Asr süresi üzerine görüşleriniz....

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Kur´an-ı Kerim (Moderatör: Yonetim) > Asr süresi üzerine görüşleriniz....
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Asr süresi üzerine görüşleriniz....  (Okunma Sayısı 903 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
14 Aralık 2008, 04:38:55 ÖS 16
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« :»

“Rahmân ve Rahîm olan ALLAH’ın adıyla”



Hamd yalnız ve yalnız âlemlerin Rabbi olan ALLAH’a mahsustur. Salât ve selâm ALLAH’ın Resûlü’ne, O’nun pâk aile halkına ve ashabına olsun. Rabbimiz bizden kabul buyur. Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.



1- Asra andolsun ki.

2- İnsan mutlak hüsrandadır.

3- Ancak iman edenler, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler bunun dışındadır.
Logged
14 Aralık 2008, 04:42:08 ÖS 16
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

(1-3)    «Asra andolsun ki...» Bu Ayetlerin Tefsiri Mekke Dönemi'nde nazil olmuştur. 3 ayet'tir.

îbn Abbas, İbn Zübeyr ve cumhura göre bu sure Mekkî'dir. Katade, Mücahid ve Mukatil'e göre Medeni'dir. Ayetleri ihtilafsız üç ayettir. Kelimeleri ondört, harfleri altmışsekizdir. Kısa ol­masına rağmen ilimlerin birçoğunu kapsamaktadır. İmam Şafii «Eğer Kur'an'dan bu sureden başka hiçbir şey inmeseydi bu sure

insanlara kâfi gelirdi. Çünkü bu sure Kur'an'm bütün emirlerini derlemiştir» der.

Tabarani, Evsafında Ebu Huzeyfe'den şöyle rivayet ediyor: «ALLAH Rasûlü'nün ashabından iki kişi bir araya geldiklerinde, bi­ri Asr Suresi'ni okumadan ayrılmazlardı. Sonra birbirlerine se-lâm verip giderlerdi».
Logged
14 Aralık 2008, 04:56:02 ÖS 16
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

1- Asra andolsun ki.

2- İnsan mutlak hüsrandadır.

3- Ancak iman edenler, iyi işler yapanlar, birbirlerine hakkı ve sabrı öğütleyenler bunun dışındadır.

 
Asr suresi 3 ayetlik suredir. Anlamı ve yorumu çok açık ve geniştir. Kuranın kısa özetidir.

Bu sürede rabbim inamayanlara çok muazzam bir tehdit, inanan ve salih amel işleyen kullarına da ayrıca müjde vermektedir.

Neden inanmayanlara muazam tehdit var? Çünkü rabbim ayete yeminle başlıyor ?

Rabbimiz neden ayete yeminle başlıyor. Çünkü, Allahın yeminlerinde büyük sırlar ve büyük hikmetler ve büyük olaylar vardır.

Neye yemin ediyor ? Yüzyıla, akan giden zamana ki, o zaman artık bir daha yaşanmayacaktır. Akıp, gitmiştir, hata ve sevaplarımızla.
 
Yemin olsun ki der. insanlık, ve insanlar büyük bir tehlikenin, büyük bir felaketin eşiğindedir.

İnsanlar her geçen gün , her saat, her geçen dakika hatta her geçen saniye büyük bir zarar içindedir.(Yani burada biz müslümanlar ve tüm insanlara hitap vardır) Bizlerden her geçen zaman bir kayıptır ki artık telafisi mümkün değildir.

Ancak Allaha iman edip, salih ameller işleyenler ve birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler varya onlar hariç, onlar müstesna (işte bunlar zarar ve tehlike içinde olmayanlardır. )

Ne demek hakkı tavsiye edenler. (Birbirine kuran yolunu tavsiye edenlerdir, Allahın emirlerini tavsiye edenlerdir, Allahın emri olan cihadı tavsiye edenlerdir.

Allahın yasakladığı eylemleri yapmayıp ve yapanlara engel olanlar ve yapanları uyarı ile tavsiye edenler, kısacası Allahın ipine, kurana sarılın diyenler hakkı tavsiye edenlerdir. Zorluk anında , müsbet ve sıkıntı anında da yılmayıp, sabrı tavsiye edenlerdir. Yani nefs ile şeytan ile mücadeleye devam diyenlerdir

İşte ,Ali imran104- Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir ümmet olsun. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.
Der. Asr süresi ile bağlantılı süredir
« Son Düzenleme: 14 Aralık 2008, 04:59:28 ÖS 16 Gönderen: abdulhamit » Logged
14 Aralık 2008, 05:01:49 ÖS 17
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #3 :»

Asr suresini anlamamıza yardımcı olacak kelime ve kavramlarımız şunlardır:
-Asr
-Hüsran kavramı
-İman kavramı
-Salih amel
-Hak kavramı
-Hakkı tavsiye etmek
-Sabr Kavramı
-Sabrı tavsiye etmek

Yeri geldiğince bu kavramları kısa kısa açıklamaya çalışalım

Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
14 Aralık 2008, 05:19:24 ÖS 17
Üye Bilgileri
hattabhamza
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 481
Nerden: GİRESUN
şirkten boşanıp,şehadetle nişanlanmak


Offline
« Yanıtla #4 :»

Asr suresi biz müslümanlar için çok önemli bu öneminden dolayı imam şafii bu sure hakkında şöyle demiştir:

Kur’anda başka hiçbir sure nâzil olmasaydı şu pek kısa sure ( Asr Suresi),insanlığı ikaz için yeterdi. Çünkü bu sure Kur’anın bütün ilimlerini kucaklıyor! ...
ayrıca müslümanlar sahabe gibi sohbetlerine başlarlarken asr suresini okuyorlar ve dağılırkende asr suresini okuyup dağılıyorlardı
acaba asr suresini okuyup dağılmak neydi?
biz ne anlamlıyız bu davranıştan
bu sorunun cevabını yine kurandan buluyoruz:

Biz insana iki göz vermedik mi?
Bir dili ve iki dudağı yok mu onun?
Ona yürüyeceği iki yol gösterdik.
Fakat o zor gelene yanaşmadı.
Bilir misin, nedir zor gelen?
Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak…
Zor zamanda vermek…
Öksüzün başını okşamak…
Düşmüşün elinden tutmak…
İman etmek, güçlüklere göğüs gerip acıları paylaşmak…
Sevgi ve merhamet yumağı olmak…
İşte erdemliler bunlardır.
Ayetlerimizi inkâr edenler ise şer odaklarıdır.
Onların ateşe atılıp üzerlerine kilit vurulacak." (Beled; 90/8-20)


Logged

Kan; Toprağın, Ter; Ekmeğin, Gözyaşı; Yüreğin Bereketidir...
14 Aralık 2008, 05:23:28 ÖS 17
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #5 :»

İhsan Eliaçık'ın "Asr suresini okuyup dağılmak" ile ilgili güzel bir yazısı var.okuyabilirsiniz.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: 14 Aralık 2008, 05:24:11 ÖS 17 Gönderen: karine » Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
14 Aralık 2008, 05:29:50 ÖS 17
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #6 :»

Alıntı
ayrıca müslümanlar sahabe gibi sohbetlerine başlarlarken asr suresini okuyorlar ve dağılırkende asr suresini okuyup dağılıyorlardı
acaba asr suresini okuyup dağılmak neydi?
biz ne anlamlıyız bu davranıştan
bu sorunun cevabını yine kurandan buluyoruz:

Biz insana iki göz vermedik mi?
Bir dili ve iki dudağı yok mu onun?
Ona yürüyeceği iki yol gösterdik.
Fakat o zor gelene yanaşmadı.
Bilir misin, nedir zor gelen?
Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmak…
Zor zamanda vermek…
Öksüzün başını okşamak…
Düşmüşün elinden tutmak…
İman etmek, güçlüklere göğüs gerip acıları paylaşmak…
Sevgi ve merhamet yumağı olmak…
İşte erdemliler bunlardır.
Ayetlerimizi inkâr edenler ise şer odaklarıdır.
Onların ateşe atılıp üzerlerine kilit vurulacak." (Beled; 90/8-20)

BU VE BUNA BENZER CEVABLARI KURANIN ÇEŞİTLİ AYETLERİNDE BULMAK MÜMKÜN

Biz insana iki göz vermedik mi?
Bir dili ve iki dudağı yok mu onun?
Ona yürüyeceği iki yol gösterdik.


DEMEKLE AYNI ZAMANDA İNSANA HAK YOLUN GÖSTERİLDİĞİ İFADE EDİLİYOR

Ayetlerimizi inkâr edenler ise şer odaklarıdır.
Onların ateşe atılıp üzerlerine kilit vurulacak


BU AYETLE DE ASR İÇİNDE HANGİ TİP İNSANLARIN ZARAR VE KAYIP İÇİNDE OLACAĞI BİLDİRİLİYOR.

ASR SÜRESİNDE SABRA DA BÜYÜK VURGU VAR

TEŞEKKÜRLER HATTABHAMZA KARDEŞİM
Logged
14 Aralık 2008, 07:08:01 ÖS 19
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #7 :»

ASR
Asr;ikindi vakti,nübüvvet çağı,zaman gibi anlamları ifade eder.En geniş anlamıyla asr;insanların doğumlarıyla ölümleri arasındaki zamandır.Bu zaman sureklilik ifade etmektedir.Herkes,bütün insanlar ilahi davetle muhatap oldukları için,yaşadıkları yani doğumları ile ölümleri arasındaki zamanda bu davetle muhataplardır.Bir kişinin ölmesiyle zaman sona ermemektedir.Kimisi yeni doğarken,kimisi ölürken bile zaman devam etmektedir.Bu yüzden zaman sureklilik ifade etmektedir.
Hayatta zamanın değerlendirilmesi iki şekilde tecelli etmektedir.
Birincisi,zamanın asr suresinin ayetlerinde belirtildiği gibi iman-salih amel,hakkı ve sabrı tavsiye ile geçirilmesidir.Bu da Allah'ın istediği bir zaman anlayışıdır.Yani hak olan zaman geçirmedir.
İkincisi ise bu dört ilke dışında hayatı,zaman geçirme ki bu da batıl olan zaman geçirmedir.
Bu surede ve diğer surelerde her zaman karşımıza iki tip insan çıkıyor karşımıza.
1-Husranda olanlar-Şeytana kulluk edenler
2-Felaha erenler-Allah'a kulluk edenler
Bu iki grubun özelliklerini Kur'an ışığında belirlemek mümkündür.
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
14 Aralık 2008, 07:57:37 ÖS 19
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #8 :»

                               HÜSRAN
                 Hüsran kelimesi,kar’ın yani kazancın zıddıdır.Ticarette bu kelime genel olarak bir işte zarar etmeyi ifade etmek için kullanılır.İnsan bütün işlerinde zara etmiş ve semayesini kaybetmişse,bu kelime iflas hali için de kullanılır.Istılahi olarak hüsran;Kur’an’da felahın zıddı olarak kullanılmıştır:
         “Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur.”Talak/9
        “Onları yoldan çıkaracağım, asılsız kuruntulara daldıracağım, kendilerine davarların kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yaratıklarını değişikliğe uğratmalarını emredeceğim» demiştir. Kim Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinirse apaçık bir hüsrana uğramış olur.”Nisa/119
      “O gün ki onları (mahşere) toplayacaktır. Sanki (dünyada) gündüzün bir saat kadar kalmış gibi olacaklardır. Birbirlerini tanıyacaklardır. Allah Teâlâ'ya çıkacaklarını yalan sayanlar, muhakkak ki hüsrâna uğramışlardır. Ve doğru yola ermiş olmamışlardır.”Yunus/45
         “Kendilerine verdiğimiz kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte onlar ona inananlardır. Onu inkâr edenler ise hüsrana uğrayanlardır.”Bakara/121
       Ayetlerden anlaşılıyor ki hüsranda olanlar;şeytana tabi olanlar,Kur’an’ı gereği gibi okumayanlar,Allah’ın istemediği yolda yürüyenlerdir.Hüsranda olanların sonu da ateşlerin yandığı cehennemdir.
         Asr suresinin anlattığı hüsran,bütün çağı,zamanları ve insanları kapsamaktadır.
Çünkü bu ifade genel bir ifadedir.Günümüz toplumlarını ve geçmişte hüsranda olan toplumlarla mukayese ettiğimizde insanlığın nasıl bir hüsranda olduğunu görürüz.Bu acı ama gerçek bir olaydır.Geçmişte nasıl ki Ad,Semud,Firavun milleti yani Allah’tan başka varlıklara uluhiyyeti ve rububiyyeti vererek Allah’ın dininden uzaklaşan insanların hüsrana uğradıkları gibi bugünkü insanlar da hüsrandadır.Gerek bugünkü toplumların,gerekse geçmiş isyankar toplumların yapısı,maddecilik,menfaatçiliktir.Toplumlar arası ilişkileri bu ilkeler sağlamaktadır.Devamlı olarak bu toplumlardaki çıkar,iktidar tartışmaları olmaktadır.Günümüz insanların bu yüzden hüsrana uğramaları gayet doğaldır.Ama esas önemli hüsran,insanların veya toplumların,Allah’ın dinini bırakıp da  başka dinlere,yaşam tarzlarına yönelenlerin uğradığı hüsrandır.Fıtrata uymayan bu dinler dünyada insanların ihtiyaçlarına,sorunlarına çare bulamadıkları gibi,ahirette de hüsrana uğrayacaktır.O zaman bu hüsrandan kurtulmanın yolu nedir?
                  Ayet işte buna da cevap veriyor.genel ifade olan”insanların hüsranda olması” tahsis ediliyor.Ayet hüsrandan kurtulabilmenin şartını açıkça ortaya koyuyor:
         -İMAN
          -SALİH AMEL
           -HAKKI TAVSİYE
           -SABRI TAVSİYE
     İşte bu dört ilke,Allah’ın yoluna götürür.Bunlar Hz.Adem’in,Hz.İbrahim’in;Hz.Musa’nın,
Hz.Muhammed’in ve diğer peygamberlerle ve onlara iman etmiş Salih kulların yoludur.Bu dört ilke ,insanın fıtratında varolan ve istenilen yönü temsil eden takvadır.Bunlar hüsrandan uzak durmanın garantisidir.Bunlar öncelikle küfrün binasını yıkar,İslam’ın binasını kurar ve gün geçtikçe sağlamlaştırır.
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
15 Aralık 2008, 02:44:55 ÖS 14
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #9 :»

GÜZEL YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM KARİNE KARDEŞİM,

Alıntı
Asr;ikindi vakti,nübüvvet çağı,zaman gibi anlamları ifade eder.En geniş anlamıyla asr;insanların doğumlarıyla ölümleri arasındaki zamandır.Bu zaman sureklilik ifade etmektedir.Herkes,bütün insanlar ilahi davetle muhatap oldukları için,yaşadıkları yani doğumları ile ölümleri arasındaki zamanda bu davetle muhataplardır
.
Onlara: "Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? ... deriz: "Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? FATIR-35 AYETİ

37- Onlar orada "Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar da daha önce yaptıklarımızdan farklı, iyi işler yapalım " diye feryad ederler. Düşünmek isteyenlerin düşünmelerine yetecek kadar uzun bir süre sizi yaşatmadık mı? Ayrıca size uyarıcı da gelmişti, Şimdi azabı tadınız bakalım. Zalimlere yardım eden bulunmaz.
« Son Düzenleme: 15 Aralık 2008, 02:45:49 ÖS 14 Gönderen: abdulhamit » Logged
15 Aralık 2008, 04:34:49 ÖS 16
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #10 :»

Kur'an ayetlerini incelediğimiz zaman kimlerin hüsranda/zararda olduklarını görebiliriz.Maddeler halinde sıralarsak konu daha iyi anlaşılır herhalde.

HÜSRANDA OLANDA KİMLERDİR?

1-Şeytanı Veli-Dost Edinenler
4/Nisa-119                58/Mucadele-19
2-Allah’ın Karşısına Çıkacaklarını İnkar Edenler
6/Enam-31                 10/Yunus-45
3-Evlatlarını Öldürenler
6/Enam-140
4-Verilen Rızıkları Kendilerine Haram Kılanlar
6/Enam-140
5-Münafıklar
22/Hacc-11                   9/Tevbe-69
6-Kafirler
40/Mümin-85                   2/Bakara-121
7-Hesap Gününde Tartıları Hafif Gelenler
23/Müminun-103
8-Batıla Sapanlar
45/Casiye-27
9-Allah’a Verdikleri Sözü Bozanlar,Akrabalık Bağını Kesenler ve Fesatçılar
2/Bakara-27
10-Dalalette-Sapıklıkta Olanlar
7/Araf-178
11-Allah’ı Anmayı Unutanlar
63/Münafikun-9
12-İslam’dan Başka Din Arayanlar
3/Ali İmran-85
13-İnkar Edenlere İtaat Edenler
3/Ali İmran-149
14-Kardeşini Öldürenler
5/Maide-30
15-Nefislerine Zülmedenler
7/Araf-23
16-Allah’ın ayetlerini Yalanlayanlar
10/Yunus-95
17-Müşrikler
39/Zümer-65
18-Allah Hakkında Yanlış Zanda Bulunanlar
41/Fussilet-23
19-İmanı İnkar Edenler
5/Maide-5
20-İnatçı-Zorba Kimseler
14/İbrahim-15
21-Allah’a İftira Edenler
20/Taha-61
22-Zulüm Yüklenen Kimseler
20/Taha-111
23-Kendini Günahlara-Fenalıklara Gömen
91/Şems-10
24-İman Eden-Salih Amel İşleyen-Hakkı ve Sabrı Tavsiye Edenler Dışındaki Herkes
Asr Suresi
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
16 Aralık 2008, 01:33:30 ÖS 13
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #11 :»

İMAN VE SALİH AMEL
İman kelimesi,tasdik etmek,itimat etmek,emin olmak anlamlarına gelmektedir.Bu kelime Kur’an’ın bazı yerlerinde sadece lisan ile ikrar etmeye dayalı bir iman için kullanılmıştır:
         “Doğrusu inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra da inkarları artmış olanları Allah bağışlamaz; onları doğru yola eriştirmez.”Nisa/137
     “Ey inananlar! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O'nun katında toplanacağınızı bilin.”Enfal/24
İman kelimesinin asıl anlamı,samimi bir kalp ile inanmak ve yakin etmektir.Kur’an’da gerçek imanın ne olduğu şu ayetlerde ortaya konulmaktadır:

«İnananlar, ancak Allah'a ve peygamberine inanmış, sonra şüpheye düşmemiş; Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla cihat etmiş olanlardır. İşte onlar doğru olanlardır.»Hucurat/15
      “Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir”Enfal/2

       “İnsanlar arasında Allah'a çeşitli eşler koşanlar ve bu koştukları eşleri Allah'ı sever gibi sevenler vardır. Oysa müminler en çok Allah'ı severler. Zulmedenler, azabı gördükleri zaman bütün kuvvetin Allah'ta olduğunu ve Allah'ın azabının ağır olduğunu anlayacaklarını keşke şimdiden bilselerdi!”Bakara/165
       “Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.”Nisa/65
         Bunlar gibi iman hakkında bir çok ayet vardır.İman;fani,mahdut ve güçsüz bir varlık olan insanın, bütün varlığının ondan sudur ettiği mutlak varlığa bağlanmasıdır.Bağlılık,bilinçli ve kararlı olarak,her şeyiyle insanın kendini Allah’a teslim ederek bağlanmasıdır iman.Bu bağlanma sadece vicdanlarda yani teoride kalacak bir bağlanma değildir.Her şeyden önce insanın Allah’a karşı kulluğunu yerine getirmesini sağlar.Bugün iman denilince ,insanların kalbinde yer eden ,hayatla bağlantısının,alakası olmayan bir olay olarak algılanmaktadır.Kendisinin Allah’a iman ettiğini söyleyen insanlar hemen”benim kalbim temiz”ibaresini sunuverirler karşınıza.Halbuki Kur’an ve Sünnet’e baktığımızda bunun böyle olmadığını görmekteyiz.Nitekim Allah Rasulu şöyle buyurmaktadır:
            “İman temenni ve tahallilerden değil,kalblerde yerleşmesiyle ve amelin de onu tasdikiyle vücut bulur.”
            “İman uğrunda zorluklara katlanıldıkça kuvvet bulur”
       İman kalbte yerleşmesiyle birlikte ;Kur’an’a ve Sünnete baktığımızda salih amel ortaya çıkıyor.Kur’an’da çoğu yerde iman edenler ile salih amel işleyenler birlikte zikredilerek iman-salih amel ilişkisi ortaya konuyor:

         “İman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: «Bu daha önce de rızıklandığımızdır» derler, bu birbirinin benzeri olarak onlara sunulmuştur. Onda, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.”Bakara*25
           “Biz insanı en güzel şekilde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık. Fakat iman edip sâlih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır.”Tin/4-5-6
            “İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar.”Bakara/82
         “Muhakkak ki iman edip salih amel işleyenleri, Rahman sevgili kılacaktır.”Meryem/96
         Bu gibi ayetlerde iman ile salih amelin birlikte zikredilmesi ,ikisinin ayrılmaz birer parça olduğunu gösteriyor.Amel-i salih,imanın tabii bir semeresidir.İmanın gerçekten kalpte yerleşmesiyle anında kendiliğinden bir hareket başlar.Bir hareketin iman kökü olmadığı zaman orada salih amelden sözedilemez.Salih amelin olmadığı yerde de gerçek imandan söz edilemez.Bunlar birbirini tamamlayan iki parçadır.Parçalardan birini kaldırdığında nasıl ki parça eksik olursa ,iman ve salih ameli de birbirinden ayırdığında eksik bir yapı oluşur.Bu yapı hiçbir zaman,Allah’ın dini olmayacak,heva ve heveslerin, şeytanın dini olacaktır.
           Kur’an’a gören iman kökü olmayan hiçbir amel ,salih amel sayılmaz.Herhangi bir amel Allah’ın ve Rasulunun bildirdiği hidayete uygun işlense de iman olmaksızın salih amel sayılmaz.Kur’an’da nerede salih amel zikredilmişse orada iman da zikredilmiş ve salih amel,imandan sonra anılmıştır.Aynı zamanda iyi bile olsa imansız bir amele mükafat ümidi verilmemiştir:
        “Rablerini inkar edenlerin işleri, fırtınalı bir günde, rüzgarın şiddetle savurduğu küle benzer; yaptıklarından hiçbir şey elde edemezler. İşte bu uzak sapıklıktır”İbrahim/18
          “İnkar edenlerin işleri engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.”İbrahim/18
          İman ve salih amel ilişkisi,tohum ve ağaç ilişkisi gibidir.Eğer toprakta tohum yoksa,ağaç meydana gelmesi söz konusu değildir.Eğer toprakta tohum olduğu halde ağaç meydana gelmiyorsa,onun anlamı,tohumun toprakta gömülü kalmış olmasıdır.Onun için Kur’anda verilen müjdeler,iman etmenin yanında salih amel işleyenler için geçerlidir.Ameli salih; akideye dayanarak insanların Allah’ın istediği şekilde hayatlarını tanzim etmeleridir
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
17 Aralık 2008, 04:04:45 ÖS 16
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #12 :»

Asır süresi,kur'anı içinde barındıran küçük mucizevi bir süredir.
İmam şafi hzleri,kuran inmeseydi,sadece asr süresi yeterli olurdu diye buyurmaktadırlar.
Süre zamana yemin etmekle başlıyor.insana belli bir zaman verilmiştir dünya hayatı adına.
ahiret için yapacaklarını bu zamanda gerçekleştirecektir.

Bütün insanların hüsranda olduğunu söylemektedir.Ancak bazılarını bundan müstesna kılmıştır.

Müslüman olmak iman etmekle başlıyor.Bu istisnalardan ilkide iman edenlerdir.
iman etmekle insan ALLAHın büütn emir ve yasaklarını kabullenmiş oluyor ve kabul ettiği bu emir ve yasaları hayatına tatbik etmesi gerekiyor.

Bu eylemlere de salih amel denilir.İslamın beş şartından tutun diğer,ibadetlere kadar bunlaru yapmak insanı rabbine yaklaştıran faktörlerdir.
Önce iman, imandan sonra Allahın kelamından öğrendiklerini yaşamak ve diğer insanlarında bunları öğrenip yaşamaları için onlara islamı öğretmek.
Tabi bunları yaparken,karşısına bazı engeller çıkacaktır.
ilk insan hz.ademle başlayan hak batıl mücadelesi ,yaptığımız bu çalışmalarla kendisini gösterecektir.

Tebliğ çalışmalarımız esnasında,malımızdan,yurdumuzdan,özgürlüğümüzden,sevdiklerimizden ve canımızdan bile olabiliriz.
ki bunların olması gerekir.Eğer rahat bir şekilde islamı yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyorsak kendimizden şüphe duymalıyız.
Tarih boyunca görülmemiştir ki,müslümanlar ve onların önderleri olan peygamber ve alimler sıkıntı çekmemiş çeşitli engellerle karşılaşmamış olsunlar...
Logged
17 Aralık 2008, 04:12:22 ÖS 16
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #13 :»

Tarih boyunca görülmemiştir ki,müslümanlar ve onların önderleri olan peygamber ve alimler sıkıntı çekmemiş çeşitli engellerle karşılaşmamış olsunlar.
Hz.zekariye testereyle bedeni ikiye ayrılmış, alemlerin efendisi müşrikler tarafından yurdundan çıkarılmış, efendimizin torunu hz.hüseyin şehit edilmiş,bunun gibi bir çok örnek........

Yaptığımız tebliğ çalışmaları sonucunda karşılaştığımız sıkıntılara karşı gerek biz, gerekse dava kardeşlerimize sabrı tavsiye etmeliyiz.
hakkı tavsiye ederken, sabrıda yanında unutmamak gerekir.
yoksa sabrı öğrenmezsek, davamızdan geri durabiliriz.


MazaALLAH bu da felaketimiz olacaktır.

Müslümanlar bir araya geldiklerinde tıpkı sahabilerin yaptığı gibi mutlaka asır süresini okumalıdırlar ve kısaca mealini arkadaşlarına anlatmalıdırlar. Ancak, bunu yaptıktan sonra birbirlerinden ayrılmalıdırlar.
Böyle bir davranış haklarında daha hayırlı olacaktır. Çünkü, diğer dava yoldaşları imanlarını tazelemiş olacaklardır.

velhamdullillahi rabbil alemin......
« Son Düzenleme: 17 Aralık 2008, 04:13:38 ÖS 16 Gönderen: abdulhamit » Logged
17 Aralık 2008, 04:39:53 ÖS 16
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2416
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Offline
« Yanıtla #14 :»

HAKKI VE SABRI TAVSİYE ETMEK
             İman ve amelin salihin bir neticesi olarak insanlar arasında emri bil ma’ruf ve nehy-i anil münker gelir:

              “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.”Tevbe/71
           “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”Ali imran/104

İman ve salih amel ferdi bir eylem olarak karşımıza çıkarken,Emri bil Ma’ruf Nehy-i anil Münker,yani iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak,toplumsal bir nitelik taşımaktadır.
Hakkı ve sabrı tavsiye etmek,emr-i bil ma’ruf nehy-i anil münkerin bir gereğidir.
Bunun anlamı şudur:İman edip salih amel işleyenler bunu ferdi olarak yapmakla kalmamalı,aynı zamanda mü’min ve salih bir toplum meydana getirmelidir.Aynı zamanda bu toplumu koruyabilmek için her fert kendi sorumluluğunu idrak etmelidir.Onun için toplumun bütün bireylerine hakkı ve sabrı telkin etmeleri gerekir.
           Hak kelimesi batılın zıddıdır.Hak genelde iki manada kullanılır.Birincisi;doğruya,adalete uygun,gerçek sözdür.İster akidevi,iman ile olsun isterse dünyevi meseleler hakkında olsun aynıdır.İkincisi;insanın yerine getirmesi vacip olan hakdır.O ,Allah’ın hakkı,insanların hakkı veya nefsinin hakkı olabilir.Hak kelimesini tavsiye etmenin anlamı,iman ehlinden olan toplumun,hakka karşı batılın yayılmasına seyirci kalmayacak kadar duyarlı olmasıdır.Bu gibi toplumlarda ne zaman ve nerede batıl başkaldırırsa,hak kelimesini söyleyenler seslerini yükseltmelidirler.Toplumda her fert sadece kendisi hakkı,doğruluğu ve adaleti yerine getirmekle kalmamalı,aynı zamanda bunu başkalarına da tavsiye etmelidir.Bir cemiyeti ahlaki çöküş ve sapmadan korumak ancak bu şekilde mümkün olur.Şahsi olarak hakk üzerinde bulunanlar,cemiyetin bozulmasına seyirci kalmaları sonucunda hak üzere kaim kalamazlar.Bu nedenle Maide suresinde Hz:Davut ve Hz.İsa diliyle Ben-i İsraile lanet edilmesinin sebebi;o dönemde Yahudi toplumundaki yaygın olan günah ve zulümü birbirlerinden menetmemeleri idi.(Maide/78-79).Ayrıca A’raf suresinde,İsrailoğullarına cumartesi yasağını açıkça çiğneyerek balık tutmaya başladıklarını,bu nedenle onlara azap indirildiği,bu azaptan ancak günahı önlemek için çabalayanların kurtulduğu açıklanmıştı.(A’raf/163-166)
       Hak kelimeyi tavsiye etmenin yanı sıra,mü’minlerin ve toplumun hüsrandan kurtulabilmeleri için toplum üyelerinin birbirlerine sabrı telkin etmesi de şart koşulmuştur.Yani hakkın ve onu himaye etmenin uğrunda karşılaştıkları bütün zorluk,musibet,zarar ve mahrumiyetlere karşısında sebat göstermeyi teklin etmelidir.Her ferd,bu şartlara karşı sebat göstermesi  için diğerine cesaret vermelidir.
         Ashabın hayatına baktığımızda onların emr-i bil ma’ruf nehy-i anil münker kaidesine ilişkin olarak birbirlerini devamlı ikaz ettikleri,hatalarını ortaya koyduklarını görürüz ve devamlı birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye ederler.Ama bunlar”Ben görevimi yaptım”gibi bir anlayışı da düşmüyorlardı.Çünkü Ashab biliyordu ki,hakkı tavsiye etmek,hak üzere olmayı gerektirirdi,sabrı tavsiye etmek de sabır üzere plmayı gerektiriyordu.Onlar ayet gereği yapmadıkları şeyleri tavsiye etmezdi.   
  Hakkın ve sabrın tavsiye edilmediği bir ortam düşünelim.Bu ortamda insanlar kardeşlerinde gördükleri eksiklikleri ortaya koymadıklarında,birbirlerine hakk ve sabrı tavsiye etmediklerinde yapılan yanlışlar büyüyecek,insanlar artık yaptıklarının doğru olduğuna inanmaya başlayacaklardır.Böylece toplumdaki yanlışlıklar kanıksanacak,insanlar artık doğru ile yanlışı ayırt edemez hale gelecektir.Hani Allah ;
“Hakkı batıla karıştırmayın “diye buyurmuyor muydu?Hakkın batıla karıştığı ortamın örnek İslam toplumuna doğru bir yol aldığını söyleyebilir miyiz?
             Mü’minlerin birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye etmeleri her zaman ve ortamda olması gereken bir vazifedir.Bu yapılınca ne toplum ne de insan atıl kalır,böylece dinamik bir toplum olur.Müslümanlar arasında hakkın ve sabrın tavsiye edilmesi sonucunda,Müslümanlar arasında bir sosyal dayanışma kendiliğinden oluşur.Bu sosyal dayanışmayı,beşeri nizamların hiçbirinde göremeyiz.Çünkü beşeri nizamlar,inanca dayanmayıp,ırk,cins,soy,hırs,iktidar vb.şeylere dayanmaktadır.Beşeri nizamların hiçbirinde hakkı ve sabrı tavsiye gerçek anlamda yoktur.İnsanlar hakkı tavsiye etseler bile bunu kendi menfaatleri,otoriteleri için yaparlar.Ortadoğu’ya adalet getirmeye çalıştığını söyleyip de Müslüman ülkeleri işgal edenlerin,bırakın adaleti,hakkı getirmeyi ,zülüm ve nifak getirdiklerini hep beraber gözlemliyoruz.Onların hakkı ve adaleti,kendi hegomanyalarını,otoritelerini ve çıkarlarını korumak için olduğu malumdur.Beşeri sistemlerin temeli insan kaynaklı,beşeri olduğu için gerçek anlamda bir hakk-adaletten sözedilemez.İslam ise vahye dayalı bir din olduğundan insan fıtratına uygun ve emri bil ma’ruf nehy-i anil münker esasına dayanır.
        Asr suresi;insanlara ferdi olarak yapması gerekenleri ortaya koyduğu gibi yani iman –salih ameli,hem de toplumsal olarak insanın yapması gerekenleri yani hakkı ve sabrı tavsiye etmesini ortaya koyuyor.Kurtuluşun,felahın bu dört ilkede olduğu açıkça bildiriyor ve islamın hem ferdi hem de toplumsal bir nizam olduğunu ortaya koyuyor.
     
     Allah,bizleri Asr suresininde belirtilen özelliklere sahip kimselerden kılsın.
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.104 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu