İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) => Dinler Tarihi => Konuyu başlatan: osisko üzerinde 28 Şubat 2015, 02:48:09 ÖÖ 02



Konu Başlığı: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 28 Şubat 2015, 02:48:09 ÖÖ 02
"ABDÜLKADİR GEYLANİ" (K.S) Hazretlerinden..!
Hazret diyor ki;

"Dünya bir çarşıdır, bir pazar yeridir. Yakında kapanır, dağılır. Size, yalnızca fânileri gösterecek ve onlara bağlanmanıza sebep olacak kapıları kapatınız.

Allah’ın kudretini görmenize ve yalnız O’nu sevmenize vesile olacak kapıları açınız.."

Gizli Şirk (Putperestlik)

Ey oğul! Sen hiçbir şey üzerinde değilsin. Senin müslümanlığın da sıhhatli değil. İslam, üzerine bina kurulan temelin ta kendisidir. Senin şehadet getirmen de tam olmamış, eksik.

Zira dilinle Lâ ilâhe illallah: “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyorsun, fakat kalbinle bunu yalanlıyorsun. Kalbinde, içinde birçok ilâhlar var.

Senin, devlet büyüklerinden ve mahalli idarecilerden korkman, içinde birer ilâhtır. Kendi çalışmana, kendi kazancına, kendi gücüne kuvvetine, kendi kulağına, kendi gözüne, kendi zorbalığına güvenmen, içinde birer ilâhtır.

Zararı, faydayı, bir nimete nail olmayı, bir nimetten yoksun kalmayı insanlardan bilmen, içinde birer ilâhtır. İnsanların çoğu, kalpleriyle, işte bu saydıklarımıza güvenirler, dayanırlar.

Fakat kendilerine sorarsan, Allah’a dayanıp güvendiklerini söylerler.

Lâ ilâhe: “Hiçbir ilâh yoktur,” dediğin zaman, bununla toptan bir reddi (nefyi) onaylıyorsun.

İllallah: “ancak Allah vardır,” dediğin zaman ise, yine Allah için toptan bir kabulü (ispatı) onaylamış oluyorsun.

Bu durumda, her ne zaman kalbin, Hak’tan gayrı bir şeye dayanır, güvenirse; o zaman yukarıdaki külli ispatında yalancı durumuna düşmüş, yani kendi kendini yalanlamış oluyorsun.

Kendisine dayanıp güvendiğin o şey de, senin ilâhın oluyor. Gerçek ve fiili durum budur. Zahire itibar yoktur.

Kalbinde birçok ilâh varken, sen nasıl Lâ ilâhe illallah: “Allah’tan başka ilâh yoktur,” diyebilirsin? Allah’tan başka güvenip dayandığın her şey, senin putundur.

Kalbinde şirk, yani ortak koşma bulunduğu müddetçe, dilinle Kelime-i Tevhid’i söylemen sana fayda vermez. Kalp pis oldukça, bedenin temiz olması sana yarar sağlamaz.

Tevhid ehli, şeytanını ezer. Şirk ehlini ise şeytanları ezer. İhlas, sözlerin de, amel ve fiillerin de özüdür. Zira gerek sözler, gerekse fiil ve ameller ihlastan, içtenlikten yoksun bulundukları an, özü olmayan birer kabuk, birer posa haline gelirler. Kabuk ve posa ise ancak ateşte yanmaya yarar; ateşte yandıktan sonra iş görecek hale gelir.

Ey ahali! Nefsleriniz uluhiyet (ilâh olma) iddiasında. Fakat sizin bundan haberiniz yok. Zira nefsleriniz, Hakk’a karşı büyükleniyorlar, kibirleniyorlar.

Onlar, Allah’ın muradının gayrını istiyorlar. Onlar Allah’ı sevmiyorlar, bilakis, O’nun düşmanı lanetlik şeytanı seviyorlar. Allah’ın ezelde takdir ettiği kaderleri gelmeye ve vuku bulmaya başladığı zaman, olanlara boyun eğmiyorlar, teslim olmuyorlar, sabredip tahammül göstermiyorlar. Bilakis itiraz ediyorlar, kaderle çekişiyorlar.

İslam’ın hakikatinden onların haberi bile yok.

Senin kendisine güvenip ümit bağladığın her şey, senin ilâhındır, mabudundur.

Kendisinden korktuğun veya kendisine ümit bağladığın her şey, senin ilâhındır, mabudundur.

Esas sebep olan Allah’ı tamamen unutarak, zararın da, faydanın da kendisinden geldiğini kabul ettiğin her şey, senin ilâhındır, mabudundur.

Fakat kısa bir süre sonra görürsün sen.

Allah, kendisini bırakıp da güvendiğin ve bağlandığın ne varsa hepsini alır.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 28 Şubat 2015, 02:49:40 ÖÖ 02
"ABDÜLKADİR GEYLANİ" (K.S) Hazretlerinden..!


Şu hususu iyi bil ki, bütün eşya, sadece Allah’ın hareket ettirmesiyle hareket eder, durdurmasıyla durur. O’nun iradesi ve kuvveti olmadan, ne duran bir şey harekete geçebilir, ne de hareket etmekte olan bir şey durabilir.

Kişi bu hususu böylece bilip kabul eltiği zaman, artık insanları ve diğer varlıkları Allah’a ortak tanıma yükünden ve suçundan kurtulur. Allah’a şirk koşmaz.

İçinde bir sürü suretlerle putlar bulunan senin kalbine Allah nasıl girer? Allah’tan gayrı her şey bir puttur. Öyleyse sen, putları kır. Evi temizle.

Ey dünyaya kulluk edenler! Ey ahirete kulluk edenler! Siz, Allah’ı da, dünyayı da, ahireti de bilmiyorsunuz. Kiminizin putu dünya. Kiminizinki ahiret. Kiminizinki insanlar. Kiminizinki zevkler, nefsani arzular. Kiminizinki övülme, halktan tasvip görme, alkış toplama.

Allah dışında her şey, bir puttur. Kişi Allah’tan gayrı neye bağlandı ve neye gönül verdiyse, o onun putudur.

Senin bütün umudun insanlar. Her şeyi onlardan bekliyor, onlardan umuyorsun. Korkun da onlardan. Hep onlardan korkuyorsun. Bu hal, Rabbine şirk koşmaktır, ortak tanımaktır.

Bu zaman, ahir zamandır. Bu zamanda çoğu insanların mabudu, paradan ibarettir. Bu zaman insanlarının çoğu, Musa a.s’ın kavmine benzedi. Yahudilere benzedi. Onlar, altın buzağıyı kendilerine mabud edinmişlerdi. Bu zamanın insanının altın buzağısı da paradır. Parayı kendine mabud edinmişsin, Rab edinmişsin. Paraya tapıyorsun. Senin Allah’ın para.

Hükümdarlar, devlet büyükleri ve ikbal sahipleri, halktan birçoğunun nazarında birer ilâhtır.

Dünyevî imkânlar, zenginlikler, sıhhat, afiyet, kuvvet ve kudret, birçok insanların nazarında birer ilâhtır. İnsanların birçoğu, bunlara ve benzeri şeylere taparlar...

Dünya zorbalarına, zenginlerine, firavunlarına ve hükümdarlarına saygı gösterip Allah’ı unuttuğun ve O’na saygı göstermediğin takdirde, senin hakkındaki hüküm de, putlara tapanlar hakkındaki hüküm gibidir. Sen de putuna saygı gösterenlerden olursun. Putlara kulluk etme, onları yaratana kulluk et. İşte o zaman, putlar sana boyun eğecektir.

Sen, namazda iken bile yalan söylüyorsun. Mesela namaza dururken ve gene namaz sırasında, “Allahu Ekber” (Allah her şeyden büyüktür) diyorsun. Böylece yalan söylemiş oluyorsun. Çünkü senin kalbinde, Allah’tan başka bir ilâh vardır.

Kendisine güvenip bağlandığın her şey, senin ilâhındır, mabudundur. Kendisinden korktuğun ve kendisine ümit beslediğin her şey, senin ilâhındır, taptığındır.

Kendisinde Allah’tan başka bir şey bulunduğu müddetçe, senin kalbin için kurtuluş yoktur.

Eğer sen, taşlar üzerinde Allah’a bin yıl secde etsen, değil mi ki kalbinle O’ndan başkasına yöneliyorsun, sana bu secdeler hiçbir fayda vermez.

Mevlâsından başkasını sever oldukça, o kalp için iyi bir akibet yoktur.

Allah’tan başka her şeyi kalbinden yoketmedikçe, saadete eremez, bahtiyar olamazsın.


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 01 Mart 2015, 12:43:17 ÖÖ 00
"ABDÜLKADİR GEYLANİ" (K.S) Hazretlerinden..!


Şu hususu iyi bil ki, bütün eşya, sadece Allah’ın hareket ettirmesiyle hareket eder, durdurmasıyla durur. O’nun iradesi ve kuvveti olmadan, ne duran bir şey harekete geçebilir, ne de hareket etmekte olan bir şey durabilir.

Kişi bu hususu böylece bilip kabul ettiği zaman, artık insanları ve diğer varlıkları Allah’a ortak tanıma yükünden ve suçundan kurtulur. Allah’a şirk koşmaz.

Melekler içinde resim, suret bulunan eve girmezlerse, içinde bir sürü suretlerle putlar bulunan senin kalbine Allah nasıl girer? Allah’tan gayrı her şey bir puttur.

Öyleyse sen, putları kır. Evi temizle.

Ey dünyaya kulluk edenler! Ey ahirete kulluk edenler! Siz, Allah’ı da, dünyayı da, ahireti de bilmiyorsunuz. Kiminizin putu dünya. Kiminizinki ahiret. Kiminizinki insanlar. Kiminizinki zevkler, nefsani arzular. Kiminizinki övülme, halktan tasvip görme, alkış toplama.

Allah dışında her şey, bir puttur. Kişi Allah’tan gayrı neye bağlandı ve neye gönül verdiyse, o onun putudur.

Senin bütün umudun insanlar. Her şeyi onlardan bekliyor, onlardan umuyorsun. Korkun da onlardan. Hep onlardan korkuyorsun. Bu hal, Rabbine şirk koşmaktır, ortak tanımaktır.

Bu zaman, ahir zamandır. Bu zamanda çoğu insanların mabudu, paradan ibarettir. Bu zaman insanlarının çoğu, Musa Aleyhisselam’ın kavmine benzedi. Yahudilere benzedi. Onlar, altın buzağıyı kendilerine mabud edinmişlerdi.

Bu zamanın insanının altın buzağısı da paradır. Parayı kendine mabud edinmişsin, Rab edinmişsin. Paraya tapıyorsun.

Hükümdarlar, devlet büyükleri ve ikbal sahipleri, halktan birçoğunun nazarında birer ilâhtır. Dünyevî imkânlar, zenginlikler, sıhhat, afiyet, kuvvet ve kudret, birçok insanların nazarında birer ilâhtır. İnsanların birçoğu, bunlara ve benzeri şeylere taparlar...

Dünya zorbalarına, zenginlerine, firavunlarına ve hükümdarlarına saygı gösterip Allah’ı unuttuğun ve O’na saygı göstermediğin takdirde, senin hakkındaki hüküm de, putlara tapanlar hakkındaki hüküm gibidir.

Sen de putuna saygı gösterenlerden olursun. Putlara kulluk etme, onları yaratana kulluk et. İşte o zaman, putlar sana boyun eğecektir.

Sen, namazda iken bile yalan söylüyorsun. Mesela namaza dururken ve gene namaz sırasında, “Allahu Ekber” (Allah her şeyden büyüktür) diyorsun. Böylece yalan söylemiş oluyorsun. Çünkü senin kalbinde, Allah’tan başka bir ilâh vardır.

Kendisine güvenip bağlandığın her şey, senin ilâhındır, mabudundur. Kendisinden korktuğun ve kendisine ümit beslediğin her şey, senin ilâhındır, taptığındır.

Kendisinde Allah’tan başka bir şey bulunduğu müddetçe, senin kalbin için kurtuluş yoktur. Eğer sen, taşlar üzerinde Allah’a bin yıl secde etsen, değil mi ki kalbinle O’ndan başkasına yöneliyorsun, sana bu secdeler hiçbir fayda vermez.

Mevlâsından başkasını sever oldukça, o kalp için iyi bir akibet yoktur.

Allah’tan başka her şeyi kalbinden yoketmedikçe, saadete eremez, bahtiyar olamazsın.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 01 Mart 2015, 12:48:37 ÖÖ 00
"ABDÜLKADİR GEYLANİ" (K.S) Hazretlerinden..!


Ya İslam’ın temel bütün ibadetlerini hakkıyla yerine getir, ya da aksi halde, “Ben müslümanım,” deme.

Sen nefsinle beraber olmaya devam eltiğin müddetçe, bu mevkiye erişemezsin. Sen, nefsinin heveslerini, arzularını ve zevklerini kendisine vermeye devam ettiğin müddetçe onun kaydındasın, onun ipine bağlısın.

Nefsinin hakkını ver, fakat heveslerine, arzularına ve zevklerine engel ol. Onun bekası, kendisine haklarının verilmesiyledir.

Helâkı ve mahvolması da, hazlarının, heveslerinin ve arzularının verilmesiyledir. Nefsin hakları, ihtiyaç miktarınca yiyecek, içecek, giyecek ve meskendir.

Hazlar ise zevk aldığı şeyler ve şehvetler, heveslerdir. Onun haklarını şeriat elinden al, yani şeriatın ölçüleri dahilinde kendisine haklarını ver.

Hazlarını, Allah’ın ilmindeki ilâhi takdire bırak. Ona daima helâl şeyler yedir, asla haram yedirme. Aza kanaat et. Yeter ki helâl olsun. Nefsini buna alıştır.

Eğer ilâhi takdirde senin için daha fazlası varsa ve gelirse, o da senindir.

Eğer felah, kurtuluş istersen, Rabbine itaat konusunda nefsine muhalefet et, karşı gel. Eğer nefsin Allah’a itaate yönelirse, muvafakat et. Allah’a karşı günah işlemeye yönelirse muhalefet et, karşı koy.

Nefsinle beraber olmaya devam ettiğin müddetçe, insanları ve diğer varlıkları tanıyamazsın.

İnsanlarla beraber olmaya devam ettiğin müddetçe de, İzzet ve Celâl sahibi Hakk’ı tanıyamazsın.

Nefs, daima kötülüğe meyillidir. Bu onun fıtratıdır, yaratılışıdır, tabiatıdır. Nefsle bütün hallerde mücahede et. Nefsi mücahede ile yumuşat, erit. Zira o, eridiği ve serkeşliğini yitirdiği zaman, akl-ı selime ve kalbe teslim olur.

Sonra kalp, sırr’a, öze teslim olur. Öz de, İzzet ve Celâl sahibi Hakk’a teslim olur. Böylece hepsinin kaynağı, oraya dayanır. Nefsi yumuşatıp eritme işini tamamladığın zaman, sana kalbin yönünden şöyle seslenilir:

“Nefslerinizi öldürmeyiniz. Hiç şüphe yok ki, Allah ziyadesiyle merhametlidir”.
 (Nisa, 4:29)


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 01 Mart 2015, 12:58:54 ÖÖ 00
"ABDÜLKADİR GEYLANİ" (K.S) Hazretlerinden..!


Sen, nefsin boş ve bâtıl emellerini kır. İşte o zaman, o sana itaat edecek, senin istediğin noktaya gelecektir.

Nefsini tedavi etmeye çalış. Ona de ki:

- Yaptığın iyilikler kendi lehine, kötülükler de gene kendi aleyhinedir. İyilik de yapsan, kötülük de yapsan, sonucu kendine dönecektir.

Nefsine karşı mücahede et. Onun kötü duygularını söküp atmak için savaş. Ta ki doğru yolu bulana kadar.

İzzet ve Celâl sahibi Allah şöyle buyurur:

“Bizim uğrumuzda mücahede edenlere gelince, onları elbette doğru yolumuza eriştiririz,” (Ankebut, 29:69)

Ve gene,

“Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder,”
(Muhammed, 47:7)

Nefse asla genişlik verme, müsamaha gösterme. Onun isteklerine uyma. İşte o zaman felah bulur, kurtulursun. Onun yüzüne hiçbir zaman gülme.

Bin sözünden ancak bir tanesine cevap ver. Ta ki ahlâkça güzelleşinceye, sükunet buluncaya ve kani oluncaya kadar.

Eğer senden zevklerle ve hevaî arzularla ilgili bir şey isterse, hep ileriye at, tehir et ve kendisine de ki:

- Heveslerini cennete sakla!

Onu, mahrumiyetin acılığına sabrettir. Ta ki lütuf ve ihsan gelsin. Eğer onu sabrettirirsen ve o da sabrederse, Aziz ve Celil olan Allah, onunla beraber olur.

Zira, şanı yüce olan Allah şöyle buyurur:

“Hiç şüphesiz, Allah sabredenlerle beraberdir,”
(Bakara, 2:153)

Nefsinin hiçbir sözünü kabul etme. Zira o, mutlaka şerre meyleder. Onun senden yapılmasını isteyeceği şey, mutlaka şerdir.

Eğer isteğine cevap verecek olursan, cevabın mutlaka menfi olsun. Nefse muhalefet etmek, onun düzelmesine vesile olacak bir harekettir.

Nefs ile Hak, bir arada bulunmaz. Dünya ile ahiret bir arada bulunmaz.

Kim ki nefsi ile birlikte ise, o, Cenab-ı Hak’la beraberliği kaçırmıştır.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 01 Mart 2015, 04:45:04 ÖS 16
çok enteresan bir şahsiyet ..ibni teymiye gibi biri bile ..ona hürmet edermiş..cübbesini teberrüken giymiş hatta..neyse uzun mesele..aklıma ne geldi bak.. :D


ne demek gavs ne demek kutup ne demek dünya idaresinin 3yüz 5yüz kişinin eline verilmesi.. :D olurmu böle şey canım tevhide aykırı..

naziat suresinde görevli melekler den bahsedilir Allahın verdiği yetki ile tasarrufda bulunan..melekler ..iş veli kullara gelince..olurmu öle şey..

yahu mikail a.s ne yapar..israil a.s ne yapar azrail ve avaneleri ne iş yapar..alemlerde görevli sayısı ancak yaratanca belli melaike var tasarrufda bulunan ...

insana ve veli kula geince iş tevhidi muvahhidi  :D duyguları kabarıverir kişilerin ..güya Allah namına  :D pabucum muvahhidi..neyse..





Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 01 Mart 2015, 05:21:25 ÖS 17
kafası çalışan ve dinini bilen biri bazı kimselerin   ki..bu insan olur melek olur ..Allahın arzusu çizgisinde onun kader çizgisinde onun emri ile tasarrufda bulunduğunu kabul ede..buna itirazın din temelinde yeri yoktur..illa itiraz söz konusu olacaksa ..tasarruf yetkisine değil ..tasarruf atfedilen kimselerin etkin-yetkinliğine itiraz et.. ;)

hele kalkıp demiyorlarmı bizlerde Allahın velisiyiz..akıl fukarası sen kim veli olmak kim..nefs emmarenin levvame bakan yüzünde kulaç atmakta ..kurnaz tilki biri çıksa iki dakikada seni dininden eder taklidi de olsa imanın yok..içinde bin türlü gıllıguş..acaba recaba...yalan var gıybet var göz zinası desen gırla

eh herkez kendisini bilir..

açılıverse şöyle iç alemimiz herkeze yapıp ettiklerimiz dökülse ortalığa ayan beyan..bırak velilik idaasını forumda edecek 2 kelimen bile olmaz..

yahu boşuna demişmişler nefsini bilen rabbini bilir diye..

nefsini yine nefsinin verdiği müsade ile tanıyan!!!  kimselerin veli kullar ve onların iman ilim amel idrak noktasında nerede olduklarını hayal etmeleri bile imkansız iken ...ki bi hakkın doğrudur imkansızdır..
kalkıp hadiszce velilik idaasında bulunmaları ..ve sözüm ona kendisini onlara eşit sayması ne derin bir cehalettir..

çok sevdiğim bir beyit var..

şu üzerimizdeki sis dağılsın

bindiğimiz atmıdır eşşek mi anlarız

işte tamda bu misal..bu sis eleştirdiğim kafa sahiplerinin kahir ekseriyetine ölünceye dek tesir edecek..onların sisleri ölmeden kalkmayacak.. :) ;)


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 01 Mart 2015, 05:33:32 ÖS 17
kısa bir anıyıda aktarayım ..bir arkadaşım vardı seyri sülüke devam eden..titizdi..oldukça titiz..neyse gel zaman git zaman..keşfi açıldı..

bana bahsetti..durumundan ..işin zor demiştim..neysee...imtihan işte..kabir ziyaretinde bulunmuş akılsız .. :D  azap görenleri..müşahade edince..10 güne yakın kendisine gelemedi..

öylesine sarsılmıştı ki..anlatammam...

neyse bunu geçelim..asıl önemli nokta ne biliyormusunuz...

bana dedi ki..hakkaten azab varmış cehennem varmış..

düşünün...görme hasıl olunca ..kişinin iman noktasında ifade ettiği gerçeği..zanna şüpheye ihtimale dayalı taklidinde gerisinde imandan ..bi sonraki merhaleye geçiş yapıyor..

tabi bu derin konu hz Ali nin gayb perdeleri kalksa yakinimde artma olmaz sözünden tutunda ..bi üstteki perişanlığa dek inişli çıkışlı..merhaleleleri olan bir süreç..


şimdi kalkıp biri kabi azabı yok demesin.. :D  enfal 50. ayetde azabın daha ölüm esnasında bile başladığını son derece açık..varın kabri siz düşünün..

aslında hadisler varda ..burada pek geçer akçe değil..

diyeceğim o dur ki..aklınızı başınıza devşirin  8)


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 01 Mart 2015, 07:48:58 ÖS 19
Allah kime hidayet ederse, işte o, hakka ulaşmıştır, kimi de hidayetten mahrum ederse artık onu doğruya yöneltecek "MÜRŞİT" bulamazsın.
Kefh 17



Allah cümlesine de hidayet nasip etsin.

Gaflet ile Hakk 'ı buldum diyenler,
Er yarın Hakk divanında belli olur.

Ahir tedarikin gördüm diyenler,
Er yarın Hakk divanında belli olur.






Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 01 Mart 2015, 08:36:04 ÖS 20
Bu hangi din anlayamadım  SÜLÜK BÖCEK ,KABİR AZABI FALAN  bilgisi olan varsa  ben hatırlayamadım da ????????????????????


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 01 Mart 2015, 09:08:02 ÖS 21
 :D :D :D

sülük ahahahhaha çok güldüm  :D

güzeldi..de

ölüm anında başlayan azabın kabre sıçraması sencede muhtemel değil mi..bak enfal 50. ayete ..elim bir azap söz konusu ölüm anında bile..

ölürken dahi azaba maruz kalmak söz konusu iken kabirde pışpışlayacaklarını ummuyorsun değil mi ?  ;) bu etimoljik hayalciliğinde ötesinde bir yaklaşım olur  :D


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 01 Mart 2015, 11:13:37 ÖS 23
Baktım Enfal 50 ye hiç alaksı yok birde sen bak tekrar  bak bir analiz yap


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 01 Mart 2015, 11:19:40 ÖS 23
Bu hangi din anlayamadım  SÜLÜK BÖCEK ,KABİR AZABI FALAN  bilgisi olan varsa  ben hatırlayamadım da ????????????????????


Onca paylaşım içerisinde yalnızca böcek mi görebildin.?

Yazık..

"Kişi nasıl yaşar ise öyle ölür. Nasıl ölür ise öyle dirilir"..

Bilmeyene bildirirler. Göremeyene gösterirler.

Abdulkadir Geylani hz. leri şöyle der;

- " Evlat..! Gecenin bir yarısında kalkıp da güneş doğsun diye dua etme. Çünkü güneş doğmaz. Gerçekten de güneşin doğmasını istiyorsan, zamanını beklemelisin"..!

Bekle de gör..



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 01 Mart 2015, 11:29:05 ÖS 23
Geylaninin ne dediği önemli değil Alemlerin Rabbi nin ne dediği önemli


 67/1     Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun her şeye gücü yeter

“Hüküm yalnız Allah’ındır.” (12:40)

“O, hükmüne hiç kimseyi ortak etmez.” (18:26)


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 01 Mart 2015, 11:30:20 ÖS 23
Baktım Enfal 50 ye hiç alaksı yok birde sen bak tekrar  bak bir analiz yap

nasıl alakası yok ..ben analizi çoktan yaptım hele bide sen yap  ;)

Alıntı
Bir de meleklerin, kafirlerin canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vura vura: «Tadın bakalım yangın azabını!» dediklerini görmeliydin!




Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 01 Mart 2015, 11:42:43 ÖS 23
Geylaninin ne dediği önemli değil Alemlerin Rabbi nin ne dediği önemli




ama sen önüne konan ayetleri analiz edip duruyorsun  :D  analizinden çıkardığın sonuç alemlerin rabbinin muradı mı ?



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 01 Mart 2015, 11:48:06 ÖS 23
1.   ve lev terâ   : ve görseydin
2.   iz yeteveffâ   : vefat ettirirken, öldürürken
3.   ellezîne keferû   : inkâr eden kimseler
4.   el melâiketu   : melekler
5.   yadribûne   : vururlar
6.   vucûhe-hum   : onların yüzlerine
7.   ve edbâra-hum   : ve onların arkalarına
8.   ve zûkû   : ve tadın
9.   azâbe el harîki   : yakıcı azabı

Buradan böyle bir anlam çıkarmak zor şöyleki  yeteveffâ fiilindeki zamirin meleklere ya da Allah'a izafe edilmesine göre değişiyor. Meleklere izafe edilirse: "Onların canlarını aldıkları zaman ..." anlamına; Allah'a izafe edilirse: "Onları ölüme sürüklediği zaman ..." anlamına geliyor Günahkarların yüzlerine, sırtlarına vurulması,onların bu dünyada yaşarken hakkı inkar etmelerinin bir sonucu olarak ahirette karşılarına çıkacak olan azabı ifade eden temsîlî bir anlatımdır: mesela "Bunların arkalarında da kopkoyu bir karanlık vardır, önlerinde de kopkoyu bir karanlık ...", "Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vuracaklar" sözünden kasıt da budur diye düşünüyorum

EN DOĞRUSUNU ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH BİLİR


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 01 Mart 2015, 11:55:28 ÖS 23
Abdulkadir Geylani 'k.s hz.lerinin söyledikleri Allah 'ın söylediklerinin dışında değildir. Evliya 'yı, Veli 'yi, Mürşid-i Kamil 'i kabul edemediğinden karşı çıkıyorsun.

Kibrin buna müsaade etmiyor. Hz. Allah Kuran 'da kabirle ilgili ne diyor bak;

“Allah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun’un adamlarını ise, o kötü azap kuşattı. Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: “Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!”.
(Mü-min  .45-46)


“Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba sevk edilirler.”
(Tevbe 101)


Hatâlarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
(Nûh .25)


“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilakis onlar diridirler ve Rab’leri katında rızıklanmaktadırlar.”
(Al-i imran .169)



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 02 Mart 2015, 12:00:59 ÖÖ 00
Bu ne şimdi söylediklerinle ne anlatmak istiyorsun açık açık söyle anlayalım  

Kabir azabı ile ilintiyorsan geç bunları alakası yok ayetler gayet açık söyleyeceğin önemli bir şey varsa söyle DÜKKANI KAPATACAĞIM yarın pazertesi malum


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:03:47 ÖÖ 00
Bu hangi din anlayamadım  SÜLÜK BÖCEK ,KABİR AZABI FALAN  bilgisi olan varsa  ben hatırlayamadım da ????????????????????


Bu mesaj senin değil mi.? Anlamadığın (iman etmediğin) bir konu hakkında birşeyler karaladığın kesin.


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:06:47 ÖÖ 00
‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
Mümtehine 13


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 02 Mart 2015, 12:08:57 ÖÖ 00
Bunlarmı geç bunları sülükle böcekli işim olmaz Ben Rabbimi bilir ona uyarım selamlar zamanımı harcama hacıabi

Ayetleri yanlış kullanıyorsun analiz et zulmun büyüğü bu  Ayeti yeni gördüm yanlış kullanıyorsun


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:12:52 ÖÖ 00
İbni tevmiyyeden bahsediliyor olsaydı büyük keyif alırdın değil mi.?



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 02 Mart 2015, 12:15:35 ÖÖ 00
İbni tevmiyyeden bahsediliyor olsaydı büyük keyif alırdın değil mi.?


Haci abi benim bunlarla işim olmaz yorma beni akşam akşam musait bi ara konuşuruz bunları Allah rahatlık versin  43/44 oku uyu iyi gelir

Bir de ayetleri rastgele kullanma etimolojisine dikkat et bağlamlamasını unutma


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 02 Mart 2015, 12:21:21 ÖÖ 00
nuzül sebebine baktın mı..büyük ihtimalle senin dağarcığında nüzül sebebi yer almıyor ..zor demişsin kolay olanı atıp imkansızı başarmışsın

temsili anlatım demek..ama azabı anlatan..ancak ahiretteki..azabı..kim söylüyor bunu ..kimin yorumu bu senin mi ..yoksa ayette bu yönde mana çıkarmamıza yarayacak bir ifade varmı..

kişisel yorumunu sabitleşmiş ön kabulünle harmanlayıp  esed mealinden alıntı yapmışsın ..eyv tamam da neden tam metni alıntılamadın..bedr de öldürülen kafirlerin  hali resmediliyor ayette..

ve elbette sadece bedirde öldürülenlere has bir durum değil bu manzara ..onlar gibi olanların tümü ölüm esanasında bu manzaraya kavuşacak..ve son derece açık şekilde ölüm esnasındaki azab gözler önüne konmuş..

bak ..hoşuna gitmese bile ..hak namına bir şey eline geçtiyse onu kırpma..bütün halde sun..velevki yanılmış ol ne olacak..

ben belkide 50 kere yanılıyorum günde..ne olmuş yani..biri bana doğruyu öğretirse nefsime ağır gelsede kabul ederim..itiraf edemem belki ama reddetmem..

din bu ya ..ciddiyet ister ..güvenilir olmak lazım..












Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 02 Mart 2015, 12:26:38 ÖÖ 00
Kendine olmayan bir şeyi uydurup üzerine ayetleri koyma öyle inanıyorsan senin problemin kurana Allaha ve vahye  bakış açın çok sağlıklı gözükmüyor.Bunu bir müslüman olarak söylüyorum Bu düşünceler tevhidi bozar Unutma ahiret hayatı var.BizKurandan hesaba çekileceğiz Yalnız Rabbimize karşı sorumluyuz cezayıda mükafatı da Allah verecektir Gerisi boştur.Tek ölçümüz Kuran Tek İlahımız Allah gerisi Teferruat


Yanlış Allah tasavvuru ,yanlış ahiret tasavvurunu .ve yanlış algıyı getirir .Önce Allahı Allah gibi tanımalı ortakları yardımcıları yoktur onun Kuranı /vahyi kafamızda doğru oturtmalıyız bu işin şakası yok .Kafandan herşeyi sil ve Kuranı baştan sona bir oku


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:32:51 ÖÖ 00
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretleri ne diyor bir bak;


İçi Düzeltmek

Ey sofilere mahsus elbiselere bürünmüş kişi!

O elbiseyi önce özüne, sonra kalbine, sonra nefsine, en sonra da bedenine giydir.

Zühd ve takva özden başlar, bâtından başlar, içten başlar.

Zahire doğru gider. Zahirden başlayıp bâtına doğru gitmez.

İlk düzeltilecek şey, evin içidir.

Evin içinin düzeltilmesini tamamladığın zaman, kapısının düzeltilmesine yönelebilirsin.

Bâtınsız zahir olmaz. Yaratansız yaratılan olmaz. Ev olmadan kapı olmaz.

Önce İslam’ı olduğu gibi ve doğru olarak anla, gör. Sonra al.

İslam, istislam’dan türemedir. Bu, “kayıtsız şartsız teslimiyet ve itaat” demektir. Kendisinde ihlas, içtenlik bulunmayan her amel, içi boş bir cevizdir, özü bulunmayan bir kabuktur, kurumuş bir ağaçtır, ruhsuz bir cesettir, mânâ’sız bir surettir. Bu, münafıkların amelidir.

Lafsız amel ol. Riyasız ihlas ol. Lafını edeceğine amel işle. İnsanlara gösteriş yapacağına Allah için yap. Şirksiz tevhid ol. Sessiz zikir ol.

Tasavvuf kelimesi, safa’dan türemedir. Yani bu kelimenin aslı, safadır ki bu, halis, safî, temiz demektir.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 02 Mart 2015, 12:33:45 ÖÖ 00
aa  olaya bak  :D  arkadaşım sen rivayet kültürüne laf edip beğenmez kabul dahi etmezsin ama geçmiş müfessirin yorumlarından sadece işine gelen kısmı alıp ki buda rivayet zincirine dahildir.. ;) meseleyi sonlandırıyorsun benide tevhide halel getirmekle vahyi çarpıtmakla suçluyorsun.. :D

bişi diyeyim mi..ya o alıntıladığın bölümdeki düşünceler..uydurma ise..ya razi senin alıntıladığın türde bir yorum getirmemişse..

hem raziye güvenilir mi..necmeddin kübranın müridi idi..

düşün koca alim ve müfessir bir garip dervişin dizi dibinde ona biat etmiş idi..

bence sen bi daha düşün  ;)



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:40:09 ÖÖ 00
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Sabırlı ol. Allah’ın emirleri ve yasakları doğrultusunda hareket etmekte tahammül göster.

Eğer sabrın tam ve kâmil olursa, rızan da tamamlanır, kemâle erer. Olumsuz hareket ve davranışlardan sıyrılmışlık halin ortaya çıkar. Senin yanında, her şey güzel olur.

Her hareket ve davranış, Allah’a şükre dönüşür. Allah’a uzaklık, yakınlığa dönüşür. Allah’a şirk koşma, ortak tanıma halleri, tevhide dönüşür. Artık insanlardan ne zarar görürsün, ne de fayda. Senin için zıtlıklar kalmaz. Tersine, kapılar ve yönler birleşir.

Sadece bir tek yön görürsün. Bu nokta öyle bir haldir ki, insanların büyük çoğunluğu onu anlayamaz, idrak edemez. Diyebiliriz ki bu seviye, ancak milyonda bir insana nasip olur. Ve son nefesine kadar devam edebilir.

Allah’ın huzurunda, bu seviyeye erişmiş olarak ölmeye çalış. Daha ruhun bedenden çıkmadan önce, sen nefsini öldürmeye gayret et. Onu, sabırla ve hevai isteklerine karşı gelerek öldür. Yakında, böyle hareket etmenin faydasını ve güzelliğini göreceksin.

Sabrın biter. Yani sabretme zamanları sınırlıdır. Sabretme süresi tamamlandıktan sonra, ardından mükâfatını toplama faslı başlar.

Sabrın mükafatı bitmez.


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 02 Mart 2015, 12:43:23 ÖÖ 00
Bak arkadaşım düşüncemle uyuşan bölümleri doğruluğuna inandığım bölümleri alırım kullanırım hatta senin doğrularınıda alırım sıkıntı yok  sen düşüncenin doğruluğuna veya yanlışlığına bak Hz Peygambere ait olduğu söylenen sözler kurana uyduğu sürece sorun yok Derdin yenmek yenilmekse dükkanı kapat seninle işim olmaz benim derdim Rabbime vereceğim hesapla ilgili  geçmiş müfessir lerin doğrularıda benim için değerlidir

Bana bel altı yapma konuyu saptırma  geylaniylede sülüklede mistik düşüncelerde işim olmaz kendin hiç düşünmüyorsun ve beni düşünmeye davet ediyorsun

Kim doğru söylerse kuran uyarsa sorun yok şirkcilerle hurafecilerle işim olmaz Rabbim korusun


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:44:25 ÖÖ 00
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Sen, mânâya, muhtevaya ve öze değil, şekle rağbet ettin, şekilciliğe ilgi gösterdin. Benim sohbetimi isteyen, kendisine söylediklerimi kabul etsin, onların gereği ile amel etsin.

Ben nasıl hareket ettiysem, o da öylece hareket etsin. Aksi halde, benim sohbetime katılmasın: Zira bu şekilde hareket etmeyen, kârdan çok zarar eder.

Ben bir ziyafet sofrasıyım. Fakat kimse benden bir şey yemiyor. Kapı açık, fakat oraya kimse girmiyor. Ben size hakikatleri kaç kereler söyledim. Fakat siz beni dinlemiyor, sözlerime kulak vermiyorsunuz. Ben bu söylediklerimi sizin için, sizin iyiliğiniz için söylüyorum.

Kendim için söylemiyorum.

Ben ne zaman ki kalbimden dünya sevgisini çıkarıp attım, işte o zaman bu mertebeye ulaştım. Senin tevhidin nasıl doğru olabilir? Sen Resulullah’ın şu sözünü hiç duymadın mı ki:

“Dünya sevgisi, her hatanın başıdır.”

Çıkarını sağlama ve zararları defetme evinden çıkmadıkça, senin konuşmaya hakkın yok.

Hızla esasa gel, temele koş. Temeli sağlamladığın an, binayı yapmaya koyul. Temelin harcı fıkıhdır (İslam hukukudur). Fıkıh dedimse bundan maksadım, ilmihal ve fıkıh kitaplarında yazılan, bedenle ve zahirle ilgili fıkıh değildir. Bilakis, kalp fıkhıdır.

Kalp fıkhı, seni Allah’a yaklaştırır. Zahirle ve bedenle ilgili fıkıh ise, halka yakınlaştırır, hükümdarlara ve devlet ileri gelenlerine yakınlaştırır.

Zamanını ilim öğrenmekle geçiriyorsun, fakat öğrendiklerinle amel etmiyorsun.

Sen, Hakk’ın huzurunda susmalı, sükut etmeli ve dilsiz olmalısın. Ta ki, ondan konuşma izni gelinceye kadar.

Konuşma izni gelince de, gene O’nun kudreti ile konuşursun, kendi kudretinle değil. Bu durumda senin konuşman, kalplerin hastalıklarına deva, özlere şifa, akıllara da ışık olur.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 12:48:42 ÖÖ 00
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


İlim, amel içindir. Yoksa sırf ezberlemek ve insanlara anlatmak için değildir.

Önce öğren ve öğrendiğinle amel et. Sonra da başkasına öğret. Önce öğrenir, sonra da öğretirsen, sendeki ilim konuşur. Sen sussan ve konuşmasan bile, ilim, amel diliyle konuşur.

Yani ilminle işlediğin amel, ilmin amel olarak konuşması demektir.

Sen, önce zahir ilmini öğren, sonra da zahir ilminden bâtın ilmine atla. Sen, önce şu zahir ilmi ile amel et, zahir ilmini tatbik et. Ta ki onunla yaptığın amel, seni yapmadığın şeyin ilmine götürsün.

Sen zahir ilmi ile amel et ki, o, seni bâtın ilmine ve bâtın ameline götürsün. Şu zahir ilmi, zahirin ışığıdır. Bâtın ilmi de bâtının ışığıdır. Bâtın ilmi, Rabbinle senin aranda bir ışıktır. Her ne zamanki ilminle amel edersen, yolun Allah’a yaklaşır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

- Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.

Âlimler, peygamberlerin ilimleri ile amel edince, onların halifeleri, vârisleri ve naibleri, vekilleri olurlar.

İlim kışırdır, kabuktur. Amel ise özdür, usaredir. Kabuk, özün muhafazası için korunur. Öz, tohum ise, kendisinden yağ çıkarmak için korunur. Kabuğun içinde öz bulunmayınca, o ne yapılır ki? Özün yağı bulunmadıktan sonra, o neye yarar ki? İlim gitmiş, ziyan olmuştur.

Çünkü ilimle amel edilmeyince, yani amel gidince, hiç şüphe yok ki ilim de gider.

Bunun için Peygamber Efendimiz, şöyle buyurmuşlardır:

- İlim, kendisiyle amel edilmesi için çağrıda bulunur. Eğer kendisiyle amel edilirse, ne âlâ. Aksi halde, ilim geçer, gider.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 02 Mart 2015, 12:52:26 ÖÖ 00
Alıntı
Hz Peygambere ait olduğu söylenen sözler kurana uyduğu sürece sorun yok

bak bu güzel..sevindim..ileriye dönük son derece kıymetli ve takdire değer bir düşünce..ve adım..

neyse ben işime döneyim hoşca bakın zatınıza  <<-@





Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 02 Mart 2015, 01:03:54 ÖÖ 01
Arkadaşım zaten siz ne benim yazdıklarımı okuyorsunuz nede beni tanıyorsunuz siz kafanızda bir şablon oluşturmuşsunuz onunla tartışıyorsunuz .Benim laf salatası ve entel dantel işlerele işim olmaz.Alemlerin Rabbi olan Allahın hükmü bağlar beni buna uyanlar doğrudur  gerisi hikaye  böyle karmaşık bir din algısı olurmu zihinler kalpler bulanık çok ilahlı bir din ortaya çıkmış

Ben 15 yaşımdan beri aynışeyleri söylüyorum bu konuda iyi geceler


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 01:30:07 ÖÖ 01
Dinimizde herkesin inancı aynı olacak diye bir zorlama yok. Tornadan çıkmışcasına tek düze bir inanış zaten mümkün değil.

Ben ifade ediyorum diye kabul etmek zorunda değilsiniz. Siz inanmıyorsunuz diye de ben reddetmek durumunda değilim.

Herkes fıtratına uygun olanı seçer.

Ahirete giden herkese, doğru ve gerçek, dünyada iken anlamamış olsa da anlatılacak, bildirilecek. Hiç bir şey gizli kalmayacak. Önemli olan ahirete yürümeden, dünyada iken bu gerçeği anlamak, hatta anlamaktan da öte idrak etmek gerekir.

Bir kul inanmıyor olabilir. Bunun telafisi belki mümkündür.

Amma inkar ve reddetmek ..! Allah-u alem..?

Kararı verecek olan cüz-i iradeden başkası değil...

15 - 25 - 55 - 75  yaş farketmez.

Gerçek İlim Allah 'ı bilmektir.


  



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 02:27:08 ÖÖ 02
Daha evvel paylaşmıştım ama gözden kaçmış olabilir. Tekrarında fayda vardır.


Tasavvuf; ancak kalbe işlenen ledünni amellerin bir kanunu, zahir ve batınla ilgili ilâhi hükümlerin düsturunun ismidir!.

Tasavvuf imanla ameli salih arasını cem etmektir. Amel-i salihi tamamlayıp zirveyi kemale çıkmaktır.

İman çıplaktır. Elbisesi takva, süsü haya, meyvesi ise ilimdir.

Kainâtın yaratılış sebebi olan nur-u Muhammedi hakikatine ulaşmak kamil insana karşı beslenen sevgi ve bağlılıktır. Kamil insan bütün insanların göz bebeğidir.

Kâmil insanı sevmek nuru Muhammedî'yi sevmek ALLAH'ın rahmet sıfatlarının tecelli ettiği merciyi sevmek, gerçek anlamda ALLAH'ı sevmektir.

HZ. ALLAH' a ve resullerine iman edenler bu gerçeği iyi bilirler.

Tasavvuf, İslam 'ın ilavesi gibi görülmemelidir.

Tasavvuf, "Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhu veResulihi " kelimesinin anlam ve manasını yaşamaktır.

Hz. Allah Kuran-ı Kerim 'de şöyle buyuruyor ;

De ki: "Eğer Allâh'ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın. Allâh bağışlayandır, esirgeyendir."
Âli Îmran -31


Bu hitab-ı ilahi kıyamete kadar geçerlidir. Peygamberler efendilerimizi, dolayısı ile Varis-ün nebileri işaret etmektedir. Yani bu günün Evliyaullah 'ını, Mürşid-i Kamil 'ini..!



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: hanif_bir_kul üzerinde 02 Mart 2015, 04:47:03 ÖÖ 04
  S.A
 ozan_er Kur'an ışığında olman güzel

Şimdi kabir azabı ile başlıyalım

Yapmakta oldukları onlara  kıyamet günü haber verilecektir. (Mücadele,7). Ölülere işittiremezsin. (Neml,80 -Rum,52).
Kabirlerde olanlara işittirecek değilsin. (Fatır,22).
Onlar ölüdürler diri değildirler. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler. (Nahl,21) ve (Yasin,70)
Hesap Günü (Mahkeme) bir defadır, o da kabirden ve kıyametten sonradır.
..’Gözleri düşkün düşkün kabirlerden çıkarlar; tıpkı yayılan çekirgeler gibidirler. Boyunlarını çağırana doğru uzatmış koşarlarken kafirler: ‘Bu çetin bir gündür!’ derler.’ (Kamer,7-8)
..’Vah bize bu ceza günüdür!’ dediler. (Saffat,20)
(Not: Şayet, kabir azabı olsaydı kıyamet günü hesap için toplanan suçlular, ‘Vah bize, bu ceza günüdür’ demezlerdi. Çünkü, şiddetli bir ceza görmüş olanlar, bu cezaya ara verildiğinde sevinerek, ‘Nihayet cezamız bitti’ derlerdi. Oysa onlar ceza gününü gördüklerinde ‘Vah bize’ diyerek pişmanlıklarını ortaya koymaktadırlar).
..’Kıyamet günü suçlular, bir satten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: ‘Andolsun siz, Allah’ın yazısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür, fakat siz bilmiyordunuz!’ (Rum,55-56)
(Not: Ayetlerden de anlaşıldığı üzere suçlular, kabirde bir saatten fazla kalmadıklarına yemin etmektedirler. Bu da onların, kabirde azap görmediklerini göstermektedir. Şayet bunlar kabirde bir ceza görmüş olsalardı, bunu hem dile getirirlerdi, hem de zamanın bu kadar kısa olduğunu yeminle iddia etmezlerdi. Çünkü sıkıntılı zamanlar, insana çok uzun gelir ve sıkıntı bittiğinde insan, bu durumu beyan ederek rahatlar. Bundan da anlaşılıyor ki kabirde olanlar, kıyamet gününe kadar ancak uyuyorlar ve ancak kıyamet gününde uyandırılıyorlar).                                                                                                     

"EYVAH! YATTIĞIMIZ YERDEN BİZİ KİM KALDIRDI?" DİYECEKLER:
..(Kıyamet günü mezardan kalkarken): "Eyvahlar bize, uykuya bırakıldığımız (yattığımız) yerden bizi kim kaldırdı (bizi kim diriltti)? ..Demek peygamberler doğru söylemiş" (diyecekler). (   Yasin,51/52)
"DÜNYADA VEYA KABİRDE BİR SAATTEN FAZLA KALMADIK" DERLER:
..(Kıyamet) saat(i) başladığı gün suçlular, (dünyada veya kabirde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.(Rum,55)

YENİDEN DİRİLME GÜNÜNE KADAR KALDINIZ:
..Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: "Andolsun siz Allah'ın yazgısınca (takdir ettiği süre zarfınca) ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. (Rum,56)
MÜ’MİNLER: KABİRDEN KALKIŞ (DİRİLİŞ) GÜNÜ BENİ UTANDIRMA’ ŞEKLİNDE DUA EDERLER: (Şuara,87)

Kabirde yaşam yok Olsaydı rabimiz bildirirdi..


Müslüman topluluklarının içine düştükleri çelişkili din Allah kavramı Kur'andan şüpe edilir duruma gelmek zaaflarımız başlıca şunlardır.

1-İslam’a yaklaşım (parçaçı, tek yönlü)



2-Müslümanların kendilerini yenilememeleri



3-Kendi halimizi tespit edemememiz



4-Uyumsuz olmamız (Çalışmalara dışarıdan bakma)



5-Bencillik (Kendini beğenme/Kendini önemseme)



6-Kimseye itaat etmeme zaafı (emir sahiplerine uymama)

Sizden olan emir sahiplerine uyun../ sözün en güzeline uyun.. kimden gelirse gelsin



7-Bireysellik (Gruplar üstü olma)



8-Sıkıntıya gelememe (rahatlık)



9-Fitne unsurlarına takılma (Can, mal, gelecek ve makam endişesi, kadın ve çocuk)



10-Çekişme (devletiniz elden gider) bize yaramaz karşı tarafın işine yarar



11-Güvensizlik (el-emin; Müşrikler Rasule güven duyuyorlardı, biz ler ise birbirimize hayli hayli güvenmeliyiz… Karşı tarafa güven vermeliyiz)



12-Dedikodu



13-Yanlışta ısrar (Yaptığım yanlış deyipte ısrar etmek çok yanlış /“Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı kör ve sağır davranmazlar“ 25/72-73



14-Saplantılar (Ortak çözümlerden kaçmak/ sürekli haklı olduğuna inanır/ kimsenin kendisini anlamadığı duygusuna kapılır/düşüncelerinde kuru ısrarda bulunur/kendini fazla önemser)



15-Nefis



16-Merhametsizlik



17-Cehalet (gelenekler)



18-Kabalık ve Gurur (nazik olunmalı)



19-Fısıldaşma (Gıybet ve çekiştirme) Bir arkadaşı çok gizli bir şey varmış gibi bir tarafa çekme diğer insanlarda başka şeyler uyandırabilir; güven yitirilir



20-Ciddiyetsizlik (her konuda ciddi olunmalı; ciddi olmayan ve önemsiz konulara bile bize yakışır şekilde yaklaşmalıyız)



21-İrade zayıflığı



22-Disiplinsizlik (evde işyerinde..)



23-Dinlememe (Bir kulaktan girip diğer kulaktan çıkma) ve anlama zaafı



24-İleriyi görememe



25-Zaman bilinçsizliği (İyi kullanmalıyız.. geç yatma, erken kalkmama (namaz) )



26-Gocunmak (alınmak) (Bir yere götürmez bizi.. Kin duymaya başlanır.. buda Allah’ın men ettiği şeylerdendir)



27-Gayretsizlik



28-Önyargılı davranışlar



29-Söylemek yerine söylenmek



30-Sevgi noksanlığı (Cemaat/Aile/Toplum) (Allah için birbirlerimizi sevmeliyiz)



31-Fedakar olmama (İş yapılacaksa ilk aday biz olmalıyız.. Hayırlarda yarış yoksa nasıl olacak)



32-Bilgilenmeme (Yanlış seçmek)



33-Sürekli soru sorma zaafı



34-Vurdumduymazlık (bananecilik kötü bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz)



35-Usul ve Uslüb bozukluğu



36-Kusur aramak



37-Özel bilgiye sahip olma zaafı ( „fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınırım“)



38-Böbürlenmek („O ettiklerine sevinen, yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenlerin, azabdan kurtulacaklarını sanma. Onlar için bir azab vardır)



39-Duygusallık (duygusal olmak güzel bir şey ama herşeye duygusAl yaklaşırsak çözümlerimiz de duygusal olur)

otuzdokuzda dediğim gibi Yellenmek abdesti bozmaz desem ne delliller temsiller getirirsiniz bilemem yanlız şuna eminim yellene yellene namazkılmazsınız

emen duygusal davranır Ata dede eclad hoca gibi büyüklerin sözlerine bakar Allah'ın ükmünedirdiye bakılmaksızın eleştiri yapma gereksimi duyulur
oysa kur'ana başvurulmuşolsa bu yanşlıklara meiletmez ersöze intibaretmez kur'anın telemel inişine dikkat çeker amacınedir diye düşünür idi.

KUR’AN’IN İNİŞAMACI ŞÖYLEDİR

1-Muttakilere yol göstermek (Hidayet)
İnsanları karanlıktan ışığa/aydınlığa, bunalımdan esenliğe çıkarmak
İbrahim, 14/1; Maide, 5/16.
Bakara,2/2; Maide, 5/16; Ra’d, 13/31; Nahl, 16/89; İsra, 17/9, 41, 82; Meryem, 19/97; Taha, 20/2-3; Neml, 27/2; Sebe, 34/50; Zümer, 39/23; Kaf, 50/45.
Hidayetle ilgili her şeyi eksiksiz açıklamak (Beyan): Nahl, 16/89; İsra, 17/41.
Mü’minlerin kalplerine şifa vermek, rahmet dağıtmak ve müjdeler vermek
İsra, 17/82; Meryem, 19/97. (Kur’an tarafsız değildir; nesnel anlamın kaynağı olarak görülemez: Muttakilerin imanını, kafirlerin kin ve nefretini-küfrünü arttırabilir.)
Mü’minlere, öğüt almak isteyenlere tavsiyelerde bulunmak (Tavsiye-Mev’iza)
A’raf, 7/2.

2- Belgelerle Hak ile batılı ortaya çıkarmak (Furkan-Kavlun Fasl)
Bakara, 2/185; Ali İmran, 3/3, 79; Maide, 5/15; Enam, 6/91,114; Ra’d, 13/30; Nahl, 16/44.

3- Anlaşmazlıkları gidermek (sadece müminler arasında değil tüm insanların fikri-ameli tıkanıklıklarına rehberlik etmek)
Bakara, 2/213;Nisa, 4/105; Enam, 6/156-157;
Ehli Kitab’ın arasında varolan ihtilafları çözmek: Enam, 6/19,70,91, 92,114.

4- İnsanlar arasında Adaletle/Hak ile hüküm vermek
Nisa, 4/105, 127; Maide, 5/48-49; Zümer, 39/41; Şura, 42/17; Hadid, 57/25; Enam, 6/114; Ra’d, 13/30.
5- Tüm insan toplumlarını uyarmak (İnzar)
Enam, 6/19,70,92; A’raf, 7/2; Nahl, 16/44; Furkan, 25/1, Şuara, 26/193-195; Yasin, 36/70; Ahkaf, 46/12.
Hakikati inkarda direten taş gibi yerinde duran, bir adım atmadan yerinde durduğu için Atalar Dini’nin etkisinden kurtulamayan kafirleri uyarıp korkutmak
Meryem, 19/97.

6- İnsanlara kulluk şuuru, imtihan bilincini kazandırmak, “ahiretin dünyaya tercih edilmesi gerektiği”ne ilişkin Ahiret Bilinci kazandırmak
Ali İmran, 3/79; İsra, 17/41; Kasas, 28/51; Sad, 38/29;
Duhan, 44/58.

7- Allah’a halis kul olmanın yollarını göstermek/ibadet yollarını göstermek
Ali İmran, 3/79.

8- İnsanlardan gizlenen hakikatleri açıklamak (Küfr/örtmek*Beyan/apaçık ortaya koymak)
Maide, 5/15.

9- İnsanlara sorumluluklarını hatırlatmak (Zikrullah)
Enam, 6/156-157; Yasin, 36/70.

10- Gönüllerde çöreklenmiş, toplumsal yaşamı işgal etmiş bulunan şirk tasavvurlarını değiştirmek, karada, denizde ve insan benliğinde oluşmuş ifsad tortularını ıslah ederek kazıyıp tezkiye etmek. (Ekini ve nesli korumak: Cihad ve Islah-ihya)
Ra’d, 13/31.

Kur'anı gereğigibi saygıyla içi titrercesine korkarak tevil katmadan felsefe sokmadan anlamlar koymadan Allah'ın dinini kitabından öğrenmek Birinci vazife
hayatını Kur'ana uydurmak kur'anı kendine uydurmamak Kitab’a inanan… Kitabın gölgesinde düşünen… Kitab’ın ölçülerine hayatını programlayan insandır Müslüman…
Kitabı, hayatının rehber bilen… Kitab’ın renginden rengini alan insandır…
Yani kimliği Kur’an olan insandır… Referansı Kur’an…
Hayatının mayası bilir Kur’an’ı Müslüman…
Bu bağlamda; Mümin, Kur’an’dan gözünü ayırmayan ve Kur’an ile bakan insandır…
Onun düşüncesinin mimarı Kur’an’dır!..
İnancı, Kur’an ile beslenir…
Kur’an, Kur’an’a sımsıkı sarılmamızı hatırlatıyor… Ve Kur’an’a sarılanın doğru yolda olduğunu bildiriyor:
“Sen, sana vahyedilen (Kur’an)a sımsıkı sarıl. Çünkü sen doğru yoldasın…”
“Doğrusu bu Kur’an, doğru yola iletir.”
Kur’an’a hicreti, yol edinenlerin şeref kazandığını bildiriyor:
“Şüphesiz o (Kur’an), sana ve toplumuna bir şereftir.”
Ve insanın uykularını kaçıran, belini büken bir haber:
“Ama zamanı gelince (hepiniz Kur’an’a uyup uymadığınızdan dolayı) hesaba çekileceksiniz!..”
Resuller de dâhil herkes sorumlu Kur’an’a karşı… Herkes sorulacak Ona uyup uymadığından… Ona uyarak örnek olup olmadıklarından ve de tebliğlerini istenilen şekilde yapıp yapmadıklarından da sorulacak Resuller:
“Kendilerine elçi gönderilmiş olanlara soracağız ve elbette gönderilen elçilere de soracağız.”
Kimse kurtulamayacak hesaba çekilmekten…
“İnsanlar, ‘inandık’ demekle, hiç imtihana çekilmeden (sınanmadan) bırakılacaklarını mı sanırlar? “

Kur’an’a ölü bakışı terk etmeli Onu okuyanlar… Yaşamak için okumalılar hayat rehberleri olan Kur’an’ı…
Resûlullah’ın, gözyaşları arasında; “beni ihtiyarlattı” buyurduğu Hud suresinin “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” ayetini de; “vahye uy!. Hayatını, Kur’an’a programla” şeklinde anlıyoruz…

“İnsanlara iyiliği emrediyor da, kendinizi unutuyor musunuz? Sizler, Kitabı da okuyorsunuz. Aklınızı kullanmıyor musunuz?”
Bir başka uyarı:

“Ey İman edenler, yapmadığınız / yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?.
Yapmadığınız / yapmayacağınız şeyleri söylemeniz; Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.”

Bunun için Resul, Kur’an’a uyuyordu. Onun ahlakı (bütün yaşayışı) Kur’an’dan ibaretti…
Kur’an’a uyan bir Resulü örnek alıp ona uymamızı da yine Kuran istiyor bizden:

“Bana uyun. Dosdoğru yol budur” buyruluyor Kutlu Kitabımızda.
Müslüman’ın itaati Kur’an’adır… Hayatını Kur’an’a programlamış olan Resuledir… Bir de Kur’an’a itaat eden emir sahiplerine…
Kur’an’a itaat, Allah’a itaat demektir. Kur’an’a itaat etmeyenler, insanları Kur’an’a itaatten alıkoyanlar inkârcılardır. Onlara karşı (yine) Kur’an’ı kuşanarak mücadele etme ödevi var inananların:

“Yoksa siz, Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?.. Sizden öyle davrananların cezası; dünya hayatında ancak horluk, Kıyamet Gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah, sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.”
Her Müslüman baksın; hayatına hakim olan ne?.. Kimin sözü?.. Eğer Allah’ın sözünden başka sözler, düşünceler, adetler, modalar, kalabalıklar, nefsler, (Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi) başka dinler, inançlar da söz sahibiyse; Rabbimiz soruyor:

“Kendilerine okunmakta olan Kitab’ı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? İman den bir toplum için Onda rahmet ve ibretler var…”
Fertlerin, ailelerin, toplumların ve medeniyetlerin inşasının plan ve projesi, Kur’an’dan daha iyi ne olabilir!
Eksiği yok o Kitabın. Fazlası da… Yeter insanlığa… Yeter ki, hayatlarını ona programlasınlar Allah’ın kulları…
Her konuda yeter O…
Dünyaları için de, ahiretleri için de…

Kur'an hayattır Yaşamdır Mukemmel dir mükemmelin ötesinde dir anlamakistemeyen mahvolmuştur.ondan başka yol yoktur mesep yoktur o tek VE BİR YOLDUR. Oyol Allah'a giden tek yoldur.


SAYGILARIMLA
HANİF_BİR_KUL



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 02 Mart 2015, 03:38:40 ÖS 15
Alıntı
Vah bize bu ceza günüdür!’ dediler. (Saffat,20)
(Not: Şayet, kabir azabı olsaydı kıyamet günü hesap için toplanan suçlular, ‘Vah bize, bu ceza günüdür’ demezlerdi. Çünkü, şiddetli bir ceza görmüş olanlar, bu cezaya ara verildiğinde sevinerek, ‘Nihayet cezamız bitti’ derlerdi. Oysa onlar ceza gününü gördüklerinde ‘Vah bize’ diyerek pişmanlıklarını ortaya koymaktadırlar).

eh madem bu yol seçildi sizin usulden gidelim..ölüm gerçekleşince ne olur

yani ölüm anında insanın gaybe dair imanı dikkate değermidir..?

geçerli olmadığı yunus 90-91-92 ayetlerde göze çarpıyor..peki neden..? neden ölüm anında iman reddediliyor..teklif ortadan kallkıyor..

iman ne demek ?

gaybe dair perdeler kalktığında iman etmenin neden önemi kalmıyor..ölüm gerçekleşirken (alıntıladığınız ayete ve yorumunuza göre) ölüler öldüklerinden haberdalar mı..kabirde ne oluyor..yani sizin mantıkla..ölüm meleği geldiğinde ve naziat suresinde belirtildiği üzre ruhu-canı şiddetle sökerken kişinin ruhu bilinci bu olup biteni nasıl anlamlandırıyor..


düşünsenize ölüyorsunuz ölüm meleği geliyor veya ..ölen kafir mesela  :D ölüm meleği başlıyor mesaiye ..ruh çekiliyor vucuddan ..ne yapıyor ruhu melek..ruh meleği gördüğünde ki bu gaybe dair bir tecrübe artık gayb olmaktan çıkıyor..neler ooluyor ne düşünüyor..

melek ruhu alıyor ruh bilinçsiz ne olduğunu anlamıyor..kabre konuyo hala bilinç kapalı başına ne geldiğinden habersiz..gel zaman git zaman diriliş günü geliyor kabirden çıkınca  :D anammm ölmüşüz peygamberler doğruyu söylemişşş ceza günü bu gün ayvayı yedikmi diyorlarrr
yani dirilişe kadar insan ne ölüm meleğine ne ölüme nede gaybe dair diğer yaşanan şeylere ait fikre kapılmıyor..mala bağlıyor.. :D efsunlanıp bilinç gidiyor donuk bir halde olan biten onca hengameye nötr kalıyor.. 8)

yasin 51-52 için tefsirlere bakın sura 2 kez  üfürülmesi ve arada geçen sürede uykuya dalış.. ;) ayrıca cehennemi hakkel yakin görünce kabirdeki azaba kıyasla cehennemin ve azabın büyüklüğü..size ne ifade eder..

Alıntı
(Not: Ayetlerden de anlaşıldığı üzere suçlular, kabirde bir saatten fazla kalmadıklarına yemin etmektedirler. Bu da onların, kabirde azap görmediklerini göstermektedir. Şayet bunlar kabirde bir ceza görmüş olsalardı, bunu hem dile getirirlerdi, hem de zamanın bu kadar kısa olduğunu yeminle iddia etmezlerdi. Çünkü sıkıntılı zamanlar, insana çok uzun gelir ve sıkıntı bittiğinde insan, bu durumu beyan ederek rahatlar. Bundan da anlaşılıyor ki kabirde olanlar, kıyamet gününe kadar ancak uyuyorlar ve ancak kıyamet gününde uyandırılıyorlar).   

rum 55 alıyor delil diye ortaya koyuyor ama aynı ayetin devamında onların yalanlandığını görmüyorsun..

bak ben buna çok kızarım..hanifsin anladık kuran rehberin tamam da neden Allahın onları yalanladığını görmüyorsun..ilgili ayette ne deniyor ..onlların zaman algısı konusunda doğruyu söylemedikleri açıkca beyan ediliyor..haktan çevrildiklerini beyan ediyor ayet görmüyormusun..kafirin yalan beyanı üzerine kafa yorup kendi görüşünü ayetin manası diye sunmak doğru değil.. :) hani referansın kurandı senin..

kabir berzah alemine ait bir mevki..uykuda hakeza rüyalar yani..ruhlar uykuya dalınca kabz edilir ayet var..!! evet sıkıntılar anlar uzunmuş gibi algılanır..tıpkı rüyada kabus görmek gibi.. uyandığında ise daha büyük bir kabusa uyanırsan !!! mesela ..deprem olmuş beton bloklar üzerine çökmüş halde uyanırsan rüyada yani berzah aleminde maruz kaldığın azabı yani kabus dolu rüyayı unutuverirsin..

et ve kemiklerin ezim ezim ezilirken gördüğün rüya ve kabus uçup gidiverir aklından ..adına dahi anmassın..saatlerce betonların altında nefessiz kırılmış kemikler kopmuş uzuvlar eşliğinde rüyan yani kabusun yani azabın 1 saatden azmış gibi gelir..

yani işaret yollu daha açık nasıl anlatılır ki durum ..

yazık ediyorsunuz kendinize yazık..vallahi       yazık ediyorsunuz...bu kuranın ışığı değil sizin zekanızın çapı..

rum 55 izafiyet teorisini konusunda el kindiye ışık tutmuştur ..aklıma geldide  :D





Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 03:49:51 ÖS 15
Yani, "kabir hayatına iman etmediğiniz gibi"


Hz. Allah 'ın Kuran 'da bildirdiği bu ayetlere de iman etmiyorsunuz..

“Allah o mümini, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun’un adamlarını ise, o kötü azap kuşattı. Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar. Kıyamet kopacağı gün de: “Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine tıkın!”.
(Mü-min  .45-46)


“Biz onları iki kere azaba uğratacağız. Daha sonra da büyük bir azaba sevk edilirler.”
(Tevbe 101)


Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.
(Nûh .25)


“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilakis onlar diridirler ve Rab’leri katında rızıklanmaktadırlar.”
(Al-i imran .169)


‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
(Mümtehine .13)




Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 04:23:22 ÖS 16
‘‘Ey iman edenler!.. Allah’ın kendilerine gazaplandığı topluluğa tabi olmayın ki onlar, kabir hayatına iman etmedikleri gibi öldükten sonra dirileceklerine de inanmazlar, onlar kâfirlerdir.
(Mümtehine .13)



Ayetler kesmedi sanırım. Bir kaç Hadis-i şerif umulur ki bu heyecanı yatıştırır.

Ölümle başlayıp yeniden dirilmeye kadar devam edecek hayata kabir hayatı denilir. İslam inancına göre kabir azabı vardır.

Hz. Peygamber (s.a.s) bir mezarlıktan geçerken, iki mezardaki ölünün bazı küçük şeylerden dolayı azap çekmekte olduklarını gördü. Bu iki mezardaki ölülerden biri hayatında koğuculuk yapıyor, diğeri ise idrardan sakınmıyordu.

Bunun üzerine Resulullah (s.a.s) yaş bir dal almış, ortadan ikiye bölmüş ve her bir parçayı iki kabre de birer birer dikmiştir. Bunu gören ashap, niye böyle yaptığını sorduklarında: "Bu iki dal kurumadığı sürece, o ikisinin çekmekte olduğu azabın hafifletilmesi umulur" buyurmuşlardır.
(Buhârî Cenâiz, 82; Müslim, İmân, 34; Ebû Dâvud, Tahâret, 26)


"Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veya cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, kıyamet, 26)

Nitekim bir hadis-i şerifte “Kabir, ahiret duraklarının ilkidir. Bir kimse eğer o duraktan kurtulursa sonraki durakları daha kolay geçer. Kurtulamazsa, sonrakileri geçmek daha zor olacaktır.” (Tirmizi, Zühd, 5) buyrularak ölümle ahiret hayatının başladığı ifade edilmiştir.

 
İnsan öldükten sonra kabre konulunca Münker ve Nekir adında iki melek kendisine gelerek soru soracaklar, iman ve güzel amel sahipleri bu sorulara doğru cevaplar verecekler ve kendilerine cennet kapıları açılarak cennet gösterilecektir.

Kafir ve münafıklar ise bu sorulara doğru cevap veremeyecek, onlara da cehennem kapıları açılacak ve cehennem gösterilecektir. Kafirler ve münafıklar kabirde acı ve sıkıntı içinde azap görürlerken müminler nimetler içerisinde mutlu ve sıkıntısız bir hayat süreceklerdir
(Tirmizi, Cenaiz, 70).


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 02 Mart 2015, 04:44:06 ÖS 16
osisko lütfen ayet sunma ..sen bir ayet sunarsın onlar başka bir ayet..hadis zemini zaten onların pekde itibar etmediği bir alan..

en nefret ettiğim şey ayetle idaayı ispatlama işidir..bunu mecbur kalmadıkça yapmam..

ki eklediğimiz şeylerde aslında ayet değil meal ..meal ise kuran değildir ..meal yazarının kurandan anladığıdır..

1400 senelik islam macerasında meal denen pislik ve fitne son 100 yıla ait olmakla beraber..özellikle son 20 yılda " meal "meal yazarlarının  yani  bi şeref  bir takım zevatın para ve hükmetme uğruna bu ümmete attığı en büyük kazıklardan biridir...(iyi niyetli nadir örnekler müstasna ki bir elin parmaklarına denk gelmez sayısı)






Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 05:33:26 ÖS 17
Atlas, sen kendi usulünü kullan.

Ben şurdan, burdan ayet meali toplayanlardan değilim. Kuran-ı Kerim deyip duran bir kişiye Allah 'ın Kelamı dururken, kendi kelamımla sunum yapacak değilim. Ayrıca hiç bir şeyi ispat etme gayretinde de değilim.

İşine gelir alır, işine gelmezse almaz. 

Doğruyu, "doğrunun sahibinin" sunduğu şekli ile sunmaya çalışıyorum. Hepsi bu.

   


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 02 Mart 2015, 06:06:48 ÖS 18
https://www.youtube.com/watch?v=orgHVuIJMH4 (https://www.youtube.com/watch?v=orgHVuIJMH4)

 ;) dikkatle izle ..


zihniyeti anlamak için ..

haricilerde ayetle işe koyuluyordu ..üstetlik çağımızdaki kadar acemice değil..bir ayeti esas alarak sünneti devreden çıkarıp hz Aliyi tekfir ettiler ve nehrevanda savaştılar..

hz Ali ibni abbası onlara göndermeden önce nasihat etti..onlara ayet sunma dedi..sen bir ayet sunarsın ..onlar başka bir ayet ..kuran her fikir akımına rahatlıkla delil sunabilen bir kitapdır..ki bu son derece doğal..

yani bir kimse sünneti devreden çıkararak reankarnosyanada delil getirir..yeni resüllere de ..veliyi peygamberden üstün kılar helali haram yapar haramıda helal..

ben kuran ile üsülden sünnetden bağımsız şekilde öyle görüşler ortaya koyarım ki..kimse aksini idaa edemez..tabi yine kuran eksenli olmak kaydı ile..

yahu bu kitap hidayete götürdüğü gibi insanı delalalete de götürür..iki tarafı keskin kılıçtır..temel dini eğitim ve disiplinden bağımsız sünneti kenara atarak meal çerçeveli kuran okumaları insanı delalelte sürükler..insanın sapıklığını artırır..

ben eğer yıllar öncesine dönsem ve aldığım eğitimi yok kabul ederek sadece meale dayalı din anlayışı inşaa etmeye kalksam islamı seçmezdim..

meal denen saçmalıığa bakıpta insan nasıl iman eder ki..buna şaşmamak elde değil..bunca emeğe rağmen rast geldiğim meal okumalarına tiksinti ile bakıyor yüreğim okuduğum şeye Allahın sözü olarak yaklaşmaya müsade etmiyor kalbim..neyse

meal satarak semiren öküzlerin bilinçlere saldığı zehir..öylesine tutmuş ki..adam meal okuyunca kuran okuduğunu ilahi mesaja muhattab olduğunu zannedecek kadar etkilenmiş..bunu başardılar büyük ölçüde..

Allahın laneti bu mealden nemalanan ve kitleleri meale sevk edenlerin üzerine olsun..bu kimseler zaten belli başlı ismi cismi bilinen alçaklar ..

meal yüzünden yüzlerce gence laf anlatmak zorunda kalıyorum..onlarcası işin doğası gereği islamı terk ediyor yakalarından tutup dert anlatana dek..anam ağlıyor..

meal yazarı kansızın umrundami  ..açın kitabı okuyun rabbinizin mesajına kulak verin aklınızı kullanın naraları atarken  temel eğitimden bile mahrum kitlelelerin düştükleri küfür çukuru.gelsin paralar imaj parıldasın  şakşaklar çoğalsın ..aman efem bu ayeti nasıl yorumladınız eşi benzeri yok 1400 senelik mazide ...falan filan

şiddetli bir nefret var içimde bu kimselere ..demem o dur ki belli bir disipline sahip olsanda muhattabının durumunu gözardı etmemelisin ..ölç tart anlayacağı lisan ile aktar düşüncelerini..

yoksa konuşmanın tartışmanın anlamı ne ?







Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 02 Mart 2015, 06:40:12 ÖS 18
Video açılmadı. Daha sonra izlerim.

Aşağıdaki ayet meali ile neyi ifade etmeye çalıştığımı sizin anlayacağınızı ümit ediyorum.


‘‘Ey İman edenler Yahudi ve Hıristiyanların Evliyalarını Evliya edinmeyin. Zira onlar kendilerinin evliyasıdır. İçinizde onların evliyalarını evliya edinenler onlardandır. Allah zalımlar toplumuna yol göstermez.
Maide 51


İşte benim Kuranım..!


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 12:42:23 ÖÖ 00
Dünyanın en aptalca fikirlerini anlatmak ta bu herif (Video )zeka problemi var aynı zamanda Kuran olunca Meal oluyor sünnet hadis dediği hatta sahabe dediği ????? ölçü neyse orjinal mi oluyor.Sahabeden irtdat edenler zina edenler yalan söyleyenler  kafası çalışmayanlar doğru söyleyecek bize ulaşan uyuduruk sözler kainatın sahibi olan Allahın  sözünü tasdik edecek etmez se geçerli olmayacak BİR APTALLIK VE GERİ ZEKALIK VAR BURDA


kURAN OKUMAYACAKSIN kaçtane ayet olursa olsun bilmem kimin tasdikinden geçmedikçe doğru kabul etmeyeceksin ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, söyleyecek söz bulamıyorum   sadece geri zekalı /yada şeytani zekalı diye bilirim bu sefil e


(en nefret ettiğim şey ayetle idaayı ispatlama işidir..bunu mecbur kalmadıkça yapmam..)

Arkadaş iddasını zar atarak isbatlıyor herhalde zaten idda için ayet getirilmez Yani Kurana anlam verilmez Kuranda ki anlam bulunur ve ona uyulur.


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 12:54:11 ÖÖ 00
Alıntı
Dünyanın en aptalca fikirlerini anlatmak ta bu herif (Video )zeka problemi var aynı zamanda Kuran olunca Meal oluyor sünnet hadis dediği hatta sahabe dediği Huh??? ölçü neyse orjinal mi oluyor.Sahabeden irtdat edenler zina edenler yalan söyleyenler  kafası çalışmayanlar doğru söyleyecek bize ulaşan uyuduruk sözlar kainatın sahibi olan Allahın  sözünü tasdik edecek etmez se geçerli olmayacak BİR APTALLIK VE GERİ ZEKALIK VAR BURDA

bak şimdi çizgiyi aştın artık seninle rahat rahat söyleşebiliriz...

şimdi ilk iş olarak sahabeden nakledilen kuranı bi kenara bırakacaksın...zira kuran sana sahabe yolu ile ulaştı ..bırak bi kenara ..ondan sonra konuşalım..

hadi bekliyorum..


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 12:58:58 ÖÖ 00
senin kuran algın ne Kuranı bir tarif ette görelim lütfen kuranın tanımını  yap


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 01:04:33 ÖÖ 01
senin kuran algın ne Kuranı bir tarif ette görelim lütfen kuranın tanımını  yap

ebubekir hoca neysede sen sahabeye dil uzattın..

bırak algıyı malgıyı..kuran sana nasıl ulaştı ..sahabe ile ..inandığını zannettiğin o kitabı terketmen gerekecek..zira onlar güvenilmez haşaaa fasık kafası çalışmayan kimselerden oluşmakta...

nasıl itimad edersin ..aktardıkları kitaba...düşünsene ..kuran hz ebubekir zamanında toplandı ..hz osman zamanında kitab haline getirildi..

ne biliyorsun bu 6 bin küsür ayet içine  senin ifadenle kafası çalışmayan fasık mürted kimselerin bir şeyler katmadığını..nasıl ispat edeceksin..nasıl beynini kemiren şüpheleri izale edeceksin..

hadi bakalım..açıkla bana da öğrenelim..


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 01:06:52 ÖÖ 01
 <<-@


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:13:38 ÖÖ 01
Laga luga yok Kuranın tanımını yap


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 01:15:25 ÖÖ 01
Laga luga yok Kuranın tanımını yap

bak sen bana kuranın sana nasıl ulaştığını söyle ben tanım yaparım..kuran sana nasıl ulaştı..

sahabe eli ile mi değil mi..

cevap ver..



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:17:48 ÖÖ 01
Yaa  işte  böyle Kuranın ne olduğu hakkında fikrin bile yok nerden geldi nasıl geldi hikaye massallar sifil ağabeyin gibi


ÖNCE KURANIN NE OLDUĞUNU ÖĞREN SONRA KONUŞALIM İYİ GECELER


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 01:20:43 ÖÖ 01
yeri gelmiş iken belirteyim anlamını beklemiyorum ama olsun..

ben şu ana dek elde ettiğim her şeyi amel ilim hayır ne var ise ve ileride yapmam nasip olacak hayr namına ne var ise...

zina edip bunu peygambere itiraf eden ve recm edilen sahabenin ayağının tozuna feda olsun..kurban olayım onların iman ve ihlasına..tövbesine sadakatine..

bu yüzyılda yaşayan tüm insanların salih amelleri birleşse onun sadakatine ve tövbesine erişemez..





Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 01:22:06 ÖÖ 01
Yaa  işte  böyle Kuranın ne olduğu hakkında fikrin bile yok nerden geldi nasıl geldi hikaye massallar sifil ağabeyin gibi


ÖNCE KURANIN NE OLDUĞUNU ÖĞREN SONRA KONUŞALIM İYİ GECELER

kaçma ...olmuyor ama delikanlılığa sığar mı..

sahabeye dil uzat güvenilmez ilan et ..sonra onlar eli ile sana ulaşmış kurana iman et..bu ikiyüzlülükle vicdanına ne cevap  vereceksin..


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:22:37 ÖÖ 01
gERÇEKTEN ANLAMADIM  >:(


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:26:33 ÖÖ 01
Ben kimseye dil uzatmadım uzatmam ama Allahın sözlerini bir toplulğa karışık bir topluluğa onaylatmadan doğru olmadığını savunmak aptallığını vurguladım ,Yalan mı sahabe dediğimiz insanlar içinden mürtedler,hırsızlar  katiller çıkmadı mı peygamberin vefatından sonra ne kadar kişi irtdat etti sen bilirsin hacı


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:30:34 ÖÖ 01
Bu arada Kuran mushaf ve kitap ilişkisini bir araştır istersen  o zaman sorunu çözersin hacı


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 01:33:37 ÖÖ 01
gERÇEKTEN ANLAMADIM  >:(

anlasan bu halde olmazdın

..düşünsene..zina ettin peygamber devrindesin onunla beraber yaşıyorsun..

gidip itiraf edip recm edilmeyi göze alırmıydın..

kendini o sahabe hanımın yerine koy bakalım..o kadar insan ..tanıdık içinde bütün itibarını ayaklar altına alırmıydın nefsini bu zillete mahkum edermiydin..

ne dedi o mubarek annemiz ..ya resülAllah beni temizle....beni temizle...onların amelce en zayıf olanları bile tüm gelmiş ve gelecek alim ve velilerden kıymetli..onların teslimiyet ve sadakatleri..cümlesinden üstün..

şimdiye kadar Allah korudu zina etmedim ama velevki yapmış olsa idim..recmi gözönüne almazdım alamazdım..bu devirde yaşayan hiç kimsede alamaz..o hanım sahabenin yiğitliği mertliği ve sadakati idrak bile edilemez ..nasıl anlayacaksın..

dediğim gibi attığı tırnağı bulsam öper başımada taşırdım...buda bana şeref olarak yeterde artar..

sahabeden irtad eden olmadı ..kimse bunu kanıtlayamaz..hucurat 14. ayeti iyi oku..irtad edenlerin kimler oldğunu daha iyi kavrarsın..

sahabe kimdir sahabe adaleti..nasıl gerçekleşir..bu konuda foruma bir yazı asmıştım oku ..

neyse ya sabır...



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:37:03 ÖÖ 01
Sakin ol kızacak bir şey yok istersen sahabinin tanımana bir bak Peygamberin dava arkadaşlarına sözüm yok ama Senin meşhur din kutsalın zincire göre A İbni Mesut un Kuranla ilgil görüşlerini incele ve bana anlat Felak Ve Nass Sureleri için ne diyor


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:39:59 ÖÖ 01
Şunu anla Allah insan ilişkisin doğru kavra KAİNATTA YARATI VE YARATAN VAR yARATICI İLAH ALLAH dİĞERLERİ YARATILAN mesele bu kadar basit Mutlak güc kudret Sahibi Rabbül alemiyn dir ??



Şunu anla peygamberde sahabede bizim gibi insandı yaşadılar öldüler Rablerine hesap verecekler

Allahın kimseye Kuranın ,kitabın,vahyin kimseye ihtiyacı yok olsaydı.Samed olmazdı Rabbimiz


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: ozan_er üzerinde 03 Mart 2015, 01:46:26 ÖÖ 01
Hacı abi dükkanı kapatıyorum yarın çok yoğun olacağım .

Ama şunu bil yeryüzünde hiç bir canlıyı küçümsemem ama Rabbimle asla mukayese etmem ZİRA BENİM RABBİM KAİNATIN YEGANE RABBİDİR onun mesajını ulaştırmak veya başka bir şey için kimseye ihtiyacı yoktur iyi geceler


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: Atlas üzerinde 03 Mart 2015, 02:18:05 ÖÖ 02
ibni mesuda atfedilen rivayetin sıhhatini araştırma ihtiyacı duydun mu..elbette hayır..usül yok ki disiplin olsun..kimbilir daha ne şüphe kurtları var kafanda..mayası bozuk..aklı küfre hizmet eden müsteşriklerin ara gazlarına gelen münafık tiplerin yazıp çizdiklerine kanarak sahabe hakkında ..şüpheye düşme..

http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/01/ibn-mesud-mushaf-ve-muavvizeteyn.html (http://ahmednazif.blogspot.com.tr/2015/01/ibn-mesud-mushaf-ve-muavvizeteyn.html)

...

peygamber ve sahabeye bizim hürmet ve edebimiz bu dini bize ulaştırdıkları -vesile oldukları içindir..hesapları Allaha aittir ..bize düşen iman ve din nimetinin elimize ulaşması vesile olmaları sebebi ile onlara karşı hüsnü zan ve edebi muhafazadır..

dinine ilahi mesaja ne derece kıymet veriyorsan sana bu mesajı ulaştıranlarada vefalı ve saygılı olman dine dair sadakatinin göstergesidir..Allahın samed olması tek hakim ve her şeye kadir olması bizlere bu dinin sahabe eliyle ulaştığı gerçeğini bir kenara atma hakkı vermez..

Allah sahabe eliyle ulaşmasını murad etti ve öyle oldu..onlara layık gördü bu kutsi vazifeyi..bize düşende edebi muhafazdır..edebi olmayanın dinide yoktur..

benim en hassas olduğum nokta sahabeye karşı sui edep ve zandır..onların içinde zina edeninin bile derecesine erişemeyen topluluklarız ..nasıl olurda onları dilimize dolarız..













Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 03 Mart 2015, 07:38:31 ÖS 19
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Benim söylediklerimle amel etmeyen, onları anlayamaz. Ancak amel ederse anlar.

Çalış.... İleri atıl.... Ara.... Zira hiçbir şey, sana kendiliğinden gelmez. Nasıl ki, rızık elde etme hususunda külfete katlanıyorsan, aynen bunun gibi, salih ameller işlemek için de külfete katlanman gerekir.

Senin amellerinin suret ve şekli değil, bilakis mânâsı makbul ve muteberdir. Amellerde esas olan şekil ve suret değil, tersine mânâ ve ruhtur.

Akıllı kişiler olunuz. Akıllı kişiler gibi hareket ediniz. Siz, amellerinizle Allah’a karşı âdeta övünüyorsunuz. Halbuki Allah’ın nazarında sizin o amellerinizin bir sinek kanadı kadar değeri yoktur.

Meğer ki gerek halvet, yalnızlık anlarınızda ve gerekse bütün diğer hallerinizde Allah’a karşı hep ihlasla, içtenlikle hareket etmiş olasınız.

Hiç tükenmeyen hazine sıdktır, doğruluktur, ihlastır, İzzet ve Celâl sahibi Allah’tan korkmaktır, yalnız ve ancak O’ndan ummak ve her ahvalde O’na dönüp, O’na teslim olmaktır.

Unutma ki, ilim ve bir de bilmediğin hususlarda teslimiyet, İslam’ın ta kendisidir.

İnsanlarla, hem ilme, hem amele, hem de ihlasa sahip bir dille konuş. Amelsiz, sadece ilme sahip bir dille konuşma. Zira böyle bir dil ne sana fayda verir, ne de yanındakilere.

Amelsiz ilmin bereketi gider. Kendisi ise senin aleyhinde delil olarak ortada kalır. İlmine meftun bir âlim olursun. İlmin ağacı senin yanında kalır, meyvası ise yok olur gider. Çünkü onun meyvası ameldir. İlminle amil olmayınca, meyva yok demektir.

Allah’tan, kendi huzurunda senin için bir hal ve makamı nasip etmesini iste. Eğer sana bu makamı nasip ederse, bu sefer de onu gizlemeyi iste. Zira Allah ile arandaki bir şeyi açığa vurmaktan hoşlanman, senin mahvolmana sebep olur.

Neticesinden emin olmadıkça ve Allah’tan kalbine kesin bir işaret gelmedikçe konuşma, bir cümle bile sarfetme. Düşün bir kere: Eğer evinde yiyecek bir şeyler hazırlamamışsan, bir kısım insanları orada yemeğe nasıl davet edebilirsin?

Nasıl ki bir bina inşa edileceği zaman önce temele ihtiyaç varsa ve bina ancak temelin üzerinde yükselebiliyorsa, tıpkı bunun gibi, Allah dostları kervanına katılabilmek için de önce bir temele ihtiyaç vardır.

Önce kalp arazini kaz. Ta, ondan hikmet suyu fışkırıncaya kadar. Sonra ihlas, mücahede ve salih amellerle binayı yap. Ta, köşkün yükselinceye kadar. İşte bundan sonra da insanları oraya çağır, davet et.

Allahım; bizim amellerimizin ruhsuz cesetlerini Senin ihlasının ruhu ile ihya et, dirilt.

Halk senin kalbinin içinde olduktan sonra, onlardan ayrı kalmak ve halvete çekilmek sana ne fayda verir ki?

Uzuvların ilacı, onların günah işlemesine engel olmaktır. Uzuvlarının günah işlemesine meydan bırakmayan kişi, onların devasını vermiş demektir.

Mesela sen, elini haramdan, başkalarının hakkına uzanmaktan, başkalarına zulüm ve haksızlık etmekten alıkoyarsan, işte o zaman onun devasını vermiş olursun.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 03 Mart 2015, 07:41:26 ÖS 19
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Bir şey istemek üzere sana başvuran fakirleri önce araştır.

İhtiyacı olmadığı halde fakirlik gösterişi yapan yalancı, düzenbaz, münafık birisinin hile ile senden bir şey almasına fırsat vermemeye çalış.

İhtiyaç içinde olmadığı halde, ağlayıp sızlanarak yardım dilenen böyleleri, sonra gerçek fakirlere yapılacak yardımlara da engel olurlar.

Fakirlik gösterişi yapan bu tip insanlardan birisi senden bir şey istediği zaman, önce bir an dur. Kalbine danış. Belki de o, ihtiyacı olmayan, zengin birisidir.

Zihnini şöyle bir topla. Kalbine danış. Fetvacılar fetva vermiş bulunsa bile, sen gene de kalbine danış.

Şu senin elindekiler, senin değildir. Tersine, müşterektir, ortaktır. Komşuların senin ortaklarındır. Onlara ikramlarda bulunmalı, elindeki imkânlardan onları da yararlandırmalısın.

Allah’ın size verdiği rızıklardan, O’na vekaleten siz de muhtaçlara verin. Yedirin, içirin. Allah size birçok nimetler veriyor. Sizin bu nimetler karşısında nasıl hareket edeceğinizi ve ne gibi ameller yapacağınızı, bizzat sizlere göstermek istiyor.


Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 05 Mart 2015, 01:25:00 ÖÖ 01
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Cennet ve cehennemi yaratmamış olsa bile, İzzet ve Celâl sahibi Allah, korkulmaya ve ümit beslenmeye lâyıktır. Sırf zatını ve rızasını taleb ederek O’na itaat ediniz.

Üzerinizde, ne O’nun lütuf ve ihsanının düşüncesi bulunsun, ne de azabının endişesi. O’na kulluk; emirlerine boyun eğmek, yasaklarından kaçınmak ve takdirlerine karşı sabırlı olmakla mümkündür. O’na dönünüz. Bir daha işlememek üzere günahlarınıza tövbe ediniz.

O’nun huzurunda ağlayınız. Hem gözlerinizin yaşları, hem de kalp gözlerinizin yaşları ile O’nun için tevazu gösteriniz. O’nun huzurunda kendinizi hakir görünüz. Ağlamak, bir ibadettir. Ağlamak, tevazuda mübalağa demektir.

Sana dünyada da, ahirette de O’nun muhabbeti gerek. O’nun sevgisi gerek. O’nun muhabbetini kendin için en mühim şey addet. Muhabbet, yani Allah sevgisi, sana behemehal lâzım. Sana faydası dokunacak yegane şey odur.

Her insan, seni gene kendisi için, kendi menfaati için arar, ister. İzzet ve Celâl sahibi Hak ise seni bizzat senin için murad eder, senin için taleb eder.

Kimin ki umudu korkusuna galip ise, o zındık olur.

Kimin de korkusu umuduna galip ise, o da Allah’ın rahmetinden ümit kesmiş duruma (kâfirliğe) düşer.

Yani mümin, aynı derecede hem Allah’tan korkmalı, hem de onun rahmetine umut bağlamalıdır. Peygamber Efendimiz şöyle buyururlar:

“Eğer müminin Allah korkusu ile, O’nun rahmetine olan ümidi tartılsa, ikisi birbirine denk gelir.”



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 05 Mart 2015, 01:27:15 ÖÖ 01
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


Hakk’a talip olan kimse, O’nun cennetini istemez. Cehenneminden korkmaz.

Bilakis, sadece O’nun cemâlini ister, O’na kavuşmayı diler. O’ndan, sadece yakınlığını bekler. O’ndan uzak kalmaktan ise korkar, endişe eder.

Kul, dünyanın, ahiretin ve Allah’tan başka bütün varlıkların sevgisini silip attığı ve kalbi, Allah’ın lütuf, minnet ve yakınlık evinde karar kıldığı zaman, Allah onu her çeşit rızık kazanç ve endişesinden muaf kılar. Kalbini böyle şeylerle meşgul olmaktan kurtarır.

Allah onu kendisinden başka hiçbir kimseye muhtaç etmez.

Kim Allah’ı seven birisini görürse, o, kalbi ile Allah’ı gören ve özü ile de O’nun huzurunda olan kişiyi görmüş demektir. Peygamber Efendimiz, şöyle buyururlar:

- Siz Rabbinizi, tıpkı güneşi ve ay’ı gördüğünüz gibi göreceksiniz. Öyle ki, O’nu görmede hiçbir noksanlığınız olmayacak. O’nu net ve açık şekilde göreceksiniz.

Şanı yüce olan Allah, bu dünyada kalp gözü ile görülür. Yarın ahirette ise, kafa gözü ile görülür. O’nun benzeri bir şey yoktur.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 13 Mart 2015, 10:32:50 ÖS 22
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


  Kader başa geldiği zaman gönderene kafa tutmak, inancı öldü­rür, tevhid -Allah'ı birleme- nurunu söndürür, tevekkül ve ihlâsı yok eder.

  Îman sahibinin kalbi, “niçin ve neden oldu” gibi sözleri bilmez. Belki “şundan veya bundan oldu” gibi yersiz lafları da dile getir­mez.

Bildiği tek şey vardır, o da; “Baş üstüne, hoş geldi, sefalar getirdi!” diye karşılamaktır.
 
 
  Nefis, tümüyle muhalefet safında durur. Durmadan niza çıka­rır, daima karışıklık ister. Onun ıslahını dileyen, cihad ehli olsun. Ta şerrinden emin oluncaya kadar. O nefis, şer içinde şerdir. Onun­la cihad edersen emin olabilirsin. Neticede göreceksin ki, hayır için­de hayır oluyor.

  Cihad devam ettiği müddetçe, onu her iyiliğe uyar bulursun. İbadetleri hoşlukla yapmaya koyulur. Ve bu uyarlık mü­kâfatı olarak şu ilâhî hitap ona gelir:

  “Ey mutmainne -sakin, Hakk’a uyar- nefis, Rabb’ine dön! O, senden razı; sen de O’ndan hoşnut olarak!” (el-Fecr, 89/27-29)

  Bu cihad sonunda, nefse itimat caiz olur. Çünkü şerli yönü ıs­lah olmuştur. Nefsi halkın eline bırakma! Ta ki, manevî pederi İb­rahim'e (a.s) nispeti yerinde olsun.

 O ki, nefsi bir yana atmıştı. Ve herkesten ayrı tutmuştu. Şahsî hevesini söndürmüştü. Boşlukta uçuyordu. Bütün varlığı ile sakin­di. Her şey onu ateşten korumaya geliyordu. Ama onun bunlara al­dırış ettiği yoktu. Allah'tan başka kimseden talebi yoktu.

 “O’nun hâlimi bilmesi, bana yeter!” diyordu.

 Çünkü tam teslim olmuştu. Hakkiyle tevekkül etmiş, Rabb’ın za­tına sığınmıştı. İşte bu sığınmadır ki;

 “Biz ateşe, ‘İbrahim'e yakıcı olma, serin ve selâmet üzere ol!' dedik.” (el-Enbiyâ, 21/69) mealinde gelen ilâhî fermanın inzaline sebep oldu.

 Sabırlı kullara, Allah'ın bu dünyada hesapsız yardımı olur. Âhirette ise sayısız nimetleri… Şu âyet-i kerime sözümüze şahittir:

 “Sabırlı kulların mükâfatı bol ve hesapsız verilir.” (ez-Zümer, 39/10)

 Sabırlı kulların bu âlemde çektiği cefa, O’nun gözünden kaçmaz. Siz, bir an olsun O’nun uğruna sabır yolunu tutun; yıllarca ecrini alırsınız.

 Zaten ömür boyunca “Kahraman” lakabıyla gezen, onu, bir anlık cesaret sonunda almıştır.

 “Allah sabırlı kişilerle olur.” (el-Bakara, 2/153) Bu oluş, maddî bir terim değildir, manevîdir. Sabırlıyı Allah zafere ulaştırır, yardımını bol eder. Siz sabra devam ettikçe her an yardımcınız O olur. Yeter ki, O'na bağlanmayı ve O'nun varlığına sığınmayı bilesiniz.

 O'nunla sabredin, O'nunla ayık olun; gaflet uykusundan uyanın.

Uyanmayı, ölüm anına bırakmayın; önceden uyanın.

Biliniz ki, o anda uyanmanız sizi felâketin kucağından çeviremez.

O'nun huzu­runa varmadan uyanın.

O'nun şedit emirlerini duymadan gözleri­nizi açın.

Sonra pişman olursunuz; ama ne çare ki, faydasız olur.



Konu Başlığı: Ynt: "ABDULKADİR GEYLANİ" hazretlerinden öğütler..!
Gönderen: osisko üzerinde 13 Mart 2015, 11:15:44 ÖS 23
"ABDULKADİR GEYLANİ" (k.s) Hazretlerinden..


 Kalbinizle Allah'a dönün. Allah'a tevbe ile dönülür. Tevbe eden ona dönmüş sayılır. Allah Teâlâ'nın; “Rabb’inize inabe ediniz.” (ez-Zümer, 39/54) buyurması, Rabbinize dönünüz demektir.

 Her ne varsa Allah'a bırakınız. Nefsinizi de O'na teslim ediniz. Nefsinizi, O’nun kaza ve kaderi önüne seriniz. O'nun yasakları ve emri karşısında nefse pay vermeyiniz. Hakk’ın değiştirmesi önünde nefse pay çıkarmayınız.

 Kalbinizi Hakk'a veriniz. Elsiz olsun, ayaksız olsun, gözsüz ve şe­kilsiz olsun. Bu âlem böyledir. Şekil yoktur. Şemail yoktur. Niçin ve neden gibi sözler olmaz. Muhalefet ve niza yapılmaz. Uymak ve tas­dik etmek vardır. “Emir âlemi, tamamdır” deyiniz. “Kaderde hatâ yoktur” deyiniz.

 Ve geçmişteki ezelî bilginin yanlış olmadığını her yerde ilân edi­niz. Böyle olursanız, Hakk'a dönüşünüzde şüphe kalmaz. Haliniz Hakk'a ermiş olduğunuzu tasdik eder. Hiç bir şeyle ünsiyet etme. Hak’tan gay­ri her şeyden kaç.

 Arştan zemine kadar bütün yaratılmışları bırak; bıraktığın an, bütün hadiselerin tesirinden kurtulmuş olursun.

 Büyük insanların hâllerini bilmeyen, onlara saygı duyamaz. On­ların iç âlemlerini ve Hak’la olan bâzı hâllerini sezemeyen, onlara hürmet edemez.

 Allah'ın sevgili kulları övülmeyi ve kötülenmeyi eşit görürler. Onlar için övülmekle kötülenmek aynıdır. Yazla kış arasında onlar için ayırt edici bir şey yoktur. Hepsinde, Hakk'ın varlığını sezerler. Değiştirmek ellerinden gelmez.

 Bu hâl kimde tahakkuk ederse büyüklerden olur. Övenlere mü­kâfat vermeye kalkmaz. Kötüleyenlere harp açmaz. Onlarla uğraş­manın abes olduğunu bilir. Halk sevgisini kalbinden çıkarır; Hak sevgisini koyar.

 Büyükler, Hakk'a öfke duymazlar. Hakk'ın fermanı olmadan sev­gi duygusunu taşımazlar. Allah'ın emri ile şefkat duyarlar, acırlar.

 Doğruluk olmadan bilginin sana ne yararı dokunur? Doğruluğun olmadığı için bilgi sana belâ oldu. Öğrendin, namaz kıldın, oruç tuttun; sebebi, sana mal versinler, iyiliğini söylesinler, evlerine git­tikleri zaman seni övsünler, oldu. Sana yakışır mı bu düşünce?

 Farzet, halkın teveccühü sana geldi; ölüm ve o andaki sıkıntı baş­ladığı zaman neye yarar? Ölüm anında aranızda uçurumlar olur. Se­ni kurtaramazlar. Halktan topladığın malı bir başkası yer, hesabı ve cezası sana kalır.

 Ey tedbirci ve bununla beraber mahrum yaşayan, sen çalışan ve yorulan kimselerdensin; dünyadaki hâlin budur. Asıl yorulmak yarın cehennemde başlar.

 İbadet bir sanattır; onu yapanlar, Allah'ın sevgili kullarıdır. Var­lığını Hak varlığına katanlar ve ihlâs sahibi olanlar ibadet edebilir. Asıl kulluğu Aziz ve Celil olan Hakk'a yakın olanlar yapabilir.

 İlmi ile iş gören bilgi sahipleri, yeryüzünde Allah'ın vekilleridir.

 Onlar peygamberlere vâris olmuşlardır.


Ey heves peşinde koşanlar, dil gürültüsü ile uğraşanlar ve iç bilgisini bırakıp dış şeylerle meş­gul olanlar, siz onlardan olamazsınız.

 İslâm dininin hiçbir şeyi ile değilsin. İslâm dini sende sıhhat bulmadı. İslâm dini bir temeldir; şehadet onun özünü sağlar. Şehadeti tam getirmeyen, hem temelden, hem binadan mahrum olur. Yalnız dille şahadet getirmen sana fayda vermez; çünkü kal­binde bir çok ilâh vardır.

 Şahından ve dış idarecilerden korkun kal­bine ilâhtır. Çalışmana, ticaretine, kuvvetine, gözüne, kulağına ve bunlarla yaptığın ticarete güvenmen sana birer ilâhtır.

 İyiliği, kötü­lüğü halktan görmen; vermeyi, almayı onlardan bilmen kalbine yi­ne bir ilâh olur. Allah'tan başka güvendiğin ve dayandığın her şey sana bir ilâhtır.

Onları kalbinden çıkarmadıkça “Allah'tan başka Allah yoktur” demen faydasızdır.