Ah şu anıtkabir

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler (Moderatör: Yonetim) > Ah şu anıtkabir
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Ah şu anıtkabir  (Okunma Sayısı 1071 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
15 Ağustos 2008, 06:29:32 ÖS 18
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #15 :»

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Sultanahmet'te cuma kıldı

15 Ağustos 2008 14:23


İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Cuma namazını Sultanahmet Camisi'nde kıldı. Güvenlik güçleri cami etrafında kuş uçurtmadı.     
Ahmedinejad ve beraberindeki heyet, Cuma namazı için camiye geldi. Ahmedinejad, yoğun güvenlik önlemleri altında caminin yan tarafındaki Zincirli Kapı olarak adlandırılan bölümden giriş yaptı.

Cami çevresine güvenlik bariyerlerinin kurulduğu ve yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı gözlendi. Namaz kılmak üzere camiye gelen vatandaşlar, üst aramasından geçirilerek içeriye alındı. Camiye çanta, fotoğraf makinesi, kamera ve poşetlerle girmek isteyenlere ise izin verilmedi.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın camiye gelişinden önce, bir polis helikopteri güvenlik kontrolü amacıyla tur attı.

Cuma namazı için Devlet Bakanı Mehmet Şimşek de Sultanahmet Camisi'ne geldi. Camiye gelen İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve İstanbul İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, çevrede güvenlik önlemlerini denetledikten sonra içeri girdiler.

Öte yandan, Ahmedinejad'ın camiye gelmeden önce bir grup İranlı kadın dağcı, İran ile Türkiye arasındaki dostluk ilişkilerinin gelişmesi amacıyla, Erciyes Dağı'na tırmanacaklarını belirten bir pankart açtı.

Sultanahmet Camisi çevresinde Cuma namazı öncesi polisin demir bariyerlerle önlem aldığı gözlendi. Caminin minarelerine özel harekat polislerinin yerleştirildiği görüldü. Namaza belli bir süre kalana kadar camiye kimse alınmadı, dış bahçe kapılarının ise kapalı olduğu dikkat çekti.

Bazı vatandaşlar, caminin dolduğu gerekçesiyle güvenlik güçlerince içeri alınmadılar. İçeri giremeyen vatandaşlar, yakındaki Firuzağa Camisi'ne yöneldiler. Bu camide de çok sayıda kişi dışarıda namaz için saf tuttu.

AA

Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
16 Ağustos 2008, 02:17:58 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #16 :»


Ahmedinejad'tan Kartele Ders !



Çırağan'da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad Küstah Basın Mensuplarına Bakın Nasıl Ders Verdi.


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Ahmedinejad'ın Gelmesinden Dolayı Emniyet Güçlerinin Aldığı Önlemlerin Halka Sıkıntığı Yaşattığını Söyleyen Ve Bunu Ahmedinejad'a Bağlayan Basın Mensupları Bu Konu Hakkında Basın Toplantısında soru Sordu.. Ahmedinejad'ın Cevabı Herzamanki Gibi Tokat Gibiydi..


Kendi ülkesinde yolları kapatmadığını söyleyen Ahmedinecad şunları söyledi:

"Evet çok üzüldüm. Çok zor durumda kalmışlar. Biliyorsunuz güvenlik konuları benim elimde değil. Ben misafirim. Biz Tahran'da, gelenler için yolları kapatmıyoruz.

Ben zaten halkın içinde olan birisiyim. Burada halkın arasına karışmayı isterdim.

Yetkililer belki de terörist siyonistlerin faaliyetlerinden tedirgin olmuşlardır.

Rolüm olmadığı halde sevgimi  Türk halkına ilan ediyor ve Türk halkından özür diliyorum.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Logged
16 Ağustos 2008, 02:07:16 ÖS 14
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #17 :»

Akif Emre

Ahmedinejad'ı Dinlerken



Cumartesi, 16 Ağustos 2008 08:39

Dün sabah bir grup gazeteci ile birlikte İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad'la kahvaltıda bir araya geldik. Osmanlı sultanlarının sarayı Çırağan'da, bölgedeki rakipleri olan İran'ın devlet başkanıyla bir arada olmak ilginç bir deneyimdi benim için.

İki ülke arasına giren Amerika'nın tarihinden çok daha eski sınıra ve uzun bir ortak tarihe sahip olsa da Osmanlı'nın İran'la her daim belli bir rekabeti olmuştur.

Belki de son dönemde İran'la Türkiye'nin stratejik çıkarları bugünkü kadar örtüşmemişti. Her iki tarafın 'derin devlet bilinci'nde de bu rekabetin izleri var. Bununla birlikte en azından 'real politik' bakımından, Türkiye ve İran birbirine birkaç yıl öncesine oranla çok daha yaklaşmış görünüyor.

Bugünkü ortamla Çırağan Sarayı'nın başka bir salonunda Rafsancani'yle cumhurbaşkanı olarak yaptığım son röportajın gerçekleştiği günlerdeki ortam arasında tahmin edilmesi zor bazı farklar var.

Öncelikle postmodern darbenin sıcak günlerinde neredeyse iki ülkeyi birbiriyle savaştırmak için kışkırtan medya ve siyaset dili o günkünden çok farklıydı. Her ne kadar ziyaretin içeriğinden çok trafik çilesini öne çıkararak ziyaretin misyonu yakışıksız bir haber diliyle heba edilmek istense de siyasi amaç gerçekten dikkate değerdi.

Şüphesiz aradaki fark yalnızca dünya konjonktürü içerisinde Türkiye'deki siyasi ortam ve medyadaki üslup değişimi değildi. Karşımdaki devlet başkanıyla onun selefi olan ve cumhurbaşkanı sıfatıyla son röportajını bana veren Rafsancani arasında da büyük farklılık var.

Rafsancani, başını çevreleyen molla sarığının altındaki zeki ve parlak bakışlarıyla zihinlerdeki "acem siyasetçi" tipine çok uyuyordu. Kritik sorulara son derece kıvrak cevaplar veriyor, mesajın nereye gitmesini istiyorsa ona göre kelimeler seçiyordu. Konumunun ağırlığıyla kendinden emin ve hatta kibirli denebilecek bir görüntünün altında gerçek niyetini ele vermeyen tecrübeli devlet adamı tipi vardı karşımda.

Dünkü kahvaltıda ise insani açıdan oldukça farklı bir devlet adamıyla birlikteydik. Adeta sıradan bir İranlı gibi görünmek için özel gayret gösterdiği intibasını verecek kadar mütevazı, en tepki toplayacak sözleri bile yumuşak bir ses tonu ile söyleyen bir insan vardı. Ahmedinejad, İran diplomasisinin inceliklerini satır aralarında yakalasanız dahi mütevazı görünümüyle son derece sempati toplayan bir lider. Dün, düşüncelerine tümüyle karşı olanların bile kişisel özelliğinden etkilendiklerini, en azından onu sempatik bulduklarını hissetmemek mümkün değildi.

Yalnız, olanca sade –neredeyse sıradan- görünümüne karşın kelimeleri son derece bilinçli kullanıyor, vermek istediği mesajı uygun bir dille aktarmasını biliyordu. Öyle ki soru soran arkadaşların temsil ettiği gazetenin eğilimini bile göz önüne alarak belli kavramlara vurgu yaptığı fark ediliyordu.

Sonuçta bir devlet başkanının gazetecilerle buluşmasında yapacağı açıklamaların sınırı bellidir. Bu bağlamda seçilmiş başlıklara vurgu yapılır; iki tarafın birbirini yakından tanımasına bir nebze fırsat tanınmış olur. Uzun süren soru cevap kısmında daha önceden hazırlanmış, yönü belli bir siyasete vurgu yapan kararlılık gösterisi vardı. Bu açıdan bakılınca Ahmedinejad, Amerika'nın köşeye sıkıştırdığı bir ülke yöneticisi görünümünden uzak, rahat hatta rakiplerine karşı üstün bir psikolojiyi yansıtmaya çalışıyordu.

Özellikle ekonomik sıkıntılarına vurgu yaparak ABD'nin küresel hegemonyasının sona erdiğini tekrarlayarak "Amerikan İmparatorluğu'nun çöküşü" tezini işledi. "Gürcistan'ı bile savunamayan Amerika'nın İran'a saldırmasının imkânsız" olduğunu tekrarladı. Belli ki Kafkaslardaki son gelişmeler Ahmedinejad'ın eline yeni bir koz sunmuştu.

Türk-İran ilişkilerine değinirken ortak bir dil geliştirmeye çalışması önemliydi; tarihi perspektif sürekli öne çıkarıldı. "Türk ve İran milleti ortak medeniyet havzasını paylaşmaktadır." Batı medyasında verilmeye çalışılan, hesapsız çıkışlarla popülizm yapan devlet başkanı imajının aksine, selefi Hatemi'yi hatırlatır biçimde ortak kültür ve medeniyete vurgu yapması kültürün diplomasi aracı olarak nasıl işlevsel hale getirilebileceğinin göstergesi sayılmalı.

Kahvaltı öncesi ayaküstü konuştuğumuz emekli büyükelçi Faruk Logoğlu, İran diplomasisinin kendi amaçları çerçevesinde son derece etkin olmasıyla kendine özgü tarzının dünyada kabul edilen bir gerçek olduğunu hatırlatması, devlet geleneğinde sürekliliğin ne anlama geldiğini göstermesi bakımından önemli. Bu durum Rafsancani'den Ahmedinejad'a uzanan ortak çizgide daha net bir biçimde açığa çıkıyor. Bu süreklilik sadece devrim sonrası dönem için geçerli değil elbette. Devrim öncesi var olan diplomatik gelenekle devrim sonrası arasında çok fazla kırılma yok aslında.

 
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
16 Ağustos 2008, 02:15:05 ÖS 14
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #18 :»




Ahmedinejad 'Cuma' sorusuna böyle cevap verdi


İstanbul’da gazetecilerin sorularını cevaplandıran İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı ‘CNN’ sorusu güldürdü. CNN Türk televizyonu muhabirini Amerikan CNN televizyonundan sanan Ahmedinejad gülümsedi, ancak daha sonra muhabir ikinci kez CNN Türk’ten olduğunu söyledi.

 

Ahmedinejad, muhabirin ‘Şii bir devletin başkanı olarak Sünnilerin camisinde (Sultan Ahmet) Cuma namazı kılacak olmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz’ sorusuna ise ilginç bir cevap verdi.

Ahmedinejad, kendisinin Sultan Ahmet’te Cuma namazı kılmaktan çok büyük bir mutluluk duyduğunu belirterek, “"Benim, bir cumhurbaşkanının orada olması büyük bir siyasi olay değil midir? İslam çok daha büyüktür.. Yani siyasi sınırlardan çok daha öte bir şeydir. Cuma Namazı, ibadet ve siyaset yanyana gelen bir şeydir. Benim orada Türklerle olmamın sebebi, onların yanında ve onlarla birlikte olduğumun göstergesidir. Bu çok büyük siyasi bir hamledir. Türkiye’deki kardeşlerimle Cuma namazı kılmaktan çok mutluyum” şeklinde cevap verdi.

KEŞKE İSTANBULLULARIN ARASINDA OLSAYDIM

Ahmedinejad, bir gazetecinin kendisinin ziyareti nedeniyle İstanbul trafiğinin felç olduğuna dair sorusunu "Ben de çok üzüldüm insanların zor durumda kalmasından. Halkın içinde olmak isterdim. Bunlar Türk yetkililerinin elindedir. Biz de istedik daha kolay olsun. Türk halkına verilen rahatsızlıktan dolayı çok üzüldüm ve bu yüzden özür diliyorum. Böyle olayların olmasını biz de istemezdik." şeklinde cevap verdi.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.226 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu