Bir Düşünce Mektebi Olarak Hira

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an-i Kavramlar > Bir Düşünce Mektebi Olarak Hira
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Bir Düşünce Mektebi Olarak Hira  (Okunma Sayısı 630 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
10 Ağustos 2011, 10:57:25 ÖS 22
Üye Bilgileri
ozan_er
Üye
*
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 16
Nerden:

Offline
« :»

Hira bir düşünce merkezi bir analiz evidir. Hz. Peygamber ,zaman zaman , Hiraya çıkıyor günlerce belki haftalarca toplumun kargaşasından uzaklaşarak düşünce dünyasına çekilirdi. Bu insanları uzaktan gözlemek ve sorunları tanımlamak için iyi bir (sünnet)yoldur. Toplumunun sorunları ile ilgilenirdi .Kulluk zaten toplumsal bir olaydı. Bozuk düzenin insanları ve fıtratı nasıl tahrip ettiğini biliyordu. Kafa patlatırcasına insanların sömürü ahlaksızlık içinde nasıl perişan olduğu ve kulluk bilincinin unutulduğunu gözlemliyordu.Bu bir yara idi ve Peygamberlik verilmeden de bu konularda Hz Peygamber rahatsızdı ,yaralı idi ,toplumun bu sorunları mutlaka çözülmeli idi zira sorunlar yumağında sorun çözme tekniği bilinmediği sürece insanlık perişan olurdu,tıpkı günümüz de olduğu gibi.Eğer bir toplumu aslından uzaklaştırmak istiyorsanız onun bilincini sürekli meşgul edecek etkenler bulmalısınız ve onları bu sorunlara bağımlı hale getirmelisiniz. Birilerinin insanlığın sorunlarını çözmesi veya sorun çözme ve analiz etme değerlendirme bakış açısı geliştirme yöntemleri öğretmesi gerekmekte idi.
Tüm bunlar ve onlarcası Hz Peygamberinin muhtemelen defalarca geçiyordu. Bunlar vahyin hazırlığıdır.Zira insanlar Peygamberlik öncesi zihni bir hazırlık eğitiminden geçirilir. Peygamber gönderilme nedeni olarak:
İçlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü'minlere büyük bir lütfuta bulunmuştur." (3/Âl-i İmrân, 164)
“Nitekim, kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden (temizleyen), size Kitabı ve hikmeti öğreten ve size bilmediklerinizi öğreten rasûller gönderdik.” (2/Bakara, 151)
Bu yazıyı bu bilinenleri söylemek için yazmadık, söylemek istediğimiz bu gün insanlar vahyi bu kadar çok okumakta neden sorunlar çözülmemekte çünkü vahye açlık hissedilmemekte ,sorunların çözümünün Allah olduğu noktasında net bir düşünce gelişmemiş,dahası sorunlar sorun olarak algılanmamakta mesala sömürü ,ahlaksızlık ,en önemlisi şirk büyük bir zulum ken bunların üzerinde kafa yoran ve bunun ızdırabını çeken pek görünmemekte olanlarda çözümün sürece yayılması konusunda kafası pek net değil.Sorunlar konusunda ciddi anlamda kafa yormadan çözüm konusunda netlik kazanılamaz .Peygamberlerin hayatını incelediğimizde birçok zorlu süreçlerden geçirildiğini görürüz.Bu nebevi eğitim sürecidir.
Peygamberimiz onca sıkıntı onca üzüntülü gün ve geceleri yaşadı çözümsüzlüğün çaresizliğin ağır yükü altında kim bilir ne kadar ezildi.Bir yol bir çözüm ve bir çıkış mutlaka olmalıydı.Bunu yaşamadan bu emeği harcamadan vahyi oturtmak çok zordur.Bu düşünsel emek vahyin ön hazırlığıdır. Bu gün çaresizliğimizin nedenlerinden biride budur. Yani hastalıklarınızın farkında değilseniz elinize dünyanın en iyi ilaçlarını verseniz de ondan yararlanamaz böbrek ilacınızı cildinize sürerseniz elbette verim alamazsınız farkındalık emeksiz ve altyapısız olmaz. Eğer hayatı evreni yaşamı ve gereklerini okumaya çalışmazsanız Rabbiniz size oku demez dese de siz okuyamazsınız.

Peygamberimize neyi oku denmişti.Huh? Ne neyi niçin ve kimin adına okuyacağını gayet iyi bilecekti zira vahiy ona öğretecekti .Çünkü Rabbi onu ona hazırlamıştı.Rabinin adı ile okuyacaktı ,çünkü o yaratmıştı ama Alak alı bağlantılı yani bağımlı yaratmıştı.Bağı bağlantıyı Alak ı koparırsanız , Düşük olursunuz yani kurursunuz.Ondan bağınızı koparmamalısınız .Çünkü o sonsuz ikram sahibidir ki öyle ikramlarda bulunur ki siz bile şaşırırsınız.Bilgiyi ve bilgiyi aktarmayı öğretmiştir.Medeniyeti kültürü insanı insan yapan değerleri öğretmiştir……

Kısaca hira bir sembolik düşünce kuruluşudur,Rabbini kendini evreni eşyayı analiz etmek gerekecek. Bunların gerçekleşmesi için bir emek harcamak gereklidir.Bu emek bir altyapıdır.vahyin altyapısını geliştirmeden yararlanmak çok zordur.yeryüzünün sorunları analatik ve vahye dayalı bir analiz geliştirilmeli ,Kurani bir bakış açısı ile sorunlara Rabbani çözümler üretmeli ,unutulmamalı ki bakış açısı çok önemlidir.Bazen sorunun kendisi bazen çözümün ta kendisi olabilir.?? Onun için içsel yolculuğa çıktığımız şu günlerde Hiramızı oluşturmamız gerkmekteir.Hiranız yoksa sağlıklı bir Kadir/kader geceniz olmayacaktır
Logged
02 Kasım 2011, 01:39:30 ÖS 13
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #1 :»

...toplumun kargaşasından uzaklaşarak düşünce dünyasına çekilirdi. Bu insanları uzaktan gözlemek ve sorunları tanımlamak için iyi bir (sünnet)yoldur.

Birilerinin insanlığın sorunlarını çözmesi veya sorun çözme ve analiz etme değerlendirme bakış açısı geliştirme yöntemleri öğretmesi gerekmekte idi.

Peygamber (Resul) gönderilme nedeni olarak:
İçlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü'minlere büyük bir lütfuta bulunmuştur." (3/Âl-i İmrân, 164)
“Nitekim, kendi içinizden size âyetlerimizi okuyan, sizi tezkiye eden (temizleyen), size Kitabı ve hikmeti öğreten ve size bilmediklerinizi öğreten rasûller gönderdik.” (2/Bakara, 151)

,sorunların çözümünün Allah olduğu noktasında net bir düşünce gelişmemiş, dahası sorunlar sorun olarak algılanmamakta mesala sömürü, ahlaksızlık, en önemlisi şirk büyük bir zulumken bunların üzerinde kafa yoran ve bunun ızdırabını çeken pek görünmemekte olanlarda çözümün sürece yayılması konusunda kafası pek net değil. Sorunlar konusunda ciddi anlamda kafa yormadan çözüm konusunda netlik kazanılamaz.
Bunu yaşamadan bu emeği harcamadan vahyi oturtmak çok zordur.Bu düşünsel emek vahyin ön hazırlığıdır.

farkındalık emeksiz ve altyapısız olmaz. Eğer hayatı evreni yaşamı ve gereklerini okumaya çalışmazsanız Rabbiniz size oku demez, dese de siz okuyamazsınız.

Peygamberimize neyi oku denmişti.Huh? Ne neyi niçin ve kimin adına okuyacağını gayet iyi bilecekti zira vahiy ona öğretecekti. Çünkü Rabbi onu ona hazırlamıştı. Rabinin adı ile okuyacaktı, Ondan bağınızı koparmamalısınız. Çünkü o sonsuz ikram sahibidir ki öyle ikramlarda bulunur ki siz bile şaşırırsınız. Bilgiyi ve bilgiyi aktarmayı öğretmiştir. (örneğin: Said-i Kürdi'ye -geçmişte yaşamış veya günümüzde yaşayan şahsiyetlere- yaptığı da budur; bu türdendir. Vahy, herkese nazil olmakta fakat: kalbi, zulümle/kötülükle katılaşmış, mühürlenmiş kulak kalp ve göz sahipleri olanlar, Okuyamamakta, işitememekte ve gereğini yapamamakta. Ancak iyilik ve erdeme ulaşmış seçkinler OKUyabilmektedir ve bu okuyuş kıyamete kadar da sürecektir. Kur'an: tüm resullerin kaynağı, ilahi huzurda/levhi mahfuzda muhafaza edilen, Rabb'in katındaki kitaptan indirilme ayetler hep ahlaklı, merhamet sahibi kalplere inzal edilecektir. Kur'an hep varolacaktır, resullerde hep olagelecektir. Mushaflar -yani elde tutulan sahifeler- Kur'an değildir, Kur'an'dan derlemelerdir. Bu sebeplede kutsal, korunaklı ve dokunulmaz değillerdir.  Her tür değişime -geçmişte satırlar olarak veya günümüzdeki gibi algı yaşayış biçimleri olarak- maruz bırakılmışlardır ve bu ihtiyaca binaen resuller hep gönderilmiş, varedilmiştir. Medeniyeti kültürü insanı insan yapan değerleri öğretmiştir…. Ve bu iddiada olan mümtaz şahsiyetlerin, müşrik, kafir, sapkın, şaşkın herneyse ilan edilmesi.. veya eserlerinin de vahiyle irtibatlandırıldığından reddedilmesi gerekilen topyekun bir itirazla imha edilecek eserler olduğu düşüncesi/yaklaşımı geleneksel bakışaçısının zıddına düşündüğünü sanıp da Kur'an'ı tam idrak ile OKUyamayan şekilsel, somut nesneler üzerinden algılayarak hakkıyla sorgulamayan akledemeyen, çağımızda da mevcut bulunan bir başka versiyonu olan geleneğin ezberleridir. ''Gayet yalın bir hakikat, fakat dile gelişi yazıya dökümü -alışılmışın dışında olduğundan- karmaşık bulunabilecek satırlar; anlaşılır umarım!'' Yazı harikaydı! )

Kısaca hira bir sembolik düşünce kuruluşudur, Rabbini, kendini, evreni, eşyayı analiz etmek gerekecek. Bunların gerçekleşmesi için bir emek harcamak gereklidir. Bu emek bir altyapıdır. Vahyin altyapısını geliştirmeden yararlanmak çok zordur. Kurani bir bakış açısı ile sorunlara Rabbani çözümler üretmeli, unutulmamalı ki bakış açısı çok önemlidir. Onun için içsel yolculuğa çıktığımız şu günlerde Hiramızı oluşturmamız gerekmektedir. Hiranız yoksa sağlıklı bir Kadir/kader geceniz olmayacaktır. Amenna ve sadekna..
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu