İslam'ın Şartları (!) nedir ve nerede?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslam´ın Şartları (Moderatör: Yonetim) > İslam'ın Şartları (!) nedir ve nerede?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: İslam'ın Şartları (!) nedir ve nerede?  (Okunma Sayısı 457 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
21 Mayıs 2010, 02:17:00 ÖS 14
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 616
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« :»

                                                          Dinin direği : İnfak!

 

Evinde yiyecek bir lokma ekmeği olmadığı halde, kılıcını kınından çekip sokağa fırlamayanın aklına şaşarım.

                                                           Ebuzerr Gıffari


 

Yüzyıllarca anlatılmayan, belirli zamanlarda; vahyin enginliğinden nasiplenmiş kadim ruhların anlatma sevdasıyla yanıp tutuştuğu, neticesinde zulüm gördüğü bir kavramdan bahsetmek gerekir. Hele ki, çağımızın hastalıklı düşünürlerinde kılıflara uydurulmuş bir din algısının hegemonyasına hapsedilmiş iken..

İnfak, dinin baş emri ve olmazsa olmazıdır. Ben Müslüman oldum demenin temel şartı, kabulü ve pratiğidir. Dudak arasına hapsedilmiş bir kabulün, reel pratiği, yaşamdaki alametidir…

 
(BAKARA suresi 219. ayet) Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar. De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür." Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.

 
Gayya Karanlığından Kuran Aydınlığına adlı kitabımda genişçe değindiğim mesele şu idi; İslam, zannedildiği gibi; Allah ile Putlar arasındaki bir mücadele ürünü olarak değil, halk ile putlara entegre edilmiş afyon dinleri üreterek halkı sömüren sermaye sahipleri arasındaki çelişkiye binaen kemale ermiştir.

Dolayısı ile, temel mantığı ‘’paylaşım olan’’ bir anlayıştan bahsediyoruz. Kaldı ki vahiy sürecinde Mekke’de yaşamakta olan Müşrik ( sermaye sahipleri )ler, namaz kılan, Kabe’yi tavaf eden, Allah’a inanan kimselerdi…

 
(RA'D suresi 16. ayet) De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi/Efendisi kim?" De ki: "Allah." De ki: "O'nun yanında başka evliya mı/destekçiler mi edindiniz? Bunlar kendilerine bile yarar sağlayıp zarar verme gücünde değiller." De ki: "Körle gören yahut karanlıklarla ışık bir olur mu? Yoksa Allah'a, tıpkı O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratış/yaratılanlar kendileri için benzeşir hale mi geldi?" De ki: "Allah'tır her şeyi yaratan, O'dur Vâhid ve Kahhâr olan."

 
Allah’ın yanı sıra tapınılan/efendi edinilen, yaklaştırıcı şerikler/putlar edinen bir kavimden söz ediyoruz. Bu kavim Allah’a inandığını söylüyor, ancak Allah’a yaklaşmak için aracı güçler üretiyor…

Günümüze ne kadar benziyor değil mi ?

İslam, üretim araçlarını ‘’tekellerin elinden çekip’’ kamulaştırma eylemi ile ilk adımını atmıştır. Bunu, Muhammedi Devrimin takipçilerinin bütün eylemlerinde görebilirsiniz.

Kuran’ın infak anlayışı; bireylerde biriken (kenz), yani piyasadan kendi tarafına doğru süpürme eylemi manasına gelen ‘’sermaye biriktirme’’ fiiline karşı, toplumsal bütünlüğün tesisi için ‘’metayı ilah edinme’’ mantığından sıyrılma adına, eldeki malın ihtiyaçtan artanının tamamını dağıtma eylemidir.

Diğer bir deyim ile, birikimi yasaklayıcı; paylaşımı şart (Farz) kılıcı bir eylemdir.

İnfak etmeyen kişiye ‘’din dilinde’’ ma-nifak, yani münafık denir…

İnfak, üretim araçlarına egemen olan halkın, kolektif bilinci oturtması için gerekli bir geçiş sürecidir. Bu, Muhammedi Devrimin birinci aşamasıdır. İkinci aşama ise ‘’tavaf’’, yani sınıfsızlaşmış toplumun hür ve zulüm karşıtı ilkelerin etrafında bütünleşmesi eylemidir…

Dikkatli incelersek, Kuran’da bahsedilen ‘’Salat ve Hac’’ eylemlerinin doğrudan bir ritüele denk gelmediğini görebiliriz. Bu eylemler, yaşamın içinde konsantre fonksiyonları olan tavırların ta kendisi olduğu gibi, yapılan işin ilanı adına uygulanan ‘’ritüeller’’ ile işin pratiği yansıtılmaktadır.

Kıyam olmaksızın secdeye varılamaz!

Yani, tıpkı ritüelin biçiminde uygulandığı gibi; kıyam(mücadele) olmaksızın, Allah’a itaat edildiği söylenemez…

Bu, namaz ritüelinin özgün yapısında bir kitap gibi izah ediliverir bizlere. Ancak, dinin direği olan olgu tek başına ‘’namaz değil’’, salattır…

Yani, infak için yapılan kitlesel mücadele ve ardından ‘’özerkleştirilmiş mülkiyeti Allah’a atfederek’’ varılan netice…

Allah, mülkün sadece kendisine ait olduğunu beyan ederken, mülkü kendisince kullanacağını söylemez.

Allah, halık kavramı ile tokat gibi suratımıza vurduğu varlık unsurlarını mülküne emanetçi kılmaktadır.

Halık, yaratılmış olan demektir. Ne ilginçtir ki ‘’Halk kelimesi, halık’tan türemiştir’’…

Yani halk, mülkün kesin emanetçisidir…

Kitabımda da belirttiğim gibi, Şirk; Allah dışında bir kudret ilan etme hastalığının yansımasıdır. Kuran’da tarif edilen sistem izahları içerisinde ‘’Allah’ı bertaraf ederek’’ mülk ve saltanatında ortaklık iddia etme şuursuzluğu, bir bütün olarak Şirk dairesinde incelenmelidir.

Yukarıda izah ettiğimiz hali ile İslam, tamamen bahsettiğimiz ilkeler üzerine inşa edilmiştir. Dolayısı ile dini algılamada kullanılacak temel metodoloji, bu ilkeleri prensip edinmek sureti ile meseleyi anlama gayretine girmek biçiminde olmalıdır.

Mekke’li müşriklerin (Mekke’li sermaye sahiplerinin) temel endişesi de bu yöndedir. Bundan ötürüdür ki, kitleler İslam dairesine girdikçe onlar da bu daireye dahil olmuş, bu devrimci ilkeleri süreç içinde yok ederek, dini alanda eski inançlarına dayalı bir tahakküm yaratmışlardır.

Bugün ‘’ritüellere ve şekilsel eylemlere’’ entegre edilen din, Kurani ve Muhammedi devrim ile alakasız bir neticedir.

Bu sorunun en büyük şahitlerinden olan Ebuzerr Gıffari, Peygamberin yanında yetişmiş bir öncü olarak ; Evinde bir lokma ekmeği olmadığı halde, kılıcını kınından çekip sokağa fırlamayanın aklına şaşarım biçiminde bir ifade ile, gerçek dinin ruhunu/ilmini çok net biçimde ifade etmiştir.

İslam, ideal toplumun adıdır. Selam, yani; barış,esenlik,adalet,selamet,rahmet,güven ve en önemli manası olan ‘’bölünüp parçalanmayan kaya’’ manasıyla ilintili olarak, bütün (tevhid dairesi) olan toplumun adıdır.

Kuran, İslam’a götüren eylemleri;

İnfak

Salat

Hac

Kurban

Biçiminde ifade eder.

Yani; mal paylaşımı, bu paylaşım için yapılan mücadele, Allah’a yakın olmanın tek yolunun mal paylaşımı olduğu bilincinin yaygınlaşması ve kolektifleşmiş toplumun bu ilkeler etrafında tavafı/dönüşü…

Şimdi sormak gerekir;

 
İslam nerede ?

Eren ERDEM
GAYYAdan çıkış...
Logged
21 Mayıs 2010, 07:51:48 ÖS 19
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2160
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

Alıntı
İnfak etmeyen kişiye ‘’din dilinde’’ ma-nifak, yani münafık denir…

Bu ifade garibime gitti.Bu şekilde arap dilinde kullanılmaz.
İnfak'ın kökü " EF'ALE" kalıbından "Enfeka"dan kaynaklanır
Münafık'ın kökü ise;"FAALE" kalıbından "NAFEKA"dan gelip ismi faildir.
Arapça da "ma-nifak" demek "nifak yok" demektir ki münafıklıkla ilgisi olmayıp aksine "münafıklık etmeyen " anlamına gelir.

Ayrıca;

Alıntı
Halık, yaratılmış olan demektir. Ne ilginçtir ki ‘’Halk kelimesi, halık’tan türemiştir’’

Bu ifade de garib geldi bana.
Türkçedeki halk ile arapçadaki "yaratmak "anlamına gelen "khalaka" ile karıştılmış gibi.Kur'an'da halk(toplum) farklı kelimeler ile telaffuz edilir.Türkçe düşünüp arapça cevap vermek gibi olmuş Smiley
Dil karışıklığı olunca da anlam karışıklığı meydana gelmiş.
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
22 Mayıs 2010, 12:25:45 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
vesâir
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 610
Nerden:
I'm muslim don't panic


WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

Alıntı
İnfak” kavramının “nifak” ile aynı kökten olması nedeniyle, Medine’ye gelindiğinde infak ile münafıkın birlikte kullanılmaya başlanması bu açıdan manidardır.

Sözlükte NFQ kökü mastar olarak “tükenmek, bitmek, kalmamak” demektir. Harcamak, sarf etmek, tüketmek (infâq), çok harcayan, çok tüketen (minfâq), tünel (enfâq), masraf, harcama, gider (nafaqa), Arap tavşanı (jerboa) veya tarlafaresinin yuvasına girip çıkması (münâfega), iki yüzlülük, bir öyle bir böyle görünen (münâfıq) kelimeleri bu köktendir…

hocam İhsan Eliaçık hocamızın bi makalesinde de böyle geçiyordu ma-nifak ı bende hiç duymadım

Logged

"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"
22 Mayıs 2010, 09:15:02 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2160
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #3 :»

Nifak ve infak kelimelerinin asli kaynağı olarak "ne-fe-ka" dır.İkisi de üçlü kök olarak aynı yerden çıkmakla birlikte, kullanış olarak farklı fiil yapılarından kaynaklanmaktadır.
İNFAK'ın yapısı:Enfeka-yünfiku-infak kalıbındadır.Kur'an'da bu şekilde geçer.Mesela;
Ne oluyor size ki; Allah yolunda infak etmiyorsunuz?(TUNFİKU). Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. İçinizden, fetihten önce infak eden(ENFEKA) ve savaşanlar; daha sonra infak edip(ENFİKU) savaşanlar elbette bir değildir. Berikiler daha üstün derecededirler. Allah; hepsine de en güzel olanı vaadetmiştir. Allah; yaptıklarınızdan haberdardır.57/Hadid-10
Ve onların gönüllerini uzlaştıran da. Yoksa yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın,(infak etseydin)(ENFAKTE) yine de onların kalplerini birleştiremezdin. Ancak Allah, onların arasında birleşmeyi sağladı; çünkü O, güçlüdür, hikmet sahibidir.8/Enfal-63

MÜNAFIK'ın yapısı:Nâfeka-Yunafiku-Münafikun olarak ismi faildir.
Kur'anda münafıkın yapısı nafeka olduğuna dair ayetlerden bazıları:
Bir de münafıklık edenleri (NAFEKÛ)açığa vurmak içindi. Kendilerine: Gelin Allah yolunda savaşın veya savunun, dendiği zaman: şayet savaşmayı bilseydik peşinizden gelirdik, dediler. O gün onlar imandan çok küfre yakındılar. Kalblerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Onların gizlediği şeyi Allah çok iyi bilir.3/Ali İmran-167
Münafıkların(NAFEKU), kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini görmedin mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder.59/Haşr-11

Bazı Arap dilcilerinin tespitine göre; nifak, nâfika kelimesinden türemiştir. Nâfika, köstebek deliğine verilen addır. Köstebeğin yuvasının iki kapısı vardır. Kapıların birinden girerken, öbüründen çıkar. Köstebek, çıkacağı bu kapıyı, başıyla vurup dışarı çıkmasına imkân verecek şekilde ince tutar ve bunu da başkası sezemez. Kendisini tehdit eden tehlike, âşikâr ve belli olan giriş kapısı istikametinden gelince, hemen saklı tuttuğu bu dayanıksız kapıdan dışarı çıkar. Kaçmak için yaptığı bu ikinci kapıya nâfika denir. Kelimenin kaynağını bu şekilde tespit, münafığın teşhisine çok yarayacaktır. Çünkü beşer suretindeki münâfık, bir tarafıyla dine girerken, daima kendisi için sakladığı diğer yönden de ondan çıkar. İçinden inanmadığı halde, inanıyor gözüken birine münâfık denilmiştir; çünkü küfrünü örter, gizler. Böylece sırf zahirî lafız ve kımıldanışlarla İslam'ın içine girip bu aldatıcı gösteriş içinde küfrünü gizlediği için, bir tünele giren ve onun içinde gizlenen köstebeğe benzetilir. Kalbinde nifak hastalığı olanlar, köstebekler gibi yer altı faaliyetlerinde bulunmayı meslek edinmişlerdir. Münâfık, girdiği kapının dışında tıpkı köstebek gibi aksi bir taraftan kaçış yolu bulur, dinden çıkar. Nitekim münâfıklarla ilgili şu ayet-i kerime bu durumu açıkça ortaya koyuyor: “Eğer sığınacak bir yer, veya (barınacak) mağaralar, yahut (sokulabilecek) bir delik bulsalardı; koşarak o tarafa yönelip giderlerdi.” (9/Tevbe-57)

Bazen insanoğlu islami kavramları açıklamaya çalışırken kelimelere takla attırmayı seviyor.Bazen bu faydalı olurken yani kavramlara bakış açımızı,ufkumuzu açarken  bazen de kavramları griftleştirmeye,anlam bulandırmasına vesile oluyor gibime geliyor.illa farklılık olsun diye bazı şeyleri zorlamanın faydası olmaz.





« Son Düzenleme: 22 Mayıs 2010, 09:16:45 ÖÖ 09 Gönderen: FECR » Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
22 Mayıs 2010, 03:05:48 ÖS 15
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 616
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #4 :»

 
Alıntı
İnfak etmeyen kişiye ‘’din dilinde’’ ma-nifak, yani münafık denir…

Bu ifade garibime gitti.Bu şekilde arap dilinde kullanılmaz.
İnfak'ın kökü " EF'ALE" kalıbından "Enfeka"dan kaynaklanır
Münafık'ın kökü ise;"FAALE" kalıbından "NAFEKA"dan gelip ismi faildir.
Arapça da "ma-nifak" demek "nifak yok" demektir ki münafıklıkla ilgisi olmayıp aksine "münafıklık etmeyen " anlamına gelir.

Ayrıca;

Alıntı
Halık, yaratılmış olan demektir. Ne ilginçtir ki ‘’Halk kelimesi, halık’tan türemiştir’’

Bu ifade de garib geldi bana.
Türkçedeki halk ile arapçadaki "yaratmak "anlamına gelen "khalaka" ile karıştılmış gibi.Kur'an'da halk(toplum) farklı kelimeler ile telaffuz edilir.Türkçe düşünüp arapça cevap vermek gibi olmuş Smiley
Dil karışıklığı olunca da anlam karışıklığı meydana gelmiş.


Sokrates'in 'bilgi doğuştandır' savının tezahürü müdür, geçmişteki okumalardan heybeye atılan edinimlerin sonucunda mıdır bilmem Smiley ama makaleyi okuduğumda garipsediğiniz 2 cümleyi ben de garipsemiş, takılmıştım o kısımlara. Xalık yaratan, yaratılan mahluk/xalk edilen ayrıca ma-nifak: nifakın olmadığı/yapılmadığı ki burdaki nifak infak ile aynı kökten (ne-fe-ke) türese de aynı anlama gelmediğini düşünmüştüm. Mustafa İslamoğlu'ndan dinlediğim ve aklımda kaldığı kadarıyla arapçada bir kökten farklı anlamlarda 7 kelime türetilebiliyor ve kullanılıyormuş. Yazar veya biçok kimsenin düştüğü yanlışa düşmemek adına da; insanın bilmedikleri noktasında bilmiyorum diyebilmesi, susması veya bilmiyor olduğunun idrakiyle bir bilene sorması (ki, bu bir öğüt, farizadır aynı zamanda şu ayetle: “Allâh, size emânetleri ehline vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allâh, size böylece ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allâh, işiten (ve) görendir.” -en-Nisâ, 58-) gerekliliğinden, bunun erdemli doğru bir davranış olduğuna inanan ve savunan ben, akademik olarak detaylı yazmaya kendimi ehil görmediğimden gereğini yapıp bişeyler yazmadım.
Ki yazdıklarımız bizde kalmıyor kayda geçiyor tarihsel olarak kitlelere ulaşıp yankılanıyorsa kendimize dair bilgilerimiz harici, terimsel, dinsel başkalarına yönelik vs. çalışmalarda titiz davranmamız araştırma yapmaksızın bişeylere kalkışmamamızın sağlıklı bir tavır olacağını düşünüyorum. Gözlemlediğim kadarıyla, tarihi süreçte uygulanan bazı aşırılıklar kişilerde bunu yıkmaya dair tepkisel protestolar/çıkışlar sonucunda başka yanlışlara hep kapı aralıyor.. Arapçasız Kur'an mushafının anlaşılmadığını savunan diyanet veya tasavvuf menşeli zihinlere karşın bazı musfah üzeri kafa yoran, akletmenin gerekliliğini buna dair ayetleri baz alarak savunan ve -arapça bilmeyende anlar, arapça bildiği halde anlamayan nice oluşumlar, kişiler var' savunusuyla bunun ıspatını yapmaya çalışan, düşünen çağdaş beyinlerin de yanılgısında yine parçaçı yaklaşımın yıkıcı etkilerini görüyorum o da şudur ki: -bilmek anlamayı herzaman beraberinde getirmese de anlama ulaşmak yine bilgi yolu ile olur' (E.K-A) savını yoksaymaları yani alimin de ilmin de edebine, ehemmiyetine karşı lakayt kalmaları. İslami alanda, yazar, çizer, düşünür kesimde yukarda pastellediğim ve buna benzer birçok ayeti hatırda tutmayıp tek yönlü yaklaşım sonucu başka tepki gösterilecek hal içine girilmesi, gerçeği, sorunudur yaşanan..
Sizin ne derece ne düzeydedir bilemesem de kısmen vakıf olarak dildeki kavramları akademik olarak izah etmeniz, duyarlılığınız sevindirdi beni: bildiğimin doğruluğunu tartma ve yazara katkı olabilmesi adına. Yazarın kendisine ulaştırmaya çalışacağım inşaAllah! Saygı ve selamlar FECR
ve ve ve Smiley vs. vesâir Wink
« Son Düzenleme: 22 Mayıs 2010, 06:14:10 ÖS 18 Gönderen: Maveraî » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.19 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu