Haftanın Konuğu:KAYIPKENTLİ(Kadir BAL)

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > HOŞGELDİNİZ > İDP KONUKLARI > Önceki Konuklar > Haftanın Konuğu:KAYIPKENTLİ(Kadir BAL)
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1] 2 3   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Haftanın Konuğu:KAYIPKENTLİ(Kadir BAL)  (Okunma Sayısı 3513 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Ekim 2009, 08:22:55 ÖÖ 08
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2156
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« :»

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Bu hafta (04/10/2009-10/10/2009)misafirimiz şiirleriyle,yazılarıyla tanıdığımız islami düşünce forumun yazarlarından olan KAYIPKENTLİ(Kadir BAL) kardeşimizdir.İstediğiniz/merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.
Öncelikle Kayıpkentli'yi kısaca tanıyalım:


KADİR BAL (Kayıpkentli)

31.01.1984 Ş.Urfa-Bozova Doğumlu.Aslen Mersin Anamurlu.Babası öğretmen olduğu için farklı şehirlerde büyür.İstanbulda bir yayınevinde çalışmaktadır.Bir yere ait olmamanın derin yer ettiği karakterinden ötürü bir sırt çantası, şiir tomarları ve kitaplarıyla göçer-konar bir halde.
 
Şair dense de o kendisine şiir işçisi demeyi tercih ediyor. Çalışmaları aralıklarla Nida Dergisi-Vuslat Dergisi-Gerçek Hayat Dergisi-iKuran Nesli sitesi-İslami yöneliş sitesi, Hür Düşünce sitesi, Davet Yolu sitelerinde yayınlanmakta...Ayrıca kayıpkentli ;Akabe vakfında cıvıltı çocuk klubünde Tiyatro dersleri vermektedir.
Çalışmalarını takip eden okurları-arkadaşları ise şiirlerini elden ele,mailden maile,forumlarda paylaşmak suretiyle çalışmalarının bir çok kimse tarafından okunmasını,yorumlanmasını ve eleştirilmesini de sağlamış oluyorlar.Bu şiirler kitaplaşmalı diyen onca kişiye rağmen bir kitap çalışmasına henüz adım atılmış değil.

Şiirle duygusal dalgalanmalardan ötürü romantik bir karalamadan ziyade medeniyet adına empoze edilmiş modern hayatın ortasında DİK DURMAK-VE KALBİNİ SAĞALTMAK amacıyla ilgilenen Kadir,yaşamayı bir kayboluş olarak niteler.Aramayı ise yaşam felsefesinin başına yerleştiren işçimiz: Yaşamak:aramaktır!Aramamaksa yaşamamaktır! diyerek şiiri bir arayış aracı olarak niteler
 
İsminin yanı sıra "kayıpkentli" rumuzuyla da şiir çalışmalarına rastlayabileceğimiz Kadir, kalemine ve elemine büyük bir umutla sarılarak yazmaya devam edeceğini ve çalışmalarını okuyan kişilerin yapıcı eleştirilerini ise bir dua olarak gördüğünü belirtiyor.

« Son Düzenleme: 10 Kasım 2009, 06:20:34 ÖS 18 Gönderen: FECR » Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
04 Ekim 2009, 12:46:41 ÖS 12
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

selamun aleykum

hayırlı sohbetler olur inşallah...

ne zamandır sormak istiyordum;

Alıntı
Malatya gibi duruyor yüzümde gözlerim
yüzde göz malatya gibi nasıl durur
niye malatya?

elazığa selamlar....
Logged
04 Ekim 2009, 01:21:15 ÖS 13
Üye Bilgileri
kayipkentli
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 229
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

eliflamra'ya...

A.s kardeş!

 1)"Sızlayan suları bana bırak sevdiğim" adlı şiir çalışmasında da şöyle demiştim:

  "Yıllar oldu ağlamadım farkında mısın?
Öldüğümde ağzımdan çıkacak tek kelime:
... Urfa!"

    Urfa: uzun yıllar yaşadığım şehir.Popüler Kürtür:ESMER adlı bir derginin yazarlarından Şair Müslüm Yücel'in  şiirine de gönderme var burda.O bir şiirinde : "Yaşamak için Dünya, Ölmek için Urfa" demişti.aynı düşüncedeyim,

****

 2) "Rabbe sayıklamar-1" adlı çalışmamda da:

  "Ah Mersin! Ah Mersin! Ah Mersin!
Denizlerine gözyaşı nehirlerimi bağladığımı biliyorsun değil mi?
Ah Mersin! Senin denizinde tuz..benim gözlerimde suskunluk... "

   Tuz yakar..Suskunlukta yakıcıdır!

********


  3) "Vedalar emzirsin ve dağlar güllerimizi" adlı çalışmada da

  "delileri bindirir gönderirlermiş ya istasyonlardan
   Kurtalan'dakoydum ikimizi"

   Trenlere terkedilen , bindirilip Batman'a gönderilen deliler olduğunu okumuştum.Kurtalan trenin son durağı.Kurtalan da trendeki delileri tekrar bindirip gönderiyorlar.Batmanda deliler,ailelerin bakmak istemediği özürlülerin gönderildiğinden şikayet eden bir yazıda geçiyordu.Burda da ona gönderme vardı!

******

  4)  Bahsi geçen cümlede:

   "Malatya  gibi duruyor yüzümde gözlerim"

 Ben anne tarafından Malatya'lıyım.Nida dergisinde yazılarım yayınlanıyor.Nida dergisi de Malatya'da.Malatya akrabalarımın , sevdiklerimin olduğu,yüreğimi her zaman serin tutan bir şehir.Malatya bu ülkenin içinde nasıl duruyorsa,ufak,sessiz,serin bir şehir,mert insanların çoğunlukta olduğu...Malatya bunaldığım zamanlar koşup gittiğim bir şehir.Ne İstanbul gibi Kayıp..Ne de Mersin gibi Kirli Örgütler şehri...Ondan dolayı,Malatyaya olan muhabbetimden ötürü gönderme yapmıştım.


   Neden Urfa? Neden Malatya? Neden Mersin?neden şehirler?...
 
  Güzel soru, :Bir yüzde gözler bir kente benzetilerek nasıl durur?

  bir kente hangi gözlerle bakıyorsanız,o kent gözlerinizde öyle durur.

   Elazığa Bin selam!


   


   
     

« Son Düzenleme: 06 Ekim 2009, 04:15:48 ÖS 16 Gönderen: kayipkentli » Logged
04 Ekim 2009, 02:12:19 ÖS 14
Üye Bilgileri
vesâir
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 608
Nerden:
I'm muslim don't panic


WWW Offline
« Yanıtla #3 :»

s.aleykum
hoşgeldin KayıpKentli
hoşgeldin "aramak" için "bulmak" için "kaybolan" kardeşim
aslında seni okumaya başladıktan sonra bizim "kayıb"ımız olduğunun farkına vardık.
senin şiirlerinde insanı huzursuz eden ..rahatını kaçıran aklını karıştıran bi taraf var ..
hani bazen dövüyor ..
bazen sövüyor ...
bazen elinden tutup kaldırıyor ..
Şiirlerinle islamiduşüncede tanıştım...
İtiraf ediyorum anlamam vakit aldı Smiley..çünkü şifrelenmiş şiirler yazıyorsun ...
okuyucuyu kendi hayatında bi yere götürsede en nihayetinde tüm anahtarlar senin elinde

soracak o kadar çok sorum varki ..seni sadece şiir e hapsetmek sanada bizede hakszılık olur düşüncesindeyim
ama burdan başlamak  istedim ...
Şiirlerinin her okuyucu tarafından anlaşılmasını istemiyor gibisin ..duygunu fikrini  hazine gibi saklıyorsun sanki cümlerin arasına
bu bir saklanma çabasımıdır (ki böyle olması olasıdır çünkü çoğu için keşfedilmek zafiyettir)
yoksa bir özelleştirme mi ?
Logged

"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"
04 Ekim 2009, 07:23:44 ÖS 19
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« Yanıtla #4 :»

uzun süredir nezaman konuk edecekler diye beklediğim kayıpkentli sonunda konuk edildi...
cidden aslında çok sorulacak soru var veyada yok..
kelimelerle bu denli irtibatı sağlayan birine soru sormakta yürek ister bence...
sorulan soruları takip etmek şuan tercihim..
hayırlı sohbet olması temennisiyle...
Logged
04 Ekim 2009, 07:47:21 ÖS 19
Üye Bilgileri
pragmatik
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 230
Nerden:

Offline
« Yanıtla #5 :»

kayıpkentli,
neden şairlerin çoğu erkeklerden çıkar hiç anlamamışımdır.biz kadınlar ise ya "kadınlardan şair çıkmaz, onlar zaten şiirdirler" veya "kadınlar şiir yazmaz, yazdırır" gibi bi sürü abuklamalarla konuyu geçiştiririz.sizce bunun altında yatan sosyolojik gerçek nedir?
bastırılmış bir toplumun izdüşümü mü? kalıtsal bir yeteneksizlik  mi? ya da ne?
teşekkür ederim.
Logged
04 Ekim 2009, 11:18:33 ÖS 23
Üye Bilgileri
s. turan
Yeni Üye

Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 1
Nerden:

Offline
« Yanıtla #6 :»

Selamünaleyküm!

Genç bir adam, şiirlerinden bir kaç tanesini okuduğu şaire şöyle der: ''Senin şiirlerin adamı hiç bir yere götürmüyor.'' Şair, hafif bir tebessümle şöyle cevap verir: ''İyi de delikanlı, ben şiirlerimle hiç kimseyi hiç bir yere götürmeye çalışmıyorum ki. Gittiğim yerleri getiriyorum şiirlerimi okuyanlara.
Kadir BAL; gittiği yerleri, şiirleriyle, okuyucularına getiren değerli bir dostumdur.
Sevgili Kadir,
Gittiğin yerlerde buluşmak dileğiyle...
Logged
05 Ekim 2009, 03:08:16 ÖS 15
Üye Bilgileri
Rahmetli
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 636
Nerden: İzmir

Offline
« Yanıtla #7 :»

Selamün aleyküm Kadircan'ım,
Öncelikle bir site üyesi olarak seni konuk etmelerinden dolayı site yönetimini tebrik ediyorum Smiley
 
Gençlik; yüreğinde taşıdığı davanın yaşaması için dava adamının önünde her daim heyecan duyduğu, umutla baktığı bir neslin adıdır. Ulaşmak isteyip te bir türlü ulaşamadığı ideallerinin kendisinde yılgınlık ve yorgunluk oluşturduğu orta yaş neslinin bir ferdi olarak, sen ve senin gibi kıpır kıpır, heyecanını tam kapasite birikimle doldurma gayretinde olan genç nesil karşısında inanılmaz bir sıcaklık hissediyorum yüreğimde. Uçurumun kenarında bekleşip duran, adeta kızıldeniz önünde Musa'yı ve asasını bekleyen insanlığın tek umudu olan kitabın hem Musa, hem asa, hem köprü olduğunu, olması gerektiğini sözleriyle, yazılarıyla, yazılarının ardındaki duruşuyla gösterme gayretinde olan bir nesil beni heyecanlandıran nesil... Ne yapmamak gerekiri bizlere bakarak bulabilecek kadar sizlere ibretlik numuleriz... Başka söze ne hacet.. Rabbim gönlünüzü açsın, asıl yükün farkına vardırsın da, lüzumsuz yükler ile yürüdüğünüz yolu yorgun adım yürüme zahmetine girmeyin.
Dedikten sonra, sorumu sorayım...

Şairlik, tamamen kişinin doğuştan kendisinde var olan bir yetenek midir? Şiir okumayı ve yazmayı seven genç kardeşlerimiz için iyi bir şair olmanın yolunu kısaca anlatır mısın?
Logged

İyilik su gibidir, içmeyen ölür...
05 Ekim 2009, 03:20:44 ÖS 15
Üye Bilgileri
ilahisevda
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 73
Nerden:

Offline
« Yanıtla #8 :»

misafirliğin hayırlı olsun kadir abi
1- Müslümanların farklı düşünmeleri bir ayrılık sebebi olarak görülebilir mi?
Logged
05 Ekim 2009, 04:10:16 ÖS 16
Üye Bilgileri
imam hüseyin
Süper Aktif Üye
****
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 590
Nerden: Özü Doğru Olanın Sözüde Doğru Olur (İmam Ali)
MALAZGİRT


WWW Offline
« Yanıtla #9 :»

Kadir kardeşim hayırlı olsun.

Ben sorularımı kardeşimin Ruhunun güzelliklerini sergilediği Şiirlerinden sorayım:

Eraeyte Esad adlı şiirinizin özelliği ve nasıl bir duygu ile yazıldığı?
Dışarda erkek olup evde Ruhsuzlaşan Erkeklere makalenizde özellikle Müslüman kesime mesaj vermişsiniz neden?
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2009, 12:59:00 ÖÖ 00 Gönderen: imam hüseyin » Logged

Heyhat Minez-Zilleh! (Zillete boyun eğmeyiz)
(İmam Hüseyin)

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.adilmedya.com
05 Ekim 2009, 07:46:13 ÖS 19
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2156
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #10 :»

Kayıpkentli kardeşim,haftanın konuukluğun hayırlı olsun
Kısaca bir kaç soru sorayım:
1-Dikkat ettim de genellikle yazdığın şiirleri gece saatlerinde,sabaha karşı vakitlerde yazıyorsun.Bunun özel bir sebebi var mı?.Müzzemil suresindeki "gece okuyuşu"nun bereketini,feyzini mi hissediyorsun?.Ya da gecenin senin hayatındaki (değerlendirme açısından) gündüzden farkı nedir?
2-Yazdığın şiirlerin birinde(ERA EYTE ESAD'da) Müslüman kimselerin ticareti hayatlarındaki yamuklukları ifade etmek için şöyle yazmışsın:
piyasa...kapitalizm denizi..serbest piyasa ekonomisi..rant.kredi.teşvik.kapital.faiz.repo.kobi.yatırım payı.kalkınma fonu...vs...:kısaca:cumartesi toplumunun özellikleri!
Yahudi zihyinetin müslümanlar arasında da yaygınlaştığını mı ifade ediyorsunuz?.
Yine bir yayınevinde çalışan olarak,Müslüman camianın ticari hayatları ile söylemleri arasında ne gibi farklar muşahade ediyorsunuz?.
3-İhsan Eliaçık'la beraber çalışmanın size getirdiği olumluluk veya olumsuzluklar var mıdır?.
4-Yaşamınızda bir çok vilayette bulunmanız hasebiyle,o yörelerin kültürleri,yaşamlarından da etkileniyor musunuz?.O yerlerin sizde bıraktığı etkiler var mıdır?
5-Şiirlerinizde genellikle eleştiri yöntemi kullanmanızın,bir çok islami camianın,cemaatin,grubun içerisine girip çıkmakla veya onlarla iletişim halinde olmanızın etkileri var mıdır?
6-Kayıpkentli ne zaman kayıbına/yitiğine ulaşacak ya da ulaşmak için ne gibi çabası oluyor?
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
05 Ekim 2009, 11:20:20 ÖS 23
Üye Bilgileri
narcicegi
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1742
Nerden:

Offline
« Yanıtla #11 :»

Hoşgeldiniz Kayıpkentli...
Şiirlerinize  daha çok, acı, hüzün, ayrılık, başkaldırı-isyan konu oluyor.
Şiirlerinizi hayatınızın bir yansıması olarak görürsek,
Bunun nedeni genç yaşınıza rağmen hayatınıza birçok olayı sığdırmış olmanız mı?

Etkilendiğiniz , beğendiğiniz şairler kimlerdir?
Kolay şiir yazıyor musunuz?Yazdığınız dizeler su gibi akıp gidiyor diyebilir miyiz?


Logged
06 Ekim 2009, 04:42:36 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
kayipkentli
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 229
Nerden:

Offline
« Yanıtla #12 :»

   
Vesair'e...(Derinlerin Dili Boğuk Oluyor)

Değerli Yoldaş..

  Hani şiirlerim için demişsin ya: "hani bazen dövüyor ..bazen sövüyor ...bazen elinden tutup kaldırıyor .."

  Yine bu sitede şiirlerimin olduğu 3.sf en başında "Neden KayıpKentli" başlıklı bir çalışmam var. O çalışmada da Şiir çalışmalarımın benim için ne ifade ettiğini "kayıpkentli" ismi üzerinden anlatmaya çalışmıştım.
 
  Şiirlerimi gizlemeye özellikle çalışmıyorum.
Dili gizli değil sadece imgeler yoluyla bezenmiş diyeyim.Bir yerlere işaret ediyor kendi dilinden diyeyim.
Bir de çok açık yazmadığımı söylüyor dostlar!Çok çok açık yazacak olsaydım zaten hikaye,roman,makale,deneme vs. yazardım.

  Şiirin dili böyle.

  Bir de şairi konuşturulmayan şiirler sessiz/karmaşık/bir şey anlatmıyor zannedilir.Bunu unutma kardeşim!mesela bir örnek: "Ayrılırken Demiştin ki" adlı şiirimin bir bölümünde

   "Kendimi her buluşumda gırani ağladı g/öztaşlarım
"hala haalaaa heeeey" çekti ahlarım… " Kapağı kaldırılmayan bir gömü bu ifadeler.Kaldıran olmadı yazdığımda ama ben biraz aralarsam şunları söyleyebilirm: "gırani nedir?" ve"hala halaaaaa heey nedir?"

   Gırani: Urfa yöresi halk oyunlarında bir oyunun adıdır.Davulun güümm sesiyle dizler kırılır hafifçe.İleri doğru bakılır.Sonra topuk üstünde yükselinip diğer tokmakta tekrar dizler kırılır.Asaleti gösteren bir oyundur.Burda yakıcı bir zurna sesi girer araya.Gırani bir misafir karşılama oyunudur,Urfa yöresinde.Ben dört yıl folklor oynadım.Şimdi şiire Urfa yöresinden az çok halay oynamasını bilen bir urfalının yabancısı olmadığı bu yerli ögeleri taşıdım.

  Hala halaaa heey ise avravi denilen bir oyunun içinde oyunu oynayanların yüksek sesle çoşkularının ifadesi. Topuklar üzerinde sağa sola es vererek ve omuzları canlı bir şekilde aşağı yukarı sallayarak kol kola, çoşku içinde oynanan bir oyun.
 
   İnsanın kendisini kaybetmesi aslında öyle acıdır ki: kendisini kaybettiği herşeyden geri bulmasının sevincini ancak kendisini kaybetmenin acısını çekenler bilirler.Kendini kaybetmek A.Şeriati'nin tabiriyle aslında Alinasyon'dur.Yani yabancılaşma...Kişinin kendisine yabancılaşması..Toplıuma yabancılaşması.İdeolojiler yüzünden politize olup doğaya ve duygulara yabancılaşması...vs vs.

  Ben tüm yabancılaşmalar ve savrulmalar arasında insanın kendisini bulmasını Urfa yöresine ait folklor ögeleri üzerinden işledim.Şimdi bu bilmeyen için kapalı.Ama Oyunları bilen bir Urfa'lı için gayet açık."ee biz urfa'lı değiliz,nasıl anlayacağız" dersen şayet, ee bilmemek değil öğrenmemek ayıp demişler di mi?Smiley...dedim ya: Şairi konuşturulmayan şiirler: birşey anlatmıyor zannedilir!


Anlattıklarım biraz da yoğunluğumla alakalı.Yoğunluğum arttıkça kelimeler giriftleşiyr farkındayım.

  Bir de ben arayış şiirleri yazıyrm.Haykıran kavga eden şiirleri açık yazıyorum.Mesela "Tebbet Yeda İsrail" şiiri kapalı bir şiir değildi.

  "Bu Dünyayı Dünyanın Başına Yıkarız" adlı şiir de öyle.

   Ama son şiirimde de söylediğim üzere:

" ayaklarımı değil ruhumu kullanmalıyım.
içimi bulmalıyım!
güneş doğuyor!
"   Şimdi Ölüm: bir daha geri gelmemek olduğuna göre o halde gitmek:Yaşlanmaktır demiştim.Bundan dolayı ayaklarından vazgeçip ruhuna yönelen bir kalbin durumunu işlerken söyler misin bu içsel çırpınışı nasıl yüzeye çıkartayım?
Dediğim gibi gizlemek şifrelemekten öte derinlerin dili boğuk oluyor kardeşim.Uzaktan anlayamazsın ne dediğini.Yaklaşman lazım.
   
   Teşekkür ederim sana.




 
 

« Son Düzenleme: 06 Ekim 2009, 04:16:45 ÖS 16 Gönderen: kayipkentli » Logged
06 Ekim 2009, 05:08:28 ÖÖ 05
Üye Bilgileri
kayipkentli
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 229
Nerden:

Offline
« Yanıtla #13 :»

  Serzeniş'e...

Benim de soracak çok sorum var biliyor musun?

  "Allah'ım sana birşey söyleyeceğim" adlı şiirimde demiştim ki:
 
  "Yüzümü kasırgaların yırttığına inanıyor annem.
ben tufanlardan yalnızca kız kardeşimi kurtarabiliyorum... "


  Bu şiiri yazmadan önceki gece bir rüya gördüm. Kızkardeşim(11) elinden tutmuş deniz kenarında gezerken,aniden deniz çekildi.Eyvah dedim çok büyük dalgalar gelecek.Kızkardeşimi tuttuğum gibi yüksek bir yere yerleştirdim.Geri kıyıya döndüm.Tablacılar vardı.Çekirdek,mısır satanlar.Hepsine yalvardım ne olur tepelere gidin.Deniz gelecek diye.Ama ben Türkçe konuşuyorum onlar biz seni anlamıyoruz diyorlardı.Sonra birden dalgalar geldi.Çok sert.Kim var kim yoksa götürdü.Ben son anda kaçabildim.Darmadağın olmuştu her yer.

  Sonra annemi görüyordum.Koşarak annemin yanına gittim.Kızkardeşimi anneme teslim ettim.Annem dedi ki "yüzünü kasırgalar yırtmış senin" yüzümde derin bir yarık vardı.Yırtılmıştı yüzüm.Korkunç bir yarık hem de...Öyle uyandım.

  Sonra çok düşündüm bu neydi diye? Bazı sorularımı yöneltmek istiyorum kendime.Açılmak istiyorum, içime.İnsan kendinden bile uzakken,insana insanı ne yaklaştırırsa işte o benim dergâhım oluyor.

  Sorularınız sorularımdır.Cevaplarım cevaplarınız...Sorularını beklerim Kardeşim.


 
"uzun süredir nezaman konuk edecekler diye beklediğim kayıpkentli sonunda konuk edildi...
cidden aslında çok sorulacak soru var veyada yok..
kelimelerle bu denli irtibatı sağlayan birine soru sormakta yürek ister bence...
sorulan soruları takip etmek şuan tercihim..
hayırlı sohbet olması temennisiyle"
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2009, 04:17:21 ÖS 16 Gönderen: kayipkentli » Logged
06 Ekim 2009, 05:41:43 ÖÖ 05
Üye Bilgileri
kayipkentli
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 229
Nerden:

Offline
« Yanıtla #14 :»

Pragmatik'e..


kayıpkentli,
neden şairlerin çoğu erkeklerden çıkar hiç anlamamışımdır.biz kadınlar ise ya "kadınlardan şair çıkmaz, onlar zaten şiirdirler" veya "kadınlar şiir yazmaz, yazdırır" gibi bi sürü abuklamalarla konuyu geçiştiririz.sizce bunun altında yatan sosyolojik gerçek nedir?
bastırılmış bir toplumun izdüşümü mü? kalıtsal bir yeteneksizlik  mi? ya da ne?
teşekkür ederim.


  Eğer bastırılmış bir toplumun iz düşümü dersek o halde bastırılmamış toplumlarda kadınlardan mantar gibi şair bitmesi lazımdı.Demekki mesele kadının bastırıldığı kadını dışlayan ona değer vermeyen ya da onu ezen toplum mantalitesinde değil.

  Şuan kadın Avrupa'da nerde en çok serbestse,baskılardan uzaksa oralarda dünyaya damgasını vuracak şairler olmaları gerekirdi.Di mi?

  Eğer bastırılmış bir toplumun izdüşümü dersek: Bu sefer de Ninnileri,Ağıtları ve Nice Anonim Türkülere söz sahipliği yapan ve sözlü kültürümüze ruh veren bu kadınları ne yapacağız?

  Mesela Cezayir Türküsünü Bilir misin?

Cezayir'in harmanları savrulur
Savrulur da sağ yanına devrilir
Eller annem der de başım çevrilir

Çelenleri mermer taşlı Cezayir
Güzelleri hilal kaşlı Cezayir

Cezayir'in menekşesi top biter
Arasında eğlim eğlim ot biter
Bu ayrılık annem bize çok gider

Çelenleri mermer taşlı Cezayir
Güzelleri hilal kaşlı Cezayir

Cezayir'in yüksek olur evleri
İçindedir ağaları beyleri
Türkçe bilmez Arapçadır dilleri

Çelenleri mermer taşlı Cezayir
Güzelleri hilal kaşlı Cezayir

Cezayir'in gemileri yağlanır
Yağlanır da iskeleye bağlanır
Eller annem der yüreğim dağlanır

Çelenleri mermer taşlı Cezayir
Güzelleri hilal kaşlı Cezayir

"Cezayir’de Türk siyâsî hâkimiyeti 1830’da, Fransızların Türk-Arap kuvvetleriyle
çarpışarak burayı ele geçirmesiyle sona ermiştir.Tarih biliminin bütün bu verileri, Mağrip ocaklarının merkezi olan Cezayir ülkesine Anadolu
Türkmenlerinden leventlerin seçilip gönderildiğini gösteriyor. Türklerin, XVI.-XIX. yüzyıllar
arasında buralarda binlerce evladını şehit verdiği anlaşılıyor"
demiş türkü ile ilgili yaptığım araştırmada...

  Dediğim gibi bu kadının ezildiği ya da yadsındığı gerçeğinden yola çıkarak ele alınacak bir durum değildir bence.Şayet bizim toplumumuzda tarihten bu yana kadınların Şiir alanında varlık göstermemiş olmasının sebebi, toplumun içinde kendini daha farklı ögelerle ifade etmiş olmasında da aranmalıdır.Yani kadın söz-den kasıt şiir- üretmemiş belki de öz üretmiştir.Erkek beden olduysa kadın: ruh olmuştur.Erkek çarşı olduysa kadın: bahçe olmuştur.O yüzden söz alanında ninni ağıt türkü üretmiştir ve söze ilham olmaya devam etmiştir.

  Kadın dediğim gibi erkekle aynı kulvarlarda boy göstermemiş olsa da hayata,tarihe,sosyaliteye hep rengini vermiştir.Kına gecelerimiz bizim kültürümüzün en zengin faktörlerindendir.Sadece kına gecelerinde söylenen türküleri ve yakılan ağıtları toplasanız kadınların sözlü kültürde hiç de yadsınamayacak oranda değer kattıklarını gözlemlersiniz.

   O halde şiir erkek işi midir diye soracaksın/ız? Belki de kadınların erkeklere terkettikleri/bıraktıkları bir alan olabilir.Zira çok başarılı hikayeler-denemeler-romanlar yazan kadın yazarlar aynı başarıyı Şiir de de gösteremezler mi? Gösterirler!Neden göstermiyorlar? Baskıdan mı? Sanmam.Şiir erkeklerle başbaşa bırakılmış demekki.

  Şunu da unutmamak gerekiyor: Edebiyat daima Siyasi İktidarların kontrol altında tutmak istediği bir alan olmuştur.O yüzden sözün meydanı biraz da  SATILIK KALEMLERLE- ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ VEREN KALEMLERİN savaşına sahne olmuştur hep! Bu Kalem savaşında ister istemez nasıl ki bir ordunun ön saflarındakiler genellikle erkekler oluyorsa, edebiyatın saflaşmalarında da ön safıları çekenler erkekler olmuştur.

 

   Kalıtsal bir yeteneksizlik olduğunu düşünmüyorum.Şiir yetenek meselesi değildir çünkü.Şiir,şuur meselesidir.Şuurun dışa vurumlarından biridir.

 
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2009, 04:17:49 ÖS 16 Gönderen: kayipkentli » Logged
Sayfa: [1] 2 3   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.685 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu