NaMaZ!!! eN VaZGeÇiLMeZ iBaDeT...

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > İSLAMİ BİLGİLER (Bilgi Platformu) > İslam´ın Şartları > Namaz > NaMaZ!!! eN VaZGeÇiLMeZ iBaDeT...
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: NaMaZ!!! eN VaZGeÇiLMeZ iBaDeT...  (Okunma Sayısı 350 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
06 Kasım 2007, 04:38:45 ÖS 16
Üye Bilgileri
TaLiA
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2663
Nerden:

WWW Offline
« :»

Rabbimizin bize emrettiği en büyük ve en vazgeçilmez "namaz ibâdeti"ni hakkıyla ve eksiksiz yerine getirebilmemiz için ilk şart, "namazın önemini çok iyi kavramak"tır.

Her şey önemi derecesinde vazgeçilmezdir. İslâm büyükleri, ölüm döşeğinde bile namazlarını kılmaktan vazgeçmemiştir. Ama biz, ahirzaman Müslümanları, hiçbir gerçek mazeretimiz olmadığı halde namazlarımızı terk edebiliyoruz.

Gereken önemi verseydik böyle durumlara düşer miydik? Yemekten, sudan, havadan vazgeçtiğiniz oldu mu hiç? Daha fazla imkâna kavuşabilmek için yapılan "açlık grevi" dışında hiçbir insan, yeyip içmeyi terk etmez, unutmaz, vazgeçmez.

Maddî hayatımızın devamı bu ihtiyaçlarımızın karşılanmasına bağlıdır. Onların önemi ve değeri, onları vazgeçilmez kılmıştır.

Mânevî hayatımızın canlılığının devamı da, başta namaz olmak üzere tüm ibâdetlerimizi hakkıyla yerine getirmemize bağlı olacaktır.

Sevgili Peygamberimiz (a.s.m.) ve yüce sahabeleri, Bedir Savaşının en şiddetli ânında bile namaz kılmayı ihmal etmemişlerdi. Canlarını kurtarmayı değil, sonu ölüm de olsa namazı tercih etmişlerdi.

Niçin?

Çünkü biliyorlardı ki, canı korumak, canı bağışlayanın elinde.

Namaz ise, canı verenin emri. Canlar cananının emrini hiçe sayan candan hayır gelir mi? Hem bütün canları elinde tutanın emri hiçe sayılarak o can korunabilir mi?

Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî (k.s.) Hazretleri, en şiddetli hastalık ânında dahi ibâdetlerini ihmal etmemiş, hattâ rahatlaması için ayağının uzatılması üzerine hemen ayağını geri çekmiş, "Rabbime saygısızlık yapamam" demişti.

Büyük İslâm âlimi Bediüzzaman Hazretleri, bir Ramazan ayında, çok şiddetli bir hastalık döneminde, beş gün boyunca, neredeyse yeyip içmeden yaşamış, ama namazını ve orucunu asla ihmal etmemişti.

Onlar namazı nasıl görüyorlardı ki, onun önünde hiçbir engel tanımadılar? Günümüz Müslümanının eksiği ne ki, en basit bir engelde namazdan kolayca vazgeçiyor?

İşte burada Rabbimize ve Onun Yüce Resulüne (a.s.m.) yönelmemiz gerekiyor.

Çünkü, namazı bize emreden, öğreten, anlatan onlardır.

Namazı biz icat etmedik. Durup durduk yerde, "Bizi Yaratanı nasıl hoşnut edebiliriz? Gelin şöyle yatıp kalkalım ve dua edelim" diyerek namazı biz uydurmadık.

Namazı Allah emrettiğine göre, namazın önemi konusunda da Ona başvurmamız gerekiyor. Yoksa, hem "Müslümanım" deyip, hem de namaz konusunda dilimizle veya fiilimizle akıl yürütemeyiz.

"Müslüman", Allah'a teslim olan, her meselede Ona başvuran, Onun rızasını gözeten demek, değil mi?

Oysa namaz konusundaki ihmaller, kusurlar, tembellikler ve öne sürülen bahaneler, "Allah'a teslim olunmadığını" gösteriyor. Bu ise, büyük bir çelişkidir, büyük bir hatadır.

Bunun için namaz konusunda nefsimizi konuşturmak yerine Allah'ın kitabına, Onun Yüce Resulüne ( a.s.m.) ve bu iki kaynaktan beslenen İslâm âlimlerine yönelmek gerekir.

Acaba onlar, namazı nasıl görmüşler, nasıl bir önem ve değer vermişler, nasıl anlatmışlar, nasıl kılmışlar?

Bunları öğrenirsek, namaza verdiğimiz önem artar ve namaz hiçbir zaman vazgeçemediğimiz bir eylem olur.

Namazı, hayatının en vazgeçilmez bir parçası yapmak isteyen Müslümanın ilk kazanması gereken, "sağlam ve güçlü bir îman"dır.

Emirler ve yasaklar; geldikleri makama olan inanç, saygı, güven ve bağlılığın derecesine göre önem ve değer kazanırlar. Bir çocuk, kardeşinin emrine kulak asmayabilir. Ama babasına itiraz edemez.

Eğer bir kimse, "Müslümanım" dediği halde namazını kılmıyor veya ihmaller gösteriyorsa ilk problemi bellidir: Allah'a olan inancı sağlam değildir.

Çünkü insan bir ağaç veya bina gibidir. Onun kökü ve temeli, îmandır. Dalları ve duvarları ise, ibâdetlerdir.

Kökü hastalanmış bir ağacı dallarını ilâçlayarak kurtaramadığımız gibi, temelleri sarsılmış bir binayı da odalarını boyayarak tâmir edemeyiz.

Bu örneklerde olduğu gibi, namazında ihmali olan bir mü'min de önce îmanını kuvvetlendirmelidir ki, namaza dört elle sarılsın.

Her yerde hazır ve nazır olan Allah'ın, her an kendisini görüp gözettiğini çok iyi bilmelidir ki, hareketlerine çekidüzen versin ve namazını hiç bırakmasın.

Hepimiz, "Acaba güçlü ve sarsılmaz bir îmana nasıl sahip olabiliriz? Dünyamızı ve âhiretimizi aydınlatacak bu muhteşem gücü nasıl kazanabiliriz? "  diye düşünmeliyiz.

Kendimizi, bile bile tehlikeye atamayız. Namazı ihmal etmenin dünyada ve ahirette bizi uğratacağı acıklı hâli bilmeyerek vurdumduymaz olamayız. Böyle bir umursamazlık bize yakışmaz. İnsan varlıkların en akıllısı, sonunu en iyi düşüneni ve çıkarını en fazla kollayanı değil mi?

Namaz, kılındığında en fazla sevap kazandıran, ihmal edildiğinde ise en büyük azaba sebep olan bir ibâdet olduğuna göre, her gün namazı düşünmemiz, her gün bir adım daha ilerlememiz gerekmez mi?



CeMiL TokKPıNaR
Logged

Ne BeYaN-i HaLe Cu'ReT, Ne FiGaNa TaKaTiM VaR.Ne ReCa Yi VaSLa GaYReT, Ne FiRaHa KuDReTiM VaR...
06 Kasım 2007, 04:47:39 ÖS 16
Üye Bilgileri
esen
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 934
Nerden:
"lalüebkem"


Offline
« Yanıtla #1 :»

 Sad Sad Sad
rabbim sağlam imanlılardan etsin Smiley
teşekkürler talia.. ..
« Son Düzenleme: 19 Şubat 2008, 12:32:04 ÖÖ 00 Gönderen: esen » Logged

cici sözlerine karşılık çıkarıp masalarına koyacağımız bir din taşımıyoruz yüreğimizde
16 Mayıs 2008, 07:55:16 ÖS 19
Üye Bilgileri
BaD-ı SaBa
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 :»

ALLAH, namaz kılan kulları için ebedi mutluluk yurdu olan cennetler hazırladığını, şöyle buyurmaktadır:
“İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp zekat werenlerin RABB’leri katında ecirleri vardır.... Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir....” bakara suresi 2/277

Ne mutlu ALLAH’ın buyruklarına uyanlara....

Ne mutlu cennete girip RABBİ’nin rızasına ulaşanlara....




Logged
22 Mayıs 2008, 10:43:15 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
pambuli
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 :»

Namaz tüm ibadetlerin çekirdeğidir deniyor ya, o çekirdek bi hakkını bulsa herşey ne de güzel olacak..5 vakit kılıyorum demek bilmem ki geçerli bi SEBEP olur mu mizanda..Yoksa bi mübareğin dediği gibi o namaz inayetle dile gelip:"zayi ettin beni, ne hallere getirdin." gibilerinden hesap mı sorar..Namazlarında huşu içinde olanlar kurtuluştadır! ayeti kerimesi, insanı havf ikliminde dolaştırsada;  O'nun merhameti reca hissiyle dengeye oturtuyor bu gel-giti inşaAllah..

Cemil Tokpınar'ın güzel yazılarından biri.yazılarını okurken haz alıorum.saolasın Talia..

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.045 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu