Haftanın Konuğu "NURETTİN ŞİRİN"

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > HOŞGELDİNİZ > İDP KONUKLARI > Önceki Konuklar > Haftanın Konuğu "NURETTİN ŞİRİN"
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 2 [3]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Haftanın Konuğu "NURETTİN ŞİRİN"  (Okunma Sayısı 3022 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Aralık 2008, 01:47:36 ÖS 13
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #30 :»

Cevaplar çok doyurucu Allah Razı Olsun abi.
sadece bir noktada değil bütüncül olarak bir çok konuda bize ışık verebilecek bir bakış açısı çiziyorsunuz.
Kendi adıma çok faydalandım.
sessiz takipcilerin özelden bana (bize ) tepkileri de çok olumlu. Faydalandıklarını güzel ve dualı cümlelerle ifade ediyorlar..

Abi,
  Filistinden gelen haberleri bize ulaştıran çok fazla (sağlam) seçeneğimiz yok.
bendeniz isra haberi takip ediyorum.
gözlemlediğim kadarıyla; ölmüş-parçalanmış cesetler yok. şehit haberleri, direnişi destekleyen açıklamalar, ve müslüman kimliği altına sığınıp israile yardım eden simaların deşifresi vs. ler var.
(benim anladığım) süregelen psikolojik savaşta parçalanmış cesetlerin müslümanları yılgınlığa düşürdüğü.
kısacası isra haber gibi duyarlı sitelerde böylesi acı görüntüler yok ama gruplardan gelen postalarda özellikle böyle görüntüler çok çok fazla..

sadece filistin değil çeçenistan-afganistan (özellikle) bosnadan böyle fotoğraflar çok geldi.

sanki mazlumluğu kutsamışız gibi bir hava mı var?
mazlum olmayı kabullendiriliyormuyuz?

siz neler söyleyeceksiniz?

sorumu görememişsiniz abi?
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
04 Aralık 2008, 01:52:53 ÖS 13
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #31 :»

Selamun aleykum

Bu kadar ümitsizliği sizlere yakıştıramıyoruz. Ayrıca bizler, insanların, müslümanların Allah ile olan rabıtalarını ölçebilecek durumda olmadığımız için, hal ve gidişatın tayin edeceği durumlarda, şehadete gözünü kırpmadan gidebilecek kahramanların olmadığını varsaymak ümitsiz ve haksız bir yargı olmaz mı? Gerçekten böyle insanlar var ise onlara karşı haksızlık etmiş olmazmıyız?

Yeryüzünün en azılı İslam düşmanı İsrail ile çeşitli vesilelerle gizli toplantılar, hükümetlerde açık anlaşmalar yapanlar hakkındaki temkinli yaklaşımların sorumluluk getireceğini söylerken, Allahın dini için ne yapılması gerekiyorsa yapmaktan geri durmayan insanların olmadıklarını söylemek sorumluluk gerektirmez mi?


Suhayb kardeşim

Allah'ın rahmetinden ancak kafirler ümit keserler.

Şehid Alim Sultan'ın çok güzel bir sözü var: "Allah var problem yok"

Açıklamalarımda genelleme yapmaktan kaçındığımı belirtmeye çalıştım. Elbette ki çizdiğimiz tablo herkesi kapsayacak durumda değil. Sizin de belirttiğiniz üzere, öylesi mücahid ve adanmış kardeşlerimizin varlığı hepimizin iftiharı ve onurudur. Bu kardeşlerimize selam osun, Allah onları zaferlerden zaferlere ulaştırsın.

Bir gün birisi Mevlana'ya gelerek "sana Şems-i Tebrizi'den selam getirdim" deyince Mevlana cebinden bir kese altın çıkarıp o adama verir. Adam keseyi aldıktan sonra, biraz mahcup bir edayla "Ya Mevlana, aslında ben Şems-i Tebrizi'yi görmedim. Ona olan muhabbetinden dolayı sana öyle söyledim." Mevlana bunun üzerine: "Evet, biliyorum, zira Şems vefat edeli yıllar oldu. Ama Şems'ten gelen selamın yalanına bu kadar verdim, eğer gerçek olsaydı ne vermezdim ki!" diye karşılık verir...

Suhayb kardeşim, temsilde hata olmaz derler. İslam davasının yiğit ve adanmış erlerinin varlığına kimler ne vermez ki.. Onlar bilinseler de bilinmeseler de, tanınsalar da tanınmasalar da, onlara selam olsun.

Yanlış anlaşılmalar, benim boynuma...

Allaha emanet olunuz.
Logged
04 Aralık 2008, 02:09:11 ÖS 14
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #32 :»

Selamun aleykum

Filistinden gelen haberleri bize ulaştıran çok fazla (sağlam) seçeneğimiz yok.
bendeniz isra haberi takip ediyorum.
gözlemlediğim kadarıyla; ölmüş-parçalanmış cesetler yok. şehit haberleri, direnişi destekleyen açıklamalar, ve müslüman kimliği altına sığınıp israile yardım eden simaların deşifresi vs. ler var.
(benim anladığım) süregelen psikolojik savaşta parçalanmış cesetlerin müslümanları yılgınlığa düşürdüğü.
kısacası isra haber gibi duyarlı sitelerde böylesi acı görüntüler yok ama gruplardan gelen postalarda özellikle böyle görüntüler çok çok fazla..

sadece filistin değil çeçenistan-afganistan (özellikle) bosnadan böyle fotoğraflar çok geldi.

sanki mazlumluğu kutsamışız gibi bir hava mı var?
mazlum olmayı kabullendiriliyormuyuz?



Değerli kardeşim,

Belirttiğiniz noktada haklısınız. Ümmetimizin mazlumiyeti, karşıya kaldığı dayanılmaz zulüm, vahşet ve katliamlar ortada. Ancak, müslümanların ne denli bir mazlumiyetle karşı karşıya olduğu gerçeğini ortaya koyalım diye, sadece meselenin bir yönünü ortaya koyarsak yanlış yapmış oluruz.

Zira fotoğrafın bir de öbür yüzü var. Emperyalist ve siyonistler İslami direniş karşısında tarihlerinin en büyük yenilgilerini alıyorlar. Bunu kendileri sık sık itiraf etme durumunda kalıyor. Yani ümmet olarak hem mazlumiyeti hem de zaferleri yaşıyoruz. Seyyid Nasrallah'ın dediği gibi: "İslam ümmeti için yenilgiler dönemi kapanmış, zaferler dönemi başlamıştır"

Yenen, zafer kazanan bizler iken, sanki yenilgi alınyazımız gibi göstermek hem gerçek değil, hem de psikolojik savaş hatası.

Bizler müslümanlarda duyarlılık oluşturmak ve gayrete getirmek için, ümmtimizin mazlumiyetini gözler önüne sermek durumundayız, ancak tek boyutlu bir sunum müslümanlarda olumsuz bir intiba ve etkiye yol açar.

Son olarak: bizler, "ne zulmediniz ne zulme uğrayınız (zillet altına girmeyin, zulmü kabullenmeyin)" buyruğu ile karşı karşıyayız.

Cevabı kısa tutma durumunda kaldığım için bağşılayın...

Selamlar...
« Son Düzenleme: 04 Aralık 2008, 02:10:15 ÖS 14 Gönderen: Ali Ammar » Logged
04 Aralık 2008, 04:49:22 ÖS 16
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3670
Nerden:

Offline
« Yanıtla #33 :»

Sevgili Nurettin Abi ...
Ceveplarınız için teşekkür ederim ..
Siz daha ziyade genel cevapları tercih etmişsiniz ..
Nokta cevaplar duymak nedense bizler için hep zor oluyor Smiley
Ama yuregine saglık abi ...

Bir kaç sorum daha olsa sıkmam umarım sizi ..

1- Başörtüsü gündemi ile ilişkilisiniz ...
İran yada Arabistan örneklerinden hareketle ..
Örtüsüzlügü sosyal ve kamusal alandan kaldırmak hakkındaki düşünceniz nedir ?
Yani mecburi tesettür konusundaki yaklaşımınız ?

2- Sanal kahramanlara atıfta bulunmuşsunuz ?
Zaten pekçogumuzun şikayetide bu dogrultuda ..
Kendimizi ölçmek adına söyleyebileceginiz bir mihenk varmı ?
Günde 3 saat burada bu sitede bulunmak aşırıya kaçmak anlamına gelirmi ?

3-Bu sitede çok tartışılan konulardandır öncelikle belirtiyim ...
İslami bir yönetim şeklini modern terminoloji ile tanımlarsak tanımlarımız arasında demokratik bir devlettir tanımı uygun olurmu ?

4-Kuranda "devlet " tanımı geçmemektedir ... ( en azından ben bulamadım )
Bunu nasıl okumamız gerekir ?

Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
04 Aralık 2008, 10:44:51 ÖS 22
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #34 :»

Selamun aleykum,

1- Başörtüsü gündemi ile ilişkilisiniz ...
İran yada Arabistan örneklerinden hareketle ..
Örtüsüzlügü sosyal ve kamusal alandan kaldırmak hakkındaki düşünceniz nedir ?
Yani mecburi tesettür konusundaki yaklaşımınız ?

2- Sanal kahramanlara atıfta bulunmuşsunuz ?
Zaten pekçogumuzun şikayetide bu dogrultuda ..
Kendimizi ölçmek adına söyleyebileceginiz bir mihenk varmı ?
Günde 3 saat burada bu sitede bulunmak aşırıya kaçmak anlamına gelirmi ?

3-Bu sitede çok tartışılan konulardandır öncelikle belirtiyim ...
İslami bir yönetim şeklini modern terminoloji ile tanımlarsak tanımlarımız arasında demokratik bir devlettir tanımı uygun olurmu ?

4-Kuranda "devlet " tanımı geçmemektedir ... (en azından ben bulamadım )
Bunu nasıl okumamız gerekir ?


Değerli kardeşim,

Örtüsüzlüğü kaldırmak ya da hicabı mecbur kılmak konusunda cezaevinde iken bir yazı yazmıştım. O yazıda İslam devletinde kısıtlama, yasaklama, önelem, engelleme noktasında bazı yaptırımların olacağını, bunlardan birinin de başörtüsü mecburiyeti olduğunu, dolayısıyla İslam devletinde ve toplumunda batılı demokrasilerde olduğu gibi "demokratik hak" tanımlamasının olamayacağını yazmıştım.

Bir zamanlar Vakit gazetesinde yazan Hacı Ali Özhan adlı sosyalist bir avukat yazar vardı, aramızda iyiydi. Benim o yazım üzerine bana bir mektup yazarak bu yazıya şaşırdığını ve anti-demokratik bulduğunu belirtmişti.

Ben de ona cevaben bir mektup yazarak, sosyalist rejimler örnekliğinden ve sovyetler anayasasından örnekler vererek, "kamu yararı" adına bireysel haklara nasıl kısıtlamalar getirildiğini örnekleriyle anlatmıştım. Sağolsun o da cevabi mektubunda bana hak verdiğini yazmıştı.

Şimdi konuya girecek olursak:

Ben bir İslam alimi değilim, hüküm verecek durumda da değilim. Ancak bu husus sürekli tartışma konusu olduğu için üzerine biraz eğilmiştim. Vardığım sonuçları kısaca paylaşmak istiyorum.

Allahu Teala Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

"Onlar (o müminler) ki, eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır" (Hacc 41)

Bahsimiz açısından bu ayette geçen iki nokta: "eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek" ve "iyiliği emreder ve kötülükten nehyederler" Şimdi burada yeryüzünde iktidar sahibi olmak, İslami egemenliği tesis etmek anlamına gelir. Yani İslam Devleti'nin kurulması. İkinci noktada, müminler İslam devletini kurduklarında emr-i bil maruf ve nehl-i anil münker gibi bir yükümlülükleri vardır.

Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker ile ilgili ayetlere baktığımızda bunun üç boyutlu olduğunu görüyoruz:

1- Bireyin emri-i bil maruf ve nehy-i anil münkeri
2- Bir grup veya bir kurumun emri-i bil maruf ve nehy-i anil münkeri
3- Devletin emri-i bil maruf ve nehy-i anil münkeri

Devletin emr-i bil maruf ve nehy-i anil münkeri her şeyden önce, "kamusal alan"ı ilahi hükümlere göre tanzim etmek, bu kabilden, kamusal alanda haram olanı yasaklamak, önlemek ve engellemektir.

Şimdi burada denilebilir ki; bizim laiklerden ne farkımız kaldı? Onlar da kamusal alan diyor, biz de.

İslam hukukunda "sedd-i zerai" prensibi vardır: Yani "harama götüren yollar kapatılır"
Hicabsızlık meşru alanlar dışında "haram" olduğu gibi, toplumsal alanda da "harama götüren bir yol"dur.

Dolayısıyla bu nokta, emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker kapsamına girer. Devlet sözkonusu olduğunda da, "hicabsızlık"ı önlemek devletin görevlerindendir.

Ayet-i Kerime'deki "eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek" ibaresi şart ifadesidir; yani, iktidarın varlık sebebi "emri-bil maruf ve nehl-i anil münker"i ikame etmekten geçer. Bu fonksiyonu olmayan bir devletin varlık nedenleri ortadan kalkmış olur.

İkinci nokta:

"Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle..." (Ahzab 59)

Bu ayet-i kerime de müslüman kadının toplumsal hayatta örtünmesinin bir emir olduğunu ortaya koyuyor. Bu veçhile bir müslüman hanım doğal olarak kendi iradesiyle örtünme durumundadır. Örtünmeyen kadın ise, toplumsal sorumluluk cihetinden örtünmek zorundadır. Zira "hicabsızlık" fesada götüren yollardan biridir.

Günümüzde Türkiye'de laik kanat bizi ters köşeye düşürmek için şu söylemi ortaya atıyor:

"Eğer devlet yönetimi sizin elinizde olsaydı, siz başı açık gezmek isteyenlere izin verecek miydiniz?"
Ya da bizimkiler şöyle bir yanlışa düşüyor: "baş örtüsüü yasaklamak nasıl zulüm ve insan hakkını ihlal ise, başı örtmeyi mecbur kılmak da bir zulüm ve insan hakkı ihlalidir"

Daha önce de belirtmiştim:

Leyla Şahin davasında, AİHM başörtüsü yasağını laikliğin gereği olarak tanımlamış ve anti-demokratik olmadığına hükmetmişti.

Çünkü onların ideolojik mentalitesinde referansını "vahiy"den alan bir uygulamanın sosyal alanda var olması, vahiy karşıtı bir ideolojinin öngördüğü bir yaşam tarzının ihlal edilmesi anlamına gelir ki bunu kendi "egemenlik" alanlarına bir müdahele olarak görüyorlar.

Madem ki bir yaşam tarzı ve felsefesi açısından bir "egemenlik ihlali" sözkonusu, o halde bu ihlal İslam devletinde niçin olsun?!

Zihniyet, inanç, sistem ve rejim olarak "tağut" kendine egmenlik alanı belirliyor da, Alemlerin Rabbi olan Allah kendisine bir egemenlik alanı belirlemeyecek mi?

Onun için benim açımdan "başörütüsü mücadelesi"ni hiç bir zaman "demokratik bir hak talebi" olarak görmedim. Başörtüsü mücadelesi şirke, zulme ve tuğyana karşı direniştir.

Buradan hareketle sorunuzdaki son bölüme kısaca işaret edecek olrusak:

İslam devleti "demokratik" değildir, ama bu despotiktir, anlamına gelmez.

İslam'da "Cumhuriyet" vardır, ama bu "İslami Şura" prensibinin kurumsal anlamda tesis edilmesi için bir araçtır.

Müsadinizle burada ara verme durumundayım...


Selamlar....
Logged
04 Aralık 2008, 10:56:33 ÖS 22
Üye Bilgileri
esen
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 934
Nerden:
"lalüebkem"


Offline
« Yanıtla #35 :»

tekrar hoşgeldiniz diyorum ve biraz konunun dışında ama yinede  içinde Smiley bi soru sormak istiyorum..
1-İslam adına yaptığınız bu mücadelede ailenizden yeterli desteği alabiliyor musunuz ?
2-ve bu zorlu davada zamana çok ihtiyaçınız olduğu kesin! peki bu durumda ailenizi ihmal ettiğinizi düşündüğünüz oldu mu hiç ..
Logged

cici sözlerine karşılık çıkarıp masalarına koyacağımız bir din taşımıyoruz yüreğimizde
04 Aralık 2008, 11:50:51 ÖS 23
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #36 :»

Selamun Aleykum Nureddin abi
hoşgeldiniz


herkes kendi çapında İslam adına çalıştığını söylüyor
ancak yollar farklı olduğu için birlik sağlanamıyor
mesela ozancanın sorduğu devlet kavramı
sistemin neresinde durmamız gerek?
devletin içinde mi karşısında mı
hattaphamzanın sorduğu anıtkabir olayına dönecek olursak bu davranışı taviz olarak görüyormusunuz
irandaki devrime benzer bir devrim Türkiyede de yaşanabilri mi
D8 projesi hakkındaki görüşleriniz neler?Hilalin içine alabilecek mi herkesi?

vakit ayırdığınız için
dolu dolu cevaplar verdiğiniz için Allah razı olsun
Rabbim emeklerimizi boşa çıkarmasın

not:son kez hatırlatalım

 
Gazze İle Dayanışma İçin Yarın Hep Birlikte Saraçhane'deyiz 
Logged
05 Aralık 2008, 12:48:33 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
Qani
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 317
Nerden:

Offline
« Yanıtla #37 :»

Merhaba sayın Şirin,

Yazılanların tamamını okumadım, belki değinilmiştir emin değilim. Şunu sormak istiyorum, Hamas ile El-Fetih arasında ki mücadele-kavga yalnızca Mahmud Abbas'ın ve El-Fetih'in İsrail ile yakınlaşması mı, yoksa temelde El-Fetih ve Hamas'ın birbirinden farklı mücadele tarzları mı? Ve Hamas'ın kazandığı seçimden bu güne ne ne gibi değişiklikler oldu ve bekleniyor. Yani halkın ve bu iki örgütün tutumları aynı şekilde mi devam ediyor?

teşekkürler...
Logged
15 Aralık 2008, 12:46:38 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #38 :»

Alıntı
Gazze İle Dayanışma İçin Yarın Hep Birlikte Saraçhane'deyiz 

saraçhaneden.....

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged
15 Aralık 2008, 12:49:43 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #39 :»

İHH 2008 Kurban Organizasyonu gönüllüsü olarak Irak'a giden Nureddin Şirin Kerbela ve Basra'da Irak Yüksek İslam.....

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

İHH 2008 Kurban Organizasyonu gönüllüsü olarak Irak'a giden Nureddin Şirin Kerbela ve Basra'da Irak Yüksek İslam Meclisi bürolarında yaptığı konuşmalarda Iraklı müslümanların Osmanlı'nın yanında yer alarak İngilizlere karşı omuz omuz savaştığını belirterek "Iraklı kardeşlerimize her zaman minnetarız" dedi.

"Biz Iraklı kardeşlerimize Türkiyeli kardeşlerininin selamlarını ve yüreklerini getirdik. Bizim kaderimiz geçmişte bir olduğu gibi bugün de yarında bir olacaktır. Bizler güçlü kardeşlik bağları ile ergeç bir gün hep birlikte İslam bayrağı altında toplanacağız. Düşmanlarımız müslümanlar arasında mezhep ve kavmiyet ayrımcılığı yapmaya, şiilerle sünnileri birbirinden ayırmaya çalışıyorlar. Bizlerin buradaki varlığı düşmanların bu şeytanca planlarına "hayır" dediğimizin ve onların komploları karşısında durduğumuzun bir ispatıdır" diyen Nureddin Şirin, Irak Yüksek İslam Meclisi'nin Irak'ta İslami hükümleri tesis etmek için ağır bedeller ödemesini takdirle anarak Şehid Muhammed Bakır el Hekim'in mücadelesini andı.

VELFECR
video için  Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
tıklayınız
Logged
Sayfa: 1 2 [3]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.196 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu