ÖNCE VATAN MI, ÖNCE ADALET Mİ? / MUSTAFA AKYOL

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Güncel Konular (Moderatör: Yonetim) > ÖNCE VATAN MI, ÖNCE ADALET Mİ? / MUSTAFA AKYOL
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: ÖNCE VATAN MI, ÖNCE ADALET Mİ? / MUSTAFA AKYOL  (Okunma Sayısı 227 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
28 Haziran 2010, 02:01:30 ÖS 14
Üye Bilgileri
Waşta erva!!
Süper Aktif Üye
****
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 502
Nerden:

Offline
« :»

Geçen haftanın tuhaf işlerinden biri “İstanbul’un Kurtuluş Günü etkinlikleri çerçevesinde” bazı camilere asılan tuhaf mahyalardı. Minareler arasında birden bire “ne mutlu Türküm diyene”, “milli birlik esastır”, “ordumuza şükran borçluyuz”, ve “önce vatan” gibi laflar beliriverdi. Akabinde, bunun Diyanet İşleri Başkanlığı’nın değil de, İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün marifeti olduğunu da öğrendik.

Bu mahyaları çoğu yorumcu gibi benim de yanlış bulmamın sebebi, klasik deyimle tam bir “dini siyasete alet etme” örneği olmaları. Zaten ne garip memlekettir şu bizimkisi ki, din özgürlüğünü savunanları “dini siyasete alet ediyorsunuz” diye suçlayan ve susturan devletlûlar, kendi resmi ideolojilerini din üzerinden topluma empoze etmekte hiç bir sakınca görmez. Bir mahyalara el atmadıkları kalmıştı, sonunda onu da akletmişler.

Aslında pek çok insanın “canım ne varmış bunda, milli değerlerimizi camilerde ifadenin ne zararı var” diyeceğine eminim. Buna karşı iki şey söyleyeyim. Birincisi, bir siyasi sloganın gerçekten “milli” olanı (yani tüm milletçe benimseneni) dahi camiye yakışmaz. Çünkü camiler sadece bir millete değil, tüm insanlığa hitap eden evrensel bir ilahi mesajın ifade bulduğu kutsal mekanlardır.

İkincisi, söz konusu sloganlar “milli” dahi değil, düpedüz ideolojik. Atatürk’ün, zamanında tüm toplumu birleştirme niyetiyle söylediği “ne mutlu Türküm diyene” sözü bile, bugün ne yazık ki Kürt kimliğini tanımamayı veya bastırmayı savunan çevrelerin sloganı haline gelmiş durumda. İstedikleri kadar, “bunun etnik anlamı yoktur, sadece vatandaşlık bağını ifade eder” deyip dursunlar. Ortada “Bulgaristan Türkleri,” “Yunanistan Türkleri,” daha nice “soydaşımız” ve hatta “Adriyatik’ten Çin’e Türk dünyası” var iken, ve 80 yıllık asimilasyon politikasının yaraları ortadayken, Kürtleri ikna etmeleri pek mümkün değil.

Benim söz konusu sloganlar içinde en yanlış ve bir camiye en yakışmaz bulduğum ise şu “önce vatan” lafı.

Bir düşünelim, buna inanan bir insan nasıl davranır. Diyelim ki o her şeyin üzerinde tuttuğu vatanın orduları, başka bir ülkeyi işgal etti ve halkına zulmediyor. Veya diyelim ki bu vatan üzerinde oranın “yüksek menfaatleri” için bir takım insanların malları gasp ediliyor. Yahut masumlar hapse atılıyor, mahkumlara işkence yapılıyor, dini kurumlara (camiye, kiliseye, sinagoğa, vesaireye) baskı uygulanıyor.

Eğer “önce vatan” diyorsanız ve bu zulümlerin “vatan için” lazım geldiğine inanıyorsanız, bunlara ses çıkarmaz, hatta belki alkış tutarsınız. Çünkü “vatan”dan daha yüksek bir değeriniz yoktur.

Ama bakın, Kur’an-ı Kerim Müslümanlara en yüksek değer olarak adaleti gösterir, aidiyet bağlarını bunun üstüne çıkarmamaları için de onları uyarır:

“Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun.” (Nisa Suresi, 135)

İnsan elbette ailesini çok sevdiği gibi, yakınlarını, hemşehrilerini, milletini, vatanını ve devletini sevebilir. Bunda problem yoktur. Problem, bunların “en yüksek değer” haline gelip adaletin önüne geçmesidir. (Hatta şunu da ekleyeyim: “Ümmet”i adaletin üzerine çıkarmak, dolayısıyla her yerde ve her şartta haklı-haksız olduklarına bakmaksızın “Müslüman din kardeşlerimizi” peşinen desteklemek de yanlıştır.)

İşin en ironik (ve belki de “hikmetli”) yanı ise şudur: Bir vatana en büyük fayda, “önce vatan” diyenlerden değil, “önce adalet” diyenlerden gelir. Çünkü ancak onların eliyle o vatanda adalet kurulur, hak ve özgürlükler korunur. Marifet, bu değerleri vatana feda etmek değil, o vatanı bunlarla yüceltmektir.


         MUSTAFA AKYOL
Logged
28 Haziran 2010, 10:32:57 ÖS 22
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»


evet eski bir konu hatta forumda bunun üzerine konu açılmış olması lazım şu an hatırlayamadım nerdedir...

şu diyanet kurumu;

ne tam islamii duruyorlar allahı razı ediyorlar
ne tam laik duruyorlar düzeni razı ediyorlar

bu toplumdaki milli din anlayışını kırmak epey zor epeyyy. ama gücümüz yettiğince islam dinimizi hiçbir yerel ve evrensel pislikleri bulaştırmadan hiçbir ön ve arka ek katmadan sadece islam dinimizi din edinmeye gayret edeceğiz. ve allahın bizler için seçtiği mümin-müslüman sıfatı dışında hiçbir yerel-milli- mezhepsel- ulusal-evrensel..vb kavram ve kimlikleri kimlik kabul etmeyeceğiz ki allahın huzuruna çıktığımızda kirlenmiş pislik bulaşmış bir iman değil saf tertemiz islam-müslüman imanı arz edebilelim inşallah...
Logged
29 Haziran 2010, 12:57:09 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
Waşta erva!!
Süper Aktif Üye
****
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 502
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

  Demek paylaşılmış olması muhtemel bir konu
ama haberdar olmadığımdan kusuruma bakılmasın...

     umarım ırkçılığa,milliyetçiliğe ve bilimum iğrenç
kavramlara bulaşmadan Rahman'ın razı olacağı
utanmayacağımız bir ömrü vefa edip
ilahi huzurda başımız dik olanlardan olabilelim,hiçbir
pisliğe bulaşmadan..!!!
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.534 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu