DİYANETTEN SKANDAL YORUM!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler (Moderatör: Yonetim) > DİYANETTEN SKANDAL YORUM!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: DİYANETTEN SKANDAL YORUM!  (Okunma Sayısı 1029 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
18 Kasım 2008, 01:08:24 ÖS 13
Üye Bilgileri
...MuVaHHiD...
Sabredenleri müjdele !
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 194
Nerden: iSTaNBuL

WWW Offline
« :»

Peygamberin yasakladığı uygulamaya Diyanet'ten izin geldi. Diyanet işlernin skandal yorumu bakın hangi konuda?

Diyanet'in yeni hazırlattığı Kur'an tefsiriyle birlikte "muta" tartışmaları yeniden alevlendi. Hazreti Muhammed'in yasakladığı muta nikakı Diyanet'e göre caiz...

PARA KARŞILIĞI NİKAH

İslam tarihi boyunca Şii ve Sünni din alimleri arasında en hararetli tartışma konularından biri olan “muta nikâhı,” Diyanet Vakfı’nın İslam Ansiklopedisi’nde ve başka kaynaklarda, özetle “kadın ve erkek arasında belli bir maddi bedelle, belli bir süre için yapılan bir tür geçici evlilik olarak” tanımlanıyor.

HZ. MUHAMMED YASAKLADI, DİYANETE GÖRE CAİZ

Hz. Muhammed döneminde yasaklandığı gerekçesiyle bugüne kadar hiçbir Sünni din adamı mutaya cevaz vermedi veya serbest olduğuna ilişkin üzerinde uzlaşılan bir çalışmaya imza atmadı.

Ancak Türkiye’nin en yetkili dini otoritesi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) bir grup ilahiyatçıya hazırlattığı “Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir” adlı çalışma, mutayı yeniden tartışma konusu haline getirdi.

Kitapta, “Ehl-i Sünnet’e mensup âlimlerden ve özellikle sahabeden bazılarına göre müt’a nikâhı caizdir, onu Hz. Peygamber değil ikinci halife yasaklamıştır” (İlk baskının ikinci cildi, 32 ile 34’üncü sayfalar) denmesi mutaya izin verildiği yorumlarına yol açtı. Daha da ilginç olanı ise, bu ifadelerin 2. ve 3. baskılarda bulunmaması. Bu arada, sonraki baskılarda muta konusunda değişiklik yapılmasına rağmen ilk baskı da toplatılmadı.

MEHİRLERİNİ (ÜCRET) VERİN HELAL OLSUN

Din İşleri Yüksek Kurulu, Ocak 2001’de yeni ve daha anlaşılır bir Kuran meali ve tefsiri hazırlamaya karar verdi. Ardından tanınmış dört ilahiyatçı profesör Hayrettin Karaman, Mustafa Çağrıcı, İbrahim Kafi Dönmez ve Sadrettin Gümüş bu iş için görevlendirildi. Sonuçta beş ciltlik kitabın ilk baskısı DİB Dini Yayınlar Dairesi tarafından 2005’te yayımlandı ve kısa sürede tükendi. Bu ilk baskıda Nisa suresi 24’üncü ayetin geniş bir tefsirine (detaylı yorum) yer verildi. DİB’in internet sitesindeki Kuran-ı Kerim mealinde bu ayet ele alınırken “Savaş esiri olarak sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (nikâhlanmanıza)  karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur” deniliyor. Mehir, Türkçe’de ücret anlamına geliyor.

BAZI SAHABELERE GÖRE CAİZDİR

Kitapta bu ayetten hareketle, “muta nikâhının en azından İslâm’ın ilk yıllarında uygulandığının ve içtihatlara (din adamlarının ortak görüşü) dayanılarak bazı mezheplere (Şia mezhebi gibi) göre halen geçerli olduğunun” altı çiziliyordu. Kitabın, “İhtiyaç bulunduğu için müt’a nikâhının bir müddet mubah kılındığı konusunda ittifak vardır” denen ilgili bölümünde “Ehl-i sünnete mensup âlimlerden ve özellikle sahabeden bazılarına göre müt’a nikâhı caizdir, onu Hz. Peygamber değil ikinci halife yasaklamıştır.
Logged

Nefsin elinden kaçarken yırtılmaktır aşk !Ve tadını en iyi Yusuf'un gömleği bilir !
18 Kasım 2008, 01:10:01 ÖS 13
Üye Bilgileri
...MuVaHHiD...
Sabredenleri müjdele !
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 194
Nerden: iSTaNBuL

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

DİYANET SESSİZ
Sessiz sedasız geçiştirilen bu değişikliğin nedenini hem sözlü hem de yazılı olarak sorduğumuz DİB yetkilileri, “konuyla ilgili sözlü bir açıklama yapmak istemediklerini” belirtiyor. Ancak kurum, ilgili bölümüne gönderdiğimiz sorularımıza derginin baskıya girilmesine kadar yazılı bir açıklama yapmadı. “Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir” adlı çalışmada imzası bulunan ilahiyatçılardan ulaşabildiğimiz iki isim birbirinden farklı açıklamalarda bulunuyor. “Dört kişilik yazar heyeti adına açıklamada bulunduğunu” söyleyen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi İbrahim Kafi Dönmez, “İlk baskıda yer alan ifadelerden müt’aya izin verildiği anlamının çıkartılmaması gerektiğini” belirtiyor. Dönmez, “Muta hakkında ilk baskıdaki bilgilerin zihin karıştırıcı olduğu ve yanlış anlamalara yol açabileceği eleştirileri karşısında konunun yeniden ele alındığını ve heyetçe uygun görülen değişikliğin yapıldığını” söylüyor.
Soruları telefonla yanıtlayan ve halen İstanbul Müftülüğü görevini yürüten Mustafa Çağrıcı ise “değişikliğin, ilk yorumun mutaya ruhsat anlamı taşıdığından ötürü yapıldığını” kabul ediyor. “Muta uygulamasının tamamıyla Şii mezhebine ve İran’a özgü olduğunu” savunan Çağrıcı, “Evlilik sürekli bir kurumdur. Dolayısıyla muta Sünni âlimlere göre ehl-i sünnet tarafından yapılamaz. Yapıldığı takdirde günah işlenmiş olur” sözleriyle çalışma arkadaşından farklı düşündüğünü ortaya koyuyor. Çağrıcı’nın verdiği bilgiye göre kitabın satış rakamı ise 140 bin (Diyanet’ten bu konuda da bir açıklama gelmedi).
 
guncel haber
Logged

Nefsin elinden kaçarken yırtılmaktır aşk !Ve tadını en iyi Yusuf'un gömleği bilir !
18 Kasım 2008, 01:27:34 ÖS 13
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4230
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #2 :»

Cihan Aktaş'a göre, Şia fıkhında geçerli olan Mut'a nikahına İran'da zor yol bulunurken, Türkiye'de bu uygulama genişliyor.


devamı için..


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
18 Kasım 2008, 01:43:59 ÖS 13
Üye Bilgileri
...MuVaHHiD...
Sabredenleri müjdele !
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 194
Nerden: iSTaNBuL

WWW Offline
« Yanıtla #3 :»

Dikkatle incelendiğinde Allah nikah akdinin iki taraflı olarak Yani;
1 Evlenmeyi düzenleyen ayetler
2 Boşanmayı düzenleyen ayetler ile evlilik kurumunu kuvvetlendirmiştir....

Muta nikahında hadisede evlenme ve boşanma ile alakalı olarak evlenme yönü ele alınıyor ancak boşanma yönü gözden kaçırılarak
konu saptırılmaktadır....

Bu konuda gerek erkekler gerekse bayanlar ve aile büyükleri çocuklarına evlenme akdindine ailenin haberdar edilmesi hadisini evlerinde işlemeli ve aileden habersiz nikah olmayacağını anlatmalılar....

Kaldı ki Ülkemizde yasak olan dini nikah İSLAM HUKUKUNA GÖRE NİKAH Yasak olduğuna göre diyanet bu konuda önce kendi eksiğini görmeli ve yasaklanmış konuda fetva verirken iyice düşünmelidir....
Logged

Nefsin elinden kaçarken yırtılmaktır aşk !Ve tadını en iyi Yusuf'un gömleği bilir !
18 Kasım 2008, 10:56:26 ÖS 22
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #4 :»


bu sefer dilim şişsede susacağım.
yoksa ayıp konuşacam......
Logged
19 Kasım 2008, 09:03:35 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #5 :»


bu sefer dilim şişsede susacağım.
yoksa ayıp konuşacam......


Konuş Azizim Konuş ...
Sakin konuş ama ...
Nikah ki sanırım ciddi anlam kayması yaşadıgımız konulardan biri ...
Modernizm nasıl bir evlilik ve aile profili çiziyorsa bizim muhitte yavaş yavaş buna adapte oldu cıktı ...
Tek eşlilik , Resmi nikah vs konuları kraldan çok kralcı edasıyla modernize edildi ...
Kaç tane Muta vakkasıyla karşılaşıyoruz bilmiyorum ama bir yıgın nikahsız birliktelikle karşılaştıgımız kesin ...
Mutada ön plana çıkartılan sanki bir ücrete mukabil yapılan evlilik gibi gösteriliyorsada ..
Normal bir nikahtada mihir yani ücret söz konusudur ..
Muta ile normal nikahı ayıran en belirgin özellik ...
Biri süresiz digeri süreli olması ...
Süreli olsada kayıt altına alınan bir nikah ...
Süresiz ama nikahsız bir birliktelikten benim nazarımda daha iyidir ...

Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
19 Kasım 2008, 11:14:57 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1315
Nerden:

Offline
« Yanıtla #6 :»

Alıntı
Süresiz ama nikahsız bir birliktelikten benim nazarımda daha iyidir ...

burada ehven-i şer tartışılmıyor ama...
işte bu bakış açısı ile en kötüsü olacağına bari bu nikah olsun diyerek olay kabul görmeye başlıyor...

başlığı görünce vayy be açıkca caiz mi dediler dedim.
ismi geçen hocalar yoruma açık cümleler kullanmış ama kimse üzeine alınmıyor alınmaz da
Alıntı
Kitapta, “Ehl-i Sünnet’e mensup âlimlerden ve özellikle sahabeden bazılarına göre müt’a nikâhı caizdir, onu Hz. Peygamber değil ikinci halife yasaklamıştır” (İlk baskının ikinci cildi, 32 ile 34’üncü sayfalar) denmesi mutaya izin verildiği yorumlarına yol açtı.
Alıntı
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi İbrahim Kafi Dönmez, “İlk baskıda yer alan ifadelerden müt’aya izin verildiği anlamının çıkartılmaması gerektiğini” belirtiyor.

Alıntı
Çağrıcı, “Evlilik sürekli bir kurumdur. Dolayısıyla muta Sünni âlimlere göre ehl-i sünnet tarafından yapılamaz. Yapıldığı takdirde günah işlenmiş olur” sözleriyle çalışma arkadaşından farklı düşündüğünü ortaya koyuyor.

Alıntı
hayrettin karaman
Sünnî fıkıh mezhebleri, ittifakla Mut'a nikahının caiz olmadığı önceki ruhsat ve izinlerin sonradan ebedî olarak kaldırıldığı, neshedildiği hükmünü benimsemişlerdir.
ee o zaman iş garibim Sadrettin Gümüşün başına kaldı




Logged
19 Kasım 2008, 09:28:35 ÖS 21
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #7 :»

Alıntı
ozanca
Kaç tane Muta vakkasıyla karşılaşıyoruz bilmiyorum ama bir yıgın nikahsız birliktelikle karşılaştıgımız kesin .....
.............Süresiz ama nikahsız bir birliktelikten benim nazarımda daha iyidir ...


öncelikle şu nikahsız yaşamak ile muta nikahı konularını karıştırmayalım...
biz, müminler için değerlendirme yapıyoruz ve müminim diyen insanın değil hayatında; söyleminde bile nikahsız yaşamak diye bir kavram olamaz. haa ben hayvanım diyorsa devam edebilir. zaten onunda dini imanı olmaz.


Alıntı
ozanca
Mutada ön plana çıkartılan sanki bir ücrete mukabil yapılan evlilik gibi gösteriliyorsada ..
Normal bir nikahtada mihir yani ücret söz konusudur ..Muta ile normal nikahı ayıran en belirgin özellik ...
Biri süresiz digeri süreli olması ...Süreli olsada kayıt altına alınan bir nikah ...


evet haklısın mut'a da önemli olan husus ücret değil süredir. amaç da menfaattir.
mehir ise ücret değildir güvence akçesidir.

(ben dilimi ısırmaya devam edeyim kötü konuşmayayım; ozanca msn'e gel ordan devam edeyim sana Smiley )

mut'a nikahı hile-i şeriyyedir.

burada şu soru karşımıza çıkıyor : hile-i şeriyye nedir ve caizmidir ?

en basit tanımı ile şer'i kanunların açıklarından yararlanılarak haram olan konularda serbestlik sağlanmasıdır.

yani ? allahın koyduğu yasakları delmek için allahı kandırmanın hukukii tabiri.

pekiyi allah ne diyor ?

araf 163
   Ey Muhammed ! Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.

bakara 65-66
      Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar olun" demiştik.     
    Biz bunu, hem onu görenlere, hem de sonra geleceklere bir ibret ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara da bir öğüt kıldık.


cumartesi yasağını bilirsiniz;

allah cumartesi balık tutmayı yasaklıyor diğer günler serbest. ama işe bakın ki diğer günler balık gelmiyor ama cumartesi balık ganii... uyanık yahudiler hile-i şeriyye yapıyorlar cuma günü oltalarını aglarını atıyorlar denize cumartesi hiç ellemiyorlar pazar oluca topluyorlar ağları. ve cumartesi balıklarını yakalıyorlar.

Alıntı
MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”)
Maymunlaşma Sebebi: Hîle-i Şer’iyye Denilen “Hîle-i Şerriyye”

.......İman, insanın ilâhî emir ve yasakları yüzeysel bir şekilcilikle değil; fikrî, rûhî ve amelî boyutlarıyla derin bir teslimiyet ve itaat bilinci içinde karşılaması gerektirir. Düşünceyi şekilcilikle tasmalamaya çalışmak, itaate dayalı hedefleri açısından düşünceyi düşünce adıyla oyuncak haline sokmaktır. Allah, cumartesi eylemini, verilen söze aykırı bir hareket saymıştır. Halbuki onlar emrin, şeklî ve harfî manasına karşı gelmemişlerdi. Çünkü onlardan istenen, cumartesi günü avlanmamalarıydı ve onlar, bu emre güya karşı çıkmamışlardı. Onu şeklen uygulamışlardı. Fakat onlar, cumartesi günündeki bu avlanmanın neticesini dolaylı bir yolla elde etmenin hilesini bulmuşlardı. İşte bundan dolayı dünyevî ve uhrevî cezaya çarptırılmışlardı.

Çünkü emir ve yasaklara, zâhiren şekilsel olarak uyuyor görüntüsü verip ilâhî emirlere hileyle yaklaşmak, aslında itaatin içeriğini tersyüz edip isyan etmek olduğu gibi, alay anlamı da taşır. Emir ve yasakla ve hatta o hükmü koyan ile dalga geçmek ve onu hafife almak demektir. Sanki Allah’ın, kalplerden geçeni, niyetleri, emredilen hükümdeki hedeflerin saptırıldığını dahil her şeyi bildiğine inanmamak, onun kandırılabileceğini vehmetmektir.

Bütün bu tavırlar, üzülerek belirtelim ki İslâm tarihinde, bazı geleneksel din ve fıkıh yorumunda ve günümüz müslümanlarında da ortaya çıkmaktadır. “Hîle-i şer’iyye” yani, “şeriat’e uygun (!) hile” diye isimlendirilen bu şeytanî anlayış, aslında “hile-i şerriyye” (büyük şer ve kötülüğe sebep olan hile)dir. “Hîle-i şer’iyye” yi câiz görenler, “hîle”nin anlamını çare, çözüm, beceriklilik, çıkış yolu manasında kullandıklarını belirtirler. “Hîle”nin asıl anlamı, başkasını kurnazca aldatmak, yanıltıp kandırmak, sahtekârlık, düzenbazlıktır. İslâm tarihinde ve fıkhî tartışmalarda “hulle” ve “iyne satışı” gibi konularda daha çok görülür, yemin ve talâk konularında çok geniş bir alana yayılarak, hîleden (hîleye sıcak bakan bazı kimselerin daha çok bu konulardaki fetvâlarından) yararlanılır. Kanuna, şeriate karşı hilenin üç unsuru vardır. a) Yapılan muâmelenin şekil bakımından kusursuz ve hukuka uygun olması, b) Kanun koyucunun, şâriin vaz ettiği normun ruhuna ve maksadına aykırı bir sonuç doğurması, c) Hile kasdı.

Meselâ, borç verdiği kişiden faiz almak isteyen bir kimsenin herhangi bir malını ona 1 milyara veresiye satıp, aynı malı 700 milyona peşin satın alması gibi. Burada şekil yönünden hukuka uygun iki alışveriş işlemi arkasına gizlenmiş, alışverişin meşrûiyetinin amacına aykırı bir sonuç (faiz alma) elde edilmiş ve bu muâmele o maksadı gerçekleştirmek üzere yapılmıştır. Bu tür alışverişe “iyne satışı” denir. Peygamberimiz, bu konuda şöyle buyurur: “İnsanlar dînar ve dirhemlerin (küçük ve büyük paranın) peşine düşer, iyne satışı yapar, havancılıkla uğraşır ve Allah yolunda cihadı terk ederlerse, Allah onlara bir belâ indirir ve bu belâyı yeniden dinlerine dönünceye kadar da kaldırmaz.” (Ebû Dâvud, Büyû 54, Melâhim 10; Ahmed bin Hanbel, II/42) Mümkündür ki bu belâ, mesh kavramıyla ifade edilen maymunlaşma belâsıdır.

Bu konudaki bir uygulama örneği, Hz. Âişe’den şöyle nakledilir: Zeyd bin Erkam’ın ümmü veledi olan bir kadın O’na dedi ki: “Ey mü’minlerin annesi, Zeyd’e veresiye sekiz yüz dirheme bir köle sattım. Sonra onu ondan altı yüz dirheme peşin satın aldım.” Hz. Âişe bunun üzerine şöyle dedi: “Ne kötü bir satım, ne kötü bir alım yaptın. Zeyd’e şunu bildir ki, eğer tevbe etmezse Rasûlullah (s.a.s.) ile yaptığı cihadın sevabını kaybetmiş olur.” (Ahmed bin Hanbel, 4/469) Günümüzde özel finans kurumlarının faizden (şeklen) kurtulup, faiz geliri gibi kâr elde etmek için iyne satışına tümüyle benzer şekilde kredi verdiğini biliyoruz. Hîle-i şer’iyye için meşhur ve kesinlikle câiz olmayan bir örnek olan hulle için asr-ı saâdetteki şu olayı biliyoruz: Rifâa el-Kurazî hanımını boşadığında kadın tekrar Rifâa’ya dönebilmek için Abdurrahman bin Zebîr ile nikâhlanınca Rasûlullah onun maksadına işaretle fiilen evlilik hayatı yaşamadıkça eski kocasına dönemeyeceğini ifade etmiştir (Buhârî, Şehâdât 3, Talâk 4; Müslim, Talâk 1-2, 4).

Haram olan bir şeyi, hileli yollarla şeklen ve zâhiren helâl görüntüsü vermenin ve bu şekilde haramları işleme suçunun ve cezasının çok büyük olduğunu, “mesh olayı”nın sebebi olan “cumartesi ashâbı”nın yaklaşımından ve daha dünyadayken başlayan feci cezadan öğreniyoruz. Müslüman, Allah’a, O’nun hükümlerine teslim olan demektir. Bu teslimiyet ve itaat bilinci, insanın ilâhî emir ve yasakları yüzeysel bir şekilcilikle değil; fikrî, rûhî ve amelî boyutlarıyla hükümleri yaşamak ve basit çıkarlarına ters düşse bile gönülden gelen rızâ ile boyun eğmektir.

Bunun aksine, itaatteki ruhu görmezden gelip varsa fetvâları istismar etmek, fetvâsını alsa bile selîm kalbine danışmamak, hileli işlere sarılmak, Allah’ın rızâsını ve cenneti riske atmak demektir. Böyle bir anlayışın dünyadaki cezası mesh değilse bile, en azından Peygamber lisanıyla dünyada üzerine bir belâ indirilmesine ve yeniden dinlerine dönünceye kadar da belânın kaldırılmamasına sebep olacaktır. Mümkün ki, bu inen belâ, mesh olmayacak, insan şekil olarak maymunlaşmayacaktır; ama karakter ve ahlâk yönünden, irâdesi olmayan, sırf midesi için yaşayan zelil ve maskara maymunlara benzeyecektir. Dünyevîleşen, sırf dünya metaını elde etmek ve midelerini doldurmak için Allah’ın emrini oyuncak edinenlerin cezası maymunlaşmaktır. Birtakım dünyevî menfaatler sebebiyle Allah’ın emirlerini geçersiz, gayr-ı meşrû te’villerle yerine getirmeyen, zâhiri/görüntüyü kurtarmakla yetinenlerin âkıbeti, mesholunan bu insanlardan farklı olmayacaktır.


Ahmet KALKAN
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
diğer bir kaynak
Logged
19 Kasım 2008, 09:44:14 ÖS 21
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4230
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #8 :»

bakara 217

nuzülüne bakıldığın da ; orada bir müslümanın haram aylarda bir müşriği öldürdüğü görülür. ve müşrikler bu olayı (yasak delme olayını) müslümanların aleyhine kullanırlar ve ayet nazil olur.
günahtır evet ama daha büyük günah varsa  o küçük günah yapılabilir.

(bu ayeti geçenlerde tefsir ederken gördüm sanki yeni görmüş gibi istişhad eylemleri için de delil olabilir. daha büyük zulum varken...)

dilim yaprak oldu islam hayattır hayat kesin sınırlar kabul etmez asla demez denilemez. (hani insandır başına her şey gelir misali). savaş vardır barış vardır güç vardır zor  vardır imkansız vardır vs..

muta nikahını da bir haram aylarda öldürme ile kıyas yapabilirmiyiz diye düşünüyorum ama elbette bunun istişaresi yetkililerce (ulema) yapılmalı. şu devirde demiyorum her insnaın kendi şartları bir devirdir. bir fıkıh anlayışı gerektirir.
bir bayan olarak içimden yükselen aslaları ise dile getiremeyeceğim çünkü köle hukuku da(bile) kuran da var malesef..

hepsinde öte muta nikahı müslümanlar aleyhine çok kullanıldı islamı lekelemek için hele hele iran denilince birilerinin aklına hep muta nikahı geldi.
ona da cihan abla cevap verdi saolsun..
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
19 Kasım 2008, 10:15:03 ÖS 22
Üye Bilgileri
sülfile
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 416
Nerden:
حركة المقاومة الاسلامية


Offline
« Yanıtla #9 :»

Muta nikahı cahiliye döneminde var olan islam geldikten sonra bir süre durduktan sonra haram kılınan bir eylem tıpkı içki gibi. Süreli ve paralı diyince insanın aklına direk bambaşka şeyler geliyo bu konuda süreli ve paralıyı helal dairesinde düşünmeye kalkarsak hata edilir.
Biz izinsiz çok evliliği günümüzün Tİ-CARİYESİ olarak görürken bu konuya acabalı bakamayız elbetteki. 
Logged

Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!
19 Kasım 2008, 10:25:17 ÖS 22
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #10 :»

Alıntı
Biz izinsiz çok evliliği günümüzün Tİ-CARİYESİ olarak görürken bu konuya acabalı bakamayız elbetteki. 

Merkez merkez anlaşılmadı tamam ..
Parazit var tekrar lütfen ...
Sahi ne demek istediniz burada ...
Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
19 Kasım 2008, 10:55:59 ÖS 22
Üye Bilgileri
sülfile
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 416
Nerden:
حركة المقاومة الاسلامية


Offline
« Yanıtla #11 :»

Aman efenim ne paraziti direk torojen oldum konuya:))

Özgür kadına hurre özgür olmayan cariye denir bilirsiniz. Günümüz özgür kadından yoksun olduğu için toplum cariyeden geçilmez. Pazarda kadın için çığırtkanlık yapanlarla güzellik yarışmalarında, defilelerde, reklamlarda ve orada gördüklerini hayatında uygulayanlarında özgür olup olmadığı tartışılır. Ve bu özgür olmayış para peşinde dolanmayı gerektirince bir zengin beyin ikinci üçüncü eşi olmak sıfatı aslında bir tür ti-cariye lik bir durumdur.

Ya bu konu çok uzun rüzgar ekmek istemiyorum deşme hocam;)


Logged

Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!
19 Kasım 2008, 11:36:46 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #12 :»

Alıntı
serender
bakara 217

nuzülüne bakıldığın da ; orada bir müslümanın haram aylarda bir müşriği öldürdüğü görülür. ve müşrikler bu olayı (yasak delme olayını) müslümanların aleyhine kullanırlar ve ayet nazil olur.
günahtır evet ama daha büyük günah varsa  o küçük günah yapılabilir.


ısss serender. büyük günah varsa küçük günah yapılabilir anlamını nasıl çıkardın onu da ben anlamadım.

bakara 217
Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkar etmek, Mes-cid-i Haram'ın ziyaretine mani olmak ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır. Fitne de adam öldürmekten daha büyük bir günahtır. Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler. Sizden kim, dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da ahirette de boşa gider. Onlar cehennemliktirler ve orada devamlı kalırlar.

şimdi ayeti inceleyelim lütfen allah o ayda adam öldürülebilir mi diyor ? ya da büyük günah var ehh bu küçük günaha göz yumarım mı diyor ?

ben öyle anlamadım. anladığımı yazayım yanlışımı düzeltin lütfen;
allah diyor ki evet o ayda yapılan eylem büyük günahtır ( yani müslümanların yaptığı fiilin suç olduğunu onaylıyor)
ve devam ediyor;
birkaç müslümanın yaptığı günahı kartel medyası gibi vaveyla koparıp manipülasyon yapan sizler esas sizin yaptığını şu şu şu işler o müslümanın yaptığı suçtan daha da büyük suçtur. esas kendinize bakın....!!!

haram ay hakkında :


Alıntı
Haram Aylar ve Nesih
 
 
Muhterem üstadım
Nesh konusundaki yapılan tartışmalar malum ve bu konudaki sizin görüşünüz iki kapağı arasındaki her ne varsa kıyamete kadar geçerlidir ve iki kapağı arasında nesh yoktur .
Benim sorum üstadım haram aylar mevzusu dur içki yasağı vs. tedricilik yasasında izah edilir ama haram aylar la ilgili makul bir izah bulamadım bu konuda sizin yorumunuz ne olur.
Vesselam
Yaratan ve yaşatana emanet olun .rahmetini ve hidayetini üzerinizden/üzerimizden çekip almasın.

13/09/2007

Aziz talib-i ilim,

Haram ayların özü, hac güvenliği idi. Belki ta Hz. ibrahim'e kadar gidiyor idi. Belki de Cahiliyye de hac ibadetinin bölge için hayati önemine binaen güvenlik maksadıyla oluşturulmuş bir icma idi. Tevbe suresi ile bu güvenlik İslam cemaati tarafından garantiye alındı. Haram ay uygulaması da kendiliğinden kadük kalmış oldu. Bu konuda maksadına mebni bir okuma yapmak şarttır. Haram aylar kendi başına bir değer değildir. Bu konuya değinen ayetlerin inşai değil ihbari olması, ilave inşai bir hüküm içermemesi bizim için bir ölçü olmalıdır. Kur'an'ın koymadığı bir uygulamayı klasik nesh teorisi kapsamında değerlendirmek doğru değildir. Zorlamadır. Dikkat buyurunuz: Bir hüküm değil, öteden beri var olan ve Kur'an'ın kucağında bulduğu bir uygulamadan söz ediyoruz. Kur'an bu problemi farklı yollarya çözmüştür. Buradan yola çıkarak alacağımız bir ders var mı?

elbette. O da şu. sosyal ihtiyaçlara binaen oluşturulmuş İslam'ın kırmızı çizgilerini çiğnemeyen gelenekler, o ihtiyaç devam ettiği sürece devam edebilir. O geleneğe ihtiyaç kalmamışsa kaldırılabilir. ihtiyaç sonradan hasıl olmuşsa, konabilir. Çıkaracağımız hükümler de bunlardır. ALLAHU ALEM.

Vesselam. mustafa islamoğlu  Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK

Logged
20 Kasım 2008, 09:08:38 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #13 :»

Aman efenim ne paraziti direk torojen oldum konuya:))

Özgür kadına hurre özgür olmayan cariye denir bilirsiniz. Günümüz özgür kadından yoksun olduğu için toplum cariyeden geçilmez. Pazarda kadın için çığırtkanlık yapanlarla güzellik yarışmalarında, defilelerde, reklamlarda ve orada gördüklerini hayatında uygulayanlarında özgür olup olmadığı tartışılır. Ve bu özgür olmayış para peşinde dolanmayı gerektirince bir zengin beyin ikinci üçüncü eşi olmak sıfatı aslında bir tür ti-cariye lik bir durumdur.

Ya bu konu çok uzun rüzgar ekmek istemiyorum deşme hocam;)




Kamboçyada patatesi tüm kızartıp sonra dogruyorlar daha pratik ...
Konuyla alakası yok olmasınada gerek yok ...

Efendim yapmış oldugunuz mecaz yollu anlatım aslında ama genede gercek olması durumu kabusa dönüşebilir ...
Hafif kadın , ahlaksız kadın , hırslı kadın , aciz kadın vs gibi tamlamalar için genede cariye hukmu vermesek yerinde olur kanaatindeyim ..
Hele hele çok eşlilik konusunda ti-cariye tanımlaması kadınlar açısından bile yerinde bir tanımlama degil gibime geliyor ..
Neyse epey itiraz ettik yeter sanırım Smiley
Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
20 Kasım 2008, 01:50:10 ÖS 13
Üye Bilgileri
sülfile
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 416
Nerden:
حركة المقاومة الاسلامية


Offline
« Yanıtla #14 :»

Hafif kadın , hafif kadındır, ahlaksız kadın , ahlaksız kadındır , hırslı kadın hırslı , aciz kadın ise acizdir. Tanımlamaları tek yani. Ama bu para karşılığı ve süreli ilişkiler maksatı ne olursa olsun günümüz koşullarında bir tür ticari antlaşmadır. Ticari antlaşmada meta olmak konusunda ise özgürlükten söz edemeyiz demi. O zaman neymiiiiiiiş söz sizde sayın tanık:)

Alakaya maydanoz olmak adına İngiltere'de trafik niçin soldan akar? sorusunu sorup cevabını yazardım ama mevzu ile alaka kuramam e kurmam da gerekmez ama neden kendimi yorayım:)))

Aleykümselamlar...
Logged

Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.367 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu