Haftanın Konuğu ''Sabiha Ateş Alpat''

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > HOŞGELDİNİZ > İDP KONUKLARI > Son Konuk > Haftanın Konuğu ''Sabiha Ateş Alpat''
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Haftanın Konuğu ''Sabiha Ateş Alpat''  (Okunma Sayısı 4147 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
16 Kasım 2009, 11:27:45 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #45 :»

merhabalar!
sorularınızı okudum (son iki üye arkadaş için diyorum). İnşaAllah akşam üzeri cevap vereceğim beni mazur görün..bekletmeme ve ya geç kalmamın önemsememe gibi bir saygızslık olarak algılanmaması adına  açıklama yapma gereği duydum...

Dua ile... 
Logged
16 Kasım 2009, 06:07:40 ÖS 18
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #46 :»

Hocam şu ana kadar sorularıma verdiğiniz cevaplardan dolayı teşekkür ederim.Diğer sorular ve cevaplardan da istifade ettim. AllahCC) razı olsun. Rabbim ilminizi artırsın.

Sabiha Hanım, kaza ve kaderi nasıl açıklarsınız? Örneğin ben hasta olup öleceksem, bu kaderimde varsa, gerekli önlemleri almamın bir önemi var mı? Almamamın sorumluluğu var mıdır?

kardeşim bildiğiniz gibi tarih boyunca  en çok tartışılan konulardan birisi olmuş Kader konusu...Sorunuza geçmeden bir iki noktayı açıklamak istiyorum. Bizim dinimizde akıl  ilmin kaynağıdır ama mutlak kaynak değildir.. Akla kapalı olan bir takım hususlar imtihan gereğidir,müphem kalmış  noktalar mutlaka bu dünyada bize lazım olmayan ilimlerdir...Mesela ruh konusu bunlardan bir tanesi... Kader konusunda da  çok detaylı bilgi yok, daha az ve öz bilgiye sahibiz..

Örneğin ben hasta olup öleceksem, bu kaderimde varsa, gerekli önlemleri almamın bir önemi var mı? Almamamın sorumluluğu var mıdır?  diyorsunuz..

Bir kere hastalıklarda ve ya kazalar için önlem almak aklın gereğidir ve alınması gerekir. Ölümün vaki olup olmayacağını hiç kimse bilemeyeceğinden bu önlem olması gerekendir...Ama Bir dakika öne ve arkaya bırakılmayan ecel  için önlemlerimizin bir   fonksiyonu yoktur. Ama her hasta  hemen öleceğini bilemez ki önlemini  "Nasılsa ölecem desin" almasın...

Ayrıca kadar konusu  Allah'ın ezeli ilmiyle  olacak olanları bilimesi, kaza da meydana gelmesi anlamında tarif edilmiştir..Kişinin kendi  tercih ettiklerini kendisine bırakılan irade ile yaparak  Kaderi suçlaması ilimsizliğinin bir neticesidir...

Bilmem ki cevap yeterli olabildimi değilse soruyla açabilirsiniz..

selam ve dualarımı yolluyorum..
Logged
16 Kasım 2009, 07:03:34 ÖS 19
Üye Bilgileri
lacivert
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 136
Nerden: Ankara

Online
« Yanıtla #47 :»

Teşekkür ederim cevabınız için. Gayet yeterli. Bu soruyu bir arkadaşım için sormuştum.

Ankara'da katıldığınız son Genç Birikim panelinde Demet TEZCAN da vardı. Onun Şule Yüksel Şenler'in hayatını anlattığı kitabını okuyorum şu an. Kendisi hakkında pek bilgim yoktu. Sadece yıllar önce Huzur Sokağı'nı okumuştum. Şule Yüksel Şenler'i tanımaktan mutlu oldum. Gerçekten verdiği mücadele, azmi, yaşadıkları takdire şayan. Ne var ki daha sonraları kendisinin de ifade ettiği gibi o zamanlar yerleştirdiği şık, zarif, modern bir tesettür anlayışı halen devam etmekte ve bundan pişman olmuş. Kitapta o zamanları yani 60'lı yılları yaşayanların ifadelerine de yer veriliyor. O yıllar, İslam'dan tamamen koparılmanın sonucu olarak sokaklarda hiç tesettürlünün görünmediği, ancak az miktarda yarım başörtülü kadınların görülebildiği bir dönem. Böyle bir ortamda çıkıp tesettürden bahsetmek, kadınları, üniversite öğrencilerini buna sevketmek önemli bir şey. Fakat o yanlış tesettür anlayışının uzantıları günümüzde de devam etmekte.

Bu noktada sorum şu:

İslamî açıdan düşündüğümüzde tedricilik konusuna nasıl bakıyorsunuz? Tedriciliğin söz konusu olduğu durumlar var mıdır İslam'da? Tesettürde tedricilik ve ehven-i şer olur mu? 
Logged

Allah katında din İslam'dır. (Âl-i İmran - 19)
16 Kasım 2009, 09:40:10 ÖS 21
Üye Bilgileri
serra
Yeni Üye

Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 1
Nerden:

Offline
« Yanıtla #48 :»

Merhaba Sabiha Hanım,

soru sormak için geç kaldığımı görüyorum ama yine de sormak istiyorum.
cevaplayabilirseniz sevinirim


-çok severek okuduğunuz , baştacı ettiğiniz bir kitap var mı?(Kua'an-ı Kerim dışında)
-buna bağlı olarak beğendiğiniz yazarlar veya kitaplar hangileridir? gençlere tavsiye edebileceğiniz, kitaplığınızda mutlaka bulunsun diyebileceğiniz eserler nelerdir?
-ahlaken çok beğendiğiniz bir ateisti müslümanlığa davet ederken nasıl bir yol izlemeyi önerirsininiz?
-demokratik açılım hakkında düşünceleriniz nedir?
« Son Düzenleme: 16 Kasım 2009, 09:42:29 ÖS 21 Gönderen: serra » Logged
16 Kasım 2009, 10:30:15 ÖS 22
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #49 :»

Teşekkür ederim.

Müslüman kadınların kimlik sorunları burada tam olarak açık değil, yani böyle bir sorunun var olduğunu siz mi düşünüyorsunuz yoksa tevhid inancına uymayan kadınların bir kimlik sorunu olduğunu mu söylüyorsunuz? Yani bu bir kimlik sorunuysa bir kadın hem müslüman hemde batı tarzı bir yaşam süremez mi? sözgelimi türkiyede liberal bir piyasa hakim iken bir sosyaliste neden esnaflık yapıyorsun diyebilir miyiz? aynı şekilde serbest piyasa ekonomisiyle kuranı beraber yaşamak zorunda kalan toplumların bazı çelişkili kimliklere bürünmeleri doğal değil mi?

bir şey eklemek istiyorum.
Eşitlik ve adalet birbirine tercih edilecek şeyler midir? eşitliğin olmadığı yerde kim adalet dağıtacak? adaletin olmadığı yerde eşitlikten söz edilebilir mi? "İlahi adalet" beklentisiyle insanlar arasındaki "dirlik-düzen" sağlanabilir mi?!
Merhaba Qani;

Tevhid inancına uymayanların kimlik sorunu olduğunu söylemedim..Pskolojinin kimlik ve kişlik tanımlarından yola çıkarak şu tanımı yapmıştım
Kimlik;
kim olduğunuz
Kişilik; Kim olduğunuzla uyumlu söz ve davranışlar..İnsanlar dilediği kimliği tercih edebilirler..
demokrat kimlik,laik,kimlik,ateist kimlik vb.. Kendisine düşen tercih ettiği şeyin ne olduğunu bilerek,neye,niçin inanıp ya da karşı çıktığını bilmesidir. İnsan ilkesiz,prensipsiz ya da  kabulsuz ve redsiz olmaz ki!.. Herkesin kabulu ve reddi vardır. Önemli olan Kabul ve reddinin farkında olması ve söylediğinin arkasında durmasıdır..Örneğin Demokratız diyorlar,Demokrasiyi özgürlük olarak tanımlıyorlar (ki  sadece yalan bana göre) sonrada insanların inançlarını yasaklıyorlar. Buyrun işte size kişilik problemi!...
Bu anlamda  konu müslüman hanımlardan sorulduğu için  bende "la" ve "illa" nın farkında olmayanların kimlik tercihlerinde sorun var demek istemiştim.Genel itibarı ile kabul ettiğine ters düşen,red ettiğiyle barışık yaşayanların tutarlı taraflarının varlığından söz  etmek mümkün olmaz.
Liberal  piyasada sosyalist esnaflık yaparmı?.bana göre esnaflığını kendi inancına göre şekillendiremiyorsa  ya inanç terk ediliyor ya da iş!. Bu durumda karar merci kendisinindir..BU ortamda da her ortamda da Benim inancımda Ekonominin Rabb'ı da Allah'tır. Bu nedenle Rabb'ımın koyduğu ilkelere ters düşmediği müdetteçe  yaptığım iş kimliğim ile örtüşüyor demektir. Aksi durumda  İki şıktan birini bırakmam gerekir...

Eşitlik konusunda sorduğunuz soru,insanın eşitlikten ne anladığıyla aalakalı.. Mesela Kominist bir sistemde ki eişitliğin ADALET olduğunu hangi akıl kabul eder Ki!...İlahi Adelet beklentisi dediğinle ne yi kast ettiğinizi çok da anlayamadım. İlahi adlet zaten gelmiştir. Cidden bunu sağlayacak müntesiplerinin olmamasından kaynaklanan sıkıntımız var...Hiç bir Tarihde MUTLULUK ASRI  diyeceğiniz Düşmanlarınızın bile huzurlu olduğu bir dönem yoktur..Ya şimdi!?
İnsanlar arasındaki dirlik ve düzen bunca eşitlik,özgürlük söylemlerine rağmen neden sağlanamıyor?.. Yüz yıllardır İslam'ın nizamıyla yönetilmeyen Dünyada neden Adalet,eşitlik,özgürlük huzur,mutluluk yok?...Neden artış gösteriyor durmadan?..

Bunca yıldır Dünya her türlü Beşer ideoljisi ile yönetildi de neden hiç biri insana mutluluk veremedi, Adalet açısından Düşünmeye değmez mi?!...

Elbette ki Ahirette ise inansınlar ya da inanmasınlar İLAHİ ADALET yerini tam manasıyla bulacak ve herkese hak ettiğinin tam karşılığı verilecektir..Var olan güneşe yok demekle nasıl ki yok olmuyorsa,emin olunuz ki ahirette ki hesap günü Güneşten daha net bir şekilde vardır ve oiLAHİ ADALET günü mutlaka gelecektir..
« Son Düzenleme: 16 Kasım 2009, 10:31:53 ÖS 22 Gönderen: SabihaALPAT » Logged
16 Kasım 2009, 10:51:57 ÖS 22
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #50 :»

Teşekkür ederim cevabınız için. Gayet yeterli. Bu soruyu bir arkadaşım için sormuştum.

Ankara'da katıldığınız son Genç Birikim panelinde Demet TEZCAN da vardı. Onun Şule Yüksel Şenler'in hayatını anlattığı kitabını okuyorum şu an. Kendisi hakkında pek bilgim yoktu. Sadece yıllar önce Huzur Sokağı'nı okumuştum. Şule Yüksel Şenler'i tanımaktan mutlu oldum. Gerçekten verdiği mücadele, azmi, yaşadıkları takdire şayan. Ne var ki daha sonraları kendisinin de ifade ettiği gibi o zamanlar yerleştirdiği şık, zarif, modern bir tesettür anlayışı halen devam etmekte ve bundan pişman olmuş. Kitapta o zamanları yani 60'lı yılları yaşayanların ifadelerine de yer veriliyor. O yıllar, İslam'dan tamamen koparılmanın sonucu olarak sokaklarda hiç tesettürlünün görünmediği, ancak az miktarda yarım başörtülü kadınların görülebildiği bir dönem. Böyle bir ortamda çıkıp tesettürden bahsetmek, kadınları, üniversite öğrencilerini buna sevketmek önemli bir şey. Fakat o yanlış tesettür anlayışının uzantıları günümüzde de devam etmekte.

Bu noktada sorum şu:

İslamî açıdan düşündüğümüzde tedricilik konusuna nasıl bakıyorsunuz? Tedriciliğin söz konusu olduğu durumlar var mıdır İslam'da? Tesettürde tedricilik ve ehven-i şer olur mu? 

Kardeşim;
Tediricilik  elbette vardır ve eğitim sistemleri için de güzel bir metodtur..Benim düşünceme gelince (Ki düşüncemi sorduğunuz için) Din tamamlanmış ve Bizim için Allah İslam'dan razı olmuştur.. Tedricilik  davet sırssaında uygulayabileceğimiz bir metod olarak da kullanılabilir
mesela önce Tevhid anlatırız
sonra
namazı vb. gibi....Yoksa Farz olan emirlerin yaşanması noktasında mükellef olan birinin tedricen uygulaması asla kabul edilebilir bir durum değildir..

Şerrin ehveni olur mu?..Şule ablamızın bu konuyla alakalı  defalarca istiğfar ve tevbe ettiğinin ağzından bizzat duymuştum..Emeği büyüktür ve büyüğümüzdür lakin insanlar hatadan beri değillerdir. Buradan Gıyaben kendisine selam ediyor ellerinden öpüyorum..

selam ve dua  ile..
Logged
16 Kasım 2009, 11:14:10 ÖS 23
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #51 :»

Merhaba Sabiha Hanım,

soru sormak için geç kaldığımı görüyorum ama yine de sormak istiyorum.
cevaplayabilirseniz sevinirim


-çok severek okuduğunuz , baştacı ettiğiniz bir kitap var mı?(Kua'an-ı Kerim dışında)
-buna bağlı olarak beğendiğiniz yazarlar veya kitaplar hangileridir? gençlere tavsiye edebileceğiniz, kitaplığınızda mutlaka bulunsun diyebileceğiniz eserler nelerdir?
-ahlaken çok beğendiğiniz bir ateisti müslümanlığa davet ederken nasıl bir yol izlemeyi önerirsininiz?
-demokratik açılım hakkında düşünceleriniz nedir?


Merhaba Serra kardeşim...

1.Şu an için tek bir kitaptan söz etmem mümkün değil. Daha çok kaynak eserlerle çalışma yapıyorum Ama hayatımda önemli etkileri olduğu unutamadığım bir kaç kitabı sizinle paylaşayım.
-İlk okuduğum İMANIN ALMETLERi . çok eski bir kitap yazarını bilemiyorum. Hiç unutamadım..
 
-.Vahiy Kültürü.Ruhi Özcan

-Zeynep el Gazalının Zindan hatıralarım.
-Mustafa islamoğlunun adayış Risalesi ve yürek devleti
- Kıyamet Almetleri ve Kur'an'da edebi sanat. Seyyid kutup...

2:İkinci sorunuza gelince,"Hikmet MÜ'minin yitiğidir nerde bulsa alır" prensibinden hareketle beni vahiy ile güçlendirecek  kitapları  tercih ediyorum.. Gençlere mutlaka okumaları gerektiğini hatırlatarak, eksiklerimizi tesbit ederek bizi vahiyle güçlendirecek kitapları okumamız gerekiyor diye düşünüyorum...

3:Ayeti kerimede "İnsanları Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle dâvet et" (Nahl.125). Buyurlmaktadır.Bende buna göre davranmaya çalışırıdm

4:Demokratik açlım konusuna gelince. Ben Demokrasiye inanmıyorum.Açılımınında insanların mutluluğunu sağlayacağını sanmıyorum... Bunların açılımı menfaatlerinin  genişlemesi anlamına geliyor diye düşünüyorum. Özgürlük diye yaftaladıkları Demokrasıde cidden halkların doğuştan var olan haklarını kapsamadığı ortadadır..

Selam ve dua  ile..
Logged
16 Kasım 2009, 11:19:38 ÖS 23
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #52 :»

Değerli  İslami Düşünce Platformu Üyelerine;

Bize de bağrınızda yer açmış olmanızdan dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Bunca genç,dinamik arkadaşların içerisinde olmaktan onur duydum..Olaki cevaplamada,cevaplarımızda kusurlarımız olmuş olabilir.Bu konuda mazur görceğinizi umuyor
yolunuzun,gönlünüzün,bahtınızın açık olmasını diliyorum

selam ve saygı ve dularımla

Allah'a  emanet olun..
Logged
17 Kasım 2009, 06:25:55 ÖÖ 06
Üye Bilgileri
lacivert
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 136
Nerden: Ankara

Online
« Yanıtla #53 :»

Sabiha Hanım,

Katıldığınız için çok teşekkür ederim.

Allah(CC) ilminizi artırsın, çalışmalarınızı, ömrünüzü bereketlendirsin, sizden razı olsun.

İman eden ve salih amellerde bulunan, birbirlerine Hakkı ve sabrı tavsiye edenler dışındakiler hüsrandadır.

Selam ve dua ile.
Logged

Allah katında din İslam'dır. (Âl-i İmran - 19)
17 Kasım 2009, 02:09:58 ÖS 14
Üye Bilgileri
Qani
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 317
Nerden:

Offline
« Yanıtla #54 :»

Teşekkür ederim.
Sanırım konukluğunuz sona erdi.
Ama yinede göz atacağınızı düşünerek katılmadığım bir iki noktayı belirtmek istiyorum.

Demokrasinin kendisi yasak anlamına gelmez, lakin Türkiyede hatta bütün dünyada eşitlik ve adaleti hele tam olarak özgürlüğü inşaa etmek için yeterli değildir. Zaten tam olarak özgür olmak mümkün değildir, her yönüyle bir özgürlükten bahsedebilmek için anarşizmin düşlediği bir dünya düzeni kurulması gerekir. Zaten nasıl oluyorsa herkes kavramlara istediği gibi anlamlar yükleyebiliyor. Mesela bana göre tam olarak demokrat olabilmek için aynı zamanda laik olmak gerekir. Ama sizin tam demokrasi kastınızın laikliği kapsadığını sanmıyorum? Yanılıyorda olabilirim tabii...

Ekonominin mesela gelir dağılımı adaletinin sağlanabilmesi için kitabın çizdiği sınırlar yeterli değildir. Günümüz koşullarında sanayinin, endüstrinin ve yılların kapitalist alışkanlıklarının kurandaki ekonomik sınırlarla yürütülmesine imkan yoktur. Kaldı ki o da liberal bir düzene işaret eder... Mesela islam rejimi uyguladığını söyleyen ülkeler bir gelir dağılımı adaleti sağlayamammıştır...

Mutluluk, adalet, özgürlük, eşitlik...
Bugune kadar dünyanın hiç bir yerinde tam olarak bunlar yerleştirilemedi. Çünkü Marks’ın deyişiyle “tarih, sınıf çatışmalarından başka bir şey değildir”. Mülkiyet olduğu sürece adaletten ve eşitlikten bahsetmek olanaksızdır...
Logged
19 Kasım 2009, 11:57:58 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #55 :»

Sabiha Hocam ;

Verdiğiniz cevaplar için Allah razı olsun.

Çalışmalarınızda muvaffakiyetler dilerim.

Allah'a emanet olun.selametle...
Logged
19 Kasım 2009, 07:37:57 ÖS 19
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #56 :»

Teşekkür ederim.
Sanırım konukluğunuz sona erdi.
Ama yinede göz atacağınızı düşünerek katılmadığım bir iki noktayı belirtmek istiyorum.

Demokrasinin kendisi yasak anlamına gelmez, lakin Türkiyede hatta bütün dünyada eşitlik ve adaleti hele tam olarak özgürlüğü inşaa etmek için yeterli değildir. Zaten tam olarak özgür olmak mümkün değildir, her yönüyle bir özgürlükten bahsedebilmek için anarşizmin düşlediği bir dünya düzeni kurulması gerekir. Zaten nasıl oluyorsa herkes kavramlara istediği gibi anlamlar yükleyebiliyor. Mesela bana göre tam olarak demokrat olabilmek için aynı zamanda laik olmak gerekir. Ama sizin tam demokrasi kastınızın laikliği kapsadığını sanmıyorum? Yanılıyorda olabilirim tabii...

Ekonominin mesela gelir dağılımı adaletinin sağlanabilmesi için kitabın çizdiği sınırlar yeterli değildir. Günümüz koşullarında sanayinin, endüstrinin ve yılların kapitalist alışkanlıklarının kurandaki ekonomik sınırlarla yürütülmesine imkan yoktur. Kaldı ki o da liberal bir düzene işaret eder... Mesela islam rejimi uyguladığını söyleyen ülkeler bir gelir dağılımı adaleti sağlayamammıştır...

Mutluluk, adalet, özgürlük, eşitlik...
Bugune kadar dünyanın hiç bir yerinde tam olarak bunlar yerleştirilemedi. Çünkü Marks’ın deyişiyle “tarih, sınıf çatışmalarından başka bir şey değildir”. Mülkiyet olduğu sürece adaletten ve eşitlikten bahsetmek olanaksızdır...

Bende gecikmeli de olsa size son sözümü söylemek istiyorum(gewç oldu ama eliflamra mesaj attı) biliyorsunuz bana verilen süre bitmişti..

Demokrasi yasak anlamına gelmez  diyorsunuz.. Aksini  görebilmiş değiliz  ama  zaten ne olursa olsun insan menşeli bir sistem olması hasebiyle kabulum değildir.Ben tam olarak özgürlükten bahsetmedim zaten. İnsanın  insan olması hasebiyle (bana göre) doğuştan var olan ihtiyaçları ve ya özgürlüğü vardır diyelim.Bu özgürlüklerden bir tanesi İNANÇ özgürlüğüdür. İnancını seçmede ve yaşamada özgürdür.Her ne kadar ülkemizde bu  çok mümkün olmasada!..Değilse sınırsız bir özgürlükten bahsetmedim..Ben laikliği de demokrasiyide kabul etmiyorum kastım her ikisiydi...

Ben Allah'a inanan biri olrak O'nun ezeli ilminin kuşatıcılığına inanıyor ve  yaratıkların insana kural/kanun/ nizam/ sistem koyamayacağını, koymaya kalksa bile insana huzur getiremeyeceğine inanıyorum(imanımın şartıdır aynı zamanda). Bu nedenle ekonomiye yine Allah'ın kuralları düzen verir inancımı savunuyorum. İslamın uygulandığı tam olarak her hangi bir ülke yoktur şu anda uygulayıcılarının kötü olması, var olanın (haşa) yetersizliğne delil olamaz!...

Kitabın çizdiği sınırları siz yetersiz bulmuşsunuz bana "herkesin inancı herkese"dir demek düşer. Ama  İnasanın çizdiği sınırların yeterli olması Ama insanı yaratanın çizdiği sınırların yeterli olmaması aklı(mı)n kabul edeceği bir durum değildir...

Ne diyelim
"lekum dinikum veliyedin"..
« Son Düzenleme: 20 Kasım 2009, 12:15:14 ÖS 12 Gönderen: SabihaALPAT » Logged
19 Kasım 2009, 07:39:39 ÖS 19
Üye Bilgileri
SabihaALPAT
Üye
*

Mesaj Sayısı: 28
Nerden:

Offline
« Yanıtla #57 :»

Sabiha Hocam ;

Verdiğiniz cevaplar için Allah razı olsun.

Çalışmalarınızda muvaffakiyetler dilerim.

Allah'a emanet olun.selametle...

değerli Kardeşim
Bende teşekkür ediyorum davetiniz için, konuk severliğiniz için ve ayrıca attığın mesaj için..
Ne zaman bana ihtiyacınız olursa,bir dileğiniz,bir emriniz olursa çekinmeden bana ulaşabilirsiniz..
Rabb'im yar ve yardımcınız olsun..

selam ve dua  ile
Logged
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.079 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu