SURİYE HABERLERİ

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > SURİYE > SURİYE HABERLERİ
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: SURİYE HABERLERİ  (Okunma Sayısı 4523 defa)
0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
16 Ocak 2012, 05:38:57 ÖS 17
Üye Bilgileri
Kalender
Kalender BAHADIR
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 67
Nerden:

Offline
« Yanıtla #90 :»

Buradaki arkadaşlar da rastlamışlardır.. Suriye'nin TOPLAM NÜFUSUNUN YARISININ, 10 milyon kişininin Beşşar'a destek mitingine çıktığını iddia edecek kadar mantık yoksunu haber sitelerimiz var..

Bu palavralara en güzel cevabı, hayatını İsrail ve ABD emperyalizmine karşı mücadeleye adamış, Türkiye'de Filistin davasının duyurulmasında çok emeği olan Ahmed VAROL ağabeyin yazısı veriyor...

Filistin davasını kullanmakla, bu davaya sahip çıkmak arasında işte bu kadar fark var..

Sandıklardan Çıkan % 99 Gibi

14 Ocak 2012 Cumartesi, Yeni Akit


Saddam Hüseyin'in Irak'ta rüzgârının estiği dönemde Amman'da kaldığım otelin restoranında bu ülkeden gelen iki iş adamıyla aynı masada kahvaltıda sohbet ediyordum. Bu iş adamlarının her ikisi de Şiiydi ve mensup oldukları camianın önceliklerini önemsedikleri belliydi. Fakat Irak'taki gidişatla ilgili konularda Saddam'dan söz edecekleri zaman adını bile anmaktan çekiniyor özellikle "fadiletu'r-reis; başkan hazretleri" ifadesini kullanıyorlardı. Artık bunu "dilimizi farklı bir ifadeye alıştırmayalım, bakarsın döndüğümüzde de ağzımızdan kaçırırız" endişesiyle mi yoksa "başkanın buralarda da bir mikrofonu olabilir" korkusuyla mı yapıyorlardı bilmiyorum.

Malum olduğu üzere dikta rejimlerinin başkanları genellikle her seçimde sandıktan çıkan %99 oranındaki oyla yeniden seçilirler. Zeynelabidin bin Ali işte bu %99 oranındaki destekçi kalabalık tarafından kovuldu. Üstelik kovulduktan sonra kendi hanımı bile yanında gitmedi. Onu Cidde'de yalnız bırakıp Kanada'ya yerleşti. Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Hüsni Mübarek de her seçimde %99 oy alırken, bugün kendi icat ettiği demir kafes içinde yargıçların önüne çıkarılırken ne kadar yapayalnız olduğunu fark etti.

Libya'da halk ayaklanması başladığında da büyük kalabalıklar Kaddafi'ye destek için meydanlara çıkıyordu. Ama o lağım borusu içine girme zorunluluğu duyduğunda kimse onunla birlikte bu borunun içine girmedi. Meydanlara dökülen destekçi kalabalığı, Kaddafi'nin linç edildiği meydanda göremedik. Çünkü o kalabalık sopanın ve silahın zoruyla çıkıyordu. Kim bilir belki de Kaddafi'nin linç edildiği meydanda karşımıza çıkan kalabalık da aynısıydı ama destek değil intikam amacıyla çıkmışlardı!

Trablusgarb'da Kaddafi rüzgârının estiği dönemde ona destek veren kalabalığın sonrasında nasıl bir tavır sergilediklerini göremeyenler bugün Şam'da ve Humus'ta diktatör Esed'e destek gösterileri düzenleyen kalabalıkları meydanlara sürükleyen copların ve silahların fonksiyonunu anlayamazlar. Bu realiteyi anlayabilmek için Kuzey Kore'de kendi açlıklarına ve perişanlıklarına ağlama cesareti gösteremeyenlerin nasıl da başkanlarının ölümü için kendilerini yerlere savurup çığlıklar attıklarını anlamak gerekir.

Burada asıl üzerinde düşünülmesi gereken hadise Beşşar Esed'e destek gösterisi için meydanlara sürüklenen kalabalıkların üzerine havan topu saldırısı düzenlenmesi ve göstericilere ilaveten özellikle olayları görüntüleyen gazetecilerin hedef alınarak Gilles Jacquier adlı Fransız gazetecinin öldürülmesidir.

Suriye'deki muhalefetin ileri gelenleri havan topunun sadece rejimin silahlı güçlerinde bulunduğunu muhalefetin askerî kanadının elinde kesinlikle havan topu bulunmadığını, söz konusu saldırının da direnişin bir terör hadisesi olarak lanse edilmesi çabalarına gerekçe oluşturulması amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirdi. "Rejim kendi taraftarlarının ve davet ettiği medya mensuplarının üzerine saldırı mı düzenledi?" sorusu akla gelebilir. Eğer ki kalabalıkları copun ve silahın gücüyle destek gösterileri için meydanlara çıkmaya zorlarsa üzerlerine havan topu saldırısı düzenlemekte de zorluk çekmez.

Baas diktasının son bulması ve halkın gerçek özgürlüğüne kavuşması için mücadele eden kitle bu eylemleri onaylamadığını, lehine değil tamamen aleyhine gördüğünü, üstelik hedef alınan halkın da özgürleştirilmesini istediği ezilen halk olduğunu bildiriyor. Bu gibi mücadelelerde direnişçi kitle aleyhine sonuçlar getirecek eylemler düzenlemeyi tercih etmez. Düzenleyenler ya ne yaptıklarının farkına varmaksızın birileri tarafından kullanılan uzaktan kumandalı organlar ya da doğrudan direnişi yıpratmada gerekçe oluşturmak için kendisine her şeyi meşru gören, hukuk ve adaleti tümüyle ayaklar altına almış, saltanatını sürdürebilmek için gücü son raddesine kadar kullanmakta mahzur görmeyen rejimdir.

Bu tür saldırılar aynı zamanda kendi katillerine "destek" iddiasıyla meydanlara çıkan kalabalıkların aslında resmi terörün zorlamasıyla çıkarıldıkları hakkında da ipuçları taşıyor. Ama her şeye rağmen ordunun sürekli dökülmesi ve her gün yeni kaçışlar, en üst kademedeki komutanların bile istifa etmesi gerçekte bu insanların hâkim sistemin kendi sonunu yaklaştırdığına kanaat ettiklerine işarettir.



vahdet.info.tr
Logged

Varlığım, varlığın gerçek sahibine armağan olsun! M.İ
16 Ocak 2012, 06:30:07 ÖS 18
Üye Bilgileri
Kalender
Kalender BAHADIR
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 67
Nerden:

Offline
« Yanıtla #91 :»

İftiralara karşı gerekeni yapan ismiyle müsemma sitenin yöneticilerine -biraz geç kalmış olsam da- şimdi teşekkür ediyorum.

Üstad İslamoğlu'nun da dediği gibi: tek taassubumuz hakikat olmalı vesselam.
 begen1
Logged

Varlığım, varlığın gerçek sahibine armağan olsun! M.İ
16 Ocak 2012, 08:42:31 ÖS 20
Üye Bilgileri
Kalender
Kalender BAHADIR
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 67
Nerden:

Offline
« Yanıtla #92 :»

Filistin davasının gerçek kahramanları Suriye devrimine destek amacıyla mitingler düzenliyor. Fitne ve fesad ehli komplo teorisyenlerine en güzel cevabı onlar veriyor.
Eylemlerin videolarını izlemek için link:

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Mescid-i Aksa’da Suriye Halkına Destek Eylemi

İşgal altındaki Kudüs'te yaşayan Filistinliler, Mescid-i Aksa'nın avlusunda yaptıkları gösteride Baas rejimini devirmek üzere ayağa kalkan Suriye halkına desteklerini dile getirdi.



Bülent Şahin Erdeğer / HAKSÖZHABER

İşgal altındaki Kudüs'te yaşayan Filistinliler, Mescid-i Aksa'nın avlusunda yaptıkları gösteride Baas rejimini devirmek üzere ayağa kalkan Suriye halkına desteklerini dile getirdi.

Devrimin ilk başladığı Deraa'ya ve Suriye devrimine destek sloganları atan Filistinliler, Mescid-i Aksa'dan Suriye halkına "Baas rejimine karşı yanınızdayız" mesajı gönderdi.


Filistin İslami Hareketi'nin Suriye Devrimine olan desteği sadece Mescid-i Aksa ile sınırlı değil. İşgal altındaki Filistin Topraklarında faaliyet gösteren 48 Toprakları Filistin İslami Hareketi de Suriye Devrimine destek yürüyüşü yapmıştı.

Yürüyüşte Filistinliler "Yallah İrhâl Ya Beşşar" (Yallah Defol ey Beşşar!)sloganları atıldı. 48 Toprakları Filistin İslami Hareketi', Türkiye’de Kudüs Muhafızı olarak tanınan Mavi Marmara gazilerinden Şeyh Raid Salah’ın öncülüğünde faaliyetlerini sürdürüyor.  Ayrıca 48 Toprakları Hareketi Hamas’ın 48 topraklari “İsrail” içindeki kolu olarak tanımlanıyor.
Logged

Varlığım, varlığın gerçek sahibine armağan olsun! M.İ
14 Mart 2012, 10:01:52 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2418
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #93 :»

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Adem Özköse ve Hamit Coşkun Suriye'de 4 Gündür Kayıp
 
Yaklaşık bir hafta önce Suriye'ye giden iki  gazeteciden 4 gündür haber alınamıyor.   

İslam coğrafyasındaki savaş bölgelerinde yaptığı özel haberlerle tanınan Gerçek Hayat Dergisi Ortadoğu temsilcisi Adem Özköse ile kameraman Hamit Coşkun, dünya medyasına kapatılan Suriye'de gerçekte neler yaşandığını dünyaya haber vermek ve belgesel çekmek için Hatay sınırından İdlib kentine geçti.
 
İdlib'e ulaştıklarını bildiren basın mensuplarından, 4 gündür haber alınamadığı belirtildi.

Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
14 Mart 2012, 05:45:15 ÖS 17
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #94 :»

Allah yardımcıları olsun..

İyi olduklarını söylüyorlar. Başkada bişey yok..... Sad
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
14 Mart 2012, 10:34:31 ÖS 22
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #95 :»


DUA.. DUA.. DUA…!
 
Arkadaşlar Sınır ülkemiz Suriye de bir iç savaş yaşanıyor.
 
Şimdiye kadar 9000 ölü, 5000 kayıp, 70000 tutuklu, 110000 mülteci.
 
Bütün bu olayları Belgesel olarak çekmek için Suriye’ye gide Adem Özköse ve Hamit Coşkun adlı iki Türk ve Müslüman duyarlı gazetecimiz altı gündür kayıp!
 
Lütfen onlara çok ama çook dua edelim!

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
15 Mart 2012, 03:00:11 ÖÖ 03
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #96 :»

M. Zübeyir Koçulu/Dosdoğru Haber
 
 
 
Altı gün oldu.
 
Gerçek Hayat dergisi Ortadoğu temsilcisi Adem Özköse ve kameramanı Hamit Coşkun’dan haber yok.
 
Dünyanın görmezden geldiği bir zulmü yerinde görmek ve kamuoyunu Suriye’de bir katliamın yaşandığına ikna etmek için rahat yataklarını terk ettiler. Yerle bir olduktan sonra düşen İdlib civarında gözden kayboldular. Gelen çeşitli ve çelişkili haberlere rağmen, durumları hakkında bilgimiz yok.
 
Yok yoka karışmış, “yok” diyen bir ses bile yok.
 
Bilenler bilir, Adem abinin “yok”lukla işi yoktur. O, gençliğini İslam coğrafyasının elemine terk etmiş bir seyyah, bir mücadele adamı, bir eylemci, gençlerin abisi, yüreklendiricisi, ihtiyarların sıkılmış yumruğu.
 
Onu ilk kez Gerçek Hayat dergisinde muhabir olarak işe başladığım hafta gördüm.
 
Odaya sığmıyordu. Derdini anlatacak bir “genç” daha bulmuştu.
 
“Gel dostum, seninle dışarıda yürüyelim” dedi.
 
Yürüdük. Karagümrük caddesinin kaldırımlarında heyecanını yatıştırmaya çalışıyordu. Sürekli anlatıyordu. Adımlarına yetişmekte zorlanıyordum.
 
“Masa başında oturup durma, sokağa in, yapılacak çok iş var” dedi…
 
Aradan yıllar geçti. Adem ağabey, İslam coğrafyasını karış karış gezmeye devam etti. Nerede hikâyesi olan bir Müslümanla röportaj yapsa, internetten “Zübeyir, bu röportajı mutlaka oku, çok sağlam bir röportaj” yazardı. Biz masabaşında onun İslam dünyasının sokaklarından yaptığı röportajların da yer alacağı dergiyi yayına hazırlardık.
 
Ne acı ki, iki bin on ikinin 15 Martında, ben yine masabaşında bu yazıyı yazıyorum. Adem abi ise Hamit’le birlikte sokakta. Ortadoğu’nun sokaklarında.
 
***
 
“Kayıp” diyorlar. Adem abi Suriye’de kaybolur mu hiç?
 
Asıl kaybolanlar yazılıyor bir bir. Silik yüzleriyle, suskun ağızlarıyla, mazlumluğa siyaset karıştıranlar kayboldu Suriye’de.
 
Suriye’de Adem abi değil, Suriye’deki zulmü anlatıyor diye ona yayın yasağı koyanlar kayboldu.
 
Suriyeli muhalifleri mazlum olarak değil, terörist gibi görenler kayboldu.
 
Yeryüzünün tüm mazlumları, dostları, düşkünleri, yetimleri, At pazarının mütevazı gençleri, çaycı dayı, Hamza abi Adem abinin kaybolmayacağını bilir.
 
Baas’ın sözcüleri, destekçileri, yandaşları, zulüm kardeşleri, siz de bilin. Adem abi ve onun gibiler, o çok sevdiğiniz dünyanızı başınıza yıkmak için her zaman buralarda olacak.
 
***
 
Türk medyasının tabiriyle “İki Türk gazetecinin kaybolması”ndan sonra Suriye’de olan bitene kulak kabartan bir kısım medyaya ve bir kısım Müslüman kardeşlerimize sitem doluyum. Dünyanın gözü önünde, tıpkı Bosna’da olduğu gibi, tıpkı Gazze’de olduğu gibi bir halk bombalara karşı çıplak elleriyle, köhnemiş silahlarıyla mücadele veriyor.
 
Rusya Esed’e bomba yetiştiriyor.
 
İran elektrikli cop gönderiyor.
 
Hizbullah şebbihalardan yana.
 
Müslüman dünyası uyuyor.
 
Hakan Albayrak, Bağdat için demişti. Ben de şimdi Suriye için diyorum:
 
Suriye’nin “orta yerinde çırılçıplak kala kaldık işte / dengeler adına silahsız / dengeler adına şahsiyetsiz / miskin, geveze, entelektüel
 dengeler adına vuramadı, kim vuramadıysa.”
 
Adem abi ve Hamit Suriye’de sokakta.
 
Biz, masabaşında, dengeler adına tedirgin, dengeler adına suskun, dengeler adına kahroluyoruz.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
15 Mart 2012, 12:04:19 ÖS 12
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #97 :»


İNSANLIK DERSİNDEN GEÇMEK İÇİN SINIFTA KALAN GENÇLERE…

On sekiz yıl önce Bosna’ya giden kardeşlerimizi, bir buçuk sene evvel abluka altındaki Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara yiğitlerini beklemiştik burada… Şimdi de beş gündür Suriye’deki vahşeti görüntüleyip dünyaya göstermeye çalışan gazetecilerimiz; yiğit ADEM ÖZKÖSE ve Yusuf yüzlü, yakışıklı kardeşimiz HAMİT COŞKUN’u bekliyoruz.
 
Onlardan beş gündür haber alınamıyor!
 Mavi Marmara şehidi Furkan Doğan çok gençti… Suriye’deki katliamlar dursun diye bütün kışı elçilik önlerinde geçiren gençlerimiz de öyle… Hamit 21 yaşında, Adem’in hayatı Ortadoğu muhabirliğiyle geçti…
 
Gittiğim söyleşilerde “Hocam gençlikten umut var mı?” diye soruyorlardı bana. Görüyorsunuz işte… Furkan Doğan 17,5 yaşında şehit oldu… Hamit 21 yaşında koşturuyor…
 Kimsenin kişisel beklentisi kalmadı. Beş yıldır aramızda üniversite okuyan yok. Herkes sınıfta kaldı, çünkü Somali’ye su kuyuları açılsın diye 16 Temmuz Gençlik Hareketi, Anadolu Gençlik Dernekleri, İHH'nın gençleri ve diğer kardeşlerimiz karda kışta, sıcakta koşturdular.
 
Aşk yok, diploma yok, maaş derdi yok… Onlar insanlık dersinden geçmek için dünyadan vazgeçtiler.
 Osmanlı’nın evlatları yatak yüzü görmüyor, kahvede sabahlamıyor, dizi izlemiyorlar. Sırası gelen herkes şehit oluyor, gazi oluyor, adam oluyor!
 
Gençlerden umut var elbette…
 Bizim zamanımızda mektup arkadaşlığı vardı. Almanya’dan, İngiltere’den, Amerika’dan kız arkadaşlarımız olsun diye İngilizce öğrenirdik. Şimdiki gençlerin Suriye’den, Somali’den, Irak’tan, Afganistan’dan, Mısır, Tunus, Cezayir, Bosna, Libya, Filistin’den kader birliği yaptıkları kardeşleri var. Ceplerindeki harçlıkları Suriye’ye, Gazze’ye gönderiyorlar…
 
Gençlerden umut var tabi ki ama çocuklarını ümmete uzaklaştıran menajer ana-babalardan umut var mı işte onu bilmiyorum!
 İnşallah HAMİT COŞKUN ve ADEM ÖZKÖSE sağ salim döner aramıza… Onları çok seviyorduk, şimdi daha çok sevdiğimizi anladık. Gözlerimiz tavanda, dua ederek bekliyoruz…
 Dönecekler inşallah…
 
Sonra yenileri gidecek başka yerlere…
 Onları da bekleyeceğiz…
 Beklemesini öğrendik çok şükür…
 Gelenler, gidenleri bekleyecek daha sonra…
 Osmanlı’nın evlatları kahvede oturmuyor artık, sınırları aşıyorlar, birçoğunun kahramanlık hikayesi oluyor 25 yaşına ulaşmadan…
Elhamdülillah, elhamdülillah… |
Bülent Akyürek
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
16 Mart 2012, 01:08:20 ÖS 13
Üye Bilgileri
AYETULLAH
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 73
Nerden:

Offline
« Yanıtla #98 :»

Adem Özköse ve Hamit Coşkun’u istiyoruz!

16 Mart 2012
Gazeteci arkadaşlarımız Adem Özköse ve Hamit Coşkun, “Arap Baharı”yla ilgili belgesel hazırlamak maksadıyla gittikleri Suriye’de kayboldular. Bu yazı kaleme alındığında iki arkadaşımızın Suriye istihbaratına teslim edildiği iddiaları ajanslara düştü. Adem’i üniversiteli günlerinden beri tanıyorum, Vakit ve Milat gazetelerinde başarılı dış haberler ve savaş muhaberatı performansıyla dikkat çekti. Yazdığı kitaplar kalbimize tutundu; “Cennete Otostop”, dünya gençliğinin sınırların ötesini merak eden ve zorlayan yönünü tanıtıyordu bize.

Gerçek Hayat dergisi, pek çok kıdemli gazeteci gibi onun da okuluydu: Uluslararası okur kitlesiyle gençliği, dünyanın aslında zannedildiği kadar büyük bir yer olmadığına ikna ediyordu. Açık Görüş Editörümüz Halime Kökçe, uzun yıllar Adem Özköse’nin yazıişleri müdürlüğünü yaptı. Halime’yle konuşurken, kayıp arkadaşlarımızla mesleki dayanışmadan çok, oğullarını isteyen iki anne gibi dertleştiğimizi, telaşımızı fark ettim. Hele Hamit Coşkun’un yüzündeki çocuksu tebessüm, fotoğraflarına bakınca, orada bir gazeteciden çok oğlunu görüyor insan... Kameraman Hamit, henüz üniversite öğrencisi...

Hakikaten bahar mı?

“Arap Baharı” dünya gençlerine müthiş bir heyecan ve özgüven verdi. Fakat dedim ya, anne olunca insan, hayata dair sorumluluğunuz sizi mevcut heyecanlara hemen teslim etmiyor. Bu yüzden hep çekincelerle kaydettim “Arap Baharı” denilen süreci notlarıma. Dışarıdan bakıldığında çok rahat bir şekilde belki “işbirlikçi”lik olarak bile adlandırılacak “düzen”e, “selamet”e, “kimsenin burnu bile kanamasın”a, “iyilik, sağlık”a dair dualara karışıyor insan anne olunca. Diplomasi, stratejik derinlik, toplumsal mühendislik ötesinde, derin bir kaygı eşlik ediyor eğer anneyseniz. “Arap Baharı”na içerideki kadınların bakışlarını önemsiyorum. Libya’dan İşletme Prof. Fathia Kadura, Ness Berr Libya Kurulu Kurucu Başkanı’dır, Libya Baharı’nın ve iç çatışmalardaki ağır bilançonun en çok kadınları yaraladığını dile getirmişti. Kendisi etkin bir devrim taraftarı olduğu halde, o kargaşanın içinde en yoğun olarak uğraştıkları konunun kız çocuklarının eğitimi, yoksul ve işsiz ailelerle dayanışma olduğunu ifade etmişti; “çocuklarımızı kaybettik” derken. Mısır’dan Sena el-Benna (Hasan el Benna’nın torunu, akademisyen); kadınların yakınma ve yas tutma üzerinden hareketle, derin üzüntü

halini, Tahrir sürecinde birbirleriyle paylaştıklarından bahsetmişti. Yani bizlerin dışarıdan heyecanlı bravolarla, pankartlar ve protestolarla, adeta şenliklerle kutladığımız “Arap Baharı”nın, içeriden ve öz kahramanlarının dilinden işitildiğinde, bedeli oldukça ağır, hüzünlü, yaslı bir yüzeyi de var... Bizim gibi dışarıdan veya diasporadan konuşmak çok daha kolay.

Suriye’de bitmeyen gece

Tabutlara uzatılmış minnacık çocukları gördükçe, bunun kim tarafından işlenmiş suç olduğunu tartışmak anlamsızlaşıyor. Bunun derhal durması gerektiğinde birleşiyor tüm vicdanlar. Velev ki hiçbir suçu dahi olmasa, sadece bu vahim katliamlar ve delik deşik edilmiş şehirler bile Suriye rejimini hesap veremeyecekleri bir duruma getirdi. Kaldı ki, işledikleri suç artık dirayetsiz bir yönetimden çok, açık vahşet, zulüme dönüşmüştür. İran’ın ve Nasrallah yönetimindeki Hizbullah’ın bu aşikar vahşete artık sahip çıkacak halleri kalmamıştır. İran devlet geleneği ve kadim diplomasi marifeti, halen bölgede tansiyonu durdurabilecek, Türkiye’nin barış çağrılarına eşlik edebilecek bir manivelayken, niçin olumlu adımlar atılmıyor anlayabilmiş değiliz...

İslam İşbirliği Teşkilatı Başkanı Ekmeleddin İhsanoğl • Suriye’deki krize ilişkin olarak; “askeri müdahaleye, muhalefetin silahlandırılmasına ve krizin iç savaşa dönüşmesine” karşı olduklarını söyledi. Nelerin yapılmaması gerektiğinde anlaşmışlar. Peki nelerin yapılması gerektiğinde anlaştılar mı acaba?

                                                           Sibel Eraslan
Logged
17 Mart 2012, 09:19:59 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2418
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #99 :»

Adem ve Hamit’e Kavuşmak Duasıyla

 
Gerçek Hayat dergisi Ortadoğu muhabiri ve Milat gazetesi yazarı Adem Özköse ve kameraman Hamit Coşkun kardeşlerimiz, gelişmeleri yakından takip etmek ve yaşanan trajediyi belgeselleştirmek amacıyla yaklaşık on gün önce Suriye’ye gitmişlerdi.

Kendileriyle irtibatın kesildiği süreçte, “yedi gün önce bulundukları ifade edilen İdlib’de rejim yanlısı milislerin olduğu bir köyde rehin tutulduklarına ilişkin” bilgiler gelmişti. Ardından rejim yanlısı milislerin kardeşlerimizi Suriye istihbaratına teslim ettikleri, onların da Adem ve Hamit’i zırhlı araçlarla bilinmeyen bir yere götürdükleri iddia edilmişti. Genç kardeşimiz Hamit’in yaralı olduğu da gelen bilgiler arasındaydı.

Bizler bir yandan kardeşlerimizin istihbaratın elinde olmasına üzülürken, öte yandan en azından artık yerlerinin tespit edildiği ve sağlıklarının yerinde olduğu haberlerine sevinmekteydik. Ancak Suriye’de kadın, çoluk, çocuk demeden halka yapılan baskı, zulüm, tecavüz ve katliamları düşündükçe, hâlihazırda yeryüzünün en zalimane uygulamalarına imza atan bir rejimin en karanlık örgütünün elinde olmaları da bizleri ziyadesiyle endişelendirmekteydi. 

Milat Gazetesi’nde İslami kuruluşların katılımıyla gerçekleştirilen basın toplantısı, Özgür-Der’in Suriye konsolosluğu önünde ve 16 Temmuz Hareketi’nin Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirdikleri eylemlerin yanında, Anadolu Ajansı’nın kriz masası çalışmaları, duyarlı kalemlerin makaleleri ve görsel medyada yapılan yayınlar kardeşlerimizin sağ salim geri dönmeleri hususunda umutlandırıcı bir motivasyon sağladı. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da açıklamalarına yansıdığı şekilde Başbakanlık ve Dışişleri de konunun sıkı takipçisi konumunda oldular.

AA muhabiri Samet Doğan yerel kaynaklardan edindiği, “İdlib’in Binniş kasabası yakınlarında bulunan el-Fua köyündeki Şebbiha’ya bağlı milisler, kardeşlerimizi Suriye istihbaratına teslim ettiler” bilgilerini kamuoyuyla paylaştı. Ardından 11 Mart Perşembe akşamı Kanal 24’e konuşan Beşir Atalay “Gazeteciler Özköse ve Coşkun için yoğun çaba sarf edildiği, alınan haberlerin kendisini sevindirdiğini” açıkladı. Atalay şöyle devam etti: “Açıklamayı önemli görüyorum. Bundan sonrası daha rahat olur, kısa bir zaman içinde Türkiye'ye sağ salim ulaşırlar diye bekliyorum.” Atalay, ayrıca “gazetecilerin nerede olduğunun da bilindiğini” kaydetti.

AA’dan da teyid edilen bilgilere göre şu sıralar Türkiye ve Suriye makamları müzakere halinde, kardeşlerimizin durumu iyi ve Hamit Coşkun kardeşimiz de hafif yaralı.

Hepimiz Sınavdan Geçiyoruz, Kardeşlerimiz de…

Bu haberler bizleri ziyadesiyle sevindirmekle birlikte, inşallah sağ salim ailelerine ve sevenlerine ulaşmaları Cenab-ı Hak’tan niyazımız. Aslında bu olay bile başlı başına Suriye’de yaşanan trajedinin hangi boyutlarda olduğunun göstergesi. Zaten Sevgili Adem ve Hamit de bu amaçla Suriye’ye gitmemişler miydi? Belki kamera ve fotoğraf görüntüleriyle bu durumu belgeleme niyetleri amacına ulaşamayacak ama şer bildiğimiz bu durumda nice hayırların da söz konusu olabileceğini Rabbimiz bizlere bir kez daha göstermiştir. Böylece kardeşlerimiz vesilesiyle onların amaçladıkları şeylerden çok daha fazlası gözler önüne serilmiş, kalpleri ve zihinleri harekete geçirmiş oldu.

Birincisi, Suriye’deki olayların abartılarak kamuoyuna sunulduğu ve gazetecilerin rahatlıkla Suriye’de neler olup bittiğini gözler önüne serebilecek durumda oldukları iddiaları önce yabancı gazetecilerin ölümleri ve ardından kardeşlerimizin yaşadıklarıyla bir kez daha tescillenmiş oldu.

İkincisi, Suriye halkı ve direnişçiler hakkında yapılan olumsuz yayınlar, iftira ve karalama kampanyalarının Esad despotizminin bir an önce son bulmasını arzulayan kesimlerde oluşturduğu mücadele azminin kamçılanmasına, üzerimize atılmış ölü toprağının bir parça daha silkelenmesine vesile oldu. Zaten Adem ve Hamit kardeşlerimizin bölgeye gizlice gitme amaçları da bu anti-propagandaları ve ilgisizliği bir parça kırabilme azminden kaynaklanmıyor muydu? Doğrusu, yola çıkmadan kısa bir süre önce “çocukların katledildiği bir dünyada yaşamaktansa…” diyerek facebook’ta paylaşımda bulunan Adem kardeşimiz gidişini İslami çevrelerle paylaşsaydı nasıl bir tepki alırdı? Şüphesiz kendilerine danıştığı hemen tüm Müslümanlar, medyada yazdığı, konuştuğu ve eylemleştirdiği hususlar üzerinden artık ziyadesiyle tanınan/bilinen Adem kardeşimizin gidişine onay vermeyeceklerdi. Bunu gayet iyi bilen Adem’in de neden hiç kimseye haber vermeden gizli yollarla Suriye’ye girdiğinin de bam teli, işte bu hala ispatlanmaya muhtaç olduğu(!) düşünülen direnişin gerçek kimliğini belgelemek amacına matuftu.

Adem ve Hamit öylesine samimi, saf düşüncelerle yola koyulmuşlardı ki; getirecekleri röportaj ve görüntülerin mezkur taassubi düşünüş ve davranış biçimini değiştirebileceği kanaatini taşımaktaydılar. (Bu noktada aklıma Erdoğan’ın “İran makamlarıyla görüşmeler yapıyoruz” şeklindeki manidar demeci geldi. Olayın vahametine bakar mısınız? Suriye’de gerçekleşen bir dramın çözüm merkezi İran!) Yani amaçları sadece merkez medyada rol alan meslektaşları gibi görevlerini yapmış olmak, bir gazetecilik başarısına imza atmış olmak değil, işte bu İslami piyasadaki fitne ve fesad iklimini bir parça kırabilmekti. Yani Müslümanların direnişin yanında ortak bir hissiyat ve amel iklimine kavuşabilmeleri hususunda katkıda bulunmayı amaçlıyorlardı.

Kanaatimce Rabbim ecirlerini kabul buyurdu ve 18 Mart günü tüm Türkiye sathında yaklaşık 27 il ve üç ilçede sadece direnişin yıldönümü değil, Adem ve Hamit kardeşlerimizin bu özverili tutumu da haykırılacak ve onların bizlerin ortak hissiyatlarının tercümanı oldukları, giriştikleri amelin ve ödedikleri bedelin bizleri onurlandırdığı bir kez daha tüm dünyaya ilan edilecek.

Evet biz kardeşlerimiz için, burunları bile kanamadan bizlere tekrar kavuşabilmeleri için bunca endişeye gark olur, bunca çabayı ortaya koymaya çalışırken Suriye’nin sahipsiz insanları ne yapsın! Tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan bunca acıyı, telafisi mümkün olmayan dramları kime şikâyet etsin!

İnsanlık uyuyor, onlar ölüyor! Ölenler kısmetli ilan ediliyor, ya bu trajediyi yaşamak zorunda kalanlar!

‘Sakın ağlama; dik dur!’

Adem kardeşimizle “Ortadoğu İntifadaları ve Suriye” konusunda birlikte sunumda bulunmak amacıyla yaptığımız bir yolculuk esnasında “Hanımıma dedim ki, hakkımda kötü bir haber gelirse sakın ağlama; dik dur!” sözlerini aktarmıştı bana. Dün, Raziye Hanım kardeşimizin basına verdiği mülakatı okuduğumda “Başarmışsın Adem kardeşim, böyle bir hanımın olduğu müddetçe sırtınız yere gelmez!” diye mırıldanmıştım içimdeki buruk sevinçle.

Şöyle diyordu Raziye Özköse kardeşimiz:

“Sadece eşim değil oradaki tüm Müslümanların kurtulması için dua ediyoruz. Allah zalimlere fırsat vermesin. İyi ya da kötü gelecek her haberin Allah’tan geldiğine inanıyorum”

Ne eksik ne fazla böyle bir cümle kuruyordu. Böyle bir zamanda bu sözleri sarf edebilmek sahibinin karakter ve teslimiyetini göstermektedir elbette. Böylesine metanet ve bilinçle tüm Suriye halkı için niyazda bulunmak ve gelecek her haberin Allah’tan olduğuna iman edebilmek!

Bir kez daha vurgulamamız gerekirse hepimiz sınanıyoruz. Başımıza gelen ve bizlerin ‘iyilik’ ve ‘kötülük’ diye nitelendirdiğimiz her şeyde Rabbimizin bir hesabı vardır. Hepimiz söylediklerimiz ve söylemediklerimizle, yaptıklarımız ve yapmadıklarımızla sınanmaktayız.

Adem ve Hamit kardeşlerimizin bir an önce aramıza dönmeleri için dualarımızı yineliyoruz. “İslam Ümmeti Kabul Etmez Zilleti!” şiarıyla, bir yıldır artarak devam eden zulme rağmen, bir yıldır kesintisizce ve çoğalarak direnen kardeşlerimize desteğimizi bildirmek üzere tüm Türkiyeli Müslümanları 18 Mart’ta meydanlara bekliyoruz!

BAHADIR KURBANOĞLU-Haksöz Haber
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
17 Mart 2012, 02:00:53 ÖS 14
Üye Bilgileri
HÜDA
Üye
*

Mesaj Sayısı: 30
Nerden:

Offline
« Yanıtla #100 :»

Hayatı sadece bilinçten ibaret saymadı.
Çocukluğundan beri İslami mücadelenin kalbi, zihni, maddi, fiziki havarisi oldu.
Kalemindeki mürekkep hiç kurumadı.
Çabuk büyüdü.
Hatta hiç küçük oldu mu bilmiyorum.
Bir gün Adem'in hediye ettiği, Gana'da katliamda ölen bir kız bebeğin kırmızı ayakkabılarını gösterdi özenle.
O gün anlamıştım bu delikanlının çocuklara dayanamadığını, yüreğinin inceliğini.
Hepimiz konuşuyoruz, yazıyoruz, tartışıyoruz.
Aslında susuyoruz.
Bugün burada Onu, yaktığı ışığın arkasında koşmaya hazır yüz binler
Ve sesi melal değil sekinet dolu ve mütevekkil biri bekliyor...

 
Logged
17 Mart 2012, 05:45:44 ÖS 17
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #101 :»

Suriyeli mazlumlar ve #HamitCoskun #AdemOzkose İçin yarın 1 de Trabzon meydanda #gazetecilerimiziistiyoruz diye bağıracağız.Bunu tanıdıklarınıza duyurun Lütfen!!!
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
17 Mart 2012, 05:51:57 ÖS 17
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2418
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #102 :»

 Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Gün Suriye halkıyla dayanışma; gün direnişe sahip çıkma günüdür!

Geçtiğimiz yıl 18 Mart'ta başlayan Suriye İntifadası bir yılını durdurdu.

Esed diktası en az 9000 insanı hunharca katletti, on binlerce kişi yaralandı, tutuklandı, kaybedildi ya da mülteci durumuna düştü.

Her geçen gün daha da zalimleşen, çocukları ve kadınları vahşice öldüren Baas rejimine karşı sesimizi daha gür çıkarabilmek için bu hafta sonu birçok ilde meydanlarda olacağız.

BEYAZIT'A YÜRÜNECEK!

Özgür-Der, Pazar günü Beyazıt'ta yapılacak eylem için İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanma çağrısında bulundu. 12.00'de Büyükşehir önünden Beyazıt'a yürünecek.

İşte Suriye Eylem Takvimi:

İstanbul

18 Mart Pazar - Öğle Namazını Müteakip

Beyazıt Meydanı

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu

 Not: Saat 12'de Büyükşehir Belediyesi önünde toplanıp kortej oluşturulup Beyazıt Meydanına doğru yürüyüşe geçilecektir.

 

Adana

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

İsmet İnönü Parkı

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu

 

Akhisar

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Yeni Camii önü

Özgür-Der

 

Amasya

17 Mart Cumartesi - Saat: 13.00

Yavuz Selim Meydanı

Özgür-Der

 

Ankara

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Kızılay - Güvenpark

Ankara Özgür-Der Girişimi / Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu

 

Antalya

18 Mart Pazar - Saat: 11.00

Antalya Kapalı Yol Havuz Önü

Özgür-Der / Asır-Der / İlke-Der

 

Bartın

18 Mart Pazar - Öğle Namazını Müteakip

Arap Camii Önü

Bilgider - Bartın İHH - AGD - Esder

 

Batman

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Şenyurt Beldesi Suriye Sınırı Kızıltepe/MARDİN - Saat 08.30'da Özgür-Der Batman Şubesi önünden araçlar kaldırılacak.

İslami Kuruluşlar

 

Bingöl

17 Mart Cumartesi - Öğle Namazını Müteakip

Dört Yol Saat Kulesi Önü

Bilgi ve Düşünce Derneği, İHH Bingöl Temsilciliği, Anadolu Gençlik Derneği, Marifet-Der, Memur-Sen

 

Bursa

18 Mart Pazar - Öğle Namazına Müteakip

Orhangazi Parkı (Ulucamii Yanı)

Özgür-Der

 

Çorum

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

PTT Önü

Özgür-Der / İlke-der / Memur-Sen

 

Diyarbakır

17 Mart Cumartesi - Saat: 12.30

Belediye Konuk Evi Önü

İslami Kuruluşlar

 

Elazığ

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Elazığ PTT Meydanı

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu
 

Erzurum

18 Mart Pazar - 13.00

Cumhuriyet Cad. Lalapaşa Camii

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu

 

Gaziantep

18 Mart Pazar - Saat: 12.00'da Gaziantep Üniversitesi kapısından otobüs kaldırılacak.

Öncüpınar Sınır Kapısı - Kilis

İslami Kuruluşlar

 

Isparta

17 Mart Cumartesi - Saat: 12.30

Belediye İşhanı Önü

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu

 

İzmir

18 Mart Pazar - Öğle Namazını Müteakip - Gıyabi Cenaze Namazı

Konak Camii

Özgür-Der

 

İzmit

18 Mart Pazar - 13:00

Sabri Yalım Parkı

Özgür-Der Girişimi - Kocaeli İHH Girişimi - AKV - Mazlumder - İDEBİR - TBBD - Emirder

 

Kayseri

18 Mart Pazar Saat 13:00

Cumhuriyet Meydanı

İslami Kuruluşlar

 

Konya

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Kültür Parkı

Suriye Halkıyla Dayanışma Platformu

 

Kütahya

18 Mart Pazar - Öğle Namazını Müteakip

Ali Paşa Camii Yanı

İslami Kuruluşlar

 

Mardin

18 Mart Pazar - Saat: 13.00 (Kızıltepe ve Midyat'ta minibüsler kaldırılacak.)

Şenyurt Beldesi Suriye Sınırı Kızıltepe/MARDİN

Özgür-Der Batman - Özgür-Der Mardin - Özgür EğitimSen Mardin - Özgür EğitimSen Batman - Midyat Mahalmiler Derneği - İlim Yayma - Türkiye Arap Meclisi - Hasekililer Derneği - Fırat Dicle Day. Der. - Din-Bir-Sen

 

Sakarya

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

AKM Önü

Özgür-Der

 

Sapanca

17 Mart Cumartesi - Saat: 12.45

Güner Ekinci Parkı

SABED

 

Sivas

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Kent Meydanı

Özgür-Der

 

Tatvan

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Yeni Çarşı Lipet Gaz Yanı

Özgür-Der

 

Trabzon

18 Mart Pazar - Saat: 13.00

Trabzon Meydan Park

Eynesil Ebrar  - İHH Trabzon Şubesi - İlim Yolcuları Derneği - Rize Gülder

 

Van

17 Mart Cumartesi - Saat: 12.30

Sanat Sokağı

VAHÖP


KAYNAK:HAKSÖZ HABER
« Son Düzenleme: 17 Mart 2012, 05:52:42 ÖS 17 Gönderen: FECR » Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
18 Mart 2012, 11:28:51 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
nida
nida
Üye
*

Mesaj Sayısı: 37
Nerden:

Offline
« Yanıtla #103 :»

                            Adem ve Hamit için dua edelim
Meslektaşlarım Adem Özköse ve Hamit Coşkun'dan haber alınamayalı bir haftayı geçti..
Bize gelen bilgilere göre, iki meslektaşımız baskıcı Esad Rejimi'nin elinde tutsak. Muhaberat, her iki arkadaşımızı da bir pazarlık neticesinde takas unsuru olarak kullanmaya hazırlanıyor.. Ancak bu süre içinde net bir ifadeyle gazetecilerin kendilerinde olduğunu doğrulamadıkları için, Türk Dışişleri de mecburen daha dolaylı yollar izlemek zorunda kalıyor.. İran üzerinden Suriye'ye mesaj vermek bu dolaylı yollardan biri.. Nitekim, eğer bu sürecin hiçbir yerinde aktif olarak rol almayan iki masum gazeteci kardeşimizi, gayr-ı hukuki biçimde alıkoyduklarını kabul etselerdi, bu tartışmasız savaş sebebi sayılacaktı.. Hatırlayın.. İsrail bir rütbesiz askeri Gilad Şalit için, savaş başlattı, binlerce insan bu savaşta hayatını kaybetti. Ve sonunda, bir tane Gilad Şalit'e, 1027 Filistinliyi serbest bıraktı..
İRAN SEVGİSİ
Adem Özköse'nin Suriye'ye gitmeden önce katıldığı son tartışma programı, benim "Bıçak Sırtı" programıydı.. (Alptekin Dursunoğlu ve Nurettin Şirin bir tarafta, Osman Atalay ve Adem Özköse karşılarındaydı) Orada, Adem, karşı duruşa ve katliamın görmezden gelinmesine isyan edip, Nurettin Şirin'e dedi ki; "İran sevgisi bu kadar mı gözünüzü kararttı?".. O söz, aslında havanda dövülen sular neticesinde en ayakları yere sağlam basan, en rasyonel tahlildi.. Ne "Natocu Müslümanlar" tanımlaması ne masum halkın arkasında emperyalistlerin olduğu masalı ne BOP ne TOP.. Tek bir gerçek vardı aslında.. Esad'ı ölümüne savunan Türkiye'deki Ortadoğu uzmanlarının, meseleye başka ülkelerin penceresinden bakma gayretleri.. Kimi tezlerini Rusya'nın bölge çıkarları perspektifinden ortaya koyuyordu, kimi ise İran.. Ve nihayetinde, ortak düşman paydasında da bir araya geliyorlardı.. Hiçbir zaman bir araya gelmeyeceğine inandığımız adamları aynı denklemde görüyorduk..
ULUSAL KANAL VE SEN!
Mesela geçen gece Ulusal Kanal'ı izleyenler, çamura bulanmış analizler gördüler.. Patronu örgüt yöneticiliği iddiasıyla Silivri'de yargılanan Ulusal Kanal, kategorik olarak hedef gördüğü bir araştırmacıyı konuk etmiş, tatlı tatlı dinliyordu. O zat-ı muhterem, bir oraya çamur atıyor, bir buraya çamur atıyordu.. Unutmuş gibiydi zamanında o konuştuğu kanalın kendisinin de içinde bulunduğu bir yapıyı nasıl cepheden hedef aldığını.. Neyse, şartlar birleştiriyor demek ki insanları.. Demek ki İran sevgisi, hakikaten kör etmişti gözleri.. Bütün bunları unutuyorum şimdi.. Kapatıyorum gözlerimi ve dua ediyorum.. Adem ve Hamit sağ salim Türkiye'ye dönsün diye.. Dönsün de Adem, gene sorunlu Müslüman coğrafyalarda çekilen acıları anlatsın bize.. Patani'ye götürsün bizi.. Afrika'nın hiç bilmediğimiz, haritada gösteremeyeceğiz derinliklerindeki Müslüman kabilelerden selam getirsin bize.. Gelsin de yine Fatih Camii'nde, Fatih Sultan Mehmed Han'a, Fatiha okuyalım birlikte.. Hepimiz dua edelim n'olur, Adem üç yavrusuna sağ salim kavuşsun diye.. Hepimiz dua edelim Hamit, gözü yaşlı ailesine kavuşsun diye.. Gazetecilik, gazetecilik deyip duruyorlar.. Bunların yaptığı gazetecilik değil de ne ki?.. Kalın sağlıcakla. (Akit gazetesi ersoy dede)
Logged
19 Mart 2012, 08:13:56 ÖÖ 08
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2418
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #104 :»

Adem Özköse'nin Eşinden Mektup

Adem Özköse'nin eşi Raziye Özköse, eşi ve Suriyeli Mazlumlarla ilgili duygularını mektupla bildirdi.

“Biz Hakka teslim oldukça özgürleşenleriz.
 Ne zulmederiz ne de zulme boyun eğeriz.

 
Bismillahirrahmanirrahim…

Suriye’de uzun zamandır yer gök hürriyet diye inliyor. Bir halk özgürlükleri uğruna tam bir yıldır her şeylerini feda ediyor. Kadın erkek, çocuk, yaşlı ayırt etmeden yapılan bir zulüm var ortada. Tüm dünyanın gözü önünde, her gün yüzlerce masum insan öldürülüyor, işkenceye uğruyor, kaçırılıyor.
 Ve şimdi, Suriye’deki özgürlük çığlıklarına iki yürekli insanın da sesi ekleniyor.
 
Günlerdir nerede ve ne durumda olduklarından haber yok. Suriye halkının yaşadıklarını şimdi çok yakından biz de hissediyoruz.
 Biz müslümanız. Ve asla bencil olamayız. Günlerdir artan dualarımızda sadece bu iki vicdanlı yürek, Adem Özköse ve Hamit Coşkun’u anarsak Rabbimiz’den utanırız.

Bu vesileyle en yakın zamanda, onlarla birlikte tüm mazlum insanların da kurtulması için dualar ediyoruz.
 
Allah’ın takdir ettiğinden başka hiçbir şeyin başımıza gelmeyeceğine inanıyoruz. Türkiye’de evlerinde olmaları, ya da Suriye’de tehlikeli bölgelerde olmaları, onların asla ecelini değiştiremez.
 Zalimlerin zulümlerinde sınır tanımadığını da biliyoruz. Allah onların tuzaklarını boşa çıkarsın ve onlara asla fırsat vermesin.
 
İnsanız…
Endişeleniyoruz, üzülüyoruz, tedirgin oluyoruz...
 Ama şunu biliyoruz ki:
 “Bütün insanlar bir araya gelseler, Allah’ın takdir ettiğinden başka hiçbir zarar veremezler. Yine bütün insanlar bir araya gelseler, Allah’ın takdir ettiğinden başka hiçbir yarar sağlayamazlar.” (hadis-i şerif)
Bununla beraber, herkesin üzerine düşeni yapmakla sorumlu olduğunu da biliyoruz.
 
Zaman geçiyor…
Ve ne iki kişiye dair, ne de Suriye halkına dair bir gelişme olmuyor.
 Bu olay vesilesiyle tüm mazlum kardeşlerimizin de bir an önce kurtulmasını umut ediyoruz.
İki vicdanlı yüreğin dönüşü, bir halkın özgürlüğe giden yolunda umut ve başlangıç olur inşallah…
 
RAZİYE NUR ÖZKÖSE

KAYNAK:SUTUNHABER
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: 1 ... 5 6 [7] 8   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.384 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu