Milli Gazete Klasigi ....

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler (Moderatör: Yonetim) > Milli Gazete Klasigi ....
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Milli Gazete Klasigi ....  (Okunma Sayısı 400 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
09 Haziran 2008, 10:43:39 ÖS 22
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« :»

Babacan’ın Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne şikayeti hiç de ‘babacan’ olmadı. Çünkü şikayetin de bir iç tutarlılığı olmalıdır. Sonuçta yapılan şikayet yanlış da olsa şikayeti yapan açısından tutarlı bir tarafı olması lazım gelir. Ama nerdeee... Babacan Türkiye’yi AB’ye şikayet etmeye alıştığı için, sebep olduğu skandalın boyutlarını tam olarak kavrayamıyor olabilir.

Hemen belirtelim ki, bu hadise kelimenin tam anlamıyla bir skandal ve tam bir rezalet. Babacan görevdeki bir dışişleri bakanı olarak kendi ülkesini bir başka ülke veya ülkeler topluluğuna alenen şikayet eden ilk dışişleri bakanı olarak siyasi tarih kitaplarındaki yerini alacaktır. Bir başka ifadeyle, en kötü dışişleri bakanlığı nasıl yapılabilir sorusuna en güzel örnek olarak Babacan verilecektir kitaplarda. Böyle bir şikayet hadisesi Türk tarihinde ilk olduğu için de esefle anılacaktır.

Son zamanlarda ‘Dış Şikayet Bakanı’ gibi hareket eden Babacan’ın bu davranışının herhangi bir açıdan tutarlılığı olmaması da Türkiye adına ayrıca üzücü bir durum. Çünkü, eğer Babacan Türkiye’de insanların dini özgürlüklerini yeterince ve rahatlıkla yaşayamadıklarını düşünüyorsa, bunun nihai şikayet merci AB olamaz; zira ortalama üniversite öğrencilerinin de bildiği bir gerçek vardır ki, AB, yüce dinimiz İslâm’ı tanımaz. Gerçek din saymaz ve bu tavrını da raporlarına yansıtır.

O raporları Dış Şikayet Bakanı’nın eline tutuşturur. Ama o bakan, onun başbakanı ve diğerleri o raporları okumadıkları için, mesela dini özgürlükler bölümünde neler olduğunu bilmezler. Öyle anlaşılıyor ki, personellerinden doğru dürüst dinlemezler de. Yoksa bu skandallar olmazdı.

O ilerleme Raporlarının dini özgürlükler kısmında AB’yi ilgilendiren sadece iki mesele yazılıdır ve o iki konuda da AB ciddidir. Birisi Hıristiyan azınlıkların bir çoğu abartılmış sorunlarıdır. Öteki de misyonerlik meselesidir. Misyonerliğin rahatça yapılabilmesi, Diyanet yetkililerinin misyonerlik aleyhine demeç vermemesi, şehir ve kasabalarda misyonerlik yapanların faaliyetlerinin kolaylaştırılması gibi bütün talepler o raporlarda vardır. Ama Müslüman veya İslâm kelimesi dahi geçmez o bölümlerde. Çünkü, yukarıda da vurguladığımız gibi, AB yüce dinimiz İslâm’ı tanımaz.

Durum bu olunca Dış Şikayet Bakanı’nın yaptığının iler tutar bir tarafı kalmıyor. Önce bir bakanın ülkesini dışarıya şikayet etmesi çok yanlış. Bu şikayetin konusu tamamen insafsızca. Çünkü Türkiye İslâm dünyası içerisinde dini özgürlüklerin en iyi yaşandığı ülkelerden birisi değil listenin başında yer alanı. İslâm araştırmaları konusunda İslâm dünyasının liderlerinden birisi. Böyle bir Türkiye’yi Müslüman çoğunluğun dini özgürlüklerini yaşayamadığı için AB’ye gammazlamak şikayet bakanı adına bile insafsızlıktır.

Babacan Türkiye’nin dini özgürlükler konusunda ne derece rahat bir ülke olduğunu bilmiyor olamaz. Eğer mesele başörtüsü/türban ise, onun yasaklanmasını onaylayan da yine AB’nin kendisidir. Babacan’ın onu da bilmesi gerekir. O halde geriye ne kalıyor? Babacan, kafasında ne var ise bunu kamuoyuna açıklamak zorundadır.

Babacan Türkiye’yi kamuoyu önünde AB’ye bu kadar haksız ve izansız bir şekilde gammazlayabildiğine göre, acaba kapalı kapılar ardında neler söylüyordur? Bunu merak etmemek mümkün mü? Böyle bir şikayet bakanı şimdi Amerika’ya gidiyor. Acaba orada ne potlar kıracak? Kamuoyu önünde biraz daha dikkatli olsa bile acaba içerde neler anlatacak?

Bunların hepsi, üzerinde ayrı ayrı durmayı gerektiren meseleler. Ama mesele açık. Dışişleri Bakanı Dış Şikayet Bakanı haline gelmiştir. Bakan Türkiye’yi dışarıya şikayet etmekte ve dışarının Türkiye’ye yönelik şikayetlerini de bize kabul ettirmeye çalışmaktadır. Oysa bu dönemde çok dirayetli bir Bakan’a ihtiyaç vardır. Bakın evvelki gün Rumlar güneyde Ermeni soykırım iftiraları hakkında bir anıt diktiler. Ama bizim şikayet bakanı ortada yoktu; çünkü o sıralarda da Türkiye’yi şikayetle meşguldü. Ne diyelim? Yazıklar olsun!!!


Gülermisin Ağlarmısın ...
Muhalefet edecegiz ya ...
Buyrun burdan yakalım ...
Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
09 Haziran 2008, 10:59:16 ÖS 22
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»

ben de şöyle bir haber okumuştum;

Bu yazı Milli Gazete'de yayınlandı!
 
 
Müslümanalara ve İslam'a yönelik baskıları inkara kalkışıp, "Babacan Türkiye’nin dini özgürlükler konusunda ne derece rahat bir ülke olduğunu bilmiyor olamaz" şeklindeki koskoca yalanı ortaya atan bu yazıyı yayınlayan Milli Gazete, okuruyla daha ne kadar alay edecek?

06/06/2008

İslam ve Hayat
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Ak Partisi'ne muhalefet edeceğim derken ölçüyü kaçırıp bazı ulusalcı isimleri de yazar kadrosuna alan Milli Gazete'de, üstelik Anayasa Mahkemesi'nin başörtüsü düşmanlığına devam kararı aldığı gün öyle bir yazı yayınlandı ki en hafif tabiriyle gazetenin dindar okurlarıyla alay edilmiş oldu.

Daha önce ismi başta kutlu doğum kutlamaları olmak üzere İslami değerlerin açıkça hedef alındığı 28 Nisan e-muhtırasıyla birlikte de anılmış olan ulusalcı Doç. Dr. Hasan Ünal, Tercüman adlı ulusalcı gazetenin yanı sıra düzenli yazı yazdığı Milli Gazete'de, Türkiye'de Müslümanların dini özgürlük sorunu bulunmadığını öne sürebildi. 

"‘Dış şikayet bakanı istifa etmelidir" başlıklı söz konusu yazıda Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Avrupa Parlamentosunda Avrupalı üyelerin Türkiye'deki azınlıkların dini alanda sorunlar yaşadığını öne sürmesi üzerine dile getirdiği "Türkiye'de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor" şeklindeki sözleri eleştiren Hasan Ünal, şu ifadeleri kullandı:

"Önce bir bakanın ülkesini dışarıya şikayet etmesi çok yanlış. Bu şikayetin konusu tamamen insafsızca. Çünkü Türkiye İslâm dünyası içerisinde dini özgürlüklerin en iyi yaşandığı ülkelerden birisi değil listenin başında yer alanı. İslâm araştırmaları konusunda İslâm dünyasının liderlerinden birisi. Böyle bir Türkiye’yi Müslüman çoğunluğun dini özgürlüklerini yaşayamadığı için AB’ye gammazlamak şikayet bakanı adına bile insafsızlıktır.

Babacan Türkiye’nin dini özgürlükler konusunda ne derece rahat bir ülke olduğunu bilmiyor olamaz. Eğer mesele başörtüsü/türban ise, onun yasaklanmasını onaylayan da yine AB’nin kendisidir. Babacan’ın onu da bilmesi gerekir. O halde geriye ne kalıyor? Babacan, kafasında ne var ise bunu kamuoyuna açıklamak zorundadır." 

Müslümanalara ve İslam'a yönelik baskıları inkara kalkışıp, "Babacan Türkiye’nin dini özgürlükler konusunda ne derece rahat bir ülke olduğunu bilmiyor olamaz" şeklindeki koskoca yalanı ortaya atan bu yazıyı yayınlayan Milli Gazete, okuruyla daha ne kadar alay edecek? Milli Gazete'ye para verip alan Müslüman insanlar bunu ulusalcı yazarların böyle yalanlarını okumak için mi yapmaktadır?

Milli Gazete daha ne kadar bu yalanlara sayfalarını açık tutacak? Hasan Ünal'a, dindar insanların paralarıyla yayınlanan Milli Gazete'de Müslümanlarla alay etme imkanı sağlayanlar bakalım bu yanlış tavırlarını daha ne kadar sürdürecek? 

İşte söz konusu yazının linki. Milli Gazeteye tepkilerimizi dile getirelim:

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap



Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
10 Haziran 2008, 12:22:50 ÖÖ 00
Üye Bilgileri
serzeniş_
zemheri
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 602
Nerden:
"Kurşuna sitemdir hislerim Ağlıyor Ellerim!"


WWW Offline
« Yanıtla #2 :»

Alıntı
Muhalefet edecegiz ya ... 

evet muhalefet edecez yaa yaptığım doğru mu ne yapıyorum ben demeden ,düşünmeden nasıl olsa bir açık buldum ki bana göre açık değil bende muhalefetliğimi edim arada kaynaasın ...doğruya doğru yanlışa yanlış demeyi bilmek lazım..ortası yok bu işin...yakışmadı milli gazete bu zihniyetle gidersenizde bu gidişle daha çok eleştirilecek vede nefsinize uyup komik duruma düşeceksiniz...
Logged
23 Temmuz 2008, 12:41:28 ÖS 12
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #3 :»

Afet Ilgaz'dan Ergenekon savunması


Milli Gazete'nin bazı yazarlarının açıkça Ergenekon Terör örgütü zanlılarına destek vermeleri dikkatlerden kaçmıyor.
21.07.2008 17:43
Milli Gazete yazarı Afet Ilgaz son günlerde yazdığı yazılarıyla "Ergenekon Operasyonu" kapsamında gözaltına alınan isimlere destek veriyor. İslamcı kimliğiyle tanınan Milli Gazete'nin Hasan Ünal ve Afet Ilgaz gibi bazı yazarlarının açıkça Ergenekon Terör örgütü zanlılarına destek vermeleri kamuoyunda ilgi çekiyor. Afet Ilgaz'ın Ergenekon Terör örgütü kurucu ve üyeliğiyle suçlanan ulusalcı şahsiyetlere verdiği destek satırları:

6 Temmuz:

"İlhan Selçuk ağır bir kalp ameliyatı geçirdi. Şener Paşa ambulansla hastaneye kaldırıldı. Erbakan Hoca içerde. Bunlar insana Guantanamo'yu hatırlatıyor.

 Biz, Çanakkale savaşlarında, yaralı düşman askerine matarasında kalan son damla suyunu içiren Mehmetçiğin torunları değil miydik? Bomba hikayesi ise bir tuhaf. Nazlı Ilıcak'ın her ağzını açışta, Ümraniye'deki ev, şu kadar bomba diye başlayan Ergenekon yorumlarının aslını teşkil eden bu bombalar imha edilmiş. Hem de haziran ayında. Sanıklardan Vedat Yenerer'in avukatı bu işi ortaya çıkarıyor. Belgesi de var. 12 Haziran 2007'de ele geçirildiği söylenilen bu bombalar tam bir sene sonra 13 Haziran'da, son dakikada imha ediliyor. Bir soruşturmanın delili, soruşturma bitmeden yok edilebilir mi?

7 Temmuz:


"İşin aslı budur. Toprakları için canı yananlar, kimi benim gibi yazı yazar, kimi Şener ve Hurşit paşa gibi miting yapar, kimi Sinan Aygün gibi Atatürk, Kurtuluş savaşları kitapları çıkarır, kimi TV'lerde konuşur, kimi annem gibi, "Beni cepheye yollayın, askerlere çay yapacağım" der, kimi şehid oğlunun başında çırpınır, kimi kesesini doldurur, kimi de bu masum ana gibi, başbakana yalvarır, topraklarımızı satma evladım, günah diye. Bu haykırışı televizyonda duydum, unutamayacağım.

9 Temmuz:

"Yıllarca "Ege"mizi ve "Güneydoğumuzu" koruyan ordulara kumanda etmiş iki paşa tutuklanıyor. En ufak bir insani hüzün yok. Siz değil miydiniz, askerler siyaset yapacaklarsa üniformalarını çıkarsınlar diyen? Yıllarca Türkiye'nin Batıda ve doğuda sınırlarını korumuş olan iki Türk askeri, bu hassasiyetlerin emekli olduktan sonra da sürdürdü diye yapılan bu muamele nedir? Yan gelip yatmalı mıydılar yoksa Başbakan'ın söylediği gibi? Hassasiyetlerini herhangi bir biçimde ve herhangi bir şekilde dile getirmemeli miydiler? Biz bile asker olmadığımız halde elimiz yüreğimizde yaşıyoruz.

Gözaltındaki ölümler nedir? Hazırlanmayan iddianameler nedir? Yaşlı başlı insanların, hem de memlekete bunca hizmet etmiş, senin benim namusumu korumuş insanların saatlerce gözaltında bunaltılması, nedir?

11 Temmuz:

"Bütün büyük haberciler, kaç gündür Özden Örnek Paşa'dan bahsediyor, onunla röportaj yapıyorlar. Benim aklıma Örnek Paşa denilince oğlunun çektiği Gallypoli (Gelibolu) filmi gelir. O zaman çok eleştirilmişti bu film. İçinde Millî hassasiyetler yok, sanki bu filmi yabancılar çekmiş diye. Sponsorları arasında da kimler yok, kimler...

Örnek Paşa'nın iki oğlunun da Çalık Grubu'nda çeşitli ve önemli görevler almış olmaları elbette hiçbir anlam taşımıyor. Asıl anlam taşıyan adamcağızın "ben yazmadım" dediği halde "hayır o yazdı" iddialarının hâlâ devam etmesi. Ne yapsın yani Paşa, yemin billah mı etsin, o günlükleri yazmadığına dair!

Benim aklıma takılan asıl şu: Bilgisayarda günlük yazılır mı? Ben hayatımda böyle şey duymadım. Ha, bir tane duydum. Örnek Paşa'nın günlüğü. Kimse bunun üzerinde durmuyor. Tekrar soruyorum: Başka bir örnek var mı Örnek Paşa'nın örneğinden başka? Bilgisayarda günlükyazılır mı? Yoksa o çok mu "özel" bir yazı çeşididir, insan kalemi ve defteriyle başbaşa mı kalmak ister?"

18 Temmuz:

"Faili meçhulleri de sıraya koydular. Bunlar Sadettin Tantan'ın İçişleri Bakanlığı sırasında hükme bağlanmamış mıydı?

Danıştay cinayeti hükme bağlanamamış mıydı?"

(Timeturk)



Yakacaksın Nargileyi , Yanında Orta şeker Kahve ...
Pek Güzeldir Pier Lotiden manzara seyretmek ...
Bu taraflara hiç bakasım gelmez ama manzara koymuşlar işte ...
Muhterem ve bir O kadarda Mubarek Sayın Erbakanın Elbetteki Ergenokon ile ilişkisi oldugunu düşünmüyorum ...
Olsa olsa vurun bu gömleksizlere talimatının musebbibi olabilir ...
Müsebbib nasıl yazılırdı bilenler bilmeyenlere ögretsin bir zahmet ...
Hasılı Pek Muhterem Afet Ablamızın öve öve bitiremediği o güzide Paşaları ...
Henüz daha gerek cemiyetine gerekse cemiyeti nezdinde bizlere olan sövgüleri henüz taze ...
Elbetteki kinimiz söz konusu degil ..
Agzı olan konuşur ...
Fakat bunca karanlık ilişki varken ortada ...
Kimsede vatan millet sakarya edebiyatının arkasına sığınmasın ...
Gerçi bu sığınma işi biraz afet halini almış ama ...
Ne diyelim ..
Bana muhalif diyenler utansın ....
Selamlar ....
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
23 Temmuz 2008, 04:49:01 ÖS 16
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #4 :»

SP diken üstünde: Acil açıklama geldi


Ergenekon Milli Görüşe sıçradı haberleri Saadet Partisi yöneticilerini harekete geçirdi. SP'den yapılan açıklamada "biz de şikayetçiyiz" dendi ve daha önce yaptıkları bir açıklama hatırlatıldı. İşte partiden yapılan son dakika açıklaması...


 
Saadet Partisi, Ergenekon soruşturması kapsamında göz altına alınan Milli Çözüm dergisi yetkililerinin kendileriyle ilişkilendirilmesi üzerine bir açıklama yayınladı.

Açıklamada şöyle denildi:

Emniyet güçlerinin Konya’da gerçekleştirdiği operasyon çerçevesinde gözaltına alınan bazı şahısların bir kısım medya organları tarafından Milli Görüş ile ilgilendirilmeye çalışıldığı görülmüştür.

Söz konusu gözaltıların “Ergenekon Milli Görüş’e Sıçradı” şeklinde haber yapılması ve bu yolla kamuoyunun yanlış bilgilendirilmeye çalışılması üzerine, aşağıdaki açıklamayı yapma zorunluluğu oluşmuştur:

1- Sözkonusu şahısların parti yönetimimizle resmi ve gayriresmi bir bağı bulunmamaktadır.

2- Sözkonusu şahısların ‘Milli Görüş’ değil, ‘Milli Çözüm’ adlı dergi çatısı altında faaliyet gösterdikleri uzun süredir bilinmektedir.

3- Milli Çözüm dergisi adı altında faaliyet gösteren şahıslar ve faaliyetleri partimiz ve teşkilatlarımız tarafından hiçbir zaman benimsenmemiştir. Hatta teşkilatlarımızdan gelen şikayetler üzerine, sözkonusu şahısların ve faaliyetlerinin partimizle herhangi bir bağının olmadığı, bundan yaklaşık 1 yıl önce kamuoyuna açıkça ilan edilmiştir.

4- 13 Kasım 2007 tarihinde yapılan açıklamamız ve 14 Kasım 2007 tarihinde ‘Kamuoyuna Duyuru’ başlığıyla yaptığımız duyurumuz Milli Gazete’de ve birçok haber sitesinde yayınlanmıştır. Kamuoyunun doğru bilgilenmesi amacıyla 13 Kasım 2007 tarihinde Saadet Partisi Genel Merkezimiz tarafından yapılan bu açıklamayı, yeniden kamuoyunun bilgisine arz ederiz:

“Milli Çözüm Dergisinde yayınlanan görüşler ile bunlar tarafından yapılmakta olan faaliyetlerin, teşkilatlarımızla hiçbir alakası bulunmamaktadır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

13 Kasım 2007

“Milli Çözüm Dergisi yazarları etrafında toplanan kişiler ve bunlar tarafından ne amaçla yapıldığı belirsiz faaliyetlerin teşkilatlarımızla hiçbir alakası bulunmamaktadır”

14 Kasım 2007
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.144 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu