27 Ocak’ta Kayseri’deyiz

Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
anasayfa anasayfa giris kayit
  İslami Düşünce Platformu > GÜNDEMDEKİLER > Haberler > Güncel Konular (Moderatör: Yonetim) > 27 Ocak’ta Kayseri’deyiz
Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:

Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gönderen Konu: 27 Ocak’ta Kayseri’deyiz  (Okunma Sayısı 705 defa)
0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
24 Ocak 2012, 02:22:46 ÖS 14
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« :»



Kardeşlerimize destek için 27 Ocak’ta Kayseri’deyiz



Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


İsrail 1948 den beri yaptığı katliamlarda binlerce sivil insanı, Aralık 2008’de ise Gazze’de yarısından fazlası kadın ve çocuk olmak üzere 1500 kişiyi katletmiştir. Gazze’ye ölümcül bir ambargo uygulamaktadır. Utanç duvarı, esirlere kötü muamele, kullanılması yasak silahlar kullanma vb uygulamaları, işgalle beraber yürüttüğü insanlığa karşı işlenen suçlardandır. 31 Mayıs 2010 tarihinde ise İsrail ordusu insani yardım için yola çıkan Mavi Marmara gemisi ve filodaki diğer gemilere saldırmış, 9 kişinin hayatını kaybetmesine ve onlarca kişinin yaralanmasına neden olmuştur. Yolcuları hapsetmiş ve eşyalarını gasp etmiştir. Bütün bunlar yaşanırken İsrail yönetimine dünyanın dört bir yanında siyaset, hukuk, medya, ekonomi, kültür, sanat ve spor alanları da dahil olmak üzere her platformda doğal olarak tepki gösterilmektedir.
Kardeşlerimize destek için 27 Ocak’ta Kayseri’deyiz

23.01.2012 - Kardeşlerimize destek için 27 Ocak’ta Kayseri’deyiz

Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi'nde Kayseri Kaski Spor ile, İsrail’in Maccabi Bnot takımları arasında oynanan Euro CUP kadınlar basketbol müsabakası sırasında Filistin bayrakları açtıkları ve yine hep birlikte "Kahrolsun İsrail" şeklinde slogan attıkları için 30 genç hakkında “Din, Dil, Irk, Etnik Köken, Cinsiyet Veya Mezhep Farkı Gözeterek Hakaret” suçlamasıyla dava açıldı.  Söz konusu davada 30 genç Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un 14/2 ve TCK ‘nun 53/1 maddelerinden 1 yıl hapis cezası istemiyle yargılanmaktadır.

Türkiye halkının İsrail'in zulmüne karşı onurlu çabaları ve duyarlılığı tüm dünyada örnek ve övgüyle anılırken açılan bu davanın neye hizmet ettiği çok net ortaya çıkmaktadır. Türkiye ve dünya kamuoyu, suçlar da suçlular da apaçık, hiçbir şüpheye yer olmaksızın belli olduğu halde, yaklaşık bir buçuk yıldır yargıdan Mavi Marmara’da katledilen 9 insani yardım gönüllüsünün katillerinin yargılamasını beklerken savcı ve yargıçlar erdemli gençlere dava açmakla meşgul olmuş görünüyorlar. Kayseri’deki yargının göz kamaştıran hızını Mavi Marmara saldırısı failleri olan katil İsrail askerleri içinde görmek adaletin gereği olsa gerektir.

Mavi Marmara katılımcıları ve Filistin dostları olarak biz de 27 Ocakta Kayseri’de gerçekleşecek duruşmaya giderek, Mavi Marmara gemisinde 9 Türkiyeli yardım gönüllüsünü katleden İsrail’i protesto ettikleri için haklarında dava açılan gençlere destek olacağız.

Gençlere destek olmak için Kayseri’ye gelmek isteyen vatandaşlarımız için otobüsler kaldırılacaktır. İsteyen destekçilerimiz 0212 631 21 21 numaralı telefondan İHH İnsani Yardım Vakfı’nı arayarak ismini yazdırabilirler. Kayseri’ye gidecek otobüsler 26 Ocak akşamında hareket edecektir.

İnsan onur ve haysiyetini ayakta tutan erdemli gençlerle aynı düşünceyi paylaşıyoruz ve onlarla beraber tekrar haykırıyoruz: 

“Kahrolsun İsrail”: Bebekleri ve sivilleri katlettiği için

“Kahrolsun İsrail”: Filistin topraklarını işgal ettiği için

“Kahrolsun İsrail”: Mescid-i Aksa’ya ve kutsallara saldırdığı için

“Kahrolsun İsrail”: Kendi din ve ırkından olmayanları aşağı gördüğü için

“Kahrolsun İsrail”: Din, dil, ırk farkı gözeterek her türlü zulmü yaptığı için

“Kahrolsun İsrail”: Mavi Marmara’ya saldırdığı için

“Kahrolsun İsrailin Yandaşları” :  Zulme Ortak Oldukları İçin

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK


Logged
24 Ocak 2012, 02:26:30 ÖS 14
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #1 :»



“Kahrolsun İsrail!” diye bağıran gençlere ağabey hatırlatması…

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Senai DemirciHaber 7

Böyle bir davanın açılması vicdanı sızlatıcı. En azından gereksiz. Belli ki şık durmuyor. Umarım, beraat edersiniz. Fakat asıl beraat arayacağınız yer TC mahkemeleri değil
Haberi KaydetArkadaşına Gönder
23 Ocak 2012 09:19 -


Belki beni taşlayacaksınız. Hain diyeceksiniz. Küseceksiniz. Söylediklerimi hemen şimdi anlamanızı beklemiyorum. “Sırası mıydı?” diye sorarsanız, bence tam sırası. Fırsat ayağımıza gelmişken, baş başa verelim, konuşalım. 

24 Kasım 2011’de Kayseri Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi’nde Kayseri Kaski Spor ile, Maccabi Bnot takımları arasında oynanan Euro CUP kadınlar basketbol müsabakası sırasında “Kahrolsun İsrail” diye bağırdınız. Hakkınızda dava açıldı. Bugünlerde yargılanacaksınız.

Böyle bir davanın açılması vicdanı sızlatıcı. En azından gereksiz. Belli ki şık durmuyor. Umarım, iş tatlıya bağlanır, beraat edersiniz.

Fakat asıl beraat arayacağınız yer TC mahkemeleri değil çocuklar.

Şimdi iyi dinleyin.

    Kendinizi rahmetli Furkan Doğan’ın yanına koyuyorsunuz; buna hakkınız yok. Furkan slogan atmak için binmedi Mavi Marmara’ya. Slogan atmak değil ki dava; canını ortaya koymaktır. Can davası ise spor salonlarında olmaz. Geçelim.
 
   Maça gittiyseniz, maç seyredersiniz. İyi oynayanı takdir edersiniz ya da kendi takımınızı alkışlarsınız, hepsi bu. İsrail’den gelen basketbol takımının bayan oyuncuları ne sizi vurmaya geldi ne de Furkan’ı vuranları temsil ediyor. Yapılanlardan onlar sorumlu değil, sorumlu olsa bile iyi karşılanacaklarına dair bir sözleşmeye güvenerek geldiler. Müslümanların kinci ve intikamcı olmadığına kanaat ederek misafirimiz oldular. Devlet de biz halkı adına bu güvenceyi verdi; siz niye bizi mahcup ettiniz? Hadi bunu da “deli”kanlılığınıza verelim.

    En azından misafirinizdir o kızlar; misafire ev sahibi olmanın avantajına dayanarak lanet yağdırmak yakışır mı size? Hakkınız var mı buna? Silahlı askerlerin silahsız ve savunmasız sivilleri öldürmesi değil mi lanetlediğiniz? Kuvvetin hakkı ezmesi değil midir “kahrolsun” dediğiniz? Peki siz niye aynısını yapıyorsunuz?

    “Birinin yaptığı hata ile bir başkası suçlanmaz.” Kur’ân’ın temel ilkesidir bu. Ne kadar ağırımıza giderse gitsin, mümin olarak bu hakikatin ardı sıra yürüyeceğiz. Canımız yansa da. Dudaklarımızı ısırsak da… Eğer Furkan gibi olmak istiyorsanız, canınız yansa da susacaktınız orada. Kolay olanı yaptınız, slogan attınız, toptancılık yaptınız. Hadi bunu da geçelim.
   
 Siz Yahudileri lanetlerken, farkına varmadan, Yahudileşme tavrı sergiliyorsunuz. Basket oynayan oyuncuların kişiliğine ve görüşlerine bakmadan hepsini bir ırktan diye yaftalıyorsunuz, kahra layık görüyorsunuz. Irkçılık budur işte çocuklar. Yahudileşme tavrının ta kendisidir bu; iliğidir. Hiç olmazsa, bu beklemediğiniz dava, bu konuda uyanık ve duyarlı olmanıza vesile olur diye ümit ediyorum. Benimle beraber, şeytana inat secdeye giden sizlere de şeytanın bir numaralı günahı ırkçılığa karşı olmak düşer, değil mi?

    Siz Yahudilere değil Yahudileşmeye düşman olmalısınız çocuklar. Görüşlerini sormadığınız ve kişiliklerini bilmediğiniz insanları, toptan ve hepten “kahrolası” diye etiketlemek Yahudileşme tavrıdır. Kahrolsun dediğiniz tavra siz özne oluyorsunuz. Yazık değil mi?

    Unutmayın, kötülüğe kötülükle karşılık vermek kötülüğe iyilik etmektir. Düşmanınıza karşı misilleme yaparsanız, düşmanınızı öğretmeniniz yaparsınız. Yani ona “ne iyi ettin de kötülük yaptın, bak biz de aynısını yapıyoruz, senden öğrendiğimiz gibi” dersiniz. Kahrolsun dediğiniz İsrail size kötülük öğretiyor farkında mısınız?

    Sizi üzdü bu dava biliyorum, yanınızdayım. Ama lütfen bu işe sevgili Furkan’ımızı karıştırmayın. Bu davranış Furkan’la özdeşleşecek, Furkan’la markalanacak bir davranış değil. Furkan ve arkadaşları mazlumun yanında olmak için şehit oldu; siz ise cahillik edip zulmettiniz. Slogan atmayı dava sandınız; Yahudileşme tavrı sergilediniz. Gelin Furkan’dan hep birlikte özür dileyelim.

    Her vakit ettiğim duayı sizin için de ediyorum, siz de kendiniz için edin: “Allah’ım tarafgirlikten ve garazdan uzak tut beni…” İşlerinizi taraftarlığa indirgediğinizde bir şey kazanamazsınız, sırf tarafgirlikle doğrunun yanında olsanız bile doğru olmaz duruşunuz. Hakkın taraftarlığa ihtiyacı yoktur; garaz üzerinden adalet üretilmez. Lütfen Hz.Ali’nin [ra] savaş sırasında yüzüne tüküren düşmanı karşısındaki alicenaplığını hatırlayalım. Yoksa, “ilmin kapısı”nı açamaz, “ilmin şehri” Muhammed Mustafa’ya [asm] ümmet olamayız.


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK

Logged
24 Ocak 2012, 02:33:26 ÖS 14
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #2 :»

Furkan şehid oldu ..
Gençler tutsak oldu ..
Senai amca ne oldu ?
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
24 Ocak 2012, 02:40:36 ÖS 14
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #3 :»


"Biz kendisinin bugüne kadar bir ağabeyliğini görmedik."
 
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap


24 Ocak 2012 Salı 00:15


 

Senai Demirci’nin “Kahrolsun İsrail! diye bağıran gençlere ağabey hatırlatması…" yazısında Kahrolsun İsrail dedikleri için tutuklanan gençlere yaptığı eleştirilere 16 Temmuz Gençlik Hareketi adına Bülent Şahin Erdeğer cevap verdi…


BİZ KENDİSİNİN AĞABEYLİĞİNİ GÖRMEDİK!

Senai Bey bize ağabey tavsiyesinde bulunmuş. Yetmemiş "Kahrolsun İsrail" diyen gençlerin neden yargılandığını değil de gençleri sorgulamış, eleştirmiş. Biz kendisinin bugüne kadar bir ağabeyliğini görmedik.
 
İLGİLİ HABER:
'Allah'tan korkmaz Yahudi düşmanları!'
 
Kendisi Filistin konusunda yapılan çalışmaların içerisinde yoğun biçimde yer almış da biz fark etmediysek bilmiyoruz. Şimdi yargılayanları değil de yargılanan Filistin dostlarına ders veriyor oluşu manidar. Ama kendisinin Filistin sorunu, Siyonizm işgali ve uluslarası ilişkiler konusunda ciddi bilgi eksikleri olduğunu söyleyebiliriz.
 

 
Öncelikle hatırlatalım ki, Gençler buraya turistik gezi için gelmiş Musevileri protesto etmediler. Burada, İsrail devletini temsilen gelen bir spor takımını protesto ettiler. Ne dediler? "Kahrolsun İsrail"… Yani “İsrail devleti meşru bir devlet değildir, meşru olmayan bir işgal varlığı burada meşru imiş gibi temsil edilemez” dediler.
 

Spor karşılaşmaları uluslarası ilişkilerde meşruiyet ve tanınma/temsiliyet ile ilgilidir. Yani mahalle takımları gibi amatörce insanlık için oyun oynamazlar. Örneğin KKTC Milli Takımı Türkiye dışında dünyada hiçbir yerde maç yapamaz. Çünkü KKTC meşru bir devlet olarak tanınmamaktadır. Örneğin Siyonist "İsrail" varlığı normal şartlarda bir Ortadoğu ülkesi olması gerekirken Avrupa kupalarında temsil edilir. Dolayısıyla "İsrail" takımını protesto etmenin amacı 1948'de bir hançer gibi İslam coğrafyasına saplanan gayri meşru işgalin gayrimeşruluğunu hatırlatmaktan ibarettir.

BİZ, SAYIN DEMİRCİ'YE SORUYORUZ!
 
Biz Sayın Demirci'ye soruyoruz, kendisi Fransa'da Ermeni soykırımını inkar edenler yargılandığında Fransız yargısını mı, yargılananları mı eleştirecek?
 
1948'den bu yana İsrail'in varlığını gayrimeşru görenlere fırça çekeceğine biraz konuyu araştırmasını öneririz.

Bazıları da Mavi Marmara'daki şehitlerimiz için “şehit değiller, İsrail'den izin almaları gerekirdi” demişlerdi. Bunlar basiretsiz tutumlar. Bizler, Musevisi ile, Hiristiyanı ile Müslümanı ile bin küsur yıldır bu topraklarda barış içinde yaşadık ve İslam medeniyetinin bunun güvencesi olduğunu vurguladık hep. Dolayısıyla Siyonizm’e ve İsrail'e karşı olmak ayrı bir şeydir,  Yahudi düşmanı olmak ayrı bir şeydir.
 
Mavi Marmara'da vicdanlı antisiyonist Yahudiler de vardı.  Ayrıca hatırlatırız ki "Kahrolsun İsrail" "Kahrolsun ABD" "Kahrolsun Çin" demek orada yaşayan herkes kahrolsun demek değildir. Oradaki devletler yıkılsın gitsin zulümleri son bulsun, orada yaşayanlar da o devletlerden kurtulsun demektir. Bunu 3 yaşındaki çocuk bile bilir...

Biz herkesi böyle bilinçsiz ve üst perdeden akıl verişlere inat, 27 Ocak'ta Kayseri'ye davet ediyoruz. Gelmek isteyenler 16 Temmuz Gençlik Hareketinin facebook sayfasından irtibat bilgilerin ulaşabilirler. Şehit Furkan Kardeşimizin ruhunu şâd etmek ve yargılanan kardeşlerimizle dayanışmak için...

                               16 Temmuz Gençlik Hareketi Adına Bülent Şahin Erdeğer...


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
KAYNAK








Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Logged
24 Ocak 2012, 02:47:51 ÖS 14
Üye Bilgileri
maxpayna
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3668
Nerden: ankara

WWW Offline
« Yanıtla #4 :»





destek için istanbul ve ankaradan otobüsler kaldırılacaktır; ilgilenenler için telefon numaraları :




Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap








Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap




Logged
24 Ocak 2012, 03:18:20 ÖS 15
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4225
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #5 :»

Ne tuhaf bilmişlerimiz varmış yahu!
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
25 Ocak 2012, 09:03:52 ÖÖ 09
Üye Bilgileri
FECR
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 2414
Nerden:
Selam Hidayete Tabi Olana


WWW Online
« Yanıtla #6 :»

Kayseri’den Kudüs’e

 
Kayseri'de insanlık, insani dayanışma, erdemlilik ve İslami bilinç yargılanıyor.

Kayseri'de Gazze merkezli, Filistin merkezli o büyük duyarlığı ve dayanışmayı birileri kendince mahkûm etmeyi, küçük düşürmeyi, cezalandırmayı istiyor.

Kayseri'de yeryüzünün vicdanına kara çalınmak isteniyor.

Kayseri'de aslında Uludere duyarlığı, Hrant duyarlığı, Ortadoğu'daki müstezafların duyarlığı sinsice hayatın dışına itilmek isteniyor.

Kayseri'de Rachel'in,

Nureddin'in,

Selahaddin'in,

Berfin'in,

Malcolm'un,

Ebuzer'in,

Selman'ın,

Bilal'in,

Heniye'nin,

Fosfor bombalarıyla yakılıp kavrulan kadınların ve çocukların,

Bütün ezilenlerin ve zulme karşı direnenlerin yüreği daraltılmak, çığlıkları susturulmak, göğe uzanan parmakları kırılmak isteniyor.

Kayseri'de, kirli ağızlar ve satılmış kalemler eliyle, uyanışın önüne içeriden barikatlar kurulmak isteniyor.

Fakat nafile!

Kayseri'den Kudüs'e, Gazze'ye, Diyarbakır'a, Hama'ya, Kahire'ye, yeryüzünün bütün onurlu ve kardeş ırmaklarına uzanan bu intifada selini kim durdurabilir, bu iman izdihamını kim bastırabilir, bu güzellik yumağına kim kıyabilir?

Kentlerin yollarını tutanlar;

Dipçikleri, copları, tankları, topları ve uçaklarıyla yeryüzüne ölüm yağdıranlar,

Her yerde bir 'dokuzlu çete' kurarak insanlara korku salmak isteyenler;

Bizi yaşadığımız yerlerden kovmak isteyenler,

Bizi 'zindanlık etmek' isteyenler,

Bizim kardeşliğimize gölge düşürmek isteyenler…

Bilsinler ki ne evimiz satılıktır ne direnişimiz.

Ne de sınırları aşarak her gün biraz daha büyüyen kardeşliğimiz!

Kahrolsun zalimler, zorbalar ve yandaşları!

Kahrolsun gölgesi arkadan vuranlar!

Kahrolsun şeytan ve yardakçıları, Kahrolsun İsrail ve Amerika!

ALİ DEĞİRMENCİ-Haksöz
Logged

Selam Hidayete Tabi Olanlara

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
27 Ocak 2012, 04:04:31 ÖÖ 04
Üye Bilgileri
serender
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 4225
Nerden: Rize
Dosdoğru ol!


Offline
« Yanıtla #7 :»

Kayseriye Filistin yağıyormuş...

Biz beşik sallıyoruz...

Yolculara bin selam

Ve parola, şöyle gece gece, en karanlığından, en şafağa yakınından, en kırmızı halden....

KAHROLSUN İSRAİL!

amin...
Logged

'Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz' 5/8
27 Ocak 2012, 11:00:07 ÖÖ 11
Üye Bilgileri
narcicegi
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1767
Nerden:

Offline
« Yanıtla #8 :»

Kayseri'de bir İsrail takımıyla oynanan basketbol maçında 'Kahrolsun İsrail' diye slogan attıkları için İsrail'e hakaretten yargılanan gençler beraat etti  

Türkiye ve İsrail takımlarının oynadığı bir basketbol maçında Filistin bayrağı açıp, “Kahrolsun İsrail” sloganı atan ve bu nedenle Kayseri 3'üncü Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 30 genç için hakim beraat kararı verdi.

30 DEĞİL BİNLERCESİ KAYSERİ'DE
 
İstanbul ve Ankara'dan 30 otobüs Kayseri'ye "Kahrolsun İsrail" dedikleri için hapis istemi ile yargılanan 30 gence destek vermek için Kayseri'ye gitti.

Kayseri meydanındanında havanın soğuk olmasına aldırmadan "Kahrolsun İsrail!"  "Şehit Furkan Doğan yolun yolumuz" sloganları attılar.
 
BÜLENT YILDIRIM: İSRAİL'E DAVA AÇABİLECEK CESARETİNİZ VAR MI?


İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım Kayseri medydanında toplananlara meydana seslendi: "Bizi açık denizde öldüren, bize saldıran İsrail'e dava açabilecek cesaretiniz var mı? Bu davadan istediğimiz sonuç çıkmazsa, biz Çağlayan'da yüz binleri toplamayı da, sokaklara dökülmeyi de biliriz."

"Şuanda kardeşlerimiz Filistin bayrağı açtıklarından dolayı yargılanıyorlar; hep birlikte kaldırıyoruz Filistin bayrağını!" sözleri ile konuşmasına son veren Yıldırım, mahkemeden olumsuz bir karar çıkması halinde suç duyurusunda bulanacaklarını da açıkladı.

 
Gazeteci Abdurrahman Dilipak 30 genç için mahkemede müdahillik talebinde bulundu.





30 GENÇ NEDEN YARGILANDI?
 
 Kayseri'de oynanan bir basketbol maçında Kahrolsun İsrail sloganı atan 30 genç 'İsrail'e hakaretten' yargılanıyor. İddianamade para cezasını öngören 14-1 yerine, hapis cezasını öngören ağırlaştırılmış 14-2'den cezalandırılmalı isteniyor.

"Kahrolsun İsrail" sloganı atarak "din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek"  İsrail'e hakaretten 30 genç; eski "şike" kanununa göre iki yıla kadar, yeni haliyle bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmak üzere yargılanacak.

HABER5.COM



« Son Düzenleme: 27 Ocak 2012, 11:01:14 ÖÖ 11 Gönderen: narcicegi » Logged
29 Ocak 2012, 03:12:36 ÖS 15
Üye Bilgileri
Leyl
Daimi Üye
**
Avatar Yok

Mesaj Sayısı: 79
Nerden:

WWW Offline
« Yanıtla #9 :»

Ve bir gencin anlaşılır ricası...


Okuyun Şehzadem!

Abdurrahim BOYNUKALIN
 Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
 
Cuma günü “Kahrolsun İsrail” dediği için yargılanan 30 kardeşimiz için Kayseri’ye gittik. Bu sefer biraz faklı bir durum vardı ortada. Anlamsız bir şekilde “Kahrolsun İsrail” demenin “gaza gelmek” olduğu fikri pompalanıyordu İslami camianın gençleri arasında. Davanız haklı yönteminiz yanlış deniliyordu.
 
Bilir misiniz yöntem deyince benim aklıma sadece slogan atan 30 gencin “gaza gelmişliğinden” daha farklı şeyler gelir. Filistin’de çocukları katledecek bombaların üzerine “huzur içinde ölün çocuklar” yazan zihniyet mesela… Hatta yöntem deyince benim aklıma dünyanın gözü önünde envai kimyasal bombayı Gazze Müslümanları üzerinde test eden bir ordu gelir.
 
Yöntem deyince şehzadem, benim aklıma Cuma günü göğsünden vurulmuş şehidimizin karlar altına o soğuk toprakta yatan bedeni gelir. Biz öfkeliyiz; çünkü öldürülüyoruz. Daha dün Suriye’de 108 kişi katledildi bilmek isterseniz. Farkındayız; “ılımlı” duruşlarınızı bozmak istemeyiz; ama siz de onurlu duruşlarımızı bozmaya çalışmayın.
 
Bizler genciz! Öfkeleneceğiz, bağıracağız, ağlayacağız, hata da yapacağız! Siz Avrupai bir yemek masasında, sakin ve huzurlu insanların şiir okuyarak bir devrim yaptığını hiç gördünüz mü? Bu son olay bu yüzden bize şunu göstermiştir: “İslami camia gençlerinin artık bir abiye gereksinimi yoktur”
 
Bu gençler hiçbir abisinin sözüne kulak asmadan Mavi Marmara’da şehadete yürümüş bir yiğide sahiptir. Bundan sonra da gençler ağabeylerin sözünü düstur almak yerine kardeşlerinin inanmış yürekleriyle hareket edeceklerdir.
 
Kızmayın bize şehzadem; çünkü hep öyle yaptınız! Kardeşlerimizin Kayseri’de beraat kararları okunurken avukatımız şu cümleyi kurdu: “Hayatımın en şerefli görevini icra ettim” Evet şehzadem, biz de orada bulunarak Muhammed Furkan’ın ve sizlerin deyimiyle gaza gelmiş, mevcut güce karşı çıkmış diğer sekiz şehidimizin bedenlerine kurşun sıkmayı hak gören kavme tepkimizi gösterdik.
 
Bir kez olsun bizi savundunuz mu, bir kez olsun İslami camiada iş yapan, koşturan, tertemiz niyetlerle insanlara ulaşmaya çalışan gençleri dinlediniz mi? Diğer Müslüman kardeşlerimizi bize karşı fitneyle, kem düşüncelerle doldururken hiç sızlamadı mı vicdanlarınız?
 
Biz bugüne kadar sizden hiçbir şey istemedik; çünkü alamazdık biliyorduk. Şimdi istiyoruz ve bir kere olsun yapmanızı rica ediyoruz. Bize karışmayın şehzadem. Programlara çıkın, kitaplar yazın, söyleşilere katılın, dernekler kurun; ama bize karışmayın.
 
Biz safımızı belli eden insanlarız. Zalimin karşısında yapılacak en iyi şeyi yaptığımıza inanıyoruz. Size beraat kararı okunurken gözleri umutla, sevinçle dolmuş gözleri göstermek isterdim şehzadem; hala bize inanabilseydiniz eğer…

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Logged
30 Ocak 2012, 10:46:51 ÖÖ 10
Üye Bilgileri
narcicegi
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 1767
Nerden:

Offline
« Yanıtla #10 :»

    “Kahrolsun İsrail!” diye bağıran gençleri kösteklediğimi sandınız. Aksine destekledim. “Slogan atmanız yetmez, attığınız sloganın altını doldurun, üzerini tamamlayın” dedim. “Tepkinizi ucuzlaştırmayın, daha da esaslı bir duruşun yanında olun!” diye uyardım. “İsrail’e tepkinizi taraftarlık düzeyinde bırakmayın, ince bir düşünüşe çevirin, zarifçe bir iç duruş haline getirin” dedim. “Kimi Yahudilerin yaptığına sadece siyasal olarak değil, ontolojik olarak da karşı durun; onlar gibi olmaktan uzak durun ki kahredin onların ahlaksızlığını!” dedim. Gerçi bunları yazarken, “taşlanacağım” da demiştim. Hiç olmazsa, “taşlarsınız beni!” tahminimi haklı çıkarmasaydınız. Bakın, haklı çıktım.  

“Şerefsiz”den “İsrail dostu”na “diyalogcu”dan “sahtekâr”a, “paragöz”den “İHH düşmanı”na kadar türlü etiketler aldım. Yakıştırdınız madem, hepsi yakamda dursun. Sizi utandırmak istemem. Ama şunu da unutmayın, sizden kafa yormanızı bekleyen bir ürün koydum ortaya. Yazı yazdım. Slogan atmadım.  Siz anlamaya kalkmak yerine yeni sloganlar üretmeyi tercih ettiniz. Sizin yerinize düşündüklerini sandığınız birilerinin klişelerini tekrar ettiniz. Bu halinizle “Kahrolsun İsrail!” diye slogan atan gençlerin yaptığını da yapamadınız. Onlar hiç olmazsa zahmet etti, ter döktü, yargılanmayı göze aldı. Siz peşinen yargılamayı tercih ettiniz. Kolayca yaftalamayı seçtiniz. Umarım, bu yazdığımı anlamaya zahmet edersiniz.

Hayatî bir hatırlatma daha: Bana ya da benim üzerimden bir başkalarına yapıştırdığınız toptancı ve aceleci etiketler sizi farklı bakış açılarını görmekten yoksun bırakabilir, sizin gibi düşünmeyenleri anlama imkânlarınızı tüketebilir, muhalifinize ve düşmanınıza borçlu olduğunuz adaleti ve insafı yok edebilir. Bu yetenekler ömür boyu lazım olacak size. Eşinize tavrınızda, çocuklarınızla iletişiminizde, komşularınızla geçiminizde, iş arkadaşlarınızla etkileşiminizde işe yarayacak bu yetenekler. Kalabalıklar gibi düşünme konforuna, klişelere yaslanma rahatlığına daha bu yaşta alışırsanız, taraf olduğunuz kişilere ve kurumlara, benimsediğiniz davalara ve söylemlere de zarar verebilirsiniz. Tuttuğunuz davaya sadakatiniz kalabalıkların desteği ile yürüyorsa, yalnız kaldığınızda-ki kalacaksınız-yalpalarsınız, tökezlersiniz. Yapmayın!

Katılmadığınız bir tane görüşümden ötürü kitaplarımı yakacağını söyleyenler de var aranızda. “Kahrolsun İsrail!” diye bağıran gençlerin beraat etmesine üzüleceğimden emin olanlar da var. Kantarınızın topuzu bu kadar mı oynak, arkadaşlar! Üzülerek belirteyim ki, işte tam da bu anlayış İsrail’i kahrolmaktan kurtarır. Farz edin ki, tümden yanlış yazdım ben. Varsayın ki hepten hata ettim. Birini sadece tek bir hatası yüzünden hepten yok etmenin adı toptancılıktır. İşte o toptancılık faşizmi yok mu, işte bu faşizm yüreğimizin tam ortasına zalim bir İsrail devleti diker. İsrail devleti kahrolsa bile biz “İsrail” olarak kalırız. Öyle yaşar, öyle ölür ve öyle haşroluruz. Bir kardeşimizi bir kez hata etti diye tümüyle silmek yok mu; işte bu yaklaşım dilimizi “Kahrolsun İsrail!” sloganıyla oyalarken, içimize “kahrolası İsrail”ler yerleştirir. Kitaplarımı değil beni yaksanız bile, bu söylediğimi yakmayın, unutmayın. Lütfen!

Benim bildiğim ve sizin de bilmenizi istediğim şudur; Kur’ân’ın yaklaşık üçte ikisi insanın özgün duruşunu inşa eder. Birilerine karşı “tepkisel” duruş değildir bu. Birilerini peşinen düşman varsayarak inşa edilmedi bu “emin duruş”. Kimseyi dışlamadan, kimseleri ötekileştirmeden, her insanı bir ümit bilerek indi insanlığa vahyin merhamet pınarı. Düşmana kılıç çekmeden önce, güneşi ve dağı yeni bir gözle seyredecek, taşları ve yıldızları, çölü ve denizleri anlama bürüyerek yeniden sevecek iman dersi aldık Kur’ân’dan. Bu yüzden, savaşırken bile “merhamet etme”yi “ne olursa olsun kazanma”nın önüne koyar Peygamber [asm]. Bu yüzden dünyanın en muhteşem ordusuna sahip Süleyman [as] karıncaları incitmemeyi zaferden daha öncelikli kılar. “Muhteşem Süleyman”ları [as] bu sırrı anlayalım diye anlatır bize Kur’ân. İktidar ahlakı öğretir bize. “Kontrolsüz güç, güç değildir” der. Bu yüzdendir iki azılı düşmanını birbirinden ayrı tutar Peygamber [asm]. Ebu Cehil’le Ebu Leheb’i toptancı bir tavırla çiğneyip geçmez. Ebu Cehil için içten içe dua eder; farklılığı için insaf eder. Biliyorum zordur bu iş; sancılıdır. Yürek ister. Zihninize yerleştirilmiş hazır klişeler varken, içinizde azgın nefret dalgaları salınırken, insaf çağrısı yersiz gelir. Düşmanınız bile değilken, kardeşiniz olduğu apaçık ortadayken, harcamak yerine insaf etmeyi denemek bu kadar zor değildir ama. Bunu bir başarabilirsek, İsrail kahrolacaktır, çocuklar. Sloganlar değil İsrail’i kahredecek, İsrail’ce yaşamaya karşı içimizden kurduğumuz yürek devleti kahreder İsrail’i.  İçinizde bir adalet çınarı yükselsin. Öfkeli kalabalıkların arasında silik bir gölge olarak geçmek yerine, özenli ve özgün bir duruş sergileyin âleme ki “kahrolsun İsrail!” Gölge olmayın, gövde olun, çocuklar.

Şunu da bir kenara not edin: Tarihte hiçbir erdemli davranış, “ama onlar da öyle yapmasaydı!” tepkisiyle üretilmedi. “Onlar ne yaparsa yapsın, biz böyle yaparız!” diyenlerin erdemine müşteriyiz biz. Misilleme mantığına kalsaydı, Yusuf [as] kendisini kuyuya terk eden, köle diye sattıran kardeşlerine en sonunda “gününü gösterir”di; ama göstermedi. Pısırıklığından mı sizce? “İsrail’de yaşayan herkes her şeyi hak ediyor” diye düşünüyorsak, kendisine ve dostlarına ambargo uygulayıp aç bırakan, yurdundan süren, hicret ettiği Medine’yi de dar getiren Mekkelilerin kıtlık çektiğini haber aldığında yardım gönderen Peygamber’i [asm] de ayıplardık herhalde. Küserdik, kim bilir!

Sizin hoşunuza gitmeyen, sizin hemen anlamayacağınız şeyler yazmış olabilirim; doğru. İyi de bu beni kategorize etmenizi gerektirir mi? Beni kendinizce tanımlayıp bir köşeye yerleştirme, adımı koyup keyfinizce paketleme hakkı verir mi size? Neden özgün ve sahici bir insan olarak göremiyoruz muhaliflerimizi? İlle de bir komplonun parçası görmek zorunda mıyız farklı görüşleri? Yapmayın, etmeyin! Siz sokak ağzıyla konuşacak adamlar mısınız? Siz kuru gürültülerin korosuna dâhil olacak kadar sıradan mısınız? Vicdanınız hür olmalı! Fikriniz özgün durmalı! Ezberleri bir kenara koymanın vakti gelmedi mi? Diyalog üzerinde 15 dakika bile kafa yormadan birini diyalogcu diye suçlamanın neresi mertlik? Bir cemaatin yüz binlerce mensubunun emeğine bir anlık bile saygı duymadan, tek bir kelimede, biricik cümlede hepsini silip atmanın neresindedir insaf?

Vahyin inşa ettiği pırıl pırıl akıl sahipleri olarak, slogan atmak yerine, slogan atmanın yanında durmak yerine iş üretmelisiniz, iş! Fikir çıkmalı sizden. Stadyumlarda değil kütüphanelerde kahredin İsrail’i. Bağırarak değil düşünerek kahredin İsrail’i. Kardeşlerimizi katleden İsrail’i kahretmek istiyorsanız, kardeşliğimizi katleden milliyetçiliğin, Türkçülüğün, Kürtçülüğün, devletçiliğin, laikliğin, zorbalığın, toptancılığın, kabalığın, secdesizliğin, cimriliğin, softalığın, bağnazlığın, tembelliğin, vurdumduymazlığın karşısına koyun kendinizi. Hiç durmayın. Sesinizi değil sözünüzü yükseltin. Yumruğunuzu havada sallamak yerine, elinizi işinize verin. “Tekbir”leri slogan diye atmak yerine, tefekkürünüz eyleyin, hazmedin.

Son bir söz de sözlükçü kardeşlerime: Ben size “beni adamdan sayın!” demedim, “adam olun!” dedim. Müminler adına yola çıktığınız halde –belli ki ipin ucunu kaçırdığınız için- “gıybet ve dedikodu bataklığı” ve “karalama tahtası” haline gelmiş platformunuzun bana onur-kıyımı yapıp yapmaması benim değil sizin sorununuz olmalı. Siz “adam gibi” bir sözlük yaptığınızda “foyamı saklayabildiğim” ve “maskemi yüzümde tutabildiğim” için değil kardeşlerimin vahyin hakkını veren onurlu ve duyarlı bir platform oluşturduğuna şahit olduğum için sevineceğim.

Bu yazımdan ötürü de beni taşlayacaklar çıkacak elbette. Korktuğumu söyleyecekler. Olsun, benim de vekilim Rabbimdir; benim olmadığım yerde, benim duymadığım kapı arkalarında, elimin ve dilimin ulaşmadığı köşelerde benim haysiyetimin koruyucusu O’dur.

Beni karalayanlar sadece ahiret yükümü hafifletirler.  Teşekkür borçlanırım onlara.

Senai Demirci - Haber 7
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

« Son Düzenleme: 30 Ocak 2012, 10:47:31 ÖÖ 10 Gönderen: narcicegi » Logged
30 Ocak 2012, 03:24:12 ÖS 15
Üye Bilgileri
ozanca
Genel Yönetici
*

Mesaj Sayısı: 3674
Nerden:

Offline
« Yanıtla #11 :»

Eh demek artık boş boş slogan atmıyoruz ...
Demek artık bir slogananın arkasına takılan yazarlar ,savcılar kimbilir belki devletler oluyor ...
Sloganın ahengine göre kimi ileri , kimi geri adım atıyor ..
Özetlersek , artık gercekten slogan atıyoruz ...
Aferim bize ...
Artık bir şeyleri başaracagımıza olan inancım artıyor ...
Logged

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
04 Şubat 2012, 09:08:27 ÖS 21
Üye Bilgileri
HÜDA
Üye
*

Mesaj Sayısı: 30
Nerden:

Offline
« Yanıtla #12 :»

                                                    ACZ Mİ AFV MI
       Rasulullah (s.a.v) Vahşi’ye müsamahalı davranmış, amca katiline.
       Yine  O, kendisini mehcur edenlere de avf ile muamele etmiş
       Taş yağdıranlara beddua etmemiş.
       Lakin  dikkat buyurun; tüm bunlar küffara karşı bir acziyet
 içinde olmayı gerektirmiyor. Her daim mü’minler affedici mi bulunacaklar?
       Halbuki…
       Rasulullah, bir nebevi sünnet sadedinde Müslümanlara kafirler
 tarafından uygulanan bir zulmü – o kafirlerin Müslüman olmaları
 müstesna – karşılıksız bırakmamıştır.
       Misal; Bir-i Maune ve Ric’i olaylarıyla pusuda şehit olan
 Müslümanların intikamları Beni Lihyan seferiyle, Cemum seferiyle alınmıştır.
       Hendek Savaşı, Mekkeli putperestlerin Medine’ye son saldırısı.
 Çevredeki tüm putperest Arap kabileleri de Mekkelilere dahil oldular.
 Oldular ancak onları Rasul affetmedi. Hemen hepsi gece baskınlarıyla mahvoldular.
       Hendek günü Müslümanlarla beraber olmaları lazım gelen Kureyza
 Yahudileri antlaşmaya muhalif olarak Müslümanlara ihanet ettiler. Müslümanlar
 da onları kuşatmış, erkekleri öldürülmüş, kadın ve küçükler sürgün edilmiş, malları
 ganimet olarak alınmıştır.
       Kaynuka ve Nadr oğullarının da yaptıkları yanlarına kâr kalmadı. Şiirleriyle
 hicv yapan Ka’b bin Eşref öldürülmüştür.
       Muhammed b. Mesleme yönetimindeki mücahitler, Beni Bekir ve
Kuraytoğullarını mahvetmiştir.
       Ukkaşe bin Mihsan adlı komutan ihanetçi Esedoğullarını Gamre seferiyle bozguna
 uğratmıştır. Ve diğer, saldırıya mukabele sünnetleri…
       İmdi, Rasullün takipçileri olması gereken biz Müslümanların belirttiğimiz sünnete
 ne kadar tâbi olduğumuzu düşünün. Şahsına yapılan taarruzları affetmiş olması, Nebi’nin
 dine ve Müslüman ümmete karşı gerçekleştirilen zulümleri acz içinde seyretmesini
icab ettirmedi. Üstelik  şu emri ilahi Rabbimizin de bu doğrultuda amel etmemizi iş’ar
ediyor:  “ Veharrıdıl mü’miniyne’ l gıtal “ ( Ve mü’minleri savaşa teşvik ( tahrik) et! )
                                                        
       Muhtemeldir, “ Kahrolsun İsrail” diyen şebab, yanı sıra sopa- taş saldırısında
 bulunsalardı bazı akil adamlar şöyle nida edebilirlerdi:
-Bir kısım  güruh “intikam” isteruz deyu feryat ediyorlar. Bila istisna iş bu güruhun
 husule getirdikleri hoş görgüsüzlük nedeni ile hemencecik alınıversin kelle-i fakirleri
icabında, vesselam.
       Biz yine de sloganlarımızı gaib etmeyelim ey dostlar:
               
                EL MEVT Lİ İSRAİL
                    EL MEVT Lİ İSRAİL

                                                            HÜDA
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.16 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.634 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu