NİSA 95-96 AYETLERİ NASIL ANLAŞILACAK ?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > NİSA 95-96 AYETLERİ NASIL ANLAŞILACAK ?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: NİSA 95-96 AYETLERİ NASIL ANLAŞILACAK ?  (Okunma Sayısı 550 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
06 Temmuz 2010, 06:59:39 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« :»

MAZERETSİZ CİHADA KATILMAMAK

Nisa 95: Müminlerden özürsüz olarak yerinde oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler bir değillerdir.
Allah mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri oturanlara derece olarak üstün kılmıştır. Bununla birlikte Allah hepsine güzellik vadetmiştir. Ancak Allah cihad edenleri büyük bir ecir ile oturanlara üstün kılmıştır.


Evet, bu ayeti nasıl anlamalıyız?
Cihat farz değil midir?
Cihatın farz oluşu ile ilgili birçok ayet varken, müminlerin özürsüz olarak cihat etmemelerini nasıl ve neye göre anlamalı ve açıklamalıyız veya açıklanacak ki ?
 
Allah hepsine güzellik vadediyor.

EVET AYET NASIL ANLAŞILACAK VEYA NASIL ANLAŞILMALI ?

MUMİNLERİN MAZERETLERİ OLMAKSIZIN, ÖZÜRLERİ OLMAKSIZIN ALLAHIN EMRİNE İTAAT ETMEYEREK  CİHAT ETMEYENLERİ (NASIL ANLAYACAĞIZ VE DEĞERLENDİRECEĞİZ. Kİ, SONUÇTA HER İKİSİNE ALLAH CENNETİ VAAD ETMİŞTİR. )

Ali imran - 142- Yoksa siz, Allah içinizdeki cihad edenleri ayrıt etmeden ve sabırlıları belirlemeden cennete girebileceğinizi mi sandınız?
 
143-Sizler ölümle karşılaşmadan önce onu arzuluyor-dunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyorsunuz."


Ayeti ile nasıl uyumlu hale getirilebilir ?

« Son Düzenleme: 07 Temmuz 2010, 05:58:14 ÖS 17 Gönderen: abdulhamit » Logged
06 Temmuz 2010, 07:09:56 ÖS 19
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

MUMİNLERİN Mazeret sahibi olmadan  yani özürsüz olarak cihada (kıtala ) canlarıyla ve mallarıyla katılmamaları suç mudur değil midir ?

Üstelik Pek büyük, en büyük günahlardan biri değil midir ?

Munafık veya kalblerinde hastalık olanlar aynı eylemden dolayı Rabbimiz tarafından şiddetli bir şekilde kınanır ve sonu hiç de iyi olmayacak bir tehditle karşılık görürken muminlerin aynı tavır harekettten dolayı onlara güzellikler vaad edilmesi ne anlama gelir ?  ve Nasıl izah edilebilir ?

Müslümanın Allahın emrine karşı gelme lüksü olabilir mi ?

Bakın Allah-u Teâlâ Tebük Gazvesine çıkışta, gazve esnasında ve gazve dönüşünde meydana gelen olaylar hakkında Tevbe Süresindeki bazı ayetleri indirdi:

"Ey iman Edenler! Size ne oldu ki, "Allah yolunda savaşa çıkın" dediği zaman yere çakılıp kaldınız?" (Tevbe 38 )

Bu ayet Tebük Gazvesi hakkında inmiştir.

Ayetler işiğında kendi yorum ve açıklamalarımla devam edeceğim.
 
« Son Düzenleme: 06 Temmuz 2010, 08:44:01 ÖS 20 Gönderen: abdulhamit » Logged
07 Temmuz 2010, 05:53:10 ÖS 17
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

Ayetleri yorumlarken onların sebebi nüzüllerini çok iyi algılamak gerekir... parça bütün ilişkisini korumak gerekir...söylediğim ayeti çok farklı yorumlayabilirsiniz de ama o ayet hangi olay üzerine inmiş.. bunun çok iyi ortaya konulması lazım... ve bundan sonra hükmün illetlerinin algılanması lazım... Birde çok önemli gördüğüm bir hususu belirtmek isteyim. Kuranda Tek bir ayetin anlamına bakarak hüküm çıkarılamaz, Mücmel görünen bir Ayetin mutlaka KENDİSİYLE BAĞLANTILI başka bir ayetle tefsiri şarttır. Zaten kuran bu özelliği ile kendi kendini tefsir ediyor.

O halde nisa 95-96 ayetine kıyasla şöyle diyebiliriz miyiz ? Muminlerden Mazaret  ve bir özür sahibi olmadan namaz kılmayanlarla namaz kılanları elbette  bir tutamayız.( Eşit olamazlar ) Allah namaz kılanları kılmayanlara göre mertebece ile üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir (Salih amel yapmak şartı ile ) DİYEBİLİR MİYİZ.

VEYA

Muminlerden Mazaret  ve bir özür sahibi olmadan ORUÇ TUTMAYANLARLA ORUÇ TUTANLARI elbette  bir tutamayız.( Eşit olamazlar ) Allah ORUÇ TUTANLARI TUTMAYANLARA GÖRE  göre mertebece ile üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir (Salih amel yapmak şartı ile ) DİYEBİLİR MİYİZ.

DİYEBİLMEMİZ İÇİN DİĞER AYETLERİN AÇIK VE NET TEFSİRİNE BAKMAMIZ LAZIM DEĞİL Mİ ?





« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2010, 10:43:14 ÖÖ 10 Gönderen: Rahmetli » Logged
07 Temmuz 2010, 06:19:07 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #3 :»

Öncelikle kuran ayetlerine bakarak, cihadın her müslümana farz olup olmadığına bakalım.
Aynı zamanda da, hangi tür mazaretler cihadın yerine getirilmesine engeldir. Onlara da bakalım.
İşte, her müslüman için farz olan ayetler.

Nisa 77: Kendilerine( Savaştan) elinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin denenleri görmedin mi?
Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir grup Allahtan korkar gibi hatta daha fazla bir korku ile ve insanlardan korkmaya başladılar. ve 'Ey rabbimiz bizim üzerimize savaşı niçin farz kıldın?
Yakın bir zamana kadar bize mühlet verseydin olmazmıydı? dediler. De ki: Dünyanın geçimliliği azdır. Ahiret ise fenalıklardan sakınanlar için daha hayırlıdır ve bir kıl kadar haksızlığa uğratılmazsınız.

NAMAZINI KILIN ZEKATINIZ VERİN BU SİZE YETER CİHAT SİZİN NEYİNİZE DİYENLERE CEVABEN BAKIN NASIL BİR AYET İNMİŞ OLDU
 
Tevbe 38: Ey iman edenler size ne oldu ki Allah için savaşa çıkın denildiği zaman yere çakılıp kaldınız. Ahiretin yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimliliği ahirete göre çok azdır.
( Bu ayete çok dikkat edelim, mazaretsiz savaşa çıkılmadığında müminlere müthiş ve şiddetli bir uyarı ve eleştri var) Ayetin devamı daha çok tehdid içeriklidir bakın

Tevbe 39: Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah size acıklı bir şekilde azab eder ve sizin yerine başka bir topluluk getirir; siz de ona bir zarar veremezsiniz Allah herşeye güç yetirendir ( Bu ayet mazaretsiz savaşa çıkılmadığında, müminlere şiddetli tehdit vadediyor.)

Ayette geçen; "yere çakılıp kaldınız" dan kasıt; savaşa çıkmada tembellik gösterdiniz. Gölgeler altında oturmak, olgunlaşan ürünlerden faydalanmak için savaşa çıkmak istemediniz, demektir.

"Ahireti bırakıp dünya hayatına mı razı oldunuz?"

Allah-u Teâlâ savaşa katılmak istemeyenlere, bunun sebebinin dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmeleri mi olduğunu soruyor.

Bunu sorduktan sonra, dünya HAYATının ahiret HAYATı yanında çok az ve değersiz olduğunu, aklı başında bir kişinin, hiçbir zaman dünya HAYATını ahiret HAYATına tercih etmeyeceğini bildirerek şöyle buyuruyor:

''Oysa dünya hayatının geçimi, ahiretin ki yanında çok azdır" (Tevbe: 38)

Bundan sonra Allah-u Teâlâ, Allah yolunda cihadı terk edip oturup kalanların, hem dünyada hem de ahirette cezalandırılacaklarını bildirdi:

"(Oturur da bu savaşa) çıkmazsanız, Allah sizi can yakıcı bir azapla cezalandırır."

Yani sizi ahirette feci bir şekilde cezalandıracaktır.

"ve yerinize başka bir kavim getirir"...

Yani yerinize, sizden daha hayırlı olan, Allah-u Teâlâ'nın emirlerini tereddütsüz yerine getiren, her halükarda Allah'a boyun eğen, hiçbir zaman ahiret hayatını dünya hayatına tercih etmeyen, kendileri için gerçek menfaatin nerede olduğunu çok iyi bilen bir kavim getirir.

"siz (savaşa çıkmamakla) Allah'a bir zarar veremezsiniz."

Siz cihada çıkmayıp oturmakla ne Allah'a, ne dinine, ne de Rasulüne bir zarar verebilirsiniz.

"Allah her şeye kadirdir
." (Tevbe: 39)

O, siz olmazsanız bile, Rasulünü ve dinini muzaffer kılmaya kadirdir.

Bundan sonra Allah-u Teâlâ, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in muzaffer olmasının onlara bağlı olmadığını, kendisinin onlar olmadan da Rasulünü defalarca yardımıyla muzaffer kılabileceğini anlatmak için, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hicretini örnek verdi.

Hicrette Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında arkadaşı Ebu Bekir'den başka hiçbir yardımcısı yoktu. Bütün düşmanları ise silahlarını kuşanarak onların peşine düşmüştü. Halbuki o ikisinin kendilerini savunacak silahları bile yoktu. İşte bu halde, düşmanları Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kaç adımlık bir mesafeye kadar yaklaşmalarına rağmen, Allah-u Teâlâ sizin görmediğiniz askerleriyle ona yardım etti.

Bunu hatırlatmak için Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Eğer siz ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki; inkar edenler onu (Mekke'den) çıkardıkları zaman, mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir'e); "Üzülme, Allah bizimle beraberdir." diyordu. Allah ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş ve inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah azizdir, hakimdir." (Tevbe: 40)

Tevbe Suresi  16 Allah; içinizden cihat edenleri, Allah'tan, resulünden ve müminlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri belirlemedikçe, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Tevbe Suresi  24 De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz/menfaat çevreniz, elde ettiğiniz mallar, kesadından korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden konutlar sizin için Allah'tan, resulünden ve Allah yolunda cihattan daha sevimli ise artık Allah, emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan ayrılmış bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz."
 
 Tevbe Suresi  41 Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak mutlaka seferber olun ve Allah yolunda mallarnızla, canlarınızla cihat edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. ( EVET BU AYETTE MUMİNLERE AÇIK VE NET EMİR VAR )
 
 
Tevbe Suresi  44 Allah'a ve âhiret gününe iman edenler; mallarıyla, canlarıyla cihat edecekleri için senden izin istemezler. Allah, takva sahiplerini iyice bilmektedir. ( KİMLER NEDEN VE NİÇİN İZİN İSTEMEZLER ? )

AYETLER BU KADAR AÇIK VE NET İKEN ÖZÜR SAHİBİ OLMAKSIZIN CİHADA KATILMAMAK MUMİNİN VASFI MIDIR ?
« Son Düzenleme: 10 Temmuz 2010, 10:48:45 ÖÖ 10 Gönderen: Rahmetli » Logged
07 Temmuz 2010, 06:31:06 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #4 :»

Alıntı
O halde nisa 95-96 ayetine kıyasla şöyle diyebiliriz miyiz ? Muminlerden Mazaret  ve bir özür sahibi olmadan namaz kılmayanlarla namaz kılanları elbette  bir tutamayız.( Eşit olamazlar ) Allah namaz kılanları kılmayanlara göre mertebece ile üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir (Salih amel yapmak şartı ile ) DİYEBİLİR MİYİZ.

VEYA

Muminlerden Mazaret  ve bir özür sahibi olmadan ORUÇ TUTMAYANLARLA ORUÇ TUTANLARI elbette  bir tutamayız.( Eşit olamazlar ) Allah ORUÇ TUTANLARI TUTMAYANLARA GÖRE  göre mertebece ile üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir (Salih amel yapmak şartı ile ) DİYEBİLİR MİYİZ.

DİYEBİLMEMİZ İÇİN DİĞER AYETLERİN AÇIK VE NET TEFSİNE BAKMAMIZ LAZIM DEĞİL Mİ ?

EVET DİYEBİLİR MİYİZ DİYEMEZ MİYİZ ?

İŞTE AÇIK VE NET AYETİ BİR DAHA YAZIYORUM

Nisa 77: Kendilerine( Savaştan) elinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir grup Allahtan korkar gibi hatta daha fazla bir korku ile ve insanlardan korkmaya başladılar. ve 'Ey rabbimiz bizim üzerimize savaşı niçin farz kıldın?
Yakın bir zamana kadar bize mühlet verseydin olmazmıydı? dediler. De ki: Dünyanın geçimliliği azdır. Ahiret ise fenalıklardan sakınanlar için daha hayırlıdır ve bir kıl kadar haksızlığa uğratılmazsınız.

NAMAZINI KILIN ZEKATINIZ VERİN BU SİZE YETER CİHAT SİZİN NEYİNİZE DİYENLERE CEVABEN BAKIN NASIL BİR AYET İNMİŞ OLDU.

NAMAZINIZI KILIN ZEKATINIZI VERİN ORUCUNUZU TUTUN VE DİĞER SALİH AMELLERİNİZİ DE İŞLESENİZ DAHİ ALLAHIN EMRİ OLAN CİHADA ÖZÜRSÜZ KATILMAMANIZ PEK BÜYÜK BİR VEBALDİR.

Tevbe Suresi  16 Allah; içinizden cihat edenleri, Allah'tan, resulünden ve müminlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri belirlemedikçe, bırakılacağınızı mı sandınız? Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Ali imran - 142- Yoksa siz, Allah içinizdeki cihad edenleri ayrıt etmeden ve sabırlıları belirlemeden cennete girebileceğinizi mi sandınız?

« Son Düzenleme: 08 Temmuz 2010, 06:00:34 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
07 Temmuz 2010, 06:45:23 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #5 :»

Nisa 84 Allah yolunda savaş .sen sadece kendinden sorumlusun. Müminleri de teşvik et(Cİhada)

EVET HER NEFS KENDİNDEN SORUMLU. PEYGAMBERE VERİLEN AÇIK VE NET EMİR. MUMİNLERİ CANLARI İLE MALLARI İLE CİHADA DAVET ETMEK VE TEŞVİK ETMEKTİR.

Tevbe 43 Allah seni affetsin doğru söyleyenler sana iyice belli olmadan ve kimlerin de yalancı olduklarını bilmeden onlara niçin izin verdin

PEYGAMBER ALLAHIN TATLISERT İKAZINA MARUZ KALARAK CİHAD MEYDANINDAN KAÇANLARI KENDİSİNE DOĞRU SÖZ ( YANİ ÖNEMLİ BİR ÖZÜRLERİ ) BELLİ OLMADAN ONLARA NEDEN İZİN VERDİN DİYE AÇIKLIK GETİRMEKTEDİR.

Şimdi de kimler savaşa çıkmayabilir.? Mazaret sahibi olanlar kimlerdir?
Kimler mazaretleri nedeni ile günaha girmeyenler ve sorumluluğu olmayanlar?

tevbe 91 zayıflar, hastalar ve harcayacak bir şey bulamayanlara ( Yani mazeretleri olana) allaha ve peygambere bağlı kaldıkları müddetçe herhangi bir günah yoktur. Allah bağışlayan ve rahmet edendir

Tevbe 92: Kendilerine binek bulman için sana geldiklerinde: '' size binek bulamıyorum, dediğin zaman harcayacak başka birşey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözlerinden yaşlar akarak geri dönenler için de bir günah yoktur.

Tevbe 122: Müminlerin toptan savaşa çıkmaları doğru olmaz. Her kabileden bir grubun dini iyi öğrenmek ve kavimleri kendilerine döndüklerinde onları uyarmak üzere geride kalmaları gerekmez mi? Olur ki böylece sakınırlar.

Mazaretler ancak bu şekilde sıralanır ve rabbimizin emrine itaat etmemede ki, başka bahaneler ve mazaretler sıralanamaz

Tevbe 24 de ki: Eğer babalarınız, oğullarınız kardeşleriniz hanımlarınız aşiretiniz kazandığınız mallar korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizin için allahtan peygamberden ve onun yolunda cihat etmekten daha sevimli ise Allah buyruğunu bildirinceye kadar bekleyin Allah fasıkları doğru yola iletmez.
 
İşte bakın cihat ile insan neleri kaybedecek, gerekirse anasını da babasını da çocuğunu da kaybedecek yeterki Allah rızası için olsun

PEKİ O HALDE NİSA 95-96 AYETLERİNİ TEKRAR YAZALIM VE  YAZDIĞIMIZ AYETLER IŞIĞINDA NASIL AÇIKLANABİLİR ?

95-96) Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
 
MEAL: İnananların; özür sahibi olmaksızın oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gösterenleri aynı değildir. Allah, malları ve canlarıyla gayret gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir ama cihat edenleri, çok büyük bir ödülle, oturanlardan üstün kılmıştır.
 
MEAL:Bir mazeretleri olmaksızın mücadeleden kaçınan müminler ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah, mallarıyla ve canlarıyla üstün çaba gösterenleri mücadeleden kaçınanlardan daha üstün bir mertebeye yüceltmiştir. Allah bütün (müminler)e nihai güzellik vaat etmiş olmasına rağmen, Allah yolunda üstün çaba gösterenleri, (kendilerine) büyük bir mükafat (vaat ederek) mücadeleden kaçınanlardan üstün kılmıştır
« Son Düzenleme: 07 Temmuz 2010, 06:55:59 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
07 Temmuz 2010, 07:07:18 ÖS 19
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #6 :»

Savaş ve cihad, mazeretleri olmayan her müslümana farz ise,

Ali imran 142 ile Nisa 95 arasında bağlantı kurabilir miyiz? Sizce bu bağlantı nasıl kurulabilir?

Ali İmran 142: Yoksa siz Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan ve yine sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

Nisa 95: Müminlerden özürsüz olarak yerinde oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler bir değillerdir.
Allah mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri oturanlara derece olarak üstün kılmıştır. Bununla birlikte Allah hepsine güzellik vadetmiştir. Ancak Allah cihad edenleri büyük bir ecir ile oturanlara üstün kılmıştır.

Evet, bu her iki ayeti nasıl anlamalıyız?
Cihat farz değil midir?
Cihatın farz oluşu ile ilgili birçok ayet varken,( Bakınız ben bu ayetleri daha önce çıkarmıştım)
müminlerin özürsüz olarak cihat etmemelerini nasıl ve neye göre açıklamalıyız veya açıklanacak ki?
Allah hepsine güzellik vadediyor


Cihadın farz olup, olmaması tartışılamaz. Kesin hüküm ve açık ayetler varken!
Ancak zaruri haller ve mazaretler istisnadır.

DİĞER AYETLERE VE BİLHASSA ALİ İMRAN 142 ye göre, mazaretsizler için önemli Tehdit ve şiddetli uyarı ve şiddetli eleştriler vardır.( Ayet ve ayetlere  tekrar bakınız)

NİSA 95-96 da Ancak ayetlerle olan mazaretlerden istinasız, cihada katılmayıp( Hiç bir özüre sığınmadan) oturanlardan da da Allah razı ve onlara da cennet( Güzellik) vadediyor.
 
İŞTE  benim de sormak istediğim CEVABINI BİLMEK İSTEDİĞİM soru  bu. Nasıl olabilir diye?
Hiç bir özüre dayanmadan mal ve canları ile savaşmayanlara da nasıl güzellik vadedilir?

EVET VAAD EDİLİR AMA NASIL ?

DEVAMINI YAZACAĞIM



 


« Son Düzenleme: 07 Temmuz 2010, 07:10:32 ÖS 19 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Temmuz 2010, 05:28:28 ÖS 17
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #7 :»

Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir. Peki nasıl oluyorda hiçbir mazeret ve özürleri olmadan  savaşa katılmayan ve bu şeklide apaçık günaha girdiği kesinleşen  kimseleri de allah cennet vaad ediyor ? Bu nasıl anlaşılacak !

Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir  ayetinin açılımı şöyle olmaktadır.

Dikkat !  Bunlar münafık veya kafir zümresinden değillerdir. Allahın emrettiği cihadı mal ve can ile yapmamışlardır.  Kafir veya münafıkların sergilediği tavrın aynısını sergilemelerine rağmen , kafir değillerdir. Fakat Sergiledikleri bu tavırla günaha girmişlerdir.

Bunlar inanan mumin kimselerdir. Nefsi bir tembellik uyuşukluk göstererek Allahın emrine muhalefet etmişlerdir. Her insan ve her nefs hata yapabilir, günaha girebilir. Önemli olan yapılan hatanın veya işlenen günahın farkında olunması, pişman olunması ve tevbe edilmesi  ve bir daha de aynı hataya düşülmememesi.

İşte muminler Bu yönleri ile kafir veya münafıklardan ayırt edilirler. Bunlar da muhakkak  mumin kimselerdir ki kafir ve munafıklardan işte bu yönleriyle birbirinden ayırt edlir.  Cihat emrine uymadıkları , Allahın emrini Yapmadıkları içinde günaha girip, derece kaybetmişlerdir  Yani allaha inanıp, allaha şirk koşmayıp,  diğer dini vecibelerini yerine getirenlerdir ki,  Allah bunlardan da bir şekilde memnun kalmaktadır ve bunları da cennetine dahil ediyor. Ve pek büyük bir ihtimal ki, bunlar Allahın emrettiği cihada ,savaşa mazeretsiz katılmadıkları için çok büyük pişmanlık duymuş ve pişmanlıkla Allaha tevbede bulunmuş olanlardır. Ki, ayetin sonuna baktığımızda buna işaret vardır. Allah çok bağışlayan çok affedendir ifadesi ( Nisa 96 ) ile Allahın onları affettiği ve bağışladığı anlaşılmaktadır.

BAĞIŞLANIP AF EDİLDİKLERİNE DAİR DELİL OLAN BİR BAŞKA AYETTE ŞÖYLEDİR.

"Ve savastan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah 'tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır" (et-Tevbe, 9/118).




« Son Düzenleme: 08 Temmuz 2010, 06:20:53 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Temmuz 2010, 05:46:33 ÖS 17
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #8 :»

Benzer olarak Şöyle bir yorum da getirebilir.
 
Cihad farzdır. Farzı yerine getirmeyen bir kısım müminler, günaha girmişlerdir, hem de büyük bir günaha girmişlerdir ve dereceleri de günaha girdikleri oranda düşmüştür.
 
Yani cihad edenler rabbimize isyan etmedi, emrini, farzını yerine getirdi. Bu farz da yerine getirilmesi gereken en önemli , en büyük farz idi. Böyle olduğundan dolayı dereceleri özürsüzlere karşı çok yükseltildi.
 
Allah yine de her ikisine de tümüne de niye güzelliği ve cenneti vadediyor. Niçin ?

Çünkü her iki zümre de müminlerdir. Yani özürsüz olarak hem malları ile hemde canları ile cihada katılmayanlar,günaha girmiş olmakla beraber diğer farz olan hükümleri yerine getiriyorlardır. Yani namaz kılar. oruç tutar, zekat verir, Allahı da sık sık ananlardır. Bundan dolayıdır ki, amel terazilerinde diğer farz hükümleri yerine getirdiklerinden dolayı iyi amelleri ağır basmaktadır.
 
Sonuçta her iki tarafta cennettedir. Ama derece farkıyla diğerleri daha üstündür. Çünkü Dereceleri belirleyen takvadır.

Bakınız Hucurat 13. Ayet: En üstününüz ( Derecesi en üst) olanınınız. En takva sahibi olanınızdır. (Allahtan en çok sakınanlardır)
 
Enam 132: Her birinin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.
 
Araf 201: Takva sahiplerine şeytan tarafından bir vesvese gelecek olursa ( Allahın emir ve yasaklarını ) anarlar ve hemen ( hakkı ) görürler.

İmanımız derecesini de yine salih ameller belirler.Aramızda Kimin imanı daha yüksektir diye soru sorulsa bunu Kuran cevaplar.Aranızda en üstün olanınız takvası en fazla olanınızdır.(Bakınız HUCURAT 13) Yani aranızda kim Allahtan daha cok sakınmışsa; onun emrine kim daha çok itaat etmişse o dur Allah katında en değerli olan. Yani salih amelleri daha çok işleyenlerdir. Salih amel denilince sadece yapılan iyilikler akla gelmesin, Kulun vesvese anında iken Allahı anıpta günahtan kaçınması da bir salih ameldir. Cenabı hak yalnız kalbimize bakmaz. Kalbimizin ölçüsü salih amellerimize bakar. Hangimizin daha iyi salih amel işleyeceğimizi görmek için bizi imtihan eder. Zaten yaratılışımızın ana gayesi budur.(Bakınız HUD 7) Allah kalplerde olanı gayet iyi  bilir


« Son Düzenleme: 08 Temmuz 2010, 05:47:30 ÖS 17 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Temmuz 2010, 06:16:50 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #9 :»

Özürsüz Savaşa Katılmayan Üç Kişinin Çilesi

Resulullah (S.A.V) Tebük'ten dönüşte Medîne'ye girişte doğrudan Mescidi Nebevî'ye girip iki rekat namaz kıldı. Çünkü seferden dönüşte bu, Resulullah (S.A.V) 'in âdeti idi. Sonra mescitte oturdu. Tebük gazvesine katılamayıp Medine'de kalanlar tek tek gelip özürlerini yeminle teyit ettiler. Hz. Peygamber dış görünüslerine bakarak özürlerini kabul edip, iç yüzlerini Allah'a havale etti ve haklarında istiğfarda bulundu. Bunların sayısı seksen kadar idi.

Ancak; Kâ'b b. Mâlik, Mirare b. Rabî ve Hilâl b. Ümeyye meşrû bir özürleri bulunmadıği halde cihada katılmamışslardı. Hz. Peygamber'in huzuruna girince mazeret uydurma yoluna gitmeden doğruyu söylediler.

Resulullah (S.A.V) halkı bu üç sahabe ile görüşüp konuşmaktan menetti. Üçü de bir köşeye çekilerek elli gün süreyle yalnızlığa itildiler. Dünya başlarına zindan oldu. Kırk gün geçince Hz. Peygamber bunlara Hüzeyme b. Sâbit (r.a) 'i göndererek kadınlarından da ayrı durmalarını bildirdi. Böylece eşlerinin cihaddan geri kalan bu sahabelere hizmeti de men edilmiş oluyordu. Yalnız Hilâl b. Ümeyye'nin eşi Allah elçisine gelerek; "Hilâl yaslıdır, hizmetçisi de yoktur. Yalnız mutfak işlerine yardımcı olsam" diye izin istedi. Kendisine yalnız ev hizmeti için izin verildi.

Elli gün tamamlanınca bu üç sahabenin mağfiret edildiğini bildirilen ayet indi. Bunu müjdeleyen sahabeye, Ka'b b. Mâlik sevincinden bir kat elbise giydirmişti. Mescide geldiklerinde Allah'ın Resulu Ka'b b. Mâlik'e şöyle buyurdu: "Annen seni doğurduğu günden beri yaşadığın günlerin en hayırlısını sana müjdeliyorum". Ka'b; "Bu müjde tarafinizdan mi, yoksa Allah tarafindan mı?" diye sorunca, Hz. Peygamber; "Doğrudan Yüce Allah tarafindan" buyurdu. Bunun üzerine Ka'b, bütün servetini Allah yolunda tasadduk etmek istedigini bildirdi
.
Hz. Peygamber, bir bölümünü kendisine ayırmasının daha hayırlı olacağını söyledi (İbn Kesîr).

Allah Teâlâ bu üç sahabenin halini ve affedilmelerini söyle bildirir:
 
"Ve savastan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah 'tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır" (et-Tevbe, 9/118).

Ka'b b. Mâlik ve arkadaşları bu ilâhî iltifata, doğru sözlülükleri ve samimi davranmaları sayesinde kavuştular. Ka'b bu olay üzerine, artık ömrü boyunca doğrudan başka bir söz söylemeyeceğine dair Allah elçisine söz verdi. Diğer münâfıklar uydurdukları yalan mazeretler yüzünden helâk olurken onlar selâmete çıktılar.
ALINTI
Logged
09 Temmuz 2010, 06:08:53 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #10 :»

Nisa 95 ayeti çok önemli ayettir. Aynı zamanda da çok düşündürücüdür. Daha öncede Allahın izni ile ayeti açıklayıp, yorumlamıştım. Aynı zamanda tefsir kitaplarına ters düşmeyecek şekilde ve onlarla uyumlu olabilecek bir şekilde açıklamıştım. Şimdi de ayetlerle bağlantılara bakarak açıklayacağım .

Mazaretleri olmaksızın cihada katılmayan, münafık ve fasıklara rabbimiz lanet yağdırıp, onlara gadap ederken ve onları cehennem ile tehdid ederken, nasıl oluyor da aynı hataya müminler düşünce, aynı hatayı, aynı yanlışlığı müminler işleyince onlara hoşgörü ile bakıyor.

Bu olacak şey mi ? Diye böyle önemli soru ile karşı karşıyayız

TEVBE 16, TEVBE 38 ,ALİ İMRAN 135, 142 ve NİSA 95 arasında Çok kuvvetli bir bağlantı var. Yani Nisa 95 ayeti bu ayetlerle çok yakın bağlantılı olarak açıklanabir.

ALİ İMRAN 135: Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut öz benliklerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlar da günahları için af dilerler. Günahları Allah’tan başka kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
 
( Bu ayetin gereği, cihada özürsüz katılmayan müminler çok kuvvetli ihtimal ki, pişman olup af dilemişlerdir. Allah ta onların tevbesini kabul edip, onları af etmiş olmalı ki NİSA 95 Ayetini bu anlamda indiriyor. )

Bakın NİSA 95: Müminlerden özürsüz olarak yerinde oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat edenler bir değillerdir. Allah mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri oturanlara derece olarak üstün kılmıştır. Bununla birlikte Allah hepsine güzellik vadetmiştir. Ancak Allah cihad edenleri büyük bir ecir ile oturanlara üstün kılmıştır.

(İşte ALİ İMRAN 135, ayeti ile vurgulan durum işte bu durumdur. Bu ayetin
Ayeti ışığında, özürsüz ,mazaretsiz cihada katılmayanlar bağışlanmaları için hemen Allaha tevbeye yönelmişlerdir ve Allah da tevbelerini kabul etmiştir.)


İşte bu yorumu pekiştiren ayette Tevbe 118 ayetidir.

BAKINIZ

TEVBE 118: Ve savastan geri kalan o üç kişinin tövbesini de kabul etti. Bütün genişliğine rağmen yeryüzünün kendilerine dar geldiği, ruhları son derece sıkıldığı, Allah 'tan başka bir sığınak olmadığını anladıkları zaman tövbe etsinler diye, Allah onları bağışlamıştı. Şüphesiz ki Allah, tövbeleri çok kabul eden ve çok merhametli olandır"

Nisa 95-96 ayetinin yorumunda da , tevbenizi kabul edip, bu sefer sizleri affettim ihtimali çok yüksektir. Yani mümin olduğunuz için( Münafık olmadığınız için ) diğer farz olan hükümlerini yerine getirdiğiniz için bu defa sizleri affediyorum ve affettim. İhtimali çok kuvvetlidir. ( Çünkü ayetin sonu güzellikle bitiyor , BAĞIŞLANMA İLE BİTİYOR. Allah onlardan da razı olmuştur ile bitiyor ) Derecenizi de cihada katılanlara göre düşürdüm uyarısı da vardır. Sakın bu bir daha olmasın ve tekrarlanmasın diye.

Sakın bir daha cihada çağrıldığınızda mazaretsiz ve özürsüz olarak sakın ha bir daha da cihada katılmamak gibi bir bahaneniz olmasın ve olamaz da.

Olursa ! TEVBE 16 ve ALİ İMRAN 142 ayeti gereği yerine getirilir.

TEVBE 16 : Yoksa siz, Allahın içinizden cihad edenleri ve Allahtan, peygamberinden ve müminlerden başkasını kendisine sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan öylece kendi halinize bırakılacağınızı mı sandınız Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Tevbe 38 : Ey iman edenler size ne oldu ki, '' Allah yolunda savaşa çıkın '' denildiğinde yere çakılıp kaldınız. Ahiretin yerine Dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimliliği ahirete göre çok kısadır.

 
( Bu ayette Allahımız önemli mazaretleri olmadan cihada katılmayanlara hoş bakmıyor.Onları azarlıyor. Onları dünya hayatına razı olmakla suçluyor. Dolayısıyle ahiretten nasibinizi alamazsınız , sonunuz hüsran olur diye de ihtar var. )

Ali imran 142: yoksa siz Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan, ve yine sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız !
 
Evet bu çok şiddetli uyarı ve tehdidtir. ve aynı zamanda cennete girmenin de şartıdır, Nisa 95 ile çok yakın bağlantılıdır. Nisa 95 e maruz kalan müminler hemen Allaha hamd ile tevbeye yönelmelidirler ki ! Allah onları derecelerini düşererek de olsa affetti ve cenneti de müjdeledi.. Ama bir daha ki sefer de cihada özürsüz olarak katılmamak gibi bahaneleri sakın olmasın. Artık dereceniz daha da düşer ve düşer de sonra cennete giremezsiniz .

Aman Dikkat ! Uyarısı ile karşı karşıyadadırlar

« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2010, 06:16:50 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
09 Temmuz 2010, 06:51:10 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #11 :»

NİSA süresi 95 ayeti ile yakından iligili bir başka ayet de şöyledir. ( Mazaretsiz savaşa katımayan müminlerin tevbe ve affı )

Tevbe 117- Allah, Peygamber'in ve o zor anda onun peşinden giden muhacirler ile Ensar'ın tevbelerini kabul etti. O sırada onlardan bir grubun kalpleri kaymanın eşiğine gelmişti. Arkasından O, onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.

Tevbe 118- Allah, hükümleri ertelenen ( Savaştan geri kalan ) o üç kişinin de tevbelerini kabul etti. Sonunda yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar geldi, can sıkıntısından patlayacak gibi oldular, Allah'dan kaçmanın yine O'na sığınmaktan başka bir çıkar yolu olmadığını anladılar. Bunun üzerine Allah onların tevbelerini kabul etti ki, tevbe etsinler. Hiç kuşkusuz Allah, tevbelerin kabul edicisidir, merhametlidir

Tevbe 118 deki ''.Tebük seferine katılmayan kişiler yaklaşık 80 kişiden hz.Peygamber tarafından kalplerindeki ile Allaha havale edilirken 3 kişiyle görüşmeme hususunda sahabelere yasaklama getirilmişti.Ve daha sonra da Onların affedilmesi bu ayetlerle olmuştur

"Bunun üzerine Allah onların tevbelerini kabul etti ki, tevbe etsinler. Hiç kuşkusuz Allah tevbeleri kabul edicidir, merhametlidir."
 
Bu özel günahdan dolayı ettikleri tevbeyi kabul etti ki, geçmişte istedikleri tüm günahlardan tevbe etsinler ve ilerde olabilecek her şeyde Allah'a tam ve eksiksiz dönsünler, ona sığınsınlar. Ka'b'ın sözü de bunu doğrulamaktadır. "Ey Allah'ın peygamberi tevbemin kabul olunmasına karşılık bütün malımı Allah ve peygamberine sadaka olarak vermeyi söz vermiştim" dedim. "Malının bir kısmını yanında bırak, bu senin için daha iyidir" dedi. "Kendim için Hayber savaşında payıma düşen ganimeti bırakıyorum" dedim ve şunları ekledim. "Ey Allah'ın peygamberi, Allah beni doğru söylediğim için kurtardı. Yaşadığım sürece doğru söylemekten vazgeçmeyeceğine dair söz verdim. Allah'a andolsun ki, Peygamberimize bunu söyledikten beri hiçbir müslümanın doğru konuşmakta, yüce Allah'a karşı benden daha iyi bir sınav verdiğini bilmiyorum. Allah'a andolsun ki, Peygamberimize bu sözü verdiğim günden bu yana asla yalan konuşmadım ve bundan sonra da yüce Allah'ın beni yalan konuşmaktan koruyacağını ümit ediyorum.

Savaşa çıkma konusunda tereddüt gösterenlerin sefere çıkmayanların tevbelerinin kabul edilmesinin ve seferden geri kalanlardan üç kişinin hikâyesinde ön plana çıkan doğruluk unsurunun ışığında Allah'dan korkmalarına ve iman açısından doğru olduklarını ispat etmiş örnek kimselerle beraber olmalarına ilişkin tüm mü'minlere yönelik bir çağrı yer alıyor. Bunun yanında Medineliler'in ve çevrelerindeki taşralı Araplar'ın seferden geri kalmaları kınanıyor.

Bu arada mücahidlere bol bir mükafat va'dediliyor .

Yani anlayacağımız mazaretsiz cihada katılmamak olmaz ve olamaz. ( Mazaretlerin ne olduğu daha önce ayetlerle açıklanmıştı. ) Çünkü cihad her müslümana farz kılınmıştır.

Bakara 216- Savaş, hoşunuza giden bir iş olmadığı halde size farz kılındı. Bazan hoşunuza gitmeyen birşey hakkınızda hayırlı olabilir, buna karşılık hoşunuza giden birşey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz
« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2010, 06:52:49 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
10 Temmuz 2010, 11:08:13 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
Rahmetli
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 638
Nerden: İzmir

Offline
« Yanıtla #12 :»

Rabbimiz katında mü'min vasfını almış, beşer olması hasebiyle hata ve eksikliği üzerinde barındıran, tövbekar mü'minler... Ayağı sürçmüş, düşmüş, doğrulmuş ve belki hep düşe kalka yürümeye devam edecek... Üzerinde ki mü'min vasfının silinmesinde nihai karar kalblerin özünü bilen Rabbimize aittir. Sathi ve yüzeysel değerlendirmeler ile amel - iman ilişkisini kişileri tekfir etmek için kullanan kimileri bu ayetin deruni anlamını parçacı yaklaşımları dolayısıyla anlamazlar, anlamak istemezler... Ve bütünden koparıp atarlar bu iki ayeti... Sonra da Kur'an'ın korunmuşluğunu tartışmaya başlarlar. Kitap - el-Kitap, Kur'an - el-Kur'an ve mushaf kavramları arasındaki farkı (sanki fark varmış gibi) basit kelime oyunlarıyla isbata kalkarlar.
Elmanın kurduna iğrenerek bakan bu zavallılar, Rabbimizin her işi bir hikmetle yaptığı gibi, gönderdiği her vahyi ayetini de bir hikmete mebni gönderdiğini anlamazlar..
Üstadım, Rabbim gayretini zayi etmesin.. Basiretini arttırsın...
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.187 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu