KASAS SURESİ(38)

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > KASAS SURESİ(38)
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: KASAS SURESİ(38)  (Okunma Sayısı 131 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
23 Mart 2011, 06:06:26 ÖS 18
Üye Bilgileri
iktibas
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 205
Nerden:

Offline
« :»


 
Kasas suresi(38)


Açıklama.
38 - Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
(Evkıtli)Haydi ateş yak,kule yapğımında işe yarayacak tuğla pişir)
(Sarhan)Es-sarhu:Yüksek bina(kule)anlamındadır.

Musa a.s. Allahın dinini net ve teker teker anlatıyor,tebliğ yapıyor,Allahtan başka ilah olmadığını ve azabtan  kaçınması gerektiğini yumuşak bir uslubla en güzel şekilde anlatıyor.Yani aşşağılayan bir şiveyle değil.En güzel tatlı bir uslubla.Fravun buna rağmen,en güzel uslubla,en güzel söz ile Allah tarıfından gönderilmiş öğütle,Allah tarafından gönderilmiş bir elçi  olarak musa a.s. sözünü yalanlama yolunu seçiyor.
 Yani bu kadar iyi niyetin, bu kadar güzelliğin üstüne bunlar hala ne yapıyorlar?isyan üzere hareket ediyorlar. İyide bütün iyi niyetini gösterdi musa a.s. o kadar güzel söz söyledi buna rağmen kabullenmedi.Artık tamam onu tekfir etmek,hakaret etmek,suçlamak günümüzde olduğu gibi dönüşebilirdi ama musa a.s. asırlarca onun yanında bulunmasına rağmen böyle bir hareket yada sözde bulunmadı.Casiye suresi 14. ayeti kerimede rabbimiz şöyle buyurur.

14- İman edenlere de ki: "(Allah'ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah'ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar."

Yani kafirleri bağışlasınlar diyor rabbimiz,bu direk iman edenlere bir emirdir.Yalanlayanları bağışlasınlar diyor.Hemen ayetin deevamında rabbimiz buyuruyorki

15- Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim kötülük yaparsa, artık o da kendi aleyhinedir. Sonra siz Rabbinize döndürüleceksiniz

Olaya baktığımız zaman öyle bir durumla karşı karşıyayızki Allah kafirleri affedin diyor muminlere,kafirleri affetmekle ilgili bir emir veriliyor.Bu nasıl bir boyutta olmalı?Kafirlere bu dünyada kalkıpta müdahele etmeyin,birgün gelecek bunun karşılığını görecekler, bu ayetin hükmü nerde geçerli, Devletin olmadığı ülkelerde yani Allahın hükümleriyle hükmedilmediği yerlerde sabr etmekle ilgili bir hüküm söz konusu.Ama islam devleti teşekkül ettiği zaman farklı bir hukuk devreye girmiştir.Müslümanlarla müşrikler arasında bir hukuk söz konusudur.O hukuk yürürlüğe konmuştur.İslam devleti teşekkül edene kadar,onlara dokunmamak,onlara karışmamak,onlara karşı savaşmamak söz konusu olmuştur.Tüm bu hukuğun dikkate alınması bizim için bir ayettir.Bu durumda affedilmesi gerektiği yerri ve affedilmemesi gerektiği dönemi iyi bilmemiz gerekir.
Hırsızlık yapanı bu hukuka göre cezalandırılır,zina yapanı bu hukuka göre cezalandırılır.Ama imanları noktasında,akide konusunda,inanmak konusunda onları bırakmak zorundadır.Sosyal hayatı etkileyen,insan hayatını etkileyen konularda islam hukuku uygulanacaktır.Ama islam devleti yoksa,Allahın indirdikleriyle hükmedilmiyorsa,sosyal hayattada olsa ne yapacağız,bırakacağız,affedeceğiz.Saede Allahın dinini onlara ulaştıracağız,öğüt vereceğiz onları afedersek en güzel tebliği yapma noktasına ulaşırız.Onları affetmezsek güzel söz söylememiz olanaksız olur.

Yumuşak söz kullanamayız.Sonuçta olması gereken ortada,biz içimize sindirmemiz iman etmemiz gerekir bu konuda.Yine bunu her ortamda,her şartta uygulamamız ,ölüm bile onu kurtaramıcaklazım.Şayet hayata geçiremezsek Allahın bu emrini bizzat biz çiğnemiş oluruz.
Ayette dediği gibi
15- Kim salih bir amelde bulunursa, kendi lehinedir, kim kötülük yaparsa, artık o da kendi aleyhinedir. Sonra siz Rabbinize döndürüleceksiniz
Yani Allahın affet dediğini hemen acele edip cezalandırmaya kalkarsa bu onun aleyhine olacaktır ve işlediği salih amel olmayacaktır.Yani bizzat kendi aleyhine bir olay başlatacaktır.Sonuçta diyorki cenabı Allah diyorki Sonra siz Rabbinize döndürüleceksiniz.
Kafir isyan ettiyse,zulüm ettiyse,Allaha küfrettiyse cezasızmı kalacak?Siz iman etmiş bir ümmetsiniz,cennet ve cehenneme inanmıyormusunuz der gibi bir uslub var burda,eğer iman ediyorsak şunu anlamalıyızki Allahın elinde hapis olacak kişiler bunlar Allahın azabından kaçacak değillerki,ölüm bile onları kurtaramıcak,yeniden diriltilecek,can verilecek,cehenneme atılacak orda dahi ölmeyecek,siz neyin peşindesiniz,adam öldürmekle neyi çözmeye çalışıyorsunuz,ceza verirken ne gibi ceza vermeye çalışıyorsunuz.Kendi kendinize neler yapmaya kalkıyorsunuzda Allahın emirlerini çiğner haldesiniz.Aslında bu ifadeyle rabbimiz sorgulamış oluyor.
Müşrikler içinde düşünürsek bu konuyu,iyi bir amel yapsalardı kazancaklardı,kötülük yaptılar ve bu biriktirdikleriyle Allahın azabına düçar olacaklar,istedikleri kadar yalanlalasınlar, ne yaparlarsa yapsınlar karşılığını görecekler.Müminlerin burda konumu ne?Ne yapması gerekir muminler burda? İman edenler burda nasıl yaklaşımı olmalı?Allah diyorki siz onları affedin ifade bu,Allaha isyan ediyorsa dahi,Allahı inkar ediyor olsalar dahi,siz onları bırakın elinizi çekin onlardan diyor casiye 14 te
14- İman edenlere de ki: "(Allah'ın) Onları kazandıklarıyla cezalandırması için, Allah'ın günlerini ummayanları (şimdilik) bağışlasınlar
Ama bu gün insanlar birilerini cezalandırma,birilerini yargılama peşinde,gerçekten bu zor bir olay,insanların atladığı,insanların gaflete düştüğü bir olay,Allah adına cezalandırma Allah adına yargılama hatalarına düşüyorlar.Bu apaçık ayeti anlamadan dinlemeden aksine hareket eder durumdalar malesef.
Resulullah s.a.v islam devleti teşekkül edene kadar bir tane müşrik öldürmemiştir.Bir tane müşrik dövülmedi.Bir yerde kaza sonucu müşriğin kafasına kemik isabet etti ancak ikinci kez tekrarlanmadı,sad ebu vakkasın bir kemik fırlatması sonucu müşriğin kafasına isabet etti.Bir tek olay tekrarı olmayan bir konudur.İslam devleti teşekkül edene kadar bir tane müşrik öldürülmedi.Dikkate alınması gereken önemli bir olay,casiye suresi 14. ayeti kerimeyi dikkate aldıkları için böyle yaptılar muminler.Bugünkü müslümanlar bunu anlayamadıkları için başaramadılar.Bu ayet havada asılı kalması gereken bir ayet değil,bugünde başarılması ve uygulanması gereken bir ayet.Dün müslümanlar bu uslubla hareket ettiler başardılar.

Cenavbı Allah dönemin en azgın imparatoruna yani fravuna ne söylenmesini emretmiş?Demişki ona güzel söz söyle,ona yumuşak uslub kullan,öğüt ver ona,böyle anlat Allahın dinini diyor.Buna rağmen fravun musaya karşı çıkıyor fravun yine aynı şekilde cürüm işlemeye devam ediyor,erkek çocukları boğaz latıyor,kız çocuklarını sağ bırakıyor,tabı bırakmasındaki gaye köle olarak çalıştırcaklar,onlara galibiz diyerek zulumlerini dahada artırıyorlar ama musa nın yapması gereken şey nedir?Yine en güzel uslubu kullanarak tebliğ yapmaktır.Allahın emirleri zaman zaman sert olacak ancak Allahın sert ikazlaruyla tehdit edecek musa a.s..ama bunu söylerken Alah sizi şöyle yakacak ,şöyle yapacak diye değil,yüzünde ağlamaklı bir ifadeyle,fravunun azaba yakalanması endişesini taşıyarak,Allah korkusunu gölge düşürmeden,en güzel kelimelerle sunacak akideyi.

Kıssaya devam edelim birçok mucize geldi,kurbağadır,içeceklerin kana dönüşmesi,çekirgedir v.s 9 tane mucizeler geldi bunun üzerine her seferinde iman edeceğiz deyip ısrar söz konusu olmuş anck bize düşen yukarıda iktibas ettiğim gibi yumuşak ve en güzel uslubu korumak zorundayız.Neden?Musa a.s. kim?Musa a.s.  Allahın kulu ve peygamberi ama sonuçta bir kul,fravunun yalanladığı kim?Allahın peygamberi fravun yalanladığı kişi Allahın elçisi olduğundan Allahı yalanlamış olacaktır.Bu yalanlamanın sonucunda musa a.s. kendi kızgınlığını yada kinini ön planta tutarsa Allaha karşı suç işlemiş olacaktır.
Dikkat edelim kendi kızgınlığını problem ederse ,sözleri ve davranışlara bu kızgınlığa göre ayarlarsa ,kendisini Allahın emrinin üstünde görmüş olur.Çünkü kendine yapılan şeyi kaldıramayıp ona göre söz davranışını ayarlamış olur.Musa a.s. kişisel çekişmeye girecek olsaydı,kendisini Allahın emirlerini dikkate almamış ve cürüm işlemiş olacaktıSonuç olarak .bunu biz iyi değerlendirelim, kişisel çekişmelerde  bulunmayalım,kızgınlıklarımızı yüreğimizde kaybetmeye başlayalım.Allah a inanıyorsak ,Allahın adaletine güveniyorsak erdemli hareketimizin karşılığını tam olarak alacağız Allah izin verirse.O zaman nedir bu acelecilik?Nedir bu basit bir intikam davası?Bunu beynimize yerleştirmemiz lazımki, ozaman önümüze bakalım,O zaman günümüzün görevini anlayalım.Şahsi kızgınlıklar yüzünden günümüzün görevini yerine getiremiyor.
Te krar kıssaya dönersek fravun diyorki
Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum.
Fravun açık ve net bir şekilde ilahlık davasında bulunuyor ama  faravunun ilahlık iddiası nasıl bir iddia?Yerleri ve gökleri ben yarattım demiyor,güneşi ve ayı ben yarattım demiyor,peki nasıl bir iddia bu?İnsanlar hakkkında yanlışı  ben ben belirlerim diyor,yanlışı ve doğruyu ben belirlerim diyor,yasakları veya serbest olacağının meseleyi ben bilirim diyor,kanun koyucu benim,helal ve haramları belirleyen benim deme noktasında bir iddiası vardı.İnsanlar bu durum karşısında ne yapıyor?Onu kulu olarak görüyor,aslında bütün krallık sistemlerindede mantık aynıdır.Bütün,krallık,padişahlık,sültanlık sistemlerindede mantık aynıdır.Tarihte sultanlar,padişahlar,krallar toplumların başına oğlunu bir mal gibi miras bırakmışlardır.Toplumlardan toplanan vergilerde kralın şahsi malı gibi görülmüştür, astıkları astık,kestikleri kestik olmuştur,halada devam ediyorlar ve insanlar bu şahıslardan hesap soramamış,özellikle bu Allahın dinidir diye devam ettirmişlerdir sistemlerini.Günümüzde nerde vardır bu mantık,ingiltere krallığında yada suudi arabistan krallığında, keyiflerine göre adam öldürebiliyorlar.Toplumun malı kralın hazinesine girer ve dün osmanlıda yada başka bir imparatorlukta,tabi bazı farklılıklar var,ingiltere kralı hristiyanlık iddiasında ancak gerçek hritiyanlık değil, angalika klisesinin yorumladığı din anlayışı hakim,fravunun kendi din anlayışı vardı,peki gelelim suuda,selçuklulara,osmanlıya,emevilere  onlar açık ve net şekilde ilahlık iddiasında bulumuyorlar ama üç konudada olsa ilahlık iddiasında bulunmuşlar.Bu işin başlangıç noktası emevidir.Özellikle beyazıt ismi meşhurdur ,insanlar bu ismi çok koymuştur evlatlarına anlamı yezit demektir,tabi daha sonra beyazıta çevirmişler.

İlk saltanatı başlatan muaviyedir,muaviye ise sahabedendir,muaviye hatta resulullah a.s. vahy katibeliğini yapmıştır ancak resulullahın sünnetine önem vereceği yerde saltanat onun için vazgeçilmezi olmuştur.Sonuçta ister bunu falanca yapsın, ister bunu filanca yapsın,Allahın dinini uygulama noktasında farklı hükümler koyarsa ilahlık iddiasında bulunmuş olur.Bunları iyi algılamamız gerekmektedir.

Şimdi fravunun işlediği zulum acaba tüm Allahın indirdikleriyle hükmetmiyen idarecilerle aynı derecedemidirler? Bu gün elhamdulillah müslümanım diyenlerin ve Allahın indirdikleriyle hükmetmiyen  idarecilere zulüm diyorlar ve yaptıkları zulüm olarak değerlendirebiliriz ama eğer bu zulümde ısrar varsa,zulümden dönmemişse  bu küfr noktasına ulaşan bir zulümdür eğer tevbe edip dönmüşse bu kişiyi islam dairesine sokar.
Bakara suresi 81 - Evet kim bir günah işlemiş de kendi günahı kendisini her yandan kuşatmış ise, işte öyleleri ateş ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.
Nisa suresi 110 - Kim bir kötülük işler, yahut nefsine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse, Allah'ı bağışlayıcı ve esirgeyici bulur

İnsanlar zulüm işlemeye devam ederde ölürse bu küfr boyutunda zulüm olacaktır.Tevbe ederse islam dairesinde olacaktır.Dolayısıyla insanların işlediği zulmu bu boyutlarıyla değerlendirmek gerekir.Çünkü adem a.s. işlediği zulüm tevbe etmesiyle şekillendi ve Allahın affına mazhar oldu çünkü tevbe ettikten sonra salih amel işlemeye devam etti.İblis Allahın emirlerini milyonlarca kez yerine getirmesine rağmen bir zulüm işledi ancak tevbe etmedi,tevbe etmemesinin sonucundada günahı kendisini kuşattı ve Allahın rahmetinden kovuldu. Bu  iki kıssa bize sunulan en güzel örneklerden biridir.Sonuçta olayın boyutuna baktığımız zaman ilahlık iddiası hangi buyutta ise bakacağız ve buna göre değerlendireceğiz.Ortada ne vardır?Az fravunlaşmak,çok fravunlaşmak,ama sonuç olarak fravunlaşmaktır.Ne zaman kadar? Tevbe edip dönene kadar.Musa a.s. fravunun tahtını yerle bir etme gibi iddiası yoktu,şayet fravun iman etse idi tahtında kalacaktı.Hemde mumin olarak belkide muminlerin emri olarak iktidarda kalacaktı.Tarihte birçok kafir idarecilere resulullah a.s. mektupla islama davet etmişti.
İman et halkının başında kal bu söz resulullahın mektuplarında yazıyordu.İman etmiş bir kral en güzel örnek olacaktır.Dolayısıyla islam bu meseleyi gözardı etmez ,yani birilerin yerinden etmek için,yada dini kullanarak iktidarı ele geçirmek çok çirkin bir icraattır.
Fravunun  ilahlık iddiası bazı alanlardaydı ,Günümüzde idarerecilerin ilahlık iddiası bazı alanlardadır.Sonuçta Allahın dinine tabi olmadıkça,idareci olmak şart değil birey olan kişilerde ilahlık iddiasında  bulunmuş olur,unutmamak lazımki şeytanda bir bireydi.Çünkü
Furkan.43. “Ey Muhammed! Hevesini kendine İlâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?”
Buyuruyor rabbimiz.bu sebeble heva ve hevesimizi ilah edinmemem için Allahın tarif ettiği islamı Allahın tarif ettiği şekilde yaşamak gerekir.Ona gereği gibi teslim olmak gerekiyor.Olması gereken gerçek ve uygulama budur.Aksi taktirde insanların bireysel ilahlık iddiaları ortaya çıkacaktır,bunu görüyoruz.Bir sürü Allahın dinine muhalif,düşünceler,felsefeler ortalıkta cirit atıyor,
Fravun ne diyor
Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.

Evet çamurun üzerinde bir ateş yakıpta kule yapmak ifadesi tarihçiler piramiti inşaa ettiklerini söylerler veya ayrıca bir kule inşaa etmiş olabilir,burda önemli bir cürüm görüyoruz.Oda nedir?Allaha karşı alaycı bir uslubu var farvunun.Bir kule inşaa edecekte,Allaha yaklaşacakta böylesine gülünç bir iddia,koministlerde böyle bir iddiası vardı fezaya ulaştık ,gezdik Allahı aradık bulamadık diye bir ifadede bulunmuşladı.Amaçları halkı başka yöne yönlendirmekti.Aynı alaycı uslub devam etmekte,yine devam edecek,tarihte nasıl olmuşsa,bugünde ,yarında olacaktır.
Fravun böylelikle musayı yalanlamak ve onun aleyhinde delil bulma iddiasındaydı.
Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
Bu durum onun ne kadar sığ,ne kadar basit düşünceye sahip olduğunu gösteriyor.Bu gün müslümanlar fravunun düşüncesini ne kadar basit olduğunu görmüş oluyorlar,uzaya çıkmak için bir imkan yakalamışlar insanlar,aynı şekilde fravunda belki 5000 metre yükselmiş,ama atmosferi dahi geçememiş,bugün ise atmosferi geçmişlerama ulaşabildikleri nedir ,çok fazla bir şey değil,bugün insanlar bile aciz durumdalar.İnsanlar tabi inkar etmeyi kafaya koymuşlar aynı fravun gibi,kabul etmemeyi,isyanı kafaya koymuşlar,her bahane neyse ona sarılmaya hazırlar.Sonuçta savundukları fikri benimsemeselerde sarılacaklar.İnsanların kafasını ne kadar karıştırırsak o kadar kardır diyecekler.Meşhur bizr söz vardır duvara çamuru at izi kalsın gibi mantıklar var aynı mantıkla devam edeceklerdir.Tabi kimi kandırcaklar,kendi gibi cahil olanları,kendileri gibi söylemleri olanları,kendilerine inanmak isteyenleri.
Gereği gibi Allaha itaat eden,gereği gibi islamı hayatına tanzim eden,gereği gibi eğitimini tamamlamaya çalışanı kandıramıcaklardır.Onlara karşı galib değil mağlup olacaklardır.
Bu derstende çıkarımlarımız bunlardır.

Cengiz sarsmazelsoy
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap



Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.322 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu