padişahım çok yaşa...

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler (Moderatör: Yonetim) > padişahım çok yaşa...
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: padişahım çok yaşa...  (Okunma Sayısı 302 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
30 Ekim 2008, 09:56:23 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« :»

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
« Son Düzenleme: 08 Kasım 2008, 09:52:01 ÖÖ 09 Gönderen: maxpayna » Logged
30 Ekim 2008, 09:57:45 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

Askerden başörtüsüne tepki!


Manisa Belediye Başkanı başörtülü eşiyle salona geldi, askerler salonu terketti.


Manisa Belediye başkanı Bülent Kar başı örtülü eşi Selma Kar ile resepsiyona gelince Manisa Birinci Piyade Er Eğitim Tugay komutanlığı ile İl Jandarma Alay komutanlığından Cumhuriyet balosuna katılan üst düzey rütbeliler eşleri ile birlikte salonu aşamalı bir şekilde terk ettiler.

Manisa valisi Celalettin Güvenç eşi Turan Güvenç ile birlikte Manisa valililiği parkında ki Polis lokalinde bu akşam düzenlediği Cumhuriyetin 85.yıl dönümü nedeniyle verdiği resepsiyonda yaşanan bu olay katılanlar tarafından üzüntü ile izlenildi.

Saat 19.30 başlayan resepsiyonda 19.45 te salona eşi Naime Babüroğlu ile birlikte giren 1. Er Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Naim Babüroğlu ile birlikte İl Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Mürsel Şahin ve 1. Er Eğitim Tugay komutanı ile İl Jandarma Alay komutanlığından oluşan 15 kişilik gurup, saat 19. 55 Salona Belediye başkanı Bülent kar ın türbanlı eşi Av. Selma kar ile birlikte salona girince birbirinin yüzlerine bakan Askeri erkanda hareket görüldü önce alt kademedeki albay yarbay ve binbaşı seviyesinde askeri erkan eşleri ile birlikte kapıdan ayrılırken kapıda gelenleri karşılayan Vali Celalettin Güvenç ile eşi askerlerin topluca salondan ayrılmasını anlayamadı ancak askerlerin 'Sigara molasına gidiyoruz' sözleri duyuldu.

Salondan daha sonra İl Jandarma Alay Komutanı ayrılırken salona vali girdikten sonra bir süre vali ile birlikte görünen Tugay Komutanı Naim Babüroğlu ile eşi de salonu terk etti.

Valilik parkındaki polis lokalinden ayrılan askerleri aynı parktaki İl Jandarma Alay Komutanlığı'nın gazinosuna gittikleri görüldü.

Olayla ilgili Manisa Belediye başkanı Bülent Kar, basın mensupların, 'Askerler salonu eşinizin başörtülü olmasından dolayı mı resepsiyonu terketti?' sorusuna 'Ben bu saatten sonra eşimi değiştiremem, bu benim sorunum değil onların sorunu' cevabını verdi..

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
30 Ekim 2008, 10:02:19 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #2 :»


"85 Yıldır Bürokratik Diktatörlük Devam Ediyor"

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


İLKAV Başkanı Mehmet PAMAK Cumhiyetin ilanın 85. yılı münasebetiyle yaptığı açıklamada; “Sözde Cumhuriyet’in 85. Yıldönümünde Bürokratik Diktatörlük Devam Ediyor”. Cumhuriyetin ilanı, Kemalist kadroların "Halka rağmen hak için" sloganı ile modern saltanat kurmalarından başka bir şey değildir. dedi

Mehmet Pamak'ın açıklamasının tamamı için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLAYINIZ


Logged
30 Ekim 2008, 10:09:53 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #3 :»



Cumhuriyet ve bayram

Ahmet ALTAN


Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasındaki önemli günleri belirleyen bayramların ismi “resmî bayramlardır.”
Gerçekten de “resmî” bayramlardır bunlar.
“Resmî” kuruluşlar “resmî” törenler düzenlerler.
Fener alayları geçer, balolar yapılır, statlarda gösteriler olur.
Halk bunları seyreder.
Son zamanlarda Cumhuriyet Bayramları’na “özel” bir anlam yükleyen Kemalistlerin önderliğinde fener alaylarına kalabalıklar da katılıp sloganlarla, şarkılarla yürüyorlar.
Ama halktan kalabalıkların katılması bile bunları “resmiyetten” kurtaramaz.
Bu “bayramlar” halkın hayatına doğal bir şekilde girmezler.
Dinî bayramların doğallığı ve sıcaklığı yoktur “resmî” bayramlarda.
O “bayramlarda” görülen barışma havası, yakınlık, çocuksu sevinç, “resmî bayramlarda” yaşanmaz.
Niye peki?
Neden “resmî” bayramlar bir türlü resmiyetten kurtulmaz, neden insanlar o günlerde “bayram” etmez?
Dinî bayramlar çok uzun zamandan beri kutlandığı, kökleştiği, hayata yerleştiği, buna karşılık resmî bayramlar nispeten daha yeni olduğu için mi?
Cumhuriyet kurulalı 85 yıl oldu.
Bugün bu ülkede yaşayan insanların neredeyse yüzde doksanından fazlası cumhuriyetin içine doğdu.
Cumhuriyetin ideolojisiyle eğitildi.
Ta çocukluğundan beri bu bayramları kutladı.
Bunca zaman niye yetmedi bu bayramların doğallaşmasına?
Burası çok dindar bir ülke olduğu için mi dinî bayramlar, gerçek bayramlar gibi coşkuyla yaşanıyor?
Dindar olmayanlar bile bu bayramları bayram gibi yaşar.
Sadece sokaklarda dolaşmak yeter bunu anlamaya.
Bir barış ve sevinç vardır.
Eğer dünyanın her yerinde “resmî bayramlar” resmî bayram gibi kutlanır desek...
Bilebildiğim kadarıyla Fransızlar 14 Temmuz’u, Amerikalılar da 4 Temmuz’u coşkuyla, sevinçle, şarkılarla, ziyafetlerle, bizim dinî bayramları kutladığımız gibi kutlarlar.
Biz niye öyle kutlamayız peki?
Niye bu bayramlar bir türlü “halkın bayramı” olmaz da “devletin bayramı” olarak kalır?
Niye halk hep seyircidir?
Niye halk bu bayramları bir türlü benimsemez?
Bu resmî bayramlardan birini ya da birkaçını kaldırsak, tatil günlerinin eksilmesi karşısında yükselen homurtu dışında, kaç kişi bu bayramın eksikliğini hayatında hisseder?
Neredeyse hiç kimse.
Niye?
Niye bütün bu bayramlar “devletin” bayramı olarak kaldı?
Sanırım sadece bu bayramlara bakmak, bunların yaşanma ve algılanma biçimini incelemek bile bu ülkede devletle halkın ilişkisi hakkında bir ipucu verir.
Burada devlet ve halk iki ayrı şey.
Hiçbir zaman bütünleşememiş.
Bayramları bile farklı.
Cumhuriyet, halkın cumhuriyeti olamadı hiçbir zaman.
Cumhuriyet dediğiniz, bir hanedanın olmadığı, iktidarın babadan oğla geçmediği ve kaynağının bir “kutsallıkta” değil halkta arandığı bir rejim.
Peki, size bir şey sorayım.
Eğer ikisi de aynı biçimde yönetiyorsa, aynı sertlikle halkı eziyorsa, bir kralla bir cumhurbaşkanı ya da başbakan arasında halk açısından nasıl bir fark vardır?
İktidar padişahtan oğluna geçmeyecekse ama iktidara gelen herkes padişah gibi yönetecekse, cumhuriyetle monarşi arasında halk nasıl bir fark görecek?
Cumhuriyet, monarşiden de meşrutiyetten de iyidir.
Ama tek başına bir anlam taşımaz.
Cumhuriyet, halkı yönetime gerçekten katmazsa, halkı özgürleştirmezse, demokratikleşmezse, hiçbir değeri yoktur.
Bunu klasik bir soruyla anlatırlar hep.
İngiltere gibi bir krallıkta mı yaşamak istersiniz, Yemen gibi bir cumhuriyette mi?
Hangisinde halk daha mutludur, daha özgürdür, iktidarın gerçek sahibidir?
İngiltere cumhuriyet değildir ama orada halk daha özgürdür.
Çünkü orada hukuk ve demokrasi vardır.
Türkiye bir cumhuriyet ama burada Anayasa Mahkemesi, anayasayı rahatça çiğneyebiliyor.
Halk bu zorbalığı durduramıyor.
Böyle bir durumda yönetimin cumhuriyet ya da krallık olmasının önemi ne?
Zorba bir kral olmasıyla, zorba bir Anayasa Mahkemesi olması arasında halkın sevineceği, kutlayacağı, coşacağı nasıl bir fark var?
Hiçbir fark yok.
Çünkü demokrasisiz cumhuriyet, halkın hiçbir işine yaramaz
Kral halkı yönetimden ne kadar uzak tutuyorsa, onu ne kadar eziyorsa, demokrasisiz bir cumhuriyet de halkı iktidardan o kadar uzak tutar, o kadar ezer.

Burada da bunu yapmıştır.
Göstermelik bir demokrasi taklidinin cumhuriyete daha sonradan eklenmesi de durumu değiştirmemiştir.
Seçimlerin falan yapıldığı bir göstermelik demokrasisi de bulunan bir cumhuriyette yaşıyorsunuz, hadi kendi ülkenizle ilgili görüşlerinizi açıkça söyleyin de görün bakın ne oluyor.
Halk bunun çok bilinçli bir şekilde olmasa da sezgisel olarak farkında.
Onun için resmî bayramlar sadece resmî…
Ama bayram değil.
Onun için kimse bir sevinç, coşku, kardeşlik, huzur hissetmiyor bu bayramlarda.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.277 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu