7- Bakara Suresi 35 - 39

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Tefsir Sohbetleri > 7- Bakara Suresi 35 - 39
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: 7- Bakara Suresi 35 - 39  (Okunma Sayısı 1205 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
06 Ekim 2008, 12:41:09 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« :»

Bakara Suresi 35-39


rahman ve rahim olan allahın adı ile;


35 - Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

36 - Ama Şeytan orada ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden Biz: “Buradan çıkıp gidin, (bundan sonra) birbirinize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın!”  dedik.

37 - Derken Adem, Rabbinden (birtakım) kelimeler aldı. Bunun üzerine (Allah da) tevbesini kabul etti. Şüphesiz O, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir.

38 - Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer benden size bir hidayet gelir de her kim hidayetime tabi olursa onlar için herhangi bir korku yoktur ve onlar üzüntü çekmezler.

39 - İnkâr edenler ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.




Logged
06 Ekim 2008, 04:30:56 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

TEFSİR-İ KEBİR'DEN ALINTI
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Ve demiştik ki: "Ey 'Adem, sen eşinle birlikte Cennette yerleş. Ondan, neresinden isterseniz, bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa (kendine) zulmedenlerden olursunuz " (Bakara, 35)

"Cennetin Yerde Veya Gökte Olması

Müfessirler bu ayette geçen cennet hususunda "O yeryüzünde midir, yoksa gökyüzünde midir?" diye ihtilaf etmişlerdir. Cennetin gökyüzünde olduğunun kabul edilmesi halinde, "O cennet, sevab yurdu olan cennet midir, ebedilik cenneti midir, yoksa başka bir cennetmidir?" diye ihtilaf etmişlerdir.
 
a) Cennet Arzda idi:
 
Ebu'l-Kasım el-Belhi ve Ebu Müslim el-İsfahani: "Bu cennet yeryüzünde idi." demişler ve Hz.Adem'in cennetten indirilmesini bir bölgeden diğer bir bölgeye geçmek manasına hamletmişlerdir. (ihbât kelimesini intikal anlamında kabul etmişler-Çeviren notu-)   Cenab-ı Allahın "ihbitû misran (öyleyse bir şehre inin) "(Bakara, 61) ayetinde olduğu gibi... Bu  iki zat görüşlerine çeşitli yönlerden deliller getirmişlerdir:
 
Birincisi: Bu cennet, eğer sevab yurdu olan cennet olsa idi, ebedilik cenneti olurdu. Eğer Hz.Adem (a.s.), ebedilik cennetinde bulunuyor olsa idi, İblis'in: (Ey Âdem) sana ebedilik ağacına ve zeval bulmayacak bir devlete ulaşmanın yolunu) göstereyim mi?"(Taha, 120) sözüne aldanmazdı. Cenab-ı Allah'ın : Rabbiniz size şu ağacı, iki melek olursunuz veya (cennette) devamlı kabalardan olursunuz diye yasak etti". (Araf, 20) ayeti doğru olmazdı.

İkincisi: Kim bu cennete girerse, Allah Teala'nın: Onlar oradan (cennetten) çıkarılacak değiller" (Hicr, 48)  ayetinden dolayı, ondan bir daha çıkarılmaz.

Üçüncüsü: İblis,Hz.Adem'e secde etmekten imtina edince lanetlendi Allah'ın gazabından dolayı ebedilik cennetine ulaşamadı.

Dördüncüsü: Mükafaat dünyası olan cennetin nimetleri tükenmez. Çünkü Cenab-ı Hak: "Onun yemişleri ve gölgesi devamlıdır"'(Rad, 35) ve : "Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada ebedî kalacaklardır. Bu (nimetler) bitmez, tükenmez bir lütuftur"{Hud, 108) buyurmuştur. Eğer bu, Hz.Adem (a.s.)'in girdiği cennet asaydı sona ermezdi. Fakat Hz.Adem (a.s.)'in girdiği cennet, Cenab-ı Allah'ın:"Allah'ın zatından başki herşey yok olacaktır"{Kasas, 88) ayetinden dolayı yok olacaktır. Eğer bu Hz.Adem'in girdiği cennet olsaydı, oradan tekrar çıkmazdı, fakat o oradar çıktı ve bu rahatlıklar kesildi, sona erdi.

Beşincisi: Allah Teala'nın hikmetine, insanoğlunu ilk başta, ebedi kalacakları ve mükellef olmayacakları cennette yaratması uygun düşmez. Çünkü O, amel işleyenlere ait olan mükafaatı, amel işlememiş olan kimseye vermez ve kullarını başıboş bırakmaz. Aksine o kullan teşvik etmek ve sakındırmak, onlara va'd ve va'idde bulunmak gerekir.

Altıncısı: Cenab-ı Hakk'ın, Hz.Adem (a.s.)'i yeryüzünde yarattığı hususunda bir ihtilaf yoktur. Ve bu kıssada onu gökyüzüne naklettiğine dair bir bahis bulunmadığı hususunda da bir ihtilaf yoktur. Eğer Allah Teala, onu gökyüzüne nakletmiş olsaydı bunun öncelikle zikredilmesi gerekirdi. Çünkü onun yerden göğe nakledilmesi en büyük nimetlerdendir. Bunun zıkredilmemesi, böyle bir naklin olmadığını gösterir. Bu da, Allah Teala'nın: "Sen eşinle birlikte cennette yerleş "(Bakara, 35) ayetinde bahsettiği cennetten muradın, ebedilik cennetinden başka bir cennet olmasını gerektirir.
 
b) Cennet Yedinci Semada İdi

 
İkinci görüş Cübbai'nin görüşüdür ve şöyledir: Bu cennet yedinci semada idi. Bunun delili, Allah Teala'nın "Oradan ininiz "(Bakara, 38) ayetidir. Sonra ilk iniş yedinci semadan birinci semaya olmuştu. İkinci iniş de gökten yeryüzüne olmuştu.
 
c) O Cennet, Sevab Yurdu Olan Cennettir

Üçüncü görüş, alimlerimizin çoğuna ait olan şu görüştür: Bu cennet, sevab yurdu olan cennettir. Bunun delili, "cennet" lafzındaki umum ifade etmeyen elif ve lam (lam-ı tarif) dir. Çünkü bütün cennetlerde birden yerleşmek imkansızdır. Bundan dolayı bu cennetin, daha önce zikredilmiş olan belli bir cennet olarak anlaşılması gerekir. Müslümanlarca bilinen, belli olan cennet ise sevab yurdu olan cennettir. Binaenaleyh ayetteki "cennet"i bu manada anlamak gerekir.
 
d) Tevakkuf Eden (Karar Vermeyen) Görüş Dördüncü görüş de şudur: Bütün bu görüşler mümkündür. Bu hususlardaki nakli deliller de zayıf ve birbirine terstir. Bundan dolayı bu hususta bir şey söylememek ve kesin konuşmayı bırakmak gerekir. En iyi Allah bilir. "
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2008, 04:34:39 ÖÖ 04 Gönderen: abdulhamit » Logged
06 Ekim 2008, 04:33:54 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

Evet, Razi'nin aktardığı bu görüşler bugün sorulan sorulara sanıyorum tam olarak cevap veriyor. Şahsi kanaatim, ayette bahsedilen Cennet'in tüm müslümanlarca bilinen Cennet olduğudur. Çünkü eğer böyle Lamı Tarifli bir Cennet dünyadaki bir bahçe olsaydı, bu insanlarca da bilinirdi. Daha evvel bahsi geçmeyen veya herkesçe bilinmeyen bir kelimenin başında Lamı tarif konulmaz.Kuran'da  Bahçe anlamında kullanılan Cennet kelimeleri nekre olarak geçmiştir :
 
Kehf -32 :"Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı (cenneteyn: iki Cennet-bahçe)  vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk."

Bakara-265 : "Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye (cennet) benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah, yaptıklarınızı görmektedir."
 
Ayrıca :
A'raf-27 :"Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık."

 
Ayetine bakıldığında, Adem a.s. 'ın çıkarıldığı Cennet, ademoğulları için bir ibret hadisesi olarak sunulmuş ve bu Cennetten Şeytanın kendilerini çıkarmaması için dikkatli olunması emredilmiş. Buna göre Adem a.s. 'ın çıkarıldığı Cennet, Allah'ın müminlere müjdelediği Cennet olması gerekir. Çünkü dünya hayatının geçici olduğu, Ahiret hayatının baki ve hayırlı olduğu Kur'anda defalarca geçer. Allah Ahiretteki Cenneti övüp dünyadaki Cennetlerin geçici olduğunu belirtirken, "Şeytan Adem 'i dünyadaki bağ -bahçelerden çıkardığı gibi sizi de çıkarmasın" demesi imkansızdır. Çünkü şeytan zaten bu tip bağ, bahçe sevgisini destekler ve kişinin dünya hayatına dalıp ahireti unutması için çalışır. Dolayısıyla Adem a.s. ın çıkarıldığı Cennet Ahiretteki Cennet olması gerekir.
 
 
Hasan CELIK[/b]
Logged
06 Ekim 2008, 04:39:53 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #3 :»

35 - Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

AYET HAKKINDA KENDİ GÖRÜŞÜM VE YORUMUM İSE ŞÖYLE OLACAKTIR.

İLK SORUMUZU ŞÖYLE SORALIM

1- Adem (as) yaratılmadan önce cennet var mı idi ? Var ise kimin için vardı ? ve bu cennette kimler yaşıyordu.

Şayet yok idi ise, bu cennet Adem için yani şahsına özel yaratılmış olmalıydı değil mi ? Çünkü, Yaratıldığı an kendisini cennete görüyor !

ALLAH YERYÜZÜNDE HALİFE YARATACAĞIM DEDİĞİNDE, Melekler Adem yaratılmadan önce ne demişlerdi, Orada ( yeryüzünde ) kan dökecek sana asi olacak birilerini mi yaratmak istiyorsun demişler midir ? Bu ifadeleri neye dayanarak söylemiş olabilirler ? Halbuki Allah onu cennetinde ( cennet toprağından ,cennet yeryüzünde) yaratıyor ve onu orada yaşatacak iken, melekler Ademin ve zürriyetinin cennette  kan dökecek olacaklarını nasıl olurda söyleyebilirler. Bu cennet Allah katındaki cennet olabilir mi ?

Eğer şayet öyle ise melekler çok büyük bir şaşkınlık geçirmişlerdir. Çünkü onlar dünya yeryüzünde bir yaratılış beklerken cennet yeryüzünde bir yaratılış görmüşlerdir. Şu ayetin mealini önce doğru tespit etmeliyiz : Bakara Suresi 30. ayette "Ceale" fiilinin ismi faildir. Bu fiil de yapmak, kılmak manasındadır. Yani mealde  "Halife" başkasının yerine geçen, başkasının yerini alan kimse demektir. Eğer yaratılış cennete gerçekleşmiş ise Adem Cennete kimin yerine geçip neye ve kimlere halife olacaktır

2- Ademin yaratıldığı ve misafir edildiği Rabbimizin katındaki cennet ise ve bu da 7. kat gökte ise, aynı cennet dünya yeryüzünde de çok büyük ihtimalle var olmalıydı. Yani Cennetin 2 manalı anlamı var. Birincisi muminlere dünyada ki amellerine göre mükafat yeri olarak hazırlanmış acı, dert , üzüntü olmayan sonsuzluk yurdu, günaha, yalana ,kötülüklere, kan dökmeye  asla yer olmayan , ahiret yaşantımızdaki cennet, ikincisi Dünya cenneti. Dünya cennetinde de rahat yaşanacak  su, bağ ve bahçelerden oluşmuş ahiret cennetine benzeyen güzellikler var. Rabbimiz buna da kuran kitabında hitaben cennet diyor.

O halde soralım: Madem ki cennet için aynı tabir aynı güzellikler dünya yeryüzü içerisinde de var. Ve Aynı tabiri rabbimiz dünya cenneti için de kullanıyorsa Neden bu dünya cenneti olmasın da 7. kat cennet olsun ?

3- Ademin cenneti ister yeryüzü ( Dünya cenneti ) olsun veya 7. kattaki cennet olsun. Rabbimizden ona lutuf olarak verilmiştir. Denilir ki, amel olmadan mükafaat verilir mi ? İşte sorunun alası bu.
Olmaz diyenlere rabbimizin bize lutuflarını sayın dediğimizde sayabilecekler midir ? Biz hangi amelimizle bunları hakkettik .Biz hangisini  ve hangi nimetleri hakkettik de ve hala  vermeye devam ediyor ve bizden istediği bir şükür ve hamd ve onun emrine tabii olma

4- Eğer rabbimizin bize peşin olarak verdiği bu nimetlere karşılık ona şükür borcumuzu yerine getiremiyorsak , İşte Adem gibi oluruz ve bize verilen nimetler tek tek elimizden alınır ve bir sınav ile karşı karşıya kalırız. Bu sınavda üzüntü vardır, dert vardır ,sıkıntı korku ve geçim darlığı vardır.

5- İşte Adem ( as ), rabbimizin verdiği bu cennet nimetlerine karşılık denenmiştir ve Buna layık olup olmamanın ilk imtihanını vermiştir ve ne yazık ki bu imtihanını rabbisine karşı gelerek kaybetmiştir. Şeytan ve nefsinin vesvesesini dinleyerek rabbinin emrine isyan etmiştir. Tabii buna en çok sevinen de şeytan olmuştur. Çünkü onun bir sözü vardı Allaha karşı ona isyan ettirecektir . Allaha karşı isyan ettireceğine dair Adem ve ondan türeyecek zürriyetlerin hepsini azdırmaya and içmişti.
« Son Düzenleme: 06 Ekim 2008, 04:41:29 ÖÖ 04 Gönderen: abdulhamit » Logged
06 Ekim 2008, 11:50:43 ÖS 23
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #4 :»

önceki ayetlerden kısacık bir özet alacak olur isek;

'bütün meleklere Hz Ademe secde emri verilmiştir'

Bu meleklerin Ademin emrine verilemsini sembolize eder, kutub derki; hani devlet bir kuruma bir amir atar ve oradaki memurlara o amire tabi olun der, aynen işte Adem meleklerin amiridir.melekler Ademe (ve soyundan gelenlere) her halukarda iteat ederler.

'iblis hariç, Çünkü o büyüklendi'

büyüklendi: bu ibare öte tarafta olmanın kilidi gibi Wink

şimdi;


Alıntı
35 - Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Burada 'sen ve eşin' dikkat; korunma sahiplenme var kadının da adam yerine konulması var. ailecek değil hitap sen ve eşin,şeklinde..

şu ağaçın ne olduğu; elmamı, armut mu bizi ilgilendirmiyor ağacı meşhur tabirle x diye alalım evet ağaç bilinmeyen .. yok bilinecek olan da değil bilinmesi istenmeyen.. daha da özü lazım olmayan..

lazım olan ne ?
ağacın yasak olduğu!
ve??
o yasağı delmenin zalimlik olduğu!

şimdi burada biz İslami Düşünce Platformu takipcilerine kurani kavramlarda zalim kavramını işlemek gibi bir ödev düşüyor.
çünkü kavramlar bilinmezse anlamlar kayar!
kavramlar kuranın anlattığı gibi anlaşılmazsa demek istenilen şey algılanamaz.
örnekleyelim;
şimdi size bir kelime söyleyeyim ve hemen sizde o kelimenin sizin zihninizde ki çağrışımını aklınızda tutun.


kelimemiz:











ara verdiğim için kusura bakmayın.Smiley

öyle icabetti:)

evet kelimemiz

hacettepe


şimdi zihnimizde ki çağrışımlara bakalım.


karizmatik bir üniversite



iyi bir hastahane


ankarada bir üniv.


..
veya

.. komşu kızının mezun olduğu okul..


alinin velinin okulu


vs..

vs..



dur kızma

şimdi

o kavramı yani hacettepenin kelime anlamıyla düşün bakalım

SmileySmileySmileySmiley

çok şey değişti değil mi?


aynı şeyi zalim kavramı için de kullanabiliriz.
zalimin bir toplum hafızasında ki anlamı var birde kuranın zalim kavramı ile anlatmak istediği şey var.
işte sadece bildiğimiz anlamda ki zalim kavramını buraya koyarsak, neden o ağaca yaklaşmak zalimlik olsun sorusunu sorarız?
ama kurandan öğrenirsek taşlar o zaman yerine oturur.
bütün kurani kavramlar için geçerlidir. bu hassasiyet.
çok önemli olduğu için uzattım..
kurani kavramlar bilinmezse kuran anlaşılmaz (çarpık anlama anlama değil:))

şimdi ayete bütünsel yaklaşalım:

ve neden böyle bir hikaye ile başladı insanlık tarihi bunu irdeleyelim?

35 - Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

Ta baştaki ' ben yeryüzünde bir halife yaratacağım' ibaresinden de anlaşılacağı üzere Adem daha yaratılmadan Allah onu yeryüzüne indireceğini beyan etmişti
o halde neden cennet sorusuna ? ilahi eğitim için seçilmiş bir mekan cevabı geçerli sayılmalıdır.
çünkü  meleklerin emrine verildiği insnanın diğer tüm yaratılmışlardan farklı olarak birde iradesi vardı
işte insanoğlunun yaratılışı bir irade eğitimiyle başlamıştır

ve burada yine Allahın insan soyuna verdiği özel önem de dikkatlerden kaçmamalıdır.
a) meleklerin ona secde ettirilmesi
b) cennete yerleştirilmesi
c) sen diye hitap edilmesi
d)halife seçilmesi

 bu seçenekler ayetlerin devamıyla çoğalacaktır..

(oo çok uzattım diğer ayetlere sonra inş...)





Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
07 Ekim 2008, 02:28:44 ÖS 14
Üye Bilgileri
Aysegul
Emektar Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3265
Nerden: Bursa

WWW Offline
« Yanıtla #5 :»

Bu soruyu iki kişi soruyoruz Smiley

Peki 'zalim' kavramını Kur'an'a sorduğumuzda içeriğinin ne olduğunu da yazabilir misiniz?

Not: Örneğini çok iyi anladık Serender teşekkür ederiz.
Logged
07 Ekim 2008, 03:34:20 ÖS 15
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #6 :»

banane onu da siz bulun ki paslaşalım Smiley

zaten iki kişiymişiniz:)
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
07 Ekim 2008, 05:23:00 ÖS 17
Üye Bilgileri
Aysegul
Emektar Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3265
Nerden: Bursa

WWW Offline
« Yanıtla #7 :»

Smiley tamam, Serender.

Zalim'i tanımlayabilmek için önce Zulüm'ü tanımak lazım Smiley

sözlük anlamı olarak,

- bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymaktır.

Kur'an bu kavramı

- küfür, şirk, kötülük, baskı, işkence ve haksızlık anlamlarında kullanmaktadır.
- bir şeye ait olan hakkı başkasına verme,
- o hakkı başka bir yere koyma,
- karanlık ta olmak (zalim, zulmet masdarının özne ismidir. zulmet te sözlükte 'nur'un (ışığın) olmama durumudur, yani karanlıktır.
- küfür ve şirk hali karanlıktan başka birşey değildir.
- bu zihniyeti taşıyanlar; hem kendileri hem de başkaları için karanlık taşırlar, karanlık üretirler ve karanlık işler çevirirler. Çevrelerinde hep karanlık vardır.

Üç çeşit Zalim tipi vardır.

1- Allah'a karşı isyan eden kafir veya Allah'a ortak koşan müşriktir.

2- Toplum ve kişi haklarına tecavüz edenlerdir.

- kamu haklarına saldırı ve kişinin -ister doğuştan ister sonradan elde ettiği- hakları gasbetme,
- her türlü işkence, baskı ve hak ihlali
- hak ve adaleti dağıtma makamında olanların adaletten ayrılmaları

3- Kendi kendine zulmedenler..

- Bu, kişinin Allah'a karşı hata işleyerek içine düştüğü günahkarlıktan ya da
bedenin veya ruhun hakkını vermeyerek, kendi bünyesindeki dengeyi bozmaktır.

- hakka tecavüzdür.

Halk dilinde

- tecavüz, haksızlık, işkence ve baskı anlamlarına gelir.
- küçük veya büyük günah işlemek bir zulümdür.
- şirk koşmak bir zulümdür.
- insanların mallarını haksız yere yemek zulümdür.
- bir hakkı sahibine vermemek zulümdür.


Zalim, zulmeden, zulüm işleyen kimse demektir.
Zulmün taşıdığı bütün olumsuz anlamların bizzat yapıcısı, meydana getiricisidir.
Zulüm esas itibariyle çok olumsuz bir eylemdir ve zalim de bu olumsuz eylemin öznesidir.

Allah'ın indirdiği hükümlerle hükmetmeyen,
- o hükümleri uygulayarak adaleti sağlamayı bırakan,
- onları korkusuzca inkan eden,
- onlara düşmanlık yapan,
- o ilahi ölçülerin hayata hakim olmaması için her türlü çabayı gösteren
- insanların haklarını elinden alan ya da onların haklarına ulaşmalarına engel olan
- zulme rıza gösteren, yaptıklarına ses çıkarmayan



*** dikkat edilmesi gereken husus:
Kafirler Allah'ın koyduğu ölçüleri, sınırları hiç tanımazlar, inanmazlar ve o ölçüleri kale bile almazlar.
Mü'minler ise, Allah'ın koyduğu ölçüleri kabul etmekle beraber, nefislerine karşı zulmederek o ölçüleri uygulamakta hata yaparlar, yani günaha düşerler.



3- Kur'an muttakilerin özelliklerini sayarken, çirkin bir hayasızlık işledikten ve nefislerine zulmettikten sonra Allah'ı hatırlayanlar, tevbe edenler diye söylemektedir. Bu anlamda günah işlemek nefse karşı yapılmış bir zulümse;

buradaki zalim tanımlaması bu tipe giriyor olmalı öyle mi?
Logged
08 Ekim 2008, 11:55:31 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #8 :»

35/36
*ayette bahsedilen cennet öldükten sonra gideceğimiz ebedi mekan mı
yoksa bu dünyadaki bir yerin adı mı?

bazı alimler bu dünyada bir yerden başka yere indirilmek olarak tefsir etmiş
Abdulhamit abi alıntılarınızda bu konuya değinmişsiniz ancak
bu görüşün aksini düşünürsek şöyle sorular aklımıza gelir;
-hz adem topraktan yaratıldığına göre bu dünyada yaratılmış olamaz mı
-ebedi olan cennette şeytanın ne işi var
-o cennette günah işlenir mi
-orada sayısız nimetler sunulurken bazı nimetler yasakalnır mı
(not:daha sonra bu konuyu kutsal kitapla kıyaslamalı olarak da ele alalım
çünkü müfessirlerin bu konuda kutsal kitaptan alıntılar yaptığını görüyoruz)


37/
Ademin rabbinden aldığı kelimeler nelerdi?

38/
bakara 36 da inme emri verilmişken
bu emir neden tekrar edildi ve bu emrin muhatapları kimlerdi?(şeytanda dahil mi?)
Hz Ademin tevbesi kabul edildiyse inme cezası neden uygulandı?


ilk yatatılışa dönersek;
Allah''ben yeryüzünde bir halife yaratacağım'' demişti
o halde Ademin yeryüzüne ineceği belliydi
imtihan neden?
yeryüzüne inecekse cennete neden alındı
(aslında soru içinde cevabı var
bu soruyuda kutsal kitapla kıyaslamalı ele alalım
 imtihan-günah-tevbe )

Logged
08 Ekim 2008, 03:29:06 ÖS 15
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #9 :»

35/36
*ayette bahsedilen cennet öldükten sonra gideceğimiz ebedi mekan mı
Alıntı
yoksa bu dünyadaki bir yerin adı mı?
bazı alimler bu dünyada bir yerden başka yere indirilmek olarak tefsir etmiş
Abdulhamit abi alıntılarınızda bu konuya değinmişsiniz ancak
bu görüşün aksini düşünürsek şöyle sorular aklımıza gelir;
-hz adem topraktan yaratıldığına göre bu dünyada yaratılmış olamaz mı
-ebedi olan cennette şeytanın ne işi var
-o cennette günah işlenir mi
-orada sayısız nimetler sunulurken bazı nimetler yasakalnır mı
(not:daha sonra bu konuyu kutsal kitapla kıyaslamalı olarak da ele alalım
çünkü müfessirlerin bu konuda kutsal kitaptan alıntılar yaptığını görüyoruz)

Evet sorularınızın hepsine hayır demek mümkün.  Zaten ben de kendi şahsi yorumlarımda bunların mümkün olamayacağımı söylemiştim ki, tabii ki en doğrusunu Allah bilir bizimkisi bir düşünce tarzı
Logged
08 Ekim 2008, 03:32:46 ÖS 15
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #10 :»

Alıntı
ilk yatatılışa dönersek;
Allah''ben yeryüzünde bir halife yaratacağım'' demişti
o halde Ademin yeryüzüne ineceği belliydi
imtihan neden?
yeryüzüne inecekse cennete neden alındı
(aslında soru içinde cevabı var
bu soruyuda kutsal kitapla kıyaslamalı ele alalım
 imtihan-günah-tevbe )

Bu soruların cevapları en geniş açıklamaları ile bir önceki tefsirde verilmişti sanırım. Ama olsun daha geniş açıklamalarda da bulunabilirim inş
Logged
08 Ekim 2008, 03:57:46 ÖS 15
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #11 :»

Alıntı
Allah''ben yeryüzünde bir halife yaratacağım'' demişti
o halde Ademin yeryüzüne ineceği belliydi
imtihan neden?

yeryüzüne inecekse cennete neden alındı

"Biz dedik ki : Bazınız bazınıza düşman olarak inin. Sizin için Dünyada bir yerleşme ve belli bir vakte kadar faydalanma vardır" (Bakara-36)

Evet inin kelimesini intikal manasına da alsanız, nakledilen öteki uç "el-arz" yani Dünya olarak geçiyor ayette. Demek ki intikal edilmeye başlangıç yeri ebedilik yurdu olan Cennet'tir. 

DİYENLERE CEVABI ŞU ŞEKİLDE VERİYORUZ

 
Ayetin orijinalini yazalım: Ve gulnehbitu ba'dukum li ba'din aduv. Velekum fil arzı müstekarrun ve metaun ila hın.

Biz de haydi dedik bâzınız bâzınıza düşman olarak inin ve size yerde bir zamana kadar bir karar ve bir nasıp alma var. (Elmalılı orijinal meali)

Bu ayete dayanarak cennetten yere indirilmeyi nasıl söylenebilir ? Adem'in cennetten indirildiğini söyleyenler sadece buradaki "inin" kelimesinden hareket etmişlerdir. Şöyle mantık geliştirmişlerdir: "İnin" dendiğine göre cennetten inmiş olmalılar. Böyle bir delil olur mu? Bu görüşü savunanlar ayetin devamındaki yeryüzü kelimesine bakarak yorum yapmışlar.

 Bu ayet şöyle anlaşılabilir ve büyük bir ihtimalle de öyle olması gerekir: Allah teala Adem aleyhisselamı yeryüzünde yarattıktan sonra her şeyiyle hazır bir Dünya cennetine (bahçeye) koymuştu. Adem aleyhisselam orada imtihana başlamıştı. O bahçe ihtiyaçlarını hiç bir gayret ve zorluk çekmeden kolayca ulaşacağı şekilde hazırlanmıştı.

O bahçede şeytan da vardı haliyle imtihan devam ediyordu.

Adem aleyhisselam hata yapınca (Allah'ın başta koyduğu kurala göre) o bahçeden çıkartıldı. Ve dendi ki "size yerde belli bir vakte kadar yerleşme ve geçinme vardır" Böyle denmesi o bahçenin rahat hayatına karşın Adem aleyhisselamın indiği Mekke'nin çetin şartlarındandır.

 Bu anlayış ayetlerin zahir anlamlarına ters değildir. Ayetler arası ilişkiler kurulduğunda bu anlayış kendiliğinden ortaya çıkar. Kur'an bütünlüğünü de bozmaz. Ama diğer anlayış Kur'an'ın mana bütünlüğüne gölge düşürmektedir. Ve akıllarda sizin sorduğunuz gibi hatta daha fazlası ile onlarca soru bırakmaktadır.
 
Yukarıdaki ayeti bir örnekle anlamaya çalışalım. Diyelim ki Dolmabahçe sarayında çok rahat  bir hayat süren kişi bir hata yapıyor ve kurallara göre saraydan çıkarılarak şöyle deniyor: "İn oradan, istanbulda belli bir zamana kadar geçin." Şimdi buradaki "in" kelimesinden hareket ederek o kişinin farklı bir yerden geldiğine mi karar vereceğiz.

 Halbuki "in" demek "in o güzel ve rahat yerden" demektir. Orası da İstanbul'daydı ama şartlar aynı olmadığı için böyle dendi.
 
Kur'an'ın kendi içinde bir sistemi ve ayetler arası bir ağ vardır. Bu yapıyı göz ardı ederek sağlıklı bir sonuca varmak mümkün değildir. Bir konuda sadece bir iki kelimeden hareket ederek Kur'an içinde çelişkiyi çağrıştıracak yorumlar yapamayız. Bu konuda "cennet" ve "inin" kelimelerinden hareket edilerek yorumlar yapılmış bu da Kur'an'ın kendi içindeki bütünlüğe  aykırı anlayışları beraberinde getirmiştir. Demek istediğimiz budur. Halbuki kendi yorumumuzda yerine ayetler arası bağları kurulursa gerçekler kendiliğinden ortaya çıkmayacak mıdır ?. 
 
« Son Düzenleme: 08 Ekim 2008, 04:01:38 ÖS 16 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Ekim 2008, 06:40:54 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #12 :»

Alıntı
37/
Ademin rabbinden aldığı kelimeler nelerdi?

Hangi kelime veya hangi söz af için etkili olacaktır . Adem kendi günahının affı için ne diyecekti , ne demeliydi ve af duasında hangi sözcüğün kullanması istenmesi gerekiyordu ?

Ademin bağişlanmasına vesile olan işte bu ayatte hangi kelimler var idi ve bu kelimelere Allahın bize de emrettiği ESMAÜL HÜSNA kelimeleri denilemez mi ! Adem de Allahın Esmaül hüsnasinı öğrendi ve o kelimeler ile affı için Allaha dua etti. Aynen kuranda bize de emir ve tavsiye edildiği gibi

EVET İŞTE NASIL DUA EDECEĞİMİZİ BİLDİREN AYET ARAF SURESİ

ARAF-180- "En güzel isimler Allahındır. O'na o isimler ile dua ediniz

Haşır 24- O yaratan, yoktan var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. İsimlerin en güzelleri O'na aittir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nu takdis etmektedir. Üstün güç sahibi ve herşeyi hikmeti uyarınca yapandır.

Adem öğrendiği esmaül hüsnalar ile ne diyecekti. Hikmet sahibi ya hakim ,kusurlardan münehzeh ya Süphan Allah diyecektir, ya da Rahman ya Rahim ya Tevvab ya Afüv ya Gafur ya Gaffar........ diyecekti. 

İŞTE BİR TAKIM KELİMELERLE DEDİĞİ BU OLMALI.
Yani Allahın güzel isim ve sıfatlarını içeren kelimeleri anlamıyla öğrenip onunla dua edecekti
« Son Düzenleme: 08 Ekim 2008, 06:53:56 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Ekim 2008, 08:14:19 ÖS 20
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #13 :»

cennet nerede sorusuna ?
- kuran net bir cevap vermiyor -sa ; bize düşen de bu sorunun peşine düşmemek!

elifin değindiği madem yeryüzüne inilecekti neden cennete konuldu sorusu ise cevaba değer:)Smiley

- cennet atış talimi gibi bir yer:)
orası acemi ocağı,

yahu dikakt etmiyormusunuz?
Allah; neyi anlatıyorsa hep bir tiyatro ile anlatıyor, hep hafızada canlandırmamızı istiyor, hep hikaye var hep heep..

ve ilk yaratılışın tiyatrosu bir irade eğitimi ise
üzerinde yoğunlaşmamız gereken şey irade olmalı değil mi?

(teşekkür ederim ayşegül de o kavramı ayrıca kavramlar bölümünde açıp orada bunu tartışmak güzel olurdu bence)

ve sitenin geri kalan ahalisini de kuran üzerinde düşünmeye davet ediyorum.. hımm sesli düşünün ki izlendiğimizi farkedelim.. yoksa yazmak için motive olamıyoruz..SmileySmileySmiley
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
09 Ekim 2008, 12:11:52 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #14 :»

Alıntı
elifin değindiği madem yeryüzüne inilecekti neden cennete konuldu sorusu ise cevaba değer:)

Taha 53,54,55: O, yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık
.
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır
(Ey insanlar!) Sizi ondan (yani yeryüzündeki topraktan) yarattık, sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.

 
İnsanları yanıltan ayette geçen "ihbituu" kelimesidir.
 

 Bakara 36: Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. (ve gulnehbitu) Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.
 

Halbuki bu kelime Kur'an'da başka yerlerde de kullanılmaktadır.

Bakara 61: Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin (ihbituu mısran)....
 
Nuh aleyhisselamla ilgili ayette de aynı kelime kullanılmıştır:

Ey Nuh" denildi. "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (İhbit biselamin)
 
Kur'an-ı Kerim'de cennet kelimesi sadece ahiretteki vadedilen cennet için kullanılmaz. Bahçe anlamında çok yerde kullanılmıştır. Örneğin;
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı (üzüm cenneti) vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. Derken kendine zulmederek bağına (cennetine) girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
 
Zaten cennet arapçada bitkiyle örtülmüş bahçe demektir. Ama bizde cennet kelimesi terim anlamı kazanmıştır. Cennet denince biz ahirette müminlere vaad edilen yeri anlarız.
 
Demekki Adem aleyhisselam yeryüzünde güzel ve yüksek bir bahçeye yerleştirilmiş, imtihanı başlatılmıştı. İlk hatasını yapınca Allah onu o bahçeden çıkardı ama Adem'in imtihanı yine devam etti. Çünkü bu Allah'ın sünnetidir. Nimete şükredilirse nimet artar, hata edilirse nimet elden kaçar.
 
O halde insanlara Adem aleyhisselamın olayını anlatırken cennet kelimesini kullanmamalıyız. Çünkü onlar kelimeyi sözlük anlamıyla değil terim anlamıyla anladıkları için ortaya çeşitli sorunlar çıkmaktadır. Bilhassa çocuklar, biz konuyu yanlış anlattığımız için Adem aleyhisselam hakkında kötü zanlara düşmektedir. "O hata işlemeseydi biz cennette olacaktık" gibi çocukça suçlamalarda bulunmakta dahası bu bilinç altlarına yerleşmekte ve ilerde bazı yanlış davranış ve yanlış inançların temeli olmaktadır. Biz dini elimizden geldikçe Kur'an'a uygun anlatırsak bu sorunların hiçbiriyle karşılaşmayız. Çünkü Kur'an, insanın zihnini kurcalayacak ikilimlere asla yol açmaz.

« Son Düzenleme: 09 Ekim 2008, 12:14:59 ÖÖ 00 Gönderen: abdulhamit » Logged
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.092 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu