Haftanın Konuğu "NURETTİN ŞİRİN"

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > HOŞGELDİNİZ > İDP KONUKLARI > Önceki Konuklar > Haftanın Konuğu "NURETTİN ŞİRİN"
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Haftanın Konuğu "NURETTİN ŞİRİN"  (Okunma Sayısı 3023 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
03 Aralık 2008, 12:35:07 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #15 :»

Anladım  abi Allah Razı Olsun..

ve kırılmadığınız-anlayışla karşıladığınız için de ayrıca kocaman teşekkür ederim...
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2008, 12:16:21 ÖS 12 Gönderen: serender » Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
03 Aralık 2008, 01:27:48 ÖS 13
Üye Bilgileri
SUHAYB
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 53
Nerden:

Offline
« Yanıtla #16 :»

Sayın Nurettin ŞİRİN:

Soru 1- Batan gemiyi ilk önce farelerin terkedeceği olgusuna rağmen, ülkemizdeki kendilerince batan gemi konumundaki islami harekette kaptanlar kimler idi ki gemiyi farelerden önce terkettiler?

Soru 2- Kudüs, Mescidi Aksa ve Filistin gibi, asırlar boyu İslami Hareketin merkezi konumunda bulunan cihad meydanı için, kimler neler yapmaktadırlar?

Soru 3- Söylemde filistini dillendirerek filistin sevgisinden oy devşirip, eylemde İsraillle çeşitli anlaşmalar imzalayanların, İslam davası için hayırlara vesile olmasını mı bekliyorsunuz?

Logged
03 Aralık 2008, 02:07:04 ÖS 14
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #17 :»

Alıntı
Kudüs davasını anlamlı ve eksen kılan bir diğer temel nokta da; Kudüs davası, İslam ümmetinin birlik, beraberlik ve dayanışmasının simgesi ve harcı durumunda olmasıdır.

Abi
Aynı şekilde başörtüsü mücadelesini de bütünleştirici olarak görebilirmiyiz?
ve türkiyede ki başörtüsü sorununu ;
- müslümanları nasıl eğittiğini?
- diğerleri üzerinde tebliğ aracı olup olamadığını?
-  Başörtüsü mücadelesinin; mücadele sahasının veya yönteminin zaman zaman islami yöntemlerin dışına çıktığını düşünüyormusunuz?
yada doğru yoldamıyız ?
çözüm nasıl ve ne şekilde olur?
bi yol haritası  değerlendirmesi soruyorum kısaca?

Allah Razı Olsun abi
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
03 Aralık 2008, 02:11:30 ÖS 14
Üye Bilgileri
narcicegi
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1748
Nerden:

Offline
« Yanıtla #18 :»

Son günlerde islami yardım kuruluşlarının başına gelen olaylar (deniz feneri) yüzünden
müslümanların yardım etme,dayanışma duygularının zedelenmesi söz konusu oldu...

Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Logged
03 Aralık 2008, 02:32:14 ÖS 14
Üye Bilgileri
heska
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 353
Nerden:

Offline
« Yanıtla #19 :»

s.a.

Nurettin Bey hoşgeldiniz..
Logged
03 Aralık 2008, 04:54:11 ÖS 16
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #20 :»

Selamun aleykum,


Soru 1- Batan gemiyi ilk önce farelerin terkedeceği olgusuna rağmen, ülkemizdeki kendilerince batan gemi konumundaki islami harekette kaptanlar kimler idi ki gemiyi farelerden önce terkettiler?

Soru 2- Kudüs, Mescidi Aksa ve Filistin gibi, asırlar boyu İslami Hareketin merkezi konumunda bulunan cihad meydanı için, kimler neler yapmaktadırlar?

Soru 3- Söylemde filistini dillendirerek filistin sevgisinden oy devşirip, eylemde İsraillle çeşitli anlaşmalar imzalayanların, İslam davası için hayırlara vesile olmasını mı bekliyorsunuz?



Suhayb kardeşimiz,

Gemiyi terkeden kaptanlardan söz ederken, bir teşbih yapma durumundaydım. Sizin, bizim herkesin tanıdığı, sorumluluk mevkiinde, islami camianın önünde bulunup da tuğyan karşısında geri çekilen, ortalıktan kaybolan, araziye uyan her kim ise, kastım onlardır.

Filistin ve Kudüs için cihad meydanlarında kimlerin ne yaptığı noktasında ise, eğer birileri bu noktada sorumluluklarını yerine getiriyorsa bunlar görülebilir de görülmeyebilir de, bilinebilir de bilinmeyebilir de. Önemli olan bizlerin sorumluluklarına müdrik orak vazifelerini ifa etmesidir. Eğer birileri bunu yapıyorsa, görülse de görülmese de Allah'ın selamı onların üzerine olsun.

İnşaallah bizler üzerimize düşen vazifeleri yerine getirenlerden oluruz. Rabbimize dua edelim bizi kendi yolunda sabit kılsın, bizleri vadettiği başarı, zafer ve esenlik yollarına eriştirsin.

Son sorunuza gelince: Sözkonusu ettiğiniz kimseler eğer siyonizme karşı mücadelede samimi, dürüst ve açık yürekli değiller ve sadece bunu söylemde tutup bu davayı kendilerine araçsallaştırıyorlarsa, Allah kendilerini islah etsin ve bağışlasın. Zira bu büyük bir günah ve vebaldir. Yok eğer biz onların hakkında suizanda bulunuyor isek, Allah bize bağışlasın, zira biz kardeşlerimizin hakkında günaha girmiş oluyoruz.

Hepimiz için bir dürüstlük sınavı söz konusudur. Rabbim bizleri dürüstlerden, ahdine sadık olanlardan eylesin...
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2008, 06:03:11 ÖS 18 Gönderen: Ali Ammar » Logged
03 Aralık 2008, 05:59:39 ÖS 17
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #21 :»

Selamun Aleykum


Aynı şekilde başörtüsü mücadelesini de bütünleştirici olarak görebilirmiyiz?
ve türkiyede ki başörtüsü sorununu ;
- müslümanları nasıl eğittiğini?
- diğerleri üzerinde tebliğ aracı olup olamadığını?
-  Başörtüsü mücadelesinin; mücadele sahasının veya yönteminin zaman zaman islami yöntemlerin dışına çıktığını düşünüyormusunuz?
yada doğru yoldamıyız ?
çözüm nasıl ve ne şekilde olur?
bi yol haritası  değerlendirmesi soruyorum kısaca?


Serender kardeşim,

Sorularınıza öncelikle bir kesit sunarak cevap vermeye çalışacağım:

Geçen sene şubat ayında İran'da düzenlenen bir medya toplantısına gitmiştik. TV 5'den Yavuz Selim adındaki bir programı kardeşimiz, Tahran'daki Bir kadın cemiyeti başkanı ile röportaj yapmıştı. (İnşallah bu röportajın örneğini alabilrsek, site ortamında yayınlamaya çalışırız)

Yavuz Selim kardeşimiz şimdi ismini hatırlayamadığım o cemiyetin başkanı İranlı hanıma başörtüsü konusunda sorular sorunca, o hanım İran'daki başörtüsü mücadelesinin tarihinden örnekler verererek, başörtüsünün korunması için 5 bin şehid verdiklerini belirtmişti...

Daha sonra Yavuz salim kardeşler otelde buluştuğumuzda, bu röportajı bize anlattı ve ve başörtüsü davasının Türkiye'de niçin bu durumda olduğunun daha iyi anlaşıldığını söylemişti...

Serender kardeşim,

Cezaevinde bulunduğumuz sırada 1998-99'lu yıllarda İstanbul'da başörtüsü eylemleri olunca haberleri izlerdim. Gözlerim kan çanağına dönerdi. Bir keresinde Çapa'da bir başörtüsü eylemi olmuş emniyet güçleri iki bacımızı gözaltına alıp götürmeye çalışıyor, diğer iki bacımız da buna engel olmaya çalışıyordu. Ama ne yazık ki orada bulunan "erkek" müslümanlardan bir tanesi bile gözaltına alınmaya çalışılan bacımızı korumak için ileri atılmamıştı...

Bu sahne beni epey kahırlandırmıştı. Bu bizim gerçeklerimizden biriydi. Halen de öyle.. Şimdi internet sitelerinde sanal alemde değişik vesilelerle öylesi "mücahid" ve "kahraman"larla karşılaşıyoruz ki, sanıyoruz bu ülkede kendisini İslam için feda etmeye hazır şehadet sevdalısı binlerce müslüman var. Ama o müslümanlar sadece "sanal" alemde var ve ne yazik ki er meydanları her zamanki gibi boş...

Bu meselenin bir noktası...

İster başörtüsü noktasında olsun, isterse genelde tüm mukaddesatımız noktasında olsun, bizler itiraf etmemiz gerekir ki bütünüyle sınavda kaldık. Başörtüsü davası, her şeyden önce, bu ülkenin İslami camialarının önde gelenlerinden iddia sahibi kişilerine kadar birçok kişiyi sınıfta bıraktı. Turnosol kağıdı gibi, rengimizi ortaya çıkardı. Yıllarca evlerimizde, mescidlerde Fizilalil Kur'an tefsiri okuduk, tekrar tekrar okuduk. Keşke okuduklarımızın, öğrendiklerimizin zekatını verebilseydik..! Acaba okuduklarımız bize ne yapmamızı öğütlüyordu? Yoldaki İşaretler'i okuduk. Ama orada "ashab-ı uhdud" anlatılırken, İslam davasının zorlu ve meşaketli bir yolculuk olduğu belirtilirken, bizer bu yollara koyulmadık...

Bir diğer mesele:

Atatürkçü Düşünce Derneği'nin kurucusu Prof. Muammer Aksoy'un "laikliğe Çağrı" adlı kitapçığını okumuştum cezaevi kütüphanesinde. Muammer AKsoy'un bir konferansının kitaplaştırılmasıydı. Aksoy orada diyordu ki: "başörtüsü konusu laiklerle şeriatçılar arasında bir ölüm kalım meselesidir" Onlar öyle diyorlardı, onlar meseleyi kendi açılarından böyle görüyorlardı...

Ama bizim büyüklerimiz "bir bez parçasından bu kadar niçin korkuyorsunuz? Bu kızlar okuyup memlekete ve millete hizmet etmek istiyorlar. Onları bu eğitimden niye mahrum bırakıyorsunuz?" gibisinden serzenişte bulunuyorlardı. Diğer bazılarımız kalkıp "bu bizim demokratik hakkımızdır, demokrasilerde başörtüsünün yasaklanması anti demokratik bir uygulamadır. biz kimsenin ne giydiğine karışmadığımız gibi, onlar da bizim ne giydiğimize karışmasın" diyordu.

Leyla Şahin bacımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvuru reddedilince başka bir bir hayal kırıklığına uğradık. Çünkü Batı'nın insan hakları ve demokrasi iddiaları Türkiye'deki bu "anti demokratik" uygulamalara karşı çıkacağını umuyorduk. Yani böyle öğretilmişti bize. Büyüklerimiz bu yolu salık vermişti... Anladık ki AİHM'e göre "başörtüsü yasağı" hiç de anti demokratik değilmiş...

Yani bizler, Rabbimizin öğrettiği, gösterdiği yolda yürümekten, Rabbimizin gaybi yardımları va vaadlerinden gaflet ettik; gaflet etmek zorundaydık: zira "hem hûda hem hurma" olmuyordu, biz de hurmadan vazgeçemiyorduk bir türlü. Hem "Allah" diyorduk hem de "dünya" hem "kulluk" diyorduk hem de "dünyevi bir çıkar" gözlüyorduk. bir taraftan "Allah'ın hükmü", diğer taraftan "dünya sevgisi".. Dolayısıyla bizler her şeyden önce Rabbimizin vaadlerine sırtımıza döndük. Tevekkül etmeyi, bazı şeyleri göze alabilmeyi, zorlukları sineye çekmeyi beceremedik...

Bizim imtihanımız "eğitim hakkı" elde edip edememe imtihanı değil, Allah adına fedakarlık, cesaret ve adanmışlık imtihanı idi. Biz bu imtihanı kaybettik, birinci imihanı kazansak ne olur, kaybetsek ne olur...

Bizim önümüzde yol gösterici konumda olanların çoğu bize "diploma" "eğitim hakkı" "iş imkanı" vs öğütlüyordu: Ama Akabe biatları olduğunda Hz. Resulüllah, "bize bunun karşılığında neyi vadediyorsun?" sorusuna, "size cenneti vaadediyorum" şeklinde karşılık vermişti. Mekkeli azgın müşriklerin zulüm ve cefası altında kana bulanan Sümmeyye, Yasir e Ammar'a "sabredin ey Yasir ailesi, Cennet sizi bekliyor" diyordu Hz. Peygamber...

Serender kardeşim,

Rabbimiz Kur'an'da "nice az topluluklar çok topluluklara Allah'ın izniyle galip gelmişlerdir" buyuruyor. Bizim sorunumuz azlık ve çokluk değil. bizim sorunumuz "lillah" ve "ilellah" sorunu. Hele bu sorunumuzu bir aşabilirsek, dağlar çekilir önümüzden. yamaçlar düz olur, zorluklar asan olur. Güzel bir irfani söz vardır: "çek nefisini aradan, baki kalsın yaradan"

Ama nefislerimizin bize yaptığını ne Amerika yaptı, ne de İsrail.. Şu karşımıza çıkan zulüm ve tuğyan ehli var ya, onlar ne ki... Sinek kadar hükmü mü var? Seyyid Nasrallah diyor ya: "İsrail örümcek yuvasından daha zayıftır" Ancak bizi sarıp sarmalayan nefislerimiz, heva-i heveslerimiz silindir gibi üzerimizden geçiyor. Düşmanlarımızın sahip olduğu en büyük güç ellerinde bulundukları maddi güçler değil, bizim nefislerimizin bize vurduğu darbelerdir...

Ariflerimizden Ahmed Kuddusi hazretlerinin güzel bir beyiti ile son vereyim:

"Kapanırsa bir kapı, ne kapılar açar Mevlâ, Tevekkül et yeme kaygı, işini hoş yapar Mevlâ"

ALlah'a emanet olunuz...
« Son Düzenleme: 03 Aralık 2008, 06:12:22 ÖS 18 Gönderen: Ali Ammar » Logged
03 Aralık 2008, 07:53:14 ÖS 19
Üye Bilgileri
hattabhamza
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 474
Nerden: GİRESUN
şirkten boşanıp,şehadetle nişanlanmak


Offline
« Yanıtla #22 :»

Kudüs davası bi ülkede garip kalmasın... Kudüs davasını canlı tutacak her bir vesile da canlı kalsın... Saadet Partisi ve Milli Görüş hareketi, ülkemizdeki Kudüs davası'nı yani bu masum bebeği yedip giyderecek bir anadır her zaman. Zira bizler kudüs davasını, siyonizme karşı mücadeleyi bu zeminde öğrendik. Özgeçmişimizi anlatırken, 12 Eylül 1980 öncesinde Milli Selamet Partisi ve Akıncılar çatısıaltında İslami faaliyetlerde bulunduğumuzu belirtmiştim... Ben kendi örnekliğimde ve hayat tecrübem içerisinde buna şahidim. Bir parti hareketi ile özdeşleşme veya orgenik anlamda bir partinin çatısı altında çalışma durumunda değilim. Bundan o parti de zarar görebilir. Ne de olsa, bizlerin elinde "bugün bunu yapar, yarın öbürünü yapar" yazılı bir "deli raporu" var.

selamunaleyküm abi hoşgeldiniz. Bende tam milli görüş ile ilgili soru sormayı düşünüyordum. velfecr.com da Numan Kurtulmuş haberlerini görüyorum. Bu parti ve harekete yakınlığınız sadece kudus davasında bebeği yedirecek bir ana olmasından mı kaynaklanıyor yoksa başka sebeplerde var mı? seçimlerde dedesteklenebilecek bir parti olduğunu düşünüyor musunuz? Numan Kurtulmuş yakın bir zamanda Anıtkabiri ziyaret etti ve Anıtkabir :Özel Defterine; "Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Saadet Partisi Yöneticileri ile birlikte huzurundayız. Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu, hiçbir ayrıcalık ve ayrımcılığın bulunmadığı, özgürlük, adalet ve refahın milletimizin her ferdi için sağlandığı, öncü ve güçlü bir Türkiye için çalışacağız. İçimizde Yeniden Büyük Türkiye'yi bir an evvel kurabilmenin arzu ve heyecanı var. Rehberimiz, İstiklal Mücadelesi'nde ortaya konulan azim ve inanç olacaktır. Ruhun şad olsun!" yazdı.
2. sorum ise cezaevinde uzanca kalmanızdan dolayı cezaevi şartlarını sormak istiyorum. Müslümanlara oralarda nasıl davranılıyor? Oraya gidebilecek bizleri neler bekliyor
3.sorum ise kudusyolu.com sitesine uzun zamandır ulaşamıyoruz, acaba neden? tekrar ne zaman ulaşabiliriz bir bilginiz varsa paylaşır mısınız? Bu soru tam sizinle ilgili değil ama belki bir bilginiz vardır sonuçta onlarda özgür kudüs sloganıyla hareket ediyorlar.
Şimdiden teşekkürler

Halil İncekara, Eynesil/Giresun

« Son Düzenleme: 03 Aralık 2008, 07:54:07 ÖS 19 Gönderen: hattabhamza » Logged

Kan; Toprağın, Ter; Ekmeğin, Gözyaşı; Yüreğin Bereketidir...
03 Aralık 2008, 09:25:32 ÖS 21
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #23 :»

Cevaplar çok doyurucu Allah Razı Olsun abi.
sadece bir noktada değil bütüncül olarak bir çok konuda bize ışık verebilecek bir bakış açısı çiziyorsunuz.
Kendi adıma çok faydalandım.
sessiz takipcilerin özelden bana (bize ) tepkileri de çok olumlu. Faydalandıklarını güzel ve dualı cümlelerle ifade ediyorlar..

Abi,
  Filistinden gelen haberleri bize ulaştıran çok fazla (sağlam) seçeneğimiz yok.
bendeniz isra haberi takip ediyorum.
gözlemlediğim kadarıyla; ölmüş-parçalanmış cesetler yok. şehit haberleri, direnişi destekleyen açıklamalar, ve müslüman kimliği altına sığınıp israile yardım eden simaların deşifresi vs. ler var.
(benim anladığım) süregelen psikolojik savaşta parçalanmış cesetlerin müslümanları yılgınlığa düşürdüğü.
kısacası isra haber gibi duyarlı sitelerde böylesi acı görüntüler yok ama gruplardan gelen postalarda özellikle böyle görüntüler çok çok fazla..

sadece filistin değil çeçenistan-afganistan (özellikle) bosnadan böyle fotoğraflar çok geldi.

sanki mazlumluğu kutsamışız gibi bir hava mı var?
mazlum olmayı kabullendiriliyormuyuz?

siz neler söyleyeceksiniz?
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
03 Aralık 2008, 09:30:28 ÖS 21
Üye Bilgileri
narcicegi
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1748
Nerden:

Offline
« Yanıtla #24 :»

İzninizle ben biraz farklı alanlarda da soru sormak istiyorum:

1-Düşünce yapınızın oluşumda sizi etkileyen tarihi kişilikler,dünya ve ahiret hayatınızdaki yüryüşünüzde,müslüman duruşunuza katkıda bulunan İslam büyükleri  kimlerdir?,

2-Uzun bir hapis hayatınız olduğundan çok kitap okuduğunuzu düşünüyorum.En severek beğenerek kimleri, neleri okursunuz?

3-Sinemaya ilgi duyar mısınız? İslami içerikli sinemanın müslümanlara katkısı olacağını düşünür müsünüz?
Logged
03 Aralık 2008, 09:46:33 ÖS 21
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #25 :»

Selamun aleykum


Son günlerde islami yardım kuruluşlarının başına gelen olaylar (deniz feneri) yüzünden
müslümanların yardım etme,dayanışma duygularının zedelenmesi söz konusu oldu...

Bu konuda neler söylemek istersiniz?



Bende tam milli görüş ile ilgili soru sormayı düşünüyordum. velfecr.com da Numan Kurtulmuş haberlerini görüyorum. Bu parti ve harekete yakınlığınız sadece kudus davasında bebeği yedirecek bir ana olmasından mı kaynaklanıyor yoksa başka sebeplerde var mı? seçimlerde dedesteklenebilecek bir parti olduğunu düşünüyor musunuz?


Deniz Feneri olayı, kuşkusuz ki kamuoyunda olumsuz izler ve etkiler bıraktı. Ancak, Filistin veya başka yerlere yardım ulaştırma noktasında her zaman için emin kanallar bulunduğu için sorumluluğunun bilincinde olan müslümanlar yardımlarına devam ediyorlar.

Velfecr'de çıkan Numan Kurtulmuş haberleri ve Saadet Partisi konusuna gelince.

Benim Numan Kurtulmuş'a hüsnü zannım vadır. Bu Hüsnü zannımın dayanakları da vardır. Yeni bir süreç sözkonusudur. İnşaallah bu süreç, müslümanlar için hayırlara vesile olur. Ben bir parti hareketinin organik bir parçası değilim, niçin olmadığımı ve olamayacağımı da açıklamaya çalışmıştım. Belirttiğim sebeplerden dolayı Milli Görüş hareketinin başarısını diliyorum, bunun için katkı sunabileceğim her ne olursa onu da yaparım inşallah...

Halil kardeşim,

Giresun'dan yazdığınızı belirtiyorsunuz. Giresun deyince, Piraziz'de medfun olan Hafız Muharrem adlı, İskilipli Atıf Efendi'nin davasıyla birlikte İstiklal mahkemelerinde yargılanıp idam edilen İslam alimi aklıma geliyor. Bir arkadaşımızın da dedesi oluyordu. kabrini ziyaret etmiştim. Bu şehid alimin özelde biz karadenizliler üzerinde çok hakkı var. Bunun gibi nice alimlerimiz var darağaçlarına çıkmış. İslam'ın hükümlerini ve mukaddesatını savunduğu için..

Bir şairin şiirinde denildiği gibi: "sen oradan kıracaksın zincirleri, ben buradan. Bir gün kavuşacak ellerimiz. Her şey mutlak bir için..."

Halil kardeşim, hemşehrim, hadi gel kıralım şu zincirlerimizi....

Geçenlerde Rize'den bir dostumuz aramıştı. Ona şunu demiştim, ya bizim Karadeniz'e ne oldu? Ne ses veriyor ne seda. Gazze için yapılabilecek bir şey yok mu? On kişi bile mi bir araya gelemeyeceğiz.

Halil kardeşim, senden rica ediyorum, Giresun, Ordu, Trabzon, Rize Artvin, şu sahil boyu vilayetlerimizde siyonistlere karşı bir sesimizi yükseltelim. Biz karadenizliler karalaştık gitti, yüzümüze biraz ak vuralım inşallah...

Son olarak şunu yazayım burada....

CUMA GÜNÜ İSTANBUL FATİH POSTANESİ ÖNÜNDE GAZZE İÇİN BULUŞMAK ÜZERE

Gazze'ye uygulanan insanlık dışı ambargo ve Filistinlilere karşı gerçekleştirilen ihanetleri protesto etmek, Gazze'deki kardeşlerimizin yalnız kalmadığını göstermek ve haykırmak için Cuma Günü İstanbul Fatih postanesi önünde saat 13:00'de toplanıp Saraçhane parkına yürünülecek ve orada kitlesel bir basın açıklaması yapılacak.

İslami sivil toplum örgütlerinin ortak organizesi ile "Filistin Dostları" adı altında düzenlenecek olan bu programa bütün kardeşlerimizin katılmasını özellikle rica ediyoruz...

Hani bir Çin atasözü vardır ya: "Karanlığa sövmektense bir mum yak!"

Site yönetimine teşekkürler!


İnşallah bir nebze olsun hayırlara vesile olduğunu umduğumuz bu sohbetimize burada son verirken, bu zemini hazırlayan site yönetimine teşekkürlerimi sunuyorum. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun. Allah'ın rahmet ve bereketi, lütuf ve esenliği üzerinize olsun...
Logged
04 Aralık 2008, 08:48:34 ÖÖ 08
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3670
Nerden:

Offline
« Yanıtla #26 :»

Aziz ve Muhterem Nurettin Abi ..
Sanırım geç kaldım veda faslına geçmişsiniz ..
Üzgünüm yetişemedigim için ama inş. geldiginizde görür ve cevaplarsınız ...
Herşeyden önce biz gençlere değer verip burada sorularımızı cevapladıgınız için teşekkür ederim ...
Belki sizler için yogun gündeminizde , işinizden , çevrenizden , ailelerinizden çalıpta bizlere verdiginiz emekler , zahmetler ama ..
Bizler için düşüncelerimize ortak ettigimiz degerli anlar ...
Tüm emekleriniz için Allah Razı olsun ..
Benim soruma gelince ..


1- Filistin sorununda çözüm sizce nedir ?
İsrailin işgal ettigi topraklardan atılması çözümmüdür ?

2- Filistin davasının bu hale gelmesindeki ana hatalar nedir ? kimlere aittir ?

3- Filistin davasının özel olarak  Türk kamoyunda , genel olarakda tüm İslam çografyasında gerekli yankıyı gördügüne inanıyormusunuz ?
İnanıyorsanız, sizi tatmin eden yankı nedir ?
İnanmıyorsanız bunu sadece müslümanın gafleti olarak açıklayabilirmiyiz ?

4- Türkiye şartlarında İslami mücadele aşamaları , araçları , dönemeçleri nelerdir ?
Mücadelemize nereden , hangi sıra , hangi şekil ve usulda başlamalı ve yürütmeliyiz ?


Umarım tekrar gelirsiniz ...
Cidden sizden bu soruların cevabını almak beni çok mutlu edecek ve aydınlatacaktır ..

Selamlarımla ...
Ozanca ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
04 Aralık 2008, 11:36:28 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
SUHAYB
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 53
Nerden:

Offline
« Yanıtla #27 :»

Alıntı
Bu sahne beni epey kahırlandırmıştı. Bu bizim gerçeklerimizden biriydi. Halen de öyle.. Şimdi internet sitelerinde sanal alemde değişik vesilelerle öylesi "mücahid" ve "kahraman"larla karşılaşıyoruz ki, sanıyoruz bu ülkede kendisini İslam için feda etmeye hazır şehadet sevdalısı binlerce müslüman var. Ama o müslümanlar sadece "sanal" alemde var ve ne yazik ki er meydanları her zamanki gibi boş...

Bu kadar ümitsizliği sizlere yakıştıramıyoruz. Ayrıca bizler, insanların, müslümanların Allah ile olan rabıtalarını ölçebilecek durumda olmadığımız için, hal ve gidişatın tayin edeceği durumlarda, şehadete gözünü kırpmadan gidebilecek kahramanların olmadığını varsaymak ümitsiz ve haksız bir yargı olmaz mı? Gerçekten böyle insanlar var ise onlara karşı haksızlık etmiş olmazmıyız?

Yeryüzünün en azılı İslam düşmanı İsrail ile çeşitli vesilelerle gizli toplantılar, hükümetlerde açık anlaşmalar yapanlar hakkındaki temkinli yaklaşımların sorumluluk getireceğini söylerken, Allahın dini için ne yapılması gerekiyorsa yapmaktan geri durmayan insanların olmadıklarını söylemek sorumluluk gerektirmez mi?
Logged
04 Aralık 2008, 11:41:16 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #28 :»

Selamun aleykum

1-Düşünce yapınızın oluşumda sizi etkileyen tarihi kişilikler,dünya ve ahiret hayatınızdaki yüryüşünüzde, müslüman duruşunuza katkıda bulunan İslam büyükleri kimlerdir?

2-Uzun bir hapis hayatınız olduğundan çok kitap okuduğunuzu düşünüyorum. En severek beğenerek kimleri, neleri okursunuz?

3-Sinemaya ilgi duyar mısınız? İslami içerikli sinemanın müslümanlara katkısı olacağını düşünür müsünüz?



Değerli kardeşim

Sırasıyla belirtecek olursak:

Önclikle 12 Eylül 1980 öncesinde İslami faaliyetler içine katıldığımızda doğal olarak İslami kişiliğimizin oluşumunda etki eden ilk şahıs, lider, Necmeddin Erbakan Hoca'dır. Değişik vesilelerle ifade ettiğim gibi, özellikle siyonizme karşı mücadele konusunda ilk bilincimiz Necmeddin Erbakan Hoca'nın bizlere öğrettikleriyle olmuştur. Bu vesileyle kendisine minnetlerimi sunuyor, Allah Subhanehu ve Teala'dan sağlık ve esenlikler diliyorum.

İkinci olarak, Şehid Metin Yüksel bizim için örnek bir mücadeleci lider olmuştur. Türkiye İslami gençliğinin onun şahsiyetinden ve mücadelesinden, yiğitliğinden, cesaretinden öğreneceği çok şey vardır. Kendisiyle çok az bir diyaloğum olmasına karşın bana söylediği bir kaç cümle benim hayatımda bitmeyen bir enerji, moral ve dinamizm kaynağı olmuştur.

Üçüncü olarak, İran'da İslam İnkılabı'nın gerçekleşmesiyle İslam Ümmeti'nin üzerindeki kara kabusu kaldıran İmam Humeyni ve onun dava arkadaşları Hamenei, Behişti, Mutahhari, Recai ve diğer inkılab liderlerleri ve bunların yanısıra Ali Şeriati, fikir ve mücadele hayatımızda büyük etkiler yapmış ve izler bırakmıştır.

Lübnan'da İslami direnişin, Hizbullah'ın ortaya çıkmasıyla Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah ve Seyyid Abbas Musavi ve ardından da Seyyid Hasan Nasrallah bizim için bir meşale olmuştur.

Filistin'de intifadanın başlamasıyla birlikte, Şehid Fethi Şikaki, Şehid Ahmed Yasin ve onlarla birlikte dğer direniş liderleri bir yıldız gibi ufkumuzu aydınlatmıştır.

İslami düşüncemizin temelinde ve islami kimliğimizin oluşumunda benim için ilk kaynak Şehid Seyyid Kutub, Şehid İmam Hasan el Benna ve Allame Mevdudi olmuştur.

Ülkemizde Şehid Şeyh Said, Üstad Bediüzzaman da hem mücadelesi hem de irşadıyla bize ışık saçmıştır.

Zihin ve yürek dünyamızda bu şahsiyetler bir harman gibi durmakta, bizleri aydınlatmakta ve geleceğimize ışık tutmaktadırlar.

Cezaevi dönemi kitap okumak için iyi bir frsat ama, doğrusu ben fazla kitap okuyamadım. Daha çok Kur'an kavramları üzerine arıştırmalarımız ve çalışmalarımız oldu. Bunun yanısıra bölüm bölüm okuduğumuz kitaplar da oldu.

Sinema konusunda ilgim az. İslami sinemanın yokluğundan dolayı, 1979 yılında Lanet filmi'nin galasına gittiğimizde sık sık tekbir getirmiştik.
« Son Düzenleme: 04 Aralık 2008, 11:43:42 ÖÖ 11 Gönderen: Ali Ammar » Logged
04 Aralık 2008, 12:05:57 ÖS 12
Üye Bilgileri
Ali Ammar
nureddin şirin
Üye
*

Mesaj Sayısı: 12
Nerden:

Offline
« Yanıtla #29 :»

Selamun aleykum

1- Filistin sorununda çözüm sizce nedir ?
İsrailin işgal ettigi topraklardan atılması çözümmüdür ?

2- Filistin davasının bu hale gelmesindeki ana hatalar nedir ? kimlere aittir ?

3- Filistin davasının özel olarak Türk kamoyunda, genel olarakda tüm İslam çografyasında gerekli yankıyı gördügüne inanıyormusunuz ? İnanıyorsanız, sizi tatmin eden yankı nedir ?
İnanmıyorsanız bunu sadece müslümanın gafleti olarak açıklayabilirmiyiz ?

4- Türkiye şartlarında İslami mücadele aşamaları, araçları, dönemeçleri nelerdir ?
Mücadelemize nereden, hangi sıra, hangi şekil ve usulda başlamalı ve yürütmeliyiz ?


Değerli kardeşim

Filistin sorunun çözümünde çözümü en kısa şekilde ifade decek olursak: "çözüm Kudüs bilinci, islami vahdet, fedakarlık, direniş ve şehadettir" diyebiliriz.

Her direnişin dayandığı fikri ve akidevi bir temel vardır. nasıl ki "iman" "salih amel" ile birlikte bir anlam taşırsa, Kudüs davasının fikri, akidevi temelleri ile bu uğurda verilen mücadele arasında ayrılmaz bir bağ vardır. Dolayısıyla bir kuşun iki kanadı misali, her noktayı canlı tutmamız gerekir. Bunun için hem enformasyon, hem kültürel faaliyet hem de cihad "olmazsa olmaz"lardandır.

Siyonist rejimin işgal ettiği topraklardan atılması demek, bu siyonist varlığın bütünüyle ortadan kaldırılması demektir. İnşallah bunun gerçekleşmesi de uzak değlidir. Bgün dünya müslümanlarının esenliğinin önündeki en büyük engel siyonzmdir. Ancak siyonizm denilince sadece Filistin topraklarındaki işgal rejimini kastetmiyoruz. Siyonizm Filistin topraklarında olduğu gibi, Avrupa'da, Amerika'dadır. Siyonizm islam dünyanın bir çok yerindedir. İstanbul'dadır, Ankara'dadır.

Siyonizm, İslam'a saldırganlığın kumanda masası, beyni ve lokomotifidir. İslam'a saldırganlık bütür yeryzünden kaldırılıncaya kadar da siyonizm var olmaya devam edecektir. O halde biz de deriz ki: "siyonizm var oldukça biz de var olacağız, biz var oldukça da mücadelemiz devam edecektir"

Filistin davasının bu noktaya gelmesindeki ana hatalar, Osmanlı'nın yıkılışından sonra İslam ümmetinin içinne düştüğü ayrılıklar, ulusalcı sapmalar, siyasi gaflet ve İslami mukaddesatı savunma noktasındaki duyarsızlıktır.

Ama tarih yeni baştan yazılmaktadır. siyonist rejimin 60. yılında, bu rejimin 60 yıl daha dğil, 6 yıl daha yaşamayacağına olan ümidimiz perçinleşmiştir.

Değerli kardeşim, son sorunuz birkaç cümle ama, buna cevap verebilmek o kadar kolay olmasa gerek.

Bu sorunuzu en kısa şekilde cevaplandıracak olursak:

Önclikle Türkiye'dek İslami mücadeleyi ümmetimizin gerçekliğinden, geldiği aşamadan, elde ettiği kazanımlardan ve karşı karşıya kaldığı teml dönüm noktalarından ayrı düşünemeyiz.

Dünyanın hem kendi, hem de güneş etrafında dönmesi misali bizler de Türkiyeli müslümanlar olarak hem yerel durumda hem de Ümmet gerçekliği etrafında sorumluluklarımızı ifa etme durumundayız: biri diğerini nakzetmez. Bazen öncelikler değişebilir ama, her halükarda bu iki dinamizmi, aksiyonu birlikte yaşama durumundayız.

Buradan hareketle, bir zaman gelir emr-i bil maruf, bir zaman gelir nehy-i anil münker sorumluluklarıyla karşı karşıya kalırız. Bir gün yazar ve konuşur, bir gün yürür ve ileri atılırız. Dolayısıyla, önceden belirlenmiş dakik bir programımız ve bu programa göre, aşamalı çalışmalarımız olmaz. Bir tarafı kaldırırken öbür tarafı indirmemeliyiz. Her iki tarfın da hakkını verebilmeliyiz.

"tevhid, ümmet, vahdet, özgürlük, adalet, direniş" kavramları pusulamız olduğunuda, yolumuzu bulur istikamet üzere olabiliriz...

Çok kestirme ve dolaylı bir cevap oldu belki ama, sorunuzun bazı noktaları biraz olsun ayan olmuştur inşallah...

selamlar.



Logged
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.117 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu