5- Bakara Suresi 21-29

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > KUR´AN-I KERİM (Bilgi Platformu) > Tefsir Sohbetleri > 5- Bakara Suresi 21-29
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 [2] 3   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: 5- Bakara Suresi 21-29  (Okunma Sayısı 2821 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Ağustos 2008, 09:59:44 ÖS 21
Üye Bilgileri
duaekseni
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 458
Nerden:

Offline
« Yanıtla #15 :»

üzerine düşünmemiz gereken sorular :


1-  ilk ayetteki "... Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız. ..."  denkleminde   ibadet edin ki allaha karşı gelmekten sakınasınız arasında ne gibi bir ilişki vardır. ibadet ile allaha karşı gelmekten sakınmak(takva) denklemi
 
 Bakara /21 de ; "ibadet edin" diye meallendirilen bu emri;
 
İbn.Abbas; "Allah'ı birleyin" şeklinde izah etmiştir.
 
Taberi ise;  bu "ibadetin asıl manasının" Allah'a itaatle boyun eğmek ve O'na teslimiyetle (sadece) O'nun karşısında zelil olduğunu göstermek olduğunu söylemiştir.
 
Mustafa İslamoğlu'nun meallendirmesi ise:Bakara/21" Ey insanlık ailesi! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki korunasınız!"
 
Bu ek bilgilerden sonra Bakara 21. ayetinin öncesinde insanları inançları bazında üç başlık altında toplayan Rabbimiz (ilk 20 ayet)
 
Seslenenin, muhatabını "aile" olarak gördüğü durumlarda kullandığı "Eyyuhâ" kalıbıyla (İtkân ll/181)"tüm insanlık ailesin"in her ferdine ayrı ayrı seslenmekte, sesine kulak vermesini/cevap vermesini/ibadet /itaat /kulluk etmesini istemekte bunu da (uluhiyetinin gereği) İlah olarak bir tek Kendisini görmesini diğer tüm putlarından/ilahlarından yüz çevirmesini söylemektedir. İşte ilk beş ayette özellikleri sayılan, gerçekten sakınanların ( muttakilerin=takvaya ulaşanların=Allah'a karşı sorumluluk bilincine ulaşanların) bu kimseler olduğunu vurgulamaktadır.
 
İbadet/itaat/kulluk/kölelik bir bilinçlenme sonucunda teslimiyeti gerektirir. Ki bunu Bakara suresinin 2.ayetindeki "kendisinde hiçbir kuşkuya yer olmayan, ilahi kelam takva sahipleri için bir hidayet rehberidir" e uyan/rehber edinen ve özellikleri ilk beş ayette sayılan muttakiler/takva sahipleri/Allah'a karşı sorumluluk bilincine ulaşanlar içine sindirmiş/teslim olmuş kişilerdir diye yorumluyorum.
 
 


2- 22. nolu ayette bilgiler verildikten sonra "...bile bile.." ibaresi bulunmaktadır. buradan hitap sahibi inkarcıların da allahın yeryüzünü döşek gökyüzünü bina yaptığını gökten su indirenin ve yerden rızık çıkaranın ALLAH olduğunu bildikleri anlamı mı vardır ? o zaman müşrik ya da kafir kişilerin allah inancı nasıl bir allah inancı idi ?

043.087 And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: «Allah» derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar?

010.031 De ki: «Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?» Onlar: «Allah'tır! « diyecekler. «O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?» de.
 
040.013 Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.
 
Bu ve benzeri ayetlerden de anlıyoruz ki her ne kadar hitap Kur'an'ın indiği çağdaki cahiliyye Araplarına olsa da bugün de Yaratıcı olarak Allah'ın birliğini kabul edenler ibadete/itaate/kulluğa gelince bir takım ilahlar peydah ederek Allah'a ortaklar koşmaktadır.
 
Allah'ın tek yaratıcı ve rızık veren olduğunu  bilen/kabul eden/iman edenlerden Zatına olduğu gibi Rabb,İlah,Melik,Malik vd sıfatlarına da iman etmeleri istenmektedir.
 
Gerek bilerek gerek bilmeyerek (şefaatçılarımız olacak düşüncesiyle) tüm "yamuk inanç" sahipleri uyarılmakta, ellerindeki "kendi kitaplarına" değil, Allah katından geldiğinde kuşku olmayan "Kelamullah"la "dosdoğru yol"a sokacak/iletecek hidayet rehberine uymaları istenmektedir.


3- 23-24 ayetlerinde kuranın allahtan geldiğine şüpheniz var ise yani onu peygamberin kendisi yada herhangi bir insan yazdı diyorsanız bir benzerini de siz yazın "hodri meydan"ı bulunmakta. Üzerine düşünmemiz gereken kuran nasıl bir kitaptır ki bir benzeri tüm insanlar bir araya gelse yazamıyor. Nedir bu onu mucize kılan özellik. Ayrıca müşrikler bu iddiaya karşılık yazma girişiminde bulunmuşlarmıdır?  

Her peygamber kendi kavminin diliyle gönderilmiştir(14/4) ki Allah gönderdiği mesajın anlaşılmasını istemiştir. Anlaşılması kolaylaştırılmış,her okuyanın kendi katından anlam verdiği bir kitap değil,bizzat kendi kendisini tefsir eden apaçık kılınmış, Allah'ın emirlerini taşıyan bir kitaptır
Kuşatıcı, bütüncül, her çağ ve mekan ve kavimlere değişmeyen değerlerde bir yaşam sistematiği kuran, zamanlar üstü, evrensel yaşayan  bir kitaptır.
Karanlık akıl ve gönülleri Nuruyla aydınlatan dünya ve ahrete ilişkin mutluluğun formüllerini verip kendisini rehber edinenleri "ölümsüz" kılan, hayat /canlılık sunan bir ab-ı hayat kaynağıdır.
 
Hayat Kitab'ı olmasından dolayı karanlıklar içinde bocalayan, zulüm altında ezilenlerin hayatlarını hakk üzere inşaa amacıyla 23 yıl boyunca parça parça hayatın içinde, yaşarken inmiştir. İndiği zaman dilimi göz alındığında içinde hiçbir tutarsızlık, eksiklik, bozukluk söz konusu edilemez.
 
El-Hakk katından olduğundan içinde batılı barındırmaz
 
Kur'an' da muhatabı olan Arapların diliyle Alamlerin Rabbinden emin bir elçi vasıtasıyla insanlığa iletilmek üzere,
 
Önceki vahiylerde yer alan hakikatleri bünyesindetaşıyan ve onları tasdik eden, insanlığa yol gösteren, iyiyi kötüden ayıran özellikte bir Allah Kelamı'dır.

Önceki peygamberlere verilen mucizeler görüldüğü zaman ve mekânla sınırlı tarih sayfalarında kalmasına rağmen Kur'an zamanlar üstü kıyamete kadar yaşayacak bir MUCİZE'dir.
 
Tüm bu özelliklerinden sonra Belagat ta çok yol kat etmiş, içinizde birçok "söz ustası" bulunan, edebiyatta "mucizeler" yaratan Ey Arap müşrikleri, ehl-i Kitap Kâfirleri ve sizden sonra kıyamete kadar gelecek sizin izinizi sürecek olan " imanda nesilleriniz"  eğer sizler içinizde doğup büyümüş kırk yaşına kadar ümmi, hiçbir edebi eser söylememiş, yazmamış biri olarak el-Emin olarak yaşamış kulumuz Muhammed'e indirdiğimiz Kur'an ayetlerinine inanmıyorsanız, şüphe duyuyorsanız, O'nun delilini çürütecek başka bir delil getirinde görelim.

Biliyorsunuz ki her Elçinin, Allah katından görevlendirildiğinin delili, bütün yaratılanların benzerini getirmekten aciz olduğu delil(ler)i getirmesidir. Bu deliler yaşadığı çağlardaki kavimlerinin en üstün oldukları, ileri gittikleri alanlarda olmuştur.
 
Sizler belagat, fesahat, diyanet ehli olduğunuz halde bunun benzerini getirmekten aciz olduğunuzu çok iyi biliyorsunuz. Muhammed'de sizin gibi bir beşerdir. Edebiyatta O'dan çok ilerde olmanıza rağmen siz getirediğinize/kıyamete kadarda getiremeyeceğinize göre Âlemlerin Rabbi olan Allah katından olduğunu kabul edin.

Bu açıklamalarıma örnek birkaç Ayet zikredersek;
 
011.013 Senin için: «Onu uydurdu» diyorlar, öyle mi? De ki: «Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.»
 
[028.049 De ki «Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin de ona uyayım.»
 
017.088 De ki: «İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.»
 
010.038 Senin için, «Onu uydurdu mu?» diyorlar. De ki: «Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.»
 
Ayetlerini sayabiliriz.
 
(Hiçbir kaynakta Kur'an'a meydan okumak adına bir Kitap oluşturulmaya çalışıldığına rastlamadım. Sadece Allah'tan vahiy aldığını iddia eden sahte peygamberler/Müseylimecikler hariç )


4- 25 numaralı ayette geçen " iman eden ve salih amel işleyenler" cümlesinde bu iki özelliğin bir arada bulunmasını nasıl değerlendirmeliyiz ?  

Salih Amel Kur'an'da iman ile birlikte geldiği tüm ayetlerde imanla (söylemle)uyum içinde bir yaşam tarzının (eylem) ayrılmaz bir bütün olduğuna işarettir.Teslim olmuşluğun; iman Batıni inşa boyutu,Salih amel zahiri inşa boyutudur.


5- 26. ayette geçen "Allah örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?" sorusunu kuranı anlama ögrenme adına biz müslümanlar soramazmıyız ? mesela şu an benim sorduğum sorular ile bu soru aynı kategoridemidir ?


022.73 Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi onu dinleyin: Sizlerin Allah'ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu kurtaramazlar; isteyen de, istenen de aciz!
 
029.041 Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.
 
Yukarda ki ayetlerle muhatap olduklarında müşrikler, inkârcılar "Bu nasıl İlahi Kitap böyle? Hiç böyle basit, ipe sapa gelmez misal olur mu?" demişlerdi.
 
Oysaki Allah'ı bırakıp ta, itaat ettikleri İlahlarının örümceği, bir sivrisineği bile yaratmaktan aciz olmalarını ağını kendisine ev yapmaya kalkışan örümceğin durumuna benzetmektedir.
 
Bizim soru sormamız (sorgulamamız değil) ; düşünmezmisiniz, akletmezmisiniz mesabesinde olup körü körüne, taklidi iman değil tahkik ederek bilinçli, şuurlu "Kime, ne diye teslim oluyoruz" basiretine ulaşmayı hedeflemektir.
 
Akıl nimetini ( nin zekatını) kullanmayanlara;
 
010.100 Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah pislik içinde bırakır!
 
 


6- 26. ayette ki "...Onunla ancak fasıkları saptırır." lafzında sapma-fasıklık ilişkisi nasıldır ?
 
Fasık;  Sözlük manası; bir şeyden dışarı çıkmaktır. Münafık ve kâfirlere fasık denmesinin nedeni Rablerine itaati terk edip, sırat-ı müstaqım çizgisinin dışına çıkmalarıdır.
 
Allah yarattığı insana iyiliği yaşayıp, kötülükten sakınmasını istediği Peygamberleri aracılıyla Kitaplarında belirttiği emirlerine uymayanları doğru yoldan sapanlar olarak nitelendirir. İşte bunlar fasıklardır ve kendi iradeleriyle sapmayı tercih ettiklerinden, yaşam tarzı olarak benimsediklerinden Allah'ta onları kendi sapıklıklarına terk etmiştir.

7- 27. ayette bahsedilen allaha verilen söz nedir ? kim allaha ne sözü vermiştir ?
 
007.172 Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şâhit olduk, dediler.
 
007.173 Yahut «Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Bâtıl işleyenlerin yüzünden bizi helâk edecek misin?» dememeniz için (böyle yaptık).
 
Ayette geçen MİSAK:mecazi bir sözleşmedir.Allah'ın insana doğuştan verdiği fıtrat,vicdan,akla tekabül eder.

Yaratırken özüne koymuş olduğu bu unsurları manevi bir sözleşme olarak algılayabiliriz.
Hani seni bir solucan, bir ot, bir çöp, bir it özellikleriyle değersiz bir şekil ve surette yaratmadım. Ahsen-i takvim üzre "övdüm/sevdim" yarattım. O halde sende yaratılışla çelişme. Ot gibi,it gibi yaşama.

Aynı kökten gelen Nakd; sağlam ve kalın halatı lif lif çözmek demektir.

Misak'ta Allah'ın kopmaz ipine sımsıkı yapışmayı gerektirir.
 
 
(Ruhlar aleminde ki  benim hatırlamadığım ve bilmediğim "Babam Adem'in sulbünden beni çekip çıkarıp ta(!) sorduğu "Ben senin Rabbin değilmiyim sorusuna "evet Rabbimsin" cevabımı hatırlamadığımdan o mevzuya hiç girmiyorum : )

8- 27. ayette geçen allahın korunmasını emrettiği bağ kimler arasında ne bağıdır ?

 
-İnsanın kendisiyle (fıtratıyla) olan bağı (akıl vahiy)
-İnsanın Allah'la olan bağı (dünya-ahiret)
-İnsanın diğer insanlarla olan bağı (birey-toplum, zengin-fakir, kendisi-ailesi, yöneten-yönetilen gibi)
-İnsanın tabiat ve evrenle olan bağı (tabiatla barışık yaşaması, zarar vermemesi)
 
Yukarda sayılan bağların kopması, zayıflaması halinde ferdi ve toplumsal hayatının dünyaya dönük yüzü de, ahiret boyutu da sonu hüsran olacaktır. Dünya da ölümle son bulacağını zannettiğimiz azap, ahrette ölümsüz olarak karşımıza çıkacaktır.Üstelik son pişmanlıkta fayda sağlamayacaktır.
 
047.022 Geri dönerseniz yeryüzünde bozgunculuk yapmanız ve akrabalık bağlarını kesmeniz beklenmez mi sizden?

9- 28. ayetteki ilk cansız olma hali nasıl bir haldi. yani doğumdan önceki halimiz nedir ?

 
076.001 İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
 
040.011Onlar: «Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?» derler.
 
76/11 ayette dünyaya dönük yaratılış  ve sonra ki ölüm, 40/11 ayette ise ahrete dönük bir ölüm ve diriliş (haşr=toplanma) söz konusu.
 
Katede'nin bu ayete yorumu; Siz, babanızın sulbünde iken ölüler idiniz. Allah sizi dünyaya getirip diriltti. Sonra sizi öldürüp kabre gönderdi. Daha sonra Kıyamet günü diriltip huzurunda toplayacaktır. Böylece iki hayat(doğum)- iki ölüm gerçekleşecektir.
 
 Katede'nin açıklaması,76/1 ayet çerçevesinde düşünüldüğünde Kur'an'ın canlı varlıkların can verilmeden önceki inorganik durumuna da ölüm dediğini ifade edebiliriz.
 
Elmalı'da "iki kez" kelimesi teksir(çoğul) olarak yorumlandığında ayetin anlamı defalarca öldürüp, defalarca dirilttin olur. Birincisi maddi, ikincisi manevi (ruhun ölümü) bir ölümdür ki binlerce kez ölmekten beterdir açıklamasına yer verilmiştir.
 
 Düşünen kimseler için deliller olduğuna vurgu yapan aşağıdaki ayeti, biraz serbest düşünüp yorumladığımda da bana yukarıdaki yorumlara ek şunları çağrıştırmaktadır;

Sanki  o yemyeşil bağlar bahçeler, sonbaharda nasıl sararıp solup ölümü yaşıyorsa, sonra Âlemlerin Rabbi’nin lutfu/merhameti gereği Gökten inen yağmur rahmete dönüşüp tekrar dirilmesine vesile oluyorsa,

Aynen solan/ölen otlar gibi kalbinde çoraklaşmasını/ölmesini rahmeti gereği indirdiği Maide’yle dirilten ve bunu yaşamı boyunca defalarca yarattığı insanlara ikram eden Allah’ın mecaz yoluyla dikkatini çekmesi, düşünmeye sevk etmesi var gibi anlıyorum.
(allahualem)

002.164 Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgârları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.
 


10- 29. ayette geçen " O, yeryüzünde olanların hepsini sizin için yaratan..." ibaresine dayanarak; yeryüzündeki herşey bizim istifademiz için ise yenmesi haram olan domuz hayvanı başka alanlarda kullanılabilir mi  ? içilmesi haram olan alkolün başka alanlarda kullanmasına kıyas yaparak...

Allah yeryüzünde bulunan her şeyi hem dini bakımdan hem de dünyevi yönden insan için yaratmış ve onun faydasına boyun eğer kılmıştır.

Dini yönden yeryüzünde yaratılan tüm varlıklar Allah’ın birliğini haykıran birer ayettir/delildir.Bu durum insanın tevhid inancını görmesi,pekiştirmesi için birer işaret levhalarıdır.

Dünyevi yöndense insanın yaşamının devamlığını sağlar.

Sorunuzda geçen Domuz’un Rabbimin imtihan gereği “işittim itaat ettim” boyutunda teslim olduğum haram kıldığı hususlarda hassasiyetimi belirtmekle yetiniyorum.Haram çerçevesine  girmeyen alanlarda nerede isterlerse kullansınlar benim için mahsuru yok:)

(max kardeşim vize sınavından çıkmışa döndük:) Rabbim hayrınızı arttırsın inşallah)


Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
05 Ağustos 2008, 04:02:28 ÖS 16
Üye Bilgileri
Cenk
Üye
*
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 11
Nerden:

Offline
« Yanıtla #16 :»

1-  ilk ayetteki "... Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız. ..."  denkleminde   ibadet edin ki allaha karşı gelmekten sakınasınız arasında ne gibi bir ilişki vardır. ibadet ile allaha karşı gelmekten sakınmak(takva) denklemi


Allah'a takvalı olmanın tek şartı vardır, Allah'a ibadet etmek. İbadet hayatın bütününü Allah'a adamaktır. bizim namaz, oruç, hac şeklinde bildiğimiz ama bunların isminin daha çok menasık olarak nitelendirildiği eylemlerde ibadetin kapsamına girmektedir fakat ibadeti kuşatıcı değildir. Enam suresindeki 162. ayet sanırım ibadet kapsamını anlatıyor "De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir. "

    Allah'a saygı duyuyoruz, Allah'ı çok seviyoruz bizim kalbimiz temiz, biz namaz kılanlardan, oruç tutanlardan daha çok Allah'ı seviyoruz,türü söylemlerin geçersizliğini ilan eden bir ayet. Kalbiniz temizse gerisi boş anlayışına bir reddiye. Allah bu ayetle takvalı olabilmenin şartını söylüyor; o da  eylemlilik...Bu eylemsellik kalbi dışlayan bir eylemsellik değil, kalben tatmin olup hayatına aktarmak, takvanın, Allah'a karşı gelmekten sakınmanın bir ölçüsü...Allah'ı sevmek soyut bir kavram fakat bunu somutlaştırmak bizim elimizde, Allah'a bağlı isek yapmamız gereken şey Allah'a ibadet etmek...

2- 22. nolu ayette bilgiler verildikten sonra "...bile bile.." ibaresi bulunmaktadır. buradan hitap sahibi inkarcıların da allahın yeryüzünü döşek gökyüzünü bina yaptığını gökten su indirenin ve yerden rızık çıkaranın ALLAH olduğunu bildikleri anlamı mı vardır ? o zaman müşrik ya da kafir kişilerin allah inancı nasıl bir allah inancı idi ?

duaekseni kardeş ilgili ayetler alıntılamış zaten bize söz bırakmayacak şekilde eklemek istediğim şey sadece şu olabilir; Biz Kuran'da anlatılan kafirleri müşrikleri hep tek tip zannediyoruz ama onlar tek tip değilller. mesela kafirlerin kimileri bizi zaman yok eder deyip ahireti inkar ediyorlar, kimileri Rasulü inkar ediyorlar, kimileri, Allah'ı da inkar ediyorlar...ama bu ayetlerde anlatılan grup ve kuranda çokca bahsedilen kafir, müşrik sıfatlı insanlar Allah'ı bilen fakat onu Rab olarak kabul etmeyen insanlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

3- 23-24 ayetlerinde kuranın allahtan geldiğine şüpheniz var ise yani onu peygamberin kendisi yada herhangi bir insan yazdı diyorsanız bir benzerini de siz yazın "hodri meydan"ı bulunmakta. Üzerine düşünmemiz gereken kuran nasıl bir kitaptır ki bir benzeri tüm insanlar bir araya gelse yazamıyor. Nedir bu onu mucize kılan özellik. Ayrıca müşrikler bu iddiaya karşılık yazma girişiminde bulunmuşlarmıdır?

Allah'tan vahiy aldığını iddia edip kitab yazan bir çok insan mevcuttur. Kuran'a meydan okuyan bir çok kitapta yazılmış ama yok olup gitmişlerdir? Vahiy bambaşka bir şeydir, içinde çelişki yoktur, insanın fıtratına hitap eder, buram buram Allah'tan geldiğini apaçık eder. (sanırım bu başka bir başlığın konusu olabilir) hodir meydan konusunu ise uygulamak için bir çok kişi sırada bekliyordur muhakkak. Kuran kendisine çok güvenen bir hitaptır, öyle ki Rasulün ağzından şunu aktarır bize 'bu iki kitaptan daha güzelini getirin. ben bunu bırakıp ona tabi olacağım' Kuran'a uyan biz müminlerde özgüvenle kuşanıp bu ayetlerin gereğini yerine getirmeliler...

nedir bu kitabın kendisine bu özgüveni, niye iman edenlerde bu özgüven yok...Kitabla tanışmak lazım en baştan bütün önyargılardan (istiaze) uzaklaşıp tekrar vahye sarılabilmek. o zaman anlayacağız ki bu kitab gibi bir kitab yok bu dünya üzerinde, o zaman anlayacağız ki bu kitabtan başka dosdoğru yola iletecek bir kitab yok dünya üzerinde....

4- 25 numaralı ayette geçen " iman eden ve salih amel işleyenler" cümlesinde bu iki özelliğin bir arada bulunmasını nasıl değerlendirmeliyiz ?   

İman ve salih amel: iman ve ameli birbirinden ayırmak, ruh ile cesedin ayrılması gibi...ikisi olmadan diğeri işe yaramaz. kelimelerin arasına veya gelmemiş ve gelmiş. iman+salih amel...Ali ve Veli gelmeliler dediğimizde Ali veya Veli tek başına gelirse bizim isteğimiz gerçekleşmiş olmaz. ikisinin aynı anda gelmesi lazım ki bizim isteğimizin gerçekleşmesi gerekir.

Salih; slh; sulh; anlamlarından biri de de barış demektir...Allah'la barışık amel işlemek, nedir Allah'la barışık amel; 1- Allah'ın istediği bir amel olacak 2- Allah'ın istediği şekilde olacak



 
Vaktim yeterli gelmedi inş. diğer sorulara kendimce cevaplar vereceğim...Dua ekseni benim de ufkumu açtığın için teşekkür ederim...selamlar...
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
www.kurannesli.info
05 Ağustos 2008, 04:52:59 ÖS 16
Üye Bilgileri
duaekseni
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 458
Nerden:

Offline
« Yanıtla #17 :»

aleykum selam cenk hocam.
hoş geldiniz,hayır getirdiniz inşallah.sizinde tefsir sohbetlerine katılacağınızı öğrendiğimde sevindim.  hem kişiliğiyle güzel bir mü'min kardeşimiz de aramıza katılacağı için, hem de bilgilerinizden istifade edecegimiz için.

sizden ricam, eğer fırsatınız olursa "fasık" kavramını daha geniş işlemeniz mümkün olur mu?
sanırım en çok yanıldığımız kavramlardan biri "fasık" kavramı.yaygın haliyle mü'minlerin fasık olabileceği yani bir ara yoldan çıkıp geri dönmesi söylemi.

oysa kur'an'da Rabbimiz mü'minlerle  fasığı hiç birlikte anmaz.fakat kafir ve müşrik,münafık birlikte anılmakta hatta birbirinin yerine kullanılabilmekte.

"fasıklar kafirlerin ta kendileridir" gibi.

kavramlar yerli yerine (Kur'ani anlam'da) oturtulmayınca işte bir müddet nasılsa cehennemde yanar çıkarız inancı/düşüncesi hayatımıza hakim oluyor ve esas sapmalar,gevşek davranışlar/boşvermeler bundan sadır oluyor sanırım.

benim fırsatım olursa inşallah ben asmaya çalışacağım. diğer kandeşlerimdende müsait olanlar bizimle paylaşımda bulunursa biiznillah  hepimiz için faydalı olacağına inanıyorum.

Selam ve dua ile..

Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
05 Ağustos 2008, 06:07:00 ÖS 18
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #18 :»

BAKARA-28. Allahü Teâlâ'yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir, sonra da sizi diriltecektir, sonra da ona döndürüleceksinizdir

DİKKAT ! AYETE DİKKAT ! İKİ DEFA ÖLÜMDEN BAHSEDİYOR. ÖLMEK, ÖLÜ OLMAK İÇİN ÖNCEDEN CAN SAHİBİ OLMAK GEREKİYOR Kİ AKSİ TAKDİRDE ÖLÜ OLAMAZSINIZ ?

O HALDE AYETİ İYİ DEĞERLENDİMEMİZ GEREKİYOR. NEDİR İKİ DEFA ÖLÜM, İKİ DEFA DİRİLME OLAYI ?

 YAPILAN TEFSİRLERDE İLK ÖLÜ OLAYINI CANSIZ İKEN HAYAT BULMAYI DA  İLK DİRİLME KABUL ETMİŞLER. AMA YETERLİ DEĞİLDİR CANSIZLIK DURUMU İNSANIN İLK ÖLÜ HALİ MİDİR.

 TABİAATTA O KADAR ÇOK CANSIZLIK HALLER VAR Kİ BÜTÜN BUNLARA ONLAR ÖLÜDÜR DİYEBİLİYOR MUYUZ ?
« Son Düzenleme: 05 Ağustos 2008, 06:14:19 ÖS 18 Gönderen: abdulhamit » Logged
05 Ağustos 2008, 06:39:48 ÖS 18
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #19 :»

Bismillah

Ayetleri anlama noktasında yorum yazan bütün kardeşlerime teşekkür ederim.her haberin  muhabirde bir yansıması vardır şüphesiz .. kimileri kendi kabı kadar alır der.. kimileri Rabbinin izni kadar alır der…vs.. denilmek istenen özetle şudur ki: her harf , her kelime, her cümle beyni olan düşünce yetisini kaybetmemiş herkes için farklıdır…aynı şey değildir…bu nedenle bu hitapları okuyan herkesin kendi sözlüğüyle kendi dünyasına bir tercümesi vardır tabiî ki..hani buda serendercesi diyomuşum.. bi çokları tekrar olacağı için atlıyorum.. kısacık değinmeye çalışacağım. İnş.

21’i bir başlık konu başlığı gibi okursak, yada bir iddia , hani bekle diyor birazdan ispat edeceğim

( 21.     Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.)

Ne var 21. de
1-   yaratan var
2-   rab var
sizi diyor sadece fiziki yapı itibariyle insan demiyor insanı insan yapan her ne var ise hepsiyle beraber o yarattı diyor.. insan soyunu-sopunu.. vs. her bi şeyiyle insanı o yarattı diyor ve bunu rab sıfatıyla söylüyor ki: varlığını borçlu olduğun o varlığa karşı sorumluluk bilincini hatırlatıyor.rab bil diyor sonra ibadet et diyor..(şu rab ve ibadet kavramlarını hele bi öğrenelim o zaman işte İslamlığımız sorun olmakdan çıkacaktır- nefsimize karşı!)
farklı bişey yapmaya gerek yok rablığı bilmemiş olmak zaten karşı gelmiş olmakdır…
rab bilmek haliyle ibadet etmeyi gerektirir.. ve haliyle sakınmış olmayı.. bunlar aslında kulluk sürecinin de ipuclarıdır.
Birde; yaratanı keşfet!
İkide; onu rab bil
Üç; ibadet
4; sakın

Bu kadar işte …kul olma süreci bu kadar…

22 de:

22.   ( O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah'a ortaklar koşmayın.)
 
Somutlamanın bariz örnekleri… o size rızık verdinden öte şunları şunları verdi de diyor ki ( buraya dikkat) zihne düşünceye kıblesi öğretiliyor. Çapalıyor yani psikolojide böyle diyorlar.. imanı edilgenden alıp etkenleştirmenin yolu somutlayarak zihne kabul ettirmek. O ayetleri okurken sadece okumayalım uyalım bizde bu eğitime teker teker yeri döşek göğü bina olarak hayal edelim.. yağmurun sesini işitelim.. yoksa nasıl gök kardeşimiz yer kardeşimiz yağmur arkadaşımız olur ki?  Sadece yaratma kavram olarak bizi rab olarak bilmemiz için yeterli olmaz-olamaz.. beyin hayalle çalışıyor hayali gerçek biliyor her zikirde yeri göğü yağmuru yarattı diye boşa demiyor rabbimiz rablığını zihinde icra ediyor…

23.   Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin). 
24.    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

23 – meydan okuma aslında emin olmanın işaretidir. Mekke müşriklerinin kurana yaklaşımlarından şunu biliyoruz ki onlar kuranı beşer sözü olmadığını çok iyi biliyorlardı.
24 mü ? eyvah ateşin sıcaklığı sanki kelimelerden harflerden dışarı çıkmış da yürekleri yakıyor, inkarda inatlaşmayan herkes için müthiş bir davet metodu…kabul etmezseniz yine de hoşgörüyle karşılarız denmiyor. Yanarsınız deniyor… (bu ifade tarzı mübelliğin aklından çıkarmaması gereken bir  diyalog olmalıdır. Hani dünya laylaylom değil… ulaşamadıkları yanar.. yanıyor… taş ile insan ne ilginç değil mi kul olmayan insan  yani kafir ve taş …
Taş kadar umarsız, taş kadar boş! Taş kadar duygusuz, taş kadar ruhsuz.. taş işte yaa taş!

24.   İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her rızık verilişinde, "Bu (tıpkı) daha önce (dünyada iken) bize verilen rızık!" diyecekler. Halbuki bu rızık onlara (dünyadakine) benzer olarak verilmiştir. Onlar için orada tertemiz eşler de vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

İman ve hayırlı –yararlı işler bu ikiis kurtuluşun reçetesi.. bu ikisi cennetin parolası..
Ve aynen yukarda ki gibi de cennet –zevk somutlaştırılıyor.
1- su-ırmak-deniz (boşuna değilmiş suyu sevmem fıtratmış)
2-meyve
3-tertemiz eş
4- ebedilik

Sonraki ayetleri sonraya inş.
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
05 Ağustos 2008, 06:50:54 ÖS 18
Üye Bilgileri
yıldız
Daimi Üye
**

Mesaj Sayısı: 90
Nerden: BURSA

Offline
« Yanıtla #20 :»

BAKARA-28. Allahü Teâlâ'yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir, sonra da sizi diriltecektir, sonra da ona döndürüleceksinizdir[/color]

Ayetin ilk kısmındaki ölüler iken o diriltti denilen durum yoktan var etmek olabilir mi?

Yada aklıma şöyle birşey geliyor. Allah ondan bağımsız hayat sürdüren kişilerin yaşadğını kabul etmiyor yada onun uğrunda ölmüş olan kişileri ölü kabul etmiyor. (şehitler) O zaman bu ayet vahiy geldi ve siz canlandınız şeklinde algılanabilir mi?

Sesli düşündüm. Allah en iyisini bilir.
Logged

Dinle ey İsrail!Ey gökler dinleyin, ey yeryüzü kulak ver! RAB’in öfkesi dinmedi, eli kalkmış durumda
05 Ağustos 2008, 08:12:58 ÖS 20
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #21 :»

Alıntı
YILDIZ
Ayetin ilk kısmındaki ölüler iken o diriltti denilen durum yoktan var etmek olabilir mi?

Alıntı
ABDULHAMİT
BAKARA-28. Allahü Teâlâ'yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir, sonra da sizi diriltecektir, sonra da ona döndürüleceksinizdir

DİKKAT ! AYETE DİKKAT ! İKİ DEFA ÖLÜMDEN BAHSEDİYOR. ÖLMEK, ÖLÜ OLMAK İÇİN ÖNCEDEN CAN SAHİBİ OLMAK GEREKİYOR Kİ AKSİ TAKDİRDE ÖLÜ OLAMAZSINIZ ?

O HALDE AYETİ İYİ DEĞERLENDİMEMİZ GEREKİYOR. NEDİR İKİ DEFA ÖLÜM, İKİ DEFA DİRİLME OLAYI ?

 YAPILAN TEFSİRLERDE İLK ÖLÜ OLAYINI CANSIZ İKEN HAYAT BULMAYI DA  İLK DİRİLME KABUL ETMİŞLER. AMA YETERLİ DEĞİLDİR CANSIZLIK DURUMU İNSANIN İLK ÖLÜ HALİ MİDİR.


TABİAATTA O KADAR ÇOK CANSIZLIK HALLER VAR Kİ BÜTÜN BUNLARA ONLAR ÖLÜDÜR DİYEBİLİYOR MUYUZ ?

44/DUHAN-56: Lâ yezukkûne fîl hel mevte illel mevtetel ûlâ.
İlk ölümden başka, ölüm tatmazlar nefsler

AYETE DİKKATLE BAKIN Kİ, BU İLK ÖLÜM BAKARA AYETİNDEKİ BİRİNCİ ÖLÜME DEĞİL, İKİNCİ ÖLÜME KARŞILIK GELİYOR
Logged
05 Ağustos 2008, 08:48:22 ÖS 20
Üye Bilgileri
duaekseni
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 458
Nerden:

Offline
« Yanıtla #22 :»

BAKARA-28. Allahü Teâlâ'yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir, sonra da sizi diriltecektir, sonra da ona döndürüleceksinizdir

DİKKAT ! AYETE DİKKAT ! İKİ DEFA ÖLÜMDEN BAHSEDİYOR. ÖLMEK, ÖLÜ OLMAK İÇİN ÖNCEDEN CAN SAHİBİ OLMAK GEREKİYOR Kİ AKSİ TAKDİRDE ÖLÜ OLAMAZSINIZ ?
O HALDE AYETİ İYİ DEĞERLENDİMEMİZ GEREKİYOR. NEDİR İKİ DEFA ÖLÜM, İKİ DEFA DİRİLME OLAYI ?

 YAPILAN TEFSİRLERDE İLK ÖLÜ OLAYINI CANSIZ İKEN HAYAT BULMAYI DA  İLK DİRİLME KABUL ETMİŞLER. AMA YETERLİ DEĞİLDİR CANSIZLIK DURUMU İNSANIN İLK ÖLÜ HALİ MİDİR.

 TABİAATTA O KADAR ÇOK CANSIZLIK HALLER VAR Kİ BÜTÜN BUNLARA ONLAR ÖLÜDÜR DİYEBİLİYOR MUYUZ

abdulhamit hocam;
Dikkat ederseniz birinci ölüm ile ikinci ölüm aynı kelimelerle ifade edilmiyor.

birinci ölüm: "ve küntüm /  oysa idiniz"    "EMVATEN = ÖLÜLER İKEN" burdaki ölüm hal bildiren,yani bir durum tesbiti.(oysa siz ölüler idiniz= di li geçmiş zaman) Bunu anlaşılır olmazı için şöyle söylesek sanırım yanlış olmaz;siz canlı varlık adayısınız ancak henüz can verilmemiş, inorganik haldeyken.

ikinci ölüm: ""sümme/sonra"    "YÜMİTÜKÜM= SİZİ ÖLDÜRECEK"bu ölüm ise fiil ,yani sizi öldürecek eylemine işarettir.


ve bu açıklamalardan sonra iki ölümün aynı anlam alanında kullanılmadığını birisinin adınız sanınız yokken kayda değer değilken Allah  rahmetiyle lutfetti dünyaya gelmenizi diledi/izin verdi  ki o ana kadar  hayatta olmadığınızdan (tabir caiz ise tasarı haldeyken) hiç kimse tanımıyor bilmiyor siz bile kendinizden habersizken ÖLÜLER GİBİ adı sanı bilinmezken ( buraya kadar birinci ölüm = inorganik durum) doğdunuz, yaşadınız,

Sizi yaşatacağı kadar ki takdir ettiği vaadi bitti/ müsaade ettiği vade doldu Ölüm Meleği Azrail'e emir verdi ve fiilen ÖLÜM EYLEMİNİ gerçekleştirdi.(bu da ikinci ölüm)

Niyet okumak gibi olamasın (öyleyse hakkınızı helal edin) siz "Ruhlar alemindeki cisimler yaratılmadan "Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?" den yola çıkarak o hali birinci ölüm görüyorsanız zaten yukarıda kendi görüşümde buna katılmadığımı belirtmiştim.Sizin yorumunuza saygı duyarım.


En son şunu eklemek isterim;

Hani türkçede "ÖLÜ gibi yatıyor" deriz( ki bu babanın sulbündeki çocuk adayının ölü gibi beklemesidir) birde "Geriden birisi geldi kafasına iki kurşun sıktı oracıkta ÖLDÜ" deriz (bu ise babasının sulbünden hayata gözünü açıp yaşayıp ömrünü tamamlayan çocuğun Azrail gelip canını almasıyla gerçekten ölmesidir)

ikisinde de  "ÖLÜM" kelimesi geçer ancak birincisi yorgunluğundan,hastalığından vs sebeblerle halini,durumunu tesbittir
ikincisi Ölüm fiilinin gerçekleşmesi canlılığını yitirmesidir.
Selam ve dua ile..
Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
05 Ağustos 2008, 09:07:09 ÖS 21
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #23 :»

 
Alıntı
Niyet okumak gibi olamasın (öyleyse hakkınızı helal edin) siz "Ruhlar alemindeki cisimler yaratılmadan "Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?" den yola çıkarak o hali birinci ölüm görüyorsanız zaten yukarıda kendi görüşümde buna katılmadığımı belirtmiştim.Sizin yorumunuza saygı duyarım
.


Çok Güzel ve önemli bir bilgilendirme olmuş, ellerinize sağlık. yalnız şuna dikkat çekelim inşallah.  Allah önce ruhumuzu ruhlar aleminde yaratmış iken biz biz idik . Bize can verdiğinde biz biz olduk. Bedenen Ölü fakat ruh olarak biz biz idik. Daha sonra şekillendirildik ve bu dünyaya beden kılıfı giydirilerek yaratıldık.

saygılarım, selam ve dualarım ile
« Son Düzenleme: 05 Ağustos 2008, 09:24:58 ÖS 21 Gönderen: abdulhamit » Logged
06 Ağustos 2008, 02:48:35 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
eliflamra
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1313
Nerden:

Offline
« Yanıtla #24 :»

öncelikle açıklama yapan ve sorularıyla düşünmeye sevk eden tüm arkadaşlara teşekkür ederim


Allah Bakara suresinde(1-20) insanları mümin,kafir,münafık olarak ayırdı.
devamında
Ey insanlar diye seslenerek birliğini tanıttı
Kuran ile hidayete erilebileceğini anlatıp davete icabet etmeye çağırdı.

21-29 ayetlerde
-giriş:kulluğa davet (şirkin reddi)
-gelişme:birliğine delil ve meydan okuma
-sonuç:mükafat-ceza-ve öğütler
BURADA Kİ EĞİTİM METODUNA DİKKAT!!!!


açıklamalar yapıldığı için sadece eklemeler yapmak istiyorum

21.TAKVA KAVRAMI
bu kavramı biraz daha açabilir miyiz?(yani olayı sadece ibadet kavramıyla açıklayacaksak ibadetin geniş tanımlamasını yapalım)
takva
-küfürden uzak durma
-günaha sebebiyet verecek herşeyden sakınmak
-Allah a çıkmayan her yoldan, herşeyden uzaklaşmak
takva kavramını somutlaştırabilir miyiz?


22. BİLE BİLE

Alıntı
cenk
ama bu ayetlerde anlatılan grup ve kuranda çokca bahsedilen kafir, müşrik sıfatlı insanlar Allah'ı bilen fakat onu Rab olarak kabul etmeyen insanlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kuranda bile bile inkarı kafirlerin bir özelliği olarak sayıyorken
günümüzde Kuran ile aldatanları nasıl isimlendirmeliyiz?

28.ayeti tefsir etmişsiniz ama ölüyken dirilme yerine
cansızken hayat bahşedilme olarak meal etsek daha net anlaşılır
not:yabancı kelimeleri yazarken parantez içinde anlamlarınıda yazarsak daha faydalı olur

ve devamında
ŞİRK-FASIK tanımnlamaları yapıp
günümüzde farkında olmadan nasıl şirke düştüğümüzü irdeleyelim
(misal daha önce konuştuğumuz put kavramı)






Logged
06 Ağustos 2008, 09:17:09 ÖS 21
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #25 :»

SORU: Mü'min-11 ve Bakara-28 ayetleri biribirleriyle bağlantılı ayetler midir. Bağlantılı ise biribirini nasıl tefsir ederler ? Bağlantılı değilse ayrı ayrı tefsiri daha uygun olacak.

BAKARA-28. Allahü Teâlâ'yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir, sonra da sizi diriltecektir, sonra da ona döndürüleceksinizdir

MÜMİN-11- Dediler ki: "Rabbimiz, bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Günahlarımızı itiraf ettik. Şimdi şu ateşten çıkmak için bize bir yol var mı?"
« Son Düzenleme: 06 Ağustos 2008, 09:34:15 ÖS 21 Gönderen: abdulhamit » Logged
08 Ağustos 2008, 03:33:06 ÖÖ 03
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #26 :»

BAKARA-28. Allahü Teâlâ'yı nasıl inkâr ediyorsunuz ki sizi ölüler iken o diriltti. Sonra sizi öldürecektir, sonra da sizi diriltecektir, sonra da ona döndürüleceksinizdir

Allah önce ruhumuzu ruhlar aleminde yaratmış iken biz biz idik . Bize can verdiğinde biz biz olduk. Bedenen Ölü fakat ruh olarak biz biz idik. Daha sonra şekillendirildik ve bu dünyaya beden kılıfı giydirilerek yaratıldık.

TABİAATTA O KADAR ÇOK CANSIZLIK HALLER VAR Kİ BÜTÜN BUNLARA ONLAR ÖLÜDÜR DİYEBİLİYOR MUYUZ . 

Tabii ki diyemeyiz. Bunlar zaten cansız ve ruh verilmeyen varlıklardır. Ama insan öyle değil. Dediğim gibi Cenabı hak hazretleri Önce bizi biz yapacak şekilde önce ruhlarımızı yaratıyor  ve daha sonra hangi şekil olarak yaratılacağımıza tasarım yaparak kendimize özel tüm olacak zerreciklerimizi dahi belirliyor. Genlerimizi hücre yapılarımızı DNA yapımılarımızı bize özel has kılarken bu yaratılış olayı tüm zerreceklerin bir araya gelmesi ile vuku bulacaktır ki, henüz insan Ruhen yaratıldığı halde bedensel yapısı bir arada değildir dağılmış ve bir emir beklemektedir.

İşte bu Ayette geçen Ölüler idiniz. Bu gerçeğe dikkat çeker. Bedenen yok idiniz. Ruhunuza giydirilecek bir bedene sahip değildiniz. Ve Allah bu bedene hayat verdiğinde artık siz yeryüzünde insan oldunuz. Ne zamana kadar. Tekrar ölümünüze kadar. Yani Bedeniniz tekrar başlangış aşamasına geri döndürüldüğünde tüm zerrecikleriniz toprağa karışıp yine bedenen yok olacaksınız ki, sonuçta ilkinde olduğu gibi iki defa ölmüş oluyoruz. Ahirette de hesap gününde de tekrar kendimize özel olan zerreciklerimiz hayat bulur. Bu da Allahın bizi ikinci defa diriltmesidir.





Logged
08 Ağustos 2008, 03:45:15 ÖÖ 03
Üye Bilgileri
duaekseni
Aktif Üye
***
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 458
Nerden:

Offline
« Yanıtla #27 :»

032.006 O, görülmeyeni de görüleni de bilendir, güçlüdür, merhametlidir.

032.007 O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.

032.008 Sonra onun zürriyetini, dayanıksız bir suyun özünden üretmiştir.

032.009 Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi ruhundan üflemiştir. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

abdulhamit hocam umarım "duaekseni" ile işimiş var demezsiniz! yine farklı bir bakış açısı Smiley

yukarıdaki Secde Suresi /7-8-9 ayetler ışığında bir üstte yazdığnız açıklamaları tekrar değerlendirirsek beni aydınlatırmısınız lütfen? selametle

(not: meallar Diyanet işleri açıklamalarıdır)
Logged

"Hasbunallah ve ni'me'l-vekil"
08 Ağustos 2008, 03:54:32 ÖÖ 03
Üye Bilgileri
abdulhamit
ALLAH RAHMET EYLESİN
*

Mesaj Sayısı: 2522
Nerden:

Offline
« Yanıtla #28 :»

Alıntı
abdulhamit hocam umarım "duaekseni" ile işimiş var demezsiniz! yine farklı bir bakış açısı


Ne demek ya ! İş de ne kelime inanın çok takdir ediyorum sizi. Anlamak öğrenmek idrak etmek islamın emri.

Alıntı
Secde Suresi /7-8-9 ayetler ışığında bir üstte yazdığnız açıklamaları tekrar değerlendirirsek beni aydınlatırmısınız lütfen?

Zaten açıklamam bu ayetlere ters bir durum arzetmiyor ki, neyi açıklamamı istiyorsunuz başka.

veya bu ayetlere ters düşücek bir açıklamam mı oldu. Onu da siz belirtin lütfen
Logged
08 Ağustos 2008, 01:28:12 ÖS 13
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #29 :»


Alıntı
nev
sayın abdulhamit peki bizi bu duruma getiren sebep ne olabilir açıklarmısınız
(insanımızın sorgulamadan kabul etmesini neye bağlaya biliriz)

bu sorunuza verilecek en manidar cevap şu karikatürdür :

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Alıntı
nev
evet ama bakınız insanlar tefsir sohbetlerine katılıyor oradan çıkıp kaldıkları yerden devam ediyorlar bir yerde eksiklik var ama nerde ...

çok önemli bir noktaya değindiniz. bu noktada bir özeleştiri yapmalıyız;
toplum zaten kurandan kopuk yaşıyor ama bir de kuranla barışık kesim var...
bu kesim kuranı okuyor düşünüyor tartışıyor konuşuyor...
ama bu seferde şöyle bir sorun ortaya çıkıyor; kuran; üzerine (felsefeciler misali) tartışılacak bilgi ve fikir sahibi olunacak sadece bir ilim kitabı olarak kalıyor. sözün özü yaptığımız sadece konuşmak

oysa kuranın esas amacı bilgiden eyleme dönüşmesidir ki okuduğumuzu hayatımıza aktarmıyor isek boşuna okumayalım.
kuran hayatımıza davranışlarımıza yön vermek için bir uyarıdır aslında. bu nedenle inşallah bir adım öteye geçebiliriz...


Logged
Sayfa: 1 [2] 3   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.213 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu