chp ve başörtüsü

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler (Moderatör: Yonetim) > chp ve başörtüsü
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 [2] 3 4   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: chp ve başörtüsü  (Okunma Sayısı 2988 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
20 Kasım 2008, 11:47:11 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #15 :»

Alıntı
havzen
Bediuzzaman Said'i NURSİ ks nin bir dönem meşgul olduktan sonra kullandığı rivayet edilen  bir söz vardır ."şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım "
 

yalnız said nursinin bu sözü yanlış anlamaya müsait ucu açık bir cümle.

eğer niyeti mevcut siyasi sistem içindeki çarpık yozlaşmış bataklık siyaseti ise amenna.
ama genel olarak siyasetten allaha sığınırım diyor ise; müslümanın siyasetten uzak durması olabilir mi ?
allahın hüküm verirken allahın kurallarına göre hüküm ver emrine binean yönetim işinde illaki müslümanları yeri ve islamii duruşu olacaktır.

cümle tek başına ikinci anlamı çağrıştıryor ve yanlış mesajın muhataplara ulaşmasına neden oluyor...
saygılar
Logged
20 Kasım 2008, 11:55:08 ÖS 23
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #16 :»

bu adamı sevmem ama eklemeden de edemeyeceğim Smiley

Camiaya açılan Baykal’a 8 taktik

Ahmet Hakan

BİR - Çarşaflı kadınlar için "mutaassıp" demişsiniz... Bence bir daha demeyin, alınganlık gösterebilirler... Çünkü "mutaassıp" demek, "taassup içinde olan / körü körüne inat ve ısrar eden" demektir...

İKİ - Çarşaf açılımından pek hazzetmeyen milletvekilleriniz Necla Arat ve Nur Serter hanımefendiler için, parti genel merkezinde bir "ikna odası" kurabilirsiniz... Her iki milletvekiliyle de her sabah yarım saat, "onlar da bizim vatandaşımız" konulu ikna çalışmasının yararlı olacağı kanısındayım...

ÜÇ - Sizi "Türbanın üniversitelerde serbest bırakılmaması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuran siz değil miydiniz?" diye eleştirenlere, sadece ve sadece "Gömlek değiştirdim" diye yanıt verebilirsiniz... Sanırım seslerini ufaktan keseceklerdir...

DÖRT - Ergun Babahan haklı... Partinize almaya layık bulduğunuz insanların, üniversitelere de girmeye layık olduklarını savununuz... Yumuşak karnınız sertleşecek, samimiyetiniz artacaktır...

BEŞ - Size "yapma Baykal" diyen dava arkadaşlarınıza, seçim geceleri yaşadığınız kábuslardan söz edin... "Ben artık her seçim beş gün evine kapanan lider olmak istemiyorum" deyiniz... Sanırım ne demek istediğinizi anlayacaklardır...

ALTI - Bugünlerde okunacak kitaplar: Emine Şenlikoğlu'dan "Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar"... Ahmet Günbay Yıldız'dan "Yanık Buğdaylar"... Bugünlerde izlenecek filmler: Mesut Uçakan'dan "Yalnız Değilsiniz"... Yücel Çakmaklı'dan "Minyeli Abdullah"...

YEDİ - Camiadan bir topluluğun yanına geldiğinizde, "Selamünaleyküm" derseniz sizinle kaynaşmaları çok kolay olur... Hele bir de yanlarından ayrılırken "Selamünaleyküm" derseniz, olayı bitirirsiniz...

SEKİZ - Derhal Üsküdar'da "Cihat Apartmanı"nda yemekli bir toplantı düzenleyin... Abdurrahman Dilipak, Mehmet Şevket Eygi ve Ali Bulaç gibi isimleri davet ettirin... Kayseri Ticaret Odası Başkanı Mustafa Boydak'ı da unutmayın... Mönüde gül şerbeti ve kebap olsun... Medyada "Cihat Apartmanı Olayı" diye gürültülü bir mavra başlatılmasını sağlayın... Müthiş bir gol atmış olursunuz...
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
21 Kasım 2008, 12:27:05 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #17 :»

ayy buna da dayanamıyacağım SmileySmiley))


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

derin düşünce
« Son Düzenleme: 21 Kasım 2008, 12:27:53 ÖÖ 00 Gönderen: serender » Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
21 Kasım 2008, 12:34:16 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
erbaiin
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 868
Nerden: Bursa

Offline
« Yanıtla #18 :»

sabah bu resmi ilk gördüğümde ümit meriç sandım  Smiley
Logged
21 Kasım 2008, 12:36:57 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #19 :»


yakışmış hasbama  Cheesy

ama bi sorun var
tesettürlü de olsa bunun kaşı gözü oynuyo. hafiflik kokuyo pozda. artiz gibi Smiley
tesettürlü dediğin ağır başlı ciddi durur. bir vakar olmalı.dimi ama.
tez bu arkadaşa tesettürlü duruş dersleri verilsin ....
Logged
21 Kasım 2008, 09:42:19 ÖS 21
Üye Bilgileri
Qani
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 317
Nerden:

Offline
« Yanıtla #20 :»

adam lanetli midir nedir şimdi kemalistlerde oy vermez gari baykala Smiley
Logged
22 Kasım 2008, 01:49:59 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #21 :»

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

başörtüsü yakışmamış ama.....
sakal 10 numara olmuş Wink
artık sakalı var belki kendi ekibine de sözü geçer
salih tuna yazısı için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
tıklayınz
Logged
22 Kasım 2008, 01:56:40 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #22 :»

Alıntı
adam lanetli midir nedir şimdi kemalistlerde oy vermez gari baykala
haklısın Qani

NTV'de yayınlanan Haydi Gel Bizimle Ol programında
Programa Pınar Kür'ün sözleri damgasını vurdu. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın çarşaflı üyeleri partiye katmasına kızan Pınar Kür, "Bir bu eksikti, CHP'nin tamamıyla yok olma yolunda attığı adımlar arasında... Bu partinin 10 tane çarşaflıyı etrafına toplayarak dinci kesimden oy alamayacağı belli. E ne yapacak, şimdi laikleri de kaybedecek çarşaflıları böyle aldığı için" dedi.

Mecburen de olsa CHP'ye oy verdiğini anlatan Pınar Kür, "Bundan sonra kesseler beni vermem CHP'ye oy... Ben onun tabanında değilim ama mecburen bazen ona oy vermek zorunda kalıyorsun başka parti olmayınca" şeklinde konuştu


ÇİDEM ANAD, ÇARŞAFLI ÜYE KABULÜNÜN ŞEKLİNE KARŞI ÇIKTI

Çiğdem Anad ise çarşaflı üye kabulünün daha çok şekline karşı çıktığını ve bunun bir şova çevrilmesinin yanlış olduğuna değindi. Anad, "Bunu bir şova çevirmek ne demek? Yani ben, radikal muhafazakârlara kapımı açıyorum demek değil mi. O zaman kimliği nerede CHP'nin" dedi.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
kaynak
« Son Düzenleme: 22 Kasım 2008, 01:08:26 ÖS 13 Gönderen: eliflamra » Logged
22 Kasım 2008, 01:14:33 ÖS 13
Üye Bilgileri
vesâir
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 608
Nerden:
I'm muslim don't panic


WWW Offline
« Yanıtla #23 :»

Alıntı
havzen
Bediuzzaman Said'i NURSİ ks nin bir dönem meşgul olduktan sonra kullandığı rivayet edilen  bir söz vardır ."şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım "
 

yalnız said nursinin bu sözü yanlış anlamaya müsait ucu açık bir cümle.

eğer niyeti mevcut siyasi sistem içindeki çarpık yozlaşmış bataklık siyaseti ise amenna.
ama genel olarak siyasetten allaha sığınırım diyor ise; müslümanın siyasetten uzak durması olabilir mi ?
allahın hüküm verirken allahın kurallarına göre hüküm ver emrine binean yönetim işinde illaki müslümanları yeri ve islamii duruşu olacaktır.

cümle tek başına ikinci anlamı çağrıştıryor ve yanlış mesajın muhataplara ulaşmasına neden oluyor...
saygılar

sözü burda ,bu başlık altındaki kullanma maksadım tamda yapılan şeyin şeytanca bir namussuzluk olduğunu vurgulamaktı ..Eminim üstad da bu  şekilde halkı kandırmayı prensip yapanlar için kullanmıştır ..vesselam
Logged

"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"
22 Kasım 2008, 05:41:30 ÖS 17
Üye Bilgileri
TaLiA
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2483
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #24 :»

BAYKAL HOCA'YA CHP PROTESTOSU

CHP'li gençler, çarşaflı kadınlara rozet takan Baykal için sanal ortamda aleyhte web siteleri kurmaya başladı.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

CHP'li gençlerden Baykal aleyhine sanal kampanya

Süper Poligon'un haberine göre CHP'li kadınlar, kadın vekillerin sert tepki göstermesini isterken, gençler sanal ortamda Baykal aleyhine sayfalar kurmaya başladı.

DENİZ 'HOCA EFENDİ'

Bu sayfalardan birisi, "Deniz Baykal Hoca Efendi Sevenleri" başlığı ile kuruldu. Sayfada Baykal'ın türbanlı ve cübbeli fotomontaj resimleri ile çarşaflı açılıma tepki mesajları yer alıyor. Bu mesajlardan en dikkat çekeninde şu ifadeler yer alıyor:

"Deniz Baykal Hoca Efendi'ye göre iki tür çarşaf var; 1- Bulunduğu ortama göre giyinebilir ama içinde aydınlık bir düşünce mümkündür.

2- Türkiye'yi geriye döndürmek, Ortaçağ karanlığına çekmek isteyenlerin simgesi.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

CHP'DEN ELİNİ ÇEK"

Üniversitelerde başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi, 'Bu iş çarşafa kadar gider' diyerek dava açıp iptal ettiren CHP lideri Baykal, yerel seçimlere az bir süre kala tavır değiştirdi.

Törenlerle başörtülü ve çarşaflı kadınlara CHP rozeti takan Baykal, çarşafı 'Türkiye'yi geriye döndürmek, Türkiye'yi Ortaçağ karanlığına çekmek isteyenlerin' simgesi olarak nitelediğini unuttu. Herkes içinde bulunduğu ortamın gereğini benimseyerek giyiniyor olabilir ama herkesin içinde pırıl pırıl bir anlayış, aydınlık bir düşünce ve çok duyarlı bir yüreğin bulunması mümkündür. (H.K.)"

"Çarşaflı Baykal CHP'den ve Türkiye siyasetinden elini çek" sayfası ise en fazla ilgi gösterilen sayfa oldu. Sayfanın editör bölümünde şu tepki yazısı yer alıyor:

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

“OBAMA” YANLIŞINI ANLADI

"Üniversitelerde direncimizi yok sayarak üye yaptığı üyelerle şov yapan Baykal'ı istifaya davet ediyoruz. Aylarca üyelik bekleyen kişilerin üyeliklerini reddederken 12. maddeden 1 gecede 100'lerce sahte üyeliği mahkemelerce iptal edilen Baykal'ın bu sefer bu sahteciliğine popülistliği de eklendi. Baykal ve onun ortaklarının CHP'den ve siyasetten elini çekmesini istiyoruz." Sayfada tepki mesajları ise şöyle:

Ya şu ülkeyi namusuyla şerefiyle Atatürk devrimlerine bağlı olarak bir Allah'ın kulu yönetemeyecek mi? CHP'ye saydırırdım şimdi ama temeli yüzünden bunu yapamam Baykal istifa artık!! (T.V.)

Obama change (değişim) dedi, Baykal yanlış anladı! (E.B) Elbette başı bağlı kadınlarımız da partimize üye olsun ama takiye yapar gibi bunu davulla zurnayla basına pozlarla duyurmak CHP liderine Atatürk'ün koltuğundaki adama yakışmaz! O koltuk ağırlık gerektirir.

Erdoğan'a Baykal, Baykal'a çarşaf ne güzel uymuş! (G.K) Vah Atatürk vah kimlerin eline düştü yadigarların...

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Habervakti
Logged

Ne BeYaN-i HaLe Cu'ReT, Ne FiGaNa TaKaTiM VaR.Ne ReCa Yi VaSLa GaYReT, Ne FiRaHa KuDReTiM VaR...
25 Kasım 2008, 12:46:46 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
şimal
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 401
Nerden:

Offline
« Yanıtla #25 :»

Yusuf Kaplan

Çarşafın "rozetlediği" zihniyet

Çarşafla onyıllardır mücadele eden, çarşafa ve çarşafın simgelediği her şeye inanılmaz bir lanet edebiyatı geliştiren bir zihniyetin ve bu zihniyetin temsilcilerinin çarşafa rozet takma girişimini nasıl okumak gerekiyor acaba?

CHP lideri Deniz Baykal'ın çarşafa rozet takması, Türkiye'de bugüne kadar özenle perdelenen bu zihniyeti bütün çıplaklığıyla açık ediyor, deyim yerindeyse, çarşaf çarşaf orta yere seriyor.

Baykal'ın çarşafa rozet takması, bazı kimseler ve kesimler tarafından bir "ikiyüzlülük" örneği olarak nitelendirildi. Baykal'ın çarşafa rozet takmasını, çarşafla ve çarşafın bir şekilde temsil ettiği İslâmî değerlerle akıl almaz şekillerde mücadele eden bir partinin "ikiyüzlü" kişiliğini ele verdiğini söylemek elbette yanlış değil. Ama eksik. Eksik; çünkü bu davranış, sadece bir sonuç. Salt sonuçlara bakarak bir şeyi, bir davranışı, bir tutumu değerlendirmek son derece zor ve yanlıştır.

Önemli olan, bu "ikiyüzlülük" sonucunu doğuran asıl nedeni görmektir. "İkiyüzlülüğü" doğuran asıl nedeni görebilmenin en iyi ve kışkırtıcı yollarından biri, çarşafla onyıllardır kavgalı olan bir partinin Genel Başkan'ının bu davranışını, tam tersi bir şekilde, "iktidara gelebilmek için olumlu ve zorunlu bir adım", hatta "atılım" olarak yorumlayan kişilerin bu tavırlarına biraz yakından bakmak olabilir mesela...

İşte o zaman, burada şaşırtıcı ve yakıcı bir gerçekle karşılaşacağımızı göreceğiz. O şaşırtıcı ve yakıcı gerçek şu: Baykal'ın çarşafa rozet takmasını "ikiyüzlülük" olarak nitelendirip "olumsuz" bir şekilde okuyanlarla; "CHP'nin iktidara gelmesi için zorunlu bir adım, bir atılım" olarak nitelendirip "olumlu" bir davranış olarak okuyanların zihniyetleri görünüşte farklı da olsa, zihin kalıpları aynı.

Bu görünüşte iki zıt zihniyetin ortak zihin kalıbının şifresini şöyle deşifre edebiliriz: Bu ortak zihin kalıbının en temel özelliği, vaziyeti kurtarmak, vartayı atlatmak'tır. Yani oportünizm'dir.

CHP, çarşaf üzerinden iktidara yürümek istiyor. CHP'nin çarşafa CHP rozeti takmasını "ikiyüzlülük" olarak nitelendirenler, "eğer CHP gerçekten samimi ise, samimi olduğunu göstermeli ve başörtüsü yasağına karşı olduğunu, hatta başörtüsü yasağını kaldırmaktan yana olduğunu açıkça beyan ve ilan etmeli" filan diyorlar. Yani CHP'yi "ikiyüzlülük"le suçlayanlar, CHP'nin başörtüsü yasağına karşı çıkmakla, hatta eğer iktidara gelirse, başörtüsü yasağını kaldırmakla ancak bu ikiyüzlülük suçlamasından kurtulabileceğini; hatta "CHP, başörtüsü yasağını kaldırsın da ne yaparsa yapsın" diyenler de, sadece vaziyeti kurtarmak, vartayı atlatmak, olarak nitelediğim oportünizm'in pençesinde kıvrandıklarının ne kadar farkındalar acaba? Bunun, çarşafı iktidar fırsatı olarak görenlerin oportünizm'lerinden ne farkı var?

CHP'yi "samimi olmaya davet" edenlere sormak gerekiyor: Mesele, başörtüsü yasağının kaldırılması mıdır? Başörtüsü yasağı kaldırıldığında "her şey bitecek" mi?

Benzer bir soruyu, çarşafı şimdiye kadar lanetleyen ama "bu işin sonunda CHP iktidara gelecekse, bu bir atılımdır" diyenlere de sormak gerekiyor: CHP, iktidara gelince "her şey bitecek" mi?

Bu iki zıt zihniyet mensuplarına sorduğumuz aynı soruya verilen cevabın aynı olacağından kuşku duyanınız var mı acaba? Bir taraf için, yasak kalktığında her şey bitecek; diğer taraf içinse CHP iktidar olduğunda her şey bitecek. Verilecek cevap, aynı cevap olacak.

Oysa, çarşafa takılan rozet, sivil ve sivil olmayan bürokrasi üzerinden Türkiye'ye haksız ve hukuksuz yollarla çeki düzen veren; kapalı, baskıcı, totaliter rejimlerin antikası, alâmet-i fârikası, kalıntısı, enkazı bir ideolojinin ve bu ideolojinin Baasçı elitokrasisinin ne kadar tabansız, dayanaksız, dayanıksız olduğunu; o yüzden de ne kadar acımasızlaşabileceğini, vicdansızlaşabileceğini, fırsatperestleşebileceğini, çıkarperestleşebileceğini gösteren ürpertici ama çok güçlü bir simgedir.

Bu simgenin işaretlediği, işaret ettiği zihniyet, Türkiye'yi de satabilecek bir zihniyettir. Bu zihniyet, bu toplumun yegâne ruhu, yegâne iddiası, yegâne hayat, tarih, dinamizm ve gelecek kaynağı olan İslâm'ı şeytanlaştırıp, kurutup, kötürümleştirip, hayatımızdan uzaklaştırıp haraç mezat satmadı mı, kaldırıp atmadı mı? Böylesine çarpık, sarsak, savruk ve "korkak" bir zihniyetin satmayacağı bir şey elbette ki yok. İşte bu ürkütücü bir şey. Çarşafın rozetlediği, belirginleştirdiği, açık ettiği şey, işte bu ürpertici zihniyettir.

Kaynak: Yeni Şafak

Logged
01 Aralık 2008, 12:30:53 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
sülfile
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 416
Nerden:
حركة المقاومة الاسلامية


Offline
« Yanıtla #26 :»

"Bir köpek bir adamı ısırırsa bu bir haber değildir fakat bir adam bir köpeği ısırırsa bu bir haberdir." cümlesiyle ifâde edilen o meşhur iletişim efsânesini elbette daha önce duymuş olmanız gerekir.
Kamuoyunda tanınmak isteyen kişi ve kurumlar, basının dikkatini çekerek kendilerini müsbet -olmadı menfî- mânâda haber konusu haline getirebilmek için oturup ciddiyetle düşünür, çeşitli plânlar yaparlar. Şık ve modern görünüşlü şirketlerde bu ihtiyaç, moda tabirle PR, yani "Public relations", yani halkla ilişkiler hizmeti satın almakla farkedilmeye başlandı. Kısaca "piyar" diye isimlendirilen bu sektörde çalışan bu insanlar, temsil ettikleri şirketi daha iyi tanıtmak için fikir üreterek para kazanıyor.

Ara sokaktaki lahmacuncu dükkânlarının bile farkettiği bu gerçeği, siyasi partilerimizin ıskamalası düşünülemezdi; nitekim, Deniz Baykal'ın genel başkanlığı kazandığı o kutlu kurultaya kadar "solcu, Atatürkçü, devletçi, bürokratçı, mat ve tutucu" çizgisiyle tanıyıp bildiğimiz CHP, Deniz Bey'in kontrol odasına geçmesiyle birlikte o soluk ve donuk görüntüsünü hızla geride bırakarak renkli, hareketli, janjanlı, âdeta neon ampulleriyle aydınlatılmış hayat dolu bir parti haline gelmiş bulunuyor. Sayın Baykal'ın bu başarısı görmezden gelinemez zira nasıl başarıyor tam anlamıyorum fakat, bütün sene boyunca CHP'yi konuşuyor, CHP ve Deniz Baykal mahreçli haberleri tartışıyoruz. CHP'nin "piyar" muvaffakiyeti o kadar tartışılmaz durumdadır ki, yarın öbür gün -Hafazanallah- CHP'nin başına bir hal gelse, CHP'nin yokluğuyla hâsıl olacak boşluğu ve müthiş vakum tesirini neyle doldurup ikaame edeceğimiz ürkütücü bir sual olarak ortada durmaktadır.

Bütün yıl boyunca seveni-sevmeyeni, tutanı-tutmayanı ile bütün toplumun CHP'yi konuşuyor olması şüphesiz "piyarcı" esnafı tarafından bir başarı hikâyesi olarak değerlendirilecektir fakat bu mutlu tablonun küçük bir eksiği var ki o eksiği Sayın Baykal da biliyor; o küçük ârıza şudur: CHP, en çok konuşulan, varlığı en çok hissedilen fakat yine de bu kamuoyu ilgisini oya çevirme başarısını gösteremeyen, -belki göstermek istemeyen- bir partimiz olarak, halkla ilişkiler ve pazarlama anabilim dallarında önemli bir teorik "sorunsal" oluşturuyor. İnsanlar CHP'den bahsediyor bahsetmesine fakat, nedense bu hep randımansız bir halkla ilişkiler çalışmasından ibaret kalıyor. Durumu şöyle basitleştirebilirim: Bir ticari firma reklâm yapıyor, herkes reklâma bayılıyor fakat şirketin ürünleri yine raflarda bekleyip duruyor; daha garip olanı ise şu: Reklâm şirketi memnun çünkü kampanya dillerden düşmemekte ama ürününü tanıttığı halde satamadığı halde şirket de memnun. Bu bana bir nevi genç kabadayıların nam kazanmak için, herhangi bir vesile ile suç işleyip bile isteye hapse düşmesini hatırlatıyor.

Yine anlamadınız değil mi?

Geçelim öyleyse, daha kestirme konuşalım: Sayın Baykal yönetimindeki CHP, her seçim öncesinde artık bir CHP klasiği haline gelen halkla ilişkiler icatlarından birini patlatarak dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Nitekim buyurunuz çarşaflı hanımların CHP'ye kabul edilerek Altıoklu rozet takma haberleri, onbeş günden beri siyasi çevrelerde ve gazetelerde sakız gibi çiğnenip durmaktadır. İşin güzel tarafı, çarşaflı taktiğin hiç kimse tarafından ciddi, samimi ve dramatik bir değişime işaret etmediğini biliyor olmasıdır.

CHP'liler bunun bir seçim taktiği olduğunu biliyor.

CHP muhalifleri bunun bir seçim taktiği olduğunu biliyor.

Çarşaflı veya çarşafsız, başörtülü veya başı açık bütün hanımlar da bunun bir seçim taktiği olduğunu biliyor.

Yine de konuşuluyor; konuşuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz.

Kabul edelim, bu fevkalade başarılı bir halkla ilişkiler projesidir ve yine kabul edelim, bu proje mahalli seçimlerde CHP'ye ilâve oylar ve halk desteği kazandırmayacaktır.

Şu günlerde Sayın Baykal'ın, "Yahu göle bir maya çaldık fakat ya tutarsa!" diye hafakanlar geçirdiğini tahmin ediyorum, "Seçim kampanyamızı ciddiye alır da bütün muhafazakâr, çarşaflı ve başörtülü hanımlar CHP'ye oy verirse benim halim nic'olur?" fikri, bana göre CHP'nin kâbusu gibi bir şeydir.

Haydi biraz fantazi yapalım; zaman geçsin...

Parti Meclisi'nde bir çarşaflı hanım; grup başkan vekillerinden birisi başörtülü bir genç kız. Anadolu'da bütün CHP örgütleri, sanki tesettür defilesi varmış gibi mütesettir hanımlarla dolup taşmakta...

CHP Genel Sekreteri Önder Sav, artık matruş bir yüzle dolaşmaktan çekinerek güzel bir hacıemmi sakalı salıvermiş. Grup başkan vekilleri Meclis kulislerinde pantolon paçalarını baldıra kadar kıvırıp ellerinde peşkir, ayaklarında naylon terlikle abdestli gezinip namaza gitmeyen partili vekilleri denetlemekteler. Deniz Bey ise "henüz gencim, sakala daha çook vakit var" diye düşündüğü için sakal değil ama sünnete uygun stilde güzel ve kırçıl bir bıyık bırakmış (Bıyık dudaktan daha aşağıya inmeyecek, üst dudak derisi görünecek derecede sıkça kırpılıp bakımı yapılacak!), yüzünde nûrânî bir halâvet, boş zamanlarında dışarıya hissettirmeden dudakları kıpır kıpır tesbihatla meşgul iken sağ eliyle ceket cebinden çıkarmadığı 99'luk kuka tesbihi çekmekte...

Siz bu manzaranın CHP ve Deniz Baykal için kâbus veya kötü bir rüya olacağını zannedebilirsiniz. Yanlış. Baykal'ın kâbusu kurultayda "cepte keklik" delgelelerin son dakikada taraf değiştirmesidir; CHP'nin kötü rüyâsı ise, tam da global ekonomik kriz ufak ufak başlamışken "güüm" diye kendini tek başına iktidarda buluvermek!

...

Sizi bilmem; ben bu CHP'yi ve genel başkanını seviyorum galiba; onlarsız bir Türkiye çok sıkıcı olurdu.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

 
Logged

Ya kalkın direnin cemaat çocuklar ölmesin, yada susun saklayın korkuları çocuklar görmesin!!!
06 Ekim 2009, 08:57:58 ÖS 20
Üye Bilgileri
TaLiA
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2483
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #27 :»

Boneli geline nikah yok

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Kadınların başörtüsünün altına taktığı boneyi devrim kanunlarına aykırı olarak bulan CHP'li başkan, beldede boneli kızların fotoğraflarını uygun bulmayarak nikâh kıydırmıyor
 
 
CHP'li belediye nikah dairesini de kamusal alana soktu: Boneli geline nikah yok

Kadınların başörtüsünün altına taktığı boneyi devrim kanunlarına aykırı olarak bulan Cumhuriyet Halk Parti'li (CHP) başkan, beldede boneli kızların fotoğraflarını uygun bulmayarak nikâh kıydırmıyor

Denizli'nin Çivril ilçesine bağlı Gürpınar Belediyesi evlendirme memurluğu, başörtüsünün altına takılan boneli fotoğraflı evlenme müracaatlarını, 'yönetmeliğe uygun değil' diye kabul etmiyor.

Edinilen bilgiye göre, Avustralya'da yaşayan ve evlenmek üzere ailesiyle birlikte memleketi Denizli'ye giden gurbetçi Ramazan Acar ve nişanlısı Cennet Güngör, 24 Eylül'de nikâh randevusu almak için gerekli evraklar ve istenen fotoğrafla Gürpınar Belediyesine başvurdu. Evrakları teslim alan Mehmet Eryılmaz isimli nikâh memuru, Ramazan Acar'ın nişanlısının getirdiği yüzü ve alnı görünen başörtülü ve boneli vesikalık fotoğrafları, nikâh için uygun olmadığı gerekçesiyle geri çevirdi.



Bu sırada damat Ramazan Acar'ın babası Özkan Acar'ın devreye girerek yasakçı tavra müdahale etmesi üzerine Çivril İlçe Nüfus Müdürlüğü'ne başvuruldu. Çivril'den gösterilen fotoğrafla nikâh kıyılabileceği bildirilmesine rağmen Gürpınar evlendirme memurluğu bunu yeterli bulmayarak yine nikâh kıymadı. Belediye ayrıca, fotoğrafların evlendirme yönetmeliğinin 20. maddesinin 5. fıkrasına uygun olmadığına dair bir de cevap yazarak Acar ailesine verdi. Bunun üzerine çift, Gürpınar'a komşu olan Uşak'ın Sivaslı ilçesine bağlı Ağaçbeyli Belediyesi'ne giderek nikâhlarını kıydırdı.

En mutlu günlerinde böyle bir engelle karşılaşan Acar çifti, olayla ilgili kişiler hakkında, görevi suiistimal yaptığı iddiasıyla Çivril Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Başından geçenleri anlatan damat Ramazan Acar, "Nikâh kıydırmak için Gürpınar Belediyesi'ne başvurduk. Belediye'de eşimin başörtüsü sebebiyle nikâhımızı kıymadılar. Bunun üzerine komşu belediye olan Ağaçbeyli Belediyesi'ne müracaat ettik. Orada kolay bir şekilde nikâhımızı kıydılar. Ben Avustralya'da doğup büyüdüm. Bugüne kadar orada tanık olduğum nikâhlarda böyle bir sorun görmedim" dedi. Acar'ın eşi Cennet Güngör ise, "Başımda bone olduğu için kıyılmadı. Biz de nikâhımızı kıymadıkları için savcılığa suç duyurusunda bulunduk" diye konuştu.

Ramazan Acar'ın babası Özkan Acar da gelininin başı örtülü olduğu için bone bahane edilerek nikâhlarının kıyılmadığını ifade etti. Özkan Acar, "Düğün hazırlıklarımız her şeyimiz bitmişti. Artık geriye dönüş yoktu. Mecbur kalarak Ağaçbeyli belediyesine başvurduk. Onlar bizim nikâhımızı kıydılar. Ancak ben çok üzgünüm, niçin kendi belediyemiz nikâhımızı kıymıyor ? Bütün belediyelerde serbest olmasına rağmen, bizim belediyemizde neden kıyılmıyor ? Onu çok merak ediyorum. Ben ümit ediyorum ki inşallah bu gibi kişilerin peşinden gidilir, araştırılır, gereği neyse yapılır." şeklinde konuştu.

Konuyla ilgili konuşan Gürpınar Belediye Başkanı Halil Arıkan ise kendilerine nikah için başvurulan boneli fotoğrafın devrim kanunlarına aykırı olduğunu ileri sürdü ve çıkan haberleri provokasyon olarak değerlendirdi. Başkan Arıkan, "Bu, şu anda gerçek dışı yalan beyanlarla yapılmış bir haber. Vakit Gazetesi'nin provokasyonu. Gürpınar Beldesi'nin nerede olduğu bilinmiyordu. Bu haber sayesinde nerede olduğunu öğretmiş olduk. Öğrenmiş oldunuz. Onun için teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.

Acar ailesinin nikâh için kendilerine başvurduklarını doğrulayan Arıkan, "Nikâh memuru arkadaşlarım 'Başındaki siyah boneyi çıkar resimleri değiştir, nikâhınızı kıyalım' demişler. Bunlar 'olmaz' demişler. Karşılıklı restleşmişler. Sonra benim yanıma geldi, ben de 'Yaparız, herkese yardımcı oluruz. Ne gerekiyorsa yaparız' dedim. Çivril Nüfus Müdürlüğü'ne telefon edilip soruluyor. O da devrim kanunlarına aykırı olduğunu söylüyor." şeklinde konuştu.

İnkılap kanunlarına göre uygun kıyafetin başı açık yüzün alın kısmı açık kısımları tamamen gösterir şekilde olması gerektiğini savunan Arıkan, "Kadınların yüz ve alın kısımları açık olmak kaydıyla... Maalesef siyah bone takmış. Arkadaşlarımız yazmış, 'Fotoğraflarınız evlenme yönetmeliğinin 20. maddesinin 5. fıkrasına uygun olmadığından uygun fotoğraf getirilmesi halinde evlenme işleminize başlanacaktır.' Kesinlikle yapmayız diye bir şey yok. Ağaçbeyli kasabasında kıyılmış, erkek Türk vatandaşı değil. Avustralya vatandaşı, Ağaçbeyli kasabasında nasıl kıyıldığı konusunda bir fikrim yok. Suç duyurusunda bulunacağız. Tazminat ve evrakta sahtecilik davası açacağız. Bunun anası babası Gürpınar doğumlu. Buraya müracaat ettiler ama nasıl orada nikâh kıyılıyor şaşıyorum" dedi. 8 aydır görev yaptığını, hiç böyle olayla karşılaşmadıklarını anlatan Arıkan, "Bu bir ilk. Bunlar bence provokatör. (Resmi göstererek) Bu resim değişse ne olur değişmese ne olur. Başı açık, devrim kanunlarına uygun şekilde başındaki siyah bone olmaması gerekiyor" dedi.

DENİZLİ VALİLİĞİ İNCELEME BAŞLATTI

Bu arada, olayla ilgili Denizli Valiliği de inceleme başlattı. Vali Yavuz Erkmen, olayla ilgili Çivril Kaymakamı Muzaffer Başıbüyük'le telefonda görüştüğünü, İlçe Nüfus Müdürlüğü'nün, başkanın iddiasının aksine gösterilen fotoğrafla nikâh akdinin gerçekleşebileceğini bildirmesine rağmen, belediye evlendirme memurluğunun nikâhı kıymadığını açıkladı. Erkmen, "Nüfus Müdürlüğü'nün, nikâh akdinin gerçekleşmesi için bu fotoğrafın bir sakınca yaratmayacağını, normal kıyılabileceği yönünde bilgi verdiğini, buna rağmen belediyenin evlendirme memurluğunca bu akdin kıyılmadığını öğrendim. Başka bir yerde nikâh kıyılmış, dolayısıyla evlenme işlemi yapılmış ama bunun yapılmamasının gerekçeleri, niçin olmadığı konusunda bir inceleme başlatalım dedik. Bu arada, bugün itibarıyla ilgili tarafın, nikâh akdini gerçekleştirmeyen belediye yetkilileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu öğrendik. Zaten belediye evlendirme memurlarının işlemleri savcılıkça suç konusu teşkil ettiği taktirde soruşturulur" diye konuştu.

Kanunların izin verdiği ve nüfus müdürlüklerince kabul edilen fotoğrafları belediyenin kabul etmemesinin gerekçesinin araştırılacağını vurgulayan Erkmen, "Sonuçta bunda bir yanlış yapan varsa sonucuna katlanacak." dedi. Ailelerin böyle önemli ve mutlu bir günü bu tip bir olayla zedelenmemesi gerektiğini kaydeden Vali Erkmen, şöyle dedi: "İnsanların burada yaşayacağı çok ender günler. Bunların sevinçlerine ortak olmak lazım. Bu konuda gerek savcılığın suç duyurusu üzerine yaptığı inceleme, gerekse bizim idari yönden yapacağımız çalışma sonrası ek bir bilgilendirme yapılacaktır."

CİHAN
 
Logged

Ne BeYaN-i HaLe Cu'ReT, Ne FiGaNa TaKaTiM VaR.Ne ReCa Yi VaSLa GaYReT, Ne FiRaHa KuDReTiM VaR...
06 Ekim 2009, 09:08:30 ÖS 21
Üye Bilgileri
siyahî
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 303
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #28 :»

ben de az önce okudum haberi.

bu nasıl bir zihniyet Allah'ım... bu nasıl bir anlayış... bu düşmanlık bu seviyeye nasıl geldi... işte içimizdeki ebu cehil'lerin ne kadar ileri gittiklerinin bir başka göstergesi...

« Son Düzenleme: 06 Ekim 2009, 09:09:10 ÖS 21 Gönderen: siyahî » Logged

Yeryüzüne ezilenler varis olacak(Kasas;28/5)
07 Ekim 2009, 01:47:14 ÖS 13
Üye Bilgileri
Qani
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 317
Nerden:

Offline
« Yanıtla #29 :»

devrim kanunları boneyi kaldıramamış anlaşılan.
bu devrim kanunları her yöne çekilip esnetilip, katılaştırılıyor ama boneye gelince "devrim kanunlarına aykırı" oluyor...

aynı şekilde gelin hanımla damat beyin fotoğrafıda bence bone kanunlarına biraz aykırı olmuyor mu?
ne bileyim fotoğrafta bir gariplik var...
kaşları düzeltilmiş, dudakları rujlu, nişanlısıyla hayli samimi bu fotoğraftada bir samimiyetsizlik var bence....


Logged
Sayfa: 1 [2] 3 4   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.105 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu