Soru(n) Televizyon?

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa ara giris kayit
   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Sorular ve Cevaplar (Moderatör: Yonetim) > Soru(n) Televizyon?
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

   > İSTİŞARELER (İstişare Platformu) > Sorular ve Cevaplar (Moderatör: Yonetim) > Soru(n) Televizyon?
Sayfa: 1 2 3 [4] 5   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Soru(n) Televizyon?  (Okunma Sayısı 29581 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
gecenin_rengi
Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 14


« Yanıtla #45 : 12 Şubat 2010, 07:58:18 ÖS 19 »

Linke tıkladığım zaman açılıyor ve seyredebiliyorum. :Smiley
Malesef bende teknik işlerden fazla anlamıyorum Wink
Sanırım bu link açılır;

http://www.hilaltv.org/yeni/videos.php?catid=81&catname=GÖZALTI

buradan izleyi tıklarsınız.
İyi seyirler...
Logged
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #46 : 13 Şubat 2010, 12:45:04 ÖÖ 00 »



izlememenizi tavsiye ederim....
yok çok merak ettiim....!!! izlemezsem şişerim gaz yapar diyorsanız;
bir adet kusma torbası temin ediniz...

15 dakika izledim anında hilal tv ye şikayet maili attım, bu bayanı bu kanalda görmek istemiyorum diye.
hilalimizi kirletmesinler....!!!
Logged
Leyl
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 169


WWW
« Yanıtla #47 : 18 Şubat 2010, 11:08:31 ÖS 23 »

Denedim,yazılarından hiç birşey anlamadığım kızımızın programını ,dün akşam Bülent Akyürek'in hayrına gerçekten izlemeyi denedim.Kusmadım ama baktım söylenerek günaha gireceğim ,görüşmeyelim en iyisi dedim.Tek sevdiğim şey Esra Elönü'nün oturduğu masanın ön yüzündeki çocukluğumun çizgi kahramanı ,dağlar kızı reyhan'ın Alp dağı versiyonu Heidi 'ydi.Arka fonda otantik müzik,ilginç ,günün deyimiyle özgür sahne tasarımları ve bunların ortasında oduncu kasketi ve tüm metavaziliğiyle sıradan ,anlatacak birşeyleri olan bir adam.Eski Meksika sınırı,yeni kafa Dengi programının kötü bir taklidi sadece.Felsefe biliyoruz,Edebiyat desen gani,biraz Kur'an ,iki hadis, götürürüz bu işi tarzı her telden nağmeler.

Şimdi şu soruyu sorasım geliverdi: Vahyin çizdiği sınırlardaki müslüman kadın tipi bumudur ? Ya da örnek olası bir mü'mine kadın Hilal Tv'nin neresindedir? Ekran arkasındaysa ben göremiyorum ,kızmaca yok.

Bu gün ne zaman geçmiş oldu anlayamadım ama bundan birkaç sene öncesini arayanlardanım.Nostaljik boyuta geldi mi ne?Abdurrahman Dilipak'lı ''Bir başka açıdan'' Ali Bulaç-Abdurrahman Arslan'lı ''Düşünce Gündemi'',Ulvi Alacakaptan-M.Emin Kazcı ikilisi ve Engin Noyan ;gel de arama şimdi? Yalan oldular anlaşılmayan bir şekilde,hala da merak ederim gidiş sebeplerini.

Velhasıl ,artık net cümlelere ,Hakk'ı ve doğruyu savunan yüreklere ,herkesin anlayabileceği muğlaklıktan uzak anlatımlara ihtiyacımız var.Ne kadar anlaşılmazsan ,o kadar okunursun  ; yok böyle birşey.Zamane muhafazakar cenahın yazdığı şiirleri okumaktansa ,kimse kusura bakmasın ama divan şiirini okumayı yeğlerim.En azından içinde gizli bir nağme ,duygu dolu dizeler var.

Bu arada  şikayet mailleri kaale alınıyormu gerçekten merak ediyorum! Hayır ,benimkilerin henüz hiç alındığını görmedim de?


Dilerim Hilal Tv kurucu metinlerindeki kendi ifadeleriyle ,kazanma hırsıyla reyting tuzağına düşmezler ,ki nedense son günlerde bu duyguyu sıklıkla hissediyorum.Ve yine diliyorum ki İnşaallah yanılıyorumdur.
Logged

Adil Şahitler olarak Allah için Hakkı ayakta tutun. Maide 8
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #48 : 19 Şubat 2010, 03:31:42 ÖS 15 »

Alıntı
Leyl

Şimdi şu soruyu sorasım geliverdi: Vahyin çizdiği sınırlardaki müslüman kadın tipi bumudur ? Ya da örnek olası bir mü'mine kadın Hilal Tv'nin neresindedir? Ekran arkasındaysa ben göremiyorum ,kızmaca yok.


işte can alıcı soruyu dile getirmişsiniz...!!!

hiç unutmuyorum; mustafa islamoğlu ankaraya geldiğinde konferansında şunu dile getirdi :

" siz hilal'i televizyon mu zannediyorsunuz ...? hilal televizyon değildir mekteptir...!!! "

aynen böyle ifade etti. mektebimize de böyle muallimeler yakışmadığı kanaatindeyim...

ayrıca; kusmanıza gerek yok zira birinci program tepki almış ki hanım kızımız daha bir ağır başlı sunmaya çabalıyordu programını...!!!
Logged
ozcan
Yeni Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #49 : 19 Şubat 2010, 03:50:19 ÖS 15 »

Ve Esra Elönü ekranlarda!

 

Esra Elönü son dönem genç kuşak arasında en çok konuşulan yazarların arasında yer alıyor. Kimi yazdıklarını eleştiriyor, kimi yaptıklarını. Kimi bildiklerine takıyor kimi giydiklerine. İlginçtirki seveni ne kadar çoksa sevmeyeni de o kadar çok. Ben kendimden başka ortasını bulan görmedim. Seven çok seviyor, sevmeyen çok sevmiyor. Tam ifrat tefrit.

 

Pekiyi niye çok konuşuluyor Esra. Aslında yeni konuşmaya ve yazmaya başlamadı. Uzun süreden beri yazıyor konuşuyordu; fakat yazdığı ve konuştuğu mecralar genel halk kitlesinin biraz taşrasında duruyordu. Böyle olunca dar bir çevrenin dışına taşamadı. Şimdi ise mecrasını bulmuş bir ırmak gibi akıp duruyor. Durdurak bilmeden çağıldıyor. Önce radyo sonra Haber 7 sonra Star Gazetesi Esra’nın at koşturmasına, söze can vermesine büyük fırsatlar sundu. Ve Esra Elönü şimdi diğer bir iletişim aracının tam kapısında...

 

Evet son zamanların çok konuşulan kızı nam-ı diğer Feride artık Hilal TV’de programa başlıyor. Bundan böyle sevenlerine (sevmeyenlerine de) ekranlardan seselenecek. Hilal TV yetkililerinden edindiğimiz bilgiye göre program çok yakında başlıyor. İsmi henüz belli olmayan programın çok ses getirmesi bekleniyor.

 

Konuyla ilgili ilginç bir detay ise program talebinin bizzat Hilal TV”nin kurulmasına öncülük eden Mustafa İslamoğlu Hoca’dan gelmesi.

 

Hilal’in muhafazakar izleyicilerinin Elönü”nün aykırı tavırlarına ne kadar tahammül göstereceği büyük merak uyandırırken referansın İslamoğlu olması Esra’nın daha rahat hareket edeceğini gösteriyor.
 

Biz de Hem Hilal TV’ye hem de Esra Elönü’ne hayırlı olmasını diliyor programı heyecanla bekliyoruz…

 

 YAVUZ GENCER/ WWW.HABERKULTUR.NET
Logged
ozcan
Yeni Üye

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #50 : 19 Şubat 2010, 04:00:42 ÖS 16 »

-........davranış ve yaşamına "deliyim,aykırıyım,çıldırır namaz kılarım (ne demek se? ),çıldırır kohen dilerim,çıldırır Rahman suresi okurum ,benim zorum derdim "islamcılarla" dercesine yazılarının hemen tamama yakını müslümanları özelliklede evinin hanımefendisi olmayı erdem bilen,güzel nesiller yetiştirmeyi birinci vazifesi sayan müslüman kadınları aşağılamak kurgusu üzerinedir.
yine baktığınızda birikimi,derinliği olmayan,hep aynı anlaşılmaz cümlelere takla attırarak temcit pilavı gibi aynı minval üzere yazılar yazdığını sanan bir hanımdır.
bir gün inşallah biri çıkıp "kral çıplak" ayakların yere bassın der artık.

-islamoğlu der ki "inaçta bir milimlik sapma,eylemde kiometrelerce açı sapmasına sebep olur" (mealen)

ama maalesef kendisinin tesbitine hilal tv ile imtihanında pekçok erezyon yaşanarak kendisi düçar olmuştur.Allah affetsin.

Logged
Leyl
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 169


WWW
« Yanıtla #51 : 19 Şubat 2010, 06:11:45 ÖS 18 »

-"deliyim,aykırıyım,çıldırır namaz kılarım (ne demek se? ),çıldırır kohen dilerim,çıldırır Rahman suresi okurum ,benim zorum derdim "islamcılarla" dercesine yazılarının hemen tamama yakını müslümanları özelliklede evinin hanımı olmayı erdem bilen,güzel nesiller yetiştirmeyi birinci vazifesi sayan müslüman kadınları aşağıılamak kurgusu üzerinedir.
yine baktığınızda birikimi,derinliği olmayan,hep aynı anlaşılmaz cümlelere takla attırarak temcit pilavı gibi aynı minval üzere yazılar yazdığını sanan bir hanımdır.
bir gün inşallah biri çıkıp "kral çıplak" ayakların yere bassın der artık.

-islamoğlu der ki "inaçta bir milimlik sapma,eylemde kiometrelerce açı sapmasına sebep olur" (mealen)

ama maalesef kendisinin tesbitine hilal tv ile imtihanında pekçok erezyon yaşanarak kendisi düçar olmuştur.Allah affetsin.



Sorun bu zaten,en azından benim dertlendiğim konu bu.İslam dışında Felsefeyi,edebiyatı,müziği,sanatı,siyaseti mütedeyyin kesimde elbette konuşabilir,tartışabilir; fakat işin ehilleri ile.Namaz kılması ve kohen dinlemesini çıldırmaya bağlayan,genç kızların gittikçe'' işte idolüm budur,demek böylede olabiliyormuş ,hepimiz birer Ferideyiz'' diyerek benzemeye çalıştıkları kişileri ,siz zaten ilimden ,amelden yoksun bir güruha sunarsanız ,sonuçlarına da ne yazık ki sadece sizler katlanmazsınız ,hepimizi yakarsınız.
Logged

Adil Şahitler olarak Allah için Hakkı ayakta tutun. Maide 8
maxpayna
Genel Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5128



WWW
« Yanıtla #52 : 21 Şubat 2010, 04:47:40 ÖS 16 »

Alıntı


Konuyla ilgili ilginç bir detay ise program talebinin bizzat Hilal TV”nin kurulmasına öncülük eden Mustafa İslamoğlu Hoca’dan gelmesi.

Hilal’in muhafazakar izleyicilerinin Elönü”nün aykırı tavırlarına ne kadar tahammül göstereceği büyük merak uyandırırken referansın İslamoğlu olması Esra’nın daha rahat hareket edeceğini gösteriyor.
 



blush  :Smiley inşallah doğru değildir.
ya da örnek mümin inşaa  müteahhitliğine soyunmuş islamoğlu fenomeni ile bu bayanın isimlerini yan yana yazmak bile uygunsuz düşmektedir bu nedenle islamoğlundan son bekleyeceğim değil hiç beklemeyeceğim davranıştır.

yok hakikaten islamoğlu istemiş ise orhan babadan gelsin;

hatasızz (dırı dım)
kul olmaaaazzz
hatamlaaa (dırı dım)
 sev beniiiiii



Logged
Waşta erva!!
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 521


« Yanıtla #53 : 25 Şubat 2010, 12:19:14 ÖÖ 00 »

Programı hiç izlemedim daha doğrus tv'yi pek izlemediğim
için bu porgramında gün ve saatini bilmiyorum haliyle.
Sadece bu bayanın ayşe arman gibi bir islam düşmanına verdiği bir röportajını okumuştum
içler acısı söylemleri vardı tutarsız ve islami hareketten çok uzaktı.
çoğu yazısı radikalde olsa zehir zemberekte olsa haklılık payıda olsa
o söyleşi çok çelişkili ve yazılarının aksini söylüyordu.

  Sanki ayşe arman ve cenahına bakın ben bildiğiniz islamcılardan (bilmediğimiz islamcı nasıl oluyorsa)değilim der gibiydi sözleri.
hilal tv hakkındaki yorumlarıda izledikten sonra yazarım inş.

SELAMETLE
Logged
TaLiA
Emektar Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3023



« Yanıtla #54 : 27 Nisan 2010, 03:39:21 ÖS 15 »


Diziler Bize Neler Etti?

Haftanın her günü izlediğimiz en az bir dizi var. Misafirliğe gidecek olsak dizimizin olmadığı bir akşama denk getirmeye çalışıyoruz ziyaretimizi. Biri gelecek olsa evimize, dizimiz başlamadan kalkıp gitse diye saate dikiyoruz gözümüzü. Bir hafta yayınlanmasa merakımızdan ölüyoruz. Artık değme senaristlere taş çıkaracak kadar hakimiz dizi hikayelerine. İlk bölümden finalde olacakları tahmin ediyoruz. Abarttığımızı düşünmeyin aramızda diziye dalıp namazını geçirenler bile olabiliyor.

Her sezon başında nerdeyse yüze yakın yeni dizi yayına başlıyor ve nasıl olduğunu anlamadan nerdeyse hepsini az buçuk seyrediyoruz. Pek hayra alamet olmayan bu durum hayatımızı da derinden etkiliyor. Bir dönem çocukların ve gençlerin dizilerdeki şiddetten etkilenerek birbirlerini yaralamaları ve hatta öldürmeleri uzun uzadıya tartışıldı. Sonra unutuldu. Ama kimse gayrı meşru çocuk, nikahsız birlikte yaşamak, taşıyıcı annelik gibi konuları işleyen ve bu gibi durumları sıradanlaştıran dizileri çok fazla eleştirmedi. Yakın zamanda, lise çağında bir genç kızın kendisinden yaşça büyük birinden bebek bekliyor oluşunun anlatıldığı bir dizide, genç kızın ailesini karşısına alarak çocuğunu doğurmakta ısrar edişine bile ses çıkaran olmadı.

Diziler aile yapımızı tehdit ediyor

Milletçe o kadar hoşgörülü olduk ki entrikalarla, gayri ahlâkî sahnelerle dolu dizileri bile yüzümüz kızarmadan seyredebiliyoruz. Senarist ve yönetmen Gülşah Nezaket Maraşlı, “Bir şeyi devamlı görürseniz, sizi başta rahatsız etse de zamanla alışır ve normal görerek zamanla benimsersiniz” diyerek açıklıyor bu durumu. Sinema yazarı ve eleştirmen Suat Köçer ise “Dizilerde sunulan yaşam biçimi bu topluma ait olsaydı, hiç kuşkusuz kahramanların büyük çoğunluğunun da toplumun yaşam biçimini yansıtıyor olması gerekirdi. Bu topyekun yürütülen bir proje midir, bilemiyorum doğrusu. Ama sektörü yönlendiren bazı çevrelerin bunu akıllarından geçirmediğini düşünmek safdillik olur bence” diyerek yerli gibi görünen dizilerin yabancılığına işaret ediyor.

Aileyi Koruma ve Destekleme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gülenay Pınarbaşı’ya göre de önümüze serdikleri hayat tarzıyla diziler aile yapımızı tehdit ediyor. Pınarbaşı’ya göre bu kadar dizi çekilmesinin nedeni, en başta dramaların insanların ilgisini çekmesi, televizyonun karşısında bir bağlılık oluşturması. Dizilerin hayatımızda neden bu kadar yer ettiğini de “Başkasının aşkı, mutluluğu, mutsuzluğu çatışmayla verildiği için heyecan uyandırıyor. Daha çok seyrettiriyor” diyerek açıklıyor Gülenay Pınarbaşı. Zaten başkalarının hayatını seyretmeye, didiklemeye fazlasıyla meraklı olduğumuzdan diziler de bu merakımızı fazlasıyla tatmin ediyor.

Selamlaşmalarımız bile değişti

Milletçe televizyon dizilerine düşkünlüğümüz 1980’li yıllarda televizyonun evlerimizin başköşesine kurulmasıyla başladı. Ne zaman ki aile büyüklerinin, dede ve ninelerin anlattığı mesellerin, kıssaların yerini o aptal kutusunun beyaz camında görünen hikâyeler almaya başladı o zaman ailelerimizde de bir şeyler değişmeye başladı. Hayata bakışımız, alışkanlıklarımız, selamlaşmalarımız bile farkında olmadan bize ait olmayan bir hale geldi. “Kendine iyi bak” demeye başladık “Allah’a emanet ol” yerine. Komşuluk ilişkilerimiz, aile bağlarımız bambaşka bir hal aldı. Dallas, Kara Şimşek, Köle İsaura bizden olmasa da artık gözümüzü ayırmadığımız dizilerdi. Sonra TRT bir hamle başlattı. Kuruluş, Küçük Ağa, Kartallar Yüksek Uçar gibi eli yüzü düzgün diziler seyreder olduk o günlerde. “Keşke daha çok ‘yerli’ dizi olsa, bu yabancı diziler ahlâkımızı bozuyor” diye yakındığımız zamanların üzerinden çok geçmemişti ki birer ikişer özel kanallar açılmaya başladı. İşte o zamandan itibaren ahlâkî yapımızı olumsuz yönde etkilediğini düşündüğümüz dizileri bile mumla arar olduk. Elbette ekrana gelen dizilerin hepsi çok kötü değildi. Bir dönem Süper Baba, Perihan Abla, Mahallenin Muhtarları gibi sıcak mahalle hayatını konu alan, dostluk, dayanışma, sevgi gibi duyguları ön plana çıkaran diziler çok ilgi gördü. Ama entrika, kin, intikam, çıkar ilişkileri üzerine kurulu yapımlar reyting almaya başlayınca yapımcılar ve televizyon yöneticileri hiç düşünmeden bu tür işlere ağırlık vermeye başladılar. Artık evimizin baş köşesinde her akşam ailece karşısına oturup bizi bütün sıkıntılarımızdan birkaç saatliğine uzaklaştırması için gözümüzü diktiğimiz dizilerin tek varlık sebebi daha çok reklam alıp dizilerin yapımcısına, televizyon kanalına ve reklam verenlere daha çok para kazandırmak. Bunu yaparken Türk aile yapısı zarar görmüş, Türk insanının dini ve manevi değerleri yerle bir edilmiş hiç önemli değil. Yerli dizilerin yaptığı tahribatın en açık delili ise bu dizilerin gösterilmeye başlandığı pek çok Arap ülkesinde boşanmaların artması ve o ülkelerdeki din adamları tarafından bu yapımların “ahlâksız” bulunarak eleştirilmesi.

Acaba kaç dizi senaristi yer sofrasında dizini kırıp yemek yemiştir?

Gülşah Nezaket Maraşlı / Senarist ve yönetmen

Dizilerde işlenen konular hayatın içinden seçilmekte. Eskiden belli bir kesimin etrafında gelişen olaylar işlenirdi. Artık mahalle ortamında geçen olaylar konu ediliyor. Yani halkın kendisi yansıtılmaya çalışılıyor. Ancak dizilere konu olan halk kesiminin hayatında yaşanmayan ya da yaşansa da normal karşılanmayan olaylar, normalmiş gibi işleniyor. Bir şeyi devamlı görürseniz, sizi başta rahatsız etse de zamanla alışır ve normal görerek zamanla benimsersiniz.

Senaristler asla ve asla yaşadıkları cemiyeti tanımıyorlar. Çünkü halktan kopuk yaşıyorlar. Zaten gariban bir halk çocuğu da karnını doyurmaktan fırsat bulup ben senarist olacağım demiyor. Doğrusu merak ediyorum, acaba kaç dizi senaristi yer sofrasında dizini kırıp yemek yemiştir? Kaçı soba yakmıştır hayatında? Mesela hiç çeşmeden evine su taşıyan olmuş mudur? Yeşilçam’da bir oyuncunun, hayatında hiç yapmadığı bir işi rol gereği yapacak olsa, gidip birkaç zaman o işte çalıştığını duymuşsunuzdur. O yüzden o filmleri biz hala seyrediyor ve hala keyif alıyoruz. Dizilerde normal bir aile bile üç katlı villalarda yaşıyor. Günümüz Türkiye’sinde kaç aile havuzlu villada yaşıyor? Eh, senaristlerin çoğu kendilerinin halkın üstünde görürlerse, en fakir karakterini bile villada oturtur tabiî. Böyle olunca da dizilerdeki karakterlerin ne kadar gerçeği yansıttığını varın siz düşünün. Benim yeğenim yaptığım hiçbir şeyi kaçırmaz. Zaten senaryo yazarken ya da çekim yaparken, kendi yeğenime yapıyormuşum gibi çalışırım. Çünkü ona asla zarar veremem, dolayısıyla kimsenin çocuğuna da zararlı bir ürün ortaya çıkarmam. Herkes bu hassasiyeti taşısa, yavrularımızı, gelecek nesillerimizi daha iyi koruruz. Ama bu diziler sayesinde hayal güçleri yara almış küçük beyinler yetiştiriyoruz.

Hiçbir dizide başörtülü bir kahraman, ya da karakter göremezsiniz

Suat Köçer / Sinema yazarı ve eleştirmen

Toplumumuzun dizilere olan merakı herkesin malumu. Ait oldukları ülkelerden dahi çok izlenen yabancı diziler vardı bizde. Sektörü elinde bulunduranlar, toplumun bu alana yönelik ilgisini keşfettiğinden bulunduğumuz noktaya gelindi.

Hiçbir dizide başörtülü bir kahraman ya da karakter göremezsiniz. Oysaki yapılan araştırmalarda toplumun yüzde 62’sinin şu veya bu şekilde örtündüğü belirtilmişti. Dizilerde sunulan yaşam biçimi bu topluma ait olsaydı, hiç kuşkusuz kahramanların büyük çoğunluğunun da toplumun yaşam biçimini yansıtıyor olması gerekirdi. Bu topyekun yürütülen bir proje midir, bilemiyorum doğrusu. Ama sektörü yönlendiren bazı çevrelerin bunu akıllarından geçirmediğini düşünmek safdillik olur bence.

Dizi senaristleri pek tabi ki toplumu tanıyorlar. Hatta toplum hassasiyetlerini tanıma konusunda hayli gelişmiş melekelere sahipler. Çünkü yeri geldiğinde bu hassasiyetleri kâra dönüştürmek gibi bir meslekleri var. Ancak onlar da TV sektörünün birer kahramanı olduklarından, kendilerini riske sokacak bir proje üzerinde çalışmak istemezler. Nihayetinde toplum değerlerine uygun işler yapan çok az dizi tutulmuştur ve tutunamayan projeler büyük hüsranlarla sonuçlanmıştır.

Bazı dizilerdeki replikler amerikan filminden çevrilmiş gibi

Gülenay Pınarbaşı / Aileyi koruma ve destekleme derneği yönetim kurulu üyesi

Maalesef televizyonlarda ve basında aile, bir değer olarak yer almamakta. Evlilik dışı ilişkiler, sınırsız cinsel hayat, dini değerleri sosyal hayattan soyutlama, Türk aile birlikteliğini tehdit ediyor. Başkasının aşkı, mutluluğu, mutsuzluğu çatışmayla verildiği için heyecan uyandırıyor. Daha çok seyrettiriyor. Dolayısıyla televizyon yapımcıları daha çok reklam alıyorlar. Dizilerin kurmacalığı sayesinde sinema filminden farklı olarak sürekli oluşu iyi bir pazarlama tekniğidir. Yani daha çok para kazandırır.

Aile mahremiyetine, ülkemizde çok değer verilirdi. Gerçeklik programları ve diziler ile son birkaç yıldır bu değer yıpratılmaya çalışıldı. Sonuçta kadınlar ve toplum bundan etkilendiler ve bakış açıları değişti.

Senaristlerin hayatlarına bakınca birçoğu tam karakterleri teşekkül edecek yaşta batıya eğitim almaya gidiyorlar. Bütün algıları batı toplumu gibi gelişiyor. Bunu yazdıkları metinlerden, kurgularından anladığımız gibi Türkçelerinden de anlamak mümkün. Bazı dizilerdeki replikler Amerikan filminden çevrilmiş gibi. Aslında meselenin özü burası. Yerel değerlere, aile değerlerine önem veren kurum ve kuruluşlar hızla televizyona yönelik kaliteli elemanlar yetiştirmeliler. Televizyon izleyicisi kitap-dergi okuyucusundan çok daha büyük bir kitle. Yabancı kültürlerde yetişmiş, hassasiyetleri bizimle aynı olmayan kalemlerin bu geniş kitledeki etkisi direk aileyi tehdit etmektedir.

Gülcan Tezcan
Semerkand Aile
Logged
irsad83
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 72



« Yanıtla #55 : 05 Ağustos 2010, 11:58:41 ÖS 23 »

televizyonda bir dizi gösteriliyor ve bir yemek masası var orda sadace coco cola 5 saniye görüntüsü gösteriliyor. hiç adı sanı anılmıyor sadace yemek masasında 5 saniye gösteriliyor ...
hemen pepsi dava açıyor ve diyorki mahkameye reklam ibaresi olmadan coco cola reklamını yapmıştır böyle yaparak tüketicinin bilinç altına ürünü yerleştirmiştir haksız bir rekabete yol açmıştır ve mahkeme haklı görüyor. ogünden sonra bu programda sanal reklam uygulaması vardır diye programlarda yazar.
şimdi reklam ibarasi olmadan acaba bizlerin bilinç altına dizi ve programlar ile neler yerleştiriliyor ve biz pepsi kadar davamızı savunuyormuyuz.
90larda dizileri izleyen nesil 2000lerde aynılarını yapanlara dönüştü.2000lerde izleyenler 2010 aynıları oldular
sıkı durun aşkı memnun kuşağı geliyor.
HİÇ KUŞKUM YOK BU DECCAL DIR
İSLAM OLMUŞ HALİ İSA DIR
Logged

KURANIN EN İYİ TEFSİRİ YİNE VE ŞÜPHESİZ KURANDIR
imam hüseyin
ALLAH RAHMET EYLESİN
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 601


MALAZGİRT


WWW
« Yanıtla #56 : 06 Ağustos 2010, 12:15:18 ÖÖ 00 »

Fitnevizyonlar Ümmeti içten yıkamayan güçlerin günümüzde en büyük silahı tertemiz beyinlere kendi ahlaksız yaşam şekillerini empoze etmede çok büyük başarılara imza atmışlardır.Aile büyüklerinin duyarsızlığı gençlerin hangi felaketlere doğru yol aldığını idrak etmeli ve bu hususta bizlere çok büyük görevler düşmekte bu felaketin kendi ailemiz içinde hakim olmaması için dikkatli ve sıkı bir denetim altında tutmalıyız...Çocuklar bilhassa fitnevizyon karakterlerine aşırı derece özenmekte ve onların fiillerinin doğru olduğunu zannederek taklid etmeye çalışmaktadırlar.Hepimize bu hususta çok büyük görev düşmekte dikkatli olmamız lazım...
Logged

Heyhat Minez-Zilleh! (Zillete boyun eğmeyiz)
(İmam Hüseyin)
kardelen
Aktif Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 368



« Yanıtla #57 : 06 Ağustos 2010, 01:17:03 ÖS 13 »

fitnevizyonun tahtini hizla internet alio gibime gelio...
bicagi emin ellere birakirsan buyuk bir nimettir ... aksi olursa canilerin eline gecerse  sonu felakettir...gercekten iletisim araclari buyuk bir nimet yeterki hakimiyetini bilincli irademize birakalim...

selam ile....
Logged
irsad83
Daimi Üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 72



« Yanıtla #58 : 16 Ağustos 2010, 12:59:09 ÖÖ 00 »

Bismillahirrahmanirrahim
224.     Şairler var ya, bunların peşine de sapkınlarla çapkınlar düşer!     
225, 226.    Görmez misin onlar her vâdide sözcüklerin, hayallerin peşinde dolaşır ve yapmayacakları şeyleri söylerler.    
227.    Ancak iman edip, güzel ve makbul işler yapanlar, Allah'ı çok zikredip ananlar ve zulme mâruz kaldıktan sonra haklarını savunanlar müstesna. Zalimler de nasıl bir inkılab ile devrileceklerini, yakında öğrenirler. (şuara)   
Logged

KURANIN EN İYİ TEFSİRİ YİNE VE ŞÜPHESİZ KURANDIR
müslümanlardan
Süper Aktif Üye
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1179


« Yanıtla #59 : 30 Eylül 2010, 06:18:47 ÖS 18 »

izlemediğim için artık yorum yapa bilirim.....

yüzünü televizyon ekranına döndüren ve saatlerce bunun esiri olan insanlar acaba neden evlerinde bulunan kurana yüzlerini döndermezler bununda ayrı bir şsşkınlığındsyım ve gittiğim her evdede bu telkini yaparım yapıncada NE YAZIKKI BİLMİYORUZ DEYİNCE bu defa onlara

FURKAN SÜRESİ 30- Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar."

Bu ayeti okuyp insanları biraz kuranın EKRANINA yönlendirmeye çalışalım tabiki ilk başta kendimizi yoksa şu hale düşeriz,

BAKARA SÜRESİ...44- Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?


TELEVİZYON KONUSUNU mehmed alagaşın Kadının onuru adlı kitabında RAHMET EVİ adı altında çok güzel bi yaklaşımla anlatılmış ordan okuya bilirsiniz darul kitaptada mevcut....

vahiye açık peygamber pıratiğinde yaşamak dileğiyle uyanıklığa yoksa tv de uyutuluruz...gündemimizi tvler değil VAHİY BELİRLERSE KURTULUR VE BAKAR GÖRÜRÜZ yok sa BAKAR KÖRÜZ....
Logged
Sayfa: 1 2 3 [4] 5   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2015, Simple Machines
Bu Sayfa 0.187 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu