Fetih, imanın zirvesidir

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Güncel Konular (Moderatör: Yonetim) >  Fetih, imanın zirvesidir
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Fetih, imanın zirvesidir  (Okunma Sayısı 180 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
05 Haziran 2008, 09:31:38 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
heska
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 353
Nerden:

Offline
« :»


 
 
Mehmet Talü
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
 04.06.2008 
 
 
 Fetih, bütün insanlığa iyilik ve mutluluk getirmektir. İstanbul’un Fethi, karanlık bir çağı kapatıp yepyeni bir çağ açması hasebiyle tüm dünyaya nüfuz eden manevi, fikri ve sosyal bir açılım olmaktadır. Fetih kelimesi açmak anlamına gelmektedir. Fetih, bir yeri ve orada yaşayanları; bulundukları karanlık dehlizlerden hak ve hakikate çıkarmak demektir. İstanbul’un Fethiyle sadece bu topraklar üzerinde yaşayan insanların değil, Avrupa’da ve o günün dünyasında yaşayan insanların hayatlarında muazzam bir açılım meydana gelmiştir. Sultan Fatih’in havan topları, Bizans surlarını yıktığı gibi, Avrupa’da şatolara sığınarak halkın emeği ve teri üzerinde saltanat süren feodallerin duvarlarını da yıkmıştır. 21 yaşında iken Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin övgüsüne ve müjdesine mahzar olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın, İstanbul’u fethederek gerçek fethin ne demek olduğunu bütün dünyaya öğretmiştir.

Fatih İstanbul’u aldığında halka iyi davranarak savaşın da bir hukuku olduğunu herkese göstermiştir. Bugün Irak’ta, Afganistan’da ve daha dünyanın birçok yerinde Müslüman kardeşlerimize “demokrasi havarileri” tarafından zulmedilmektedir; işkence edilmektedir; kardeşlerimiz hunharca öldürülmektedir. Irak’ta Ebû Garip hapishanesinde yaşanan insanlık dışı işkence görüntüleri hâlâ hafızalarımızda canlılığını korumaktadır. Silahsız Filistinli çocukların nasıl öldürüldüğü gözlerimizin önünden hiç gitmemektedir. Bu sebeple kalbimiz kırık ve üzgünüz.

29 Mayıs 1453... Bu tarih acaba bugün, geçmişiyle bağları tamamen koparılmak istenen bir nesil için ne ifade ediyor?

İstanbul’un fethi bugün bizim için ne ifade ediyor? Dini duyguları dejenere olmuş, tarihine yabancılaştırılmış, hatta düşman edilmiş bu millet, fethin anlamını biliyor mu?

Peki, fethin sembolü Ayasofya neden ibadete kapalı? 21 yaşında İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed’in torunları, ne oldu da hem kendi topraklarında hem uluslararası arenada sefilleri ve zavallıları oynuyor?

Eğri oturup doğru konuşalım... Ve tarihimizi doğru okuyalım. Bugün “Ne olur bizi alın” diyerek kapısında ağlaştığımız AB, Türkiye’ye neden “zavallı ülke” muamelesi çekiyor?

İnsan hakları, hak-hukuk-demokrasi, idam gibi bizim hassas olduğumuz konularda bizi neden köşeye sıkıştırmaya çalışıyor?

Birazcık tarihimizle yüzleşsek ve “Fethin” anlamını bir kez daha düşünsek bu soruların cevabını bulacağız aslında...

Fetih deyince beş şeyi hatırlamamız gerekir:

“Birincisi Fatih’i, Fatih Sultan Mehmed’i, O’nu kutlu bir müjdeye iten iman aşk ve azmi unutmayın!

İkincisi; Hocası Akşemseddin Hazretlerini.. O Akşemseddin ki, “sadece sorulana cevap verip kenara çekilirim” düşüncesinde olmayıp, manevi olduğu kadar, sabahlara kadar mücahitleri siperlerde ziyaret ederek onlara verdiği moral ve gayretlerini de unutmayın!

Üçüncüsü Ulubatlı Hasan’ı... Köyünde iman ve şehadet şuuruyla yetişmeseydi, şehid olacağını bile bile o surlara çıkabilir miydi Ulubatlı Hasan?

Dördüncüsü Ebû Eyyub el Ensari’yi.. O Eyyub el Ensari ki, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’i, Mekke’den Medine’ye Hicret edince O’na ilk iman edip evinde ağırlayan daha sonra da yine O’nun övgüsüne mazhar olabilmek için, 90 yaşında, İstanbul surlarının dibine gelip burada şehid düşmesini..

Beşincisi ise Ayasofya’yı.. Evet Ayasofya.. Her caminin ya da eserin kendine has özelliği vardır.. Ayasofya ise farklı.. Ayasofya Hakk’ın Batıl’a galebesinin işaretidir. Fetihle birlikte bizzat tapusu alınarak vakıf malı yapılan ve camiye çevrilen bir mabeddir Ayasofya..

Ancak Ayasofya 70 yıldır mahzun.. Boynu bükük.. Kısacası Hakk 70 yıldır batıl karşısında ezik ve sahipsiz.. Ayasofya aslında bunun kanıtı.. Hasretle bekliyor minarelerinden uzaklaşan Ezan’ı...
 
 
 
 
Logged
05 Haziran 2008, 09:32:03 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
heska
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 353
Nerden:

Offline
« Yanıtla #1 :»

Fetih, imanın zirvesidir (2) 
 
Mehmet Talü
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
 05.06.2008 
 
 
 Bir zamanlar “Ben kendi topraklarımda Kardinal takkesi görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi yeğlerim” diyen, Osmanlı’nın adaletini arzulayan Avrupa Ülkeleri, ne oldu da şimdi bizlere “insan hakları, demokrasi ve hak-hukuk” dersi verecek seviyeye ulaşabildiler?

Biz neden geri kaldık?... Onlar nasıl ileriye gitti? Ve bu ülkenin dini bütün, tarihe İslâm dinini yaşayarak âdaletleriyle damga vurmuş insanları, “Ne olursa olsun... Ben aç kalmayayım da, varsın kardinaller, papazlar bu ülkede cirit atsın... Benim derdim para-pul, gerisi fasarya” boşluğuna itilebildi?

AB ülkeleri bizimle neden oyuncak gibi oynuyorlar? Bir zamanlar kendilerine “hak-hukuk-adalet” dağıttığımız Avrupa Birliği ülkelerinden şimdi “hak-hukuk-adalet” ithal edecek bir seviyeye neden düşürüldük? İşte bu soruların cevabını verdiğimiz anda “Fethin anlamını” kavramış olacağız... Fetih, bir şehrin düşürülüşü, Ulubatlı Hasan’ın surlara bayrak dikmesi değildir...

Fetih, “Hak geldi batıl zail oldu” düsturunun yansıması olan Ayasofya’da Fatih’in cuma hutbesi vermesidir... Adaletin, mutluluğun, saadetin İslâm dininde olduğunun hatırlatılmasıdır...

ALLAH’ın rızası O’nun dinine sımsıkı bağlanmak ve İslâm’ı yaşamakla mümkündür. Dinimiz mü’minlerin, mallarıyla canlarıyla cihad etmeleri gerektiği üzerinde ısrarla durmuş, dinin cihadla varolacağını beyan etmiştir. Artık bize, her biri birer destan olan zaferleri kazandırmış ecdadımıza layık olmak, Fatih, Yavuz ve Kanunilerin kemiklerini sızlatmamak için elimizden gelen her türlü gayreti göstermek zorundayız.

Dün 21 yaşında İstanbul’u fetheden Fatihlerin torunları olarak bugün içine düştüğümüz durum son derece acıdır. Çünkü 555 yıl sonra Fatih’in İstanbul’unda, Fatih’in Anadolu’sunda görülen manzara yürek paralayıcı bir görünüm arzediyor... O’nun kurduğu camiler, sebiller, türbeler taş taş dökülmekte, çaresizlere çare arayan ve bulan vakıflar, darüşşifalar, hanlar, hamamlar çökmektedir. O muazzam tarihî hazineleri, zamanın silip süpüren ellerine teslim etmek suçların en büyüğü olmuştur. Fatih’in kemikleri, ideallerinin ve eserlerinin unutulmaya gömülmesi karşısında sızlamaktadır. Yarın huzur-u mahşerde yakamıza yapışacak ve hakkını mutlaka isteyecektir. Hiçbirimiz kısır menfaatlerimiz, basit ve sığ hedeflerimiz için O’nun ideallerinden vazgeçme hakkına sahip değiliz. Bizi kuran, yücelten ve yaşatan onlardır. Mazisini unutmuş milletler unutulmaya mahkumdurlar. Mazi, sadece övünmek, gurur duymak için değil, ders çıkartmak ve yine aydınlık ve ışıklı maziler bırakmak için öğrenilir.

Bizim dünyayı aydınlatmaya ve insanlığı toptan kurtarmaya gücü olan bir medeniyetimiz, bir kültürümüz, bir devlet ve millet anlayışımız vardır. Onun varlığını bilmek, o varlığın hamurunda yoğrulmak için vakit geçmektedir. Dedeleri İ’layı Kelimetullah yani ALLAH’ın birliğini, İslamiyeti yüceltme için yaşamış bir milletin çocukları olarak dalıp gittiğimiz korkunç ve karanlık uykudan uyanmak zorundayız. Namluyu kendi öz canına çevirmiş cahiller durumuna düşmemek, cihanın en stratejik, en büyük imkanlara sahip noktasında bulunan yurdumuzda huzurla yaşamak, Fatih’i, O’nun iman, azim ve kararlılığını anlamakla mümkündür. Yedisinden yetmişine bütün bir millet olarak İ’layı Kelimetullah için yaşamasını bilmeliyiz. Başka kurtuluş ve çıkar yol mevcut değildir. Bu bakımdan böyle büyük günlerde sadece anma törenleri düzenlemek ve sadece nefsimiz adına yersiz bir gurur duymak yetmiyor. Önemli olan ecdadımızın temiz ve mübarek ideallerine sahip çıkmak, onların eserlerini canla başla korumak ve önce kendimiz sonra milletimiz ve insanlık alemi için yeni ve büyük fetihler kazanmaktır.

Bizim tarihimiz zaferlerle doludur. Ecdadımız insanlığa ışık tutmuştur. Osmanlı, ülkeleri kuşattığı an bir bütün idi ve Hakk’ı temsil ediyordu. Milletimiz yeniden güçlenmeli, saadetin kapılarını açmalıdır. Bu büyük görev üzerimizdedir.

İstanbul’un fethinden 555 yıl sonra sanki tarih bizlere şöyle seslenmektedir:

“– Zaferleri, ona layık olanlar kazanır...”

ALLAH bizi kendi hidayetinden, dosdoğru yolundan bir lahza, bir an bile ayırmasın. Bizi şanlı ve şerefli tarihimize layık bir topluluk etsin. Amin.
 
 
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.243 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu