İnsan hatırlamadığı sözden sorumlu mudur? (Kalu bela)

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > İnsan hatırlamadığı sözden sorumlu mudur? (Kalu bela)
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: İnsan hatırlamadığı sözden sorumlu mudur? (Kalu bela)  (Okunma Sayısı 581 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Ağustos 2007, 05:37:42 ÖS 17
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« :»

Rahman ve Rahim olan Allah (C.C)'ın adıyla

* Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. (A'RAF SURESİ / 172)
* Ya da: "Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için. (A'RAF SURESİ / 173
)

Evet, rabbimiz kitabı olan kuranda bize bir böyle sorumluluk yükler.
O halde soralım sorunuzu, hangi birimiz bu verdiğimiz sözü hatırlıyor ?
İnsan hatırlamadığı sözden sorumlu mudur
?

« Son Düzenleme: 04 Ağustos 2007, 05:39:19 ÖS 17 Gönderen: abdulhamit » Logged
04 Ağustos 2007, 09:04:21 ÖS 21
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

SECDE-12- Suçluları Rabb'lerinin huzurunda utançtan başlarını öne eğmiş olarak "Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri gönder de iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık" derken bir görsen

Kalü belada iken sen bizim rabbimizsin ancak sana iman ediyoruz dedikleri halde, ahirette  ve mahşer gününde de böyle savunma yapmaları nasıl izah edilebilir nasıl açıklanabilir bu sözler nasıl yorumlanabilir
?
Logged
06 Ağustos 2007, 07:56:50 ÖS 19
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

SECDE -12 ayetiyle izah edilebilecek ve birbiriyle yakın bağlantılı olan ayetler de şunlardır

ENAM-25- Onların içinde seni dinleyenler vardır, biz onların kalblerini, Kur'an'ı anlamalarına engel oluşturacak biçimde, perdeledik, kulaklarını da sağırlaştırdık. Bu yüzden her türlü mucizeyi görseler bile ona inanmazlar

ENAM-27- Cehennemin başında durdurulduklarında onların "Ah ne olaydı, dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak " dediklerini keşki görseydin!

SECDE-12- Suçluları Rabb'lerinin huzurunda utançtan başlarını öne eğmiş olarak "Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri gönder de iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık" derken bir görsen


ENAM-28- Hayır, (daha önce gizledikleri açığa çıktı ) sadece daha önce içlerinde sakladıklarının akıbeti önlerinde belirdi  eğer dünyaya geri gönderilseler yine de kendilerine yasak kılınan şeylere dönerlerdi. Şüphesiz Onlar  yalancıdırlar

ENAM-29- Onlar "Hayat, sadece dünyadaki hayatımızdan ibarettir, bir daha diriltilecek değiliz " dediler.

ENAM-30- Onları Rabblerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman keşki görsen! Allah (C.C) (C.C),
onlara "yeniden dirilmek gerçek değilmiymiş?"der. Onlar "Rabbimiz hakkı için, evet" derler. Allah (C.C) (C.C) da onlara "O halde inkârcılığınızdan dolayı azabı çekiniz" der

KAF-22- Ona: "Andolsun ki, sen, bundan gafilsin; işte  şimdi (gözündeki) perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün pek keskindir" denir.

RAD-30- Ey Muhammed sana vahyettiğimiz mesajı kendilerine okuyasın diye seni öyle bir ümmete gönderdik ki, onlardan önce birçok ümmetler gelip geçmiştir. Onlar rahmeti bol olan Allah (C.C) (C.C)'ı tanımıyorlar. Onlara de ki; "Benim Rabbim O'dur, O'ndan başka ilah yoktur, ben yalnız O'na dayandım, dönüş O'nadır. "

RAD-31- Eğer dağların yürümesini, yeryüzünün parçalanmasını ve ölüler ile konuşabilmeyi sağlayan bir kitap olsaydı, o bu Kur'an olurdu. ( Onlar yine iman etmezdi.)Fakat tüm yetki Allah (C.C) (C.C)'ın tekelindedir. Dilese, Allah (C.C) (C.C)'ın bütün insanları doğru yola ileteceğini, mü'minler halâ kesinlikle anlamadılar mı? İşledikleri kötülükler yüzünden kâfirlerin başlarına sürekli olarak belâlar gelir, ya da bu belâlar yurtlarının yakınına iner. Sonunda Allah (C.C) (C.C)'ın verdiği söz gerçekleşir. Kuşku yok ki, Allah (C.C) (C.C) sözünden caymaz.

HİCR-14- "Biz onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarıya çıksalar. "

HİCR-15- "Mutlaka, Gözlerimiz döndürüldü hayal görüyor, herhalde birileri bize büyü yaptı"derler
[/color]


« Son Düzenleme: 06 Ağustos 2007, 08:01:49 ÖS 20 Gönderen: abdulhamit » Logged
06 Ağustos 2007, 09:35:21 ÖS 21
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #3 :»

Alıntı
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

* Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir. (A'RAF SURESİ / 172)
* Ya da: "Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için. (A'RAF SURESİ / 173)

Evet, rabbimiz kitabı olan kuranda bize bir böyle sorumluluk yükler.
O halde soralım sorunuzu, hangi birimiz bu verdiğimiz sözü hatırlıyor ?
İnsan hatırlamadığı sözden sorumlu mudur


İnsan hatırlamadığı sözden sorumlu mudur ? Hayır, insan hatırlamadığı sözden sorumlu tutulamaz ve  sorumlu da değildir.

Ama...Fakat, rabbimiz bize bu verdiğimiz sözleri peygamberleri vasıtasıyla bize bir bir hatırlatıyorsa , hatırlattığı zaman da işte o zaman sorumluluk başlar. Hatırlayamadık diye kesin bir mazeret de olmaz.
Her kuran okuduğum da dikkatimi çekmiştir ki, ayetlerin çoğunda ayatler size hatırlatıldığın da deniliyor çok az ayetlerde kuran size okunduğunda ifadesi yer alırken büyük çoğunluğunda ise hatırlatıldığında sözcüğü kullanıyor. Bu neyin hatırlatmasıdır ? Ne hatırlanacak ?

ŞUARA-209- Hatırlatma ( Uyarı ) yapılmıştır. Biz zalim değiliz.

A’LA SURESİ 9.ayet; Eğer hatırlatmak yarar sağlarsa hatırlat/öğüt ver. 10. İçine ürperti düşen, öğüt alacaktır. 11. İçi kararmış bedbaht ise ondan kaçınacaktır.)

BU HATIRLATAMA RUHEN BİR HATIRLATMADIR. RUHUMUZ BUNU HİSSEDECK

EĞER HATIRLAMAK İSTERLERSE HATIRLAYACAKLARDIR, EĞER O KİŞİ SELİM BİR KALB VE AKIL  YAPISINA SAHİP DEĞİLSE BOŞUNADIR BU HATIRLATMA

Yüce Allah, yaratılış sırasında bütün bir insanlıktan, kendisini birlemeleri ve kendisine kulluk yapmaları hususunda söz almıştır. Zaten insan bizzat yaratılışı (fıtratı) gereği yaratıcı ve bir olan Allah'ın varlığını hisseder. Yeter ki fıtratları bozulmasın ve sapmasın. Yüce Allah imanın delillerini evrene serpiştirmiştir. Bu delillerin hepsi de bir olan yaratıcıyı göstermektedir. İnsanlar yaratılış sırasındaki sözleşmeyi unutup ve imanın delillerinden habersiz hale geldiğinde kendilerine bir peygamber gelir. Unuttuklarını kendilerine hatırlatır. Habersiz kaldıkları konular karşısında onları uyarır. Peygamberlik bir hatırlatmadır. Unutanların hatırına getirir. Habersizleri uyandırır. Bu da Allah'ın adalet ve merhametinin bolluğundandır. "Biz zalim değiliz" Buna rağmen şehirlerin halklarını yok etmiş ve cezalandırmışsak artık onlara zulmetmiş olmayız. Zira doğruluk çizgisinden ve iman yolundan ayrılmalarının bir cezası olarak kendilerini bu şekilde cezalandırıyoruz.



İşte ayet ve tefsirine hep beraber bakalım. Tefsirciler bu ayetleri çeşitli şekillerde tefsir etmişlerdir. ben de daha değişik tefsirlere bakarak ve kendimde ek yapıp geliştirerek şu sonuca vardım

Kuran ayetleri yani rabbimizin sözleri 2 anlamlıdır. Gerçek anlamlı muhkem sözler ve ayetler mecaz anlamlı müteşabbih ayetleri ki bunları ali imran suresi 7. ayeti kesin ve net açıklar.

ARAF 172, 173 kalü bela ayetleri, her 2 şekilde de anlamak ve tefsir etmek mümkündür.

Yani gerçeği ile ve mecazi ile de anlaşılıp, açıklanmasına elverişlidir.. şöyle ki,
Mecaz anlamlı olarak değerlendirelebilir. Çünkü, KaLÜ BELA RUHLAR ALEMİ yani insan ve ademoğlu yaratılmadan önce yaratılmış olduğunda gerçek anlamı ile anlamamız mümkün, fakat ya ruhlar alemi yaratılmamışsa, çünkü, bildiğiniz gibi ademin toprakla yaratılması tamamlandığında ona ruh Allah tarafından özel olarak üfürülmüştür. Allah ademe kendi ruhundan üflemiştir. dolayısıyla hepimiz onun  yani Rabbimiz  ın ruhundan gelmeyiz. Ruhlarla konuşma mecazidir. yani aslında böyle bir olay vuku gelmiş değildir. burada önemli olan verilmek istenen mesajdır.

 Zaten, ruh dediğimiz nesne ancak bir beden üzerinde hayat bulur ve canlılık kazanır. Bu melek ruhu, cinlerin ruhu vs hepsi için geçerlidir. Yani insan için ruh ancak bir beden olan madde ile eşleştiğinde ( Önemli ayet, bakınız tekvir suresi 7 ayeti ) hayat ve can bulurken, bu durum melek ve cin ruhları içinde söz konusudur.bir melek ruhu için de onun soyut bir enerji bedeni veya cinler içinde dumansız ateş olan yine soyut olan bir enerji bedeni onun için hayattır ve bu beden içinde hayat bulurlar ki kıyamet günü hepsi ölür allahtan başka kimse kalmaz.

Ruh tek başına bir varlık değildir.Konuşmaz, hissetmez ,Ölmediği gibi yaşamaz da.Kıyamet günündeki ceza ve ödül ancak tekvir 7 ayeti ile gerçekleştiğinde olabilecektir.

TEKVİR- - Nefisler çiftleştiği zaman ( Ruhlar bedene iade edildiği zaman )

İnsanın ölüm anında ruhlarını alınıp rabbimize iade edildiğini kuran ayetleri ile anlıyoruz. Bakınız

ENAM-61- O, kulları üzerinde kesin egemendir. Size koruyucu melekler gönderir. Sonunda birinize ölüm gelince, elçilerimiz hiçbir görev kusuru yapmaksızın onun canını alırlar.

ENAM-62- Sonra o canlar gerçek sahipleri olan Allah'a götürülürler. İyi biliniz ki, egemenlik yalnız O'nun tekelindedir ve hesap görenlerin en çabuğudur.
i

Tekvir 7 bize kesin net mesaj verir.İşte o zaman insan insandır yani insanın iki bileşeni vardır. bunlardan birincisi ruh  diğeri  ise bedeni olan maddedir.

Bunların her biri ayrı ayrı bağımsız düşünürseniz hiç birşeydirler yani  tek başına ne ruh bir canlı ne de tek başına bir madde bir canlı, bir hayat değildir. ancak her ikisinin olması durumunda hayat ve canlılık başlar bu ancak bu şekilde ortaya çıkar. Kalü bela ayetleri mecazi olarak ve bir mesaja yönelik söylenmiş ayetlerdir. Buna benzer kuranda bir kısım ayetler vardır. Tıpkı Ahzap 72 gibi ne der bu ayet

72- "Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yüklendi
(Sanki, bu ayette gök ve dağlar şuur ve can sahipleri gibi onlara benzetilerek onlarla konuşulmuş ve cevab da alınmıştır- tamamıyla mecaz ayettir ki,
önemli olan verdiği mesajdır )

Başka bir örnek FÜSSİLET 11. ayetidir.
FUSSİLET-11- Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. "İsteyerek geldik" dediler.
( Burda da cansız ve şuursuz olan tabiat - benzetme yapılarak gök ve yeryüzü konuşmamış, konuşturulmamış- mecaz anlamlı ayettir ki, önemli olan vurgulanmak istenen mesajdır )


O halde kalü bela sözünden anlatılmak istenen ve verilmek istenen mesaj nedir ne olabilir ?

Mesaj şu: Hani “Elestü birabbikum” (Rabbiniz değil miyim?) diye sorulup “Gâlu belâ” (Dediler: Evet) cevabının alındığı o diyalogtaki ses… Allah’ın her Ademoğlunun ruh dünyası (iç alemi/vicdanı) ile konuşmasını temsilî olarak anlattığı ve böylece her insanda bu potansiyelin varolduğunun hatırlatıldığı vicdanın ve merhametin o evrensel sesi…

insan, ruh-beden den yaratılmış olup ruh tamamıyla Allahın ruhundan gelmedir. Ruh ve  maddenin yanında insana ayrıca bir nefs ve şuur da verilmiştir. Artık insan görecek hem aklı hem de gönlü kalbi ve ruhu ile özü  Allah ı kavrayacak
davetçinin davetine sıcak bakacak en azından bunu kalbimiz hissedecek bu daveti reddetmeyecektir. Çünkü kalbimiz bu davete kesinlikle red meyilli  yaratılmamıştır. Tersine tamamıyla bu sıcak ve samimi daveti kabullenecek şekilde yaratılmıştır bu davete hiç yabancı kalmaz ve aynı zamanda özlediği davettir de bu. Aynı zamanda da bu davete çok çok uyumlu ve çok da yatkın yaratılmıştır. fıtratı bunun üzerene kurulmuştur ki, artık demiyesiniz biz babalarımız atalarımızdan böyle gördük Allahı tanımıyorduk veya ona şirk koşuyorduk sakın demeyesiniz bakın siz bu yaratılışta değilsiniz, eğer şuurunuz ve aklınız veya nefsiniz ile kalbinize ısrarlı baskı yapmıyorsanız kesin beni ve davetçimi tanıyacaksınız şeklinde mesaj var. Şayet böyle yapmaz temiz ve saf yaratılmış fıtratınıza nefsi ve şeytani bir baskı uygularsanız ve böyle yaparsanız.artık kalbiniz mühürlenir
.

İNSAN-1- İnsan, anılmaya değer bir varlık olmadan önce uzun yıllar geçti, öyle değil mi?

2- Biz insanı sınavdan geçirmek amacı ile karışım nitelikli bir sıvı damlasından yarattık. Bunun için onu işitme ve görme yetenekleri ile donattık.

3- biz ona yolu gösterdik. Artık ister şükreder isterse nankör olur

 
« Son Düzenleme: 14 Ekim 2008, 11:48:55 ÖS 23 Gönderen: abdulhamit » Logged
07 Ağustos 2007, 06:05:49 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #4 :»

Alıntı
Kuran ayetleri yani rabbimizin sözleri 2 anlamlıdır. Gerçek anlamlı muhkem sözler ve ayetler mecaz anlamlı müteşabbih ayetleri ki bunları ali imran suresi 7. ayeti kesin ve net açıklar.

ARAF 172, 173 kalü bela ayetleri, her 2 şekilde de anlamak ve tefsir etmek mümkündür

İlk tefsir mecaz yorumlu olarak yapılmıştı. Fakat ayetin gerçek anlamı ile de tefsir edilebilir mi ? Evet, elimizdeki deliller buna müsaittir ve imkanda verir. Berzah alemi
İnsanın ölümden hemen sonra münker ve nekir meleklerince sorguya alınması, ruhun konuşabildiği, hissetiğini ifadesi etmesi bakımından önemlidir. Uyku anında ölüm ve rüyada hissettiklerimiz de buna delildir. ayrıca şehitlerin ölmeyip rızıklandırılması gerçeği ruhların bedene bağlı kalmaksızın kendilerini ifade edebilme gerçekleri olarak düşünebilir.

İSRA-85- Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki; "Ruh Rabbimin emrindendir (Tekelinde olan bir olgudur). Size bilginin çok az bir bölümü verilmiştir.

ZÜMER-42- Allah (C.C) , öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerinde uykuları esnasında ruhlarını alır. Sonra ölümlerine hükmettiği kimselerinkini tutar; diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.


 ENAM -60- Sizi geceleyin öldüren ve gündüzleyin neler yaptığını bilen O'dur. Sonra O sizi gündüzleyin diriltir, belirli hayat süreniz dolsun diye, sonra O'nun huzuruna döneceksiniz de O yapmış olduklarınızı size haber verecektir.

ALİ İMRAN-169- Sakın Allah (C.C) yolunda öldürülenleri ölü sanmayınız, tersine onlar yaşıyor ve Allah (C.C) katında besleniyorlar.

170- Allah (C.C)'ın, keremiyle kendilerine sunduğu nimetlerden dolayı sevinç içindedirler. Arkadaki henüz kendilerine katılmamış olanlar için korku ve üzüntü söz konusu değil diye onlar adına sevinçlidirler.

171- Onların sevinci Allahtan gelen nimet ve lütuf ile O'nun müminlerin mükâfatını kayba uğratmayacağı müjdesinden kaynaklanıyor
.


MÜMİNUN-99- Sonunda onlardan biri ölümün eşiğine geldiğinde der ki; "Ya Rabb'i, beni geri çeviriniz
MÜMİNÜN-100- "Ki, ihmalkâr davrandığım konularda iyi ameller işleyeyim. " Asla. Bu söz, boş yere söylenmiş yararsız bir lâftır. Yeniden dirilecekleri güne kadar onların önünde geçit vermez bir engel ( BERZAH ) vardır.
RUM-56- Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki; "Andolsun siz, Allah'ın yazgısınca tayin edilen yeniden dirilme gününe( BERZAHTA ) kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz. "

FECR-27- Ey huzura eren nefis! ( Ey ruh )

FECR-28- Razı edici ve razı edilmiş olarak Rabbine dön.


İşte mü'min ruhlara böyle sesleniliyor. "Ey" denilerek şefkat ve yakınlıkla, "Ey ruh" diye seslenilerek ruhaniyet ve şereflendirme bahşederek, "Ey huzura eren nefis" denilerek övgü ve huzur bahşetme ile. Bu bağlama ve yakalama, serbestlik ve huzur ortamında şu emir geliyor: "Rabbine dön". Yeryüzünde bunca gurbet hayatı yaşadıktan ve ana beşiğinden ayrıldıktan sonra asıl kaynağına dön.

Seninlé Rabbin arasındaki ilişki, tanışıklık ve münasebetle birlikte Rabbine dön. "Razı edici ve razı edilmiş olarak





« Son Düzenleme: 08 Ağustos 2007, 11:16:21 ÖS 23 Gönderen: abdulhamit » Logged
07 Ağustos 2007, 06:25:59 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #5 :»

Yukarıda verdiğimiz örnek ve delillere binaen, O halde kalü bela ayetleri olan araf  172 ve 173 ayetleri kendi gerçek anlamları ile de tefsir edilebilir.
Ama yine de verilen mesaj değişmeyecek mesaj aynı içerikte olacaktır.

Ahid: Verilen kesin söz, bağlamak sıkıca düğümlemek anlamına geliyor. Yani bir konu hakkında vaat edilen kesinleşmiş söz demektir.

Vefa ise; kendisiyle ömrün sonuna kadar muhabbeti, ilgi ve alakayı kesmemek anlamına gelir. Vefasızlık da ilginin ve alakanın kesilmesi anında söylenir bildiğiniz üzere.
Dolayısıyla Ahid ve Vefanın birlikte zikredilmesi çok manidar bir anlam oluşturur.

Verilen, vaat edilen ahid ile ömür boyunca alakayı kesmemek…

Peki verilen ahid nedir?
- Elestü bi Rabbi küm. (Araf/172) : Ben sizin Rabbiniz değil miyim?
- Galü ! Bela ! (Araf/172) : Bizler de dedik ki! Evet, Rabbimizsin!

İşte ahdimiz bu!

Bizi terbiye eden, hayatımızı kontrol eden, denetleyen, yasak koyan ve düzenleyen tek merci olarak Allah (C.C) (C.C)’ı bilecektik. Kendisini ilahlık konumunda gören kimselerle hayatımız boyunca mücadele edip kulluğumuzu yalnız Allah (C.C) (C.C)’a tahsis edecektik ve yalnız onun önünde eğilip secdeye kapanacaktık…

İşte ahdimiz buydu.
Peki vefa gösterebildik mi ahdimizde?!
Kulluk ahdimizle hayatımız boyunca ne kadar alakadarız?
Eğer kulluk ahdimizle alakadar olamıyorsak, hatta ahdimizin ne olduğunun bile bilincinde değilsek bizim halimiz vefasızlıktan da öte nankörlük değildir de nedir?

“Allah (C.C) (C.C)'ın ahdini az bir bedel karşılığında değişmeyin. Eğer bilirseniz muhakkak ki Allah (C.C) (C.C) katındaki sevap sizin için daha hayırlıdır.”

“… Ahdinizi de yerine getirin. Çünkü verilen sözde elbette sorumluluk vardır.”   (İsra/34)

 Buna göre yüce Allah (C.C) (C.C)'ın Ademoğulları'nın zürriyetinden almış olduğu bu söz, fıtrat sözüdür. Yani yüce Allah (C.C) (C.C), insanları Allah (C.C) (C.C)'ın ilâhlığını ve birliğini kabul etmeye müsait ve eğilimli yaratmıştır. Onların fıtratlarına bu duyguyu yerleştirmiş ve insanın bu fıtrata bağlı olarak gelişmesine yolaçmıştır. İnsan fıtratının temizliğini bozan ve onu fıtratının doğrultusundan saptıran bozucu etkenle karşılaşmadığı surece, bu istikametten sapmaz.

Bu sözü hepimiz verdik. nasıl verdik ? Niçin bu sözümüzü hatırlamıyoruz.?

Hicr-24. Ant olsun biz sizden önce gelip geçenleri de, gelecek olanları da biliriz.
 
Rabbimiz Gaybı en iyi bilendir. Biz daha gayb alaminde iken, yani mana aleminde iken rabbimiz ademoğullarından kaçının bu dünyada yaratılıp, imtiham edileceğini biliyordu. Bu sayıyı zatı ilminde belirlemiştir

Meryem-93- Göktekilerin ve yerdekilerin tümü rahmeti bol olan Allah (C.C) (C.C)'ın huzuruna kul olarak geleceklerdir.

Meryem-94- Allah (C.C) (C.C), onları bir bir sayarak hesaba geçirmiştir
.

Evet, ayet açık ve net Allah (C.C) (C.C) yaratıklarını bir bir saymış ve belirlemiştir
Evet, daha insanların soyları ve zürrüyetleri belirlenirken Kim kimlerden gelecek, kimler bu dünyada yaratılacak ve imtihan olunacak, yani cenabı Allah (C.C) (C.C) o an öyle karar verdiğinde artık herşey belli olmuştu. İnsanin madde olarak yaratılması ( Topraktan, sperm yumurta embriyodan ) ve onun soyunun da bu embriyodan devamı planlanıp, tasarlandığında rabbimizin bunlara ruh vereceği aşikardır. O halde önce ruhlar aleminin yaratması gerekiiyordu. Hangi insanın yaratılacağı ve ruh verileceği rabbimin zatı ilmindedir. Ruhlar yaratıldığında rabbimiz onlara toplu halde sorar. Ben sizin rabbiniz değil miyim ? Hiç istinasız ve kuşkusuz hep birden evet rabbimizsin ve biz buna şahidiz.dediler. Yani rabbimiz bizi taa mana aleminde ruh alaminde iken bize kendisine şahitlik ettiriyor. ve ettirmiştir

Meryem-95-Kıyamet günü hepsi O'nun huzuruna teker teker geleceklerdir

ve bu verilen söz orada hatırlanacaktır hem de en mükemmel birşekilde hatırlanacaktır. Artık mazaret de yok. Yani artık şöyle de diyemezler. Sen bizi yarattın ama atalarımız başka ilahlara tapıyordu. senden habersizdik. senden haberli değildik. o bakımdan biz de atalarımız yolunda başka ilahlara taptık. artık böyle bir ifade insan için söz konusu değildir. Böyle bir savunma ve mazaret olamaz bunlar geçersizdir.

O halde her insanın yaratılış fıtratında bu Allah (C.C) (C.C)ı tanıma bilme idrak duyusu kuvvetli bir şekilde hakimdir. Yani yapılan ilk tebliğ ve davette bu gerçek kabullenecek, gerçeği kabullenmek ise , o verdiğimiz sözü hatırlamaktır

. İnsan kendi nefsinin ve şeytanın vesvesinden arındığı takdirde bu öz bu fıtrat Allah (C.C) (C.C)ı kabullenmeye çok yatkın, ona çok uygundur. kesinlikle red ve inkarı söz konusu değildir. Red ve inkar edenlere bu gerçek hatırlatılır ve Allah (C.C) (C.C)ın onlara değil ancak kendi kendilerine kendi nefselerine zulm ettikleri açıklanır. Bu verdiğimiz söz neden hatırlanmaz. Hatırlanmamsı tabiidir. Çünkü bu mana alemindeki verilmiş olan sözdür. bu sözümüzü beynimiz değil kalbimiz algılayacaktır. Yani beynimiz bu dünyada gördüklerimizi ve yaşadıklarımızı hatırlar iken kalbimiz de mana aleminindeki yaşananları ve verdiğimiz sözleri hatırlar.
 
Şöyle bir açıklamada getirebiliriz. Bu dünyada yaşadıklarımız dahi bir zaman geçtikten sonra unutulur. beynimizle hatırlayabiliyor muyuz ? Çok şeyleri hem de pek çok şeyleri unutmu yormuyuz ? Hem de yaşadığımız tüm hakikat ve gerçekleri belli bir zaman sonra nasıl unutup, hatırlayamıyorsak veya bize bir başkası hatırlattığında hatırlayabiliyorsak veya yine de hatırlayamıyorsak veya veya gördüğümüz bir rüyanın dahi yüzde kaçını belleğimizde aklımızda tutup, beynimizde yer ettirebiliyoruz. Bazen de görülen rüyanın hiçbir kısmı bellekte yer almaz ve hatırlanmaz da.

MAİDE-7- Allah (C.C) (C.C)'ın size yönelik nimeti ile "Duyduk ve uyduk " dediğiniz zaman, O'na verdiğiniz bağlayıcı sözü hatırlayınız. Allah (C.C) (C.C)'tan korkunuz. Hiç kuşkusuz Allah (C.C) (C.C), kalplerinizin özünü bilir.Bu ayette, daha değişik yorumlansa da araf 172 ayetle bağlantısı olduğu da çıkarılabilr. Yani geniş anlamda tefsirlendiğinde bu ayetle de bağıntısı olabileceği ihtimal dahilindedir. Verilen söz bağlayıcı söz hükmündedir
« Son Düzenleme: 07 Ağustos 2007, 06:28:11 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Ağustos 2007, 07:48:47 ÖS 19
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #6 :»

Alıntı
SECDE-12- Suçluları Rabb'lerinin huzurunda utançtan başlarını öne eğmiş olarak "Rabb'imiz! Gördük, dinledik, artık bizi dünyaya geri gönder de iyi iş yapalım; artık kesin olarak inandık" derken bir görsen

Kalü belada iken sen bizim rabbimizsin ancak sana iman ediyoruz dedikleri halde, ahirette  ve mahşer gününde de böyle savunma yapmaları nasıl izah edilebilir nasıl açıklanabilir bu sözler nasıl yorumlanabilir
?

Kalü belada ruhlar alaemindeki verilen sözler kalben ruhen verilen sözler idi. Bedenen değil.kafa gözlerimiz görmedi.Beden kulaklarımız duymadı. beynimiz de hatırlamadı. ancak ruhumuz ve kalbimiz hatırlar ve kuran ayetleri ile tebliğ edildiğinde de bu hatırlatma ayrıca yapılmış olur.

Adem oğlu rabbimizin bize verdiği ruhunu aynı saflık ve temizlikte iade etmez. Onu kirletir. Nasıl ? Bedensel fonksiyonlar, ihtiras hırs, kibir nefs ve vesvese ile insan kendi şuuru ve aklı ile bunlara karşı duramıyorsa, nefsin ihtirasları ile hayatın zorlu sınavları ile sabır ile baş edemiyorsa ve rabbinin zikrinde gevşeklik yaptığında Temiz olan ruh tamamen zivanadan çıkar. Kirlenir, kir üzerine kir bulaşırsa ve bu kirin üzerine daha başka kirler biriktikçe artık o kir çıkmayacak bir damgaya bir mühür haline döner ki, rabbimiz bunlara kalbleri mühürlenmiştir der.

İNSAN-3- biz ona yolu gösterdik. Artık ister şükreder isterse nankör olur

BELED-8- Biz ona iki göz vermedik mi?

BELED-9- Bir dil iki dudak vermedik mi?

BELED-10-Biz ona eğri ve doğru iki yol göstermedik mi?

RUM-30- Ey Muhammed! Yüzünü Allah'ı birleyici olarak doğruca dine çevir: Allah'ın yaratma kanununa uygun olarak dine dön ki, insanları ona göre bu fıtrat üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratması değiştirilemez. İşte doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.


Halbuki Allah, duyular aleminde kendisine yol gösterecek duyular bahşetmiştir. Kendisine yapısı bu derece hassas ve ince, nesneleri görme gücü son derece hassas iki göz vermiştir. İnsanı konuşma yeteneği ile diğer canlılardan üstün tutmuş ve kendisine konuşmanın en sağlam aracını vermiştir. "Bir dil iki dudak vermedik mi?"

Sonra yüce Allah insanoğluna, Hayrı ve şerri, doğru yolu ve sapıklığı, Hakkı ve Batıl'ı kavrayacak gücü bahşetmiştir. Sonra biz insanoğluna dilediğini seçsin diye "Eğri ve doğru iki yol gösterdik." İnsanın yapısında, dilediği yolu tutsun diye ikili bir yetenek vardır. Ayette geçen "Necd" sözcüğü, yüksek yol demektir. Yüce Allah'ın iradesi, insanoğluna dilediği yola girme gücü vermeyi dilemiştir. Ve onu Allah'ın yaratmadaki, herşeye biçimini vermedeki ve şu alemdeki görevini kolaylıkla yerine getirmesi için gerekli şeyleri bahşetmedeki hikmeti uyarınca, bu iki yolu kabul edecek karakterde yaratmayı uygun bulmuştur.

Bu ayet insan yapısının gerçek yüzünü ortaya koyar.

Nitekim yine bu ayet Şems suresindeki, nefse (Ruha- cana ) ve onu şekillendirene. Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene andolsun ki, kendini arıtan saadete ermiştir. Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır" (Şems Suresi, 7-10) ayetleri

Secde 12 de duyduk gördük derlerken kalü belada yalnız ruhumuz duymuş iken kafa gözlerimiz gördük kafa kulaklarımız ile de duyduk ve böyle olunsa ayetlere kesin inandık derler. ne yazık ki, aklımızı çalıştırıp dünyada iken bu gerçeğe ulaşamadık ve bizi tekrar dünyaya gönder de farklı şeyler yapalılm ve müminlerden olalım derler. ama rabbimiz de ne der. hadi be yalancılar sizi

ENAM-28- Hayır, sadece daha önce içlerinde sakladıklarının akıbeti önlerinde belirdi (diye böyle hayıflanıyorlar. Yoksa) eğer dünyaya geri gönderilseler yine sakındırıldıkları yola dönerler. Onlar gerçekten yalancıdırlar.
« Son Düzenleme: 10 Ağustos 2007, 07:05:25 ÖS 19 Gönderen: abdulhamit » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu