Örneklik anlamında Peygamberlik...

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V (Moderatör: Yonetim) > Örneklik anlamında Peygamberlik...
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Örneklik anlamında Peygamberlik...  (Okunma Sayısı 285 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
23 Mayıs 2010, 10:01:10 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
Rahmetli
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 637
Nerden: İzmir

Offline
« :»

Örnek ve Rehber Peygamberlik

Tarihten ve tarihi şahsiyetlerden ibret almak, yapılan yanlışların tekrarlanmaması açısından önemlidir. Yapılan yanlışların ve yanlış yapanların kınanması, o yanlışların bir daha yapılmaması için gösterilen gayret ile anlam kazanır. Geçmiş zalimlerin kınanması, günümüzde de aynı zulmü işleyenlere sessiz kalmamayı gerektirir. Aynı şekilde örnek şahsiyetlerin ortaya koyduğu doğru davranışları da takdir etmek, günümüzde de aynı davranışları ortaya koyma çaba ve gayreti içinde olmayı gerektirir.

Kur’an’ın tarihi olay olarak aktardığı kıssalara baktığımızda, Yusuf (as) kıssası gibi istisnai anlatımlar bulunmakla birlikte genellikle ayrıntı zikredilmemektedir. Anlatılan kıssalarda, konunun özü, verilmek istenen hisse, ön plana çıkarılmakta, lüzumsuz ayrıntılardan kaçınılmaktadır. Nuh (as)’ın kınayıcıların kınamasına aldırmadan dağ başında inşa ettiği gemi anlatılırken, aldığı vazifeyi ne pahasına olursa olsun yerine getirmenin önemi vurgulanmaktadır. Bu anlamda gerek takdir edilen, gerekse telin edilen kişilerin davranışları ön plana çıkartılmakta, lüzumsuz ayrıntılar ile özün kaybolmasına izin verilmemektedir. Nuh’un gemisinin kaç kat olduğu, renginin ne olduğu, gemiye alınan hayvanların cinsi ve türü anlatılmamaktadır. Bu açıdan Peygamberi örnek almamızı bize öğütleyen Kuran ayetini de doğru okumak, pratik anlamda uyulacak bir kişilik örneğini ön plana çıkartmak durumundayız.

Tarihte örnek şahsiyet diye belirtilip isimlendirilen nice şahsiyetler vardır. Bu şahsiyetlerin hayatları dikkatle incelendiğinde, artı değer diye ifadelendirilen, insani vasıfların bu kişilerde doruğa çıktığı görülür. Kimileri fedakar, şecaat sahibi, kimileri iyilik sever, adil, cömert vs. Konu din olunca ön plana çıkan örneklik, daha çok Allah’a adanmışlıktır. Bu anlamda Hz. İbrahim gösterilen örnek şahsiyetlerin başında gelir. O’nun örnekliği, ne pahasına olursa olsun şirkin karşısında dimdik duruşu, Allah’a teslimiyetidir. Ateşe atılma tehdidine rağmen dik duruşunu sürdürmesi, Allah’ın kendisinden yapmasını istediği şeyleri -İsmail’i kurban edişi buna en güzel örnektir- tam bir teslimiyet içinde yerine getirmesidir.
 
Hikmet tutulan yol ve yöntemin, uygulanan tavır ve davranışın sonucunu en başta hesap etmek, ona göre davranmaktır. Hz. Muhammed ve diğer peygamberlerin örnekliği; ortaya koyduğu davranışlarının takipçileri tarafından yapılabilir olmasıyla mümkündür. Rabbimiz bu yüzden bir beşeri Resul olarak seçmiş ve vahyini insanlara onunla iletmiştir. Yoksa bir melek gönderir, o melekte insanlara vahyi iletir, insanlara sorumluluklarını hatırlatırdı. Ama Rabbimiz inananların bilerek ve kendi arzularıyla iman etmeleri, inkâr edenlerin de yine bilerek ve kendi arzularıyla inkar etmelerini istediği için, müşriklerin bu isteklerini eğer melek gönderseydim yine onu da bir beşer olarak gönderirdim diyerek reddetmektedir.

Beşer olan Resullerin örnekliği, tüm yapıp etmeleri, gönderildiği insanlar tarafından yapılabilir olduğu için örnektir. Bu anlamda peygamber telakkisi önemlidir. Peygamberi olağan üstü bir varlık konumuna sokanlar, farkında olmadan bu dinin yaşanabilirliğine ciddi bir darbe indirmektedirler. Her istediği elinin altında, olağanüstülüğü ön plana çıkmış, beşer üstü bir varlık konumunda olan bir peygamber anlayışı Kuran’da bahsi geçen peygamber anlayışından çok uzaktır. Karşılaştığı olaylar karşısında insani bir tavır sergileyen, kimi zaman yanlış yapan, yaptığı yanlıştan ders alan, sorgulayan, istişare eden, araştıran, elinden geldiğince en doğru davranışı ortaya koyma çabası içinde olan bir peygamber, örneklik anlamında insana daha yakındır. Üzülen, sevinen, ağlayan, gülen, çalışan, yorulan, uyuyan, eğlenen, şakalaşan, yardım eden, kızan, öfkelenen, öfkesine hâkim olma çabası içinde olan bir peygamber. Tüm hayatımız boyunca, doğru yolda olma gayret ve çabası içinde attığımız her adım, yaptığımız her davranış peygamberin davranışlarıyla benzeşir. Benzeşir çünkü o da bizim gibi bir beşerdir. Mekke’den Medine’ye hicret ederken türlü meşakkatlere katlanan bir peygamberin örnekliğinden söz edilebilir ancak. Ağaçların, emriyle yürüdüğü, güçlü bir topluluğun baş edemediği bir pehlivanın sırtını yerine getiren bir peygamberin örnekliğinden söz edilemez. Eşine atılan iftira neticesinde üzülen, ne yapacağını bilemez hale gelen bir peygamberin örnekliğinden söz edilebilir. Yoksa her şeyden haber veren bir peygamberin örnekliğinden söz edemeyiz.

Peygamberin örnekliğini diğer örnekliklerden ayıran en önemli özellik ise, vahyin hayata geçiriliş sürecinde ki takip ettiği yol ve yöntem, tutum ve davranışlarıdır. Onun dışındaki örneklikler bir insanlık tecrübesidir.  İnsanlığın süzgecinden süzülmüş, deneme yanılmalar ile insanlığa sunulmuş bir armağandır.

Kişinin olan bitenden ders alıp, başkalarının yaşadığı acı tecrübeleri yeniden yaşamamasıdır. “Çok akıllı insanlar başkalarının hatalarından öğrenirler ve hata yapmazlar; akıllı insanlar hata yapar ve ders çıkararak bir daha yapmazlar; ahmak insanlar da sürekli hata yapar, gene de ders çıkarmazlar.” Bu açıdan doğrular insanlığın ortak malıdır.

Doğru davranmak, doğru davranış içinde olmak, doğruları arayan biri olmak Peygamberinde tutumudur. Peygamberde çevresinde olan biteni dikkatle izlemiş, örnek kabul edeceği her şeyden istifade etmesini bilmiştir. Doğru olarak kabul ettiği davranışları ümmetine tavsiye etmiş, onları da aynı şekilde davranmaya teşvik etmiştir.

Peygamberin bu anlamda ortaya koyduğu örnekliğini, vahyin hayata geçiriliş konusunda ortaya koyduğu örnekliğiyle karıştırmamak gerekir. Çünkü birisinin paydasında hata ve yanlışı barınabilir. Ama vahye teslimiyetiyle ortaya koyduğu örneklik öyle değildir. Buna rağmen Resulullah’ın bir bütün halinde yaşadığı hayat, bizler için, onun takipçileri olduğunu iddia edenler için dikkate alınması gereken özelliğe sahiptir.

Vahyin gözetimi altında yaşanmış, hata ve yanlışları bizzat vahiy ile ayıklanmış bir hayat. Böylesi bir hayat kendisini müslüman olarak gören herkes için önemlidir, örnektir. Günümüz müslümanları olarak yaşadığımız zaman diliminden ondört asır önce ortaya konmuş, vahiy ile ayıklanmış bu hayatı nasıl hayatımızda örneklendirebiliriz? Meselenin asıl çözülmesi gereken düğüm noktası burasıdır.

Bilindiği gibi tarih içinde Resulullah’ı takip eden zaman sürecinde baş göstermiş ihtilaflar, iktidar kavgaları, keyfi uygulamalar kendilerini meşru gösterme adına Resulullahın adını hoyratça kullanmış, O’nun adını kullanarak bir sürü rivayet uydurmuşlardır. Bu rivayetler gösterilen tüm titizliğe rağmen günümüze kadar ulaşmış sahih kaynaklar içine de sirayet etmiştir. Yarı tanrı bir Peygamber telakkisini besleyen, Peygamberi beşer üstü varlık olarak nitelendiren bu tür rivayetler günümüzde de azımsanamayacak bir kitle tarafından hüsnü kabul görmüş, beşer bir peygamber telakkisi buharlaştırılmıştır. “Ben de sizin gibi bir beşerim” demesi istenen Kuran ayetiyle vurgulanmak istenen peygamber telakkisi, yine peygambere atfedilen bir ifadeyle çakıl taşı içinde yakut tanımlaması ile yok edilmektedir.

Peygamberin örnekliği konusunda en önemli ölçüyü Hz Aişe validemiz vermektedir. Kendisine Resulullah’ın ahlakı sorulduğunda soran kişiye sen hiç Kuran okumadın mı diye cevap vermiş, Resulullah’ın örnekliğini Kuran ile özdeşleştirmiştir. Kuran elimizdeki tek kıstas ve ölçüdür. Doğrusuyla yanlışıyla günümüze kadar intikal etmiş tarihi malzeme de bize ait bir malzemedir. Bu malzemeyi kullanmak, çok titiz bir biçimde ayıklamak ile mümkündür. Bu ayıklama işinde en önemli ölçümüz Kurandır. Kuran’ın peygamber telakkisiyle, malzemenin sağlıklı olanları sağlıklı olmayanlardan arındırılarak Peygamberin örnekliği ortaya konulmuş olacaktır.

Maalesef pirincin içine epeyce taş karıştırılmıştır. Bu pirinci ayıklamaktan başka çaremiz bulunmamaktadır. Yaşanan örnekliği yok sayarak gerçekleştirilen okumalar ekseninden çıkmış tekerlek gibidir. Rivayetlerin tamamını çöpe atan zihniyet kendi hezeyanlarını Kurana söyletmekle, tarihte peygamber telakkisini yok etme çabalarından daha kötü bir facia işlemektedirler. Doğru peygamber anlayışını buharlaştıran zihniyeti reddederken, Kuran’ı ve onun getirdiği mesajı da tarihleştirenler, vahyi buharlaştırmaktadırlar.

Peygamberin sosyal hayat içerisinde ortaya koyduğu pratikler, bir baba bir aile reisi olarak ortaya koyduğu pratikler, komşularıyla ilişkileri, çocuklar ile yaşlılar ile ilişkileri, oturması, kalkması, yemesi, içmesi... Tüm bu pratikler bilinmelidir ki, Kuran ahlakıyla ahlaklanmış birisinden sadır olan pratiklerdir. Kuranı ve onun ortaya koyduğu ruhu anlamayan, anlayamayan insanlar, peygamberin bütün bu yapıp etmelerini, Rabb tarafından kurulmuş bir robotun yapıp etmeleri olarak anlayabilmektedirler. Halbuki o nezih ve bizleri hayran bırakan kişiliği vahyin terbiyesi altında şekillenmiş, o terbiye; hayatının en küçük birimini bile anlamlı hale getirmiştir. Peygamberi örnek alacak bireylerin evvel emirde, peygamberin vahye teslimiyetini ön plana çıkarmaları, Kuran ahlakıyla ahlaklanmayı hedeflemeleri gerekir. Bu da dön dolaş Kuran okumakla, Kuranı hayatın merkezine almakla mümkündür. Kuran okuma, "yaşadığımız pratik hayatı Rabbin rızasına nasıl uygun hale getirebiliriz?" arayışı içinde olursa doğru bir okuma olur.
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.076 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu