KAFİRLERİ VELİ EDİNMEK

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslami Bilgiler (Moderatör: Yonetim) > KAFİRLERİ VELİ EDİNMEK
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: KAFİRLERİ VELİ EDİNMEK  (Okunma Sayısı 245 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
29 Kasım 2009, 06:14:11 ÖS 18
Üye Bilgileri
müslümanlardan
Süper Aktif Üye
****
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 900
Nerden:

Offline
« :»

Arapça’da velayet Türkçe’de dostluğun karşılığı olmakla beraber aslen çok daha ge¬niş bir kavramdır. Zira her türlü yardım¬laşma, ittifak ve destek vermek velayetin kapsamına girmektedir.
İslam düşmanı hükümetleri, Allah’ın in¬dirdiği hükümlerle hükmetmeyen sistemleri, Allah’ın kitabına muhalif yasa koyan devlet¬leri desteklemek, korumak, onlara yardım etmek, şirk sistemlerinin ayakta kalması için çalışıp çabalamakta kişiyi dinden çıkaran, müşrik yapan amellerdendir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:
“Ey iman edenler, mü’minleri bırakıp da kâ¬firleri kâ¬firleri veli (dost) edinmeyin.” (4 Nisa/144)
“Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri veli edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah ile dostluğu kalmaz. Ancak onlardan korunma ga¬yesiyle sakınma(nız) müstesnadır. Allah size kendisinden korkmanızı emrediyor ve dönüş Al¬lah’adır.” (3 Al-i İmran/28)
Allah (Subhanehu ve Tealâ) bu ayetlerde kafirleri veli edinmemiz gerektiğini bizlere bildirmiş, onları veli edinenlerin Allah ile hiçbir bağlarının kalmadığını söylemiştir. Bundan dolayı müşriklere ve kafirlere gerek dili ile gerekse diğer kuvvet unsurları ile yardımda bulunan, Müslümanlara karşı on¬lara yardım eden açık bir şekilde Allah ile bütün bağını kesmiştir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:
“Ey iman edenler, Yahudileri de hıristiyanları da veliler edinmeyiniz. Onlar bir¬birlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları veli edinirse, muhakkak o da onlardandır. Şüp¬hesiz Allah zalimler topluluğunu hidayete erdir¬mez.” (5 Maide/51)
Bu ayette de Allah (Subhanehu ve Tealâ) Yahudi ve Hrıstiyanları veli edinen, onlara yardım edip destek sağlayan kimselerin on¬lar gibi olduklarını bildirmektedir. Yahudi ve Hrıstiyanlardan nasıl uzak olmamız gereki¬yorsa, onları dost tutanlardan da aynı şe¬kilde uzak olmamız gerekmektedir. Yahudi ve Hrıstiyanlara düşmanlık yapmak nasıl va¬cipse onları dost tutanlara da aynı şekilde düşmanlık beslememiz vaciptir.
Sevgili Kardeşim! Buraya kadar şunu öğ¬rendin ki, Allah’ın nizamını yürürlükten kal¬dıran, Allah’ın kitabını hükümsüz kılan, Al¬lah’ın emirlerini ve nehiylerini iptal eden tüm beşeri sistemler Şeytana hizmet eden kafir sistemlerdir. Elbette ki bu sistemler destekçileri ve yardımcıları olmaksızın var¬lıklarını sürdüremezler. Bundan dolayı ken¬dilerini koruması için asker ve polisler edi¬nirler. Bu asker ve polislerin görevi bu şirk sistemlerini korumak, onlara karşı gelenleri yakalamak ve devletlerine teslim etmektir.
İşte günümüz şirk sistemlerinde bu gö¬revleri icra edenler, kafir ve zalim idareleri veli edinen, onlara destek veren, kafir idare¬lerin varlığını koruyabilmesi için canla başla çalışan bu kimseler Allah’ın düşmanlarını dost edindikleri için Allah’ın dininden çık¬mışlar, şeytanların dinine girmişlerdir. Nasıl ki bu kafir sistemlerden uzak olmak, onları tanımamak, onlara düşman olmak gereki¬yorsa, bu devletleri koruyan, ayakta durma¬sını sağlayan destekçilerinden de beri olmak, onlara karşı sevgi beslememek, onlarında Allah’ın düşmanları olduğunu bilmek gere¬kir. Allah (Subhanehu ve Tealâ) şöyle buyurur:
“Melekler, kendi nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken derler ki: 'Ne halde idiniz?' Onlar: 'Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik.' derler. (Melekler de:) 'Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?' derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?” (4, Nis/97)
Bu ayetler Müslüman ve mü’min oldukla¬rını iddia ettikleri halde yaşadıkları mes¬kenleri bırakamayan ya da maaş ve emeklilik gibi rızık endişesi taşımaları sebebiyle müş¬riklerin saflarını terk etmeyenler hakkında nazil olmuştur. Allah bu kimseleri “nefisle¬rine zulmedenler” olarak vasıflandırmakta¬dır. Yine bu ayette Allahu Tealâ, meleklerin onların canlarını alırken kendilerine ilk ola¬rak “Ne halde idiniz?” diye sorduklarını ha¬ber ha¬ber vermektedir. Yani siz hangi safta idiniz? Şeytanın dostlarının, şirk kanunlarının yar¬dımcılarının safında mı yoksa Rahman’ın dostlarının, şeriatinin yardımcılarının sa¬fında mı?
 Eğer Meleklere verilecek cevap şirk ka¬nunlarının saflarında oldukları şeklinde olursa hemen “biz yeryüzünde zayıf kalmış kimselerdik” şeklinde sudan bahanelere sı¬ğınacakladır. Nitekim bugün de biz kendile¬rine bu batıldan uzak durmalarını nasihat ettiğimizde çoğu zaman bizlere de bu şekilde sudan bahaneler ileri sürüyorlar. Ancak o gün melekler onların bahanelerini kabul et¬meyecekler ve kendilerine “Allah’ın arzı ge¬niş değil miydi? Hicret etseydiniz ya” diye¬cekler. Bizde bugün şirkin yardımcılarına ve beşeri kanunların askerlerine aynı şeyi söy¬lüyoruz. Hala elinizde cehennem ateşinden kurtulmak için fırsat var. Ve Allah’ın arzı ge¬niştir. Rızık kapıları ise çoktur. Şirkin safla¬rından hicret edin. Tağutun askerliğini terk edin.

« Son Düzenleme: 29 Kasım 2009, 06:15:54 ÖS 18 Gönderen: müslümanlardan » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.045 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu