TC devletinin kürt politikası ve sonuçları...!!!

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Güncel Konular (Moderatör: Yonetim) > TC devletinin kürt politikası ve sonuçları...!!!
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: 1 [2] 3 4   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: TC devletinin kürt politikası ve sonuçları...!!!  (Okunma Sayısı 3327 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
13 Ocak 2008, 11:52:51 ÖS 23
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #15 :»

Diyarbakır Cezaevi

ERDAL ŞAFAK  13 Ocak 2008, Pazar  Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


21 Ekim 2007'deki Dağlıca baskınında kaçırılan 8 erin bağlı olduğu 3'üncü Motorize Piyade Taburu'nun Komutanı Topçu Yarbay Onur Dirik ifadesinde "Mardinli er Ramazan Yüce'nin vatanına ve birliğine ihanet ettiğini" söyledi.
Müebbet hapis talep edilen Ramazan Yüce'yle ilgili olarak PKK karşıtı Rızgari örgütünün sözcüsü "Nasname" sitesinde önemli bir bilgi açıklandı. Sitenin yöneticisi Şükrü Gülmüş'ün kaleme aldığı "Diyarbakır zindanı ve kır saçlı adam" başlıklı yazıda Ramazan Yüce'nin babası Hüseyin Yüce'nin 1984'te Diyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nce PKK'ya yardım ve yataklık suçundan Diyarbakır Kapalı Cezaevi'ne gönderildiği belirtildi.
Gülmüş yazısını Diyarbakır Cezaevi'nin 35 numaralı koğuşunda çekildiğini belirttiği bir fotoğrafla destekledi, "Ortadaki kır saçlı adam Hüseyin Yüce'ydi" dedi ve ekledi: "Uzun yıllardır haber alamadım. Hüseyin Amca yaşıyor mu? Hiç sanmıyorum. Yaşasaydı eşinden önce çıkar, oğlunu savunurdu. Vefat etmişse mekânı cennet olsun."
Gülmüş dün siteye yazısındaki eksiklerini tamamlayan, hatalarını düzelten bir yazı daha koydu. İsveç'te yaşayan bir Kürt yazarın "Diyarbakır Zindanı ve Devrimciliğimiz" adlı kitabına dayandırdığı düzeltmesi şöyle:
"Diyarbakır Cezaevi'ndeki 1984 direnişi çok kanlı ve zorlu geçti. Biz 30-40 kişiyi 16'ncı koğuşa aldılar. Hüseyin Yüce de içimizdeydi. Koğuşta kaldığım iki-üç ay içinde cezaevi idaresi onu bazen çağırıp konuşuyordu. Her dönüşünde Hüseyin'in morali bozuk ve hep düşünceliydi. Hiç kimseyle konuşmuyordu. 1984'ün 23 Mayıs'ında cezaevi idaresi bizi hamama götürdü. Sadece Hüseyin gelmedi, koğuşta kaldı. Hamamda daha yarım saatimiz tamamlanmıştı ki, koğuşumuzun gardiyanı Hüseyin Yüce'nin kendini astığını ve hastaneye kaldırıldığını bildirdi. Koşarak koğuşa geldik. Tuvalette iki-üç damla kan vardı. "

İnsanlığın öldüğü zindan
Yazıyı okuyunca ürperdik. O yılların Diyarbakır Cezaevi'ni, orada güvenlik komutanı olarak görevli Yüzbaşı Esat Oktay Yıldıran'ı ve o komutanın uyguladığı, anlatmaya sözcüklerin yetmediği vahşeti hatırladık. Yıllar sonra "Serbesti" dergisi o vahşeti yaşamış olanların bir bölümünün anılarını yayınlamıştı. En hafiflerinden birkaç örnek aktaralım:
"Günün her saatinde işkence vardı. Bazı günler elektrik, bazı günler askı, gergi... Kötü şeyler de yapılıyordu; cop, sopa kullanma gibi. Başka işkenceler de vardı. Kafana zeytinyağı döküp bit atıyorlardı. Veya seni sıkıca bağlar, tepene de bir serum takarlardı. Bazen günlerce o serum kafanda dururdu. Her 3 saniyede bir damla düşerdi kafana. Hep aynı noktaya."
"Aynı işkenceyle bağışıklık kazanmaman için haftada bir işkence yöntemini değiştirirlerdi. Bir hafta lağıma sokarlardı mesela. 'Bu sizin hamamınız, tertemiz olmadan çıkmayacaksınız' derlerdi. Öbür hafta sürekli pislik yedirirlerdi."
"Kapı açılıp karavanayı içeri getirmeden önce gardiyan bizi çok döverdi. 'Verdiğim yemeğin hakkını istiyorum' derdi. Ta ki bir tarafımızdan karavanaya kan akana kadar döverdi. O işkence döneminde günde üç öğün kanlı karavana yedik."
"Komutan Esat Oktay Yıldıran'a bir tutuklu 'Senin marş söyletme uygulamana katılıyorum. Her gün İstiklal Marşı'yla beraber 75 marş söylüyorum. Kemalizm derslerine katılıyorum. Yemek duasına katılıyorum. Elbiseni giyiyorum. Türkçe konuşuyorum. Benden daha ne istiyorsun?' diye sordu. Yıldıran olanca zalimliğiyle, 'Başlarım ulan senin İstiklal Marşı'na, anayasana, eğitimine; hain olacaksın oğlum hain!' diye bağırdı."
"Benim kaldığım koğuşta insanlar işkencelere dayanamayıp kendilerini asıyorlardı. Cinsel organlara ip bağlıyor, sonra bu ipi mahkumların boynuna asıyor ve günlerce koğuşta böyle dolaştırıyorlardı. Artık kolay yoldan ölümün yolunu arıyorduk."
Er Ramazan Yüce'nin babası Hüseyin Yüce işte o yıllarda o vahşeti yaşadı. Kim bilir belki işkenceye dayanamayıp kendini astı, belki de işkencede can verdi.
Ramazan Yüce'nin suçunu hafifletmek için değil, PKK'nın -belirlenebildiği kadarıyla-53 tutuklunun cenazesinin çıktığı Diyarbakır Cezaevi'ndeki o vahşetin ürünü veya sonucu olduğunu vurgulamak için bu örnekleri verdik.
Kürt sorununun çözümü öncelikle 1980'lerin ilk yarısıyla hesaplaşmaktan ve Diyarbakır Cezaevi vahşetiyle yüzleşmekten geçiyor.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
17 Ocak 2008, 01:02:38 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #16 :»


PKK'nın temeli ne zaman atıldı ?
Dışişleri eski bakanlarından Hikmet Çetin, PKK terör örgütü ile ilgili çarpıcı iddialarda bulundu.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Dışişleri eski bakanlarından Hikmet Çetin, PKK terör örgütünün temellerinin 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevi'nde atıldığını ileri sürdü. Kürt vatandaşların burada işkence görmeleriyle başlayan sürecin anadilde eğitimin yasaklanması ve kendi insanına hor gözle bakılmasıyla doruk noktasına çıktığını belirten Çetin, "PKK aslında nereden şiddetle çıktı. Bana göre Diyarbakır Cezaevi'nden, 12 Eylül'den sonra çıktı. Yani ortam, orada hazırlandı. Çıkış yeri orası. Orada işkenceden insanlar öldü. Sakat kalanlar Avrupa'ya gitti. Öyle bir ortamda. Eğer Türkiye demokratik ortamını devam ettirebilseydi, bana göre bu boyutta terör ortaya çıkmazdı." dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrupa Birliği Anabilim Dalı tarafından düzenlenen "Türkiye-ABD Stratejik Ortaklığı ve Avrupa Birliği" konulu konferansa konuşmacı olarak katılan Hikmet Çetin, başta terör olmak üzere ülkeler arası işbirlikleri konusunda öğrencileri bilgilendirdi. Uluslararası gelişmelerde ABD'nin hızla gücünü kaybettiğinin altını çizen Çetin, Çin, Rusya, Hindistan ve Japonya'nın güç kazandığına dikkat çekti. Türkiye'nin başta Yunanistan, Kıbrıs ve Ermenistan meselelerini çözmesi gerektiğini söyleyen eski dışişleri bakanı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi halinde bölgesel güç olma yolunda hızla ilerleyeceğini ifade etti.

Askeri tedbirlerle sorunların tamamen ortadan kaldırılamayacağını aktaran Çetin, "Sadece askerle terörü çözemezsiniz. Teröristle terörizm karıştırılıyor. Terörist öldürmekle terörizmi halledemezsiniz." şeklinde konuştu. Zaman zaman komutanlarında bu yönde itiraflarının bulunduğuna dikkat çeken Hikmet Çetin, terörizme yol açan konuların üstüne gidilmesi gerektiğini söyledi. Bölge halkının ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da kalkındırılması gerektiğini belirten Çetin, terörizmin hiçbir zaman sıfırlanmayacağını, bu konuda alınacak tedbirlerle terörün marjinalleşmesinin engellenmesini istedi.

PKK'nın çıkış noktasını Diyarbakır cezaevinden yapılan işkencelere bağlayan Çetin, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası insanların işkence gördüğünü, bu sürece insanların ana dillerinin yasaklanmasıyla devam edildiğini söyledi. Kendilerine diğer ülkelerin dışişleri bakanlarının sürekli yasaklamaları sorduğunu ve utandığını kaydeden Hikmet Çetin, "Bize utanç konusu olarak geliyordu. Ne diyeceğimi şaşırıyordum. Ana dil, ne yapsın. Bir insan anasının dilinden ya da elinde olmadan etnik özelliğinden dolayı bir şekilde ayıplanırsa ona çözüm bulamazsınız. İnsanın insan olarak doğası gereği olan şeyleri kanunla yasaklarsanız bunun zemini hazırlarsınız. Biz 12 Eylül'den sonra meclise gittiğimizde yasa vardı. Bir nevi insanın anasından gelmiş dili yasaklıyorsunuz. Anasının dilinden başka dil bilmiyor, ne yapacaksınız." diye konuştu.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK-1

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK-2
Logged
17 Ocak 2008, 02:14:19 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
mukoş
Yeni Üye

Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 8
Nerden:

Offline
« Yanıtla #17 :»

İnsanlık adına utanıyorum.Ne olursa olsun isterse pkklı,isterse terörist, hatta hatta kafir bile olsa yinede insanı bu anlatılanlar kadar aşağılamak çok onur kırıcı bence. Bu iğrençlikler yapılınca insanın bedeninden çok, ruhu,insanlık onuru incinir.Allah'ım şaşırtmasın.Bizi bu durumlara ,vicdansız, merhametsiz ,imansız insanların eline düşürmesin.Düşenleri kurtarsın, dayanma gücü versin. Yapanların da Allah belasını versin. Herkesin hesabı adalet-i kübra'da görülecektir.Sayın maxpayna ne yaptın ya. Yazını okusam bir türlü okumasam birtürlü.Biliriz duyarız lakin, dile getirmez utanır ezilir söyleyemeyiz.Öyle ki kafamızda dahi hayali geçer endişesiyle kendimizi korumaya alırız.Kadınlar şefkat kahramanlarıdır.Böyle olunca durum daha içinden çıkılmaz hale geliyor.Bitiğim ben ya,çok ama çok üzgünüm.merhamet ALLAH'IM merhamet.
Logged
17 Ocak 2008, 02:34:45 ÖÖ 02
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #18 :»

sayın mukoş kusura bakmayın. bunlar hiç de hoş olmayan bilgiler.
bunları bu başlık altında ısrarla sunmamda ki amaç gerçekleri öğrenelim istiyorum.
ben biliyorum ki hem siyasette hem tarih de hem de din de sürekli gerçekler gizleniyor yalanlar öğretiliyor.
ben ise gerçeği öğrenmek istiyorum.

pkk konusunda ise;
şu anda pkk nın yaptığı eylemleri bende asla tasvip etmiyorum. ve hatta devletten bile katı düşünüyor ve idamdan başka ceza uygun bulmuyorum.

lakin  pkk sorunu nedir nerden çıkmıştır nasıl sonlanır konuları tartışılırken devletin yaptıkları hiç tartışılmamaktadır.

yukarıdaki bilgileri okursanız göreceksiniz ki pkk nın ortaya çıkmasında amerikanın parmağı olduğu kadar bu devletin de parmağı vardır. yani devlet vatandaşına isyan edip dağa çıkması için işlence yapmıştır.
yani bu insanlar bizlerin arasında bizler gibi yaşayan masum vatandaştılar. ama devlet onları zorla isyan ettirdi.

bir kedinin üstüne gidin ve köşeye sıkıştırın en son ne yapacaktır ? son çare saldıracaktır.

daha kaynak temin edemediğim için yüzlerce TC askerinin sırf şüpheli diye bir doğu kökenli bayan vatandaşa tecavüz ettiğini anlatmayacağım. özür diliyorum bunları dile getirdiğim için tekrarren.

ama bu devlet halkı uyutuyor. şanlı kahraman ordu hikayeleri ile kandırıyor.

biz müminler olarak biliyoruz ki ne kürt milliyetçiliği ne de türk milliyetçiliği çözüm değildir.
çözüm herkesin ırksal özelliklerini yaşayarak islam dairesi içinde bulunmasıdır.
eğer ırkların üstün olamayacağını üstünlüğün sadece takvada olacağını iyice kavrar isek bu sorunları aşmayı başarabiliriz.

ama bu devlet islama düşman olduğu ve türk milliyetçiliğini zorla empoze ettiği için böyle sorunlar devam edecektir.......
Logged
17 Ocak 2008, 11:44:52 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3670
Nerden:

Offline
« Yanıtla #19 :»

Bu işkenceyi sadece Potansiyel PKK lılar görmedi Maxpanya ..
Burda biraz PKK yı sevimli göstermiyormusun ?
Aynı işkenceleri Sağ , Sol , ve islami kesimde gördü ...
Birebir aynısı hemde ...
Bir kaç tanıdıgımda var ...
Bunu PKK nın çıkış sebeblerinden biridir diye ilan etmek ...
Sadece çanak tutmak olur ...
İşkenceye hayır ...
Fakat hayırımız üzerinden kimse nasiplenmesin ...
Leş kargasının yapabildigi tek şey Leş yemektir Dostum ...
Leşini gömmezsen sebeblenecek çok olur ....
İşkenceni gizle demiyorum ..
Bir agaça taş atan çoçuklara uzaktan bakarsan ...
Sadece taş attıklarını görürsün ..
Kimin hangi mahalleden oldugu anlaşılmaz yani ...
Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
18 Ocak 2008, 01:01:58 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #20 :»

Alıntı
ozanca
Burda biraz PKK yı sevimli göstermiyormusun ?

sizden önce yazdığım mesajı okudu iseniz şu cümlemi görmüş olamlısınız ve bu sorunuza cevap da bulmalısınız:

Alıntı
maxpayna
pkk konusunda ise;
şu anda pkk nın yaptığı eylemleri bende asla tasvip etmiyorum. ve hatta devletten bile katı düşünüyor ve idamdan başka ceza uygun bulmuyorum.

yine de açıklayayım;
pkk TERÖR örgütünü ASLA onaylamıyorum. muhatap bile kabul etmiyorum. zira eylemleri duruşları vs herşeyleri ortada.

bu örgüt bedenin (ülkenin) başına bela olmuş habis bir ur.  bu uru bedenden temizlemek şart.
ama bedenin bazı uzuvları o urun çıkmasına neden oluyor ise önce o uzuvlardan hesap sorulur sen halt etmeye o uru çıkarıyorsun diye !!!

bu devlet solcuya da sagcıya da müslümana da şiddet uygulamıştır. ama burada bir nüans farkı var ki alıntıladıgım bir haberde altını çizmiştim kürtlerden özellikle HAİN olmaları isteniyor.
solcu sağcı müslümana yapılan şiddet sindirmek yok etmek amaçlı iken kürte yapılan şiddet yok etmek degil tam tersi canavar var etmek için yapılmıştır.

aslında düşünüyordum neden diye ....
olasılıklar içinde şu fikir geldi aklıma;

abd el kaide düşmanını kendi icat etti ve o bahane ile afganistana ıraka girdi.
türkiye de ( sanırım tsk) kendi düşmanını icat etti zira hakimiyetini böyle sağlayabilirdi.

bakınız abd el kaide - 11 eylül bahanesi ile ortadoga hakimiyetini sağladı.
aynen tsk da ülke genelinde ya da güney doguda hakimiyeti elinde tutmak için bu yola tevessül etti.

aslında insanın doğasında var bu. düşünün iğrenç magazin dünyasında bile bir sanatçı durduk yere başka bir sanatçıya laf atıyor ve bir anda kavga başlıyor. sonuç; sanatçı gündem ve haber malzemesi oluyor dolayısı ile popülaritesi artıyor kendince.

savaştan beslenenler savaşı bitirmezler ve yeni savaşlar icad ederler.

bunlar yeni yeni şekillenen fikirlerim. doğru demiyorum. sadece okudukça gözlemledikçe düşündükçe bunlar geliyor aklıma.
Logged
18 Ocak 2008, 01:55:11 ÖÖ 01
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3670
Nerden:

Offline
« Yanıtla #21 :»

Bu yöntem uygulandı uygulanıyor uygulanacak ...
Surekli sanal veya gercek tehlikeler olacak ...
ne zamanki emin bir yönetim olur o zaman son bulur bunlar ...
Ama bu yöntemlerin uygulanma sebeblerinden biride ...
Potansiyel dengelerin varlıgını ortaya çıkartmaktır ...
Bir muslumana söversin ...
karşına 10 musluman dikiliyorsa ...
Bu degerlendirilmesi gereken bir noktadır ...
tedbirlerini ona göre alırsın ...
Ve yönettigin kaos herzaman senin işine yarayan kaostur ...
Devlete sövenler oldugu surece devlet kendini mudafa konusunda herzaman hazır tetik beklemeyi kendine görev bilir ....
Yani devlet kendi eliyle kendine bile sövdürür ...
Bizim çoçuklarda bu koroya eşlik ederler ...
Bak görüdünmü der ...
Musluman potansiyel bir tehlikedir ...
Hiçmi itirazımız olmayacak ...
Sanırım yaptıgmız itirazlar az bile ...
Fakat itirazlarımızın munferitligi , ölçüsüzlügü , içinin dolu olmaması , haksız itirazlarımız vs gibi konulardan ....
Bir çok kez kimin eline nasıl malzeme olarak geciyor farkına bile varmıyoruz ....
Aslında gene dönüp dönüp aynı konuya cıkıyor sorun ...
Birlik olamamamız ...
Ve kavramlar konusunda farklı anlamlar yakalamamız ...
Azizim gel devlet nedir kimdir sınırı ölçüsü boyutu kişiligi nedirle başlayalım ...
selamlar...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
25 Şubat 2008, 11:34:27 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
heska
Aktif Üye
***

Mesaj Sayısı: 353
Nerden:

Offline
« Yanıtla #22 :»

yani bu darbe olduğunda abd liler bizim çocuklar başardı demişlerdi...darbeden sonrakiler de onların çocuklarıydı ve pkk da....sanki uzun soluklu bir planın parçaları gibi duruyor hepsi...bugünde birilerinin çocukları aktif bu konuda yine....

"gösterdik, anlattık, yazdık anlamadı bu millet, bazen aziz nesin e rahmet okuyasım geliyor" demişti bir arkadaşım.. haklımı dır nedir yaa??
Logged
09 Şubat 2009, 08:36:43 ÖS 20
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #23 :»


Eski Bakandan İtiraf: '11 Köylüyü JİTEM Yaktı!'
PKK'nın değil JİTEM'in işiydi, söyleyemedik... Arkasından devlet çıktı, üzerine gidemedik! 1996'daki Güçlükonak katliamını PKK'nın değil, devletin yaptığını söyleyen dönemin bakanı Adnan Ekmen, "Ergenekon davası Fırat'ın ötesine geçmeli." dedi.


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

PKK ateşkesi sürerken 11 köylünün kurşunlanıp yakılması konusunda ilk kez Yeni Aktüel'e konuşan Adnan Ekmen, ayrıntıları Taraf'a anlattı:

PKK'nın değil JİTEM'in işiydi, söyleyemedik

Katliamda yakılanların kimliklerinin askerden çıktığını açıklayan Ekmen, "Araştırınca arkasından devlet çıktı. Tanıklar korkunca, biz de üzerine gidemedik. Ergenekon Savcısı'na anlatırım" diyor

Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde 11 köylünün kurşunlanarak ve yakılarak öldürüldüğü katliam, 13 yıl sonra dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen'in JİTEM ve Ergenekon'u işaret eden çarpıcı açıklamalarıyla yeniden gündeme geldi. Ekmen "Katliamı PKK yapmadı, bunu o bölgedeki korucubaşı da bize söyledi. Ama o dönem çaresizdik üstüne gidemedik" dediği katliam dosyasının Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesini isteyip, çağrılırsa kendi bildiklerini de anlatacağını belirtti. Güçlükonak gerçeğini yerinde tanıklarla görüşüp raporlaştıran ve bu nedenle suç duyuruları yaptıkları halde kendileri yargılanan gazeteci-yazar Celal Başlangıç ve sanatçı Şanar Yurdatapan ise Ekmen'in açıklamalarından sonra soruşturmanın yeniden açılmasının şart olduğunda birleşirken, katliamın PKK'nın o dönem ikinci tek taraflı ateşkesinin sürdüğü, daha önemlisi Avrupa Parlamentosu'nun da bu konuyu görüşmeye hazırlandığı dönemde gerçekleştirilmesine dikkat çekti.

Güçlükonak'ta ne oldu?

Güçlükonak'a bağlı Koçyurdu köyünden dördü korucu 11 kişi bulundukları minübüste önce ağır silahlarla taranarak öldürülmüş, ardından da minibüs ateşe verilerek yakılmıştı. Yetkililer hiçbir araştırma yapmadan olayı PKK'nın yaptığını açıkladı.

PKK üstlenmedi

Genelkurmay, belki de ilk kez yabancı basın mensuplarını da alarak olay yerine gezi düzenleyip, "PKK yaptı" tezini işledi, ancak PKK saldırıyı üstlenmedi. Üstelik o tarihte PKK'nın tek taraflı ilan ettiği ateşkes sürüyordu.

Evlerinden alındılar

Ancak olayın ardından İHD'nin de aralarında bulunduğu Barış İçin Aydınlar Grubu bölgede köylülerle de görüşerek bir rapor hazırladı. Öldürülen 11 kişiden bir kısmının üç gün önce evlerinden gözaltına alındığı ve o tarihe kadar taburda tutuldukları, bir kısmının da olay günü yine evlerinden askerler tarafından göreve çıkarıldığı bu raporda yeraldı.

Her şey yandı kimlikler sağlam

11 kişinin PKK tarafından öldürülmediğine en güç kanıtlardan biri de, vücutları elbiseleri üzerlerindeki hesap makinası vb. tüm malzemeler yanarak kül olan bu kişilerin tümünün kimliklerinin sapa sağlam ve askerin elinde çıkmasıydı. Heyetin görüştüğü kimi korucular ile köylüler de katliamın PKK değil, güvenlik görevlilerince işlendiği kanaatini dile getirmişti.

Suç duyurularına sessizlik

Heyette yer alanlardan sanatçı Şanar Yurdatapan, gazeteci Celal Başlangıç, İHD'den avcukat Ercan Kanar ve sendikacı Münir Ceylan, katliam sorumlularının bulunup cezalandırılması için iki kez suç duyurusunda bulundu, konuyla ilgili Genelkurmay Başkanlığı ve Başbakanlığa yazı yazdı. Ancak bölgede estirilen terör nedeniyle olayın tanıkları yargıya çağrılmadığı gibi köylüler de yüksek sesle gerçeği anlatamadı. Aksine aydınlar Genelkurmay'ın isteğiyle 301. maddenin o dönem karşılığı olan TCK 159.maddedeki orduyu aşağılama küçük düşürme suçundan davalık olup 10 aya mahkum edildi. Ancak, kararın Yargıtay'ca bozulması üzerine dört aydın hakkında daha sonra beraat kararı verildi.

AİHM mahkum etti

Katliamda yaşamlarını yitirenler olay soruşturulmayınca AİHM'e başvurdular. AİHM etkili soruşturma yapmadığı gerekçesiyle Türkiye'yi bu ailelere tazminat ödemeye mahkum etti.

13 yıl sonra itiraf

Güçlükonuk katliamı, şimdi hem de önemli bir itirafla yeniden gündeme geldi. Bu çarpıcı acıklamaların sahibi ise katliam olduğunda bölge milletvekili, daha önemlisi 52. hükümetin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Adnan Ekmen oldu. Ekmen, Yeni Aktüel dergisinin son sayısında Mehmet Korkmaz'la yaptığı söyleşide, katliamın PKK değil, derin devlet tarafından işlendiğine ilişkin gerçeği bölge insanlarıyla, daha önemlisi korucubaşı da olan aşiret reisiyle yaptığı görüşmeler sonucu öğrendiğini, ancak o dönem olayın üstüne gidecek, yerinde inceleme yapacak güçleri olmadığı özeleştirisinde bulundu. Ekmen, Taraf'ın sorularını da şöyle yanıtladı:

"PKK değil, asker"

Bu olaya duyarlılık gösterip bakanlık olarak araştırmaya çalıştık. Gelen duyumlar askerin açıkladığı gibi PKK'nın yapmadığı yönündeydi. Çok gayret sarfettim, ancak sonuca varmam o şartlarda mümkün değildi. Görüştüğüm kişiler, gerçeğin bende saklı kalması kaydıyla bunları anlattı. Bir korucubaşı da bu bilgiyi doğrulayanlar arasındadır, ancak 'bunları söylersen bizim sonumuz kötü olur' deyince bunu açıklayamadım. Huzursuz olduk. Öğrendiğim gerçeği sayın Baykal'a da ilettim. Bana 'bir zarar görmeyeceksen üzerine gidebiliyorsan git' dedi, yani açık bir engelleme yapmadı. Ancak belki konuyu kendisi de TBMM gündemine taşıyabilirdi. Baykal'a ayrıca 'Başbakan Çiller ile görüşeceğimi' söyleyince 'görüş ama başı çok kalabalık bu işle uğraşamaz' tavsiyesinde bulununca onu yapmadım. Ergenekon doğudan beslendi, orda gelişti. Buradan Ergenekon'u soruşturan savcılara çağrım şudur. Özelde bu olayı, genelde Fırat'ın ötesini araştırmadan gerçeğe varamazsınız. Güçlükonak dosyası soruşturmalara dahil etmelidir...

Bir taşla iki kuş vurmak

O zaman Avrupa Parlamentosu'nda Kürt meselesiyle ilgili oylama vardı, PKK'yle ilgili, bir taşla iki kuş vurmak istediler. Katliamı kimler yaptı? Genel uygulamaların dışında özel bilgim yok... Ama sır değil, o dönemler güvenlik güçlerinin içinde örgütlenmiş kendi başlarına buyruk bir yapılanma vardı. Buna ister JİTEM deyin, ister başka şey farketmez. Keşke bu olayların içinde bilgisi olup da yaşayanlar konuabilse. Bu isimleri ben söylemek istemiyorum. Bu nedenle gerçek Ergenekon'u çıkarmak istiyorlarsa bu dosya ele alınmalıdır. Savcılar beni çağırdıklarında da bildiklerimi anlatırım.

"Cesetler yanmış, kimlikler sağlamdı"

Adnan Ekmen'in açıklamalarından sonra katliamı yerinde inceleyen, raporlaştıran iki kez suç duyurusu yapan, ayrıntıları haber ve kitaplarında aktaran gazeteci-yazar Celal Başlangıç, Taraf'a şunları söyledi: "Ben bölgede inceleme yapan iki heyette de vardım. Öncelikle konjonktüre bakmalıyız. PKK'nın ilan ettiği ilk tek taraflı ateşkes Bingöl katliamı ile bozuldu. Güçlükonak'ta da aynı şey. O tarihte de PKK'nın tek taraflı ilan ettiği ikinci ateşkes yürürlükte idi.

Köylülerle görüştürmediler

Ama bu gazeteciler köylülerle görüştürülmedi, resmen engellendi. Neden Genelkurmay böyle yaptı? Genelkurmay'ın anlattığı şey belliydi; 'Bakın PKK ateşkes ilan etti, ama gerçek değil, ateşkesi bozdu katliam yaptı.' Tartışılmaz dehşet gerçekler ortada. Köylülerden altısı gözaltına, beş korucu ise görev için evlerinden alınıyor. Yakılan arabadaki köylülerin cesetleri tanınmaz halde. Üstlerindeki her şey, yanıyor, hesap makineleri dahil. Ancak, bir tek kimlikleri hiç zarar görmemişti. Olayı soruşturmak için savcı devreye giriyor. Bu kişilerin kimlikleri nerede diye soruyor, uzman çavuş cebinden 11 kişinin birden kimliğini çıkarıp savcıya gösteriyor. Bu dehşet üzerine savcı soruşturmayı bırakıp gidiyor.

Olay devlet komplosu

Ateşkese karşı açık bir devlet komplosu olduğu ortada. Olayın tanıkları ortada. Bu konuda Kuzey Irak'ta yakalanan bir itirafçı da çıkmıştı, katliama katıldığını söylüyor. Şimdi nerede olduğunu bilmiyorum. Bizim tüm engellemelere rağmen bölgeden çıkardığımız Diyarbakır'da dinlediğimiz kişi de oldu. Mağdur ailelerin çoğu oradan göçtü, ama bu dosya Ergenekon'a dahil edilmelidir. Bu yapıldığında olayı bilen korucubaşı ve diğerlerinin isimleri bellidir, bunlara ulaşılabilecektir savcılar.

Şanar Yurdatapan: Katiller korundu

Güçlükonak'ta neler olduğunu yerinde tespit edenlerden biri de Barış İçin Bir Araya Çalışma Grubu'ndan Şanar Yurdatapan'dı. Yurdatapan'ın söyledikleri de şöyle: "Bu vahşetin araştırılması iki kez suç duyurusunda bulunduk. 4 sayfalık rapor herkese dağıtıldı. Basın toplantıları yapıp feryat ettik, Orhan Pamuk, Yaşar kemal bizlere katıldı. Ancak o aşamalarda sanki bir yerden emir geldi ve bu konu büyük medya tarafından örtüldü. Ama bırakın suç duyurularının gereğini yapıp gerçeği bulmayı bize 159. maddeden sanık yaptılar. Olayın tanıkları bugün de bulunabilir. Bu olay büyük Ergenekon soruşturması içinde görülmelidir. Bu olay enine boyuna soruşturulmalıdır. Ancak illa da suç duyurusu diyorlarsa ben üçüncü kez aynı şeyi yapmaya hazırım, belki yapacağım. Bölgeden askere rağmen çıkardığımız cinayetin tanıkları var. Köylüleri önce nasıl öldürdüklerini sonra arabanın nasıl yakıldığını anlattı. Ama bu adam sonra sırra kadem bastı. Biz de bu soruşturma kapsamında ifade vermeye hazırız. Bir de suç duyurularını engelleyenler kimdi, bu da soruşturulmalı.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged
09 Şubat 2009, 08:40:15 ÖS 20
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #24 :»

Pazar cinayetleri

Ahmet Altan / Taraf

Aslında yazıişleri masasının başına "hadi bir Pazar gazetesi yapalım" isteğiyle oturduk.

"Pazar gazetesi" denilen şeyin ne olduğunu biliyorsunuz değil mi?

Bu gazetenin özelliğini anlayabilmek için önce bütün ailenin başında oturduğu bir kahvaltı masası düşüneceksiniz.

Ya da çoluk çocuk, yakın dostlar birlikte toplanılmış geniş bir kahvaltı masası.

Masanın üstünde kesenize ve keyfinize göre kahvaltılıklar.

Sucuklu yumurta da olur, yağda pastırma da...

Ama içine biraz limon sıkılmış mis gibi zeytinyağın içinde zeytin, evde yapılmış reçel, beyaz peynir, taze ekmek mutlaka olsun.

İnce belli bardaklarda demli çay.

Mutfak pencerelerinde çay demliğinin fıkırdayan suyundan çıkan buhar.

Herkes keyifli.

Kimsenin acelesi yok.

İster kahvaltı masasında, ister kahvaltıdan sonra gazeteler açılacak.

Hem okuyup, hem de yanındakilere anlatacağın eğlenceli haberler.

Pazar sabahının rehavetine uygun, insanı germeyen haberler.

Biz de böyle bir gazete yapmak istedik.

Gel de yap.

Bak bakalım Türkiye'de böyle "Pazar gazetesi" yapabiliyor musun.

Burası, gerçekleri görmek isteyenler için korkunç bir ülke.

Devletin hukuktan uzaklaştığı, rahatça cinayet işleyebildiği, yasadışı gizli teşkilatlar kurabildiği bir ülke.

Bu ülkede yaşayan insanların canlarını kurtarabilmek, onlara gerçekten güzel bir gelecek sağlayabilmek, mutlu kahvaltı sofraları

kurulabilmesine yardımcı olabilmek için gerçekleri bulup anlatmak zorundasınız.

Ve gerçekler, "Pazar gazetelerine" uygun değil.

Eski bakanlardan Adnan Ekmen'i iyi bir gazetecilik yaparak önce Yeni Aktüel dergisi bulmuş.

Daha sonra da biz kendisini bulup konuştuk.

Eski bakan, on bir köylünün öldürülüp bir minibüsün içinde yakıldığı korkunç katliamın içyüzünü anlatıyor.

Bu olay yaşandığında bu ülkenin medyası bunu "PKK'nın işi olarak" vermiş.

Ekmen diyor ki, "o katliamı PKK değil devlet yaptı."

Bununla ilgili bilgilerini ve kuşkularını dile getiriyor.

On biri de yakılmış olan cesetlere ait hüviyetler, oradaki bir çavuşun cebinden çıkmış.

"PKK tarafından tümüyle yakılmış cesetlerin hüviyetleri çavuşun cebine ne zaman ve nasıl girmiş?"

Olayı soruşturmaya gelen savcıyı korkutmuşlar.

Ekmen, "tümüyle güvenlik güçlerinin denetiminde bulunan bölgede yapılan bu katliamın" sorumlusunun JİTEM olduğunu söylüyor.

O günlerde PKK "tek taraflı" ateşkes ilan etmiş.

Bu korkunç olayla birlikte "ateşkese" aldıran olmamış tabii.

Savaş yeniden kızışmış.

Eski bakan, "Ergenekon davasını soruşturan savcılar Fırat'ın öbür yanına baksınlar" diyor.

Kendisinin bu olayla ilgili Ergenekon davasında "tanıklık" etmeye hazır olduğunu söylüyor.

Güneydoğu'da işlenen cinayetlere bakmadan Ergenekon'un gerçek derinliğine ulaşmak mümkün değil.

Orada, Ergenekon'un "nüvesi" gibi gözüken JİTEM çok adam öldürmüş.

JİTEM dediğiniz, devletin Jandarma kuvvetleri içinde kurulmuş bir örgüt.

Cinayetler, doğrudan devlet görevlileri tarafından işleniyor.

Gözlerini kırpmadan öldürüyorlar, boğuyorlar, yakıyorlar.

Bunları ortaya çıkarmadan, devleti temizlemeden bu ülke yoluna nasıl devam edecek?

Temizlemek de o kadar kolay gözükmüyor.

Ergenekon davasıyla ilgili olarak tutuklanan "orgenerallere" Genelkurmay'dan "ziyaretçi" gönderiliyor.

Bakıyorsunuz, orgeneraller tahliye edilmiş.

Bu insanların "tutuklu bulunması" için bir neden yoksa neden tutukladınız?

Nedensiz tutuklamak ne demek?

Böyle bir haksızlık nasıl yapılır?

Yok, bu insanların tutuklanması için geçerli nedenler varsa neden serbest bıraktınız?

Tabii, Genelkurmay ziyaretleri bu "serbest bırakılışları" epeyce şaibeli bir hale getiriyor.

Geçen hafta Sezgin Tanrıkulu Neşe Düzel'e, "JİTEM'le ilgili soruşturmaların yolunun Genelkurmay tarafından kesildiğini" anlatmıştı.

Bu generallerin bırakılması doğrusu bu yaklaşımı güçlendiriyor.

Her "ateşkes"te bir katliam yaşanmış neredeyse bu ülkede.

Bir ateşkeste 33 asker kurşuna dizilmiş.

Bir ateşkeste on bir köylü yakılmış.

Bu iki olayın da dışardan görüldüğü, medyanın anlattığı gibi olmadığı artık anlaşılıyor.

İki katliamda da devletin parmağı var.

Bu işler soruşturulmadan, devlet katillerden temizlenmeden nasıl yaşayacağız bu ülkede?

Adnan Ekmen, "ben tanıklık ederim" diyor.

Ergenekon savcıları çağırsınlar bu eski bakanı.

Bir dinlesinler.

Ergenekon'un Güneydoğu'daki cinayetlerinin izine düşsünler.

Bu ülkeyi ve bu devleti katillerden temizleyelim.

Biz okuyamasak da çocuklarımız güzel "Pazar gazeteleri" okusunlar.

Bugünkü "Pazar gazetemiz" içinizi acıttıysa eğer, bunu çocuklarınızın geleceği için yaptığınız bir fedakârlık olarak görün.

Bunlar yazılmazsa, çocuklarınız o bir bardak çayı hiçbir zaman huzurla içemeyecek çünkü.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
09 Şubat 2009, 08:41:21 ÖS 20
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #25 :»

KUYU! “Buradaki Hesap Burada Bitmeyecek!”
Birini öldürüyorlar, sonra öldüreni de öldürüyorlar... Cesetleri yok etmek için fıçı içinde asitle eritip kuyuya atıyorlar. Kongo’da Lumumba’ya yapıldığı gibi yani... “Şehirden kırsala doğru açıldıkça daha neler duyacaksınız!” diyor bölge insanı; kim bilir daha neler?
09.02.2009 09:53

Bugünkü yazısında son günlerde gündeme gelen Ergenekon cinayetlerine değinen Vakit yazarı Abdurrahman Dilipak, bölge insanının tanıklıklarına da yer vererek ürperten iddialara yer veriyor. Değişik örnekler üzerinden zalimlerin tek bir ümmet olduğu gerçeğine dikkat çeken Dilipak, "Ergenekon'un muvazzaflar arasındaki uzantılarının hâlâ neden üzerine gidilmiyor?" diye soruyor. Ergenekoncuların yöntemlerinin Nazi subaylarınınkinden farklı olmadığını belirten Dilipak, "Buradaki hesap burada bitmeyecek!" diyerek belgelerin saklanamayacağı, ölülerin dirilip geleceği Ahiret Günü'nü hatırlatıyor...

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

KUYU!

Abdurrahman Dilipak / Vakit


"Kuyunun suyunu içmeyin" demişler. Kimine göre, kuyuya ceset atılmış, üzerine çürüsün, kimlikleri belli olmasın diye asit dökülmüş.. Hem ceset var hem de asit. Başkaları da bunları içip ölmesin diye söylenmiş sanki..

Albay Uğur diye birinden söz ediliyor. "Ergenekon tutuklusu emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un ismi kayıtlara 'PKK öldürdü' şeklinde giren Albay Rıdvan Özden cinayetinde de geçmişti. 'Fatih' kod adlı PKK itirafçısı, Albay Özden'in dönemin Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanı emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un kurduğu ve kendisinin de içinde bulunduğu 9 kişilik 'yetkileri sınırsız' ekip tarafından öldürüldüğünü söyledi. Ergenekon tutuklusu Albay Uğur, Şener Eruygur'un Jandarma Genel Komutanı olduğu dönemde Jandarma İstihbarat Teknik Daire Başkanıydı."

Tuncay Güney, Silopi'de öldürülerek asit çukurlarına atılan çok sayıda Kürt olduğunu öne sürmüştü. Güney, "Küçük'ün ekibi ve JİTEM'cilerin kullandığı mekanlar buralarıydı. Net adres olarak, Habur sınır kapısına giderken Mardin'in eski ilçesi Cizre'den sınıra yakın yerde solda karşına bir tesis çıkar, askerler koruyordur. Orayı kazarsan çok ceset çıkar. BOTAŞ'ın Diyarbakır, Batman, Adıyaman'da da işletmeleri var, oralara da bakılsın" diyordu..

Ceset fışkıracak toprağı sıksan!

Eğer asit kuyuları doğru ise, yeni bir skandalla karşı karşıya kalacağız demektir.. Bu, tarihe malolacak bir katliamın ortaya çıkması anlamına geliyor..

İddialar doğru ise Nazi subaylarının işkence ve cinayetlerinden ne farkı var bunun?.

Genelkurmay'ın Basın Sözcüsünün açıklamaları bu iddialar karşısında çok da inandırıcı gelmiyor..

Peki, mesela Albay Özden'in PKK tarafından değil de, Ergenekon tarafından infaz edildiği ortaya çıkarsa, o zaman bu açıklamayı yapanlar / yaptıranlar istifa edecekler mi? Sorumlulardan hesap sorulabilecek mi?

Bu işler olurken, zamanın Genelkurmay, ordu ve kuvvet komutanlarının bu işlerden hiç mi haberleri yoktu ya da vardı da susuyorlar mıydı, yoksa onlar da işin içinde miydiler?.

Ergenekon'da artık dönemin Genelkurmay başkanlarının adları da telaffuz edilmeye başlandı.. Karadayı, Kıvrıkoğlu, bazı kuvvet komutanları, Koman ve diğerleri.

Sahi Ergenekon'un muvazzaflar arasındaki uzantılarının hâlâ neden üzerine gidilmiyor?

Bu iddiaların en kısa zamanda araştırılarak gerçeğin ortaya çıkartılması gerek.

Daha ilk günden bulgular, ne yazık ki, iddiaların doğruluğunu gösteriyor..

Birini öldürüyorlar, sonra öldüreni de öldürüyorlar..

Bu işlerin vatanseverlikle ilgisi yok..

YÖK eski Başkanı Gürüz'ü ulusalcı bilirdik, Amerikancı çıktı..

Doğan Media da ulusalcılara destek veriyordu değil mi, Alex Springer gerçeği bize başka şeyler söylüyor..

Zaten bu çeteyi soğuk savaşta ABD, NATO kurmadı mı, onlar eğitmedi mi, parasını onlar vermedi mi? Aynı ülkenin çocuklarını birbirine kırdıran kimdi?

Tavşana kaç, tazıya tut! Sonuçta dostlar alışverişte görsün..

Nereyi kazsan bomba çıkıyor.

Günlerdir Gazze vesilesi ile Güneydoğu'dayım.. Mardin, Diyarbakır, Urfa, Batman, Bitlis, Midyat, Siverek... Vatandaşa soruyorum, "Bu haberlere ne diyorsunuz?" diye.. Herkes bu iddiaların on katı daha vahim en az 10 olay anlatıyor.. Daha sıra buralara gelmedi. "Şehirden kırsala doğru açıldıkça daha neler duyacaksınız" diyorlar..
Tuncay Güney'e göre öldürülenlerin kemiklerini bulamazlar. Çünkü önce plastik fıçılarda cesetleri eritip sonra kuyulara döküyorlarmış..

Belçikalılar Kongo'da Lumumba'ya yapmışlardı aynı şeyi.. Patrice Lumumba (2 Temmuz 1925 - 17 Ocak 1961), Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı idi. Belçika Kongosu'nun Kasavi bölgesinde doğdu. Kongoluların kurduğu bir misyoner okulunda eğitim gördü ve Leopoldville (Kinşasa) ve Stanleyville'de (Kisangani) rahip ve gazeteci olarak çalıştı. Ardından 1955'te Lumumba bir sendikanın başkanı seçildi ve Belçika Liberal Partisi'ne katıldı. 1958'de Kongo Ulusal Hareketi'ni kurdu. Beyazların eğittiği bir siyahtı. Ama onların dediği gibi yapmayınca önce iftiraya uğradı.. Malum media, aleyhinde yayın kampanyası başlattı. Tehdit edildi. Sonra da Lumumba iki arkadaşıyla birlikte muhtemelen 17 Ocak 1961 saat 9:40'la 9:43 arasında infaz edildi.. Şubat 2002'de Belçika hükümeti "Lumumba'nın öldürülmesinde sorumluluk sahibi olduğunu" kabul etti. Temmuz 2002'de ABD hükümeti ve CIA'in, Lumumba karşıtlarına para ve politik destek yardımında bulunarak ve Mobutu'ya silah ve askeri eğitim sağlayarak Lumumba'nın öldürülmesinde rol oynadığı ortaya çıktı.

Orada da halkın dili, şehir isimleriyle uğraşmışlar. Kıyafetleri ile, yedikleri, içtikleri ile.. Toplumu çağdaşlaştıracaklar ya! Dinleri ile uğraştılar.. Sonra da öldürdüler.. Fransa'nın Çad'da yaptığı farklı bir şey miydi? Ya da Hindistan'da, Çin'de yaptıkları? Amerikalıların Kızılderililere yaptığı.. Sonuçta çıkarları sözkonusu olunca ilkelerini unutuyorlar. "Bir damla kan, bir damla petrol" hesabı..

Bugün Gazze'de olanlar da dün olanlardan farklı değil..

Sahi bugün CHP'nin, ÇYDD'nin, ADD'nin, bazı vakıf, sermaye grubu, media grubunun yaptığı farklı bir şey mi?

Sonunda zalimler de tek bir ümmettir.. Bunun Türkü, Arabı, Kürdü, ya da Belçikalısı, İngilizi, Fransızı, Amerikalısı, Rusu olmuyor..

Hep aynı şey! Tarih tekerrür ediyor. "Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi" der Akif!
Artık ders alsak iyi olacak..

Ergenekon gerçeğinin patenti belli.. Ulusalcılık, birileri için sadece ucuz bir makyaj malzemesi.. Birileri aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine iktidar ve servet arama peşinde.. Bu tuzağa düşmeyelim..

Ha! Bu arada Tolon paşamız da tahliye olmuş. Gözü aydın.. Önümüzdeki günlerde müşteki olduğu davanın yeni bir duruşması var, bekleriz efendim! Nereden nereye.. Hani derler ya "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste" diye.. "Etme-bulma dünyası" burası.. Buradaki hesap burada bitmeyecek daha, bir de ahiret boyutu var.. Buradaki daha ne ki! O gün kimse belgeleri saklayamayacak ve ölüler dirilip gelecekler..

Selam ve dua ile..

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK
Logged
09 Şubat 2009, 08:53:23 ÖS 20
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #26 :»



evet

ben ne zaman bu devletin de terör yaptığından bahsetsem
tepki alır sözlerim
bilmem ki daha ne zaman kabul ederler  bu devletin de teröristlik yaptığını

israili lanetlemeyi kınamayı bilenler tc devletini de kınamadıkça samimi olamayacaklardır.

"ne alakası var" diyenler için bu konu açılmıştır yetmez diyenlere linkle aşağı saçılmıştır :

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


Alıntı

 dtp lideri ahmet türk, ergenekonun devletin içine sızan değil, devletin oluşturduğu bir örgüt olduğunu savundu.

ntvmsnbc.com  20/01/2009


Logged
09 Şubat 2009, 09:43:16 ÖS 21
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3670
Nerden:

Offline
« Yanıtla #27 :»

Allah'ım gene eski günlerdeki gibi ....

Tamam gene güncel bir örnek olsun ...
Vakti zamanının Demireli ..
İsraili Arayıp Hamas saldırısında hayatını kaybeden İsrail vatandaşları için başsaglıgı diliyor haması terör örgütü ilan ediyor ...
Vakti zamanının Tayyibi ..
Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz , sahildeki çoçukları bombalıdıgınızıda biliriz diyor Hamasın manevi hamisi oluyor ...
İmdi Şekil 1 a da devlet hangisidir ...
A- Yoktur birbirinden farkı ikiside devlettir ...
B-Demirel onursuzdur , Tayyip onurludur , devlet demirel zamanında yoktu tayiyp zamanında var ...
C-Devleti temsil eden insanların hatalarıda , başarılarıda devlete mal edilemez , devlet halkın temsil edildigi ölçüde iyi devlettir ...
D-Hiç biri degil işime gelirse terörist , işime gelmezse devlet ana olur ....

Zatenki ..
Zatı Ahmet Türk olan amcanın sözleride aslında çok iyi devlet tanımını veriyor ...
Kötü olan Devlet olmalıki , devletten ayrılmak meşru olsun ...
Eger Kötü olan devlet adamları olursa , kötü devlet adamları temizlendiginde söyleyecek söylemleri kalmaz ...
Olayı tersinden düşünün gözünü seviyim ...
Devlet İslam devleti olsa ...
Ergenokonda statukocu degilde statukoyu devirmek isteyen faşist bir örgüt olsa ...
Gene Devletimi suçlayacaksınız ....

Devletin iyiligi yada kötülügü halkıyla olan bütünlügü , toplumsal anlaşmanın düzeyi vs gibi konularla belirlenirrrrr

Gene eski günlerdeki gibi Smiley


Selamlar ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
09 Şubat 2009, 09:49:28 ÖS 21
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4071
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #28 :»

ay hiç girmeyeceğim bu sonunda kaşıntı veren tuhaf tartışmaya

ozanca aleykum selamlar

max kolay gele

....Smiley
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
09 Şubat 2009, 10:16:28 ÖS 22
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3638
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #29 :»



eski günleri yaad ediyoruz ozanca  fena mı Smiley
şekiller a lar b ler falan filan
senin yönteminle cevap vereyim belki sencileyin anlarsın...

A - devlet kontonktürel şartlara göre politika değiştirebilir... misal abd nin hard politika(bush)  soft politika(clinton ve belki de obama) dönemleri

B -  devlet yöntem değiştiriyor olabilir. misal : ergenekon işlevini bitirdi ve emekli edilmesi lazım. şu anki süreçde emeklilik hazırlıkları...

C - devleti temsil ettiğini iddia ettiğin liderlerin kişisel karakterine bağlı olarak göstereceği farklılıklar devletin ana kaidelerini bozamaz.  demirel ile tayyip kadar farklı karakter ve de duruşta olsalar bile devletin değişmez kurallarına uyulmasında farkları yoktur olamaz. ha olur ise foruma bir link koymuştum izlediniz mi bilmem
tekrar koyayım :

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

D - hiçbirini beğenmedi isen işime gelsin gelmesin devlet terörist faaliyetlerde bulunmuştur ve kürt halkına zulüm yapmıştır...
bunu bu devlete olan hasımlığım nedeni ile söylemiyorm. islam vasfı ile nitelenen iran zulüm yapmış ise onun zulmüne de itiraz ederim. mümin zulme karşıdır. nereden gelirse gelsin......
tarih bunu yazmasa bile allah yazmaktadır.....
Logged
Sayfa: 1 [2] 3 4   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.115 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu