6- Bakara Suresi 30-34

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Tefsir Sohbetleri > 6- Bakara Suresi 30-34
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 2 [3] 4   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: 6- Bakara Suresi 30-34  (Okunma Sayısı 4384 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Eylül 2008, 12:11:54 ÖS 12
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #30 :»

Alıntı
Cenk

Alıntılardan sonra buraya kadar geldiysek eğer soru şudur? Simdi bu ayetde gecen CaiLUN  yaratma anlaminda degil, Secme atama anlamina gelebiliyor. şimdi seçti ise demekki Hz Adem ile birlikte yaşayan insanlar var. mı? Melekler onları görüp mü niye yaratıyorsun diye soruyorlar?  Neslin çoğalması konusunda herşey yeniden sorgulanmalı Kuran'la? selamlar...


şöyle olabilir mi o zaman ?

insan zaten yaratılmıştı. ilkel olarak yaşamakta idi. ve bu yaşamları insanii değil  hayvanii idi (teşbihte hata olmasın)
melekler ise insanoğlunun bu hayvaniii yaşamlarını bildikleri için allah halife atayacagım dedigi zaman "orada kan dökecek kargaşa çıkaracak birisini mi seçeceksin" anlamında şaşkınlıklarını dile getiriyorlar...

yani meleklerdeki ön bilgi bu olabilir.  ( meleklerin nerden bildiği de böylece netlik kazanıyor)
ayrıca ilk insanın ya da canlının yaratılması ile halife seçilmesi konuları ayrı ayrı da olabilir...

Smiley yahu tarihi yeniden mi yazacağız şimdi Smiley

ayrıca ihsan eliaçıkın şu yazısı da dikkate değer :

Alıntı
Hiç düşündünüz mü, Müslümanların kıblesi neden bir Ev (beyt) dir.“Ev’e” yöneliş?

Evet, Ka’be Allah’ın evidir. Fakat aynı zamanda Ka’be Adem ve Havva’nın da evidir. Yani insanlık tarihinde “Ev’e” yönelik yaşamı, “evcil” yaşamı başlatan ilk insanların evidir.Daha önce “yabani” yaşam vardı. Kimi insanımsılar dağlarda, mağaralarda yaşıyor, avlanıyor, birbirinin etini yiyor, kanını içiyor, rasgele cinsel ilişkide bulunuyor, yeryüzünde kan döküp fesat çıkarıyordu.Ev ve aile mefhumu yoktu.Kur’an “İnsanlık için dikilmiş ilk ev (evvelu’l-beyt) Mekke’deki Ka’be’dir” der. (3/96). Keza kendisinde önce ev olmayan en eski ev (beyt-i atik) derken de bunu kasteder.

Bunlar ne demek?

Yeryüzünde eve dayalı yaşam bu Ev ile başladı demek…Barbarlıktan uygarlığa bu Ev kurularak geçildi demek…Dolayısıyla buradan Ev’in insanlık sıçramasının ilk hamlesi olduğunu, hayvanca yaşamdan insanca yaşama ilk olarak Ev’e dayalı düzen ile geçildiğini anlıyoruz.Düşünün…

Bizler evlerde yaşamasak ne olurdu?

Ormanlardaki hayvanlar gibi ailesiz, anne baba belirsiz, kim kiminle nerede yatıyor belli değil…Erkek, kadın, çoluk çocuk sokaklarda, caddelerde, ortalıkta…Bütün bunlardan bizi “ev” koruyor, değil mi? Demek ki insan hayatının temeli “ev”dir.

Yönüm Ev (Kıblem Ka’be/Beyt) ne demek bir de bu açıdan düşünün…


tamamını okumak için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLAYINIZ


çok farklı bir fikir uyandı şimdi bende...
bunu düşünmeli ve araştırmalıyız......
Logged
04 Eylül 2008, 04:49:31 ÖS 16
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #31 :»




az önce islamoğlu mealinden okudum....
ordan alıntı yapıyorum :

2-bakara suresi 31. ayet 11. nolu dipnot sayfa 16

Alıntı

....bir başka açıklama da şöyle yapılabilir : kuranda beşerin insanlaşma sürecinin sudan başlayıp çok uzun bir aşamada (etvar) gerçekleştiği ifade edilir (71:14). insan adlı canlı, kendisini insan yapan "ruh" üflenmeden önce kan dökmüş fesat çıkarmış olabilir. eğer durum böyleyse, melekler bu tecrübeye dayanarak bunları söylemiş olmalıdırlar. bu açıklamadan, bir değersizleştirme ve indirgeme operatörü olan darwine asla bir pay çıkmaz. allahu a'lem.

Logged
06 Eylül 2008, 05:36:00 ÖS 17
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #32 :»

Alıntı
....bir başka açıklama da şöyle yapılabilir : kuranda beşerin insanlaşma sürecinin sudan başlayıp çok uzun bir aşamada (etvar) gerçekleştiği ifade edilir (71:14). insan adlı canlı, kendisini insan yapan "ruh" üflenmeden önce kan dökmüş fesat çıkarmış olabilir. eğer durum böyleyse, melekler bu tecrübeye dayanarak bunları söylemiş olmalıdırlar. bu açıklamadan, bir değersizleştirme ve indirgeme operatörü olan darwine asla bir pay çıkmaz. allahu a'lem.

Olabilirlik bir ihtimaldir. İhtimalin ise her zaman bir gerçek payı vardır. Kendisini insan yapan ruh üflenmeden önce demek, insanın evrim aşamasını kabullenmek demektir. Net ve açık ifade budur. Darvine hak payı vermektir ki, ihtimal bile olsa bu görüşü dile getirmek darvinin haklılığını destek ile kanıtlar.

Çok büyük bir ihtimaldir ki, zaten ben bu görüşümü önceden de açıklamıştım. Allah Meleklerine önceden şu şekilde bir bilgi ile şöyle demiş olamaz mı ?

Siz benim yarattığım ve yaratacaklarım canlılar içinde asla bana isyan etmeyen kullarımsınız.

Demişse ! Ve bunun örneğini de insandan önce yaratılan cinlerde görmüş iken....İşte meleklere buradan bilgi gelmiş olamaz mı ?
« Son Düzenleme: 06 Eylül 2008, 06:49:52 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Eylül 2008, 02:29:46 ÖS 14
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1315
Nerden:

Offline
« Yanıtla #33 :»

Sabuni konuyla alakalı olarak Safvetüt tefasirde;
İbnu'l-Cizzi den söyle bir alıntı yapmış

Meleklerin, Âdem oğullarının fesat çıkaracağını bilmeleri, Allah'ın bu hususta kendilerine bilgi vermesiyle olmuştu" der. Bazıları da şöyle der: "Yeryüzünde cinler vardı.Fesat çıkarttılar. Allah onlara melekler gönderdi de melekler onları Öldürdü. Bunun için, melekler Âdemoğullarını onlara kıyas etmişlerdir.

bayraktar da daha önce insan nesliinn yaratılmış olabileceğini vurgulamış
taberide çok fazla ayrıntı bulamadım

hani ilkokullarda takvim şeritleri olurdu
ilk dönemden önce karanlık devir vardır derlerdi de ve burası siyah renkle gösterilirdi(yine kafamız karışırdı)
şimdi Adem a.s den önce insanlar olsaydı bu devri Kuran karanlıkta bırakır mıydı?


(insanlara yardım için görevli savaşçı melekleri biliyoruz
al-i imran/124-125
enfal/9
müddesir/31


şimdi cinlerle olan bu mücadeleyi-savaşı delillendirecek ayetler? ?

Logged
09 Eylül 2008, 11:34:14 ÖS 23
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #34 :»

Alıntı
"Yeryüzünde cinler vardı.Fesat çıkarttılar. Allah onlara melekler gönderdi de melekler onları Öldürdü. Bunun için, melekler Âdemoğullarını onlara kıyas etmişlerdir.

kAYNAK NEDİR ? kURAN MIDIR ?

Devam ediyorum
Logged
09 Eylül 2008, 11:55:12 ÖS 23
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #35 :»

Alıntı
Yeryüzünde cinler vardı.Fesat çıkarttılar. Allah onlara melekler gönderdi de melekler onları Öldürdü. Bunun için, melekler Âdemoğullarını onlara kıyas etmişlerdir.

Böyle birşey bence olası değildir. Neden mi ? Yeryüzünde Fesat çıkaran kulları Allah öldürecek midir ? Veya öldürülecekse onlar melekler vasıtası ile mi öldürülecek ?

Sorumuza evet demek mümkündür. Çünkü kuran ayetlerinde fesat çıkaran insan topluluklarının ( Lut gibi ) öldürülmeleri, Allahın azabına çarptırılmalarında, helak olmalarında melekler vasıta olarak kullanılmıştır.

Fakat asıl tartışılması ve sorulması gereken soru şu ?

Fesat bitmiş sona ermiş midir ? Günümüz dünyasına baktığımızda bu sorunun cevabını kolayca bulabilirsiniZ. O halde neden bu topluluklarının helakı gerçekleşmiyor ?

Alıntı
bayraktar da daha önce insan nesliinn yaratılmış olabileceğini vurgulamış

El insaf, el hak. İnsan nesli Allahın iki eli yaratılaması ile başlamadı mı ? Olsa olsa Daha önce
yaratılan insan nesli değil , darvinin de iddia ettiği gibi insana benzeyen hayvan neslidir.

Sad 75 çevirileri:

DİYANET VAKFI
Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.


İŞTE ŞEYTANIN İTİRAZI

ÖMER NASUHİ
(Cenâb-ı Hak) Buyurdu ki: «Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni ne şey alıkoydu? Kibirlenmek mi istedin, yoksa sen yükseklerden mi oldun?» (İblis) Dedi ki: «Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın.»
« Son Düzenleme: 09 Eylül 2008, 11:56:49 ÖS 23 Gönderen: abdulhamit » Logged
10 Eylül 2008, 12:08:09 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #36 :»

Alıntı
(insanlara yardım için görevli savaşçı melekleri biliyoruz
al-i imran/124-125
enfal/9
müddesir/31


şimdi cinlerle olan bu mücadeleyi-savaşı delillendirecek ayetler? ?

MELEKLER İLE CİNLER KARŞILIKLI SAVAŞ MI EDİYOR !

Evet, verdiğiniz ayetlerde dediğiniz gibi meleklerin savaşı mümin insanların eliyle diğere kafir insanlar üzerine olmaktadır. Ama şunu şu şekilde asla düşünemeyiz. Bir tarafta kafir ordusu ve karşılarında yalnızca meleklerden oluşmuş bir ordu. Haydi savaş etsinler bakalım.

Olsa olsa aynı durum cinler içinde geçerli olabilir. Nasıl ki, insanların muminleri ve kafirleri varsa, cinlerin de aynı şekildedirler. ve bunların savaşında melekler tıpkı mümin insanlara yardım etikleri gibi mumin cinlere de yardım etmiş olamazlar mı ?

Alıntı
şimdi cinlerle olan bu mücadeleyi-savaşı delillendirecek ayetler? ?

Ben SAFFAT ayetinden başka bir ayet göremedim oda şu

8- O şeytanlar, yüce alemi (Mele-i A'la'yı) dinleyemezler; her yandan kendilerine mermi gibi yıldızlar atılır.

9- Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli azap vardır




« Son Düzenleme: 10 Eylül 2008, 12:11:53 ÖÖ 00 Gönderen: abdulhamit » Logged
23 Eylül 2008, 08:06:32 ÖÖ 08
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #37 :»

30.     Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz." demişler, Allah da, "Ben sizin bilmediğinizi bilirim" demişti

ADEM HANGİ YERYÜZÜNDE YARATILDI. CENNET YERYÜZÜNDE Mİ, YOKSA DÜNYA YERYÜZÜNDE Mİ ?

Adem aleyhisselamın ahiretteki vadedilen cennete girdiğini ve oradan çıkarıldığı bilgisi yaygındır. Ben de şimdiye kadar bu şekilde anlatıyordum. Ama bu bilgi beraberinde sürekli bazı soru işaretlerini ve şüpheleri taşıyordu. Adem madem imtihan (kulluk) için yaratılmıştı niçin direkt olarak ödül yeri olan cennete sokulmuştu?

Şeytan kovulduğu halde cennete nasıl girebilmişti? Allah, "yeryüzünde bir halifelik oluşturacağım" demesine rağmen Adem aleyhisselam nasıl cennete gitmişti, yeryüzünde olması gerekmez miydi?

 İnsan yaratılacağı zaman melekler "kan dökmek ve fitne çıkarmak" tan bahsetmişlerdi. Cennette kan ve fitnenin işi neydi? Cennette yasak var mıydı? Adem aleyhisselama ağaç neden yasaklanmıştı? Cennette imtihan var mıydı? Adem aleyhisselama "Şeytandan kaçın" denmişti. Cennette şeytanın işi neydi?Huh? bu ve buna benzer istifhamlar sürekli kafalardaydı.

Hatta okullarda küçük çocuklar bile bu sorulardan bazılarını soruyorlardı. İmam hatip yıllarında Fahrettin Razinin farklı bir görüşünü duymuştum ama delilleri sunulmadığı için bu görüşü kabullenememiştim. Fakat Kur'an ayetleri bütünlük içinde okunduğunda Adem aleyhisselamın cennetinin ahirette vadedilen cennet olmadığı, dünyadaki bir bahçe olduğu açıkça ve çok net anlaşılıyor. Aşağıya ilgili ayetlerin bir kısmını yazıyorum.

Aşağıdaki ayetlerde Adem aleyhisselamın yeryüzünde ve yeryüzünün toprağından yaratıldığı çok açık ve nettir.
 
Bakara 30: Hani, Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. Onlar, "Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?
 
Hicr 33: İblis dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın insan için saygı ile eğilemem."
 
Taha 53,54,55: O, yeryüzünü sizin için bir beşik kıldı, onda sizin için yollar döşedi ve gökten su indirdi; böylelikle bununla her tür bitkiden çiftler çıkardık.
Yiyin ve hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz, bunda sağduyu sahipleri için elbette ayetler vardır
(Ey insanlar!) Sizi ondan (yani yeryüzündeki topraktan) yarattık, sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız.
 

İnsanları yanıltan ayette geçen "ihbituu" kelimesidir.
 

 Bakara 36: Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. (ve gulnehbitu) Sizin için yeryüzünde belli bir süre barınak ve yararlanma vardır" dedik.
 

Halbuki bu kelime Kur'an'da başka yerlerde de kullanılmaktadır.

 Bakara 61: Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin (ihbituu mısran)....
 
Nuh aleyhisselamla ilgili ayette de aynı kelime kullanılmıştır:

Ey Nuh" denildi. "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine Bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (İhbit biselamin)
 
Kur'an-ı Kerim'de cennet kelimesi sadece ahiretteki vadedilen cennet için kullanılmaz. Bahçe anlamında çok yerde kullanılmıştır. Örneğin;
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı (üzüm cenneti) vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk. Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm. Derken kendine zulmederek bağına (cennetine) girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
 
Zaten cennet arapçada bitkiyle örtülmüş bahçe demektir. Ama bizde cennet kelimesi terim anlamı kazanmıştır. Cennet denince biz ahirette müminlere vaad edilen yeri anlarız.
 
Demekki Adem aleyhisselam yeryüzünde güzel ve yüksek bir bahçeye yerleştirilmiş, imtihanı başlatılmıştı. İlk hatasını yapınca Allah onu o bahçeden çıkardı ama Adem'in imtihanı yine devam etti. Çünkü bu Allah'ın sünnetidir. Nimete şükredilirse nimet artar, hata edilirse nimet elden kaçar.
 
O halde insanlara Adem aleyhisselamın olayını anlatırken cennet kelimesini kullanmamalıyız. Çünkü onlar kelimeyi sözlük anlamıyla değil terim anlamıyla anladıkları için ortaya çeşitli sorunlar çıkmaktadır. Bilhassa çocuklar, biz konuyu yanlış anlattığımız için Adem aleyhisselam hakkında kötü zanlara düşmektedir. "O hata işlemeseydi biz cennette olacaktık" gibi çocukça suçlamalarda bulunmakta dahası bu bilinç altlarına yerleşmekte ve ilerde bazı yanlış davranış ve yanlış inançların temeli olmaktadır. Biz dini elimizden geldikçe Kur'an'a uygun anlatırsak bu sorunların hiçbiriyle karşılaşmayız. Çünkü Kur'an, insanın zihnini kurcalayacak ikilimlere asla yol açmaz.


alıntı

 
« Son Düzenleme: 23 Eylül 2008, 08:33:34 ÖÖ 08 Gönderen: abdulhamit » Logged
24 Eylül 2008, 04:09:06 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #38 :»

Madem bu ayetlerdeki özellikleri cennete hamlediyoruz. Peki cennette ölüm var mı ki şeytan Adem'i ölümle korkutuyor ağacın meyvesini yerse ebedi yaşayacağını söylüyor? Cennette zaten ebedi yaşanmayacak mı?

Cennette şeytan var mı? Cennette yalan var mı?

Cennet selamet yurdu değil midir? Oraya girenin ne imtihanı olur ne düşmanı ne de oradan çıkarılma tehdidi ve korkusu. Bunlar tamamen bu dünyaya ait şeylerdir.
 
Ayette cenneti hatırlatan ifadeler var ama o ifadeler bu dünya şartlarıyla bile kolayca açıklanabilir. Halbuki aynı ayette cennette asla olmayacak şeyler de var
 
Ayette geçen ifadeleri biz günlük hayatta bile  kullanırız. "Aç değil açık değilsin içinde bulunduğun nimetin kıymetini bil" deriz. O halde ayette geçen ifadeler Adem aleyhisselama verilen bahçenin güzelliğine ve içinde bulunduğu konumun rahatlığına işaret eder""
« Son Düzenleme: 24 Eylül 2008, 04:10:51 ÖÖ 04 Gönderen: abdulhamit » Logged
26 Eylül 2008, 04:19:27 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #39 :»

TEFSİR-İ KEBİR'DEN ALINTI
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
"Ve demiştik ki: "Ey 'Adem, sen eşinle birlikte Cennette yerleş. Ondan, neresinden isterseniz, bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa (kendine) zulmedenlerden olursunuz " (Bakara, 35)

"Cennetin Yerde Veya Gökte Olması

Müfessirler bu ayette geçen cennet hususunda "O yeryüzünde midir, yoksa gökyüzünde midir?" diye ihtilaf etmişlerdir. Cennetin gökyüzünde olduğunun kabul edilmesi halinde, "O cennet, sevab yurdu olan cennet midir, ebedilik cenneti midir, yoksa başka bir cennetmidir?" diye ihtilaf etmişlerdir.
 
a) Cennet Arzda idi:
 
Ebu'l-Kasım el-Belhi ve Ebu Müslim el-İsfahani: "Bu cennet yeryüzünde idi." demişler ve Hz.Adem'in cennetten indirilmesini bir bölgeden diğer bir bölgeye geçmek manasına hamletmişlerdir. (ihbât kelimesini intikal anlamında kabul etmişler-Çeviren notu-)   Cenab-ı Allahın "ihbitû misran (öyleyse bir şehre inin) "(Bakara, 61) ayetinde olduğu gibi... Bu  iki zat görüşlerine çeşitli yönlerden deliller getirmişlerdir:
 
Birincisi: Bu cennet, eğer sevab yurdu olan cennet olsa idi, ebedilik cenneti olurdu. Eğer Hz.Adem (a.s.), ebedilik cennetinde bulunuyor olsa idi, İblis'in: (Ey Âdem) sana ebedilik ağacına ve zeval bulmayacak bir devlete ulaşmanın yolunu) göstereyim mi?"(Taha, 120) sözüne aldanmazdı. Cenab-ı Allah'ın : Rabbiniz size şu ağacı, iki melek olursunuz veya (cennette) devamlı kabalardan olursunuz diye yasak etti". (Araf, 20) ayeti doğru olmazdı.

İkincisi: Kim bu cennete girerse, Allah Teala'nın: Onlar oradan (cennetten) çıkarılacak değiller" (Hicr, 48)  ayetinden dolayı, ondan bir daha çıkarılmaz.

Üçüncüsü: İblis,Hz.Adem'e secde etmekten imtina edince lanetlendi Allah'ın gazabından dolayı ebedilik cennetine ulaşamadı.

Dördüncüsü: Mükafaat dünyası olan cennetin nimetleri tükenmez. Çünkü Cenab-ı Hak: "Onun yemişleri ve gölgesi devamlıdır"'(Rad, 35) ve : "Mutlu olanlara gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça onlar da orada ebedî kalacaklardır. Bu (nimetler) bitmez, tükenmez bir lütuftur"{Hud, 108) buyurmuştur. Eğer bu, Hz.Adem (a.s.)'in girdiği cennet asaydı sona ermezdi. Fakat Hz.Adem (a.s.)'in girdiği cennet, Cenab-ı Allah'ın:"Allah'ın zatından başki herşey yok olacaktır"{Kasas, 88) ayetinden dolayı yok olacaktır. Eğer bu Hz.Adem'in girdiği cennet olsaydı, oradan tekrar çıkmazdı, fakat o oradar çıktı ve bu rahatlıklar kesildi, sona erdi.

Beşincisi: Allah Teala'nın hikmetine, insanoğlunu ilk başta, ebedi kalacakları ve mükellef olmayacakları cennette yaratması uygun düşmez. Çünkü O, amel işleyenlere ait olan mükafaatı, amel işlememiş olan kimseye vermez ve kullarını başıboş bırakmaz. Aksine o kullan teşvik etmek ve sakındırmak, onlara va'd ve va'idde bulunmak gerekir.

Altıncısı: Cenab-ı Hakk'ın, Hz.Adem (a.s.)'i yeryüzünde yarattığı hususunda bir ihtilaf yoktur. Ve bu kıssada onu gökyüzüne naklettiğine dair bir bahis bulunmadığı hususunda da bir ihtilaf yoktur. Eğer Allah Teala, onu gökyüzüne nakletmiş olsaydı bunun öncelikle zikredilmesi gerekirdi. Çünkü onun yerden göğe nakledilmesi en büyük nimetlerdendir. Bunun zıkredilmemesi, böyle bir naklin olmadığını gösterir. Bu da, Allah Teala'nın: "Sen eşinle birlikte cennette yerleş "(Bakara, 35) ayetinde bahsettiği cennetten muradın, ebedilik cennetinden başka bir cennet olmasını gerektirir.
 
b) Cennet Yedinci Semada İdi

 
İkinci görüş Cübbai'nin görüşüdür ve şöyledir: Bu cennet yedinci semada idi. Bunun delili, Allah Teala'nın "Oradan ininiz "(Bakara, 38) ayetidir. Sonra ilk iniş yedinci semadan birinci semaya olmuştu. İkinci iniş de gökten yeryüzüne olmuştu.
 
c) O Cennet, Sevab Yurdu Olan Cennettir

Üçüncü görüş, alimlerimizin çoğuna ait olan şu görüştür: Bu cennet, sevab yurdu olan cennettir. Bunun delili, "cennet" lafzındaki umum ifade etmeyen elif ve lam (lam-ı tarif) dir. Çünkü bütün cennetlerde birden yerleşmek imkansızdır. Bundan dolayı bu cennetin, daha önce zikredilmiş olan belli bir cennet olarak anlaşılması gerekir. Müslümanlarca bilinen, belli olan cennet ise sevab yurdu olan cennettir. Binaenaleyh ayetteki "cennet"i bu manada anlamak gerekir.
 
d) Tevakkuf Eden (Karar Vermeyen) Görüş Dördüncü görüş de şudur: Bütün bu görüşler mümkündür. Bu hususlardaki nakli deliller de zayıf ve birbirine terstir. Bundan dolayı bu hususta bir şey söylememek ve kesin konuşmayı bırakmak gerekir. En iyi Allah bilir. "
 
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 
Evet, Razi'nin aktardığı bu görüşler bugün sorulan sorulara sanıyorum tam olarak cevap veriyor. Şahsi kanaatim, ayette bahsedilen Cennet'in tüm müslümanlarca bilinen Cennet olduğudur. Çünkü eğer böyle Lamı Tarifli bir Cennet dünyadaki bir bahçe olsaydı, bu insanlarca da bilinirdi. Daha evvel bahsi geçmeyen veya herkesçe bilinmeyen bir kelimenin başında Lamı tarif konulmaz.Kuran'da  Bahçe anlamında kullanılan Cennet kelimeleri nekre olarak geçmiştir :
 
Kehf -32 :"Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı (cenneteyn: iki Cennet-bahçe)  vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk."

Bakara-265 : "Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarfedenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye (cennet) benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer (de yine ürün verir). Allah, yaptıklarınızı görmektedir."
 
Ayrıca :
A'raf-27 :"Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz şeytanları, inanmayanların dostları kıldık."

 
Ayetine bakıldığında, Adem a.s. 'ın çıkarıldığı Cennet, ademoğulları için bir ibret hadisesi olarak sunulmuş ve bu Cennetten Şeytanın kendilerini çıkarmaması için dikkatli olunması emredilmiş. Buna göre Adem a.s. 'ın çıkarıldığı Cennet, Allah'ın müminlere müjdelediği Cennet olması gerekir. Çünkü dünya hayatının geçici olduğu, Ahiret hayatının baki ve hayırlı olduğu Kur'anda defalarca geçer. Allah Ahiretteki Cenneti övüp dünyadaki Cennetlerin geçici olduğunu belirtirken, "Şeytan Adem 'i dünyadaki bağ -bahçelerden çıkardığı gibi sizi de çıkarmasın" demesi imkansızdır. Çünkü şeytan zaten bu tip bağ, bahçe sevgisini destekler ve kişinin dünya hayatına dalıp ahireti unutması için çalışır. Dolayısıyla Adem a.s. ın çıkarıldığı Cennet Ahiretteki Cennet olması gerekir.
 
 
Hasan CELIK
« Son Düzenleme: 26 Eylül 2008, 04:57:08 ÖÖ 04 Gönderen: abdulhamit » Logged
26 Eylül 2008, 05:15:10 ÖS 17
Üye Bilgileri
esen
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 934
Nerden:
"lalüebkem"


Offline
« Yanıtla #40 :»

sayın abdulhamit o zaman yukardaki sorulan sorulara sizin cevabınız nedir ?
yani iyi amel işlmeden cennette olma ve şeytanın cennette olması gibi...
şimdiden teşekkürler..
Logged

cici sözlerine karşılık çıkarıp masalarına koyacağımız bir din taşımıyoruz yüreğimizde
27 Eylül 2008, 04:26:01 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #41 :»

Alıntı
sayın abdulhamit o zaman yukardaki sorulan sorulara sizin cevabınız nedir ?
yani iyi amel işlmeden cennette olma ve şeytanın cennette olması gibi...
şimdiden teşekkürler..

Ben teşekkür ederim Değerli kardeşim,

Konunun hemen başlarında takip ettiyseniz, görüş olarak kuranda adem (as) ve havva anamızın yaşadığı cennetin rabbimizin bize mükaafat olarak vadettiği sonsuzluk yurdu cennet olmadığını belirtmiştim. Bunun delillerini şöyle sıralayabilirim.

İLK SORUMUZU ŞÖYLE SORALIM

1- Adem (as) yaratılmadan önce cennet var mı idi ? Var ise kimin için vardı ? ve bu cennette kimler yaşıyordu.

Şayet yok idi ise, bu cennet Adem için yani şahsına özel yaratılmış olmalıydı değil mi ? Çünkü, Yaratıldığı an kendisini cennete görüyor !

ALLAH YERYÜZÜNDE HALİFE YARATACAĞIM DEDİĞİNDE, Melekler Adem yaratılmadan önce ne demişlerdi, Orada ( yeryüzünde ) kan dökecek sana asi olacak birilerini mi yaratmak istiyorsun demişler midir ? Bu ifadeleri neye dayanarak söylemiş olabilirler ? Halbuki Allah onu cennetinde ( cennet toprağından ,cennet yeryüzünde) yaratıyor ve onu orada yaşatacak iken, melekler Ademin ve zürriyetinin cennette  kan dökecek olacaklarını nasıl olurda söyleyebilirler. Bu cennet Allah katındaki cennet olabilir mi ?

Eğer şayet öyle ise melekler çok büyük bir şaşkınlık geçirmişlerdir. Çünkü onlar dünya yeryüzünde bir yaratılış beklerken cennet yeryüzünde bir yaratılış görmüşlerdir. Şu ayetin mealini önce doğru tespit etmeliyiz : Bakara Suresi 30. ayette "Ceale" fiilinin ismi faildir. Bu fiil de yapmak, kılmak manasındadır. Yani mealde  "Halife" başkasının yerine geçen, başkasının yerini alan kimse demektir. Eğer yaratılış cennete gerçekleşmiş ise Adem Cennete kimin yerine geçip neye ve kimlere halife olacaktır

2- Ademin yaratıldığı ve misafir edildiği Rabbimizin katındaki cennet ise ve bu da 7. kat gökte ise, aynı cennet dünya yeryüzünde de çok büyük ihtimalle var olmalıydı. Yani Cennetin 2 manalı anlamı var. Birincisi muminlere dünyada ki amellerine göre mükafat yeri olarak hazırlanmış acı, dert , üzüntü olmayan sonsuzluk yurdu, günaha, yalana ,kötülüklere, kan dökmeye  asla yer olmayan , ahiret yaşantımızdaki cennet, ikincisi Dünya cenneti. Dünya cennetinde de rahat yaşanacak  su, bağ ve bahçelerden oluşmuş ahiret cennetine benzeyen güzellikler var. Rabbimiz buna da kuran kitabında hitaben cennet diyor.

O halde soralım: Madem ki cennet için aynı tabir aynı güzellikler dünya yeryüzü içerisinde de var. Ve Aynı tabiri rabbimiz dünya cenneti için de kullanıyorsa Neden bu dünya cenneti olmasın da 7. kat cennet olsun ?

3- Ademin cenneti ister yeryüzü ( Dünya cenneti ) olsun veya 7. kattaki cennet olsun. Rabbimizden ona lutuf olarak verilmiştir. Denilir ki, amel olmadan mükafaat verilir mi ? İşte sorunun alası bu.
Olmaz diyenlere rabbimizin bize lutuflarını sayın dediğimizde sayabilecekler midir ? Biz hangi amelimizle bunları hakkettik .Biz hangisini  ve hangi nimetleri hakkettik de ve hala  vermeye devam ediyor ve bizden istediği bir şükür ve hamd ve onun emrine tabii olma


4- Eğer rabbimizin bize peşin olarak verdiği bu nimetlere karşılık ona şükür borcumuzu yerine getiremiyorsak , İşte Adem gibi oluruz ve bize verilen nimetler tek tek elimizden alınır ve bir sınav ile karşı karşıya kalırız. Bu sınavda üzüntü vardır, dert vardır ,sıkıntı korku ve geçim darlığı vardır.

5- İşte Adem ( as ), rabbimizin verdiği bu cennet nimetlerine karşılık denenmiştir ve Buna layık olup olmamanın ilk imtihanını vermiştir ve ne yazık ki bu imtihanını rabbisine karşı gelerek kaybetmiştir. Şeytan ve nefsinin vesvesesini dinleyerek rabbinin emrine isyan etmiştir. Tabii buna en çok sevinen de şeytan olmuştur. Çünkü onun bir sözü vardı Allaha karşı ona isyan ettirecektir . Allaha karşı isyan ettireceğine dair Adem ve ondan türeyecek zürriyetlerin hepsini azdırmaya and içmişti.

 
Alıntı
şeytanın cennette olması gibi...

Şeytan rabbimizin katındaki cennete olabilir mi ? O onun katından kovulmamış mı idi. Bununla ilgili net ve açık ayet var. Lanetlendin, Oradan çık git, DEFOL diye.
Zaten şeytan bu kovulmadan sonra ademe azılı düşman olmuştur.

İLK KOVULMA ALLAH KATINDAKİ MAKAMINDAN İDİ

Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. (Araf, 13)

Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. (Hicr,34-35)


İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. " (Hicr, 39-40)

YUKARIDAKİ AYETE DİKKATLE BAKACAK OLURSAK, ŞEYTAN CENNETTE DEĞİL, YERYÜZÜNDE ONLARA KÖTÜLÜKLERİNİ SERGİLEYECEĞİNİ SÖYLÜYOR AZI HARİÇ HEPSİNİ AZDIRACAĞINA DAİR AND EDİYOR

Allah katından kovulmuş, iyilik ve rahmetten uzaklaştırılmış bir melûn, böyle bir mühlet müsaadesini elde edince şımarır da onu azgınlığa bir teşvik vasıtası olarak kabul eder. Böyle şımartman hakkı için veya çamurdan yaratılanı küçümseyip secdeetmediğimden dolayı benim azgın âsi olduğuma hükmetmenden dolayı mutlaka ben, yeryüzünde onlara süsleme yapacağım. Yani maddelerini bahane ederek o kuru çamuru, o kokar balçığı, onlar için süsleyip insanlığın esas yükselmesine vesile olan ruhtan daha hoş, daha süslenmiş, daha kıymetli göstereceğim. Ve mutlaka hepsini azdıracağım.

ŞEYTANIN İKİNCİ DEFA KOVULUŞU ADEM VE HAVVANIN CENNETEN BİRLİKTE KOVULMASIYLA DA OLMUŞTUR

Ayetdende anlaşılacağı gibi şeytana, Allah'ın halis kulları üzerinde etki olabilecek hiç bir güç verilmemiştir. Binanyaleyh düşüncesinde, yaşayışında ve huyunda şeytana karşı olan insan, "Allah'ın kulu" sıfatını koruyacaktır. Şeytana ait bir vasfı taşıyan kimsede ise, şeytandan bir haslet var demektir.
Havva'nın Yaratılışından Sonra

Hz.Adem Adn Cenneti'nde ikamet eiyordu.(Adn" sözlükte yerleşmek, bir yerde iskân etmek anlamına gelir  Adn Cenneti'nin ayrı bir makam ve hatta "Cennetler"den ibaret olduğu ifade edilmektedir).
Kendi cinsinden ve nefsinden eşi de yaratıldı. Eşinin adı Havva idi. Bu arada şetan öç almayı planlıyordu. Bunun üzerine Adem ve eşini Allah şöyle uyardı:
 
"Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." (Bakara 35)

Aslında Adem'e ve eşine yaklaşılmaması tavsiye edilen ağaç bir imtihan sahasıydı. Onun meyvasından yemek ise , yasak bir fiilin işlenmesi, sorumluluk sahsına çıkılması ve Allah'ın koyduğu bir yasağın çiğnenmesi demekti.

Adem ve eşi, melek olma veya Cennet'te ebedi kalma ihtimallerini duyunca, şeytanın kendilerine düşman olduğunu unuttular.

"Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti." (Araf 20-21)

"Ağaca yaklaşmayın" emrine sabırsızlık edip ondan yediler. Ağaçtan meyve tadınca ayıp yerleri kendilerine açılıverdi.
 
"Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı Ağacı tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar." (Araf 22)

Allah Adem'e görevini hatırlatarak:
 
"... Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?" (Araf 22)

Fakat hatalarını çok çabuk anladılar, derhal tevbe ettiler.

" Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!" (Araf 23)

Allah'da tevbelerini kabul etti. Fakat cennet de daha fazla kalmalarına müsaade etmedi ve şu emri verdi:
 
"Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız!" (Araf 24-25)

YORUMUM:

ALLAHIN AHİRETTE VADETTİĞİ ADN CENNETİNE BENZEYEN DÜNYA CENNETİNDE ADEM VE HAVVANIN DAHA FAZLA KALMALARINA MÜSADE ETMEDİ. ORADAN İNİN DEDİĞİNDE ADEM VE HAVVANIN GÜNAHINDAN DOLAYI DÜNYADAKİ CENNET MEKANLARI KURUDU ,YOK OLDU. VE YERYÜZÜNÜN MUSTARİP BİR YERİNE DÖNÜŞTÜ ( VEYA DÜŞTÜLER ). İŞTE BU YERDE YAŞAYACAK, BU YERDE ÖLÜMÜNÜZ GERÇEKLEŞECEK VE BU YERDE TEKRAR DİRİLECEK VE ŞEYTANLA SİZİN ARANIZDA KIYAMET DEK SÜRECEK BİR DÜŞMANLIK BAŞLAYACAK


Şeytana Karşı Uyarı

Şeytanla Adem ve Havva arasında geçen bu hadiseden sonra Allah, şeytana karşı tedbirli olmaları için, insanları da uyardı ve şöyle buyurdu:

"Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. " (Araf 27)
[/color]
« Son Düzenleme: 27 Eylül 2008, 09:35:44 ÖS 21 Gönderen: abdulhamit » Logged
10 Ekim 2008, 09:28:47 ÖS 21
Üye Bilgileri
murat
Ziyaretçi
« Yanıtla #42 :»

Hani(1) Rabbin, Meleklere:(2) "Muhakkak ben, yer yüzünde bir halife(3) var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni övüp-yüceltir ve (sürekli) takdis edip dururken, orada fesat çıkaracak ve orada kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?"(4) dediler.(5) (Allah:) "Şüphesiz, sizin bilmediğinizi ben bilirim." dedi.(6)

bakara 30


tefsir

1 Buraya kadar geçen ayetlerde insandan Allah'a itaat etmesi isteniyordu; çünkü O, yaratıcıdır, Hakim'dir, ölüm ve hayatı belirleyendir; çünkü O, insanın yaşadığı evrenin Sahibi ve Hakimi'dir. Bu ayetlerde ise insan, yeryüzünde halifesi olduğu Allah'a itaat etmeye davet ediliyor. Bu nedenle insan, Allah'a itaat etmesi, O'nun Hidayet'ine tâbi olması ve sürekli kendisine düşman olan, onu saptırmak için fırsat kollayan şeytana uymaması konularında uyarılıyor. Eğer şeytanın aldatmalarına uyarsa en büyük suç olan Allah'a isyana kalkışmış olarak, korkunç bir sonla karşılaşacaktır.
Kur'an burada insanlık tarihinin bir bölümüne, başka türlü ispatlanması mümkün olmayan insanın yaratılışına ışık tutuyor. Şüphesiz bu daha güvenilir bilgi, sadece tahmine ve yerin altından çıkarılan kemiklere dayanan "bilgi"den, çok çok daha önemlidir. Her şeyin ötesinde bu bilgi insanı, zavallı bir evrim yaratığı seviyesinden, Allah'ın en şerefli yaratığı, melekler ve her şeyin secde ettiği Allah'ın yeryüzündeki halifesi seviyesine çıkarmaktadır.

2 "Melek", sözlükte elçi, özellikle Allah'ın elçisi anlamlarına gelir. Melekler kişilikleri olmayan soyut güçlerden ibaret değildirler. Onlar kişilikleri olan varlıklardır ve Allah'ın mülkünü yönetmek üzere görevlendirdiği elçilerdir. Hem meleklerin varlığını reddeden materyalistlerin, hem de onları Allah'a ortak koşan veya onları Allah'a ibadette aracı kabul eden cahillerin hatalı oldukları, Kur'an'dan açıkça çıkarılabilir.

3 Halife, kendisine otorite tarafından verilen görevleri, onun yerine kullanan kişidir. O halde insan mâlik değildir, o sadece Allah'ın temsilcisidir ve kendisine gerçek Hâkim tarafından verilenler dışında hiçbir güce sahip değildir. Bu nedenle, kendi istediklerini yapma hakkına sahip değildir. Onun görevi, temsil ettiği otoritenin isteklerini yerine getirmektir. Eğer verilen yetkileri kendisinin sanır veya bu yetkileri kendi arzularına göre kullanırsa veya bir başkasının hâkimiyetini kabul edip, onun isteklerine boyun eğerse, bu isyan ve ihanet olur.

4 Bu soru itiraz amacıyla değil, mesele hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak amacıyla sorulmuştur. Melekler, Allah'ın hiçbir işine itiraz edemezler. Onlar Halife denince, yaratılacak varlığa bazı güçler verileceğini anladılar; fakat böyle muhtar bir yaratığın, evrenin zorunlu kanunlarla yönetilen düzenine nasıl uyum sağlayacağını anlayamadılar. Kendisine muhtariyet verilen birinin yaşadığı evrende, düzenin nasıl devam edebileceğini de anlayamadılar.

5 Bununla, halifeliği kendilerinin hakettiğini ve bu yüzden Halifeliğin kendilerine verilmesi gerektiğini söylemek istemiyorlardı. Söylemek istedikleri şuydu: "Biz senin emirlerini boyun eğerek, itaatle ve isteyerek yerine getiriyoruz; bütün evreni temiz ve düzen içinde muhafaza ediyoruz ve seni hamd ile tesbih ve takdis ediyoruz. Bu nedenle niçin bir halifeye ihtiyaç duyulduğunu anlayamıyoruz."
Arapça "tesbih" kelimesinin iki anlamı vardır; "kutsamak" ve "isteyerek çalışıp, elinden geleni yapmak". Takdis de "kutsamak ve temizlemek" anlamlarına gelir.

6 Bu, meleklerin ikinci şüphesine verilen cevaptır: "Siz bir halife tayin edilmesinin hikmetini anlayamazsınız. Sizin hizmetleriniz, benim katımda bulunan amacı yerine getiremez. Ben, sizin bahsettiğiniz hizmetlerden daha fazlasını istiyorum. Bu nedenle yeryüzünde bir insan yaratacağım ve ona bazı güçler vereceğim."

tefhimu'l kur'an
Logged
10 Ekim 2008, 09:43:52 ÖS 21
Üye Bilgileri
murat
Ziyaretçi
« Yanıtla #43 :»

Ve meleklere: "Ademe secde edin" dedik(1) de İblis'ten(2) başka (diğerlerinin tümü) secde ettiler. O ise, dayattı ve kibirlendi ve kâfirlerden oldu.(3)

bakara 34

1 Bu, yeryüzünü ve tüm evrenin yeryüzüyle ilgili bölümünü yöneten meleklerin, insana baş eğip, itaat etmesinin sembolik bir ifadesiydi. İnsan Allah'ın emriyle halife tayin edildiği için, evrenin bu bölümünde görevli olan meleklere, Allah dilediği müddetçe, kendi melekleri dahilinde, yetkileri kötüye de, iyiye de kullansa insana yardımcı olmaları emredilmiştir. Bu şu anlama gelir: "Doğru olsun, yanlış olsun, yapmak istediği her şeyde ona yardımcı olacaksınız. Mesela namaz kılacağı veya başka iyi bir iş yapacağı zaman, kendi kapasiteniz dahilinde ona yardım etmelisiniz. Veya o hırsızlık yapmak ya da başka bir kötülük yapmak isterse, Biz onun yetkisini bu yolda kullanmasına izin verdiğimiz sürece ona yardımcı olacaksınız. Fakat Biz o yetkiyi ondan aldığımızda, ona yardımcı olmayı bırakacaksınız." Bu bir devlet memurunun durumuna benzer. Kendi yetki sınırı içindeki tüm memurlar ona itaat ederler; fakat hükümet tarafından görevden alınınca, daha önceden itaat eden tüm memurlar artık ona itaat etmezler. Hatta hükümet emrederse onu yakalayıp hapse bile atarlar. Meleklerin de, insanla aynı ilişki içinde olduğu görülüyor. Secdenin, itaat ve boyun eğmenin sembolik bir ifadesi olması muhtemeldir. Boyun eğdiklerini belirtmek için böyle bir hareketi fiziksel olarak yapmış olmaları da mümkündür.

2 İblis, sözlükte çok aşırı meyus olan, ümitsiz anlamına gelir. Aynı zamanda Allah'a isyan eden, insan soyuna boyun eğmenin sembolik göstergesi olarak Hz. Adem'e (a.s.) secde etmeyi reddeden ve Kıyamet gününe kadar insanları saptırmak için Allah'tan mühlet isteyen cine verilen addır. Bu cine şeytan da denir. O sadece kötü ve soyut bir güç değil, insan gibi belli bir kişiliğe sahip bir varlıktır. Genelde bilindiği gibi o bir melek değil, melekler gibi özel bir tür olan cinlerden biriydi. (Bkz. Kehf: 50.)

3 Arapça metinden anlaşıldığına göre İblis, Hz. Adem'in (a.s.) önünde secde etmeyi reddeden tek cin değildi, bir grup cin daha bunu reddetmişti. İblis'in adı, isyanı ilk başlatan o olduğu için anılmaktadır.


tefhimu'l kur'an
Logged
10 Ekim 2008, 09:52:38 ÖS 21
Üye Bilgileri
murat
Ziyaretçi
« Yanıtla #44 :»

beni etkileyen ve baba ayet dediğim ayetlerdendir buda (rabbim affetsin benzetmemden ötürü)

"kibirlendi ve kâfirlerden oldu"

bu ayeti yaşamımıza aldığımız zaman bizlerde iblisin yaptığını yapmıyor muyuz?

mesela,
okumuş biri okumamış birine yukarıdan bakması kibirlenmesi onu küçük görmesi!

anne ve babalarından utananlar, onları arkadaş ortamından uzak tutanlar...onlara çüzamlıymış gibi davrananlar!

evleneceğin kişiyi sınıf farkından dolayı küçük görmen/kibirlenmen (ben daha iyisine layığım gibi)

IRKÇILIK yapıp kendi ırkını üstün görmen (deyim yerindeyse cuk diye oturdu ayet) ibliste kendini üstün görmüştü


islamı tarikatlere bölüm paramparça etmen sonrada bizden değilsin deyip dışlaman!


Logged
Sayfa: 1 2 [3] 4   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.15 Saniyede 26 Sorgu ile Oluşturuldu