yılbaşı kültürü ve müslümanlar

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > GÜNDEM DIŞI > yılbaşı kültürü ve müslümanlar
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: yılbaşı kültürü ve müslümanlar  (Okunma Sayısı 2988 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
02 Ocak 2008, 02:08:01 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #15 :»

Alıntı
Aysegul
Alıntı
Yeni bir yıla güzel girmek adına,içinde olunulan yılın son gününü eğlenerek mutlu geçirme çabasımı( ki bu meşru eğlence dairesinde olabilir mi?)


Smiley olamaz sanki... zira ben uyudum. şimdi bir inanışa göre ben uykulu bir yıl mı geçireceğim  Grin


şaban piriş bu konuda güzel değinmiş:


Alıntı
Bugün yılbaşı geceleri bir çılgınlığın, eğlencenin ve umudun gecesidir.
Ertesi gün ise yeni bir yıla uyuyarak ve kendini kaybetmiş olarak girmenin gecesidir.
“Bir yıla nasıl girersen o şekilde devam edermiş” batıl inancının yaşandığı gecedir.
Bir yıla nasıl girersen o yıl öyle devam etmez.
Bir yılı nasıl programlarsan ve o programa uyarsan sonuç alabilirsin.
Boş hayaller ve batıl inançlar sadece ahlaksız ve amaçsız çılgınlıkları meşrulaştırmak için kullanılıyor. İnsanların umutları piyango biletleri ile kesiliyor, biçiliyor ve yok ediliyor. Ertesi gün birkaç kişinin haksız kazanç edinip, milyonların hüsranla umutlarını bir sonraki yıla kadar ertelediği bir sonuç çıkıyor karşımıza…
Kur’an bize “İnsan için çalıştığından başkası yoktur.” Kuralını açıklıyor. Ama kör gözler bu gerçeği görmek ve öğrenmek istemiyor. çünkü...............


yazının tamamı için
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
TIKLAYINIZ
Logged
02 Ocak 2008, 03:31:11 ÖÖ 03
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4225
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #16 :»

program önemli evet.
biz miladi takvimi kullanıyoruz ister istemez bizim için bir değişiklikdir yılbaşı..
muhasebeciler bilir mutlaka hesabı tutulmalı illaki

ha bide avrupa birliğine girdik girmedik giriyoruz giremiyoruz tartışmaları yaşanırken..

a.b. ülkelerinde kişi başına yıllık kitap okuma sayısı 29 bilginize..ilgimize...
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
02 Ocak 2008, 12:35:59 ÖS 12
Üye Bilgileri
Aysegul
Emektar Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3265
Nerden: Bursa

WWW Offline
« Yanıtla #17 :»

Alıntı
program önemli evet.

Organizasyonlar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Yeni Yıla Hayırla Girdiler

İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde "yılbaşı kutlamaları" adı altında içkili-dansözlü rezaletlere imza atılırken, Anadolu insanı farklılığını ortaya koydu. Çocuklara bile içki içirilen ve adına çağdaşlık denilen rezaleti reddeden akl-ı selim Müslümanlar, yılbaşı gecesini Kur'an okuyarak, dinleyerek geçirdi.

Vakit
Logged
02 Ocak 2008, 04:29:34 ÖS 16
Üye Bilgileri
yigunes
Emektar Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 13
Nerden: Kocaeli

Offline
« Yanıtla #18 :»

Güncel bir konu hakkında başlık açan maxpayna'ya; konuyu sorularla daha nitelikli ve yapıcı bir tartışma minvaline taşıyan bbetull'e ve müdahil olan diğer kardeşlerimize teşekkürler.

Eleştiri, nitelikli ve yapıcı olduğu müddetçe taraflara faydası olur. Çözüme alternatif sunmadan yapılan eleştiri ise kimseye faydası olamayacaktır.

***

Basın-yayın, brujuva sınıfı veya başka yolarla ülkemize ithal edilen yılbaşı kültürü maalesef müslüman saf anadolu insanının da kültürü arasında yer almaya çalışmaktadır.

İster popüler kültürün, ister basın-yayının empoze ettiği kültür olsun; bir gerçek varki, bu ve buna benzer 'bizden olmayan' bir çok şeyin kültürümüzü, inancımızı, insanımızı etkisi altına almasın.

En masumumuz bile evinde sadece televizyonu açması, kültür ve inanç erozyonuna tabi olması için kafi olacaktır. Bunun örnekleriniz mübarek günlerde de müşahede etmekteyiz.

Asıl üstünde müzakere edilmesi gereken; bunun engelleme yolları ve alternatif yolların bulunması olabilir. Aysegul'un aktardığı son örnek buna güzel bir örnek teşkil etmektedir.


 
Logged
20 Ocak 2008, 09:56:33 ÖS 21
Üye Bilgileri
Aysegul
Emektar Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3265
Nerden: Bursa

WWW Offline
« Yanıtla #19 :»

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Milli Piyango talihlisi donarak öldü

Milli Piyango biletine büyük ikramiye çıkan Mehmet Sarıoğlu, yaşadığı baraka tipi evinde soğuktan donarak öldü.

DENİZLİ (CİHAN)

Denizli'nin Sarayköy ilçesine bağlı Tırkaz köyünde 40 yıl önce Milli Piyango biletine büyük ikramiye çıkan Mehmet Sarıoğlu (81), yaşadığı baraka tipi evinde soğuktan donarak öldü.
40 yıl önce 20 bin liralık büyük ikramiye kazanan Sarıoğlu'nun cesedi, köy bekçisi İbrahim Kıyak tarafından bulundu. Yatağının altında Milli Piyango biletleri ve listeleri çıkan Sarıoğlu'nun beş gün önce öldüğü anlaşıldı.

Hiç evlenmeyen Mehmet Sarıoğlu'nun hayatı, 40 yıl önce aldığı piyango biletine büyük ikramiye çıkmasıyla değişti. Bir anda zengin olan Sarıoğlu, köyünde bir ev yaptı ancak zamanla parası kalmayınca komşuları bakmaya başladı. Yeşil Kart sahibi Sarıoğlu, devletten aldığı yaşlılık maaşıyla geçimini sürdürürken kısa bir süre önce evi yandı. Köylüler, aralarında topladıkları paralarla evi tamir ettirdi. Kimsesi olmayan Sarıoğlu'na Sarayköy Devlet Hastanesi'nde yapılan otopside, donarak öldüğü belirlendi.

Köylüler, Sarıoğlu'nun sefalet içinde öldüğünü belirterek, "40 yıl önce 20 bin lira ikramiye tutturdu, bir ev yaptı. Sonra yokluk içindeydi, köylü bakıyordu kendisine. Yiyeceğini içeceğini temin ediyordu. Bildik bileli fakir bu adam. Ailesi olmadığı için bakanı da yoktu. Bazen piyango bileti alıyordu." dediler.

19.01.2008  Yenişafak
Logged
20 Ocak 2008, 10:08:26 ÖS 22
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #20 :»

Anne çoçuk arasındaki diyalog ...
- Oğlum ocakla oynanmaz yanarsın ...
-Oğlum be yavrum elektrik priziyle oynanmazzzz ...
-Oğlum evladım cam bardaklar atılmaz ....
-Oğlum dunkofum keseceksin bi tarafını oynama o bıçaklaaaa...
-Hey mahluk bırak o makinayı ha bi otur oturdugun yerde yaaaaaaaaaa....
bam güm çat pat ...
-Anne be sana hiç çoçukla oynanmaz diyen olmadımı çek elini kulagımdan ....
Sonuç Annede rahatladı çoçukta ...
Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
20 Ocak 2008, 10:14:00 ÖS 22
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #21 :»

İŞTE ONLARDAN BİRİ

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

1998’in Milli Piyango talihlisi Semra Kozan, haram paradan hayır gelmediğini yaşayarak gördü. Kozan’ın 18 yıllık yuvası dağıldı.. Aldığı yazlık yıkıldı.. Lüks arabasıyla kaza yapan oğlu ölümden döndü.

1998 yılında aldığı Milli Piyango biletine büyük ikramiye çıkan (100 milyar TL) Semra Kozan’la, aradan geçen 9 yıl içinde hayatında ne gibi değişiklikler olduğunu konuştuk. Kısa yoldan kazanılan büyük paralar ile dünyası alt üst olan sayısız örnekten sadece biri o. Semra Kozan, Vakit’e yaptığı açıklamada, “Beni piyango talihlisi olarak nitelendiriyorlar. Oysa piyango talihlisi değil; piyango mağduruyum. Çok para huzur getirmiyormuş. İkramiyeden önce daha huzurluydum. Bir yuvam vardı. Şimdi yok” diye konuştu.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
AYRINTILAR İÇİN TIKLAYINIZ



VE DİĞERLERİ İLK İŞ OLARAK EŞİNİ BOŞADI
1999 yılında Sayısal Loto’dan 340 milyar lira ikramiye kazanan Osman Kaplan, ilk iş olarak eşini boşadı. Denizli’nin Çivril ilçesinde yaşayan ve marangozluk yapan Kaplan, iki daire verip boşandığı eşinden sonra İzmir’de Pınar Şirin adlı şarkıcıyla 20 milyar lira harcayıp Hilton’da muhteşem bir nişan yaptı. Ancak, 6 ay sonra nişanlısından ayrıldı. Parasının nasıl bittiğini kendisinin de anlayamadığını anlatan Kaplan’ın şu sözleri nasıl bir hayat yaşadığını ortaya koyuyordu: “Hızlı bir hayat yaşadım, para bitti, her şey bitti.”

O DA 45 YILLIK EŞİNİ BOŞADI

Bir başka Sayısal Loto “talihlisi” Ekrem Çetin ise, 7 çocuğunun annesi 45 yıllık eşinden ayrıldı. Eşi Bakiye Çetin’in ve çocuklarının kendisini tehdit ettiklerini ileri süren Samsunlu Ekrem Çetin, açtığı boşanma davasında eşine milyarlarca lira ödedi.

KALP KRİZİ GEÇİRDİ
2004’te Tokat’ın Turhal ilçesinde yaşayan Halil Ateş ve oğlu Volkan Ateş’in sakin yaşantıları, Milli Piyango’nun 10 trilyonluk ödülünün isabet etmesiyle bir anda hareketlendi. Volkan’ın çeyrek bileti, aile için 2.5 trilyonluk bir servet anlamına geliyordu. Turhal bu haberle ayağa kalkmıştı ki, Volkan Ateş’in bileti kaybettiği haberi bütün ilçeyi kapladı. Bileti kaybeden Volkan; olayın şokuyla kalp krizi geçirdi. Biletin çalınmış olabileceği düşüncesiyle savcılığa yaptığı başvurudan da sonuç alamayan Ateş, uzun süre kabuğuna çekildi. Vakit’e, olaydan bir yıl sonra yani 2005’te yaşadıklarını anlatan baba Halil Ateş’in ilk cümlesi çok ilginçti: “Bu bizim ailemiz için çok kazançlı çıktığımız bir kayıp oldu.”


Logged
26 Aralık 2011, 05:55:06 ÖS 17
Üye Bilgileri
TaLiA
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2663
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #22 :»

Eski insanların düz mü, yuvarlak mı diye tartışıp durdukları dünya gün geçtikçe iyice küçülüyor. Çeşitli ulaşım ve haberleşme vâsıtaları yardımıyla bu gerçeği hepimiz fark ediyoruz.
10-15 saatte dünyanın en uzak bir ucuna gidebilme, bütün ülkelerde olup bitenleri televizyonda seyretme imkânına sahibiz. Bu gelişme ve ilerleyişin iyi tarafları olduğu gibi, zararlı yönleri de vardır. Çünkü, olayları kendi arzularımıza göre yönlendirmemiz, istediğimiz şekle kanalize etmemiz mümkün değildir. Bunun için iyisi de, kötüsü de kapımızı çalmakta, hayatımıza girmek için izin istemektedir. Her "yeniliğe" gümrüksüz olarak geçiş izni verirsek, beraberinde getirdiği her şeyi peşinen kabullenmiş oluyoruz demektir.

Başta Avrupa ve Amerika olmak üzere yabancı kaynaklı âdet, yaşayış tarzları, görgü kuralları, gazete, dergi, kitap, radyo, televizyon, internet gibi basın ve yayın organlarıyla sosyal hayatımıza karışmakta, günlük yaşantımıza girmektedir. Sevgililer günü, evlilik yıldönümü, anneler günü, doğum günü ve yılbaşı bu yeni adetlerden birkaçı.

Bu "ithal" âdetler bizim ne daha önceki millî âdetlerimizde vardı, ne de sünnette ve İslâmî geleneklerimizde...

Zaten bu alışkanlıkların çoğunun "anayurtlarından" çıkışları bile bir asrı bulmuş değildir. Dinî tâbiriyle "bid'at" sayılan bu âdetlerin bize gelişi çok eski bir tarihe dayanmıyor. Olsa olsa Cumhuriyetten bu yana bir geçmişi vardır.

Fakat kabul edelim veya etmeyelim; bu âdetleri kendi evimize sokmasak bile, yakınlarımızda ve çevremizde görüyoruz. Bazen kendimizi böyle bir kutlamanın içinde bulduğumuz bile oluyor.

Öyleyse bir âdet olarak bu yenilikler karşısında nasıl bir tavır takınmalıyız?

Bu çeşit meselelerde niyet başta gelir. Neyi düşünerek, aklından hangi maksadı geçirerek yapıyorsa, kişi ona göre karşılık görür.

Meselâ, ihmal ederek yıl boyu görüp gözetmediği, arayıp sormadığı annesini sadece "anneler günü" geldi diye, bir hediye alarak yanına varır, halini-hatırını sorarsa; bu ziyâreti dinin kendisinden istediği bir yükümlülük olarak değil de, sadece Batıdan gelen bir âdet şeklinde yaptığı için ne sevâbını alır, ne de mükâfatını görür. İşte, İslâm'ın benimsemediği bid'at budur. Yılbaşı geldiği zaman da, Hıristiyan dünyası yapıyor diye onlara uyarak çam diker, hindi keser, eğlenceler düzenlerse, şüphesiz, bu da meşru olan bir davranış sayılmaz.

Bütün bunlarda kişi iyi niyet taşımadığı için şu hadis- i şerife muhatap olur:

"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa onlardan sayılır." (Ebû Davud, Libas: 4)

Yâni onları taklit ettiği için sorumlu olur, günaha girer.

Ancak bu âdetleri hayra dönüştürme durumu da vardır.

Hemen her fırsatta, imkânımız dahilinde anne-babamıza gereken ilgiyi gösterir; bunun yanında "anneler, babalar günü" geldiğinde de o vesileyle gönüllerini hoş edersek, bu güzel bir şey olur.

Yılbaşı için de aynı şeyi söylemek mümkündür. Bir mü'min için yılbaşı, ömür binasından bir taşın daha düştüğünün işâretidir. Ahiret yurduna biraz daha yaklaştığımızın işaretidir. Bu şuur ve uyanıklık içinde her zaman yapmayı bir alışkanlık haline getirdiğimiz gibi, yılbaşında da aynı muhasebeyi yapsak hiç de zararlı bir şey olmaz.

Doğum günü için de aynı husus geçerlidir. Bu, çocuğumuzun bir yaşını daha tamamlayıp büyüdüğünün alâmetidir. Bu vesile ile, bayram günlerinde olduğu gibi, imkânımız kadarıyla bugünde de bir hediye ile yavrumuzu sevindirirsek güzel bir davranış olur.

Zaten, Müslümanlar olarak övünç kaynağımız Peygamberimizin (a.s.m.) doğum yıldönümünü mevlitler, hatimler, dualar ve salâvatlarla kutlamıyor muyuz? Yâni, diğer bir ifâde ile Batı kaynaklı bu âdetleri Müslümanlaştırırsak hem kendimiz istifade ederiz, hem de başkalarına örnek oluruz.

Mehmed Paksu
Logged

Ne BeYaN-i HaLe Cu'ReT, Ne FiGaNa TaKaTiM VaR.Ne ReCa Yi VaSLa GaYReT, Ne FiRaHa KuDReTiM VaR...
26 Aralık 2011, 07:24:09 ÖS 19
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4225
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #23 :»


Güven Adıgüzel

 
Demre’li Aziz Nicholaus’ı biliyorsunuzdur. Noel Baba diyenler de var tabi. 2000'li yıllarda bu bizim Demre’li Niko’nun ünlü Rus Heykeltıraş Patoski tarafından bronzdan yapılmış bir heykeli dikilmişti Demre meydanına, bilenleriniz vardır. Peki, sonra ne olduğunu da hatırlayalım mı?

5 yıl sonra 2005’in şubatında dönemin Demre Belediye Başkanı Süleyman Topçu heykeli görünce ‘bu ne olum, bu ne biçim noel baba böyle’ demiş olacak ki, heykeli hemen kaldırtıp yerine, kapitalizmin son icadı olarak -reklamlık imaj çalışmasının ürünü- olan sırtında torbasıyla bir coca-cola hizmetkârı olan yavşak ruhlu o amcanın heykelini diktirmişti.

Tüketim kültürünü yaygınlaştırmak ve çocukları etkilemek maksadıyla oluşturulmuş bir kapitalizm aldatmacasının tarihsel bir değere sahip Aziz Nicholaus’a biçtiği kılıf maalesef buydu. Ama asıl üzücü olanın ‘bu ne biçim noel baba böyle’ diye düşündürten reklam kampanyasının 'yönetenlere' yani -toplum adına karar vericilere- kadar sirayet edebilmiş olmasıydı galiba.

Yeniden yüksek sesle söyleyelim mi, belki duymayanlar vardır;
 Coca-cola’nın kırmızı-beyaz üniformasını giymiş, sırtında torbası olan, hoh-hoh diye gülen o yavşak var ya, işte o Noel baba değildir, o coca-cola’nın reklam yüzüdür. Demre’li Aziz Nicholaus bir Anadolu köylüsü gibi giyinir. Hoh-hoh diye de gülmez. Selametle. Bu ülkeyi seviyorum.
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
28 Aralık 2011, 04:57:31 ÖS 16
Üye Bilgileri
TaLiA
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2663
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #24 :»

Keşanlı Müftü'nün başı dertte!

'Noel Baba' için kullandığı ifadaler Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin başına dert almasına neden oldu. Yeniçeri hakkında inceleme başlatıldı


Diyanet İşleri Başkanlığı, Edirne'nin Keşan ilçesi Müftüsü Süleyman Yeniçeri'nin ''Noel Baba'' ile ilgili sözleri üzerine inceleme başlattı.
 
Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Merkezi'nden alınan bilgiye göre, Diyanet İşleri Başkanlığı, Keşan Müftüsü Yeniçeri'nin ''Noel Baba'' ile ilgili ifadeleri üzerine, inceleme başlattı.
 
Süleyman Yeniçeri, ''Noel Baba'' ile ilgili olarak ''Noel Baba yaşamış mı, yaşamamış mı belli değil. Bir yer söyleniyor ve orada yaşadığı ifade ediliyor. Ama Hristiyan aleminin çıkardığı bir şahsiyettir. Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi. Biz de kapıdan giriliyor. Kuran-ı Kerim'de 'Evlere kapıdan girin' diyor. Neden bacadan giriyor ki?'' ifadelerini kullanmıştı.
 

-----

Yeniçeri ne demişti

Yılbaşı eğlencesinin kültürümüzde bulunmadığı görüşünü savunan Müftü Yeniçeri, ’Kim kime benzemeye çalışırsa, o onlardandır’ hadisini hatırlatmıştı.
 
Yılbaşında geçen günlerin muhasebesinin yapılması gerektiğini belirten Keşan Müftüsü Süleyman Yeniçeri, şunları söylemişti:
"Hıristiyanlıktan gelen bir etkinliği kutlarsak, onlara benzemeye çalışmış oluruz. Dolayısıyla onlar gibi bir yaşantı ortaya çıkar. Biz, neden onlar gibi yaşayalım ki? Onlar bizim gibi yaşıyorlar mı? Biz Noel’i Hıristiyan aleminden ithal etmişiz. Noel, bizim bayramımız değil. Kişi, ’Hıristiyan gibi yaşayayım’ derse, bu tehlikeli olur. Ama ’Millet eğleniyor, ben de eğleneyim’ diyorsa, eğlencenin mahiyetine göre değişir. Eğer içkili, şaraplı eğlence yapılıyorsa, günahkar olur."
 
Müftü Süleyman Yeniçeri, ’Noel Baba’ diye birisinin olmadığını, Aziz Nicholaos’ın da uyduruk, bir kişi olduğunu efsane haline geldiğini belirterek şunları söylemişti: "Noel baba yaşamış mı, yaşamamış mı belli değil. Bir yer söyleniyor ve orada yaşadığı ifade ediliyor. Ama Hıristiyan aleminin çıkardığı bir şahsiyettir. Noel Baba baca ve pencereden giriyor. Ama doğru dürüst birisi olsa kapıdan girerdi. Biz de kapıdan giriliyor. Kuran-ı Kerim’de; ’Evlere kapıdan girin’ diyor.
 
Logged

Ne BeYaN-i HaLe Cu'ReT, Ne FiGaNa TaKaTiM VaR.Ne ReCa Yi VaSLa GaYReT, Ne FiRaHa KuDReTiM VaR...
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.244 Saniyede 18 Sorgu ile Oluşturuldu