AMELLER NİYETLERE GÖREDİR.......üzerine bi tefekkür......

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V > Bir Hadis ve Verilmek İstenen Mesaj > AMELLER NİYETLERE GÖREDİR.......üzerine bi tefekkür......
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: AMELLER NİYETLERE GÖREDİR.......üzerine bi tefekkür......  (Okunma Sayısı 255 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
19 Ocak 2011, 08:32:47 ÖÖ 08
Üye Bilgileri
müslümanlardan
Süper Aktif Üye
****
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 900
Nerden:

Offline
« :»

Ameller niyetlere göredir

--------------------------------------------------------------------------------

NİYET


Niyet, yapılan herhangi bir eylemde kastedilen şey, gözetilen maksat, gaye, murat anlamına gelen kalbi bir yöneliştir. İslam'da niyetin önemi, işlenen amel­ler üzerindeki tesirinden kaynaklanmaktadır. Takva­ya ait bir amel, bozuk bir niyet ile işlendiği zaman is­yana dönüşebilmektedir. Namaz, oruç, zekat, hac, cihad ve ilim öğrenmek gibi Rabbani eylemleri yeri­ne getiren bir insan, bu eylemleri Rabbani bir niyet­le yapmıyorsa, işlediği bu amellerin kendisine her­hangi bir faydası yoktur. Resulullah (s.a.v.)'in yanın­da ve onunla birlikte savaşmak gibi yüce bir eylemi yerine getirmesine rağmen, niyeti Medine'deki hur­malıklarını korumak olan kişinin öldürülüp cehenne­me yuvarlanması bu hususa açık bir örnektir. Bu ki­şi büyük bîr fedakarlıkla savaşmasına rağmen Allah ve Resulü için değil, Medine'deki hurmalıklarını kur­tarmak niyetiyle savaştığı için, bu eyleminin karşılı­ğını görmemekte ve öldürüldüğü zaman şehid ola­rak cennete değil, kafir olarak cehenneme gitmek­tedir.

Niyet, genelikle salih amellerde müessirdir. Sa­lih bir amel niyet bozukluğu ile isyana dönüşebilmekte ancak isyan olan bir amel iyi niyetle salih amele dönüşmemektedir. Bu gerçeğin Kur'an ve Sünnet'te birçok örnekleri vardır. Bu örneklerden Resulullah (s.a.v.) ile ilgili olan Sakifoğulları mesele­sini verebiliriz.,

Davetin en zor günlerinde Sakifoğulları Resu­lullah (s.a.v.)'e gelerek, kendilerine imtiyaz tanıması­na ilişkin bazı tekliflerde bulunmuşlar ve teklifleri ka­bul edilirse, kısa bir süre sonra davete topluca ica­bet edebileceklerini belirtmişlerdir. Bu teklif üzerine Resulullah (s.a.v.) bir an duraklamış ve bu durakla­ma anında ilahi vahiyle şiddetle uyarılmıştır.

“Onlar neredeyse, sana vahyettîğimizden baş­kasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitne­ye düşüreceklerdi; o zaman da seni dost edinecekledi. Eğer biz seni sağiamlaştırmasaydık, andolsun, sen onlara az bir şey (de olsa) meyledecek­tin. Bu durumda biz de sana, dünya ve ahiretin (azabını) kat kat tattınrdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.” [1]

Zikredilen ayeti kerimelerde, İlahi vahiyle uyarılıp sağlamlaştırılmasaydı, Efendimiz (s.a.v.)'in az bir şey de olsa meyledeceği belirtilmektedir.
Bu yaşanan olay bizlere örnek olması için ger­çekleşen bir takdiri İlahi ve dolayısıyla Rabbani bir uyarıdır. Bu Rabbani uyarıyı kavrayabilmemiz için Resuluİlah (s.a.v.)'in ne için, hangi niyetle meylede­ceğini düşünmemiz gerekir.
Resulullah (s.a.v.)'in niyeti neydi?
Sakifoğullarının teklifi karşısında neden durak­lamıştı ve İlahi vahiyle uyarılmasaydı, az bir şey de olsa ne için, hangi niyetle meyledecekti?
Aklı selim olan her mü'minin idrak edeceği gi­bi Resulullah (s.a.v.)'in niyeti para, kadın, mal veya makam değil, sadece ve sadece Allah'ın nzasıdır. Ancak niyet ne olursa olsun en ufak bir uzlaşmaya, en ufak bir sapmaya izin verilmemiştir. Bütün kar­deşlerimizin bu noktayı kavramaları ve her konuda olduğu gibi, bu konuda da Resulullah (s.a.v.)'i kendi­lerine örnek almaları gerekir. Yaşadığımız çağın müslümanları, böylesi bir şuura şiddetle muhtaçtır­lar. Çünkü değişik İslam anlayışlarının bulunduğu birçok toplumlarda, bu değişik anlayışlardan hare­ket ederek farklı grup ve ekollere bölünen müslümalann ortak bir yönleri vardır. Bu ortak yön, hepsinin dilinde bayraklaşan “Niyetimiz İslam” sloganıdır.

Herhangi bir müslümanı çarpık bir yolda veya gayri İslami bir çalışmada gördüğünüz zaman tenkid edemezsiniz. Çünkü tenkidleriniz karşısında söyle­yeceği son söz, sizin konuşmaya başladığınız ilk an­dan itibaren onda hazır beklemektedir.
“Ameller niyetlere göredir ve bizim niyetimiz İs­lam'dır.”
Bu söz, temiz akıl sahibi bir müslümanın söyler­ken düşünmesi ve içinde bulunduğu duruma baka­rak belki de utanması gereken bir sözdür. “Niyetimiz İslam'dır!.” diyenler, öncelikle İslam'ın ne olduğunu ve insanlara ne için sunulduğunu bilmeleri gerekir.
Nedir İslam?
İnsanlara niyet olarak sunulan bir görüş mü?
Oysa ki şanı yüce Rabbimiz Kur'an'ı Kerim'de;
“Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, üzeriniz­deki nimetimi de tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip beğendim..” [2] buyurmakta­dır.

Ayet-i kerimeye dikkat edilirse İslam'ın bir niyet olarak değil, bir din, bir yaşam şekli, Rabbin rızasına giden Rabbani bir yol olarak sunulduğu belirtilmektedir.
Peygamberlerin gönderiliş gayesi sadece insan­ların niyetlerini değiştirmek değil, aynı zamanda bu insanların içinde bulundukları yolu, yaşam tarzlarını değiştirmek içindir. İnsanların Rabbani bir niyete sa­hip olmaları yeterli olsaydı, Allah'ı razı etmek iste­melerine rağmen sapıklığa düşen Ehl-i Kitab'a veya putlara taparken;
“Biz bunlara, bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” [3] diyen müşriklere peygamber gönderilmezdi.

Gayri İslami yollarda ömürlerini tüketirlerken, çevresindeki insanlara “Bizim niyetimiz İslam!” di­yen kimselerin ölümü tefekkür etmeleri ve gayri İs­lami yolda öldükleri zaman aynı cevabı, aynı rahat­lıkla Rabbimize karşı söyleyip, söyleyemeyeceklerini düşünmeleri gerekir. Hepimizin bildiği gibi dünya hayatı, imtihan hayatıdır. Bu İlahi imtihan ise salih niyetle birlikte ameli düzlemdedir.
“O, amel bakımından hanginizin daha iyi ola­cağını denemek (ortaya çıkarmak) için ölümü ve hayatı yarattı..” [4

İslam'ı niyet olarak benimseyip, gayri islami yollarda ömür tüketen kimseler bu niyetlerine hiçbir zaman kavuşamayacaklardır. Niyeti İstanbul'a git­mek olan Eskişehirli bir kimse Ankara yolunu be­nimser ve Ankara yolunda ilerlemeye çalışırsa İstan­bul'a varabilir mi?
Elbetteki varamaz!.
Niyeti “İstanbul'a gitmek” olan kimsenin yönele­ceği yol, İstanbul yolu olmalıdır. Niyeti “Mekke'ye gitmek” olan kimsenin yöneleceği yol, Mekke olma­lıdır. Niyetleri “Allah rızası” olan müslümanlann yö­nelecekleri yol, şanı yüce Rabbimizİn gösterdiği Rabbani yol olmalıdır. Müslüman bu noktada dur­malı ve düşünmelidir. “Rabbimin rızasına varabil­mem için Rabbimin gösterdiği Rabbani yola girme­liyim, bu yolda bulunmalıyım.” demelidir.
Bunu dert edinmelidir.
Bu dertle uykuları kaçmalı, bu dertle samimi bir arayışa geçmelidir. Herhangi bir işten atıldığı zaman üç-beş günlük nafakası için nasıl endişeleniyor ve yeni bir iş bulabilmek için nasıl kapı kapı geziniyor­sa, ebedi hayatı için çok daha fazla endişe duyma­lı, çok daha fazla telaşa kapılmalıdır.
Bilmelidir “Niyetim İslam” diyerek kurtulamaya­cağını!.
Bilmelidir bazı İslami sloganlarla aldatılmışsa, aldatıcıyla birlikte cehenneme gireceğini!.
Bütün bunları bilmeli ve bu bilinçle dehşete düşmelidir. Şayet herhangi bir grupta İse bu grubu yöneten hocasından değil, Allah'tan korkarak yiğit­çe ayağa kalkmalı ve İslami bir edeple “Hocam, bi­zi davet ettiğiniz ve bizlerin de İslami duygularla be­nimsediğimiz bu yol, Kur'an ve Sünnetin bütünlü­ğünde beyan edilen Rabbani yol mudur? Resulullah (s.a.v.) bizatihi aramızda olsaydı, bizleri bu yola mı davet ederdi? Bizler Resulullah (s.a.v.)'in yolunda isek bu yolu şer'i delilleriyle savunmamız ve müslümanların Rabbani tenkidlerine açık olmamız gerek­mez mi?” diyebilmelidir. İdrak etmelidir hangi yolda olduğunu, doğru yolda olduğuna inanmaktan ve ho­casına iyi niyetle teslim olmaktan öte, doğru yolda olduğunu idrak etmelidir.

Bu bilinçle bulunmalıdır o yolda, bu bilinçle davet etmelidir yoluna, bu bilinçle savunmalıdır yolunu.. Savunduğu yola yönelebilecek olan Rabbani tenkidleri ise can kulağıyla dinlemelidir. Cennetliklere özgü niyetlerle, cehennemliklere özgü amelleri işliyorsa tereddüt et­meden, hiç tereddüt etmeden yolunu değiştirmeli ve Rabbani yola yönelmelidir

KAYNAK...

KURANI KERİM MEALİ...

1. İsra: 17/73-75. 2.Maide: 5/3.
3.Zümer: 39/3.

4. Mülk: 67/2

SAİD HAKİM...RABBANİ YOL VE SÜNNETULLAH.........MÜSLÜMANLARDAN.....
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.062 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu