Anıtkabir Siyaseti ve Kanıksanmış Acziyet

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler (Moderatör: Yonetim) > Anıtkabir Siyaseti ve Kanıksanmış Acziyet
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Anıtkabir Siyaseti ve Kanıksanmış Acziyet  (Okunma Sayısı 310 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
14 Kasım 2008, 11:37:04 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« :»


Anıtkabir Siyaseti ve Kanıksanmış Acziyet

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Saadet Partisi'nin yeni genel başkanı Numan Kurtulmuş, Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleriyle Anıtkabir'i ziyaret etti. Bu Anıtkabir ziyareti sıradan bir haber olmanın ötesinde Türkiye’de siyasetin sınırlarına dair net bir resim sunmakta.
13.11.2008 11:50


Atatürk'ün mozolesine çelenk konulması ve saygı duruşunda bulunulmasının ardından, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçen Kurtulmuş, Anıtkabir Özel Defteri'ne "Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu, Büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Saadet Partisi Yöneticileri ile birlikte huzurundayız. Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu, hiçbir ayrıcalık ve ayrımcılığın bulunmadığı, özgürlük, adalet ve refahın milletimizin her ferdi için sağlandığı, öncü ve güçlü bir Türkiye için çalışacağız. İçimizde Yeniden Büyük Türkiye'yi bir an evvel kurabilmenin arzu ve heyecanı var. Rehberimiz, İstiklal Mücadelesi'nde ortaya konulan azim ve inanç olacaktır. Ruhun şad olsun!" yazdı.

Numan Kurtulmuş'un Anıtkabir ziyareti sıradan bir haber olmanın ötesinde Türkiye'de siyasetin sınırlarına dair net bir resim sunmakta. Eski alışkanlıklarla yeni bir başlangıç yapmak ne kadar mümkün olabilir?

 Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Saadet Partisi'nin genel başkanlığına yeni seçilen Numan Kurtulmuş ve Genel İdare Kurulu üyeleri dün heyet halinde Anıtkabir'i ziyaret etmişler. Anıtkabir özel defterine günün anlam ve önemine dair düşüncelerini yazan Kurtulmuş, milli mücadele sürecinde hakim olan inanç temelinde Türkiye için çalışmalarını sürdüreceklerini beyan etmiş.

 

Yeni bir heyecanla ve siyasete yeni bir soluk getirme gibi büyük iddialarla işe koyulan bir siyasi kişiliğin ilk adımını teşkil eden bu eylemden ne öğreniyoruz? Önceki sözleriyle, geçmiş birikimi ve tutumuyla taban tabana zıt bir eylemle "bismillah" diyen bir kişinin başarılı olma ihtimali var mıdır?

 

Ne yazık ki Türkiye'de siyaset resmi ideolojinin rengini verdiği kalıpları aşamıyor. Ne söylem düzeyinde, ne de işleyiş itibariyle adeta hapsedildiği cendereden dışarıya kafasını uzatamıyor. Bu itibarla SP Genel Başkanı ve yetkililerinin Anıtkabir ziyareti artık sıradanlaşmış, kanıksanmış bir dayatmaya boyun eğiş ve de acziyet görüntüsü sunmakta. Ne yazık ki aşma iradesi de, bu yönde ortaya konmuş bir çaba da görülmüyor. Büyük umutlarla düzen partilerine umut bağlayanlara ise herhalde tüm bu manzaradan ders çıkarmak düşüyor.

 

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK :HAKSÖZ-HABER
Logged
14 Kasım 2008, 11:38:53 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

yorum yapmama gerek var mı ?
nerede bizim forumdaki "milli" !!!   takımın forvetleri ? birazda defans oynasınlar
Logged
14 Kasım 2008, 11:40:10 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

Siyaset Alanı Hangisi?

Hamza Türkmen
14 Kasım 2008 Cuma 10:26


"Davulun sesi uzaktan hoş geliyor", "Biz beyaz çarşafımızı giydik", gibi laflar Kemalizme ve Genel Kurmaya teslim olmanın mazeretleri. Kim alternatif ve onurlu siyaset yapacaksa ilk defa Kemalizme ve Genel Kurmaya boyun eğmeden yapacağını ilan etmeli. Kemalist darbecilere ve küresel kapitalizmin dayatmalarına karşı, sivil isyanı-direnişi göze almayan hiç bir siyasi kendini İslamilikle irtibatlandırmamalıdır. VE Müslümanların umuduyum diye de kimseyi kandırmamalıdır. Müslümanlar da bu tür içeriksiz modellere bir umut ışığı olarak bakmamalı, enerjilerini boşa akıtmamalıdır.

Bize düşen çoğa sahip olmak için Anıtkabirlerde, MGK'larda, Cumhuriyet törenlerinde kimliğimizi eritmek değil; iktidarları mecbur edecek taleplerimizi özgün kimlikli mücadelemizle gündeme sokabilmektir.

İktidarda TSK olmuş, AKP veya SP olmuş ya da koalisyon partileri olmuş fark etmez; Müslümanlık Atatürk-İnönü devrinde adeta yasaklanarak, Menderes-Demirel-Ecevit-Evren devrinde ise saptırılmış şekilde kullanılmaya çalışılmıştır.

Biz var isek İslam'ı yasaklanma ve kullanma hali sadece bizi kamçılar. İslam'da hayat yolu inişli ve çıkışlıdır. Karşılaştığımız şartlara göre açık ve gerekirse gizli kendi mücadelemizi tavizsiz yürütebilmeli ve kimliğimizden ödün vermemeliyiz.

Türkiye halkının Oğuzu, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabıyla ... ortak en önemli kimliği ve aidiyeti İslam'dır. Bu aidiyet bilinç düzeyinde yeterli olmasa da böyledir. Ulusculuk ve devletten onay alabilen gelenekçilik veya modernistlik İslami aidiyetin üstünü örtmektedir. Bu nedenle ilk defa kimliklerimizdeki pis örtüleri kaldırmalıyız; pislikten/ruczdan hicret etmeliyiz.

Bizim bulanık kimliklerden arınmış olarak vahyi şahitliği gündemleştirmemiz ve iman edenleri yeniden Kur'ani kimlikle buluşturma veya İslamlaştırma mücadelemiz güç kazandıkça, sapkınların alanı ufalacaktır.

Kur'an talebesi olan ve Rasulullah'ın mücadelesini örnek alan Müslümanların alternatif siyasetini bu tespit alanı içinde aramalı değil miyiz?.

HAMZA TURKMEN
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.134 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu