TC devletinin kürt politikası ve sonuçları...!!!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Güncel Konular (Moderatör: Yonetim) > TC devletinin kürt politikası ve sonuçları...!!!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: TC devletinin kürt politikası ve sonuçları...!!!  (Okunma Sayısı 4134 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
17 Ağustos 2010, 01:09:08 ÖS 13
Üye Bilgileri
vesâir
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 613
Nerden:
I'm muslim don't panic


WWW Offline
« Yanıtla #45 :»

sevgili yönetici arkadaşlar, reyting artsın diye mi millete öptürüyorsunuz bizi?


  Grin Grin Grin
Logged

"HAK İLE MEŞGUL OLMAZSAN ,BATIL SENİ İŞGAL EDER"
17 Ağustos 2010, 01:32:22 ÖS 13
Üye Bilgileri
narcicegi
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1767
Nerden:

Offline
« Yanıtla #46 :»

Öyle bir derdimiz yok.
Gereği yapıldı qani Smiley
Logged
26 Temmuz 2011, 12:48:06 ÖS 12
Üye Bilgileri
Kalender
Kalender BAHADIR
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 67
Nerden:

Offline
« Yanıtla #47 :»

"ONBEŞİNCİ SORU: Ülke içindeki, sayıları nihayet bir-iki bin olan PKK teröristleri imha edilemezken, yabancı bir ülkenin çok engebeli ve sarp bölgesindeki teröristler nasıl imha edilecektir?"
Yahu mehmed Şevki hocamız burada ne istiyor? PKKli teröristlerin binlercesinin yok edilmesini mi? İnşaallah öyle değildir. İnşaallah ben yanlış anlamışımdır. Aklı başında bir mü'min böyle bir şeyi nasıl ister! Dağa çıkan pkklılar uzydan mı geldi zannediyoruz? Onlar da herhangibirimizin kardeşi, komşusu, sınıf arkadaşıydı. Kendilerine adil davranmayan bir devletle savaşmak adına dağa çıktılar. PKK lideri hainlerin yalanlarına kandılar belki.
Devletin kolluk kuvvetlerinin amacı teröristi öldürmek değil terörü durdurmak olmalıdır.  Kardeş kavgasına destek veren her müslüman Allah'a hesap vermek zorunda kalır.
Logged

Varlığım, varlığın gerçek sahibine armağan olsun! M.İ
09 Aralık 2011, 11:22:14 ÖS 23
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #48 :»

(İşte, TC devletinin kürt politikası....)

Başbakan'ın ısrarla KCK operasyonunun arkasında durduğunu söylemesi siyaseten bir anlam taşısa da, nihayette tek bir mesaj içeriyor: Yargıya güvenin...

Erdoğan, her konuşmasında sadece bu örgütlenmenin ne kadar 'kötü' bir şey olduğunu vurguluyor. Oysa mesele KCK'nın ne olduğu değil, Türkiye'deki yargının ne olduğu ve hukuku nasıl işlettiği. Dolayısıyla sonuçta Başbakan KCK'yı işaret ederken, aslında yargıyı dokunulmaz kılmış oluyor.

Ne var ki biz bu yargıyı tanıyoruz ve ona güvenmek için çok az nedenimizin olduğunu tecrübeyle biliyoruz. Açıkça söylemek gerekirse Türkiye'de yargı sistemi toplumsal güveni çoktan kaybetmiş durumda ve bu güveni yeniden kazanması şart. Habur'dan giriş yapanlara önce suç isnat etmeyip mahkemede aklayan, ama birkaç ay sonra yeni bir mahkemeyle insanları içeri atan bir yargı sistemi bu... KCK'daki son avukat tutuklamaları ise siyasi iradenin niyetini sorgulatan ve doğrusu mizahi hale getiren bir girişim. Bu avukatlara İmralı ile Kandil arasındaki muhaberatı sağladıkları suçlaması yapılıyor. İyi de, MİT'le PKK'lıların görüşmelerinden bizzat MİT Müsteşar Yardımcısı'nın hem de muhtemelen birçok kere bu muhaberatı sağladığını, devletin böyle bir iletişim olsun diye bizzat bu avukatlardan yararlandığını öğrenmedik mi? Böyle bir yargı anlayışının ve siyaset iradesinin saygınlığından nasıl söz edilebilir?

Üstelik unutmayın ki KCK gibi davalar son derece 'görünür' durumdalar. Bir de kamuoyunun göremediği, gazete sayfaları arasında kaybolan utanç verici örnekler yaşanıyor. Yarın bir dava görülecek... Yargılanan kişinin adı Cihan Kırmızıgül. Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü öğrencisi olan bu genç, yirmi bir aydır Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu. Kağıthane'de bir markete molotofkokteyli atılmasından iki saat kadar sonra, olay yerine yakın bir durakta otobüs beklerken gözaltına alındı. Boynunda taşıdığı poşu, kendisini olayla ilişkilendirecek bir neden olarak görüldü ve ardından 'gizli tanık' sıfatı taşıyan bir kişinin ifadesine dayanılarak tutuklandı. Ancak kovuşturma sürecinde söz konusu gizli tanık olay yerinde Cihan Kırmızıgül'ü görmediğini açıkça beyan etti. Öte yandan dava dosyasına başka bir delil de eklenmedi... Dahası bizzat iddia makamı 'kamu görevlisine görevini yaptırmamak için direnme' dışında bir suçlamada bulunmayarak tahliye ve beraat yönünde mütalaa verdi! Ancak mahkeme heyeti tutukluluğun devamında nedeni bilinmeyen ve anlaşılmayan bir biçimde ısrarcı oldu.

16 Kasım'da yapılan duruşma ise herhalde yargı mekanizmasının son halini anlamak isteyenler için çok öğretici olmuştur. Örneğin o zamana dek olayları hatırlamadığını beyan etmiş olan bir polis, bu kez söz konusu gün Kırmızıgül'ü molotofkokteyli atarken gördüğünü söyleyiverdi ama nasıl böyle birden her şeyi hatırlayıverdiği belli olmadı. Başka bazı polisler de daha önce imzalamış oldukları tutanaklara aykırı olarak, olay günü Kırmızıgül'ü nasıl takip edip yakaladıklarına ilişkin detaylı ve kendi içinde çelişkili açıklamalar yapabildiler ama bunlar da adaletin 'doğal' akışına karışıp gitti.

Bu arada davanın savcısı da değişmişti... Yeni savcı açık bir gerekçe öne sürmeden, bir önceki savcının tam tersi yönde mütalaa verdi. Buna göre Cihan Kırmızıgül 'kamu görevlisine direnme' suçu işlememişti ama molotofkokteyli atmaktan suçluydu. Bu iddianın dayanağı ise 'dosyadaki deliller' olarak sunuldu. Ne var ki dosyadaki tek 'delil' halen Kırmızıgül'ün poşusundan ibaret... Bu arada ortaya daha da inanılmaz bir garabet çıkmış oldu: Eski savcıya göre sanık polise direndiği için orantılı güç kullanılmış ve 'mantıklı' ölçülerde darp edilmişti. Nitekim ortada bir darp vardı ve açıklanması gerekmekteydi. Oysa yeni savcıya göre sanık, polise direnme suçu işlememişti. İyi de, o zaman polisin darp etmesini nasıl açıklamak gerekiyordu? Ve eğer bu polisler direnme olmadığı halde darp eden cinstense, onların 21 ay sonra 'hatırladıklarından' hareketle bir insan nasıl mahkûmiyete doğru götürülebilirdi?

Her şey bir yana, ortada yeni bir delilin olmadığı ve tüm tanıkların dinlendiği bir dava var. Yani sanığın delil karartma ihtimali bulunmuyor. Bu durumda tutukluluk halinin devamında böylesine ısrarcı olmanın hukuki zemini ne acaba? Belki de Cihan Kırmızıgül'ün yurtdışına kaçacağı düşünülüyor. Şimdi elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim: Gerçekten de bu ülkeden gitme niyeti beslese haksız mı olurdu? Bir ülkede yargı sistematiğinin vatandaşı suçlu bulma 'isteğini' akla getiren bu türden muamelelere maruz kalan gençlerin nasıl hissetmelerini bekliyoruz?

Türkiye'de yeni bir kamu vicdanına ihtiyaç var ve söz konusu vicdanın sadece askerin vesayetine araç teşkil eden uygulamaları değil, şu anki yargı anlayış ve zihniyetini de reddetmesi gerekiyor. Hukuk devleti olabilmek, öncelikle yargının evrensel hukuku içselleştirmesiyle mümkün. Ancak o zaman Başbakan'ın 'yargıya güven' çağrısı anlamlı olur. Aksi halde bu çaba, var olan sistemin korunma isteği olarak algılanmaya mahkûm kalır.


08 Aralık 2011/ZAMAN/Etyen Mahçupyan
Logged
19 Aralık 2011, 09:53:24 ÖS 21
Üye Bilgileri
m.ufukalp
Mehmet Ufukalp
ÜYELİĞİ SİLİNDİ
*

Mesaj Sayısı: 424
Nerden:

Offline
« Yanıtla #49 :»

"ONBEŞİNCİ SORU: Ülke içindeki, sayıları nihayet bir-iki bin olan PKK teröristleri imha edilemezken, yabancı bir ülkenin çok engebeli ve sarp bölgesindeki teröristler nasıl imha edilecektir?"
Yahu mehmed Şevki hocamız burada ne istiyor? PKKli teröristlerin binlercesinin yok edilmesini mi? İnşaallah öyle değildir. İnşaallah ben yanlış anlamışımdır. Aklı başında bir mü'min böyle bir şeyi nasıl ister! Dağa çıkan pkklılar uzydan mı geldi zannediyoruz? Onlar da herhangibirimizin kardeşi, komşusu, sınıf arkadaşıydı. Kendilerine adil davranmayan bir devletle savaşmak adına dağa çıktılar. PKK lideri hainlerin yalanlarına kandılar belki.
Devletin kolluk kuvvetlerinin amacı teröristi öldürmek değil terörü durdurmak olmalıdır.  Kardeş kavgasına destek veren her müslüman Allah'a hesap vermek zorunda kalır.

PKK rejimin müslüman kürt halkını önce dinsileştirip sonra rahatlıkla öldürebilmesi için icad ettiği bir giyotin, bir ölüm makinasıdır. Evet bir kaç yılda bir beş bin genç önce kandırılıp pkk lı yapılmakta ondan sonra da katliam edilip yok edilmektedir. Pkk nın bitirilmek istenmemesinin nedeni de bundan başka bir şey değildir.

Çünkü pkk aracılığı ile en az beş bin kürt genci ortadan kaldırılmaktadır. Eğer pkk olmasaydı, bu gençler ölmeseydi, pkk nın marksizm hayali ile kandırılmasaydı, bu gün 30 yıl devam eden bu süreçte 150 binden fazla genç İslamın safında ve tağuti rejim için tehdit olacaktı.

Adamlar işini biliyor da yazık pkk yı kürt halkının temsicisi zanneden kürt kardeşlerimizin bir kısmı bunu bir türlü anlayamıyor.
Logged
09 Ocak 2012, 08:47:52 ÖS 20
Üye Bilgileri
Kalender
Kalender BAHADIR
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 67
Nerden:

Offline
« Yanıtla #50 :»

Kürt halkı takriben 100 senedir zulm altında. (İttihat-Terakki diktasının doğumundan beri). Ama PKK terörü sadece 30 yaşında? Bu rakamlar ne ifade ediyor?

Kürt halkı zulm altında inlediği on yıllar boyunca teröre hiç bulaşmamaya çalışmış. Ama sorunun en giriftleştiği noktada PKK ve benzeri kafir örgütlere az-çok destek vermek zorunda kalmış.

Kandırılıp dağa çıkan gençlerin böyle bir tarihi arka planları var.

Logged

Varlığım, varlığın gerçek sahibine armağan olsun! M.İ
10 Ocak 2012, 02:51:48 ÖS 14
Üye Bilgileri
Maveraî
Süper Aktif Üye
****

Mesaj Sayısı: 682
Nerden: Araf'tan
Aynayım: bakanlar beni değil, ancak kendini görür.


Offline
« Yanıtla #51 :»

Aklı başında bir mü'min böyle bir şeyi nasıl ister! Dağa çıkan pkklılar uzaydan mı geldi zannediyoruz? Onlar da herhangibirimizin kardeşi, komşusu, sınıf arkadaşıydı. Kendilerine adil davranmayan bir devletle savaşmak adına dağa çıktılar. PKK lideri hainlerin yalanlarına kandılar belki.
Devletin kolluk kuvvetlerinin amacı teröristi öldürmek değil terörü durdurmak olmalıdır. Kardeş kavgasına destek veren her müslüman Allah'a hesap vermek zorunda kalır.

gül

PKK rejimin müslüman kürt halkını önce dinsileştirip sonra rahatlıkla öldürebilmesi için icad ettiği bir giyotin, bir ölüm makinasıdır.... Evet bir kaç yılda bir beş bin genç önce kandırılıp pkk lı yapılmakta ondan sonra da katliam edilip yok edilmektedir. Pkk nın bitirilmek istenmemesinin nedeni de bundan başka bir şey değildir.
Çünkü pkk aracılığı ile en az beş bin kürt genci ortadan kaldırılmaktadır.
Eğer pkk olmasaydı, bu gençler ölmeseydi, pkk nın marksizm hayali ile kandırılmasaydı, bu gün 30 yıl devam eden bu süreçte 150 binden fazla genç İslamın safında ve tağuti rejim için tehdit olacaktı....
Adamlar işini biliyor da yazık pkk yı kürt halkının temsicisi zanneden kürt kardeşlerimizin bir kısmı bunu bir türlü anlayamıyor....
gül

Kürt halkı takriben 100 senedir zulm altında. (İttihat-Terakki diktasının doğumundan beri). Ama PKK terörü sadece 30 yaşında? Bu rakamlar ne ifade ediyor?
Kürt halkı zulm altında inlediği on yıllar boyunca teröre hiç bulaşmamaya çalışmış. Ama sorunun en giriftleştiği noktada PKK ve benzeri kafir örgütlere az-çok destek vermek zorunda kalmış.
Kandırılıp dağa çıkan gençlerin böyle bir tarihi arka planları var....

begen1
« Son Düzenleme: 10 Ocak 2012, 02:52:27 ÖS 14 Gönderen: Maveraî » Logged
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.204 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu