Demokrasi -İslam

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Ülkemizden > Demokrasi -İslam
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 ... 9 10 [11]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: Demokrasi -İslam  (Okunma Sayısı 7041 defa)
0 Üye ve 5 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
30 Nisan 2008, 01:59:41 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #150 :»


ercüment özkan demokrasi demiyor ki lideri ümmet seçer diyor.
benim buna itirazım yok ki. bende aynı şeyi diyorum. başka kim seçebilir ki ?

demokrasiyi halkın kendi yönetimini seçmesi olarak algılıyor iseniz ( ki görünen o) bu islamda da var. ve aynı şeydir.

demokrasiyi yöneticiyi halkın seçmesi diyerek süsleyip sunuyorlar.sadece bundan ibaret olarak görülüyor.
ama demokrasi basit bir halkın yöneticisi seçme konusundan öte gördüğüm için kabullenemiyorum.

anlaşamama noktamız burası olabilir mi ?
Logged
30 Nisan 2008, 03:47:46 ÖS 15
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #151 :»

Olayı Ercument Özkana kaydırmak istemiyorum ama ..
Bakış açısından anladıgım ..
Bir nevi Demokratik monarşi gibi bir yol çizmeye çalışıyor ..
Yasama , Yürütme  ve Yargıyı tek elde toplayıp ...
Devlet başkanını halka seçtiriyor ..
Başkanlık sistemi zaten tek başına modern krallık gibi eleştri alırken ..
Birde güçlerin ayrılıgı ilkesini red edersek ...
Sanırım gerçek bir monarşi hakim olur ...
Yani seçilen başkanı ölüm , ihanet, bunama gibi sebeblerle iktidardan ayırabiliyorsunuz ..
Tabi seçim ksımınıda demokrasiyle yapıyorsunuz ...
Evet şimdi anlıyorum demokrasi neden ideoloji ..
Evet bu pencereden bakarsak demokrasi sadece bir seçim degil ...
Bir otokontrol sistemininde adı ...
Seçtiginiz kişilerle mevcut düzenin çatışmalarını minimize eden bir oto kontrol var ...
Seçilmişlik herşeyi halletmiyor yani ...
Yani çogunlugun veya azınlıgın hakimiyetini söz konusu yapamıyorsunuz gerçek demokrasilerde ..
Evet bu anlamda bakıyoruz ve diyoruzki demokrasi süreklilik arz eden bir şeydir ...
Ve anlıyoruz neden demokrasiye hayır denildigini ...
Selamlar ..
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
01 Mayıs 2008, 05:38:51 ÖS 17
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #152 :»

vallahi demokrasiye neden hayır dediğimizi nasıl anladı isen anlamadım ozanca Smiley
ercüment özkan demokrasi demiş demiştin. onun bir makalesi;

               Demokrasi, insanı hevasına uymaya yönlendirir


Ercümend Özkan


İslam toplum düzeninde aslolan, Müslümanların tevhid esası üzerine yükselen değerleri yaşatmasıdır. Bu değerlerde insanı insan eden, insana fıtratına uygun yaşamı sağlayan eşyanın tabiatını tanıma ve hayatı kolaylaştırmak için bundan yararlanmak asıldır. Hayatı tüm insanlar için bir sinema alanı, ahireti ise bu sinemanın sonucunun görüleceği sonsuz bir mekân olarak değerlendiren İslam, yeryüzünü ifsad (bozulma)dan korumayı, insanları ve toplumu münkerlerden uzak tutmak ve ma’ruf ile donatmakla sağlayacağını belirtmektedir. Bu sebeple insanların kendilerinden başlayarak “emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker” yapmaları, insan olarak ilk, önemli ve öncelikli görev olmuştur.


İslâm anlayışında muhalefet ancak, iyinin daha iyi olmasını sağlamaya yönelik bulunması halinde meşruiyet kazanır. Ma’rufu, münkere çevirmeye yönelik düşünce ve davranış asla muhalefetin konusu olarak algılanmamalıdır. Zira insanı daha doğruya götürücü olmayan, bugününü dününden daha kötü hâle getirmeye yönelik düşünce ve davranışların asla muvafakat edilmemesi gereken münkerlerdir. Arzın ifsadına yönelik düşünce ve davranışların asla meşru olmaması gerekir. Bu muhalefet boyutları itibariyle kişinin toplumu ve her hangi bir ferdi ifsad edemeyeceği sınırlara kadar uzanır ve belki ferdin derununa kadar uzanamaz. İslâmî düzen, uygulamaları ile ister ki bir fert dahi bozulmasın, kendine yazık edenlerden olmasın. Bu kendine yazık ediş hem fert hem de toplum için bir yitiktir ki, İslâm, bir ferdini bile yitirmeye, Allah’ın kullarından bir kulun bile kaybına razı olmamaktadır. Zira İslam, herkesi kapsayan ma’rufun bir diğer adıdır. Öyle ki kendi iyiliğini istemeyenin bile iyiliğini istemenin adıdır. İslam’ın Allah’ı, iyi olmaya yönelmiş her insandan sâdır olacak en küçük bir pişmanlığın bile bağışlayıcılıkla karşılayıcısı olan bir Allah’tır. O ğafurdur, rahîmdir.
 

Muhalefet, haktan sapmaya yönelik düşünce ve davranışlara karşı yükselmesi gereken sesin adına denilmeli ve alternatifsiz kabullenilmelidir. Karşı çıkılması, muhalefet edilmesi gerekenin bâtıl olduğunu kabullenenlerin dinine İslam denildiğine göre, hakka muhalefetin hak olabilmesini İslam mümkün görmemektedir. Bu itibarla bâtıl lehine çıkarılacak sesin muhalefet olarak adlandırılması demek, haktan vazgeçmek demektir ki bu ne lügat ne de ıstılahta cevâbı bulunmayan şeydir. Özgürlük insanı nefsinden ibaret ve nefsine râmolma olarak tanımlayan demokrasilerin bir kurumu olduğundan, Allah’a teslim olmuşlukla bağdaşır yanı bulunmayan bir münkerdir. Insanın hevâsına uymasının bir diğer adı olan özgürlük rab olarak Allah’ı kabul edenler için bir münkerdir ki yalnızca kaçınılması, uzak durulması gereken şeydir.
 
Demokrasi insanı hevasına uymaya yönlendiren yaşam biçiminin adıdır. İslam ise insanın Allah’a, O’ndan gelen vahye teslim olmuşluğunun ifadesidir. Ne araç olarak ne de amaç olarak Müslüman’ın datasında bulunmaması gereken bir kirliliktir demokrasi. Kur’an, başından sonuna kadar insanı hevâsına uymaktan uzaklaştırıp vahye uymaya (teslime) yönlendiren kitabın adıdır. Demokrasi ise insanı yalnızca kendi hevâsına, daha da geniş bakıldığında başkalarının (çoğunluğun) hevâsına uymayı esas edinen dünya görüşü ve yaşam tarzıdır. İnsan hevâsına uymaktan uzak durup vahye teslim olmalı iken hevâsına uyarsa demokratik bir yaşam tarzı seçmiş olur. Hâlbuki insandan istenilen vahye teslim olmaktır.
 
Biz insan fıtratını ve eşyanın tabiatını bilen Müslümanlar olarak toplum ve fertlerin düşünce ve davranışlarında vahyin istediği seviyeye yükselmesi gerektiğine inanan kimseleriz. Bu sebepledir ki değerlerimizi tersyüz etmek isteyenlere asla prim vermeyeceğiz. Uyulması gereken esaslar olarak vahyin belirlediği esaslardan başka bir değeri tanıyamadık ve tanımıyoruz da. Ne demokrasinin, ne de Marksist düşünce tarzının insanlara kazandırdığı bir değer tanımadık. Bilakis batı demokratik siyasal sistemi ile insanlığa emperyalizmi, çıkarcılığı, ferdi ve kitlesel zulmü, sömürüyü tanıtmış, bunlardan başka bir değeri bulunmadığını göstermiştir. Marksizm’in ise madde ve içinde saklı çelişkileri, insanlığı kitlesel mahva sürüklemiş ve sonunda iflas edip yeryüzünden çekilmiştir. Geride bıraktığı ise yalnız acılardır.
 
İslam ise en bozuk uygulandığı asırlarda bile insanlığa eğik-bükük de olsa insanî değerler bırakmış, mensuplarının akletmeyi terketmeleri yüzünden tatlı anılar bırakarak uzaklaşmıştır.
 
İnsanın ilerlemesi insanlığını hiç unutmadan düşünmesi ve yaşaması demektir. Fikrî seviyeyi yükselten Kur’an İslam’ı, fert ve toplumu da nefislerindekileri Kur’an’dakilerle değiştirmeleri halinde yücelteceğinin örneğini vermiştir. Bu örneklerin günümüze uyarlanması halinde aynı mes’ud günleri yaşayacağımıza inanıyoruz.
 
İslam topluma ferdi ezdirmediği gibi, ferde de toplumu bozdurmaz. Bu sebeple de bir ‘orta yolu’n adıdır İslam. Ferde toplumu ifsad ettiren demokrasi ile, topluma ferdi ezdiren Marksizm’in ifrad ve tefrid olduğuna, İslam’ın ise bir ‘orta yol’ bulunduğuna inancımız onun tekrar tekrar sağlamasını yapacak kadar kesindir. Üstünlüğünü aklederek gördüğümüz İslâmın, tartışarak üstünlüğünün tartışılmazlığını anlata-biliriz. İslam, onu bizlere gönderenin üstünlüğü ile uyumlu bir üstünlüğe sahiptir. Demokrasi ve Marksizm ise kaynağı olan insan aklının sakatlığı, eksikliği ile maluldür. Bundan dolayıdır ki insan ile Allah ne kadar kıyas kabul ederse, demokrasi ve Marksizm ile İslam o kadar mukayese edilebilir.
 
Mensuplarının topallaması yüzün-den yarışı kaybettiği sanılan İslam her zaman kazanacaktır. Yeter ki “Müslüman’ın” diyenler, Müslüman olmalarının gereğini yerine getirsinler. İslam gerekleri yerine getirildikçe güzelliği görünür, bilinir, yayılır ve kabullenir iken, demokrasi ve marksizm gerekleri yerine getirildikçe çirkinleşmekte, kokmakta ve çevreyi kokutmaktadır.
 
Kur’an’ın içerdiği gerçekler ve onda bulunan yerine getirilmesi gereken gerekler İslam’ın üstünlüğünün tartışıl-mazlığını gösteren gerçeklerdir. Bunu görmek isteyenler onu yalnızca aklederek okusunlar göreceklerdir.

İzlenim Dergisi
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
01 Mayıs 2008, 06:52:45 ÖS 18
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #153 :»

Alıntı
ozanca
Alıntı
alkol konusunda demokrasiye göre halk ne derse o olur. çogunluk yasak derse yasak sebest derse sebest.
ama islamda allah yasak demiş ise cümle ahali serbest olsun dese bile farketmez o yasaktır.
Böyle bir demokrasi anlayışı yoktur Sayın Max ..Olamazda zaten ...Yaşanamaz böylesi bir yönetim şeklinde ...


nasıl yoktur anlayamadım sayın ozanca ?
demokrasiyi ele alalım;
ülkemizde meclis yasası ile akaryakıt istasyonlarında alkollü içki satışı yasaklandı. bakınız demokrasi yasak koyabiliyor.
islamda ise; müslüman isen alkol içmek taşımak satmak..vs..vs...vs yasak. bitti.
fark nedir; demokraside meclis, konulan yasağı kaldırabilir. ama islamda kimse kaldıramaz.
Alıntı
ozanca
Alıntı
allahın hükmü ile hükmetmeyenler kafirdir,fasiktır........ maide 44-45
Allahın hukmu dışına nerede çıkıldıgını gösterebilirmsiiniz ...
Hala aynı şeyi ısrarla söylüyorsunuz ...

hukuk sistemi : allahın koydugu cezaları reddetmek, müslüman olmayan insanların koyduğu cezaları uygulamak
ekonomik sistem : allahın yasakladıgı faizi olmazsa olmaz yapmak. kumarı devlet eli ile oynatmak. fuhuştan vergi alınması ile devlet tarafından yaptırılması
siyasi sistem : müslümanlar ile ittifak kurmak lazım gelirken islam düşmanları ile ittifak kurmak.....
daha ne olsun.

haa bunlar somut örnek.
yani demokrasiyi uygulamayı beceremeyen türkiye örnegi. bir de tam demokrasi uygulansa ne olur :

eşcinsellik serbesttir..
nikahsız beraberlik meşrudur
faiz - kumar - içki - zina kişinin özgür tercihidir karışılamaz...vs..vs


demokrasiyi sadece yönetici seçimi olarak algıladığınız sürece mutabakata varmamız zor görünüyor......


Alıntı
ozanca
Duydunuzmu demokrat ahlak ilkelerini ?  KİŞİ BEDENİ ÜSTÜNDE İSTEDİĞİ GİBİ TASARRUF ETME YETKİSİNE SAHİPTİR
Duydunuzmu demokrat ekonomi sistemini ... BIRAKINIZ YAPSINLAR BIRAKINIZ GEÇSİNLER.
Duydunuzmu demokrasinin ahiret inancına yorumunu .. NE ALAKA ? DUNYEVI BIR FIKRIN AHIRETI OLMAZ KI.
duydunuzmu demokrat egitim sistemini ?   HER TURLU  DOGMATIK INANCTAN (DİNDEN) ARINMIS BILIMSEL VE OZGUR EGITIM

Logged
01 Mayıs 2008, 06:56:53 ÖS 18
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #154 :»



                              Demokrasi Düşüncesi: Eleştirel Bir Yaklaşım


Cemil Arslan

Demokrasi; günümüz dünyasını önemli ölçüde olumsuz yönde etkileyen kavramlardan birisidir. Yaşadığımız asırda, ekseriyetle demokrasinin nimetlerinden yahut müspet taraflarından söz edilmiş, demokrasinin ideal bir yönetim tarzı olduğunu empoze edilmiş,  tüm dünyaya demokratik yönetimin alternatifi olmayan tek bir model olduğu dayatılmış, demokrasi global kapitalizmin ve emperyal düzen ilişkilerinin “kadim bir aracı” olarak sıklıkla kullanılmıştır.

Bu nedenlerden ötürü; küresel/toplumsal olaylar ve olgular sürekli olarak manipüle edilmeye çalışılmış, yeryüzü coğrafyasının sorunları ve açmazları gün geçtikçe artarak adeta çığ gibi büyümüştür.
Bu bağlamda, temel gayem; demokrasinin anlamlarının ne olduğu, tarihsel süreç içerisindeki uygulamaları, demokratik sistemin olumsuz tarafları; aldatmaları, dayatmaları, kandırmaları, düzenbazlıları ve İslam Dini ile demokrasinin ne ölçüde bağdaşabileceğini açıklamak, tartışmaya açmak, masaya yatırmak veya mercek altına almaktır.
   
Demokrasinin kelime anlamları:

Demos: “Halk”; Kratia veya kratos: “Yönetim veya iktidar” anlamına gelen sözcüklerin birleşmesinden oluşmuştur. Kavramı ilk olarak M.Ö. 5. Yüzyılda Yunanlı tarihçi Herodot kullanmıştır. Dolayısıyla demokrasi denilince; “halk iktidarı, halkın yönetimi” anlaşılmaktadır. ABD eski Başkanlarından Abraham Lincoln demokrasiyi; “halkın halk tarafından, halk için yönetimi”; Churchill’e göre; “en iyi idare şekli değil, ama kötü tarafları en az olan bir idare şekli” biçiminde tanımlamışlardır.

Genel tanımları:

1)      Demokrasi, her şeyden önce siyasal otoritenin halka ait olduğu siyasal rejime verilen addır.
2)      Demokrasi, bireyin siyasal iktidara karşı tavır almasına olanak tanıyan rejimdir.
3)      Demokrasi, iktidarın halk tarafından ve halk için kullanılacağı bir siyasal modelin adıdır.

Demokrasinin tarihsel gelişim süreci:


Demokrasinin klasik modeli, Eski Yunan (Antik Yunan) uygarlığı döneminde, tipik örneğini Atina yönetiminin oluşturduğu şehir veya polis devletine dayanır. M.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda Atina’da işleyen doğrudan demokrasi, genellikle halk katılımının yegâne ve saf modeli olarak gösterilir.
Atina demokrasisinde sınırlı bir katılım sözkonusu idi. Siteyi (kenti) ilgilendiren önemli kararların tamamını, bütün yurttaşların katıldığı meclis alırdı. Sözkonusu kararların alındığı toplantılar yılda en az 40 defa yapılırdı. Tam zamanlı yani daimi olarak çalışacak görevlilere ihtiyaç duyulduğunda, kura yöntemi uygulanırdı. Kurayla belirlenen kişilerin görevleri oldukça kısa süreliydi. 500 vatandaştan bu konsey, meclisin icra komitesi (yürütme organı veya hükümet) olarak görev yapmaktaydı.
Ancak Atina’da uygulanan demokrasi, hakikaten oldukça tartışmalı ve bir o kadar enteresan bir yönetim tarzı idi. Çünkü katılım hakkı sadece 20 yaşın üstündeki Atina doğumlu olan erkeklere tanınmıştı. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan köleler, kadınlar ve yabancıların siyasal hakları bulunmuyordu. Dolayısıyla, nüfusu yaklaşık 300.000 olan Atina’da yönetime ancak 30.000 kişi katılabilmekteydi. Atina toplumu genellikle köle emeği üzerine oturtulmuş bir ekonomik yapıya sahipti ve en yoksul Atinalının dahi çok sayıda kölesi mevcuttu.
Klasik Çağ’ın önemli düşünürü Aristo’nun ifadesiyle demokrasi kısa zamanda demagojiye dönüşmüştü. Ona göre demagoji; “bir toplumun duygularını çelerek ya da bir toplumu kandırarak kendi çıkarlarını koruma ve yürütme yolu” idi. Bu tespit, gerçekten değerlendirilmesi icap eden önemli bir yaklaşımdır. Keza demokrasinin hakiki karakteri, aslında bu perspektiften öte bir şey değildi.

Bu dönemdeki demokrasilerin ortak karakterleri; halkın yapılacak idari işlere katılması veya devlet yönetimine katkıda bulunmaları olayı yalnızca fikri planda gerçekleşmiştir.  Hülasa, demokratik yönetim biçimi sadece lafta kalmış, uygulama alanına yansıtılmamış yani teoriden pratiğe dönüşmemiştir.

Ortaçağda tarihi ve derin bir durgunluk dönemi yaşayan Avrupa’nın sosyal ve siyasi yapısı; gerek Avrupa’nın bu dönemdeki politik yapılanmasının (feodalitenin) ve gerekse skolâstik felsefenin ve batıl Hıristiyan inancının olumsuz etkileriyle tam bir duraklama yahut gerileme dönemi yaşamıştır. Daha doğrusu; Avrupalılar için bu dönem karanlık bir dönem olarak telakki edilebilir. Çünkü bilim ve felsefe alanlarındaki gelişmeler tümüyle sekteye uğramış, zaten yok denecek kadar az olan özgürlükler ve insan hakları rafa kaldırılmış, tam tersine Doğu ve İslam dünyası bu dönemde altın çağını yaşamıştır.
Avrupa’da Yeniçağ’ın başlangıcına kadar sosyal ve siyasi sistemler; nüfuzlu insanların, derebeyi ve toprak sahipleriyle kilisenin kontrolü altındaydı.

Endüstri Devrimi’nden sonra Avrupa’da feodal düzenin yani senyör ve derebeylerin yerini sanayiciler veya zengin burjuva sınıfı (şehirli zenginler) almıştı. Bu kapitalist / sermayedar ve emperyal sınıf, kendi döneminden önceki senyör ve derebeylerin zulüm ve baskılarını belki fazlasıyla yaşatmıştı. Adeta halk, yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmuştu.
Bu dönemde mazlum, mağdur ve masum konumdaki kitleler; sosyal, siyasi ve ekonomik haklarını elde etmek için büyük mücadeleler vermişler, canlarını ortaya koymuşlar ve büyük bedeller ödemişlerdi. Çünkü demokratik sistem; yoksullardan çok zenginleri temsil ediyor, çoğu zaman fakirlerin mecliste temsil edilme oranı adeta devede kulak misali kalıyordu. Milletvekili adayı olma şartları öyle tespit edilmişti ki, bu olanakları ancak servet sahipleri aşabiliyor, fakirler ise seçime bile giremiyordu.
Neticede demokrasi; kapitalizmin, liberal düzenin ya da küresel sermayenin kaçınılmaz bir simgesi haline dönüştü. Marksist paradigma da demokrasiye sahip çıkmaya başlamış ve liberallerin demokrasiyi bozduklarını ve gerçek hedefinden saptırdıklarını iddia ve ifade etmişlerdi. Bu yaklaşıma göre; “Sınıflı toplumlarda demokrasi, hâkim sınıf tarafından yürütülen diktatörlük şekli”dir.

Demokratik sistemin olumsuz tarafları:


1)
Demokratik seçimlerin sonucunda halk, temsilcileri aracılığıyla yönetime veya devlet idaresine katılamamaktadır. Halkın siyasi partiler kanalıyla ya da aracılığıyla seçtiği milletvekillerini denetlemesinin mümkün olamadığı gibi aynı zamanda milletvekillerine ulaşamaması sözkonusudur. Dolayısıyla demokratik söylemler, yasalar, parlamento, halk yönetimi, v.b yapılanmalar hayali/spekülatif olmaktan öteye gidemeyecektir. Kısaca şekilsel, görünümsel veya formel/biçimsel bir temsil sistemi etkin bir biçimde varlığını sürdürüyor.

2) Demokrasinin olumsuz bir yönü de bireye tanınan aşırı hürriyettir. Tamamen bireyci bir yaklaşımı esas alan demokratik ve laik düzen; egoizmi/bireyselliği birinci plana almakta, toplumun genel beklentilerini veya toplumsal değerleri ikinci plana düşürmektedir.
Bu durumda topluma zarar veren görüş, davranış ve icraatlar; bireysel özgürlüğe engel olur bahanesiyle serbest bırakılacak, toplumsal asayiş dejenere olacak; toplumsal yozlaşma artacak, her türlü sapkın ve azgın eylemler sıradan bir alışkanlık şekline dönüşecektir.

3)
Ekonomik yönüyle kapitalizm, siyasi yönüyle liberal demokrasi, sosyal yünüyle toplumun çözülmesi / bozulması şeklindeki sapmalar, seküler felsefe v.b batılı paradigmayı oluşturan bütün değerler; her şeyden önce Allah’ın hayatı düzenlemek ve hayatı adaletle ayakta tutmak üzere indirmiş olduğu İslam hukuku ve İslam düşüncesiyle taban tabana zıt düşmektedir.
Diğer taraftan; “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diye ifade edilen liberalist felsefe; sınırsız ve sorumsuz bir kazancı meşru görmüş,  bu anlayışı daima teşvik etmiş, aç gözlü, kıskanç ve arsız bir insan tipi yaygınlaşmış ve insani değerler pervasızca ayaklar altına alınmıştır. Laik düzen; din, aile ve ahlak gibi kutsal değerleri yok etmeyi amaçlamış, en hassas ve mahrem konular bile kitle iletişim araçları vasıtasıyla acımasızca teşhir edilmiştir.

4) Günümüzde demokrasi, insan hakları, özgürlükler, sivil toplum v.b kavramlar kapitalizmin, egemen güçlerin veya küresel sermayenin yoğun ve kesintisiz bir baskı aracı olmuştur. İslam ülkeleri ve diğer emperyalist olmayan 3.dünya ülkeleri azgelişmişlikle, demokratik olmamakla, geri kalmışlıkla, insan haklarına saygı göstermemekle v.b iftira, kandırma, kampanya ve çeşitli yaftalarla suçlandı, dışlandı, bu ülkelerin yeraltı ve yer üstü zenginlikleri tarumar edildi. Bu devletlerin müstez’af halkları öldürüldü, işkenceye uğradı, en kötü muamelelere maruz bırakıldı. Gelecekleri ipotek altına alındı, hayalleri ve umutları çalındı. Bütün bunların hepsi sözde demokrasi için, zenginlik için, refah için, insan haklarının ihyası için yapıldı. Bombalar; demokrasinin; petroller ise özgürlüklerin en şanlı sembolü oldu.

İslam İle Demokrasi Genellikle Bağdaşmaz:


Neticede İslam’ın, insanların dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen ilahi kaynaklı bir din; demokrasinin ise, insanların kendi akıl, irade, düşünce ve bilgi birikimine dayalı olarak ortaya çıkardıkları bir yönetim biçimi olduğunu vurgulamak gerekir. Bu vurguyu yapmamın ana hedefi; bu iki kavramın, birbirinin zıddı, birbirinin alternatifi ya da birbiriyle tamamen uyuşan unsurlar gibi takdim etme gayretlerinin doğru olmadığını vurgulamaktır, yansıtmaktır.

Bu yüzden, İslam’ı bir “din” olarak kendi kulvarında; demokrasiyi de bir “yönetim şekli” olarak kendi kulvarında değerlendirmek gerekir. Bunu yaparken, sadece kavramlara takılıp kalmamak, kavram karmaşasına girmemek ve bu kavramların muhtevasını objektif ve gerçekçi bir bakış açısıyla karşılaştırmak zarureti vardır. Demokrasi bir araçtır; İslam dini ise tüm insanlığın yegâne amacı ve temel hedefidir.  Demokrasinin hararetle savunduğu bazı temel değerlerin hakikatte İslam’ın özünde zaten var olduğu hepimizce bilinen bir gerçektir.
 
Bu noktada, İslam ilahiyatçılarının bir kısmı tarafından kabul edilen önemli husus şudur: Kur’an tarafından, adı açıkça belirtilen ve insanlara emredilen herhangi bir yönetim biçimi mevcut değildir. Ancak hem Kuran’da, hem de Hz. Peygamber’in uygulamalarında, yöneten ve yönetilenlerin sorumluluklarını açıklayan ve hassasiyetle vurgulayan evrensel prensipler vardır. Dünyanın herhangi bir bölgesinde, dönemin ihtiyaçlarına, insanlarının kültürel yapısına, oluşan siyasi şartlara, zamanın ve coğrafyanın getirdiği imkân ve zorunluluklara göre, yönetim modeli geliştirilebilir.

“Onların işleri, aralarında danışma iledir.” (Şura: 38)

Yine, İslam’ın benimsediği idari yapı; danışma (meşveret) üzerine kurulması gerektiğinden hareketle, “herhangi bir şahsın diktatörlüğüne dayanan "otokrasi"den; üstün azınlık sınıfının hâkimiyetine dayanan "oligarşi"den; kişilerin heva ve heveslerine göre idare ettiği veya idare etmeye çalıştığı “demokrasi” veya "demagoji"den ayrılır.”
İslâm'daki istişare sistemi çoğunluk veya azınlık farkı gözetilmeksizin imkân dâhilinde herkesin görüşünü almayı gerektirmekte, ancak görüşler içinde tercihe şayan olanın, parmak hesabıyla değil, derin ve tarafsız aklî araştırma neticesi tespit edilmiş olanın tatbik mecburiyetini içermektedir. İslam dini nicelikten çok niteliğe önem verir. Nicel çoğunluğun yerine nitel azınlığı tercih ettiğini rahatlıkla ifade edebilirim.

Özetle; İslam dini, bir taraftan ferdin korunmasını emrederken; diğer taraftan toplumsal hassasiyetlere atıfta bulunur ve içtimai ruhun canlı ve dinamik tutulmasını ister.
Toplumsal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik eder.
İnsanları ahlaklı davranmaya ve bencil davranmamaya yöneltir. Bu yüzden dolayıdır ki; fertlere yüklenen her sorumluluğun, toplumsal hayata bakan bir yönü vardır ve ferdin sadece kendi nefsini düşünerek yaptığı ibadetler bile muteber, makul ve makbul sayılmamaktadır.
Allah’ın rahmeti, mağfireti ve bereketi tüm inananların ve inancının gereğini ifa edenlerin üzerine olsun…

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
01 Mayıs 2008, 07:09:45 ÖS 19
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #155 :»

Alıntı
nasıl yoktur anlayamadım sayın ozanca ?
demokrasiyi ele alalım;
ülkemizde meclis yasası ile akaryakıt istasyonlarında alkollü içki satışı yasaklandı. bakınız demokrasi yasak koyabiliyor.
islamda ise; müslüman isen alkol içmek taşımak satmak..vs..vs...vs yasak. bitti.
fark nedir; demokraside meclis, konulan yasağı kaldırabilir. ama islamda kimse kaldıramaz.
Off benim kara yazgılı vatanım oyyy ...
Tamam hadi meclisi toparla ...
Degiştir bakalım anayasanın ilk 3 maddesini ...
Degiştirilmesi teklif dahi edilemez maddeleri var degilmi ...
Sadece koyacagın madde şudur ..
anayasada mevcut kurallar Kurandaki kesin hukumler ile çatışamaz ...
Veya tek tek sayarsın bunlar Anayasanın temel taşlarıdır degiştirilemez dersin ...
Kilit filan vurmana gerek yok ...
Nasılki İslam toplumunda yönetim tarzın ne olursa olsun degiştireceklerini düşünemiyorsan ...
Demokrasiyi bir siyasal yöntem olarak benimsemiş islam toplumundada degiştirilmeyecegini düşüneiblirsin ...
Bu kadar basit ..
yoksa senin aklındaki İslam toplumu Anayasayı kilit altında filan tutmayacak degilmi degiştirilmesin diye ...
Aynı şeyleri ötekilerde yapabilir sonucta insanlardır önemli olan ...


Alıntı
eşcinsellik serbesttir..
nikahsız beraberlik meşrudur
faiz - kumar - içki - zina kişinin özgür tercihidir karışılamaz...vs..vs
Gerçekten bunların Demokrasinin bir ürünü oldugunumu düşünüyorsun ...
Seküler dünya görüşünün bir ürünü olmasın sakın ...


Alıntı
KİŞİ BEDENİ ÜSTÜNDE İSTEDİĞİ GİBİ TASARRUF ETME YETKİSİNE SAHİPTİR
önastezi niye yok ayıptır sorması ? buda kişisel bir tercih ? neymiş demokrasi ....


Alıntı
BIRAKINIZ YAPSINLAR BIRAKINIZ GEÇSİNLER.
Bu nasıl bir ekonomik sistem anlamadım ?




Alıntı
NE ALAKA ? DUNYEVI BIR FIKRIN AHIRETI OLMAZ KI.
Komunizmde .. Budizmde ... Kapitalizmde bile deşelesen bulursun ...
Varlık sorusu her ideolojinin her felsefi akımın cevap aradıgı bir sorudur unutmayasın ...


Alıntı
HER TURLU  DOGMATIK INANCTAN (DİNDEN) ARINMIS BILIMSEL VE OZGUR EGITIM
Avrupada neden kütür kütür kilise okulları , universiteleri , Kreşleri var ??
Bu yani belki bir ihtimal galiba Laisizmin bir söylemi olmasın ...


Lütfen Demokrasiyi anlamaya çalışalım ...
Demokrasi olmasın olmazsa olmaz degil ..
Ama neyi sundugumuzu konuşalımda demokrasimi sizinkimi kıyasa gidebilelim ...
Sizinki İslam yönetimi biliyorum Anayasada Kuran ...
Bunu açın isterseniz ...
Nedir bu ?
Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
01 Mayıs 2008, 09:00:35 ÖS 21
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #156 :»

Alıntı
ozanca
Alıntı
eşcinsellik serbesttir..nikahsız beraberlik meşrudur.faiz - kumar - içki - zina kişinin özgür tercihidir karışılamaz...vs..vs

Gerçekten bunların Demokrasinin bir ürünü oldugunumu düşünüyorsun ...
Seküler dünya görüşünün bir ürünü olmasın sakın ...


demokrasi neyin ürünü ? seküler dünya görüşünün olmasın sakın !!! Wink

Alıntı
ozanca
Alıntı
KİŞİ BEDENİ ÜSTÜNDE İSTEDİĞİ GİBİ TASARRUF ETME YETKİSİNE SAHİPTİR

önastezi niye yok ayıptır sorması ? buda kişisel bir tercih ? neymiş demokrasi ....


meclis yasa çıkarır ötanazi de serbest olur. batıda bazı ülkeler de yok mu ?

Alıntı
ozanca
Alıntı
BIRAKINIZ YAPSINLAR BIRAKINIZ GEÇSİNLER.

Bu nasıl bir ekonomik sistem anlamadım ?

liberal ekonomik sistem. demokrasi ile ne alakası var dersen bakınız üstteki seküler  kavramı Smiley

Alıntı
ozanca
Alıntı
NE ALAKA ? DUNYEVI BIR FIKRIN AHIRETI OLMAZ KI.

Komunizmde .. Budizmde ... Kapitalizmde bile deşelesen bulursun ...
Varlık sorusu her ideolojinin her felsefi akımın cevap aradıgı bir sorudur unutmayasın ...


bazılarında olması bazılarında olmasını gerektirmez. ortak yanları olacaktır her inancın ve ideolojinin...

Alıntı
ozanca
Alıntı
HER TURLU  DOGMATIK INANCTAN (DİNDEN) ARINMIS BILIMSEL VE OZGUR EGITIM

Avrupada neden kütür kütür kilise okulları , universiteleri , Kreşleri var ??
Bu yani belki bir ihtimal galiba Laisizmin bir söylemi olmasın ...


başından beri vurguladım. demokrasi ile laiklik kardeş gibidirler. laiklik ile hayattan kovulan dinin yerine demokrasi ile nefis ilahlaştırılmıştır.

Alıntı
ozanca
Lütfen Demokrasiyi anlamaya çalışalım ...


ihtiyacımız yok ki. islam bize yeter. haa islam yetmiyor diyorsanız tamam demokrasiyi de ekleyelim voltranı oluşturalım Smiley



Alıntı
ozanca
Sizinki İslam yönetimi biliyorum Anayasada Kuran ...
Bunu açın isterseniz ...Nedir bu ? Selamlar ...


Smiley islama göre bir devlet düzeni önermek bir kişinin hele benim gibi sıradan bir kişinin işi değil. bu islam akidesi ve hukuku alanında uzmanlaşmış alimler istişaresinde geliştirilecek bir sistemdir.

ben kendi kafamdakini anlatırım ama o benim anladığım islam olur. herkes az çok eksik fazla doğru yanlış birşeyler anlamıştır.


ama somut örnek istersen işte sana hizbin islamii devlet yönetiminin açıklaması. hem de en ince detayına kadar:
doğrudur yanlıştır tartışılır ama adamlar en azından öneri sunmuşlar....

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLAYINIZ


İSLAMDA YÖNETİM NİZAMI adlı  kitaptan başlıklar şunlar :

İSLAMDA YÖNETİM NİZAMI

1.Mukaddime
2.Giriş
3.İslâm'da Hüküm (Yönetim)
4.İslâm Devleti
5.İslâm'da Yönetim Şekli
6.İslâm'da Yönetim Şekli Krallık Değildir
7.İslâm'da Yönetim Şekli Cumhuriyet Değildir
8.İslâm'da Yönetim Şekli İmparatorluk Değildir
9.İslâm'da Yönetim Şekli Federal Sistem de Değildir
10.İslâm'da Yönetim Nizamı Hilâfet
11.İslâm'da Yönetimin Esasları
12.Egemenlik Şeriatındır
13.Sulta (Otorite) Ümmete Aittir
14.Tek Bir Halife Nasbetmek Farzdır
15.Hükümleri Benimseme Hakkı Yalnız Halifenindir
16.Devlet Organları
17.Halife
18. Halifede Aranan Şartlar
19.Halifelik Aktinin Gerçeklesmesi İçin Aranan Şartlar
20.Efdaliyeti (Üstünlügü) Gerektiren Şartlar
21.Hilâfet Sözlesmesinin Yapılması
22.Zorla Yönetimi Ele Geçirmenin Hükmü
23.Hilâfet Akti Kimlerle Gerçekleşir?
24.Halifeyi, Halifelik Makamına Kimler Getirir?
25.Biat
26.Hilâfete Talip Olmak
27. Halifeyi Göreve Getirmenin Yolu
28.Yerine Birini Tayin Etmek ya da Vasiyet Yoluyla Hilâfete Geçmenin Hükmü
29.Velayit-i Ahd (Veliahtlik) Sistemi ile Hilâfete Geçmek
30.Halifenin Başkanlık Süresi
31.Halifenin Tayini İçin Müslümanlara Tanınan Süre
32.Halife Tektir
33.Halifenin Yetkileri
34.Halifenin Yönetim Altında Bulunanların İslerini  Idare Keyfiyeti
35.Halife Hüküm Benimseme Hususunda Şer'i  Hükümlerle Kayıtlıdır
36.Halifenin Azli
37.Ümmetin Halifeyi Azletme Yetkisi Yoktur
38.Halifeyi Azletme Yetkisi, Mezalim Mahkemesinin
Elindedir
39.Hilâfet Devleti Beşeri Bir Devlettir, İlahi Bir Devlet Değildir
40.İslâm'da Liderlik Ferdîdir, Kollektif Değildir
41.Muavinler
42.Tefviz Muavinleri
43.Tefviz Muavininde Aranan Şartlar
44.Tefviz Muavinini Görevlendirme Şartları
45.Tefviz Muavininin Görevi
46.Tenfiz Muavini
47.Cihad Emiri
48.Diş Iliskiler Dairesi
49.Savaş Dairesi
50.İç Güvenlik Dairesi
51.Sanayi Dairesi
52.Ordu
53.Ordunun Kısımları
54.Ordunun Bayrak ve Sancakları
55.Ordu Kumandanı Halifenin Kendisidir
56.Ordunun Askeri ve İslâmi Kültürle Kültürlendirilmesi
57.İslâm Devleti Sürekli Cihad Halindedir
58.Valiler
59.Valilerin Tayini ve Azledilmesi
60.Valinin Yetkileri
61.Halife Valilerin Uygulamalarını Araştırmalıdır
62.Yargı
63.Kadıların (Hakimlerin) Çeşitleri
64.Hakimlerde Aranan Şartlar
65.Hakimlerin Tayini
66.Mahkemelerin Teşkili
67.Muhtesib
68.Muhtesibin Yetkileri
69.Mezalim Hakimi
70.Mezalim Hakimlerinin Atanması ve Azledilmesi
71.Mezalim Hakiminin Yetkileri
72.İdari Yapı
73.İdari Yapı, Yönetim Değil, Yönetme Üslûbudur
74.Genel Müdürlüklerin Teşekkülü, İşleri Gözetme Kapsamına Girer
75.İdari Bölümler
76.Genel Müdürlüklerin Yönetim Politikası
77.Devlet Organlarında Görev Alma Hakkına Sahip Olanlar
78.Devlet Memurlari Ücretle Çalıştırılan Kimselerdir
79.Ümmet Meclisi
80.Şûra Hakkı
81.Şûranın Hükmü
82.Ümmet Meclisi Üyelerinin Seçimi
83.Ümmet Meclisine Üyelik Süresi
84.Ümmet Meclisine Üyelik
85.Ümmet Meclisinin Yetkileri
86.Herhangi Bir Engel Olmaksızın Konuşma ve Görüs Belirtme Hakkına Sahip Olmak
87. İslâm'in Eksiksiz Olarak ve Bir Defada Uygulanması
Farzdır, İslâm Hükümlerinin Uygulanmasında Tedricilik Haramdır
88.Zaruret Hallerinin Hükmü
89.İslâm, Yönetimin Polisiye Yönetim Olmasını Haram Kılar
90.İslâm, Müslümanlara Eziyet Etmeyi ve Onlara Karşı Casusluk Yapmayı Haram Kılmaktadır
91.İslâm İle Hükmeden Müslüman Yöneticiye İtaat Etmek Farzdır
92.Masiyette İtaat Yoktur
93.Yöneticileri Denetlemek (Muhasebe Etmek)
Müslümanlara Farzdır
94.Apaçık Küfür İzhar Ettiği Takdirde Yönetici Ile
Çarpişmak Farzdır
95.Siyasal Partilerin Varlığı, Farzı Kifayedir

okumak için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLAYINIZ


bu arada demokasiyi hiç de hayırlı anmıyorlar :

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
DEMOKRASİ KÜFÜR NİZAMIDIR
ONU ALMAK, TATBİK ETMEK VE ONA DAVET ETMEK HARAMDIR
Logged
02 Mayıs 2008, 01:48:49 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #157 :»

Evett nihayet sonun başlangıcı göründü ...
Konu yeteri kadar kıvama geldi bence ..
Öncelikle uzlaşabildigimiz konu şu oldu bence ..
Demokrasimi İslammı gibi bir tercihihn söz konusu olamayacagı ...
Demokrasinin karşısına ancak İslami Yönetim biçiminin konabilecegi ....
Her ne kadar Demokrasinin ayrı bi din oldugunu iddia etsekde ...
Demokrasinin karşısına diktigimiz "şey"lerin karşılıgı İslami Yönetim biçimidir ...
Ve ikiside detaylı incelendiginde aslında çokda farkların olmadıgı ..
Esas ana farkın bakılan nokta oldugudur ...
Şuur sahibi her Müslümanın Allah'ın mutlak kudret ve Rabb ligini kabul ettigi , Kanun ve Hukumlerin Allah'tan bagımsız düşünülmeyecegi esas alınırsa Aslında Muslumanların Demokrasi serüveninde yeri bellidir ..
Fakat Demokrasiye İstemezuk derken yerine birşeyleri koymamızın kendimizi ifade edebilmek için gerekli oldugunu anladık sanırım ...
Bizler devlet başkanımızı 1400 yıl önce seçimle iktidar ettik ...
Ve Üstelik Devlet başkanı seçtik ...
Demokrasinin dogusunda anlatılan ideal demokrasi ile bugun yogrulmuş kıvamlanmış demokrasi arasındaki farkları biz çok önceleri hemde Bedevi bir toplumda gerçekleştirdik ...
Gunumuzde gerçekleştiremedigimiz bu degerlere elbette yitirdigimiz özümüze dönerek sahip olacagımız tartışılmaz bir gercek ...
Kaldıki Amerikayı yeniden keşfetmenin anlamı olmadıgı gibi ...
İnsanneslinin tüm birikimleriyle buldugu bu sistemleri elbette İslam süzgecinden gecirip ayıklamaya tabii tutmanın zarardan çok yarar saglayacagıda aşikardır ..
Bugun İran ( kimse yanlış anlamasın Devrim süreci degişim süreci pek çok araştırmaya sebeb olmuştur ) bizdekine benzer siyasal düzenlemeler  yapmak istemektedir ...
Aydınları bunu tartışmaktadır ... ne yapılabilirligi konuşulmaktadır ...
Sonucta Toplumuda yenileseniz sisteminizide yenileneseniz maddi anlamında toplumsak haytaın işleyebilirligi farklılıklar göstersede öz itibariyle aynı mantıkla çalışır ...
Diyoruz ya İslam Fıtrat dinidir ....
Batının veya Batılın iman yerine aklı Allah yerine Halkı koymuş olması Madde baglamında çokda farklılıklar arzetmez ...
Mana anlamında bakılınca ise içinden çıkılmaz boşluklara yuvarlanmaya mahkum olur ...
Demokrasi İslamdır , İslam Demokrasiyi barındırır , Demokrasi İslamla Örtüşür vs .. gibi söylemlere girmeyecegim gereksiz çunki ...
Bizi ilgilendiren şeyin neyin nasıl tanımlandıgı degil ...
Neyin nasıl işledigi,  neyin nasıl ilerledigi , Neyin nasıl geliştigidir ...
Keşke zamanımızda egemen güç biz olsaydık bu tartışmaların hiç biri yapılmasıydı ...
Fakat şunu unutmamız lazım Osmanlı Batı Güçlendigi için çökmedi ...
Osmanlı çöktügü için Batı Güçlendi ...
Zamanımızdada aynı son Batıyı beklemektedir ...
İslam toplumları gözle görülür bir yükseliş ve kendine geliş sürecine girmiştir ...
Bu süreçte bize düşen tanımlara kalıplara şekillere renklere dillere takılmadan gelişmek ve geliştirmektir ...
"Onlar ki, sözü dinler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahipleridir." Zümer 18
Ki Kendini Müslüman olarak tanımlayan herkesin boyunun borcu olan her nefesini dahi Allah'tan bagımsız düşünemeyecegidir ...
Evet sözün özü ....
Demokrasi Batının olsun ...
Bize degerlerimiz yeter ....
Benden buraya kadar ...
Selamlar ...


Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
02 Mayıs 2008, 02:39:24 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #158 :»

Alıntı
ozanca
Evet sözün özü ....
Demokrasi Batının olsun ...
Bize degerlerimiz yeter ....
Benden buraya kadar ...
Selamlar ...

eyvallah allah razı olsun......
bizden de selamlar......
Logged
03 Mayıs 2008, 02:09:24 ÖS 14
Üye Bilgileri
hallacı mansur
Ziyaretçi
« Yanıtla #159 :»

DEMOKRASİ ,ALDATMACADIR.....
 bir ülke düşünün ki halkın seçtiği başbakanı ve cumhurbaşkanını bile konuşturmuyorlar ve korkutuyorlarsa  siz hengi demokrasiden bahsediyorsunuz

 CHP devlet kadrolarına yerleşmiş  ve ben bu devleti almışım ve kimseyede vermem ve herşey benim isteklerime göre yapılacak diyor  ve halkın meclisini iş yapamaz hale getiriyor  ve kafasına göre düzmecelerle hükümeti alaşşağı yapmaya çalışıyorlar ,, bunlar dünyadan utanmasalar bugün askeri darbe yapacaklar... gerçi yaptıklarıda DARBE.aslında...
Logged
27 Şubat 2011, 11:46:55 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #160 :»




Wilders: Demokrasi ile İslam uyuşmaz

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

27 Şubat 2011 / 15:11

Geert Wilders, Nu.nl’ye verdiği röportajda yine İslam ve Müslümanlar hakkında konuşuyor. Wilders İslam ile Demokrasi arasındaki ayrıma işaret ederken, insanların demokrat olabilmeleri için ‘dinlerini bırakmaları’ gerektiğini söylüyor…

Geert Wilders röportajı:

Ortadoğudaki gelişmeler hakkında nasıl düşünüyorsunuz?


“Oradaki insanların diktatörleri yıkma isteklerini olumlu karşılıyorum. Bu da gerçekleşecek gibi, fakat gözümüzden kaçmaması gereken bazı tehlikeler var. Bunları küçümsememek gerekiyor.”

“Örneğin iki hafta önce Pew Research Center’ın yaptığı araştırmayı okudum. Rakamlar ne kadar doğru bilemem, ama araştırmaya göre Mısırlıların yüzde doksanı zina suçundan hüküm görmüş kadınların recm cezasına çarptırılmalarına ve yüzde sekseni dininden dönen insanların öldürülmelerine olumlu bakmakta.”

“Burada müslüman kardeşlerden bahsetmiyoruz, ortalama Mısır halkından konuşuyoruz. Bunu ciddiye almamız gerekiyor.”

“Bunu Libya için de düşünebiliriz. Bingazi çevresinde dindarlar bulunmakta. Herşey her an değişebilir, tamamen tersi de olabilir veya daha kötü bir durum söz konusu olabilir.”

Bu rakamlara bir anlam yükleyebilir misin?

“Bunu Gazze’de gördük. Sorun dikta bir rejimin başta olması ve bir orta sınıfın bulunmamasıyla alakalı. Gazze’de Hamas’ın yaptığı gibi Müslüman Kardeşler de o boşluktan faydalanmakta.”

“Aç kalanlara, hastaya veya yardıma muhtaç kişileri sahiplendiler ve böylelikle halkın desteğini kazandılar.”

Ama örneğin Mısır’da protestocuların büyük kısmı üniversiteli gençler idi.


“Kendimizi kandırmayalım. Tahrir meydanında Al Jazeera kameralarına yansıyan gençler idi, ki bu gençler yakınında bulunan Amerikan Üniversitesi’nde okuyorlar. Bunlar ortalama Mısır halkını temsil etmiyorlar. İnsanlar hep gördüklerine aldanmaktalar.”

Yani siz aslında Ortadoğu’da demokrasilerin doğmasını beklemiyorsunuz?

İslam ile demokrasi bağdaşmaz. Bunlar birbirinin zıddıdır. Bunlar aynen su ile ateş gibi birbirinden ayrı şeyler. Bu tabii ki müslümanlar ile demokrasinin bağdaşmadığı anlamına gelmez. Ben de zaten her zaman bir ideoloji olan İslam ile insanlar arasında ayrım yapmışımdır.”

Yani İslam ile demokrasi bağdaşmıyor, ama demokrasi ve müslümanlar bir arada olabilirler?


“Evet, fakat müslümanlar –biraz çelişkili görünüyor olsa da– giderek İslam’dan uzaklaşmaları gerekiyor. Deyim yerindeyse, ne kadar az müslüman olunursa bu o kadar iyidir. Bu olmazsa demokrasi olmaz zaten ve olan da sahte bir demokrasi olur”.

Sizce bu halk isyanları bir aydınlanmayla sonuçlanır mı?

“Bu İslam ile asla mümkün değildir. Yapılan açıklamaları iyi dinleyin, bunlar hep dini demeçler kullanıyorlar.”

“Akşamları vaktim olduğunda Arab televizyonlarını seyrediyorum, hepsi var bende. Söylenenlere iyi bakalım. Bunları duyduğumda, bir aydınlanmadan bahsetmek çok zor oluyor.”

Ne söylüyorlar mesela?

“Halife istiyorlar, İslami bir devlet. İtalyan Dışişleri Bakanı da bunu söylemekte: ‘Söylediklerine kulak verin, yüzbinlerce insan Libya’yı halife yapmaya çağırmakta’.”

Uluslararası camia bu konuda ne yapabilir?

“Ne yapabilir ki? Siz söyleyin. Soykırım dünyanın hiç bir yerinde kabul edilmez. Bu konuda bunları önlemek için baskı uygulamak gerekiyor, ama sonuçta seçimi yine Mısır veya Libya halkı yapacak. Tek yapabileceğimiz bu konuda iyi sonuçlanmasını ummak ve iş tersine giderse de uzak durmak.”

Giderek daha az müslümanın dini ibadetlerine bağlı kalması düşünülemez mi?

“Sorun sadece ibadetlerle alakalı değil, bir de siyasi sistemde sorun var. Herkes müslüman kardeşlerin şeriat getirmesinden korkuyor. Fakat, kaç zamandır bilmiyorum, bu şu anki anayasada zaten mevcut. Yasalar yapılırken bu şeriat esas alınmakta. Bunu hiç bir muhabir yazmıyor.”

Zamanında katolik kilisede ayrışmalar oldu. Bu İslam için niye söz konusu olmasın?


“Aradaki farklar çok büyük. Kur’an Allah’ın kelamı, bu hıristiyan inancında böyle değil. Augustinus zamanında iki farklı alemden bahseden teori üretilmişti: Tanrının kanunları ve dünya kanunları. Bu iki ayrı alem fikri kısa zamanda kabullenildi, ki buna göre biri diğerine fazla karışamazdı. Bu Kur’an öğretisin emretme yetkisinden çok farklı.”

“İslam ile hıristiyanlığın kıyaslanabilir olduğunu düşünenlerin hiç de İslam’dan haberleri yok. Ben istemiyorum değil, fakat bu asla mümkün değil. Nasıl ki bir arabayı uçak yapmak mümkün değilse, bu da böyle mümkün değil.”

Yani bir demokrasi gerçekleştirmek için insanlar dinlerini bırakmaları gerekiyor?


“Evet, bu kesinlikle söz konusu. Başka türlü olmaz.”

Böyle bir sonuç bekliyor musunuz?

“Düşünmüyorum. Yalnız müslümanlar, veya ülkeler bizim tanıdığımız İslam’dan vazgeçerlerse mümkün olabilir. Çünkü İslam değişmez, ama insanlar değişebilir.”

Kaynak: Nu.nl

Haber: Ahmet Alınpınar/Hollanda

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Logged
27 Şubat 2011, 11:58:23 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #161 :»



demokrasi demişken demokrasi üzerine kapsamlı makalelerin olduğu bir sayıyı paylaşmak istiyorum (geç de olsa) ;



Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

   
İktibas'tan "Demokrasi" dosyası

İktibas Dergisi, Şubat sayısında ağırlığı Demokrasi konusuna veriyor. Türkiye ve dünyada estirilen rüzgarlara karşın Demokrasi’nin sadece bir yönetim tarzı olmadığı, dinin hüküm koyduğu her alana sirayet ettiği vurgulanarak, İslami açıdan masaya yatırılıyor.
Share |
12/02/2011


    İktibas Dergisi, Şubat sayısında ağırlığı Demokrasi konusuna veriyor. Türkiye ve dünyada estirilen rüzgarlara karşın Demokrasi’nin sadece bir yönetim tarzı olmadığı, dinin hüküm koyduğu her alana sirayet ettiği vurgulanarak, İslami açıdan masaya yatırılıyor.

    Derginin Yorum sayfalarında “Demokratik Özerklik” konusu işlenirken, Kavram bölümünde ise Demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan “Sivil Toplum” üzerinde duruluyor.

    Değerli düşünür-yazar Atasoy Müftüoğlu “Gerçek umutlar için” başlıklı yazısında, “Her türlü sapmaya yozlaşmaya karşı bilincimizin teyakkuz durumunda olmasını sağlayabilmeliyiz. Parçalanmış bir İslami dil, duyarlılık, algı ve yorumla, güçlü ve kuşatıcı bir bilinç çağrısı yapamayız. Her tür bencilliğin insanı adalet’ten uzaklaştırdığını hatırlamalı, bizleri ümmet dayanışmasına yabancılaştıran bencillikleri terk etmeliyiz.” sözleriyle hak üzerinde birleşmenin başarı için mutlak olduğunu hatırlatıyor.

    Mehmed Durmuş, “Demokrasi nedir?” sorusunun doğru yanıtını verebilmek için, kavramın bütün unsurlarını ayrı ayrı tahlil ettiği yorumunda “Demokrasinin sadece siyasal bir yönetme tarzı olduğunu söylemek -eğer cehaletten değilse- demokrasiyle ilgili bazı hususları dikkatlerden gizlemek amacına matuf olmalıdır. Zira Din’in hüküm koyduğu hiçbir alan yoktur ki orada demokratik bakıştan da bahsedilmesin. Kısacası ahlâktan ekonomiye, sanattan hukuka kadar her alanda insan hayatına demokratik yaşam ilkeleri yön vermek istemektedir. İslam bir taraftan sindirilip edilgen hale getirilirken, demokrasi aynı oranda baskın/etken hale getirilmekte olduğunu” ifade ediyor.

    Mustafa Bozacıoğlu, ‘Demokrasi’ yorumunda insanı ‘kutsal’ sayan Demokrasinin her şeyin merkezine insanı, aklı ve bilimi koyduğunu ve aşkın/üstün güç tanımadığını vurguluyor.

    Ahya Aras, “Demokrasi İslam’ın ne yanına düşer?” başlıklı yazısında ”İslam’la demokrasi ya da başka herhangi bir siyasal ideolojiyi karşılaştırırken öncelikle şu hususun netleşmesi gerekir: İslam, siyasî talepleri olmayan, bireysel olarak insanın dindarlık duygularını tatmine yarayan bir inanç manzumesi ve bir tapınma biçimi midir? Yoksa aynı zamanda ferd ve toplum hayatını düzenleyen bir hayat nizamı mıdır?” sorularını yanıtlıyor.

    Cemil Soylu, “Kim hükmedecek Tanrı mı insan mı?” başlığı altında “Suratını asıp, sırtını dönüp bu eskilerin masallarıdır diyenlerin cevabı şimdiden belli. Peki ya iman iddiasında olanların cevabı belli mi?” sorusuyla içe dönük bir eleştiride bulunuyor.

    Dergide ayrıca “İslam Devleti’nden demokratik cumhuriyete” yazısı ile Erdal Bayraktar, “Fıtratımıza yüklü melekelerin hakkını vermek ve İktibas Dergisi” ile Mustafa Atav, “Derdi dert edinmek” ile Muhammed Celil, “Atasoy Ağabeye hayır dua” ile Mehmed Durmuş’un diğer bir yazısı da bulunuyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Logged
04 Mart 2011, 06:01:11 ÖS 18
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #162 :»




Emre Kongar'dan "Üç basit soru"



Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde "Siyasal İslam ve Demokrasi İçin Üç Basit Soru" başlığı altında sorduğu sorulara dürüst yanıtlar arıyor...

Siyasal İslam ve Demokrasi İçin Üç Basit Soru

Emre Kongar - Cumhuriyet

Necmettin Erbakan’ın vefatı ve görkemli cenaze töreni, Siyasal İslam’ın Türkiye’deki tarihsel serüvenini ve yaşanan sorunları bir kez daha irdelememize yol açtı.

Bu sorunların irdelenmesinde odak noktası genellikle 28 Şubat olayıydı. Dolayısıyla tartışmalar askerlerin siyasal rolü ile sınırlı kaldı.

Sanki Türkiye’deki bütün sorun Siyasal İslam ile askerlerin siyasetteki rolünden ibaretmiş gibi ele alındı.

Oysa sorun çok daha genel:

Siyasal İslam’ın askerler ile olan ilişkileri bu genel sorunun sadece bir yönü.

Genel sorun, ne yazık ki hem evrensel bağlamda hem de Türkiye özelinde Siyasal İslam’ın demokratik laik rejimle olan ilişkileri açısından ele alınmadı.

Bu eksiklik belki de Siyasal İslam’ın çeşitli görünümlere sahip olmasından ve hem dünyada hem de Türkiye’de yeni oluşumlar yaşanmasından kaynaklanan belirsizliklerden dolayı ortaya çıktı.

***

İşe Siyasal İslam’ın farklı görünümlerine işaret etmekle başlarsak daha anlamlı tartışmalar yapabiliriz:

Örneğin, en aşırı uçta, Siyasal, Radikal, Dogmatik İslam’ın, terörü de bir araç olarak kullanan temsilcisi El Kaide, bir evrensel model midir?

Örneğin Suudi Arabistan’daki, Kuveyt’teki Siyasal İslam:

Bir ailenin, otoriterliği de aşan bu totaliter yönetim biçimi bir evrensel model midir?

Örneğin İran’daki Siyasal İslam:

Şah’ın otoriter rejimine karşı demokratik bir başkaldırı olarak başlayıp, totaliter bir rejim olarak son bulan İran’daki Siyasal İslam, evrensel bir model olarak kabul edilebilir mi?

Örneğin Gazze:

Bir direniş hareketi olarak dikkati çeken ve halkın oylarını da alan, katı bir şeriatçı rejim uygulaması yapan HAMAS deneyimi, Siyasal İslam için evrensel bir örnek midir?

Örneğin Malezya:

Özerk bölgelerde seçim mekanizması ile iktidara gelen yönetimlerin uyguladıkları şeriat rejimleri, Siyasal İslam için bir evrensel model olabilir mi?

Ya Ortadoğu’daki ve Kuzey Afrika’daki ayaklanmalar?

Mısır’daki otoriter rejime karşı isyan, ordunun yönetiminde nereye gidecektir?

Tunus’un kaderi nasıl belirlenecektir?

Libya’nın geleceğinde neler olacaktır?

Öteki İslam ülkelerindeki olaylar nereye gidiyor?

Ve son olarak bütün İslam âlemi içinde anayasası tek ve biricik olarak demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayalı olan Türkiye:

Siyasal İslam’ın temsilcisi kabul edilen bir iktidar Türkiye’yi nereye götürmektedir?

Daha “ileri bir demokrasiye” mi...

Yoksa “ileri demokrasi” adı altında totaliter bir İslami rejime mi?

Her nereye doğru giderse gitsin, Türkiye, bugün ve yarın Siyasal İslam için evrensel bir model oluşturabilir mi?

Bu konuda sadece iktidardaki AKP değil, muhalefetteki Saadet Partisi, HAS Parti, Türkiye Partisi, tarikatlar, cemaatler ne düşünüyor?

***

Pek doğal olarak dünyadaki Siyasal İslam’ın çeşitli görünümlerini ve uygulamalarını temsil edenlere soru soracak halimiz yok, o nedenle üç basit soruyu en azından kendimize sormak istiyorum:

1) Bir insan hem Müslüman hem de demokrat ve laik olabilir mi?

2) Siyasal İslam için, demokrasi ve laiklik sadece bir sandık mekanizması mıdır, yoksa devamlı bir yaşam biçimi olarak da kabul edilebilir mi?

3) Kendini Müslüman olarak tanımlayan bir kadın başını açmakta, tesettüre girmemekte özgür müdür?

Sorular bu kadar az ve basit.

Bu sorulara Siyasal İslam’ın temsilcileri tarafından verilecek dürüst yanıtları soğukkanlı bir biçimde tartışabilirsek, Siyasal İslam’ın ve demokrasinin Türkiye’deki ve dünyadaki ilişkisini ve geleceğini de daha salim bir biçimde değerlendirebiliriz diye düşünüyorum.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Logged
16 Mayıs 2011, 11:45:41 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #163 :»



Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap



demokrasi konusu ile ilgilenenler için tavsiye;


köklü değişim dergisinin son sayısı (mayıs-2011) demokrasi konusuna ayrılmış ve tanınmış isimler ile röportaj yapmışlar.
ben daha bugün yeni aldım inşallah kısa sürede okurum.

katılımcılar:
ahmet kalkan
kürşat atalar
rıdvan kaya Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
(okumak için tıklayınız)

mehmet durmuş
ali öner
mustafa çelik
oğuz eser
yalçın içer
ali kaçar
necmettin ırmak
hayri kırbaşoğlu
hüsnü aktaş
şahımerdan sarı


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK

« Son Düzenleme: 18 Mayıs 2011, 04:59:11 ÖS 16 Gönderen: maxpayna » Logged
Sayfa: 1 ... 9 10 [11]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 1.025 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu