Müslümanlara Acil Çağrı

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Güncel Konular (Moderatör: Yonetim) > Müslümanlara Acil Çağrı
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Müslümanlara Acil Çağrı  (Okunma Sayısı 740 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
22 Mart 2011, 08:58:03 ÖS 20
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2418
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« :»

Müslümanlara acil çağrı!
 

Ey Müslümanlar artık ağlamayı ve sızlanmayı bırakın! Viranhane dönüştürülen İslam dünyasını işgallerden ve diktatörlerden kurtarmak için ayağa kalkın! İKÖ ve Arap Birliğini derhal ele geçirin! İslam Barış Birliği için ilk adımı hemen şimdi atın!



Yaşanan olayları hep beraber canlı canlı izliyoruz. Bir kısmımız izlerken bir kısmımız da fiilen olayların içinde yaşıyor. Kan, göz yaşı, acı, feryad arş-ı âlaya dayanmış durumda. Ancak Müslüman olduğunu iddia eden bizler bu seslere kulak verme yerine başka işlerle meşgulüz. Kimimiz işte kimimiz aşta kimimiz oynaşta.

Halkı Müslüman olan devletlerin orduları bu yaşanan olaylara müdahil olamaz mıydı? İki tarafı da Müslüman olan bu çatışmanın arabuluculuğunu Müslümanlar yapamaz mıydı? İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ne işe yarıyor? Neden başkalarından çözüm bekliyoruz? Neden biz çözmek için çalışmıyoruz? Neden? Neden? Neden? Teker teker gücümüz yoksa neden birlikte hareket etmiyoruz?

Konferanslar, paneller, açık oturumları tertip eden Müslüman ülkeler, cemaatler ve sivil toplum örgütleri, bu konuda neden bir şeyler yapmıyorlar?

“İslam Ortak Savunma Gücünü” oluşturmak için daha ne kadar müslümanın ölmesi lazım? İki Müslüman kişi, grup ya da devletin arasını bulmak için oluşturulacak “İslam Barış Gücü”  için daha neyi bekliyoruz?

Yabancı devletlerin Müslümanlara müdahalesine karşı gelirken, neden bizler yaşanan bu menfur olayların çözümü için ciddi adımlar atmıyoruz? Birilerinden onay mı bekliyoruz? İzin vermelerini mi bekleyeceğiz?

Sahi bizler bir bedenin uzuvları gibi değil miyiz? Neden sadece seyrediyoruz? Neden çözümü gayr-i müslim devletlerden bekliyoruz? Bizler, Müslümanların arasını bulacak kadar becerikli, başarılı ve cesaretli değil miyiz? Hep tenkid mi yapacağız. Hep yapılanlarda yanlışlıklar bulup fikri rahatlamalar mı yaşayacağız?

Biz şu ayete inanmıyor muyuz? “Eğer inananlardan iki grub birbiriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.” (Hucurat 9)

Müslümanlar bu ayeti ve benzeri ayetleri sadece sevap kazanmak için mi okurlar? Allah’ın verdiği aklı daha ne zamana kadar kullanmaktan uzak duracaklar? Bilmezler mi ki; Allah hainleri ve aklını kullanmayanları sevmez.

Hani Müslümanlar birbirine hakkı tavsiye ederdi? Nerede? Bu tavsiyeler sadece camide mi yapılacak?

Dünya Müslümanlarına açık ve acil bir çağrıda bulunmak istiyorum. Ya şimdi birlik beraberlik içerisinde “Ortak Savunma ve Barış Gücü” oluştururlar ya da “Basra harab olduktan sonra” ağlamaya, döğünmeye ve keşkelere sığınmaya devam ederler.

Unutmayalım ki; biz Müslümanlar Allah’ ın tüm sıfatlarına iman etmişiz. Ne diyordu Allah (c.c.): “İnsanlardan korkmayın benden korkun.”

Sahi biz ne zaman Allah’ın tüm emirlerine toptan sarılacağız?


Mehmet Çelik / TİMETURK

Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Temmuz 2011, 11:13:51 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #1 :»

Afrika’da her yıl 7 milyon insan açlıktan ölüyor


Kara talihini bir türlü yenemeyen, 1 milyarı aşan nüfusu ve 30 milyon 218 bin kilometrekare yüzölçümü ile Birleşmiş Milletler’de 53 ülke ile temsil edilen Afrika kıtası hem uluslararası siyasi kararların alınmasında çok etkili bir bölge, hem de dünyanın yeni ucuz üretim sahası olma ihtimalini barındıran bir enerji ve maden yatağıdır.

80 yıldır batılıların köle ticareti ile başladıkları bölgeyi sömürme politikaları İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika, Çin, Hindistan ve Rusya gibi güçlü devletler tarafından paylaşılmaya devam ediliyor. Afrika açılımı adı altında yeni Afrika düzeni kurmaya çalışılıyor. Geçmiş yıllarda 40 ila 100 milyon arasında insanı köleleştiren batılı sömürge devletleri, Afrika kıtası ile Amerika ve Avrupa arasında 56 bin gemi seferi yaparak tarihin en büyük insan ticareti ve soykırımını gerçekleştirdiler. Çin bugün 200 milyar dolarlık bütçe ile Afrika’ya girmiş bulunurken ABD ise AFRİKOM adı ile kendi NATO’sunu kurdu. Angola petrolünün % 95’i Amerika’ya giderken, ABD, petrol ihtiyacının % 20’sini Afrika’dan karşılıyor. Avrupa’nın birçok ülkesi tarım ürünleri başta olmak üzere et, süt, çay ve yeraltı enerji kaynaklarını Afrika’dan elde etmeye çalışıyor. Afrika’da 1900 yılında Hıristiyan nüfus yüzde 7 iken bugün yüzde 50 olması izlenen politikanın amacını ortaya koymaktadır.

Dünya kamuoyu Afrika boynuzunda oluşan ölümcül kuraklık ve kıtlığın 11 milyon insanın hayatını etkileyeceğini konuşuyor. Somali, Kenya ve Etiyopya’da son 60 yılın en kurak mevsimi yaşanıyor. Kuraklık Cibuti ve Uganda’nın kuzey bölgelerinde de hissediliyor. 1980–85 yıllarında yaşanan kuraklıkta Etiyopya ve Sudan’da 1 milyon insan hayatını kaybetmişti. 1925 yılından günümüze kadar her 5 ila 10 yılda bir Afrika’da toplu ölüm vakaları yaşanmaktadır. Ekolojik faktörler, yetersiz tarım, doğal bitki örtüsüne zarar veren küçükbaş hayvanların yetiştirilmesi, siyasi iç çatışma ve istikrarsızlık Afrika’nın çözülemeyen en büyük problemidir. Yeterli yağışın iki yıl üst üste gerçekleşmemesi sonucunda tarım alanları, su kuyuları, küçük ve büyük baş hayvanların bundan etkilenmesi, Afrika için felaket durumunu oluşturuyor. Dünya kamuoyu her beş yılda bir Afrika’nın bir bölgesindeki açlık ve sefaleti konuşuyor. Geçici kampanyalar düzenleniyor. Bir süre sonra Afrika’da hayat kendi seyrinde akıp gidiyor. Kısa vadeli, günübirlik kampanya ve sempozyumlar ile sorun masaya yatırılıyor.

Afrika her dört insandan birinin aç olduğu bir kıtadır. Her yıl 0-5 yaş arası 15 milyon çocuk yetersiz besin ve temiz su alamadığı için hayatını kaybediyor. Her gün 24 bin kişi açlığa bağlı sebepten ölüyor. Afrika’da her yıl 7 milyon insan açlıktan ölüyor. Sahra çölünün güneyinde Afrika nüfusunun yarısı günde bir dolardan daha az para ile yaşıyor. Üç kişiden biri açlıkla boğuşuyor. Ortalama ömür 47 yıl ve bunun temel sebebi yoksulluk. İlaç ile tedavi edilerek önlenebilecek hastalık nedeni ile her yıl milyonlarca Afrikalı çocuk hayatını kaybediyor. Dünyada AIDS hastalarının % 80’i Afrika’da yaşıyor. Bebek ve anne ölümlerinin en yoğun yaşandığı yer Afrika. Ortalama insan hayatı 34 ila 46 yıl. Afrika’da her 30 saniyede bir çocuk sıtmadan (sivrisinek yolu ile geçen) ölüyor. Zatürre, sıtma, ishal, kızamık, tüberküloz gibi ilaç ve uygun yaşam koşulu sağlandığı takdirde tedavisi basit olan hastalıklar nedeni ile her yıl milyonlarca Afrikalı hayatını kaybediyor.

16 Ekim, Dünya Gıda Günü olarak kutlanır. En temel tartışma konusu ise insanlığın düşmanı kitlesel açlık ve yükselen gıda fiyatlarıdır. BM-FAO, Gıda Yardım Örgütü, BM-UNICEF Çocuklara Yardım Fonu, Afrika ile ilgili plan, proje ve kampanyalar ile 50 yıldır bölgede faaliyetlerde bulunur. Uygulanan programlar tamamen günübirlik pansuman tedbirlerden öteye geçmemiştir. BM’nin Afrika için bugüne kadar harcamış olduğu maddi ve insan kaynakları asla sorunları ortadan kaldırmaya yönelik olmamıştır. Üye ülkelerden toplanan bütçeler günü birlik pansuman işlevi görmüştür. Afrika’nın temel sorunu samimi, dürüst, orta ve uzun vadeli problemleri çözücü, bataklığı kurutmaya yönelik projelere zaman, güç ve kaynak ayrılmamasıdır. Afrika’nın kronik hastalığı başka türlü asla çözülmeyecektir. Kıtanın bugün içinde bulunduğu önlenebilir problemleri sağlık, eğitim, tarım, hayvancılık, su projelerini hayata geçirerek kısa vadede Afrika’nın kara talihini kurtaracak bir potansiyeli mevcuttur. Aksi halde her 10 yılda bir Afrika’ya yardım kampanyaları düzenleyerek sorunun nesiller boyu devam etmesine seyirci kalmış olacağız.

Afrika’nın bugün yaşadığı sorun emperyalist ülkeler ve BM daimi üyesi ülkelerin kendi ekonomik ve siyasi menfaati ile ilgili yürüttükleri sinsi politikalardır. Afrika’da önlenebilir açlık ve sefalet vardır. Sorun siyasi ve ekonomik sömürü düzeninin devam ediyor olmasıdır.

Osman Atalay/ YENİ AKİT/ 26 Temmuz 2011
Logged
27 Temmuz 2011, 11:15:32 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #2 :»

İnsanlık Açlık Sınavında

Mübarek Ramazan'a yaklaşıyoruz. Bir hafta sonra Allah'ın izniyle bu mübarek aya gireceğiz. Ramazan bir manevi iklim, maddi ve manevi açıdan arınma dönemidir.

Resulullah (s.a.s.), Türkiye'de üç aylar olarak bilinen ayların birincisi olan Receb'e girdiğinde; "Ey Allah'ım! Bize Receb ve Şa'bân ayında bereket ihsân eyle ve bizi Ramazan'a ulaştır" diye dua ederdi.

Ramazan, manevi arınma mevsimi olduğu gibi aynı zamanda sıkıntıları, zorlukları paylaşma, zorda olanların ızdıraplarını anlama amaçlı bir sınav dönemidir.

Oruç tutmanın amacı elbette ki öncelikli olarak Allah'ın emrini yerine getirmek ve böylece bir ibadet görevini ifa etmektir. Başka hiçbir hikmeti olmasa bile Allah'a kulluk görevinin yerine getirilmesi başlı başına bir hikmet ve sorumluluktur. Fakat Allah'a kulluk görevimizi yerine getirirken ifa ettiğimiz ibadetlerin aynı zamanda pek çok hikmeti ve dünyevi hayatımıza yansıyan faydaları mevcuttur.

Orucun hikmetlerinden birinin de açlık ve ızdırap içinde olan insanların, toplumların acılarının anlaşılması olduğu hakkındaki yorum ve değerlendirmelerde sürekli dile getirilir.

İnsanlık ne yazık ki açlık, gıda yetersizliği sorununu tarihe gömmüş değil. Uluslararası sömürgeciliğin doğal kaynakları sömürme politikalarının yanı sıra zaman zaman vuran doğal âfetler bölgesel açlık felaketlerine sebep oluyor. Somali'nin de bu sıralarda yeniden büyük bir açlık felaketiyle karşı karşıya olduğu biliniyor.

Somali aslında tarım ve hayvancılığa elverişli topraklara sahip bir ülke. Tropikal iklime ait pek çok meyvenin yetiştiği ve geniş ağaçlık alanları olan toprakları var. Fakat gerek bu meyve bahçelerinin ve gerekse sebze yetiştirilen arazilerin suya ihtiyacı var. Hayvanları da geleneksel metotlarla yetiştiriliyor ve yağmur sularına ihtiyaç duyan otlaklarda besleniyor. Dolayısıyla kuraklık su kaynaklarının azalmasına ve otlakların hızla kurumasına sebep oluyor. İç savaş ve siyasi istikrara kavuşamama yüzünden kuraklığın az vurduğu bölgelerle çok vurduğu bölgeler arasındaki dayanışmanın iyi sağlanamamasının da afetin tesirinin fazla olmasına yol açtığını tahmin ediyoruz.

Benzer sebeplerden dolayı Somali 1992 yılında da büyük bir açlık felaketi yaşadı. O zaman çok sayıda hayvan kırıldığı gibi 400 binden fazla insan da açlık yüzünden hayatını kaybetti. O dönemde diktatör Muhammed Siyad Berri saltanatı sonrası kurulan geçici hükûmetin Dışişleri Bakanı Seyyid Hamid açlık felaketiyle ilgili bir açıklamasında şunları söylemişti: "Biz Birleşmiş Milletler teşkilatını çok erken vakitlerde uyararak tehlikenin oldukça büyük boyutlarda olduğunu ve insanların kurtarılabilmesi için hızlı hareket edilmesi gerektiğini hatırlattık. Zaman içerisinde bu çağrımızı pek çok kere tekrarladık. Ancak BM Güvenlik Konseyi ellerinde maddi imkân olmadığı için yardım yapamayacakları cevabını verdi".

İnsanların karınlarının doyurulması suretiyle hayatlarının kurtarılması için bir şey yapılmamasına maddi imkân yetersizliği gerekçe gösterilirken, ABD emperyalizmi söz konusu felaketin hemen ardından ülkeye askerî çıkartma yapmak için büyük harcamalarda bulundu. Amacı ise hem bu ülkedeki açlık felaketinin yol açtığı durumu hem de iç karışıklığı bahane ederek Afrika burunu üzerinden Doğu Afrika'ya askerî yönden hükmetmek ve özellikle Sudan'ı tehdit altında tutmaktı. Ama karşısına çıkan direniş bu planını hayata geçirmesini engelledi.

Somali'de bugün insanlık yeniden açlık sınavında. Orada kuraklık ve kıtlık yüzünden insanların aç kalarak ölmelerine ilgisiz kalınması tüm insanlığın ortak ayıbıdır. Bir tarafta bu felakete ve insanların açlık yüzünden ölmelerine ilgisiz kalınırsa öbür tarafta da global ekonomik krizin kasaları, keseleri ve ekonomik planları daha fazla zorladığı görülecektir. Çünkü bu bir sınavdır.

İslâm âlemi de bir arınma ve sınav dönemine giriyor. Bu dönemde kuraklık ve kıtlığın çarptığı halkların acılarını kısmen de olsa hissetmemizi sağlayacak bir ibadeti yerine getireceğiz. İşte o duyguların bize kazandıracağı fazileti hemen pratik hayata taşımamız için bir fitre sadakası konmuş. O sadakalarımızı Ramazan'ın başında ve üst tabandan hatta imkânımız ölçüsünde artırarak vermek suretiyle açlığın çarptığı Müslümanlara el uzatabiliriz.

Ahmet Varol/ YENİ AKİT/ 23 Temmuz 2011
Logged
27 Temmuz 2011, 11:18:31 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #3 :»

Somali için

Kuraklık ve artan gıda fiyatları Afrika'nın doğu bölümünde yer alan Somali, Etiyopya, Kenya ve Cibuti'de 10 milyon kişiyi acil gıda yardımına muhtaç hâle getirmiş durumda.

Kuraklığın en ağır şekilde hissedildiği ülke Somali.

1991 yılından bu yana merkezî hükümetin olmadığı ve iç savaşın sürdüğü Somali, son 60 yılın en feci kuraklığını yaşıyor.

20 yıldır devam eden iç çatışmalar nedeniyle zaten zor durumda olan halk, şimdi de kuraklığın sebep olduğu bir insanlık kriziyle mücadele ediyor.

Açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya olan Somalililer, göç yollarına düştüler.

380 bin nüfusu ile dünyanın en büyük mülteci kampı olan Kenya Dadaab Kampı'na her gün binlerce Somalili akın ediyor.

Kuraklıktan kaçan bir grup Somalili de altyapının çöktüğü ve çatışmaların devam ettiği başkent Mogadişu'ya sığınıyor.

Hükümet yetkilileri ise ellerinde mülteciler için yeterli gıdanın olmadığını belirtiyorlar.

Otlaklar kuruduğu için hayvanlar da telef oluyor.

* * *

İHH İnsani Yardım Vakfı ekipleri, acil gıda yardımı için bölgeye intikal ettiler.

Somali'de ve Kenya'nın Dadaab bölgesine ilk etapta 100 bin dolarlık gıda yardımı ulaştıracak olan İHH, Ramazan ayında da inşallah Somalili kardeşlerimize destek olmaya devam edecek ve hayırseverlerin zekât ve sadakalarını bölgedeki ihtiyaç sahiplerine iletecek.

Çocuk her yerde ve her şart altında çocuktur; İHH, bu zorlu günlerde Somalili çocukların yüzlerini güldürmek için bayramlık giysi ve şeker, çikolata, balon gibi hediyeler de dağıtmaya hazırlanıyor.

Kampanyaya katılmak isteyenler için seçenekler:

Kumanya bağışlayabilirsiniz. Bir kumanya paketi bedeli 60 TL.

Yetimlere bayramlık giysi hediye edebilirsiniz. Bir çocuğun bayramlık giysi bedeli 70 TL.

Çocukları hediye paketi ile sevindirebilirsiniz. Kitap, şeker, çikolata, bisküvi ve balondan oluşan Ramazan çocuk paketi bedeli 15 TL.

Tüm GSM operatörlerden SOMALI (tek ' somali ' yazınca da oluyor) ANKARA yazıp 3072'ye SMS göndererek 5 TL bağışlayabilirsiniz.

İHH vasıtasıyla zekât, fitre ve sadakalarınızı Somalili ihtiyaç sahiplerine verebilirsiniz.

Posta Çeki: 525 61 01

Kuveyt Türk: 638000 (IBAN NO: TR25 0020 5000 0006 3800 0000 01)

Albaraka Türk: 343753 – 1 (IBAN NO: TR72 0020 3000 0034 3753 0000 01)

Bağışlara açıklama olarak "Örnek: Kumanya, Bayramlık Giydirme, Zekat, Sadaka v.b. " notu eklenmeli.

Allah kabul etsin.

Hakan Albayrak/ YENİ ŞAFAK/ 27 Temmuz 2011
Logged
30 Temmuz 2011, 12:59:18 ÖS 12
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #4 :»

Lanet Olsun Böyle Dünyaya ve Böyle İnsanlığa..!!

Bir mübarek mah-ı Ramazan’a daha girmenin sevinç ve heyecanını yaşıyoruz. Bizlere bu arınma ve paylaşma ayını yaşamayı bir kez daha nasib ettiği için rızkın ve mülkün yegâne sahibi olan Allah Tebareke we Teâlâ’ya sınırsız şükürler olsun. (5 ÇOCUK)

Ramazan Qûr’ân’la arınma, nefisle terbiye edilme ve paylaşma ayıdır. Oruç tutmamızın, günmaşrikinden günmağribine dek aç kalmamızın sebeplerinden biri de, açlık denen felâket veya imtihanın bilincinde olmamız, fâkir, açlık çeken, bir lokma yiyecek bulamayan insanların yaşadıkları ızdırabın idrakine varmamızdır. (12 ÇOCUK)

Allâh-û Teâlâ’nın insanoğluna bağışladığı en fâziletli hasletlerden biridir, “yardımlaşma” duygusu. Yardıma muhtaç bir insana el uzatmak, hiçbir karşılık beklemeksizin vermek, zûlme uğrayan bir kişinin veya topluluğun kurtuluşu için mücâdele vermek, aç bir insanı doyurmak, bir yetimi giydirmek, bir fâkiri evlendirmek, çocukları sevindirmek, bütün bunların hepsi insanı yücelten, insanın yaşamına anlam katan değerlerdir. (21 ÇOCUK)

Bu değerler bütünlüğünün, Murteza Mutahhârî’nin deyimiyle “insaniyet mektebi”nin öğretmeni, “âlemlere râhmet olarak” gönderilen Resûlullâh (saw)’tır. İki cihân güneşi Hz. Mûhâmmed (saw), mübârek yaşamıyla bizlere en güzel örnektir. (26 ÇOCUK)

Bir müslüman, yardıma muhtaç bir kimsenin yardım çığlıklarına kulaklarını tıkama lüksüne sahip değildir. Hele de bu insanın ihtiyaç duyduğu şey, sadece bir lokma ekmek ise. (30 ÇOCUK)

Bizler Ramazan ayında bilinçli olarak ve ibadet amacıyla aç kalıp nefsimizi bu şekilde terbiye etmeye çalışırken, Afrika kıt’âsında âzîz İslam dîninin ilk girdiği topraklarda, adını Sevgili Peygamberimiz Hz. Mûhâmmed (saw)’in soyundan gelen ve ehl-i beyti olan Somali ailesinden alan “Somali” adlı ülkede, insanlar gerçekten açlıktan ölüyorlar. (39 ÇOCUK)


Ve sadece bu güzel ama bir o kadar da dertli olan coğrafyada değil, tüm yeryüzünde milyonlarca insan, bir lokma ekmeğe muhtaç. (41 ÇOCUK)

SOMALİ AÇLIKTAN KIRILIYOR

Büyük bir kuraklığa maruz kalan Somali, şu anda insanî bir felâketle. karşı karşıya. “Somali İçin Açlığa Karşı Eylem” adlı kuruluşun direktörü Jens Oppermann, ülkede milyonlarca çocuğun ciddî oranda yetersiz beslenmenin pençesinde olduğunu belirterek, son haftalarda durumun daha da kötüleştiğini gördüklerini, artık “insanî kriz” veya “insanî acil durum”dan değil, bir “insanî felâket”ten bahsettiklerini kaydetti. Oppermann, insanların başkent Mogadişu’ya, daha önce hiç görmedikleri bir halde geldiklerini, bazen haftalarca yürüdükten sonra insanların aklî ve fizikî olarak tükenmiş bir duruma geldiklerini söyledi. Herkese yeterince yardım sağlayacak durumda olmadıklarını belirten Oppermann, ülkede bir yılda gıda fiyatlarının % 270 oranında arttığını kaydetti. Somali’nin dışında Kenya, Etiyopya ve Cibuti, BM’ye göre son 10 yılın en kötü kuraklığı ile karşı karşıya bulunuyor. (63 ÇOCUK)

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Somali’de kuraklık nedeniyle milyonlarca çocuğun ölüme terk edildiğini, ülkede kurulan ve dünyanın en büyük sığınmacı kampı konumundaki Dadaab’a, yiyecek bulma umuduyla yüzbinlerce kişinin ulaşmaya çalıştığını, yollarda aileleri ölen veya terk edilmiş 300’den fazla çocuk bulunduğunu açıkladı. (71 ÇOCUK)

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Başkanı Antonio Guterres, kuraklıktan kaçan Somalililer’in sığındığı kampları gördükten sonra, “Bu kuraklık, dünyadaki en fecî felâket” ifadelerini kullandı. Somali, Etiyopya ve Kenya’nın buluştuğu sınırda yer alan Dadaab kampında 380 bin kişi yaşıyor. Kamptaki imkânlar Somalililer’in yiyecek ve barınak ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalıyor. Mültecilerin büyük kısmı da hasta ve tedaviye muhtac. (80 ÇOCUK)

UNICEF, Somali'de 1 milyon 250 binden fazla çocuğun açlıktan dolayı hayatî tehlikede olduğu bildirildi. Kuraklığın hayatı felç ettiği güney Somali’ye yardımın, en önemli gündemleri olduğunu da duyuran UNICEF Somali Directörü Rozanne Chorlton, “Güney Somali’nin çocukları hayatta kalabilmek için yardımlarımıza şiddetle muhtaçlar” dedi. 640 bin çocuğun yetersiz beslenmeden kaynaklanan hastalıklara yakalandığını ifade eden Chorlton, acîl yardımların ulaşmaması durumunda ölü sayısının artacağı uyarısında bulundu. (90 ÇOCUK)

Afrika boynuzunda yer alan Somali’de son aylarda baş gösteren kuraklıklar, 12 milyon insanı hayatî tehlikeyle karşı karşıya bırakmış durumda. Öte yandan BM, son 60 yılın en şiddetli kuraklığıyla boğuşan Somali’de yüzyılın ilk kıtlık ilânını yaptı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre, binlerce Somalili yiyecek ve suya kavuşma umuduyla Etyopya ve Kenya’ya doğru yol alıyor. (98 ÇOCUK)

Son 60 yılın en ağır kuraklığını yaşayan Somali’de ülkenin yarısı açlık ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Milyonlarca insan komşu ülkelere göç etmeye çalışırken, Kenya’daki mülteci kampları tamamen dolmuş durumda. Açlık ve ölümden kaçan Somaliler’in en çok sığındıkları ülkelerin başında Kenya geliyor. Kenya’daki Dadaab Mülteci Kampları’na her gün yaklaşık 1500 kişi kabul ediliyor. Ancak kendisi de kuraklıktan etkilenen Kenya’da mülteci kampları tamamen doldu. Kampta görevli bir BM yetkilisi yaptığı açıklamada, “Tüm uluslararası yardım kuruluşlarına çağrıda bulunuyoruz. Bu insanlar açlıktan ölüyor; gıdaları, giyecekleri, barınacakları yer yok. BM, bu insanlara sadece gıda verebiliyor ancak bu da yetersiz” diye konuştu. (112 ÇOCUK)

Yeni gelen mülteciler, boş arazide kendi imkânlarıyla hazırladıkları derme çatma çadırlarda hayatta kalmaya çalışıyor. Çadırların sert hava koşullarına karşı koyamayacak kadar yetersiz olması da yetkilileri endişelendiriyor. BM, gelen Somalili mültecilere çadır dağıtabilecek kapasiteye sahip olmadığını ifade ediyor. Kenyalı yetkililer, mülteci kamplarının dolmasının ardından ülkenin yeni gelen Somalililer’e sınırlarını kapatabileceği uyarısında bulunuyor. Bu ise, kuraklık ve açlık sebebiyle ciddî ölüm riski altında bulunan Somalililer için çok daha büyük bir tehlike mânâsına geliyor. Ayrıca BM, kamplara sığınan mültecilerin sayısının artmasıyla gıda ve su ihtiyacını karşılamakta zorlanıyor. Şu ana kadar bölgeye birçok ülkeden yardım teklifi gelirken, buna rağmen yapılan yardımlar yetersiz kalıyor. (123 ÇOCUK)

Kenya’nın kuzeyindeki Somali sınırında yer alan Dadaab Mülteci Kampı, 5 bin hektarlık alanı kapsıyor. Mülteci sayısının ise 370 bin olduğu belirtiliyor. Bunun dünya tarihinin en büyük mülteci kampı olduğu belirtiliyor.
Bölgedeki BM ekiplerinden her gün yürekleri parçalayan raporlar geliyor. Hayvanları susuzluktan telef olan Somalili mülteciler yardım bulma umuduyla Kenya ve Etiyopya’ya yaya olarak ulaşmaya çalışıyor. ANNE VE BABASINI KAYBETMİŞ ÇOCUKLAR KORKU İÇİNDE VE AÇLIKTAN BİTKİN DÜŞMÜŞ BİR ŞEKİLDE TEK BAŞLARINA YOLA DEVAM EDİYOR. (133 ÇOCUK)

Somali’den her gün korkunç haberler alınıyor. AİLELER, ÇOCUKLARININ GÖZLERİNİN ÖNÜNDE BİRER BİRER ÖLMELERİNİ ÇARESİZLİK İÇİNDE İZLİYORLAR. (136 ÇOCUK)

BM Somali İçin İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, ülke genelinde yaklaşık 3 milyon 700 bin insan açlıktan etkileniyor ki, bu rakam, Somali’nin toplam nüfûsunun yarısına tekabül ediyor. Bu insanların 2 milyon 800 bini ise ülkenin güneyinde yaşıyor. (140 ÇOCUK)

BM kriterlerine göre “Açlık”, günde 2 bin 100 kilokalorinin altında beslenmek, çocukların yüzde 30’unun akut yetersiz beslenmesi ve günde her 10 bin kişiden 2’sinin ölmesi anlamına geliyor. (142 ÇOCUK)

DÜNYADA 852 MİLYON İNSAN AÇ

Açlık ve yetersiz beslenme sadece Somali’nin değil, tüm yerküresinin sorunu. Her ne kadar Somali şu an acîl bir ihtiyaç içinde bulunuyorsa da, diğer yerlerde de durum pek içaçıcı değil. (145 ÇOCUK)

Müstekbîrler ve egemen güçler, yaşadığımız yeryüzünü bir cehenneme çevirdiler. Savaşlar, silâhlı çatışmalar, sömürgecilik, işgal, adaletsizlik, kapitalizm, küresel ısınma, kirlilik, gezegenimizi ve üzerinde yaşayanları perişan etti. (148 ÇOCUK)

Birleşmiş Milletler (BM)’e bağlı Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün başkanlığına yeniden seçilen Jacques Diouf, dünyada 852 milyon insanın açlık çektiğini belirterek, örgütte reform çağrısı yaptı ve “birşeyler yapılabilmesi için” örgüt üyesi 189 ülkeye çağrıda bulundu. FAO, Mayıs 2005’te verdiği beyanatta, dünyada açlığın başlıca nedeninin, iklim değişiklikleri ve doğal âfetler değil, SAVAŞLAR olduğunu açıkladı. (159 ÇOCUK)

BM’nin açlıkla ilgili raporunu hazırlayan Jan Ziegler’in verdiği rakamlara göre, BM üyesi ülkeler 2004 yılında silâhlanmaya 3 trilyon Dolar harcarken, Dünya Gıda Programı’na yaptıkları bağışların miktarı 219 milyon Dolarla sınırlı kaldı. (165 ÇOCUK)

Dünyadaki en büyük işgücünü oluşturan 450 milyonluk ücretli tarım işçisinin çoğu, yoksulluk ve açlıktan büyük acılar çekiyor. Dünya genelinde çalışan 246 milyon çocuğun 170 milyonu (% 70’i) tarım sektöründe yer alıyor. Her yıl, çalışırken hayatını kaybeden 22 bin çocuktan çoğu, tarım sektöründe yer alıyor. Âîlelerinin gelirleri yeterli olmadığı ve okula gönderemedikleri için, çocuklar ucuz işçi olarak çalışmak zorunda kalıyorlar. Çocuklar günde ortalama 10 saat çalışarak 1 doların altında ücret alıyorlar. (172 ÇOCUK)

Hükûmetlerinin destekleme alımlarıyla yıllardır düşen pamuk fiyatlarından etkilenmeyen Avrupalı ve Amerikalı üretici, Afrikalı küçük çiftçilerin borç batağına saplanmasına neden oluyor. (176 ÇOCUK)


36 ülkede açlık çekiliyor. Dünyada 852 milyon insan açlık sınırında yaşıyor. Her yıl 5 milyon çocuk açlıktan ölüyor. Her sene dünyada, İstanbul şehrinde yaşayan çocukların sayısı kadar çok çocuk, sadece açlıktan dolayı ölüyor. (183 ÇOCUK)

Başını, râhmetli İmâm Humeynî’nin çok yerinde bir tesbîtle “şeytan-ı buzurg” (büyük şeytan) olarak tarif ettiği ABD’nin çektiği uluslararası emperyalizm ve vahşî kapitalizm, gezegenimizi işte bu hâle getirdi. 17 Eylül 2005 tarihinde, BM’nin 60. kuruluş yıldönümü vesilesiyle ABD’nin New York kentinde yapılan zirvede, emperyalist ABD devleti, “kendi huzuru ve dünyaya sergilediği imaj zarar görmesin diye”, dünyadaki açlığın saklanması gerektiğini teklif etti. Ancak bu teklif, öbür tüm devletler tarafından red edildi. (196 ÇOCUK)

Gelişmiş ülkeler ortalama olarak gelirlerinin binde 4’ünü yardıma ayırırken, bu oran ABD’de sadece binde 1, 5’tir. Yani ABD, kazandığı her 100 dolar için sadece 15 sent yardım yapıyor. Üstelik bu rakam her geçen yıl daha da azalıyor. (203 ÇOCUK)

Merkezi İngiltere’de bulunan uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’dan yapılan açıklamada, zengin ülkelerin cimriliği yüzünden önümüzdeki 10 yıl içinde 45 milyon çocuk açlıktan ölecek. (207 ÇOCUK)


FAO (Gıda ve Tarım Örgütü), açlık ve yetersiz beslenmeden dolayı, her yıl 6 milyon çocuğun öldüğünü açıkladı. Rapor, çocuklar arasında ölümlerin daha çok ishâl, sıtma ve zatürre gibi hastalıklardan kaynaklandığını, ancak bu çocuklar iyi besleniyor olsalar ölümlerin büyük ölçüde azalacağını ifade ediyor. Aynı rapordaki verilere göre, Sahra Afrikası’nda yetersiz beslenen insanların sayısı 10 yıl önce 170 milyon 400 bin iken, bugün 203 milyon 500 bine yükseldi. (218 ÇOCUK)

Önümüzdeki 50 yıl içinde, küresel ısınma nedeniyle tarım ürünlerinde yaşanacak azalma yüzünden açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalacak kişilerin sayısının % 10 oranında artacağı tahmin ediliyor. Başka bir ifâdeyle, 2050 yılına kadar sırf küresel ısınma nedeniyle 50 milyon kişi daha yeterince yiyecek bulamayacak. Bu veriler, İrlanda’nın başkenti Dublin (Baile Átha Cliath)’de düzenlenen bir konferansta gündeme geldi. (227 ÇOCUK)

Afrika’da her yıl 900 bin kişi sıtmadan ölürken, 25 milyon 400 bin Afrikalı, HIV virüsü taşıyor (dünyadaki toplam HIV’li oranının % 60’ı ). Ayrıca tüberküloza bağlı ölümlerin % 31’ini Afrikalılar oluşturuyor. (231 ÇOCUK)

ACÎLEN YARDIM ETMEZSEK, BUNUN HESÂBINI ALLÂH’IN HUZURUNDA NASIL VERECEĞİZ?

Dünya nüfûsunun yarısından fazlası çaresizlik içinde. Nijer, Eritre, Sudan, Etiyopya (Habeşistan) ve Somali’de insanlar açlıktan ölüyor. Afrika’nın kırsal alanlarında yaşayan insanlar içme suyu bulamıyor. Depremin vurduğu Pakistan’ın Himalaya Dağları eteklerindeki köylerde anneler, bebeklerinin vücûdlarını nefesleriyle ısıtıyor. Irak’ta, Kürdistan’da, Filistin’de insanlar perişan. (241 ÇOCUK)

Her yıl milyonlarca çocuk açlıktan ölüyor. Anlamıyorum, bu durum bizleri nasıl oluyor da hiç rahatsız etmiyor? Nasıl oluyor da günlük yaşantımıza bu kadar rahat devam edebiliyoruz? Nasıl oluyor da bu kadar rahat yemek yiyebiliyor, alışveriş yapabiliyor, çocuklarımıza yeni elbiseler ve oyuncaklar alabiliyor, arkadaşlarla çay sohbetleri yapabiliyor, televizyon başında eğlence programları ve diziler seyredebiliyor, maça gidebiliyor, müzik dinleyebiliyor ve tatlı tatlı uyuyabiliyoruz? (250 ÇOCUK)

Oysa bir lokma ekmek bulamadığı için ölen ve akbabalara yem olan çocuklar bizim çocuklarımız değil mi? Kenyalı, Tanzanyalı, Keşmirli çocuklar bizim çocuklarımız değil mi? Çocuk yuvalarındaki yetim çocuklar bizim çocuklarımız değil miydi? (255 ÇOCUK)

Bizler Peygamber Efendimiz’i çok sevdiğimizi söylüyoruz. Oysa çocuk yuvalarında dövülen, tekmelenen, işkence edilen, korkutulan, bizzat Resûlullâh’ın kendisidir. Neden mi? Çünkü Allâh Rasûlü de yetim idi de ondan: “Elem yecîdke yetimen feâwa”... (259 ÇOCUK)

Hz. Mûhâmmed (anam, babam ve çocuklarım O’na fedâ olsun), “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” buyuruyor. (265 ÇOCUK)

Bakın, dünyadaki komşularımız ne durumdalar: (267 ÇOCUK)

- Dünyada 852 milyon insan aç.

- 36 ülkede açlık var.

- Her yıl 5 milyon çocuk açlıktan ölüyor.

- Önümüzdeki 10 yıl içinde 45 milyon çocuk açlıktan ölecek.

- Açlık yüzünden, sadece 2005 yılında 6 milyon kişi öldü.

- Dünya Gıda Programı Başkanı James Moris, her gün 25 bin kişinin açlıktan öldüğünü açıkladı. (Bu sayı, Türkiye’deki bir ilçenin ortalama nüfûsu kadardır. Yani sadece açlıktan dolayı, her gün Türkiye’nin bir ilçesinin tamamen öldüğünü düşünün. Ne acı değil mi? Açlıktan dolayı her gün bir ilçemiz yok oluyor.) (283 ÇOCUK)


- Her 3 saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor.

- Her gece 800 milyon insan aç uyuyor.

- Nüfûs Referans Bürosu’nun raporuna göre, Afrika’da kırsal alanlarda yaşayan insanların yaklaşık üçte biri içme suyu bulamıyor. (289 ÇOCUK)

- Afrika kıt’âsında her akşam 33 milyon çocuk, karnı aç yatağa giriyor.

- Afrika’da yaklaşık 300 milyon kişi (nüfûsun % 42’si) temiz sudan yoksun. (293 ÇOCUK)

- BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Başkanı Carol Bellamy, dünyada 170 milyondan fazla çocuğun yetersiz beslendiğini, 120 milyon çocuğun hiç eğitim almadığını söyledi. Sağlık ve eğitim projelerini görüşmek üzere 6 Aralık 2004’te Pakistan’a üç günlük ziyarette bulunan Carol Bellamy, başkent İslâmâbâd’da yaptığı açıklamada, yılda 5 yaşın altında yaklaşık 10 milyon çocuğun ishal ve kızamık gibi önlenebilir hastalıklardan hayatını kaybettiğini söyledi. Dünyada 170 milyondan fazla çocuğun yetersiz beslendiğini kaydeden Bellamy, çoğu kız 120 milyonun üstünde çocuğun “bir okulun içini hiç görmediğini” söyledi. (307 ÇOCUK)

- Her dakika 5 yaşın altında 12 çocuk açlıktan ölüyor.

- Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 7 Temmuz 2003’te yaptığı açıklamaya göre, dünya nüfûsunun yarısı, yani 3 milyardan fazla insan günde 2 Dolar’dan daha az, 1, 5 milyar insan da günde 1 Dolar’dan daha az gelirle “yaşıyor”. Buna karşılık dünya nüfûsunun % 10’u, dünya toplam gelirinin % 70’ini alıyor. Yani dünyadaki toplam gelirin % 70’ini sadece % 10’luk bir “mutlu azınlık” alıyor. Dünya nüfûsunun % 90’ı, geri kalan % 30’luk geliri paylaşıyor. Örgütün basın açıklamasında, dünyanın en zengin % 20’siyle en fâkir % 20’si arasındaki uçurumun, son 40 yılda iki kat daha fazla derinleştiği de vurgulandı. (327 ÇOCUK)

- Afganistan’da bir âilenin günlük ortalama geliri 44 sent, Etiyopya ve Kongo’da ise 27 sent. Yani, anne – baba ve çocuklardan oluşan bir âilenin bütçesine sadece 1 Dolar girebilmesi için, Afganistanlı bir âilenin 2, 5 gün, Etiyopya ve Kongolu bir âilenin ise 4 gün çalışması gerekiyor. (Dubai Emiri’nin günlük geliri 5 milyon Avro, Formula – 1 sporcusu Michael Schumacher’in kazandığı para ayda 1 milyon 300 bin Avro) (340 ÇOCUK)

- Doğu Asya ve Pasifik ülkelerinde yaşayan 267 milyon 100 bin kişi, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde yaşayan 17 milyon 600 bin kişi, Latin Amerika ve Karayipler’de yaşayan 60 milyon 700 bin kişi, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşayan 6 milyon kişi, Güney Asya’da yaşayan 521 milyon 800 bin kişi, Sahraaltı Afrikası’nda yaşayan 301 milyon 600 bin kişi, günde 1 dolardan daha az gelirle yaşamını sürdürüyor. (353 ÇOCUK)

- Birkaç yıl önce Endonezya’dan bağımsızlığını kazanan Doğu Timor, BM verilerine göre Güneydoğu Asya’nın en yoksul ülkesi ve ekonomisi giderek kötüleşiyor. Nüfûsun % 40’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı ülkede, doğan her 1000 bebekten 90’ı, birinci yaşını doldurmadan ölüyor. (361 ÇOCUK)

- FAO, Sudan’da yaklaşık 7 milyon kişinin gıda yardımına muhtaç olduğunu açıkladı. (363 ÇOCUK)

- Kenyalı yetkililerin verdiği bilgiye göre, Kenya’da kuraklık yüzünden açlığın pençesine düşen insanların sayısı 2, 5 milyondan 4 milyona yükseldi.
Kenya Özel Programlar Bakanı John Munyes, ülkesinde açlık çekenlere yardım eli uzatabilmek için duyulan para ihtiyacının 263 milyon Dolar olduğunu açıkladı. (372 ÇOCUK)

- Dünyanın en büyük bankacılık merkezlerinden biri olan 7, 4 milyon nüfûslu İsviçre’de 1 milyon kişi açlık sınırında. Öte yandan, İsviçre Federal İstatistik Dairesi, ülkede 250 bin çocuğun açlık sınırının altında olduğunu ve 20 – 59 yaş grubunda 60 bin kişinin yanısıra 196 bin emeklinin açlıkla mücâdele ettiğini açıkladı. (381 ÇOCUK)

- 12 milyon nüfûslu Malawî’nin 5 milyonu açlık tehdidinde. Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamlarına göre halkın % 14’ü AIDS’li. Malawî Devlet Başkanı Bingu wa Mutharika, 10 yıldan bu yana görülmemiş oranda yaşanan kuraklık yüzünden gıda kıtlığı çekilen ülkenin 28 bölgesini “ulusal felâket bölgesi” ilân etti. (389 ÇOCUK)

- Dünya Gıda Programı Örgütü, Etiyopya’da 3 milyon insanın açlık yüzünden yaşamının tehlikede olduğunu açıkladı. Ülkede, kuraklık ve tarım ürünlerinden yeterince verim alınamaması nedeniyle 20 yıl önce açlıktan 1 milyon insanın yaşamını yitirdiği günlerin yeniden yaşanabileceği belirtiliyor. (396 ÇOCUK)

- 3 milyondan fazla Kuzey Koreli, açlık tehlikesiyle karşı karşıya. (398 ÇOCUK)

- Dünyanın ikinci en fâkir ülkesi Nijer’in nüfûsu 13 milyon. Ülkede aç olduğu tesbit edilen 3, 5 milyon insandan 800 binini çocuklar oluşturuyor. Bölgeye ACÎLEN yardım yapılmazsa, kısa bir zaman içinde 150 bin çocuk açlıktan ölecek. (405 ÇOCUK)

- BM Dünya Gıda Programı, Endonezya’da 790 bin kişinin gıda yardımına ihtiyaç duyduğunu açıkladı. (408 ÇOCUK)


- Kenya Devlet Başkanı Kibaki Mıvaî, uluslararası yardım kuruluşlarının temsilcilerinin 15 Temmuz 2004’te gerçekleştirdiği zirvede katıldığı bir toplantıda, ülkesinde, yarısı çocuk olmak üzere 3 milyon 300 bin kişiye acîl gıda yardımı yapılması gerektiğini söyledi. (415 ÇOCUK)

- UNICEF’in 7 Mayıs 2004’te Almanya’nın başkenti Berlin’de açıkladığı 2004 yılı raporuna göre, sadece Kongo Cumhuriyeti’nde her yıl 5 yaşın altında yaklaşık 530 bin çocuk açlıktan ölüyor. Raporda ayrıca Sierra Leone, Angola ve Afganistan’da her 4 çocuktan 1’inin 5 yaşına ulaşamadan açlıktan öldüğü belirtildi. (423 ÇOCUK)

“Esfel’es- sâfîlîn” (aşağıların aşağısı) seviyesine düşen insanoğlunu, düştüğü durumdan kurtarıp “melekut-i âlâ” (yücelerin yücesi) seviyesine çıkaran âzîz İslâm dîni, Kenyalı, Tanzanyalı, Somalili, Etiyopyalı, Moritanyalı, Burkina Fasolu, Filistinli, Lübnanlı, Iraklı, Kürdistanlı, Çeçenistanlı, Afganistanlı, Pakistanlı, Doğu Timorlu, Açe Sumatralı, Endonezyalı, Karayipli, Latin Amerikalı mazlumlara, fâkirlere, muhtaçlara, açlık çekenlere yardım etmemizi, onlara yardım ellerimizi uzatmamızı tavsiye etmiyor, önermiyor, kesin olarak “emrediyor”: (429 ÇOCUK)

“Onlar, kendi canları çekmesine rağmen, yemeği fâkire, yetime ve esire verirler. ‘Biz sizi Allâh rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, çetin ve belalı bir günde Râbbimiz'den korkarız’ derler.” (İnsan, 8 – 10) (441 ÇOCUK)

“Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık, hayra sarfedenler var ya, onların mükâfâtları Allâh katındadır. Onlara korku yoktur, üzüntü de çekmezler.” (Bakara, 274) (449 ÇOCUK)

“Allâh’ın kitâbını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık (fâkirlere ve muhtaçlara) sarfedenler, asla zarara uğramayacaklardır Ancak onlar bir kazanç umabilirler.” (Fâtr, 29) (454 ÇOCUK)

Resûl-i Ekrem (saw), çoğu kez, yatmadan önce şu dûâyı okurdu: “Allâh’ım! Açlıktan Sana sığınırım. Çünkü o, en kötü yatak arkadaşıdır.” (459 ÇOCUK)

Zira aç insan, sağlıklı düşünemez, sağlıklı davranışlarda bulunamaz, birçok değeri yitirir. Roy Chansior’un dediği gibi, “açlık, dâvâ, kin ve mücâdele gibi şeyleri pek tanımaz.” Jonathan Swift’in söylediği gibi, “açlık ile gurur, hiçbir zaman bağdaşmaz.” (465 ÇOCUK)

Öyle ki, açlık, insanı saldırganlaştırabilir, zâlimleştirebilir, günâha sevkedebilir. İnsanı insanlıktan çıkaran oluşumların tümüne kapı aralayabilir. Daniel Defeo, “açlık ne dost, ne akraba, ne insanlık, ne de hak tanır” derken kastettiği şey budur. (473 ÇOCUK)

Atalarımız, “açın hâlinden aç anlar” demişler. İslâm’da orucun farz olmasının sayısız sebeplerinden biri de, açlığın ne olduğunu bilmemiz, aç bir insanın ne durumda olduğunu anlayabilmemizdir.
Oruç gereklidir, çünkü Sebayî’nin de dediği gibi, “tok olan cümle cihânı tok sanır, aç olan âlemde ekmek yok sanır.” (481 ÇOCUK)

Her 3 saniyede bir çocuk, her dakika 12 çocuk, her gün 25 bin çocuk, her yıl 5 milyon çocuk açlıktan ölürken, her gece 800 milyon insan aç aç uyurken, sadece Afrika’da her akşam 33 milyon çocuk karnı aç yatağa girerken, dünyanın 36 ülkesinde açlık varken, yeryüzünde 852 milyon insan açken, dünyada çoğu kız çocuğu olmak üzere 120 milyon çocuk “bir okulun içini” hiç görmemişken, bizim ilk başta gelen gündemimiz, bu konu olmalı değil midir? (490 ÇOCUK)

Bunun sorumlusu biz olmasak bile, bu durumdan hesâba çekileceğiz. Açlıktan ölen çocukların hesâbı, âhirette bizden sorulacaktır. (492 ÇOCUK)

İslâm’dan ve Qûr’ân’dan anladığım kadarıyla söylüyorum: Ruz-i Mâhşer’de bizler, Allâh’ın huzurunda, bir lokma ekmek bulamadığı için ölen Afrikalı, Asyalı, Latin Amerikalı çocuklardan dolayı, çocuk yuvalarında dövülen, tekmelenen, işkence edilen yetim çocuklardan dolayı, Felluce ve Basra’da işgalcilerce öldürülen çocuklardan dolayı hesâba çekileceğiz. (500 ÇOCUK)

MERAK EDENLER İÇİN NOT: Yazının akışı içinde, genelde paragraf sonlarında sürekli olarak parantez içinde “10 ÇOCUK, 15 ÇOCUK, 20 ÇOCUK, 30 ÇOCUK” gibi ibâreler gördünüz. Bunun sebebi şudur: Dünyada her 3 saniyede bir çocuk açlıktan ölmektedir. Bu ibâreler, siz bu yazıyı okuduğunuz esnada ölen çocuk sayısını gösteriyor. Yani sizin sadece bu yazıyı okuduğunuz süre içinde 500 ÇOCUK açlıktan öldü. Durumun vehâmetini, problemin hangi boyutlarda olduğunu gösterebilmek için böyle bir metod seçtim. İnşaallâh hepimiz bu konuya daha bir ciddîyetle eğiliriz.
 
İbrahim Sediyani/Haksöz Haber/29 Temmuz 2011
« Son Düzenleme: 30 Temmuz 2011, 03:09:48 ÖS 15 Gönderen: Maveraî » Logged
01 Ağustos 2011, 03:07:56 ÖS 15
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #5 :»

İnsanlığın Somali İle İmtihanı

"Ramazan ayında mükemmel iftar sofraları için değil hayırlı ameller ve infak için hazırlık yapalım. Somali’de açlıktan kaynaklanan kitlesel ölümler başlamadan elimizden ne geliyorsa yapalım." Arkadaşımız Murat Ayar, Somali'deki insanlık dramını yazdı...

“İhtiyaç duyduğumuz yardımlar gelmediği için perişan durumdayız. Birleşmiş Milletler ve Müslüman ülkeler nerede? Lütfen bize yardım edin. Açlıktan ölüyoruz.” (Dadaad Mülteci Kampından bir kadın)

 “Yemek bulamadığınız için çocuğunuzun gözlerinizin önünde ölüp gittiğini izlemekten daha korkunç bir şey yok. Artık umudumu kaybediyorum. Bu belki de bizim kaderimiz. Belki de bir mucize olacak ve bu kâbustan kurtulacağız.” (Somalili Halime Ömer)


“Komşusu açken tok yatan bizden değildir!” (Hz. Muhammed)

Afrika boynuzu olarak adlandırılan Doğu Afrika’da insanlık dramı yaşanıyor. Yıllardır emperyal projeler kapsamında yaşadığı işgaller ve iç savaşlarla anılan bölge şimdi de son 60 yılın en şiddetli kuraklığını ve buna bağlı olarak salgına dönüşen açlık belası ile mücadele ediyor. Yaşanan şiddetli iç savaşa rağmen yurtlarında tutunmaya çalışan milyonlarca insan şimdi açlıktan kaçmak için yerlerini yurtlarını terk ediyor. Yaşanan felaket karşısında BM özellikle Somali’de açlık salgını ilan etmiş durumda.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Komisyonu Dairesi (OCHA) Afrika’nın en fakir ülkesi olan Somali’de ülkenin özellikle iki bölgesinde açlığın ve kuraklığın öldürücü boyuta ulaştığını ve açlıktan ölümlerin başladığını duyurdu. Uluslararası yardım kuruluşları açlık ve susuzluktan etkilenen bölgelerde 500 bin çocuğun hayati tehlike riski altında olduğunu açıklarken Kenya ve Etiyopya’nın Somali sınır bölgelerinde ve Somali’de 11 milyon insanın acilen gıda, su, barınak ve tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğu belirtti. On binlerce insan 50 dereceyi aşkın sıcaklık altında Afrika şartlarında haftalarca yürüyerek mülteci kamplarına ulaşmaya çalışmaktadır. (Kimi yerlerde bu mesafe 400 kilometreye kadar varmaktadır. Mesafenin uzunluğunu anlamak için İstanbul Ankara arasındaki mesafenin 450 km olduğunu hatırlatalım. Yetersiz beslenmeden kaynaklanan hastalıkları bünyesinde taşıyan kadın ve çocukların da olduğu kafilelerin bu yürüyüşünün zorluğu ortadadır.) İç savaşta ya da açlık salgınında ebeveynlerini yitiren pek çok çocuk korku içinde tek başına bu yolculuğu bitirmeye çalışmakta. Yollarda yaşanan ölümler sıradanlaşmış; çaresiz kadınlar, erkekler ve çocuklar bir mucize bekler hale gelmiştir. Yolculuk sırasında annelerin tüm çocuklarını kaybetmemek için zayıf çocuklarını terk edip görece biraz daha güçlü çocuklarını korumaya aldıkları iddia ediliyor. Dünya Gıda Programı çocukların 4. seviye açlık ile mücadele ettiğini, bu çocukların ancak %40’ını kurtarma şansları olduğunu açıkladı.

Mültecilerin bin bir umutla ulaşmaya çalıştığı söz konusu kamplar ise bir kurtuluş kampı olma durumundan da çok uzaktalar. Örneğin bu kamplardan Dadaad mülteci kampının kapasitesi sadece 90 bin. Buna karşın şu an kampa 480 bin kişi yerleştirilmiş. Kampa her hafta yaklaşık 10 bin kişi geldiği göz önüne alınırsa kamplardaki sıkıntı da rahatlıkla anlaşılabilir. Buna rağmen insanlar gözlerinin önünde çocuklarının eriyip hayatlarını yitirmelerine dayanamadıkları için bu zorlu yolculuğa çıkıyorlar. Kamplara varıldığında ise yollarda yaşanan sıkıntı ve yetersiz beslenme dolayısıyla iyice zayıf düşmüş bedenler birçok hastalığa teslim olmuş oluyor. Bedenler öylesine zayıf düşüyor ki birçok kişiye ilaç tedavisi bile gereksiz görülüyor. Donanımlı hastaneler olmadığından zaten kısıtlı olan ilaçlar iyice zayıf düşmüş bedenlere bir fayda sağlamıyor.

Somali’de yaşanan iç savaş, açlık ve kuraklık dolayısıyla yaşanan insanlık felaketinin boyutlarını daha da büyütüyor. Kuraklık ve açlığın en yoğun yaşandığı ülkenin güneyini elinde tutan eş-Şebab hareketinin uzun bir aradan sonra yardım kuruluşlarının kendi kontrolündeki bölgelerde çalışmasına izin vermesi Somali halkı için oldukça önemli bir adım. 10 milyon nüfuslu ülkede halkın en az üçte biri açlık krizi ile karşı karşıya. Şimdiye kadar yaklaşık 700 bin kişinin komşu Kenya ve Etiyopya’da kurulan mülteci kamplarına akın ettiği belirtiliyor.

Somali’de milyonlarca insan açlık dolayısıyla ölümü beklerken BM Genel Sekreteri Ban ki Moon acilen 1,6 milyar dolar mali kaynağa ihtiyaç duyduklarını açıkladı. Moon’un bu çağrısına şu anda yeterli bir cevap verilmiş değil. Bu arada Somali’de yaşanan bu felaket emperyalist ülkelerin ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya çıkardı. Söz konusu petrol bölgeleri olduğunda insani krizlere müdahale adı altında emperyalist saldırılar için oldukça cömert davranan emperyalist ülkeler sıra sömürüye değecek kaynakları kalmayan ülkelere geldiğinde korkunç derecede cimrileşebiliyorlar. (Ki, bu devletler zenginliklerinin önemli bir kısmını sömürdükleri Afrika’ya borçlular.) 500 bin çocuk açlıktan ölecekmiş? Kimin umurunda…

BM Somali’de büyük bir salgın olduğunu, bu salgın ile mücadele etmek için çok büyük bir organizasyon kurulması gerektiğini açıkladı. İlk olarak hedeflenen havada açılacak bir koridorla insani yardımın hızlıca ulaştırılması. Diğer taraftan İHH Kenya, Somali ve Etiyopya’da kamplarda yardım faaliyetlerine başladı. İHH ekiplerinin bölgeden aktardıkları bilgiler de yaşananları çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. İHH Acil Yardım Koordinatörü Recep Güzel, yaşadıkları ve gördüklerinin yaşanabilecek daha büyük felaketlerin öncü hareketleri olduğunu anlattı. Dünyanın pek çok yerinde acil yardım çalışmalarına katıldığını ifade eden Güzel, bugüne kadar hiç böyle bir trajedi ile karşılaşmadığını belirtti. Güzel, yardım için bulundukları kampta birkaç saat içinde 7-8 çocuğun hayatını kaybettiğini, her aileden en az bir kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti.

Somali açlık sınavı ile imtihan oluyor; insanlık ise Somali ile. Milyonlarca insan mucize bekler gibi çocuklarını ölümden kurtaracak bir dost eli, bir yardımcı bekliyor. Açlık ve susuzluk küçücük bedenleri adeta kemiriyor. Gözlerdeki ışık gibi umutlar da zamana karşı yarışıyor. Bu sıcak yaz aylarında buz gibi suyu yudumlarken Afrikalı kardeşlerimizin açlık ve susuzlukla mücadele ettiğini unutmayalım. Elbette ki biz emperyalist devletlere ikiyüzlülüklerini haykıracağız. “Neden yardım etmiyorsunuz?” diye soracağız. Ama önce bizler kendi sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz. Ramazan ayında mükemmel iftar sofraları için değil hayırlı ameller ve infak için hazırlık yapalım. Somali’de açlıktan kaynaklanan kitlesel ölümler başlamadan elimizden ne geliyorsa yapalım; en azından başarılı olamasak bile yitirdiğimiz kardeşlerimiz için yas tutma hakkımız olsun. Somali’de yaşanan felakete tüm insanlık olarak dur diyemezsek kaybeden, bitmiş-tükenmiş bedenleri ile toprağa düşen çocuklar değil biz olacağız, insanlık olacak.

MURAT AYAR/HAKSÖZ-HABER/29 Temmuz 2011
Logged
03 Ağustos 2011, 11:39:10 ÖS 23
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #6 :»

Çocuk ve Ölüm

Hindistan Sahne-1: Korkunç bir selin ortasında, küçücük toprak parçası üzerinde bir kız. Panik içinde duruyor. Kıyıya yakın ama uzak da. Çamur, insan boyunu aşıyor, hızı ise tarif edilemez. Her yer kahverengi. Kara üzerindeki kalabalık kızı kurtarmak için çırpınıyor, ama olmuyor. İp atıyorlar. El kol hareketleri görünüyor, çaresizliklerini resmediyor. Birden, su alıp götürüyor kızı. Saniyenin yarısında çocuk ortadan kayboluyor.

Somali Sahne-1: Somali, Etiyopya, Kenya ve Cibuti'nin bulunduğu "Afrika Boynuzu" olarak adlandırılan bölge, kuraklığın, kıtlığın ve açlığın pençesinde inim inim inliyor. Kamplarda su bulma umuduyla yola çıkan ailelerin hiçbiri başlangıçtaki sayıyla menzillerine varamıyorlar. Somalili Âdem, 5 çocuğunu yolda yürüyemezler diye yanına almamış. Biri ölmüş çocukların, 4’ü ise kayıp. Nurto’nun 9 çocuğundan 4’ü ölmüş, birisi de ağır hasta. Civcivler gibi kırılıyor sabiler. Kenya’nın Dadaad şehrinde, bir hastaneye yetiştirilen, yedi kardeşin sonuncusu Mihag Gedi Farah’ın fotoğrafını çekti gazeteciler. 7 aylık olmasına rağmen yeni doğmuş çocuk kilosuna sahip olan Mihag, her an açlıktan ölebilir. Gözleri, insanlığı yargılar gibi dışarı çıkmış. Çarpıcı, etkileyici bir kare, hesap soruyor. Gözleri, vicdanımızın perçeminden tutuyor adeta. Bakıyor ve yardım istiyor.

Hindistan Sahne-2: Çocuk yok. Kalan yarım saniyede kıyıdaki kalabalıktan herkes ama herkes suya atlıyor. Biri bile tereddüt etmiyor. İnsanlık sele atlıyor. Çamura. Ölüme. Sonrası sessizlik. Artık ekranda yalnızca sel var. Coşkun. Birden, suya atlayanların kızı selin pençeleri arasından çıkardıklarını görüyoruz. Sonra da herkes birbirini çekiyor kıyıya. Herkes tamam. Kucaklaşmaları tam seyirlik.  Hepsinin ağzı kulaklarında.

Somali Sahne-2: Günde iki yüz elli çocuğun can verdiği coğrafyaya ilişkin BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, basın açıklaması yapıyor. Avrupa’nın göbeğinde, klimaların arasında dünyaya yardım çağrısı yapan Moon’un sözleri, havada öylece asılı kalıyor. Medya, eş-Şebab hareketine bağlıyor ölümleri. Aslında BM ve Kızılhaç çoktan açlık sorununu çözecek ama el-Kaide bağlantısı olduklarını düşündükleri hareket yüzünden Somali’nin iç bölgelerine giremiyorlar(mış). Açlıktan ölen insanları bahane eden Batı, önlerindeki engeli kaldırma peşinde.

15. yy.dan beri Afrika’yı sömürüyor Batı. Masa başında sınır çizip, iç savaş tohumları serpen de onlardı. Apartheid rejimleri yaratıp, soykırımları manzaralı ofislerinden izleyenler de başkası olmadı hiç. Kursaklarına düşecek lokmaları çalıp, zincirlerle köleleştiren kimdi?

/Kara Şahin Düştü (Black Hawk Down) filmi Somali’de geçer. 1993 yılında BM’nin Somali’ye yiyecek yardımı yapmasının ardından gelen yardımları adamları tarafından toplatan(!) Mohamed Farrah Aidid, on binlerce insanın ölmesine yol açtığı için özel bir birlik liderinin iki önemli adamını yakalamaya karar verir. Mogadişu’da ABD operasyonu başlar, ama halk direnir. Ülkeye saldıran, zenginliklerini yağmalayan işgalci askerleri püskürtür direnişçiler. Kara Şahin helikopteri yerle yeksan olur. 19 ABD askerinin ölümü ağır ağır, acı biçimde gösterilirken buna karşın katledilen bini aşkın Somalilinin ölümü,  üzerine ilaç sıkılmış sineklerin düşüşü şeklinde yansır filme. Ruhları, duyguları olmayan, et parçalarının yere yuvarlanışıdır o görüntüler. Ak eller, karasineklerin hakkından gelir; ama bu zafer değildir çünkü 19 seçkin ABD askeri ölmüştür.
Filmin sonunda, mesailerini tamamlayan kahraman askerler, muazzam müzik eşliğinde yuvalarına dönerken, başkent Mogadişu’da dumanlar yükselmekte ve cesetlerin acısı tüm şehre yayılmaktadır. İşgalciler ölen askerlerini Mogadişu’da bırakmamak için ellerinden geleni yaparlar. O muazzez bedenlerin Somali’de kalmasını hiçbir yapımcı istemez çünkü. Yollar, çatılar, evler, pencereler yetişkin ve ölü Somalili direnişçilerin bedenleriyle kaplanmıştır. Filmde gördüklerimiz abartı değildir, fazlası yaşanmıştır. Şimdi ABD’nin Somali’nin karnını doyurmayı istediğine inanmamız bekleniyor. 80’lerin sonundan beri bir şekilde sürekli Somali’yle işi olan ABD’nin o coğrafyalarda ne işler yaptığı tam olarak bilenmekte midir? Ne yazık ki,  ABD ile Somali’nin hukuku yalnızca sömürme ve öldürme üzerine kurgulanmıştır, diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi./

Dünya Gıda Programı Başkanı Sheeran, "Gördüğümüz çocuklardan bazıları o kadar zayıf ki dördüncü düzey açlıkla mücadele ediyorlar. Bu düzeydeki çocuklardan ancak yüzde 40'ını kurtarabiliyoruz. Somali'deki kıtlıktan kaçıp Kenya'ya gelen bazı annelerin yolda zayıf bebeklerini bırakıp, güçlüyü koruma gibi seçimler yapmak zorunda kaldığını öğrendik" diye konuşuyor. Roma’da, devasa imparatorluk bakiyesinin kanatlarının gölgesinde, göbekli adamlar Afrika için üzüldüklerini deklare ediyorlar. Rakamlar, yüzdeler ve olasılıklar tek bir lokmaya, bir bardak suya dönüşmüyor ve Mihag’ın ölümle mesafesi her geçen an kısalıyor.

Hindistan Son Sahne: İnsanlığa, bir daha inanıyorum.

Somali Son Sahne: İnsanlığa inancımı yitiriyorum.

Somali İçin Alternatif Son: Afrika, yalnızca bugün değil, yüz yıldır aç. Bir yekinse insanlık, bir silkinse. Reflekslerini tazelese. Düşene kol kanat gerebilse. Elini uzatsa. Dünyanın tüm Tahrir Meydanları’nı doldursa insanlık ve sağına soluna bakmadan, sonrasını hesap etmeden, çocuklardan önce zamanı boğazladığını fark etse kurtulacak Mihag.


Süleyman Ceran/Haksöz Haber/03 Ağustos 2011
« Son Düzenleme: 03 Ağustos 2011, 11:39:32 ÖS 23 Gönderen: Maveraî » Logged
03 Ağustos 2011, 11:59:35 ÖS 23
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #7 :»

İstesek Somali’yi Hemen Kurtarabiliriz! Var mısınız?

    Baharê PEZ, payizê REZ, zvıstanê ji EZ.
(Baharda KOYUN, güzün BAĞ, kışın da BEN.)
                Kürt atasözü


Değerli kardeşlerim, âzîz Müslümanlar;

Bizler her türlü nimet ve bolluk içinde bir Ramazan ayını daha idrak ederken, sıcacık Ramazan pideleriyle sahurlarımızı ve iftarlarımızı yaparken, Afrika’daki bir Müslüman ülkede çocuklar bir lokma ekmek bulamadığı için açlıktan ölmektedir.

Bir düşünün hele; siz bir baba veya bir anne olarak, bilseniz ki öz çocuğunuz herhangi bir yerde bir lokma yiyecek bulamadığı için açlıktan ölmek üzeredir. Ne yaparsınız, nasıl davranırsınız? Acaba kendi öz evlâdınız, canınızdan, kanınızdan bir parça olan öz çocuğunuz açlıktan ölmek üzereyken siz yerlerinizde böyle rahat durabilir misiniz? Böyle hiçbir şey olmamış gibi günlük yaşantınıza devam edebilir misiniz?

Oysa o Somali’deki çocuklar, bizim öz çocuklarımızdır. Onlar bizim kendi evlâtlarımızdır, bizim bebeklerimizdir.

Bebeğinin açlıktan ve susuzluktan dakika dakika ölümünü, gözünün önünde eriyip gitmesini çaresiz gözlerle seyreden anneler, onlar bizim öz annelerimizdir. Bizleri dokuz ay karnında taşıyan, bizleri emziren, bizleri büyüten öz annelerimizdir; o Müslüman kadınlar.

Ramazan ayının da, kurban ibadetinin de, her yönüyle İslam’ın bizzat kendisinin de özünde yatan “rûh” aynıdır: “Yardımlaşma, fâkirlere verme, açları doyurma, muhtaçlara el uzatma.”

Gelin, bu Ramazan’ı insan gibi, bir Müslüman’a yakışır gibi geçirelim ve “Allâh rızâsını kazanma” yolunda kendimize vesile kılalım.


Allâh rızası için. Lütfen.

Ramazan’ı, bu mübarek ayı Somali için harcayalım, neyimiz var neyimiz yok o insanlara götürelim. O çocuklarımızı, o annelerimizi kurtaralım. Ramazan’da herşeyimizi oraya taşıyalım, bayramı da orada geçirelim, bayram namazını orada kılalım. O ülkeye, o ülkedeki açlara ve yoksullara gıda yardımı götürelim. Çocuklarına yiyecek ve giyecek götürelim, o insanların hayır dûâlarını alalım.

Lütfen.

Hem o insanların hayatlarını, hem de kendi insanlığımızı kurtaralım.

Allâh rızası için. Yetimlerin, öksüzlerin hakkı için.

Bunca çevremiz, camiâmız, bunca derneğimiz, sivil toplum kuruluşlarımız var. O insanlar, oradaki Müslüman kardeşlerimiz, öz kardeşlerimiz, bir lokma yiyecek bulamadığı için açlıktan ölürken, biz böyle hiçbir şey olmamış gibi yerimizde mi oturacağız?

Hayır.

Bu yazdığımız yazıların, düzenlediğimiz konferansların, yaptığımız gösterilerin o insanlara hiçbir faydası yok

Bizim somut birşeyler yapmamız lazım. İstesek o insanları kurtarabiliriz. Evet kurtarabiliriz. Hepsini hem de.


Sadece Türkiye’deki İslamî camiâlar bile istese tek başına başarabilirler bunu.

Bunun yolunu buldum ben. Çok basit hem de bu yol.

Somali hakkındaki bir önceki yazıdan sonra oturup saatlerce düşündüm, ciddî ciddî hesap yaptım. Bakın ne kadar kolay oradaki tüm insanları kurtarmak:

Somali, alt tarafı 8 milyonluk bir ülke. Toplam nüfûsu bu kadar. Şu anda açlık tehlikesi altındaki insanların sayısı ise, tam olarak 3 milyon 700 bin kişi. Hadi 4 milyon diyelim, ülkenin yarısı.

Türkiye’nin kaç ili var? 81. Hadi 80 diyelim. (Neden 81 ilimiz olduğu halde 80 hesaplıyorum, biraz sonra anlayacaksınız.)

4 milyonu 80’e bölüyorum: 50 bin.

Düşünün, her ilimiz, sadece 50 bin kişiye yardım edecek. Alt tarafı bir ilçenin nüfûsu kadar insana.

Ülkede açlık çeken tüm insanların sayısı, zaten bizim ancak bir ilimiz kadar.

Farzedin ki 80 il, bir ili kurtarmak için seferber oluyor. Farzedin ki bu açlık Somali’de değil de, 81 ili olan ülkemizde, bizim bir ilimizde olmuş ve diğer 80 il, bu bir tek ile yardım etmek için seferber oluyor. Çünkü nihayetinde, Somali’de şu anda açlık felâketiyle karşı karşıya olan insanların sayısı, 3 milyon 700 bin. Yani bizim sıradan bir ilimiz kadar. (81 il yerine 80 hesaplamıştım; sebebi buydu.)

80 il bir ili kurtaramaz mı? Çok rahat kurtarır.


80 kişinin bir kişiyi doyurması, beslemesi ne kadar basit ve sıradan bir işse, 80 ilin de bir ili doyurup beslemesi o kadar basit ve sıradan bir iştir.

80 kişi bir araya gelip bir kişiyi besleyemez mi? Güldürmeyin; bundan daha basit bir iş mi olur?

Öyleyse haydi! Hemen başlıyoruz.

Türkiyeli Müslümanlar olarak, Türkiye’deki İslamî camiâlar olarak, Somalili kardeşlerimiz için tüm ülke çapında seferberlik başlatıyoruz.

Allâh rızası için.

Bir lokma ekmek bulamadığı için annesinin gözü önünde eriyip giden o bebeler için, o sabiler için.

Lütfen.

Hiç olmazsa bir kez, hiç olmazsa bu konuda, aramızdaki (zaten olmayan, zaten kendi kafamızdan icâd ettiğimiz) ayrılıkları bir tarafa bırakalım ve tüm İslamî camiâlar olarak, “Râbbimiz Allâh’tır” diyen tüm Müslümanlar olarak, Somali’deki Müslüman kardeşlerimiz için yekvücûd olalım, onlar için kenetlenelim.

Hiç olmazsa bu konuda “cemaat kardeşliğini”, “İslam kardeşliğinden” daha önde tutmayalım ve “Fikri ileri atan kişi bizim kankamız değil, başlatan camiâ bizim cemaatimiz değil” taassubunu bir tarafa bırakalım.

Hiç olmazsa bu konuda, hangi camiâdan, hengi çevreden, hangi çizgide olursa olsun, tüm İslamî camiâlar olarak, tüm Müslümanlar olarak “ORTAK BİR İŞ” yapalım.

Tüm ülke çapında seferberlik başlatıyoruz. Edirne’den Hakkari’ye, Artvin’den Muğla’ya, Sinop’tan Hatay’a, Van’dan İzmir’e.

İslamî camiâlar yapacak bunu. Bizim gözbebeğimiz olan derneklerimiz, bizim onurumuz ve alınakımız olan sivil toplum kuruluşlarımız, hepsi de bizim rengimizin biribirinden güzel tonları olan, (hiç ayrım yapmadan söylüyorum) hepsi de bizim kendi aynamız olan, bizim öz değerlerimiz olan Müslüman camiâlar, İslamî çevreler yapacak bunu.

Her ildeki çalışmayı o ildeki dernekler ve STK’lar yürütecek. Gençlerimiz, yaşadıkları şehirlerdeki tüm evlerin, tüm işyerlerinin kapısını çalacak.


Somali için yardım seferberliği başlatıyoruz.

Efendim BM varmış, şu kadar ülke varmış, şu kuruluşlar zaten yardım topluyormuş; geçin bunları. Hepsini geçin.

Farzedin ki bu gezegende sadece Somalililer ve bir de biz yaşıyoruz. Farzedin ki bizden başka hiç kimse yok dünyada.

Biz başkalarının yapıp yapmadıklarından değil, kendi yapıp yapmadıklarımızdan sorumluyuz.


İstesek o insanları çok rahat kurtarırız diyorum ben. Bakın, yeterki başlayalım bu işe, yeter ki ilk adımı atalım; bu işin sizin sandığınızdan, benim anlattığımdan bile çok daha kolay olduğunu kendiniz göreceksiniz.

Bir işi başarmak için, bir hedefe ulaşmak için, lazım olan şey güç ve para değil. Sadece iki şey lazım; çaba ve cesaret.

80 kişi bir kişiyi doyuramaz mı? Çok rahat doyurur. Bundan daha kolay bir iş mi olur?

Demek ki 80 il bir ili kurtarır.

Her il sadece 50 bin kişiye el atacak. Bu kadar kolay.

Toplam 3 milyon 700 bin kişi açlık çekiyor Somali’de. İl başına 50 bin kişi bile düşmüyor.

Her ilde bu işi dernekler ve STK’lar yürütecek. Bunun için ülkedeki tüm Müslümanlar’ın ve derneklerin buluşup bir toplantı, konferans yapmasına falan da gerek yok.

Her ildeki dernekler kendi arasında yapsın yeter. Çünkü her ildeki dernekler, biribiriyle koordineli çalışacak. Birlikte hareket edecekler.

Haydi hemen başlıyoruz. “Bu işi başarır mıyız, sonuç alır mıyız?”, geçin bunları. O bizim değil, Allâh’ın takdirinde olan bir olaydır. Biz sadece kendi eylemimize, kendi âmelimize odaklanalım. Neyi ne kadar başarırız, onu Allâh’a bırakalım; tevekkül edelim.

En zayıf neticede bile en kazançlı çıkacak bizleriz. Çünkü biz “zafer”den değil “sefer”den sorumluyuz.

Ahirette bizlere “ne tür başarılar kazandığımız” değil, “ne tür çalışmalar yaptığımız” sorulacaktır. Cebimize akan miktarın değil, alnımızdan akan miktarın hesabını vereceğiz âhirette.


Hiç olmazsa Somali için, Somali’deki kardeşlerimiz, çocuklarımız için, aramızdaki ihtilafları, kavgaları, siyasî ve teorik çekişmeleri bir tarafa bırakalım ve hep birlikte seferber olalım.

O çok sevdiğimiz kavgalarımız kaçmıyor ya! Somali’ye yardımları ulaştırıp döndükten sonra kavgalarımıza kaldığımız yerden devam ederiz....

Tüm ülke çapında seferberlik başlatalım. Gerekli yardımlar toplandıktan sonra da, her bölgeden 2 gönüllü seçilsin. Diyelim Güneydoğu’dan 2 kişi, Doğu’dan 2 kişi, Karadeniz’den 2 kişi, İç Anadolu’dan 2 kişi vs. Toplam 14 kişi. Bu 14 kişi, toplanan yardımları bizzat Somali’ye bizzat götürüp o insanlara kendi elleriyle teslim edecek.

Biz bu seferberliği başlatırsak, hem 3 milyon 700 bin kişinin ihtiyaç duyduğu tüm yardımı (hem de fazlasıyla), hem de o yardımları ulaştıracak olan 14 kişinin tüm yol, uçak bileti, konaklama vs. masraflarını çok ama çok kısa bir süre içinde toplamış olacağız.

Yeter ki, “Biz bu işi başaramayız” gibi bir ye’se kapılıp böyle güzel ve hayırlı bir seferberliği daha başlamadan bitirmeyelim.

Bakın; başlayalım, ilk adımı atalım; göreceksiniz ki bu iş sandığınızdan da, anlattığımdan da daha kolay olacak.

Pesimist değil, optimist olalım. Pesimistler her fırsatın içinde bir problem bulurlar, optimistler ise her problemin içinde bir fırsat.

Bu işi başlatırsak iki büyük kazanç elde etmiş olacağız:

Birincisi, açlık çeken insanlara yardım etmiş ve onları o durumdan –Allâh’ın izin ve yardımıyla– kurtarmış olacağız.

İkincisi de, Türkiye’deki Müslümanlar olarak, tüm enerjimizi biribirimizle uğraşmaya ve cedelleşmeye harcayan İslamî camiâlar olarak, bir araya geldiğimizde, birlik olduğumuzda, ortak hareket ettiğimizde ne kadar büyük işler başarabileceğimizi öğreneceğiz.

Açlıktan ölmek üzere olan bir insanın karnını doyurmaktan, evi başına yıkılmış bir âîleye maddî yardımda bulunmaktan, yetim bir çocuğun elinden tutmaktan daha güzel ne olabilir?

Hiçbirimiz bu dünyada kalıcı değiliz, hepimiz toprağa gireceğiz, Allâh’ın huzuruna çıkacağız. Cebimize giren beş kuruşun birini bu insanlara versek ne olur?

Fâkir mi oluruz, mâhv mı oluruz, yoksa artık ömür boyu belimizi mi doğrultamayız?


İbrahim Sediyani/Haksöz Haber/01 Ağustos 2011
Logged
05 Ağustos 2011, 12:49:42 ÖS 12
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #8 :»

Ekmek Yolunda Üç Çocuğunu Kaybetti

Yiyecek lokma bulabilmek için başkent Mogadişu’ya göç ederken, 6 günlük yolda 3 çocuğunu kaybeden Mabure’nin dramı yürek dağlıyor. Acılı anne kalan 2 çocuğunun ölmemesi için dua ve yardım bekliyor.

SOMALİ’nin başkenti Mogadişu’da bulunan yardım kampında Mabure Quiete adlı 39 yaşındaki kadın, kampa ulaşmak için köyünden çıktığı 6 günlük yolda 3 çocuğunu açlıktan kaybettiği için gözyaşı döküyor. Açlık nedeniyle sağlık sorunları yaşayan 2 çocuğunun daha ölmemesi için dua eden Mabure’nin anlattıkları Afrika’daki insanlık dramını gözler önüne seriyor. Somali’nin başkenti Mogadişu’daki yardım kampında 'Kimse Yok Mu Derneği' de yardım faaliyetleri yürütüyor. Kampta gözyaşı durmayan bir kadın 'Kimse Yok Mu Derneği Somali Sorumlusu Davut Koçak’ın dikkatini çekti.

İlk günler kendisini üzen şeyi söylemekte çekinen Mabure isimli 39 yaşındaki kadın, yardım faaliyetlerini izlediği 'Kimse Yok Mu Derneği' üyeleri ile dostluk kurarak başından geçenleri şöyle anlattı: “Köyümüz, kampa 6 gün uzaklıkta. Açlık nedeniyle herkes kampa gidince ben de çocuklarımı yanıma alıp yola düştüm. Fakat her iki günde bir çocuğumu kaybettim. Çocuklarım yolda açlık ve susuzluktan öldüler. Şartlar çok kötüydü. Kampa geldiğimizde yolda 3 evladımın ölüsünü bırakmıştım. İlk ölen çocuğum 6 yaşındaydı. Onun cenazesini çocuklarımın yardımı ile bir yere kadar taşıdım. Ama sonra 5 yaşındaki çocuğum öldü. İki cesetle kaldım. Ne yapacağımı bilemedim. Durup mezar kazmak için çaba harcasam, kampa daha da geç kalacaktım. Belki de tüm çocuklarımın ölümüne neden olacaktım. O yüzden çocuklarımın ölüsünü yoldan alıp, uygun bir yere bıraktım. Onlara bir mezar bile yapamadan oradan ayrıldım. Kampa iki günlük yolumuz kalmıştı ki, 1 yaşındaki çocuğum da öldü. En azından onun cesedini yanımda getirmek istedim. Ama diğer iki çocuğum da hastalık belirtileri başladı. O nedenle yine ondan ayrılmak zorunda kaldım. Eskiden 5 çocuklu bir anne olmakla övünürken, şimdi 2 çocuğum kaldı.1 metrekareden daha küçük bir yerde üç kişi kalıyoruz. Kafamızı çadıra sokabilirsek mutlu oluyoruz. Eşim hayatta değil. Çocuklarım için korkuyorum.”

Mogadişu’ya yürüyerek 2 günde geldiğini belirten 20 yaşındaki Halime isimli bir kadın ise, yaşadıklarını şöyle aktarıyor: “2 çocuğum var. Bunlardan büyük olanı hasta. Ona verecek bir ilaç yok yiyecek de yok. En azından burada yapılan yardımdan alırsam onun biraz daha yaşamasını sağlarım. Eşim köyde kaldı. Ben buraya yürüyerek 2 günde zorla geldim.”

ERDİNÇ AKKOYUNLU / STAR

_____________________________________________________________________________________________________________

90 Günde 29 Bin Çocuk Öldü

Somali'de son 90 günde 5 yaşın altında 29 binden fazla çocuğun öldüğü açıklandı.

ABD'nin insani yardım görevlisi Nancy Lindborg yaptığı açıklamada, açlık nedeniyle Somali'nin güneyinde son 90 günde 5 yaşın altında 29 binden fazla çocuğun öldüğünü belirtti.

Birleşmiş Milletler dün, Somali'de 3 bölgeyi daha ''açlık bölgesi'' olarak belirlemişti.

Haksöz Haber/05 Ağustos 2011 Cuma 01:43
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.085 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu