UYDURMA OLDUĞUNDA İTTİFAK EDİLEN HADİSLER-1

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > PEYGAMBERLER ve Örnek Şahsiyetler (Bilgi Platformu) > Peygamber Efendimiz S.A.V (Moderatör: Yonetim) > UYDURMA OLDUĞUNDA İTTİFAK EDİLEN HADİSLER-1
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: UYDURMA OLDUĞUNDA İTTİFAK EDİLEN HADİSLER-1  (Okunma Sayısı 529 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
04 Temmuz 2008, 09:00:49 ÖS 21
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« :»

1. HADİS: "iyilik yaptığın kimsenin kötülüğünden sakın." [15] Sehavî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.[16]

2. HADİS: "Soğuktan sakınınız. Zira o kardeşiniz Ebu'd-Derdâ'ya soğuk öldürmüştür." [17] Sehavî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.[18]

3. HADİS: "Bulaşıcı hastalığa yakalananlardan sakının." [19] Sehavî: Bunu -hadis olarak- görmedim, demiştir.[20]

4. HADİS: "Hızır ve İlyas (a.s)'ın her yıl hac mevsi­minde Mina'da buluşması hakkındaki hadis: [21] Askalânî diyor ki: Bu konuda hiçbir şey sabit olmamıştır.

5. HADİS: "Toplanın ve ellerinizi kaldırın," dedi. Toplandık ve ellerimizi kaldırdık. Sonra -üç defa- şöyle buyurdu: "Allah'ım!.. Kur'ân'm kaybolmaması için Öğretmenleri bağışla.  Dinîn kaybolmaması için âlimleri aziz eyle." [22] Uydurmadır.

Aynı şekilde: "Allah'ım!.. öğretmenleri bağışla, ömür­lerini uzun eyle ve kazançlarını bereketli eyle." [23] hadisi de uydurulmuştur. Leâlî'de böyle denilmiştir.[24]

6. HADİS: "Allah'ım!.. Kur'ânın kaybolmaması için öğretmenleri bağışla. Dinin kaybolmaması için âlimleri aziz eyle." [25] Uydurmadır. LeâJî'de böyle denilmiştir.[26]

7. HADİS: "Allah'ım!.. Öğretmenleri bağışla. Ömürle­rini uzun eyle ve kazançlarım bereketli eyle." [27] Uydur­madır. LeâJî'de böyle denilmiştir.[28]

8. HADİS: "Allah'ım!.. Din hakkında bilgisizce konuşmaktan sana sığınırım." Hadis olarak bulunamamıştır.

9. HADİS: "Allah'ım!.. İslâm'ı iki Ömer'den biriyle destekle." [29] Bu lafızla aslı yoktur.[30]

10. HADİS: "Dövme ile tedavi, en son tedavidir." [31] İbnü'd-Deyba'ın dediği gibi; bu, hadis değil, (halk arasında yaygın) bir sözdür.

11. HADİS: "Allah'ın kitabından bir âyet, Muhammed ve ehl"i beytinden daha hayırlıdır." [32] Askalânî: Bunu —hadis olarak— görmedim, demiştir.

12. HADİS: "Allah, Kitabından başkasının sahih olmasını murad etmemiştir." [33] Sehavî: Bunu -hadis ola­rak— bilmiyorum, demiştir.[34]

13. HADİS: "Çocukların sünnetini gizli tutun. Nikâhı duyurun." [35] Sehavî diyor İd: Birinci cümlenin aslı yoktur.

14. HADİS: "Allah dünya semasına inmeyi murad edince, arşından bizzat iner." [36] Bunu hadis olarak rivayet eden deccaldir.[37]

15. HADİS: "Allah Teâlâ buyurdu ki: Dünyayı tahrip etmek istediğimde önce Beyt'imi tahrip ederim. Sonra dünyayı tahrip ederim." [38] Irakî diyor ki: Bunun aslı yoktur.[39]

 16. HADİS: 'Ta Muaz!.. Husayb [40] arazisine gelince oradan hızlı geç. Zira orada huriler vardır." [41] Bu arazi Yemen'dedir. Sehavî diyor ki: Bunu hadis olarak bilmiyorum.

17. HADİS: "Talebe alimin önüne oturunca, Allah ona yetmiş rahmet kapısı açar. Talebe, onun yanından kalktığında annesinden doğduğu gibi günahsız kalkar. Allah, ona her harfe karşılık yetmiş şehid sevabı verir, her hadise karşılık bir senelik ibadet yazar." [42] ZeyJ'de: Bu uydurmadır, denilmiştir.[43]

18. HADİS: "Yatsı namazı ile akşam yemeği aynı anda olursa, önce yemekten başlayın." [44] Irakî diyor ki: Hadis kitaplarında bu lafızla aslı yoktur.[45]

19. HADİS: "Kur'ân okuyanın sultana sığındığını görürsen, bil ki o hırsızdır. Onun ahmaka sığındığım görürsen, bil ki o gösterişçidir. Sana: Sen şefaat et de böylece mazlumun cezasını düşüresin, ya da haksızlığı gideresin, denildiğinde aldanmaktan sakın. Zira bu İblis'in  hilesidir.   Günahkâr  Kur'an  okuyucuları bunu kendilerine basamak edindiler." Bu söz, Sevrî'nin sözüdür.[46]

Yine şu söz de Sevrî'nin sözüdür: "Ben kızdığını biriyle karşılaşırım da, o bana, Nasıl sabahladın? derse, kalbim ona karşı yumuşuyor. Ya insan tiritlerini yediği ve yaygılarında oturduğu kimseye nasıl karşı çıkabilir?.[47]

Bu konuda şu zayıf hadis gelmiştir: "Allah'ım!.. Hiçbir fâcirin nimetini bana nasib etme ki, kalbim ona meyletmesin. "[48]

Denilmiştir ki: Alim kimse arandığında, o şimdi emirin kapısındadır, denilmesi ne kadar çirkindir!..

20. HADİS:  "Sevgi  samimi  ise,   edep  şartları  düşer." [49] İbnü'd"Deyba' Hadis değildir, demiştir.

21. HADİS: "Bana salavat getirdiğinizde umumî ifade kullanın." [50] Sehavî diyor ki: Bu lafızla görmedim.[51]

22. HADİS: "Gölge bir buçuk iki zira' arasında olursa öğle namazını kılın." [52] Bâtıldır.

23. HADİS: "Sizden biriniz, bir yazı yazdığında o yazıya 'Beleğa' yazmasın. Zira o şeytan ismidir. Sadece 'Allah' yazsın." [53] Uydurmadır. Leâîî' de böyle denilmiştir.[54]

24. HADİS: "Sudan sorumlu olduğunda suda cimrilik yapma." [55] Sehavî: Bunu —hadis olarak— görmedim, demiştir.

Sivrisinek  sizden  birinizin  tabağına  iyice batırın." [56]  Sahihtir,  atın" ifadesi uydurma-

25. HADİS: düştüğünde onu -yemeğe-Ama "yemeğe batırın ve sonra dır. [57] Mugrib'de böyle denilmiştir.[58]

26. HADİS: "Dört şey dört şeye doymaz: Toprak yağmura, kadın erkeğe, göz bakmaya, âlim ilme doymaz." [59]İbnü'l-Cevzî bunu "Mevzuat" kitabında [60] zikretmiştir.[61]

27.  PİRİNÇ HADİSİ": [62] Sabit değildir. İbnü'd-Deyba' bu şekilde zikretmiştir.[63]

28. HADİS: "Denizdeki toprak, karadaki ahır gibidir." [64] Bunun aslı bulunamamıştır.[65]

29. HADİS: "Niyetini saf kıl. Toprakta uyu." [66] Ha­dis değildir. İbnü'd-Deyba' bu şekilde zikretmiştir.[67]

30. HADİS: "Bütün dertlerin aslı, insanın kendi nefsinden hoşnut olmasıdır," [68] Selef alimlerinden birinin sözü olup hadis değildir. İbnü'd-Deyba' bu şekilde zikretmiştir.

31. HADİS: "Dilsiz sarıktan [69] Allah'a sığınırım."[70] Süyûtî diyor ki: Bunun aslı yoktur.[71]

32. HADİS: "Müşteriye yardım edin." [72] Bu lafızla aslı yoktur.

"Müşteriye yardım olunur," sözü de böyledir. Bu hükmü İbnü'd-Deyba' zikretmiştir.

33. HADİS: "İbadetlerin en faziletlisi en zor olanıdır." [73] Zerkeşî: Hadis olarak bilinmemektedir, demiştir. İbn Kayyim Şerhli MenazilısSairin'de: Bunun aslı yoktur, demiştir.

34. HADİS: "Cennet ehlinin çoğu, aptaldır." [74] Bu ha-dişi Bezzar zayıf olarak, Kurtubî ise sahih kabul ederek rivayet etmiştir. [75] Bu hadis "Cennetin en üst makamlarında olanlar, akü sahipleridir", ilâvesiyle rivayet edilmiştir. Bu ilâvenin aslı yoktur.

Hadisin metninde geçen "Bülh" kelimesi, kendi halinde olan anlamındaki "ebleh" kelimesinin çoğuludur. "Ebleh" ise, kötülüğün farkında olmayan ve her şeyi iyi zanneden kimsedir.

Sehl et'Tüsterî, böylelerini kalpleri coşkuyla dolu ve daima Allah ile meşgul olan kimseler olarak açıklamıştır. Yine denilmiştir ki: Ebleh, dünya hakkında bil­gisiz olup dininde derin anlayış sahibi olan kimsedir. Makasıd' da şöyle denilmiştir: Böyleleri dünya işlerin­de bilgisiz olanlardır.[76]

35. HADİS: "Abdest   suyuna   değer  verin." [77]  İbn Teymiyye: Uydurmadır, demiş, Zejtf'de [78] ise, Onun dediği gibidir, denilmiştir.

36. HADİS: "Yaratılmışların dilleri Hakkın kalemleridir." [79] Aslı yoktur. Bu hükmü İbnü'd-Deyba' zikretmiştir.

37. HADİS: "Kölenin verdiği eman (güvence) geçerlidir." [80] İbnü'l- Hümam [81]: Bunun aslı bilinmemektedir, demiştir.[82]

38. HADİS: "Ben, zahirle (görünen delillerle) hüküm vermekle emr olundum. Gönülleri bilen ise Allah'tır."[83] Irakî ve başka âlimler, bunun aslı olmadığım kesin olarak ifade etmişlerdir.[84]

39. HADİS: "Yemekte lokmayı küçültmekle ve iyice çiğnemekle emrolunduk." [85] Nevevî: Sahih değildir, [86] demiştir.

40. HADİS: "Ben araplarm en fasih konuşanıyım. Şu kadar var ki, ben Kureyş'liyim." [87] Süyûtî: Ne bunu tahric eden bir kimse, ne de senedi bilinmektedir, demiştir.

41. HADİS: "Ben dad harfiyle konuşanların -yani Arapların— en fasih konuşanıyım." [88] Ibn Kesir ve Ibn Cezerî'nin dediği gibi! manası doğrudur, aslı yoktur.

42. HADİS: "Peygamberler lider, Fakihler efendidirler. Onlarla oturmak ziyadedir." Hulâsa'da. [89] belirtildiği gibi, uydurmadır.

43. HADİS: "Gerçeği itiraf eden insaflı davranmıştır." [90] Sehavî: -Hadis olarak- Bu şekilde bilmiyorum, demiştir.[91]

44. HADİS: "Söz gümüşse, sükût altındır." [92] Süleyman aleyhiaselâm'm sözü veya Hz. Lokman'm oğluna nasihatlerinden biridir. Bunu İbnü'd-Deyba' zikretmiştir.

45. HADİS: "Âlimler Allah'ın velî kulları değilse, Allah'ın velî kulu yoktur." [93] Hadis değil, bilakis İmam Ebu Hanife (r.a) ve İmam Şafiî (r.a)'nin sözüdür.

46. HADİS: "Allah, her mü'minden her münafıka buğzetme, her münafıktan da her mü'mine buğzetme, sözü aldı." [94] Hadis olarak bulunamamıştır.

47. HADİS: "Allah, nağmeli duayı kabul etmez." [95] Aslı bilinmemektedir.

48. HADİS: "Allah, aklı yarattığında ona: Öne geç dedi, o da öne geçti. Geri kal dedi, O da geri kaldı. Sonra şöyle buyurdu: İzzetime ve celâlime yemin olsun ki, Ey akıl!. Senden daha şerefli bir yaratık yaratmadım. Seninle verir, seninle alırım." [96] Alimler: Bu yalandır, ittifakla uydurmadır, dediler. Makasıd' da böyle denilmiştir.[97]

49. HADİS: "Allah, zenginlerin yemeğinin tadını fakirlerin yemeğine nakletmiş tir." [98] Süyûtî: Bu uydur­madır, demiştir.

50. HADİS: "Allah, Beytullah'a her yıl altı yüz bin kişinin haccedeceğini vaad etti. Eğer sayı eksik kalırsa Allah, bunları meleklerle tamamlar. Kabe, mahşerde gerdeğe giren gelin gibi yaratılacak, Beytullah'ı hacce­den herkes onun eteklerine sarılacak, Beytullah Cen­nete girip de hacılar da onunla birlikte Cennete girinceye kadar onun etrafında tavaf edeceklerdir." [99] Irakî: Bunun aslını bulamadım, demiştir.

51. HADİS: "Allah, işsiz adamdan hoşlanmaz." [100] Zerkeşî: Bunu bulamadım, demiştir.[101]

52. HADİS: "Toprak, sünnetsizin idrarından dolayı kırk gün necis olur." [102] Senedinde hadis uydurmacısı Davud [103] bulunmaktadır.

53. HADİS: "Cennet ehli, Cennette âlimlere muhtaç olurlar. Zira onlar her Cuma Allah'ı ziyaret ederler. Cenab-ı Hak:

-Benden dilediğinizi temenni edin, buyurur. Cennet ehli bunun üzerine âlimlere yönelirler: -Biz, Rabbimizden ne temenni edelim? derler. Alimler de: -Şöyle şöyle... temenni edin, derler." [104] Mizan' da bunun uydurma olduğu ifade edilmiştir.[105]

54. HADİS: "İman hem söz hem de ameldir, artar ve eksilir" veya 'İman hem artmaz ve eksilmez." [106] Firûz-âbadî: Hiçbiri sahih değildir, demiştir.

55. HADİS: "Bilâl, ezanda (şîn) harfini (sin) olarak değiştiriyordu." [107] Bunun aslı yoktur.

56. HADİS: 'Terle gök arasında bulunan ve ken­disine Velhân adı verilen Şeytan'm yanında Adem oğullarının sekiz katı kadar askeri vardır. Onun aynı zamanda Hanzeb denilen bir halifesi vardır." [108] Ibn Cevzi: Uydurmadır, demiştir.

57. HADİS: "Âlim ve talebesi bir kasabaya uğradıklarında; Allah Teâlâ bu kasabanın mezarlığından kırk gün azabı kaldırır/' [109] Hafız Celâl [110]: Bunun aslı yoktur, demiştir.

58. HADİS: "Bir kulun övgüsü doğu ile batı arasında yayılır da, Allah nezdinde sinek kanadı kadar ağırlığı olmayabilir." [111] İhya'da bu şekildedir. Irakî ise: Bu şekilde bulamadım, demiştir.

Buharı ve Müslim'in Sahih lerinde Ebu Hureyre rr vay etiyle şu sahih hadis bulunmaktadır: "Kıyamet gü­nü iri yapılı, şişman adam gelir. Halbuki Allah nez~ dinde sinek kanadı kadar ağırlığı yoktur. "[112]

59. HADİS: "Kısa boylu hanımın boyu uzayabilir." [113] Yani kısa boylu hanım uzun boylu çocuk dünyaya getirebilir. Kamus sahibi diyor ki: Bu bir atasözü olup Cevherî'nin zannettiği gibi hadis değildir.

60. HADİS: "Sizler, kendilerine amel ilham edilen bir zamandasınız. Öyle bir toplum gelecek ki onlara tartışma ilham edilecek." [114] İhya' da zikredilmiştir. [115] Irakî: Bunu bulamadım, demiştir.[116]

61. HADİS: "İbrahim Halü ve Ebu Bekir Sıddık'ın Cennette sakah vardır." [117] Sahih değildir. Musa ve Ha­run (a.s) hakkında söylenen hadis de böyledir.[118]

62. HADİS:   "Allah'ın Ölüleri  taşıyan  melekleri vardır." [119] Sehavî: Bunu -hadis olarak- görmedim, demiştir.

63. HADİS: "Allah'ın bir meleği vardır ki, iki kaşının arası beş yüz yıllık mesafedir." [120] Bunun aslı bulunamamrştır.[121]

64. HADİS: "Mescid, -yere atılan- sümükten ezilip büzülür." [122] Bulunamamıştır.[123]

65. HADİS: "Size en az verilen şey, yakîn ve sabır azîmetidir. Kime bu iki hususta nasib verilmişse gece namazı ve gündüz orucundan kaçırdığı şeye aldırış etmesin." [124] Gazzalî bunu İhya'da zikretmiş, Irakî ise şöyle demiştir: Bunun aslını görmedim, ibn Abdi'1-Berr, Muaz hadisi olarak şunu rivayet etmiştir: "Allah yakînden daha az bir şey indirmemiştir."

66. HADİS: "Kulun her sözünde istisna etmesi -yani inşaallah  demesi—,  onun imanının kâmil olduğunun alâmetidir." [125] Münkerdir.[126]

67. HADİS: "Günahlardan öyleleri vardır ki, bu günahları Arafat'ta vakfeye durmaktan başka bir şey silemez."[127] Irakî diyor ki: Bunun aslını bulamadım.

68. HADİS: "Maddî imkân bulamaman, Allah'ın seni koruduğunun alâmetlerindendir." [128] Tasavvuf erbabının sözlerindendir.

69. HADİS: "Ölü, kendi evinde yedi gün ateş (mum) yakıldığını görür." [129] İmam Ahmed ve başkaları diyor ki: Bu batıldır, aslı yoktur. Bu (âdet) bid'attir.[130]

70.  HADÎS: "Ben Rahman'm nefesini Yemen tarafmda buluyorum." [131] Irakî diyor ki: Bunun aslını bulamadım.[132]

71. HADİS: "Gül, Hz. Peygamber (s.av)'in terinden -veya Burak'ın terinden- yaratıldı." [133] Nevevî; Sahih değildir [134] demiş; Askalanî ve başkaları ise: Uydurmadır, demişlerdir.[135]

72. HADİS: "İman kalple tasdik, dille ikrar, azalarla ameldir." [136] Ibnü'l-Cevzî, bu hadisin uydurma olduğuna hükmetmiştir. (Abdülfettah Ebu Gudde: Doğru olan budur, demiştir.)[137] Sehavî ise şöyle demiştir: Bu hadis, İbn Mace'de Ab-düsselâm b. Salih'in hadisi olarak yer almaktadır. [138]

73. HADİS: "Ey İbn Ravaha!.. Seci'den (kafiyeli konuşmaktan) sakın." [139] Ihya'da böyledir. Irakî şöyle demiştir: "Bu şekilde bulamadım. Hadis, İbn Sünnî'nin er-Riyada ve Ebu Nuaym'in Hılye kitabında Hz. Aişe (r.a) hadisi olaraksahih isnadla rivayet edilmiştir. Hz. Aişe (r.a) Saib'e şöyle demişti: "Seci'den sakın. Zira Peygamberimiz (s.a.v) ve ashabı seci' yapmıyorlardı." İbn  Hıbban rivayetinde:   Seci'den kaçın,  denilmiştir. Buharl&e İbn Abbas'm sözü olarak benzeri bir ifade nakledilmiştir."[140]

74. HADİS: "Gizli olan nedir? denildi. Olmayan şey, dedi." [141] Askalanî: Bunun aslını bilmiyorum, demiştir.

75. HADİS: "Patlıcan ne niyetle yenilirse o gerçekleşir." [142] Batıldır, aslı yoktur. Hadis hafızları bunu açık­ça ifade etmişlerdir.

76. HADİS: "Bakla hadisi." [143] Sâbıt değildir.[144]

77. HADÎS: 'Ümmetimin cimrileri terzilerdir." [145] Se-havî diyor ki: Bunu —hadis olarak- görmedim.[146]

78. HADİS: "Cimri, çok ibadet eden [147] biri olsa bile; Allah'ın düşmanıdır." [148] Bunun aslı yoktur.

79. HADİS: "Soğuk, din düşmanıdır." [149] Hadis değildir, âlimlerden birinin sözüdür.[150]

80. HADİS:  "Bereket,  pidenin küçüklüğündedir." [151] Nesaî'den bunun hadis olmadığı nakledilmiştir.

81. HADİS: "Ortaklık tenceresi [152] kaynamaz." [153] Hadis değildir. Bunun aslı yoktur, demiştir. Aclûnî ise, Keşfül-Hafa'&a. (1/332) şöyle demiştir: "İbnüTGars, bu kelimenin bazı yazma nüsha­larda buğday satanlar anlamındaki (hannatûn) şeklinde oldu­ğunu zikretmektedir."

82. HADİS: "Güler yüzlülük, misafire ikram etmekten daha hayırlıdır." [154] Sehavî: Bunu -hadis olarak-bilmiyorum, demiştir.

83. HADİS: "Katile öldürüleceğini müjdele." [155] Se­havî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.

84. HADİS: "Şişmanlık, zekâyı giderir." [156] Hadis değildir. Amr b. As (r.a) ve başkalarının sözüdür.[157]

85. HADİS: "Karpuz ve faziletleri hadisi." [158] Zerkeşî: Sabit olmamıştır, demiştir.[159]

86. HADİS:   "Din,   temizlik  üzerine  bina   edilmiştir." [160] İhya'da zikredilmiş, Irakî şöyle demiştir: [161] "Bu şekilde bulamadım. İbn Hıbban'ın ed'Duafa (zayıf raviler) kitabında Hz. Aişe hadisi olarak; "Temiz olun. Zira islâm temizdir", rivayeti; ayrıca Taberanî'nin el-Evsat kitabında çok zayıf bir senedle İbn Mes'ııd hadi­si olarak! "Temizlik imana davet eder", rivayeti bulun­maktadır."[162]

87. HADİS: "Beytü'l-Makdis, akreplerle dolu altından bir tastır." [163] Hadis değildir. Bu söz, Tevrat'a nispet edilmektedir.

88. HADİS: "Beytullah'ta tavaf, Tahıyyetü'l-Mescid namazı yerine geçer." [164] Sehavî: [165] Bu lafızla görmedim, demiştir.[166]

89. HADİS: "Zebercedi yüzük taşı olarak kullanın. Zira o, kolaylıktır. Onda zorluk yoktur." [167] Askalânî: Uydurmadır, demiştir.

90. HADİS: "Âdeti terk etmek, düşmanlığa sebep olur." [168] Bunun aslı yoktur.

91. HADİS: "Geyiğin selâm vermesi hadisi." [169] Dil­lerde ve nebevi medhiyelerde meşhur olmuştur. İbn Kesir şöyle demiştir:  Bunun aslı yoktur.  Kim bunu Peygamberimiz (s.a.v)'e nisbet ederse yalan söylemiş olur.[170]

92. HADİS: "Ümmetim, yetmiş küsur fırkaya ayrılacak. Bir fırka dışında hepsi Cennete girecektir." Ashab: —Kim bu fırka? diye sordular. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle cevap verdi: -"Bunlar zındıklardır, kadercilerdir." [171] (Bu lafızla) hadisin aslı yoktur. [172] Leâli'de böyledir.[173]

93- HADİS: "Evlenmeden önce fıkıh Öğrenin." [174] Bu, Hz. Ömer (r.a)'in sözüdür. [175] Bir rivayete göre manası: Evlenmeden, ev ve hizmetçi sahibi olmadan fıkıh tahsil edin, demiştir. Bu manada şöyle bir söz nakledil­mektedir: İlim, kadınların baldırlarında kaybolmuş­tur. [176] Sevrî diyor ki: "Kim başkanlığa koşarsa ilmin çoğuna zarar verir. Kim de başkanlığa koşmazsa ya­zar, yazar sonra yine yazar." Bu mana, daha kapsamlı bir manadır. Doğrusunu bilen Allah'tır.[177]

94. HADİS: "Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlıdır." [178] Hadis değildir.  [179] Bu söz, Seriyyü's-Sekatî (rh.a)'nin sözüdür.[180]

95.  HADİS:  "Tekbir [181]  cezimdir." [182]   (yani uzatılmaz.) Nehaî'nin sözüdür.[183]

96. HADİS: "Siz hanımlardan her biriniz, ömrünün yarısını namazsız geçirir." [184] Hadis hafızları: Bu lafızla aslı yoktur, demişlerdir. [185] Manası "sahih" hadiste geçmektedir.[186]

 97. HADİS: "İnsanların alışkanhk hâline getirdikleri ayları ve bayramları tebrik etmeleri hadisi."[187] Bu konuda (hadis olarak) hiç bir şey vârid olmamıştır.[188]

98. HADİS: "Herkese güvenmek acizliktir". [189] Sehavî diyor ki: Bunu bu lafızla bilmiyorum.[190]

99. HADİS: "Üç şey vardır ki, bunlara az bile olsa meyledilmez: Dünya, Sultan, Kadın". [191] Doğru bir sözdür, hadis değildir.

100. HADİS: 'Türkün zulmü olsun, arabın adaleti olmasın". [192] İbnü'd-Deyba' diyor ki: Düşük bir sözdür, hadis değildir. Ben de derim ki: Bilakis bu, açık bir inkarcılıktır.
 
Logged
04 Temmuz 2008, 09:01:38 ÖS 21
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

101. HADİS: "Açhk kâfirdir. Onu öldüren Cennet ehlindendir". Aslı yoktur.

102. HADİS: "Cîze, [193] Cennet bahçelerinden bir bahçedir.   Mısır  Allah'ın  yeryüzündeki  hazineleridir".[194] Askalanî diyor ki: Bu yalandır, uydurmadır.

103. HADİS: "Bana sizin dünyanızdan (üç şey) kadınlar ve güzel koku sevdirildi. Namaz gözümün nuru kılındı".[195]

Bu hadisi Nesaî ^ü^ezz'inde, Taberanî Evsafta rivayet etmiştir. Gazzalî ve başkalarının ifadelerinde yer alan (Selâs-Üç) kelimesi hakkında İmam İbn Fûrek zorlama açıklamalar yapsa bile, hadis hafızlarının dedikleri gibi, bu kelimenin aslı yoktur. Doğrusunu bilen Allah'dır.[196]

104. HADİS: "Ümmetimden hilâlleyenler ne güzeldir!.." [197] Saganî: Bunun uydurma olduğu açıktır, demiş ve bunu abdest alırken parmaklarını hilâllemek veya yemekten sonra  dişleri temizlemekle  açıklamıştır.[198]  (Abdülfettah Ebu Gudde diyor ki: Saganî'nin bu hadis hakkındaki uydurma olduğu iddiası kabul edilemez.)[199]

105. HADİS:  "Kediyi sevmek imandandır". [200]  Uydurmadır. Bu hükmü Sagani ifade etmiştir.

106. HADİS: "Vatanı sevmek imandandır". [201] Hadis hafızlarına göre bunun aslı yoktur.

107. HADÎS: "Sevgili, sevgilisine azab etmez". [202] Sehavî: Bu sözü merfû (Allah Resûlü'nün hadisi) olarak bilmiyorum, demiştir.

108. HADİS; "Hacûn ve Bakî iki uçlarından alınır ve Cennette saçılır". [203] Bu iki yer, Mekke ve Medine'nin mezarlıklarıdır. Bu hadisin aslı bilinmemektedir.

109. HADİS: "Mescidde konuşma, hayvanın otu yediği gibi, [204] haseneleri yiyip bitirir". [205] Bulunamamıştır. Muhtasar 'da böyledir.[206]

110.  HADİS:  "Söz,  hiç   ara  vermeksizin peş   peşe söylenmez". Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

111. HADİS: "Ebrarın (salih kulların) güzel amelleri, Mukarreblere (Allah'a çok yakm kullara) göre günah sayılır". [207] Ebu Said el-Harraz'm sözüdür.[208]

112. HADİS: "Güzellik, rahmete vesiledir". [209] Tabiînden Ebu Hazim'in sözüdür.[210]

113. HADİS: "Nafilelerinizi güzelce eda edin ki, farzlarınızdaki [211] eksiklikler bunlarla tamamlansın". [212] Bu lafızla aslı yoktur.[213]

114. HADİS: "Bir âlimin meclisinde bulunmak bin rekat namazdan daha faziletlidir..." [214] ihya'da. Ebu Zerr hadisi olarak bu şekilde zikredilmiştir. Irakî: "İbnüTCevzî, bu hadisi Mevzuat (Uydurma Hadisler) Kitabında Hz. Ömer hadisi olarak zikretmiştir. [215] Bu­nu Ebu Zerr tarikiyle bulamadım, demiştir.

115. HADİS: "Benim bir kişi için verdiğim hüküm, bir cemaat hakkında verdiğim hüküm gibidir". [216] Aslı yoktur. Bunu Irakî ve başkaları ifade etmiştir.[217]

116.  HADİS:    "(el-Hamdülillah)    Rahman'm   ridâsıdır". [218] Aslı bulunamamıştır.

117. HADİS: "Kızarmaya başlayınca bilirsin". [219] Hadis değildir.[220]

118. HADİS: "Çoluk-çocuğu olmayan bir toplumun eli boş kalır." [221] Mekhul'ün sözüdür.[222]

119. HADİS: "Yiyecek depolayan, gazaba uğrar." [223] Hadis değildir.[224]

120. HADİS: "Yahudilere muhalefet edin, sarıkları kuyruksuz bırakmayın. Zira sarıkların kuyruksuz olması Yahudilerin kıyafetidir." [225] Süyûtî'nin zikrettiği" ne göre, aslı yoktur.

121. HADİS: "Dininizin yarısını Humeyra'dan [226] alın." [227] Bunun aslı bilinmemektedir.[228]

122. HADİS: "Benim hasmım, benim hükmümü verecek olandır." [229] Büyüklerden birine ait sözdür, hadis değildir.

123. HADİS: "Önemli kişi -yani meşhur- olmamak bir nimettir, halbuki hiç kimse böyle bir şeyi istemez." [230]  Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

124. HADİS: "Allah'ın kulu için seçtiği şey, kulun kendi nefsi için seçtiği şeyden daha hayırlıdır." [231] Hadis değildir.

125. HADİS: "Karga ve benzerlerini görünce! (Hayırdır, hayırdır) denilmesi."[232] Hadis değildir.

126. HADİS: "Hayır, kıyamete kadar bende ve benim ümmetimdedir." [233] Askalânî diyor ki: Bunu -hadis olarak— bilmiyorum.

127.  HADİS: "Zâlimin ülkesi, bir müddet sonra bile olsa harabeye dönüşür." [234] Sehavî: Bunu —hadis ola­rak— görmedim, demiştir.

128. HADİS: "Yurtlarında olduğun müddetçe onlarla iyi geçin." [235] Sehavî diyor ki: Hadis olarak bilmiyorum.

129. HADİS: "Çoluk-çocuğunuza malınızın üçte birini vererek iyi geçinin." [236] Bunun aslı bilinmemektedir.

130. HADİS: "Cennetin kapısını çalmaya devam et." Peygamberimiz (s.a.v), bunu Hz. Aişe'ye söyledi. O da: Ne ile? diye sordu. Efendimiz (s.a.v): "Açlıkla", diye cevap verdi." [237] Irakî diyor ki: Bunun aslım bulamadım.[238]

131. HADİS: "Sallallahu aleyhi ve sellem'in Cuhfe' de [239] hamama girmesi." [240] Sahih değildir.

132. HADİS: "Ezandan sonra okunan duada [241] (ed-Derecetü'r-Refia) ilâvesi." [242] Sehavî: Bu ilâveyi rivayetlerin hiç birinde görmedim, demiştir.

133. HADİS: "Dirhem kadar kan yıkanır ve bundan dolayı namaz iade edilir." [243] Senedinde yalancı (Nuh) [244] vardır. Leâlî'de böyledir.

134. HADİS: "Dünya bir saattir, Onu taâtle değerlendir." [245] Lafzı merfû olarak sahih değildir.[246]

135.  HADİS:  'Dünya,  ahiretin tarlasıdır." [247]  Sehavî: Bunu -hadis olarak- görmedim, demiştir.

136. HADİS: "Bir dirhem bile olsa borç, bir kız bile olsa çoluk-çocuk, Yol nasıl? demek bile olsa sormak[248] (düşüklüktür.)!.." [249]   Sehavî:  Merfû   (Allah  Rasûlünün hadisi) olarak hatırlamıyorum, demiştir.

137. HADİS: "Rabbimi (hacıların) Mina'dan ayrılış günü [250] insanların önünde gri renkli bir deve üzerinde, yün bir cübbe ile gördüm." [251] Uydurmadır, aslı yoktur.Leâlî' de [252]; îbn Abbas'dan gelen merfû rivayet şöyledir: "Rabbimi bol saçlı bir genç suretinde —bir başka rivayette: sakalsız bıyıksız bir genç suretinde- gördüm."[253]

İbn Sadaka, "Ebu Zür'anm, İbn Abbas hadisi sahih­tir, bu hadisi ancak mutezile mezhebine mensup olanlar inkâr eder" dediğini nakletmiştir. Hadisin bazı ta­riklerinde "Kalbiyle" denilmiştir. Hadis, "Allah'ı rüyada görme" şeklinde yorumlanır­sa problem yoktur. [254] "Uyanıkken görme" şeklinde yo­rumlanırsa muhakkik İbnü'l Hümam bunun şeklî bir hicab olduğunu ifade etmiştir.[255]

138. HADİS:  "Kötü  yolda  kazanan,   kaybetmiş  olur." [256] Filozofların sözlerindendir.

139. HADİS: "Kardeşim Hızir'a Allah rahmet eyle­sin. Sağ olsaydı, beni mutlaka ziyaret ederdi." [257] Askalânî: Bu sabit değildir, demiştir.[258]

140. HADİS: "Devesinin yuları elinde olduğu halde beni ziyaret eden kimseye Allah rahmet eylesin." [259] Askalâni diyor ki: Bu lafızla aslı yoktur.[260]

141. HADİS: "Bir dirhemin altıda birinin (yani bu ka­dar küçük bir meblağın bile) ehil olan kişiye verilmesi, yetmiş  yıllık ibadetten daha hayırlıdır." [261] Askalânî: Bunun aslını bilmiyorum, demiştir,

142.  HADİS: "Kişinin elçisi, onun aklının göstergesidir." [262] Yahya b. Halid'in sözüdür.[263]

143. HADİS: "Ümmetimin ruhbanlığı mescidde oturmaktır." [264] Bulunamamıştır.

144. HADİS: "Mü'minin tükrüğü şifadır." [265] Yine "Mü'minin artığı şifadır." [266] Merfû (Allah Rasûlü'ne ait) hadis olarak aslı yoktur.

 145. HADİS: "Mahallenin türkücüsü insanları coşturmaz." [267] Hadis değildir.

146. HADİS: "Zahmet rahmettir." [268] Hadis değildir.

147.  HADİS: "İtibarın zekâtı, darda kalanların imdadına koşmaktır." [269] Bu lafızla bilinmemektedir.

148.  HADİS: "Takının zekâtı, emanet olarak verilmesidir." [270] Bu söz, Abdullah b. Ömer'in sözüdür.

Beyhakî diyor ki: Abdullah b. Ömer'den merfû ola­rak rivayet edilen; "Takıların zekâtı yoktur", [271] hadisi bâtıldır, aslı yoktur.[272]

149. HADİS: "Zeydiler bu ümmetin mecûsîleridir." [273] Uydurmadır. [274] Makasıd müellifi: Bunu —hadis olarak— görmedim, demiştir.

Fakat bu hadis, bir grup muhaddis tarafından; "Kaderiyye, bu ümmetin mecûsîleridir", lafzıyla rivayet edilmiştir.[275]

Kazvinî'nin; "Kaderiyye, bu ümmetin mecûsîleridir. Hastalandıklarında onları ziyaret etmeyin.   Öldüklerinde cenazelerinde bulunmayın", hadisi Mesabîh ha­dislerinden olup uydurmadır, ifadesi ile; "Ümmetim­den iki sınıf insan vardır ki, onların islâm'dan her hangi bir nasibi yoktur. Bu iki sınıf, Kaderiyye ve Mürcie sınıflarıdır", hadisi de aynı şekilde uydurma­dır; ifadesi doğru değildir.[276]

Bu iki hadisi tahric eden muhaddisleri el-Mirkat Şerhul-Mişkât kitabımızda beyan ettik.[277]

150. HADİS: "Mü'minin artığı şifadır." [278] Irakî diyor ki: Halk dilinde bu şekilde meşhur olmuştur. Bu lafızla aslı yoktur."[279]

151. HADİS: "Ashabıma sövmek, affolunmayacak bir günahtır." [280] Ibn Teymiyye: Bu yalandır, uydurmadır, demiştir.[281]

152. HADİS: "Peyganıberimiz'in (s.a.v) şehadet parmağı orta parmağından daha uzundu." [282] İbn Hacer şöyle demiştir: Bunu söyleyen kimse hatalıdır. Bu du­rum Efendimiz (s.a.v)'in ayak parmaklarında vardı.

153. HADİS: "Sır, hür olanlara aktarılır. [283] Ayrıca "Hür insanların gönülleri sırların kabirleridir." [284] Takva erbabından birinin sözüdür.

154. HADİS: "Yolculuk, insanların ahlâkını ortaya çıkarır." [285] Hadis değildir.

155. HADİS: "Mekke'nin beyinsizleri Cenneti dolduracaktır." [286] Askalânî: Bunu görmedim, demiştir.[287]

156. HADİS: "Selâmet, yalnız yaşamaktadır." [288] Hadis değildir.

157. HADİS: "Misvak kullanma, kişinin fesahatini arttırır." [289] Saganî: Uydurma olduğu açıktır, demiştir.[290]

158 HADİS: "İçinizde en zayıf olan kişinin hızıyla yürüyün." [291] Sehavî: Bu lafızla bilmiyorum, demiş­tir.[292]

159. HADİS:  "Bilâl'ın  (sîn)  harfi,  Allah  nezdinde (şîn)'drr." [293] İbn Kesir diyor ki: Bunun aslı yoktur.

160. HADİS: "Hanımlarınıza danışın ama onların görüşlerine uymayın." [294] Bu lafızla sabit değildir.

161. HADİS: "En şerh olanlarınız, çocuklarınızın öğretmenleridir. [295] Onlar, yetimlere merhameti en az olan ve yoksullara karşı en katı davrananlardır." [296] Uydurmadır. Süyûtî, bunu Leâli'de zikretmiştir.[297]

162. HADİS: "Hayatın kötüsü, ölümden iyidir." [298] Filozofların sözlerindendir. Bunu İbn Hacer söylemiştir.

163. HADİS: "Allah'ın mahlûkatma şefkat, Allah'ın emrini ta'zim etmek demektir." [299] Sehavî diyor ki: Bu­nu bu lafızla bilmiyorum.

164. HADİS: "Yüze karşı teşekkür etmek ayıptır." [300] Hadis değildir. Bunu İbn Deyba' söylemiştir.

165. HADİS: "Kişinin kendi aleyhine şahitliği iki şahide bedeldir." [301] Hadis değildir.

166. HADİS: "Müslümanların birbirleri aleyhine şahitlik  etmeleri   caizdir.   Alimlerin  birbirleri   aleyhine şahitlik etmeleri caiz değildir. Çünkü onlar birbirlerine hased ederler." [302] Hadis değildir. İsnadı birçok yönden çürüktür. LeâJîde böyledir.[303]

167. HADİS: "Şöhret, elbisenin kıs angındadır." [304] Hadis olarak sahih olamaz.

168. HADİS: "İnsan şeytanları, cin şeytanlarını yener." [305] İbn Dinar'ın sözüdür.[306]

169. HADİS: "Kavmi içindeki şeyh, ümmeti içindeki Peygamber gibidir." [307] Bunu İbn Hıbban ve Deylemî tahric etmiştir. Çok zayıftır. Makasıd' da şöyle denilmiştir: "Üstadımız [308] ve başkaları bu hadisin uydurma olduğunu kesin ifade ile belirtmişlerdir. Bu söz, selef âlimlerinden birinin sözüdür."

170. HADİS: "İhtiyaç sahibi kördür." [309] Sehavî: Bu­nu hadis olarak bilmiyorum, demiştir.

171. HADİS: "Sabrr, Cennet hazinelerinden bir hazinedir." [310] Irakî: Bunu hadis olarak bulamadım, demiştir.[311]

172. HADİS: "Az sadaka, çok belâyı engeller." [312] Hadis değildir.

173. HADİS: "Hadis yazarken kalemlerin çıkardığı gıcırtı, Allah nezdinde Askalân ve Abadan ribatmda getirilen tekbire eşittir. Kim kırk hadis yazarsa, Abadan ve Askalân'da öldürülen şehitlerin sevabı verilir"  [313] Mizan'da, Bu, bâtıl bir haberdir, denilmiştir.[314]

174. HADİS: "Bir toplumun küçükleri, gelecekte o toplumun büyükleridir." [315] (Yani bugünün küçükleri, yarının büyükleridir.) ilim öğrenmeyi teşvik etmek için sahabeden birinin söylediği sözdür.[316]

175. HADİS: "Ekmeği küçültün ve sayısını çoğaltın ki, size bereket verilsin." [317] Çürüktür. Îbnü'l-Cevzî bunu Mevzuat (Uydurma Hadisler) kitabında zikretmiştir.[318]

176. HADİS: "Tüzükle kılınan namaz, yüzüksüz kılınan yetmiş namaza eşittir." [319] Askalânî'nin dediği gibi, uydurmadır.

177. HADİS: "Sarıkla kılınan bir namaz, sarıksız kılman yirmi beş namaza eşittir. [320] Sarıkla kılman Cuma namazı, sarıksız kılınan yetmiş Cuma namazına eşittir. Sarıkla kılınan namaz, on bin hasene ile mükâfatlandırılır." [321] Uydurmadır. [322] Menûfî [323] diyor ki: Bütün bunlar batıldır.

178. HADİS: "Alimin arkasında kılınan namaz, dört bin dört yüz kırk namaza eşittir." [324] Batıldır. Muhta- böyledir.

179. HADÎS: "Gururlu kişinin namazı başından yukarı çıkmaz." [325] (Allah'a yükselmez.)

180. HADİS:  "Gündüz namazı [326] dilsizdir." [327] Darakutnî ve Nevevî: Batıldır, aslı yoktur, demişlerdir.[328]

 (Müellif Âliyyül Kari diyor ki:) Ben de derim ki: Mübarek günlerde ve muazzam gecelerde kılınacak namazlarla ilgili olarak bazı alimlerin zikrettikleri hadisler -aynı şekildedir. (Batıl ve asılsızdır.)[329]

181. HADİS: "İlim, kadınların baldırlarında kayboldu." [330] Bişr el-Hâfî'nin sözüdür.[331]

182. HADİS: "Zaruretler, haramları mubah kılar." [332] Hadis değildir.

183. HADİS: "İki zayıf, bir güçlüyü yener." [333] Hadis değildir.[334]

184. HADİS: "Ana yoldan git, yol dolaşsa bile. Bakire ile evlen, yaşı geçse bile." [335] Hadis değildir.

185. HADİS: "Boşanma, fâsıkların —günahkâr kişilerin— yeminidir." [336] Sehavî: hadis olarak göremedim, de­miştir.

186.  HADİS:  "Mü'minin sırtı [337] kıbledir." [338]  Sehavî: Bunu bilmiyorum, demiştir.

187. HADİS: "Delinin dostluğu yerine, akıllı kişinin düşmanlığı.." [339] Hadis değildir.

188. HADİS: "Düşmanlık ailede, kıskançlık komşular arasında, menfaatçiük de kardeşler arasında olur." [340] Sehavî: Bu konuda bilgi sahibi değilim, demiştir.[341]

 189. HADİS: "Kişinin düşmanı, [342] kendi işinde çalışandır." [343] Hadis değildir.

190. HADİS: "Özrü, günahından daha büyüktür." [344] Hadis değildir.[345]

191. HADİS: "Araplar, arap olmayanların efendileridir." [346] Aslı yoktur.

192. HADİS: "Bana ümmetimin amelleri arz edildi. Onların arasında makbul amel de makbul olmayan amel de gördüm. Bana getirilen salavat müstesna".[347]

(Yani salavat daima makbuldür.) Bunun senedini görmedim. Bunu Süyûtî zikretmiştir.

193. HADİS: "Bazı şeyleri görmezden gelerek değerinizi yüceltin." [348] Hadis değildir.

194. HADİS: "Her hayra bir engel vardır." [349]" Hadis değildir.

195. HADİS: "(Bir şeye Allah tarafından) İzin verilmesinin alâmeti, onun kolaylaştırılmasıdır." [350] Bilinmiyor.[351]

196. HADİS: "Ümmetimin âlimleri, Israiloğulları Pey­gamberleri gibidir." [352] Demiri, Zerkeşî ve Askalânî'nin dedikleri gibi, aslı yoktur.

197. HADİS: "İlim iki çeşittir: Din ilmi, beden ilmi." [353] Uydurmadır. Hulâsa'da böyledir.[354] ZeyIHe [355] deniliyor ki: Hasen'den, o da Huzeyfe (r.a)'den müselsel olarak rivayet edildiğine göre; Huzeyfe (r.a) diyor ki: -Ben Peygamberimiz (s.a.v)'e "Bâtın İlmi" nedir? di­ye sordum. Peygamberimiz (s.a.v) buyurdu ki: -Ben bunu Cebrail'e sordum. Cebrail bana dedi ki: Allah şöyle buyurdu: "O, benimle sevdiklerim, dostlarım ve seçkin kullarım arasında bir sırdır. Ben bunu onların kalplerine koyarım. Bu konuda Allah'a en yakın hiçbir melek ve gönderilen hiçbir Peygamber bile bilgi sahibi olamaz." [356] Askalânî diyor ki: Uydurmadır, Hasen (el-Basri), Huzeyfe (r.a) ile görüşmemiştir.

198. HADİS: "İlme gidilir, ilim (kimseye) gitmez." [357] Bir başka rivayette: "İlme koşulur", [358] denilmiştir. Bir başka rivayette ise  şöyle denilmiştir:

"İlim, yüceltilmeye ve kendisine gidilmeye daha lâyıktır."[359] Bu söz, Abbasî Halifesi Mehdî'nin, iki çocuğunun İmam Malik'den hadis dinlemeleri için onu saraya da­vet etmesi üzerine, İmam Malik'in Halife Mehdi'ye söylediği sözdür. Yine bu söz, Halife Harun er-Reşid, İ-mam Malik'den özel ders talep ettiğinde, İmam Ma­lik'in Halife Harun er-Reşid'e söylediği sözdür.

199. HADİS: "Yaşlıların  dinine sarılın." [360] Sehavî: Bu lafızla aslı yoktur, demiştir. Saganî: "Dünyanın sonu gelip arzular değiştiğinde, bedevilerin ve kadınların dinine sarılın", [361] hadisi uydurmadır, demiştir.

200. HADİS: "Üzüm çift çift,  hurma tek tek (yenir)." [362] Bunun aslı yoktur.[363]

201. HADİS:   "Salihlerin   anıldığı   yere   rahmet   iner." [364] Süfyan b. Uyeyne'nin sözüdür.[365]

202. HADİS: Levrri Mahfuz'da (kayıtlı olan bir emir hakkında) "Arşın üzerinden Allah'ın bir şeye "ol!.." dediğini işittim o da oluverdi. Daha Kâf harfi Nûn harfine varmadan olacak olan o şey hemen oluverdi." [366] Hiç şüphesiz uydurmadır.

203. HADİS: 'Müzik zinanın [367] nağmesidir". [368] Fudayl'in sözüdür.[369]

204. HADİS: "Fatiha hangi niyetle okunursa; o gerçekleşir". [370] Bu lafızla aslı yoktur. [371] Sûrelerin faziletlerine dair bazı müfessirlerin zikrettikleri hadislerin pek çoğu da aynı şekildedir.

205. HADİS: "Cesur olan lezzeti kazanır". [372] Sehavî: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.

206. HADİS: "Recep ayının diğer aylara üstünlüğü, Kur'ân'ın diğer sözlere olan üstünlüğü gibidir. Şaban ayının diğer aylara üstünlüğü, benim diğer Peygamberlere olan üstünlüğüm gibidir. Ramazan ayının di­ğer aylara üstünlüğü, Allah'ın kullarına olan üstünlüğü gibidir". [373] İbn Hacer: Bu, uydurmadır, demiştir.

207. HADİS: "Fakirlik benim övüncümdür. Ben fakirlikle iftihar ederim". [374] Askalânî ve başkaları: Bu bâtıldır, uydurmadır, demişlerdir.

208. HADİS: "Suskun ağız ve himaye eden Rab." [375] Benzeri "Allah, susan kimsenin dostudur". Ibn Deyba': Hadis değildir, manası sahihtir, demiştir. Ben de derim ki: Birinci terkibin ifadesi ilk bakışta küfürdür. Ancak araya bir atıf harfi takdir edilirse bu durum değişir.

209. HADİS: "Ahir zamanda Rum diyarının soğuğu Şam'a, Şam'ın soğuğu Mısıra geçecektir". [376] Sehavî'nin, üstadı Askalani'den naklettiği gibi, bunun aslı yoktur.

210. HADİS: "Hareketlerde bereketler vardır". [377] Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

211. HADİS: "Allah Rasûlü Cebrail'e: — Güneş zevale doğru meyletti mi? diye sordu. Ceb­rail: — Hayır ve Evet, dedi. Allah Rasûlü -  Niçin Hem Hayır, hem de Evet dedin? deyince; Cebrail:  "Hayır" dememden "Evet" dememe kadar geçen bu kısa süre içerisinde güneş beş yüz yıllık mesafe gitti."[378] buyurdu. Bunun aslı bulunamamıştır.

212. HADİS: "Mercimek, sonuncuları İsa aleyhisselâm olan yetmiş Peygamber tarafından takdis edilmiştir."[379] Batıldır. Pek çok hadis hafızı bu hükmü açıkça ifade et­mişlerdir.

213. HADİS: "Kur'ân Allah'ın kelâmıdır, Kur'an sonradan yaratılmamıştır. Kim bundan başkasını söylerse küfre girer." [380] Saganî: Bu uydurmadır, demiş; Sehavi ise: Bu hadis bütün yollarıyla batıldır, demiştir. İbnü'l-Cevzî, bu hadisi Mevzuat (Uydurma Hadisler) kitabında [381] zikretmiştir.

214. HADİS: "(Kul) kelimesiyle başlayan sûreleri [382] okumak, fakirlikten kurtuluş teminatıdır." [383] Sehavî: Bunun aslı yoktur, demiştir.[384]

215. HADİS: "Tırnakların kesilmesi." [385] Tırnak kesme şekli veya tırnak kesme için gün belirlenmesi konusunda Peygamberimiz (s.a.v)'den her hangi bir şey gelmemiştir. Sehavî diyor ki: Bu konuda Hz. Ali b. Ebî Talib'e veya üstadımıza [386] nisbet edilen beyit, her ikisi hakkında da batıldır.

216. HADİS: "Hz. Osman halifeliğe geldiğinde ilk Cuma günü hutbe okumak üzere minbere çıktı, Elhamdulillah, dedi ve titredi. Bunun üzerine şöyle dedi: Ebu bekir ve Ömer bu makam için söz hazırlarlardı. Oysa siz konuşan devlet başkanından çok, faal devlet başkanına muhtaçsınız. Hutbeler daha sonra gelecek. Ben hem kendim için hem de sizin için Allah'dan mağfiret diliyorum, dedi ve minberden inip Cuma namazını kıldırdı".[387] İbnüTHümam [388] diyor ki: Bu hadis, hadis kitaplarında pek geçmez, daha çok fıkıh kitaplarında geçer.[389]

217. HADİS: "Kalb, Rabbin evidir." [390] Zerkeşî ve başkaları: Aslı yoktur demiş, İbn Teymiyye: Uydurmadır, demiştir. Zeyî'&e [391] ise, Bu, aynen onun dediği gibidir, denilmiştir.

218. HADİS: "Az başarı, çok ilimden daha hayırlıdır." [392] Bu hadis, Thya'da zikredilmiştir.[393]

Irakî diyor ki: Bunun aslını bulamadım. Firdevs sahibi bunu Ebu'd-Derdâ hadisi olarak zikretmiş, ancak (Akıl) yerine (İlim) demiştir. Oğlu Müsnedü'1-Firdevs kitabında bunu zikretmemiştir.

(Müellif AliyyüTKari diyor ki:) Ben de derim ki: Ebu'kHattab Irakî'ye Tenkit ederek şöyle demiştir. Firdevs kitabında zikredilen bu hadisi İbn Asakir Ebu'd-Derdâ' (r.a) dan rivayet etmektedir. Taberanî ise bu hadisi İbn Ömer'den; "Az fıkıh, çok ibadetten daha hayırlıdır", şeklinde rivayet etmişlerdir.

219. HADİS: "Sanki sen dünyadasın ama dünyada hiç bulunmamış  gibisin.  Sanki sen ahirettesin ama ahiretten hiç ayrılmamış gibisin." [394] Ömer b. Abdülaziz'in sözüdür.[395]

220. HADİS: "Allah vardı. Onunla birlikte hiçbir şey yoktu. O'ndan başka hiç bir şey yoktu. O'ndan Önce hiçbir şey olmadı." Bütün bu ifadeler sabittir.[396]

Ancak "Allah, eskiden olduğu gibi şimdi de aynı durumdadır", [397] şeklindeki ilâve tasavvuf erbabının sözüdür."[398]

221. HADİS: "Cömert, günahkâr olsa bile Allah'ın sevgilisidir. Cimri, ibadet ehli olsa bile Allah'ın düşmanıdır." [399] Bunun aslı yoktur.

222.  HADİS: "Kötülükten uzak ol ki, kötülük de senden uzak olsun." [400] Bunun aslı bilinmemektedir.

223. HADİS: "Kelâm, Mütekellim olan Allah'ın sıfatıdır." [401] Hadis değildir. Mutlak ifade olarak kabul edilmez.

224: HADİS: "Sofrada konuşmak [402] (caiz midir?)": Sehavî: Bu konuda olumlu veya olumsuz hiçbir şey bilmiyorum, demiştir.[403]
 
Logged
04 Temmuz 2008, 09:03:17 ÖS 21
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

[15] bkz.   Sehavî,   Makasıd:   s.46;   Îbnü'd-Deyba': Temyiz:   s.14; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s. 105; Aclunî, Keşf: 1/44. Sehavî'nin sözü­nün devamı şöyledir: "Bu söz, selef âlimlerinden birinin sözü o-labilir. Herkes için geçerli bir ifade değildir. Değerli kimseler hakında değil, seviyesiz kimseler hakkında söylenmiş olmalıdır/'

[16] Lâ a'rifuhu/Bunu bilmiyorum) ifadesi veya benzeri bir ifa­de, hadis hafızlarından biri tarafından kullanılmışsa ve ciddî bir tenkide uğramamışsa; o hadisin uydurma olduğuna hükme-dilmesi için yeterlidir.

Ibn Arrak, Tenzihü'ş-ŞerîatiTMerfûa'da (1/7-8) şöyle diyor: "Uydurma hadisin bazı alâmetleri vardır: Bunlardan biri, İ> mam Fahreddin Razî'nin zikrettiği gibi; hadisin, hadislerin is­tikrar bulup derlenip toplandığı bir zamanda rivayet edilmiş olup araştırıldığı halde ne ravilerin hafızalarında ne de kitap­ların derinliklerinde bulunamamasıdır. Sahabe asrı ile ona ya­kın dönemde henüz hadisler istikrar bulup derlenmemişti. O dönemde râvilerden biri başkalarının bilmediği bir hadisi riva­yet edebilirdi."

Hafız Alâî diyor ki: "Böyle bir araştırmayı ancak; İmam Ahmed, Ali b. Medînî, Yahya b. Maîn ve bunlardan sonra yaşayan Buharı, Ebu Hatim, Ebu Zür:a ile sonrakilerden Nesaî, Darakut-nı gibi bütün hadisler hakkında ya da hadislerin büyük çoğunlu­ğu hakkında bilgi sahibi olan büyük hadis hafızı yapabilir. Zira bir hadisin uydurma olduğuna hükmedebilmek, genellikle hadi"

sin bütün tariklerim toplamak ve uzak beldelerde rivayet edilen hadislerin tamamı veya büyük bir kısmı hakkında bilgi sahibi olmakla mümkündür. Râvilerin rivayet ettikleri hadislerle riva­yet etmedikleri hadisler ancak bu şekilde ayırd edilebilir. Bu mertebeye ulaşmayanlar, bulamadığı bir hadis için nasıl uydur­madır diye hükmedebilirler?"

İbn Arrak devamla diyor ki: ''Bundan anlıyoruz ki, Hafız Alâi'-nin zikrettiği hadis hafızlarından biri veya onların emsali (Me­selâ: Hafız Ziyaeddin Makdisî, İbn Salâh, Münzirî, Nevevı, İbn DakikıTIyd, ibn Teymiyye, Mizzî, Zehebi, Sübkî, Zeylaî, İbn Kesir, İbn Receb, Irakî, Heysemî, İbn Hacer, Sehavî, Süyûtî gi­bi son dönem, hadis hafızları da bu listeye ilave edilebilir, diyorum. Abdülfettah Ebu Gudde) böyle bir zat bir hadis hak­kında; 'Ben bunu hadis olarak bilmiyorum", ya da "Bunun aslı yoktur", derse bu ifade, o hadisin uydurma olduğuna hükme-dilmesi için yeterlidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah dır!.." İbn Arrak'm ifadesi, parantez arası ilavesiyle birlikte burada sona ermektedir. Bu konunun geniş açıklaması mukaddimede (s.28" 39 arası) geçmişti. Oraya bakınız.

[17] bkz.  Sehavî,  Makasıd:  s.17; AliyyüTKarî,  Kübrn:  s. 104; Aclunî, Keşf: 1/39; Hut, Esne'bMetaiih s.29.

[18] Ebu'd-Derdâ (r.a) sahabî olup, Allah Rasûlü (s.a.v)'nden sonra da uzun bir müddet yaşamış, Hz. Osman'ın halifeliği es~ nasında hicrî 32 yılında vefat etmiştir. Soğuktan öldüğü sabit değildir.

[19] bkz.  Sehavî, Makasıd: s.18; İbnü'd-Deyba':   Temyiz: s.13; Alıyyü'1-Karî, Kübra: s. 104; Aclunî, Keşf: 1/40; Hut, EsneTMe-talih s.29

[20] Sehavî'nin el-Makasıdü'1-Hasene (s.l8)'deki ifadesinin de­vamı şöyledir: Bulaşıcı hastalığa yakalananlardan sakınma emri, halkın zannettiği gibi -bulaşıcı hastalığa yakalanan­lardan uzaklaşma anlamında- olmayıp hastalığın bulaşmasın­dan korkarak kaçınma anlamında olabilir. Buharî'nin Sa­hibinde (Tıb 19 Fethu'bBarî: 10/158 Hadis No: 5707) ve Müs­lim'in Sahih'iade (Selâm Bab 33 Şerhu'n-Nevevî: 14/213 Hadis No: 2220) Ebu Hureyre (r.a)'den rivayetine göre Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: "Bulaşma, kuşların uğursuzluğu, baykuş uğursuzluğu, S a fer ayı uğursuzluğu yoktur. Cüzamlı­dan aslandan kaçar gibi kaç." Hadisin lafzı Buharî'ye aittir. Sehavî'nin ifadesi basit tasarrufla birlikte burada sona ermek­tedir.

Abdülfettah -Ebu Gudde- diyor ki: Bana göre bu hadisin ma­nası şu şekildedir: (Lâ advâ) "Bulaşma yoktur" demek, birbiri­nize hastalık bulaştırmayın demektir. Yani bulaşıcı hastalığa yakalanan kişi, Allah'ın takdiriyle hastalığı bulaştırmaktan kaçınarak sağlıklı kişilerle beraber olmaktan sakınsın. Bura­daki (lâ advâ) kelimesindeki (lâ); "Kime bu aylarda hac farz o~ lursa, hacda cinsel davranışlarda bulunmak, günaha yönelmek ve tartışmak yoktur. "(Bakara: 197) mealindeki ayetinde geçen (lâ rafese) kelimesindeki (lâ) gibi nehiy (yasaklama ve sakın­dırma) anlamındadır: Yani hac görevlerini yerine getirme es­nasında -ihramlı iken- cinsel davranışta bulunmasın, günaha yönelmesin, tartışmasın, demektir.

Bu sahih hadisin devamındaki (ve-lâ tıyerate) kelimesindeki (lâ) da aynı şekilde nehiy (yasaklama ve sakındırma) anlamın­dadır. "Kuşların uğursuzluğu yoktur", demek kuşların uçuşunu uğursuz saymayın, demektir. Zira araplar Cahiliyet döneminde kuşların uçuşundan uğursuzluk anlamı çıkarırlar, onları gide­cekleri yerden engellemeye çalışırlardı.

"Baykuş uğursuzluğu yoktur" (ve-lâ hâmete), demek, baykuşu uğursuz saymayın, demektir. Cahiliyette Araplar, öldürülen kişinin intikamı alınmazsa, onun ruhunun baykuş olacağına, bu baykuşun onun intikamı alınıncaya kadar "beni kanla sula­yın", dediğine inanırlardı. İslâm, bu çeşit bütün batıl inançları yasaklamıştır.

& a fer ayı uğursuzluğu yoktur"'(ve-lâ safera), demek Safer ayı­nı uğursuz saymayın, demektir. Araplar, savaşın, baskınların, intikamın yasaklandığı mübarek harara aylarından çıkıp  da Ölümün, savaşın, soygun ve baskınların yapıldığı Safer ayma girdiklerinde bu durum onlara çok ağır geliyordu. Bu da, Ca-hiliyette arapların Safer ayını uğursuz saymalarına sebep ol­muştu. İslâm ise bu inancı yasaklamıştır. Zira vakit; mücerret vakit olması açısından uğursuzluk veya zarar getirmez. Uğur­suzluk veya zarar, insanın bu vakitte yaptığı kötülükten doğ­maktadır. Kötü kişi kötülüğü işlemek suretiyle, zamana da ze­mine de uğursuzluk getirmektedir, aksi ise doğru değildir. Peygamberimiz   (s.a.v)'in   "Cüzzamhdan   aslandan  kaçar gibi kaç",  ifadesi; aynı hadisin devamı olup bazı âlimlerin zannetti­ği gibi ayrı bir hadis değildir. Böylece hadisin başı ile sonu ara­sında tam olarak irtibat kurulmaktadır. Hikmet deryası Rasul-i Ekrem (s.a.v), sağlıklı insanın Allah Teâlâ'mn takdiriyle ken­disini koruması için, hastalığa sebep olan şeylerden kaçınma­sını emrettiği gibi; bulaşıcı hastalığa yakalanan hastanın da. yine Allah Teâlâ'nın takdiriyle başkalarına hastalığı bulaştırıp onları da hasta etmemesi için, sağlıklı insanlarla birlikte olma' sini yasaklamaktadır.

Bu mana, Buharî'nin Sahih inde (Tıb 54 FethuTBarî: 10/243 Hadis No: 5774) ve Müslim'in Sahihinde (Selâm Bab 33 Şerhu'rrNevevî: 14/215 Hadis No: 2221 ) Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet ettiği şu hadise tam olarak uygunluk arz etmektedir: Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: "Hastalıklı olan, sa­kın sağlıklı olanla beraber olmasın. "Hadisin lafzı Buhari'ye a-ittir. Bu hadiste Rasûlullah (s.a.v), hastalıklı develerin sahibi­ne, bu develeri sağlıklı develerin yanma koymayı yasaklamak­tadır. Bunun sebebi, Allah Teâlâ'mn takdiriyle meydana gele­cek olan bulaşma olayıdır.

Dolayısıyla İslâm, maddî varlıklarda bulaşma olayım kabul etmektedir. Hatta manevî konularda bile bulaşma olayı kabul edilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyorlar ki: "Kişi, arkadaşının dini üzerinedir. Sizden biriniz, kiminle ar­kadaşlık yaptığına iyi baksın. "Bu hadisi Ebu Davud (4/259) ve Tirmizî (9/223 Zühd 45); Ebu Hureyre'den rivayet etmişlerdir. Yine Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Sadece mü'minle arkadaşlık yap. Yemeğini de sadece takva sahipleri yesin."Bn hadisi Ahmed (3/38), Ebu Davud (4/259 Edeb 16), Tirinizî (9/242 Zühd 56), İbn Hıbban (1/383) ve Hakim (4/128); Ebu Sa-id el-Hudrî'den rivayet etmişlerdir.

Yine Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Her doğan çocuk, fıtrat üzerine doğar. Onu yahudi, nıecusı veya nasranî yapan ana-babasıdır."Bu hadisi Buharı (3/197 Cenaiz 80) ve Müslim (16/207 Kader 35) rivayet etmiştir. Bu lafız, Buhari'ye aittir. Yani ana-baba, çocuğunun Yahudi, Nasranî ve Mecusilerle bir­likte olması sebebiyle onun Yahudi, Nasranî ve Mecusi olması­na sebep olmaktadır.

[21] bkz. İbn Hacer el-Askalânî, îsahe: 2/118; Sehavî. Makasıd: s.22; İbnü'd-Deyba': Temyiz: s. 14. Aliyyü'1-Kari, Kübra: s. 106; Aclunî, Keşf: 1/49.

[22] bkz. Süyûtî, Leâlî: 1/198; AliyyüTKarî, Kübra: s. 107; Ac­î Kf 1/49.

[23] bkz.   Süyûtî,   Leâlî:   1/198;   Aliyyül-Karî, Aclunî, Keş£ 1/49.

[24] Süyûtî, Leâlî:  1/198-199

[25] bkz.   Süyûtî,   Leâlî:   1/198;   Aliyyü'1-Karî,   Kühra:   s.107; Aclunî, Keşû 1/49.

[26] Süyûtî, Leâlî: 1/199. Müellif Aliyyü'1-Karî, bu ve bundan sonraki hadisi 5. hadisle birlikte zikretmiştir. Ben de bu iki hadisi dikkat çekmek için iki ayrı rakamla bağımsız iki hadis olarak zikrettim.

[27] hkz. Süyûtî, Leâlî: 1/198; Aliyyü'1-Karî, Kühra: s. 107; Ac­lunî, Keş£ 1/49.

[28] Süyûtî, Leâlî: 1/198

[29] bkz.  Sehavî, Makasıd: s.87; İbnü'd-Deyba':   Temyiz: s.38; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.132; Aclunî, Keşf:  1/210; Hut7 ^sne'7-Metalib: s.72,

[30] Bunun yerine  aynı manadaki şu —hasen- hadis yeterli­dir: "Allah'ım/.. Şu iki adamdan: Ebu Cehil veya Ömer b Hat tab'dan hangisi sana daha sevgili ise onunla islâm'ı aziz eyle." Bu  hadisi  Ahmed  Müsned' inde   (2/25),  Tirmizî   Cami' inde (Menakıb 17), İbn Sa'd Tahakat'ta, Beyhakî Delâil'de; Harice b. Abdillah b. Süleyman b. Zcyd b. Sabit'ten; o Nafi'den; o da Ibn Ömer'den bu lafızla merfû olarak rivayet etmiştir. (Sehavî, el-MakasıdüTHasene: s.87)

[31] bkz.   Sehavî,   Makasıd:  s.5;   İbnü'd-Deyba',   Temyiz:  s.11; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s. 100; Aclunî, Keşf: 1/14.

[32] bkz.   Sehavî,  Makasıd:  s.6;   İbnü'd-Deyba':   Temyiz:  s.11; Aliyyü'1-Karî,  Kübra:  s.100;  Aclunî,  Keşf  1/20;  Hut,   Esne'b Metalib: s.23. Sehavî, diyor ki: "Bunu -hadis olarak- görme­dim. Benden önce hocam İbn Hacer el-Askaîânî de aynı ifadeyi kullanmıştır."

[33] bkz. Sehavî, Makasıd: s. 15; Îbnü'd-Deyba',   Temyiz: s. 12 Alıyyul-Karî, Kühra: s.101; Aclunî, Keşf: 1/35.

[34] Bu, İmam Şafii (r.a)'nin sözüdür. Şafiî'nin talebesi Müzcnî diyor ki: Şafiî'ye Risale kitabını seksen defa okudum. Her defa­sında yeni bir hata burur,  "Getir, dur bakalım. Bunu düzelte­lim. Allah, kendi kitabından başka bir kitabın sahih olmasını murad etmedi", derdi. Bunu İmam Abdülaziz el-Buharî, İmam Pezdevî'nin.   UsulMne yazdığı Keşfü'l-Esrar adındaki şerhinin başlarında (1/4) zikretmiş, İbn Abidin de Reddiil'Muhtar haşi­yesinde (1/19) nakletmiştir.

Hatib Bağdadî, Mûdıhu Evhâmil-Cem' ve't-Tefrik kitabında (1/6) Müzeni'nin şu sözünü nakletmiştir: "Bir kitap aslıyla yetmiş defa karşılaştırılsa bile, yine o kitapta hata bulunur. Ak lalı, kendi kitabından başka bir kitabın sahih olmasını murad etmemiştir."

[35] bkz. Sehavî, Makasıd: s.28; İbnü'd-Deyba': Temyiz: s. 16; Aliyyü'1-Karî, Kühra: s.lll; Aclunî, Keşf: 1/70; Hut, Esne'h Metaiib: s.37.

[36] bkz. Süyûtî, Zeylü'l-Mevzûat s.2;  Sehavî, Makasıd: s. 15; İbnü'd-Deyba',   Temyiz: s. 12; Aliyyü'1-Karî,  Kühra: s.112; Ac­lunî, JTe£i? 1/80.

[37] Süyûtî'nin ZeylüTMevzûat (s.2'3)'ında ifade edildiği gibi: Bu sözü hadis olarak rivayet eden kişi, Ebubekir Muhammed b. Isa et-Tarasûsî'dir. Tarasûsî diyor ki: Bize Nuaym b. Hammad rivayet etti. O da şöyle dedi: Bize Cerîr rivayet etti. O Leys'den, o da Bişr'den, o da Enes'den Allah Rasûlü'nün şöyle buyurduğunu ri­vayet etti..." Süyûtî, bunu naklettikten sonra bu rivayete şu ten­kidi yöneltmiştir: "Nuaym b. Hammad, belâlı pek çok haberleriyle bizi yordu. Onun rivayetlerini ne kadar savunabiliriz ki!.. Bu ha­disi Nuaym'den rivayet eden Tarasûsî hakkında İbn Adiyy şöyle demiştir: Rivayet ettiği hadislerin çoğunun mütabii (destekleyici­si) yoktur. O, hadiste hrrsızkk yapan kimseler arasındadır. Başka­sı ise şöyle demiştir: O, deccal bir muhaddistir. Bu hadiste belâ; ondan mı, yoksa üstadı Nuaym'den mi, bilmiyorum."

[38] bkz. Gazzali, İhya: 1/243. Dipnot 1; Aliyyü'1-Karî, Kübra: S-112; Aclunî, Keşf 1/81.

[39] Hafız Zeyneddin eHrakî,  Tahrîc Ehâdisi'1-İhyâ, KitabüT Hacc,   Beytullah'm  ve   Mekke-ı   Müşerrefe'nin   Fazileti   Babı «*azzali, İhya: 1/243. Dipnot 1)

[40] Kamus7 da deniliyor ki: "Husayb -zübeyr vezninde olup-Yemen'de bir yerdir. Kızları çok güzeldir. Husayb arazisine gi­rince   oradan   hızla   geç,   sözü   bu   yer   hakkındadır."   (bkz. Firûzâbadî, el-Kamusu'1-Muhît s.95 Il.bsk. Daru'r-Risale, Bey­rut 1987 M.)

[41] bkz.  Sehavî, Makasıd: s.15; İbnü'd-Deyba\   Temyiz: s. 19; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s. 113; Aclunî, Keşf: 1/88.

[42] Devamı şöyledir:  "Allah -talebenin okuduğu- her yaprağa karşılık bir şehir bina eder. Bu şehirlerden her biri dünyanın on katı kadardır."

[43] Süyûtî, ZeylüTMevzûat s.47 (bkz. Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.113; Aclunî, Keş£ 1/88.

[44] bkz. Sehavî, Makasıd: s.38; İbnü'd-Deyba':  Temyiz: s.2ü; Aliyyü'1-Karî,  Kübra:  s.113;  Aclunî,  Keşf:   1/90;  Hut,   EsneT Metalib: s.43.

[45] Bunu Irakî Şerhu Süncni't-Tirmızî'de söylemiştir. (Sehavî, el-MakasıdüTHasene:   s.38)   Irakî,   Tahricü   Ehâdîsi'l-İhya'd-a Yemek  Edepleri  bölümünde  ise  şöyle  demiştir:  "Bu  konuda meşhur olan   hadis:  "Akşam yemeği hazır olur da namaz için kaamet getirilirse, önce yemek yiyin", şeklindedir.

Irakî'nin işaret ettiği şu hadis, -yukarıdaki- uydurma hadise ihtiyaç bırakmamaktadır: Buharı (9/505) ve Müslim (5/45)'in Enes (r.a)'den rivayetine göre Allah Rasûlü (s.av) şöyle buyur­maktadır: "Akşam yemeği hazır olur da namaz için kaamet ge­tirilirse, önce yemek yiyin", Bu konudaki "Yemek hazır oldu­ğunda namaz yoktur", hadisi de sahihtir. Bu hadisi Müslim (5/47) Hz. Aişe (r.a) vasıtasıyla Peygamberimiz (s.a.v)'den riva­yet etmiştir. Bu hadis, nefiy -olumsuz ifade- olup, nehiy (ya­saklama) anlamındadır. Yani hiç kimse arzuladığı yemek hazır olduğunda namaz kılmasın, demektir.

[46] Sevrî: İmam, muhaddis, müfessir ve fakih Süfyan es-Sev rîdir.  Bu hadisi Ebu Nuaym eHsbehânî Hılyet.ü'l-Evliya'da (6/376-377) Süfyan es-Sevrî'nin hayatını anlatırken nakletmiş-tir. Asal nüshada bu hadisin metninde tahrif ve eksiklik olup bu eksiklik Hılye'den düzeltilmiştir.

[47] Ebu Nuaym, Hılye: 7/17

[48] Bu hadisi Gazzalî, İhya'da 12/149) Helâl ve Haram Bcilü-mü'nde sultanlar ve zâlimlerle birlikte olmanın helâl olduğu durumlar babında zikretmiştir. Onun lafzı şu şekildedir: "Alla-hım!.. Hiçbir facihn nimetini bana nasib etme ki, kalbim onu sevmesin." Irakî'nin ihya TnhricTndeki lafzı da bu şekildedir. Irakî diyor ki: "Bu hadîsi İbn Murdeveyh  Tefsir'de Kesir b. Atıyye vasıtasıyla ismi bilinmeyen meçhul bir râviden rivayet etmiştir.   Bunu   Ebu   Mansur   Deylemî   Müsnedü'TFirdevs'de Muaz'dan; Ebu Musa el-Medînî Tazyîu'l'Umûri ve'l-Eyyâm ki­tabında ehl'i beyt tarikiyle mürsel olarak rivayet etmiştir. Ha-dişin bütün isnadları zayıftır."

Gazzalî, bu hadisi ikinci defa ihya'da (4/298) Muhabbet, şevk ve ünsiyet bölümü'nde Muhabbetin Hakikati ve Sebepleri ko­nusunun sonunda nakletmiştir. Irakî burada hadisi Deylemî'-den tahric etmiş ve "zayıf ve munkatı' -kesintili- bir senedle rivayet etmiştir," ifadesini kullanmıştır.

[49] bkz. Sehavî, Makasıd: s.40; İbnü'd-Dcyba', Temyiz: s.21; AliyyüTKarî, Kübra: s.116; Aclunî, Keşf 1/116.

[50] bkz. Hatib, Tarihu Bağdad: 7/281; 8/105; Sehavî, Makasıd: s.40; İbnü'd'Deyba',  Temyiz: s,21; AIiyyü'l'Karî, Kübra: s. 116; Aclunî, Keşf. 1/96; Hut, Esne'TMetalıb: s.45.

[51] Sehavî'nin etMakasıdüTHasene'deki (s.40) sözünün de­vamı şöyledir: "Bu ifade,  "Bana. ve Allah'ın diğer Peygamberle­rine salavat getirin. Zira Allah beni Peygamber gönderdiği gibi, onları da Peygamber olarak gönderdi." hadisinin manasıdır." Zikri geçen hadisi Bcyhakî Şüabü'l-îman'da (1/148 No: 131)Ebu Hureyre'den; Hatib Bağdadî  Tarihu Bağdadila (7/381) Enes"'-den şu lafızla rivayet etmişlerdir: "Bana,. Allah'ın nebilerine ve resullerine salavat getirin. Zira Allah beni Peygamber gönder-"tgı gibi, onları da Peygamber olarak gönderdi." Bu, zayıf bir hadistir.

[52] bkz. Sehavî, Makasıd: s.40; İbnü'd-Deyba',   Temyiz: s.21; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.116; Aclunî, Keşf: 1/101.

[53] bkz. Süyûtî, Leâlr 1/215; Sehavi, Makasıd: s.40; İbnü'd-Deyba', Temyiz s.21; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.117; Acluııi, Keşf. 1/101.

[54] Süyûtî, Leâlî: 1/215

[55] bkz. Hatib, Tarihu Bağdad: 9/52; Ebu Nuaym, Hıîye: 3/14; Sehavî,  Makasıd:  s.44; İbnü'd-Deyba1,   Temyiz: s.23;  AliyyüT Karî, Kübra: s.117; Aclunî, KeşfllİüZ; Hut, EsneTMetalıb: s.49.

[56] Ebu Ubeyd: "Sineğin, hastalığa sebep olduğu gibi şifaya sebep olması için, onu yemeğe veya içeceğe iyice batırın. Bu, Al­lah  Teâlâ'nm  sineğe   ilhamıyla   olur",   demiş;  Mutamzî  de Mugrib'de bunu nakletmiştir. (Biyolojik incelemelere göre; si­nek, yiyecek ve içeceklere toksin salgıladığı gibi, antitoksin de salgılamaktadır. Çev.)

[57] bkz. Mutarrizî, Mugrib: 2/187; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.118; Aclunî, Keşf. 1/108.

[58] Mutamzî, Mugrib: 2/187

[59] bkz. İbnü'l-Cevzî, Mevzuat 1/234-236; Zehebi, Mizan: 1/542; Sehavî, Makasıd: s.47; İbnü'd-Deyba', Temyiz s.24; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.118; Aclunî, Keşf. 1/116; Hut, Esne't Metalib: s.51.

[60] İbnü'l-Cevzî, Mevzuat 1/234-236

[61] Hafız Zehebî, Mizanü'l-Î'tidaî'&e (1/542) bu -uydurma* ha­disi Huseyn b. Ulvan el-Kelbî'nin biyografisinde onun tarikiyle nakletmiş,   sonra da şöyle demiştir: "Ben de derim ki: Yalancı da yalana doymaz."

[62] Bu hadis, Lam harfinde 252 nolu hadis olarak gelecek olan; Pirinç adam olsaydı yumuşak huylu olurdu" şeklindeki hadistir.

[63] bkz. Sehavî, Makasıd: s.49; İbnü'd-Deyba,  Temyiz: s.25, 152; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.119; Aclunî, ^a^f 1/126; Hut, Es-ne'l-Metalik s. 100.

[64] Bazı kitaplarda "topraktaki ahır gibidir", denilmiştir.

[65] bkz. Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.119; Aclunî, Keşf 1/125.

[66] bkz. Sehavî, Makasıd: s.47; İbnü'd-Deyba',  Temyiz: s.29; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.122; Aclunî, Keşf:  1/146; Hut,  EsncT Metalik s.58.

[67] Yani İbnü'd-Deyba, bu hadisi Temyîzü't-Tayyib Minel Ha-bis Fî'Ma  Yedûru Alâ EIsineti'ırNâs MineTHadis kitabında zikret­miştir. Ancak hadis, kitabın yayınlanmış baskılarında yoktur. Da­ha doğrusu ben onu bu baskılarda bulamadım. Kitabın aslı olan Sehavî'nin el-Makasıdü'THasene Fİ Beyan Kesir Mine'i-Ehadîsi'l-Müştehira  Ale'hElsine  kitabında   (s.61)   mevcuttur.   (Bu  hadis, Temyizü't-Tayyib   kitabının    elimizdeki    Daru'1'KütübiTIlmiyye Beyrut 1401/1991 tarihli yeni baskısının 29. sayfasında 144.nö.lu hadisin  sonunda  numarasız  olarak  yer   almaktadır.   Muhakkik AbdiUfettah Ebu Gudde merhumun elindeki nüsha, kitabın sonun­daki bibliyografyadan anlaşılacağı gibi 1347/1942 yılında yayınla­nan Muhammed Ali Subayh baskısıdır. (Çev.)

[68] bkz. Sehavî, Makasıd: s.62; İbnü'd-Deyba',  Temyiz: s.29; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.122; Aclunî, Keşf:  1/147; Hut,  Esne'}-Metalik s.58.

[69] Dilsiz sarık, ucu omuzdan aşağıya sarkıtılmayan sarık demektir

[70] bkz. Süyûtî, Hâvi: 1/471; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.123; Ac­lunî, Keşf: 1/166.

[71] Süyûtî, bunu el-Hâvî fi'1-Fetâvâ'dz (1/471)   ÂH Imran Sır resi'nin 125. âyeti ile ilgili bir meseleyi zikrederken ifade et­miştir.

[72] bkz. Sehavî, Makasıd: s.68; İbnü'd-Deyba7,   Temyiz: s.32. Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.123; Aclunî,  Keşf 1/166; Hut,  EsneT Metalib: s.62.

[73] bkz. Sehavî, Makasıd: s.69; İbnü'd-Deyba',   Temyiz: s.33; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.123; Aclunî, Keşf:  1/175; Hut,  EsneT Metaîib: s.64.

[74] bkz. Münavî, FeyzuTKadir. Sehavî, Makasıd: s.74; İbnü'd-Deyba', Temyiz: s.34; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.125; Aclunî, Keşf 1/186; Hut, EsneıMetalib: s.66.

[75] Müellif Aliyyü'1-Karî, el-Mevzıtatü'l-Kübrâfa (s. 126) şöyle demiştir: "Kurtubî, Tezkirede bu hadisin sahih olduğunu be­lirtmiştir. Halbuki böyle değildir. Bilakis İbn Adiyy bu hadis hakkında: Münkerdir, demektedir."

[76] Müellifin, elMevzûatüTKübra'dd. (s. 127) ifade ettiği gibi; Hadiste geçen ebleh (aptal) kelimesi, "geri zekâlı" anlamında kullanılmamıştır.

[77] bkz. Süyûtî, ZeyliiTMevzûat s.203; AliyyivTKarî, Kiibra: s.127; Aclunî, Keşf: 1/197.

[78] Süyûtî, ZeyliiTMevzûat s.203

[79] bkz. Sehavî, Makasıd: s.84; İbnü'd-Deyba',.  Temyiz: s.37. AHyyüTKarî, Kübrn: s.132; Aclunî, Keşf: 1/205; Hut,  Esne'l-Metalib: s.70.

[80] bkz.  İbnü'l-Hümam,  Fcthu'1-Kadh;  4/302;  Aliyyü'1-Karî, Kiibra: s. 134.

[81] İbnü'l-Hümam, Fethu'l-Kadîr, Kitabu's-Siyer: 4/302

[82] Yani  Peygamberimiz   (s.av)'den  senediyle  nakledilen  bu lafıza bir hadis bilinmemektedir, demektir. Ancak bu söz Hz. Ömer (r.a)'in sözüdür. Bunu Abdürrezzak Musannefin.de (5/222) Hz. Ömer (r.a)'in sözü olarak rivayet etmiştir. Yine Hafız Zeylaî, Nasbu'r-Râye kitabında (3/396) Hz.  Ömer (r.a)'in sözü olarak nakletnıiştir. (Said b. Mansûr, Sünen: 2/3 Hadis No: 250-251; Beyhakî, Sünen: 9/94)

[83] bkz. Sehavî, Makasıd: s.91; İbnü'd-Deyba', Temyiz: s.40; Aliyyü'1-Karî, Kiibra: s.134; Aclunî, Keşf 1/192-193; Hut, Bs-ne'l'Metalib: s.73.

[84] Bu söz, İbnü'l-Arabî'nin Ahkâmü'l-Kur'aninda (1/143) seh­ven hadis olarak ifade edilmiştir. Talebesi Kadı İvaz,  TerübüT Medarik kitabında (1/101 Fas baskısı) ona uyarak şöyle demiştir: beşerin iç âlem hakkında vereceği hükmün, Allah'ın hüküm ve hikmetini değiştirmesi imkânsızdır. Zira Peygamberimiz (s.av) şöyle buyurmuştur: "Biz Peygamberler topluluğu sadece zahir — görünen deliller- ile hükmederiz. Gönülleri bilen ise Allahtır." Bir başka rivayette iç alemi bilen Allah'tır, denilmiştir. Bir riva­yette ise "Bana zahirle (görünen delillerle) hükmetmem emredil­di. Gönülleri bilen ise Allah'tır", denilmiştir." Kadı lyaz'm sözü burada sona ermektedir.

Bu ifade ise bazı âlimlerin dikkat çektiği gibi, hiç kuşkusuz yanlış bir ifadedir. Bu rivayetler asılsızdır. Mizzî, Ibn Kesir, Zerkeşî, İbnü'l-Mülakkm, Irakî ve Sehavî gibi dahi hadis hafız­ları ve başkaları: Bu hadisler ne meşhur hadis kitaplarında, ne de yaygın hadis cüzlerinde bulunmaktadır, demişlerdir. Burada dikkat çekilmesi gerekli bir husus da şudur: Sehavî, el' Makasıdü'î-Hasene' de (s.91) bu hadisin hükmünü açıklarken yaptığı  bir   nakilde   hata   etmiş,   ondan  sonra   gelen   müellif AliyyüTKarî ehMevzûatü'l-Kübra'Aa ve Aclûnî Keşfü'l-Hafa'da (1/192-193) Sehavî'ye uyarak şöyle demişlerdir: "Nevevî, Sahihi Müslim Serhih.de;  '''Ben insanların kalbini açıp bakmakla, gö­ğüslerini yarmakla emrolunmadıın", hadisini şerh ederken ay­nen şöyle demiştir: "Bunun anlamı   şudur: "Ben, zahirle (görü­nen delillerle) hüküm vermekle emrolundum. Gönülleri bilen ise Allah'tır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) de böyle buyur­muştur." Ncvevî'don nakledilen söz burada son ermektedir. Bu nakli ilk yapan Sehavî, Nevevî'nin ifadesini tam nakletme-miş, hata ve yanlışlık buradan kaynaklanmıştır. "Nevevî'nin Sahihi Müslim Şerhi' ndeki (Kitabü'z-Zekât, Müellefe-i kulüba zekât verilmesi babı: 7/163) ifadesini aynen nakledelim. Nevevî (r.a) şöyle diyor: "Bu hadisin anlamı şudur: Ben, zahirle -gö­rünen delillerle- hüküm vermekle emrolundum. Gönülleri bi­len ise Allah'tır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) de böyle bu­yurmuştur:   ''Onlar bunu söylediklerinde -başkalarının hakkı müstesna— kanlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. He­saplan ise Allah'a, aittir." Yine bir başka hadiste şu ifade yer almaktadır: "Kalbini yarsaydm yal."

Nevevî'nin bu ifadesinde; (Ben, zahirle -görünen delillerle-hüküm vermekle emrolundum...) cümlesi, Allah Rasûlü (s.a.v)' ne nisbet edilmemiştir. Sadece ele alman hadis, Allah Rasûlü (s.a.v)'ne nisbet edilmeyen bu ifadeyle açıklanmıştır. Bu hata, Nevevî'nin ifadesine süratle bakıp da (Nitekim Peygamberimiz de böyle buyrırmuştur) ifadesini; sonrasıyla değil de, öncesi ile ilişkili saymaktan kaynaklanmıştır.

(Zahirle —görünen delille— hüküm verme hakkındaki bazı sahih hadisler)

Hadis olmayan bu söz yerine; Buharî'nin KitabüTMegazî'de Ali b Ebî Talib ve Halid b. Velid'in Veda Haccmdan önce Yemen'e gönderilmeleri babında {Fethu'1-Barî: 8/53"54); ve Müslim'in az önce adı geçen konuda (7/163) naklettikleri şu hadis yeterlidir: Ebu Said el-Hudrî (r.a) anlatıyor: Münafıklıkla nitelenen biri Allah Rasûlü (s.av)'ne:

- Allah'dan kork, dedi. Bunun üzerine Halid b. Velid:

- Ya Rasûlallah!.. Bunun boynunu vurayım mı? dedi. Peygam­berimiz (s.av):

- Hayır, Belki de o namaz kılan biridir, diye cevap verdi. Halid:

- Nice namaz kılan -münafık- lar var ki, kalbinde olmayan şe­yi dilleriyle söylüyorlar, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:  "Ben insanların kalbini açıp bakmakla, göğüslerini yarmakla emrolunmadım."

Şevkânî, frşadü'l-Fuhûl'de (s.255) (Delillerin birbirlerine denk gelmesi ve Tercih) bahsinde diyor ki: "Biz zahirle -görünen de­lille— hükmederiz, hadisinin aslı yoktur ama manası doğrudur. Hz. Abbas (r.a) Peygamberimiz (s.a.v)'e, Bedr'e zorlama sonucu katıldığını söylediğinde; Peygamberimiz (s.a.v)'in ona: "Dış gö­rünüşün bizim aleyhimize idi", demesi; bir başka hadiste: "Ben duyduklarımla hükmederim", buyurması gibi bazı hadislerde bu mana ifade edilmektedir.

[85] bkz. Sehavî, Makasıd: s.94; İbnü'd'Deyba',  Temyiz: s.40; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.136; Hut, Esne'bMetahb: s.74.

[86] Yani bu hadis bâtıldır, kesinlikle sahih diye nitelendirile­mez, demektir. Hadis hakkında "Lâ Yesbütü" (sabit değildir) denildiğinde de böyledir. Mukaddimede üstadımız Kevserî'nin Intikadü'l-Muğnî ani'1-Hıfz veTKitah eserine yazdığı mukad­dimedeki şu ifadesi geçmişti: "Uyarı:  Tenkit müellifi -İbnüT Hinımat- diyor ki: Fikhî hükümlerle ilgili hadisleri derleyen Buharı ve diğer âlimler; "Lem yasıhh" (sahih değildir) ifadesiy­le ıstılahı manasıyla sahih değildir, demek istemişlerdir. Uy durma ve zayıf hadisler hakkında eser yazanlar ise "hem yasıhh" (sahih değildir) ve "Lâ yeshütü" (sabit değildir) ifade­siyle umumî manayı murad etmektedirler. Birinci ifadeden ha­disin hasen veya zayıf olmaması gerekmez, ikinci ifadeden ha­disin bâtıl olduğu anlaşıhr."

[87] bkz. Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.137; Aclunî, Keşf: 1/132.

[88] bkz. Sehavi, Makasıd: s.95; İbnü'd-Deyba',   Temyiz: s.41; Aliyyü'1-Karî,  Kühra: s.136; Aclunî,  Keşf: 1/132; Hut,  Esne'î-Metalik a.93.

[89] Yani bunu tahkik ehli İmam Huseyn b. Abdillah et'Tıybî, eJ-Hıüâaa fî Ma'rifetiTHadis adlı kitabında, İmam Saganî'nin ed-DüiTu'î-Müîtekat fi Tebyîni'l-Galat~kitrabm6.Q.T\ nakletmiştir. (AbdÜLfettah Ebu Gudde diyor ki:) Abdullah b. Mesud'un şöyle de­diği rivayet edilmiştir: "Müttekîler efendi. Fakihler liderdirler. On­larla oturmak ziyadedir." Bunu Taberanî el-Mu'cemü'1-Kebir'dc rivayet etmiştir. Ravileri güvenilir kimselerdir. (Heysemî, Mecmeıiz-Zevâid 1/125; Ebu Nuaym, Hılye 1/134) İbn Cezerî, Kita-bül'Kussas ve Müzeklanride (s.44) yukarıdaki sözü, İbn Mesud'a ait uzun bir vaaz metni içerisinde Taberanî ve Ebu Nuavm'm ri­vayeti gibi rivayet etmiştir. Bu hadis, metnin son cümlesidir. Bu son derece nefis, doğru bir sözdür. Zira o şöyle demektedir: ''Müttekîler efendidirler. "Yani takvaları sebebiyle onların şere­fi ve yükseklikleri vardır. "Fakihler liderdirler."'Yani Allah'ın dinini açıklama konusunda onlara kendilerine uyulan kimse­lerdir. Onlarla yanı müttekî fakihler]e oturmak, fakîh olmayıp sadece müttekî olanlarla oturmaktan daha faziletlidir. Zira i-limieri, haram ve helâli bilmelerinden istifade edilmesi sebe­biyle, müttekî fakihlerin sohbetinde daha fazla hayır vardır. Dolayısıyla müttekî fakihlerle beraber olmak daha faydalı ve daha kazançlıdır.

Belki de İbn Mes'udun bu sözü, burada zikredilen hadisin aslı olup; ravilerden biri, bu sözün bazı kelimelerini kendi anlayışı­na göre değiştirip bu sözü merfû hadis olarak nakletmiş, böyle-ce hem manayı bozmuş, hem de Peygamberimiz (s.a.v)'in söy­lemediği bir şeyi O'na nisbet etmiş olabilir!..

[90] bkz. Sehavî, Makasıd: s. 102; İbnü'd-Deyba', Temyiz: s.42; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.140; Aclunî,  KeşûV'LAZ; Hut,   Esne'l-Metalib: s.95.

[91] Sohavî'nin sözünün devamı şu şekildedir: "Fakat Ahmed ve Hakim Müstedrek' inde el'Esved b. Seri' (r.a)'den şu hadisi nvayet etmişlerdir: Hz. Peygamber (s.a.v)'e esir bir bedevi geti­rildi. Bedevi: Ben Allah'a tevbe ediyorum. Muhammed'e yönel­tiyorum, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v): "Hakkın ehlini bildi", buyurdu.

[92] bkz. Sehavî. Makasıd: s.132; İbnü'd-Deyba', Temyiz: s.55; Aliyyü'1-Karî,  Kübra: s.152; Aclunî, Keşf:  1/304; Hut,  Esne'l-Metalib: s.92.

[93] bkz. İbn Kesir, Bidaye: 13/100; Sehavî, Makasıd: s.132; İbnü'd-Deyba',  Temyiz s.55; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.153; Hut, Esne'l-Metalıb: s.92. Not: İlk dört kitapta hadis (İn lero tekün..) şeklinde, son kitapta ise (İn lenı yekûn..) şeklindedir. (Çev.)

[94] bkz. Aliyyül-Karî, Kübra: s.145; Aclunî, Keşf: 1/273.

[95] bkz. Aliyyül-Karî, Kübra: s.144; Aclunî, Keşf: 1/288.

[96] bkz. Sehavî, Makasıd: s.118; İbnü'd-Deyba', Temyiz s.49; Aliyyü'1-Karî,   Kübra:  s.143; Acluni,  Kcşf:\i21ü;  Hut,   Esne'l-Metalib: s.8Ü

[97] Hafız Irakî, et-TahıicüTKebir lrEhadisi'1-İhya kitabında ou uydurma hadisin tariklerini geniş bir şekilde açıklamış, Al-lâme Zebîdî de İhya Şerhihde (1/453-455) ondan nakletmiştir.

[98] bkz. Sehavî, Makasıd: s.119; İbnü'd-Deyba', Temyiz: s.49. ^Bu iki eserde de şöyle denilmiştir: İbn Hacer bunun uydurma olduğuna   hükmetmiştir.   Çev.)   Aliyyü'1-Karî,   Kübra:   s.145; Alî, Keşf 1/278; Hut, Esne'l-Metal/b: s.78.

[99] bkz. Gazzalî, İhya: 1/241 Dipnot 3; Aliyyü'1-Karî, Kübra: s.145; Aclunî, Keşf: 1/278.

[100] bkz. Sehavî, Makasıd: s.121; İbnü'd-Deyba\  Temyiz: s.53: Aliyyü'1-Karî, Kübra: s. 146; Aclunî, Keşf: 1/291; Hut,  Esne'h Metalib: s.84,
 
Logged
05 Temmuz 2008, 06:58:53 ÖS 18
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« Yanıtla #3 :»

UYDURMA OLDUĞUNDA İTTİFAK EDİLEN HADİSLER - 2
 

225. HADİS: "Her kap içindekini sızdırır." [1] Süfiyyenin sözlerindendir.

226.  HADİS: "Her   bid'at   sapıklıktır. İbadetteki bid'at müstesna." [2] Senedinde —hadiste— yalancı bir ravi, bir de —günlük hayatında— yalancılıkla suçlanan bir başka ravi bulunmaktadır.[3]

227. HADİS: "Her ikincinin bir üçüncüsü vardır" [4] ve şairin! "Bir şey iki defa olmuşsa mutlaka bir üçüncüsü de olacaktır", [5] sözlerinin aslı yoktur.

228.  HADİS: "Her yıl -giderek- düşüyorsunuz." [6] Hasan el-Basrî'nin sözüdür. [7] Aynı manada Buharî' nin rivayet ettiği; "Size hiçbir zaman gelmez ki daha sonrası o zamandan daha kötü olmasın. Nihayet Rabbinize kavuşursunuz", şeklinde -sahih- bir hadis bulunmaktadır.[8]

Buna benzer bir ifade, İbn Mes'ud'un sözü olarak rivayet edilmiştir. İbn Mes'ud şöyle demiştir: [9] "Ben bu hadisi; bir yöneticinin ondan sonraki yöneticiden daha hayırlı olacağı, ya da bir senenin ondan sonraki seneden daha hayırlı olacağı manasında anlamıyorum. Ancak ben bu ifadeden şunu anlıyorum: Alimleriniz ve fakihleriniz -vefat edip- birer birer kaybolacaklar. [10] Sonra sizler, onların yerini tutacak hiç kimse bulamayacaksınız. Onların yerine kendi -şahsî— görüşleriyle fetva veren kimseler gelecektir."[11]

Bir başka rivayette; Bu kötü durum, yağmurların çokluğu veya azlığıyla değil, alimlerin vefatıyla yaşanacaktır denilmiştir.[12]

İbn Abbas (r.a), Cenab-ı Hakkın;   "Onlar bizim bu dünyanın etrafından eksiltmekte olduğumuzu görmü­yorlar mı?", [13] ayetini bu mana ile açıklamış; "Bu eksiklik, âlimlerin ve fakihlerin vefatıyla yaşanacak eksikliktir", demiştir.[14]

Bu konuda Ebu Ca'fer'in [15] şu sözü de rivayet edil­mektedir: "Bir âlimin ölümü, Şeytan için yetmiş âbidin ölümünden daha sevimlidir."

229. HADİS: "Hepiniz kazançlısınız. Hepiniz azimlisiniz." [16] Hadis değildir.[17]

230. HADİS: "Her yasak tatlıdır." [18] Hadis değildir

231. HADİS: "Kişinin -ilim yolunda- dinlediği bir kelime, onun için bir yıl —nafile— ibadetten daha hayırlıdır. Bir saat ilmî meseleleri müzakere meclisinde yer tutması, bir köleyi azad etmesinden daha hayırlıdır." [19] Bu ifade, ZeyJ'de [20]  belirtildiği gibi; Arûs kitabından alınmıştır.

232. HADİS: "Ben, bilinmeyen bir hazine idim. Bilinmeyi istedim. Mahlûkatı yarattım. Kendimi onlara tanıttım. Onlar da beni tanıdılar." [21] İbn Teymiyye, Zerkeşî ve Sehavî gibi hadis hafızları, bunun aslının olmadığını açıkça ifade etmişlerdir.[22]

233. Hadis: "Âdem henüz su ile toprak arasında -yani çamur hâlinde- iken ben Peygamber idim." [23] Zerkeşî: Bu lafızla aslı yoktur, demiştir.[24]

234. HADİS: "Kuyruk olma, baş ol. Zira baş yok olur, kuyruk kurtulur." [25] ibrahim b. Edhem'in sözüdür.[26]

235. HADİS: "Tasavvuf hırkasının giyilmesi, Hasan Basrî'nin bu hırkayı Hz. Ali (r.a) eliyle giymesi." [27] Muhaddisler, bunun aslı olmadığı konusunda ittifak etmişlerdir.

236. HADİS: "Aşk yılanı ciğerimi soktu." [28] (İki be­yit) [29] İbn Teymiyye diyor ki: Ebu Mahzûra'mn Peygamberimiz (s.a.v) huzurunda bu iki beyti okuduğu, bunun üzerine Efendimiz (s.a.v)'in şerefli bürdesinin omuzlarından düştüğü, Suffe Ashabının da bunu elbiselerine yama yapmak için aralarında paylaştıkları şeklindeki hadis, hadis ehlinin ittifakıyla yalandır.

237. HADİS: "Güvercinle oynamak [30] fakirliğe sebep olur." [31] İbrahim en-Nehaî'nin sözüdür.[32]

238. HADİS: 'İçimize nesebsiz girene de, bizden sebepsiz ayrılana da Allah lanet eylesin." [33] Bu lafızla aslı bilinmemektedir.

239. HADİS: "Mizah yoluyla bile olsa, yalan söyleyene Allah lanet eylesin." [34] Sehavî: Bunu merfû hadis olarak bilmiyorum, demiştir.

240. HADİS: "Şarkı söyleyene de, dinleyene de Allah lanet eylesin." [35] Nevevî ve başkaları: Sahih olamaz, demişlerdir.

241.  HADİS:  "Her belânın bir yardımı vardır." [36] Hadis değildir.

242. HADİS: "Her odanın bir ücreti vardır." [37] Aslı yoktur.

243.  HADÎS:   "Her   düşük   -hatalı-   sözü   bulacak -tenkit edecek- biri vardır." [38] Selef alimlerinden birinin

sözüdür.

244.  HADİS:  "Her gayretli kişinin bir nasibi vardır." [39] Bu mânada şu ifade de vardır: "Kam ciddî çalışırsa —aradığını— bulur. Kim bir işe sımsıkı sarılırsa yola girer ve hedefe ulaşır."[40]

245. HADİS: "Beytullah'ı koruyan bir sahibi (Rabbi) vardır." [41] Bu sözü, Abdülmuttalib, fillerle —Kabe'yi yıkmaya— gelen Ebrehe'ye söylemiştir.

246. HADİS: Hz. Ali (r.a) diyor ki: "Peygamberimiz (s.a.v)'i yıkadığımda göz kapaklarında damlalar birikti. [42] Ben de bunu içtim. Böylece öncekilerin ilmine mirasçı oldum." [43] Nevevî: Sahih olamaz, demiştir.

247. HADİS: "Kabe'nin taş taş sökülüp yıkılması, bir müslümanın öldürülmesinden daha basittir." [44] Sehavî: Bu lafızla görmedim, demiştir.[45]

248. HADİS: "Sizden biriniz Hacer-i Esved'e hüsnü zan ederse, Allah bu hüsnü zannını ona faydalı kılar." [46] Sehavî: Bunun aslı yoktur demiş; İbn Teymiyye ise: Yalandır, uydurmadır demiştir.

249. HADİS: "Lûtî (homoseksüel), deniz suyu ile yıkansa bile, kıyamet günü yine cünüp olarak gelecektir." [47] Batıldır, aslı yoktur.

250. HADİS: "Kıyamet günü sancağı Ali taşıyacaktır." [48] İbnü'l-Cevzî bunu Mevzuat (Uydurma Hadisler) kitabında zikretmiştir.[49]

251.  HADİS: "kardeşim Hızır hayatta olsaydı, mutlaka beni ziyaret ederdi." [50] Bunun aslı yoktur.[51]

252. HADİS: "Pirinç adam olsaydı, mutlaka yumuşak huylu biri olurdu." [52] Uydurmadır. İbnü'l-Kayyim böyle söylemiş, [53] Ask.alânî de ona tabi olmuştur.[54]

253. HADİS: "Dünya tamamen taze kan olsaydı, mü'minin dünyadaki rızkı yine helâl olurdu." [55] Zer-keşî: Bunun aslı yoktur, demiştir.[56]

254. HADİS: "(Gizli sırlara ait) Perde açılsaydı, benim yakînî imanım daha fazla artmazdı." [57] Kuşeyrî, Risalesinde: [58] Bu söz, Amir b. Abdullah b. Abdi-Kays'm sözüdür, demiştir.[59] Müellif Aliyyü'1-Karî diyor ki) Ben de derim ki: Meşhur olan görüşe göre, bu söz, Hz. Ali'nin kerremallahu veçhehu sözüdür.

255. HADİS: "Sen olmasaydın, ben bu kâinatı yaratmazdım." [60] Sağanı: uydurmadır, demiştir.

256. HADİS: "İnsanlara dışkıyı ufalama yasağı getirilseydi, onu da mutlaka ufalarlar ve: Bunda mutlaka bir şey olmalı ki bu yasaklandı, derlerdi." [61] Bunu İhya sahibi [62] zikretmiş ve Irakî: Bunu -hadis olarak- bulamadım, demiştir.[63]

257. HADİS: "Mü'minin korku ve ümidi tartılsaydı mutlaka birbirine eşit olurdu." [64] Bunun merfû hadis olarak aslı yoktur. Bu söz, selef alimlerinden birinden nakledilen bir sözdür. Makasıâ'da böyle denilmiştir. Bir rivayette ise: Bu söz, Sabit el Bünanî'nin sözüdür, denilmiştir.[65]

258. HADÎS: 'İnsanlar, sütleğende [66] neler bulunduğunu bilselerdi, onu mutlaka ağırlığınca altın vererek satın alırlardı." [67] Süyûtî: Bu, uydurmadır, demiştir.

259. HADİS: "Benim Allah'la birlikte özel bir vaktim vardır. Bu vakitte Allah'a yakın bir melek, gönderilen bir Peygamber de benim gönlüme girmez." [68] Sûfiyyeden birinin sözü olup hadis değildir.

260. HADİS: "Mü'min konuştuğunda doğru konuşur. Ona bir şey söylendiğinde bu sözü hemen doğru bulur." [69] Bu lafızla bilinmemektedir.

261. HADİS:   "Mü'min  tatlıcı, [70]   kâfir  içkicidir." [71] Askalânî: Batıldır, aslı yoktur demiştir.

262. HADİS: 'Mü'min uysal ve cömerttir; Münafık ise sahtekâr ve  alçaktır." [72]   "Mesabîh" hadislerinden olup

uydurmadır. [73] (Ebu Gudde ise: Hadis hasendir, uydur­ma değildir, demiştir.)[74]zikredilmiş; Irakî: Bunu bulamadım, demiştir.[75]

264. HADİS: "Mümin, kendi nesebi hakkında —verdiği bilgiye— güvenilen kişidir." [76] Bunun aslı yoktur.[77]

265. HADİS: "Mü'mine belâlar verilir, [78] Kâfir ise belâlardan korunmuştur." [79] Hadis değildir.

266. HADİS: "Mü'min -dünya işlerinde- kolay aldanır." [80] Saidb. Cübeyr'in sözüdür."[81]

267. HADİS: "Mü'min, külfeti az [82] olandır." [83] Saganî: Uydurmadır, demiştir. [84] (Ebu Gudde diyor ki: Hadis zayıftır, uydurma değildir.)[85]

268. HADİS: "Mü'min imrenir, [86] münaûk ise kıskanır." [87] Fudayl'in sözüdür.

269. HADİS: "Allah, hiçbir cahili dost edinmemiştir. [88] Böyle birini dost edinecek olsaydı, onu ilim sahibi kılardı." [89] Sehavî: Sabit değildir, demiştir. Fakat manası doğrudur. Yani böyle birini dost edinecek olsaydı önce onu ilim sahibi kılar, sonra dost edinirdi.

270. HADİS: "Allah bir kulu rezil etmek istediğinde onu ilim ve edebden mahrum kılar." [90] Mizan' da: Bu batıldır, denilmiştir.

271. HABİS: "Ben bu duvarın arkasını bilemem." [91] İbn Hacer: Hadis değildir, demiştir.

272. HADİS: "Hiçbir şişman başarılı olamamıştır." [92] İmam Şafiî'nin sözüdür. Ancak İmam Şafiî: Muhammed b. Hasenfı [93] müstesna, demiştir. Kendisine: Niçin? denildiğinde, İmam Şafiî: Akıllı kimse, ya dünyası ya da ahireti için düşünmekten uzak kalamaz. Şişmanlık ile düşünce bir arada bulunmaz. İnsan dünya veya ahiret düşüncesinden uzak kalırsa, dört ayaklı varlıklar seviyesine düşer dedi. [94] imam Şafii devamla: Bu konuda şişman hır kümdar ve bu hükümdarın ölüm haberiyle tedavi edilmesi kıssası nakledilmektedir, dedi.[95]

273. HADİS: "(Yüksek sesle Kur'an) Okuyan kişi, (yanında) namaz kılana insaflı davranmamaktadır." [96] İbn Hacer: Bunu -hadis olarak- bilmiyorum, demiştir.[97]

274. HADİS: "Hangi topluma mantık (tartışma kabiliyeti) verilmişse; mutlaka o kavim amelden mahrum kalmıştır." [98] Bunu ihya müellifi zikretmiştir. Irakî: Bunun aslını bulamadım, demiştir.[99]

275. HADİS: "Çarşamba günü hangi işe başlanmışsa, mutlaka tamamlanmıştır." [100] Sehavî: Bunun aslını görmedim, demiştir.

276. HADİS: "Dosta ulaştıran yol uzak değildir." [101] Zünnûn el-Mısrî'nin sözüdür.[102]

277. HADİS: "Katil, öldürdüğü kişinin üzerinde hiçbir günah bırakmaz." [103] İbn Kesir: Bu lafızla aslı bilinmemektedir, demiştir.[104]

278. HADİS: "Hiç kimse bana karşı iki defa büyüklük taslayamamıştır." [105]  Selef  alimlerinden  birinin   sözüdür. [106] Bunun manası "Mü'min, bir delikten iki defa ısırılmaz", [107] hadisinden alınmıştır.

279. HADİS: "Kıskançlık duymayan hiçbir kimse yoktur." [108] Sehavî: Bu lafızla görmedim, demiştir.[109]

280. HADİS: "Kısa boylu hiçbir kimse, hikmetli konuşmadan mahrum kalmaz." [110] Sehavî: Bunu görmedim, demiştir.
 
Logged
05 Temmuz 2008, 07:00:14 ÖS 19
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« Yanıtla #4 :»

281. HABİS: "Bir kimseye asıl değerinden fazla değer veren kimsenin; muhatabı nezdindeki değeri, daha fazla düşer." [111] Merfû (Peygamberimiz'e nisbet edilen) hadisler arasında yoktur. Fakat bunun benzeri imam Şafiî (r.a)'nin sözü olarak gelmiştir.

282. HADİS: "Allah'a, gönül almaktan daha muazzam bir şeyle kulluk yapılmamıştır." [112] Sehavî: Bunu merfû hadisler arasında bilmiyorum, demiştir.[113]

283.  HADİS: "Evlâdından yüz çeviren kimse, insaflı davranmamıştır." [114] Sehavî'nin dediği gibi, aslı yoktur.[115]

284. HADİS: "Hadis öğrenimi yolundaki niyet, sadece hadisin şerefli olması sebebiyle değer kazanmıştır." [116] Hatib: Merfu hadis olarak tesbit edilememiştir. Bu söz, İbn Harun'un [117] sözüdür, demiştir.

285. HADİS: "Ebubekir; ne nafile oruç, ne de nafile namaz sebebiyle sizden üstün bir derece kazanmış değildir. O, sadece kalbinde kökleşen bir şeyle (imanla) fazilet kazanmıştır." [118] Irakî; Bunu merfû hadis olarak bulamadım, demiştir.[119]

286. HADİS: "Testi, -kırılmaktan- her defasında kurtulmaz." [120] Hadis değildir.

287. HADİS: "Kalbden gelmeyen şeye önem vermek zordur." [121]  Hadis değildir.

288. HADİS: "Bir araya gelen hiçbir topluluk yoktur ki, içlerinde bir Allah dostu olmasın. Ne onlar, bu Allah dostunu bilirler. Ne de o Allah dostu, kendisini bilir." [122] Bunun aslı yoktur. Bu, bâtıl bir sözdür. Zira bir topluluk; küfür ve fücur üzerine ölen kâfirler toplu­luğu da, fâcirler topluluğu da olabilir.

289. HADİS: "Hiçbir gece yoktur ki, o gece bir melek: Ey kabir halkı!.. Kime imreniyorsunuz? diye sorunca, onlar da; Mescidlerde    bulunanlara    (imreniyoruz), demiş olmasınlar." [123] Bunun aslı bulunamamıştır.

290. HADİS: "Ezanı çok olan şehrin soğukluğu az olur." [124] Uydurmadır. Leâlî'de [125] böyledir.

291. HADİS: "Hiç bir Peygamber yoktur ki, kendisine Peygamberlik kırk yaşından sonra verilmiş olmasın." [126] İbnüTCevzî: Bu, uydurmadır demiştir.[127]

292. HADİS: "Ateş, kuru (odun ve benzeri) şeyleri yakma konusunda, kulun güzel amellerini yiyip bitiren gıybetten daha hızlı değildir." [128] Irakî: Bunun aslını bulamadım, demiştir.[129]

293. HADİS: "Ne yeryüzüne sığdım, ne de gökyüzüne. Ama mü'min kulumun kalbine sığdım." [130] Bunun merfû hadis olarak senedi bilinmemektedir. İbn Teymiyye: Bu, uydurmadır, demiştir. ZeyV de [131]: Onun dediği gibidir, denilmiştir. Bu sözün manası: Mü'min kulumun bana iman etmesi ve beni sevmesi, onun kalbine sığdı, demektir. Aksi takdirde hulul (Allah'ın insan vücuduna girmesi) inancı küfürdür." Zerkeşî: Bunu mülhidler (inançsızlar) uydurdu, demiştir.

294. HADİS; "Müslüman olarak öl ve hiçbir şeye aldırış etme." [132] Sehavî: Bu lafızla bilmiyorum, demiştir.[133]

295. HADİS: "Babaları sevmek, çocuklar için sıla-i rahimdir." [134] Sehavî: Bu lafızla görmedim, demiştir.[135]

296. HADİS: "Sevgi, kusurları örter." [136] Sehavî: Bunu görmedim, demiştir.[137]

297. HADİS: "Hased edilen kişinin rızkı bollanır." [138] Bilinmemektedir.[139]

298. HADİS: "Kişi ameliyle bilinir; babasıyla ve dedesiyle değil." [140] Hadis değildir.

299. HADİS: "Hastanın inlemesi teşbih, bağırması tek bir, nefesi sadaka, uykusu ibadet, bir taraftan diğer tarafa dönmesi Allah yolunda cihaddır." [141] Askalânî: Sabit değildir, demiştir.[142]

300. HADİS: Müezzin'in; "Eşhedü enne Muhammede'r-Rasûlullah" sözünü işittiğinde; Ben de şehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür. Rabb olarak Allah'ı, din olarak İslâm'ı, Peygamber olarak Muhammed (s.a.v)'i seçtim; diyerek [143] ve şehadet parmaklarının uçlarının içlerini öperek gözlere sürmek. [144] Sehavî'nin dediğine göre, merfû olarak nakledilmesi sahih olamaz.[145]

301. HADİS: "Müşteriye yardım olunur." [146] Bunun aslı yoktur. İbnü'd-Deyba' [147] bu şekilde zikretmiştir.[148]

302. HADİS: "Musibetler, rızıkların anahtarıdır." [149] Bilinmemektedir.

303. HADİS: "Allah Rasûlü (s.a.v)'in Ebu Cehille güreşmesi." [150] Bunun aslı yoktur. [151] Bu hükmü Halebî, [152] Şifa Haşiyesi'nde zikretmiştir.[153]

304. HADİS: "(Gusül yaparken) Ağza ve burna üç defa su vermek, cünüp için farzdır." [154] Uydurmadır.

305 HADİS: "Masıyetler nimetleri giderir." [155] Sehavî: Bunu görmedim, demiştir. [156] İbnü'd-Deyba' bunun üzerine diyor ki: Yani merfû olarak görmedim, demek istemektedir. Yoksa bu ifade, selef âlimlerinin sözlerinde yer almaktadır. Şair [157] diyor ki: "Bir nimet içerisinde isen, bil değerini; Gidermektedir masıyetler nimetleri. "[158]

Derim ki: Bu mânâda Kur'ân'da âyetler de vardır. Allah Teâlâ buyuruyor ki: "Bir toplum kendisini değiştirmedikçe Allah o toplumun durumunu değiştirmez.'[159]

Allah Teâlâ buyuruyor ki: "Allah bir kasabayı örnek vermektedir ki, o kasaba önceden güven içerisinde huzurlu bir kasaba idi. Her taraftan oraya bol bol rızık geliyordu. Fakat o kasaba Allah in nimetlerine nankörlük etti. Allah da işlemekte ısrar ettikleri kötülükler sebebiyle o kasabaya açlık ve korku elbisesini tattırdı. '[160]

Ayrıca Muhaddis, sadece lafzı dikkate almaktadır. Aksi takdirde; hadis alimlerinin "aslı yoktur" veya "uydurmadır", diye zikrettikleri her hadis için Kitab ve Sünnette (kendisini destekleyen) her hangi bir mananın bulunmamasına pek az rastlanmaktadır.[161]

306. HADİS: "Mide dert yuvası, perhiz ise devanın başıdır." [162] Tabiblerden birinin sözüdür.[163]

307. HADİS: "Çocukların hocası, onların aralarında adaletle davranmazsa kıyamet günü ismi zâlimlerle beraber yazılır." [164] Mekhûl'ün sözüdür.[165]

308. HADİS: "Gıybet edenle bunu dinleyen kişi, günahta ortaktırlar." [166] Bu lafızla aslı bilinmemektedir.[167]

309. HADÎS: "Satın almayacağı halde fiyatı artıran kişi, lanetlenmiştir." [168] Sehavî: Bunu merfû hadis olarak bilmiyorum, demiştir.[169]

310. HADİS: "Razı olması istendiği halde razı olmayan kimse, o şeytandır." [170] İmam Şafiî'nin sözüdür. Bu sözün devamı: "Kızması istendiği halde kızmayan kimse, merkeptir", şeklindedir.[171]

311. HADİS: "İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır. Bugünü dününden daha kötü olan kimse, lanetlenmiştir." [172] Bu söz, sadece Abdülaziz b. Ebî Ravvad'ın [173] rüyada duyduğu hadis olarak bilinmektedir. Abdülaziz b. Ebî Ravvad: Bunu bana Allah Rasûlü (s.a.v) rüyada tavsiye etmişti, demiştir. Bu sözün devamı da vardır. [174] Bunu Beyhakî rivayet etmiştir.[175]

 (Ebu Gudde diyor ki: Bu hadisi Deylemî, merfû hadis olarak rivayet etmiştir. Deylemî'nin senedi zayıftır. Deylemî'nin bu rivayeti, müellifin; Bu söz, sadece Abdülaziz b. Ebî Ravvad'ın rüyada duyduğu hadis olarak bilinmektedir, ifadesini geçersiz kılmaktadır.)[176]

312. HADİS: "Cünüplükten helâl yolla yıkanan kimseye, Allah Teâlâ ona beyaz inciden yüz köşk verir. Allah ona dökülen her damla suya karşılık bin şehid sevabı verir." [177] Batıldır, bunu Dinar uydurmuştur.[178]

313. HADİS: "Muharrem ayının onuncu (Âşûra) günü Ismid [179] ile kirpiklerine sürme çeken kimse, asla göz ağrısı [180]  çekmez." [181]  Uydurmadır.   Bunu  Hz.   Hüseyn (r.a)'in katilleri uydurmuştur.

314. HADİS: "Allah, bid'atçiyi azarlayan kimsenin kalbini güven ve imanla doldurur." [182] Uydurmadır.

315. HADİS: "İki değerli azasını (yani gözlerini) seven kimse, ikindiden sonra yazı yazmasın." [183] Bunun aslı yoktur.

316. HADİS: "Seni bir şey karşılığında seven kimse, bu (menfaat) sona erince seni usandırır." [184] Hadis değildir.

317. HADİS: "Haksız yere bir âlimi zillete düşüren kimseyi, Allah kıyamet günü bütün yaratılmışların huzurunda zelil kılar." [185] Sem'an b. Mehdî'nin uydurma nüshasındandır. ZeyJ'de böyledir.[186]

318. HADİS: "Allah'ın Kendisine herhangi bir tahsil görmeden ilim vermesini, herhangi bir önder olmaksızın hidayet vermesini isteyen kimse; dünya sevgisinden uzaklaşsın." [187] Muhtasar' da belirtildiği gibi; Bunun aslı bulunamamıştır.

319. HADİS: "Birinin İslâm'a girmesine vesile olan kimseye Cennet vacip olur." [188] Saganî: Uydurmadır, demiştir.

320. HADİS: "Balık yiyen kimse, [189] ardından hurma yesin." [190] Askalânî: Bu batıldır, demiştir.[191]

316. HADÎS: "Seni bir şey karşılığında seven kimse, bu (menfaat) sona erince seni usandırır." [192] Hadis değildir.

317. HADİS: "Haksız yere bir âlimi zillete düşüren kimseyi, Allah kıyamet günü bütün yaratılmışların huzurunda zelîl kılar." [193] Sem'an b. Mehdi'nin uydurma nüshasındandır. Zeyfde böyledir.[194]

318. HADİS: "Allah'ın kendisine herhangi bir tahsil görmeden ilim vermesini, herhangi bir önder olmaksızın hidayet vermesini isteyen kimse; dünya sevgisinden uzaklaşır." [195] Muhtasar' da belirtildiği gibi; Bunun aslı bulunamamıştır.

319. HADİS: "Birinin İslâm'a girmesine vesile olan kimseye Cennet vacip olur." [196] Saganî: Uydurmadır, demiştir.

320. HADİS: "Balık yiyen kimse, [197] ardından hurma yesin." [198] Askalânî: Bu batıldır, demiştir.[199]

321. HADİS: "Namazı terk eden kişiye bir lokma ile yardımcı olan kimse, sanki bütün Peygamberleri öldürmüş gibi olur." [200] Raten'in uydurmasıdır. [201] Zeyl'de böyledir.[202]

322. HADİS: "Kameti tek tek okuyan kimse bizden değildir." [203] Uydurmadır. Leâlî' de böyledir. [204] Müezzinin sevabı hakkındaki uzunca Cabir hadisi de böyledir. Uydurmadır.[205]

323. HADİS: "Din kardeşini memnun etmek için onun yemeğini yiyen kimseye, bu yemek zarar vermez."  [206] Ebu Süleyman ed-Dârânî'nin sözlerindendir.[207]

324. HADİS:  "Günahları  affedilmiş  biriyle  beraber yemek yiyen kimsenin günahları affolunur." [208] Yalandır, uydurmadır, aslı yoktur.

325. HADİS: "Kimin mazereti ortaya çıkarsa, ona sadaka vermesi vacip olur." [209] Sehavî: Bunun aslı yoktur, demiştir.[210]

326. HADİS: "Bir kadınla malı için evlenen kimseye, Allah o kadının malını ve güzelliğim haram kılar. [211] Zerkeşî: (Hadis olarak) bilinmemektedir, demiştir.

327. HADİS: "Normal kıyafetinden başka bir kıyafete bürünen kimsenin kanını dökmek hederdir (cezayı gerektirmez). [212] "Bunun güvenilecek aslı yoktur." Bu konuda [213] Peygamberimiz (s.a.v)'den rivayet edilen Cin hikâyelerinden hiçbir şey sabit olmamıştır.

328. HADİS: "Mescidde dünya kelâmı konuşan kimsenin, Allah kırk yıl amellerini boşa çıkarır." [214] Saganî: Uydurmadır, demiştir.[215]

329. HADİS: "Bir âlimle oturan kimse, sanki bir Peygamberle oturmuş  gibi olur." [216]  Sehavî:  Bunu merfû olarak bilmiyorum, demiştir.[217]

330. HADİS: "Bir şey hakkında bilgisi olmayan, ona düşman olur." [218] Hadis değildir. Şair diyor ki: "Kişi düşmanıdır bilmediğinin."[219]

331. HADİS: "Allah, kardeşine kuyu kazan kimseyi yakında o kuyu içine düşürür." [220] Askalânî: Bunun aslını bulamadım, demiştir.[221]

332. HADİS: "Allah'a sâdık olarak yemin eden kimse, sanki Allah'ı teşbih ve takdis etmiş gibi olur." [222] Bunun aslı bilinmemektedir.

333. HADİS: "Bir zâlime uzun ömürlü olması için dua eden kimse, Allah'a isyan edilmesini sevmiş olur." [223] Selef âlimlerinden birinin sözüdür.[224]

334. HADİS: "Namaz içinde (tekbirlerde) ellerini kaldıran [225] kimsenin namazı olmaz." [226] Uydurmadır.

335. HADİS: "Alimleri ziyaret eden kimse, sanki beni ziyaret etmiş gibi olur. Alimlerle musafaha eden kimse sanki benimle musafaha etmiş gibi olur. Alimlerle oturan kimse sanki benimle oturmuş gibi olur. Dünyada benimle beraber oturan kimse, Kıyamet gününde benim yanıma oturtulur." [227] Senedinde yalancı Hafs [228] bulunmaktadır. Zeyl'Ae böyledir.[229]

336.  HADİS: "Aynı yıl içerisinde hem beni hem de babam Hz. ibrahim'i ziyaret eden kimse, Cennet'e girer." [230] Ibn Teynıiyye: "Bu uydurmadır", demiştir. Nevevî de; "Bâtıldır, aslı yoktur"; demiştir.[231]

337. HADİS: "Eken kimse (ektiğini) biçer." [232] Hadis değildir.

338. HADİS: "Bir şeye sevinen kimse; yemek ziyafeti versin." [233] Hadis değildir.[234]

339. HADİS: "Bir mü'mini sevindiren Allah'ı sevindirmiş olur. Bir mü'mine saygı gösteren Allah'a ta'zim etmiş olur. Bir mü'mine ikram eden Allah'a ikram etmiş olur." [235] Bu apaçık bir yalandır. Zeyl'de böyledir.[236]

340. HADİS: "Mü'mini sevindiren beni sevindirmiş olur. Beni sevindiren de Allah'ı sevindirmiş olur." [237]

Ibn Hıbban anlatıyor: (Yalancı râvilerden) Cafer b. Eban'ı işittim. Bu hadisi yazdırıyor, şöyle diyordu: Bize Muhammed b. Rumh nakletti, dedi ki: Bize Leys, Nafi'den; Nafi' de İbn Ömer'den şu hadisi rivayet etti: "Mü'mini sevindiren beni sevindirmiş olur. Beni sevindiren Allah'ı sevindirmiş olur."

Bunun üzerine ben ona:-Ey Şeyh!.. Allah'dan kork. Allah Rasûlü (s.a.v)'ne iftira etme, dedim. Bana: Sen bana haramsın. Siz, benim hadis isnadında bulunmam sebebiyle beni kıskanıyorsunuz, dedi. Ben onu sultana şikâyet etmekle korkuttum. Nihayet Mekke'de hadis nakletmeyeceğine dair yemin etti.

341. HADİS: "Müezzin'in namaza davetini (ezan) işiten kimse, "Doğruyu söyleyenlere merhaba, Namaza merhaba!.." derse; Allah ona iki milyon hasene yazar, Onun iki milyon günahını siler. Onun iki milyon derecesini yükseltir." [238] Bunun aslı yoktur.[239]

342. HADİS: "Kim abdest alırken besmele çekerse o kimse bu abdestini bozuncaya kadar iki melek [240] onun hasenelerini yazar." [241] Bu hadisin isnadında Hadis uydurmakla meşhur olan (ibn Ulvan) bulunmaktadır.![242]

343. HADİS: "Zarurî ihtiyacından şikâyet eden kimseye yardımcı olmak vacip olur." [243] Selef âlimlerinden birinin sözüdür.

344. HADİS: "Takva sahibi birinin arkasında namaz kılan, sanki bir Peygamber arkasında namaz kılan kimse gibidir." [244] Bunun aslı yoktur.[245]

345. HADİS: "Beytullah'ı yedi defa tavaf eden, Makam-ı İbrahim arkasında iki rekat (Tavaf Namazı) kılan ve Zemzem suyundan içen kimsenin günahları, nereye ulaşırsa ulaşsın, affolunur." [246] Sehavî: [247] "Bu hadis sahih (yani sabit) değildir. Ço­ğunlukla halk özellikle Mekke'lıler bu hadise çok önem vermişlerdir. Mekke'de Zemzem duvarlarına bu hadis yazılmıştır. Mekke'liler bunun sabit olduğuna dair rüya ve benzeri birtakım delillere sarılmışlarsa da nebevi hadisler bu gibi delillerle sabit olmamaktadır", demiştir.

346. HADİS: "Kim, Beytullah etrafında çok sıcak bu yaz gününde başı açık bir şekilde yedi defa tavaf eder, adımlarını yavaş atar, sağa sola fazla bakınmaz, harama bakmaz, Allah Teâlâ'yı zikretme dışında çok konuşmaz, kimseyi rahatsız etmeden her şartta Hacer-i Esved'i selâmlarsa; Allah yerden kaldırdığı ve yere koyduğu her adım sebebiyle ona yetmiş bin hasene yazar, yetmiş bin günahını siler, o kimsenin yetmiş bin derecesini yükseltir, Allah onun adına her birinin bedeli on bin dirhem olan yetmiş köle azad eder, Allah ona yetmiş şefaat hakkı verir. Bu hakkı dilerse müslüman aile halkı için, dilerse halk için verir. Dilerse bu hakkı dünyada acilen verilir, dilerse ahirete ertelenir." [248]

Bunu Cenedî, Tarihli Mekke'de İbn Abbas'dan merfû olarak rivayet etmiştir. Ayrıca Hasen el-Basrî'ye nisbet edilen Risale' de ve Ibnül-Hacc'm (İbn Emiri'l-Haccın) Menasik' inde buna benzer bir rivayet nakledilmiştir. Bu, bâtıldır.

"Bu batıldır," ifadesi, Sehavî'riin ifadesidir. Menûfî de bu görüşe katılmaktadır. Gerçek olan şudur ki; Bu hadiste uydurma alâmetleri gayet açıktır. İyi düşün!.

347.  HADİS: "Selâmeti isteyen selâmete erer." [249] Hadis değildir.

348.  HADİS: "Rabbini bilen kimsenin dili susar." [250] Nevevî: Sabit değildir, demiştir.[251]

349. HADİS: "Nefsini bilen, Rabbini bilir." [252] İbn Teymiyye: Uydurmadır, demiştir.[253]

350. HADİS: "Gurbette Allah'a isyan edeni Allah eli boş döndürür." [254] Bunun aslı bilinmemektedir.

351. HADİS: "Kardeşine Allah'ın Kitabı'ndan bir âyet öğreten kimse onun efendisi olur." [255] ibn Teymiyye: Uydurmadır, demiştir. ZeyJ'de ise, Hüküm aynen onun dediği gibidir, denilmiştir.[256]

352. HADİS: "Dinimiz hakkında (Kur'ân ve Sünnete aykırı) kendi (şahsî) görüşünü söyleyen kimseyi öldürün." [257] Veciz' de; Bunu İsnat el-Malatî uydurdu, denilmiştir.[258]

353. HADİS: "Kardeşine abdest alması için bir ibrik sunan kimse sanki cihad için bir at vermiş  gibi olur." [259] ibn Teymiyye: Uydurmadır, demiştir.   Zeyf de ise; Hüküm onun dediği gibidir, denilmiştir.

354. HADİS: "Bakara ve Âl-i Imran Sûrelerini okuyan kimse "Şeyh/Üstad" diye çağırılmazsa, o kimseye haksızlık yapılmış olur." [260] Sehavî: Bunun aslı yoktur, demiştir.

355. HADİS: "Sabah Namazında "Elem neşrah" ve "Elem tera keyfe" sûrelerini okuyan kimse göz ağrısı çekmez." [261] Sehavî: Bunun aslı yoktur, demiştir.

356. HADİS: "Ziyaret etme maksadıyla bize gelen kimsenin (misafirlik) hakkı üzerimize vâcib olur." [262] Sehavî: Bunu hadis olarak bilmiyorum, demiştir.[263]

357. HADİS: "Tırnaklarını (sırasıyla değil de) bir parmak atlayarak kesen kimse, gözlerinde ağrı görmez." Sehavî: Bunu bulamadım, demiştir.[264]

358. HADİS: "Ramazan ayının son Cuma günü farz namazlardan birini kılan kimseye bu namazı, yetmiş yıla kadar ömründe geçirdiği her namaz için keffaret olur." [265] Kesinlikle bâtıldır. Zira bu söz, "ibadetlerden her hangi birinin, yıllarca ihmal edilen bir namaz yerine geçmesi mümkün değildir", şeklindeki icma'a aykırıdır. Ayrıca Nihaydyi ve Hidayeti şerh eden diğer alimlerin —hadis— nakline itibar edilemez. Çünkü bunlar muhaddis değildirler. Hadisi, hadisleri senedle-riyle tahric eden imamlardan birine isnad etmiş de değildirler.[266]

359. HADİS: "Sırrını gizleyen kimse işine sahip olur." [267] Sehavî: Merfû hadisler arasında yer almamaktadır, demiştir.

360. HADİS: "Geceleyin namazı çok olanın, gündüz yüzü güzel olur." [268] Bunun aslı yoktur. Bu, kasıt olmaksızın uydurulan hadislerden biridir. Bu sözün, Hocasının huzuruna giren Sabit'e [269] onu takdir için hocası Şerik'in [270] söylediği bir söz olduğu hususunda hadis hafızları ittifak etmişlerdir.[271]

361. HADİS: "Sözü yumuşak olanı sevmek vacip olur." [272] Hz. Ali (r.a)'nin sözlerindendir. Bunu Hatib (Bağdadî) ifade etmiştir.

362.  HADİS:  "Satranç oynayan,  lanetlenmiştir." [273] Nevevî: Sahih değildir, bilâkis bu yalandır, demiştir.[274]

363. HADİS: "Kork, Allah'dan korkmayandan." [275] Hadis değildir.

364. HADİS: "Öğle Namazından (farzından) önce dört rekat namaza devam etmeyen kimseye şefaatim erişmez." [276] Askalânî: Bunun aslı yoktur, demiştir.

365.  HADİS: "İyiliğin düzeltmediği kişiyi kötülük düzeltir." [277] Selefden birinin sözüdür.[278]

366. HADİS: "Verecek sadakası olmayan, yahudilere lanet etsin." [279] Sahih değildir.[280]

367. HADİS: "Cahile nasihat eden onun düşmanlığını kazanır." [281] Selef âlimlerinden birinden nakledilmiş olup müsned hadisler arasında yer almamaktadır. Makasıd'da: Şu an bunu -hadis olarak- hatırlamıyorum, denilmiştir.

368. HADİS: "Güzel hanıma talip olan, onun mehrini verecektir." [282] Hadis değildir.

369. HADİS: "Devecinin dövülmesi Haccın kemalindendir." [283] A'meş'in sözlerindendir. [284] Bunu İbnü'd-Deyba' [285] söylemiştir.[286]

(Müellif AliyyiT Kari diyor ki:Ben de derim ki: Hz. Ebubekir Sıddık (r.a)'m hacda Hz. Peygamber (s.a.v)'in huzurunda devecisini dövdüğü hakkındaki hadisi sahihtir. [287] Dolayısıyla bu ifade ile murad edilen mana, masdarın mefûlüne izafe edilmesi (devecilerin dövülmesi) dir. Bir başka görüşe göre masdarın failine izafe edilmesi (devecilerin develeri dövmesidir.[288]

370. HADİS: "Uyumluluk, arkadaşlığın güzelliğinin alâmetlerindendir." [289] Hadis değildir.

371. HADİS: "Kıyamet alâmetlerinden biri, imamlıktan kaçınmaktır." [290] Hadis değildir.[291]

372. HADİS: "Âlimin fitnesi, konuşmanın kendisine dinlemekten daha  sevimli olmasıdır." [292] İhya sahibi hadisi uzun haliyle zikretmiş, [293] Iraki bu hadis hakkında şöyle demiştir: Bunu Ebu Nuaym İHılye' de) ve İbnü'l'Cevzî Mevzuat''da rivayet etmiştir. [294] Muhtasar' da bu şekilde zikredilmiştir.

373. HADİS: "Ölmeden önce ölünüz." [295] Askalânî: Bu sabit değildir, demiştir.

374. HADİS: "İnsanlar babalarıyla değil, zamanlarıyla  uyumlu olmalıdırlar." [296] Hz.  Ali  (r.a)'nin  sözlerinden-dir.[297]

375.  HADİS: "İnsanlar insanlarla muhatab olur." [298] Hadis değildir.

376. HADİS: "İnsanlar hükümdarlarının  [299] dini üzerinedirler." [300] Sehavî: Bunu hadis olarak bilmiyorum,

demiştir.[301]

377. HADİS: "İnsanlar uykudadırlar. Ölünce uyanırlar." [302] Hz. Ali (r.a)'nin sözlerindendir.

378. HADİS: "Elle istimna (mastürbasyon) yapan lanetlenmiştir." [303] Aslı yoktur. Ruhâvî bunu açıkça ifade etmiştir.[304]

379. HADİS: "Peygamber yer altında bin yılı tamamlamaz."(Yani Hz. Peygamberin (s.a.v) vefatından sonra bin yıl geçmeden kıyamet kopar) [305] Bâtıldır. Aslı yoktur.

380. HADİS:   "Kadınlar birbirlerine  yardım   ederler." [306] İkrime'nin sözüdür.[307]

381. HADİS: 'Unutkanlık, insanın tabiatıdır." [308] Sehavî: Bu lafızla bilmiyorum, demiştir.

382. HADİS: "Allah'ın kuluna yardımı, kulun kendisine yardımından daha hayırlıdır." [309] Vüheyb bin Verd'in sözlerindendir.[310]

383. HADİS: "Güzel yüze bakmak ibadettir." [311] İbn Teymiyye: Batıldır, aslı yoktur, demiştir.

384. HADİS: "Kabir, ne güzel hısımdır!." [312] Bu lafızla aslı yoktur.

385. HADİS: "Suheyb ne güzel kuldur!.. Allah'dan korkmasaydı bile [313] yine O'na isyan etmezdi." [314] Hadis hafızlarının açıkça ifade ettikleri gibi, bunun aslı yoktur.[315]

386. HADİS: "Alimin mürekkebinin bir damlası, Allah'a yüz şehidin kefeninin terinden daha sevimlidir." [316] Raten'in [317] uydurma hadislerindendir. ZeyJ'de böyledir.[318]

387. HADİS: "Ümmetimin helaki, günahkâr âlim ve câhil ibadet ehli iledir." [319] Bulunamamıştır. Muhtasar' da böyledir.

388. HADİS: "Beyaz gül Peygamberimiz (s.a.v)'in terinden, kırmızı gül Cebrail'in terinden, sarı gül Burak'ın terinden yaratılmıştır." [320] Miisnedui-Firdevs [321] ve başka eserlerde zikredilmiştir. Nevevî: Sahih değildir, demiştir. Başkaları ise; Uydurmadır, demişlerdir.[322]

389. HADİS: "Benim vasıyyetim, sırdaşım, ailemde benden sonra vekilim ve benden sonra geriye bıraktığım kişilerin en hayırlısı: Ebu Talib oğlu Ali'dir." [323] Saganî'nin   ed-Dürrü'î-Mültekat'ta  dediğine  göre  uydurmadır.[324]

390. HADİS:   "Adaletli  hükümdarın [325]   zamanında dünyaya geldim." [326] Hadis hafızları: Bunun aslı yok­tur, demişlerdir.

391. HADİS: "Zinadan doğan çocuk Cennete giremez." [327] Bunun aslı yoktur.

392. HADİS: "Bilmiyorum" sözü, [328] ilmin yarısıdır." [329] Şa'bî'nin sözlerindendir.[330]

393. HADİS: 'Merkebin ve eti yenen her hayvanın idrarında sakınca yoktur." [331] Uydurmadır. Leâlî' de [332] bu şekildedir.

394. HADİS: "Küçük su döktüğünüz tuvalette abdest almayın. Zira mü'minin abdest suyu, sevaplarıyla birlikte tartılır." [333] Bunu Yahya b. Anbese uydurmuştur.[334]

395. HADİS: "Beni namazda "Seyyid" kelimesiyle anmayın." [335] Sehavî: [336] Bunun aslı yoktur, demiştir.[337]

396. HADİS:  "Yılandan  ancak yılan  dünyaya  gelir." [338] Hadis değildir.[339]

397. HADİS: "Söyleyene değil, söylediği şeye bak."  [340] Hz. AH (r.a)'nin sözlerindendir.

398. HADİS: "Aklı olmayanın dini yoktur." Nesaî: Batıldır, Münkerdir (güvenilir ravilere aykırı çok zayıf bir hadisdir), demiştir.

399. HADİS: "İtiraf edenin mazereti olamaz." [341] Askalânî: Bunun aslı yoktur, demiştir.[342]

400. HADİS: "Utangaç ve kibirli olan, ilim Öğrenemez." [343] Buharınin Sahih' inde [344] Mücahid'in [345] sözü olarak zikredilmiştir.
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.103 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu