orada da yeni bir takım alır, değişirsin.

Adam bakmış, bakmış, bakmış!
-Hakikaten ya, benim niye aklıma gelmedi. Sözde, bide siz delisiniz, demiş

Deli, buna bakıp kahkahayı atmış! Ve, cevap vermiş:
'Evet; biz deliyiz ama aptal değiliz.'
---------------------------------------------------------------------------------------

''Tilkinin Orucu''

Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asılı bir geyik budu görür.
Açtır ama şüphelenir, kontrol etmeye başlar ve görür ki; bu bir tuzak.
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra Kurt gelir, budu görür ve yatan Tilkiyi de tabi…
Tilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum?!’
Tilki cevap verir: ‘hiiç… Yatıyorum’
Kurt: -Burada bir but var.'
Tilki: -Evet var.
Kurt: -Neden yemedin?
Tilki: sakince cevap verir;
‘BU GÜN ORUCUM’
Kurt, kendinden emin;
‘Ben yiyeyim o zaman’ der.
Tilki ‘Buyur afiyet olsun!’ diye cevap verir.
Kurt, buda uzanır uzanmaz bir patlama! Ortalık toz duman, Kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken,
Tilki, sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören Kurt, Tilki,ye;
‘HANİ ORUÇ-TUN?’ diye sorar.
Tilki, pişkin pişkin cevap verir:
‘Top patlamasını bekliyordum. Biraz önce top patladı duymadın mı?’
---------------------------------------------------------------------------------------

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
"-Evrim ne güzellikler yaratıyor!" diye düşünüp mest oluyormuş.

Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış. Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha yaklaşmış olduğunu görüyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı da adamın üzerine atlamış ve pençesini kaldırmış. Tam vurmaya hazırlanırken adam: "-TANRIM!!!" diye bağırmış.

Bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş. Bir anda orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.

Çok derinden gelen ilahi bir ses adama:
"-Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?" demiş.

Adam utanç içinde:
"-Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz" demiş.

Ses:
"-Peki." diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.

Nehir tekrar akmaya başlamış. Her şey eski haline dönmüş.

Ayı pençesini indirmiş ve ardından iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış:
"Allah'ım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamd olsun verdiğin nimetlere."
---------------------------------------------------------------------------------------

Bir Bektaşi dervişi yol geçmez bir dağ başı köyüne varmış...
Uzunca bir yoldan geldiği için selam vermiş ekmek su istemiş..
Köylü köy odasında buyur etmiş, karnını doyurmuş, çayını ikram etmiş...
Hasılı karnı doyan Bektaşi başlamış anlatmaya...
O konuştukça Köylü mest olmuş, köylü mest oldukça Bektaşi coşmuş...
Derken namaz vakti girmiş haydin namaza demişler...
Bektaşi'ye de, aman hocam yaman hocam şeref verdin birde namazımız da bize imam ol demişler..
Bektaşi tamam demiş durmuş namaza..
Cemaat arkada, bu önde kılınmış akşam namazı...
Namaz bitmiş, iltifat bitmemiş..
Aman hocam yaman hocam, Kabe imamları bile bu kadar güzel namaz kıldırmıyor söylemleri...
İltifatların bini bin para yani...
Bektaşi iyice coşmuş havaya girmiş ...
''Peh! demiş. Siz birde beni abdestliyken görseniz.''
---------------------------------------------------------------------------------------

Hoca teravih namazı kıldırıyormuş. O kadar hızlı kıldırıyormuş ki; kimse yetişemiyormuş.
Sonunda Temel eğilirken hocaya: ''Hocam, çok hızlı kıldırıyorsun sadece Subhane-Rabbiyel-Azim söyleyebiliyorum'' demiş.
Hoca da: ''Sen yine söyleyebiliyorsun, ben onu da söyleyemiyorum'' demiş.
---------------------------------------------------------------------------------------

Vatikan, Güney Afrika'da bir yam-yam kabilesine bir Papaz gönderir: Hristiyanlığı yayması için.
Aradan aylar geçer, giden Papazdan haber yok... Kilise yeni bir tane daha gönderir aynı yere.

Yeni Papaz gider gitmez kabile reisine sorar:
''-Yahu biz buraya geçenlerde bir Papaz göndermiştik, ne oldu? ''

Reis cevap verir:
''-O kadar çok konuştu ki; sıkıldık, sonunda yedik onu.


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: AYETULLAH üzerinde 16 Nisan 2012, 02:29:01 ÖS 14
                                        BEN DELİMİYİM

Delinin biri hastanenin bahçesinde, el arabasını tersinden sürüyormuş. Bir doktorun dikkatini çekmiş Doktor yanına giderek sormuş;
-Neden elarabasını tersinden sürüyorsun? Düzünden sürsene demiş.
delide sinirli sinirli cevap verir;
-Düzünden süreyim de bana birşey taşıtın demi Ben delimiyim...


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: AYETULLAH üzerinde 16 Nisan 2012, 02:38:00 ÖS 14
                                                  DOKTOR İLE  DELİ

 Doktor,akıl hastasına:
-Bir kulağını kessem ne olur?
-Canım yanar.
-Ya iki kulağını kessem ne olur?
-O zaman iyi göremem.
-Peki ama niçin?
-Niçini varmı canım, iki kulağımı da kesersen gözlüğümü nereye takacağım?


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 18 Nisan 2012, 05:43:24 ÖS 17
(http://b1204.hizliresim.com/w/l/4lgjk.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 19 Nisan 2012, 09:04:11 ÖS 21
   Bir gün tımarhane görevlilerinden biri bahçede gezerken iki deli görmüş. Bakmış ki delinin biri ağacın üstünde; biri ise ağacın altında. İkisi de bir şeyler yapıyormuş. Aşağıdakine sormuş: - "Yukarıdaki ne yapıyor?" - "Şu yukarıdaki mi? Sen buna bakma, salak işte. Ceviz ağacından armut toplamaya çalışıyor." - "Peki ya sen burada ne yapıyorsun?" - "Ben de düşen armutları topluyorum."  :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 25 Nisan 2012, 05:01:28 ÖS 17
(http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/558484_10150982982154408_141207344407_13288572_585556345_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 25 Nisan 2012, 06:15:30 ÖS 18
(http://a8.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/377019_126686160779182_114218232025975_124736_1146830736_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: nida üzerinde 03 Mayıs 2012, 09:44:24 ÖS 21
 ;D :D :) :D :D :D :D


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 07 Haziran 2012, 07:19:11 ÖS 19
(http://a6.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-prn1/550532_420189148005695_324933884_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: TaLiA üzerinde 12 Haziran 2012, 01:07:38 ÖÖ 01
(http://a2.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/s480x480/599118_10150965389208769_666705248_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: FECR üzerinde 26 Haziran 2012, 10:08:26 ÖÖ 10
(http://a8.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash4/318282_394720203896630_116666005_n.jpg)


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: HÜDANUR üzerinde 10 Temmuz 2012, 10:02:00 ÖS 22
Temel’in babası vefat etmiş.
Cenazeye gelen aile dostu Temel’e sordu :
- Baban nasıl öldü Temel?
- 30.Kattan aşağıya düştü.
-Vah vah desene çok feci bir şekilde öldü…
- Yok yok öyle ölmedi… Tam yere düşecekken manavın tentesine çarpıp tekrar yükseldi…
-Vah Vaah! Daha şiddetli çakıldı o zaman?
-Yok! Karşıdaki kasabın tenteden zıpladı bu sefer karşı binanın çatısına…
-Demek çatıya çarpıp öldü.
-Yok ya! Çatıdan yuvarlanıp elektrik tellerine gitti…
-Deme ya! Çarpıldı o zaman…
-Yok canım teller yaylandı babamı 200 metre yukarı fırlattı.
-200 metreden yere çakıldı öyle mi? Yazık…
-Yok ya yine en baştaki bakkalın tenteye..
-Orada mı öldü?
-Yooo… Oradanda yine kasaba… En sonunda bunalan adam Temel’e bağırarak sordu;
-Nasıl öldü bu adam?
-Baktık durmuyor… Vurduk!  :D


Konu Başlığı: Umutsuzluk Neler Yaptırıyor?
Gönderen: FECR üzerinde 18 Temmuz 2012, 07:35:16 ÖS 19
UMUTSUZLUK NELER YAPTIRIYOR...
Aylardır iş bulamayan
> > delikanlı artık önüne gelen her yere müracaat etmeye
> > başlamıştı.Hayvanat bahçesinin önünden geçerken
> > durdu ve 'neden olmasın' deyip, oraya da müracaat
> > etti.Olacak ya; bahçenin gözdesi goril önceki gece
> > ölmüştü ve bunu müşterilerden bu günlük gizlemeyi
> > başarmışlar dı.'Yeni gorilimiz gelene kadar, onun
> > postunu giyip goril taklidi yapabilir misin?' diye
> > sordular.Delikanlı önce şaka herhalde diye düşündü,
> > ama hayır adamlar gerçekten ümitsiz
> > görünüyorlardı.'Parada anlaşırsak yaparım'
> > dedi. Anlaşmaları uzun sürmedi.Ertesi sabah geldi,
> > hazırlanmış postu giydi, gorilin kafesine girdi ve o
> > güne kadar seyrettiği belgesellerden aklında kaldığı
> > kadarıyla goril gibi davranmaya başladı:Ara sıra
> > homurdanıyor, göğsünü yumrukluyor, dört ayak üzerinde
> > yürüyor, bir dala sıçrıyor, sallanıyor, seyircilerin
> > attığı meyveleri yiyordu. Birkaç gün sonra işine öyle
> > adapte olmuştu ki, daha yüksek dallara bile tırmanıyor,
> > daldan dala atlayabiliyordu.Ama son atladığı dalı
> > tutamadı, kafesini yan kafesten ayıran fensin üzerine
> > düştü, yıpranmış fens teli yırtıldı ve kendini yan
> > kafesin içinde buldu.Bu aslanın kafesiydi. Delikanlı
> > yutkundu, kelime-i şahadet getirdi. 'İmdat!' diye
> > bağırdı ama kendi sesini kendi bile duymadı. Korkudan
> > sesi kısılmıştı.Tekrar bağırdı. Eh! hiç olmazsa ke
> > ndi duymuştu.Önce neler olduğunu anlayamayan aslan
> > yavaşça yattığı yerden kalktı, delikanlıya doğru
> > ağır adımlarla yaklaştı.Seyirciler çığlık
> > çığlığa idi. Bir çocuk sanki goril anlayacakmış gibi
> > (!) 'tırman, fense tırman' diye bağırdı.Ama
> > korkudan gorilin sadece sesi kısılmamış, eli kolu da
> > felç olmuştu. Aslan affetmedi, geldi, önce pençesini
> > gorilin göğsüne dayadı, sonra başını başına
> > yaklaştırdı ve fısıldadı:'Kapa çeneni aptal! Beni
> > de işimden edeceksin'
> >

ALINTI


Konu Başlığı: Ynt: BİR FIKRA
Gönderen: TaLiA üzerinde 11 Ekim 2012, 06:05:05 ÖS 18
(http://sphotos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc7/399641_1080400785437_604400657_n.jpg)


Konu Başlığı: FIKRA
Gönderen: Hêja üzerinde 08 Mart 2013, 03:46:23 ÖÖ 03
Haksızlık

Öğretmen, iki öğrencisine kızar ve ellişer kez adlarını yazmalarını söyler.

Öğrencilerden biri bu karara itiraz eder:
-Öğretmenim, bu haksızlık olur.

-Neden haksızlık olurmuş?

-Onun adı Ali, benimki ise Abdurrahman...


Hepsi birden

Oymak beyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu:
-Bakın çocuklar, dedi. Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır.
Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara...
Her sabah okula geldiğiniz zaman size bir gün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım. Tamam mı?

Ertesi sabah oymak beyi çocukları toplayıp sordu :
-Söyleyin bakalım... Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?

Bütün çocuklar, hep bir ağızdan :
-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.

Adamcağız şaşırdı :
-Hepiniz mi?

-Evet efendim, hepimiz birden.

-Neden?

Çocuklardan biri cevap verdi :
-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim!


Tatlı koyarken

Çocuk;
- Nine, senin gözlüklerin her şeyi büyütüyormuş, doğru mu nine?

- Evet yavrum, Neden sordun?

- Ne olursun nineciğim, tabağıma tatlı koyarken gözlüğünü çıkar olur mu?


Roma'yı kim yaktı?

Sınıfta öğretmen uyuklayan öğrencisine sormuş, "Roma'yı kim yaktı oğlum?"

Çocuk "Hocam ben yakmadım diye ağlamaya başlamış.

Öğretmen sinirlenip sınıftan hızla çıkmış.
Karşısına edebiyat öğretmeni çıkmış: "Ne oldu Hocam neye sinirlendin demiş."

"Bir çocuğa Roma'yı kim yaktı dedim, ben yakmadım diye ağlamaya başladı."

Edebiyat Öğretmeni: "Boş ver hocam, bunlar yaparlar yaparlar yapmadım derler."

Öğretmen iyice sinirlenmiş.Bu sefer karşısında Müdürü bulmuş. Hocam ne oldu."
Hiç sorma hocam sınıfta çocuğun birine sordum Roma'yı kim yaktı diye, çocuk ben yakmadım diye başladı ağlamaya"

"Tamam hocam niye sinirleniyorsun?!
Ben şimdi bir kağıt yazıp kimin yaktığını bulurum, zararı da tahsil ettiririm."


Hepsi bu kadar mı?

Küçük Aylin'e teyzesi bir milyon lira vermişti.
Küçük kız bir şey demeden parayı cebine attı.
Bunun üzerine annesi söze karıştı.
-Aylin, teyzene ne demen lazım?

Aylin cevap vermedi. Anne bunun üzerine yardım etmek istedi.
-Baban bana para verdiği zaman ben ne diyorum?

Birden gözleri parlayan Aylin:
-Hepsi bu kadar mı? diye atıldı.


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: FECR üzerinde 11 Nisan 2014, 06:39:41 ÖS 18
Temizlikçi Kadın

Temizlikçi bir kadın dışardan ilkokul diploması almak için sınava girer. Tabiat bilgisi soruları ve cevapları şöyle:
Soru : Mide ne iş yapar?
Cevap : Sindirim yapar, yediklerimizi öğütür.

Soru : Akciğer ne iş yapar?
Cevap : Solunum yapar. Bizi yaşatır.

Soru : Kalp ne iş yapar?
Cevap : Dolaşım yapar. ,

Soru : Beyin ne iş yapar?
Cevap : Bizim apartmanda kapıcılık yapar...


Konu Başlığı: Sınavın Böylesi
Gönderen: FECR üzerinde 05 Haziran 2014, 08:21:16 ÖÖ 08
SINAVIN BÖYLESİ
ODTÜ Felsefe Bölümü'nde hoca bir sınavda "Risk Nedir?" diye soruyor.
Bir öğrenci sınavın ilk 10 saniyesinde teslim ediyor
kâğıdını. Kâğıdın üst kısmında sadece isim-soyadı
yazıyor, gerisi ise bomboş beyaz yaprak. En altta ise
"İşte risk budur!" diye yazıyor. Ve sonuçta da sınıftaki en
yüksek notu alıyor.
Hocanın bir sonraki sınavında yine "Risk Nedir?"
sorusuyla karşılaşan öğrencimiz tekrar boş kağıt verince
bu sefer 0 alıyor.
Tabii koşa koşa hocaya gidip sebebini soruyor.
İşte cevap:
Aynı şartlar altında, aynı riski iki kere almak aptallıktır!


Konu Başlığı: Ynt: günün fıkrası
Gönderen: Zeynep Abla üzerinde 22 Kasım 2014, 07:54:36 ÖÖ 07
Delinin biri tımarhanenin bahçesinde yürürken bakmış başka bir deli ağacın altında oturmuş kahkahalar atıyor. Hemen yanına kosmuş ve sormuş " la oğlum  ne gülüp durursun ?", öbür deli "hiiiiç, ben hep kendi kendime fıkra anlatırım  ama bu seferkini hiiç duymamışım