ALLAHI NASIL TANIYALIM

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur'an-i Kavramlar > ALLAHI NASIL TANIYALIM
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: ALLAHI NASIL TANIYALIM  (Okunma Sayısı 210 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
03 Mayıs 2011, 03:42:11 ÖS 15
Üye Bilgileri
ozan_er
Üye
*
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 16
Nerden:

Offline
« :»

Kuranın esasında hedefine baktığımızda hedef insandır. Ama Allah lafzı 2500 den fazla geçer. Buna Rabbimizin diğer sıfatları dahil değildir zaten sadece Allah lafzı üzerinde duracağız .Değişik bir yaklaşımla veriler üzerinden giderek anlatacağız . Kurana göre Allah cc fiilleri ile anlatılmaktadır.

Kuranda Allah kendini öncelikle Azamet , kudret, ile tanıtmaktadır. Bu güc ve kudret ezici yok edici ,yoldan çıkarıcı , değil ,bilakis adalet ,rahmet bereket , kurtuluşa yönlendiren eğitici , doğru yola iletici bir güçtür. Konuyu biraz açalım. Kuran Allah hakkında değişik ve sık sık Allahtan bahseder. Tüm bu olayları değerlendirirken ön yargılı subjektif yaklaşımlar yanıltıcı ,dalalete sürükleyici olacaktır. Düz mantık evrenin karmaşası içerisine bir de Allan kavaramı eklenince dah ada baş edilmez bir durum ortaya cıkacağı oryantalisler tarafından öne sürülmüştür. Oysa Allah kendisini anlamak ve görmek duymak isteyenlere yöneldiği için bu beyhude çalışmalar daha da karıştırmalarına sebeb olmaktadır .Dalalet ehlinin. İnsanın Allahı kavraması için öncelikle Rabbimizi merkeze almak zorundadır. Ve aynı zamanda Kuranın çağrısına pür dikkat kesilmesi gerekmektedir. Zira o Kuran Kainatın sahibi ve Rabbi tarafından gönderilmiştir. Görmediği halde derin bir saygı ile yönelene ,kalbini açık tutana duyurmaktadır,Alemlerin Rabbi kendini. (Kaf33) Öğüdü almak isteyene verer.(kaf37) ve inanmak istemeyene ise ; durum hem yakın hem uzak durumudur .Burada anlaşılması gereken Allahın hatırlanması isbatı değildir.O yüzden Rabbimiz kendini ve Resullerini hatırlatıcı olarak hatırlatır.Hatırlatmanın temelinde mesaj Allah ın dışında her şey ona bağımlıdır. Allahın sınırsız gücüne rağmen o Rahmetin ve merhametin kaynağı olarak bildirir bu yüce kitap bize Rabbimizi , yine Rabimiz insanle ilişkisini , Kulluk hatırlatması ile yapar. Kulluğun içinde bağımlılık ve hesap kitap vardır. Bu hesap hem bireysel hem de toplumsaldır. Biraz daha açalım Rabbimiz tabiattan ve düzen ve ahenkten bahseder.

Tabiat niçin var edilmiştir. İçindeki ahenk düzen, uyum ne anlama gelir. Bize neyi hatırlatır. Bir biri ile bütünleşmesi yüce mükemmelliğe giden ,paraçaların bütünlüğe ulaşması hangi zorunluluğu hatırlatır. Bu bir isbat değil, hatırlatmadır. Çünkü olmayan veya olması mühtemel veya isbat gerektiren bir şeyden değil olan ayan bir şeyden bahsedilir , Mesele idrak meselesidir. Birde varlığın karşısında yokluk ve yok oluş vardır. Yokluk ? anlamsız bir boşluk değil anlamlı geçiştir ,Rabbimize göre Biraz daha açalım;yokluğun diğer yüzü varlık bağımlılık bildirir, bir birlerine göre , Bütünlükse her ikisini de kapsar aslında. Burada dikkat edilecek husus toptancı yaklaşımla yanlış sonuca varılacağıdır. Varlık ,yokluk bütünlüğünü yaratıcı ve yaratılmış ayırımını gözeterek Rahmana muhtaciyetin kavranması ifade edilir. Bu ayırımı kavrayamamak şirkin kapısını da kolay açar. Rabbimiz böylece gücünü kudretini her zaman hatırlatmasına rağmen tarihsel ortakcılar Şirketten, ve şirkten vazgeçmezler. Çünkü şirk alt yapısı itibari ile cahillere müthiş cazip gelir.
Bakara 254. Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkar edenler elbette zalimlerdir

Bakara 255. Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür

Ve yine şöyle demektedirHaşr22 24. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyendir, bağışlayandır23. O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir24. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şanını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir

Bu ayetler bir taraftan Allahın Rububiyeti ve Kudretini vurgularken aynı zamanda onunu sonsuz Rahmetinide sergilemektedir. Allah Rububiyetini yaratması ile bağlantılandırmaktadır. Çünkü Yaratan ve var eden tasarruf hakkına sahip olur. Allah çokca rahmet üzerinde durur. O Rahmete etmeyin üzerine (yasa olarak) yazmıştır.(En am12) Rahim özeliği ilede Allah kötülükleri örtecek ve ve iyi işlere cevirecek. Aslında Allah her şeyin olması gerektiği gibi gösteren bir nurdur
Nur 35. Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nur üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.

Peki Tabiatta bu kadar olan Rabbimizin gücü kudretini niçin tekrar tekrar hatırlatır. Çünkü tüm bu ayana rağmen Rahmanın sonsuz güc ve kudretını görmezden gelip iğreti yaratık ve evlere siğinanlar her zaman olmuştur .Bizi bizden iyi bilen Rabbimiz tekrar ,tekrar anlatır bize bunu. Aynı zamanda Rabbimiz yaratışı iş olsun eğlence olsun diye yaratmamıştır. Ali İmran 191,sad 27Enbiya 16,17
Yine Rabbimiz Kur anda imtahan sürecinin anlatır. Cünkü imtahanın en kırıtik yönü ahlaki yönüdür. Zira insanın bu bağlamda zaafitleri bulunur. Onca peygamberi ahlaki zafiyetlerin açtığı sorunları gidermek için gönderdiğini anlatır Rabbimiz , Oysa insan bu zafiyeti çok ca dikkate almaz hatta bunu kullanmayı da sever. Burada insan oğlu şımarık çocuk edası ile ben yapayım yapacağımı, bir şekilde halledilir anlayışı hakimdir. Oysa yaratılma ile sorumluluk başlar bu yaratılış boş bir yaratılış değildir. Rızıklanma korunma esirgenme , bilgilenme idrak ,anlama anlatma ile yartılışın zirvesidir ve bu aynı zamanda sorumluluğunda zirvesidir.
VE Rabbimiz inkarın ve Şirkin aslında etimolojisini ve pskolosini de anlatır kuranda . Neden bu duruma düşülür. Aynı şey bir cepheden bakınca farklılaşır. Örnek evren kimine göre karmaşa ve düzensizlik örneğidir. Çünkü bakış açısı terstir. Kimine göre gören gözler için eşsiz bir mükemmelliğin ifadesidir ve insanı bir yere zorunlu olarak götürür. O da evrenin merhametli bereketli RABBİNE : Allah öyle bir düzen nizam uyum ve işleyiş aktarır ki onun dışında her şey bir şeye muhtaç ,bağımlı , zorunlu kalır ve onun dışında hiçbirşey bağımsız kalamaz varlık ,mecburiyete dönüşür. Mecburiyet Rahmanı gösterir tabi gören gözlere . Bu olaylar kader kelimesini hatırlatır. Kader Kelimesi kudret ve ölçmeyi içerir ve bunun içinde emr yapısınıda barındırır bu da bize evren kanunlarının zorunlu oladarak Allaha ve emirlerine bağlılığa götürür.Allah evrendeki varlığa ve eşyaya Allaha teslim olmaları dolayısı ile Müslüman olarak adlandırmaktadır. Al-i imran 83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir. E83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir. O yüzden evrene emir direk insana emir ahlakına ilişkindir.

Furkan 43. Nefsini  tanrı edinen kişiyi gördün mü? Sen mi ona vekillik edeceksin?
Meryem 90. Bu küstahlıktan ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar göçecektir. 91. Rahman'a çocuk yakıştırdılar diye 92. Çocuk edinmek Rahman'a yakışmaz.
İlk bakışta allahı dilediğini dalalete sürükleyen dilediğini dilediğini cennetine koyan bir bir ilah olmadığını bir birini tamamlayan ayetlerde de tanıtmaktadır.
Kuranda Allah kavramı insanı eşyayı ve evreni ve işyleyişi yerli yerine oturtur. Sonsuz güç ve ihtişam;sevgi ve merhametten bağımsız değildir. Ve Rabbimiz iyiki Rahmeti Adaletini geçendir.Eğer Yeryüzünde ki isyana tuğyana adil bir karşılık verseydi yer yüzünde insan kalmazdı .İyi ki Rahmeti bol bir Rabbimiz var ve O bunu kuranda sık sık hatırlatır. O Allah ki en yakıcı ateşini ve ve kahredici cezalarını bile anlatırken bir tek muradı olduğunu da anlatır O da kulunu ne kadar sevdiğini ve ona ne kadar rahmet ettiğini ve onu dalaletten kurtarmak istediğini belirtir defalarca. Ve Rahmeti bol olan Rabbimiz herkesin rızkını , yaşamını ,aklını idrakini verendir .O cimrilik etmez cünkü mülkünde sınır ve sınırlama yoktur. Kuranda Biz Allah deyince kulunu Kurtuluşa erdirmek için verilecek her şeyi veren onun kurtuluşunu ona rağmen isteyen bir Rab tanıyoruz
Logged
05 Mayıs 2011, 09:03:37 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
Rahmetli
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 655
Nerden: İzmir

Offline
« Yanıtla #1 :»

Zikri salt Allah lafzıyla yapmanın sakıncasından bahseder İmam İbni Teymiye ve der ki: Yalnızca Allah Allah Allah diye zikreden kişi, bir müddet sonra tasavvurunda şekillenen şeyi Allah ile özdeşleştirmeye başlar. O bakımdan zikri - tesbihat anlamında - anlamlı cümleler halinde yapmanın gerekliliğine vurgu yapar. Yüce Rabbimi her türlü eksiklikten tenzih ederim, ondan başka ilah yoktur vb.
Allah lafzı bilindiği gibi Mekke müşrikleri tarafından da biliniyor ve lafzın mahiyetinin eksik kavranması sebebiyle, çok basit sebeplerden dolayı şirke bulanmış bir Allah tasavvuruna ulaşabiliyorlardı.
Dikkate alınsın, dualarına icabet edilsin diye araya aracılar koyma çabaları, hali hazırda mevcut iktidar ve güç sahibi beşeri varlıklar ile kıyaslama hatası, Allah'ı antropomorfist (insana benzer) bir varlık haline indirgemeye neden oluyordu. Şahdamarından daha yakın, ilmiyle herşeyi kuşatmış olan Allah anlayışını, aracısız iş yapmayan, lüzumsuz mevzulara kulağını kapatmış küstah bir padişah ile özdeşleştirme yanlışlığına düşüyorlardı.
Allah'ı gereği gibi tanımak, Kur'anda Rabbimizin kendisini bize tanıttığı haliyle tanımak demektir. Rabbimizin kendisini tanımlarken kullandığı vasıfların çok iyi değerlendirilmesi, Peygamberi ilahlaştırma sapkınlığından tutunda, dualarında yüzü suyu hürmetine araya aracılar koyarak kendilerini Allahtan uzaklaştıran anlayışlara hatta şefaat anlayışına kadar bir çok konu açıklığa kavuşacaktır.
« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2011, 09:08:45 ÖÖ 09 Gönderen: Rahmetli » Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu