Ammar İbn-i Yasir, Firavunun büyücüleri, bakara 286

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Ammar İbn-i Yasir, Firavunun büyücüleri, bakara 286
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Ammar İbn-i Yasir, Firavunun büyücüleri, bakara 286  (Okunma Sayısı 515 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
17 Ağustos 2007, 03:55:56 ÖS 15
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« :»

Şöyle düşünelim. Bir allah düşmanı olan topluluk sizin müslüman oluşunuzu bir türlü hazmedemiyor ve ileri gelen aşırı sapkınlar size işkence ile allahı inkar ve peygamberine küfür sözünün söylemesini isterse, bu küfrü eder misiniz , etmez misiniz ? Küfür etmezseniz, size işkence yapıp belki ya sakat ya da ölümünüze neden olacak, küfür ederseniz kurtuluyorsunuz ? Hangisini tercih edersiniz ? Kalbiniz iman dolu iken küfür etseniz günaha gireceğinizi mi sanıyorsunuz . Yoksa islamda ruhsat mı var ?

Yani insan zorda kaldığında en en en son çare de başvuracağı yol ve metodu mu var ? Evet var, bakınız bakara 286 ne der ?

Unutmayınız ki, islam dini zorluk dini değil kolaylık dinidir ve allah kuluna yükleyemeyeceği ve kaldıramayacağı yükü de yüklemez ve böyle durumlarda da ona hesap da sormaz ( Bakara 286 ) bu ayetin aynısı kuranın tam 4 yerinde geçer ve toplam 5 kez geçer.

Bu ayet çok hikmetli bir ayettir ki, üzerinde çok iyi düşünülmesi ve hatta çok da iyi tefsirinin yapılması gereken ayettir ki, ben bu ayetten islamın asla zorluk dini olmadığını allahın insana taşımayayacağı yükü asla yüklemediği ve yüklemeyeceğini, böyle durumlarda ise ona ruhsat verildiğini, yani, yükleyemeyeceği bir yükle karşılaştığında en son çare olarak bundan vazgeçeceğini, sorumlu olmayacağı ve islamın böylelikle zorluk dini değil yeri ve şartlara bağlı verilen ruhsatlarla kolaylık ve rahmet dini olduğunu anlıyoruz.

Ammar İbni yasir, işkence ile zorlandığından kalbi islam nuru ile dolu iken küfür sözünü söylemiştir, ama bu onun günaha girmesine neden olmadı. Fakat böyle yapmakla da takvanın en alt boyutunu gösterdi. Aynı durumda olan firavunun büyücüleri ise daha kararlı ve takvaları en üst idi ki, işkence vız gelir deyivermişlerdir

Ve sihirbazlar secdeye kapandılar.

"Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler.
"Musa'nın ve Harun'un Rabbine..." (Araf Suresi, 120-122)


Firavun: "Ben size izin vermeden önce O'na iman ettiniz, öyle mi? Mutlaka bu, halkı burdan sürüp-çıkarmak amacıyla şehirde planladığınız bir tuzaktır. Öyleyse siz (buna karşılık ne yapacağımı) bileceksiniz." (Araf Suresi, 123
...O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız." Dediler ki: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih edip-seçmeyiz. Neyde hükmünü yürütebileceksen, durmaksızın hükmünü yürüt; sen, yalnızca bu dünya hayatında hükmünü yürütebilirsin." (Onlar da:) "Biz de şüphesiz Rabbimize döneceğiz" dediler. Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimizin ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. "Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi Müslüman olarak öldür." (Araf Suresi, 125-126)

"Hiç zararı yok" dediler. "Çünkü biz gerçekten Rabbimize dönücüleriz. Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz." (Şuara Suresi, 50-51)Ayetlerde haber verildiği gibi iman eden bu kişiler, Firavun'un tehditlerine karşı kararlılık göstermiş, ona boyun eğmemişlerdir. Çünkü artık onlar öldürülseler bile üstün ve güçlü olan, herşeyi yaratan ve herşeyin Rabbi olan Allah'a döneceklerini anlamışlardır. Eski inkarlarının ve dine karşı olan aleyhte tavırlarınınise Rabbimizin bağışlayacağını ummuşlardır. Çünkü Allah çokça bağışlayan ve esirgeyendir
.

NAHL-106- iman ettikten sonra kâfir olanlar, Allah'ın gazabına uğrarlar, onun için büyük bir azap vardır. Yalnız bu hüküm, kalpleri kesin bir imanın hazzı ile donanmış olduğu halde baskı altında kalanlar için değil, fakat gönüllerinin kapısını inkârcılığa açanlar için geçerlidir

 İbn-i Cerir, İbn-i Yasir'in oğlu Ebu Ubeyde, Hz. Muhammed'den şöyle rivayet eder: Müşrikler Ammar İbn-i Yasir'i yakalamış ve istediklerine yakın şeyler söyleyinceye kadar ona sürekli işkence etmişlerdi. Daha sonra kurtulup Peygamberimize -salât ve selâm üzerine olsun- gelen Ammar, durumu O'na anlattığında Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- O'na: "Kalbini nasıl buluyorsun" diye sorar

O da "imanla dolu" karşılığını verince Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- "Eğer onlar tekrar işkence ederlerse sen de tekrar o sözleri söylersin" diye buyurur. İşte küfür eylemine ve müşriklerin dediğini yapmaya ilişkin ruhsat böyle durumlar için geçerlidir.

Bazı müslümanlar dilleriyle dahi olsa kâfir olduklarını söylemektense ölümü tercih etmişler de dilleriyle böyle bir sözü söylemeye yanaşmamışlardır. Nitekim Yasir'in annesi Sümeyye ölünceye kadar, iffet yerinden mızrak darbesi yemesine rağmen yine de diliyle dahi olsa küfre dönmemiştir. Yasir'in babası da işkence altında can verirken bu tavrından hiç vazgeçmemişti.

Hz. Bilal'e müşrikler akıllarına gelen her türlü işkenceyi yapıyorlardı. Güneşin kızgın sıcaklığı altında büyük kaya parçalarını onun göğsü üzerine koyuyorlar ve Allah'a ortak koşmasını istiyorlardı. O bunca işkenceye rağmen tekliflerini reddediyor ve `Allah birdir' diyordu. Ve yine "Allah'a yemin ederim ki, eğer sizi daha çok öfkelendirecek bir söz bilseydim onu da söylerdim" diye ekliyordu.

Ensar'dan Zeyd'in oğlu Habib de, Müseylemetu-l Kezzab tarafından yakalanıp "Sen Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuma şahitlik ediyor musun?" diye sorduğunda "Evet" karşılığını vermiş, bu sefer Müseyleme "Benim Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik ediyor musun?" dediğinde ise o "Ben duymuyorum" demişti. Müseyleme onun etlerini lime lime koparırken o sonuna kadar bu tavrında diretmişti.

Hafız İbn-i Asakir sahabilerden birinin rivayetinden (Allah onlardan razı olsun) Abdullah İbn-i Huzeyfe es Sehmi'nin biyografisinde diyor ki: Bizanslılar Abdullah'ı esir almışlardı, onu krallarına getirdiler. Kral ona dedi ki: "Hristiyan ol, seni mülküme ortak eder ve kızımla evlendiririm" Abdullah şu karşılığı verdi: "Eğer sen kendinin sahip olduğun her şeyi versen buna bir de tüm Araplar'ın sahip olduklarını ilave etsen ve Hz. Muhammed'in -salât ve selâm üzerine olsun- dininden bir saniyeliğine ayrılmamı istesen ben yine ayrılmam." Kral: "O zaman seni öldüreceğim" deyince Abdullah: "Ne yaparsan yap, dedi." Kral emretti. Abdullah'ı ellerinden ve kollarından bağladılar, okçularını çağırdı, yakından ellerine ve ayaklarına oklar sapladılar. O bu arada hala hristiyanlık dinini Abdullah'a aşılıyor, O'da hep reddediyordu. Sonra emretti O'nu indirdiler. Bir kazan getirilmesini istedi. Bir rivayete göre ise, bakırdan bir saç getirip kızdırdılar. Müslümanlardan bir esiri getirip içine attılar. Abdullah bu müslümana bakıyordu. Kısa bir süre sonra bu müslüman orada, kızgın kapta parlayan kemiklere dönüştü. Yine Abdullah'a hristiyan olması teklif edildi. O yine reddetti. Kral onun da kazana atılmasını emretti. Kaldırılıp atılacağı zaman, ağladı. Kral biraz umutlandı ve kendisini çağırdı, Abdullah niçin ağladığını şu şekilde izah etti:

"Ben Allah yolunda verecek tek bir canım olduğu için ve bu canım da Allah yolunda kısa zamanda bu kazana atılmakla elimden alınacağı için ağladım. İsterdim ki, vücudumdaki kılların sayısınca canım olsaydı ve her biri Allah yolunda işkence çekerek verilse idi."

Bir rivayete göre ise, Kral Abdullah'ı hapse atmış, günlerce ona yiyecek ve içecek vermemiş, daha sonra da ona içki ve domuz eti göndermiş, fakat o bunlara yine de yaklaşmamıştı. Kral kendisini çağırtmış ve "Bunları yiyip içmene ne engel olmuştur" diye sormuştu. Abdullah: "Aslında şu anda bunları yemem bana helal kılınmıştır. Fakat ben seni kendime güldürmem" dedi. Bunun üzerine kral kalktı. Alnından öptü ve onu serbest bıraktı. Abdullah bu serbest bırakmayı "Eğer tüm müslümanları benimle birlikte serbest bırakırsan kabul ederim" dedi. Kral bu teklifini de alnından öperek kabul etti ve onunla beraber olan tüm müslümanları serbest bıraktı. Geri döndüğünde Hz. Ömer (Allah ondan razı olsun) "Her müslümanın Abdullah İbn-i Huzeyfe'nin alnından öpmesi gerekir" dedi ve kalktı Abdullah'ı alnından öptü.

Bütün bunların sebebi, inanç meselesinin son derece önemli olmasıdır. Bu konuda herhangi bir gevşeklik ve toleransa yer yoktur. Onu korumanın faturası ağırdır. Fakat bu mü'minin gönlünde ve Allah katında daha değerlidir. Bu öyle bir emanettir ki, hayatını onun yolunda feda etmeyen, hayatı ve hayatın içindeki tüm nimetleri onun yolunda kaybetmeyi göze almayanlar onun hakkını ödeyemezler
_________________
« Son Düzenleme: 17 Ağustos 2007, 04:11:48 ÖS 16 Gönderen: abdulhamit » Logged
17 Ağustos 2007, 04:03:42 ÖS 16
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

Alıntı
O da "imanla dolu" karşılığını verince Peygamberimiz -salât ve selâm üzerine olsun- "Eğer onlar tekrar işkence ederlerse sen de tekrar o sözleri söylersin" diye buyurur. İşte küfür eylemine ve müşriklerin dediğini yapmaya ilişkin ruhsat böyle durumlar için geçerlidir

Bu durum imanın en alt durumudur, yani takvası en alt olanların durumudur ki, Bu günaha girmezler.Çünkü ruhsat verilmiştir

Alıntı
Bazı müslümanlar dilleriyle dahi olsa kâfir olduklarını söylemektense ölümü tercih etmişler de dilleriyle böyle bir sözü söylemeye yanaşmamışlardır. Nitekim Yasir'in annesi Sümeyye ölünceye kadar, iffet yerinden mızrak darbesi yemesine rağmen yine de diliyle dahi olsa küfre dönmemiştir. Yasir'in babası da işkence altında can verirken bu tavrından hiç vazgeçmemişti.

Hz. Bilal'e müşrikler akıllarına gelen her türlü işkenceyi yapıyorlardı. Güneşin kızgın sıcaklığı altında büyük kaya parçalarını onun göğsü üzerine koyuyorlar ve Allah'a ortak koşmasını istiyorlardı. O bunca işkenceye rağmen tekliflerini reddediyor ve `Allah birdir' diyordu. Ve yine "Allah'a yemin ederim ki, eğer sizi daha çok öfkelendirecek bir söz bilseydim onu da söylerdim" diye ekliyordu.

Ensar'dan Zeyd'in oğlu Habib de, Müseylemetu-l Kezzab tarafından yakalanıp "Sen Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuma şahitlik ediyor musun?" diye sorduğunda "Evet" karşılığını vermiş, bu sefer Müseyleme "Benim Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik ediyor musun?" dediğinde ise o "Ben duymuyorum" demişti. Müseyleme onun etlerini lime lime koparırken o sonuna kadar bu tavrında diretmişti

Böyle bir durum ise takvanın en üst olduğu durumdur ki, sevabların en faziletlisini almaya hak kazanmışlardır
« Son Düzenleme: 17 Ağustos 2007, 04:16:35 ÖS 16 Gönderen: abdulhamit » Logged
17 Ağustos 2007, 04:39:36 ÖS 16
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #2 :»

teşekkür ederim hamit abi
tartışmama prensibi hala koruyorum.
din; bir hayattır. bir bilim değil. hayatımızda bazı şeyleri bazen kullanırız bazen kullanmayız , mesela; yemek yaparken tuz bazen olmazsa olmazdır bazen ise hiç gerekmeyen.
mümin ise tavrını; zamanın fıkhına göre ayarlamayı bilir.nasıl ki hayat kesin çizgilere karşıdır dinde aynen öyle
vesselam
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
17 Ağustos 2007, 06:37:52 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #3 :»

Alıntı
Serender
din; bir hayattır. bir bilim değil

Değerli kardeşim, yanıldığınızı düşündüğüm ve  en büyük hatanız diye telakki ettiğim, kuran ,islam dinine bilim diyemiyorsunuz .
Oysa ben kuran ,ilimlerin , bilimlerin şahıdır. derim.
Kuran kerim der ki, allahtan hakkıyla korkanlar ilim sahipleridir. Hangi ilmi sahipleri bunlar ? Başta kuran ilmine vakif olanlar değil midir ? Ali İmran 18 de de Allahın birliğine hakkıyla kim şahadet eder denildiğinde bunlar da ayetten de anlaşılacağı üzere bilim adamları ( Kuran alimleridir ) denir

Alıntı
Serender
mümin ise tavrını; zamanın fıkhına göre ayarlamayı bilir.nasıl ki hayat kesin çizgilere karşıdır dinde aynen öyle

İşte yanıldığınızı düşündüğüm başka bir nokta daha; Zamanın da fıkıhı ne demek ? Her farklı zamanlar da farklı fıkıh mı uygulanacak ? İfadenizi anlamak ve kabullenmek mümkün değil
« Son Düzenleme: 17 Ağustos 2007, 06:40:35 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
17 Ağustos 2007, 09:10:22 ÖS 21
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #4 :»

değerli hamit abi
evvela şunları iyi bilmeniz lazım
biz burada 'serender' veya 'abdülhamit' gibi iki nicki tartışmıyoruz tartıştığımız bir fikirdir
dolayısıyla;
Alıntı
yanıldığınızı
ve
Alıntı
en büyük hatanız
gibi serendere ithaf değil de fikre ithaf ederseniz
karşınızda ki genelde hassas yapılı insan, özelde narin serender daha rahat olacaktır.

ayrıca;

Alıntı
İfadenizi anlamak ve kabullenmek mümkün değil
kabullenmeme konusunu anladık hadi neyse(anlamadan kabullenmeme peşin hüküm olsa da
ama madem ifademi anlamak mümkün değil, o halde; na mümkün bir şey için neden çaba harcayayım.

(not: bu uyarı sadece bu konu için değil genel hamit abi karakteri içindir)
anlayışınıza sığınarak Allaha Emanet Olunuz..
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
20 Ağustos 2007, 11:53:28 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #5 :»

Alıntı
serender
(not: bu uyarı sadece bu konu için değil genel hamit abi karakteri içindir)
anlayışınıza sığınarak Allaha Emanet Olunuz..

Uyarı mı, nasihat mı, yoksa rica mı ediyorsunuz. Ben de desem ki, bu uyarım sadece genel serender bacı karekteri içindir desem itirazınız neye karşı olacak. Yanıldığınızı söyleyebilirim, hatalı düşündüğünüzü de söyleyebilirim.
Bu sizin düşünceleriniz üzerinedir. Sizin şahsınızla benim alıp veremediğim ne olabilir ? Şahsınızla alıp veremediğim yok benim itirazım sizin fikirlerinizedir. Siz de yeri geldiğinde fikirlerime katılmadığımı belirtmiyor musunuz ?
Logged
20 Ağustos 2007, 12:52:22 ÖS 12
Üye Bilgileri
bbetull
bbetull
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1500
Nerden:

Offline
« Yanıtla #6 :»

Konu yine karakter çatışmasına dönmek üzere.
Serenderin ifade ettiği ikazlarda bende hassaım.Hiç kimse karşısındakinin ifade ettiği şekilde bir şeyleri yorumlamak durumunda değil.Fakat aynı anlayışta olmamamız bizi yanlışlamaz.Sadece farklı kılar.
Sayın abdulhamiti din ve bilim arasında oluşrutmaya çalıştığı köprüleri anlamaya çalışıyorum.Neticede kendisi fizikçi.Elbette ki herkesin bir penceresi vardır ve kendi pencerelerimizden değerlendirmeler yaparız.

Alıntı
İşte yanıldığınızı düşündüğüm başka bir nokta daha; Zamanın da fıkıhı ne demek ? Her farklı zamanlar da farklı fıkıh mı uygulanacak ? İfadenizi anlamak ve kabullenmek mümkün değil

Serenderin zamanın fıkhından kastettiği şey bence doğrudur.Değişmez demek için olamazsa olmaz kaidelerinden olması gerekiyorki kimsenin buna itirazı olduğunu sanmıyorum.Fıkıh karşılaşılan durumlar neticesinde ki ince anlayış değil midir?Değişen zaman içinde müslümanalrın sorunları,karşı karşıya kaldığı durumlar değiştiğine göre elbette ki buna bağlı olarak fıkhende değişimler/gelişimler olacaktır.Bunun neresi yanlış anlamadım.

Logged
20 Ağustos 2007, 01:01:59 ÖS 13
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #7 :»

Alıntı
betül
Serenderin zamanın fıkhından kastettiği şey bence doğrudur.Değişmez demek için olamazsa olmaz kaidelerinden olması gerekiyorki kimsenin buna itirazı olduğunu sanmıyorum.Fıkıh karşılaşılan durumlar neticesinde ki ince anlayış değil midir?Değişen zaman içinde müslümanalrın sorunları,karşı karşıya kaldığı durumlar değiştiğine göre elbette ki buna bağlı olarak fıkhende değişimler/gelişimler olacaktır.Bunun neresi yanlış anlamadım.

Evet, ben de anlayamadım. Kurandaki fıkıhı siz zamana göre değişir ,değiştirilebilir deseniz tabii ki ben ne sizi ne de serenderi anlamaya çalışacağım.
İfade ettiğiniz tabir, kuran da net olmayan ve açık yorumlanmayan meseler üzerindedir ki, ben bunun  tartışmasını yapmam.
karşı çıktığım kuran ayetlerinin ve kurandaki şeri hükümlerin aynı ve benzeri olaylar tekrarlandığın da bu hükümlerin  kıyamete dek değişmez kalacağıdır
« Son Düzenleme: 20 Ağustos 2007, 01:15:07 ÖS 13 Gönderen: abdulhamit » Logged
20 Ağustos 2007, 03:34:49 ÖS 15
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4234
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #8 :»

teşekkür ederim hamit abi
anlamaya çalışmıyorsunuz ama bir kaç kelime ile izah edeceğim(zamanın kısıtlı)

toplum önderleri vardır seyyit kutub gibi iskilipli gibi
ve karşılarına zaman iki seçenek sunmuştur
birincisi şehadet ..ikincisi ammar bin yasir örneği
sizce ikinci seçeneği uygulamaları meşru olurmuydu
ve bu tavır islam ümmetinde nasıl bir iz bırakırdı
sıradan bir mücahid için demiyorum yol gösterme gayretinde olan imamları kastediyorum??
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
20 Ağustos 2007, 03:49:38 ÖS 15
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #9 :»

Cevabınıza çok kısa cevap vereyim mi ? İşte bu

Alıntı
Bazı müslümanlar dilleriyle dahi olsa kâfir olduklarını söylemektense ölümü tercih etmişler de dilleriyle böyle bir sözü söylemeye yanaşmamışlardır. Nitekim Yasir'in annesi Sümeyye ölünceye kadar, iffet yerinden mızrak darbesi yemesine rağmen yine de diliyle dahi olsa küfre dönmemiştir. Yasir'in babası da işkence altında can verirken bu tavrından hiç vazgeçmemişti

Takvanın zirve yaptığı, maxsimum nokta işte bu.
Şayet ruhsat kullanmış olsalardı, bu şerefli mevkiye ulaşamadıkları gibi, allah azimüşanın rahmeti ve affına de nail olabileceklerdi.
Allah o kadar yüce o kadar afüv, o kadar gafur rahim ki, bu olayda bile kullarına güçlük dilememiştir. Kulunun ameli yerine kalbini esas almıştır, kalbine bakmıştır
« Son Düzenleme: 20 Ağustos 2007, 03:51:42 ÖS 15 Gönderen: abdulhamit » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.051 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu