Bana Hadisini söyler misin?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V > Bir Hadis ve Verilmek İstenen Mesaj > Bana Hadisini söyler misin?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Bana Hadisini söyler misin?  (Okunma Sayısı 1971 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
16 Mayıs 2009, 08:44:29 ÖS 20
Üye Bilgileri
siyahî
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 304
Nerden:

WWW Offline
« :»

Bana Hadisini söyler misin?




Birçoğumuzun düşüncelerine yön veren, ağızlarından çıkan cümleleri yıllarca heybemizde taşıdığımız, hallerini seyre daldığımız isimler ile;  kimi zaman kendi köşelerinde üfledikleri nefeslerin yanından geçip gitsek de farkına varamadığımız, haberdar dahi olamadığımız, bir selam bile veremediğimiz isimleri altalta sıraladık beyaz bir kağıtta. Sonra tek tek kapılarını çaldık. Sorduğumuz tek bir soruydu. Ancak cevaplar biriktikçe beyaz kağıtlar birleşip bir koca uçurtma oldu. İpin ucunu sımsıkı tutarken ellerimizde, gökteki uçurtmaya diktik gözlerimizi: bizi de alır mı ki yanına?
 

"Hayatınıza etki eden, aklınızda kalan yada aklınızda tuttuğunuz bir Hadis-i Şerif söyler misiniz?" dedik onlara. İşte cevapları:

 

İlhami Atalay (Ressam):

"Yarın kıyamet kopacağını bilseniz, yine de elinizdeki son fidanı dikiniz."

 

İhsan Kabil (İBB Kültür A.Ş'de sinema etkinlikleri yönetmeni):

"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecek gibi de ahiret için çalışınız."

 

Hasan Basri Sarıçam (Vefa'da Nur Berber'in ustası):

"İnsanların en hayırlısı, insanlara hizmet edendir."

(70 küsür yaşında olan berber amcanın hayatını bu hadis üzerine devam ettirdiğini, o sırada orada bulunan eski bir müşteri arkadaşı özellikle belirtti.)

 

Alev Erkilet (Sosyal Bilimci):

"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi âhiret için çalış" diye bilinen hadis, Suyûtî'nin Câmiu's-Sağîr'inde (2:12 Hadis No:1201) şöyle geçmektedir: "Hiç ölmeyeceğini zanneden kişi gibi (dünya için) çalış, yarın öleceğinden korkan kimse gibi de (dünyaya bağlanmaktan) kaçın."

Bu hadisi önemsememin nedeni üretim, emek ve çaba dolayımıyla insanı doğanın bir parçası ve tarihin aktif öznesi olmaya çağırırken, ölüme gönderme yaparak tarihselliğin insana dayattığı tüm hırsları elinin tersiyle itmesinden kaynaklanıyor. Dünyaya itibar etmeden onu imar etmeyi ve dönüştürmeyi sağlayacak ideal dengeye atıfta bulunuyor. Bu dengenin üzerine kurulacağı bireyler, sınıflar ve toplumlararası ilişkilerde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Sorusuna cevap olarak da aşağıdaki ilkeleri hatırlatmak isterim:     

 

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz(Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6).

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)(Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63).

 

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir(Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248).

 

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir(Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.).

İnsanı helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu(Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144).

 

Ramazan Gül (Üsküdar Davet Kitabevi Sahibi):

Efendimiz bir hadisinde buyuruyor ki: "Cebrail(a.s) komşu hakkından bana o kadar bahsetti ki, komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım."

Bu hadis beni çok etkiler. İnan olsun gece yattığımda uykularımın kaçtığı anlar vardır, acaba komşumu incittim mi? diye. Hakk mevzuu çok önemli. Kimse benden alacaklı olmasın da, ben herkesten alacaklı olmaya razı gelirim.

 

Azâd Tekin Ulutaş (Boğaziçi Tarih Mezunu, Üsküdar Mekan Çınaraltı Sahibi):

"Bir kötülük gördüğünüzde onu elinizle, gücünüz yetmez ise dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğz ediniz. Bu da imanın en düşük noktasıdır."

90'lı yıllardaki İslâmi mücadeleye, cemaatlerdeki hareketliliğe, hatta bizzat kendi iç dünyamızdaki değişimlere baktıkça bu hadisi düşünürdüm. Fakat şuanda müslümanların genel haline baktığımda, bizim bu hadisi yaşamadığımızı düşünüyorum. Bazen elimiz yettiği halde dokunmuyoruz, dilimiz yettiği halde konuşmuyoruz. Hatta o hâle geliyor ki; olan olayları, acıları, sıkıntıları, zulümleri o kadar yadsıyoruz ki, kalbimizle bile artık buğz edemiyoruz.

 

Ferhat Kalender (Yazar/Şair):

Peygamber; "Din nasihattır/samimiyettir" buyurdu. "Kime Yâ Rasûlallah?" diye sorduk. O da; "Allah'a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara" diye cevap verdi.
 
Bu söz karşısında bize yalnızca sükût etmek düşer; şairin dediği gibi "sükût suretinde/ çok koyu düşer ses!"
 

Şeref Akbaba:

"Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu, huzur bulduğu kimsedir."

 

Münire Danış:

Bir değil aynı güçlü etkiyi taşıyan bir çok hadis var tabi. Bana derin bir tefekkür boyutu sunan, ufkumu açan hadislerden biri;

 

"İnsan uykudadır ölünce uyanır; siz ölmeden evvel uyanın."

 

Bir de şu hadis: İbn Mesud (ra)dan; "İlim kaynakları, hidayet kandilleri, evlerin çulları, gecelerin lambaları olun! Yepyeni kalplere, eskimiş elbiselere sahip olun ki gök ehlince tanınasınız ve yer ehlince de bilinmeyesiniz." 

 

Murat Çelik:

"İnsanların en hayırlısı, insanlara hayrı en çok dokunanıdır".

 

Münib Engin Noyan:

"Din kolaylıktır. Kim bu dini kendi yaptığı ilavelerle zorlaştırırsa din ona galip gelir"(Buhâri).

 

Bir de bunun kardeşi sayılacak bir hadis var ki, Müsnedi Şihab'da geçer:

 

"Bu din çok sağlamdır. Onu yaşamada kendini zorlama ve aşırı zorlayarak Allah'a kulluk etmekten ikrah eder hâle gelme. Yorgun ve bitkin bir insan ne yol alabilir, ne de ihtiyaçlarını karşılayabilir".

 

Bu hadisler son zamanlarda çokça andığım ve aklımda tuttuğum hadis-i şeriflerdir. Bir de şuandaki sorunlarımızın baş müsebbibi gösterilebilecek bir konuya işaret eden bir hadis var: "Kim ki kendini bir kavime benzetirse, o kavimden olur". Buradaki benzeme hâli sadece şeklen değildir tabii. Beklentileri, hayalleri, amaçları, düşünce biçimini de yöneltmektir. Sakınmak lâzım.

 

Şükrü Gökmen (Üsküdar'da bir güzel tespihçi):

1986 yılında hidâyete kavuştuğum zaman, eşim Ziraat Bankası'nda, ben Yapıkredi Bankası'nda çalışıyordum. Cuma namazına gidemiyordum, göndermiyorlardı. 1988 yılında birazdan söyleyeceğim hadis-i şerif, benim hayatımı değiştirerek bankadan istifa etmemi sağladı. Ve 1988 yılından bu yana, Üsküdar Mihrimah Sultan Camii'nin duvarı dibinde tespih satarak geçimimi temin ediyorum, Allah'ımın izniyle ve Sâdat'ın himmetiyle. Nedir hadis-i şerif? Cuma namazına gitmek istiyordum müsade etmiyorlardı. Oysa âyet-i kerime, "yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz" diyordu. Ama ben namaza git diyen Allah'a değil de, namaza gitmeyeceksin diyen banka müdürüne kulluk etmek yolunda ilerliyordum. Bankanın müdürü gitmeyeceksin diyordu ve ben bankanın müdürüne itaat ediyordum. İmanım da zayıftı demek ki. İşte o zaman bir hadis-i şerif imdadıma yetişti: "seni kullara kulluk etmekten Allah'a kulluk etmeye, kulların dostluk ve himayesinden Allah'ın dostluk ve himayesine davet ediyorum". Rasûlallah, Allah'ın emirleri karşısında başkalarının emirlerine itaat etmekten, Allah'a kulluk ve itaat etmeye çağırıyor bizi. Başkalarına itaat etmekte kazancımız ne olabilir? İşte olsa olsa iki ev, bir araba. Peki Allah'a itaat etmekte kazancımız ne olur? Onu ben bilemem, Allah bilir. Bizim yolumuz aşktan geçer, bizim yolumuz sevdadan geçer. Biz ancak mü'minlerin ayağının altının çamuru olmakla ilerleriz... Soran sormayan bütün kardeşlerime selam ederim.
 

Mustafa Nazif (Fotoğraf Sanatçısı):

''Sizden her kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin. Eğer eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle, ona da gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Ona da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin. Ki bu da imanın en zayıf noktasıdır.'' 
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
16 Mayıs 2009, 08:46:56 ÖS 20
Üye Bilgileri
siyahî
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 304
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

Rasim Özdenören:

"Ya Ebu Zer! Çorbanı yaptığında suyunu bol koy ki, komşunla paylaşasın."

Şuanda ilk aklıma gelen, hayatımda beni etkileyen hadis-i şerif bu. Fakat tabii her hadis bir belagat şaheseri. Hangisinden yola çıkarsak çıkalım bizi aynı yolda, aynı adalet dergâhına götürmekte...

 

Abdurrahman Dilipak:

"İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe gerçekten iman etmiş sayılmazsınız".

Müslümanlar birbirinin kardeşi ve velisidir..

Aramızda işlerimiz istişare ve şura iledir..

Farzı ayn ın dışında bir de farzı kifaye olan işler vardır ve bu da ancak cemaatla mümkündür. Birbirimizi temsil etmek, iş bölümü yapmakla..

Bugün Müslümanların en temel sorunu iman ve vahdet sorunudur diye düşünüyorum.... Bilmeden iman edemeyiz, iman etmeden onu eyleme dönüştüremeyiz, eyleme dönüştürmeden tebliğ edemeyiz, tebliğ etmeden cihad edemeyiz ve cihad etmeden cennete giremeyiz.

 

Hakan Arslanbenzer:

Çocukken yaz kuran kursunda arkadaşlarla tartışıyorduk: Peygamber Efendimiz acaba sağcı mıydı, yoksa solcu mu? Bu tartışmadan herhangi bir sonuç çıkarabildiğimizi hatırlamıyorum. Fakat tartışmanın bende izi kalmıştır. Daha sonraki yıllarda, ilk gençliğimde şunun farkına vardığım için bilhassa: sağcılar Peygamberimizi kendi Amerikancı ılışmışlıklarına uydurarak fazla barışçı biri olarak resmediyorlardı. Solcular da aynı resimden yola çıkarak ondan tamamen uzaklaşıyorlardı. Çünkü sağcılar hiç dövüşmüyor, solcularsa sadece dövüşüyorlardı. Peygamberi ve Peygamber ümmetinden bütün milletleri seven basit bir çocuktum ben. Bu yüzden de bu uyuşmazlığı bir türlü içime sindiremiyordum. Kafam karışıyordu ve Peygamberin kendi zamanındaki uyuşmazlıkları çözme özelliğinden de haberim olduğu için, onun gerçekte nasıl olduğunu merak etmeye devam ediyordum.  Bir gün vaizden duyduğum şu hadis, meseleyi benim kafamda önemli oranda halletmiştir: "Ben rahmet peygamberiyim, ben harp peygamberiyim." Demek ki sadece dövüşerek olmuyor, hiç dövüşmeden de olmuyor. Mesele bu. Vaizden duyduğum bu hadis bir anlamda hayatımı kurtardı.

 

Ümmühan Atak:

"Müslüman elinden ve dilinden emin olunandır."
Bunu hatırlayınca rahat bir nefes alıyorum. Ve rahat nefes alınası bir insan olma hevesim artıyor.

 

Mevlâna İdris:

"Esselamu kablel kelam" (Önce selam, sonra kelam).

Bu hadisi çok seviyorum. İnce ve şiirsel geliyor.

 

Sibel Eraslan:

Resulullah (sav) şu duayı çok yapardı: "Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl!" Bir gün sahabeler: "Ey Allah`ın resulü! Biz sana ve senin getirdiklerine inandık. Sen bizim hakkımızda korkuyor musun?" dediler. Efendimiz şöyle cevap verdi: "Evet! Kalpler, Rahman`ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir."

 

Âdil Dönmez (Emekli ilkokul öğretmeni):

"Ya öğrenen, ya öğreten, ya dinleyen ya da seven ol. Beşincisi olma helâk olursun".

Boşa vakit harcamamak lâzım. Boş işlerle, eğlenceyle, çiçekle papatyayla ömür tüketmemek lâzım. Vakti çok iyi değerlendirip çok öğrenmek, bildiklerimizi de öğretmek lâzım. "Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum" buyurmuş Hz. Ali. Vakit kısa, iyi değerlendirmeliyiz...
 

Mehmet Serhan Tayşi (Tarihçi Yazar, Millet Kütüphanesi eski müdürü):

"Sabreden zafere erer." ve "Sabır dinin yarısıdır." hadislerinin özellikle Asr suresiyle çok güçlü bir bağı vardır. Sabırla alakalı hadisleri destekleyen bir çok ayet vardır. Bu sûrede de Allah-u Teala kuluna şöyle seslenir:

1 - Asra yemin olsun ki,

2 - İnsan mutlaka ziyandadır.

3 - Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler müstesna.

Yani üç grup insan kurtulacaktır; salih amel işleyen, hakkı ve sabrı tavsiye eden...

İlmin başı, kazanmanın ve bilgiyi korumanın başı daima sabırdır. Tabiri caizse eşek gibi sabredeceksin.
 

Yusuf Kot:

Bir çok hadisi aklıma getirmek veya orada tutmak için özel bir çaba sarfetmiyorum. Vereceğim kararların öncesinde kendileri aklıma geliyor veya karşıma çıkıyorlar. Herhalde en sık hatırladığım hadisler gündelik işlerimizle ilgili olanlardır. Bir de "İki günü müsavi olan ziyandadır." hadis-i şerifi çalıştığım yerde sürekli görüş alanımda durur. Çektiğim sıkıntıların günahlarıma kefaret olacağını ve bu dünyada midemden daha şerli bir kap doldurmayacağımı da unutmamaya çalışıyorum. Oralarda çok yanılıyoruz.

 

Hasan Aycın:

"El-müslimü men selime'l-müslimûne min lisânihî ve yedihî",

"Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların güven içinde olduğu kimsedir."
 
Yeryüzünde Müslüman kardeşliğinin gerçekleştiğini görmek ümidiyle.
 

Nurdal Durmuş (Radyo Programcısı):

Ne vakit kötü olduğunu düşündüğüm bir şey yapmaya kalkışsam, Efendimiz bana;

-Utanmadıktan sonra dilediğini yap! Diyerek seslenir. (Buhari).

 

İslâm'la gerçek anlamda tanışmama vesile olan hadis-i şerif ise;

-İnsanları memnun edecek paranız pulunuz yoksa; güleryüz ve tatlı dilinizde mi yok? uyarısıdır.

Bu hadis-i şerifi ilk duyduğumda benim peygamberim bu olmalı demiştim.

 

Vedat Aydın:

Her hatırlayışta ürperdiğim, beni derin düşünceye sevkeden hadis-i şerif şudur:

''Benim dünya ile alakam bir ağacın altında oturup dinlendikten sonra kalkıp o gölgeliği terk eden atlının durumu gibidir''.

 

Selahattin Yusuf:

"Bana eşyanın hakikatini göster" Peygamberimizin bu sözleri bana çok dokunaklı gelmişti ilk okuduğumda. Hala çok etkilenirim. Evrene ve yaşama derinliğine bakmayı denemenin ilk harfleri, ilk cümleleridir bunlar.
 

Esra Türkan.

Sorguya katkıda bulunanlar: Mehlika Toyga, Hatice Büşra Gülcan.
Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
03 Eylül 2010, 02:54:43 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
TaLiA
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2663
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

Resulullah (sav) buyurdular ki:


“Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa,

Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.”


Tirmizi
Logged

Ne BeYaN-i HaLe Cu'ReT, Ne FiGaNa TaKaTiM VaR.Ne ReCa Yi VaSLa GaYReT, Ne FiRaHa KuDReTiM VaR...
03 Eylül 2010, 01:56:25 ÖS 13
Üye Bilgileri
ZeyNelabidiN
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden: Amasya

Offline
« Yanıtla #3 :»

. Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, aradan sekiz yıl geçtikten sonra bir gün Uhud şehidlerini ziyarete gitti. Yaşayanlara ve ölenlere vedâ eder gibi onlara dua etti. Sonra (konuşmak üzere) minbere çıktı ve şunları söyledi:
“Ben âhirete sizden önce gideceğim ve sizin için hazırlık yapacağım; sizin Allah yolundaki hizmetlerinize şâhitlik edeceğim. Buluşma yerimiz Kevser havuzunun yanıdır. Ben şu bulunduğum yerden Kevser havuzunu görmekteyim. Ben sizin Allah’a şirk koşmanızdan korkmuyorum. Ama dünya hırsıyla birbirinizle didişip çekişmenizden korkuyorum.”
Ukbe sözüne şöyle devam etti: Bu benim Resûlullah’ı son görüşüm oldu
Logged

محمود*~*züMrütüaNka*~*محمود
13 Eylül 2010, 12:50:38 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
eylül
Üye
*
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 26
Nerden:

Offline
« Yanıtla #4 :»

Oldukça hoş bir çalışma olmuş.
Katkıda bulunanlardan Allah razı olsun...
Logged
13 Eylül 2010, 10:57:29 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
Aysegul
Emektar Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3265
Nerden: Bursa

WWW Offline
« Yanıtla #5 :»

bu başlığı/düşünceyi/uygulamayı çok sevdim doğrusu..
ama hadis deyince islamoğlu'nun sıkça kullandığı bir hadisi kendime yakın buluyorum.. (tek'le de sınırlamamak da lazım ama bazen insanın hayatında köşe taşı olanlar vardır..)

tam metni şuan sunamayacağım ama mantık aklımda..

"beni kime bırakıyorsun Allah'ım" derken Peygamber'imiz.. anında bir u dönüşü yaparak.. ama sen istiyorsan gerisi ve yaşadıklarım, acılarım hiç önemli değil.. gibi..

çoğu kez düşüyorum herhalde ondandır köşe taşlarımdan olması..

bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum..

selam ve dua ile..
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu