KASAS SURESİ(39-42)

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > KASAS SURESİ(39-42)
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: KASAS SURESİ(39-42)  (Okunma Sayısı 104 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
27 Mart 2011, 09:05:20 ÖS 21
Üye Bilgileri
iktibas
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 205
Nerden:

Offline
« :»


 

KASAS SURESİ(39-42)


AÇIKLAMA.
KASAS SURESİ(39-42)
39- O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
40- Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.
41- Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.
42- Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır.


Musa a.s. Allah`ın dinini fravuna anlatıyor,bunun sonucunda fravun buna karşı çıkıyor büyüklenmede çok ileri gidiyor ve sizin tek ilah`ınız benim diyor,daha sonra bana çamurdan bir kule yapın musa`nın ilahı`na ulaşayım diyor.Günümüzde solcular buna benzer bir söylemleri olmuştu,kendince bir test yapmışlardı,Allah`ın varlığını olup olmadığına dair bir testti bu,solcular bolşevizm ve metryalizm`in etkisiyle  kendilerince bir test yöntemi geliştirmişler,halk arasında batıl bir düşünce var ya!Tuvalette ayet okursan çarpılırsın .böyle bir inanç var,bunlarda Allah`ın var olup olmadığını anlamak için,tuvalete gidip bir sure okur şayet çarpılma söz konusu olmayınca denekki Allah yoktur diyerek bu fikri yaygınlaştırmaya başlıyorlar,Allah`ın görülmemesi veya Allah`ın insanları işlediği suçtan ötürü hemen azablandırmaması Allah`ın var olup olmadığının ispatı değildir, böylesine iddia sahipleride bunu biliyorlar aslında ancak onlara bir bahane lazım,onlara lazım olan bahaneyi kullanmaları gerekiyor,işte bir bahane olması lazım,bir düşünce olması lazım,bir delil olması lazım,sonuç olarak ben böyle yaptımda başıma bir iş gelmedi diyerek Allah yoktur diyecek veya başka türlü Allahı inkar etmek için ifadelerle karşılaştım,adan dediki;Allah varsa gözüme parmağını soksun ve beni kör etsin,bak bu zamana kadar kör olmadım demekki Allah diye bir yaratıcı yok,bu insanlar  sanki Allah mülküne sahip değilde,Allah yeryüzünde insanların canını almaktan aciz tesadüfen olaylar gelişiyorda ve ölümden sonra kurtulacakmış gibi bir yanlışın içindeler,sonuçta Cenabı Allah diyorki;

39- O ve askerleri, yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ,Görünüşte onlar musa`ya karşı büyüklenme gibi görünsede onlar gerçekte Allah`a karşı büyüklenmiş oldular ve ayetin devamında rabbimiz şöyle buyuruyor; ve gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Ahiret`e inanmayanların böyle bir zanna kapılması gayet doğaldır,bu olay aslında ahiretle yakın ilşki içerisindedir,ister fravun gibi yada iblis gibi ileri seviyede olsun,isterse daha düşük seviyede olsun, insanlar daha  ileri seviyede olmasada haksız yere büyüklenme söz konusu olacaktır.Çünkü Allahuteala emir ve yasaklarını bildiren kitap indirecek ve peygamberlerde hakikatı anlatma noktasında hayatını ortaya koyacak,buna rağmen  insanların bir kısmı inanmayacaklar,böyle bir durumda büyüklük taslama söz konusu olacaktır.İblisinde yaptığı tam olarak buydu.Allah`ın emirlerinin belki büyük bir bölümünü kabul etti sadece bir emrini kabul etmeyince büyüklenenler tarafından oldu,insanların Allah`ın emirlerinin bir kısmını kabul eder,diğer kısımlarını kendini rahatlatmak için kabul etmezse yada Allah`ın metoduna göre hareket etmez  kendi mantığına göre metot oluşturur ve ona göre hareket ederse yine aynı şekilde büyüklük taslamaları söz konusudur.Şeytan sadece bir konuda itaat etmedi,isyan etti,felsefe geliştirdi,kendince mantıklar üretti ve şeytan oldu,şeytan büyüklenen demektir.İnsanların Allah`a isyanlar ister 1 konuda olsun ister 100 konuda olsun,yada başka alanlarda olsun,eğer kendince felsefe üretiyorsa,mantıklar geliştirerek bunu yapıyorsa yine büyüklük taslama söz konusu olacaktır.

Kimisi Allah`ınkendisini  afedip etmediğini bilmeden affetmiştir der hatta kendisini kesin cennetlik görür,ben bu cürümü işlesemde bir şey olmaz gibi ifadelerle bir söylem oluşturur.İnsanın mutlaka hatalaraı olur ancak hatalarından dönmesi gerekir,hatalarına devam etmemesi gerekir,enazından okuyuş ve uygulayış içinde olması gerekir.İnsanın içine kibr girmişse ,kendisini cehennemden azad edecek hep cennetliğim mantığıyla yaklaşacaktır olaylara,bu düşünce islami değildir,bu sebeble insan yeni hatalar işlemiş olacaktır.Çünkü şunu görmeyiver,bunu görmeyiver diyerek cennete oturtur kendisini,insan yapmaması gereken şeyleri yapıyorsa,yapması gerekenleride yapmamış konumuna gelir,ulaştığı mesafede sonuç olarak iyi olmayacaktır.İnsan kendisini cennete yada cehenneme sokma gibi yetkisi olmadığından, bu yargılama onun helakını artıracaktır.

Tekfircilik mantığının altında yatan unsurlardan biride budur.İnsan kendisini cennetlik görüp karşısındakinide cehennemlik görürse bu düşünce onu alıp götürür.Bunun temelinde ahiret inancında sorunlar yattığı vakıadır.Kimisi tümden rededer,kimisi temelsiz yorumlar ortaya atar,fravunun küfrü ortada,şeytan'ın ortada,biraz daha cürüm işlesem ne farkeder,şeytan Allah ile tartışmaya girerek yürütmüş,fravun ise zalimliğinden vazgeçmiyerek sürdürmüştür.

Ahiretle ilgili olsun,ahirete dönüş açısından bakarsak,bu konuda eğitimimizi iyi bir seviyeye getirmemiz gerekmektedir.İnanıyoruz  ya! ahirete diyerek geçiştirmeyelim.Eğer bir konudada olsa bir büyüklenmemiz ahiret konusunda sorundur bunu unutmayalım,yanlış anlayıştır. Sad suresi 26. ayeti kerimede rabbimiz şöyle buyuruyor.

Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.”
Hesab günü hakkında yanlış düşüncelere girmek,heab günü hakkında felsefeler üretmek,hesab günü hakkında kendince zanlarda bulunmak,bizi Allah yolundan yürümekten ve adalatten uzaklaştıracaktır.Yukarıdaki ayette davud a.s. dahi uyarırken rabbimiz kendimizi titizlikle hesaba çekelim,tekrar tekrar  düşünelim ve bzim ahiret konusunda düşüncelerimizi,Allah'ın huzuruna dönme konusunda düşüncelerimizi Allah'ın bildiriği çerçeve dahilinde tutalım,başka mantıklar,başka düşünceler ortaya atarsak Allah korusun bizi yanlışlıklara sürükleyecektir.CenabıAllah buyuruyorki 40.ayette

40- Bunun üzerine, onu ve askerlerini tutup suya attık. Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak
39. ayette askerlerin haksız yere büyüklendiğini bildirilmiş,40.ayette  askerler suya atıldığını anlatıyor,Askerler nasıl büyükleniyor?Tamam Fravun büyüklendi bunu anladık ama askerlerin büyüklenmesi nasıl oldu?Fravun halkın karşısına çıkıp ben sizin rabbiniz değilmiyim dedi,birde benden başka sizin için başka bir ilah bilmiyorum dedi ve halkını aşşağıladı,böyleyken askerler nasıl büyüklenmiş oluyorki?Meseleyi anlamak için değişik bir açıdan bakmamız gerekiyor,daha iyi değerlendirmek için.Fravun halka dediki ben sizin yüce rabbinizim dedğinde,halkı bunu onayladığı zaman,onlar Allah,tan daha iyi bir konumda olduğunu onaylamış oldu,peygamberden daha iyi biri olduğunu onaylamış oldu.Onlar fravunu onayladılar.Allah'ın kulu olmayı bırakıp,Fravunun askeri olmayı onur saydılar.Fravuna itaat etmeyi onur saydılar.Haşa!Fravunun Allah'tan ve peygamberden daha hayırlı olduğunu onaylamış oluyorlar.Fravun halkını aşşağılarken,halkıda bunu onaylamış ve kendinide aşşağılamış oldular kuranın ifade ettiği gibi ''esfele safilin'' e düşmüşlerdir.Fravunda aşşağılık konumuna düşmüş,Allah'ın hukumlerini kabul etmemiş,peygamberin beyanını dikkate almamışlar,içinde bulunduğu delaletin daha hayırlı olduğunu düşünmüşlerdir,böyle bir durumda bu insanlar kendi nefislerini ilah edinmiş olurlar.Allahuteala bu insanların durumunu değerlendirirken''büyüklenme'' olarak değerlendiriyor.

Günümüzde en  kültürsüz ve an cahil insanların en kibirli insan olduğu bir vakıadır, zaten bundan dolayı insanlar ''esfele safilin'' olurlar.Belki ilim tahsil edenlerdede bu vasıflar var ama bu öğrendiyi bilgiyi malzeme görüp ve malzeme olarak kullanırlar.Belli bir konuda sohbet ettiğiniz zaman ''ben bilirim'' mantığıyla yaklaşıp size bağırır çağırır bu şekilde karşıdaki insanın fikrini küçük görüp büyüklük taslama şeklinde yaklaşır.Allahuteala bizi bu konuda uyarıyor ve toplumun önderlerine uymama konusunda şu ayeti celile bizi bilgilendiriyor.

Kalem Suresi
10 - Şunların hiçbirine boyun eğme: Yemin edip duran aşağılık,
11 - Daima kusur arayıp kınayan, hep lâf götürüp getiren,
12 - Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,
13 - Kaba ve haşin, sonra da kötülükle damgalı,
14 - Mal ve oğulları var diye (böyle davranır).
15 - Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: "Eskilerin masalları" der.
16 - Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız.

Toplumun önderi olmuş,belli bir makama gelmişler ama aşşağılık konuma düşmüşler böyle davranarak,yapmacık uslublar,kaba davranışlar genelde müşriklerin önderlerinde bu özellikler bulunmaktadır, aslında bu önderler  toplumun en kibar insanları olması gerekir çünkü gerek sosyeteden olması,gerek eğitimli olması bunu gerektiriyor ancak üzülerek söylemem gerekiyorki en kaba ve soysuz,aşşağılıkları burdan çıkıyor.İnsanlara davranışları çok kaba şeyleri içeriyor,toplum önünde söz ifade ederken,insanlar arasında konuşurken,yapmacık kibarlıklar söz konusu olduğu gibi bir yandan birbirlerini çekiştirirlerken, en adi uslubu kullanırlar.Birbirlerini çekiştirecek ve birbirlerinin kusurlarını ortaya çıkaracak kadar seviyesizleşirler.Bu durum aslında onların cahilliğini gösterir,onların kibirliliğini artıracak en büyük etken milliyetçiliktir.

Milliyetçilik hastalığı toplumların bünyesine girdiği zaman,en üstün kavim biziz, en üstün ırk biziz dedikleri zaman diğer toplumları aşşağılarlar,kendi kavminden olan insanların sözlerine önem verirler,mesela bizim oturduğumuz,sohbet ettiğimiz kürt arkadaşlar var,onlarda biri çıkıp diyorki;kim size ders veren,şayet türk ise,türkler şöyledir, türkler böyledir eğer kendi ırklarından biri varsa mesela said nursi gibi o zaman fazla sorun etmiyecekler,said nursi’nin çok taraftarı olmasının sebeblerinden biride kürt olmasıdır,genelde onun sözlerinin doğruluğu yada yanlışlığı hiç önemli olmamıştır,aynı şey türkler içinde geçerlidir,türkçülüğe ve türklüğe önem veren birisine arkadaşım bir tefsir kitabı vermiş,bu tefsir kıtabı seyyid kutub’unmuş, bu kitaba karşı takındığı tavır bambaşka oluyor,hemen önyargıyla hareket edip ‘’ben arab,marab tanımam,türk birisi yokmu?türk yazar yokmu?türk yazarı olan tefsiri getir’’ diyor.Bunun üzerine tefsiri değiştirip elmalıyı getiriyor,keşke okusada anlasa,sonuçta ikiside aynı dini anlatıyor ama birisi arab ya! Ağzıyla kuş tutsa onu kabul etmem mantığı bir defa yerleşmiş kolay çıkaramıyorsun bu mantığı,sözün doğruluğuna yada yanlışlığına bakmıyor,arkadaş mevdudi’den bahsediyor yine cevap olara’’yok yok sen türk yazar varsa ondan getir’’ diyor.Yani fars’lıda olmaz,urdu’luda olmaz,türk olacak illaki;öyle bir şeyki; mevdudi Allah’ın emir doğrultusunda çok önemli faaliyetler yapmış,çok ciddi yazılar yazmış,hayatını ortaya koymuş,onu istemiyen güçler dahi onu öldürmekten kaçınmışlar,vazgeçmişler daha sonrada serbest bırakılmış ve doğruyu sakınmadan anlatmış insanlara,sağlam deliller ortaya koymuş,son dönemde ortaya çıkan alimlere ve yazarlara bakarsak;delilleri ve kaynakları en sağlam kişidir,yani çok sağlamdır fikirleri ve ilme önem verir,işte falan tarihte musiki ile ilgilenmiş,felsefe ile ilgilenmiş,mustafa kemal’ın diretifi ile tefsir yazmış,çevresiyle hoş geçinmiş bir kişinin kitabı ile ilgileniyor,itibar ediyor.

Burda bakış açısındaki yanlışlıklar görebiliyoruz,yani büyüklenmenin ne boyutunda olduğunu görebiliyoruz.Bunu örneklendirirsek nerde çıkıyor?İsrailoğullarında çıkıyor,Resulullah s.a.v. hanımlarından biri babası ve amcası ile konuşuyormuş,Resulullah a.s. medineye yeni geldiği zaman,amcası onu görmeye geliyor ve tekrar dönüyor,Resulullah a.s. arasında konuşma aynen şöyle;babası beklenen peygamber omu? Diyor,cevap olarak ‘’evet o’’ diyor,halbuki o kadar beklemişken yanında yer alması gerekirken,ona iman etmesi gerekirken,sodiyor.ruyor; ne yapacaksın ?

 Cevap olarakta diyorki;’’Ömrüm boyunca ona karşı savaşacağım’’düşünebiliyormusunuz?Onın peygamber olarak bildiği halde,o kadar beklediği halde,ona karşı savaşacağım diyor.Neden kaynaklanıyor bu?Çünkü bekledikleri peygamberi israiloğullarından bekliyorlardı,bir yahudi peygamber bekliyorlardı ama bu arablardan çıkınca,sırf bundan dolayı büyüklendiler ve isyan ettiler.Resulullah’a karşı büyüklendiler ama Allah’a karşı büyüklendiler.

Mısırlılardada olay bu durumda eğer kıptilerden biri peygamber olsa idi daha farklı olabilirdi.İsrailoğullarından peygamber çıkmasıyla hemen Musa a.s.yalanlandı ve ona karşı büyüklendiler.Biz efendiyiz,biz üstünüz,biz üstün ırk olarak büyüğüz,biz üstün milletiz,siz köle sınıfındansınız,bizim esirlerimizsiniz,bize peygamberde getirseniz,başka bir şeyde getirseniz onu kabul etmeyiz mantığıyla hareket ettiler.

Askerlerin büyüklenmesi,Fravunun aşşağılamasına rağmen o  askerleri,askerlerinde büyüklenmesi çok önemli bir unsurdur,askerleri piskolojik olarak hazırlamak içinde,görürsünüz,bilirsiniz,flimlerde olsun,tv de olsun,bağırtırrılar askerleri. Komutanları komut verir,büyüklenen sözleri haykırmalarını isterler,bunlarıda bir çok kişi inanarak söylerler.Çünkü canını koymuşlar,inanmasalarda inanmak zorundadırlar.Piskolojisini ona göre hazırlar.İnanmıyorsam ben nasıl gidicem buraya,kalbinin bir köşesinde inanç oluşacak,bu uğurda hazırlayacak kendisini piskolojisi olarak,buda bir tür büyüklenmedir.Dolayısıyla insanlarda asker piskolojisi her bölgede vardır,ancak konumuz Fravun askeri olduğu için asıl mesele,yani bu büyüklenmenin altında yatan unsur,cahillik,taraftarlık,futbol takımı tutar gibi yada kavmiyetçilik yapar  gibi davranışlar büyüklenmeye yöneltiyor insanları.

Siz istediğiniz kadar büyüklenin Allah’tan büyük olamazsınız.Allah’tan  büyük olcağınızımı sanıyorsunuz?Allah’ yeryüzünde aciz bırakacağınızımı sanıyorsunuz?Başka ayetlerde böyle geçiyor.Nur suresi,57, İnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeri!

Allahuteala onları kendi ayaklarıyla denizin dibine indirdi.Deniz ikiye yarılınca,o yarıldığı yerden askerler yürümeye başladı,israiloğulları denizden geçince,deniz birleşiyor ve boğuluyorlar.Kendi ayaklarıyla o suyun dibine adımlarını attılar.Helak olmalarına sebeb özellikle Allah’a karşı büyüklenmeydi.Büyüklenmeleri onların gözünü kör etmişti.Allahuteala son sözünü söylüyor diyorki; Böylelikle zulmedenlerin nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.

41- Biz, onları ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.
42- Bu dünya hayatında onların arkasına lanet düşürdük; kıyamet gününde ise, onlar çirkinleştirilmiş olanlardır


Bu kişiler, şeytanın telkinlerine sözcülük yapan ve çoğu zaman toplum üzerinde hakimiyet kurmuş, lider vasıflı kişilerdir. Amaçları ise dinsizliğin insanlar arasında yaygınlaşması için çalışmak, Kuran ahlakının yaşanmasını engellemektir.

Bu kişilerin sayıca çok fazla olmaları gerekmez. Toplum üzerinde maddi ve manevi anlamda etkin olan, ekonomik gücü ellerinde bulunduran veya toplumun düşünce yapısını yönlendirebilecek araçlara sahip kişiler olmaları yeterlidir. Bu şekilde istedikleri yöndeki telkinleri kolaylıkla kitlelere ulaştırabilir, insanları kolaylıkla yönlendirebilirler. Bu araçlar sayesinde insanların çoğunluğunu istedikleri şekilde düşündürmeyi, konuşturmayı, hayatlarını şekillendirmeyi başarırlar.
İnkar edenlerin önde gelenlerinin bu yanlış yönlendirmeleri genel olarak halk arasında teslimiyetle karşılanır. Bu kişilerin nihai hedeflerinin farkında olmayan, dünya hayatının koşuşturmasına kendini kaptırmış insanlar, neyin peşinde olduklarını ve nasıl bir hayatın içine girdiklerini bilmeden bu kişilerin gösterdiği yolu izlerler. Onların ağızlarından çıkan her sözü hemen kabul eder, büyük bir titizlikle uygular ve tüm hayatlarını buna göre şekillendirmekten kaçınmazlar.

Tarih bu gibi kötülüğün önderleriyle doludur. Yakın tarihimizde Stalin, Hitler, Franco, Mussolini, Mao gibi eli kanlı liderler inkarcıların önderleri olmuşlardır. Bu kişiler, iktidar sahibi oldukları dönemlerde insanların tüm hayatlarını kendi kontrolleri altına almışlar, düşüncelerini, günlük hayatlarını, sosyal yaşamlarını bizzat kendileri yönlendirmişlerdir. Tüm iletişim araçlarını kendi düşünceleri doğrultusunda kullanmış, istedikleri şekilde eğitim verilmesini sağlamış, istedikleri kitapların okunmasına izin vermiş, istemediklerini toplu halde imha etmişlerdir. Farklı düşüncelerin varlığına dahi tahammül edememiş, aykırı tüm düşünceleri vahşice ortadan kaldırmışlardır.

Yani böyle yaptılarda sonuçları ne oldu?Dünyanın en güçlü ordusu o gün Fravunun ordusu, o günün en güçlü ordusu farzedinki günümüzün Amaerkası yada rusyası v.s.kendi ayakları ile kendi elleri ile sonunu hazırladı.Bugünde dünyanın en güzel kadınları olarak,mankenler,şarkıcılar gibiler Allah’ın emir doğrultusunda hareket etmedikleri için,yarın mahşerde ateşin içinde çirkinleşecekler.Bu dünyada üç gün gezecekler,dördüncü gün yaşlanıp yüzleri buruşacak,liderlikleri,makamları yine ellerinden kaçacak bunların,yarında ateşin içinde,kimse onlara dönüp bakmayacak,bir,iki lanette onlar okuyacak,bizi falancılar saptırdı diyecekler,birbirleriyle çekişecekler.



CENGİZ SARSMAZELSOY
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
 





Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.563 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu